<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bayülgen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bayulgen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bayulgen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Oct 2025 13:55:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bayülgen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bayulgen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Okan Bayülgen: Tek çare kitap okumak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okan-bayulgen-tek-care-kitap-okumak-581906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 13:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[care]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda sanat, dil ve teknoloji kesişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okan-bayulgen-tek-care-kitap-okumak-581906">Okan Bayülgen: Tek çare kitap okumak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nda sanat, dil ve teknoloji kesişiyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği bu kültür şölenine akın eden kitap tutkunları, sevilen sunucu‑komedyen Okan Bayülgen ile “Türkçemiz Evimiz” başlıklı özel söyleşide bir araya geldi. Moderatör Orhan Karaagaç’ın yönettiği oturumda Bayülgen, dilin gücünü ve okumanın kaçınılmaz gerekliliğini çarpıcı ifadelerle vurguladı.</p>
<p><b>“DİL BENİM EVİM, KİTAPLAR YAŞAM ALANIM”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’na kitapseverlerin yoğun ilgisi sürüyor. Birbirinden ünlü yazarların ve 515 yayınevinin katıldığı fuarda kitapseverler ve yazarlar her gün bir araya gelerek kağıdın büyülü dünyasıyla buluşuyor. Bu kapsamda sevilen sunucu‑komedyen Okan Bayülgen, Akçakoca Salonu’nda sevenleri ile bir araya geldi. Konuşmasına çocukluk anılarıyla başlayan Bayülgen, “Dil benim her şeyim, bir de evim” diyerek kelimelerle kurduğu derin ilişkiyi aktardı. Ünlü sunucu ayrıca, resme yönelmek istediğini, başarısızlığıyla karşılaşınca kendini kitaplara adadığını söyleyerek, dilin kendisine nasıl sığınak olduğunu anlattı.</p>
<p><b>TEK ÇARE KİTAP OKUMAK</b></p>
<p>Bu özel oturumun belki de en vurucu vurgusu: “Tek çare kitap okumak” Bayülgen, modern çağın dijital kaosunda insanın zihnini ayakta tutacak yegâne çözüm olarak okuma eylemini ön plana çıkardı. Bayülgen, “Okuma sıklığını artırmalıyım… Kelime haznem genişledikçe dünyayı daha fazla anlarım” mesajını izleyicilere iletti.  Yapay zeka teknolojisinin insan zihni üzerindeki etkilerini de ele alan Bayülgen, şu uyarıyı paylaştı; “Yapay zeka, bilgiye ulaşmayı kolaylaştırabilir, ama zihnimizi tembelleştirme riski var. Kitapla düşünmek, yapay zekânın sunduğuna teslim olmamak demektir.”</p>
<p><b>DİLDE YOZLAŞMA&#038;DİJİTAL BOŞLUK</b></p>
<p>Bayülgen, sosyal medya ve hızlı bilgi akışının dil savunusundaki tehditlerine de değinerek, “Sosyal medya bizi provoke ederek tahrik ediyor, bazen siyaset bile dijital bir gösteri halini alıyor. Zihin boş kalıyor” ifadeleriyle eleştirisini dile getirdi. Ünlü sunucu bu alışkanlığın, dilin ruhunu ve kelimelerin saf halini yitirttiğini savundu.</p>
<p><b>“GÖZÜMÜN ARKASINDA BİR SİNEMA BAŞLAR”</b></p>
<p>Okuma anının zihinde uyandırdığı sinematik görüntülerden bahseden Bayülgen, “Kitap sarmaya başladığında, harfleri gördüğün anları yitirirsin. Sayfalar gözün arkasında bir sinema gibi geçmeye başlar” ifadeleriyle okuma deneyimini yaşayanlara derin bir metafor hediye etti.</p>
<p><b>MERCİMEK ÇORBASINA UN KOYMAK, KELİMELERE DÜŞMANLIK</b></p>
<p>Dil savunusunun mutfakla bağını kuran Bayülgen, dildeki yozlaşmanın mutfaktaki benzer halini şu şekilde dile getirdi; “Mercimek çorbasına un koyan insanlardan hayır gelmez. Kaç restoranda bu yüzden kavga ettim. Kaçından kovuldum. Tıpkı dilimiz gibi, değerlerimizi de koruyamadık.” Bayülgen, bu metaforla dil ve kültürün saflığını yitirmesinin tehlikesine dikkat çekti.</p>
<p><b>SON SÖZ VE MESAJ</b></p>
<p>Kapanışı güçlü bir çağrıyla yapan Bayülgen, “Kitap fuarları yalnızca kitapla değil, medeniyetle, kimlikle, dilimizle bir diriliş alanıdır. Türkçemiz evimizdir. O evin kapısını birlikte muhafaza edelim. Tek çare kitap okumak” dedi. Bu özel oturumun sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Okan Bayülgen ve Orhan Karaagaç’a teşekkür plaketi takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okan-bayulgen-tek-care-kitap-okumak-581906">Okan Bayülgen: Tek çare kitap okumak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültürpark&#8217;ta açılacak kütüphaneye Prof. Dr. İlber Ortaylı&#8217;nın adı verilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulturparkta-acilacak-kutuphaneye-prof-dr-ilber-ortaylinin-adi-verilecek-569054</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 08:41:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[onun]]></category>
		<category><![CDATA[ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569054</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük Taarruz'un 103. yıl dönümünde Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Okan Bayülgen İzmirlilerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulturparkta-acilacak-kutuphaneye-prof-dr-ilber-ortaylinin-adi-verilecek-569054">Kültürpark&#8217;ta açılacak kütüphaneye Prof. Dr. İlber Ortaylı&#8217;nın adı verilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Taarruz&#8217;un 103. yıl dönümünde Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Okan Bayülgen İzmirlilerle buluştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenlediği “Büyük Taarruz ve Cumhuriyet&#8217;in Kurucu Ruhuna Yolculuk” başlıklı söyleşiye katılan Bayülgen ve Ortaylı&#8217;ya İzmirliler büyük ilgi gösterdi. Söyleşiyi dikkatle takip eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Kültürpark&#8217;ta yapımını sürdürdükleri ve eylül ayında açmayı planladıkları kütüphaneye Prof. Dr. İlber Ortaylı&#8217;nın adını vereceklerini duyurdu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz’un 103. yılı kapsamında, Okan Bayülgen ve Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı İzmirlilerle buluşturdu. “Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’in Kurucu Ruhuna Yolculuk” adlı söyleşi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yapıldı. Büyük Taarruz’un askeri ve siyasi boyutları, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine etkileri, günümüz gençliğine bıraktığı miras üzerine kapsamlı bir değerlendirmenin yapıldığı söyleşiye İzmirliler büyük ilgi gösterdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın yanı sıra; 1989-1991 yılları arasında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yapan Cengiz Altınkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Prof. Dr. Pınar Okyay, İsmail Mutaf, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, meclis üyeleri, bürokratlar da söyleşiyi takip etti.</p>
<p><strong>Tugay:  Ata’mızın çizdiği yoldan yürüyoruz</strong><br />
Söyleşinin açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Biz Atatürk&#8217;ü kaybetmiş olsak da manevi olarak onunla beraber yaşıyoruz. Hep böyle hissediyoruz. Ona karşı duyduğumuz saygı ve sevginin temelinde, aslında onun bize milletimize, ülkemize duyduğu saygı ve sevgi var. Biz sadece onun bize olan inancına karşılık vermeye çalışan insanlarız. Onun önderliği, çizdiği yol, koyduğu hedefler her zaman bize ışık olmuş, rehberlik etmiştir. Bizler zaman zaman onları konuşarak, o günleri hatırlayarak tekrar tekrar nasıl bir yolda yürüdüğümüze bakıyoruz. 30 Ağustos&#8217;u bir bayram gibi kutlarken, ne kadar zorlu şartlarda bu savaşın kazanıldığını idrak etmek zorundayız. &#8216;Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır&#8217; diyen o büyük liderin mücadele arkadaşlarıyla birlikte inancından bir gram dahi ödün vermeden bütün dünyaya meydan okurcasına o savaşı kazanması, ‘bugün biz bu ülkenin geleceğini değiştiremeyiz, içinde yaşadığımız kötü günleri düzeltemeyiz’ diye umutsuzluğa kapılan insanların bir şeyleri hatırlaması gerektiğini düşündüğüm için bunları söylüyorum. O günü o günde bırakmamamız gerekir” dedi.</p>
<p><strong>“Bu milletin başını öne eğdirmeyeceğiz”</strong><br />
Geçmişle gurur duyarken bugün yapılması gereken mücadeleden geri durulmaması gerektiğinin altını çizen Başkan Tugay, “Bizler sadece dünün zaferleriyle, evet kabul ediyorum belki insanlık tarihinde, belki Türkiye&#8217;nin tarihinde tek bir defa gelecek, gelmiş olan bir liderin varlığıyla övünmenin ötesine geçen bir şeyler yapmalıyız. Bir araya geldiğimiz günler, birbirimizin omzuna biraz daha yaklaştığımız, birbirimizin varlığından güç aldığımız günler olmalı. Milletimize inanmamız lazım. Bizi vatandaş yapan, padişahın kulu olmaktan çıkarıp vatandaş yapan o asil düşüncenin bize armağanının değerinin farkında olmalıyız. Bugünkü şartlar çok zor, onlar o gün bir şekilde başarmış olabilir. Evet açtılar, yorgundular, karşılarında kaç milletin ordusu vardı, onlar onu başardılar ama biz bugün biraz daha fazla çalışmayı, bilinçli olmayı, karakter sahibi olmayı, vatanını milletini sevmeyi, çocuklarına sahip çıkmayı, büyüklerine saygı göstermeyi, emeğin hakkını vermeyi ‘bilemeyiz’,  ‘bunu yapamayız’ dememeliyiz. Atatürk, Cumhuriyet ve Türk Milleti ile gurur duyuyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız ve 9 Eylül&#8217;ümüz kutlu olsun. Ben ve benim gibi düşünen insanlar bu milletin başını öne eğdirmeyecek” dedi.</p>
<p><strong>Ortaylı:  İzmir Atatürk için çok mukaddes bir yerdir</strong><br />
Başkan Tugay, Prof. Dr. İlber Ortaylı&#8217;ya Atatürk&#8217;ün İzmir&#8217;e dair hislerini sordu. Ortaylı, “İzmir&#8217;e karşı çok büyük hisleri var, niye? Bir kere Selanikli. Bütün vatanını, Rumeli&#8217;yi kaybeden insanlar, adaları kaybeden insanlar bu bölgeye sığındığı için ve burası onları çok mutlu ettiği için İzmir onun için çok mukaddes bir yerdir. İstanbul&#8217;dan falan çok daha tatlı bir yerdir. Mantalitesi ona yakın. Burası onun vatanı” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ortaylı&#8217;ya kütüphane sürprizi</strong><br />
Ortaylı konuşmasında İzmir&#8217;den bir opera binası daha beklediğini söyledi. Başkan Dr. Cemil Tugay, “Biz arkadaşlarımızla bu dönem, en az 4 tane kültür merkezi yapacağız. Bunlardan birisi Karşıyaka&#8217;da bitmeyi bekleyen opera binası olacak, yapacağız. Dün Kültürpark&#8217;ta iki sergi açtık, bir tane yeni sergi salonu açtık. Kente yeni kütüphaneler kazandıracağız. İçlerinden bazıları Türkiye&#8217;nin en iyileri olacak, söz veriyoruz. Bir tane de şu anda Kültürpark&#8217;ın içinde hazırlanıyor, yapılıyor. O kütüphaneye sizin isminizi vermek istiyoruz, kabul eder misiniz? 20 Eylül gibi açmayı düşünüyoruz. Biz arkadaşlarımızla böyle bir karar verdik, kabul ederseniz büyük onur duyarız” dedi. Ortaylı, “Çok büyük hediye oldu” diyerek teşekkür etti.</p>
<p><strong>“Ordu mühimdir”</strong><br />
Büyük Taarruz sürecini anlatan ve o döneme ilişkin anekdotlar paylaşan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın konuşması büyük ilgi çekti. Okan Bayülgen, Ortaylı&#8217;ya Büyük Taarruz&#8217;u nasıl tanımladığını sordu. Ortaylı, “Türkiye&#8217;de anti militarizm ahmaklıktır. Eğer bilinçli olarak yapılıyorsa ihanettir. Bunun faşizmle, komünizmle alakası yoktur. Ordu çok mühim şeydir. İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda Sovyetler Birliği&#8217;ni sovyet ve kominist ruhu kurtarmadı. Kimse bana masal okumasın. İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda her şeye rağmen Rusya&#8217;yı Rusların ruhu, askerleri kurtardı. Bu çok önemli. Bu Türkiye için de böyle. Birinci Dünya Savaşı&#8217;na girdiğimiz zaman Türk ordusundaki en önemli komutanlar henüz daha general olmamışlardı” dedi.</p>
<p><strong>“Kendi başına kurtulamazsın, bu mümkün değil”</strong><br />
Öğrencilerin okuyup farklı ülkelere gitmesine karşı olduğunu söyleyen Ortaylı, eğitim sorunlarını da anlattı. Ortaylı, “Liselerimizin seviyesini çok düşürdük. Hiç kimse sesini çıkartmıyor. Kendi başına kurtulmaya bakıyor, kendi başına kurtulamazsın, bu mümkün değil. Eğitim bir yöntemdir, topluca yapılır. Kendi başına Müslüman da olamazsın Hristiyan da olamazsın. Camiye, kiliseye toplu girmek zorundasın. Eğitim de öyle. &#8216;Ben çocuğumu kurtarırım, Amerika&#8217;ya gönderirim&#8217;, kurtaramazsın, bir işe de yaramaz. Bu bir sistem meselesidir. Eğitim konusunda herkesin birleşmesi lazım” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Saygı önemli”</strong><br />
Saygının önemine vurgu yapan Ortaylı, “Bir toplumda farklı düşünenler olabilir. Her zaman her yerde birbirine karşı gruplar olur. Örtülü veya açık. Mühim olan birbirlerinin hakkına tecavüz etmesinler. Onun yaşama hakkı vardır, eğitim hakkı vardır, sağlık hakkı vardır. Çok önemli bir şey bu. Hiçbir zaman hiçbir grup ‘iktidardayım’ diye muhalefete karşı bu tavrı takınamaz. Bazı olayları bahane ederek sabahtan akşama karşı tarafın sinirleriyle oynaması doğru bir şey değildir. Bunu yaptığınız an orada saygısızlık başlıyor. Onun arkasından facia geliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bölünme ihtimali her zaman vardır, hayır demeyeceğim”</strong><br />
Bir vatandaşın &#8216;bizim yüce vatanımızın bölünme ihtimali var mı?&#8217; sorusuna cevap veren Ortaylı, “Bölünme ihtimali her zaman vardır, hayır demeyeceğim. Bu göründü artık gizlemeye gerek yok. Rastgele yerde suladığın toprakları oraya buraya satarsan, sonra iyi gelmez. Türkiye&#8217;de böyle bir kafa var. Avusturya, Avrupa Birliği üyesi. Giden herkes ev, arsa alırsa olmuyor işte, bir şekilde önlüyorlar. Suladığın toprakları kendin tutacaksın ve emniyetini alacaksın. Arazilerimiz terk ediliyor, köylüler terk ediyor. Genç nüfus kaçıyor. Miras sistemimizi değiştirmemiz lazım. Ailenin kontrolünün ihtiyar köylü babanın elinden alınması lazım, Avrupa&#8217;da öyle. Kim çalışıyorsa onun da söz hakkı olacak. Dolayısıyla genç çocuk şehre kaçmaz. İkincisi de hakikaten nüfus azalıyor, azalacak da. Herkes dokuz çocuk doğurmak zorunda değil. Çok da güzel bir şey bu. Ama bunun yerine alacağımız nüfus var, o da 30’larda iskan kanununda belirtildiği gibi. Bizim Asya&#8217;daki nüfusumuzdur, yakınlığımızdır” dedi.</p>
<p><strong>Bayülgen: Tarihimizde çok önemli bir dönüm noktası</strong><br />
Okan Bayülgen, “Buradan demek ki bu kalabalıkla Büyük Taarruz&#8217;u başlatacağız” diyerek sözlerine başladı. Bayülgen, “Burada sizlerle birlikte olmak muhteşem. Bir milletin, kendi kaderini çizme cesaretini ve var olma iradesini gösterdiği, tarihimizde çok önemli bir dönüm noktası Büyük Taarruz’un 103. yılındayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulturparkta-acilacak-kutuphaneye-prof-dr-ilber-ortaylinin-adi-verilecek-569054">Kültürpark&#8217;ta açılacak kütüphaneye Prof. Dr. İlber Ortaylı&#8217;nın adı verilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okan Bayülgen Ya Filozof Olacaktım Ya Da Eğitimini Gördüğüm Sanatı Yapacaktım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okan-bayulgen-ya-filozof-olacaktim-ya-da-egitimini-gordugum-sanati-yapacaktim-460491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 21:06:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimini]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[gördüğüm]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<category><![CDATA[olacaktım]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[yapacaktım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali Genç Günler’in 38.’sinde, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde söyleşi konuğu Okan Bayülgen’di.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okan-bayulgen-ya-filozof-olacaktim-ya-da-egitimini-gordugum-sanati-yapacaktim-460491">Okan Bayülgen Ya Filozof Olacaktım Ya Da Eğitimini Gördüğüm Sanatı Yapacaktım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Söyleşinin moderatörlüğünü yapan Dilek Tekintaş’ın “Günümüzde artık herkesin sinemaya atlamaya çalıştığı bir zamanda siz tepe noktadan tiyatroya geçtiniz.” cümlesi üzerine:</p>
<p>“Bunda Teoman ile aynı yaşa gelmiş olmamın nedeni büyük. Ya filozof olacaktım ya da eğitimini gördüğüm sanatı yapacaktım. Ulusal kanalların sadece dizi kanalları haline gelmesinin payı var. Televizyonun artık bir gücü yok. Türkiye’de yayın dejenerasyonu daha çabuk ilerledi. Avrupa’da yayıncılık hala geçerli, ertesi gün televizyonda izlenen bir yayın üzerine konuşulabiliyor. Tiyatro bir buluşma ve tartışma alanı olarak, opera, bale, bütün performans sanatları, insanlar gözlerini aynı şeye dikip aynı şeye beraberce bakıyorlar ve ertesi gün bu performansı konuşabiliyor. Televizyonda bu kalmadı artık. İletişimi oyun üzerinden kuruyor platformlar.</p>
<p>Pandemi sonrasında herkesin yok olacağını düşündüğü tiyatro ya da sinema izleme meselesi aksine coştu, bütün dünyada böyle… Birlikte izleme, hem yayıncılık hem sanat tarafında duran bir insan olarak, bunu tahmin ettim. Kişisel nedenlerim de var elbette ancak objektif nedenler bu kararımda etkili oldu. Gençler bir an önce başarı istiyorlar. Şöhret, para, güç ve her ne istiyorlarsa onları yan yana yazıyorlar. Hâlbuki mesleki tatmin dediğimiz şeyin yayıncılıkta olamayacağını gördüm. Gençlerle ekranlarda buluşmuş bir insan olarak, bu tatmini bulamayacağımı düşünüyorum” dedi.</p>
<p>“Tiyatroya Nasıl Başladınız?”<br />Fransa’nın ortasında bir yerde siyaset ve ekonomi okuyordum, yalnızdım, kız arkadaşımdan ayrılmıştım, sokak tiyatrosu festivali yapılıyordu ve Shakespeare oyunlarından kısımları akrobasi tarzında sahneleniyordu. Bayıldım, çok güzel kızlar vardı. Ben gömülmüşüm, siyaset, ekonomi okuyorum. O zaman çok yakışıklı bir adam belirdi, füme bir işçi tulumu giymişti, herkes ona hayranlıkla bakıyordu. Kim dedim, dediler ki o bizim yönetmenimiz. Konservatuvar giriş sınavında tiyatroyu neden seçtiğimi sorduklarında ben bu olayı anlattım. Ve jüriye çok farklı ve samimi geldi.</p>
<p>“Oyun yazıyorsunuz…”<br />Oyunu bir ekiple birlikte yazıyorum. Nihal Usanmaz’ın da içine dahil olduğu bir oyun, roman yazmaya çalışsak beraber yazamayız. Fakat diyaloglu bir iş çıkaracaksak, bir sahne performansı için metin yazıyorsak, olabiliyor. Sizin de içinde bulunduğunuz dramaturji, danışman Yalın Alpay, Yıldırım Fikret Urağ, birçok kişi vardı. Bu aslında yazara neyi sağlıyor, yazar tek başına olmuyor, bir hükmedici olmalı, sezgisel tarafları konusunda ısrar edici olmalı, birçok kişinin süzgecinden geçirmek önemli. Birçok şey sanatta sezgiseldir.</p>
<p>“Oyundan sonra seyirci söyleşileri yapmaya başladınız. Nasıl bir etkileşim alıyorsunuz?”</p>
<p>Spielberg filminden sonra eve rahat gidersiniz. Çünkü o bütün problemleri çözer. Spielberg para kazanır, Kubrick kazanamaz. Schindler’in Listesi’ni Spielberg bir başarı öyküsü olarak anlatabilir. Siz o filmi izledikten sonra, üzülmezsiniz oradaki duruma, bir başarı filmi izlemiş olarak çıkarsınız. Ancak Kubrick filminde yeni sorular sorar, yeni sorunlar üretir. Sanatın ödevi yanıt vermek değil, soru sormaktır. Biz de seyircimize oyundan sonra, oyunda sorduğumuz soruların yanıtları var mı? diye merak ediyoruz. Bu söyleşilerde seyircimizden her zaman doğru geri dönüşler alarak ayrıldık.<br />Seyircinin bu kadar iyi eleştirmen olduğunu bu söyleşilerde gördük. Bizzat tiyatroda seyirciye ihtiyaç var. Beraberce üretim yapıyoruz ve cezalı gibi oyuncular ve seyirci ayrı yerlerden çıkıyoruz. Oysa beraber üretim yapıyoruz. Richard’da iki oyun sonra yüz bin seyirciye ulaşıyoruz. Yüz bin seyirci öyle bir geri yanıt verebilir ki, toplanıyoruz konuşuyoruz, çok önemli. Tiyatroya, evdeki hikâyeyi bırakıp buradaki hikâyeyi görmeye gelen seyirciye, özel tiyatrolarda bu bileti ödemeyi göze almış seyirciye, karşılığını vermek gerekiyor. Bu insan bu çabayı gösterdiyse, hakikaten biraz kafası karışsın, önüne bir puzzle atalım, onu çözsün, ukala bir tavırla yapmıyoruz bunu, gel bunu beraber çözelim diyoruz.</p>
<p>Bir seyircinin “Yeni çalışma alanlarına dair neler önerirsiniz?” sorusu üzerine:<br />Farklı teknolojiler farklı üretim süreçleri getirdi. Şimdi gençler bizim medyada yaptığımız gibi şeylere heves ettiği zaman önlerinde bir alan bulamıyorlar. Hem biz hem bizden önceki abiler, bu alanı buluyordu. Biz 1994 ekonomik krizinin ürünleriyiz. Uzun süre insanları kapsayacak ve insanları mutlu edecek çalışmalara ihtiyaç doğdu. Bizim alanımız vardı, genel yayın yönetmenleri de bizim ne yapacağımızı bilmiyordu. Faruk Bayhan dünyanın en iyi genel yayın yönetmenlerinden biridir. Ben bu adama güveniyorum dedi ve biz bu işleri yaptık. Dünyada da bu böyleydi. Dünya artık bütün platformların algoritmayla yönetildiği bir yere geldi. Editörlerin ve algoritmaların dünyası artık. Ahmet Ertegün gibi bir adam çıkmaz artık. Bugün artık çıkmıyor da. Artık gençler için kendi bildikleri gibi davranacakları alanlar yok, o alanlar kısıtlanmış durumda. Tiyatro bu imkânı veriyor aslında. Şu an küçük salonlarda iki kişilik, üç kişilik, apartmandan bozma alanlarda tiyatro oynanıyor. Ayrıca tiyatro şu imkânı da veriyor, Richard, Dracula, Napolyon, Marcus de Sade gibi projelendirdiğim işler var. Sinemada bu mümkün değil, ancak sahne bize yapılabilir bir alan sunuyor. Tiyatro seyircisi de mükemmel, ortak hayal kurabiliyorsa bunu alıyor, seviyor. Oyunun sonunda selam veriyoruz, Süpermen selam veriyor mu filmin sonunda?</p>
<p>“Bir Hikâye Yaratmanın Çok Büyük Bir Önemi Var”<br />Gelecekteki oyunculardan bir seyirci olarak ne beklerim diye sorarsanız, tiyatronun bir mutluluk vaat ettiğini ancak çok çalışmanın gerekli olduğunu söyleyebilirim. Sanatta ya birincisin ya hiçbir şey değilsin. Dolayısıyla bir hikâye yaratmanın çok büyük bir önemi var. Dracula’dan bir replikle söyleyim, “Bir resim niçin değerlidir” der, Emily, “Güzel olduğu için” diyor. Hayır diyor, bir ressamı olduğu için. Sanatta erimek çok güzel, sanata kendini feda etmek çok güzel, siz konservatuvara gittiğinizde belki çok yeni bir şeyin temsilcisi olacaksınız. Tiyatroda uzun bir hayatınız olur ancak dizilerde böyle uzun bir hayatınız olmaz. Konservatuvar yılları çabuk geçer. Oyunculuk, diplomalıları işe aldıkları bir meslek değildir. Sahneye çıktığınızda konservatuvar bitirmemiş arkadaşlarınızla aynı sahneyi paylaşacaksınız ve onlar belki daha iyi bir performansa sahip olacak. Tiyatro oyuncusu da entelektüel çünkü oyunu anlamak ve bilmek zorunda. Yönetmenler oyuncuları ikna etmek zorundalar. Oyuncunun da bunu anlayacak kapasitesi olmalı.</p>
<p>Söyleşi Okan Bayülgen’e plaket ve çiçek takdim edilmesiyle sona erdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okan-bayulgen-ya-filozof-olacaktim-ya-da-egitimini-gordugum-sanati-yapacaktim-460491">Okan Bayülgen Ya Filozof Olacaktım Ya Da Eğitimini Gördüğüm Sanatı Yapacaktım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
