<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bebeklerde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bebeklerde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bebeklerde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Sep 2025 10:46:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bebeklerde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bebeklerde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hidrosefali belirtileri yaşa göre değişiyor! Bebeklerde kusma ve göz kayması önemli sinyaller!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hidrosefali-belirtileri-yasa-gore-degisiyor-bebeklerde-kusma-ve-goz-kaymasi-onemli-sinyaller-577229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 10:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[değişiyor]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[hidrosefali]]></category>
		<category><![CDATA[kusma]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, hidrosefali hastalığının nedenleri, yaşa göre değişen belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri ile erken tanının öneminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hidrosefali-belirtileri-yasa-gore-degisiyor-bebeklerde-kusma-ve-goz-kaymasi-onemli-sinyaller-577229">Hidrosefali belirtileri yaşa göre değişiyor! Bebeklerde kusma ve göz kayması önemli sinyaller!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, hidrosefali hastalığının nedenleri, yaşa göre değişen belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri ile erken tanının öneminden bahsetti.</p>
<p><strong>Hidrosefali belirtileri yaşa göre değişiklik gösteriyor! </strong></p>
<p>Hidrosefalinin, halk arasında ‘beyinde su toplanması’ olarak bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Onur Yaman, “Normalde beyni ve omuriliği koruyan ve besleyen beyin-omurilik sıvısı (BOS), beynin içinde ‘ventrikül’ adı verilen boşluklarda bulunur. Bu sıvı her insanda belirli bir miktarda mevcuttur. Ancak sıvının üretimi ile emilimi arasındaki denge bozulduğunda ve miktarı arttığında, ventriküller genişler ve ‘hidrosefali’ adı verilen hastalık ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu genişlemenin, beynin çevresindeki hayati merkezlere baskı yaparak çeşitli klinik bulgulara yol açtığına dikkat çeken Yaman, “Hidrosefali belirtileri yaşa göre değişiklik gösterir. Yenidoğan ve bebeklerde, kafatası kemikleri henüz tam kapanmadığı için baş çevresinde belirgin büyüme görülür. Beslenme sonrası fışkırır tarzda kusma ve gözlerin aşağı doğru kayması (‘güneş batışı’ bakışı) dikkat çekicidir. Büyük çocuklarda, baş ağrısı, bilişsel bozukluklar, yürüme problemleri ve akademik başarıda gerileme görülebilir. Erişkin ve yaşlılarda, yürüme ve konuşmada yavaşlama ile idrar kaçırma gibi şikâyetler ön plandadır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İleri evrede şant cerrahisi gerekebilir! </strong></p>
<p>Hastaların önce ayrıntılı muayeneden geçirildiğini kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Bulguları doğrulamak için radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılır. En önemli tanı araçları beyin tomografisi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntülemedir.” dedi.</p>
<p>Hidrosefali tedavisinde öncelikle altta yatan nedenin belirlendiğini ve ortadan kaldırıldığını ifade eden Yaman, “Nedene yönelik doğru tedavi uygulandığında hastalığın tekrarlama olasılığı büyük ölçüde ortadan kalkar. İleri evre vakalarda beyin içine şant yerleştirilmesi gibi cerrahi yöntemler gerekebilir. Cerrahi sonrasında düzenli kontrollerle sürecin takibi önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken tanı ve düzenli takip, hidrosefali hastalarının yaşam kalitesini korumada önemli! </strong></p>
<p>Erken tanı ve uygun tedavi ile şant cerrahisi geçiren veya hidrosefali tanısı alan çocukların ise bilişsel, motor ve fonksiyonel gelişimlerinin genellikle normal seyrettiğine değinen Prof. Dr. Onur Yaman, “Ancak tanının gecikmesi ya da tedavinin yetersiz kalması durumunda, ilerleyen dönemlerde motor, duyusal ve zihinsel gelişim gerilikleri ile akademik başarıda düşüş görülebilir. Erken tanı ve düzenli takip, hidrosefali hastalarının yaşam kalitesini korumada kritik önem taşır.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hidrosefali-belirtileri-yasa-gore-degisiyor-bebeklerde-kusma-ve-goz-kaymasi-onemli-sinyaller-577229">Hidrosefali belirtileri yaşa göre değişiyor! Bebeklerde kusma ve göz kayması önemli sinyaller!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dudak Damak Yarığıyla Doğan Bebeklerde İlk 48 Saat Çok Önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dudak-damak-yarigiyla-dogan-bebeklerde-ilk-48-saat-cok-onemli-406923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 14:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[damak]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[dudak]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[yarığıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dudak damak yarığıyla doğan bebeklerde ilk 48 saat çok önemli</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dudak-damak-yarigiyla-dogan-bebeklerde-ilk-48-saat-cok-onemli-406923">Dudak Damak Yarığıyla Doğan Bebeklerde İlk 48 Saat Çok Önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dudak damak yarığıyla doğan bebeklerde doğumdan itibaren ilk 48 saatin önemine işaret eden Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Doğumdan sonra 48 saat içinde hem beslenmeyi sağlamak hem de yarığı küçültüp dokuların yerine yerleştirilmesini kolaylaştırmak için aparey yapılır. Bu apareyin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gereklidir.” dedi. Dr. Koçan, bebek en az 10 haftalık ve ağırlığı 5 kilogram olduğunda ameliyat yapılabileceğini ifade ederek, genellikle 3-6 aylar arasında dudak ameliyatı, 12-18 aylarda da damak ameliyatı yapılabildiğini söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, bebeklerde dudak damak yarıklarının nedeni ve tedavileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Gebelik döneminde kafa bölgesinde sağ ve sol bölgeden oluşmaya başlayan yapıların ortada birleşerek yüzü oluşturduğunu hatırlatan Koçan, “Bazen çene bölgesinde bu yapılar tam olarak bileşemez ve dudak damak yarığı oluşur. Dudak damak yarığının oluşmasının tek bir nedeni yoktur. Çevresel ve genetik sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Farklı nedenlere bağlı olarak oluşabildiği için özellikle genetik hastalığı olmayan bir bebekte neden dudak damak yarığı geliştiğinin anlaşılması zordur. Annenin hamilelik döneminde geçirdiği hastalıklar veya kullandığı ilaçlar, sigara kullanımı, vitamin eksiklikleri dudak damak yarığı oluşumunu tetikleyebilir. Sadece dudak yarığı veya sadece damak yarığı görülebildiği gibi iki durumun kombine olarak gelişmesi de mümkündür. Tek ya da çift yarık oluşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Orta kulak iltihabı riski yüksek</strong></p>
<p>Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, dudak damak yarıklı bebeklerde ilk aşamada en önemli sorunun beslenme zorluğu olduğunu kaydederek, “Bu nedenle beslenmeyi kolaylaştırmak için apareyler yapılır. İlerleyen dönemlerde konuşmada, çenenin büyümesinde, burun ve dudak estetiğinde sorunlar olabilir. Orta kulak iltihabı riski yüksek olduğu için düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmelidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>10 haftalık ve ağırlığı 5 kilogram olduğunda ameliyat yapılabiliyor</strong></p>
<p>Dr. Koçan, dudak yarıkları için cerrahi müdahalenin ne zaman önerildiğine de değinerek şöyle devam etti: </p>
<p>“Doğumdan sonra 48 saat içinde hem beslenmeyi sağlamak hem de yarığı küçültüp dokuların yerine yerleştirilmesini kolaylaştırmak için aparey yapılır. Bu apareyin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gereklidir. Bebek en az 10 haftalık ve ağırlığı 5 kilogram olduğunda ameliyat yapılabilir. Genellikle 3-6 aylar arasında dudak ameliyatı, 12-18 aylarda damak ameliyatı yapılır.” </p>
<p><strong>Dudak yarıklarının tedavisi farklı uzmanları bir araya getiriyor</strong></p>
<p>Dudak damak yarıklarının tedavisi için farklı uzmanlık alanlarının beraber çalışması gerektiğini belirten Dr. Koçan, “Plastik ve rekonstrüktif cerrah, ortodontist, çocuk doktoru, çocuk diş hekimi ve konuşma terapisti dudak damak yarıklı bireylerin tedavi sürecine dahil oluyor.” dedi.</p>
<p>Bebeğin iyileşmesi sürecinde ebeveynlere de önerilerde bulunan Dr. Koçan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ameliyattan sonra beslenme biberon yerine kaşık ya da damlalıkla yapılmalıdır. Yara bölgesinin temiz olması enfeksiyon kontrolü için önemlidir. Beslenme sonrası ağız temizliği için bebeğe su verilebilir. Bebeğin elini ağzına sokup yara bölgesini tahriş etmesi engellenmelidir. İlk birkaç gün yara bölgesinde hafif kan sızıntısı olabilir. Aşırı kanama, ateş, idrarda azalma, deride buruşukluk, göz kürelerinde çökme gibi bulgular varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dudak-damak-yarigiyla-dogan-bebeklerde-ilk-48-saat-cok-onemli-406923">Dudak Damak Yarığıyla Doğan Bebeklerde İlk 48 Saat Çok Önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde ilk 1000 gün çok önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeklerde-ilk-1000-gun-cok-onemli-393495</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 09:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393495</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu bir dönem olması açısından İlk 1000 gün, bebeğin hayat serüveninde son derece önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklerde-ilk-1000-gun-cok-onemli-393495">Bebeklerde ilk 1000 gün çok önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu bir dönem olması açısından İlk 1000 gün, bebeğin hayat serüveninde son derece önemlidir. Peki aynı zamanda ilk 1000 gün neyi ifade ediyor, başka hangi faktörlerden dolayı önemlidir ve bu dönemde özellikle nelere dikkat edilmelidir sorularını İlk 1 Liv Hospital Çocuk Endokrinolojisi ve Metabolizma Hastalıkları, Prof. Dr. Cengiz Kara yanıtladı.</strong></p>
<p><strong>“İlk 1000 gün” neyi ifade eder?</strong></p>
<p>“İlk 1000 gün” gebeliğin başlangıcından bebeğin ikinci doğum yıldönümüne kadar olan süreyi tanımlayan ve giderek yaygınlaşan bir terimdir. Gebeliğin 270 günü ile doğum sonrası ilk 730 günün toplamını ifade eder. Günümüzde çocuk ve toplum sağlığını iyileştirmek için hassas bir dönem, bir “fırsat penceresi”  olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>“İlk 1000 gün”ün önemi nedir?</strong><br />Bu kavrama göre anne karnı ve erken çocukluk dönemindeki olumsuz olaylar, başta obezite, diyabet ve kalp hastalığı olmak üzere sonradan ortaya çıkan kronik hastalıklar için zemin hazırlamaktadır. Kısacası, obezite ve ilişkili hastalıkların temeli anne karnında atılmaktadır.</p>
<p>İlk 1000 gündeki olumsuz olayların yaşam boyu süren zararlı etkileri “metabolik programlama” ile açıklanmaktadır. Doğum öncesi ve sonrası dönemlerde beslenme ve büyüme-gelişme ile ilgili sorunlar hücrelerin ve organların gelişimine etki ederek vücut yapısını değiştirir, fizyolojik sistemin ayarını bozar ve düzenleyici mekanizmalarda dengesizlik yaratır. Endokrin ve metabolik yanıtlardaki değişikliklere genlerin çalışma düzenini değiştiren ‘epigenetik etkiler’ de eşlik eder ve böylece ömür boyu sürebilen ve hatta sonraki kuşaklara da aktarılabilen zararlı etkiler ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Hastalıkların temeli ilk 1000 günde atılır</strong><br />Doğum öncesi ve sonrası beslenme sorunlarına bağlı metabolik programlamanın yetişkinlikteki zararlı etkilerinin bilinen en iyi örneği obezite ve buna eşlik eden tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarıdır. Obezite vücutta, özellikle karın bölgesinde ve iç organların çevresinde aşırı ve anormal yağ birikmesi durumudur. Bu aşırı yağ birikimine insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kan yağı düzeylerindeki bozukluklar (dislipidemi) eşlik ettiğinde metabolik sendrom olarak adlandırılır. Metabolik sendrom ayrıca karaciğer yağlanması, siroz, koroner kalp hastalıkları ve inme gibi hastalıkların da eşlik ettiği yaşam kalitesini ciddi bozan ve erken ölümlere neden olabilen önemli bir sağlık sorunudur. Günümüzde tüm dünyadaki ölümlerin %60’ından obezite ve metabolik sendrom bileşeni hastalıklar sorumludur ve bu kronik hastalıkların temeli ilk 1000 günde atılır.</p>
<p><strong>Erken metabolik programlamaya yol açan 3 tür mekanizma tanımlanmıştır</strong><br /><strong>1-</strong> Anne karnında yetersiz beslenmeyi takiben doğum sonrası dönemde aşırı beslenme ile ortaya çıkan uyumsuzluk<br /><strong>2-</strong> Anne karnında ceninin aşırı beslenmesi<br /><strong>3- </strong>Doğum sonrası aşırı beslenme ile erken hızlı büyüme</p>
<p>Annenin zayıflığı, gebelikte yetersiz beslenmesi, kilo alımının az olması ve yüksek tansiyon vb. hastalıklar nedeniyle rahim damarlarının zarara uğraması ceninin beslenmesini bozar ve düşük doğum ağırlığı ile doğmasına neden olur. Anne karnındaki bu kronik açlık ve yetersiz beslenme dönemi bebeğin bulduğu her enerjiyi depolayan ve sarfiyatı en az indirmeye çalışan ‘tutumlu yapı’ geliştirmesine neden olur. Az kalori ile idare etmeye programlanmış bu küçük ve zayıf bebeği bir an evvel büyütmek telaşı ile aşırı besleme çabası ters teper ve bebekte aşırı yağ (enerji) birikimine neden olur. Diğer yandan, annenin şişman olması, gebelikte aşırı kilo alması ve kontrolsüz diyabete bağlı yüksek şeker düzeyleri bebeğin daha anne karnında iken aşırı beslenmesine, hızlı büyümesine ve sonuçta fazla doğum ağırlığı ile doğmasına neden olur. Aşırı kalori ile anne karnında karşılaşan iri bebeklerde yağ dokusu ve iştah doğuştan fazladır. Obez ve/veya diyabetli anne bebeği olarak şişman ve iştahlı doğan bu çocuklarda hayat boyu obezite ve diyabet riski artmaktadır. Ayrıca, bebek normal kilolu anneden, normal ağırlıkla doğsa bile, doğum sonrası aşırı kalori alımı bebeğin şişmanlamasına neden olur. Anne sütü alamama, mamalarla aşırı beslenme, yüksek kalorili ek besinlere erken başlanması gibi nedenlerle doğum sonrası hızlı kilo artışı ve erken hızlı büyümenin etkileri de erken çocukluk dönemi ile sınırlı kalmaz, vücudu obezite ve metabolik sendroma ömür boyu programlar.</p>
<p>İlk 1000 günde yaşanan ve etkileri hayat boyu süren olumsuz olayları önleyerek bireyleri ve toplumu obezite ve yol açtığı ölümcül hastalıklardan korumak mümkündür. Obezite doğum öncesi ve erken süt çocukluğunda programlanabildiği için koruyucu önlemler gebelik öncesi, gebelik sırası ve tüm erken çocukluk çağı boyunca uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>Obezite ve metabolik sendromu önlemek için ilk 1000 günde yapılması gerekenler </strong></p>
<ul>
<li>Gebelikten önce annenin vücut kitle endeksi normal hale getirilmeli, fazla kilolu anne adayları zayıflamalı, zayıf olanlar da kilo alarak ideal vücut ağırlığına ulaşmalıdır.</li>
<li>Gebelik ve emzirme döneminde sigara içilmemelidir.</li>
<li>Gebelikte vücudun kaldırılabileceği ölçüde egzersizlere devam edilmeli, fazla kilo almaktan kaçınılmalıdır.</li>
<li>Gebelik diyabeti olanlarda sıkı şeker kontrolü sağlanmalıdır.</li>
<li>Düşük doğum ağırlığı ile doğan bebeklerde hızlı kilo alımından kaçınılmalı, yakalama büyümesinin 1-2 yaşa kadar yavaş tempoda gerçekleşmesi sağlanmalıdır.</li>
<li>Doğum sonrasında bebekler 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli ve 2 yaşına kadar emzirmeye devam edilmelidir.</li>
<li>Katı besinler ve şekerli içeceklerin başlanması ertelenmelidir. Özellikle, anne sütü verilemediği için mama ile beslenenlerde katı gıdalara erken başlanmamalıdır.</li>
<li>Bebek doyduktan sonra öğünü bitirmek için zorlanmamalıdır.</li>
<li>Bebeklikte yüksek protein alımı kısıtlanmalıdır. Anne sütü alamayan bebeklerde düşük protein içerikli mamalar tercih edilmelidir.</li>
<li>İnek sütünün protein yoğunluğu yüksektir ve bebeklere ilk yıl verilmemelidir.</li>
<li>Obez anne bebeklerinin büyümesi yakın izlenmelidir. Hızlı kilo alımı varsa emzirme düzeni kontrol altına alınmalıdır. Ek besine geçiş döneminde enerji yoğunluğu düşük gıdalar seçilmelidir.</li>
</ul>
<p>Sonuç olarak, ilk 1000 gün sağlıklı beslenme ve gelişimi sağlamaya yönelik, yaşam boyu fayda sağlayacak müdahalelerin hayata geçirilmesi için önemli bir dönemdir. Ebeveynler, hekimler ve diğer sağlık çalışanları ilk 1000 gün kavramının farkında olarak, doğru önlemler ve zamanında müdahaleler ile çocuğun gelecekte sağlıklı ve üretken bir yaşam sürme şansını artırabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklerde-ilk-1000-gun-cok-onemli-393495">Bebeklerde ilk 1000 gün çok önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sezaryen Doğum Bebeklerde Egzamaya Yol Açıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sezaryen-dogum-bebeklerde-egzamaya-yol-aciyor-366314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 09:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[egzamaya]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda bebeklerde görülen egzemanın artması, dünya genelinde sezaryen doğumlarda yaşanan artışla açıklanıyor. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Candan İslamoğlu, İsveç’te doğum şekli ile atopik dermatit (egzema) ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına değinerek, “Sezaryen ile doğumda, normal yolla doğan çocuklara göre daha yüksek egzema riski olduğu ortaya çıktı” açıklamasında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-dogum-bebeklerde-egzamaya-yol-aciyor-366314">Sezaryen Doğum Bebeklerde Egzamaya Yol Açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda bebeklerde görülen egzemanın artması, dünya genelinde sezaryen doğumlarda yaşanan artışla açıklanıyor. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Candan İslamoğlu, İsveç’te doğum şekli ile atopik dermatit (egzema) ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına değinerek, “Sezaryen ile doğumda, normal yolla doğan çocuklara göre daha yüksek egzema riski olduğu ortaya çıktı” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Atopik dermatit ya da halk arasında egzema olarak bilinen hastalık hem çocuklarda hem büyüklerde yaygın olarak görülen, kronik fakat bulaşıcı olmayan bir hastalık. Cilt kuruluğu ve kaşıntı ile kendisini gösteren egzema, sürekli ilaç tedavisi gerektirdiği için yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebiliyor. </p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Candan İslamoğlu</strong> son yıllarda bilhassa bebeklerde egzemanın artmasının dünya genelinde sezaryen doğumlarda görülen artışla açıklayan yayınlar olduğunu söylüyor. Son 10 yılda, sezaryen doğum sıklığının dünya çapında yüzde 9&#8217;dan yüzde 21&#8217;e yükseldiğini belirten İslamoğlu, “Bu konuyu araştırmak için çok sayıda çalışma yapıldı.   Kore’de 1302 hasta üzerinde yapılan araştırma, Ekvador’da 400 hastayı inceleyen araştırma başta olmak üzere birçok çalışma bu hipotezi destekledi. Son olarak İsveç’te gerçekleştirilen sezaryen ve atopik dermatit (egzema) arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırma ile doğum şekli ve egzema arasındaki ilişki daha da netlik kazandı” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SEZARYEN DOĞUMDA RİSK FAZLA”</strong></p>
<p>İsveç’te 5 yaşından küçük çocuklarda doğum şekli ile atopik dermatit arasındaki ilişkinin araştırılmasına yönelik yapılan çalışma kapsamında 2006-2018 yılları arasında İsveç&#8217;te doğan,  doğum kütüğüne kayıtlı toplam 1 milyon 399 bin 406 çocuk doğum şekillerine göre 4 gruba ayrılarak 5 yaşına kadar izlendiğini söyleyen <strong>Dr. Candan İslamoğlu araştırma hakkında şunları anlattı:</strong> “Normal doğum, Normal ama aletli doğum (forseps, vakum) zorunlu sezaryen ve isteğe bağlı sezaryen olmak üzere 4 gruba ayrılarak incelenen çocuklardan %17,8’i normal doğum ile, %82,2’si sezaryen ile doğmuş. Normal vajinal yolla doğan 1 milyon 150 bin 896 çocuğun yüzde 17,2&#8217;sinde ve sezaryenle doğan 248 bin 510 çocuğun yüzde 18,3&#8217;ünde egzema görüldü. Çalışmada sezaryen ile doğumda, normal yolla doğan çocuklara göre daha yüksek egzema riski olduğu ortaya çıktı.” Normal doğum ile sezaryen doğum karşılaştırıldığında normal doğumda egzema riskinin düşük bulunduğunu söyleyen İslamoğlu, buna karşılık hem acil zorunlu sezaryen ile doğan çocuklarda hem de isteğe bağlı sezaryen ile doğan çocuklarda egzema riskinin fazla çıktığının da altını çizerek, “Araştırma <strong>Pediatric Allergy Immunology</strong> dergisinin 2022 yılı Aralık sayısında yayınlandı. Bu araştırma doğum metodu konusunda anneler için bir rehber olması açısında önemli bir yere sahip. Bu noktada da normal doğumun doğum esnasında gelişebilecek hastalıklara karşı nasıl önleyici olabildiğini görebiliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-dogum-bebeklerde-egzamaya-yol-aciyor-366314">Sezaryen Doğum Bebeklerde Egzamaya Yol Açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
