<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bağışıklık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bagisiklik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagisiklik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Feb 2026 07:48:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bağışıklık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagisiklik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ramazan&#8217;da enfeksiyonlara karşı beslenmeye dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-enfeksiyonlara-karsi-beslenmeye-dikkat-615808</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 07:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeye]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlara]]></category>
		<category><![CDATA[İçeriği]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlar]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketildiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kışın dondurucu soğukları, kapalı alanlarda geçirilen uzun süreler ve kalabalık ortamlarda enfeksiyonların yüksek bulaş riskine sahip olması, sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için bağışıklık sisteminin her zamankinden daha güçlü olmasını gerektiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-enfeksiyonlara-karsi-beslenmeye-dikkat-615808">Ramazan&#8217;da enfeksiyonlara karşı beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kışın dondurucu soğukları, kapalı alanlarda geçirilen uzun süreler ve kalabalık ortamlarda enfeksiyonların yüksek bulaş riskine sahip olması, sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için bağışıklık sisteminin her zamankinden daha güçlü olmasını gerektiriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik</strong> “Ramazan’da uzun süren açlık saatleri, değişen öğün ve uyku düzeni ile azalan su tüketimi vücudun bağışıklık sistemini daha hassas hale getirebiliyor. Ancak özellikle doğru besin seçimi Ramazan’ı hem sağlıklı hem de güçlü geçirmek için en önemli desteklerden biri olarak öne çıkıyor” diyor. Özellikle mevsim sebze ve meyvelerinin; vitamin, mineral ve antioksidan içerikleri sayesinde vücudu hem enfeksiyonlara karşı koruyacağını hem de enerji seviyesini dengede tutmaya destek olacağını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Portakal</strong></li>
</ul>
<p>Güçlü C vitamini kaynağı olan portakal, enfeksiyonlara karşı savunmada görevli lökosit (beyaz kan hücreleri) üretimini destekler. Antioksidan etkileri sayesinde hücreleri serbest radikallere karşı korur. İçerdiği çözünür lif, mide boşalmasını yavaşlatarak kan şekerinin ani yükselmesini önler. İftardan sonra tüketildiğinde hem sıvı desteği sağlar hem de tatlı ihtiyacını doğal şekilde dengeleyerek rafine şeker tüketimini azaltmaya yardımcı olur.</p>
<ul>
<li><strong>Kırmızı lahana</strong></li>
</ul>
<p>Kırmızı lahananın içeriğindeki mor pigmentler güçlü antioksidan etki göstererek hücreleri; sindirim sonrası oluşan toksinlerin vücutta oluşturduğu oksidatif stresten korur. Bu şekilde bağışıklık desteklenmesine büyük katkıda bulunur. Özellikle çiğ yendiğinde çiğneme süreci uzun olacağından beyindeki tokluk sinyalinin oluşumunu hızlandırır. Salatalarda limon ve zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde besin değeri artar.</p>
<ul>
<li><strong>Mandalina</strong></li>
</ul>
<p>Zengin C vitamini içeriğiyle vücudun enfeksiyonlardan korunmasına, antioksidan etkisiyle de inflamasyonun dengelenmesine destek olur. Liften zengin olan mandalina kan şekerinin kontollü yükselmesine yardımcı olurken, antioksidan etkisiyle inflamasyonun dengelenmesini,  strese karşı bağışıklık fonksiyonlarının düzenli çalışmasını sağlar. Hafif ve kolay tüketilebilir yapısıyla Ramazan’da vitamin, sıvı ve tatlı ihtiyacına destek olur ama aşırıya kaçılmamalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Kivi</strong></li>
</ul>
<p>C ve E vitamini kombinasyonu sayesinde hücresel savunma mekanizmalarını güçlendirir. Yüksek lif içeriği bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Uzun süreli açlıkta sık görülen sindirim problemlerinin azaltılmasına destek verir. Aynı zamanda içerdiği doğal enzimler protein sindirimine ve iftar sonrası rahatlamaya katkı sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Ispanak</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, iftar sofralarında mutlaka mevsim sebzelerinin yer alması gerektiğini belirterek “Ispanağın içeriğindeki; A ve C vitamini vücudun ilk savunma hattı olan mukozal bariyeri güçlendirirken folat hücre yenilenmesini destekler. Düşük kalorili ama hacimli bir sebzedir; mide doluluğu sağlar. Sahurda yumurta ile tüketildiğinde protein ve lif kombinasyonu sayesinde tokluk süresini uzatır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Brokoli</strong></li>
</ul>
<p>C ve K vitamini ile sülfürlü bileşikler açısından zengin olan brokoli, özellikle içerdiği sulforafan sayesinde güçlü antioksidan ve detoks destekleyici etki gösterir. Lif ve su içeriği yüksektir; mide hacmini doldurarak doygunluk sağlar ve iftar sonrası ani acıkmaları önlemeye yardımcı olur. Buharda hafif pişirilerek tüketildiğinde besin değerleri daha iyi korunur.<strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Havuç </strong></li>
</ul>
<p>Beta-karoten açısından zengin olan havuç, özellikle zeytinyağı ile birlikte tüketildiğinde daha iyi emilir ve A vitaminine dönüşerek bağışıklık ve solunum yolları sağlığını destekler. A vitamini, mukozal dokuların korunmasında önemli rol oynar. Lifli yapısı sayesinde çiğ tüketildiğinde uzun süre tokluk sağlar. İftarda salatalara eklendiğinde kan şekerinin daha dengeli yükselmesine katkıda bulunur.</p>
<ul>
<li><strong>Pırasa</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik “Pırasa zengin prebiyotik ve lif içeriğiyle bağırsak mikrobiyotasını besler. Güçlü bir bağırsak mikrobiyatası, güçlü bir bağışıklığın göstrgesidir. Aynı zamanda içeriğindeki lif sayesinde sindirim süresi uzar ve tokluk hissini artırır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Limon</strong></li>
</ul>
<p>C vitamini açısından zengin olan limon, bağışıklık fonksiyonlarını desteklerken aynı zamanda sindirime katkı sağlar. İftarda salatalara sıkılan limon suyu, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Mide asidini dengeleyerek hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabilir. Ilık suya eklenerek tüketildiğinde sıvı alımını artırarak gün içindeki susuzluğun dengelenmesine destek sağlar. </p>
<ul>
<li><strong>Yoğurt</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Yoğurdun içeriğindeki kalsiyum ve probiyotik bakteriler bağışıklık hücrelerini aktive eder. Yüksek protein içeriği mide boşalmasını yavaşlatır. Sahurda tüketildiğinde gün boyu kan şekerini dengeler, iftarda tüketildiğinde iftar sonrası tokluğu uzatarak tatlı isteğini azaltır” diyor.<br /> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-enfeksiyonlara-karsi-beslenmeye-dikkat-615808">Ramazan&#8217;da enfeksiyonlara karşı beslenmeye dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Oluş]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabilir!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlık olarak bilinen ‘resilience’ kavramının kişinin, kişilerarası ilişkilerde zorlanmalar, travmatik süreçler ve stresli yaşam olayları karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve hatta bu süreçlerden güçlenerek çıkabilme kapasitesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kanser tedavisi gibi hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlayıcı olan bir süreçte psikolojik desteğin önemi büyüktür.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser süreci açısından ele alındığında, tanı konduğu andan itibaren başlayan belirsizliğe, tedavi sürecindeki fiziksel ve ruhsal zorlanmalara, geleceğe dair kaygılar ve yaşam kalitesinde olası değişimlere rağmen ruhsal dengenin korunmasına yardımcı olduğunun bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Araştırmalar, psikolojik sağlamlığın bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Kronik olarak strese maruz kalmak ve depresif hissetmek, bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direncini azaltabilir. Buna karşılık, güçlü bir psikolojik duruş, stres hormonlarının dengelenmesine, inflamasyon seviyelerinin azalmasına ve hatta bazı durumlarda hastalığın ilerleme hızının yavaşlamasına katkıda bulunabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Önceki zorluklarla nasıl başa çıkıldığı hatırlanmalı!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser hastalarının tedavi sürecindeki olumlu etkilerinden birinin kişinin hayata bağlılığını arttırarak geleceğe dair umutlarını sürdürmesine katkıda bulunmak olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Hayata anlam katan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal bağları güçlendirmek kişinin tedavi uyumunu arttırır. Bu durum tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek yan etkilerle daha iyi baş edebilmesini sağlar.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığı arttırmak amacıyla uygulanabilecek pek çok farklı yöntem olduğuna değinen Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Psikoterapilerde en çok kullanılan yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntem süreçte kişide görülen negatif inançları gerçekçi bir bakış açısıyla ele almayı hedefler. Örneğin tanıyı alan kişi ‘tanı aldım, hayatımın geri kalanı tamamen mahvoldu’ düşüncesine kapılabilir. Bu düşüncesine gerçekçi bir perspektif kazandırmaya çalışmalı, ‘evet, zor bir süreçten geçiyorum, ama hayatımda hala devam eden güzel şeyler var’ diye düşünebilmeli. Kişi önceki zorluklarla nasıl başa çıktığını hatırlamalı, ‘daha önce de zor zamanlar yaşadım ve üstesinden geldim’ gibi yeniden çerçevelemeler bilişsel müdahalelerin temelini oluşturur.”</p>
<p><strong>Şükran duygusu depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı oluyor!</strong></p>
<p>Mindfulness teknikleri, derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşetme ve rehberli imgeleme gibi tekniklerin, hastaların kaygıyı azaltmasına, duygusal dalgalanmaları daha iyi yönetmesine ve zihinsel dayanıklılığı arttırmasına yardımcı olabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Günlük şükran listeleri oluşturmak, küçük mutluluklara odaklanmak ve olumlu anları fark etmek, psikolojik sağlamlığı artırır. Araştırmalar, şükran duygusunun depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, fiziksel iyileşmeyi de destekliyor!</strong></p>
<p>Aile, arkadaşlar ve destek grupları ile sosyal destek sistemi kurmanın, hastaların yalnız hissetmesini engelleyeceğini ve duygusal dayanıklılığı artıracağını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri veya kanser hastalarına özel topluluklarla iletişim kurmak, hastaların deneyimlerini paylaşmalarına ve güçlenmelerine yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Sanat ve müzik terapisinden de psikolojik sağlamlığı arttırmak için yararlanıldığını aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Estetik kaygısı gütmeden boyama, yazı yazma, enstrüman çalma gibi aktiviteler, hastaların duygularını ifade etmeleri için güvenli bir alan yaratır. </p>
<p>Kanser hastalarında psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, aynı zamanda fiziksel iyileşmeyi de destekleyen önemli bir faktör. Psikolojik iyi oluş için kullanılabilecek teknik ve yaklaşımlar, hastaların bu zorlu süreçte daha dirençli olmalarına yardımcı olabilir. Her bireyin ihtiyaçları farklı olduğu için, psikolojik destek planları kişiye özel olarak hazırlanmalı ve hastanın kendisini en iyi hissettiği yöntemlerle uyumlu olmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> “Kanser, günümüzde bilimsel gelişmeler sayesinde giderek sadece tedavi edilen değil, daha iyi kontrol edilebilen ve yönetilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Her yeni yıl, kanserle yaşayan hastalar için daha fazla umut veren gelişmeleri tedavi protokolüne sokmaktadır. Tıbbi Onkolog gözüyle baktığımızda gelinen noktada; hastalığı değil hastayı merkeze alan anlayışla ilerlenmekte; erken tanı ve multidisipliner yaklaşımla, doğru zamanda, doğru merkezde ve doğru tedaviyle hastalar için çok büyük kazanımlar elde edilmektedir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, <strong>4 Şubat Dünya Kanser Günü </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi ve kanser tedavisinde en yeni 4 çarpıcı gelişmeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kişiye özel tedavi etkinliği artırıyor, yan etkileri azaltıyor</strong></li>
</ul>
<p>Geçmişte kanser tedavisi büyük ölçüde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile sınırlıydı.<br /> Son 10–15 yılda ise kanser biyolojisinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte tedavi yaklaşımının köklü şekilde değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ölmez şöyle konuşuyor: “Artık her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine, hastanın tümörünün genetik ve moleküler özelliklerine göre, kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırmakta hem de gereksiz yan etkileri azaltmaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>‘Uzun yaşam’ kavramı gerçekçi bir hedef haline geliyor</strong></li>
</ul>
<p>Kanser tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin immünoterapiler olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez “Oyun değiştiren yaklaşım olarak adlandırabileceğimiz immünoterapi tedavileri; doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine, bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını ve yok etmesini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, melanom, böbrek kanseri, mesane kanseri ve bazı meme kanseri alt tiplerinde; uzun süreli hastalık kontrolü hatta bazı hastalarda yıllarca süren tam yanıtlar elde edilebilmektedir. Bu durum, kanser tedavisinde ‘uzun yaşam’ kavramını gerçekçi bir hedef haline getirmiştir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğdu</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ölmez, bilimin son yıllarda hızlı ilerlemesiyle; hedefe yönelik ve akıllı tedavilerin zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğmasını sağladığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Hedefe yönelik tedaviler; tüm vücudu etkilemek yerine, yalnızca kanser hücresindeki bozuk sinyal yollarını hedefliyor. Antikor-ilaç konjugatları yani ‘Akıllı ilaçlar’ ise; ilacı doğrudan kanser hücresine taşıyarak, sağlıklı dokuların olumsuz etkilenmesini önlüyor, etkinliği artırıp yan etkileri azaltmayı amaçlıyor. Bu tedaviler sayesinde, daha önce tedavi seçeneği sınırlı olan birçok hasta için yeni kapılar açılmış; meme, akciğer, mide ve jinekolojik kanserlerde sağkalım ve yaşam kalitesinde anlamlı artışlar sağlanmıştır.” </p>
<ul>
<li><strong>Kanserde hedefe yönelik bağışıklık tedavileri çığır açıyor</strong></li>
</ul>
<p>Hedefe yönelik bağışıklık tedavilerinin (bispesifik ankitorlar) son 10 yıla damga vuran en yenilikçi tedavilerden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ölmez sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu ilaçlar aynı anda iki farklı hedefe bağlanarak; bağışıklık hücrelerini doğrudan kanser hücresine yönlendirir, tümör ile bağışıklık sistemi arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır, dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hastalarda dahi etkili yanıtlar sağlayabilir. Özellikle hematolojik kanserlerde ve seçilmiş solid (katı doku) tümörlerde yeni bir umut alanı oluşturmuştur.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kanser riskini azaltan 7 etkili önlem!</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> kanserlerin önemli bir bölümünün çevresel faktörler ve sağlıksız yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Bu risklerin azaltılması, kanser görülme sıklığında belirgin düşüş sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Alkol, elektronik sigara, tütün ve tütün mamülleri kullanımından kaçının</li>
<li>Hava kirliliği, sigara dumanı, toksik gazlar, tiner, boya çözücü vb maruz kalmayın</li>
<li>İnşaat ve sanayi ortamlarında koruyucu maske takın, çıplak elle temas etmeyin</li>
<li>Zararlı güneş ışınlarından korunun  </li>
<li>İşlenmiş gıdalardan uzak durun, meyvelerin kabuğunu soyun, sebzelerdeki pestisitleri olabildiğince arındırın</li>
<li>Kimyasal maddelere (deterjanlar vb) çıplak elle temas etmeyin, kokusuna maruz kalmayın</li>
<li>Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda popülerliği giderek artan tek tip diyetleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sadece meyve veya sıvı ağırlıklı diyetler sağlıklı çözüm sunmuyor</strong></p>
<p>Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetlerin kısa sürede kilo kaybı sağlıyor gibi görünse de vücut için kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmadığını belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sadece meyve, detoks veya sıvı ağırlıklı diyetler; vücudun ihtiyaç duyduğu protein, yağ, vitamin ve mineralleri yeterince karşılamaz. Bu diyetler genellikle kısa sürede ağırlık kaybı sağlasa da bu kaybın büyük kısmı yağdan değil; kas dokusu ve sudan olur. Kişi, diyeti bıraktığında ise kaybedilen vücut ağırlığı hızlıca geri alınır. Yani bu yöntemler kalıcı ve sağlıklı bir çözüm sunmaz.” dedi.</p>
<p><strong>“Doğal ve temiz” gibi söylemlerle pazarlanması tehlikeli</strong></p>
<p>Bu tür diyetlerin tehlikeli yönünün, “doğal”, “temiz”, “vücudu arındıran” gibi ifadelerle pazarlanması olduğuna işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Özellikle genç ve hızlı sonuç arayan bireyler, bu söylemlere kolayca inanabiliyor. Oysa sağlıklı yaşam; tek bir besin grubuna odaklanmak değil, dengeyi koruyup çeşitliliği sağlamaktır. Yanlış diyetler, sağlıklı yaşam adı altında normalleştirildiğinde, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önü açılabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sadece meyveyle beslenmenin metabolik bedeli ağır</strong></p>
<p>Meyvenin sağlıklı bir besin grubu olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade eden Hatunoğlu, “Sadece meyveyle beslenildiğinde aşırı fruktoz alımı olur, kan şekeri dalgalanır. Aynı zamanda B12, demir, çinko ve esansiyel yağ asitleri gibi hayati besin ögeleri yetersiz alınır. Bu durum halsizlik, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve bağışıklık zayıflığına yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Karaciğer sağlığı sessizce bozulabiliyor</strong></p>
<p>Protein ve sağlıklı yağ eksikliğinin karaciğer üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Hatunoğlu, “Protein ve sağlıklı yağlar, metabolik dengenin korunması için gereklidir. Uzun süre bu besinleri almamak, karaciğerde yağ birikimini artırabilir. Özellikle meyve ağırlıklı beslenmede aşırı fruktoz alımı, karaciğerde yük oluşturur ve zamanla yağlanmaya neden olabilir. Bu durum alkol kullanılmasa bile karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yanlış ve dengesiz beslenme alkol kullanılmadan da karaciğer hastalıklarına, hatta siroza kadar ilerleyen tablolara neden olabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman ‘sessiz’ ilerler; kişi uzun süre belirti hissetmez. Belirtiler ortaya çıktığında ise hastalık genellikle ileri evrededir. Bu yüzden düzenli beslenme ve koruyucu sağlık kontrolleri büyük önem taşır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi dengeyle güçleniyor</strong></p>
<p>Tek yönlü beslenmenin, bağışıklık sistemini doğrudan zayıflattığını çünkü bağışıklığın güçlü kalabilmesi için karbonhidrat, protein ve yağların dengeli alınması gerektiğini ifade eden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Yetersiz protein alımı, bağışıklık hücrelerinin ve antikorların üretimini azaltırken; sağlıklı yağ eksikliği hücre zarlarının yapısını bozarak bağışıklık hücreleri arasındaki iletişimi olumsuz etkiler. Aşırı veya dengesiz karbonhidrat tüketimi ise kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak vücudun savunma yanıtını zayıflatabilir. Bunun yanında tek tip diyetlerde A, C ve D vitaminleri ile çinko, demir ve selenyum gibi bağışıklık için önemli vitamin ve minerallerin eksikliği sık görülür. Bu mikro besin yetersizlikleri, kişinin daha sık hastalanmasına ve hastalık sonrası iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir; bu nedenle bağışıklık sistemi ancak besin çeşitliliği ve dengeyle güçlü kalabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Hollywood diyetlerinin bilimsel karşılığı yok</strong></p>
<p>Ünlü isimler üzerinden pazarlanan diyet programlarının büyük bölümünün bilimsel dayanağı olmadığını belirten Hatunoğlu, “Hollywood diyeti, ünlü diyeti gibi isimlerle sunulan programların büyük çoğunluğunun bilimsel bir temeli yoktur. Sağlıklı kilo vermenin olmazsa olmazı; kişiye özel, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme planıdır. Hızlı kilo değil, kalıcı sağlık hedeflenmelidir. Düzenli öğünler, yeterli protein, sağlıklı yağlar, sebze-meyve dengesi ve hareketli bir yaşam temel yaklaşımlardır. Beslenme bir cezalandırma yöntemi değil, vücudu destekleme aracıdır. Sağlıklı yaşam; yasaklarla değil, dengeyle mümkündür. En doğru yol, bilimsel bilgiye dayalı ve bireye uygun beslenme alışkanlıkları kazanmaktır.” diyerek sözlerine son verdi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-sagligi-tehdit-ediyor-609481">Yanlış diyetler sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608784</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme önerileri paylaştı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784">&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme önerileri paylaştı. Kış aylarında artan soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada doğru beslenmenin önemli bir rol oynadığını belirten Kenger, pahalı takviyeler yerine dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının bağışıklığı desteklediğine dikkat çekti. </p>
<p>Soğuk hava, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanılamamasının bağışıklık sistemini zorlayan başlıca etkenler arasında yer aldığını belirten Kenger, “Bu dönemde güçlü bir bağışıklık için en kritik unsurlardan biri bağırsak sağlığı. Araştırmalar, bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70’inin bağırsaklarda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, sağlıklı bir bağırsak florasının enfeksiyonlara karşı koruyucu bir kalkan işlevi gördüğünü gösteriyor. Bu nedenle yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi fermente gıdalarla; tam tahıllar, sebzeler ve baklagillerden zengin bir beslenme düzeni bağışıklığın temelini oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>Renkli beslenme, güçlü bağışıklık </strong></p>
<p>Sebze ve meyve tüketiminde çeşitliliğin bağışıklık sistemi için güçlü bir destek sunduğunu belirten Kenger, “Günde en az beş porsiyon farklı renkte sebze ve meyve tüketmek, vücudun savunma kapasitesini önemli ölçüde artırır. Bu besinler yalnızca vitamin ve mineraller açısından değil, aynı zamanda antioksidan içerikleriyle de öne çıkar. Antioksidanlar, vücudu serbest radikallere karşı koruyarak hücre yenilenmesini destekler. Narenciye, yeşil yapraklı sebzeler, turuncu ve kırmızı renkli sebzeler ile sarımsak ve soğan, kış aylarında sofralarda mutlaka yer alması gereken besinler arasında bulunuyor” dedi.</p>
<p>Kış sofralarının vazgeçilmezi olan çorbaların da bağışıklık dostu olduğunu söyleyen Kenger, mercimek, tarhana ve sebze çorbalarının hem sıvı hem de besin alımını artırdığını; zencefil, zerdeçal ve karabiber gibi baharatların ise anti-inflamatuar özellikleriyle bağışıklığı desteklediğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Su tüketimi kış aylarında ihmal ediliyor’</strong></p>
<p>Su tüketiminin kış aylarında sıklıkla ihmal edildiğine dikkat çeken Kenger, “Vücudun bağışıklık hücreleri ve toksin atılımı için suya ihtiyacı vardır. Günde en az 6–8 bardak su içmek, metabolizmanın ve sindirimin düzenli çalışmasını sağlar” dedi.</p>
<p>Kış aylarında sık görülen D vitamini eksikliğinin de bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirten Kenger, güneş ışığından yeterince yararlanılamayan bu dönemde D vitamini düzeylerinin kontrol edilmesi ve gerekli durumlarda hekim önerisiyle takviye alınmasının önemini vurguluyor.</p>
<p>Kenger, bağışıklığı güçlendirmenin tek bir besinle mümkün olmadığını; dengeli beslenme, sağlıklı bir bağırsak florası, yeterli uyku, stres yönetimi ve düzenli hareketin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek kış aylarında bütüncül bir yaşam tarzının öneminin altını çizdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784">&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 11:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ilerledikçe]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067">Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur! </strong></p>
<p>İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.” dedi.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.” dedi.</p>
<p>Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir! </strong></p>
<p>Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, “Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli! </strong></p>
<p>Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.” dedi.</p>
<p>Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.</p>
<p>Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067">Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BT Profesyonellerinin Büyük Çoğunluğu &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; Yaklaşımına Sıcak Bakıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bt-profesyonellerinin-buyuk-cogunlugu-siber-bagisiklik-yaklasimina-sicak-bakiyor-603109</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 08:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bt]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çoğunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Gereği]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonellerinin]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber güvenlik dünyası hızla dönüşürken, kurumlar dijital varlıklarını korumak için çok daha güçlü ve köklü yöntem arayışına giriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bt-profesyonellerinin-buyuk-cogunlugu-siber-bagisiklik-yaklasimina-sicak-bakiyor-603109">BT Profesyonellerinin Büyük Çoğunluğu &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; Yaklaşımına Sıcak Bakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siber güvenlik dünyası hızla dönüşürken, kurumlar dijital varlıklarını korumak için çok daha güçlü ve köklü yöntem arayışına giriyor. Kaspersky tarafından gerçekleştirilen güncel bir küresel araştırma, proaktif güvenlik stratejilerine doğru stratejik bir kayma olduğunu ortaya koyuyor. Bu değişimin merkezinde ise &#8220;Tasarım Gereği Güvenlik&#8221; (Secure by Design) prensipleri ve dayanıklılığı doğrudan sistem mimarisine yerleştiren yenilikçi &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; (Cyber Immunity) yaklaşımı yer alıyor.</p>
<p>Araştırma, Türkiye’deki siber güvenlik uzmanlarının %84&#8217;ünün &#8220;Tasarım Gereği Güvenlik&#8221; metodolojisine aşina olduğunu gösteriyor. Güvenliği sistemin inşasından sonra eklenen bir katman değil, en başından itibaren dokusuna işleyen bir temel olarak ele alan bu yaklaşım; havacılık ve uzay gibi güvenliğin sonradan &#8220;monte edilemeyeceği&#8221;, sistemin doğasında olması gereken yüksek riskli endüstrilerde halihazırda uygulanıyor. Ancak sunduğu avantajlara rağmen, standardizasyon ve maliyet odaklı zorluklar nedeniyle bu yaklaşımın yaygınlaşma hızı henüz istenen seviyede değil.</p>
<p><strong>Siber Güvenlikte Yeni Sınır: Siber Bağışıklık</strong></p>
<p>Tasarım Gereği Güvenlik prensiplerini bir adım öteye taşıyan Siber Bağışıklık, sürekli yama (patch) uygulamalarına veya ek güvenlik katmanlarına ihtiyaç duymadan, saldırılara karşı yapısal olarak direnç gösteren sistemler oluşturmayı hedefliyor. Araştırma, çoğu uzmanın Siber Bağışıklık kavramını bildiğini ancak farklı şekillerde yorumladığını ortaya koyuyor. Türkiye’deki katılımcıların %54’ü bu terimi saldırı altında dahi dirençli kalan &#8220;Tasarım Gereği Güvenli&#8221; sistemlerle ilişkilendirirken; %58&#8217;i bunu siber suçluların erişimini engelleyen teknoloji ve politika önlemlerinin bir kombinasyonu olarak görüyor. %42&#8217;lik bir kesim ise kavramı yüksek yetkinliğe sahip siber güvenlik ekipleriyle bağdaştırıyor. Bu veriler, farkındalık yüksek olsa da kavram üzerinde henüz tam bir fikir birliği oluşmadığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Proaktif Güvenliğe Artan Talep</strong></p>
<p>Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, &#8220;yapısal olarak güvenli&#8221; sistemlere duyulan iyimserlik. Türkiye’deki katılımcıların %48’i ek bir güvenlik çözümüne ihtiyaç duymadan siber saldırılara göğüs gerebilecek sistemlerin tasarlanmasının mümkün olduğuna veya kesinlikle başarılabileceğine inanıyor. %48&#8217;lik bir kesim ise bazı belirsizliklere rağmen bu fikre açık kapı bırakıyor. Zihniyetteki bu değişim, sektördeki genel bir eğilimi yansıtıyor: Geleneksel reaktif güvenlik önlemleri artık tek başına yeterli değil. Yapay zeka destekli tehditlerin ve giderek karmaşıklaşan saldırıların arttığı bir ortamda, kurumların ihlalleri sadece tespit eden değil, daha tasarım aşamasında engelleyen çözümlere ihtiyacı var.</p>
<p><strong>Siber Bağışıklığın Güvenlik Stratejilerine Entegrasyonu</strong></p>
<p>Çalışma; dayanıklılık, uzmanlık ve esnekliğin yeni nesil siber güvenliği tanımlayan temel unsurlar olacağını vurguluyor. Tasarım Gereği Güvenlik bu yolun metodolojisini sunarken; Siber Bağışıklık, dış savunma mekanizmalarına olan bağımlılığı asgari düzeye indiren nihai hedefi temsil ediyor.</p>
<p><strong>KasperskyOS İş Birimi Başkanı Dmitry Lukiyan</strong>, konuyla ilgili şunları söylüyor: <em>&#8220;Geleceği hedefleyen şirketler için Siber Bağışıklık sadece bir koruma yöntemi değil, aynı zamanda net ticari faydalar sunan bir yaklaşımdır. Sistemler en temelden güvenli inşa edildiğinde; sürekli güncelleme, yama ve ek güvenlik araçlarına duyulan ihtiyaç azalır. Bu da daha az maliyet, BT ekipleri üzerinde daha az yük ve zaman içinde çok daha güçlü, güvenilir bir koruma anlamına gelir.&#8221;</em></p>
<p>Günümüzün tehdit ortamında Siber Bağışıklık, geleneksel güvenlik önlemlerini alt edebilen yapay zeka destekli yeni nesil saldırılara karşı sağlam bir duruş sergiliyor. Güvenlik, sistem mimarisinin dışsal bir eklentisi değil de içsel bir özelliği haline geldiğinde; işletmeler sadece korunmakla kalmıyor, aynı zamanda rekabet avantajı da kazanıyor. Bu proaktif yaklaşım, kritik altyapıları geleceğe hazırlayarak kurumların evrimleşen tehditler karşısında bile güvenle faaliyet göstermelerine olanak tanıyor. Böylece siber güvenlik, savunmacı bir zorunluluktan dijital dönüşümü hızlandıran ve riskleri azaltan stratejik bir fark yaratan unsura dönüşüyor.</p>
<p>Siber güvenlik ekosistemi karmaşıklaştıkça, Siber Bağışıklık hayati bir strateji olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşımı bugünden benimseyen kuruluşlar, sadece koruma düzeylerini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda değişken dijital dünyada bir adım önde yer alacaklar.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bt-profesyonellerinin-buyuk-cogunlugu-siber-bagisiklik-yaklasimina-sicak-bakiyor-603109">BT Profesyonellerinin Büyük Çoğunluğu &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; Yaklaşımına Sıcak Bakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeni!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-yas-alti-cocuk-olumlerinin-en-sik-nedeni-596571</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:51:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[ölümlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tamer]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış ayları prematüre yani 37 haftadan önce doğan bebekler için her zaman daha zorlu geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-yas-alti-cocuk-olumlerinin-en-sik-nedeni-596571">5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeni!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış ayları prematüre yani 37 haftadan önce doğan bebekler için her zaman daha zorlu geçiyor. Kapalı ortamlarda hızla yayılan virüsler, minik bedenlerin bağışıklık sistemini kolayca etkiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi (Dr. Şinasi Can) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Tamer</strong>, prematüre bebeklerin akciğer ve kalp gibi hayati organlarının gelişimleri tamamlanmadan dünyaya geldiklerini, bağışıklık sistemlerinin çok zayıf olduğunu, dolayısıyla ani ısı değişimleri ve virüsler gibi çevresel risklerden çok daha fazla etkilendiklerini belirterek “Kış mevsimi prematüre bebekler gibi aileleri için de çok daha yüksek risk oluşturmakta ve çok daha zor geçmektedir. Ailelerin günlük rutinlerinde bile çok daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir” diyor. </p>
<p>5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeninin prematüre doğum olduğuna dikkat çeken Dr. Tamer, kış aylarında tehlikenin arttığına dikkat çekerek “Beslenmesinden giyimine, bulunduğu ortamın ısısı ve havalandırmasından sağlık kontrollerinin ve gerekli aşılarının zamanında yapılmasına, ziyaretçilerden sigara dumanına dek birçok konuda çok dikkatli olunmalıdır. Anne babalar sıkça “sigarayı sadece balkonda içiyorum, bebeğime hiç duman gelmiyor” deseler de, yapılan çalışmalar, dışarıda veya balkonda içmenin dumanın içeri sızmasını, giysi ve saç yoluyla kalıntı taşınmasını, hatta yüzeylerde biriken toksik kalıntıların bebeği olumsuz etkilemesini engellemediğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Tamer, kış aylarında prematüre bebekleri tehdit eden 5 etken ile sağlıklı bir kış mevsimi geçirilebilmesi için alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalabalık ortam</strong></p>
<p>Prematüre bebeklerin sağlığını tehdit eden kış etkenlerinin başında kalabalık ortam gelmektedir. Çünkü kalabalık ortam RSV, influenza, grip ve covid gibi önemli viral enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Bağışıklık sistemi hassas olan bebekler kalabalık ortamlarda bu tür enfeksiyonları çok daha kolay alırlar. Dolayısıyla bu bebekleri özellikle kış aylarında hasta kişilerin yanında, mümkünse kalabalık ortamlarda da bulundurmamak gerekir. Influenza ve RSV gibi enfeksiyonlarda da koruyucu aşı uygulamaları doktorunuzun kontrolüyle yapılabilir.</p>
<p><strong>Aşı ve doktor kontrollerinin aksatılması</strong></p>
<p>Dr. Reyhan Tamer “Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği aşılar, zatürre, menenjit, tetanoz, çocuk felci gibi aşılar prematüre bebeklerde hayat kurtarıcıdır. Doktor kontrollerinin düzenli yapılması, erken dönemli büyüme ve gelişme ile ilgili sıkıntıların erken dönemde saptanıp tedavi edilmesi açısından da önemlidir” diyor.</p>
<p><strong>Ortam ısısı</strong></p>
<p>Prematüre bebekler ısı kaybına karşı çok duyarlıdır çünkü yağ dokusu azdır, vücut ısısını koruyamazlar. Soğuk havalarda solunum problemleri tehdit eder, bağışıklık sistemi çok iyi çalışmaz ve vücut strese girer. Ama bebeklerin kalın giydirilmesi yerine, oda ısısını doğru ayarlamak çok daha önemlidir. Prematüre bebeklerde oda ısısı 22-24 derece idealken, çok düşük doğum ağırlıklı bebekler, 1500 gramın altındaki doğum ağırlıklı bebeklerde 24-26 derece olması gerekir. Nem oranının da yüzde 40-60 arasında olmasına özen gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Beslenme bozuklukları</strong></p>
<p>Kış aylarında önemini daha da artıran bir faktör de beslenme bozuklukları, kilo almamadır. Bebeklerin hem tartı alması hem de boy uzama ve baş çevresinde sağlıklı büyümesi önemlidir. Özellikle anne sütüyle beslenme prematüre bebeklerde büyüme, gelişme açısından çok önemlidir. Ama anne sütünün olmadığı durumlarda prematüre bebekler için doktor önerisiyle özel mamaların kulllanılması büyük önem taşır. Çünkü düşük ağırlıklı prematüre bebeklerde enerji ihtiyacı daha fazladır. Kilo alma, büyüme çok daha önemlidir.</p>
<p><strong>Sigara dumanı</strong></p>
<p>Dr. Reyhan Tamer, özellikle de kış aylarında prematüre bebekleri bekleyen en önemli tehlikelerden birinin sigara dumanı olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Anne babalar bebeğin yanında sigara içmeyip balkonda içtiklerini belirtiyorlar. Ama yapılan çalışmalar; balkonda içmekle bebeğin yanında içmenin benzer zarar etkilerine sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla lütfen sigara dumanının olduğu ortamdan, hava kirliliğinin olduğu ortamdan çocuklarımızı, bebeklerimizi uzak tutalım. Zira bunlar bebeklerde büyüme ve gelişmenin yavaşlamasından, enfeksiyonların artmasına dek ciddi tehlikelere davetiye çıkarıyor. Prematüre bebeklerin kalp ve akciğer gibi hayati organları gelişmediği, bağışıklık sistemleri çok zayıf olduğu için onlar açısından hayati önem taşıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-yas-alti-cocuk-olumlerinin-en-sik-nedeni-596571">5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeni!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zerdecal-ve-karabiberi-birlikte-kullanin-594837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:32:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Ve Diyet Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[karabiberi]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanın]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[zerdeçal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış ayları; soğuk hava ve kapalı alanlarda uzun süre kalma sonucunda artan enfeksiyon riski nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zerdecal-ve-karabiberi-birlikte-kullanin-594837">Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış ayları; soğuk hava ve kapalı alanlarda uzun süre kalma sonucunda artan enfeksiyon riski nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem. Güçlü bir bağışıklık sadece hastalıklardan korunmamız için değil mevsimsel yorgunluklara karşı direnç gösterebilmemiz için de önemli. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,</strong>   doğru ve dengeli beslenmenin bağışıklık sistemimizin en temel yakıtı olduğuna dikkat çekerek, “Çünkü vücudumuz savunma hücrelerini üretmekten onları aktive etmeye kadar her aşamada kaliteli besin öğelerine ihtiyaç duyar” diyor. Kış mevsiminde sağlıklı beslenmenin sadece yeterli miktarda yemek anlamına gelmediğine işaret eden <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,</strong> “Sağlıklı beslenmek; doğru vitamini, minerali ve antioksidanı doğru şekilde ve gerekli miktarda  almak anlamına gelir. Bu nedenle C, D, A ve E vitaminleri ile çinko, selenyum ve omega-3 kaynaklarını günlük beslenmede tüketmek büyük önem taşır. Ayrıca, uzun açlıklardan kaçınmalı, her öğünde kaliteli protein, sağlıklı yağ ve lifli besinlere yer verilmelidir” bilgisin veriyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,</strong> kış aylarında bağışıklık sistemimizi güçlendiren beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Yemeklerinize günde bir diş sarımsak ekleyin</strong></p>
<p>Sarımsak, içeriğindeki allicin sayesinde antibakteriyel ve antiviral etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, düzenli tüketildiğinde sarımsağın bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırdığını belirterek, “Günde bir diş çiğ veya ezilerek yemeğe eklenen sarımsak soğuk algınlığına karşı koruma sağlar. Özellikle çorbalara ve sulu yemeklere pişirme sonunda eklendiğinde daha fazla etkili olur” diyor. </p>
<p><strong>Çorbalarınıza kemik suyu ilave edin</strong></p>
<p>Kolajen, prolin ve glisin gibi bağışıklık sistemini destekleyen aminoasitler açısından zengin olan kemik suyu ayrıca bağırsak bariyerini güçlendirerek vücudun iltihap yanıtını da  dengeliyor. Çorbalarınıza veya yemeklerinize günde bir kepçe (yaklaşık 100 ml) eklemeniz kış aylarında güçlü bir savunma sağlayacaktır. Ancak, kan kolesterol düzeyiniz yüksekse kemik suyunu haftada  iki kezden fazla tüketmemelisiniz. </p>
<p><strong>Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın </strong></p>
<p>Zerdeçalın ana etken maddesi olan kurkumin vücutta tek başına yüzde 2 oranında emilirken, karabiberdeki piperin ile birlikte tüketildiğinde emilim yüzde 20’lere çıkıyor. Bu kombinasyon güçlü bir anti-inflamatuar etki oluşturarak bağışıklığı destekliyor. Günde bir çay kaşığı zerdeçal ve bir tutam karabiberi çorba, omlet veya sıcak sütle tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong>C vitamini kaynağı meyve şart</strong></p>
<p>C vitamini bağışıklığın temel savunucusu olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artırmak gibi önemli bir işlev üstleniyor. Portakal, mandalina, kivi ve çilek gibi C vitamini içeren meyveler hem antioksidan sağlıyor hem de enfeksiyon süresini kısaltıyorlar. Dolayısıyla, günde bir porsiyon, yani 100-150 gram C vitamini kaynağı meyve tüketmeye özen gösterin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, ancak C vitamininin depolanan bir vitamin olmadığını vurgulayarak, “Bu vitaminin fazlası idrar yoluyla vücuttan atılır. Bu nedenle,  C vitamini içeren meyveyi fazla tüketmek kan şekeri regülasyonunu bozabilir ve gereksiz şeker alımına yol açabilir. Dolayısıyla, özellikle diyabetik hastalar bir porsiyondan fazla tüketmemelidir” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Sofranızda haftada en az iki kez balık olsun</strong></p>
<p>Haftada en az iki kez somon, uskumru veya sardalya tüketmeyi alışkanlık edinin. Bu balıklardaki omega-3 yağ asitleri inflamasyonu, yani yangıyı<strong> </strong>azaltıyor ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini güçlendiriyor. Ancak, sağlığınız için fırın veya ızgara pişirme yöntemini tercih etmelisiniz. </p>
<p><strong>Her gün bir avuç kuruyemiş tüketin</strong></p>
<p>E vitamini, çinko ve sağlıklı yağlar açısından zengin olan kuruyemişler bağışıklık hücrelerini oksidatif stresten koruyor. Cevizdeki alfa-linolenik asit ayrıca antiviral savunmayı da destekliyor. Bu nedenle, günde bir avuç (25–30 gr) çiğ fındık, badem veya ceviz tüketmeniz bağışıklığınızın güçlenmesinde etkili oluyor. </p>
<p><strong>Probiyotik kaynaklarını unutmayın</strong></p>
<p>Bağışıklığın yüzde 70’i bağırsaklarda olduğu için probiyotikler güçlü bir bağışıklık sisteminin sağlanmasında kritik bir rol oynuyor. Kefir ve yoğurttaki lactobacillus ile bifidobacterium türleri enfeksiyona karşı koruma sağlıyor. Günde iki su bardağı (350-400 gr) probiyotik kaynaklı yoğurt veya kefir tüketmek bağışıklığı belirgin şekilde güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Bir tutam maydanozu limonla birlikte tüketin</strong></p>
<p>Maydanoz hem C vitamini hem de klorofil bakımından zengin bir besin. Klorofil oksijenlenmeyi artırırken toksinlerin de atılmasına yardımcı oluyor. Kahvaltıda veya salatalarda bir avuç maydanoz tüketmek  kış hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteriyor. Limonla birlikte yenildiğinde C vitamini etkisi daha da güçleniyor. </p>
<p><strong>Her gün bir yumurta önemli</strong></p>
<p>Yumurta; A vitamini, D vitamini, çinko ve kaliteli protein içeriyor. Bu vitamin ile minerallerin<strong> </strong>bağışıklık hücrelerinin oluşumu ve onarımı için gerekli olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, “Günde bir adet yumurta tüketmek, özellikle mevsim geçişlerinde vücudun direncini artırır. Ancak, kan kolesterol seviyesi yüksek olan kişiler haftada üç adet yumurta tüketmeliler” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Günde 1,5 litre su içmeyi unutmayın </strong></p>
<p>Bağışıklık hücrelerinin büyük kısmı lenf sistemi içinde taşınıyor. Su olmazsa lenf akışı yavaşlıyor ve bağışıklık yanıtının gecikmesine sebep oluyor. Su aynı zamanda vücuttan toksinlerin atılmasını ve mukozaların savunma gücünü destekliyor. Dehidratasyon ise bağışıklığı hızla düşürüyor. Bu nedenle, susama hissiniz az olsa bile günde 1.5 litre (6–8 bardak) su  içmeyi asla ihmal etmeyin.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zerdecal-ve-karabiberi-birlikte-kullanin-594837">Zerdeçal ve karabiberi birlikte kullanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Influenza hamilelikte daha ağır seyredebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenza-hamilelikte-daha-agir-seyredebiliyor-589866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[seyredebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte artan mevsimsel hastalıklar, hamilelerde bazı risklerin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-hamilelikte-daha-agir-seyredebiliyor-589866">Influenza hamilelikte daha ağır seyredebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte artan mevsimsel hastalıklar, hamilelerde bazı risklerin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran</strong> “Gebelikte bağışıklık sistemi anne adaylarını virüslere karşı daha savunmasız hale getirir. Influenza (grip) gebelerde bazen beklenenden daha ağır seyredebilir, solunum güçlüğü ve yüksek ateş gibi belirtilerle anne sağlığını tehdit edebilir. Düşük, erken doğum, su kesesinin erken açılması ve yenidoğanın enfeksiyonu gibi durumların riskini artırabilir” diyor. Bu nedenle sonbahar döneminde anne adaylarının alacakları bazı önlemlerle, hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığını korumalarının mümkün olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, sonbahar hamilelerine özel 8 önerisini sıraladı, önemli açıklamalar yaptı. </p>
<ul>
<li><strong>Grip aşınızı ihmal etmeyin </strong></li>
</ul>
<p>Hamilelikte ve emzirme döneminde en etkili korunma yöntemlerinden biri olan grip aşısı, canlı virüs içermediğinden gebelikte güvenle uygulanabilir ve hem anne adayını hem de doğumdan sonraki ilk aylarda bebeği korur. Ancak hamileliğin ilk 3 ayı bebeğin organ gelişim dönemi olduğu için gerekmedikçe beklenmelidir. İkinci veya üçüncü trimesterde olan ve sonbahar-kış dönemine giren anne adaylarının aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları önemlidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Ellerinizi sık yıkayın </strong></li>
</ul>
<p>Ellerin sık sık sabunla yıkanması enfeksiyona karşı korur. Su ve sabun olmadığında alkol içeren el antiseptikleri tercih edilebilir. El yıkamak, influenza dahil pek çok virüsten korunmanın en etkili yollarından biridir. Gripli bir hastayla veya salgılarıyla temas edilmesi halinde de ellerin yüze, göze veya buruna temasından kaçınılmalı ve eller mutlaka sabunla yıkanmalı veya alkol içeren bir mendille silinmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Kalabalık ortamlardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Sonbaharda kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması virüslerin yayılmasını kolaylaştırır. Hamilelerin alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları veya kalabalık toplantılarda mümkünse kısa süre bulunması, bulaş riskini azaltır. Hasta kişilerden mümkünse uzak durulması, gereken durumlarda maske kullanılması, kapalı ortamlarda en azından 1 metre mesafe uzaklıkta bulunulması önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Dinlenmeye zaman ayırın ve stresi azaltın</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Stres, bağışıklık sistemini baskılayan önemli bir faktördür. Gebelikte stres düzeyini azaltmak, hem annenin hem bebeğin sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. Güne hafif yürüyüşlerle başlamak, nefes egzersizleri yapmak ya da sevdiğiniz aktivitelerle zaman geçirmek bedeni ve zihni rahatlatır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ev ve iş ortamınızı temiz tutun ve havalandırın </strong></li>
</ul>
<p>Soğuk günlerde evde daha çok vakit geçirilir, fakat kapalı ortamlar mikroorganizmalar için ideal üreme alanıdır. Günde birkaç kez kısa süreli pencere açarak ortamı havalandırın. Düzenli olarak evde ve/veya işte yüzeyleri dezenfektan ile temizleyin. Nem oranının çok düşmesi solunum yollarının kurumasına yol açabilir; bu durumda nemlendirici cihazlardan faydalanabilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenizi bağışıklık dostu hale getirin </strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sisteminin güçlü olması için doğru beslenme son derece önemlidir. C vitamininden  zengin meyve ve sebzeler (portakal, kivi, brokoli), çinko içeren kuruyemişler ve omega-3 yönünden zengin balıklar bağışıklık direncini artırır. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik kaynakları bağırsak sağlığını destekleyerek enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Ayrıca yeterli su tüketimi ve taze gıdalarla beslenmek de vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirir.</p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin </strong></li>
</ul>
<p>Gebelik döneminde hormonal değişiklikler uyku düzenini zorlayabilir; ancak dinlendirici bir uyku hem anne hem bebek sağlığı için önemlidir. Günde 7–8 saat kaliteli uyku, bağışıklığın güçlü kalmasına yardımcı olur. Uyumadan önce ekran maruziyetini azaltmak, ılık bir duş almak veya gevşeme egzersizleri yapmak uykuya geçişi kolaylaştırabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Şüpheli belirtilerde doktora başvurun</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Ateş, öksürük, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtiler fark edildiğinde ihmal edilmemelidir. Hamilelikte enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle belirtiler başladığında zaman kaybetmeden hekiminize başvurun. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın; uygun tedaviyle hem siz hem de bebeğiniz güvende kalırsınız” diyor. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-hamilelikte-daha-agir-seyredebiliyor-589866">Influenza hamilelikte daha ağır seyredebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk algınlığı ve grip artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-ve-grip-artiyor-579552</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 10:24:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hava koşullarının farklı seyrettiği mevsim geçişlerinde karşılaşılabilen enfeksiyon hastalıkları ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-ve-grip-artiyor-579552">Soğuk algınlığı ve grip artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hava koşullarının farklı seyrettiği mevsim geçişlerinde karşılaşılabilen enfeksiyon hastalıkları ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri hastalıklara zemin hazırlıyor!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hava sıcaklıklarının değiştiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıcaklıkla birlikte nem oranı değişiyor. Havadaki nem miktarı ve güneş ışınlarının açısı farklılaşıyor. Yani vücudumuzun dünyaya geldiği şartlar ve bu şartların etkileri değişiyor.” dedi.</p>
<p>Hormonal bazı değişikliklerin de yaşandığını ifade eden Dr. Mamçu, “Bunlara bağlı olarak yediğimiz besin ögeleri de farklılaşıyor. Yazın yediklerimizle kışın yediklerimiz aynı değil. En önemlisi çevresel faktörler değişiyor; bazı alerjenler havaya karışıyor ya da bazıları ortadan kayboluyor. Tüm bunlar bağışıklık sistemimizde değişikliklere sebep oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Isı değişimi bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden oluyor! </strong></p>
<p>Hem hormonal sistemde hem de bağışıklıkla ilgili işleyişte değişimler meydana geldiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Güneş enerjisinin azalmasıyla ışığın azalması, melatonin ve serotonin düzeylerini etkiliyor ve bu da D vitamini seviyelerinin düşmesine yol açıyor.” dedi.</p>
<p>Klinik çalışmaların bazı mevsimlerde bazı hastalıkların daha fazla ortaya çıktığını gösterdiğini aktaran Dr. Mamçu, “36–37 dereceye ayarlanmış olan vücut ısımız bu dönemde değişen hava şartlarıyla dengesini sağlayamayabilir ve bu durum bağışıklık sistemimizin zayıflamasıyla bizi hasta edebilir. Bağışıklık sistemi, vücudumuzu yabancı ve zararlı mikroorganizmalara, toksinlere, virüslere, parazitlere karşı korur ve sağlıklı kalmamızı sağlar. Mevsim geçişlerinde özellikle ısı farkları bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur. Eğer bu sırada enfeksiyonlara maruz kalır ve koruyucu tedbirleri almazsak, ağır seyirli hastalıklar yaşayabiliriz.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Mevsim geçişlerinde en çok bu hastalıklar görülüyor!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde özellikle bazı hastalıkların öne çıktığına dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, bu hastalıkları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Soğuk havalarla birlikte insanlar daha çok kapalı ortamlarda bulunur. Açık havada geçirilen zaman azalır. Okullar ve kreşler açılır, çocuklar bir araya gelir. Alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlarda geçirilen süre artar. Bu da solunum yoluyla geçen mikroorganizmaların bulaşmasını hızlandırır. Üst solunum yolu hastalıklarından en çok nezle veya soğuk algınlığı (rinovirüs kaynaklı) görülür. Ayrıca farenjit ve sinüzit de sık karşılaşılan rahatsızlıklardır. Alt solunum yolu hastalıkları da önemlidir. Özellikle KOAH gibi kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlar, bronşit, bronşektazi, astım gibi rahatsızlıkları bulunanlar veya sigara içenlerde alt solunum yolu enfeksiyonlarında akut alevlenmeler görülebilir. Dışarıdan gelen herhangi bir virüs ya da bakteri, zemininde hastalık olan akciğerde kolaylıkla enfeksiyon yaratabilir.</p>
<p>Havadaki nem azalır, ısı değişir. Vücudumuzun en büyük organı olan deride kuruma, çatlama, pullanma ve dökülmeler olabilir. Bu da kaşıma veya temasla enfeksiyonlara yol açabilir ya da mevcut cilt hastalıkları artabilir.</p>
<p>Mevsimsel geçişte çoğumuzda bıkkınlık, çökkünlük, yaz günlerinin bitmesini istememe, karamsarlık gibi depresyon benzeri belirtiler olabilir. Bunların sebebi, vücudumuzda değişen hormonlar ve biyokimyasal dengelerdir.”</p>
<p><strong>Riskli gruplar için aşılar önemli!</strong></p>
<p>Yapılan çalışmaların, mevsim geçişi hastalıklarının genellikle bir hafta-on gün sürebildiğini, bazen bir aya kadar uzayabildiğini gösterdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalıklar özellikle ‘kırılgan yaş’ dediğimiz 65 yaş üstü ve 2 yaş altındaki bireylerde, ayrıca kronik böbrek, akciğer veya kalp hastalığı olanlarda, hipertansiyonu veya diyabeti bulunanlarda, kanser ilacı kullananlar gibi bağışıklığı baskılanmış kişilerde daha sık görülür.” dedi.</p>
<p>Bu riskli gruplar için aşıların büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Özellikle grip ve zatürre aşıları bu dönemde önerilir. Grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü, ülkede en sık görülen alt tiplere uygun olarak her yıl içeriğini günceller. Türkiye’de eylül-ekim aylarından başlayarak şubat-mart aylarına kadar grip vakaları görülebilir. Özellikle yaşlılar, gebeler, 2 yaş altı çocuklar, kronik hastalığı olanlar, sağlık çalışanları ve grip hastalığını ağır geçirmek istemeyen herkes aşı yaptırmalıdır. ‘Streptococcus pneumoniae’ adlı bakterinin neden olduğu zatürre, bazı kişilerde çok ağır seyredebilir ve ölümcül olabilir. İki çeşit aşı vardır. Birincisi ‘polisakkarit’ aşısıdır ve her yıl tekrarlanması gerekir. Diğeri daha uzun süre koruma sağlayan ve beş yılda bir tekrarlanan aşıdır. Hekimle görüşerek bu aşıyı yaptırmakta yarar vardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Korunmanın ilk adımı hijyen kurallarına uymak…</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerini hastalanmadan atlatmak için önerilerin, diğer bulaşıcı hastalıklara karşı alınan önlemlerle aynı olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulaşıcı hastalık belirtileri olan kişinin kendini izole etmesi hastalık zincirini kırar.” dedi.</p>
<p>Covid pandemisinden hatırladığımız maske, mesafe ve hijyen önlemlerinin tüm bulaşıcı hastalıklar için geçerli olduğunun altını çizen Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastaysak evden çıkmamalı, okula veya iş yerine gitmemeli, mecbur kalmadıkça toplu taşıma kullanmamalıyız. Kullanmak zorundaysak maske takmalıyız. Alışveriş merkezleri gibi kalabalık kapalı alanlara girmekten kaçınmalı, evde kırılgan yaş grubundakiler varsa onlarla teması azaltmalıyız. El yıkamak çok önemli. Dokunduğumuz her şey enfekte olabilir, ellerimizi ağzımıza götürerek mikroorganizmaları vücudumuza alabiliriz. Bu nedenle el yıkamaya özen gösterilmeliyiz.</p>
<p>Bunların yanı sıra bol su tüketmek, düzenli uyumak, dengeli beslenmek, yeterince taze sebze ve meyve yemek, günlük vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamak, sigara ve alkolden uzak durmak, açık havada egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak ve mevsime uygun giyinerek vücut ısısını sabit tutmak önemlidir.</p>
<p>Bazı kişiler takviye veya ilaç kullanmak isteyebilir. Bu, özellikle altta yatan hastalığı olanlar için faydalı olabilir ancak mutlaka doktor veya diyetisyen önerisiyle, bilimsel kanıta dayalı şekilde yapılmalı. Bağışıklık için D vitamini çok önemlidir; düzeyinizi ölçtürerek veya günlük takviye alarak D vitamini desteği sağlanabilir. Gerektiğinde A ve E vitaminleri ile özellikle enfeksiyon dönemlerinde C vitamini (günde 1–2 g) de alınabilir. Selenyum, magnezyum ve çinko gibi antioksidanlar da destek olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-ve-grip-artiyor-579552">Soğuk algınlığı ve grip artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 09:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bilinçlendirmek amacıyla bir farkındalık semineri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, toplum sağlığını korumak, obeziteye dikkat çekmek ve ilçe sakinlerini bilinçlendirmek amacıyla bir farkındalık semineri düzenledi. &#8220;Hastalıklardan Korunma ve Bağışıklık Sistemini Güçlendirme&#8221; başlığı altında gerçekleşen etkinlikte Uzman Diyetisyen Aycem Pehlivan önemli bilgiler paylaştı. Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Halk sağlığı açısından önem arz eden farklı konularda bilgilendirme toplantılarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından Osmangazi Hizmet Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Aycem Pehlivan, uzun ve kaliteli bir yaşam için yapılması gerekenleri anlattı. Seminere Bayraklı Belediyesi meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI ANLATILDI</p>
<p>Pehlivan, konuşmasında beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi, fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine etkileri ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gibi başlıklara değindi. İşlenmiş gıdalardan uzak durulması, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve stres yönetimi gibi temel kuralların yanı sıra; gıda güvenliği, hijyen ve aralıklı orucun sağlığa etkileri de katılımcılarla paylaşıldı. Seminerde fonksiyonel beslenme, aralıklı oruç, süper gıdalar, takviye kullanımı, stres yönetimi ve hareketin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Pehlivan, yalnızca takviye almanın yeterli olmayacağını, güçlü bir bağışıklık için uyku kalitesi, duygusal denge ve mitokondri sağlığının da hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Sunumda, fonksiyonel tabak modeli üzerinden hücre destekleyici öğünlerin nasıl oluşturulabileceği anlatıldı. Aralıklı oruç konusunda kadın ve erkek bedenleri arasındaki farklara dikkat çeken Pehlivan, özellikle kadınların hormonal döngülerine göre oruç planlaması yapmasının önemine değindi. “Her kadının fizyolojisi farklıdır. Oruç süresi ve şekli, kişisel deneyim ve hormon döngüsüne göre değişmelidir” diyen Pehlivan ayrıca, bağırsak-beyin ekseni, vagus siniri ve stresin sindirim ile bağışıklık üzerindeki etkilerini detaylandırdı. Meditasyon, nefes teknikleri ve “kutu nefes” gibi uygulamalarla bu dengeyi desteklemenin yollarını anlattı. Doğru nefes tekniklerinin stres azaltmada ve kronik hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynadığını belirtti. Fiziksel aktivitenin sadece kilo kontrolü için değil; ruh sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık açısından da vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Pehlivan, “Kişiye özel planlamalar yapılmadan kalıcı bir sağlık mümkün değildir. Fiziksel aktivite sadece dış görünümle ilgili değil; içsel denge, psikolojik iyi oluş ve genel sağlık açısından da büyük önem taşır” dedi.</p>
<p>HALK SAĞLIĞI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık, yalnızca bireylerin değil, toplumun da en temel önceliğidir. Obezite ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları çağımızın en büyük sorunları arasında yer alıyor. Biz de Bayraklı Belediyesi olarak, vatandaşlarımızın bilinçlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatlarına katmaları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Düzenlediğimiz seminerlerde uzmanlar rehberliğinde aktarılan bilgiler, günlük yaşamımıza kolayca uyarlanabilecek nitelikte. Amacımız, sağlıklı ve mutlu bir toplum inşa etmek. Bunun için beslenmeden spora, stres yönetiminden hijyene kadar her alanda bilinçlenmeyi artıracak seminerler düzenlemeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-saglikli-ve-dengeli-beslenme-semineri-2-579516">Bayraklı&#8217;da sağlıklı ve dengeli beslenme semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Öpme]]></category>
		<category><![CDATA[öpmeden]]></category>
		<category><![CDATA[Öpücükle]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738">Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Masum bir öpücükle bebeklere geçebilen Herpes virüsünün yol açtığı enfeksiyon, yetişkinlerde uçuklara sebep olurken, bebekleri ve küçük çocukları hızlı bir şekilde hasta edebiliyor. Bu virüs zamanla organları olumsuz etkileyebiliyor ve daha büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocukları öperken neden dikkatli olmamız gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Uçukların nedeni Herpes Simpleks</strong></p>
<p>İnsanlar bebek gördüğünde ilk tepkileri genelde yanaklarını veya alnını öpmek olur. Sevimli görünümleri nedeniyle onlara dokunma hissi tetiklenir. Ancak bebekleri öpmenin bazı sakıncaları olabilir. Yetişkinlerdeki ağız içi ve çevresindeki uçuklar, bebekleri öpmeden önce düşünülmesi gereken önemli bir sorundur. Uçuklara neden olan virüs aslında Herpes Simpleks virüsüdür. Bu virüs bebeğe basit bir öpücükle geçebilmektedir. Çoğu yetişkin oldukça yaygın olan bu virüsün aslında HSV-1 varyantını taşır. Yetişkinlerde uçuklara neden olan bu virüs zamanla Genital Herpes’e de (HSV-2) neden olabilir. Nüfusun yaklaşık %67’si, çoğu zaman farkında olmadan Herpes Simpleks Virüsü 1’i (HSV-1) taşımaktadır. HSV-1 genellikle tükürük veya kabarcıklarla ya da temas yoluyla yayılır. En bulaşıcı dönemi kabarcıkların oluşmaya başladığı zamandır. Ancak virüs cilt hücrelerinde uykuda olabileceğinden, belirtiler görünmediğinde de yayılabilmektedir. Bu açıdan sağlık ve hijyen açısından bir risk olan masum öpücükler bebek ve çocuklar için tehlikeli olabilmektedir.</p>
<p><strong>Bebeklerin bağışıklık seviyesi düşüktür</strong></p>
<p>Anne sütüyle beslenen bebeklerin belirli düzeyde bağışıklık düzeyi artsa da, yaşamlarının ilk birkaç ayında bağışıklık sistemi hastalıklardan korunacak kadar olgunlaşmaz. Karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi, yenidoğanları enfeksiyonlardan koruyacak kadar gelişmemiştir. Endişe verici olan ise bebeklerin belirli virüs ve mikroplara maruz kalmaları halinde vücutlarında geri dönüşü olmayan hasarların ortaya çıkabilmesidir. Kan-beyin bariyeri henüz tam olarak gelişmemiş yenidoğanlar ve bebeklerde bağışıklık sistemi de henüz emekleme aşamasındadır. Bu bariyerle doğmuş olsalar da bağışıklığın gelişmesi için daha zamana ihtiyaç vardır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda kan-beyin bariyeri olgunlaşmadığı için beyin enfeksiyonu riski yüksektir. Virüsler ve mikroplar; soğuk algınlığı, ishal veya kusmaya neden olan hastalıklarla birlikte ortaya çıktığında endişe edici bir durum da söz konusu olmaktadır.</p>
<p><strong>Masum öpücükler riskli olabilir</strong></p>
<p>Aile bireylerine ve arkadaş çevresine neden bir bebeğe dokunmanın ya da öpmenin doğru olmadığını söylemek çok zor olabilmektedir. Ancak, masum öpücüklerin bebekler için büyük bir risk olduğu doğru bir şekilde anlatılmadır. Yapılan araştırmalarla yeni doğan bebeklerin büyük çocuklara ve yetişkinlere göre bakteri kaynaklı enfeksiyon kapma riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Bebekleri ve çocukları öpmeden önce uyulması gereken bazı basit kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir.</p>
<ol>
<li>Grip ya da nezleyseniz bebekleri ve çocukları kesinlikle öpmeyin. Özellikle ağzınızda (HSV-1) varsa bu durum bebekler için çok tehlikeli olabilir.</li>
<li>Onlara yaklaşmadan önce ellerinizi yıkadığınızdan emin olun.</li>
<li>Bebekleri illaki öpecekseniz dudak, yüz ve el bölgelerinin yerine saç veya sırt gibi yerlerinden öpmeyi tercih edin.</li>
<li>Hassas ciltlerine makyajlıyken ya da parfüm sıktıktan sonra temas etmeyin.</li>
<li>Çocukların beden sınırlarına ve rızasına saygı göstermek önemli bir ilkedir. Çocuklar istemediği zaman öpme konusunda zorlanmamalıdır.</li>
<li>Aile bireylerinden ya da yakın çevreden kişilerin haricinde çok yakın olmayan insanların bebekleri öpmesine izin verilmemelidir.</li>
<li>Öpücük dışında sarılma, oyun oynama veya kaliteli zaman geçirme gibi yollarla sevgi gösterilebilir.</li>
</ol>
<p>Unutmamalıdır ki bebeklerin ve çocukların sağlığı her şeyden önce gelmelidir. Onlara sevgimizi gösterirken daha dikkatli ve bilinçli olmamız gerekir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebekleri-opmeden-once-iyi-dusunun-578738">Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzayın, astronotların bağışıklık sistemi üzerine etkisi belirlendi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzayin-astronotlarin-bagisiklik-sistemi-uzerine-etkisi-belirlendi-532613</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 May 2025 11:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astronotların]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[belirlendi]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[uzayın]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=532613</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin tarihi bir adım atarak gerçekleştirdiği ilk insanlı uzay misyonu kapsamında yürütülen bilimsel çalışmalardan biri olan MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) Bilim Misyonu'nun ilk bulguları kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzayin-astronotlarin-bagisiklik-sistemi-uzerine-etkisi-belirlendi-532613">Uzayın, astronotların bağışıklık sistemi üzerine etkisi belirlendi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin tarihi bir adım atarak gerçekleştirdiği ilk insanlı uzay misyonu kapsamında yürütülen bilimsel çalışmalardan biri olan MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) Bilim Misyonu&#8217;nun ilk bulguları kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü ve MESSAGE deneyi Proje Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Türkiye&#8217;nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında gerçekleştirdiğimiz MESSAGE Bilim Misyonu’nun ilk sonuçlarını öncül rapor olarak yayınladık. Uzayın, astronotların bağışıklık sistemi üzerine etkisini belirledik. Yakında ‘Microgravity associated Longevity &#038; Theoretical genes’ odaklı iki çalışmamızı daha yayımlayacağız. MESSAGE Bilim Misyonu kapsamında 8 Yüksek Lisans tezimiz ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>TRGENMER ekibi tarafından yürütülen deneyde kan örnekleriyle çalışıldı</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi TRGENMER ekibi tarafından yürütülen MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyinde, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan getirdiği kan örnekleriyle gerçekleştirilen çalışmada, mikro yerçekimi koşullarının bağışıklık sistemi ve gen ekspresyonu üzerindeki etkileri araştırıldı.</p>
<p>CRISPR/Cas sistemiyle analiz edilen örneklerde, bağışıklık tepkileri, kanser hücrelerine etkiler ve henüz keşfedilmemiş genlerin aktivasyonu incelendi. İkinci Türk astronot Tuva Cihangir Atasever’in de görevini tamamlamasıyla deneyin ikinci aşaması gerçekleştirildi. Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan liderliğinde sürdürülen proje, uzay biyolojisi ve tıp alanında yenilikçi bulgular sunarak hem uzay görevleri hem de dünya üzerindeki sağlık uygulamaları için önemli katkılar sağlamayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzayin-astronotlarin-bagisiklik-sistemi-uzerine-etkisi-belirlendi-532613">Uzayın, astronotların bağışıklık sistemi üzerine etkisi belirlendi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky Thin Client 2.0: Gelişmiş bağlantı, performans ve tasarıma sahip &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; koruması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-thin-client-20-gelismis-baglanti-performans-ve-tasarima-sahip-siber-bagisiklik-korumasi-452088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2024 14:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[client]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmiş]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[koruması]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tasarıma]]></category>
		<category><![CDATA[thin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, ince istemciler (Thin Client) için gelişmiş bağlantı, daha yüksek uygulama hızı, daha düşük toplam sahip olma maliyeti, kullanıcı dostu grafik arayüz ve hızlı yaygınlaştırma özellikleri sunan güncellenmiş işletim sistemini duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-thin-client-20-gelismis-baglanti-performans-ve-tasarima-sahip-siber-bagisiklik-korumasi-452088">Kaspersky Thin Client 2.0: Gelişmiş bağlantı, performans ve tasarıma sahip &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; koruması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Kaspersky, ince istemciler (Thin Client) için gelişmiş bağlantı, daha yüksek uygulama hızı, daha düşük toplam sahip olma maliyeti, kullanıcı dostu grafik arayüz ve hızlı yaygınlaştırma özellikleri sunan güncellenmiş işletim sistemini duyurdu. </span></strong></p>
<p><strong><span>Kaspersky Thin Client 2.0, sağlık, finans, eğitim ve üretim dahil olmak üzere farklı sektörlerde ince istemci altyapısı oluşturmaya yönelik Cyber Immune (Siber Bağışıklık) çözümünün ana bileşenini oluşturuyor.</span></strong></p>
<p><span>İnce istemci, kullanıcıların uzak masaüstüne erişimini sağlayan ve yerel iş istasyonlarının yerine geçen kompakt uç nokta cihazlarına karşılık geliyor. Verified Market Research&#8217;e göre, 2020 yılında 1,18 milyar dolar olan </span><span>ince istemci pazarının</span><span> 2028 yılına kadar 1,36 milyar dolar değere ulaşması bekleniyor. Bu talebi karşılamak için Kaspersky, uzak masaüstüne güvenli bağlantı için KasperskyOS üzerine kurulu işlevsel ince istemci altyapısını geliştirdi. Şirket Dubai&#8217;de gerçekleştirilen uluslararası </span><span>Cyber Immunity Konferansında</span><span> çözümün güncellenmiş özelliklere sahip yeni sürümünü tanıttı.</span></p>
<p><span>Kaspersky Thin Client 2.0 (KTC 2.0), Cyber Immune yaklaşımına uygun olarak geliştirildi. Bu, cihazın tasarımdan itibaren güvenli olduğu anlamına geliyor. KasperskyOS cihazın ele geçirilmesi olasılığını ortadan kaldırdığı için, KTC 2.0 yoğun saldırıların söz konusu olduğu ortamlarda bile kritik işlevlerini yerine getirebiliyor. Cyber Immune mimarisi sayesinde ek güvenlik yazılımlarına veya koruma araçlarını yönetmeye gerek kalmıyor, bu da ürünün toplam sahip olma maliyetinin düşmesini sağlıyor.</span></p>
<p><span>Centerm F620 donanım platformuna halihazırda yüklenmiş olarak gelen KTC 2.0, Kaspersky ile dünyanın önde gelen ince istemci üreticisi Centerm arasında imzalanan </span><span>OEM sözleşmesinin</span><span> sonucu olarak kullanıma hazır bir uç nokta cihazı şeklinde dağıtılıyor.</span></p>
<p><span>KTC 2.0 işlevselliği, bağlantı, performans ve kullanılabilirlik alanlarında önemli güncellemeler içeriyor.</span></p>
<p><strong><span>Gelişmiş bağlantı</span></strong></p>
<p><span>Kaspersky Thin Client 2.0 yeni uzaktan bağlantı yöntemleri sunuyor. Web Erişimi uygulaması, kullanıcıların HTML5 teknolojisini kullanarak Citrix Workspace platformu ve VMware Horizon altyapısı üzerinde dağıtılan uzak ortamlara bağlanmasına olanak tanıyor. Ayrıca KTC 2.0, Microsoft Uzak Masaüstü Hizmetleri altyapısı, Windows Server ve Windows 10/11 üzerinde çalışan terminal sunucular üzerinde dağıtılan bireysel iş uygulamalarına olan bağlantıyı da destekliyor.</span></p>
<p><strong><span>Daha iyi performans</span></strong></p>
<p><span>Performans iyileştirmeleri, uzak masaüstüne uygulamaların daha yüksek hızda teslimi, daha kısa önyükleme süresi ve kompakt işletim sistemi görüntü boyutu sayesinde daha yüksek güncelleme hızı sunuyor. KTC 2.0&#8217;ın otomatik bağlantı yoluyla yaygınlaştırması yaklaşık iki dakika sürüyor.</span></p>
<p><strong><span>Kullanılabilirlik ve tasarım</span></strong></p>
<p><span>Kaspersky Thin Client 2.0, kullanılabilirlik göz önüne alınarak geliştirildi ve yeni özelliklerle donatıldı. Ürün artık sesli konferansları ve konuk işletim sisteminden belge yazdırma gibi yeni işlevleri destekliyor.</span></p>
<p><span>Bağlantı beklenmedik bir şekilde kesilirse, KTC 2.0 kullanıcıların ek işlem yapmasına gerek kalmadan otomatik olarak uzak masaüstüne yeniden bağlanıyor. Aynı zamanda bildirim sistemi güncelleniyor ve hata mesajları sorun giderme ipuçları eşliğinde yararlı bilgiler sağlıyor. Ek olarak, uzak ortamdaki bağlantı paneli, çeşitli senaryolarda eklenen yeni animasyonlu öğelerin yanı sıra arayüz özelleştirme imkanıyla yeniden tasarlandı.</span></p>
<p><span>Kaspersky Thin Client 2.0, geniş bir şube ağına ve coğrafi olarak yaygın işletmelere sahip kuruluşların etkin bir şekilde korunması için tasarlandı. Ürün özellikle finans ve sağlık yapılarına, eğitim ve devlet kurumlarına, ulaşım ve sanayi işletmelerine, akıllı şehir altyapısına, endüstriyel otomasyon sistemlerine uygun.</span></p>
<p><span>KasperskyOS Başkanı <strong>Andrey Suvorov</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Kaspersky Thin Client, gelişmiş siber dayanıklılık gerektiren sektörler için tasarlanmış, tasarım gereği güvenli, yönetimi kolay ve uygun fiyatlı bir ürün. Bu ürün müşterilerimize daha hızlı, daha güçlü ve daha kullanıcı dostu koruma sağlıyor. Centerm F620 donanım platformu sayesinde Kaspersky, geliştirilmiş ince istemciyi kullanıma hazır bir uç nokta cihazı olarak sunarak modern sanal masaüstü altyapılarıyla yeni bir yerel entegrasyon sağlıyor. Cyber Immunity&#8217;yi işyerlerine taşıyarak Kaspersky ürün portföyünü güçlendiriyor ve Cyber Immunity çağına doğru bir adım daha atıyoruz.&#8221;</em> </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-thin-client-20-gelismis-baglanti-performans-ve-tasarima-sahip-siber-bagisiklik-korumasi-452088">Kaspersky Thin Client 2.0: Gelişmiş bağlantı, performans ve tasarıma sahip &#8220;Siber Bağışıklık&#8221; koruması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin 8 Önemli Kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-8-onemli-kural-442221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 21:02:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsiminde havaların soğuk olması ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınması nedeniyle çocuklar soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha kolay yakalanabiliyorlar. Mikroplardan korunmaları veya hastalığı kolay atlatabilmeleri için çocukların bu dönemde güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları ayrı bir öneme sahip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-8-onemli-kural-442221">Çocuklarda Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin 8 Önemli Kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsiminde havaların soğuk olması ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınması nedeniyle çocuklar soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha kolay yakalanabiliyorlar. Mikroplardan korunmaları veya hastalığı kolay atlatabilmeleri için  çocukların bu dönemde güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları ayrı bir öneme sahip. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman</strong>, sağlıklı beslenmenin çocukların bağışıklık sistemini güçlü tutan en önemli etkenlerden biri olduğuna dikkat çekerek, “Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli, yeterli ve çeşitli vitamin ile minerallerden oluşan bir menü planı oluşturmak gerekir. Karbonhidrat  ve protein kaynaklarının yanı sıra sağlıklı yağ kaynaklarına da yer vermek çocuğun hem bağışıklığının korunmasında hem de hastalıklarla baş edebilmesinde kilit rol oynar.  Besin değeri oldukça düşük olan paketli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, bunların yerine besin değeri yüksek yoğurt, kefir, ceviz, fındık, badem gibi ürünlere yer vermek önem taşır. Yine ana ve ara öğünlerde mevsime uygun taze sebze ve meyveleri bulundurmak da güçlü bir bağışıklık sistemine önemli katkı sağlar” diyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, </strong>çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Her öğün taze sebze ve meyve şart! </strong></p>
<p>Mevsimine uygun taze meyve ve sebzeler, içerdikleri C vitamini ile A vitamini gibi bağışıklığı güçlendiren vitamin içerikleri nedeniyle çocukların her öğününde bulunmaları gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Öğünlerde mevsime uygun sebzelerden salata ve ara öğünlerde meyve tüketmelerini sağlamak, çocukların günlük vitamin ihtiyaçlarını karşılamalarına katkı sağlar. Meyvelerin iyi yıkanmış olmaları ve taze tüketilmeleri ise enfeksiyonlardan korunmanın yanı sıra besin içeriğini korumak için de önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>C vitamini içeren meyve çok önemli</strong></p>
<p>Yeteri kadar C vitamini almak güçlü bir bağışıklık sistemi sağlayabilmede önemli bir rol üstleniyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış mevsiminde özellikle kivi, portakal ve mandalina gibi C vitamininden zengin meyveleri çocukların beslenme listesine mutlaka eklemek gerektiğine işaret ederek, “Bir yumruk kadar meyve bir porsiyon olarak baz alınmalı. Çocukların günlük beslenmelerine 1-2 porsiyon meyve, öğünlerine 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği veya bir büyük kase salata ekleyerek, günlük C vitamini ve diğer vitamin ile mineral gereksinimlerini sağlamak mümkün” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Demir eksikliğine karşı koruyun</strong></p>
<p>Dünyada en sık görülen mikro besin öğesi eksikliği, genellikle yetersiz beslenmeden kaynaklanan demir eksikliği oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bağışıklık sisteminin korunmasında demirin önemli bir rol oynadığını belirterek, “Demir eksikliği anemisi mental ve fiziksel gelişimi etkiler. Demir,   bağışıklık hücrelerinin çoğalmasında rol alır ve<strong> </strong>eksikliğinde<strong> </strong>yeterli<strong> </strong>bir bağışıklık cevabı oluşturulamaz. Bu nedenle demir eksikliği oluşmaması için kırmızı et, yumurta ve hindi eti gibi besin kaynaklarının çocukların öğünlerinde mutlaka yer alması gerekir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı yağları ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar, hem çocukların sağlıklı bir gelişim sürmeleri hem de bağışıklık sistemlerinin korunması için yeterli ve dengeli olarak alınması gereken bir besin grubu. Kızartma ya da hazır gıdalardan gelen  kontrolsüz yağlar yerine zeytinyağı, tahin, ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynaklarını çocukların günlük beslenmelerine eklemek gerekiyor. Çocukların her gün 2 adet ceviz veya 8-10 adet çiğ fındık, badem gibi kuru yemişler tüketmeleri, yemeklerinde zeytinyağı kullanılması, günlük sağlıklı yağ alımlarına katkı sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Öğün atlamalarını engelleyin</strong></p>
<p>Çocukların günlük besin öğesi ve enerji alımlarını dengeli bir şekilde sağlayabilmeleri için öğün düzeni oluşturulması şart. Zira kahvaltı ya da herhangi bir öğünü atlamaları yetersiz beslenmeye neden olmasının yanı sıra paketli veya sağlıksız olarak adlandırabileceğimiz besinlere yönelimlerini arttırabiliyor. Bu nedenle evde veya okulda besin alımlarını takip ederek her öğünde yeterli beslendiklerinden emin olmak gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çinko eksikliğine dikkat! </strong></p>
<p>Çinko bağışıklık sisteminin devamlılığı için gerekli bir mineral. Eksikliğinde büyüme geriliği ve bağışıklık sisteminde bozulmalar görülebiliyor. Bu nedenle çocukların öğünlerine bu besinleri eklemek önem taşıyor. Kırmızı et, kuru baklagiller, balık ve tam tahıllar çinko bakımından zengin besinler arasında yer alıyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hazır gıdalar değil ‘ev yapımı’ yemekler</strong></p>
<p>Çocuklar lezzetiyle ön plana çıkan fast food tipi hazır yemekleri çoğunlukla ev yemeklerine tercih ediyorlar. “Ancak ne yazık ki bu ürünler çoğunlukla besin değeri düşük, işlenmiş ürünlerden oluşurlar ve çocukların büyümelerine ya da bağışıklık   sistemlerinin gelişmesine katkı sağlamazlar” uyarısında bulunan Nur Ecem Baydı Ozman, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuklar besin değeri olmayan bu ürünleri tükettiklerinde besin değeri yüksek sebze, meyve ile balık gibi ürünlerden mahrum kalırlar. Dolayısıyla çocukların mümkün olduğunca evde hazırlanmış besin değeri yüksek olan besinleri tüketmeleri çok önemlidir” </p>
<p> </p>
<p><strong>Kefiri ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Sağlıklı bir bağışıklık için sağlıklı bir bağırsak olması şart! Kefir içeriğindeki yararlı bakteriler sayesinde bağırsak sağlığını desteklerken içeriğindeki protein ve kalsiyum gibi besin ögeleriyle aynı zaman da büyümeyi de destekliyor. Çocuklara haftada 3-4 gün süt, yoğurt ve ayran yerine bir su bardağı kefir içirmek bağışıklığı güçlendirebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-8-onemli-kural-442221">Çocuklarda Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin 8 Önemli Kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık sistemini güçlendirecek 9 beslenme tavsiyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirecek-9-beslenme-tavsiyesi-436443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 09:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirecek]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsiminde kalabalık ve kapalı alanlarda daha çok vakit geçirilmesi enfeksiyon hastalıklarını da beraberinde getiriyor. Okul gibi kapalı alanlarda enfeksiyonların sık görüldüğünü ve çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için 9 beslenme tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirecek-9-beslenme-tavsiyesi-436443">Bağışıklık sistemini güçlendirecek 9 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış mevsiminde kalabalık ve kapalı alanlarda daha çok vakit geçirilmesi enfeksiyon hastalıklarını da beraberinde getiriyor. Okul gibi kapalı alanlarda enfeksiyonların sık görüldüğünü ve çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için 9 beslenme tavsiyesinde bulundu.</strong></p>
<p>•    Güne mutlaka kahvaltıyla başlanmalı, biraz karbonhidrat, protein ve yağ alınmalıdır. Bunun için; Yumurta, meyveli yoğurt, tahıllı karışım veya evde yapılmış meyveli bir kek uygundur. Alınması gereken günlük kalori için kahvaltıyı tatlandırmak da önemli; pekmez ve bal menüde olabilir. </p>
<p>•    Kış mevsiminde özellikle; lif içeriği açısından armut, C vitamini açısından zengin narenciye, yeşilliklerden en az biri (ıspanak, pazı, brokoli, maydanozlu yemekler) yenmeli.</p>
<p>•    Peynir, süt ya da yoğurt gibi süt ürünlerinden en az biri tercih edilmelidir. İnek sütüne alerjik olmayan çocuklara günde bir bardak süt verilebilir. Ayrıca demir bakımından zengin yiyeceklerin yanında süt/yoğurt tüketilmemelidir, aksi takdirde besinin demir değeri azalacaktır. </p>
<p>•    Mısır gevrekleri/tahıllı karışımlar içinde şeker olmayanlardan seçilmeli. </p>
<p>•    Yapılan yemeklerin içine nane gibi birtakım faydalı otlar eklenebilir. </p>
<p>•    Hazır paketli gıdalar, şekerlemelerden uzak durulmalıdır (Bu anlamda çocuklara abur cubur reklamları izletilmemeli).</p>
<p>•    Kış aylarında doktor kontrolünde D vitamini desteği yapılmalı.</p>
<p>•    Haftada iki kez balık gibi Omega 3’ten zengin yiyecekler yenmeli ancak kış boyunca Omega 3 tabletleri alma mecburiyeti yoktur. Özel dönemlerde, sınav gibi stresli durumlarda ya da dönemsel beslenme bozukluğu olduğunda balık yağıyla Omega 3 takviyesi yapılabilir.</p>
<p>•    Kuru meyve ve yemiş tüketilmeli.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirecek-9-beslenme-tavsiyesi-436443">Bağışıklık sistemini güçlendirecek 9 beslenme tavsiyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirmenin-yollari-415315</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 07:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudu hastalıklara karşı koruyan karmaşık bir savunma sistemi olan bağışıklık sistemi, vücuda saldıran yabancı organizmaları (Bakteri, virüs, parazit) tanır ve gerektiğinde bu organizmalar ile “savaşarak” sağlığı korur</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirmenin-yollari-415315">Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vücudu hastalıklara karşı koruyan karmaşık bir savunma sistemi olan bağışıklık sistemi, vücuda saldıran yabancı organizmaları (Bakteri, virüs, parazit) tanır ve gerektiğinde bu organizmalar ile “savaşarak” sağlığı korur. Bağışıklık sistemi, vücuda ait olan ve olmayan maddeleri ayırt edebilme yeteneğine sahiptir. Bağışıklık sisteminin doğal ve edinilmiş olarak ikiye ayrıldığını söyleyen Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun güçlü bir bağışıklık için olmazsa olmazlardan bahsetti.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi nasıl çalışır?</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi, vücutta geniş bir etki alanına sahip olduğu için birçok farklı hücre tipi, protein ve diğer moleküllerin koordineli bir şekilde çalışmasını içerir. Bu sistemin sağlıklı bir şekilde işlev görmesi, vücudu çeşitli enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı korur. Doğuştan var olan ya da sonradan gelişen bazı hastalıklar örneğin kanser, immun yetmezlik sendromları, özellikle otoimmun hastalıkların tedavisinde veya organ nakli sonrasında kullanılan steroidler ve bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar, HIV gibi bazı enfeksiyonlar bağışıklık sisteminin normal çalışmasına engel olarak enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğal Bağışıklık Sistemi:</strong> Vücutta doğuştan var olan bir savunma sistemidir. Cilt, mukoza zarları, tükürük, gözyaşı gibi fiziksel bariyerler ve makrofajlar, nötrofiller gibi hücreler bu sistemin bir parçasıdır. Doğal bağışıklık sistemi, hemen hemen her tür yabancı maddeye karşı genel bir koruma sağlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Edinilmiş Bağışıklık Sistemi:</strong> Vücut yabancı bir organizma ile karşılaştığında özel bir yanıt geliştirir. Bu yanıt, organizmanın tanınması ve daha önce maruz kalınmış bir enfeksiyon veya aşı sonrasında gelişir. Edinilmiş bağışıklık sistemi, antikorlar ve özgün hücresel yanıtlar gibi özel savunma mekanizmalarını içerir. Bu sistem, bir mikroorganizma ile ilk kez karşılaşıldığında etkinleşir ve daha sonra aynı mikroorganizma ile tekrar karşılaşıldığında daha hızlı ve etkili bir yanıt geliştirir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için olmazsa olmazlar</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>1) </strong>Yeterli ve dengeli beslenme (Taze sebze ve meyve, protein, tam tahıllar, kuru baklagiller yönünden zengin beslenmek). Aşırı kilolu ya da aşırı zayıf olmak, karbonhidrattan zengin ya proteinden fakir beslenmek bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlerdir. A, B, C, E, D vitaminleri, selenyum, demir, çinko bağışıklık sisteminin fonksiyonu için önemlidir.</p>
<p><strong>2)</strong> Yeterli sıvı alımı</p>
<p><strong>3)</strong> Kişisel ve çevresel hijyen kurallarına uymak</p>
<p><strong>4)</strong> Düzenli fiziksel aktivite (Haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz)</p>
<p><strong>5)</strong> Yeterli ve kaliteli uyku</p>
<p><strong>6)</strong> Stresten uzak durmak</p>
<p><strong>7)</strong> Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan kaçınmak</p>
<p><strong>8)</strong> Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen aşıları zamanında yaptırmak </p>
<p>Bu temel öneriler dışında “bağışıklık güçlendirici” olarak sunulan destek ürünleri veya ilaçların kullanımından önce mutlaka bir hekime danışmak ve hekimin gerekli gördüğü tetkikleri yaptırmak gereklidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemini-guclendirmenin-yollari-415315">Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık Sistemi Güçlendirmenin Sağlığınıza Faydaları Nelerdir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemi-guclendirmenin-sagliginiza-faydalari-nelerdir-413790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 14:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınıza]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağışıklık sistemi hakkında yaygın araştırmalar yapılır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemi-guclendirmenin-sagliginiza-faydalari-nelerdir-413790">Bağışıklık Sistemi Güçlendirmenin Sağlığınıza Faydaları Nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sistemi hakkında yaygın araştırmalar yapılır. Hemen herkes, hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yönelik yöntemleri öğrenmek ister. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin faydaları hakkında merak edilenleri, Genel cerrahi uzmanı; Op. Dr. Mustafa Atak cevaplıyor.</p>
<p>Bağışıklık sistemi, vücudumuzu enfeksiyonlardan koruyan hayati bir rol oynar. Bu nedenle bağışıklık sisteminin güçlü olması, genel sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Yaşadığımız salgın döneminde, yaşayarak öğrendik ve artık bağışıklığın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Şimdi konuya, daha detaylı bakalım.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinin faydalarını, şu başlıklarla inceleyebiliriz.</p>
<p>Enfeksiyonlara Karşı Daha Güçlü Koruma</p>
<p>Bağışıklık sistemi güçlendirmenin sağlığınıza olan faydaları arasında, enfeksiyonlara karşı daha güçlü bir koruma sağlama önemli bir yer tutar. Güçlü bir bağışıklık sistemi, vücudu bakteri, virüs, mantar ve diğer patojenlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı etkili bir bariyer oluşturur. Bu, soğuk algınlığı, grip, bronşit gibi yaygın enfeksiyonlara karşı daha az duyarlı olmanız anlamına gelir. Ayrıca ciddi enfeksiyonlara karşı direncin artması, vücudu tehlikeli patojenlerle savaşma konusunda daha yetenekli hale getirir. Bu, hastalıkların daha hızlı bir şekilde atlatılmasına ve uzun vadeli sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle bağışıklık sistemi güçlendirmeye yönelik beslenme alışkanlıkları ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri, enfeksiyonlara karşı daha güçlü bir koruma sağlar.</p>
<p>Hızlı İyileşme</p>
<p>Hızlı iyileşme, güçlü bir bağışıklık sisteminin bir sonucu olarak vücudun enfeksiyonlarla ve hastalıklarla başa çıkma yeteneğini yansıtır. Güçlü bir bağışıklık sistemi, vücudu enfeksiyonlara karşı daha hızlı yanıt vermeye teşvik eder. Bu, hastalık belirtileri ortaya çıktığında bağışıklık sisteminin hızla harekete geçtiği anlamına gelir. Vücut, enfeksiyonun neden olduğu hasarı onarmaya başlar ve hastalığın etkilerini azaltır. Bu hızlı yanıt, belirtilerin daha kısa süreli ve daha hafif olmasını sağlar. Örneğin, bir soğuk algınlığına veya grip virüsüne maruz kaldığınızda, güçlü bir bağışıklık sistemi belirtilerin hızla azalmasına ve daha çabuk iyileşmenize yardımcı olabilir. Ayrıca cerrahi operasyonlar veya yaralanmalar sonrası iyileşme sürecinde de hızlı iyileşme, enfeksiyon riskini azaltarak vücudun normal işlevlerine dönüşünü hızlandırabilir. Dolayısıyla güçlü bir bağışıklık sistemi sadece hastalıklardan korumakla kalmaz, aynı zamanda vücudu hızlı bir şekilde iyileştirme yeteneğiyle de önemli bir rol oynar.</p>
<p>Kronik Hastalıkları Önleme</p>
<p>Bağışıklık sistemi güçlendirmenin sağladığı önemli faydalardan biri kronik hastalıkların önlenmesidir. Güçlü bir bağışıklık sistemi, otoimmün hastalıklar, diyabet, kalp hastalığı ve kanser gibi kronik sağlık sorunlarına karşı daha etkili bir savunma sunar. Özellikle inflamasyonun (iltihaplanmanın) kontrol altına alınması, bağışıklık sistemi güçlendiğinde daha iyi bir şekilde gerçekleşir. Kronik inflamasyon, birçok kronik hastalığın temel nedenlerinden biridir ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi bu durumu azaltabilir. Ayrıca bağışıklık sisteminin düzenli ve dengeli çalışması, vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stresten kaçınma ve iyi uyku gibi bağışıklık sistemini güçlendiren alışkanlıklar, kronik hastalıkların riskini azaltabilir ve sağlıklı bir yaşamın anahtarını oluşturur.</p>
<p>Yüksek Enerji Seviyeleri</p>
<p>Yüksek enerji seviyeleri, bir sağlığın ve yaşam kalitesinin önemli bir göstergesidir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesiyle birlikte vücut daha etkili bir şekilde enerji üretir ve kullanır. Güçlü bir bağışıklık sistemi, enfeksiyonlarla savaşırken vücudu destekler, bu da enerji seviyelerinin düşmesini önler. Aynı zamanda, bağışıklık sistemi düzenli olarak çalıştığında, vücut hücreleri daha iyi oksijen alır ve atıkları daha etkili bir şekilde uzaklaştırır. Bu, enerji üretim süreçlerini optimize eder. Daha güçlü bir bağışıklık sistemi, daha az yorgunluk hissi yaşamanıza ve gün boyunca daha enerjik olmanıza yardımcı olur. Ayrıca spor yapmayı kolaylaştırır, çünkü kaslar daha iyi çalışır ve toksinlerin atılması hızlanır. Sonuç olarak, yüksek enerji seviyeleri, günlük aktiviteleri daha etkili bir şekilde yerine getirmenizi ve yaşamdan daha fazla keyif almanızı sağlar.</p>
<p>Zindelik</p>
<p>Bağışıklık sistemi güçlendirmenin sağlığınıza olan faydaları arasında önemli bir unsur, daha iyi zindelik düzeyine ulaşmaktır. Güçlü bir bağışıklık sistemi, vücudu enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda fiziksel dayanıklılığı artırır. Düzenli olarak egzersiz yapmak, bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar. Egzersiz, kas kütlesini artırır, kan dolaşımını iyileştirir ve genel zindeliği teşvik eder. Bu, günlük aktiviteleri daha kolay hale getirir ve spor performansınızı artırır. Ayrıca düzenli egzersiz bağışıklık sisteminin hızlı tepki vermesini sağlar, böylece enfeksiyonlarla savaşma yeteneği artar. Bu nedenle daha iyi zindelik seviyelerine ulaşmak ve vücudu hastalıklara karşı hazırlamak için sporun bir parçası olarak düşünülmelidir. Düzenli fiziksel aktivite, sadece bağışıklık sisteminizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda genel sağlığınıza da olumlu katkılarda bulunur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagisiklik-sistemi-guclendirmenin-sagliginiza-faydalari-nelerdir-413790">Bağışıklık Sistemi Güçlendirmenin Sağlığınıza Faydaları Nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antioksidanlar Bağışıklık Sistemimizi Koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antioksidanlar-bagisiklik-sistemimizi-koruyor-406685</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 08:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[sistemimizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava sıcaklıkları düşerken gribal enfeksiyonlar da yavaş yavaş kendini göstermeye başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antioksidanlar-bagisiklik-sistemimizi-koruyor-406685">Antioksidanlar Bağışıklık Sistemimizi Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hava sıcaklıkları düşerken gribal enfeksiyonlar da yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Bağışıklığını kuvvetlendirmek isteyenler geçiş mevsiminde destekleyicilere yöneliyor. Antioksidanlar da bağışıklık sistemimizin dostu. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Dilara Kocacık Uygun, “Vücudumuzu enfeksiyonlardan, mikroplardan ve diğer hastalık yapıcı etkenlerden koruyan antioksidanlar, bağışıklık sistemini destekleyerek vücudun hastalıklara karşı daha dirençli hale gelmesini sağlıyorlar. O nedenle çinko, selenyum ve e vitamini gibi antioksidandan zengin gıdalarla beslenmek bağışıklığı güçlendirecektir” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biri; hastalıklardan korunmak için vücudumuzun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemimiz. Bağışıklık sistemi bizi çevresel tehditlere karşı korurken sağlıklı bir yaşam sürmemizi de sağlıyor. Antioksidanlar da bağışıklık sisteminin çevresel tehditlere karşı savaşmasında yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Bağışıklık Sistemi: Vücudumuzun Askerleri </strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin vücudumuzu enfeksiyonlardan, mikroplardan ve diğer hastalık yapıcı etkenlerden koruyan karmaşık bir sistem olduğunu söyleyen <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Dilara Kocacık Uygun, “</strong>Doğumda bağışıklık sistemimiz olgunlaşmamıştır. Yaşla birlikte, enfeksiyonlarla karşılaştıkça ve dengeli beslenme ile gelişme gösterir ve iki ana bileşenden oluşur: doğal bağışıklık sistemi ve edinilmiş bağışıklık sistemi. Doğal bağışıklık sistemi, doğuştan gelen bir savunma sistemidir. Cildimiz, mukozal (sümüksü) salgılar ve belirli hücreler (nötrofiller, makrofajlar) gibi fiziksel bariyerler, vücudumuzu mikroplardan korur. Edinilmiş bağışıklık sistemi ise sonradan gelişen bir sistemdir. Vücudumuz bir enfeksiyonla karşılaştığında ya da koruyucu aşılarla özel bağışıklık yanıtları oluşturur ve bu vücudumuzu gelecekte aynı mikroplara karşı daha etkili hale getirerek kolay iyileşmemizi  sağlar” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Zararlı maddelere karşı vücudumuzun koruyucusu: Antioksidanlar</strong></p>
<p>Beslenme, bağışıklık hücrelerinin gelişimi, bakımı ve optimal işleyişinde anahtar rol oynuyor. Gıdalarla alınan besinlerin bağışıklık sisteminin uygun şekilde çalışmasını sağlamada önemli rol üstlendiğini hatırlatan Uygun, “Antioksidanlar, vücudu serbest radikaller olarak bilinen zararlı moleküllerin olumsuz etkilerine karşı koruyan bileşiklerdir. Serbest radikaller aracılığıyla oluşabilecek hücre hasarlarının engellenmesinde önemli rol alırlar” diyerek bazı önemli antioksidanları sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Çinko:</strong> Temel bir eser elementtir ve çeşitli hücresel işlevler için gereklidir; özellikle, oksidatif-antioksidatif dengenin korunmasında önemli rol oynar.</li>
<li><strong>Selenyum:</strong> Bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkı sağlar. Vücudumuzdaki birçok işlevin gerçekleşmesinde rol alır.</li>
<li><strong>Vitamin C:</strong> Güçlü bir antioksidandır. Ayrıca bağışıklık sistemi hücrelerinin sağlığını destekler.</li>
<li><strong>Vitamin E:</strong> Hücre zarlarını serbest radikallerin zararlarından korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir.</li>
<li><strong>Beta-Karoten:</strong> Vücudumuzda A vitamininin üretimine katkıda bulunur ve bağışıklık sistemini destekler.</li>
</ul>
<p>Antioksidanların, bağışıklık sistemini destekleyerek vücudun hastalıklara karşı daha dirençli hale gelmesini sağladığını ifade eden Uygun, “Bağışıklık hücreleri iltihaplanmanın azaltmasında yardımcı olur. Ayrıca bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara karşı savaşırken oluşabilecek serbest radikaller gibi zararlı maddeler antioksidanlar ile nötralize edilerek hücrelerin hasar görmesini önleyebilirler” diyerek sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>Sağlıklı Yaşam: Sağlıklı Bağışıklık ve Sağlıklı Nesiller</strong></p>
<p>“Sağlıklı bir yaşam tarzı, bağışıklık sistemini ve antioksidan seviyelerini desteklemenin en iyi yollarından biridir. Dengeli ve doğal beslenme, düzenli egzersiz, iyi bir uyku ve stresten kaçınma bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve hastalıklardan korunmamıza yardımcı olur. Sonuç olarak, bağışıklık sistemi ve antioksidanlar vücudunuzun sağlığını korumak için önemlidir. Sağlıklı bir yaşam, sağlıklı bağışıklık ve sağlıklı nesillerin anahtarıdır. “</p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:</strong></p>
<p>Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antioksidanlar-bagisiklik-sistemimizi-koruyor-406685">Antioksidanlar Bağışıklık Sistemimizi Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Strep A Enfeksiyonu, Bağışıklık Yetmezliği Olanlarda Daha Riskli Olabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/strep-a-enfeksiyonu-bagisiklik-yetmezligi-olanlarda-daha-riskli-olabiliyor-373512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 09:16:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[strep]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Strep A enfeksiyonu İngiltere başta olmak üzere Avrupa’da onlarca çocuğun ölümüne sebep olmuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/strep-a-enfeksiyonu-bagisiklik-yetmezligi-olanlarda-daha-riskli-olabiliyor-373512">Strep A Enfeksiyonu, Bağışıklık Yetmezliği Olanlarda Daha Riskli Olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Strep A enfeksiyonu İngiltere başta olmak üzere Avrupa’da onlarca çocuğun ölümüne sebep olmuştu. Türkiye’de de vakalar ortaya çıkınca enfeksiyon, ailelerin korkulu rüyası haline geldi. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Selime Özen Bölük bakterinin immün yetmezlik hastalarında daha riskli olabileceğini, herhangi bir aşı ile korunma mümkün olmadığı için hastalarda bulaş riskini azaltacak önlemler alınması gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p>Başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde çocuklar arasında hızla yayılan ve birçok çocuğun yaşamını yitirmesine yol açan Strep A enfeksiyonuna bağlı Türkiye’deki ilk ölüm ocak ayında gerçekleşmişti. Strep A bakterisi bağışıklık sistemimizi aşıp nasıl bu kadar ağır hastalık yapıyor? Ne şekilde bulaşıyor ve hangi semptomları gösteriyor? Korunmak için neler yapılmalı? İşte tüm bu soruların yanıtını <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Selime Özen Bölük</strong> verdi. </p>
<p>Toplumda beta mikrobu olarak da bilinen boğaz, burun ve ciltte yaşayabilen A grubu beta-hemolitik streptokoklar (GAS), bakterileri sıklıkla boğaz iltihabı ve cilt iltihabına neden oluyor, nadiren de başka organları tutan daha ağır enfeksiyonlara yol açabiliyor. A grubu beta-hemolitik streptokokların kan, kas, eklemler ve akciğer gibi normalde steril olan vücut bölgelerine yerleşmesiyle ortaya çıkan ciddi ve hayatı tehdit edici enfeksiyonlara ise invaziv yani ağır <strong>grup a streptokok enfeksiyonları</strong> deniyor. 2022 yılı itibari ile bazı ülkelerde daha belirgin olmak üzere ciddi, hayatı tehdit edici invaziv hastalık sayılarında artış oldu ve özellikle İngiltere ve Hollanda’dan ölümle sonuçlanan vakalar bildirildi.</p>
<p><strong>LENF BEZLERİNDE BÜYÜME, BAŞ AĞRISI, HALSİZLİK…</strong></p>
<p>Hastalığın bulaşıcı olduğu, hasta kişilerin öksürme ve hapşırmasıyla mikrop içeren damlacıklara doğrudan maruz kalmakla bulaştığını belirten Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Selime Özen Bölük, bulaşın bazen de mikroplu eşyalara temas etmekle veya enfekte cilt lezyonlarına doğrudan temas eden ellerin göz, ağız ve buruna değdirilmesi ile olduğunu söyledi. Ani başlayan ateş, boğaz ağrısı, boyundaki lenf bezlerinde büyüme, baş ağrısı, halsizlik, bazı vakalarda ciltte kızarıklık ve döküntü de görüldüğünün altını çizen Bölük, antibiyotik tedavisinin 24. saatinden sonra bulaştırıcılığın sonlandığını da belirtti.</p>
<p><strong>“BAĞIŞIKLIK YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARDA DAHA AĞIR SEYREDİYOR”</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi ya da immün sistemin doğumsal yetersizliklerinde hemen her enfeksiyonun normalden daha ağır seyrettiğini ifade eden Bölük, “Streptokok enfeksiyonları da bu hastalarda ağır klinik tablolara yol açar. Ancak immün sistemi tamamen normal olan, tamamen sağlıklı olan bireylerde de bu enfeksiyon, ağır klinik tablolara yol açabilir. Hayatı tehdit edici klinik tablolardan, mikroorganizmanın ortama saldığı toksinler sorumlu tutulur. Bu toksinler, immün sistemimizin doğal yanıt adını verdiğimiz ilk ve hızlı savunma basamağını pas geçebilir. Doğal immün sistem savunmasını hızlıca aşabilmesi nedeniyle bu toksinler, süperantijen olarak adlandırılır.  Süperantijenler, immün cevabın en temel hücreleri olan ve immün sistemin orkestra şefi olarak da nitelendirebileceğimiz T hücrelere doğrudan bağlanır, onları aktive eder ve ciddi bir yanıta neden olur. İmmün sistem tüm gücüyle mikroplarla savaşırken vücudumuz da hasar görür. Sınırlandırılması zor bir hale gelen bu tablo tüm tedavi yaklaşımlarına rağmen ölümcül olabilen çoklu organ yetmezliği ve şok tablosuna kadar ilerleyebilir” diye konuştu.</p>
<p>Bölük ayrıca; özellikle de suçiçeği, influenza ve diğer virüs enfeksiyonlarının hemen öncesinde Strep A’nın geçirilmiş olması, bu ağır tablonun ortaya çıkmasını büyük ölçüde kolaylaştırdığını, viral enfeksiyonlar ile mücadeleden sorumlu olan doğal immün sistemin bu esnada zayıflamasının, bu mikroorganizmanın steril olan dokulara da yayılmasını kolaylaştırdığını ifade etti.</p>
<p><strong>BULAŞ NASIL ÖNLENİR?</strong></p>
<p>“Diğer tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi ellerin temizliği, bulaşların önlenmesinde büyük önem taşıyor” diyen Bölük, bu bakteriye karşı enfeksiyonu önleyen bir aşının olmadığını söyleyerek ebeveynlere şu uyarıda bulundu: “Ancak çocuklara rutin aşı takvimindeki aşıların eksiksiz uygulanması, diğer enfeksiyonları önleyerek Strep A’ların bu enfeksiyonlar sonrası ağır klinik tablolara dönüşmesi olasılığını azaltacaktır. Diğer yandan bulaşı önlemek adına hasta kişilerle sarılmak, tokalaşmak, ortak havlu kullanmak, ortak kaşık kullanmak gibi durumlardan kaçınılmalı. Kişisel hijyen tedbirlerine çok dikkat edilmeli. Antibiyotik tedavisi başlandıktan 24-48 saat sonra bulaştırıcılık sonlanır ama tedavi almayan kişiler 2-3 haftaya kadar enfeksiyonu bulaştırabilir. İstirahat ve bol sıvı alımı çok önemlidir.”</p>
<p><strong>KİMLER RİSK ALTINDA?</strong></p>
<p>A grubu streptokok bakterisi her insanda hastalığa sebep olabilir fakat en fazla risk altında olan kişiler şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>15 yaşa kadar olan dönemdeki çocuklar</li>
<li>65 yaş üstü bireyler</li>
<li>Bağışıklık sistemi zayıf olanlar</li>
<li>Kronik hastalığı bulunanlar</li>
<li>Hijyen kurallarına dikkat etmeyenler</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/strep-a-enfeksiyonu-bagisiklik-yetmezligi-olanlarda-daha-riskli-olabiliyor-373512">Strep A Enfeksiyonu, Bağışıklık Yetmezliği Olanlarda Daha Riskli Olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. S. Şebnem Kılıç Gültekin: Oruç Tutarak Bağışıklık Sistemimizi Yıllık Bakıma Alabiliriz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-s-sebnem-kilic-gultekin-oruc-tutarak-bagisiklik-sistemimizi-yillik-bakima-alabiliriz-364219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2023 09:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alabiliriz]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bakıma]]></category>
		<category><![CDATA[gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem]]></category>
		<category><![CDATA[sistemimizi]]></category>
		<category><![CDATA[tutarak]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayıyla birlikte başlayan orucun, faydaları da saymakla bitmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-s-sebnem-kilic-gultekin-oruc-tutarak-bagisiklik-sistemimizi-yillik-bakima-alabiliriz-364219">Prof. Dr. S. Şebnem Kılıç Gültekin: Oruç Tutarak Bağışıklık Sistemimizi Yıllık Bakıma Alabiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayıyla birlikte başlayan orucun, faydaları da saymakla bitmiyor. </strong></p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) İmmünoloji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. S. Şebnem Kılıç Gültekin, uzun süre aç kalmanın; stresi azalttığını, hücrelerin enerji ocakları olarak tanımlanan mitokondrilerin fonksiyonlarını artırdığını, hasarlı hücreleri temizleyip antioksidan savunmayı devreye sokarak Alzheimer ve Parkinson hastalarının yakınmalarında kısmi iyileşmeye yol açtığını söyledi.</strong></p>
<p><strong>Ayrıca bağışıklık sistemimize kendini tamir etmesi için zaman tanıdığını, obezite, romatolojik hastalıklar ve kanser riskini de azalttığını ifade eden Gültekin, “Kemoterapi alan hastalarda bu şekilde beslenmenin tedaviye daha iyi cevap verdiği gösterilmiştir” diye konuştu.</strong></p>
<p>Ramazan’ın gelmesi ile birlikte sağlık açısından bir engeli olmayan birçok kişi oruç tutarak hem ibadetini yerine getiriyor hem de adeta vücudunun yıllık bakımını yapıyor. Bu yıl oruç 14 saatin üzerinde tutuluyor ve bu süre boyunca aç kalmanın vücuda ve özellikle de bağışıklık sistemine saymakla bitmeyen faydaları bulunuyor.  <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) İmmünoloji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. S. Şebnem Kılıç Gültekin, </strong>orucun sağlığımıza olan yararlı etkilerinin “Aralıklı Oruç” diyeti ile ilgili çalışmalardan sonra oldukça netleştiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>UZUN SÜRE AÇLIK, HÜCRELERDE DNA ONARIMINI BAŞLATIYOR</strong></p>
<p><strong>Peki uzun süre aç kaldığımızda vücudumuza neler oluyor?</strong> Yemek yemeğe 14-16 saat ara verildiğinde antioksidan savunma mekanizmalarının devreye girdiğini söyleyen <strong>Gültekin</strong>, orucun faydalarını şöyle anlatıyor: “Uzun süre aç kalmayla birlikte hücrelerde DNA onarımı başlar ve otofaji gerçekleşir. Otofaji, yeni ve daha sağlıklı hücreler elde edinmek için vücudun hasarlı hücreleri temizleme yoludur. Yanlış katlanmış veya kümelenmiş proteinlerin yıkımında, hasarlı organellerin temizlenmesinde ve hücre içi patojenlerin ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynar. Beyin fonksiyonlarında düzelme, öğrenme ve hafıza kapasitesinde artış meydana gelir. Uzun açlık sonrası yağ hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan keton cisimcikleri beyin ve gövdemizin yaşlanmasını geciktirir ve metabolizmanın aktif işleyişinde önemli rol oynar.”</p>
<p><strong>“YETERLİ SIVI ALMAK ÇOK ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>“Uzun süre aç kalmak; nöronal stresi azaltırken hücrelerin enerji ocakları olarak tanımlayacağımız mitokondrilerin fonksiyonlarını artırmakta, otofajiyi uyarmakta ve antioksidan savunmayı devreye sokarak Alzheimer ve Parkinson hastalarının yakınmalarında kısmi olarak iyileşmesine yol açıyor. Ayrıca obezite, romatolojik hastalıklar ve kanser riskini de azaltıyor. Kemoterapi alan hastalarda bu şekilde beslenmenin tedaviye daha iyi cevap verdiği gösterildi. Ramazan’ın getirdiği aralıklı beslenme ritüeli, <strong>yemenin serbest olduğu saatlerde yeterli sıvı almak şartı</strong> <strong>ile</strong> hücreleri onararak, vücuda gençlik ve sağlık kazandırıyor. En önemlisi de bağışıklık sistemimiz bunu fırsat bilip vücudumuzun yıllık bakımını gerçekleştiriliyor.”</p>
<p><strong>AÇLIK, HASARLI MOLEKÜLLERİ TAMİR EDİYOR</strong></p>
<p>Oruç sırasında uzun süre aç kalındığı için yağ yakımının arttığını ifade eden Gültekin, kan şekerinin düzenlenmesi, strese karşı direnç ve inflamasyonun baskılanmasının da bu açlık süresince gerçekleşerek sağlığa büyük katkı sağladığını anlattı. Açlık esnasında metabolik hasarlı moleküllerin tamir edilir ya da ortadan kaldırıldığını da söyleyen Gültekin, “Bağışıklık sistemimiz bu elverişli ortamda “vakit tamir zamanı” diyerek işe koyulur, beslenme sonrası vücudumuzda oluşan serbest radikallerin zararını gidermeye başlar. Üç öğün yemek ve arada atıştırmalıklar şeklinde beslenmede bağışıklık sistemimiz bu tamir süreci için zaman bulamaz ve gerçekleşemez” dedi.</p>
<p><strong>ORUÇ, DAMAR SERTLİĞİNİN DE ÖNÜNE GEÇİYOR</strong></p>
<p>Kanda yüksek şekerin varlığının doğal bağışıklık hücrelerinin hareketini yavaşlattığını söyleyen Gültekin, orucun kan şekerinin düzenlenmesinde, tansiyonun kontrolünde, karın bölgesindeki yağlanmanın azaltılmasında da olumlu etkileri bulunduğunu söyleyerek, “Hayvan deneylerinde gün aşırı beslenen farelerin kan basıncının, kalp hızının, kolesterol, trigliserid, kan şekeri ve insülin düzeylerinin düştüğü insülin direncinin düzeldiği gözlenmiştir. Bu mekanizmalar ile özellikle 45 yaş üstü bireylerde görülebilen ateroskeroz yani damar sertliğinin de önüne geçilebileceği öngörülmüştür” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-s-sebnem-kilic-gultekin-oruc-tutarak-bagisiklik-sistemimizi-yillik-bakima-alabiliriz-364219">Prof. Dr. S. Şebnem Kılıç Gültekin: Oruç Tutarak Bağışıklık Sistemimizi Yıllık Bakıma Alabiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulaşık makinası deterjanları bağışıklık sistemimizi nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bulasik-makinasi-deterjanlari-bagisiklik-sistemimizi-nasil-etkiliyor-348525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 08:42:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşık]]></category>
		<category><![CDATA[deterjanları]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[makinası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sistemimizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok hastalığın nedeninin, besinlerdeki zararlı kimyasal maddelerin bağırsaklardaki küçük çatlakların arasından içeri girmesi ile ilişkili olması, gözleri bulaşık makinası deterjanlarına çevirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulasik-makinasi-deterjanlari-bagisiklik-sistemimizi-nasil-etkiliyor-348525">Bulaşık makinası deterjanları bağışıklık sistemimizi nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birçok hastalığın nedeninin, besinlerdeki zararlı kimyasal maddelerin bağırsaklardaki küçük çatlakların arasından içeri girmesi ile ilişkili olması, gözleri bulaşık makinası deterjanlarına çevirdi. Peki bulaşık makinesi deterjanları bağışıklık sistemini nasıl etkiliyor? </strong></p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Özge Atay, “</strong><strong>İsviçre’de yapılan bir araştırmada bulaşık makinası deterjanlarında bulunan kimyasal maddelerin bağışıklık sistemimize olan etkileri incelendi ve parlatıcılardaki alkol etoksilatlar, eğer yeteri kadar durulanmadan bağırsaklara ulaşırsa, bağışıklık sisteminde önemli sorunlara yol açacağını gösterdi. Bu hastalıklar arasında inflamatuvar bağırsak hastalıkları, sindirim sorunları, metabolik sendrom, obezite, alerjik hastalıklar ve hatta kanser bile yer alıyor” dedi.</strong></p>
<p>Bulaşıkları temizlemek için kullandığımız bulaşık makineleri uzun yıllardan beri evlerde, yemekhanelerde, kafe ve restoranlarda sanayi ve ev tipi olmak üzere sıkça kullanılıyor ve kuşkusuz ki hayatımızı oldukça kolaylaştırıyor. Ancak bulaşık makinasında kullanılan deterjan ve parlatıcıların sağlığımıza zararlarının son dönemde sıkça gündeme gelmesi nedeniyle akıllarda oluşan soru işaretleri uzmanları da harekete geçirdi. <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Özge Atay, </strong>bağırsakların bağışıklık sistemimizdeki öneminin açıklanmasıyla birlikte birçok müzmin hastalığın bağırsaklardaki küçük çatlakların arasından giren zararlı kimyasal maddelerle ilişkili olmasının gözleri bulaşık makinası deterjanlarına çevirdiğini söyleyerek uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>“Deterjan kalıntıları, virüs ve bakterilerin vücuda girmesini önleyen epitel hücrelerinde hasar oluşturuyor”</strong></p>
<p>Epitel bariyer hipotezi ile bilim dünyasında büyük çığır açan Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş ve arkadaşlarının İsviçre’de yaptıkları araştırmaya değinen Atay, bulaşık makinası deterjanlarında bulunan kimyasal maddelerin bağışıklık sistemimize olan etkilerinin incelendiğini söyledi.<strong> </strong>Parlatıcılarda bulunan alkol etoksilatların yeteri kadar durulanmadan bağırsaklara ulaşması durumunda, bağışıklık sisteminde önemli sorunlara yol açacağını gösterdiklerini ifade eden Atay,  “Deterjan ve parlatıcı kalıntılarının kuruduktan sonra tamamen çıkarılmaması halinde bulaşıkların yüzeyinde kalabileceği ve bunların insanlarda kolitis ülseroza gibi inflamatuvar bağırsak hastalıklarına, metabolik sendroma, obeziteye, alerjik hastalıklara ve hatta kanser gelişimine yol açabileceğini, en önemlisi ekosisteme zarar verebileceğini ortaya koydular.  Ayrıca deterjan veya parlatıcı kalıntılarının özellikle koruyucu bariyer görevi yapan, virüs ve bakterilerin vücuda girmesini önleyen epitel hücrelerinde hasar oluşturarak farklı sistem hastalıklarına neden olduğu da raporlandı” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Özellikle sindirim sistemini olumsuz etkiliyor”</strong></p>
<p>Bulaşık deterjanlarının zararlı etkilerinin laboratuvar koşullarında değerlendirildiğini anlatan Özge Atay, çalışmanın sonucu olarak bariyer bütünlüğünü bozan suçlu bileşenin alkol etoksilatların olduğunu ve bu maddenin deterjanlar ve özellikle parlatıcılarda yaygın olarak kullanılan iyonik olmayan bir yüzey aktif madde olduğunu söyledi. Ancak sitrik asit ve sodyum kümensülfonat gibi diğer bileşenlerin epitel hücrelerinin bariyer bütünlüğünü etkilemediğini belirten Atay, alkol etoksilat için izin verilen oranın farklı olması durumunda bu maddenin birçok gen ve protein hasarına neden olduğu, özellikle sindirim sistemini etkilediğini söyledi. </p>
<p><strong>“Kimyasallar, insan sağlığına uygun şekilde düzenlenmeli”</strong></p>
<p>Parlatıcı ve deterjanların içeriğinde bulunan kimyasalların insan sağlığına uygun şekilde düzenlenmesi ve yetkili kurumlar tarafından denetlenmesinin önemli olduğunun altını çizen Atay, “Özellikle bireysel kullanımlarda, ek durulamalarla olası deterjan ve parlatıcı kalıntılarının minimuma indirilmesi, makinelerin kullanım kılavuzuna uygun kullanılması ve deterjan kalıntılarından arındırmak için makinelerin belirli aralıklarla temizlenmesi ve doğal ürünlerin tercih edilmesi faydalı olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulasik-makinasi-deterjanlari-bagisiklik-sistemimizi-nasil-etkiliyor-348525">Bulaşık makinası deterjanları bağışıklık sistemimizi nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
