<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bağışıklık Sistemi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bagisiklik-sistemi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagisiklik-sistemi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Feb 2026 05:48:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Bağışıklık Sistemi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagisiklik-sistemi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MS hastalığına kimler neden yakalanıyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ms-hastaligina-kimler-neden-yakalaniyor-609630</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 05:48:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Enfekte]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kimler]]></category>
		<category><![CDATA[ms]]></category>
		<category><![CDATA[yakalanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609630</guid>

					<description><![CDATA[<p>Multipl skleroza, neredeyse herkesin vücudunda bulunan bir virüs neden oluyor. Yeni bir çalışma, neden yalnızca belirli kişilerin hastalandığını açıklıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-hastaligina-kimler-neden-yakalaniyor-609630">MS hastalığına kimler neden yakalanıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Epstein-Barr, (EBV), bir tür herpes virüsüdür (insanlarda uçuğa neden olan virüs) ve çeşitli kanserlerin yanı sıra otoimmün hastalıkların ortaya çıkmasına da katkıda bulunduğu kabul edilir. Damlacık yoluyla, örneğin tükürükle bulaşır. Yol açtığı hastalıklardan biri olan enfeksiyöz mononükleoz (ya da Pfeiffer bez ateşi) de bu nedenle &#8220;öpücük hastalığı&#8221; olarak da bilinir.</p>
<p>Epstein-Barr virüsünün, Multipl Skleroz (MS) hastalığının ortaya çıkmasında da rol oynadığı uzun zamandır biliniyor. Ancak sorun şu: Neredeyse herkes EBV ile enfekte oluyor ve virüsü ömür boyu vücudunda taşıyor; buna karşılık nüfusun yüzde birinden azı Multipl Skleroz hastalığına yakalanıyor.</p>
<p>Bu nasıl mümkün olabilir?</p>
<p>Araştırmacılar şimdi bu bilmecenin çözümüne biraz daha yaklaşmış olabilir. Yanıt, çoğu zaman olduğu gibi, genlerimizde gizli.</p>
<p><b>MS hastalarında bağışıklık sistemi sinirlere saldırıyor</b></p>
<p>Multipl Skleroz hastalarında, bağışıklık sistemi yanlış yönlenmiş durumda. Dışarıdan gelen istilacılara karşı yönelmesi gerekirken kendi vücuduna saldırıyor. Bağışıklık sisteminin bazı bölümleri, sinirlerimizin etrafında bir tür yalıtım tabakası gibi bulunan ve normalde sinyallerin iletilmesine yardımcı olan miyelin kılıflarına saldırıyor.</p>
<p>MS&#8217;e yakalanan kişilerde sıklıkla görme ve duyusal bozukluklar görülüyor. Önce karın kaslarını, ardından mesane ve bağırsakların kapatıcı kaslarını kontrol edemez hale gelebiliyorlar. En sonunda ise nefes almak için ihtiyaç duyduğumuz kaslar etkileniyor.</p>
<p>MS tedavisinde amaç, bağışıklık sistemini baskılamak. Oysa hastalık ortaya çıkmadan önce önlenebilseydi bu çok daha iyi olurdu.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/ms-hastaligina-kimler-neden-yakalaniyor-0-sjvLBaHz.jpg"/><br />MS hastalığının tedavisi için en çok kullanılan ilaçlardan biri de Dimethylfumara etken maddeli &#8220;Tecfidera&#8221; kapsülleridirFotoğraf: Anne-Sophie Wittwer/imageBROKER/picture alliance </figure>
<p><b>Epstein-Barr virüsü MS riskini nasıl artırıyor?</b></p>
<p>Çin, Almanya, İsviçre ve İngiltere&#8217;den bilim insanları, Epstein-Barr virüsünün belirli bir genetik yapı ile birlikte nasıl MS’e yol açtığını ortaya koydu.</p>
<p>Burada belirleyici olan HLA-DR15 adlı bir molekül olabilir. HLA molekülleri bağışıklık sistemimizin önemli bir parçasıdır. Belirli hücrelerin yüzeyinde küçük kollar gibi yer alırlar ve bağışıklık sistemine hücre içinde neler olup bittiğini sunarlar. Böylece bağışıklık savunmasının vücuda ait yapılarla yabancı yapılar arasında ayrım yapmasına yardımcı olurlar.</p>
<p>B hücreleri Epstein-Barr virüsü ile enfekte olduğunda, virüsün parçalarını diğer bağışıklık hücrelerine sunar. Böylece bağışıklık sistemini virüse karşı harekete geçirirler. Ancak burada bir sorun vardır: Sunulan virüs yapıları, sinirlerimizin etrafındaki yalıtım tabakasında da bulunan bir proteine neredeyse birebir benzer. Bu yanılsama sayesinde bağışıklık sistemi, bu miyelin proteinine saldıracak şekilde eğitilir.</p>
<p><b>Ölümcül benzerlik: Virüs proteinleri sinir dokusunu taklit ediyor</b></p>
<p>EBV ile MS arasındaki bağlantı uzun süredir biliniyordu. Ancak bilim insanları şimdi, enfekte B hücreleri HLA-DR15 molekülünü taşıdığında Epstein-Barr virüsünün daha da sinsi bir yol izlediğini ortaya koydu. Bu durumda virüs, enfekte ettiği hücreyi öyle bir biçimde değiştiriyor ki hücre, kendi başına miyelin proteinini sunuyor. Bu şaşırtıcı, çünkü &#8220;miyelinin bir B hücresinde aslında hiç yeri yok&#8221; diyor çalışmanın başındaki Robert Martin. Böylece MS hastalarının vücudu yalnızca kazara değil, bilinçli olarak kendine saldıracak şekilde yönlendiriliyor.</p>
<p>Buna rağmen HLA-DR15, MS’in ortaya çıkış mekanizmasını tamamen açıklayamıyor. Çünkü MS&#8217;e yakalananların yalnızca yaklaşık yarısında bu genetik yapı bulunuyor. Öte yandan Kuzey Avrupa&#8217;daki insanların yaklaşık dörtte biri HLA-DR15&#8217;e sahip; bunların ise yalnızca küçük bir kısmı MS geliştiriyor. Yani genetik paket ile virüsün bir araya gelmesi otomatik olarak MS&#8217;e yol açmıyor. Bu, hastalığın ortaya çıkma olasılığını artıran bir yapı taşı. Ancak Roland Martin, yine de &#8220;bunun açık ara en önemli genetik risk faktörü&#8221; olduğunu vurguluyor .</p>
<p><b>Kritik zamanlama: Gençlik dönemindeki enfeksiyonlar neden riskli?</b></p>
<p>MS&#8217;in gelişimi açısından, EBV enfeksiyonunun ne zaman geçirildiği de belirleyici. En kırılgan dönemler, geç çocukluk ve erken yetişkinlik olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Sağlıksız beslenme, D vitamini eksikliği, sigara kullanımı, çevre kirliliği, vardiyalı çalışma ya da obezite de olumsuz etki yapabilir, diyor Martin.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/ms-hastaligina-kimler-neden-yakalaniyor-1-qQ8WPWGt.jpg"/><br />MS&#8217;in en yaygın sonuçlarından olan felç, bazen beyinden (merkezî) bazen de doğrudan omurilik veya hayatî bir organa giden sinirlerin (periferik) hasar görmesinden kaynaklanıyorFotoğraf: bilderbox.de</figure>
<p><b>Neden hâlâ EBV&#8217;ye karşı bir aşı yok?</b></p>
<p>MS uzmanları, bir insanın EBV ile hiç enfekte olmamasını sağlayacak bir aşının mümkün olmadığını düşünüyor. Bunun nedeni, virüsün insana son derece iyi uyum sağlamış olması.</p>
<p>Daha olası olan ise bir kişi EBV ile enfekte olduğunda Pfeiffer bez ateşinin ortaya çıkmasını engellemek. Roland Martin, &#8220;Bunu muhtemelen erken çocukluk döneminde yapılacak bir aşıyla başarmak mümkün olabilir ve bu çok büyük bir kazanım olur&#8221; diyor.</p>
<p>Öpücük hastalığı belirtilerle seyrettiğinde, ilerleyen yıllarda MS&#8217;e yakalanma riskini artırıyor. Uzmanlar, hastalığı kontrol altına almak için burada erken müdahale etmek istiyor.</p>
<p><b>İlk EBV aşılarının geliştirilmesi ne kadar sürer?</b></p>
<p>İlk aşı adayları şu anda çalışmalarda test ediliyor. Martin, &#8220;Aşı şu anda son derece, son derece büyük ilgi gören bir konu&#8221; diyor. Yıllar süren temkinli yaklaşımın ardından alanda hareketlilik başlamış durumda.</p>
<p>Martin&#8217;in ekibi, yeni keşfedilen bu mekanizmayı olası tedaviler için kullanmak istiyor. Bilim insanı, EBV parçalarını sunan ya da bunlara tepki veren bağışıklık hücrelerini hedef alarak ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Bunun işe yarayıp yaramayacağı ayrı bir mesele&#8221; diye ekliyor. &#8220;Ama bunun için artık araçlara sahibiz.&#8221;</p>
<p>Bu tedaviler yalnızca HLA-DR15 genetik paketine sahip MS hastaları için geçerli olacak olsa da, bu bile MS ile mücadelede büyük bir başarı anlamına gelebilir.</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-hastaligina-kimler-neden-yakalaniyor-609630">MS hastalığına kimler neden yakalanıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608784</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme önerileri paylaştı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784">&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik beslenme önerileri paylaştı. Kış aylarında artan soğuk algınlığı, grip ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada doğru beslenmenin önemli bir rol oynadığını belirten Kenger, pahalı takviyeler yerine dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının bağışıklığı desteklediğine dikkat çekti. </p>
<p>Soğuk hava, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanılamamasının bağışıklık sistemini zorlayan başlıca etkenler arasında yer aldığını belirten Kenger, “Bu dönemde güçlü bir bağışıklık için en kritik unsurlardan biri bağırsak sağlığı. Araştırmalar, bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70’inin bağırsaklarda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, sağlıklı bir bağırsak florasının enfeksiyonlara karşı koruyucu bir kalkan işlevi gördüğünü gösteriyor. Bu nedenle yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi fermente gıdalarla; tam tahıllar, sebzeler ve baklagillerden zengin bir beslenme düzeni bağışıklığın temelini oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>Renkli beslenme, güçlü bağışıklık </strong></p>
<p>Sebze ve meyve tüketiminde çeşitliliğin bağışıklık sistemi için güçlü bir destek sunduğunu belirten Kenger, “Günde en az beş porsiyon farklı renkte sebze ve meyve tüketmek, vücudun savunma kapasitesini önemli ölçüde artırır. Bu besinler yalnızca vitamin ve mineraller açısından değil, aynı zamanda antioksidan içerikleriyle de öne çıkar. Antioksidanlar, vücudu serbest radikallere karşı koruyarak hücre yenilenmesini destekler. Narenciye, yeşil yapraklı sebzeler, turuncu ve kırmızı renkli sebzeler ile sarımsak ve soğan, kış aylarında sofralarda mutlaka yer alması gereken besinler arasında bulunuyor” dedi.</p>
<p>Kış sofralarının vazgeçilmezi olan çorbaların da bağışıklık dostu olduğunu söyleyen Kenger, mercimek, tarhana ve sebze çorbalarının hem sıvı hem de besin alımını artırdığını; zencefil, zerdeçal ve karabiber gibi baharatların ise anti-inflamatuar özellikleriyle bağışıklığı desteklediğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Su tüketimi kış aylarında ihmal ediliyor’</strong></p>
<p>Su tüketiminin kış aylarında sıklıkla ihmal edildiğine dikkat çeken Kenger, “Vücudun bağışıklık hücreleri ve toksin atılımı için suya ihtiyacı vardır. Günde en az 6–8 bardak su içmek, metabolizmanın ve sindirimin düzenli çalışmasını sağlar” dedi.</p>
<p>Kış aylarında sık görülen D vitamini eksikliğinin de bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirten Kenger, güneş ışığından yeterince yararlanılamayan bu dönemde D vitamini düzeylerinin kontrol edilmesi ve gerekli durumlarda hekim önerisiyle takviye alınmasının önemini vurguluyor.</p>
<p>Kenger, bağışıklığı güçlendirmenin tek bir besinle mümkün olmadığını; dengeli beslenme, sağlıklı bir bağırsak florası, yeterli uyku, stres yönetimi ve düzenli hareketin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek kış aylarında bütüncül bir yaşam tarzının öneminin altını çizdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bagisiklik-icin-bagirsak-dostu-beslenin-608784">&#8216;Kış aylarında bağışıklık için bağırsak dostu beslenin&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarında Gripten Korunmanın 6 Etkili Yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-gripten-korunmanin-6-etkili-yolu-606618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antioksidan]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[korunmanın]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk havaların etkisini artırdığı, kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirdiğimiz kış aylarında grip, nezle ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-gripten-korunmanin-6-etkili-yolu-606618">Kış Aylarında Gripten Korunmanın 6 Etkili Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havaların etkisini artırdığı, kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirdiğimiz kış aylarında grip, nezle ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor. Gripten korunmak ya da hastalığı daha hafif atlatmak için bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Doğru beslenerek vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirmek bu hastalıklara karşı doğal bir kalkan oluşturabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bağışıklık sistemini güçlendiren beslenme yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Protein, vitamin ve antioksidan içeren besinleri tercih edin</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi; virüs, bakteri ve diğer zararlı mikroorganizmalara karşı vücudu koruyan karmaşık bir savunma ağıdır. Bu sistemin hücreleri; vitaminlere, minerallere, proteine ve antioksidanlara ihtiyaç duyar. Yetersiz ve dengesiz beslenme, bağışıklık hücrelerinin sayısını ve etkinliğini azaltarak grip gibi enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Grip ve nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için bu yöntemler; </p>
<ol>
<li><strong>Savunmanın Temel Taşı Protein:</strong> Bağışıklık hücrelerinin yapımı için yeterli protein alımı şarttır. Yumurta, yoğurt, kefir, balık, tavuk, hindi, kırmızı et, kuru baklagiller; grip savar beslenmenin olmazsa olmazlarıdır. Özellikle iştahsızlığın arttığı hastalık dönemlerinde, çorbalara eklenen et, tavuk veya bakliyatlar protein alımını destekler. </li>
<li><strong>En Bilinen Bağışıklık Destekçisi C Vitamini:</strong> C vitamini, bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırır ve enfeksiyon süresinin kısalmasına yardımcı olabilir. Portakal, mandalina, limon, kivi, kuşburnu, kırmızı biber, brokoli ve maydanoz en zengin kaynaklardır. C vitamini kaybı olmaması için bu gıdalar çiğ olarak tüketilmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki C vitamini tek başına mucize değildir; düzenli ve yeterli alımı önemlidir.</li>
<li><strong>Solunum Yollarının Koruyucusu A Vitamini ve Beta Karoten:</strong> A vitamini, burun ve boğaz mukozasının bütünlüğünü koruyarak virüslerin vücuda girişini zorlaştırır. Havuç, balkabağı, ıspanak, roka, yumurta sarısı ve süt ürünleri bu açıdan değerlidir. </li>
<li><strong>Bağışıklık Hücrelerinin Gizli Kahramanları Çinko ve Demir:</strong> Çinko eksikliği, enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Kırmızı et, kabak çekirdeği, tam tahıllar ve baklagiller iyi çinko kaynaklarıdır. Demir ise oksijen taşınmasını sağlayarak bağışıklık hücrelerinin etkin çalışmasına katkıda bulunur. Kırmızı et, ciğer, mercimek, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler demir kaynağıdır. Demir kaynağı gıdaların emilimini artırmak için C vitamini kaynağı olan besinlerle birlikte tüketilmelidir. Bitkisel demir kaynağı içeren gıdalarla birlikte süt ürünü tüketilmemelidir. Örneğin ıspanak yemeği ile yoğurt birlikte tüketildiğinde ıspanaktaki demirin emilimi azalmaktadır. </li>
<li><strong>Bağırsak Sağlığı Güçlü Bağışıklık Sistemi Demektir Probiyotikler: </strong>Bağışıklık hücrelerinin yaklaşık büyük bir kısmı bağırsaklarda bulunur. Yoğurt, kefir, ev yapımı turşu ve fermente gıdalar; bağırsak florasını destekleyerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır. Şeker, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdalar ise bağırsak sağlığını olumsuz etkilediği için bağışıklığı zayıflatabilmektedir. </li>
<li><strong>Bağışıklığın Sessiz Destekçileri Antioksidanlar:</strong> Grip ve benzeri enfeksiyonlar sırasında vücutta oksidatif stres artar. Antioksidanlar, hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirerek bağışıklık sisteminin daha güçlü ve dengeli çalışmasına yardımcı olur. Renkli sebze ve meyveler antioksidanlardan zengindir. Özellikle nar, yaban mersini, üzüm, portakal, kivi, havuç, balkabağı ve koyu yeşil yapraklı sebzeler; bağışıklık hücrelerini destekleyen önemli bileşenler içerir. Yeşil çay, zerdeçal ve zencefil gibi besinler ise antiinflamatuar etkileriyle hastalık sürecinin daha hafif geçirilmesine katkı sağlar. Antioksidanlar en etkili şekilde doğal besinler yoluyla alınır. Bilinçsiz kullanılan takviyeler yerine, çeşitli ve dengeli bir beslenme modeli bağışıklık sistemi için en güvenilir yaklaşımdır.</li>
</ol>
<p><strong>Grip ve nezleyi daha hafif atlatmak için bol sıvı tüketin</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı; boğazın nemli kalmasını sağlar, toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve ateşle artan sıvı kaybını telafi eder. Suya ek olarak ıhlamur, adaçayı, ekinezya, zencefil-limon gibi bitki çayları tercih edilebilir. Ancak bitki çaylarının da aşırı tüketilmemesi gerektiği ve bazı ilaçlarla etkileşime girdiği unutulmamalıdır, bu nedenle kronik hastalığı olan kişiler tüketmeden önce mutlaka hekimine danışmalıdır. Grip döneminde aşırı şeker tüketimi bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltabilir. Paketli gıdalar, şekerli içecekler ve aşırı rafine karbonhidratlar yerine; doğal, ev yapımı ve besleyici öğünler tercih edilmelidir. Alkol tüketimi de bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterebilir.</p>
<p><strong>Bağışıklık dostu çorba </strong></p>
<p>Gripten korunmak yalnızca birkaç günlük bir çaba değil; bütüncül bir yaşam tarzının sonucudur. Düzenli ve dengeli beslenme, yeterli uyku, stres yönetimi ve fiziksel aktivite bir araya geldiğinde bağışıklık sistemi en güçlü haline ulaşır. Unutmayın, mutfakta atılan küçük ama doğru adımlar, kış aylarını daha sağlıklı ve enerjik geçirmenin anahtarıdır.</p>
<p>Soğuk kış günlerinde bağışıklık sistemini desteklemenin en pratik yollarından biri, besin değeri yüksek ve sindirimi kolay çorbalardır. Aşağıdaki tarif; protein, antioksidan, vitamin ve mineralleri bir araya getirerek grip döneminde vücudu desteklemeyi amaçlar. Bu çorba; iştahsızlık, boğaz hassasiyeti ve halsizlik gibi grip belirtilerinin görüldüğü dönemlerde, ana öğün yerine veya destekleyici bir öğün olarak rahatlıkla tüketilebilir.</p>
<p>Malzemeler (4 porsiyon):</p>
<ul>
<li>1 adet orta boy soğan</li>
<li>1 diş sarımsak</li>
<li>1 adet havuç</li>
<li>1 küçük kâse kırmızı mercimek</li>
<li>1 yemek kaşığı zeytinyağı</li>
<li>1 çay kaşığı zerdeçal</li>
<li>1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil</li>
<li>5–6 su bardağı sıcak su veya ev yapımı tavuk suyu</li>
<li>Tuz, karabiber</li>
<li>Servis için birkaç damla limon suyu</li>
</ul>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>Zeytinyağını tencereye alın, doğranmış soğan ve sarımsağı hafifçe kavurun. Küp doğranmış havucu ve yıkanmış kırmızı mercimeği ekleyin. Zerdeçal ve zencefili ilave ederek kısa süre karıştırın. Üzerine sıcak su veya tavuk suyunu ekleyip mercimekler yumuşayana kadar pişirin. Piştikten sonra çorbayı blenderdan geçirin, tuz ve karabiber ekleyin. Servis ederken birkaç damla limon suyu ilave edin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-gripten-korunmanin-6-etkili-yolu-606618">Kış Aylarında Gripten Korunmanın 6 Etkili Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 08:49:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007">Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı,</strong> gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp &#8216;nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır.  Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeninize özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ortamı sık sık havalandırın</strong></li>
</ul>
<p>Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşı olun</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doktora başvurmadan ilaç almayın</strong></li>
</ul>
<p>Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007">Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hasta-olunca-c-vitamini-takviyesi-almak-dogru-mu-605890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[olunca]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[takviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk algınlığı, grip ya da halsizlik belirtileri başladığında birçok kişi ilk refleks olarak C vitamini takviyelerine yöneliyor. Bazı kişiler de hastalık sürecinde yüksek doz C vitamini almanın iyileşmeyi hızlandıracağını düşünüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasta-olunca-c-vitamini-takviyesi-almak-dogru-mu-605890">Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Topçugil, C vitamininin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin doğru zamanlama ile değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>C Vitamini Bağışıklık Sistemini Destekler</strong></p>
<p>C vitamini, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasında rol oynayan temel vitaminlerden biridir. Antioksidan özellikleri sayesinde hücreleri oksidatif stresten korur, bağışıklık hücrelerinin normal fonksiyonlarını sürdürmesine katkı sağlar. Ancak bu etki, düzenli ve yeterli alım sonucunda ortaya çıkabilir.</p>
<p>Hastalık başladıktan sonra alınan C vitamini takviyesi, enfeksiyonu ortadan kaldıran ya da süreci doğrudan sonlandıran bir etkisi yoktur. Bu nedenle C vitaminini bir ilaç gibi değerlendirmek doğru değildir.</p>
<p><strong>Hastalık Başladıktan Sonra Yüksek Doz C Vitamini Almak İyileşmeyi Hızlandırmaz</strong></p>
<p>Toplumda sık karşılaşılan bir diğer yanlış inanış, hastalık döneminde yüksek doz C vitamini almanın süreci kısalttığı yönündedir. Güncel bilimsel veriler, C vitamininin soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonların süresini anlamlı ölçüde azaltmadığını göstermektedir. Bu noktada C vitamini, bağışıklık sistemini önceden destekleyen bir unsurdur; hastalık ortaya çıktıktan sonra tek başına tedavi edici bir rol üstlenmez.</p>
<p><strong>C Vitamini Ne Zaman Alınmalı?</strong></p>
<p>C vitamini suyla eriyen bir vitamindir ve vücudumuzda depolanmaz. Bu yüzden &#8220;bir defada çok almak&#8221; yerine &#8220;her gün yeteri kadar almak&#8221; asıl stratejimiz olmalıdır.</p>
<p>  </p>
<p><strong>Koruyucu Kalkan Olarak:</strong> C vitamini, düzenli kullanıldığında bağışıklık sistemini zinde tutabilir. Düzenli alan kişilerde soğuk algınlığı süresinin kısalabildiği gözlemlenmiştir.</p>
<p><strong>Stres ve Yorgunluk Dönemlerinde: </strong>Vücudun fiziksel ve mental stres altında olduğu dönemlerde C vitamini ihtiyacı artabilir.<br />  <strong>Demir Eksikliği Varsa:</strong> C vitamini, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Bu nedenle demir eksikliği olan hastaların öğünlerinde C vitaminine yer vermesi önemlidir.</p>
<p>Günlük C Vitamini İhtiyacı Öncelikle Besinlerle Karşılanmalıdır</p>
<p>Sağlıklı bireylerde C vitamini ihtiyacının büyük bir bölümü dengeli ve sağlıklı beslenme ile karşılanabilir. Taze sebze ve meyveler, C vitamini açısından zengin doğal kaynaklardır.</p>
<p>Takviye kullanımı ise herkes için rutin bir gereklilik değildir. Emilim sorunları olanlar, yetersiz beslenen kişiler ya da doktor tarafından ihtiyaç saptanan durumlarda takviyeler gündeme gelebilir. </p>
<p><strong>Uzm. Dr. Füsun Topçugil’den 3 Altın Öneri</strong></p>
<p><strong>Güne Yayarak Tüketin: </strong>Tek seferde 1000 mg almak yerine, gün içinde taze sebze ve meyvelerle doğal yoldan karşılayın.<br />  <strong>Sigara Kullanıyorsanız Dikkat: </strong>Sigara içenlerin vücudundaki C vitamini seviyesi daha hızlı düşer; bu bireylerin ihtiyacı daha fazladır.<br />  <strong>Doktorunuza Danışın:</strong> Kronik bir hastalığınız veya böbrek probleminiz varsa, &#8220;nasıl olsa vitamin&#8221; diyerek takviyeye başlamayın.</p>
<p>Sonuç olarak; C vitamini bir acil yardım butonu değil, bir yaşam biçimi olmalıdır. Bağışıklığınızı hastalık gelmeden önce inşa edin.</p>
<p>Uzm. Dr. Füsun Topçugil kapanışta şu vurguyu yapıyor:</p>
<p>“Bağışıklık sistemi, son anda alınan takviyelerle değil; günlük yaşamda sürdürülen dengeli beslenme ve sağlıklı alışkanlıklarla güçlenir. C vitamini bu sürecin destekleyici bir parçasıdır, tek başına bir tedavi yöntemi değildir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasta-olunca-c-vitamini-takviyesi-almak-dogru-mu-605890">Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 11:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ilerledikçe]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067">Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur! </strong></p>
<p>İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.” dedi.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.” dedi.</p>
<p>Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir! </strong></p>
<p>Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, “Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli! </strong></p>
<p>Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.” dedi.</p>
<p>Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.</p>
<p>Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerledikce-bagisiklik-da-zayifliyor-604067">Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar mikroplarla doğal yollarla tanışmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-mikroplarla-dogal-yollarla-tanismali-595956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplarla]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanışmalı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yollarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz çocukları steril yaşam, ekran karşısında uzun zaman geçirme, hareketsizlik ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle, bağışıklığı güçlendiren doğal uyaranlarla geçmişe göre daha az karşılaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-mikroplarla-dogal-yollarla-tanismali-595956">Çocuklar mikroplarla doğal yollarla tanışmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüz çocukları steril yaşam, ekran karşısında uzun zaman geçirme, hareketsizlik ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle, bağışıklığı güçlendiren doğal uyaranlarla geçmişe göre daha az karşılaşıyor. Geçmişten günümüze zayıflayan bağışıklık sisteminin nedenlerinin, anne karnındaki döneme kadar inebildiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Annenin beslenmesi, çevresel faktörler, doğum şekli ve mikrobiyota savunma sistemini doğrudan etkiliyor. Çocuklar artık toprak ve doğayla daha az temas ediyor. Bu nedenle daha sık hastalanan ve alerjilere daha yatkın bir kuşak görüyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Alfa ve Z kuşağının doğdukları andan itibaren birçok riskle karşılaştığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Sezaryen doğum, bebeklerin doğum kanalından geçerken alacağı faydalı bakterileri azaltabiliyor. Aynı şekilde anne sütü ile beslenme süresinin kısalması, antibiyotiklerin gereksiz kullanımı, doğayla temasın azalması ve sosyal izolasyon da bağışıklık sistemini zayıflatan temel faktörler arasında” dedi.</p>
<p>Mikrobiyotanın bu noktada önemli bir rol oynadığını vurgulayan Uzm. Dr. Gözer, “Bağırsaklarda yaşayan yararlı mikroorganizmalar bağışıklığın ve metabolizmanın sağlıklı çalışması için kritik öneme sahip. Buradaki denge bozulduğunda enfeksiyonlara ve iltihabi hastalıklara yatkınlık artıyor” diye ekledi.</p>
<p><strong>Aşırı dezenfeksiyon iyi değil</strong></p>
<p>Endüstriyel beslenmenin çocuklarda bağışıklığı belirgin şekilde zayıflattığını belirten Uzm. Dr. Gözer, “Günümüzde çocukların günlük beslenmesinde işlenmiş ve katkı maddeli gıdalar büyük yer tutuyor. Yüksek şeker, trans yağ ve katkı maddeleri bağırsak mikrobiyotasını bozuyor ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını engelliyor. Lif, probiyotik ve prebiyotikten yoksun beslenme, enfeksiyonlara ve alerjilere zemin hazırlıyor. Öte yandan aşırı steril yaşam da çocukların mikroplarla doğal yollarla karşılaşmasını engelliyor. Sürekli dezenfekte edilen ortamlar ve kısıtlı dış mekân oyunları, bağışıklık sisteminin doğru şekilde eğitilmesini zorlaştırıyor ve alerjik hastalıkların daha sık görülmesine yol açabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı</strong></p>
<p>Ekran sürelerinin de çocuklarda bağışıklığı etkilediğini paylaşan Gözer, “Z kuşağı çok erken yaşlardan itibaren telefon, tablet ve televizyon gibi ekranlara uzun süre maruz kalıyor. Ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını baskılıyor ve gece uykusunu bozuyor. Oysa bağışıklık sistemi uykuda kendini yeniliyor. Yetersiz uyku ise enfeksiyonlara karşı direnci düşürüyor. Buna hareketsizlik ve sosyal izolasyon da eklendiğinde çocukların bağışıklık sağlığı ciddi şekilde zayıflayabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı bağışıklığın temeli evde atılıyor</strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesinde en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunun altını çizen Gözer, “Çocuklar en çok anne ve babalarını örnek alıyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıklarını ebeveynlerin bizzat uygulaması çok önemli. Dengeli ve doğal beslenmek, mevsiminde evde pişen yemekleri tercih etmek, yaşa uygun uyku düzeni sağlamak, çocukları hareket etmeye teşvik etmek ve doğayla temas etmelerine imkân tanımak gibi alışkanlıklar oldukça faydalı. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak ve çocukları aşırı steril değil dengeli hijyen koşullarında büyütmek de vücudun savunma mekanizmasının doğal yollarla güçlenmesine katkı sağlar” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-mikroplarla-dogal-yollarla-tanismali-595956">Çocuklar mikroplarla doğal yollarla tanışmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımda]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk havanın etkisi ile kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve güneş ışığından daha az yararlanmak gibi durumlar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Bu dönemde grip, soğuk algınlığı, zatürre ve bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Başta kronik rahatsızlığı olan bireyler olmak üzere günlük yaşamda uygulanabilecek basit fakat etkili önlemlerle bu hastalıkların büyük bir kısmının önüne geçilebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mahir Cengiz, kışın sağlıklı kalmak için dikkat edilmesi gereken temel adımları anlattı.</p>
<p><strong>1. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin</strong></p>
<p>Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme şarttır. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, yağsız protein ve zeytinyağı, ceviz, avokado gibi sağlıklı yağları içeren bir beslenme düzeni tercih edilmelidir. C vitamini ve çinko alımı artırılmalıdır. Portakal, kivi, brokoli, kırmızıbiber ve fındık gibi besinler bağışıklık sistemini destekler. D vitamini eksikliği önlenmelidir. Kış aylarında güneşlenme süresi azaldığı için D vitamini düzeyleri düşebilir. Gerekirse doktor önerisiyle takviye alınmalıdır. Yeterli kalitede uyumak önemlidir. Günde 7-8 saat uyku, bağışıklık fonksiyonlarının sağlıklı çalışması için gereklidir.</p>
<p><strong>2. Enfeksiyonlardan korunun</strong></p>
<p>Kış döneminde enfeksiyon riskini azaltmanın en etkili yollarından biri el hijyenine dikkat etmektir. Grip ve nezlenin en sık bulaşma yolu eller olduğu için sabunla en az 20 saniye el yıkamak büyük koruma sağlar. Kapalı ve kalabalık ortamlarda maske takmak, ortamı sık sık havalandırmak ve hasta kişilerle temastan kaçınmak da enfeksiyonların yayılımını azaltır. Hasta bireylerin çevrelerine karşı sorumlulukla maske kullanması önemlidir. Ayrıca grip aşısının her yıl sonbaharda yapılması ve 65 yaş üstü ile kronik hastalığı olan bireylerin zatürre aşılarını ihmal etmemesi, ciddi enfeksiyonlara karşı etkili bir koruma sağlar.</p>
<p><strong>3. Solunum yollarını koruyun</strong></p>
<p>Solunum yollarının sağlıklı kalması için ortamın nem dengesi önemli bir rol oynar. Kuru hava, solunum yollarını tahriş ederek enfeksiyonlara yatkınlığı artırır; bu nedenle ev içi nem oranının yüzde 40–50 seviyesinde tutulması önerilir. Sigara ve sigara dumanına maruz kalmak solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığından hem aktif hem pasif içicilikten uzak durulmalıdır. Ayrıca günde en az 1.5-2 litre kadar su içmek, solunum yollarının nemli ve dirençli kalmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>4. Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun</strong></p>
<p>Diyabet, hipertansiyon, KOAH veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerde kış aylarında görülen enfeksiyonlar daha ağır ve hızlı seyredebilir. Bu nedenle ilaçların düzenli kullanılması, kan şekeri ve tansiyonun yakından takip edilmesi ve rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşır. Kronik hastalıkların iyi yönetilmesi, enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırarak komplikasyon riskini azaltır.</p>
<p><strong>5. Fiziksel aktivite ve ruhsal sağlığı desteklemek önemli</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kalp ve damar sağlığını da destekler. Haftada en az üç gün 30 dakikalık egzersiz ya da günde 8-10 bin adım atmak, genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır. Kış aylarında güneş ışığından yeterince yararlanmak için öğle saatlerinde kısa yürüyüşler yapmak hem D vitamini sentezini artırır hem de ruh halini iyileştirir. Stresin bağışıklık üzerinde olumsuz etkileri bilindiği için nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi aktiviteleriyle stres yönetimi sağlanması kışın daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmeye yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-kisin-saglikli-kalin-593917">5 Adımda Kışın Sağlıklı Kalın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[şanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı</strong> “Zayıflayan bağışıklık sistemi ateş, öksürük, hapşırık, burun akıntısı, bulantı, kusma ve ishal gibi viral ve bakteriyel enfeksiyonlara kolaylıkla davetiye çıkarıyor. Ancak bağışıklık sistemini; günlük yaşantıda alınacak bazı basit önlemlerle güçlendirmek mümkün olabilmektedir” diyor. Dr. Şanlı, çocuklarda bağışıklığı güçlendirmenin 9 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Özellikle toplu taşıma araçlarında maske takmak</strong></li>
</ul>
<p>Son dönemde influenza ve covid gibi kış enfeksiyonlarının bulaşma ihtimalinin fazla olduğu toplu taşıma koşullarında öncelikli olacak şekilde düzgün maske kullanımı çok önemlidir. Hijyenik maske kullanımının, üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaş riskini ciddi oranda azalttığı su götürmez bir gerçektir. </p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uyumak</strong></li>
</ul>
<p>Yapılan çalışmalar; saat 22.00-02.00 arasında derin uykuda olmanın, çocuklarda büyüme, gelişme ve bağışıklık sistemi için büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocuklarda 9-12 saat uyku gerekir. Özellikle karanlıkta, gece uykularında oluşan melatonin, antioksidan özelliği ile vücuttaki bakteri ve toksinlerle savaşır, vücutta doku iyileşme hızını artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek</strong></li>
</ul>
<p>Yeterli su tüketimi; zararlı toksinleri vücuttan atarken, cilt, solunum sistemi, mide, bağırsaklar, böbrekler ve kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudumuzun tüm fonksiyonları için büyük önem taşır. Yetersiz su tüketimi; eklem ağrıları, öksürük, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonu, tansiyon düşüklüğü, baş ağrısı ve halsizlik gibi bir çok soruna yol açabilmektedir.  </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat etmek </strong></li>
</ul>
<p>El ve yüz yıkamak, diş fırçalamak, duş almak, ayak hijyenine dikkat etmek çok önemlidir. Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası elleri iyice yıkamak enfeksiyonlardan korunmada temel kuraldır. Temiz hava almak ve özellikle sigara dumanından kaçınmak da çocukların bağışıklık sistemi için büyük önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Stresi yönetmeyi öğrenmek</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Günümüzde çocuklarda yaygınlaşan aşırı stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara kolay yakalanmaya ve iyileşmenin gecikmesine neden olur. Aynı zamanda alerjik hastalıkları artırır, mide ve bağırsak sistemini bozar. Uyku bozukluğu yaparak büyüme hormonu ile tiroid hormonunun çalışma dengesini bozar. Kalp hızını artırarak hipertansiyona zemin hazırlar. Çocuklarla etkinlikler, aile içi pozitif iletişim, arkadaş ilişkileri vb iyileştirilmesi, stresi yönetmeyi öğrenmesi bağışıklık sistemini güçlendirir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapmak</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, kan dolaşımını artırarak solunum ve dolaşım sisteminin daha etkin çalışmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Çocuklar için günlük 1 saat fiziksel aktivite önerilir. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme veya açık havada oyun gibi aktiviteler çok faydalıdır. Egzersiz alışkanlığı kazanmak, çocukların zihinsel sağlığını da destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Aşılarını düzenli yaptırmak</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Şanlı “Çocukları sadece hastalandığında değil, sağlıklı oldukları dönemde de çocuk doktoru kontrollerine götürmeliyiz. Rutin aşılarını ihmal etmemeli, doktorumuzun önerdiği özel aşı dediğimiz diğer aşılarla beraber; özellikle her yıl yenilenen grip aşısını geciktirmeden yaptırıp sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşması için ilk adımı atmalıyız. Aşılar, bağışıklık sistemini mikroplara karşı önceden “hazırlayarak” en güçlü korumayı sağlar” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Gereksiz antibiyotikten kaçınmak</strong></li>
</ul>
<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı düzgün bağışıklık sistemini çökertir, yararlı hücre rezervini yok edip zararlı bakterilerin çoğalmasına, vücut direncinin düşmesine neden olur ve ek hastalıklara davetiye çıkarır. Grip ve nezle gibi virüs enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotik fayda sağlamaz. Bu nedenle doktorunuz gerekli görmedikçe antibiyotik kullanmayın.  </p>
<ul>
<li><strong>Dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı “Dengeli ve sağlıklı beslenme bağışıklık hücrelerinin gelişimini destekler;<strong> </strong>besinlerden sağlanabilecek protein, demir, çinko, A, C, D ve E vitaminleri ve mineraller bağışıklık hücrelerinin üretimi ve işlevi için gereklidir. Büyüme ve bağışıklık için son derece kıymetli olan balı gibi omega-3’den zengin gıdalar ve fermente ürünler de sofrada mutlaka yerini almalıdır. Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılar, aşırı şeker ve trans yağ içeren besinler iltihaplanmayı artırır, normal bağışıklık yanıtını bozar bu da hastalıklara yatkınlığı artırır. Tek tip beslenen (örneğin sadece makarna, fast food yiyen) çocuklarda vitamin eksiklikleri görülür ve bu da soğuk algınlığı, grip, zatürre gibi enfeksiyonlara karşı direnci azaltır” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-bu-hastaliklar-sik-goruluyor-589314">Çocuklarda bu hastalıklar sık görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mikrobiyolog Ali Rıza Akın&#8217;dan Kışa Hazırlık Tüyoları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mikrobiyolog-ali-riza-akindan-kisa-hazirlik-tuyolari-575304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 16:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[rıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğada tüm canlılar yaklaşan kışa hazırlanır. Hayvanlar yuvalarını güçlendirir, bitkiler köklerine çekilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mikrobiyolog-ali-riza-akindan-kisa-hazirlik-tuyolari-575304">Mikrobiyolog Ali Rıza Akın&#8217;dan Kışa Hazırlık Tüyoları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğada tüm canlılar yaklaşan kışa hazırlanır. Hayvanlar yuvalarını güçlendirir, bitkiler köklerine çekilir. Çünkü uzun kış aylarını sağlıklı ve güçlü atlatmanın yolu hazırlıktan geçer. İnsanların da bu doğal döngüden öğreneceği çok şey var. Bağışıklık sistemimizin düzenleyicisi olan mikrobiyotamızı desteklemek, kışın soğuk algınlığı ve enfeksiyonlara karşı en büyük kalkanımız olabilir. <strong>Next Microbiome Baş Bilim İnsanı ve Mikrobiyolog Ali Rıza Akın:“Kışa hazırlanmak sadece kalın giyinmekle olmaz; asıl hazırlık mikrobiyotamızı güçlendirmektir. Sağlıklı bir mikrobiyota, soğuk algınlığı ve enfeksiyonlara karşı en doğal korumamızdır</strong>”diyor.</p>
<p><strong>Bağışıklığın %70’i bağırsakta mı?</strong></p>
<p>Bilimsel araştırmalar, bağışıklık sistemimizin yaklaşık %70’inin bağırsakta başladığını ortaya koyuyor. Bağırsak duvarı, milyonlarca bağışıklık hücresinin konuşlandığı ve sürekli eğitildiği bir ordu kışlası gibidir. Sağlıklı bir bağırsak, bu ordunun disiplinli ve güçlü kalmasını sağlar. Bağırsak mikrobiyotası zayıfladığında ise en küçük virüs ya da bakteri bile kolayca saldırabilir.</p>
<p><strong>Kışa Hazırlanırken Günlük Yaşamda Uygulanabilecek 3 Basit Öneri</strong></p>
<p>             •           Doğal ve liften zengin beslenin: Sebzeler (lahana, brokoli, pırasa), baklagiller (nohut, mercimek, fasulye) ve fermente gıdalar (lahana turşusu, şalgam, boza) bağırsak dostu bakteriler için güçlü yakıttır.</p>
<p>             •           Bilimsel olarak tasarlanmış takviyeler kullanın: Özellikle çiğnenebilir Akkermansia gibi yeni nesil probiyotikler ve geniş spektrumlu prebiyotikler, hem ağız hem de bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık sistemini iki cepheden güçlendirir.</p>
<p>             •           Düzenli uyuyun, antibiyotik kullanımına dikkat edin: Bağışıklık sistemi uyku sırasında kendini yeniler. Gereksiz antibiyotik kullanımı dost bakterileri yok ederek savunma hattını zayıflatır.</p>
<p><strong>Sadece Bağırsak Değil: Ağız Mikrobiyotası da Kritik</strong></p>
<p><strong>Ali Rıza Akın konuyla ilgili, “Bağışıklığın kapısı aslında ağızdan açılıyor. Ağız mikrobiyotası, sindirim sistemine giden ilk savunma hattı ve bağışıklık dengemizin kilit noktasıdır. Bu nedenle sadece bağırsak değil, oral mikrobiyota da desteklenmelidir. Çiğnenebilir Akkermansia içeren yeni nesil probiyotik takviyeleri, probiyotiklerin ağızda daha uzun süre kalmasını sağlayarak hem oral mikrobiyotayı güçlendirir hem de bağırsak mikrobiyotasına aktif destek sunar. Böylece bağışıklık sistemi iki cephede birden korunmuş olur’</strong>’ diyor</p>
<p><strong>Türkiye’de Mikrobiyota Bilinci</strong></p>
<p><strong>Akın’</strong>a göre toplumda farkındalık giderek artsa da hâlâ üç temel eksiklik öne çıkıyor:</p>
<p>             •           Probiyotik çeşitliliği algısı: Yoğurt ve süt ürünleriyle sınırlı bilinen probiyotikler, yüzlerce faydalı bakteri türünden yalnızca birkaçını içeriyor.</p>
<p>             •           Yanlış beslenme alışkanlıkları: Rafine şeker ve fast food gibi işlenmiş gıdalar dost bakterileri yok ederek bağışıklığı zayıflatıyor.</p>
<p>             •           Bilgi kirliliği: Sosyal medyadaki yanlış yönlendirmeler, bilimsel verilerin önüne geçebiliyor.</p>
<p><strong>Next Microbiome’dan Bağışıklık Destek Paketi</strong></p>
<p>Mikrobiyota sağlığına odaklanan Next Microbiome, geliştirdiği özel formüllerle bağışıklık sistemini destekleyen yeni bir ürün paketi sunuyor. Paket; probiyotiklerden oluşan <strong>Next Microbiome Probiyotik Ailesi</strong> ve prebiyotik liflerle zenginleştirilmiş <strong>Next Microbiome Prebiyotik Ailesi</strong> ürünlerini bir araya getiriyor.</p>
<p> <strong>Probiome-Novo</strong>: Yeni nesil probiyotik Akkermansia muciniphila ve geleneksel probiyotiklerin bir araya geldiği formülüyle sindirim ve bağışıklık dengesine katkı sağlıyor. Çiğnenebilir formu sayesinde kullanım kolaylığı sunan Novo, hem ağız hem de bağırsak mikrobiyotasını destekleyen çifte etkili bir probiyotik olarak öne çıkıyor. </p>
<p><strong>Probiome -Boost</strong>: Etkinliği kanıtlanmış geleneksel probiyotik bakterilerle sindirim ve bağışıklık sistemini destekliyor.</p>
<p><strong>Fiberbiome-Guard</strong>: Zengin bitkisel lif içeriğiyle mikrobiyotayı desteklerken, kurkuminin güçlü antioksidan ve antiinflamatuar özellikleri sayesinde bağışıklık sistemine ek katkı sağlıyor.</p>
<p>Next Microbiome, geliştirdiği probiyotik ve prebiyotik formüllerle, mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemini desteklemeyi ve toplumda mikrobiyota bilincini artırmayı hedefliyor. Probiyotik ve prebiyotik formüllerinin yanı sıra, yenilenen web sitesi üzerinden de kullanıcılarına güncel içerikler ve ürün bilgileri sunuyor.</p>
<p>Next Microbiome, yenilenen web sites ile; güncel içerikler, bilimsel araştırmalar ve ürün bilgilerini kullanıcılarla buluşturarak, sağlıklı yaşam ve mikrobiyota farkındalığını artırmayı amaçlıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mikrobiyolog-ali-riza-akindan-kisa-hazirlik-tuyolari-575304">Mikrobiyolog Ali Rıza Akın&#8217;dan Kışa Hazırlık Tüyoları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
