<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>beceri | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/beceri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/beceri</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>beceri | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/beceri</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[Asperger Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Asperger, davranış sorunu değil; nörogelişimsel bir bozukluk!</strong></p>
<p>Asperger sendromu olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde dil ve zeka yetenekleri olduğunun gözlemlendiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çoğu otizmliden farklı olarak insan ilişkilerine heveslidirler ancak çoğunlukla kendi ilgi alanları doğrultusunda ilişki kurmak isterler. İyi sözel becerileri ve özellikle ilgi alanlarında ciddi bir bilgi birikimleri vardır ancak basit imalı lafları bile anlamada güçlük veya temel sosyal normlar için gerekli olan basit konuşmalarda zorluk gözlemlenir.” dedi.</p>
<p>Toplumda Asperger sendromu hakkında sık karşılaşılan yanlış inanışlar olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Asperger sendromlu bireylerin duygusal olarak soğuk ve ilgisiz oldukları, sosyal becerilerden tamamen yoksun oldukları ve Asperger sendromu olan herkesin otizmin bütün belirtilerine sahip olduğu düşünceleri sık karşılaşılan yanlış inançlardır. Asperger sendromunun basit bir davranış bozukluğu olduğu inancı da sık karşılaşılan yanlışlardan biridir. Asperger sendromu nörogelişimsel bir bozukluktur ve  sosyal, duygusal ve davranışsal anlamda bazı zorlanmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erken teşhis, doğru destek ve eğitimle yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor!</strong></p>
<p>Asperger sendromunun yaşamın erken döneminden itibaren başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren uygun davranışlarda bulunmama, konuşmaya uygun cevap verememe  gibi sosyal ilişkilerde beceriksizlik; yüz ifadesi, beden dili gibi sosyal mesajları anlayamamak, konuşmada  mizahı ve alaycılığı ya da normal konuşma için önemli olan jestleri ve sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma gibi önemli belirtileri gördüklerinde muhakkak bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalıdırlar.” dedi.</p>
<p>Tek bir konuya aşırı ve yoğun ilgi gösterme ve İlgi duyduğu konuya tekrar tekrar dönmenin de yine önemli bir gösterge olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken teşhis, bireylerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli stratejiler ve destek mekanizmalarının geliştirilebilmesi için zamanında müdahale edilme şansı vermesi nedeniyle oldukça önem taşır.  Bireylerin güçlü yönlerini anlamak ve zorluklarına yönelik doğru yaklaşımlar geliştirmek ve bireylerin ihtiyaçları olan doğru eğitim programına erken yaşta yönlendirilmeleri ileri yaşlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Asperger’de tedavi, yaşam kalitesini artırmaya yönelik kişiye özel bir destek!</strong></p>
<p>Sosyal ilişkilerin, Asperger sendromlu bireyler için en çok zorlanılan alan olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sosyal ipuçlarını okuma, empati kurma ve karşılıklı sohbeti sürdürme konusunda oldukça zorlanabilirler. Bu durum, bireyin yalnızlaşmasına ve sosyal izolasyona yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Asperger sendromu tedavisinin, durumu ‘iyileştirmek’ yerine bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen destekleyici terapileri içerdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Tedavi planı, zayıf ve güçlü yönleri birlikte ele alınarak ‘kişiye özel’ oluşturulmalıdır. Sosyal Beceri Eğitimi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), davranışsal destekler, özel eğitim müdahaleleri ve anne-baba eğitimi ve yönlendirmesi gibi yöntemlerle yaşanan zorlukların yönetilmesi hedeflenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İşveren farkındalığı ve esnek düzenlemeler, iş hayatına entegrasyonu kolaylaştırır! </strong></p>
<p>Yetişkin Asperger’li bireylerin iş yaşamında hangi desteklere ihtiyaç duydukları hakkında da bilgi veren<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İşyerinde ekip çalışması gibi sosyal beceri gerektiren durumlar zorlayıcı olabilir. İşverenlerin farkındalığı, esnek çalışma düzenlemeleri ve mentorluk programları, bu bireylerin iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırır. Sosyal etkileşimde yaşanan zorluklar iş yerinde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu bireyler genellikle belirli bir konuya yüksek düzeyde ilgi duyarlar ve bu konuyu öğrenmek için aşırı miktarda zaman harcayabilirler, bu da bir işe dikkatlerini verme veya aynı anda birden fazla görevi yerine getirme becerilerini engelleyebilir. İşyerinde açık ve doğrudan iletişim stratejileri geliştirmek faydalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları başladı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/11-bilim-ve-fikir-festivali-basvurulari-basladi-603199</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[11]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[başvuruları]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/11-bilim-ve-fikir-festivali-basvurulari-basladi-603199">11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları başladı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı.</p>
<p><strong>Stratejik bir eğitim hamlesi… </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bilim ve Fikir Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Bilim ve Fikir Festivali’nin (BFF) yalnızca bir yarışma değil, gençlerin erken yaşta bilimsel düşünme, proje üretme ve girişimcilik kültürüyle tanışmasını amaçlayan stratejik bir eğitim hamlesi olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Proje odaklı eğitim anlayışı lise düzeyine taşınıyor…</strong></p>
<p>Festivalin ortaya çıkış gerekçesini dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivalin doğuş amacı; lise öğrencilerini yalnızca bilgiye ulaşan bireyler olarak değil, çevresindeki sorunları fark eden, sorgulayan, çözüm üreten ve fikirlerini projeye dönüştürebilen gençler olarak yetiştirmektir. Bu yaklaşım, Üsküdar Üniversitesi’nin proje odaklı eğitim anlayışının lise düzeyine taşınmış bir yansımasıdır. Bilim ve Fikir Festivali, öğrencilerin bilimsel meraklarını somut çıktılara dönüştürebilecekleri bir erken AR-GE deneyimi sunar. Öğrenciler bu süreçte problem tanımlamayı, uygun yöntem geliştirmeyi, elde ettikleri bulguları akademik bir dille ifade etmeyi ve jüri karşısında sunmayı öğrenir. Poster ve sözlü sunum aşamalarıyla desteklenen bu yapı, üniversitelerde yürütülen araştırma ve proje süreçlerinin lise seviyesindeki ilk uygulama alanı niteliğindedir. Böylece öğrenciler, üniversiteye geldiklerinde karşılaşacakları akademik ve araştırma kültürüne önceden hazırlanmış olur.” dedi.</p>
<p><strong>Üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması temel hedeflerden biri</strong></p>
<p>Festivalin temel hedeflerinden birinin de üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması, yenilikçi, sürdürülebilir ve toplumsal fayda üreten projelere dönüşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, “Projelerin yaygın etki ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirilmesi, Üsküdar Üniversitesi’nin girişimcilik ve yenilikçilik odaklı yaklaşımının doğal bir sonucudur. Bu yönüyle Bilim ve Fikir Festivali, geleceğin araştırmacılarını, girişimcilerini ve bilim insanlarını erken yaşta destekleyen; proje kültürünü kalıcı hale getirmeyi amaçlayan stratejik bir eğitim platformu olarak kurgulanmıştır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ezbere dayalı eğitim yerine pratik beceri ve yenilikçi düşünce hedefleniyor…</strong></p>
<p>Ezbere dayalı eğitimin yerini pratik becerilerin ve yenilikçi düşüncenin aldığı günümüz dünyasında Bilim ve Fikir Festivali gibi girişimlerin, yeni nesil liderler ve mucitler için kritik bir fırlatma rampası haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu festival, lise öğrencilerine teorik bilgiyi pratiğe dökebilecekleri, yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri ve geleceğin yetkinliklerini bugünden kazanabilecekleri eşsiz bir gelişim alanı sunuyor. Bu platform, öğrencileri pasif bilgi alıcıları olmaktan çıkarıp aktif fikir üreticileri ve proje geliştiricileri olmaya davet ediyor. Festivalin arkasındaki temel motivasyon, zihinsel sorgulama yapabilen, özgün düşünebilen, yeni fikirler üretebilen ve bu fikirleri somut projelere dönüştürme becerisine sahip gençler yetiştirmektir. Amaç, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda birlikte düşünme, paylaşma ve ortak bir hedef etrafında birleşme gibi kritik sosyal becerileri de geliştirmektir. Bu vizyon, gençlerin hem akademik hem de sosyal anlamda donanımlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.”</p>
<p><strong>Festivale katılmak ne kazandırıyor?</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, genç mucitler için yalnızca bir yarışma ortamı değil; bilimsel düşünme, AR-GE ve proje üretme becerilerinin erken yaşta kazanıldığı bütüncül bir gelişim alanı sunduğunu da dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivale katılan öğrenciler, kendi fikirlerinden yola çıkarak bir problemi tanımlamayı, bu probleme bilimsel ve yenilikçi çözümler üretmeyi ve fikirlerini somut projelere dönüştürmeyi deneyimler. Bu süreç, öğrencilerin analitik düşünme, araştırma yapma ve çözüm odaklı yaklaşım becerilerini güçlendirirken, onları üniversite düzeyindeki proje ve AR-GE çalışmalarına hazırlar. Festival, bir yarışmadan çok daha fazlasını ifade etmektedir; bu platform, öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimleri için özenle tasarlanmış bir deneyim alanıdır. Festivale katılım, sadece bir ödül kazanma hedefinin ötesinde, bir öğrencinin gelecekteki kariyerini şekillendirecek değerli beceriler edinmesi anlamına gelmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Genç mucitler için çok boyutlu kazanç hedefleniyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, katılımcılarına yalnızca bir yarışma deneyimi değil; akademik, kişisel ve kariyer gelişimini destekleyen çok boyutlu kazanımlar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Festival, öğrencilerin bir fikrin ortaya çıkışından projeye dönüştürülmesine ve akademik ortamda sunulmasına kadar geçen tüm aşamaları birebir deneyimlemesini sağlar. Katılımcılar, projelerinin özgün değer, yöntem, yaygın etki ve sürdürülebilirlik gibi profesyonel ölçütlere göre değerlendirileceğini bilerek çalışır. Bu yaklaşım, öğrencilerin araştırma yapma, analitik düşünme, problem tanımlama ve çözüm üretme becerilerini güçlendirirken; kaynak yönetimi, planlama ve etkili sunum gibi üniversite ve meslek hayatında kritik öneme sahip yetkinlikleri de doğal olarak kazanmalarına katkı sağlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk üç projeye &#8220;Patentlenme ve Burs Desteği&#8221; veriliyor</strong></p>
<p>Festivalin, gençlerin ortaya koyduğu emeği ve yenilikçi fikirleri yalnızca akademik olarak değil, somut ödüllerle de desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tüm kategorilerde ilk beşe giren projelere ve danışman öğretmenlerine para ödülü verilirken, dereceye giren öğrenciler önemli kariyer fırsatları elde etmektedir. İlk üç sırada yer alan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin belirli programlarını ilk beş tercihlerine yazıp bu tercihlerden birine yerleşmeleri halinde %75 eğitim bursu kazanma hakkı elde etmektedir. Bu burs, öğrencilerin yükseköğretim yolculuğuna güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayan önemli bir destek niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra, ilk üç dereceye giren projelere sunulan patentlenme ve kariyer desteği, öğrencilerin fikirlerini koruma altına alarak patent süreçlerinde rehberlik edilmesini ve projelerin somut bir ürüne dönüşmesini mümkün kılmaktadır. 6’ncı ile 10’uncu sırada yer alan projelere ise “İyi Fikir”, “Özgün Yöntem” ve “Sürdürülebilir Proje” başlıklarında mansiyon ödülleri verilmektedir.</p>
<p><strong>Kimler, nasıl ve nereye başvurmalı?</strong></p>
<p>Başvuru sürecinin, tüm lise öğrencileri için erişilebilir olacak şekilde tasarlandığını kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Festivale Türkiye genelindeki Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na bağlı tüm resmi ve özel okullarda öğrenim gören hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri ile Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM) ve Araştırma Geliştirme Eğitim ve Uygulama Merkezi (ARGEM) öğrencileri katılabilir.</p>
<p>Projeler, üç ana kategoride kabul ediliyor. Bunlar; Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri. Başvurular öğrencilerin bireysel katılımına açık değildir; tüm başvurular danışman öğretmenler aracılığıyla yapılıyor.</p>
<p>Proje başvuru formu da dahil olmak üzere tüm işlemler, resmi web sitesi olan <strong>www.bilimvefikirfestivali.com</strong> adresi üzerinden online olarak gerçekleştiriliyor. Bir projede en fazla 4 öğrenci yer alabiliyor ve her öğrencinin sadece tek bir proje ile yarışmaya katılma hakkı var.”</p>
<p>TÜBİTAK, Teknofest gibi başka hakemli ve bilimsel jürili yarışmalarda daha önce ödül almış projelerin bu festivale başvuramayacağını da ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Öğrenciler, projelerini sadece herhangi bir jüriye değil, Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin akademisyenleri ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzman öğretmenlerden oluşan bir bilim kuruluna sunma fırsatı buluyor. Bu deneyim, akademik bir ortamda fikir savunmanın, yapıcı eleştiriler almanın ve profesyonel iletişim kurmanın birebir provası niteliğindedir.” dedi.</p>
<p><strong>Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar… </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ergüzel, gençlere şu çağrıda bulundu:</p>
<p>“Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar. ‘Acaba olur mu?’ dediğiniz o fikir, belki de geleceğinizi şekillendirecek bir projeye dönüşebilir. Bilim ve Fikir Festivali, bu ilk adımı atmanız için bir davettir. Kendinize ve fikrinize güvenin.”</p>
<p>Festival kapsamında dereceye giren projelere para ödülleri, danışman öğretmenlere teşvikler, ilk üçe giren öğrencilere ise %75 eğitim bursu ve patentlenme desteği sunuluyor. Ayrıca mansiyon ödülleri, katılım belgeleri ve Üsküdar Üniversitesi Kütüphane Kartı gibi teşvikler de öğrencileri bekliyor.</p>
<p><strong>Toplam 600 bin TL ödül…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında projelerin son başvuru tarihi <strong>13 Mart 2026</strong> olarak belirlenirken, ödül töreni <strong>15 Mayıs 2026</strong> tarihinde gerçekleştirilecek. Festivalde tüm kategorilerde toplam 600 bin TL para ödülü verilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/11-bilim-ve-fikir-festivali-basvurulari-basladi-603199">11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları başladı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-her-gun-en-az-20-dakika-kendinize-sessiz-bir-zaman-ayirin-597395</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:22:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[az]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[Beynimiz]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bilinçli farkındalık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-her-gun-en-az-20-dakika-kendinize-sessiz-bir-zaman-ayirin-597395">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bilinçli farkındalık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Mindfulness&#8221; kavramı Türkçede &#8220;Bilinçli Farkındalık&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Mindfulness&#8221; kavramının Türkçeye &#8220;Bilinçli Farkındalık&#8221; olarak çevrilmesinin yerinde bir tanımlama olduğunu belirterek<strong>, </strong>&#8220;Aslında bu, bilinçli zihinsel ve duygusal farkındalık demektir. Bir zihinsel boyutu var, bir de duygusal boyutu. Bu farkındalığın üç ana ayağı var: Niyet, dikkat ve tutum.&#8221; dedi. Prof. Dr. Tarhan, bu üç ayağın nasıl işlediğini şu sözlerle açıkladı:</p>
<p>&#8220;Birincisi niyet ayağıdır. Kişi, niyetini önüne çıkan olaylara değil, kendi gerçek hedeflerine yöneltmeyi bilmelidir. &#8216;Kontrol bende, içinde yaşadığım olaylarda değil&#8217; duygusu önemlidir. İkinci adımda dikkat devreye girer. Niyeti tam da olsa, kişi dikkatini doğru noktaya yöneltmelidir. Üçüncüsünde ise tutum geliştirilmesi gerekir. Yaşanan zor olaylar karşısında kendi tutumunu seçebilmesi kişinin elindedir. Bütün bunları yaptığı zaman, kişi zihinsel yönetimini kendisi ele alır.&#8221;</p>
<p><strong>Meditasyon Mindfulness ile karıştırılıyor</strong></p>
<p>Meditasyonun sıkça Mindfulness ile karıştırıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, ikisi arasındaki temel farkı ortaya koydu. Meditasyonun bir gevşeme tekniği olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Meditasyonun da üç önemli ayağı vardır: Zihinsel olarak bir konuya odaklanmak, nefes egzersizleri gibi ritmik bir hareket yapmak ve genellikle rahatlatıcı bir müzik ya da ses olması… Bu üçü ile meditasyon gerçekleşir. Ancak unutmamak gerekir ki meditasyon, Mindfulness&#8217;ın kullandığı bir tekniktir sadece. Bir alt dalı, bir aracıdır. Üst konsept bilinçli farkındalıktır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Mindfulness&#8217;ın beyin üzerindeki nörobilimsel etkileri kanıtlandı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Mindfulness&#8217;ın beyin üzerindeki nörobilimsel etkilerinin artık kanıtlandığını dile getirerek, &#8220;Mindfulness&#8217;ın eğittiği organ beynimizdir. Birincisi, beynimizin CEO&#8217;su olan &#8216;Kaptan Köşkü&#8217;, yani frontal bölgeyi yönetmeyi öğretir. Planlama, zamanlama gibi yürütücü işlevler burada kontrol edilir. İkincisi, beynimizin alarm bölgesi olan Amigdala&#8217;yı yönetir. Tehdit karşısında harekete geçen Amigdala&#8217;dan gelen uyaranları fark edip sakin kalmayı sağlar. Üçüncüsü ise beynin &#8216;otomatik pilotu&#8217; olan &#8216;Default Mode Network&#8217;ü düzenler. Bu network&#8217;ün aşırı aktif olması, kaygının çok yüksek olduğunu gösterir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Mindfulness&#8217;ın hücresel düzeyde de etkileri var</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Mindfulness&#8217;ın hücresel düzeyde de etkileri olduğunu, Nobel ödüllü bir araştırmaya atıfta bulunarak, &#8220;Kronik stres altında, hücrelerin kaç defa bölüneceğini gösteren telomerler hızla yıpranır ve DNA hasarı oluşur. Bu da erken yaşlanmadır. Mindfulness, stresi yönetmeyi öğreterek telomerleri onaran Telomeraz enziminin daha verimli çalışmasına yardımcı olur. Yani biyolojik yaşlanmayı yavaşlatır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Amaç zor duyguları yönetmek</strong></p>
<p>Mindfulness&#8217;ın yanlış anlaşılan bir yönüne de değinen Prof. Dr. Tarhan, bunun bir &#8220;pozitif düşünce&#8221; dayatması olmadığını söyledi. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Aşırı düşünme (overthinking), beynin yoğun bir şekilde stres hormonu salgılamasına neden olur. Bu durum, serotonin ve dopamin gibi beynin temel kimyasallarının hızla tükenmesine yol açar. Tıpkı kronik stresin telomerleri kısaltarak yaşam süresini etkilemesi gibi, beynin kimyasal seviyesini de düşürür. Peki, Mindfulness bunu nasıl engelliyor? Genellikle Mindfulness, &#8216;anı yaşamak&#8217; olarak yanlış anlaşılıyor; oysa doğrusu &#8216;anda yaşamaktır. &#8216;Mindfulness demek pozitif düşünce değil; zor durumlarda, stres esnasında soğukkanlı kalma becerisine sahip olmaktır. Anda kalmaktır. Bu kişiler ya geçmişte yaşıyorlar ya gelecekte, bugünü kaçırıyorlar. Oysa felsefe basittir: Geçmişten öğren, bugünü yaşa, geleceğe bak.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mevcut durumu kabul etme önemli…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu süreçte mevcut durumu kabul etme kavramının da kritik olduğunu dile getirerek, &#8220;Kişinin gücünün yetmediği, değiştiremeyeceği şeyler vardır. Bunu kabul etmesi gerekir. Hoşuma gitmese de bunu yaşamam gerekiyormuş diyebilmek önemlidir. Unutmayın; bir şeye üzüldüğünüzde çaresi varsa üzülmeye değmez, çaresi yoksa üzülseniz de değişmeyeceği için yine üzülmeye değmez.&#8221;</p>
<p>Mindfulness&#8217;ın uzun vadeli hedefler için bugünkü zorlukları tolere etme becerisi kazandırdığına da vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Niyetlenmiş davranış, beyinde tamamen farklı bir ağı çalıştırır. Kişiyi haz odaklı kısa vadeli hedeflerden çıkarıp, anlam odaklı uzun vadeli hedeflere yöneltir. Şu anda bir şeyden fedakârlık yapıyorsun, konforun kaçıyor ama bu sana 3-5 sene sonra ne kazandıracak? İşte farkındalık, bu bağlantıyı kurabilmektir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Stres karşısında soğukkanlı kalma becerisi kazanma</strong></p>
<p>Mindfulness&#8217;ın tek seferlik bir uygulama ile sonuç vermeyeceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu becerinin beyne nasıl öğretildiğini bilimsel yöntemlerle anlattı:</p>
<p>&#8220;Bunu bir anlık yaparsanız olmuyor. Sürekli yaptığınız zaman artık stres karşısında soğukkanlı kalma becerisi kazanıyorsunuz. Hatta biz bunu Neurofeedback gibi, kişinin beyninde Alfa dalgası üretmeyi öğrettiğimiz tedavi yöntemleriyle ölçüyoruz. Kişi, ekrandaki bir oyunu oynayarak beynindeki Beta dalgalarını azaltıp Alfa dalgalarını artırmayı öğrendiği zaman, beyin bu dalgayı alet takılı olmadan da üretmeyi öğreniyor. Otomatikleşiyor.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu tekniğin artık psikiyatride &#8220;dokulara saygılı hekimlik&#8221; olarak görüldüğünü belirterek, &#8220;Tıptaki klasik yöntem ameliyat etmek, en güçlü ilaçları vermektir. Bu, müdahaleci bir tekniktir. Mindfulness ise laparoskopik cerrahi gibidir. İnsanın psikolojik bütünlüğünü bozmadan, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığı yenmeye benzer.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Farkındalık kişiyi mutsuz eder mi?</strong></p>
<p>Farkındalığın kişiyi mutsuz ettiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Mutluluktan ne anladığımız önemli. İki türlü mutluluk var: Biri hedonik mutluluk, yani haz mutluluğu. Diğeri ise anlam mutluluğu. Haz mutluluğu beynin dopamin yolaklarıyla, anlam mutluluğu ise serotonin yolaklarıyla ilgilidir. Dopamin kısa vadelidir, hızla tükenir ve beyin tekrar ister. Eğer mutluluğu sıfır stresli bir hayat olarak hedefliyorsak, bunun adı sahte mutluluktur. Nasıl paranın sahtesine özen göstermiyorsak, mutluluğun da sahtesini ayırt etmemiz gerekir. Satın alınabilen, somut şeylerden elde edilen mutluluk sahte mutluluktur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Mutsuz gözüken bir olaya üçüncü bir gözle bakın</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, farkındalık sürecinde yaşanan yüzleşme anlarının nasıl yönetileceğinin ilişkin de “Bugünün ıstırabı, yarının neşesidir. Bunu anladığınızda mutsuzluk hissini yönetirsiniz. Bunu yaparken kilit beceri gözlemci olmayı öğrenmektir. Kendi duygularına karşı da gözlemci olacaksın, dışarıdan sana sunulan duygulara karşı da&#8230; Gözlemci olduğun zaman o duygu sana bulaşmıyor, zihinsel olarak o duyguyu satın almıyorsunuz. Mutsuz gözüken bir olaya üçüncü bir gözle bakabilen kişi, olayı hemen duygusal olarak onaylamaz. Bu, kendiliğinden olmaz, öğrenilmesi gereken bir beceridir.&#8221; şeklinde bilgi verdi.</p>
<p>Özellikle dijital çağın getirdiği hızlı ve sürekli uyaran akışına karşı &#8220;dijital detoks&#8221; ve kendine zaman ayırmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi ruh haline objektif bakabilmesinin modern insanın en temel ihtiyaçlarından biri olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Beynimiz de biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir bilgisayarın ön bellek doluysa yavaşladığını, beynimizin de biyolojik bir bilgisayar gibi çalıştığını kaydederek, &#8220;Bir bilgisayar düşünün; ön belleği doluysa yavaşlar. Beynimiz de biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor. Beynimizdeki algoritmaların yaklaşık yüzde 30&#8217;u genetik, yüzde 70&#8217;i ise sonradan öğrenilir. Öğrendiğimiz bu algoritmaları yeni bilgilerle yeniden yazmak gerekiyor. Eğer beynimizdeki algoritmaları değiştirmezsek, eski sorulara eski cevaplar veririz. Hâlbuki eski sorulara yeni cevaplar vermek gerekiyor. Bu, beynimizin nöroplastisite özelliğiyle ilgilidir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Mindfulness tekniği için kişinin yaşam felsefesine göre kendisine ayırdığı bir zaman olmalı</strong></p>
<p>Bu zihinsel becerinin günlük hayata nasıl entegre edileceğini de açıklayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Mindfulness tekniği için kişinin yaşam felsefesine göre kendisine ayırdığı bir zaman olması gerekiyor. Bu, meditatif bir eylemdir. Aslında doğanın hız ve ritmine uygun yaşamaktır. Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın. Bu, kişinin rutinden kopup durup düşündüğü, yeniden değerlendirdiği bir moladır. O anda beynin &#8216;otomatik pilotu&#8217; olan Default Mode Network harekete geçer ve beyin stres hormonlarını azaltarak rahatlar. Hatta arama motorları bile &#8216;Search Yourself&#8217; (Kendini Ara) diyerek bu içsel yolculuğu teşvik ediyor. Hayat olumlu ve olumsuz olaylardan oluşan bir çeşnidir. Olumluyu da göreceğiz olumsuzu da göreceğiz ama olayı hızla analiz ettikten sonra olumluya odaklanacağız. Devamlı gerilime ve kronik strese hiçbir vücut dayanmaz. Bir kişinin stres yönetimini öğrenmesi gerektir. Stres yönetimini öğrenmesi bunun için beynindeki nöroplastiteyi geliştirebilmektir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu pratiğin zamanla otomatikleşen bir beceriye dönüştüğünü belirterek, bir davranışın kalıcı hale gelme sürecini şöyle anlattı:</p>
<p>&#8220;Duyguyla düşünce birleşir ve kişi bunu kabul ederse &#8216;inanış&#8217; olur. İnanışı altı hafta kadar tekrar ederseniz &#8216;alışkanlık&#8217; olur. Alışkanlığı altı hafta daha devam ettirirseniz &#8216;kişilik&#8217; haline gelir. Artık o kişi, bir olayla karşılaştığında bunu otomatik olarak yapar.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;İçsel eleştirmeni&#8221; yönetmek</strong></p>
<p>Mindfulness&#8217;ın en kritik boyutlarından birinin &#8220;içsel eleştirmeni&#8221; yönetmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>&#8220;Hepimizin beyninde kendisini aşağılayan bir eleştirmen var. Mindfulness pratiği yapan bir kimse, içindeki eleştirmene &#8216;Dur, hayır&#8217; diyebilir. &#8216;Şu söylediğin haklı ama bu söylediğin yanlış&#8217; diyerek onu yönetebilir. Kendimizi bu eleştirmene kaptırırsak, rüzgârda yelkensiz sürüklenen bir gemi gibi savruluruz. İçimizdeki eleştirmeni yönetmek de bu sürecin önemli bir boyutudur.&#8221; </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-her-gun-en-az-20-dakika-kendinize-sessiz-bir-zaman-ayirin-597395">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Her gün en az 20 dakika kendinize sessiz bir zaman ayırın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEGV- Vehbi Koç Vakfı Eğitim Parklarında Teknolojik Dönüşüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tegv-vehbi-koc-vakfi-egitim-parklarinda-teknolojik-donusum-580262</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:54:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeler]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[parklarında]]></category>
		<category><![CDATA[tegv]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[vehbi]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faaliyet gösterdiği 30 yılda 3.2 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği sağlayan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın Ankara Semahat - Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı’nda Bilişim ve Teknoloji Atölyeleri en modern teknolojilerle donatılarak hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tegv-vehbi-koc-vakfi-egitim-parklarinda-teknolojik-donusum-580262">TEGV- Vehbi Koç Vakfı Eğitim Parklarında Teknolojik Dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Faaliyet gösterdiği 30 yılda 3.2 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği sağlayan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın Ankara Semahat &#8211; Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı’nda Bilişim ve Teknoloji Atölyeleri en modern teknolojilerle donatılarak hizmete açıldı. Vehbi Koç Vakfı’nın işletme ve yatırım sponsorluğunda faaliyet gösteren Ankara, Antalya ve Şanlıurfa Eğitim Parklarında yer alan ve aynı anda toplam 92 çocuğun eğitim almasına olanak sağlayan 6 Bilişim ve Teknoloji Atölyesi yenilenerek çocukların kullanımına sunuldu. Yıl boyunca bu atölyelerde toplam 850 çocuk ileri dijital teknolojilerle tanışma fırsatı buluyor. Bu kapsamda; Algo Dijital Bilişim Programı’na 450, Tasarım Beceri Atölyesi Programı’na 250 ve Kid’s Box İngilizce Programı’na 150 çocuk katılım sağlıyor.</p>
<p><strong>TEGV’de dijital dönüşümle çocukların geleceğine büyük yatırım</strong></p>
<p>25 Eylül Perşembe günü Ankara Semahat- Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkında gerçekleştirilen açılış törenine TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, Ankara Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, eğitim parkına ismini veren TEGV Mütevelliler Kurulu Üyesi Semahat Arsel, TEGV Mütevellisi ve Yönetim Kurulu Üyesi Emine Çakıroğlu, TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Oğuz Toprakoğlu, basın mensupları ve çok sayıda TEGV çocuğu ile gönüllüleri katıldı. </p>
<p>Program kapsamında TEGV’in Algo Dijital adlı Kodlama Oyununun yeni sürümü de kamuoyuna tanıtıldı. Açılışın ardından çocukların kullanımına sunulan Bilişim ve Teknoloji Atölyesinde, yapay zekadan kodlamaya kadar pek çok alanda dijital teknolojiye ilişkin güncel bilgi ve uygulamalara erişme fırsatı sağlanacak. Böylece çocuklara teknolojiyle üretme ve yaratıcı düşünme becerileri kazandırılması hedefleniyor.</p>
<p>2001 yılından bu yana Ankaralı çocuklara nitelikli eğitim desteği sunan Semahat-Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı, bugüne kadar 6400<strong> gönüllüsünün</strong> katkısıyla <strong>92 bin çocuğa</strong> ulaştı. Vehbi Koç Vakfı’nın destekleriyle gerçekleştirilen dijital dönüşümle çocukların geleceğine yapılan bu büyük yatırım;   Eğitim Parkı’nın çocuklar için daha donanımlı, yenilikçi ve ilham verici bir eğitim merkezi hâline gelmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>“30 yılda 3.2 milyon çocuğumuzun yaşamına dokunduk”</strong></p>
<p>TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: </p>
<p>“TEGV, 30 yıl boyunca, çocuklarımıza, yalnızca eğitim desteği değil, Atatürk ve Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda çağdaş bir yaşam tarzının ipuçlarını da verdi. TEGV’in yolculuğunu 30 yıl boyunca başarıyla sürdürmesinde bu sürece emek veren kurucularımızın, paydaşlarımızın, bağışçılarımızın ve sayısı 100 bini aşan değerli gönüllülerimizin çok büyük payı vardır. ISO 9001 ve ISO 27001 belgesine sahip olan ender STK’lardan biri olarak, halen, 24 ilimizde, 6 Eğitim Parkımız, 30 Öğrenim Birimimiz ve 26 Ateşböceğimizle, toplam 62 TEGV etkinlik noktasında var gücümüzle çalışıyoruz. Kurucularımızdan Suna Kıraç’ın dediği gibi; ‘Çocuklarımız için okulun tamamlayıcısı, sokağın ve riskli ortamların alternatifi olmaya devam ediyoruz.’ Bu çerçevede, 21’inci yüzyıl becerileriyle donatılmış̧, sosyal ve duygusal farkındalıkları gelişmiş̧, bilim ve teknoloji ile üretken, tasarım ve proje odaklı düşünebilen, çevreye duyarlı ve sosyal fayda sağlayan çocuklar yetiştirmeye çalışıyoruz. </p>
<p>Çalışmalarımız kapsamında 2024’te “TEGV Akademi” adlı ücretsiz dijital platformumuzu hayata geçirdik. Çocuklar, bu platformda çocuk hakları, doğa ve çevre, bilim, sanat, matematik, spor, kodlama ve daha birçok konuyu öğrenebiliyor. TEGV Akademi içeriği “Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri EBA” platformunda da yer almaya başladı. Geleceğin Becerilerinin İzinde Çocuklar ve Gençler için Teknoloji Eğitimi projemizin ile endüstri 4.0 odaklı becerilerin geliştirilmesine odaklanarak Türkiye&#8217;nin dijital alandaki teknolojik gelişmelere diğer öncü ülkelerle uyum sağlamasına destek olmayı amaçlamaktayız. Düzenlediğimiz atölyelerle, sanattan spora, bilimden teknolojiye, çocuklarımızı yüzlerce farklı eğitsel içerikle bir araya getiriyoruz. 30 yıl boyunca bu misyonla hareket ettik, 3.2 milyon çocuğumuzun ve ailelerinin yaşamına dokunduk. Huzurunuzda, başta bugün aramızda bulunan sayın Semahat Arsel Hanımefendi olmak üzere, bu sürece emek veren herkese ve bugün bizi yalnız bırakmayan sizlere içten teşekkürlerimizi sunuyorum.”</p>
<p><strong>“Çocuklarımızı geleceğe hazırlıyoruz”</strong></p>
<p>TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, TEGV’in teknolojiye verdiği öneme değinerek şöyle konuştu: “Ankara, Antalya ve Şanlıurfa’daki Eğitim Parklarımızda yer alan Bilişim ve Teknoloji Atölyelerimizi, en modern teknolojilerle donatarak çocuklarımızın hizmetine sunduk. Biliyorsunuz ki çağımız teknoloji çağı. Teknolojiyi bilen ve üreten nesiller yetiştirmek önceliğimiz olmalı. TEGV olarak bunu çok önemsiyor ve yeni nesil bilişim ve teknoloji odalarımız ile çocuklarımızı geleceğe hazırlıyoruz. Onlara 21’inci yüzyıl becerileri kazandırarak, fırsat eşitliği sağlamayı ve toplumsal katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu atölyelerde çocuklarımıza, 3D baskı cihazından robot kitlerine, kodlama platformlarından elektronik devre kartlarına uzanan bir yelpazede yeni nesil öğrenme imkânı sunuyoruz. Çocukları problem çözme, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve teknolojik iletişim konularında geliştiren bu atölyeler eğlenceli olduğu kadar multidisipliner bir öğrenme modeli olarak kabul ediliyor. Ayrıca Algo Dijital Kodlama Oyunumuzun yeni sürümünü de bugün burada tanıtıyoruz. Önceki sürümde 40 bölüm olan ve bugün itibarı ile 80 bölüme ulaşan oyunla çocuklarımızın, sistematik düşünme, yaratıcı problem çözme, farklı çözümler üretme, takım çalışması ve olaylar arasında bağlantı kurma kazanımlarını edinmelerini amaçlıyoruz. Bu oyun sayesinde çocuklarımız, algoritmik düşünme, dijital okuryazarlık ve dijital vatandaşlık gibi becerileri kazanacaklar. Böylece geleceğin ihtiyaçlarını bugünden edinecekler. Bugün, başta Sayın Semahat Arsel Hanımefendi olmak üzere çocuklarımızı yarına hazırlarken desteklerini esirgemeyen Vehbi Koç Vakfı’na ve TEGV’e emek veren herkese şükranlarımı sunuyorum.”</p>
<p><strong>“Küçük bağışlarla büyük etki”</strong></p>
<p>2001 yılında açılışı gerçekleşen Ankara Semahat Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı’nın açılış töreninde, parkın ismini taşıyan TEGV Mütevelliler Kurulu Üyesi Semahat Arsel anlamlı bir konuşma yapmıştı. Arsel konuşmasında, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın küçük bağışları birleştirip bir araya getirerek bu kaynakları yeniden Türk halkının eğitimine sunduğunu vurgulamıştı.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşlarının önemine değinen Arsel, TEGV’in şeffaf, hızlı ve etkili bir biçimde çalıştığını belirterek, bu tür girişimlerin desteklenmesi gerektiğini ifade etmişti. Vakfın çalışmalarını takdirle karşıladığını dile getirerek, TEGV’i yürekten kutlamıştı.</p>
<p><strong>“Eğitimde tasarruf olmaz”</strong></p>
<p>Ankara Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, şöyle konuştu:<strong> </strong>“TEGV’in 30. yılını kutladığı bu anlamlı yılda, böylesine değerli bir ailenin parçası olmak ve aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmek beni büyük bir kıvanç içine sürükledi. Akademik değerlere inanan biri olarak, bugün burada da görüyorum ki eğitimden tasarruf olmaz. Geleceğimizi inşa etmek istiyorsak, elimizdeki imkânları, gönlümüzdeki sevgiyi ve yüreğimizdeki inancı çocuklar ve gençler için seferber etmek zorundayız. Bizim dünden daha fazla eğitime ihtiyacımız var ve bu bilinçle atılan adımları görmek yüreğimi umutla doldurdu. Gözlerindeki ışığıyla, meraklarıyla ve hayalleriyle bizi geleceğe taşıyacak çocuklarımızın yanında olmak, onların gelişimine katkı sunan böyle bir ailenin içinde bulunmak benim için büyük bir onur. Bu güzel günü paylaşan TEGV ailesine, Vehbi Koç Vakfı’na, emeği geçen herkese ve en önemlisi bizlere umut olan çocuklarımıza gönülden teşekkür ediyorum.”</p>
<p> <strong>“TEGV&#8217;e destek olmanın gururunu yaşıyoruz”</strong></p>
<p>Açılışta konuşma yapan Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Oğuz Toprakoğlu ise şunları söyledi:</p>
<p>“TEGV, merhum Suna Kıraç’ın vizyoner desteğiyle kurulduğu günden bu yana yüz binlerce çocuğa nitelikli eğitim fırsatları sundu. Vehbi Koç Vakfı olarak, TEGV&#8217;e kuruluşundan bu yana destek olmanın gururunu yaşıyoruz. TEGV Semahat &#8211; Dr. Nusret Arsel Eğitim Parkı, 2001 yılında Sayın Semahat Arsel ve Vehbi Koç Vakfı’nın katkılarıyla hayata geçti. Bugün de çocuklarımızın teknolojiyle tanışacağı, hayal güçlerini geliştireceği, geleceğin alfabesini öğrenme fırsatı bulacağı yeni bir imkâna kavuşuyor. Algo Dijital oyununun yeni sürümü ise onları yalnızca teknoloji kullanıcısı değil, aynı zamanda düşünen, tasarlayan ve üreten bireyler olmaya teşvik edecek. TEGV ile yürüttüğümüz iş birliği sadece bu alanla sınırlı değil. Yıllardır farklı projeler, eğitim atölyeleri ve teknoloji programlarıyla Türkiye&#8217;nin dört bir yanında çocukların hayatına birlikte dokunuyoruz. Bugün burada gördüğümüz şey yalnızca bir oda değil; geleceğe açılan bir pencere. Çocuklarımızın merakını, yaratıcılığını ve öğrenme sevgisini destekleyen bu adımda emeği geçen herkese, gönüllülerimize ve özellikle de TEGV ailesine yürekten teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tegv-vehbi-koc-vakfi-egitim-parklarinda-teknolojik-donusum-580262">TEGV- Vehbi Koç Vakfı Eğitim Parklarında Teknolojik Dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 16:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmeyene]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[umudunu]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, umut ve umutsuzluk konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869">Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, umut ve umutsuzluk konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Umut sadece bir duygu değil</strong> <strong>&#8220;yaşam enerjisi&#8221;…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<strong> </strong>umudun sadece bir duygu değil, aynı zamanda hayatta kalmak için tüm canlıların genlerine kodlanmış bir &#8220;yaşam enerjisi&#8221; olduğunu belirterek, normal olanın umut, anomalinin ise umutsuzluk olduğunu söyledi.</p>
<p>İnsanın doğuştan umutlu olmaya programlandığını ancak öğrendiği yanlış düşünce kalıpları ve &#8220;kendini gerçekleştiren kehanetler&#8221; ile umutsuzluğa sürüklendiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bir hayvan kesimhaneye giderken bile otlamaya devam eder çünkü gelecek projeksiyonu yoktur, umutsuzluğu bilmez. İnsan ise geleceğin ve belirsizliğin farkında olduğu için umutsuzluğa düşebilir. Ancak bu, sonradan öğrenilen bir durumdur.&#8221; dedi.</p>
<p>Umudun, bir duygudan öte, bilinçli ve öğrenilmiş zihinsel bir beceri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8221; Umut bir duygudan öte bilinçli bir şeydir, zihinsel bir öğrenme sonucunda ortaya çıkar. Yani insan umutla umutsuzluk arasında ilerleyen bir varlıktır. Beynimiz küserse umutsuz oluruz. &#8216;Ben başaramam, her şey boş, hayat anlamsız&#8217; gibi düşünceler beyni savunmaya geçirir ve kişiyi yalnızlığa, depresyona iter.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından biri ümidi yüksek tutabilme becerisi</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından birinin, her koşulda ümidi yüksek tutabilme becerisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu becerinin amaç odaklı düşünme ve sabır gibi diğer karakter güçleriyle desteklendiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, umutsuzluğun en büyük kaynaklarından birinin, insanların olumsuz ön yargıları ve &#8220;zihin okuma&#8221; alışkanlıkları olduğunu, düşünce katılığına sahip, eleştiriye kapalı ve inatçı kişilerin kendilerini değişime kapattığını dile getirerek, 21. yüzyılın en önemli becerilerinin yenilikçilik ve farklı fikirlere açık olmak olduğunu vurguladı.</p>
<p>Umut duygusunu korumak için çocukları örnek almamız gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;En ümitsiz ortamda bile insan kendine bir ümit ışığı yakabilir. Tohum yerin altında bekler, şartlar oluştuğunda fidan olur, ağaç olur, meyve verir. Umut da böyledir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsanın en temel korkularının altında &#8220;belirsizliğe tahammülsüzlük” yatıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın en temel korkularının altında yatan &#8220;belirsizliğe tahammülsüzlüğün&#8221;, umutsuzluğun ana kaynağı olduğunu dile getirerek, “İnsan, diğer canlılardan farklı olarak her şeyi kontrol etme arzusundadır.” dedi.</p>
<p>Kutsal metinlerin &#8220;ilahi plana güvenme&#8221; yani teslimiyet ve tevekkül tavsiye ettiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, insanın &#8220;Şu an benim için kötü olan şey, belki yarın için iyidir&#8221; diyerek büyük resmi görmeye çalıştığında ve kontrol edemeyeceği durumları &#8220;radikal kabullenme&#8221; ile rafa kaldırdığında, belirsizliğin azaldığını ve umutsuzluğun umuda dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu yaklaşımın, kişinin gücünün yetmediği konularda boşa enerji harcamak yerine, hedeflerine odaklanmasını ve anı yaşamasını sağlayan modern bir terapi yöntemi olduğunu da dile getirdi.</p>
<p><strong>Umut, öğrenilmiş zihinsel bir beceri</strong></p>
<p>Umudun, öğrenilmiş zihinsel bir beceri ve bir karakter gücü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikolojik sağlamlığın temelinde &#8220;zihinsel esnekliğin&#8221;, yani A planı olmayınca B ve C planlarını düşünebilmenin yattığını kaydetti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Yunus Peygamber kıssasının da bir sabır öyküsünden çok, &#8220;ne olursa olsun ümitsizliğe düşmeme&#8221; kıssası olarak okunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Bazı kişilerin, sorumluluk almamak ve riskten kaçmak için &#8220;depresyondan beslendiğini&#8221; ve &#8220;Ben zaten böyleyim, hayat kötü&#8221; diyerek kendilerini bir kadere hapsettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun bir kendini kandırma yöntemi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Ümitli bir insan su gibi…</strong></p>
<p>20&#8217;li yaşların, kimlik arayışı ve hayal kırıklıklarının sıkça yaşandığı bir &#8220;karar yılları&#8221; olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Hayata taktığınız zihinsel gözlük siyahsa, her şeyi siyah görürsünüz. Ümitli bir insan ise su gibidir; önüne bir engel çıktığında etrafından dolaşır, yoluna devam eder. Müthiş bir metafor su. Su akıyor, önüne bir engel çıktığı zaman etrafını dolaşıyor. Damlaya damlaya geçiyor, gidiyor. Buhar oluyor, tekrar dönüyor. Yani ümitli olan bir insan su gibi hayata bakar. Hayatta her şey bakış açımızla ilgili. Zümrüdüanka kuşu var. Türkçede de Hüma kuşu diye geçiyor. Zümrüdüanka küllerinden yeniden doğmuş. Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmayı metafor olarak terapide de kullanıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere, küllerinden yeniden doğan Zümrüdüanka kuşunu örnek almalarını tavsiye eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;İnsana doğuştan bu kapasite verilmiştir. En karanlık anlar, aydınlığın kıymetinin anlaşıldığı şafak vaktidir. Kapalı kapıları zorlamak yerine, açık kapıları arayıp bulmalı ve oradan ilerlemelisiniz.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Umut duygusu beyinde serotonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarını harekete geçiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, umut duygusunun yüksek olmasının beyinde serotonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarını harekete geçirdiğini ve kişinin enerjisini artırdığını belirterek, &#8220;Beynimiz, umutlu olduğumuzda bize yardım eder. Krizlere ve depresyona çözüm bulur. Biyolojik olarak umutlu olmaya kodlanmışız. Umut duygusu, insan için bilişsel ve zihinsel bir beceridir. Umut duygusunun yüksek olması, motivasyonun da yüksek olması demektir. Depresyon tedavisinde veya kariyer eğitimlerinde ilk öğretilen şey, iyileşme beklentisi ve umut duygusudur. İyileşme beklentisi ve umut duygusu olan kişilerin beyinlerinde serotonin, dopamin, oksitosin ve endorfin gibi mutluluk ve hazla ilgili hormonlar adeta coşar. Bu hormonlar sayesinde kişinin enerjisi artar ve kendini harekete geçirir. Umutlu bir kişi, önüne çıkan engelleri birer ‘engel’ olarak değil, ‘büyümenin bir parçası’ olarak görür. Bakış açısı tamamen bununla ilgilidir. Yaşadığı travmaları ‘geliştiren travma’ olarak nitelendirir. Bir olayın tehdit boyutu yerine fırsat boyutuna odaklanır. Tehditleri analiz eder ama asıl olarak ‘Yaşadığım bu olaydan nasıl bir fırsat çıkarabilirim?’ diye düşünür. İşte bu bakış açısına sahip olduğunda, umut o kişi için gerçek bir yaşam enerjisine dönüşür.” dedi.</p>
<p><strong>Beynimiz adeta bir kimya laboratuvarı, bir eczane gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Ümitsizlik ve karamsarlığın insan doğasına aykırı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü en zor durumda bile içinde bir umut ışığı taşıyan kişi, harekete geçme gücünü bulabiliyor. Böylece motivasyonu ve enerjisi artıyor. En önemlisi de beyin ona yardım ediyor. Beynimiz adeta bir kimya laboratuvarı, bir eczane gibi çalışıyor. Umudu yüksek olan kişinin beyni, depresyona ya da krize çözüm üretmeye başlıyor. Beyin destek verince çıkış yolu da daha kolay bulunuyor. Çünkü biz biyolojik olarak buna uygun şekilde kodlanmışız.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869">Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEB’den Arapça eğitimi için yeni adım: 4 beceri ölçümü başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mebden-arapca-egitimi-icin-yeni-adim-4-beceri-olcumu-basliyor-566272</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 14:56:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yabancı dil öğretiminde yapılan çalışmalara dikkat çekerek, yoğunlaştırılmış yabancı dil uygulamasında başarı sağlandığını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mebden-arapca-egitimi-icin-yeni-adim-4-beceri-olcumu-basliyor-566272">MEB’den Arapça eğitimi için yeni adım: 4 beceri ölçümü başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıkta müsteşarlık döneminden itibaren yabancı dil eğitimine yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Bakan Tekin, bu doğrultuda materyal, öğretmen ve zaman açısından sorun yaşanmadığını vurguladı.</p>
<p>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde olduğu gibi Arapça dersinde de dört temel beceri (okuma, yazma, dinleme, konuşma) üzerinden ölçme değerlendirme mekanizmalarının uygulanacağını açıklayan Bakan Tekin, öğrencilerin dil becerilerindeki eksikliklere dikkat çekti.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın resmi internet sitesinde yer alan habere göre Bakan Tekin, “Dijital dünyanın etkisiyle öğrencilerimiz günlük hayatta 300-500 kelimeyle iletişim kuruyor. Sorun sadece yabancı dilde değil, ana dilde de kendini ifade etme becerisinde. 2023’te ana dil becerilerini geliştirmeden diğer derslerde başarı sağlanamayacağını gördük ve Türkçe ile Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde dört beceri ölçümünü başlattık. Bu, yabancı dil öğrenimini de destekleyecek” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mebden-arapca-egitimi-icin-yeni-adim-4-beceri-olcumu-basliyor-566272">MEB’den Arapça eğitimi için yeni adım: 4 beceri ölçümü başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uludağ Üniversitesi Klinik Beceri Laboratuvarı Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uludag-universitesi-klinik-beceri-laboratuvari-acildi-546124</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 12:32:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[uludağ]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Royal Canin Türkiye iş birliğiyle kurulan Klinik Beceri Laboratuvarı, veteriner hekimlik eğitiminde teoriyle pratiği buluşturarak, öğrencilere etik ve bilimsel temelli bir öğrenme ortamı sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uludag-universitesi-klinik-beceri-laboratuvari-acildi-546124">Uludağ Üniversitesi Klinik Beceri Laboratuvarı Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Royal Canin Türkiye iş birliğiyle kurulan Klinik Beceri Laboratuvarı, veteriner hekimlik eğitiminde teoriyle pratiği buluşturarak, öğrencilere etik ve bilimsel temelli bir öğrenme ortamı sunuyor.</p>
<p>Veteriner fakültesi öğrencilerine güvenli, gerçekçi ve etik bir eğitim ortamı sunmak üzere tasarlanan laboratuvar; dikiş atma, kan alma, kateter uygulamaları, temel tanı prosedürleri gibi klinik becerilerin, simülasyon destekli eğitim araçlarıyla öğrenilebilmesini sağlıyor. 3D modeller, mankenler ve dijital simülatörlerle donatılan laboratuvar, öğrencilerin gerçek hastalara müdahale etmeden önce tekrar tekrar pratik yapmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, Royal Canin’in bilimsel beslenme yaklaşımıyla entegre eğitim içeriği sayesinde öğrenciler, kedi ve köpeklerin özel beslenme ihtiyaçları konusunda da kapsamlı bilgi ediniyor. Laboratuvar, yıllık yaklaşık 700 öğrencinin pratik becerilerinin gelişimine katkı sağlayacak.</p>
<p>Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Şenlik, açılış töreninde gerçekleştirdiği konuşmasında fakültelerinin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde akredite bir kurum olduğunu belirterek, bu kaliteyi daha da ileri taşımak için hayata geçirilen projelerin büyük önem taşıdığını vurguladı. Şenlik, “Klinik Beceri Laboratuvarımıza başından sonuna kadar inançla destek veren Royal Canin ailesine içten teşekkür ederim. Bu iş birliği, öğrencilerimize hem etik hem de bilimsel temellerle şekillenen yeni bir öğrenme ortamı sundu,” dedi.</p>
<p><strong>Hayvanların yaşam kalitesi, veteriner hekimlerin bilgi ve becerileriyle artıyor</strong></p>
<p>Royal Canin Türkiye Ülke Müdürü Aslı Çelikkol, törende yaptığı konuşmada, bu projenin yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da yanıt verdiğini vurguladı:</p>
<p>“Veteriner hekimlik; hayvan sağlığı ve refahına doğrudan etki eden çok yönlü bir uzmanlık alanı. Bu alanda görev yapan profesyonellerin mesleki donanımının güçlendirilmesi, sadece bireysel gelişimleri için değil, aynı zamanda hayvanlar için daha iyi bir dünya inşa etmek adına büyük bir önem taşıyor. Royal Canin olarak, hayvanların yaşam kalitesini artırmanın en etkili yollarından birinin, onların bakımını üstlenen veteriner hekimlere eğitim hayatlarının her aşamasında destek vermek olduğuna inanıyoruz.”</p>
<p>Açılan laboratuvarın, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı deneyim kazandıran simülasyon destekli yapısıyla öğrencilerin mesleğe daha hazır bireyler olarak adım atmalarını sağlayacağını belirten Çelikkol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu laboratuvarda öğrenciler sadece klinik beceriler kazanmanın yanında, aynı zamanda etik temelli karar alma, çok yönlü düşünme ve profesyonel sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi de öğreniyorlar. Royal Canin olarak bu projeyi, ortak bir bilimsel vizyonun sahaya yansıyan güçlü bir örneği olarak görüyoruz. Veteriner hekim adaylarının gelişimine katkı sunmaktan, onların yolculuğunda güvenilir bir rehber olmaktan büyük gurur duyuyoruz.”</p>
<p>Açılış sonrası gerçekleştirilen panel, veteriner hekimlik eğitiminin dönüşen yapısı, sektördeki beklentiler ve bilimsel bilgiye erişimin önemi gibi başlıklar etrafında şekillendi. Royal Canin yöneticilerinin yanı sıra panele, laboratuvarın sorumlu hocası Prof. Dr. Abdülkadir Keskin de katılım gösterdi. Veteriner hekimlikte eğitimin niteliğinin önemine dikkat çeken Keskin, “Bir veteriner hekim, hastasına müdahale etmeden önce hem kendinden emin olmalı hem de bilimsel olarak donanımlı olmalıdır. Ancak günümüzde artan öğrenci sayısı, azalan uygulama fırsatları ve etik kaygılar nedeniyle öğrencilerin yeterince deneyim kazanamaması, klinik becerilerde ciddi bir boşluk yaratıyor. Bu boşluğu kapatmanın en etkili yollarından biri, simülasyon temelli laboratuvar ortamlarıdır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uludag-universitesi-klinik-beceri-laboratuvari-acildi-546124">Uludağ Üniversitesi Klinik Beceri Laboratuvarı Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SosyalBen&#8217;den Çocuklara: Beceri Geliştirme Merkezi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyalbenden-cocuklara-beceri-gelistirme-merkezi-453769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalbenden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453769</guid>

					<description><![CDATA[<p>SosyalBen Vakfı, afet dönemi çalışmaları kapsamında Umut Tırı’nın ardından, depremden etkilenen çocuklar için iki Beceri Geliştirme Merkezi (BEGEM) hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyalbenden-cocuklara-beceri-gelistirme-merkezi-453769">SosyalBen&#8217;den Çocuklara: Beceri Geliştirme Merkezi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>SosyalBen Vakfı, afet dönemi çalışmaları kapsamında Umut Tırı’nın ardından, depremden etkilenen çocuklar için iki Beceri Geliştirme Merkezi (BEGEM) hayata geçirdi. </strong></em></p>
<p><em><strong>23 Nisan’da Hatay’da ve 24 Nisan’da Adıyaman’da açılışı yapılan bu iki merkez, SosyalBen Vakfı’nın eğitici ve öğretici atölye çalışmalarıyla oluşturduğu psikososyal desteğin sürekliliğini sağlarken; bölgedeki çocukların fiziksel ve sosyal beceri kayıplarını önlemek adına da önemli bir görev üstlenecek…</strong></em></p>
<p>Depremden etkilenen çocuklara, uzman psikologlarca hazırlanan SosyalBen Vakfı atölyelerini ulaştırarak psikososyal destek sağlamayı ve çocuklardaki fiziksel ve sosyal beceri kaybını önlemeyi hedefleyen Beceri Geliştirme Merkezi (BEGEM), <strong>Çimko,</strong> <strong>Mavi, Migros, Nestlé Nesquik ve Vestel</strong>’in destekleriyle hayata geçiyor. Güvenli, eğitici, öğretici ve çocuk dostu bir merkezde, SosyalBen Vakfı’nın uzun süreli atölye çalışmalarını 7-13 yaş aralığındaki çocuklarla buluşturacak olan Beceri Geliştirme Merkezi; çocukların problem çözmelerine, kendilerini ifade etmelerine, özgüven gelişimlerine ve birbirlerinden öğrenmelerine fırsat tanıyacak. Uzmanların hazırladığı okul sonrası atölye çalışmaları ile çocuklar oyun, spor, icat, resim ve tarım alanında beceriler kazanabilecek. Deprem öncesi dönemde bu alanlardaki becerilerini keşfetmiş çocukların da tekrar hatırlayarak ve geliştirerek, onları korumasına imkân yaratılacak.</p>
<p><strong>“Etkiyi Büyüten, Birleştirici Bir Platform”</strong></p>
<p><strong>SosyalBen Vakfı Kurucusu Ece Çiftçi</strong>, Beceri Geliştirme Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, bölgede uzun süreli çalışmalar yapabilmenin ve birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti. Çiftçi şöyle konuştu: “Beceri Geliştirme Merkezi ile çocuklara belirsizlik ortamlarında bile becerilerini keşfedip geliştirebilecekleri bir merkez sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu merkez, çocukların becerilerini keşfetmeleri ve deprem öncesi keşfettikleri becerilerini koruyabilmesi için çok kıymetli fakat bunun da ötesinde bölgede çocuklar için uzun vadeli bir psikososyal destek anlamına geliyor. Aynı zamanda Türkiye’nin güçlü markalarının, topluma bir arada ve daha güçlü şekilde nasıl etki edebileceğini gösteren birleştirici bir platform görevi de üstleniyor. Hatay’daki Beceri Geliştirme Merkezimizi, Serinyol Dayanışma Derneği’nin ve Adıyaman’daki Beceri Geliştirme Merkezimizi ise ÇİMKO’nun yerleşkesinde, bizlere açtıkları alanlarda hayata geçiriyoruz. Bu dayanışma çok kıymetli. Etkimizi birlikte büyütebilmekten mutluluk duyuyoruz.” </p>
<p>Beceri Geliştirme Merkezi’nin destekçi markalarından <strong>Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca</strong>; “Çimko olarak ülkemizde ekonomik değer yaratmanın yanında sosyal ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlayacak anlamlı adımlar atmayı her zaman önceliklendiriyoruz. Geçtiğimiz yıl faaliyet gösterdiğimiz bölgede meydana gelen üzücü felaketin etkilerini azaltmak, yaralarımızı birlikte sarmak için üzerimize düşen sorumlulukla çalışmaya devam ediyoruz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız için SosyalBen Vakfı ile açtığımız Beceri Geliştirme Merkezi de bunlardan biri.  Tüm çocukların keyifle vakit geçirecekleri, sosyalleşebilecekleri, becerilerini keşfedip geliştirebilecekleri bir ortamı hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mavi CMO’su Serpil Berkan</strong>, projeye yönelik değerlendirmesinde, “Geçtiğimiz yıl SosyalBen Umut Tırı’yla birlikte deprem bölgesindeki çocuklara umut olmak için yola çıkmış, 9 farklı ilde yüzlerce gönüllüyle on bine yakın çocuğa ulaşmıştık. Çocukların, depremden etkilenen şehirlerin yeniden inşasında çok önemli olduğuna inanıyoruz. Hayata geçirilen atölyelerde karşılaştığımız birbirinden yetenekli çocuklar bunun en güzel kanıtıydı. Bugün de SosyalBen’in bölgedeki çalışmaları kalıcı hale getirmek amacıyla kurduğu Beceri Geliştirme Merkezi’nin ana destekçileri arasında yer alarak, bu konuda önemli bir adım daha atıyoruz. Bölgede, umudu çocuklarla birlikte yeşertmeye devam ediyoruz. Ece&#8217;ye ve tüm gönüllü ekibe çok teşekkürler” dedi.</p>
<p>Çalışmalarının temelini “Ortak Değer Yaratma” yaklaşımıyla şekillendirdiklerini, fayda yaratacak sürdürülebilir çalışmalara odaklandıklarını vurgulayan <strong>Nestlé Türkiye Pazarlama ve İletişim Direktörü Başak Ünal</strong>, “Geçtiğimiz yıl yaşadığımız depremin hemen ardından, Türkiye’nin en sevilen çocuk markalarından Nesquik ile Hatay ve Kahramanmaraş&#8217;ta uzun vadede bölgeye katkı sağlayacak &#8216;Nesquik Umut Parkı&#8217; projesini SosyalBen Vakfı iş birliğinde hayata geçirdik. Bu yıl da bölgedeki çocuklarımız için desteğimizi genişletmeye karar vererek, Nesquik markamız ile SosyalBen Beceri Geliştirme Merkezi’ndeki oyun atölyesini sahiplendik. Biliyoruz ki, bu merkez sayesinde depremden etkilenen çocuklar güvenli bir oyun alanına sahip olabilecek, oyunun iyileştirici gücüyle bir araya gelebilecek. ‘Oyun oynamak her çocuğun hakkıdır’ diyerek çıktığımız bu yolculukta, SosyalBen Beceri Geliştirme Merkezi aracılığıyla çocuklarla buluşmaktan ve onların yaşamına dokunmaktan mutluluk duyuyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Vestel Marka İletişim, Deneyim &#038; İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Osman Badur</strong>, şunları söyledi: “SosyalBen Vakfı tarafından kurulan ‘Beceri Geliştirme Merkezi’nin destekçileri arasında yer almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Geçtiğimiz yıl tüm Türkiye’yi derinden sarsan deprem sonrası Vestel olarak, çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Holding ve Grup şirketlerimizle birlikte etkilenen illere yardım için seferber olduk. Bugüne kadar bölgeye elimizdeki tüm imkanlarla yardım etmek için çalıştık. Şimdi de Hatay ve Adıyaman’da depremden etkilenen çocukların yeteneklerini keşfedip geliştirmelerine imkân tanımak için BEGEM’deki spor atölyelerine desteklerimizi sunuyoruz. Vestel bugüne kadar, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olmanın bilinciyle; sosyal fayda sağlamaya ve toplumun gelişimine katkı sunmaya odaklandı. Bu anlayışla uzun yıllardır spora, kadınlara ve gençlere fırsat eşitliği yaratacak projelere destek veriyoruz. Bu kapsamda hayata geçirilen bu projenin bölge halkı için son derece anlamlı ve faydalı olacağı düşüncesindeyiz. Şirket olarak sunduğumuz desteğin yanında diğer bir anlamlı konu ise Zorlu Holding kurumsal gönüllülük programı Kıvılcımlar Hareketi&#8217;nin gösterdiği yoğun ilgi ve destek oldu. Vestel olarak sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ederken, gönüllü çalışma arkadaşlarımız Kıvılcımlar da proje boyunca dönem dönem bölgede çocuklara destek olacaklar.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyalbenden-cocuklara-beceri-gelistirme-merkezi-453769">SosyalBen&#8217;den Çocuklara: Beceri Geliştirme Merkezi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 yılında InfoSec Profesyonellerine Yönelik Güçlendirici Eğitim ve Beceri Geliştirme Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2023-yilinda-infosec-profesyonellerine-yonelik-guclendirici-egitim-ve-beceri-gelistirme-yollari-423367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 07:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirici]]></category>
		<category><![CDATA[infosec]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonellerine]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423367</guid>

					<description><![CDATA[<p>InfoSec öğrencilerinin ve profesyonellerinin öğrenme şekli, siber tehditler ve tehditleri avlamak için geliştirdikleri teknolojiler kadar hızlı bir değişim içinde. Kaspersky Uzmanlık Eğitimi kurslarından toplanan en son veriler, tersine mühendisliğin üst üste ikinci yıl BT güvenlik uzmanlarının en çok talep ettiği ve ilerlemek istediği beceri olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinda-infosec-profesyonellerine-yonelik-guclendirici-egitim-ve-beceri-gelistirme-yollari-423367">2023 yılında InfoSec Profesyonellerine Yönelik Güçlendirici Eğitim ve Beceri Geliştirme Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2023 yılında InfoSec Profesyonellerine Yönelik Güçlendirici Eğitim ve Beceri Geliştirme Yolları</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>InfoSec öğrencilerinin ve profesyonellerinin öğrenme şekli, siber tehditler ve tehditleri avlamak için geliştirdikleri teknolojiler kadar hızlı bir değişim içinde. Kaspersky Uzmanlık Eğitimi kurslarından toplanan en son veriler, tersine mühendisliğin üst üste ikinci yıl BT güvenlik uzmanlarının en çok talep ettiği ve ilerlemek istediği beceri olduğunu ortaya koyuyor. Zararlı yazılım analizine yeni başlayan öğrencilerden gerçek zararlı kodları analiz ederek bu beceriyi daha da geliştirmek isteyen ileri düzey uygulayıcılara kadar, tersine mühendislik eğitim piramidinin tepesinde yer alıyor. Öğrenciler bunun yanı sıra olaylara müdahale ve Yara kuralları ile ilgili kurslara da yüksek ilgi gösteriyor.</strong></p>
<p>Kaspersky ekibi, kötü amaçlı yazılımların analizine dair artan ilginin yanı sıra 2023 yılında InfoSec profesyonelleri için çevrimiçi eğitimde farklı diğer bazı eğilimler de gözlemledi.</p>
<p><strong>“Çalış, daha çok öğren, ara vermeden durmaksızın öğren”</strong></p>
<p>InfoSec alanı dinamik olarak gelişiyor. Bu nedenle uygulayıcılar artık sadece tek bir eğitimle yetinemiyor ve ek öğrenme ve uygulama fırsatları olmadan uzmanlıklarının güncel kalmasını sağlayamıyor. InfoSec uzmanları bilgi ve becerilerini periyodik olarak yükseltmezlerse gözden düşme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Yaş bu konuda artık bir ilgi göstergesi değil- kurslar 18, 30 veya 50 olsun her yaş tarafından takip ediliyor.  Zaman da aynı şekilde birkaç saat, gün ya da ay boyunca eğitime ayrılabiliyor.</p>
<p>Kaspersky Uzmanlık Eğitimi kurslarından elde edilen istatistikler, öğrenme arzusunun her yaşta ve her ölçekte kendini gösterdiğini ortaya koyuyor. Örneğin platformdaki bir öğrenci, 2023 yılında 130 günden fazla zamanını sürekli olarak burada geçirdi. Bu süre koca bir yılın neredeyse üçte birine karşılık geliyor. Öğrenci bu sürenin ilk 70 günü kötü amaçlı yazılım analizine, ikinci 60 gününü tersine mühendisliğe ayırdı.</p>
<p><strong>Asenkron stilde öğrenme</strong></p>
<p>Asenkron öğrenme olarak nitelendirilen herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde öğrenme yeteneği, şu anda sabit bir ders programına bağlı olmayan ve öğrenim koşullarını bağımsız olarak seçen öğrenciler arasında en popüler formatı oluşturuyor. Her türden bilgi güvenliği sektörü profesyonellerinin ilgisini çeken bu öğrenme tarzı, diğer ülkelerdeki meslektaşlarıyla istedikleri zaman deneyim alışverişinde bulunmalarına ve güncel siber tehditler, faydalı araçlar ve siber suçlular tarafından kullanılan kötü niyetli teknikler hakkında en son bilgileri almalarına da olanak tanıyor.</p>
<p>Kaspersky istatistiklerine göre, öğrenciler 2023 yılında her bir eğitim programına ortalama 560 dakika ayırdı ve en ilgi çekici uzmanlık kursları gelişmiş kötü amaçlı yazılım analiz teknikleri ve Yara kuralları oldu. Kursiyerler bu kurslarda toplamda 4 bin dakikadan fazla zaman geçirdi.</p>
<p><strong>Artık uzun videolara yer yok</strong></p>
<p>Modern çevrimiçi kurslar, artık öğrencilerin büyük bilgi bloklarını sırayla ezberlemelerine yardımcı olmak için uzun video kurslarını parçalara ayıran kısa modüllerden oluşuyor. Genel olarak her ders belirli bir konuyu açıklıyor ve belli bir becerinin geliştirilmesine odaklanıyor. Amaç, karmaşık bilgilerin küçük parçalarını tekrarlayarak çalışılan konu hakkında kademeli olarak daha iyi bir eğitim kapsamı oluşturmak. Kaspersky uzmanlık eğitimleri, öğrenme sürecini kolaylaştırmak ve verimliliğini artırmak için genellikle 30-40 küçük videoya bölünüyor.</p>
<p><strong>Teori tek başına yeterli değil</strong></p>
<p>Günümüzde öğrenciler için en büyük getiri sadece teorik öğrenmeyle sınırlı değil. Pratik becerileri geliştirmek, nitelikli öğretmenlerle gerçek vakaları analiz etmek ve kendi projelerini geliştirme fırsatı yaratmak da bunun bir parçası. InfoSec kursiyerleri için en büyük avantaj, eğitim sağlayıcısının öğrencilerin anlama düzeylerini kontrol etmelerine ve gerçek örnekleri analiz etmelerine yardımcı olmasında yatıyor.</p>
<p>Kaspersky istatistiklerine göre, her öğrenci pratik becerilerini geliştirmek için özel olarak oluşturulan güvenli bir çevrimiçi ortam olan Virtual Lab&#8217;de ortalama 20 saatini geçirdi. En çok öne çıkan pratik odaklı dersler kötü amaçlı yazılımların analizi ve tersine mühendislikle ilgiliydi.</p>
<p><strong>Kendi kendine öğrenme trend olmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Kendi kendine öğrenme, geleneksel eğitimin bir parçası olabilir ya da tamamen bağımsız veya bir eğitmenin danışmanlık desteğine dayanan gayri resmi öğrenme biçiminde sunulabilir. Bu yaklaşım yer, zaman ve diğer koşullardan bağımsız olarak her bireye potansiyelini gerçekleştirmesi için en büyük fırsatı verir.</p>
<p>Kaspersky ekibi, çok sayıda öğrencinin kendi başlarına çalışmak ve bilgilerini genişletmek için kullanabilecekleri ek materyaller istediğini düzenli olarak gözlemliyor.</p>
<p>Bilgi güvenliği ile ilgileniyorsanız ve zararlı yazılım analizi, olay müdahalesi, ürün güvenliği değerlendirmesi ve diğer alanlardaki becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız, Kaspersky Uzman Eğitimine kaydolabilir ve Kaspersky uzmanları ile bu ilgi çekici yolculuğa adım atabilirsiniz.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinda-infosec-profesyonellerine-yonelik-guclendirici-egitim-ve-beceri-gelistirme-yollari-423367">2023 yılında InfoSec Profesyonellerine Yönelik Güçlendirici Eğitim ve Beceri Geliştirme Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;deki Çalışanların %25&#8217;sı Dijital Beceri Eksikliği Nedeniyle İşini Kaybetmekten Korkuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyedeki-calisanlarin-25si-dijital-beceri-eksikligi-nedeniyle-isini-kaybetmekten-korkuyor-404805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 10:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[işini]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmekten]]></category>
		<category><![CDATA[korkuyor]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyedeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'deki çalışanların %25'sı dijital beceri eksikliği nedeniyle işini kaybetmekten korkuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyedeki-calisanlarin-25si-dijital-beceri-eksikligi-nedeniyle-isini-kaybetmekten-korkuyor-404805">Türkiye&#8217;deki Çalışanların %25&#8217;sı Dijital Beceri Eksikliği Nedeniyle İşini Kaybetmekten Korkuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir Kaspersky anketine göre[1], Orta Doğu, Türkiye ve Afrika&#8217;daki çalışanların %66&#8217;sı bilgisayar ve diğer dijital ekipmanlarla çalışırken dijital becerilerin eksikliğini hissediyor. Türkiye&#8217;de çalışanların %25&#8217;i BT yetkinliklerinin eksikliği nedeniyle işlerini kaybetmekten korkuyor. Bazıları bunun önümüzdeki 5 yıl içinde gerçekleşebileceğine inanırken (%15), diğerleri bunun daha uzun sürede gerçekleşebileceğini düşünüyor (%10). Türkiye’deki katılımcıların sadece %24&#8217;ü yetersiz BT bilgisi nedeniyle işini kaybetme riski altında olmadığından emin olduğunu söylüyor.</p>
<p>Önümüzdeki 5 yıl içinde dijital beceri eksikliği nedeniyle işini kaybetme olasılığının en yüksek olduğunu düşünenler arasında bölüm başkanları ve üst düzey yöneticiler yer alıyor. Sürekli kendini eğitme ve trendlerin bir adım önünde olma ihtiyacı konusunda en temkinli olanlar da yine bu grup.</p>
<p> </p>
<p>Dijital becerilerin eksikliği sadece çalışanların kariyerini engellemekle kalmıyor, aynı zamanda çalışanın istihdam edildiği kurumun siber güvenliği için de ciddi riskler oluşturuyor. &#8216;İnsan güvenlik duvarı&#8217;, siber olaylara karşı en önemli savunmalardan birini oluşturuyor. Son araştırmalar, siber güvenlik tehditlerinin %95&#8217;inin bir şekilde insan hatasından kaynaklandığını gösteriyor. Örneğin çalışanlar bir kimlik avı bağlantısını açabilir, şirket cihazına fidye yazılımı indirebilir ve şirket için maliyet ve itibar kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle üst düzey yöneticilerden stajyerlere kadar her seviyedeki çalışanın uygun siber güvenlik eğitimi alması gerekir.</p>
<p><strong>Kaspersky Türkiye Genel Müdürü İlkem Özar</strong> konuyla ilgili şunları söylüyor: <em>&#8220;Yapay zeka ve makine öğrenimi çözümlerinin hızla ilerlemesi nedeniyle pek çok kişi işini kaybetmekten korkuyor. Bazı bireyler ve kuruluşlar otomasyona karşı temkinli davranıp bu yöndeki çözümleri kullanmaktan kaçınırken, diğerleri süreçlerini en yeni teknolojilerden en büyük faydayı sağlayacak şekilde uyarlıyor. Çalışanlar tercih edilmeye devam etmek istiyorlarsa siber bilince sahip olmalı ve şirketler de dijital zorlukların üstesinden gelmelerine ve siber güvenlik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmalıdır. Kaspersky, her seviyedeki çalışanın eğitimine ve becerilerini geliştirmesine katkıda bulunmak için Otomatik Güvenlik Farkındalığı Platformunu sunuyor. Platform, yıl boyunca çalışanlar için güçlü, pratik siber hijyen becerileri geliştiren çevrimiçi bir araç. Platformu başlatmak ve yönetmek özel kaynaklar veya düzenlemeler gerektirmiyor ve kuruluşa güvenli bir kurumsal siber ortama doğru yapacakları yolculuğun her adımında yerleşik yardım sağlıyor.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky uzmanları, çalışanlarınızın dijital becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmanız için şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>İş için en çok hangi dijital becerilere ihtiyaç duyulduğunu anlamak ve çalışanlarını eğitmek için düzenli kontroller yapın.</li>
<li>Çalışanların becerilerini geliştirebilmeleri için dijital okuryazarlık kursları ve eğitimleri düzenleyin. Çalışanları siber güvenlikle ilgili konularda eğitmeye yardımcı olacak çevrimiçi bir öğrenme aracı olan Kaspersky Otomatik Güvenlik Farkındalık Platformunu kullanın.</li>
<li>Çalışanların kimlik avı, dolandırıcılık, fidye yazılımı saldırıları gibi yaygın siber tehditleri ve bunları nasıl tanıyıp önleyeceklerini bildiklerinden emin olun.</li>
</ul>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve şirket 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyor. kaspersky.com adresinden daha fazla bilgi edinin.</p>
<p>[1] <em>Ağustos 2023&#8217;te Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesinde KOBİ&#8217;ler ve işletmelerden 2.000 çalışanla yapılan anket.</em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyedeki-calisanlarin-25si-dijital-beceri-eksikligi-nedeniyle-isini-kaybetmekten-korkuyor-404805">Türkiye&#8217;deki Çalışanların %25&#8217;sı Dijital Beceri Eksikliği Nedeniyle İşini Kaybetmekten Korkuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
