<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bağımlılık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bagimlilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagimlilik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 20:48:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bağımlılık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagimlilik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Konak&#8217;ta bağımlılık ile mücadele eğitimleri devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-bagimlilik-ile-mucadele-egitimleri-devam-ediyor-625227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 20:48:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[semt]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi Psikososyal Destek Merkezi’nin semt merkezlerinde ve sosyal tesislerde ebeveynlere yönelik düzenlediği madde bağımlılığına karşı eğitimler bu yıl da hız kesmiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-bagimlilik-ile-mucadele-egitimleri-devam-ediyor-625227">Konak&#8217;ta bağımlılık ile mücadele eğitimleri devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi Psikososyal Destek Merkezi’nin semt merkezlerinde ve sosyal tesislerde ebeveynlere yönelik düzenlediği madde bağımlılığına karşı eğitimler bu yıl da hız kesmiyor. Geçtiğimiz yıl başlayan seminerler dizisi, Agora Semt Merkezi, Hatay Semt Merkezi ve Beştepeler Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi.</b></p>
<p>Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Psikososyal Destek Merkezi, bağımlılıkla mücadele kapsamında geçtiğimiz yıl başlattığı “Madde Bağımlılığına Karşı Farkındalık ve Koruyucu Aile Tutumları” konulu başlıklı seminerlere devam ediyor. Psikososyal Destek Merkezi’nin deneyimli psikologları tarafından ebeveynlere yönelik verilen eğitimler, belediyeye bağlı semt merkezleri ve sosyal tesislerinde uzmanları ailelerle buluşturuyor. Ailelerin çocuklarını bağımlılık risklerinden koruma yolları, erken uyarı işaretleri, destek merkezlerine erişim ve etkili iletişim yöntemlerinin ele alındığı seminerler kapsamında Agora Semt Merkezi, Hatay Semt Merkezi ve Beştepeler Sosyal Tesisleri’nde peş peşe eğitimler gerçekleştirildi. Özellikle annelerin büyük ilgi gösterdiği eğitimlerde ebeveynlerin madde bağımlılığı hakkında bilinç kazanması sağlandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-bagimlilik-ile-mucadele-egitimleri-devam-ediyor-625227">Konak&#8217;ta bağımlılık ile mücadele eğitimleri devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-sigara bağımlılığı nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/e-sigara-bagimliligi-nikotin-kaynaklidir-ve-tedavi-gerektirir-623924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:48:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[e-sigara]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirir]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklıdır]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623924</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, e-sigara bağımlılığı, nikotin bağımlılığı ve bu bağımlılığın tanısı ile tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-sigara-bagimliligi-nikotin-kaynaklidir-ve-tedavi-gerektirir-623924">E-sigara bağımlılığı nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, e-sigara bağımlılığı, nikotin bağımlılığı ve bu bağımlılığın tanısı ile tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>E-sigara bağımlılığı, nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</strong></p>
<p>E-sigara bağımlılığının, günümüzde ne yazık ki sigara bağımlılığının yerini alan bir bağımlılık türü olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle gençlerde, aynı zamanda kadın ve erkeklerde, sigara firmaları tarafından farklı bir moda veya tarzmış gibi öne çıkarılıyor.” dedi.</p>
<p>Günümüzde tütün mamullerinin, bağımlıların ve gençlerin önüne ısıtılmış tütün ürünleri gibi farklı formüllerde, çeşitli renklerde elektronik cihazlarla sunulduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Burada temelde oluşan şey, nikotin bağımlılığıdır. Yani kişinin beyninde nikotinin ortaya çıkardığı bağımlılık süreci söz konusudur. Bu bağımlılık süreci ortaya çıktıktan sonra, uygun bir tedavi sürecine geçmek gerekebilmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde ilaç, psikoterapi ve gerekirse beyin uyarım tedavileri uygulanır! </strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde özellikle sigara bağımlılığı ile ilgili pek çok farklı tedavi enstrümanına sahip olunduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Öncelikle hastayı iyi tanımak gerekir.” dedi.</p>
<p>Hastanın beynindeki nikotin bağımlılığı sürecini anlamak için ayrıntılı beyin tetkikleri yapıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu tetkiklerin yanı sıra, hastanın psikolojik profili de değerlendirilir ve uygun tedavi planı hasta ve yakınlarıyla beraber oluşturulur. </p>
<p>Tedavi süreci sonrasında, ilaç tedavileri, yani nikotin yerine koyma ve nikotin replasman tedavileri gibi seçenekler uygulanır. Bunun yanı sıra, psikoterapi süreçleri, yani uygun eğitim almış bir psikolog eşliğinde yapılan terapiler de tedavi planının önemli bir parçasını oluşturur. Gerektiğinde, uygun görülen danışanlarda beyin uyarım tedavileri de tedavi seçenekleri arasında yer alır.”</p>
<p><strong>Değerlendirmeler sonrası tedavi planı bütüncül olarak ele alınır! </strong></p>
<p>E-sigara bağımlılığı tedavisinde de benzer bir süreç yaşandığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Öncelikle danışanın durumunun detaylı olarak değerlendirilir. Ayrıntılı psikolojik değerlendirmeler ve tetkikler, gerekirse bir dahiliye hekiminden destek alınarak yapılan testler ile kişinin psikiyatrik durumu, bağımlılık şiddeti ve gündelik hayatındaki diğer sorunlar belirlenir. Yine bu değerlendirmeler doğrultusunda; nikotin yerine koyma ve ilaç tedavileri, psikoterapi süreçleri veya beyin uyarım tedavileri ile tedavi seçenekleri bütüncül bir şekilde değerlendirilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-sigara-bagimliligi-nikotin-kaynaklidir-ve-tedavi-gerektirir-623924">E-sigara bağımlılığı nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 09:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklere]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. İçe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi gibi fiziksel belirtilerin de önemli bir işaret olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Mutlaka ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışılmalıdır” dedi.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Yeşilay Haftası kapsamında madde ve alkol bağımlılığı, tedavi yöntemleri ve bağımlılıkla mücadele konusunda bilgiler verdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Madde bağımlılığı, ruhsal bir bozukluktur</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanımının bir ruhsal bozukluk olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “En son uluslararası kabul edilen Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına göre (DSM-5), “kötüye kullanım” ve “bağımlılık” ayrımı kaldırılmış; bunlar tek bir başlık altında, hafif, orta ve ağır düzey olarak sınıflandırılmıştır. Madde kullanım bozukluğu, klinik olarak belirgin bozulmaya veya sıkıntıya yol açan, sorunlu bir madde kullanım örüntüsü ile karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu bozukluk; bilişsel, davranışsal ve fizyolojik belirtilerle seyreder ve kişinin madde kullanımını kontrol etme kapasitesinde azalma ile tanımlanır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılığın kriterleri var</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Halk arasındaki bilinir haliyle madde (uyuşturucu) bağımlılığı diyebilmek için bazı kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılık yapıcı bir maddenin planlanandan daha fazla ya da uzun süreli kullanımı, maddeyi bırakma veya azaltma girişimlerine rağmen başarısız olunması, madde temini ve kullanımına aşırı zaman ayrılması tanı kriterlerinin başında gelmektedir. Madde kullanımına karşı şiddetli istek (craving) duyulması, iş, okul ve aile sorumluluklarında aksamaya neden olması ve yaşanılan sosyal sorunlara rağmen kullanımı sürdürme çabasının olması tanı konulmasında önemli kriterler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Son bir yıl içinde en az ikisi varsa bağımlılık tanısı konulabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, madde bağımlılığı tanı kriterleri arasında her geçen gün daha fazla madde alımına ihtiyaç göstermek yani tolerans gelişimi olması ve maddenin alınmadığı zamanlarda maddeye özel yoksunluk belirtileri yaşanmasının da yer aldığını belirterek “Son bir yıl içinde tüm bu sayılanlardan en az ikisi bile bulunuyorsa madde bağımlılığı tanısı için yeterli olmaktadır” diye konuştu. Prof. Dr. Hülya Ensari, tanı koyarken de belirtilerin şiddetine göre hafif, orta ve ağır düzeyde bağımlılık şeklinde sınıflandırma yapıldığını söyledi.     </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir hastalık</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağımlılığın yalnızca davranışsal değil, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir beyin hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılıkta özellikle mezolimbik dopamin sistemi etkilenmekte, tekrar eden kullanım nöroadaptasyona ve kompulsif davranış örüntüsüne yol açmaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık yapıcı maddeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, DSM-5’e göre madde kullanım bozukluklarının farklı farmakolojik gruplar altında sınıflandırıldığını belirterek bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>1. Tütün (Nikotin</span></b><span>): Yüksek bağımlılık potansiyeline sahiptir. Dopamin salınımını artırır ve yoksunluk belirtileri belirgindir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>2. Alkol:</span></b><span> GABAerjik sistemi güçlendirir, glutamaterjik sistemi baskılar. Tolerans ve yoksunluk gelişir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>3. Opiyatlar (Opioidler):</span></b><span> Morfin, eroin, kodein, metadon vb. µ-opioid reseptör agonistleridir. Yüksek bağımlılık ve ciddi yoksunluk riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>4. Uyarıcılar (Stimülanlar</span></b><span>): Amfetamin, kokain, MDMA; dopamin ve noradrenalin artışı yapar. Psikotik belirtiler gelişebilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>5. Sedatif-Hipnotikler</span></b><span>: Barbitüratlar, benzodiazepinler; GABA üzerinden etki eder. Ani kesilme nöbet riski oluşturabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>6. Halüsinojenler</span></b><span>: LSD, psilosibin vb.; serotonerjik sistem üzerinden algı değişikliklerine yol açar. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>7. Uçucu Maddeler</span></b><span>: Tiner, benzen, yapıştırıcılar; özellikle ergenlerde nörotoksisite riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>8. Kannabis:</span></b><span> THC içeriği ile algı ve bilişsel işlevleri etkiler; yatkın bireylerde psikoz riskini artırabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>9. Diğer Maddeler</span></b><span>: PCP, ketamin, GHB, anabolik steroidler ve nitritler farklı mekanizmalarla bağımlılık riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Alkol kullanım bozukluğu, ruhsal hastalıklarla eş zamanlı seyredebiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Alkol kullanım bozukluğunun DSM-5’e göre; alkolün problemli bir kullanım örüntüsü ile klinik olarak belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açması durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tanı ölçütleri madde kullanım bozukluğu ile paraleldir ve yine son 12 aylık dönem esas alınır. Alkol kullanım bozukluğunda genetik yatkınlık, erken yaşta başlama, erkek cinsiyet (epidemiyolojik olarak daha yüksek oran), eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, travma öyküsü, yüksek stres düzeyi risk faktörleri arasında sayılabilir. Alkol kullanım bozukluğu, sıklıkla depresyon ve anksiyete bozuklukları ile eş zamanlı seyretmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Aileler madde bağımlılığında bu belirtilere dikkat etmeli      </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış, son zamanlarda içe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi vb. fiziksel belirtiler görülmesi halinde ailelerin aklına madde kullanımı ihtimali gelmelidir. Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Ancak kesin tanı klinik değerlendirme ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından konur. Suçlayıcı değil destekleyici bir iletişim yaklaşımı erken müdahale açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli yaklaşım gerektiriyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli bir yaklaşım gerektirir. Tıbbi değerlendirme ve detoksifikasyon, farmakolojik tedaviler (maddeye özgü), bilişsel davranışçı terapiler, motivasyonel görüşmeler, aile terapileri, grup terapileri, rehabilitasyon ve relaps önleme programları ile bireyin ihtiyacına özgü tıbbi ve psikolojik takip, tedavi ve rehabilitasyon planlanır. Yine bireyin ihtiyacına özel sosyal, ekonomik, barınma ve iş desteği kurumlararası iş birliği ile sağlanarak madde kullanım bozukluğu olan bireyin damgalanmadan, toplumla bütünleşmesi hedef alınır. Nüks görülebilir; bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez; hastalığın kronik doğasının bir parçası olduğunu kabul edip; tedavi ve rehabilitasyon sürecine devam edilir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde bağımlılığının önlenmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Öncelikle aile içinde açık ve güvenli iletişimin temelleri atılmalıdır. Çocuğun/gencin kendisini ifade etmesine imkân sağlanmalıdır. ‘Hayır’ diyebilme becerisinin geliştirilmesi önemlidir. Bunların yanı sıra stres yönetimi, stresle sağlıklı baş etme yöntemi olarak spor, sanat ve güvenli sosyal etkinliklere yönlendirme etkili yöntemler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yaşam becerileri erken yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken yaşta yaşam becerileri eğitiminin kazandırılmasının da madde bağımlılığının önlenmesinde etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Özellikle ergenlik döneminde yargılayıcı, eleştirici yaklaşımdan uzak; aşırı koruyucu kollayıcı da olmadan, ilişkilerde sınır koymasını bilen, arkadaş seçimine özen gösteren, özgüvenli, aile bağları güçlü bireyler yetiştirmek ailelerin birincil görevi olmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Aileden başlayarak topluma da önemli görevlerin düştüğünü belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Toplum olarak iyi birer rol model olma sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor. Evde önce aile, sonra okulda öğretmenler bu rolü üstlenirken; artık sosyal medya kullanıcısı olarak hepimiz ve özellikle de medya iletişim kanallarında bağımlılık yapıcı maddeleri özendirici reklam, tutum ve davranışlardan uzak olmak gerekiyor. Madde ve alkol kullanım bozuklukları; biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin etkileşimi ile ortaya çıkan kronik beyin hastalıklarıdır. Erken tanı, damgalamanın azaltılması, önleyici toplum temelli programlar ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri bağımlılıkla mücadelede temel stratejilerdir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılıkla topyekûn mücadele gerekiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uyuşturucu madde ve alkol kullanım bozukluğu ile mücadelede toplumsal desteğin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Koruyucu önlemlerden sonra erken müdahale için damgalama ile mücadele, bağımlılığın irade sorunu olmaktan çıkıp; kronik bir beyin hastalığı olduğu bilincinin topluma yayılması son derece önemlidir. Bağımlılığın her türlüsünün tedavi edilebilir bir durum olduğu bilinci ile topyekûn mücadele yapılmalıdır. Bunun için Alo 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı, aile hekimlikleri, sağlıklı yaşam merkezleri, en yakın devlet hastanesindeki ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı poliklinikleri, AMATEM, ÇEMATEM, YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi)’ne başvurabilir; danışmanlık ve destek alabilirsiniz.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe&#8217;de bağımlılığa karşı ortak mücadele seferberliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepede-bagimliliga-karsi-ortak-mucadele-seferberligi-617329</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 13:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığa]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi bağımlılıkla mücadele kapsamında eğitim ve destek çalışmalarına devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-bagimliliga-karsi-ortak-mucadele-seferberligi-617329">Maltepe&#8217;de bağımlılığa karşı ortak mücadele seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi bağımlılıkla mücadele kapsamında eğitim ve destek çalışmalarına devam ediyor.  “Bağımlılık Değil Bağımsızlık – Yerelden Genele Bağımlılıkla Mücadele” seminerinde, önleyici çalışmaların hayati rolü ve yerel yönetimlerin sorumluluğu kapsamlı biçimde ele alındı.</p>
<p>Toplumsal dayanışmanın iyileştirici gücünü merkeze alan etkinlikte, bağımlılıkla mücadelede erken müdahalenin ve koruyucu-önleyici politikaların önemi vurgulandı.  Alanında uzman isimlerin katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde, yerel yönetimlerin sahadaki rolü, mahalle ölçeğinde geliştirilebilecek destek mekanizmaları ve aile temelli çalışmaların etkisi ayrıntılı biçimde değerlendirildi.</p>
<p>Seminerin konuşmacıları arasında, bağımlılık ve sosyal politika alanındaki çalışmalarıyla tanınan Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Beyza Nur Kaytaz ile Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalından Doç. Dr. Ece Arat Çelik yer aldı. Akademik perspektif ile yerel yönetim deneyiminin buluştuğu programda, bağımlılığın yalnızca tedavi boyutuyla değil, eğitim, farkındalık ve toplumsal katılım ekseninde ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. Soru cevap şeklinde devam eden sunumlarla katılımcılara farkındalık kazandırıldı.</p>
<p>Maltepelilerin yoğun ilgi gösterdiği seminer, belediyenin sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda yürüttüğü koruyucu ve güçlendirici çalışmaların bir parçası olarak öne çıktı. Yetkililer, bağımlılıkla mücadelenin ancak kamu kurumları, akademi ve yurttaşların ortak çabasıyla başarıya ulaşabileceğini belirterek, katılım sağlayan tüm Maltepeli vatandaşlara teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-bagimliliga-karsi-ortak-mucadele-seferberligi-617329">Maltepe&#8217;de bağımlılığa karşı ortak mücadele seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den Farkındalık Paneli: Ekran Bağımlılığı ve Obezite</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-farkindalik-paneli-ekran-bagimliligi-ve-obezite-613104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[eryiğit]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613104</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını tehdit eden obezite ve ekran bağımlılığıyla mücadele etmek ve sosyal farkındalığa katkı sağlamak amacıyla 12 Şubat 2026 Perşembe günü “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-farkindalik-paneli-ekran-bagimliligi-ve-obezite-613104">İBB&#8217;den Farkındalık Paneli: Ekran Bağımlılığı ve Obezite</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını tehdit eden obezite ve ekran bağımlılığıyla mücadele etmek ve sosyal farkındalığa katkı sağlamak amacıyla 12 Şubat 2026 Perşembe günü “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli düzenledi.</strong> <strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, bağımlılıkla mücadele kapsamında hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri’nin (SUDEM) sayısının 2029 yılına kadar 9’dan 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü ev sahipliğinde, Üsküdar Belediyesi paydaşlığında “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli gerçekleştirildi. Panele, İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, İBB Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Mustafa Hakan Yılmaztürk ile Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürü Mustafa Erata katıldı. Panel, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye personeli ve üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><strong>SOSYAL UYUM DESTEK MERKEZLERİ’NİN 2029’A KADAR 15’E ÇIKARILMASI HEDEFLENİYOR </strong></p>
<p>Panelin açılışında konuşan Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, teknolojinin hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek aşırı ekran kullanımının sosyal ilişkileri zayıflattığını, dikkat dağınıklığına yol açtığını ve zihinsel sağlığı olumsuz etkilediğini söyledi. Eryiğit, hareketsiz yaşamın obeziteyi tetiklediğine dikkat çekerek, bu iki sorunun birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Bağımlılıkla mücadele kapsamında 2020 yılından bu yana Bağcılar, Sultanbeyli, Esenyurt, Sultangazi, Ataşehir, Arnavutköy, Beyoğlu, Sancaktepe ve Tuzla’da hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri (SUDEM) aracılığıyla çalışmalar yürütüldüğünü belirten Eryiğit, mevcut 9 merkezin sayısının 2029 yılına kadar 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.</p>
<p><strong>UZMANLAR EKRAN BAĞIMLILIĞI VE OBEZİTE İLİŞKİSİNİ ELE ALDI</strong></p>
<p>İki oturum halinde gerçekleştirilen panelde ekran bağımlılığı ile obezite arasındaki ilişki bilimsel, psikososyal ve toplumsal boyutlarıyla ele alındı. Uzmanlar, uzun süreli ekran maruziyetinin kilo artışı, uyku bozuklukları ve davranış değişiklikleriyle bağlantısına dikkat çekti.</p>
<p>Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Belma Yön’ün yaptığı ilk oturumda; Prof. Dr. Cemal Onur Noyan, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Tekden ve Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais sunum gerçekleştirdi. Oturumda çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan bağımlılık süreci, beynin ödül mekanizması ve dijital alışkanlıkların yeme davranışları üzerindeki etkileri ele alındı. İBB Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü de sahadaki deneyimlere dayanan vaka örnekleri paylaştı.</p>
<p><strong>ATÖLYE ÇALIŞMALARIYLA FARKINDALIK YARATILDI</strong></p>
<p>Panel kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında ekran bağımlılığı, sağlıklı beslenme, otokontrol ve hareketli yaşam konularında katılımcılara farkındalık kazandırılması amaçlandı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde dijital alışkanlıkların günlük yaşam üzerindeki etkileri uygulamalı olarak ele alındı.</p>
<p><strong>ÖNLEME VE KORUMA STRATEJİLERİ MASAYA YATIRILDI</strong></p>
<p>İkinci oturumda ise hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin obezite üzerindeki etkileri ile önleme ve koruma stratejileri değerlendirildi. Obezite ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Hafize Kovancı ile Doç. Dr. Ali Durmuş, ekran bağımlılığının beslenme alışkanlıkları ve fiziksel sağlık üzerindeki sonuçlarını anlattı.</p>
<p>Panelin sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi, program toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Etkinlik<strong>, </strong>“Bağımlılık ekranda başlar, bedende iz bırakır” mesajıyla tamamlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-farkindalik-paneli-ekran-bagimliligi-ve-obezite-613104">İBB&#8217;den Farkındalık Paneli: Ekran Bağımlılığı ve Obezite</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-en-kritik-asama-eve-donus-610828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşama]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Çevirir]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL HASTANESİ Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, bağımlılık tedavisinde hastane sürecinden sonra başlayan gündelik hayata uyum aşamasında, nüks riskleri, aile tutumu ve psikoterapinin rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-en-kritik-asama-eve-donus-610828">Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL HASTANESİ Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, bağımlılık tedavisinde hastane sürecinden sonra başlayan gündelik hayata uyum aşamasında, nüks riskleri, aile tutumu ve psikoterapinin rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tedavi sonrası hayata uyum, bağımlılık tedavisinin en kritik evresi!</strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinin en zorlu ve aynı zamanda en kritik evrelerinden birinin, kişinin tedavi sonrasında gündelik hayata yeniden uyum sağlaması olduğunu aktaran Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Bu süreç, hem hasta hem de hekim açısından çeşitli güçlükler barındırmakla birlikte, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü bu aşamada bazı durumlar öngörülebilirken, bazıları beklenmedik şekilde ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p>Kişinin davranış örüntüleri, kişilik özellikleri ve hastalık farkındalığının bu sürecin seyrini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını ifade eden Çevirir, “Yataklı servislerde bağımlılık tedavisi genel olarak üç aşamada ele alınır: akut dönem, idame dönem ve kontrol dönemi. Akut dönem, bağımlılığın en alevli olduğu, kişinin mesleki, sosyal ve ailesel işlevselliğinin ciddi biçimde bozulduğu süreci kapsar. Yoğun kullanım döngüsünün, yoksunluk belirtilerinin ve isteğin zirvede olduğu bu evrede, kişinin yataklı serviste tedavi altına alınması çoğu zaman kaçınılmazdır. Bu karar bazen hastanın isteğiyle, bazen de hastalık bilincinin yeterince gelişmemiş olması nedeniyle hastanın isteği dışında alınabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi tedaviyi erteledikçe, zihinsel olarak hastalıktan kaçtığını düşünüyor! </strong></p>
<p>Bağımlılığın doğası gereği, her hastanın ‘tedavi olmalıyım’ farkındalığına sahip olmayabileceğine değinen Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Kişi tedaviyi erteledikçe, zihinsel olarak hastalıktan kaçtığını düşünür ve bu durum kısa vadede kendisine avantajlıymış gibi gelebilir.” dedi.</p>
<p>Bu noktada hastalık bilinci, içgörü ve farkındalığın çoğu zaman sınırlı olduğuna işaret eden Çevirir, “Sosyal ilişkilerde yaşanan bozulmalar, evlilik sorunları, mesleki kayıplar ya fark edilmez ya da ertelenir. Oysa tüm bu unsurlar, bağımlılığın kişinin hayatında yarattığı çok yönlü tahribatın göstergesidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hastane süreci antrenman, gündelik hayat asıl sınav! </strong></p>
<p>Akut dönemde temel müdahalelerin ilaç tedavisi, psikoterapi ve sosyal destek olduğunu aktaran Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Uyku ve iştah bozuklukları, duygu durum sorunları ve algısal bozulmalar bu dönemde sıklıkla görülür.” dedi.</p>
<p>İlaçların yalnızca yoksunluk belirtilerini yönetmek için değil, beynin nörokimyasal dengesini yeniden düzenlemek ve bilişsel işlevleri koruyabilmek için de kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Çevirir, şunları söyledi:</p>
<p>“Psikoterapi ise hastalık bilincinin gelişmesi ve kişinin yaşadıklarını anlamlandırabilmesi açısından vazgeçilmezdir. Ancak akut dönemde belirtiler yatışsa bile, hastalığın tamamen kontrol altına alındığından hiçbir zaman emin olunamaz. Altta kalan risk, uygun koşullarda yeniden alevlenebilir. Bu nedenle taburculuk sonrası ayakta tedaviye geçiş, tedavinin en önemli aşamalarından biridir. Hastanede yürütülen süreç bir anlamda antrenman, asıl sınav ise kişinin gündelik hayata döndüğü dönemdir.”</p>
<p><strong>Hastanede sağlanan izolasyon, ev ortamında da sürdürülmeli! </strong></p>
<p>Ayakta tedavi sürecinde ilaçların düzenli kullanımının, genellikle en az altı ay süreyle devam ettirildiğini kaydeden Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “İlaçların beyindeki etkileri zamanla ortaya çıkar. Bu süreç, kırık bir kolun alçıya alınmasına benzetilebilir; alçı iyileştirmez, iyileşme için uygun ortamı sağlar.” dedi.</p>
<p>Hastanede sağlanan izolasyon ortamının, mümkün olduğunca ev ortamında da sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken Çevirir, “Aksi hâlde dış tetikleyiciler hızla devreye girebilir. Özellikle sanal kumar, madde ya da alkol bağımlılığında telefon, sosyal medya ve eski sosyal çevre ciddi risk unsurlarıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Erken sorumluluk, bağımlılıktan uzak kalmayı güçlendiriyor!  </strong></p>
<p>Taburculuk sonrası kişinin günlük yaşamında belli bir rutin oluşturmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Uyku düzeni, beslenme, sorumluluk alma ve disiplinin korunması tedavinin temel yapı taşlarıdır.” dedi.</p>
<p>Kişinin ‘hasta’ kimliğine sığınıp sorumluluklardan kaçmasının iyileşmeyi geciktirdiğini aktaran Çevirir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Kişi ne kadar erken sorumluluk alır ve hayata adapte olursa, bağımlılıktan uzak kalma ihtimali o kadar artar. Psikoterapinin sürdürülmesi bu noktada kritik bir rol oynar. Çünkü bağımlılığı besleyen temel unsurlar; içsel çatışmalar, duygusal boşluklar, stresle baş etme güçlükleri ve dürtüselliktir. Kişi çoğu zaman acıdan kaçmak için hazza yönelir. Terapide amaç, bu döngüyü fark etmek, isteği yönetebilmek ve kişinin içgörüsünü güçlendirmektir.” </p>
<p><strong>Sinyallerin erken fark edilmesi, nüksün önlenmesi açısından önemli! </strong></p>
<p>Bağımlılıkta sık karşılaşılan durumlardan birinin de kayma olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Kayma, kişinin bir süre madde veya davranıştan uzak kaldıktan sonra yeniden kullanıma yönelmesidir.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin genellikle ani olmadığını açıklayan Çevirir, “Öncesinde rüyalar, tetikleyici düşünceler, çevresel uyaranlar ve duygusal dalgalanmalar görülür. Yağmurdan önce havanın kapatması gibi, kaymanın da öncü işaretleri vardır. Bu sinyallerin erken fark edilmesi, nüksün önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ailenin ve sosyal çevrenin tutumu, tedavinin seyrini doğrudan etkiler. Aşırı kontrolcü, suçlayıcı veya baskılayıcı yaklaşımlar tedaviye direnci artırabilir. Aynı şekilde ‘iyi polis–kötü polis’ tutumları da sağlıklı değildir. Önemli olan, hastayı sürekli sorgulamak yerine, kullanım davranışına zemin hazırlayan nedenler üzerinde durmaktır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bağımlılıkta en çok zarar gören ve en geç onarılan alan: Güven! </strong></p>
<p>Bağımlı bireylerin geçmişte yaşadıkları yoğun haz deneyimlerini özlemle anımsamalarının doğal olduğunu aktaran Klinik Psikolog Çağrı Akyol Çevirir, “Bu durum, bir tür yas süreci olarak da değerlendirilebilir. Kişi, artık eskisi kadar yoğun haz alamadığını fark ettiğinde hayal kırıklığı yaşayabilir.” dedi.</p>
<p>İyileşme süresinin kişiden kişiye değiştiğini hatırlatan Çevirir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu süreç kişinin hastalık farkındalığına, sosyal desteğine, beynin maruz kaldığı hasara ve bağımlılığın kronikleşme düzeyine bağlıdır. Bu nedenle bağımlılık için kesin bir iyileşme süresi tanımlamak mümkün değildir. Ailelerin bu süreçte sevgi, şefkat ve sabır göstermesi; ancak aynı zamanda sağlıklı sınırlar koyabilmesi gerekir. Aşırı kaygı bulaşıcıdır ve kişiyi baskı altında hissettirebilir. Güven, bağımlılık sürecinde en çok zarar gören alanlardan biridir ve yeniden inşası zaman alır. Güvenememek anlaşılabilir bir durumdur; ancak güvensizliği sürekli hastaya yansıtmak, iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bir adım geriden, dikkatli ama sakin bir izleme daha sağlıklı bir yaklaşımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-en-kritik-asama-eve-donus-610828">Bağımlılık tedavisinde en kritik aşama, eve dönüş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepeli genç kızlara bağımlılık semineri ve hijyen eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepeli-genc-kizlara-bagimlilik-semineri-ve-hijyen-egitimi-607073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 14:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kızlara]]></category>
		<category><![CDATA[maltepeli]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, gelişim çağındaki öğrencilere, duygular ve bağımlılık üzerine seminer verdi. Seminer sonrası hijyen ve bakım eğitimi de gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-genc-kizlara-bagimlilik-semineri-ve-hijyen-egitimi-607073">Maltepeli genç kızlara bağımlılık semineri ve hijyen eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, gelişim çağındaki öğrencilere, duygular ve bağımlılık üzerine seminer verdi. Seminer sonrası hijyen ve bakım eğitimi de gerçekleştirildi.</p>
<p>Maltepe Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından belediyeye bağlı Cumhuriyet Eğitim Merkezi’ne devam eden öğrencilere duygular ve bağımlılık semineri verildi. Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi (SEDEM) Koordinatörü Klinik Psikolog Buse Topuz tarafından Yılmaz Mızrak Kültür ve Sanat Merkezi’nde verilen seminerde bağımlılık, sınav kaygısı ve sağlıklı baş etme konularında bilgilendirme yapıldı. Seminer sonrası Halk Sağlığı Uzmanı ve Aile Danışmanı Güliz Gökkaya tarafından eğitimde hijyen, ağız &#8211; diş bakımı, saç ve cilt hijyeni konularında sunum gerçekleştirildi. İki aşamalı eğitim sonrası tüm katılımcılara, çeşitli hediyeler verildi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-genc-kizlara-bagimlilik-semineri-ve-hijyen-egitimi-607073">Maltepeli genç kızlara bağımlılık semineri ve hijyen eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Genç Sporcular İçin &#8220;Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden&#8221; Sempozyumu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-genc-sporcular-icin-saglikli-zihin-guclu-beden-sempozyumu-606688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 10:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, gençlerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi amacıyla bağımlılıkla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-genc-sporcular-icin-saglikli-zihin-guclu-beden-sempozyumu-606688">Keçiören&#8217;de Genç Sporcular İçin &#8220;Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden&#8221; Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, gençlerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi amacıyla bağımlılıkla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Alkol, sigara, uyuşturucu madde, kumar ve internet bağımlılığı gibi risk alanlarında gençlere destek veren Keçiören Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Bağımlılıkta Danışmanlık ve Rehberlik Merkezi (BADAM), bu kapsamda yeni bir farkındalık etkinliğine daha imza attı.</p>
<p>Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi’nde 12–18 yaş arası genç sporculara yönelik düzenlenen <strong>“Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden”</strong> temalı sempozyum, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Alanında uzman psikologların sunum yaptığı programa; Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Emir Can Tunç ve Selçuk Karadağ, Emekli Vali Yardımcısı ve eski Keçiören Kaymakamı Ali Galip Saral ve eşi, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Atar, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiyha Tuncel, Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Murat Kandazoğlu, siyasi parti temsilcileri, spor kulübü yöneticileri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b> “Bağımlılıkları spor ve eğitimle yeneceğiz”</b></p>
<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ı temsilen konuşma <b>yapan Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Emir Can Tunç,</b> “Biz büyük Keçiören ailesi olarak her birinizi kendi aile ferdimiz sayıyor, her birinizin derdini kendi derdimiz sayıyor, sizin gamınızla dertleniyoruz, sizin mutluluğunuzla sevinç duyuyoruz. Bizler bu çerçevede üzerimize düşen sorumlulukların farkındayız. Bağımlılıkla mücadelede koruyucu önlem olarak yaptığımız işlerin başında spora destek vermek geliyor. Bu kapsamda göreve geldiğimiz günden beri bünyemizde var olan spor branşlarının sayısını arttırdık ve hem ülke içinde hem ülke dışında çok güzel başarılara imza attık. BADAM son bir yıl içinde kurulmuş olmasına rağmen çok ciddi başarılara imza attı. Çocuklarımız bu sayede kötü alışkanlıklardan uzak duruyor. Bu illeti sporla ve eğitimle yeneceğiz. Bu nedenle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p><b>“Spor kulüpleri geniş kapsamlı eğitim yuvalarıdır”</b></p>
<p>Spor kulüplerinin yalnızca spor dallarında değil birçok konuda okul niteliğinde olduğunu vurgulayan <b>Amatör Spor Kulüpleri Federasyon Başkanı Murat Kandazoğlu</b> ise “Çocuklar ve gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, zihin ve beden sağlığını diri tutmak için eğitim ve spor en kuvvetli silahımız. Bu bağlamda hem teknoloji bağımlılığı hem madde bağımlılığı konusunda ciddi bir mesai harcıyoruz. Bizler gençlerimizin eğitimlerini hazır hale getirerek ailelerine hazır bir genç nesil yetiştirme noktasında onları sağlıklı bir şekilde evlerine götürmek ve onların vatandaşlarına bağlı gençler olarak yetişmesini sağlama çabasındayız. Amatör Spor Kulübü dediğiniz zaman, oranın bir okul olduğunu, sosyal projeler noktasında sorumluluk alarak bağımlılık ve diğer alanlarda çok önemli işler yaptığını hiçbir zaman aklımızdan çıkartmayalım. Spor olmadan çocuklarımızı birlik ve beraberlik duygusuyla yetiştirmemiz oldukça güçtür. Bizlere her zaman destek veren Keçiören Belediyesi’ne teşekkür ederiz.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Yükselen gençlik Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz”</b></p>
<p><b>Emekli Vali Yardımcısı ve eski Keçiören Kaymakamı Ali Galip Saral</b> da yıllar sonra Keçiören&#8217;de bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek şunları söyledi: “Yirmi yıl önce Keçiören&#8217;de beş yıl hizmet yapmak benim hayatımda en önemli izlerden birisi oldu. Kırk yıllık kamu hizmetim süresince en fazla değer verdiğim, en fazla çalışma arzusu duyduğum yerleşim yerlerinden birisiydi Keçiören oldu. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ‘Yükselen gençlik Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz.’ sözünü hatırlatmak istiyorum.”</p>
<p><b>“Bağımlılık, vatanımız için bir güvenlik ve beka meselesidir”</b></p>
<p>Sempozyumun moderatörlüğünü yürüten <b>Keçiören Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Gazi Altın</b>, en güçlü bağımlılığın özgürlük olduğunu hatırlatarak şu mesajları paylaştı: “Unutmayın, en güçlü bağımlılık özgürlüktür. Onu korumak sizin elinizde. Değerli Başkanımız Dr. Mesut Özaslan&#8217;ın bir sözü var: ‘Hiçbir Türk evladının damarlarında dolaşan asil kanda bağımlılık yapan etkenleri bulundurmayacağız.’ Bağımlılık yapıcı şeylere bulaşmış her bir ferdimiz vatan toprağından kopmuş bir karış toprak demektir. Diğer bir ifade ile bağımlılık, vatanımız için bir güvenlik ve beka meselesidir. Bu nedenle gençlerimizi bu olumsuz davranışlardan uzaklaştırmak bizler için en değerli ve ulvi görev olacaktır.”</p>
<p><b>Genç sporcular için koruyucu güç, farkındalık, özdenetim ve sınırlar</b></p>
<p>Sempozyumda, amatör ve lisanslı sporcuların performans baskısı, sürekli rekabet ve sakatlanma korkusu nedeniyle bağımlılık açısından risk altında olabildiğine dikkat çekildi. Bu süreçte stres, öfke ve hayal kırıklığı gibi zor duygularla sağlıklı şekilde baş etme, özdenetim geliştirme ve anlık hazlar yerine uzun vadeli hedeflere odaklanmanın önemi vurgulandı. Akran baskısı ve dijital riskler karşısında sınır koyabilmenin ve “hayır” diyebilmenin güçlü bir duruş olduğu hatırlatılırken; sporun yalnızca başarı değil, güvenli, saygılı ve çocuğun bedensel-ruhsal iyilik halini önceleyen bir alan olması gerektiğinin altı çizildi.</p>
<p><b>Gençler yoğun ilgi gösterdi</b></p>
<p>Sunumların ardından gençlerin sorularını yanıtlayan uzmanlar, katılımcılardan gördükleri ilgiden memnun kaldı. Etkinliğin sona ermesiyle beraber Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Emir Can Tunç, katılımcılara çiçek ve hediye takdiminde bulundu. Hatıra fotoğrafının ardından sempozyum sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-genc-sporcular-icin-saglikli-zihin-guclu-beden-sempozyumu-606688">Keçiören&#8217;de Genç Sporcular İçin &#8220;Sağlıklı Zihin, Güçlü Beden&#8221; Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumda]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor. Bunların başında ise sanal kumar bağımlılığı geliyor. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen “Sanal Kumar Bağımlılığı Sempozyumu”, dijital çağın en hızlı yayılan ancak en az fark edilen sanal kumar bağımlılığını tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt’un liderliğinde gerçekleştirilen sempozyum, bu tehlikenin artık bireysel sınırları aştığını, Türkiye için de ciddi bir toplumsal risk haline geldiğini ortaya koyuyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünya genelinde sanal kumar ve çevrim içi bahis pazarı bugün 300 milyar dolara yaklaşan bir ekonomik hacim yaratıyor. Her yıl milyonlarca yeni kullanıcı bu dijital sistemin içine çekiliyor; kumar bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından davranışsal bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen hızla yayılıyor. Türkiye’de ise tablo daha da çarpıcı bir hal almış durumda. Sanal kumar ve yasa dışı bahis pazarının yıllık yaklaşık 120 milyar dolarlık bir ciroya ulaştığı ifade ediliyor. Sadece geçen yıl yaklaşık 42 bin yasa dışı kumar ve bahis sitesi kapatılmış olmasına rağmen dijital platformlar üzerinden kumara erişim her geçen gün daha da kolaylaşıyor. Uzmanlar, yasa dışı kumar ağlarında yaklaşık 100 bin kişinin aktif olarak çalıştığını, bu yapının dolandırıcılık, hırsızlık, şiddet ve intihar vakalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Fiziksel mekânlardan dijital ekranlara taşınarak artık bir tık uzaklıkta, kolaylıkla ulaşılabilir olan kumar, özellikle gençler için yüksek risk taşıyan, denetimi zor ve etkisi yıkıcı bir bağımlılık alanı oluşturuyor. İşte bu tablo, sanal kumarın yalnızca bireysel bir sorun değil, acil müdahale gerektiren ve aslında önlenebilen ciddi bir toplumsal tehlike olduğunu açıkça ortaya koyuyor…</strong></em></p>
<p>Araştırmalar; sanal kumarın sadece bir oyun değil, bireyin psikolojisini, ailesini ve yaşamını derinden etkileyen bir bağımlılık türü olduğunu gözler önüne seriyor. “Sanal kumar Türkiye için ciddi bir halk sağlığı tehdidi” diyen Prof. Dr. Murat Kurt, kumarın bireyin ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, aile yapısını, ekonomik düzeni ve toplumsal güvenliği de tehdit ettiğine, ayrıca borçlanmayı artırarak aile içi şiddeti tetiklediğine ve suç oranlarını beslediğine de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Araştırmalar, sanal kumar bağımlılığı yaşayan bireylerde depresyon, anksiyete ve intihar girişimi riskinin birkaç kat arttığını gösteriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Kumar Mekan Değiştiriyor; Ödül Kazanmak Hızlanıyor</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumarın klasik kumardan en büyük farkının erişilebilirlik olduğunu anlatıyor. Eskiden kumar oynamak için belirli mekânlara gitmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Kurt, “Bugün sanal dünya bu uzaklığı ortadan kaldırıyor. İnsanlar mekâna gitmiyor, mekân insanların ayağına geliyor” diyerek sanal kumarın artık günün her saati, herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir alan haline geldiğini vurguluyor. </p>
<p>Dijitalleşme, kumarda ödül süreçlerini de hızlandırıyor. İnsanlar kısa sürede kazanıyor ya da kaybediyor. Bu hız, uzun vadeli düşünmeyi de zorlaştırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, paranın soyutlaşmasının risk algısını ciddi biçimde değiştirdiğini ifade ederek, “Para artık elde tutulan somut bir nesne olmaktan çıkıyor, ekranda görünen bir sayıya dönüşüyor. Bir dokunuşla transfer ediliyor, kazanılıyor ya da kaybediliyor. Bu soyutluk, kayıpların boyutuna ilişkin algıyı zayıflatıyor, harcanan paranın fark edilmesini zorlaştırıyor ve bireyi daha fazla risk almaya itiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b>“Aslında Kazanırdım” Düşüncesi, Bağımlılığa İtiyor<strong> </strong></b></p>
<p>Sanal kumar, aslında ilk başlarda sadece kazanmak için oynanan bir oyun olarak görülmüyor. Ancak zamanla stresle baş etme, yalnızlık duygusunu bastırma ve can sıkıntısını giderme aracı haline geliyor. Prof. Dr. Murat Kurt, birçok insanın sanal kumara kazanmak için değil, yalnız kalmamak için yöneldiğini söylüyor: “Dijital dünya, can sıkıntısına izin vermiyor; sosyal medya, oyunlar ve dijital içerikler sürekli bir uyarım sağlıyor. Özellikle gençlerin günde ortalama 7-8- saatlerini akıllı telefon başında geçirmesi, bu bağımlılığa zemin hazırlıyor. Bu yoğun dijital maruziyet, bireyleri sanal kumar ve bahis reklamlarına karşı daha savunmasız hale getiriyor”&#8230;</p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, ASUMA-Suç ve Şiddetle Mücadele, Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat, sanal kumar bağımlılığının psikolojik döngüsüne dikkat çekiyor. Sanal kumarın, özellikle “yakın ıska” etkisinin bağımlılığı beslediğini söyleyen Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kıl payı kaçırılan her oyundan sonra kişide ‘aslında kazanırdım’ düşüncesi oluşuyor. Bu duygu aşılamadığında ‘bir sonrakinde kesin olacak’ inancı devreye giriyor. Bu inanç, oynama süresini uzatıyor, harcanan parayı artırıyor ve bağımlılığı giderek derinleştiriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Aileler Dağılıyor, Hayatlar Çöküyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı belirli evrelerden oluşuyor. İlk aşamada kazanma duygusu hâkim oluyor ve kişi kendini kontrol altında hissediyor. Ardından kayıpların arttığına ve kişinin kaybettiklerini telafi etmeye çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Süreç ilerledikçe umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yoğunlaşıyor. Son aşamada ise tükenmişlik ve çöküş yaşanıyor. Bu noktada bireyin yalnızca maddi durumu değil, psikolojik sağlığı, aile ilişkileri ve iş yaşamı da ciddi biçimde zarar görüyor” diyor… Prof. Dr. Oğuz Polat’a göre bağımlılık ilerledikçe bireysel iflaslar yaşanıyor, borçlar artıyor, aile içi çatışmalar derinleşiyor, boşanmalar artıyor, çocuklar ihmal ediliyor. Kumar bağımlılığı, hırsızlık, dolandırıcılık ve şiddet gibi suçlara da zemin hazırlıyor. Bazı vakalarda sürecin, intiharla bile sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kumar bağımlılığı aslında bir irade sorunu değil, bir ‘başa çıkma’ sorunu” diyor. </p>
<p><b><strong>Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı önlenebilir, hatta tedavi edilebilir bir sorun. Erken farkındalık ise, bu noktada kritik bir rol oynuyor. Burada özellikle ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ailelerin, çocuklarının dijital dünyadaki davranışlarını yakından takip etmesi, yargılayıcı olmayan bir iletişim dili kurması ve sağlıklı baş etme yollarını desteklemesi büyük önem taşıyor. Psikolojik destek, profesyonel tedavi yaklaşımları ve toplumsal farkındalık çalışmaları da bu bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumar bağımlılığıyla mücadelenin bireysel çabalarla sınırlı kalmaması gerektiğini; ailelerden eğitim kurumlarına, medyadan kamu otoritelerine kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Çünkü sanal kumar, görmezden gelindikçe büyüyor; fark edildikçe ve doğru müdahalelerle ele alındıkça kontrol altına alınabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de bağımlılık Sosyoloji bölümünün düzenlediği panel ile her yönüyle ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-bagimlilik-sosyoloji-bolumunun-duzenledigi-panel-ile-her-yonuyle-ele-alindi-595132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bölümünün]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlediği]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanımın]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yönüyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Gör. Dr. Cem Özdemir’in moderatörlüğünde “Bağımlılık Paneli II” adlı etkinlik düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-bagimlilik-sosyoloji-bolumunun-duzenledigi-panel-ile-her-yonuyle-ele-alindi-595132">EÜ&#8217;de bağımlılık Sosyoloji bölümünün düzenlediği panel ile her yönüyle ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Gör. Dr. Cem Özdemir’in moderatörlüğünde “Bağımlılık Paneli II” adlı etkinlik düzenledi. Nuri Bilgin Konferans Salonunda düzenlenen panele Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Arş. Gör. Dr. Demet Havaçeliği Atlam, Uzm. Psk. Enes Kaan Karaçengel, Uzm. Psk Ayça Çınaroğlu Asar, Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Selen Açıkyol, konuşmacı olarak katıldılar. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuran Erol Işık, akademisyenler ve öğrencilerin yer aldığı etkinlikte bağımlılıklar psikolojik ve sosyolojik acıdan ele alındı.</p>
<p>         Açılış konuşmasını gerçekleştiren Öğr. Gör. Dr. Cem Özdemir, “Sosyolojik açıdan baktığımızda bağımlılık; bireyin toplumla kurduğu bağların belli düzeylerde (her zaman olmasa bile) zayıflaması, belki de bir anomi durumunun sonucu olarak değerlendirilebilir. Bağımlılık oldukça karmaşık bir problemdir ve sadece bireyi ilgilendiren bir durum değildir. Bu; bağımlı olan kişinin ailesini, daha geniş çerçevede ceza adalet sistemi içerisindeki kurumları, bireyleri ve hekimleri etkileyen; aynı zamanda günün sonunda artık küresel düzeyde organize suç çetelerinin ve tabii ki birçok yasal şirketin oldukça güçlenmesini sağlayan bir olgudur” dedi.</p>
<p><b>“Madde bağımlılığında coğrafi faktörler etkili”</b></p>
<p>Arş. Gör. Dr. Demet Havaçeliği Atlam, “Maddeye erişimde; coğrafi faktörler, ticaretin yapıldığı güzergâhta ikamet etme, dezavantajlı bölgelerde bulunma, maddenin yasal statüsü ve sosyal çevrede kullanımın yaygınlığı gibi risk faktörleri önemli rol oynamaktadır. Örneğin; eroinin ham maddesi olan haşhaşın üretildiği Afganistan’a komşuluğundan dolayı, alkol sorunu bulunmamasına rağmen eroinle mücadele etmek zorunda kalan İran, bu duruma çarpıcı bir örnektir. Yoksulluk, göç ve sosyal problemlerin de temel teşkil ettiği bu süreçte; maddenin normal karşılandığı, hem kullanımın hem de satışın aile içine kadar girebildiği dezavantajlı bölgelerle karşılaşabiliyoruz. Bu durum, maddenin kültüre ve yaşama entegre olmasına yol açmakta; neticesinde ise aile içi kullanımın yaygınlaşmasını ve farklı suç türlerinin ortaya çıkmasını tetiklemektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Alkol bağımlılığında bilinçlendirme çalışmaları şart”</b></p>
<p><b>         </b>Konuşmasına bağımlılığın tanımıyla başlayan Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Selen Açıkyol, “Bağımlılık; hayatı daha iyi gösterirken aslında onun içini boşaltan her şeydir. Alkol bağımlılığında genetik faktörler en başta gelse de cinsiyet, çevresel ve kültürel faktörler de belirleyicidir. Riskli içme davranışını azaltmak adına sadece bireysel çabalar yeterli değildir. Üniversite kampüslerinin ve sosyal normların dönüştürülmesi, grup baskısının azaltılması ve bilinçlendirme çalışmaları da büyük önem taşımaktadır,” dedi.</p>
<p><b>“Kumar bir ‘beyin hastalığıdır’”</b></p>
<p>         Kumarın bir hastalık olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Ayça Çınaroğlu Asar, “Kumar; tıpkı grip gibi semptomları olan, tanı koyabildiğimiz ve bu sayede tedavisini de uygulayabildiğimiz bir hastalıktır. Ona ‘beyin hastalığı’ dememizin sebebi, beyin inceleme çalışmalarında gözle görülmese bile işlevsel değişikliklerin saptanmasıdır; özellikle duygusal düşünme ve karar verme süreçlerinde işlevsel bozulmalar görüyoruz. Sürecin evrelerine baktığımızda; ‘kazanma evresi’nde oluşan ‘kontrol bende’ hissi, ümit duygusunu perçinler. ‘Kaybetme evresi’nde ise ‘toparlayabilirim’ düşüncesi hâkim olur; kişi, o an vazgeçerse her şeyin boşa gideceğine inanır. Genellikle danışanlarımızla karşılaştığımız son evre olan ‘tükenme evresi’nde ise kişi; ‘ne önemi var ki, her şey bitti’ düşüncesiyle yalnızlaşır ve intihara meyilli hale gelir” dedi</p>
<p><b>“Teknolojiyi bilinçsiz kullanmanın yarattığı ruhsal riskler”</b></p>
<p><b>         </b>Teknoloji bağımlılığının ciddiyetine dikkat çeken Uzm. Psk. Enes Kaan Karaçengel,<b> “</b>Teknoloji bağımlılığı, teknoloji ve internetin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tanım çok tanıdık gelebilir çünkü benzer davranışlar artık hemen hepimizde mevcut. Ancak unutulmamalıdır ki ruhsal bozukluklar, bağımlılığa zemin hazırlar. Özellikle depresyon tanısı olan bir bireyin internet bağımlısı olma riski oldukça yüksektir. Depresyon hafife alınacak bir durum değildir, hayati riskler dahi taşıyabilir. Benzer şekilde içe kapanık ve dürtüsel kişiler de risk altındadır. Çünkü bu kişilerde, sanal dünyada kendine yeni bir kimlik edinme ve kendini orada ‘bulma’ düşüncesi hâkim olabilmektedir. Aile etkisi de yadsınamaz, ebeveynlerinden bağımlılık modellemesi alan çocukların risk düzeyi çok daha fazladır. Bu noktada, bağımlı bireylerden cihazların zorla alınması yoksunluk belirtilerini artıracağından, bu tür sert tutumlardan kaçınılmalı ve süreç ailece yönetilmelidir. Tedavide esas amacımız, kişinin teknoloji kullanımının altında yatan nedenleri ortaya çıkarmaktır. Pandemiyle artan tablet ve ekran kullanımının bu süreçleri tetiklediğini görüyoruz. Bu konuda zorlanan aileler, Yeşilay’ın ücretsiz danışmanlık hizmetlerinden veya Ege Üniversitesi bünyesindeki İnternet Bağımlılığı Polikliniğinden destek alabilirler” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlik, soru cevap bölümünün ardından Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuran Erol Işık ve Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ebru Çetin’in konuşmacılara belge takdim etmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-bagimlilik-sosyoloji-bolumunun-duzenledigi-panel-ile-her-yonuyle-ele-alindi-595132">EÜ&#8217;de bağımlılık Sosyoloji bölümünün düzenlediği panel ile her yönüyle ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencilerinde tütün kullanımı araştırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-tutun-kullanimi-arastirildi-595012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:02:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[araştırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma Ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595012</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olan tütün kullanımı ile ilgili üniversite öğrencileriyle yapılan bir araştırma, sonuçlarıyla dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-tutun-kullanimi-arastirildi-595012">Üniversite öğrencilerinde tütün kullanımı araştırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olan tütün kullanımı ile ilgili üniversite öğrencileriyle yapılan bir araştırma, sonuçlarıyla dikkat çekti. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn, Uzman Wayne Dinn ve ekibi, bu alanda yürüttükleri güncel araştırmada üniversite öğrencilerinde tütün kullanımının yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda kişilik, nöropsikolojik işlevler ve bilişsel süreçlerle de yakından ilişkili olduğunu ortaya koydu.</span></b> <b><span>18-30 yaş aralığındaki 271 katılımcıyla yürütülen araştırmada, üniversite öğrencilerinin yüzde 36’sının başta sigara olmak üzere, nargile ve elektronik sigara gibi çeşitli tütün ürünlerini kullandıkları görüldü. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 45’i ise herhangi bir tütün ürünü kullanmıyor. Tütün kullanan öğrencilerin çoğunun bu ürünlere karşı düşük düzey bağımlılık gösterdiğini belirten araştırma ekibi, “Üniversite öğrencilerinin tütün ürünlerine karşı henüz ileri düzey bağımlılık geliştirmemiş olması, müdahale için hala fırsat olduğunu gösteriyor. Gençlere sadece sigara değil, tüm tütün ürünleri hakkında doğru bilgilendirmenin sağlanması, bağımlılıkla mücadelede doğru kaynakların ve desteklerin sunulması, risk grubu olan gençler arasında tütün salgının kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir” dedi. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Laboratuvarı’nda İTBF Dekanı Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn ekibinin yürüttüğü araştırmalarda, sigara içme alışkanlıkları ile bazı kişilik özelliklerinin ilişkili olabileceği görüldü. Araştırmacılar, sigara kullanan üniversite öğrencilerinin daha çok risk almayı seven, heyecan arayan ve kuralları zorlamaya eğimli bireyler olabileceklerine dikkat çekti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tütün bağımlılığında önemli beyin bölgeleri</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn ve ekibinin yürüttüğü nöropsikolojik araştırmalar, sigara içen öğrencilerin çalışma belleği, dikkat gibi bilişsel süreçlerde başarılı olduğunu gösterdi. Araştırmacılar orbitofrontal korteksin önemini şu şekilde açıkladı: “Orbitofrontal korteks, kurallara uyma, davranışları-dürtüleri kontrol etme ve bastırma, ödül-ceza değerlendirmesi yapma ve sosyal davranış ile ilişkilendirilen beyin bölgesi. Araştırmalarımızda sigara içen öğrencilerin bu bölge için kullanılan nöropsikolojik testlerde içmeyenlere göre, daha kötü performans gösterdiğini bulguladık. Bu bulgular, nikotin kullanımında orbitofrontal korteksin kritik bir rol oynadığını ve davranışsal disinhibisyonun bağımlılıkla ilişkili olabileceğini gösteriyor.” </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Katılımcıların yüzde 36’sı tütün ürünleri kullanıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn, Uzm. Wayne Dinn ve Arş. Gör. Şeyma Aydın Öztürk’ün 271 katılımcıyla yürüttükleri araştırmada, 18-30 yaş aralığındaki üniversite öğrencilerinin tütün kullanım alışkanlıkları ile ilgili sonuçlar elde edildi. Araştırma bulguları, üniversite öğrencilerinin yüzde 36’sının başta sigara olmak üzere, nargile ve elektronik sigara gibi çeşitli tütün ürünlerini kullandıklarını gösterdi. Katılımcıların yüzde 45’i ise herhangi bir tütün ürünü kullanmadığını belirtti. Araştırma ekibi, bu bulguların üniversite öğrencilerinin tütünle verdikleri mücadelede kritik bir dönemde olduklarını ve erken müdahalenin önemini ortaya koyduğunu ifade etti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erkek öğrenciler arasında daha yaygın kullanım </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Araştırmada üniversite öğrencilerinin tütün kullanım alışkanlıkları incelendi. Araştırma sonuçlarına göre tütün ürünü kullanan öğrencilerin yüzde 45’inin erkek, tütün ürünü kullanmayan öğrencilerin sadece yüzde 21’inin erkek olduğunu belirten araştırma ekibi,  “Bu veriler, erkek öğrencilerin kadın öğrencilere kıyasla tütün kullanımına daha eğilimli olduğunu göstermekte ve uluslararası literatürü desteklemektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sosyal çevrenin tütün kullanımına etkisi araştırıldı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn ve ekibi, üniversite öğrencilerinin tütün kullanım alışkanlıklarında ailelerinin ve yakın arkadaşlarının rolüne odaklandı. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 71’inin ailesinde en az bir kişinin tütün ürünü kullandığı belirlendi. Araştırma ekibi, bu sonuçla ilgili de “Özellikle baba ve kardeşlerin tütün kullanım oranları yüksek. Bu durum, gençlerimizin tütün kullanımına başlamasında ve sürdürmesinde aile içindeki rol modellerin etkili olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla gençlerin tütün ile mücadelelerini kapsayan çalışmaların aileleri de kapsayacak şekilde düzenlenmesine ihtiyacımız var” değerlendrmesini yaptı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İlk deneme arkadaş ortamında yapıldı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Araştırmada katılımcılara ilk tütün ürününü ne zaman ve nerede kullandıkları da soruldu. Katılımcılar, ilk denemelerinde arkadaş ortamında bulunduklarını belirtirken; tütün ürünü kullanan öğrencilerin yakın arkadaşlarının yüzde 41’inin sigara kullandığı da ortaya çıktı. Araştırma ekibi, bu bulguları şöyle yorumladı: “Ailedeki rol modeller kadar, risk grubu olarak değerlendirdiğimiz üniversite öğrencilerinin sigara, nargile veya elektronik sigara kullanımında yakın arkadaşlar da teşvik edici rol üstleniyor. Sosyalleşme ihtiyacı, akranlar tarafından kabul görme, yetişkin gözükme istekleriyle üniversite öğrencilerinin tütün ürünlerine ilgisi daha çok artıyor. Tabii, bir de nargile kafeler ve satışı her geçen gün artan elektronik sigaralar var. Nargile kafeler hem sosyalleşme hem de nikotin tüketim imkanı sunarken, elektronik sigaraların zararları azımsanıyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Henüz şiddetli bağımlılık yok ancak önlem alınmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Araştırmanın umut verici bulgularından birinin, tütün kullanan öğrencilerin çoğunun bu ürünlere karşı düşük düzey bağımlılık göstermesi olduğunu belirten araştırma ekibi, “Üniversite öğrencilerinin tütün ürünlerine karşı henüz ileri düzey bağımlılık geliştirmemiş olması, müdahale için hala fırsat olduğunu gösteriyor. Gençlere sadece sigara değil, tüm tütün ürünleri hakkında doğru bilgilendirmenin sağlanması, bağımlılıkla mücadelede doğru kaynakların ve desteklerin sunulması, risk grubu olan gençler arasında tütün salgınının kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir” şeklinde değerlendirdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Gençler tehlikenin farkında, peki ne yapılmalı?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Araştırmanın ilginç bulgularından birinin tütün kullanan öğrencilerin yüzde 67&#8217;sinin bu ürünlerin sağlıklarına oldukça fazla zarar verdiğini düşünmesi olduğunu belirten araştırma ekibi, “Öğrenciler tütünün zararları konusunda bilinçli ancak yine de kullanmaya devam ediyorlar. Bu, sadece bilgilendirmenin yeterli olmadığını, kapsamlı müdahale programlarına ihtiyaç olduğunu gösteriyor”  değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Atlas Psikoloji Laboratuvarı araştırmacıları, bu araştırmanın, üniversite gençliğinin tütün kullanım alışkanlıklarını anlamak ve etkili müdahale stratejileri geliştirmek için önemli veriler sunduğunu belirterek araştırma sonuçlarının, sadece bireysel değil, aynı zamanda sosyal faktörleri de dikkate alan bütüncül yaklaşımların gerekliliğini vurguladığını kaydetti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tütün ile mücadelede yeni bir yöntem: Transkraniyal Doğru Akım Uyarımı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn, Uzm. Wayne Dinn ve Dr. Öğr. Üyesi Fatma Göral tarafından yürütülen son araştırmada ise transkraniyal doğru akım cihazı kullanarak dorsolateral prefrontal korteks bölgesi uyarıldı. Bu çalışmayla sigara kullanan üniversite öğrencilerinin sigara isteklerini azaltmak ve davranış kontrolünü güçlendirmek amaçlandı. Araştırma sonuçları, tütün ile mücadelede kullanılacak yeni yöntemlerin kültürden etkilenebileceğini gösterdi. Araştırmacılar bu bulguları da şöyle yorumladı: “Türkiye’de sigara içmek sosyal yaşamda çok yaygın ve normalleşmiş durumda. Batı toplumlarında ise sigara uzun süredir ‘olumsuz’ bir alışkanlık olarak damgalanıyor. Bu fark, beynin verdiği tepkilerden tedavi yöntemlerinin etkinliğine kadar uzanabilir. Biz bunu “nörokültürel hipotez” çerçevesinde değerlendiriyoruz. Yani, aynı beyin uyarım tekniği farklı kültürel ortamlarda farklı sonuçlar doğurabiliyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Çok boyutlu bir mücadele gerekiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Ayşe Ayçiçeği Dinn ve ekibi, Atlas Psikoloji Laboratuvarı’nda yürüttükleri çalışmaların, sigarayı bırakmanın yalnızca nikotin bağımlılığıyla ilgili olmadığını; kişilik, düşünme biçimi, duygular, kültürel faktörlerle bağlantılı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek bu nedenle risk grubu olarak değerlendirilen gençlerin tütünle mücadelesinde “sağlığa zararlıdır” sloganının ötesinde adımlar atmak gerektiğini vurgulayarak önerilerini şöyle sıraladı: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Aile odaklı müdahale programları</span></b><span>: Ailelerin tütün kullanımının gençler üzerindeki etkisi göz önünde bulundurularak, ebeveyn ve kardeşleri de kapsayan farkındalık programları geliştirilmeli.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Akran desteği ve sosyal ağların gücünden yararlanma</span></b><span>: Arkadaş çevrelerinin tütün kullanımını teşvik etme rolünün aksine, sağlıklı yaşam biçimlerini destekleyen sosyal ortamlar oluşturulmalı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Erken dönem müdahale:</span></b><span> Düşük bağımlılık düzeylerinin avantajından yararlanarak, üniversiteye giriş döneminde yoğun bilgilendirme ve destek programları uygulanmalı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kapsamlı farkındalık çalışmaları:</span></b><span> Sadece bilgi vermek değil, davranış değişikliğini destekleyen interaktif programlar tasarlanmalı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Nargile ve elektronik sigara odaklı özel yaklaşımlar</span></b><span>: Bu ürünlerin &#8220;daha az zararlı&#8221; algısına karşı özel bilgilendirme kampanyaları düzenlenmeli.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Üniversite içi destekleyici ortamlar:</span></b><span> Sigara bırakma danışmanlık hizmetleri, stresle başa çıkma teknikleri ve sosyal alternatifler sunulmalı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek:</span></b><span> Üniversite yılları, yeni sorumluluklar ve roller ile pek çok zorlukları beraberinde getirmektedir. Bu zorluklar gençlerin stres düzeylerini artırırken uzmanların ve ailelerin desteği ile stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeleri için gerekli destek sağlanmalı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bu önerilerin üniversiteler, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları işbirliği ile hayata geçirilmesi, üniversite öğrencilerinin tütün salgını ile mücadelede güçlenmesini sağlayacaktır. </span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-tutun-kullanimi-arastirildi-595012">Üniversite öğrencilerinde tütün kullanımı araştırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar yalnızca uzman reçetesi ile kullanılmalı!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların, doğru tanı ve uygun takip süreçleri ile kullanıldığında birçok ruhsal hastalığın tedavisinde son derece etkili olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri, ilaç reaksiyonları ve kişisel farklılıklara bağlı beklenmedik etkileri görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle psikiyatrik ilaçların mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilip reçete edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Psikiyatrik bir ilaç kullanmaya ihtiyaç olduğunu düşünen kişinin ilk adımı, bir psikiyatri uzmanına başvurarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçmek olmalı. Muayene sonucunda gerekli görülürse hekiminiz, tanıya uygun ilacı belirleyip tedaviye başlayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçların düzenli kullanımı ve takip muayeneleri tedavi sürecinde çok önemli! </strong></p>
<p>İlaç kullanımı sırasında hem olumlu etkilerin hem de ilk günlerde ortaya çıkabilecek yan etkilerin hekim tarafından yakından izlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Tolerasyon güçlüğü yaratan bir yan etkiyle karşılaşıldığında, doktora haber vermek ve gerekirse doz ayarlaması ya da ilaç değişimi yapmak gerekir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların olumlu etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi sürecinde sabırlı olmak, ilacın önerilen süre boyunca düzenli kullanılması ve takip muayenelerine gidilmesi çok önemlidir. Bu değerlendirmelerde ilaç etkinliği, yan etkiler ve tedavide izlenecek yeni yol haritası belirlenir. Psikiyatrik ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve hekiminiz bu konuda sizi bilgilendirir. Tedavi başladıktan sonra görülebilecek yan etkilerin izlenmesi önemli. İlacın sağladığı tedavi faydası ile yan etkiler birlikte değerlendirilmeli, gerekirse doz azaltımı veya ilaç değişimi planlanmalı. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ise, yeni başlayacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi mutlaka göz önünde bulundurulur. Gerekirse ilaç düzeyi ölçümleri yapılarak daha güvenli bir kombinasyon oluşturulur.”</p>
<p><strong>Bireylerin genetik yapıları ilaca verilen yanıtı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlarda doz ayarlamasının, uluslararası literatürdeki tedavi etkin dozlar ve hastanın klinik özellikleri dikkate alınarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Bunun yanında günümüzde bireylerin genetik yapılarının ilaca verdikleri yanıtı etkileyebileceği biliniyor.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle gerektiğinde ilaç kan düzeyi ölçümleri ve farmakogenetik testler kullanılarak daha kişiye özel ve güvenli bir tedavi planı oluşturulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, bu yöntemlerin, beklenmeyen yan etkilerin açıklanmasında da yol gösterici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların çoğu zaman tek başına yeterli olmayabileceğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik bozukluklarda psikoterapi önemli bir destek sağlar. Bunun yanı sıra aile ve hasta psiko-eğitimi, sosyal destek çalışmaları tedavinin etkisini artıran unsurlar arasındadır. Çocuk ve ergenlerde ise ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ile eğitimsel destekler büyük rol oynar. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda biyolojik tedavilerden yararlanılır; Manyetik Uyarım Tedavisi (TMS) ve daha ciddi klinik tablolar için uygulanan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) bu yöntemlerin başında gelir.”</p>
<p><strong>Kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların bağımlılık yapıp yapmadığı sorusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Toplumda psikiyatrik ilaçların bağımlılık yaptığına dair yaygın bir kaygı bulunuyor. Ancak bağımlılık yapıcı ilaçlar belirli gruplarla sınırlıdır ve kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz.” dedi.</p>
<p>Buna rağmen bazı ilaçların kontrolsüz, kulaktan dolma bilgilerle veya reçetesiz şekilde temin edilip uzun süre kullanıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Bu durum ciddi riskler doğurur. Bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor reçetesi ile alınmalı, tanıdık tavsiyesi ile ilaç başlanmamalı, tedavi süresi ve doz yalnızca hekim tarafından belirlenmelidir. Bağımlılık potansiyeli olan ilaçlarla ilgili gerekli tüm uyarılar ve kullanım kuralları hekim tarafından açıkça belirtilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığını]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalıkla]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yenmek]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598">Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak, tüketim tuzağına düşmek demek!</strong></p>
<p>Sağlıklı bir alışverişin nasıl olması gerektiğinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sağlıklı alışverişte kendimize üç tane soru sorabiliriz.” dedi.</p>
<p>‘Benim bu alışverişe ihtiyacım var mı?’, ‘Bu alışveriş benim maddi durumumu zorlayacak mı?’ ve ‘Bu alışverişi yaptığımda gerçekten gerekli, maddi durumumu zorlamamış ve aynı zamanda hedeflerimi engellemeyecek, gittiğim yolu, ilerlediğim yolu engellemeyecek bir alışveriş yapmış olmuyor muyum?’ sorularının değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Taşkın, “Çünkü bazen alışveriş kaynaklı kişiler maddi anlamda o kadar çok açılıyor ki, normalde hayatına, yaşam gereçlerini, o hiyerarşi listesindeki birinci basamakta olan yeme, içme, barınma listesindeki gereklilikleri yerine getiremeyecek kadar ilerlemiş oluyor. Haliyle bu üç soruya bakmadan yani bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak tüketim tuzağına düşmek demektir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Alışveriş bağımlısı kişiyi suçlamak, o kişiye yapılabilecek en büyük kötülük! </strong></p>
<p>Alışveriş bağımlılarına yapılabilecek en büyük kötülüğün onları eleştirmek olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kesinlikle eleştirilmemeli. Sadece ne hissettiği, ne istediği ve neden bu alışverişe ihtiyaç duyduğu sorulmalı.” dedi.</p>
<p>Bu durumun aile bütçesini sarması halinde gerekçeleriyle beraber anlatılması gerektiğine vurgu yapan Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Aile bütçesinde böyle bir maddi imkana ihtiyaç olduğu ama alışveriş kaynaklı bu maddi imkanın sağlanamadığı açık açık anlatılmalı, sebepler belirtilmeli. Burada kişiyi suçlamak, kişiye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Eğer suçlayacaksak bu iletişime hiç girmemek daha mantıklı. Ama suçlamayıp bilinçli farkındalık boyutuna kişiyi ulaştıracaksak zaten işlevsel olacaktır. İşlevsel olamadığı durumlarda da artık burada demek ki biz yakınlarımıza yardımcı olamıyoruz anlamına gelir. Bu durum da bir psikolog ya da psikiyatrist desteğine, bir bağımlılık desteğine ihtiyaç duyduğunu gösterir.” </p>
<p><strong>Kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapması bir bağımlılık…  </strong></p>
<p>Alışveriş bağımlılığı gerçekten bir bağımlılık olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Çünkü kişi alışveriş yaptıkça dopamin salgılanır, bu da ödül sistemini oluşturur.” dedi.</p>
<p>Beynin bu durumu ödül olarak algıladığını aktaran Taşkın, “Hatta bazı kişiler, ‘kendimi bugün ödüllendirdim, kendim için alışveriş yaptım’ derler. Ancak o mutluluğun anlık olduğunu hissederler. ‘Bir sürü şey aldım ama aslında gereksizdi, çok da gerek yoktu. Bir anda heyecanlandım ve aldım. İyi de hissettim ama şu anda ben bunları ne yapacağım, zaten kullanamayacağım’ noktasına kadar gidebilirler. Bağımlılık dediğimiz durum, kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapmasıdır. Acil ihtiyaçları varken ya da birikim yapması gerekirken bu durumu göz ardı edip, sadece duygusal bir boşlukta hissettiği için ya da dopamin ihtiyacından kaynaklanan bir dürtüyle alışveriş yapmasıdır. Eğer bu durum kişinin hayatını ciddi anlamda etkiliyorsa, buna bağımlılık diyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>‘Ne hissediyorum ve neden alışveriş yapıyorum?’ sorusu tatmini erteler!</strong></p>
<p>Anlık tatmin duygusunun nasıl kırılabileceği konusunda bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Anlık tatmin duygusunu farkındalıkla değil, bilinçli farkındalıkla kırabiliriz.” dedi.</p>
<p>Konuya açıklık getiren Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani bu şu demek oluyor; farkındalığımız, bize o alışverişi yapmamamız gerektiğini, maddi imkânımızın olmadığını söyleyebilir. Ancak bilinçli farkındalık, ‘bu alışverişi yaptıktan sonra başına bunlar gelecek, zorlanacaksın, sıkıntıya düşeceksin, depresif hissedeceksin’ gibi maddeleri de açar. Orada duyguyu bastırmak yerine ‘ben şu anda ne hissediyorum ve neden bu alışverişi yapıyorum?’ sorusunu sormak, sizi üç saniyeliğine de olsa alışverişten uzaklaştırır. Ardından nefes teknikleriyle beraber, alışveriş yapma arzusu geldiğinde veya haz tetiklendiğinde kendimizi rahatlatabiliriz. Yani alışveriş yapmaya gittik, baktık, beğendik, alacağız ama buna uygun bir bütçemiz yok. O zaman o alışveriş ortamından biraz uzaklaşmak, belki bir kahve molası vermek, biraz düşünmek, maddi süreci ve bunu nasıl karşılayacağımızı değerlendirmek gerekir. Hâlâ o ihtiyacımızın devam ettiğini düşünüyorsak, bilinçli farkındalıkla bir bütçe planı yapıp alışveriş yapmak doğru bir örnektir.</p>
<p>Özetle; hazzı erteliyoruz. Hazzı ertelediğimizde, o haz hâlâ bir ihtiyaç hâlindeyse, bu durumda onun için doğru ve uygun yolları bulmaya çalışıyoruz.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598">Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay Tarafından &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yesilay-tarafindan-bagimlilikla-mucadele-konferansi-gerceklestirildi-588460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılıkla]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilay]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polis Akademisi İzmir Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu bünyesinde Yeşilay İzmir Şube Başkanı Dr. Ömer Yahşi tarafından “Bağımlılıkla Mücadele Konferansı”, Polis Akademisi İzmir Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu Şehit Polis Fethi Sekin Spor Salonunda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilay-tarafindan-bagimlilikla-mucadele-konferansi-gerceklestirildi-588460">Yeşilay Tarafından &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Polis Akademisi İzmir Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu bünyesinde Yeşilay İzmir Şube Başkanı Dr. Ömer Yahşi tarafından “Bağımlılıkla Mücadele Konferansı”, Polis Akademisi İzmir Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu Şehit Polis Fethi Sekin Spor Salonunda gerçekleştirildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programa; Yeşilay İzmir Şube Başkanı Dr. Ömer Yahşi, Yüksek Polis Akademisi Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu Müdürü Ökkeş Bulut, eğitim yöneticileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yeşilay Başkanı Dr. Ömer Yahşi  tarafından Yeşilay&#8217;ın önemi, işlevi ve Türkiye&#8217;deki yerini anlatan kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Yeşilay’ın doğuşunun işgal altında bir direnişle meydana geldiğini vurgulayan Dr.Yahşi, 105 yıl önce 1920’de kurulan Yeşilay&#8217;ın, 1934 yılında Atatürk tarafından &#8220;kamuya yararlı cemiyet&#8221; olarak tanınmasının, 1949’da ilk köy şubesi kurularak bugün 97 ülkede faaliyet gösteren ve örnek alınan bir kurum olduğunun altını çizdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yeşilay çalışmalarını önlem ,iyileştirme ve savunuculuk olarak üç ana başlıkta yürüttüğünü ifade eden Dr. Ömer Yahşi, kişininin bağımlılığının başlamadan önce eğitilmesi, mahremiyet içerisinde ücretsiz ve profesyonel destek sağlanması ve toplumun sağlıklı yaşam hakkını savunması açısından Yeşilay&#8217;ın işlevselliğini vurguladı ve sözlerine şunları ekledi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8220;İşgalin de esaretin de en zoru, en acısı bağımlılıktır. Bağımlılık benliğin işgalidir. Ayrıca bağımlıık, kendi düşmanınızı içinize yerleştirdiğiniz ve esir haline geldiğiniz bir durumdur. Bağımlılıkla mücadele özgürlüğün ilk adımıdır. Bu yüzden Yeşilay, insanı korumak; toplumu korumaktır hedefiyle yola çıkmıştır.&#8221;</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><b>&#8220;Yeşilay Seferberliği Birlik İçinde Sürüyor&#8221;</b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sunumun devamında, Yeşilay verilerinden yola çıkılarak dünyanın ve Türkiye’nin bağımlılık konusunda nasıl bir resim içerisinde olduğu gösterildi. Dünya çapında ülkelerin bağımlılıklar sebebiyle ne denli büyüklükte maddi tahribatlar yaşadığının üzerinde duran Dr. Ömer Yahşi, &#8220;Bütün dünyada yayılan bu sessiz salgın yani bağımlılık, dalga gibi kapımıza dayanmış durumdadır ve Yeşilay seferberliği her mahallede birlik içinde ve inatçı bir şekilde mücadelesine devam edecektir.&#8221; dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamış olduğu ve Yeşilay’ın çalışmalarını sürdürdüğü bağımlılık türlerinden bahseden Dr. Ömer Yahşi, videolarla çarpıcı örnekler vererek bağımlılıkların nelere yol açabileceğini somut bir biçimde öğrencilere gösterdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr.Yahşi, &#8220;Madde bedeni uyuşturur ama asıl felç olan insanın umududur.&#8221; diyerek öğrencilere ithafen sözlerine şunları ekledi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>&#8220;Mesleğe başlarken kanunları ve sınırları koruyacağınıza yemin edeceksiniz. Bunun yanında özellikle milletin iradesini, toplumun onurunu ve gençlerin umudunu da koruma sözü vermenizi isterim. Çünkü umudu aldığımızda geriye kalanın önemi kalmaz. Gelecekte sizler şerefli mesleğiniz olan polisliği yaparken şunu unutmayın; vatan savunmasında sınırları korumakla birlikte zihinleri korumak da önemlidir. Herkesin nasip olmayacağı bir meslek seçtiniz. Bir öğretmen olarak insan inşasında ve savunmasında ortak bir gaye de olduğumuzu düşünüyorum.&#8221;</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Yahşi, Türkiye topraklarında yetişen önemli düşünürlerden;  Nurettin Topçu, Mahir Ahmet Tevfik İleri, Aziz Sancar ve Fuat Sezgin Oktay Sinanoğlu gibi isimlerin hayatlarından ilham alınacak örnekler vererek sunumunu tamamladı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İzmir&#8217;e kattığı hizmetlerin çok değerli olduğunu vurgulayan Yüksek Polis Akademisi Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu Müdürü Ökkeş Bulut, Yeşilay ile birlikteliğin öneminin altını çizerek &#8220;Yeşilay&#8217;ın her zaman yanında olacağız. Konuşmasından dolayı Yeşilay İzmir Şube Başkanı Başkanı Dr. Ömer Yahşi&#8217;ye teşekkürlerimi sunuyorum.&#8221; dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Program, çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilay-tarafindan-bagimlilikla-mucadele-konferansi-gerceklestirildi-588460">Yeşilay Tarafından &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aktive]]></category>
		<category><![CDATA[alınabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[altına]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Provokasyon]]></category>
		<category><![CDATA[provokasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, provokasyon eşliğinde Derin TMU (derin transkraniyal manyetik uyarım) tedavisinin obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi rahatsızlıklarda nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402">Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, provokasyon eşliğinde Derin TMU (derin transkraniyal manyetik uyarım) tedavisinin obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi rahatsızlıklarda nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Provokasyon uygulaması, çeşitli bozuklukların tedavisinde kullanılabilir!</strong></p>
<p>Derin TMU, Deep TMS, dTMS gibi isimlerle anılan ‘derin transkraniyal manyetik uyarım tedavisi’nin hastanın semptomlarının sistematik ve kontrollü bir şekilde geçici olarak tetiklenmesi olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu işlem, uzman bir klinik psikolog tarafından provokasyon uygulamasıyla gerçekleştirilir. Böylece semptomlarla ilişkili beyin devreleri aktive edilerek Derin TMU cihazının hedeflenen beyin bölgelerini daha etkili biçimde uyarması ve beyin aktivitesini düzenlemesi desteklenir.” dedi.</p>
<p>Etkisinin tek başına izole edilememiş olsa da araştırmaların, provokasyon eşliğinde yapılan uyarımın, provokasyonsuz uygulamalara kıyasla daha etkili olabileceğine işaret ettiğini dile getiren Aytop, “Provokasyon uygulaması, obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık başta olmak üzere, hekimin uygun gördüğü çeşitli bozuklukların tedavisinde Derin TMU’ya eşlik eden destekleyici bir yöntem olarak uygulanabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Provokasyonla tetiklenen obsesyonlar kompulsiyon gerçekleştirilmeden yönetilir!</strong></p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde provokasyonlu derin TMU kullanımından bahseden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Obsesyon, bireyin kontrol edemediği, rahatsız edici ve genellikle kişinin değerleri ya da inançlarıyla çelişen düşüncelerdir. Yoğun kaygıya neden olan bu düşünceler, tekrarlayan, istenmeyen imgeler veya dürtüler şeklinde ortaya çıkar. Kompulsiyon ise obsesyonlardan kaynaklanan kaygıyı azaltmak için yapılan, zihinsel ya da fiziksel olabilen tekrarlayıcı davranışlardır. Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı hafifletse de uzun vadede rahatsızlığın sürmesine neden olur.” dedi.</p>
<p>OKB’nin tedavisinde provokasyon uygulamasının, Derin TMU sırasında hastanın obsesyonlarını tetikleyen uyaranlara kontrollü bir şekilde maruz bırakılmasını içerdiğini kaydeden Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu takıntılı düşünceleri tetiklemede faydalı olabilecek çeşitli görsel materyallerden ve imajinasyon yönteminden yararlanılabilir. Örneğin, kir ve mikrop ile ilişkili obsesyonları olan bir hastaya kir ve mikrop temalı görseller gösterilerek obsesyonlarının aktive olması sağlanır. Provokasyonla tetiklenen obsesyonlar, hastada kompulsif davranış isteği uyandırır; ancak bu davranış gerçekleştirilmez. Bu süreç, işlevsel bozukluk gösteren beyin devrelerini aktive ederek Derin TMU’nun OKB ile ilişkili bölgeleri etkili bir şekilde modüle etmesini destekleyebilir.”</p>
<p><strong>Tetikleyicilere tekrarlı biçimde maruz bırakılmak, zamanla duyarsızlaşma gelişmesini sağlayabilir!</strong></p>
<p>Bu etkiye ek olarak, provokasyon uygulamasının bilişsel, duygusal ve davranışsal açıdan da tedavi sürecine katkı sağlayabildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Provokasyon sırasında hasta obsesyonlarıyla ilişkili tetikleyicilere tekrarlı biçimde maruz bırakıldığında, zamanla duyarsızlaşma (habituation) gelişebilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun takıntılı düşüncelerin daha sıradan hale gelmesine ve tetikleyici etkilerinin azalmasına katkıda bulunabildiğine açıklık getiren Aytop, “Böyle bir süreç, kaygı düzeyinde azalmaya, obsesyon–kompulsiyon bağı üzerinde zayıflamaya ve hastanın kompulsiyonlara başvurmadan kaygıyı tolere edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağımlılıkla ilişkili beyin devrelerinin aktive olması beynin daha etkili uyarılmasını sağlıyor!</strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde de provokasyon uygulamasının kullanıldığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Derin TMU sırasında kişinin bağımlılığıyla ilişkili uyaranlara sistematik bir şekilde maruz bırakılması yoluyla aşermesi tetiklenir. Bu uyaranlar görseller, videolar veya zihinsel imajinasyon yoluyla sunulabilir.” dedi.</p>
<p>Provokasyonla ortaya çıkan aşermenin, bağımlılıkla ilişkili beyin devrelerinin aktive olmasını sağladığına dikkat çeken Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu aktivasyon, Derin TMU cihazının hedeflenen beyin bölgelerini daha etkili bir şekilde uyarmasını kolaylaştırarak dopamin ve diğer nörotransmitterlerin salınımını düzenleyen kapsamlı bir nöromodülasyonu destekler. Ayrıca, provokasyon sırasında kişinin bağımlılıkla ilişkili tetikleyici uyaranlara sistematik biçimde maruz bırakılması, zamanla koşullanmış tepkilerinin zayıflamasına ve bu çeldirici uyaranlara karşı duyarsızlaşmasına katkı sağlayabilir. Böylece birey, aşermeyi tetikleyen faktörler ile bağımlılık davranışı arasındaki otomatik bağlantının zayıfladığını deneyimleyebilir. Bu süreç, aynı zamanda duygusal regülasyonu destekleyerek kişinin aşermeyi tolere etme ve yönetme kapasitesini güçlendirebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402">Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB, Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede farkındalığı artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-kumar-bagimliligiyla-mucadelede-farkindaligi-artiriyor-585154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2025 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığıyla]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sudem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585154</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, önemli bir halk sağlığı sorununa dönüşen kumar bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla "Kumar Bağımlılığı Paneli" düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-kumar-bagimliligiyla-mucadelede-farkindaligi-artiriyor-585154">İBB, Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede farkındalığı artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, önemli bir halk sağlığı sorununa dönüşen kumar bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla &#8220;Kumar Bağımlılığı Paneli&#8221; düzenledi. İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü (SUDEM) tarafından organize edilen etkinlik, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası iş birliğini de güçlendirmeyi hedefledi.</strong></p>
<p><strong>FARKINDALIK VE SAHA YETERLİLİĞİ VURGUSU</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), panel ile hem kumar bağımlılığı konusunda toplumsal farkındalığı yükseltmeyi hem de sahada vatandaşla doğrudan temas eden meslek elemanlarının (psikolog, sosyal hizmet uzmanı vb.) doğru bilgilendirme ve yönlendirme yapabilmeleri için gerekli bilgi ve donanıma sahip olmalarını amaçladı. Etkinliğe İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, bilim insanları ve İBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlıklarından uzman personel katıldı.</p>
<p><strong>TOPLUM SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN KRİTİK ADIMLAR</strong></p>
<p>Panelin açılış konuşmasını yapan Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, İBB&#8217;nin kumar ve madde bağımlılığı sorunlarına karşı yerel yönetimler bazında aktif çözümler geliştirmeye devam ettiğini belirtti. Eryiğit, konuşmasında şu kritik noktaları vurguladı:</p>
<p>“İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun vizyonu doğrultusunda, mevcut 9 SUDEM merkezimizi 2029 yılına kadar 15’e çıkararak daha geniş bir kitleye ulaşmayı planlıyoruz. Kumar bağımlılığı, kişinin kumar oynama davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesiyle ortaya çıkan ciddi bir halk sağlığı sorunudur ve diğer bağımlılıkların da başlangıç noktasını oluşturabilmektedir. Bu nedenle, kumar bağımlılığına neden olabilecek biyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel risk faktörlerini anlamak önem taşımaktadır. Kumar bağımlılığı; ruhsal çöküntü, sosyal ilişkilerde bozulma, finansal kayıp, boşanma, intihar gibi çok ağır sonuçlar doğurmasının yanı sıra alkol ve sigara bağımlılığını tetikleyerek ağır fizyolojik hasarlara neden olabilmektedir.”</p>
<p><strong>ALANINDA UZMAN İSİMLER ÖNEMLİ KONULARI ELE ALDI</strong></p>
<p>Çorbada Tuzun Olsun Derneği (ÇOTUN) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Evren Tüfekçi&#8217;nin moderatörlüğünü üstlendiği panelde; Prof. Dr. Kültegin Ögel, Prof. Dr. Cemal Onur Noyan, Uzman Psikolog Kinyas Tekin, Dr. Öğretim Üyesi Belma Yön, Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Zengin Yazıcı ve Araştırma Görevlisi Betül Buzluk birer sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>Oturumlarda, &#8220;Kumar Bağımlığı: Bilmemiz Gerekenler,&#8221; &#8220;Kumar Bağımlılığı Tedavisi,&#8221; &#8220;Kumar Bağımlılığında Aile ile Çalışma,&#8221; &#8220;Bağımlılığın Dijital Yüzü: Sanal Bahis,&#8221; &#8220;Kumar Bağımlılığında Ergoterapi&#8221; ve &#8220;Dijital Evren ve Kumar Bağımlılığı&#8221; gibi güncel ve önemli başlıklar detaylıca ele alındı.</p>
<p><strong>KAPSAMLI BAĞIMLILIKLA MÜCADELE HİZMETLERİ</strong></p>
<p>Sosyal Uyum Destek Merkezleri (SUDEM), tütün, alkol, madde kullanım bozukluğu, kumar ve ekran (teknoloji, sosyal medya, online oyun vb.) bağımlılığı alanlarında hizmet veriyor.</p>
<p>Merkezlerde, bağımlılığa yönelik farkındalığın artırılması amacıyla, bağımlılık tanısı almış bireylere ve yakınlarına yönelik danışmanlık ve bilgilendirme hizmetleri sunuluyor. Kişinin ihtiyacına göre arındırma, tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine yönlendirme çalışmaları yapılıyor.</p>
<p><strong>SOSYAL VE MESLEKİ DESTEK</strong></p>
<p>Ayrıca bireysel psikoterapi, aile/grup çalışmaları ve psikoeğitimler ile bağımlılık tanısı almış bireylerin toplumsal hayata katılımının arttırılması, bireysel ve çevresel sorunlarla başa çıkma becerilerinin kazandırılması amaçlanıyor. Bunların yanı sıra; kültür, sanat ve sosyal etkinlikler ile rehabilitasyon süreçleri desteklenirken, iş/uğraş terapisi hizmetleriyle de bireylere çeşitli mesleki bilgi ve becerilerin kazandırılması, bağımlılık tanısı almış birey ve yakınlarının iş yaşamına ve sosyal hayata uyumunun artırılması hedefleniyor. </p>
<p><strong>HİZMET VERİLEN SUDEM BİRİMLERİ</strong></p>
<p>Toplamda 9 merkezle hizmet veren SUDEM birimleri şunlar:</p>
<ul>
<li>SUDEM Bağcılar</li>
<li>SUDEM Sultanbeyli</li>
<li>SUDEM Esenyurt</li>
<li>SUDEM Sultangazi</li>
<li>SUDEM Ataşehir</li>
<li>SUDEM Arnavutköy</li>
<li>SUDEM Beyoğlu</li>
<li>SUDEM Sancaktepe</li>
<li>SUDEM Tuzla</li>
</ul>
<p>153 Çözüm Merkezi üzerinden SUDEM birimleri ve hizmetleri ile ilgili detaylı bilgi alınabilir. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-kumar-bagimliligiyla-mucadelede-farkindaligi-artiriyor-585154">İBB, Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede farkındalığı artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye'nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; verdi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen konferans NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu ve Çarşı Yerleşke Emin Nebi Salonu&#8217;ndan hibrit olarak takip edildi.</p>
<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasına öğrencilere &#8220;Merhaba, hoş geldiniz&#8221; diyerek başladı ve Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yaşamlarının en keyifli yıllarını geçirecekleri bir yuva olduğunu belirtti. Öğrencileri başarılı bir dört yıl geçirmeye ve bu dönemin tadını çıkarmaya davet eden Prof. Dr. Atasoy, çap yapanların veya yüksek lisans, doktora programlarına devam edenlerin üniversiteyle bağlarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>Uyuşturucu ve genel olarak bağımlılıkla mücadelenin tüm dünyada, her yaş grubunda karşılaşılan küresel bir sorun olduğunu, mücadelenin zorunluluğunu ve günümüzde artan önemini ele alan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın günümüzün sorunu olmadığını, on binlerce yıl önce bile insanoğlunun bitkileri farklı amaçlarla tükettiğini aktardı.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler ve denetim</strong></p>
<p>Hiçbir ülkenin tek başına bu salgınla mücadele edemeyeceğinin anlaşılması üzerine, 1900&#8217;lerin başından itibaren uluslararası iş birliğinin başladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, günümüzde Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu 1961, 1971 ve 1988 tarihli üç büyük uluslararası sözleşmenin bağımlılıkla mücadelede temel teşkil ettiğini, bu sözleşmelerin arz ve taleple mücadele ettiğini, denetim altındaki maddelerin (esrar, kokain, morfin, eroin, LSD, metamfetamin gibi) sadece bilimsel ve tıbbi amaçla kullanılması gerektiğini öngördüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, bu sözleşmelerin uygulanmasını denetleyen 13 kişilik bir müfettişler grubunun (Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu) bulunduğunu ve kendisinin de bu kurulun başkanı olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Güncel durum ve yeni tehditler</strong></p>
<p>Günümüzde de madde bağımlılığı sorununun devam ettiğini, bazı ülkelerin madde kullanıcılarına hapis hatta idam cezası verdiğini, ancak buna rağmen bağımlılık oranlarının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atasoy, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yüz binlerce ölüme neden olan, eroinden 50-100 kat daha güçlü fentanil maddesinin tehlikelerine dikkat çekti.</p>
<p>“Bir toplu iğne başı kadar kullanımı bile insanları felç edip ölüme götürebiliyor” diyen Prof. Dr. Atasoy, Fentanil&#8217;in şu anda Doğu Avrupa ülkelerine doğru geldiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Atasoy, sadece arzla mücadelenin (satıcıları toplama, gümrük kontrolleri vb.) yeterli olmadığını, kaçakçıların denizaltılar gibi akıl almaz tekniklerle madde taşıdıklarını belirterek, &#8220;Bir ürüne talep varsa eğer mutlaka bir şekilde insanlar onu bulurlar veyahut da ona benzer başka bir maddeyi ararlar ve kullanırlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığı</strong></p>
<p>Bağımlılığın orta çağda ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar bir &#8220;ahlaki mesele&#8221; olarak görüldüğünü, bağımlı kişilerin ahlaksızlıkla suçlandığını anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, ancak günümüzde bu algının değiştiğini ve bağımlılığın &#8220;zararlı sonuçlarına rağmen tekrarlayan madde kullanımıyla karakterize edilen tıbbi bir durum&#8221; olarak tanımlandığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır&#8221; diyerek, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm tıp sektörünün bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul ettiğini, bu kronik hastalığın nüks edebileceğini ve engellenemediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Küresel uyuşturucu kullanımı artıyor</strong></p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen dünya genelinde uyuşturucu kullanımının arttığını dile getiren Prof. Dr. Atasoy, “Artmasının elbette değişik nedenleri var. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, tabii ki bunların başta gelen sebepleri arasında. Stresin yüksekliği, savaşlar vesaire bir sürü parametre insanların kimi zaman daha az uyumak, daha çok çalışmak, daha uzun aç kalmak ya da dertlerini unutmak için başvurduğu bir çözüm yolu.” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl dünya genelinde bilinen yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını açıklayan Prof. Dr. Atasoy, “Bu kişilerin oranı, 15–64 yaş arasındaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor; başka bir deyişle, bu yaş grubundaki her 100 kişiden 6’sı en az bir madde kullanmış durumda. Bu oran muhtemelen daha da yüksek; çünkü istatistikler genellikle 15 yaş altı ve 64 yaş üstü grupları kapsamıyor; oysa bu yaş aralıklarında da madde kullananlar bulunuyor. Geçen yıl madde kullanıcılarının yaklaşık 244 milyonu esrar kullanımıyla öne çıktı; yani esrar, küresel madde kullanımında bir numaralı madde konumunda. Bazı ülkelerde esrarın serbestleştirildiği yönünde algılar olabilse de gerçek şu ki, esrar kullanımı hiçbir ülkede koşulsuz ve kayıtsız serbest değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne karnından itibaren tehlike başlıyor</strong></p>
<p>Esrarı sentetik opioidler, doğal opiatlar, amfetaminler ve kokain gibi maddelerin takip ettiğini anlatan Prof. Dr. Atasoy, &#8220;10 bağımlıdan dokuzu madde kullanımına 21 yaşından önce başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Niye tehlikeli? Çünkü demek ki önleme ve farkındalık yapılacaksa eğer, 21 yaşından çok önce başlamak gerekir. Çünkü bağımlıların yüzde 90&#8217;ı çok daha küçük bir yaşta. Yani lisede, ortaokulda, hatta ilkokulda belki de… Veyahut da annesi hamileyken diyelim ki bir madde kullanmışsa, o yüzden ta o noktadan, anne karnından itibaren böyle bir tehlikenin içinde yaşamaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Üniversite yıllarının bir dönüm noktası olduğunu ve bu dönemde verilen kararların sağlık, eğitim, kariyer ve aile hayatını ciddi şekilde etkileyeceğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Şu anda doğru karar vermek durumundasınız. Nasıl vereceksiniz doğru kararları? Ama öncelikli olarak hayır demesini öğrenmeniz gerekir. Alkol, kuşkusuz toplumda en fazla zarar veren maddeler arasında yer alıyor. Neyse ki Türkiye’de alkol kullanımı Batı ülkelerindeki veya bazı başka bölgelerdeki düzeylere ulaşmamış durumda.”</p>
<p><strong>Antidepresan bağımlılığı yaygın bir sorun</strong></p>
<p>Öte yandan “yasadışı maddeler” olarak adlandırılan ve kullanım/üretim/dağıtımı sınırlandırılan çok çeşitli kimyasal ve doğal maddeler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Mantar veya bitki kaynaklı bileşenlerden, laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmiş tozlara kadar geniş bir yelpaze insanlarda bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca bağımlılık yalnızca yasadışı maddelerle sınırlı değil: reçeteyle verilen bazı ilaçlara da bağımlılık gelişebiliyor. Antidepresanlar, anksiyolitikler ve uyku ilaçları gibi reçeteli müstahzarların kötüye kullanımı ve bağımlılığı yaygın bir sorun. Türkiye’de özellikle kadınların karşılaştığı bağımlılık vakalarında, esrar, eroin veya sentetik uyuşturucular kadar reçeteli ilaç bağımlılığının da önemli bir yer tuttuğu gözleniyor. Reçeteli ilaçların arkadaşlara verilmesi, reçetesiz kullanım, kaçakçılık ve sahte ilaç dolaşımı gibi sorunlar da mevcut; bu nedenle ilaçların doğru kullanımının denetlenmesi ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, sosyal medya (günde 6-7 saat Instagram, Twitter, TikTok kullanımı gibi) gibi davranış bağımlılıklarının da iş, eğitim, gündelik yaşam ve sağlığı olumsuz etkilediğini kaydederek, “Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar. Yiyecekler de bağımlılık yapar&#8221; diyerek konunun genişliğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bağımlılığın nedenleri neler?</strong></p>
<p>&#8220;Acaba ben bağımlı olur muyum?&#8221; sorusuna yanıt arayan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını, genetik yatkınlık, ailede madde kullanımı, arkadaş çevresi ve toplumdaki kabul gibi birçok risk faktörünün bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin!</strong></p>
<p>Konferansının sonunda öğrencilere somut tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Atasoy şunları dile getirdi:</p>
<p>“Uyuşturucu bulunduğunu tahmin ettiğiniz ortamlardan mutlaka uzak durun (pasif içicilik riskine dikkat çekti). Uyuşturucu kullanmayan arkadaşlıklar edinin ve madde kullanan arkadaşlarınızı profesyonel destek almaya yönlendirin. Bir hayat kurtarırsınız bu sayede. En sıkıntılı ya da keyifli anlarınızda size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin. Stresle başa çıkmayı öğrenin. Spor, basit egzersizler, yürüyüşler, nefes egzersizleri ve müzik dinleme stresi azaltır. Kısacası, beyninizi koruyun çünkü bu bir beyin hastalığıdır. Sağlık en değerli hazinedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde dijital çağda aile iletişiminde bağımlılık riski masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-dijital-cagda-aile-iletisiminde-bagimlilik-riski-masaya-yatirildi-579112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişiminde]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) tarafından EKAM Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay koordinatörlüğünde  “Dijital Bağımlılık ve Aile İçi İletişime Etkileri Paneli” düzenlendi. Çevrimiçi yapılan panelde konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-dijital-cagda-aile-iletisiminde-bagimlilik-riski-masaya-yatirildi-579112">Ege Üniversitesinde dijital çağda aile iletişiminde bağımlılık riski masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) tarafından EKAM Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay koordinatörlüğünde  “Dijital Bağımlılık ve Aile İçi İletişime Etkileri Paneli” düzenlendi. Çevrimiçi yapılan panelde konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek yer aldı. Etkinliğe Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Vildan Koçoğlu Gündoğdu,  müdür yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay ve Doç. Dr. İlkay Südaş, akademisyenler ve  öğrenciler katıldı. Panelde, dijitalleşmeyle birlikte değişime uğrayan aile yapısı; &#8220;dijital yerliler&#8221; ve &#8220;dijital göçmenler&#8221; kavramları üzerinden incelenerek, dijital bağımlılığın aile ve toplum üzerindeki yansımaları kapsamlı bir şekilde tartışıldı.</p>
<p>Panelde konuşan EKAM Müdürü Doç. Dr. Vildan Koçoğlu Gündoğdu,  “Bugün, son yılların en büyük problemlerinden biri üzerinde duracak ve bazı önlemlerle neler yapabileceğimizi tartışacağız. Aileleri bilinçlendirmek ve kendimizi bu yöne adamakla bazı olumsuzlukların üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Akademisyenler olarak biz bu konunun oldukça içindeyiz; araştırmalarımızı yürütürken yapay zekadan da faydalanıyoruz. Belki de teknolojinin olumlu yönlerini daha çok kullandığımız için, olumsuz taraflarını daha az görüyoruz. Bu bağlamda, kamu spotlarının hazırlanması ve seminerlerin düzenlenmesinin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Ayrıca, daha büyük otoritelerin getireceği kısıtlamalar işi kolaylaştıracaktır. Örneğin; çeşitli sosyal medya uygulamalarının sınırlandırılarak açılması, eğitim içerikli olması ve yaş sınırlarının getirilmesi gibi önlemlerle daha fazla yol kat edilebilir. Değerli bilgilerini bizimle paylaşacak olan Prof. Dr. Gülsüm Şimşek hocamıza teşekkür ederiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Dijitalleşme aile yapısını değiştirdi”</b></p>
<p>Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sinem Utanır Altay ise, “Toplumun temel yapı taşı olan ailenin geleneksel yapısı, dijitalleşmeyle birlikte değişime tâbi olmuştur. İnternetle birlikte yaşamımıza ‘dijital yerliler’, ‘dijital göçmenler’, ‘dijital aileler’ gibi kavramlar girmiştir ancak dijitalleşme, pozitif yanlarıyla birlikte negatif unsurları da hayatımıza dâhil etmiştir. Birey, aile ve toplum olarak dijital ortamdan soyutlanmadan sağlıklı bir şekilde hayatımızı devam ettirebilmek için dijital farkındalığımızın olması gerekmektedir. Bu konferans kapsamında, geleneksel aileden dijital aileye dönüşümü, dijitalleşmenin ailede eşler arasındaki etkisi, dijitalleşmenin ailede çocuklara ve çocuk-ebeveyn ilişkisine etkisi, dijitalleşmenin olumlu-olumsuz özellikleri, dijital bağımlılığın belirtileri, dijital bağımlığın topluma yansımaları gibi konuların yanında, Dijital dünya bizleri nasıl içine çekiyor? Bilinçli ‘dijital anne-baba’ olabilmek için neler yapabiliriz? gibi sorular çerçevesinde tartışacağız” diye konuştu.</p>
<p><b>“Dijital bağımlılık ciddi bir problemdir”</b></p>
<p>Kişilerin sanal ortamlarda daha fazla vakit geçirmesine neden olan etmenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek, “Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla artan dijital bağımlılık, özellikle aile yapısındaki sorunlardan beslenen ciddi bir problem olarak öne çıkmaktadır. Boşanma, aile içi şiddet, tutarsız ebeveynlik tutumları ve çocuklara söz hakkı tanınmayan baskıcı ortamlar, gençleri ve çocukları dijital dünyaya itmektedir. Bireysel faktörler olarak ise yalnızlık hissi, sosyalleşme zorlukları, utangaçlık ve düşük özgüven gibi kişilik özellikleri, kişilerin sanal ortamlarda daha fazla vakit geçirmesine neden olmaktadır. Bu durum, aile içi iletişimi zayıflatmakta ve nesiller arası bağı kopararak dijital bir aile modeline geçişi hızlandırmaktadır. Dijitalleşme, bilgiye erişim ve uzaktakilerle iletişim gibi faydalar sunsa da, bilinçsiz kullanım bu olumlu yönleri gölgede bırakmaktadır” dedi</p>
<p><b>“Çocuklar savunmasız kalıyor”</b></p>
<p>Bazı oyunların çocukların zihinsel gelişimini sekteye uğrattığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek, “Dijital bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkileri psikolojik, fiziksel ve sosyal boyutlarda kendini göstermektedir. Psikolojik olarak kaygı, nomofobi, depresyon ve sosyal medyadaki ‘mükemmel’ hayatların yarattığı yetersizlik hissi yaygınlaşmaktadır. Fiziksel olarak ise mavi ışığa maruz kalmaya bağlı uyku bozuklukları, boyun düzleşmesi gibi iskelet sistemi sorunları ve hareketsiz yaşam tarzı öne çıkmaktadır. Sosyal açıdan, yüz yüze iletişimin zayıflaması, empati ve çatışma çözme gibi becerilerin körelmesi en büyük tehlikelerdendir. Özellikle çocuklar, zihinsel gelişimlerinin sekteye uğraması ve ‘Mavi Balina’ gibi oyunlar veya manipülatif yapay zeka sohbetleri aracılığıyla intihara kadar sürüklenebilen tehlikelere karşı savunmasız kalmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bütüncül yaklaşımla mücadele edilmeli”</b></p>
<p>Dijital bağımlılıkla bütüncül bir yaklaşımla mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Şimşek, “Bu çok yönlü sorunun çözümü, bireysel, ailesel ve toplumsal düzeyde atılacak adımları gerektirmektedir. Aileler için ‘dijital ebeveynlik’ kavramı çerçevesinde bilinçlenmek, çocukların ekran sürelerine sınırlar koymak, çevrimiçi aktivitelerini denetlemek ve onlarla diyalog kurmak kritik önem taşımaktadır. Eğitim sisteminde dijital okuryazarlık derslerinin yaygınlaştırılması ve devlet tarafından kamu spotları hazırlanması gibi politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, akademik başarısızlık, iş gücü verimliliğinde düşüş ve Türkiye&#8217;de her üç gençten birini etkileyen ‘ev genci’ olmak gibi toplumsal sorunların derinleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle dijital bağımlılık, domino etkisi yaratan bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalı ve bütüncül bir yaklaşımla mücadele edilmelidir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-dijital-cagda-aile-iletisiminde-bagimlilik-riski-masaya-yatirildi-579112">Ege Üniversitesinde dijital çağda aile iletişiminde bağımlılık riski masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, bağımlılıkla mücadelede umut oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bagimlilikla-mucadelede-umut-oluyor-571599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 09:26:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bağımlılıkla mücadele kapsamında açtığı merkezlerde 7/24 yatılı eğitim desteği sunuyor. Öfke, stres ve pişmanlık gibi duygularla baş etme becerileri kazandıran merkez, yüzlerce kişiye yeni bir başlangıç imkânı tanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bagimlilikla-mucadelede-umut-oluyor-571599">Büyükşehir, bağımlılıkla mücadelede umut oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bağımlılıkla mücadele kapsamında açtığı merkezlerde 7/24 yatılı eğitim desteği sunuyor. Öfke, stres ve pişmanlık gibi duygularla baş etme becerileri kazandıran merkez, yüzlerce kişiye yeni bir başlangıç imkânı tanıyor.</p>
<p><b>40 KİŞİ KAPASİTELİ İKİ MERKEZ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü bünyesinde 2022 yılından bu yana bağımlılık sorunu yaşayan vatandaşlara yönelik hizmetler sürüyor. Toplam 40 kişi kapasiteli iki merkezde üç ay süren özel bir eğitim programı uygulanıyor.</p>
<p><b>BİREYSEL VE GRUP TERAPİLERİ</b></p>
<p>Program süresince bireysel ve grup psikoterapileri, manevi değerler eğitimi, bağımlılık üzerine hazırlanmış dersler ve sosyal aktiviteler yer alıyor. Danışanların öfke, stres, pişmanlık gibi riskli duygularla başa çıkabilme becerisini kazandıran merkez, bağımlılıkla mücadeleye destek olarak topluma değer katıyor.</p>
<p><b>AİLELERE YEDİ HAFTALIK EĞİTİM</b></p>
<p>Sadece bağımlı bireyler değil, aileler de programın bir parçası oluyor. 7 haftalık eğitimlerle ailelerin bağımlılık hastalığını doğru tanıması ve sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmesi sağlanıyor. Eğitim sürecinde ayrıca bağımlılığı geride bırakmış eski kullanıcılar rehberlik yaparak danışanların motivasyonunu artırıyor.</p>
<p><b>MEZUNİYET VE YENİDEN KATILIM İMKÂNI</b></p>
<p>Üç ayın sonunda danışanlar ve aileleri değerlendirilerek “mezuniyet” sürecine geçiyor. Riskli görülen bireyler yeniden programa dahil edilerek iyilik hallerinin sağlam temellere oturtulması sağlanıyor. Bu süreçte bağımlılıktan kaynaklı yasal süreçler ve sağlık problemleri de takip ediliyor.</p>
<p><b>TOPLUMSAL HUZURA KATKI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğü çalışmalarla sadece birey ve ailelerini değil, suç oranlarını azaltarak toplumun huzurunu da artırmayı hedefliyor. Ayrıca bu programın diğer kurum ve kuruluşlara da örnek olması amaçlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-bagimlilikla-mucadelede-umut-oluyor-571599">Büyükşehir, bağımlılıkla mücadelede umut oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Bağımlılık Beyin Fonksiyonlarını Olumsuz Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-bagimlilik-beyin-fonksiyonlarini-olumsuz-etkiliyor-556081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:43:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonlarını]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda bilinirliği hızla artan kavram dijital bağımlılık; bireyin telefon, tablet, bilgisayar gibi dijital cihazları ya da internet aracılığıyla sosyal medya veya çevrim içi oyunlar gibi içerikleri kontrolsüz ve aşırı şekilde kullanması anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-bagimlilik-beyin-fonksiyonlarini-olumsuz-etkiliyor-556081">Dijital Bağımlılık Beyin Fonksiyonlarını Olumsuz Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplumda bilinirliği hızla artan kavram dijital bağımlılık; bireyin telefon, tablet, bilgisayar gibi dijital cihazları ya da internet aracılığıyla sosyal medya veya çevrim içi oyunlar gibi içerikleri <strong>kontrolsüz ve aşırı şekilde kullanması anlamına geliyor. </strong>Bu sorunun; kişinin <strong>günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini, akademik veya mesleki işlevselliğini</strong> olumsuz etkileyebilecek ciddi bir problem olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Sosyal medyada, video oyunları, arkadaşlık uygulamaları, çevrim içi araştırma, alışveriş, haber takibi gibi kontrollü tüketildiği zaman fayda sağlayabilecek kullanımları, bağımlılıktan korunarak sürdürmek önemli” dedi.</strong></p>
<p>Dijital bağımlılık beynin; ödül işleme, dürtü kontrolü ve duygusal düzenleme gibi temel işlevlerinden sorumlu bölgelerini etkileyen nöropsikolojik bir sorundur. Dopamin salınımının tetiklenmesiyle bağımlılığın pekiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Dijital içerikler beyindeki bazı bölgelerde dopamin salınımını sürekli teşvik ederek kısa vadeli haz beklentisini artırır. Bu durum zamanla odaklanma, ruh hali düzenleme ve sağlıklı ilişkiler kurma becerilerini zayıflatır. Beynin en çok etkilenen bölgelerden biri olan karar verme ve öz denetimden sorumlu prefrontal korteks, dijital bağımlılarda hem yapısal hem işlevsel olarak zayıflar. Ayrıca duygusal tepkiler açısından amigdala, dikkat ve çoklu görev becerileri noktasında da parietal lob da zarar görür. Tüm bu değişimler, dikkat süresini kısaltır ve odaklanma güçlüğüne yol açar. Bu nedenle dijital bağımlılığın erken fark edilerek önüne geçilmesinin, beyin sağlığı açısından kritik olduğunu unutmamak gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Dijital dünyaya bağımlı olanlar daha çok erteliyor </strong></p>
<p>Aşırı dijital kullanımının, bireyleri çevrim içi etkileşimlere öncelik verir hale getirebileceğine dikkat çeken Tezel, “Bu durum; aile üyeleri, arkadaşlar ve partnerlerle yüz yüze iletişimin ve birlikte geçirilen kaliteli zamanın azalmasına yol açarak ilişkilerde çatışmalara neden olabilir. Aslında teknoloji, kişiler arasındaki mesafeleri ortadan kaldırarak sosyal bağları güçlendirme imkânı yaratsa da dozu kaçırıldığı takdirde kişinin tam tersi şekilde sanal dünyaya yoğunlaşarak sosyal bağlarının zayıflamasına ve yalnız hissetmesine yol açabilir. Buna ek olarak akademik, mesleki ve kişisel alanlarda erteleme, dikkat dağınıklığı ve verimlilik kaybı gözlemlenebilir. Bireyler dijital dünyada geçirdikleri süreyi kontrol altına alamazlarsa, odaklanma ve dikkati sürdürme becerileri zayıflamaya başlar” dedi.</p>
<p><strong>Risk altındaki grup 9-18 yaş arası </strong></p>
<p>Dijital bağımlılığın en çok çocukları ve ergenleri etkilediğini paylaşan Tezel, “Özellikle bilişsel gelişimini henüz tamamlamamış 9-18 yaş arası; dürtü kontrolü ve öz denetim becerisi yeteri kadar olgunlaşmadığı için dijital uyaranlara karşı daha hassastır. Bu yaş grubunda bulunan sosyal medya, oyun ve çevrim içi etkileşimlere yönelik yüksek ilgi, bağımlılık riskini artırır. Yetişkinlerde de dijital bağımlılık görülebilir ancak gelişmiş otokontrol becerileri sayesinde risk daha düşüktür. Özellikle 10-15 yaş arası bireylerde hafıza ve karar verme gibi aktif düşünme süreçlerinden sorumlu yürütücü kontrol ağına ait beyin bölgelerinde işlevsel bağlantıların genel olarak azaldığını ortaya koyan çalışmalar var. Bu konuda yapılan çeşitli araştırmalara göre hem dijital araçlara bağımlı hem de çalışan ebeveynlere sahip ergenler, daha yüksek risk taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Sanal dünyaya düşkünlük uyku düzenini de bozuyor</strong></p>
<p>Yapılan bir çalışmaya göre teknoloji bağımlılarının uyku problemi yaşama olasılığının, bağımlı olmayan bireylere kıyasla 2,2 kat daha yüksek olduğunu paylaşan Tezel, “Yine aynı araştırmaya göre, bağımlı bireylerin uyku süresinin normal bireylere göre daha sağlıksız ve kısa olduğu da göz önüne serilmiştir. Aynı zamanda sosyal medya kullanımının gençler arasındaki artışı, özellikle genç kızların öz güveni ve beden memnuniyetini de zedeliyor. Bazı araştırmalar, medya içeriklerinin beden memnuniyetsizliği ve yeme bozukluklarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor, bazı içeriklerin; kıyaslama, kendini-yaşantısını-bedenini beğenmeme, suçlama, öz değer eksiklikleri, öfke ve motivasyon düşüklüğüne sebep olabileceğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-bagimlilik-beyin-fonksiyonlarini-olumsuz-etkiliyor-556081">Dijital Bağımlılık Beyin Fonksiyonlarını Olumsuz Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailede sigara kullanımı, bağımlılık riskini 2-3 kat artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ailede-sigara-kullanimi-bagimlilik-riskini-2-3-kat-artiriyor-541363</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 11:58:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ailede]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını” olarak tanımlanan sigara bağımlılığının tedavi gerektiren bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, “Nikotin 10 saniyede beyne ulaşarak dopamin salgılatır ve bu yolla daha fazla keyif vererek daha fazla içme isteği uyandırır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailede-sigara-kullanimi-bagimlilik-riskini-2-3-kat-artiriyor-541363">Ailede sigara kullanımı, bağımlılık riskini 2-3 kat artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını” olarak tanımlanan sigara bağımlılığının tedavi gerektiren bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, “Nikotin 10 saniyede beyne ulaşarak dopamin salgılatır ve bu yolla daha fazla keyif vererek daha fazla içme isteği uyandırır” dedi. Sigara bağımlılığında ailenin önemli bir faktör olduğunu ifade eden Prof. Dr. Toprak, “Araştırmalar ailesi sigara içen çocukların ileride sigara kullanma ihtimalinin içmeyenlere göre 2-3 kat fazla olduğunu söylüyor” uyarısında bulundu. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ilan edilen 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sigara bağımlılığının bir hastalık olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara, en hızlı yayılan ve en uzun süren salgın</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), sigarayı “dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını” olarak tanımladığını kaydeden Prof. Dr. Dilek Toprak, “Bağımlılık, kullanım üzerinde kontrol kaybı ile karakterizedir. Durmadan kullanmak değildir, kullanmaya başlayınca bırakamamaktır ve bir hastalıktır. Sigara bağımlılığı, tedavi gerektiren, relapslarla seyreden, mortalitesi yüksek, kronik, salgın bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü, sigarayı ‘dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını’ olarak tanımlamaktadır. Sigara içimi/bağımlılığı, DSÖ tanımıyla bir hastalık olan sigara bağımlılığının tedavisi hekimin görevleri arasındadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigaraya bağımlılığı, özel testle belirleniyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara içiminin sosyal, fiziksel ve psikolojik bağımlılık boyutları olduğunu kaydeden Prof. Dr. Toprak, “Yani kişi sadece ruhsal olarak sigara içme bağımlısı değildir. Aynı zamanda sigara içinde bulunan nikotin, kişiyi biyolojik olarak da sigaraya bağımlı yapar. Nikotin, bağımlılık yapıcı, psikoaktif yani uyarıcı bir maddedir. Biz sigara bağımlılığını değerlendirirken özel bir test kullanırız. Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FBNT) Sigara bağımlılığının değerlendirilmesinde oldukça yaygın kullanılan 6 soruluk bir testtir. Bu testte aşağıda belirtilen durumlar göz önüne alınarak puanlama yapılır. Kişinin aldığı puan ne kadar yüksekse bağımlılığı da o kadar fazla olarak değerlendirilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Günde içilen sigara miktarı </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Sabah uyanınca 30 dakika içinde ilk sigaranın içilmesi; </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Sabah saatlerinde daha fazla sigara içilmesi; </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Sigara içmenin yasak olduğu toplu yerlerde sıkıntı yaşanması; </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Kişiyi yatağa bağlayan hastalık durumlarında bile sigara içiminin sürdürülmesidir </span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nikotin 10 saniyede beyne ulaşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının esas nedeninin sigara içindeki nikotin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Toprak, “Nikotin çok güçlü bir uyarıcı, bağımlılık yapıcı maddedir. 10 saniyede beyne ulaşarak dopamin salgılatır ve bu yolla daha fazla keyif vererek daha fazla içme isteği uyandırır. Nikotin yani sigara, kolay ulaşılabilir ve ucuzdur” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailesinde sigara kullanan çocukta risk 2-3 kat fazla</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bağımlılığında ailenin önemli bir faktör olduğunu ifade eden Prof. Dr. Toprak, “Araştırmalar ailesi sigara içen çocukların ileride sigara kullanma ihtimalinin içmeyenlere göre 2-3 kat fazla olduğunu söylüyor. Ailedeki problemler, aile içi iletişim ve bağların zayıf olması, düşük özgüven, stresle başa çıkmada zorlanma, hayır diyememe gibi faktörler de gençlerin sigaraya yönelmesinde etkili. Eğer arkadaşları sigara kullanıyorsa, çocuğunuza sigara teklif edilmiş veya edilecek olma ihtimali yüksek” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kardeşler arasında farklılık görülebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bağımlılığında kimi zaman iki kardeş arasında bile farklılık görülebildiğini, bunda çevresel faktörlerin etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Toprak, “Sigara bağımlılığında aile çok önemlidir. Anne ve/veya babanın sigara içmesi, çocuklara rol model olması elbette önemli. Ancak özellikle ergenlik dönemi ve daha sonrasında kişinin çevresi, arkadaşları, sosyoekonomik durumu, stresle baş etme gücü, yalnız yaşayıp yaşamaması gibi faktörler önem taşır. Bu faktörler de iki kardeş arasında bile fark yaratabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genetik geçiş, yüzde 56 etkili</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının diğer birçok bağımlılık gibi hem genetik hem de çevresel yönleri olan kompleks bir davranış olduğunu kaydeden Prof. Dr. Toprak, “Sigara bağımlılığında genetik geçiş; aile çalışmaları, ikiz çalışmaları ve moleküler genetik çalışmalar ile araştırılmıştır. Sigara bağımlılığının genetiğinde klasik kalıtım örüntüsü izlenmemektedir. İkizlerle yapılmış 14 farklı çalışmanın değerlendirildiği bir gözden geçirme çalışmasında nikotin bağımlılığının yüzde 56 genetik, yüzde 24 ailesel, yüzde 29 çevresel faktörlerden kaynaklandığı ifade edilmiştir.  Yapılan çalışmalar sigara bağımlılığının gelişiminde çevresel faktörlerin sigara içmeye başlama ile, genetik faktörlerin ise düzenli içicilikten bağımlılığa geçişte daha belirgin bir rol oynadığını göstermiştir. Farklı çevresel faktörlere ek olarak, küçük etkiye sahip birçok genin nikotin bağımlılığına olan genetik yatkınlıktan sorumlu olduğuna inanılmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı bırakmak mümkündür</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Toprak, “Sigarayı elbette bırakmak mümkündür. Sigaranın bıraktırılması, en az sigaranın neden olduğu hastalıkları tedavi etmek kadar (hatta daha fazla) önemlidir. Tedavide amaç, sigara kullanımın azaltılması değil tümden bırakılmasıdır. Sigara alışkanlığından vazgeçmek için her şeyden önce kişinin sigarayı bırakma konusunda istekli olması gerekir. Her hastaya etkin tedavilerin varlığı anlatılmalı ve tedavi önerilmelidir. Tek tek, grup ya da telefon görüşmeleri tedavi etkinliğini artırır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara bırakmada iki tedavi yöntemi var</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigaranın bırakılmasına yardımcı olmak için birçok yöntem geliştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Toprak, “Bütün sigara bırakma yöntemlerinin sigaranın bırakılmasındaki başarıları farklı olmakla birlikte amaçları kişide sigara içimine bağlı gelişen psikolojik bağımlılığın ve fiziksel bağımlılığının üstesinden gelmektir. Sigara bırakmada kullandığımız, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yöntemleri ruhsal (davranışsal) tedavi ve ilaç tedavisi olarak iki ana başlıkta toplayabiliriz. En başarılı sonuçlar ruhsal tedavilerin ilaç tedavileriyle birlikte kullanımı ile elde edilmektedir. Bunların başlıcaları bilişsel davranışçı terapi, bireysel ya da grup terapileri, hipnoz, ruhsal eğitim ve bilgilendirme yaklaşımlarını içerir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilimsel olarak kanıtlanmamış yöntemlere başvurulmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara kullanımında etkili olduğu iddia edilen ancak bilimsel olarak kanıtlanmamış yöntemler konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Dilek Toprak, “Bilimsel olmayan yöntemlerin, kulaktan dolma önerilerle denenmemesi gerekir.  Özellikle internetten ne olduğu bilinmeyen bitki ve macun gibi öneriler son derece tehlikeli olabilmektedir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle Sağlık Bakanlığı destekli, Türkiye genelinde 400’den fazla sigara bırakma polikliniklerinin bu konuda en önemli ve güvenilir merkezler olduğunu ifade eden Prof. Dr,. Toprak, “Bakanlık kontrolünde sıkı bir eğitim sonrası verilen sertifika ile bu merkezlerde çalışan hekimlerimize vatandaşlarımız güvenle başvurabilirler. Bilimsel olarak henüz kanıtlanmamış, evrensel kabul görmemiş yöntemlere karşı dikkatli olunmalıdır. Yüksek derecede nikotin bağımlılığı, düşük sosyoekonomik ve eğitim düzeyi, genç yaş grubu, yalnız yaşayanlar, sigara içenler ile birlikte yaşayanlar ve fazla zaman geçirenler, sigara bağımlılığında yüksek riskli olarak  tanımlanan grupta yer alırlar. Bu gruptaki bireylere daha yoğun yardım, daha sıkı takip, daha uzun süreli takip gerekebilir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Elektronik sigara ile daha fazla nikotin alınıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Elektronik sigaranın Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nca önerilmeyen, zararlı olarak bildirilen bir ürün olmasına rağmen kullanımının giderek yaygınlaştığını kaydeden Prof. Dr. Toprak, elektronik sigara ile daha fazla nikotin alındığına dikkat çekti: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Elektronik sigara, nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi bağımlılık yapıcı bir üründür. Sigaraya alternatif olarak pazarlanmaya çalışılan elektronik sigarayla birlikte nikotin bağımlılığı tekrar artmıştır. Son yıllarda giderek yaygınlaşan elektronik sigara, görünüşü, hareketi ve dumanı ile sigarayı taklit etmek üzere tasarlanmıştır. Genellikle nikotin, aroma maddeleri ve diğer kimyasalların aerosolünü çekmesini sağlarken, solunabilir nikotin buharı salmaktadır. Elektronik sigara ile her nefeste 0-36 mg/mL arasında nikotin alınır. Böylece 30 puf çekildiğinde bir sigaradan alınan miktar kadar nikotin alınmaktadır. Bu nedenle elektronik sigara, sigaraya göre daha fazla nikotin alınmasına neden oluyor. Elektronik sigaranın kartuşunun içindeki sıvıda ayrıca propilen glikol, etanol, nitrozamin, tütün çiçeği, nane, kahve, çikolata, meyve aromaları gibi tat ve koku içeren farklı kimyasallar bulunabiliyor.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara kullanımı ve sigara bağımlılığının önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dilek Toprak, “S</span></span></span><span><span><span>igarayı bırakmasına yardımcı olduğunuz her iki kullanıcı için bir erken ölüm önlenir. </span></span></span><span><span><span>Sağlık kuruluşlarına başvuran olguların hangi nedenle gelmiş olursa olsun sigara içme durumları kesinlikle sorgulanmalı ve hastanın hazır olduğu, kabul ettiği zaman da bıraktırma tedavisinde destek olunmalıdır.  Anne-babalar da sigara içmeyerek çocuklarına örnek olmalıdır. Bir nefes ve merak ile başlayan bu bağımlılık sürecinde önemli olan hiç başlamamaktır. Sigara bağımlılığı ile mücadelede en önemli konu tedavi değil, sigaraya başlamayı önlemedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailede-sigara-kullanimi-bagimlilik-riskini-2-3-kat-artiriyor-541363">Ailede sigara kullanımı, bağımlılık riskini 2-3 kat artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk çaylardaki bazı katkı maddeleri bağımlılık dürtüsünü arttırabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-caylardaki-bazi-katki-maddeleri-bagimlilik-durtusunu-arttirabiliyor-384880</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 20:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[çaylardaki]]></category>
		<category><![CDATA[dürtüsünü]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazlı içeceklerin sağlığa zararlı olduğu yönünde toplumda ortak bilinç oluştuğunu belirten uzmanlar bu sebeple soğuk çaylara yönelimin arttığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-caylardaki-bazi-katki-maddeleri-bagimlilik-durtusunu-arttirabiliyor-384880">Soğuk çaylardaki bazı katkı maddeleri bağımlılık dürtüsünü arttırabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazlı içeceklerin sağlığa zararlı olduğu yönünde toplumda ortak bilinç oluştuğunu belirten uzmanlar bu sebeple soğuk çaylara yönelimin arttığını söylüyor. Bir kutu soğuk çayın yaklaşık 7-10 adet küp şeker içerdiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, fazla şeker tüketiminin insülin direnci, karaciğer yağlanması gibi kronik hastalıkları tetiklediğini vurguluyor. İçerdiği katkı maddelerinin bağımlılık dürtüsünü arttırabileceği, uyku bozuklukları, ödem, migren krizleri, çocuklarda ve gençlerde dikkat eksikliği gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyaran Yiğit, soğuk çayın evde hazırlanması önerisinde bulunuyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, son yıllarda tüketimi artan ve havaların ısınmasıyla sıklıkla tercih edilen soğuk çaylardaki tehlikeye dikkat çekti ve evde hazırlanabilecek sağlıklı soğuk çay tarifi paylaştı.</p>
<p><strong>Soğuk çaylar ne kadar sağlıklı</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte soğuk içecek tüketme isteğimizin arttığını söyleyerek sözlerine başlayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Özellikle gazlı içeceklerin sağlığa zararlı olduğu yönünde toplumda oluşmaya başlayan ortak bilinç sebebiyle soğuk çaylar sık tercih edilenler arasında yerini alıyor.” diyerek bu içeceklerin ne kadar sağlıklı oldukları sorusuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Adı çay ama su ve şekerden ibaret</strong></p>
<p>Çayın dünyada en çok tüketilen içecek olduğunu belirten Yiğit, “Ülkemizde de sıcak çaydan farklı bir formatta olan soğuk çay tüketimi son yıllarda artışa geçti. İlk soğuk çay 1904 yılında Saint Louis Dünya Fuarı&#8217;nda İngiliz Richard Blechynden tarafından geliştirildi. Blechynden sıcak çayı buz küplerinin üzerine dökerek satmayı düşünmüş ve bu düşüncesi neticesinde büyük başarı elde etmiştir.” dedi. </p>
<p>Soğuk çaylardaki farklı aromalar ve ambalaj çeşitlerinin, soğuk çayı cazip hale getirdiğini sözlerine ekleyen Yiğit, “Bu içecekleri incelediğimizde içeriğinde su, şeker, meyve konsantresi, asitlik düzenleyici  ve tatlandırıcılar barındırdığını görüyoruz. Yani aslında ürünün adı çay olarak geçse de, içeriği su ve şekerden ibaret. İçeriğindeki çay, yok denecek kadar az. 330 ml’lik olan soğuk çayların içeriğinde yaklaşık 7-10 adet kadar küp şeker bulunuyor. Günlük enerji ihtiyacının yüzde 10’undan fazla şeker tüketildiğinde insülin direnci, karaciğer yağlanması gibi kronik hastalıkların ortaya çıktığını biliyoruz. Ayrıca iştah kontrolünün sağlanmasını da olumsuz etkiliyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Asitlik düzenleyici gibi katkı maddeleri bağımlılık dürtüsünü arttırabiliyor</strong></p>
<p>Soğuk çayların bazı çeşitlerinde ‘şekersiz’  etiketleri yer aldığını dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bunlar tüketiciyi yanıltıyor. Şekersiz olan içeceklerin içeriğinde tatlandırıcılar bulunuyor. Tatlandırıcılarla ilgili araştırma ve tartışmalar devam ediyor. Ancak, yapılan hayvan çalışmalarında bazı çeşitlerinin beyin, mesane ve kolon gibi kanser türleriyle ilişkili olduğu görüldü. Yapılan bir başka araştırmaya göre de tatlandırıcı karıştırılmış su içen deneklerin, aynı miktarda saf su içen deneklere göre daha fazla açlık hissi duydukları görüldü. Ayrıca soğuk çayların içeriğinde bulunan asitlik düzenleyici gibi bazı gıda katkı maddelerinin yüksek miktarlarda alımı bireylerde bağımlılık dürtüsünü arttırabiliyor, uyku bozuklukları, ödem, migren krizleri, çocuklarda ve gençlerde dikkat eksikliği gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.” uyarısında bulundu</p>
<p><strong>Soğuk çayınızı evde de hazırlayabilirsiniz</strong></p>
<p>Serinlemek amacıyla tercih edilen paketli soğuk çayların çoğunun fazla şekerli ve vücutta etkileri tam olarak bilinmeyen tatlandırıcılar ile gıda katkı maddeleri barındırdığını ifade eden Yiğit, “Özellikle yaz aylarında soğuk bir şeyler içmek istediğinizde paketli soğuk çaylara yönelmek yerine, daha doğal, şekersiz ve sağlıklı bir alternatife yönelebilirsiniz.” dedi ve evde herkesin kolaylıkla hazırlayabileceği sağlıklı soğuk çay tarifi paylaştı:</p>
<p>“Evde soğuk çay hazırlayabilmeniz için gerekli olan malzemeler, bulunması kolay ve hemen herkesin evinde zaten var olan malzemeler. 2 adet orta boy şeftali, 1 su bardağı demlenmiş çay (poşet çay ile de hazırlanabilir), 1 yemek kaşığı bal, yarım limonun suyu ve 3 bardak su. Şeftalileri büyük parçalar halinde dilimleyin ve su ile beraber küçük bir tencerede kaynatın.  Su kaynadıktan 8-10 dakika sonra şeftaliler yumuşayınca  tencerenin altını kapatın ve bir sürahiye süzdürün. Daha sonra demlenmiş çayınızı, bal ve limon suyunu sürahiye ekleyip karıştırın. Buzdolabında soğutun. İçeceğinizi taze nane yaprakları ve limon veya şeftali dilimleri ile servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-caylardaki-bazi-katki-maddeleri-bagimlilik-durtusunu-arttirabiliyor-384880">Soğuk çaylardaki bazı katkı maddeleri bağımlılık dürtüsünü arttırabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Zihnin Esareti: Davranışsal Bağımlılık ve Mücadeleye Genel Bakış&#8221; konferansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-zihnin-esareti-davranissal-bagimlilik-ve-mucadeleye-genel-bakis-konferansi-373968</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 10:20:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[davranışsal]]></category>
		<category><![CDATA[esareti]]></category>
		<category><![CDATA[eüde]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[mücadeleye]]></category>
		<category><![CDATA[zihnin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesinde “Zihnin Esareti: Davranışsal Bağımlılık ve Mücadeleye Genel Bakış” konulu konferans düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-zihnin-esareti-davranissal-bagimlilik-ve-mucadeleye-genel-bakis-konferansi-373968">EÜ&#8217;de &#8220;Zihnin Esareti: Davranışsal Bağımlılık ve Mücadeleye Genel Bakış&#8221; konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesinde “Zihnin Esareti: Davranışsal Bağımlılık ve Mücadeleye Genel Bakış” konulu konferans düzenlendi. </p>
<p>Hemşirelik alanında akademik çalışmalar yürüten bilim insanlarına ve hemşirelik öğrencilerine davranışsal bağımlılık ve mücadele ile ilgili bilgiler vererek farkındalık yaratmayı amaçlayan konferansı Ege Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şeyda Dülgerler verdi. Etkinliğe,  Hemşirelik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Eda Dolgun, Dr. Öğr. Üyesi Nazmiye Çıray, akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Davranışsal bağımlılık ve mücadele hakkında önemli bilgiler veren Ege Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şeyda Dülgerler, davranışsal bağımlılıklar hakkında mevcut durumun analizini yaparak insanların hayat tarzlarının değiştiğini belirtti. Bu değişimin eğitim sistemine ve çocukların-gençlerin hayatı karşılama şekline olan yansımalarından söz eden Dülgerler, değişimin gelişmek için şart olduğunu da dile getirdi.</p>
<p>Bağımlılığın tanımından, nasıl oluştuğundan, türlerinden ve bireylere verdiği zararlardan bahseden Doç. Dr. Dülgerler, “Davranışsal Bağımlılık; bir davranışın tekrarlayan aralıklarla gerçekleşmesi ve bireyin fiziksel, ruhsal ve sosyal problemler yaşamasına yol açmasıdır. Aynı zamanda fiziksel bir maddeye dayandırılamayan insan-makine etkileşiminin kurulduğu teknolojik bağımlılıkları kapsayan internet, oyun ve kumar gibi bağımlılıklardır” diye konuştu.</p>
<p>Davranışsal bağımlılığın tedavisinden de söz eden Doç. Dr. Dülgerler, tedavinin ilk basamağının bireyin sorunu tanımlaması ve kabul etmesi olduğunu söyledi. 2019-2023 Davranışsal Bağımlılıklar ile Mücadele Eylem Planı’ndan bahseden Doç. Dr. Dülgerler, bu eylem planının ana ve ara amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için topluma yönelik; bilişim teknolojilerinin, internetin ve sosyal medyanın bilinçli, güvenli ve etkin kullanımında gençler başta olmak üzere toplumun farkındalığının ve bilgi düzeyinin artırılması, bilişim teknolojilerinin aşırı ve zararlı kullanımının önlenmesi, dijital oyun, bahis, şans ve kumar bağımlılığını önlemeye yönelik çalışmaların yürütülmesi, davranışsal bağımlılık yaşayan bireylerin danışmanlık, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ulaşılabilirliğin artırılması ve çalışmaların ve hizmetlerin yürütülmesinde kurumlar arası eşgüdüm ve koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Konuşmasının sonunda sosyal medya bağımlılığı ile ilgili olarak Ördek Sendromundan söz eden Doç. Dr. Dülgerler,  “Sosyal medyada mutlu gözükmek için harcanan çok büyük bir gayret var. Ama ekranda bu gayret gözükmüyor. Sosyal medyada suyun altında kalan kısımlar da ekranda gözükse, aslında kimse kendini kötü hissetmez. Hiç kimsenin hayatı bir ördeğin suyun üzerindeki süzülüşü kadar hayranlıkla izlenesi değil. Kendinizi bir başkasıyla kıyaslamak ise suyun altındaki ayaklara yapacağınız en büyük kötülük olur” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-zihnin-esareti-davranissal-bagimlilik-ve-mucadeleye-genel-bakis-konferansi-373968">EÜ&#8217;de &#8220;Zihnin Esareti: Davranışsal Bağımlılık ve Mücadeleye Genel Bakış&#8221; konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarına Yeni Kalite Belgesi: İlaç ve Kozmetik Alanında Yurt Dışına Bağımlılık Azalacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeditepe-universitesi-laboratuvarlarina-yeni-kalite-belgesi-ilac-ve-kozmetik-alaninda-yurt-disina-bagimlilik-azalacak-355510</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[azalacak]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[dışına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarlarına]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeditepe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355510</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi İlaç, Kozmetik ve Tıbbi Cihaz Ar-Ge ve Analiz Laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeditepe-universitesi-laboratuvarlarina-yeni-kalite-belgesi-ilac-ve-kozmetik-alaninda-yurt-disina-bagimlilik-azalacak-355510">Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarına Yeni Kalite Belgesi: İlaç ve Kozmetik Alanında Yurt Dışına Bağımlılık Azalacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi İlaç, Kozmetik ve Tıbbi Cihaz Ar-Ge ve Analiz Laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildi. İlaç, tıbbi cihaz ve kozmetik alanında üretilen ürünler için Türkiye’de yapılan testlerin uluslararası alanda da geçerliliğini sağlayacak olan akreditasyon, yurt dışına bağımlılığın önüne geçecek. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İlaç, Kozmetik ve Tıbbi Cihaz AR-GE Laboratuvarı Sorumlusu ve Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, üniversitenin laboratuvarının aldığı akreditasyonla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong> “Uluslararası Kabul İçin Deneyi Yapan Kurum Akredite Olmalı”    </strong></p>
<p>İlaç, tıbbi cihaz ve kozmetik alanında üretilen her yeni ürünün, insanların kullanımına sunulmadan güvenli olduğunun kanıtlanması, bunun için de testlere tabii tutulması gerektiğini anımsatan Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Akreditasyon olmadan da deneyler yapılabilir fakat bir ürünün uluslararası kabulünü sağlamak istiyorsanız o testleri-deneyi yapan laboratuvar akredite olmalı” diye konuştu    </p>
<p>Akredite olan laboratuvarda in vitro ve in vivo biyouyumluluk deneyleri, genotoksisite deneyleri, in vitro iritasyon testleri, tıbbi cihaz uygunluk testleri, güvenlilik değerlendirmeleri  yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Şu anda laboratuvarlarımızda bu testleri yapıyoruz. Akreditasyon bu testlerin, şüphe götürmeyecek bir şekilde doğru, güvenilir ve kaliteli olduğunun göstergesidir” dedi.    </p>
<p><strong>“Gereksiz Deney Hayvanının Kullanılmasının Önüne Geçiyoruz”    </strong></p>
<p><strong> </strong>In vitro testlerle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Aydın, “Özellikle kozmetik ürünlerde irritasyon (tahriş) potansiyelini değerlendirmek için önceleri deney hayvanları kullanılırdı. Ancak günümüzde geliştirilmiş bir yöntemle insanlardan alınmış deri hücrelerinden laboratuvar ortamında deri üretiliyor. Bu laboratuvar ortamlarındaki deriye de kozmetik bir ürünü ya da başka bir ürünü uygulayarak ciltte irritasyon yapıp yapmadığını test edebiliyoruz. Bu deneyleri tam akredite ve uluslararası kabul gören bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Bu sayede gereksiz bir şekilde deney hayvanının kullanılmasının önüne geçmiş oluyoruz. Bu test yöntemi ABD’de geliştirilmiştir. Türkiye’de de ilk defa 2011 yılında üniversitemizde bu test gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.    </p>
<p><strong>“Dışa Bağımlılığı Azaltmak Üzere Çok Önemli Bir Adım Attık”</strong></p>
<p><strong> </strong>Akreditasyonun Türkiye için önemine değinen Prof. Dr. Ahmet Aydın, şöyle konuştu:</p>
<p>“Sanayicimiz üretim yapıyorsa bu ürünlerin ülkemizde test edilmesi gerekiyor, düşüncesiyle yola çıktık ve ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmak üzere çok önemli adımlardan bir tanesini attık. Uluslararası kuruluşların kabul ettiği bir sonuca ulaşmak için bu laboratuvarları oluşturduk ve akreditasyon aldık. Türkiye’de girişimci bir sanayicimiz kendi ürününü ürettiği ve bu ürünü uluslararası arenada kabul gören bir laboratuvarda test ettirmek istediğinde, yurt dışına göndermek zorunda kalmayacak.”</p>
<p><strong>“Ülkemizde Üretilen Burada Test Edilecek Ve Ruhsatını Alacak”    </strong></p>
<p> Bu durumun ekonomik açıdan Türkiye’ye önemli katkılar sağlayacağını söyleyen Prof. Dr. Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Türkiye’deki bir üreticinin yurt dışındaki bir analiz laboratuvarından hizmet alması inanılmaz bir kaynak kaybına yol açıyor. Üniversitemiz laboratuvarlarının aldığı bu akreditasyonla, ülkemizde üretilen bir ürün, ülkemizde test edilecek, burada ruhsatını almış olacak ve uluslararası alanda kabul görecek. Bu testlerin Türkiye’de yapılmasıyla yurt dışına giden sermayenin ülkede kalması sağlanacak.”    </p>
<p><strong>“Hizmet İhracatı Gerçekleştiriyoruz”    </strong></p>
<p> Yurt dışına da hizmet verdiklerini de ifade eden Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Şu anda aktif olarak Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır’dan gelen ürünler için toksikolojik değerlendirmeler yapıyoruz ve bir hizmet ihracatı gerçekleştirmiş oluyoruz” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeditepe-universitesi-laboratuvarlarina-yeni-kalite-belgesi-ilac-ve-kozmetik-alaninda-yurt-disina-bagimlilik-azalacak-355510">Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarına Yeni Kalite Belgesi: İlaç ve Kozmetik Alanında Yurt Dışına Bağımlılık Azalacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 08:38:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[geçirilen]]></category>
		<category><![CDATA[oynarken]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojiyle beraber hayatın bir parçası haline gelen dijital oyunlar, özellikle çocuk ve ergenlerde bağımlılık riski oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317">Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojiyle beraber hayatın bir parçası haline gelen dijital oyunlar, özellikle çocuk ve ergenlerde bağımlılık riski oluşturuyor. Tekrar eden davranışların bağımlılığa dönüştüğünü belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, oyun oynarken geçirilen zamanın giderek artmasının, aileyle geçirilen zamanın azalmasının, oyun oynamasının engellendiği zamanlarda büyük bir sıkıntı ve öfke duymasının bağımlılık belirtisi olduğunu vurguluyor. Çocuğun oynadığı oyun hakkında ebeveynin mutlaka bilgisi olması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, sağlıklı iletişim kurmak, sınırlar koymak ve sorumluluk vermenin önemine işaret ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, çocuklarda ve ergenlerde oyun bağımlılığına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Doç. Dr. Onur Noyan, internet, akıllı telefonlar ve dijital oyunların hem çocuk ve ergenlerde hem de yetişkin bireylerde yapay da olsa keyif veren, duyguların bastırılması ya da açığa çıkmasında etkili, bağımlılık yapabilen bir araç olarak kullanıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Tekrar eden davranışlar bağımlılığa dönüşüyor</strong></p>
<p>Özellikle çocukların, pandemi ile birlikte zamanlarının çoğunu ekran karşısında, sosyal medya ve özellikle internet üzerinden oynanan çevrimiçi/çevrimdışı yani online ya da offline olarak da adlandırılan oyunlar ile geçirdiğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, şunları söyledi:</p>
<p>“Tekrar eden davranışların bağımlılığa dönüştüğü değerlendirildiğinde, çok çaba sarf etmeden, kısa yoldan haz elde etmek çocuklar için çok daha cazip hale gelecek ve ekran karşısında geçirilen süre artacaktır. Bir süre sonra akranları ile yüz yüze ya da karşılıklı oyun oynamaktan keyif almamaya başlayacak ve sanal ortam üzerinden oynanan oyunlara eğilim göstermeye başlayacaklardır. Özellikle beyin gelişimi devam eden çocuklar ve ergenlerde fren merkezi olarak tanımladığımız beynin ön tarafının (Frontal bölge) tam olarak gelişmemiş olması sebebi ile çocuklar ve ergenler biyolojik olarak kendilerini durdurmakta zorlanmaktadırlar.”</p>
<p><strong>Oyun oynarken geçirilen zaman giderek artıyorsa dikkat!</strong></p>
<p>Çocuk ve ergenlerin beyinde gelişen biyolojik değişiklikler ile kendilerini durdurmakta zorlanmaya başlayacaklarını ve çeşitli sorunlar ortaya çıkacağını ifade eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Oyun oynarken geçirilen zamanın giderek artması, oynamadığı zamanlarda aklının bir köşesinde sürekli oyun oynamak için fırsat yaratma düşüncesinin olması, oyun oynamasının engellendiği zamanlar büyük bir sıkıntı ve öfke duyması hatta şiddet eğilimi göstermesi bağımlılık belirtileridir” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Aileyle geçirilen süre kısalır</strong></p>
<p>Çocuk ya da ergenin bağımlı olduğunun bazı davranışlarla fark edilebileceğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, “Çocuklar sorumluluklarını yerine getirmekte sorun yaşarlar, ders başarıları azalır, arkadaşlık ilişkileri bozulmaya başlar, içe kapanma, davranış değişiklikleri, can sıkıntısı, özgüven eksikliği, beğenilme arzusu, karamsarlık, ani öfke atakları gözlenebilir. Çocukların aileleri ile geçirdikleri süre azalmaya başlar, ilgi alanlarına ilgisi azalmaya başlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk oyunla kendini kabul ettirmeye çalışır</strong></p>
<p>Çocukların arkadaşları ile birlikte oyun oynamaya başladıklarını, arkadaşlarının oynadığı oyunların dışında kalmak istemediklerini ifade eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Çocuklar rakiplerini yener, seviye atlar, hedefine ulaşır ve sonuç olarak başarılı olur. Ortak oynanan oyunlarda kimin hangi ‘seviyede’ olduğu önem kazanır. Gerçek hayatta elde edemediği başarıyı oyunda elde eder. Oyunda arkadaş edinir, sözünü dinleyen birisi olur. Kendini kabul ettirmeye çalışır. Her ne kadar sanal olsa da çocukların oyun sırasında elde ettikleri ‘başarı’ haz verir.  Çocuk kendisini iyi hissettiğini öğrenir. İyi hissetmek, kaçmak için oyun oynamaya devam eder. Devam ettikçe bütün hayatı oyun olmaya başlar. Dış dünyanın olası kötü davranışlarına maruz kalır, zorbalık karşılaşabileceği en büyük risktir. Şiddet içeren oyunlarla fazla zaman geçiren ergenler için şiddet davranışı normalleşmeye başlar. Kendisine ve çevresine şiddet içeren davranışlarda bulunabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aileler neler yapabilir?</strong></p>
<p>Ailelerin teknolojik bağımlılıkla mücadele etmek için yapması gerekenlere değinen Doç. Dr. Onur Noyan, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Farkındalık:</strong> Öncelikli olarak aileler çocuklarının ne oynadığından haberdar olarak ve oynanan oyunun çocuklarının yaşına uygun olup olmadığını kontrol ederek başlamalılar.  Şiddet içeren oyunların yaş kısıtlamalarına dikkat ederek izin vermeliler. Ebeveyn kontrol uygulamaları ile süre, içerik kısıtlaması yapmak ve bunları takip etmek çok önemlidir. </p>
<p><strong>İletişim</strong>: Sağlıklı iletişim kurmak, konuşmasına izin vermek birincil olarak dikkat edilmesi gereken davranışlardır. Koşullu mesajlar vermeden çocuklara saygı ve sevgiyi göstermek. Öncelikle anlamaya çalışmak, yanlış düşünüyor olsa bile sorunları fazla müdahale etmeden iletişim ile çözmeye çalışmak. Ne yaptığını bilmek, takip etmek, kimlerle iletişimde olduğunu bilmek çok önemlidir. </p>
<p><strong>Kaliteli zaman geçirme:</strong> Çocuklarla birlikte olumlu duygular açığa çıkarmaya yardımcı aktivitelere katılmak. Parklara, spor merkezlerine, gençlerle sinema, tiyatroya ve maçlara gitmek.  </p>
<p><strong>Oyun:</strong>Çocuklarla birlikte gerçek zamanlı, teknolojinin dahil olmadığı, klasik karşılıklı ve  ailecek oyunlar oynamak. </p>
<p><strong>Model olma:</strong> Ebeveynler diğer aile üyelerine örnek olmalıdırlar. Evde bilgisayar üzerinden yapacakları işleri “çok acil” olsa bile çocukların yanında yapmamak, “teknolojiyi” belirli zaman aralıklarında ve kısa süreli kullanmak, birlikte kitap, gazete, dergi okuma saatleri planlanmak.</p>
<p><strong>Sorumluluk verme:</strong> Yaşına uygun ev içerisinde yapabileceği sorumluluklar vermek ve bunları takip etmek</p>
<p><strong>Sınır koyma:</strong> 3 yaşından önce çocuklarını bilgisayar, laptop, i-pad ve akıllı telefon ile tanıştırmamak, </p>
<p>3-6 yaş arasında aile gözetiminde eğitim amaçlı kullanıma izin vermek </p>
<p>6-9 yaş arasında aile gözetiminde eğitim amaçlı ve aile oyunları için günlük 2 saat süre kısıtlaması yapmak, şiddet içeren hiçbir oyunu oynamasına izin vermemek, </p>
<p>9-12 yaş arasında özel cihazı olmadan en fazla 2 saat kullanmasını sağlamak,</p>
<p>12-18 yaş arasında aile takibe devam etmeli ama bireysel sorumluluğunda olmalı. </p>
<p><strong>Önlem alma</strong>: Güvenli internet bağlantısı kullanımı sağlamak, arkadaşlarını tanımak, internet kullanımı takip etmek, medya okuryazarlığı gelişmesine yardımcı olmak. Olumsuz yaşam olayları ile baş etme becerisi gelişimini takip etmek, yetersiz ise destek almak. </p>
<p><strong>Hayır diyebilmeli ve özgüveni yerinde olmalı</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak hayır diyebilen, özgüveni yerinde, bağlanma problemleri olmayan, sağlıklı baş etme biçimleri geliştirmiş, spor, hobi ve aktivite ile kendi duygularını ifade eden, sanattan keyif alan, sanal mecra yerine gerçek hayattaki başarılar peşinde koşan çocuklar yetiştirmek birincil hedefimiz olmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317">Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
