<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bağımlılığı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/bagimliligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagimliligi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 12:18:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>bağımlılığı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/bagimliligi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kartepe&#8217;de Sahada İletişim, Toplumda Farkındalık Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-sahada-iletisim-toplumda-farkindalik-egitimi-624438</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[letişim]]></category>
		<category><![CDATA[sahada]]></category>
		<category><![CDATA[toplumda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi, düzenlediği personel seminerlerinde; kriz anlarında iletişim yönetimi ve bağımlılığın farklı türleriyle mücadele stratejilerini masaya yatırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-sahada-iletisim-toplumda-farkindalik-egitimi-624438">Kartepe&#8217;de Sahada İletişim, Toplumda Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi, düzenlediği personel seminerlerinde; kriz anlarında iletişim yönetimi ve bağımlılığın farklı türleriyle mücadele stratejilerini masaya yatırdı.</p>
<p><strong>İletişim Teknikleri Eğitimi</strong></p>
<p>Eğitimci Didem Korlu tarafından verilen ilk eğitimde, çalışanların görev esnasında karşılaştığı diyalogları yönetme yöntemleri anlatıldı. Korlu; öfkeli veya uzlaşmaz karakterlerle iletişimde soğukkanlılığı koruma, aktif dinleme ve &#8220;hayır&#8221; demeden sınır çizme tekniklerine odaklandı. Personelin stres altında dahi çözüm odaklı kalabilmesi için gerekli psikolojik yaklaşımlar pratik örneklerle paylaşıldı.</p>
<p><strong>Teknoloji ve Madde Bağımlılığına Karşı Saha Gücü</strong></p>
<p>Seminerin ikinci kısmında Yeşilay Derneği Sosyal Hizmet Uzmanları ve Psikologları, bağımlılığın genişleyen kapsamına dikkat çekti. Sadece madde ve uyuşturucu bağımlılığı değil, günümüzün en büyük problemlerinden biri olan teknoloji bağımlılığı konusunda da bilgilendirme yapıldı. Çalışanlarının, görev bölgelerindeki riskli durumları erkenden fark etmesi ve ihtiyaç sahiplerini Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine doğru yönlendirmesi konusundaki kritik rolleri vurgulandı.</p>
<p><strong>Toplumsal Farkındalık ve Çözüm Odaklı Hizmet</strong></p>
<p>Eğitim boyunca, belediye personelinin sadece teknik hizmet üretmediği, aynı zamanda toplumsal huzurun ve sağlığın korunmasında birer &#8220;gözlemci&#8221; olduğu ifade edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-sahada-iletisim-toplumda-farkindalik-egitimi-624438">Kartepe&#8217;de Sahada İletişim, Toplumda Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E-sigara bağımlılığı nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/e-sigara-bagimliligi-nikotin-kaynaklidir-ve-tedavi-gerektirir-623924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:48:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[e-sigara]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirir]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklıdır]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623924</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, e-sigara bağımlılığı, nikotin bağımlılığı ve bu bağımlılığın tanısı ile tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-sigara-bagimliligi-nikotin-kaynaklidir-ve-tedavi-gerektirir-623924">E-sigara bağımlılığı nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, e-sigara bağımlılığı, nikotin bağımlılığı ve bu bağımlılığın tanısı ile tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>E-sigara bağımlılığı, nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</strong></p>
<p>E-sigara bağımlılığının, günümüzde ne yazık ki sigara bağımlılığının yerini alan bir bağımlılık türü olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle gençlerde, aynı zamanda kadın ve erkeklerde, sigara firmaları tarafından farklı bir moda veya tarzmış gibi öne çıkarılıyor.” dedi.</p>
<p>Günümüzde tütün mamullerinin, bağımlıların ve gençlerin önüne ısıtılmış tütün ürünleri gibi farklı formüllerde, çeşitli renklerde elektronik cihazlarla sunulduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Burada temelde oluşan şey, nikotin bağımlılığıdır. Yani kişinin beyninde nikotinin ortaya çıkardığı bağımlılık süreci söz konusudur. Bu bağımlılık süreci ortaya çıktıktan sonra, uygun bir tedavi sürecine geçmek gerekebilmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi sürecinde ilaç, psikoterapi ve gerekirse beyin uyarım tedavileri uygulanır! </strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde özellikle sigara bağımlılığı ile ilgili pek çok farklı tedavi enstrümanına sahip olunduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Öncelikle hastayı iyi tanımak gerekir.” dedi.</p>
<p>Hastanın beynindeki nikotin bağımlılığı sürecini anlamak için ayrıntılı beyin tetkikleri yapıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu tetkiklerin yanı sıra, hastanın psikolojik profili de değerlendirilir ve uygun tedavi planı hasta ve yakınlarıyla beraber oluşturulur. </p>
<p>Tedavi süreci sonrasında, ilaç tedavileri, yani nikotin yerine koyma ve nikotin replasman tedavileri gibi seçenekler uygulanır. Bunun yanı sıra, psikoterapi süreçleri, yani uygun eğitim almış bir psikolog eşliğinde yapılan terapiler de tedavi planının önemli bir parçasını oluşturur. Gerektiğinde, uygun görülen danışanlarda beyin uyarım tedavileri de tedavi seçenekleri arasında yer alır.”</p>
<p><strong>Değerlendirmeler sonrası tedavi planı bütüncül olarak ele alınır! </strong></p>
<p>E-sigara bağımlılığı tedavisinde de benzer bir süreç yaşandığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Öncelikle danışanın durumunun detaylı olarak değerlendirilir. Ayrıntılı psikolojik değerlendirmeler ve tetkikler, gerekirse bir dahiliye hekiminden destek alınarak yapılan testler ile kişinin psikiyatrik durumu, bağımlılık şiddeti ve gündelik hayatındaki diğer sorunlar belirlenir. Yine bu değerlendirmeler doğrultusunda; nikotin yerine koyma ve ilaç tedavileri, psikoterapi süreçleri veya beyin uyarım tedavileri ile tedavi seçenekleri bütüncül bir şekilde değerlendirilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-sigara-bagimliligi-nikotin-kaynaklidir-ve-tedavi-gerektirir-623924">E-sigara bağımlılığı nikotin kaynaklıdır ve tedavi gerektirir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital çağın görünmez tehlikesi: Teknoloji bağımlılığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-cagin-gorunmez-tehlikesi-teknoloji-bagimliligi-617067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[çağın]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[görünmez]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamı kolaylaştırmak için kullanılan dijital teknoloji araçlarının yanlış kullanımının önemli riskleri beraberinde getirdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, her yaştan kişiyi etkileyen teknoloji bağımlılığının evrensel bir sorun olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagin-gorunmez-tehlikesi-teknoloji-bagimliligi-617067">Dijital çağın görünmez tehlikesi: Teknoloji bağımlılığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Günlük yaşamı kolaylaştırmak için kullanılan dijital teknoloji araçlarının yanlış kullanımının önemli riskleri beraberinde getirdiğini belirten </span></b><b><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, her yaştan kişiyi etkileyen teknoloji bağımlılığının evrensel bir sorun olduğunu söyledi. Dijital teknoloji bağımlılığının problemli online kumar bağımlılığı, cinsellik, alışveriş ve ekran bağımlılığı, dijital oyun ve sosyal medya bağımlılığı şeklinde görülebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, dijital teknoloji bağımlılığından korunmanın ve teknolojiden dengeli bir şekilde yararlanmanın bazı önlemlerle mümkün olduğunu söyledi.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, Yeşilay Haftası kapsamında bir bağımlılık türü olan teknoloji bağımlılığının etkileri ve dijital teknolojinin doğru kullanımına ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dijital teknolojinin yanlış kullanımı evrensel bir sorun</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaşamı kolaylaştırmak ve fayda sağlamak amacı ile geliştirilen dijital teknolojilerin hızlı bir şekilde günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “Dijital teknoloji araçları, amacı </span></span><span>dışında kullanılması nedeniyle maalesef günümüzde her yaş grubunun yaşamını tehdit eden bir tehlikeye dönüşmüştür. Bu nedenle evrensel bir sorundur ve dünya genelinde farkındalığın artırılması, <span>koruyucu ve önleyici önlemlerin alınması zorunluluk haline gelmiştir” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Denetimsiz, sınırsız ve amaçsız kullanımının yıkıcı sonuçları var</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Dijital teknolojiler, denetimsiz, sınırsız ve amaçsız kullanıldığında her yaştaki bireylerde yıkıcı etkileri olduğunu belirten </span></span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu</span></span><span><span>, “Konuyla ilgili yapılan çalışmalar ve uzmanların hazırladığı raporlar, teknolojinin kötüye kullanımı ve bağımlılığın; fiziksel, psikolojik, sosyal, zihinsel </span></span><span>ve manevi gelişim süreçlerini derinden sarstığını ortaya koymaktadır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yaşam kalitesini düşürüyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bu etkilerin farklı şekillerde görüldüğünü ifade eden </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “</span></span><span>Bireylerde uyku düzeninin bozulması, obezite, dikkat eksikliği ve öz bakımın ihmal edilmesi gibi fiziksel sorunların yanı <span>sıra; irade zayıflığı, yalnızlaşma, gerçek ilişkilerden kopma ve hayal gücünün körelmesi gibi psikolojik ve sosyal sorunlar gözlemleniyor. Kısacası, teknolojiye hapsolmak, kişinin gerçek yaşam kalitesini her anlamda düşürüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Problemli online kumar, online cinsellik ve online alışveriş davranışlarına dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dijital teknoloji bağımlılığının çeşitli şekillerde görüldüğünü belirten </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “</span></span><span>Dijital teknoloji bağımlılığının türleri oldukça çeşitlidir. Problemli online kumar kategorisinde her türlü online bahis ve oyunlar yer almaktadır. Bunlar tüm yaş grupları için sorunlu kabul edilmektedir. Problemli online cinsellik ve aşırı harcamalara yol açan problemli online alışveriş öne çıkan başlıklar arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Problemli ekran kullanımı, ekran sürelerine göre belirleniyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Problemli ekran kullanımının yaş gruplarına göre tanımlandığını kaydeden </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “Ö</span></span><span>zellikle çocuk ve ergenlerde görülen yaşa uygun olmayan problemli ekran kullanımı riskler barındırmaktadır. Problemli ekran kullanımı yaş gruplarına göre tanımlanmıştır. 2-6 yaş arası günde 1 saatten fazla, 6-12 yaş arası günde 1,5 saatten fazla, 12-18 yaş arası ise günde 2,5 saatten fazla kullanım problemli olarak değerlendirilmektedir. Teknolojik cihazların sınırsız ve kontrolsüz kullanımı çocukların fiziksel ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Dijital oyun bağımlılığında rekabet ve şans pekiştirici rol oynuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Problemli dijital oyun oynama bağımlılığında yaşa uygun olmayan içerikler ve aşırı sürelerin kritik faktör olduğunu söyleyen </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “R</span></span><span>ekabet ve şans faktörleriyle kişiyi ekrana kilitleyen dijital oyun bağımlılığında oyunların şans odaklı yapısı, zorluk seviyesinin giderek artması ve sosyal hissettiren mekanizmaları bu davranış bozukluğunu pekiştirmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sosyal <span>medya bağımlılığı da sıkça görülüyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Dijital teknoloji bağımlılıkları arasında yer alan problemli sosyal medya kullanımının ise fiziksel ve sosyal sonuçlarıyla kişinin yaşamını etkilediğini kaydeden </span></span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu</span></span><span><span>, “Sosyal medya bağımlılığı, sürekli bağlantı ihtiyacı, kaçırma korkusu, gerçek hayatın aksatılması ve kimliğin yapay olarak inşası ile karakterize bir durumdur. Gelişmeleri kaçırma korkusu ile beslenen sosyal medya bağımlılıkları günümüzün en yaygın türlerini oluşturuyor” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dijital teknoloji bağımlılığının </span></span></b><b><span>farklı nedenleri var</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dijital teknolojik araçların bağımlılık oluşturacak şekilde kontrolsüz bir şekilde kullanımının nedenlerine değinen </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “</span></span><span>Bu tehlikeli tabloya yol açan nedenlerin başında bilinçsizlik ve merak duygusu geliyor. Bireylerin kontrolsüz kullanımın sonuçlarını bilmemesi, can sıkıntısına alternatif bulamaması, dışlanma korkusuyla arkadaş çevresine uyum sağlama çabası ve gerçek hayattaki sorunları çözmek yerine sanal dünyaya kaçma eğilimi, bağımlılığa zemin hazırlıyor. Sosyal ilişki kurmakta zorlanan ve gerçek hayatta başaramadıklarını sanal ortamda elde etmeye çalışan kişiler, bu tuzağa çok daha kolay düşüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık dört aşamada gelişiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağımlılığın bir anda ortaya çıkmadığını, dört aşamalı bir süreçle geliştiğini ifade eden </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “</span></span><span>İlk adım olan ‘Deneysel Kullanım’ evresinde kişi merak ettiği bir uygulama veya oyunu deniyor. Ardından, çevresindeki kullanıcılara uyum sağlamak amacıyla ‘Sosyal Kullanım’ evresine geçiliyor. Üçüncü aşamada, zevk almak veya sorunlardan kaçmak gibi belirli amaçlar güdülerek ‘Operasyonel Kullanım’ başlıyor. Son aşama olan ‘Bağımlı Kullanım’ evresinde ise artık bir sebebe ihtiyaç duyulmuyor; kişinin tüm zamanı ve eylemleri teknolojiye göre şekilleniyor ve kontrol tamamen kaybediliyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Teknoloji bağımlılığının belirtilerine dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağımlılık sürecine giren bireylerde belirgin davranış değişiklikleri gözlemlendiğini kaydeden </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu</span></span><span>, “Teknoloji başında geçirilen sürenin giderek artması, cihazdan uzak kalındığında öfke, huzursuzluk ve uykusuzluk gibi yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması en temel göstergelerdir. Bireyler çevreleriyle iletişimlerini asgari düzeye indiriyor, yeme-içme, temizlik ve okul/iş gibi günlük sorumluluklarını aksatıyor. Ciddi bedensel veya sosyal sorunlar yaşasalar bile kullanıma devam etmeleri ve cihaz başında geçirdikleri süreyi inkar etmeleri, tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu</span></span><span>, şunları söyledi: “Teknoloji bağımlısı olup olmadığımızı anlamanın bazı işaretleri var: Eğer cep telefonunuzu sık sık kontrol etme ihtiyacı hissediyor, onu her zaman yanınızda veya yatağınızın başucunda tutuyorsanız bu bir uyarı işareti olabilir. Telefon veya bilgisayar kullanmaktan günlük işlerinize vakit ayıramıyor, kendinizi kötü hissettiğinizde teknolojiye sarılıyor, uzak kaldığınızda ise huzursuzluğunuz artıyorsa risk altındasınız demektir. Başkalarıyla sohbet ederken veya yemek yerken bile ekrandan kopamamak, bağımlılığın eşiğinde veya içinde olduğunuzun en somut göstergelerindendir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Teknolojiden dengeli bir şekilde yararlanmak mümkün </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dijital teknoloji bağımlılığından korunmanın ve teknolojiden dengeli bir şekilde yararlanmanın mümkün olduğunu belirten </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “T</span></span><span>eknolojik cihazların kullanımına net zaman sınırlar konulmalı ve ekran başında geçirilen sürenin yerine spor, hobi, aile içi oyunlar gibi alternatif aktiviteler yerleştirilmeli. Alışkanlıkları gözden geçirmek, kullanım saatlerini ve mekanlarını değiştirmek oldukça etkili olabilir. Ayrıca ortak kullanım alanlarında sosyalleşmek, öfke kontrolü gibi sosyal beceriler edinmek ve gerekiyorsa kullanım sonrası yapılması zorunlu dış motive edicileri planlamak koruyucu kalkan işlevi görüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Uzman desteği alınmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bireyin kendi kendine bu süreci yönetememesi halinde mutlaka destek alması gerektiğini kaydeden </span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Leman Kutlu, “Bu konuda okulların </span></span><span>rehberlik servislerinden yardım alınabilir. 12 yaş ve üzeri bireylere ücretsiz destek sağlayan, hem bireyle hem de bireyin ailesiyle görüşmeler gerçekleştiren Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) bu konuda ücretsiz hizmet sunmaktadır. 115 YEDAM Danışma Hattından ücretsiz randevu alınabilir. Hastanelerin teknoloji ve davranışsal bağımlılık polikliniklerine başvurulup destek alınabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-cagin-gorunmez-tehlikesi-teknoloji-bagimliligi-617067">Dijital çağın görünmez tehlikesi: Teknoloji bağımlılığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAGEM&#8217;den Ailelere ve Çocuklara &#8216;Teknoloji Bağımlılığı ile Mücadele&#8217; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sagemden-ailelere-ve-cocuklara-teknoloji-bagimliligi-ile-mucadele-semineri-615457</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 14:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ailelere]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[sagem]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Aile Gelişim Merkezi (SAGEM), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi  Emine Erdoğan tarafından “Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller” anlayışıyla ilan edilen 2026 “Bağımsızlık Yılı” vizyonu  doğrultusunda, bireylerin dijital bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve bilinçli yaşam becerileri geliştirmelerini desteklemek amacıyla ailelere “Teknoloji Bağımlılığı ile Mücadele” konulu bir seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagemden-ailelere-ve-cocuklara-teknoloji-bagimliligi-ile-mucadele-semineri-615457">SAGEM&#8217;den Ailelere ve Çocuklara &#8216;Teknoloji Bağımlılığı ile Mücadele&#8217; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Aile Gelişim Merkezi (SAGEM), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın eşi  Emine Erdoğan tarafından “Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller” anlayışıyla ilan edilen 2026 “Bağımsızlık Yılı” vizyonu  doğrultusunda, bireylerin dijital bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve bilinçli yaşam becerileri geliştirmelerini desteklemek amacıyla ailelere “Teknoloji Bağımlılığı ile Mücadele” konulu bir seminer düzenledi. Program, Yeşilay ve SAGEM uzmanlarının paydaşlığında gerçekleştirildi.</p>
<p>SAGEM konferans salonunda gerçekleştirilen program, çocuklara ve ebeveynlere yönelik ayrı içerikler halinde planlandı. Alanında uzman konuşmacı tarafından katılımcılara dijital dünyanın bilinçli ve dengeli kullanımı konusunda kapsamlı bilgiler sunuldu. Çocuklara yönelik oturumlarda; bilinçli ve dengeli teknoloji kullanımı, dijital farkındalık ve güvenli internet kullanımı konuları ele alınırken, ekran bağımlılığının sosyal gelişim üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Uzman konuşmacı, çocukların akranlarıyla yüz yüze iletişim kurmalarının, sosyal etkileşim içinde vakit geçirmelerinin ve fiziksel aktivitelere yönelmelerinin önemini vurguladı.</p>
<p>Ebeveynlere yönelik oturumlarda ise teknoloji bağımlılığının belirtileri, çocuklara dijital sınır koyma yöntemleri ve sağlıklı rol model olmanın önemi üzerinde duruldu. Aile içi iletişimin güçlendirilmesinin, dijital bağımlılıkla mücadelede en etkili adımlardan biri olduğu ifade edildi. Uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarının dijital alışkanlıklarını yakından takip etmeleri ve bilinçli rehberlik etmeleri gerekliliğinin önemine değindi.</p>
<p>SAGEM, farklı konularda düzenleyeceği eğitim seminerleriyle ailelerin her alanda yanında olmaya ve toplumsal farkındalığı artırmaya devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagemden-ailelere-ve-cocuklara-teknoloji-bagimliligi-ile-mucadele-semineri-615457">SAGEM&#8217;den Ailelere ve Çocuklara &#8216;Teknoloji Bağımlılığı ile Mücadele&#8217; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den Farkındalık Paneli: Ekran Bağımlılığı ve Obezite</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-farkindalik-paneli-ekran-bagimliligi-ve-obezite-613104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[eryiğit]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613104</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını tehdit eden obezite ve ekran bağımlılığıyla mücadele etmek ve sosyal farkındalığa katkı sağlamak amacıyla 12 Şubat 2026 Perşembe günü “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-farkindalik-paneli-ekran-bagimliligi-ve-obezite-613104">İBB&#8217;den Farkındalık Paneli: Ekran Bağımlılığı ve Obezite</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını tehdit eden obezite ve ekran bağımlılığıyla mücadele etmek ve sosyal farkındalığa katkı sağlamak amacıyla 12 Şubat 2026 Perşembe günü “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli düzenledi.</strong> <strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, bağımlılıkla mücadele kapsamında hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri’nin (SUDEM) sayısının 2029 yılına kadar 9’dan 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü ev sahipliğinde, Üsküdar Belediyesi paydaşlığında “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli gerçekleştirildi. Panele, İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, İBB Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Mustafa Hakan Yılmaztürk ile Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürü Mustafa Erata katıldı. Panel, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye personeli ve üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><strong>SOSYAL UYUM DESTEK MERKEZLERİ’NİN 2029’A KADAR 15’E ÇIKARILMASI HEDEFLENİYOR </strong></p>
<p>Panelin açılışında konuşan Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, teknolojinin hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek aşırı ekran kullanımının sosyal ilişkileri zayıflattığını, dikkat dağınıklığına yol açtığını ve zihinsel sağlığı olumsuz etkilediğini söyledi. Eryiğit, hareketsiz yaşamın obeziteyi tetiklediğine dikkat çekerek, bu iki sorunun birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Bağımlılıkla mücadele kapsamında 2020 yılından bu yana Bağcılar, Sultanbeyli, Esenyurt, Sultangazi, Ataşehir, Arnavutköy, Beyoğlu, Sancaktepe ve Tuzla’da hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri (SUDEM) aracılığıyla çalışmalar yürütüldüğünü belirten Eryiğit, mevcut 9 merkezin sayısının 2029 yılına kadar 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.</p>
<p><strong>UZMANLAR EKRAN BAĞIMLILIĞI VE OBEZİTE İLİŞKİSİNİ ELE ALDI</strong></p>
<p>İki oturum halinde gerçekleştirilen panelde ekran bağımlılığı ile obezite arasındaki ilişki bilimsel, psikososyal ve toplumsal boyutlarıyla ele alındı. Uzmanlar, uzun süreli ekran maruziyetinin kilo artışı, uyku bozuklukları ve davranış değişiklikleriyle bağlantısına dikkat çekti.</p>
<p>Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Belma Yön’ün yaptığı ilk oturumda; Prof. Dr. Cemal Onur Noyan, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Tekden ve Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais sunum gerçekleştirdi. Oturumda çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan bağımlılık süreci, beynin ödül mekanizması ve dijital alışkanlıkların yeme davranışları üzerindeki etkileri ele alındı. İBB Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü de sahadaki deneyimlere dayanan vaka örnekleri paylaştı.</p>
<p><strong>ATÖLYE ÇALIŞMALARIYLA FARKINDALIK YARATILDI</strong></p>
<p>Panel kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında ekran bağımlılığı, sağlıklı beslenme, otokontrol ve hareketli yaşam konularında katılımcılara farkındalık kazandırılması amaçlandı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde dijital alışkanlıkların günlük yaşam üzerindeki etkileri uygulamalı olarak ele alındı.</p>
<p><strong>ÖNLEME VE KORUMA STRATEJİLERİ MASAYA YATIRILDI</strong></p>
<p>İkinci oturumda ise hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin obezite üzerindeki etkileri ile önleme ve koruma stratejileri değerlendirildi. Obezite ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Hafize Kovancı ile Doç. Dr. Ali Durmuş, ekran bağımlılığının beslenme alışkanlıkları ve fiziksel sağlık üzerindeki sonuçlarını anlattı.</p>
<p>Panelin sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi, program toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Etkinlik<strong>, </strong>“Bağımlılık ekranda başlar, bedende iz bırakır” mesajıyla tamamlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-farkindalik-paneli-ekran-bagimliligi-ve-obezite-613104">İBB&#8217;den Farkındalık Paneli: Ekran Bağımlılığı ve Obezite</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara bağımlılığı 18 yaşından önce başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-bagimliligi-18-yasindan-once-basliyor-611128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[18]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yaşından]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara, içerdiği yedi binden fazla zararlı kimyasal nedeniyle DNA hasarına yol açarak vücudun en küçük yapı taşlarına zarar veriyor ve organların düzgün çalışmasına engel oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-bagimliligi-18-yasindan-once-basliyor-611128">Sigara bağımlılığı 18 yaşından önce başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigara, içerdiği yedi binden fazla zararlı kimyasal nedeniyle DNA hasarına yol açarak vücudun en küçük yapı taşlarına zarar veriyor ve organların düzgün çalışmasına engel oluyor. Yeşilay’ın 2025 Tütün Raporu verilerine göre ise bu bağımlılık çoğu kişide erken yaşta başlıyor. Sigarayı bırakmak için kuruluşa başvuranların yüzde 62,9’unun 18 yaşından önce bu alışkanlığı edindiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigaraya erken yaşta başlanması, bağımlılığın daha güçlü yerleşmesine ve ilerleyen yıllarda bırakmanın zorlaşmasına neden oluyor. Bu nedenle sigarayla mücadelede öncelik, farkındalık ve önleyici adımlar olmalı” dedi.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün Ekim 2025’te yayımladığı verilerin, tütün ve nikotin ürünlerinin çocuklar ve ergenler arasında hızla yaygınlaştığını ortaya koyduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Aromalar, dikkat çekici ambalajlar ve dijital mecralar üzerinden yapılan pazarlama, nikotin ürünlerini gençler için zararsız ve cazipmiş gibi gösteriyor. Bu durum, çok erken yaşta başlayan ve ilerleyen yıllarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir bağımlılık döngüsü yaratıyor. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünleri, akciğer kanseri başta olmak üzere birçok ciddi hastalık için önemli bir risk faktörü olmaya devam ediyor” dedi.</p>
<p><strong>Sigara söndükten sonra da tehlike devam ediyor</strong></p>
<p>Sigara dumanının yalnızca içildiği anda değil, sonrasında da risk oluşturduğunu vurgulayan Çalışkan, pasif içiciliğin yani başkasının içtiği sigaranın dumanına doğrudan maruz kalmanın sağlığa ciddi zararlar verdiğini hatırlattı. Bununla birlikte daha az bilinen ancak en az pasif içicilik kadar önemli olan üçüncül maruziyetin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Çalışkan, kapalı alanlarda içilen sigaranın izlerinin ortamda kaldığını ifade etti. Çalışkan, “Sigara içilen bir evde kıyafetler, koltuklar, yataklar, perdeler gibi yumuşak yüzeylerde nikotin, formaldehit ve naftalin gibi zararlı kimyasallar birikiyor. Bu maddeler, sigara içilmese bile ortama sonradan giren kişiler için maruziyet yaratabiliyor. Bu nedenle daha önce sigara içilmiş bir evde bulunmak özellikle çocuklar ve hassas gruplar için risk oluşturabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-bagimliligi-18-yasindan-once-basliyor-611128">Sigara bağımlılığı 18 yaşından önce başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz oyunu bırakamıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyunu-birakamiyor-mu-609493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bırakamıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, çocuklarda oyun bağımlılığının belirtileri, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri, korunma yolları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyunu-birakamiyor-mu-609493">Çocuğunuz oyunu bırakamıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, çocuklarda oyun bağımlılığının belirtileri, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri, korunma yolları ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Oyun bağımlılığı, çocuğun yaşamını çok yönlü etkileyen ciddi bir sorun!</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, çocuklar ve gençlerin oyunlarla çok daha erken yaşlarda ve yoğun biçimde karşılaştığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu durum, ebeveynlerde ‘Çocuğum oyun bağımlısı mı?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çetin, oyun bağımlılığının, yalnızca oyun oynama süresinin artmasıyla sınırlı olmayan; çocuğun duygusal, sosyal ve akademik yaşamını etkileyen ciddi bir sorun olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Bu belirtiler oyun bağımlılığına işaret ediyor!</strong></p>
<p>Oyun bağımlılığına işaret edebilecek pek çok önemli belirteç bulunduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun ekran karşısında geçirdiği sürenin giderek artması; bu sürenin cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da oyun konsolu aracılığıyla gerçekleşmesi fark etmeksizin dikkatle değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p>Özellikle çocuğun, planladığından ya da ebeveynleri tarafından uygun görülen süreden daha fazla oyun oynamaya başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bunun yanı sıra, oyun oynadığı zamanlarda öfke kontrolünde zorlanması, oyunu bırakması istendiğinde yoğun tepkiler vermesi ve gündelik yaşam düzeninin oyun nedeniyle bozulması da dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Uyku düzeninin bozulması, sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve sorumluluklarını ihmal etme gibi durumlar, oyunla kurulan ilişkinin sağlıklı sınırların dışına çıktığını gösterebilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynler rehberlik edici ve denetleyici bir rol üstlenmeli!</strong></p>
<p>Elektronik cihazların yaygınlaşmasının yanında, çocukların bu araçlarla temasının belirli bir kontrol ve sınır çerçevesinde olmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Çocuğun cep telefonu ve diğer dijital cihazları kullanımı, yaşamının merkezine yerleşmemeli; kullanım süreleri ve zamanları ebeveynler tarafından belirlenmeli.” dedi.</p>
<p>Bilgisayar ya da oyun konsolu ile vakit geçirmek isteyen çocukların, ebeveynlerin uygun gördüğü saat ve sürelerde oyun oynamasına izin verilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kuralların net, tutarlı ve takip edilebilir olması koruyucu bir yaklaşım sunar. Ebeveynlerin rehberlik edici ve denetleyici rolü, çocuğun sağlıklı bir dijital denge kurmasına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Tedavide psikoterapi süreci önemli!</strong></p>
<p>Oyun bağımlılığı tedavisinde ilk adımın, bireyin kendisi ve yakınlarıyla yapılan ayrıntılı değerlendirme süreci olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu süreçte, oyun davranışının günlük yaşamın ne kadarını kapladığı, hangi alanlarda işlev kaybına yol açtığı ve kişinin nerede durmakta zorlandığı ayrıntılı biçimde ele alınır.” dedi.</p>
<p>Gerekli görüldüğünde beyin tetkikleri ve psikolojik değerlendirme testleri uygulandığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde, bazı durumlarda oyun oynama isteğini azaltmaya yönelik ilaç tedavileri ya da eşlik eden ruhsal sorunlara yönelik farmakolojik destekler kullanılabilir. Ancak oyun bağımlılığında tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka psikoterapi sürecinin tedaviye eşlik etmesi gerekir. Psikoterapi sürecinde, oyunu kontrol edebilme becerilerinin geliştirilmesi ve bağımlılığı besleyen faktörlerin ele alınması hedeflenir. Uygun görülen vakalarda, beyin uyarım tedavileri de tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-oyunu-birakamiyor-mu-609493">Çocuğunuz oyunu bırakamıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: &#8220;Tazelenme Merkezleri&#8217;nin sayısını artıracağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-tazelenme-merkezlerinin-sayisini-artiracagiz-606805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 13:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[tahir]]></category>
		<category><![CDATA[tazelenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sivil toplum kuruluşları buluşmaları kapsamında Diyanet Birlik-Sen’le bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-tazelenme-merkezlerinin-sayisini-artiracagiz-606805">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: &#8220;Tazelenme Merkezleri&#8217;nin sayısını artıracağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sivil toplum kuruluşları buluşmaları kapsamında Diyanet Birlik-Sen’le bir araya geldi. Gündemde son dönemde artan madde bağımlılığı ve şiddet konuları vardı. Başkan Büyükakın, Büyükşehir bünyesindeki Tazelenme Merkezleri’nin sayısını artıracaklarını kaydetti.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sivil toplum kuruluşlarını ve hemşehri dernekleriyle düzenli olarak bir araya gelmeyi sürdürüyor. Başkan Büyükakın son olarak Diyanet Birlik-Sen’in düzenlediği programda din görevlileri ile bir araya geldi. Diyanet Birlik-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Karadaşlı, Kocaeli Şube Başkanı Numan Uysal ve Emekli Öğretim Üyesi Dr. Ali Vasfi Kurt’un ev sahipliğini üstlendiği programa sendika üyesi din görevlilerinin ilgisi son derece yüksekti.</p>
<p><b>UYSAL VE KARADAŞLI: BÜYÜKAKIN HEP YANIMIZDA</b></p>
<p>Din görevlileri, hizmet verdikleri ibadethanelerle ilgili talep ve önerilerini dile getirdi. Numan Uysal özellikle son dönemde gençler arasında artan madde bağımlılığı ve şiddet olaylarına vurgu yaparak, bu konuda yürütülecek çalışmalara her zaman destek vermeye hazır olduklarını belirtti. Mehmet Ali Karadaşlı da, “Bu şehre en güzel şekilde hizmet veren ve taleplerimizin çözümü için her zaman bize destek sunan Başkan Tahir Büyükakın ile ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadesini kullandı.</p>
<p><b>SICAK KARŞILAMAYA TEŞEKKÜR</b></p>
<p>Sıcak ve samimi muhabbetten dolayı din görevlilerine teşekkür eden Başkan Büyükakın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak ibadethanelerden gelen talepleri her zaman yerine getirdiklerini vurguladı. Başkan Büyükakın, madde bağımlılığı ve şiddet konularında ise şunları söyledi: “Şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Sadece gençler aynı durumda değil. Her yaştan insanlar da benzer sorunlarla karşı karşıya olabiliyor. Mesela, önümüzdeki yıllarda çok sık duyacağımız, internet ve sosyal medya bağımlılığı ciddi şekilde artıyor. Dolayısıyla bunu sadece madde kullanımı ve onun getirdiği şiddet meselesi olarak değerlendirmememiz gerekiyor.</p>
<p><b>BAŞKAN’A ÖZEL TABLO HEDİYE ETTİ</b></p>
<p>Aslında dünya uzun bir süredir bu sorunlarla boğuşuyor. Ülkemizde ise henüz yeni başlıyor. Bu sorunların hepsi, insanın aklı ile gönlü arasındaki bağın kopmasından kaynaklanıyor. Söz konusu dengeyi sağlayamadığınız sürece bundan kurtuluş çok zor. Bu bağı yeniden kurmak için yapılması gerekenler var. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak kurduğumuz Tazelenme Merkezleri bunlardan biri. Bugüne kadar çok sayıda kardeşimizi madde bağımlılığından kurtardık. Şu an 2 merkezimiz var ve zaman içinde sayılarını artıracağız. Bu ve benzeri projelerimiz devam edecek. Bu noktada sizlere de toplumun tüm kesimlerine de büyük görevler düşüyor.” Programın sonunda Yahya Kaptan Akşemsettin Camii İmam Hatibi Muhammet Öztürk, Başkan Büyükakın’ın kara kalem portresini çizdiği bir tablo hediye etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-tazelenme-merkezlerinin-sayisini-artiracagiz-606805">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: &#8220;Tazelenme Merkezleri&#8217;nin sayısını artıracağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumda]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor. Bunların başında ise sanal kumar bağımlılığı geliyor. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen “Sanal Kumar Bağımlılığı Sempozyumu”, dijital çağın en hızlı yayılan ancak en az fark edilen sanal kumar bağımlılığını tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt’un liderliğinde gerçekleştirilen sempozyum, bu tehlikenin artık bireysel sınırları aştığını, Türkiye için de ciddi bir toplumsal risk haline geldiğini ortaya koyuyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünya genelinde sanal kumar ve çevrim içi bahis pazarı bugün 300 milyar dolara yaklaşan bir ekonomik hacim yaratıyor. Her yıl milyonlarca yeni kullanıcı bu dijital sistemin içine çekiliyor; kumar bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından davranışsal bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen hızla yayılıyor. Türkiye’de ise tablo daha da çarpıcı bir hal almış durumda. Sanal kumar ve yasa dışı bahis pazarının yıllık yaklaşık 120 milyar dolarlık bir ciroya ulaştığı ifade ediliyor. Sadece geçen yıl yaklaşık 42 bin yasa dışı kumar ve bahis sitesi kapatılmış olmasına rağmen dijital platformlar üzerinden kumara erişim her geçen gün daha da kolaylaşıyor. Uzmanlar, yasa dışı kumar ağlarında yaklaşık 100 bin kişinin aktif olarak çalıştığını, bu yapının dolandırıcılık, hırsızlık, şiddet ve intihar vakalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Fiziksel mekânlardan dijital ekranlara taşınarak artık bir tık uzaklıkta, kolaylıkla ulaşılabilir olan kumar, özellikle gençler için yüksek risk taşıyan, denetimi zor ve etkisi yıkıcı bir bağımlılık alanı oluşturuyor. İşte bu tablo, sanal kumarın yalnızca bireysel bir sorun değil, acil müdahale gerektiren ve aslında önlenebilen ciddi bir toplumsal tehlike olduğunu açıkça ortaya koyuyor…</strong></em></p>
<p>Araştırmalar; sanal kumarın sadece bir oyun değil, bireyin psikolojisini, ailesini ve yaşamını derinden etkileyen bir bağımlılık türü olduğunu gözler önüne seriyor. “Sanal kumar Türkiye için ciddi bir halk sağlığı tehdidi” diyen Prof. Dr. Murat Kurt, kumarın bireyin ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, aile yapısını, ekonomik düzeni ve toplumsal güvenliği de tehdit ettiğine, ayrıca borçlanmayı artırarak aile içi şiddeti tetiklediğine ve suç oranlarını beslediğine de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Araştırmalar, sanal kumar bağımlılığı yaşayan bireylerde depresyon, anksiyete ve intihar girişimi riskinin birkaç kat arttığını gösteriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Kumar Mekan Değiştiriyor; Ödül Kazanmak Hızlanıyor</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumarın klasik kumardan en büyük farkının erişilebilirlik olduğunu anlatıyor. Eskiden kumar oynamak için belirli mekânlara gitmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Kurt, “Bugün sanal dünya bu uzaklığı ortadan kaldırıyor. İnsanlar mekâna gitmiyor, mekân insanların ayağına geliyor” diyerek sanal kumarın artık günün her saati, herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir alan haline geldiğini vurguluyor. </p>
<p>Dijitalleşme, kumarda ödül süreçlerini de hızlandırıyor. İnsanlar kısa sürede kazanıyor ya da kaybediyor. Bu hız, uzun vadeli düşünmeyi de zorlaştırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, paranın soyutlaşmasının risk algısını ciddi biçimde değiştirdiğini ifade ederek, “Para artık elde tutulan somut bir nesne olmaktan çıkıyor, ekranda görünen bir sayıya dönüşüyor. Bir dokunuşla transfer ediliyor, kazanılıyor ya da kaybediliyor. Bu soyutluk, kayıpların boyutuna ilişkin algıyı zayıflatıyor, harcanan paranın fark edilmesini zorlaştırıyor ve bireyi daha fazla risk almaya itiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b>“Aslında Kazanırdım” Düşüncesi, Bağımlılığa İtiyor<strong> </strong></b></p>
<p>Sanal kumar, aslında ilk başlarda sadece kazanmak için oynanan bir oyun olarak görülmüyor. Ancak zamanla stresle baş etme, yalnızlık duygusunu bastırma ve can sıkıntısını giderme aracı haline geliyor. Prof. Dr. Murat Kurt, birçok insanın sanal kumara kazanmak için değil, yalnız kalmamak için yöneldiğini söylüyor: “Dijital dünya, can sıkıntısına izin vermiyor; sosyal medya, oyunlar ve dijital içerikler sürekli bir uyarım sağlıyor. Özellikle gençlerin günde ortalama 7-8- saatlerini akıllı telefon başında geçirmesi, bu bağımlılığa zemin hazırlıyor. Bu yoğun dijital maruziyet, bireyleri sanal kumar ve bahis reklamlarına karşı daha savunmasız hale getiriyor”&#8230;</p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, ASUMA-Suç ve Şiddetle Mücadele, Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat, sanal kumar bağımlılığının psikolojik döngüsüne dikkat çekiyor. Sanal kumarın, özellikle “yakın ıska” etkisinin bağımlılığı beslediğini söyleyen Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kıl payı kaçırılan her oyundan sonra kişide ‘aslında kazanırdım’ düşüncesi oluşuyor. Bu duygu aşılamadığında ‘bir sonrakinde kesin olacak’ inancı devreye giriyor. Bu inanç, oynama süresini uzatıyor, harcanan parayı artırıyor ve bağımlılığı giderek derinleştiriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Aileler Dağılıyor, Hayatlar Çöküyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı belirli evrelerden oluşuyor. İlk aşamada kazanma duygusu hâkim oluyor ve kişi kendini kontrol altında hissediyor. Ardından kayıpların arttığına ve kişinin kaybettiklerini telafi etmeye çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Süreç ilerledikçe umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yoğunlaşıyor. Son aşamada ise tükenmişlik ve çöküş yaşanıyor. Bu noktada bireyin yalnızca maddi durumu değil, psikolojik sağlığı, aile ilişkileri ve iş yaşamı da ciddi biçimde zarar görüyor” diyor… Prof. Dr. Oğuz Polat’a göre bağımlılık ilerledikçe bireysel iflaslar yaşanıyor, borçlar artıyor, aile içi çatışmalar derinleşiyor, boşanmalar artıyor, çocuklar ihmal ediliyor. Kumar bağımlılığı, hırsızlık, dolandırıcılık ve şiddet gibi suçlara da zemin hazırlıyor. Bazı vakalarda sürecin, intiharla bile sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kumar bağımlılığı aslında bir irade sorunu değil, bir ‘başa çıkma’ sorunu” diyor. </p>
<p><b><strong>Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı önlenebilir, hatta tedavi edilebilir bir sorun. Erken farkındalık ise, bu noktada kritik bir rol oynuyor. Burada özellikle ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ailelerin, çocuklarının dijital dünyadaki davranışlarını yakından takip etmesi, yargılayıcı olmayan bir iletişim dili kurması ve sağlıklı baş etme yollarını desteklemesi büyük önem taşıyor. Psikolojik destek, profesyonel tedavi yaklaşımları ve toplumsal farkındalık çalışmaları da bu bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumar bağımlılığıyla mücadelenin bireysel çabalarla sınırlı kalmaması gerektiğini; ailelerden eğitim kurumlarına, medyadan kamu otoritelerine kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Çünkü sanal kumar, görmezden gelindikçe büyüyor; fark edildikçe ve doğru müdahalelerle ele alındıkça kontrol altına alınabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde &#8220;Ergenlikte Madde Kullanımı&#8221; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-ergenlikte-madde-kullanimi-semineri-599151</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:35:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Eğer]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Madde Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Toksikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Bağımlılık Toksikolojisi Anabilim Dalı tarafından “Ergenlikte Madde Kullanımı” başlıklı hibrit konferans düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-ergenlikte-madde-kullanimi-semineri-599151">Ege Üniversitesinde &#8220;Ergenlikte Madde Kullanımı&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Bağımlılık Toksikolojisi Anabilim Dalı tarafından “Ergenlikte Madde Kullanımı” başlıklı hibrit konferans düzenlendi. Akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı etkinlikte, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Yurtsever sunum gerçekleştirdi. Etkinlikte, ergenlik döneminde artan madde bağımlılığı riskine karşı erken teşhis ve düzenli taramanın önemi vurgulanırken, sürecin yönetiminde ailelerin yargılayıcı değil destekleyici bir yaklaşım sergilemesinin gerekliliğine dikkat çekildi.</p>
<p>         Ergenlerde madde kullanımını anlatan Çocuk Acil Uzmanı Doç. Dr. Ali Yurtsever, “Hepimizin bildiği gibi ergenlik, insan hayatının en özel, en hassas ancak bir o kadar da kritik dönemlerinden biridir. Gençlerimiz bu süreçte çok ciddi sosyal ve psikolojik değişimler yaşıyorlar. Ne yazık ki bu değişim süreci, onları riskli davranışlara yönelmeye ve zararlı alışkanlıklar edinmeye daha meyilli hale getiriyor. Burada en belirleyici faktörlerden biri sosyal çevredir. Ergenler, çevrelerinden çok kolay etkilenebiliyorlar. Eğer sosyal çevrelerinde madde kullanımı varsa, gençlerimiz ciddi bir risk altında demektir. Unutmamalıyız ki madde kullanımı, gelişmekte olan ergen beynini doğrudan ve olumsuz etkiliyor. Bu durum sadece geçici bir heves olarak kalmıyor; bilişsel bozukluklara, psikozlara ve hatta ne yazık ki intihara kadar varabilen çok ağır sonuçlar doğurabiliyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim. Eğer madde kullanımına bu dönemde başlanırsa, bu durum ileride çok ağır bağımlılıklara yol açabilir. Erken teşhis edilmezse, sürecin engellenmesi çok zorlaşır. Profesyonel destek olmadan bu sorunun kendiliğinden çözülmesini beklemek hatadır; destek verilmezse madde kullanımı erişkinlik döneminde de devam eder. Dünyadaki tabloya, özellikle gelişmiş batı toplumlarına baktığımızda durum gerçekten endişe verici. Avrupa ve Amerika’da ergenlerin yaklaşık yarısı en az bir kez yasa dışı madde kullanmış durumda. Bu inanılmaz bir rakam. Özellikle alkol ile birlikte yasa dışı madde kullanımının yaygınlığına dikkat etmemiz gerekiyor” dedi</p>
<p><b>“Testlerin amacı risk altındaki gençleri tespit etmek”</b></p>
<p>Yapılması gerekenleri anlatan Doç. Dr. Ali Yurtsever, “Ergenlerin düzenli olarak değerlendirilmesi şart. Gençlerin yılda en az bir kez, sadece toksikolojik testlerle değil, genel bir değerlendirmeden geçmesi gerekiyor. Özellikle riskli gruplara bu taramayı mutlaka uygulamalıyız. Biz bu noktada CRAFFT tarama ölçeğini kullanıyoruz. Bu tarama ölçeğindeki soruların amacı, gencin risk altında olup olmadığını anlamaktır. Örneğin gence şunu soruyoruz. ‘Daha önce alkol veya madde kullandıktan sonra araç kullandın mı ya da kullanmış birinin sürdüğü araca bindin mi?’ Buradaki temel amacımız, çevresinde bu tür insanların olup olmadığını görmektir. Eğer varsa, o gençte de kullanım ihtimali artıyor demektir. Bunun yanı sıra şu soruların cevaplarını arıyoruz. ‘Rahatlamak için alkol veya madde kullanıyor musun?’ ‘Yalnızken kullandığın oldu mu?’ ‘Kullandıktan sonra yaptıklarını hatırlamadığın oldu mu?’ ‘Ailen veya arkadaşların sana azaltmalısın dedi mi?’ ‘Bu kullanım yüzünden başın hiç belaya girdi mi?’ Bu taramada iki veya daha fazla soruya ‘evet’ yanıtı verilmesi durumunda, riskli madde kullanım bozukluğu açısından detaylı bir değerlendirme yapılması gerekir. Unutmayın, bu bir tanı testi değil, bir tarama aracıdır; ancak bize yol gösterir” diye konuştu.</p>
<p><b>“En büyük görevlerden biri ailelere düşüyor”</b></p>
<p> Ailelerin ergenlerle iletişiminin önemli rol üstlendiğini söyleyen Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Bağımlılık Toksikolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Annette Akgür, “Bu noktada en büyük görevlerden biri de ailelere düşüyor. Madde bağımlılığının engellenmesinin ilk aşaması aslında ailede başlar. Ailelerin çocukları üzerinde daha gözlemci ve dikkatli olması gerekiyor. Eğer çocuğunuzla ilgili bir şüphe duyuyorsanız, takınacağınız tavır her şeyi belirleyecektir. Böyle bir durumda suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil kullanmak yerine, uzlaşmacı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemelisiniz. Eğer sert ve dışlayıcı davranırsanız, ergen ailesinden uzaklaşır. Bu kopuş ise, ergenlikte başlayan bağımlılığın yetişkinlik döneminde de devam etmesine zemin hazırlar. İletişim kapılarını açık tutmak, tedavinin en önemli adımıdır” dedi</p>
<p>Konferansın sonunda Prof. Dr. Serap Annette Akgür, Doç. Dr. Ali Yurtsever’e hediye taktim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-ergenlikte-madde-kullanimi-semineri-599151">Ege Üniversitesinde &#8220;Ergenlikte Madde Kullanımı&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanal-kumar-gencligi-tehdit-ediyor-595110</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:09:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençliği]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençler arasında yaygınlaşan sanal kumar bağımlılığını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanal-kumar-gencligi-tehdit-ediyor-595110">Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençler arasında yaygınlaşan sanal kumar bağımlılığını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Renkli oyunlar sanal kumar tuzağına dönüşüyor</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin getirdiği kolay erişim ve akranlar arasında popülerliğin sanal kumar bağımlılığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, özellikle gençler arasında yaygınlaşan, renkli ve eğlenceli arayüzlere sahip bazı mobil uygulamaların, aslında bahis sistemi üzerine kurulu sanal kumar tuzağı olduğunu ifade etti.</p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu tarz oyunların başlangıçta eğlence vaat ettiğini, ancak hızlıca kontrol kaybına dönüştüğünü belirterek, “Renkli şekerleri eşleştirme ya da farklı kombinasyonlar yapmaya dayanan ve üzerine bahis konulan oyunlar, şans oyunu gibi görünse de neden olduğu maddi kayıplar ve sorunlar nedeniyle sanal kumar bağımlılığını akla getiriyor. Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısını artırarak ‘haz’ duygusunu tetikliyor. Üstelik bu haz arayışı sadece oyunda uzun süre vakit geçirmekle sınırlı kalmıyor; birçok kişi oyuna para yatırarak bu süreci daha da artırıyor.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Kaybettiklerini kazanma hırsı ve akran popülerliği</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sanal kumarın gençleri çeken en büyük faktörlerinden birinin, kazanma ve kaybetme arasındaki heyecan döngüsü olduğunu, bu döngünün, kayıplar yaşandıkça &#8220;Kaybettiklerimi tekrar kazanmalıyım&#8221; hedefine dönüştüğünü ve bağımlılığın derinleştiğini kaydederek, “Kazanma ve kaybetme arasındaki hızlı değişimler heyecan verse de, zamanla yaşanan kayıplar kişide ‘Kaybettiklerimi geri almalıyım’ düşüncesini doğurarak yeni bir hedef yaratıyor. Gençlerin bu oyunlara ilgisini canlı tutan bir diğer unsur ise akranları arasında popüler olması. Sosyal çevre, gençleri arkadaş grubuna uyum sağlamak ve dışlanmamak için benzer deneyimleri yaşamaya yönlendiriyor.” dedi.</p>
<p>Ailelerin çocuklarının dijital araçlarla geçirdiği zamanı değil, bu davranışın neden olduğu sorunları takip etmesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Sanal kumar bağımlılığı geliştiğinde, bireyin akademik, sosyal ve ailevi işlevselliği zayıflıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aileler için dikkat çeken belirtiler neler?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, ailelerin gözlemlemesi gereken kritik belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Oyuna yatırılan bahisler nedeniyle kontrolsüz para harcamalarının görülmesi ve sık sık ihtiyaç dışı para talep edilmesi ilk dikkat çeken işaretlerdir. Teknolojik cihazlarda geçirilen sürenin yaş grubuna önerilen sınırların üzerine çıkması, bu dengenin bozulmasıyla birlikte akademik başarının düşmesi, okulda devamsızlıkların artması ve kişinin keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşması gibi değişiklikler ise sağlıklı iletişim kurulan bir aile tarafından genellikle fark edilebilir. Ayrıca bireyin aile ortamında daha az bulunması, evde olsa bile zihninin sürekli oyunda olması, engellendiğini düşündüğü anlarda öfke, tahammülsüzlük gibi tepkiler göstermesi de bir sorunun varlığına işaret eder.”</p>
<p><strong>Bağımlılık gelişince yalan ve gizleme ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Kumar bağımlılığı yerleştiğinde, bireylerin utanç ve suçluluk duygularının yanı sıra, oyuna devam edebilmek amacıyla yalan söyleme ve gerçeği saklama davranışları sergilediğini belirten Sedef Koç Bal, bu aşamada profesyonel destek almanın zorunlu olduğunu ifade etti.</p>
<p>Sedef Koç Bal, sağlıklı sınırların önemini ve tedavi sürecinin kapsamını şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Çocuğun gelişim dönemine uygun bir yaklaşımla, açık ve sağlıklı iletişim kurulması önemlidir. Dijital dünyanın oluşturduğu riskler anlatılırken, çocuğun duygu ve düşünceleri ile bireysel ihtiyaçları mutlaka dikkate alınmalıdır. Tedavi sürecinin amacı yalnızca oyuna erişimi kısıtlamak değildir; davranışın altında yatan nedenleri değerlendirmek, gerekli görüldüğünde ilaç desteğine başvurmak, riskleri ve koruyucu önlemleri belirlemek, etkili baş etme yöntemleri geliştirmek ve finansal yönetim planı oluşturmak gibi kapsamlı bir süreç hedeflenir. Bu süreçte aile desteği kritik rol oynar; ancak bu destek, sınırsız maddi yardım sağlamak ya da ortaya çıkan borçları kapatmak olarak anlaşılmamalıdır. Ailenin görevi, yapıcı sınırlar koymak, doğru iletişim kurmak ve tedavi sürecini güçlendirmektir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanal-kumar-gencligi-tehdit-ediyor-595110">Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 13:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863">Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süre ekran başında kalındığında diş fırçalamak unutulabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının, ağız sağlığı açısından da önemli olduğunu dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Özellikle gençler arasında dijital bağımlılığın yaygınlaşmasıyla birlikte ağız sağlığı da doğrudan etkilenmeye başladı.” dedi.</p>
<p>Ekran süresinin tek başına çürük ya da periodontal hastalık oluşturmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Fakat beraberinde getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ağız sağlığını belirgin şekilde bozabiliyor. Uzun süre ekran başında kalındığında en sık görülen durum, bireyin günlük rutinlerini aksatması oluyor. Özellikle ergenlerde ve genç erişkinlerde, telefon veya bilgisayara dalındığında diş fırçalama kolayca atlanabiliyor, ertelenebiliyor ya da tamamen unutuluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gece telefon kullanımı diş eti iltihabını artırabiliyor</strong></p>
<p>Ekran başında geçirilen sürenin çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor. Yeme sonrası ağız bakımı yapılmadığı için de bu durum çürük riskini ciddi şekilde artırıyor.” dedi.</p>
<p>Bir diğer önemli etkinin uyku düzeninin bozulması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle gece telefon kullanımının artması melatonin üretimini etkiliyor, uyku kalitesini düşürüyor. Kalitesiz uyku ise hem bağışıklığı zayıflatıyor hem de periodontal  dokularda inflamasyonu (diş eti iltihabı) artırabilecek hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Buna ek olarak, uzun süre aynı pozisyonda ekrana bakmak boyun ve çene kaslarında gerginlik yaratarak ve çene ekleminde (tempromndibular-TME ) sorunlarını tetikleyebiliyor.”</p>
<p><strong>Ekran süresinin artmasıyla, ağız hijyeni bozuluyor ve çürük oranları yükseliyor!</strong></p>
<p>Beslenme düzeninin de dijital bağımlılığın en çok bozduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Dijital platformlara dalmış bireylerde öğün atlama, gece geç saatlerde yemek yeme, şekerli içecek tüketiminin artması gibi davranışlar daha sık görülüyor.” dedi.</p>
<p>Bu yaşam tarzı bozukluklarının, çürük oluşumunu artırdığının birçok çalışmayla gösterilmiş durumda olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Son yıllarda gençlerin ekran süresinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte ağız hijyeni davranışlarındaki bozulmanın ve çürük oranlarının yükseldiğine dair bulgular da giderek güçleniyor. Özellikle ergenlerde internet bağımlılığı oranlarının yüzde 15–30 arasında değiştiği bildiriliyor ve bu grubun ağız sağlığı davranışları, ekran süresi düşük olanlara göre belirgin şekilde daha zayıf.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dijitali tamamen bırakmaya gerek yok; küçük günlük düzenlemeler bile çok etkili!</strong></p>
<p>Risk grubundakilerin ağız sağlığını korumalarının mümkün olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Öncelikle dijital kullanımın tamamen bırakılması gerekmiyor; ancak günlük rutinde bazı küçük düzenlemeler oldukça etkili oluyor.” dedi.</p>
<p>Yapılabilecek düzenlemeler hakkında önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemeklerden sonra telefon/tablet kullanılmadan önce kısa bir fırçalama rutini oluşturmak, ekran başında geçirilen sürede şekerli içecek ve atıştırmalıkları sınırlandırmak, su tüketimini artırmak, gece telefon kullanımını azaltmak ve uyku düzenini toparlamak ağız sağlığı üzerinde çok olumlu sonuçlar doğuruyor. Hatta dijital teknolojinin olumlu yönlerinden yararlanmak da mümkün. Fırçalama süresini takip eden uygulamalar, AI destekli diş fırçaları ve teledentistry gibi araçlar ağız bakımını destekleyebiliyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863">Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-personeline-madde-bagimliligi-ile-mucadele-egitimi-584816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 13:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Narkotik Şube ile yaptığı ortak çalışmayla personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-personeline-madde-bagimliligi-ile-mucadele-egitimi-584816">Büyükşehir personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Narkotik Şube ile yaptığı ortak çalışmayla personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi verdi.</p>
<p>Bağımlılık yaşı giderek düşen, kullanan kişileri sosyolojik, fiziksel ve ekonomik olarak yıpratan uyuşturucu maddelerin mücadelesi ile ilgili farkındalık çalışması yapan Antalya Büyükşehir Belediyesi hizmet içi eğitimlerine devam ediyor. Antalya Narkotik Şube Müdürlüğü ile ortaklaşa yürütülen eğitim programında Büyükşehir çalışanlarına madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi verildi.<br />MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE ANLATILDI<br />Antalya Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası’nda gerçekleşen eğitime, Antalya Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narko-Rehber Polis Memuru Tugay Çevik eğitmen olarak katıldı. Eğitimde uyuşturucu madde kullanımın nedenleri, madde bağımlılığına uzanan süreçte kişilerin yaşadığı psikolojik döngüler, uyuşturucu maddeye özendirme, yeni kullanılan uyuşturucu türleri, narkotik madde çeşitleri, uyuşturucu satılan yerler ve ailelerin dikkat etmesi gereken detaylar, madde kullanan kişilerdeki belirtiler, fiziksel ve sosyal etkileri anlatıldı. Uyuşturucu ile mücadelede en önemli süreçlerden birinin erken dönemde müdahale olduğunu söyleyen Çevik, ailelerin gençlere yönelik madde kullanımını özendiren, süslü ve zararsızmış gibi gösteren paylaşımlara, algılara ve bilgi kirliliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-personeline-madde-bagimliligi-ile-mucadele-egitimi-584816">Büyükşehir personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye'nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; verdi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen konferans NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu ve Çarşı Yerleşke Emin Nebi Salonu&#8217;ndan hibrit olarak takip edildi.</p>
<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasına öğrencilere &#8220;Merhaba, hoş geldiniz&#8221; diyerek başladı ve Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yaşamlarının en keyifli yıllarını geçirecekleri bir yuva olduğunu belirtti. Öğrencileri başarılı bir dört yıl geçirmeye ve bu dönemin tadını çıkarmaya davet eden Prof. Dr. Atasoy, çap yapanların veya yüksek lisans, doktora programlarına devam edenlerin üniversiteyle bağlarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>Uyuşturucu ve genel olarak bağımlılıkla mücadelenin tüm dünyada, her yaş grubunda karşılaşılan küresel bir sorun olduğunu, mücadelenin zorunluluğunu ve günümüzde artan önemini ele alan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın günümüzün sorunu olmadığını, on binlerce yıl önce bile insanoğlunun bitkileri farklı amaçlarla tükettiğini aktardı.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler ve denetim</strong></p>
<p>Hiçbir ülkenin tek başına bu salgınla mücadele edemeyeceğinin anlaşılması üzerine, 1900&#8217;lerin başından itibaren uluslararası iş birliğinin başladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, günümüzde Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu 1961, 1971 ve 1988 tarihli üç büyük uluslararası sözleşmenin bağımlılıkla mücadelede temel teşkil ettiğini, bu sözleşmelerin arz ve taleple mücadele ettiğini, denetim altındaki maddelerin (esrar, kokain, morfin, eroin, LSD, metamfetamin gibi) sadece bilimsel ve tıbbi amaçla kullanılması gerektiğini öngördüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, bu sözleşmelerin uygulanmasını denetleyen 13 kişilik bir müfettişler grubunun (Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu) bulunduğunu ve kendisinin de bu kurulun başkanı olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Güncel durum ve yeni tehditler</strong></p>
<p>Günümüzde de madde bağımlılığı sorununun devam ettiğini, bazı ülkelerin madde kullanıcılarına hapis hatta idam cezası verdiğini, ancak buna rağmen bağımlılık oranlarının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atasoy, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yüz binlerce ölüme neden olan, eroinden 50-100 kat daha güçlü fentanil maddesinin tehlikelerine dikkat çekti.</p>
<p>“Bir toplu iğne başı kadar kullanımı bile insanları felç edip ölüme götürebiliyor” diyen Prof. Dr. Atasoy, Fentanil&#8217;in şu anda Doğu Avrupa ülkelerine doğru geldiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Atasoy, sadece arzla mücadelenin (satıcıları toplama, gümrük kontrolleri vb.) yeterli olmadığını, kaçakçıların denizaltılar gibi akıl almaz tekniklerle madde taşıdıklarını belirterek, &#8220;Bir ürüne talep varsa eğer mutlaka bir şekilde insanlar onu bulurlar veyahut da ona benzer başka bir maddeyi ararlar ve kullanırlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığı</strong></p>
<p>Bağımlılığın orta çağda ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar bir &#8220;ahlaki mesele&#8221; olarak görüldüğünü, bağımlı kişilerin ahlaksızlıkla suçlandığını anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, ancak günümüzde bu algının değiştiğini ve bağımlılığın &#8220;zararlı sonuçlarına rağmen tekrarlayan madde kullanımıyla karakterize edilen tıbbi bir durum&#8221; olarak tanımlandığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır&#8221; diyerek, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm tıp sektörünün bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul ettiğini, bu kronik hastalığın nüks edebileceğini ve engellenemediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Küresel uyuşturucu kullanımı artıyor</strong></p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen dünya genelinde uyuşturucu kullanımının arttığını dile getiren Prof. Dr. Atasoy, “Artmasının elbette değişik nedenleri var. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, tabii ki bunların başta gelen sebepleri arasında. Stresin yüksekliği, savaşlar vesaire bir sürü parametre insanların kimi zaman daha az uyumak, daha çok çalışmak, daha uzun aç kalmak ya da dertlerini unutmak için başvurduğu bir çözüm yolu.” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl dünya genelinde bilinen yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını açıklayan Prof. Dr. Atasoy, “Bu kişilerin oranı, 15–64 yaş arasındaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor; başka bir deyişle, bu yaş grubundaki her 100 kişiden 6’sı en az bir madde kullanmış durumda. Bu oran muhtemelen daha da yüksek; çünkü istatistikler genellikle 15 yaş altı ve 64 yaş üstü grupları kapsamıyor; oysa bu yaş aralıklarında da madde kullananlar bulunuyor. Geçen yıl madde kullanıcılarının yaklaşık 244 milyonu esrar kullanımıyla öne çıktı; yani esrar, küresel madde kullanımında bir numaralı madde konumunda. Bazı ülkelerde esrarın serbestleştirildiği yönünde algılar olabilse de gerçek şu ki, esrar kullanımı hiçbir ülkede koşulsuz ve kayıtsız serbest değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne karnından itibaren tehlike başlıyor</strong></p>
<p>Esrarı sentetik opioidler, doğal opiatlar, amfetaminler ve kokain gibi maddelerin takip ettiğini anlatan Prof. Dr. Atasoy, &#8220;10 bağımlıdan dokuzu madde kullanımına 21 yaşından önce başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Niye tehlikeli? Çünkü demek ki önleme ve farkındalık yapılacaksa eğer, 21 yaşından çok önce başlamak gerekir. Çünkü bağımlıların yüzde 90&#8217;ı çok daha küçük bir yaşta. Yani lisede, ortaokulda, hatta ilkokulda belki de… Veyahut da annesi hamileyken diyelim ki bir madde kullanmışsa, o yüzden ta o noktadan, anne karnından itibaren böyle bir tehlikenin içinde yaşamaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Üniversite yıllarının bir dönüm noktası olduğunu ve bu dönemde verilen kararların sağlık, eğitim, kariyer ve aile hayatını ciddi şekilde etkileyeceğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Şu anda doğru karar vermek durumundasınız. Nasıl vereceksiniz doğru kararları? Ama öncelikli olarak hayır demesini öğrenmeniz gerekir. Alkol, kuşkusuz toplumda en fazla zarar veren maddeler arasında yer alıyor. Neyse ki Türkiye’de alkol kullanımı Batı ülkelerindeki veya bazı başka bölgelerdeki düzeylere ulaşmamış durumda.”</p>
<p><strong>Antidepresan bağımlılığı yaygın bir sorun</strong></p>
<p>Öte yandan “yasadışı maddeler” olarak adlandırılan ve kullanım/üretim/dağıtımı sınırlandırılan çok çeşitli kimyasal ve doğal maddeler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Mantar veya bitki kaynaklı bileşenlerden, laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmiş tozlara kadar geniş bir yelpaze insanlarda bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca bağımlılık yalnızca yasadışı maddelerle sınırlı değil: reçeteyle verilen bazı ilaçlara da bağımlılık gelişebiliyor. Antidepresanlar, anksiyolitikler ve uyku ilaçları gibi reçeteli müstahzarların kötüye kullanımı ve bağımlılığı yaygın bir sorun. Türkiye’de özellikle kadınların karşılaştığı bağımlılık vakalarında, esrar, eroin veya sentetik uyuşturucular kadar reçeteli ilaç bağımlılığının da önemli bir yer tuttuğu gözleniyor. Reçeteli ilaçların arkadaşlara verilmesi, reçetesiz kullanım, kaçakçılık ve sahte ilaç dolaşımı gibi sorunlar da mevcut; bu nedenle ilaçların doğru kullanımının denetlenmesi ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, sosyal medya (günde 6-7 saat Instagram, Twitter, TikTok kullanımı gibi) gibi davranış bağımlılıklarının da iş, eğitim, gündelik yaşam ve sağlığı olumsuz etkilediğini kaydederek, “Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar. Yiyecekler de bağımlılık yapar&#8221; diyerek konunun genişliğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bağımlılığın nedenleri neler?</strong></p>
<p>&#8220;Acaba ben bağımlı olur muyum?&#8221; sorusuna yanıt arayan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını, genetik yatkınlık, ailede madde kullanımı, arkadaş çevresi ve toplumdaki kabul gibi birçok risk faktörünün bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin!</strong></p>
<p>Konferansının sonunda öğrencilere somut tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Atasoy şunları dile getirdi:</p>
<p>“Uyuşturucu bulunduğunu tahmin ettiğiniz ortamlardan mutlaka uzak durun (pasif içicilik riskine dikkat çekti). Uyuşturucu kullanmayan arkadaşlıklar edinin ve madde kullanan arkadaşlarınızı profesyonel destek almaya yönlendirin. Bir hayat kurtarırsınız bu sayede. En sıkıntılı ya da keyifli anlarınızda size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin. Stresle başa çıkmayı öğrenin. Spor, basit egzersizler, yürüyüşler, nefes egzersizleri ve müzik dinleme stresi azaltır. Kısacası, beyninizi koruyun çünkü bu bir beyin hastalığıdır. Sağlık en değerli hazinedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık hakkında bilinmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195">Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık hakkında bilinmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bağımlı olunan madde veya davranış, kişinin beyni için hava ve su kadar gereksinim haline geliyor!</strong></p>
<p>Bağımlılığın kişinin bedensel, ruhsal, ailesel, toplumsal sorunlar yaşamasına rağmen belli bir maddeyi kullanmaya veya kumar oynama, oyun oynama gibi belli bir davranışı yapmaya devam etmesini tanımlayan bir terim olduğunu hatırlatan Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı olunan maddenin kullanılması veya bağımlı olunan davranışın yerine getirilmesi, giderek kişinin hayatında temel güdü biçimine, motivasyon biçimine dönüşür. Haz veya doyum sağlanır.” dedi.</p>
<p>Dr. Shukurov, son noktada bağımlı olunan madde veya davranışın, kişinin beyni için hava ve su kadar gereksinim haline geldiğini aktardı.</p>
<p><strong>Bağımlılık bir beyin hastalığı ve herkes bağımlı olabilir!</strong></p>
<p>Bağımlı hastalar ve yakınları arasında, ayrıca toplum bilincinde bağımlılığın bir irade zafiyeti olduğu kanısının hâkim olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov , “1950’li yıllarda bağımlılık, ‘toksikomani’ başlığı altında inceleniyordu. Bağımlı hastalara da toksikoman deniliyordu.” dedi.</p>
<p>Toksikomanların iradelerinin zayıf insanlar olduğu, ağır kişilik bozukluklarına sahip oldukları, sıklıkla psikopatlar arasından çıktığı ve tüm bu nedenlerden dolayı kullandıkları maddelerin tiryakisi haline geldiklerinin düşünüldüğünü kaydeden Dr. Shukurov, “Bilim artık bu görüşü aşmış durumda. Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğu ve belirli bir madde ile etkileşim hâlinde herkesin bağımlı olabileceği gösterilmiştir. Bağımlılık yapıcı maddeler beyni ödül, motivasyon, karar verme ile ilgili alanlarında bozulmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bağımlı hasta aile üyelerini de maddi ve manevi olarak etkiliyor! </strong></p>
<p>Bağımlılığın kronik bir hastalık olmasının yanı sıra bir aile hastalığı olduğunu da vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov , “Bağımlı hasta sadece kendisi etkilenmekle kalmaz diğer aile üyelerini de maddi ve manevi olarak etkiler.” dedi.</p>
<p>Dr. Shukurov, tüm sorumluluğu üzerine almanın, bağımlılığın bir hastalık ve tedavi edilmesi gereken bir durum değil de geçici bir durum olduğuna inanmanın, yardım almayı ertelemenin bağımlılığın daha da karmaşık ve daha da içinden çıkılamaz bir hâle gelmesine neden olabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Bağımlılık uygun tedavi ve destekle kontrol altına alınabilir!</strong></p>
<p>Bağımlılığın şeker hastalığı gibi kronik bir hastalık olduğunu yineleyen Dr. Bahruz Shukurov, “Bir şeker hastasının şekeri, uygun diyet önerileriyle, uygun hayat tarzıyla ve ilaç tedavisiyle düzenlenebiliyor, kontrol altına alınabiliyor.” dedi.</p>
<p>Aynı şekilde bağımlıkta da uyaran kontrolü, uygun ilaç tedavisi ve ilaç dışı biyolojik tedavi yöntemleri ve psikoterapiyle hastanın bağımlılığının da kontrol altına alınabileceğini aktaran Dr. Shukurov, “Tedavinin hem bağımlılığı dikkate alarak hem de kişinin bireysel özelliklerini dikkate alarak düzenlenmesi gerekir. En fazla başarı, tedavi ekibi, aile ve hasta işbirliği içerisinde süreci götürdüklerinde elde edilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195">Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cep Telefonu Bağımlılığı Nedir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cep-telefonu-bagimliligi-nedir-564367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 09:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[cep]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[telefonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cep Telefonu bağımlılığı nedir? Uzmanlar günde 5 saatten fazla cep telefonu kullananların bağımlı olabileceklerine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cep-telefonu-bagimliligi-nedir-564367">Cep Telefonu Bağımlılığı Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cep Telefonu bağımlılığı nedir? Uzmanlar günde 5 saatten fazla cep telefonu kullananların bağımlı olabileceklerine dikkat çekti.</p>
<p>Cep telefonu bağımlılığının ciddi bir problem olduğunu belirten uzmanlar, sosyal hayatı, iş ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>
<p>Günlük kullanımın 5 saati aşmasının, bağımlılık riskini artırdığına dikkat çekenPsikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Uykusuzluk, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon sorunları, sosyal izolasyon, göz, boyun ve sırt sorunları ile huzursuzluk, gerginlik, stres ve depresyon gibi pek çok fiziksel ve ruhsal sorun yaratabilir.” dedi. Beyindeki dopamin dengesinin bozulması, bu bağımlılığın nörokimyasal temelini oluşturduğunu aktaran Çetin, tedavi sürecinde telefon kullanımının sınırlandırılması, psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi uygulanabildiğini belirtti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, cep telefonu bağımlılığının belirtileri, etkileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri ile bilinçli telefon kullanımının önemine dair bilgi verdi.</p>
<p><b><strong>Cep telefonu, sorumlulukların yerine getirilmesini engelliyorsa bağımlılık ortaya çıkmış olabilir!</strong></b></p>
<p>Cep telefonu bağımlılığının kişinin gündelik hayatını olumsuz etkileyecek düzeyde cep telefonu kullanması ile ortaya çıkan klinik bir tablo olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kişi sosyal hayatında, iş hayatında, aile ilişkilerinde sorun yaşamaya başlar. Sorumluluklarını yerine getiremeyecek bir hale gelir.” dedi.</p>
<p>Türkiye’de ve Dünya’da yapılan farklı çalışmaların, cep telefonuna bağımlılık durumunun yüzde 5-10 arasında değiştiğini gösterdiğini aktaran Çetin, “Cep telefonunda gün içinde 5 saat ve üzeri kullanım bağımlılık riskini akla getirmeli. Bununla birlikte kişinin sabah uyandıktan ne kadar süre sonra cep telefonuna baktığı, gece uykuya dalmadan önce yine cep telefonu ile ne kadar vakit geçirdiği de risk açısından önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b><strong>Telefon bağımlılığı, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı olumsuz etkiliyor!</strong></b></p>
<p>Cep telefonu bağımlılığının neden olduğu durumlara değinen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, şunları söyledi:</p>
<p>“Sürekli telefon kullanımı uykusuzluğa neden olabilir. Telefon bağımlılığı, dikkatin dağınık olmasına ve konsantrasyon sorunlarına yol açabilir. Gerçek dünya ilişkilerinden uzaklaşma ve sosyal izolasyon ortaya çıkabilir. Göz ağrısı, boyun ve sırt ağrıları gibi sorunlar görülebilir. Huzursuzluk, gerginlik, stres ve depresyon gibi duygusal değişiklikler baş gösterebilir.”</p>
<p><b><strong>Beyindeki dopamin dengesi değiştiğinde bağımlılık ortaya çıkıyor!</strong></b></p>
<p>Bir araştırmaya göre, aşırı telefon kullanımının beyindeki ödül devrelerini kimyasal olarak değiştirdiğinin kanıtlandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Beyinde dopamin adı verilen ve haz duygusunu kontrol eden nörokimyasal maddenin işlevini bozuyor, beyinde bu hormonun etki ettiği bölgelerin duyarsızlaşmasına neden oluyor ya da aksine hassaslaştırıyor.” dedi.</p>
<p>Cep telefonu bağımlılığını gösteren birtakım testler olduğunu aktaran Çetin, “Prof. Dr. Cemal Onur Noyan’ın Türkçe’ye çevirdiği ‘Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği Kısa Form’ içinde bulunan sorular cep telefonu bağımlılığı açısından riski değerlendirmeyi sağlayan önemli sorulardır. ‘Akıllı telefon kullanmaktan dolayı planladığım işleri aksatırım’, ‘Akıllı telefonu kullanmaktan dolayı derslerime odaklanmakta, ödevlerimi yapmakta ve işlerimi tamamlamakta güçlük çekerim’, ‘Çevremdeki insanlar akıllı telefonumu çok fazla kullandığımı söylerler’ gibi sorulara kişilerin verdiği kesinlikle katılıyorum, katılıyorum ya da katılmıyorum gibi farklı ölçüdeki cevaplar kişinin bağımlılık durumu açısından yol gösterici oluyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><b><strong>Cep telefonu kullanımı günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa tedavi gerekir!</strong></b></p>
<p>“Eğer cep telefonu kullanımı artık bir vazgeçilmez haline gelmişse, günün çoğu cep telefonu ile uğraşarak geçiriliyorsa, kişi cep telefonundan uzak olduğunda kaygılı hissediyorsa, aile, okul ya da iş hayatında sorumluluklarını yerine getiremiyorsa ‘tedavi’ gereği ortaya çıkar.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Tedavide kişinin cep telefonu kullanımının kısıtlanması, gereği halinde ilaç tedavileri, bireysel psikoterapi ya da grup terapileri gibi farklı tedavi yöntemleri kullanılabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b><strong>Telefon bilinçli ve amaçlı bir şekilde kullanılmalı!</strong></b></p>
<p>Telefonda geçirilen uzun saatler yerine insanın kendini daha iyi hissetmesi için önerilerde de bulunan Çetin, sözlerini şöyle tamamladı: “Telefonu bilinçli ve amaçlı bir şekilde kullanmaya çalışın. Dışarıda yürüyüş yapmak, spor yapmak gibi fiziksel aktiviteleri rutin hale getirin. Gerçek dünyadaki sosyal etkileşimlere daha fazla zaman ayırın. Yeni hobiler edinerek ilgi alanlarınızı genişletin”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cep-telefonu-bagimliligi-nedir-564367">Cep Telefonu Bağımlılığı Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-bir-sorun-554158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2025 07:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenleri ile etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-bir-sorun-554158">Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenleri ile etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Seks bağımlılığı da diğer bağımlılıklar gibi…</strong></p>
<p>Seks bağımlılığının hem biyolojik hem de psikolojik faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan multifaktöriyel bir süreç olduğunu aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Diğer madde bağımlılıklarında olduğu gibi, seks bağımlılığı da dopamin nörotransmiteri ile ilişkilidir. Birey, dopamin aracılığıyla haz, zevk ve tatmin duygusunu yaşadıktan sonra, her defasında bu tatminin şiddetini ve haz derecesini artırma eğiliminde olur.” dedi.</p>
<p>Bu durumun biyolojik açıklamasının oldukça basit olduğunu ifade eden Hajiyeva, “Dopamin salınımı belli bir süreden sonra tolerans gelişimine neden olur ve dopamin reseptörlerinde ‘down regülasyonu’ gerçekleşir. Yani, aynı cinsel aktiviteler dopamin salınımına yol açsa da, reseptörlerin duyarlılığı azaldığı için kişi eskisi kadar zevk alamaz. Bu da bireyin daha farklı cinsel fanteziler peşinde koşmasına, yeni dürtüler geliştirmesine ve farklı hazlar aramasına neden olur. Aslında bu süreç, diğer bağımlılık türlerinde de gözlenen tipik bir tolerans gelişimini yansıtır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin fren mekanizması prefrontal korteksin gelişimi tamamlandıkça devreye girer!</strong></p>
<p>Kompulsif cinsel davranışlar gösteren bireylerin EEG&#8217;lerinde de belirgin değişiklikler saptandığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Burada önemli bir nöroanatomik yapıya değinmek gerekir. Herkes bir arabanın freninin nerede olduğunu bilir, ama kendi vücudumuzun, zihnimizin, ruhumuzun ve beynimizin ‘freni’ nerededir? Bu fren, beynin prefrontal korteksidir.” dedi.</p>
<p>Prefrontal korteksin, dürtülerimizi, davranışlarımızı ve kompulsif eğilimlerimizi kontrol eden bir bölge olduğunu hatırlatan Hajiyeva, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu bölgenin gelişimi 20-25 yaşlarına kadar devam eder. Bu nedenle, seks bağımlılığı, riskli cinsel davranışlar ve yoğun cinsel eğilimler özellikle genç yaşlarda daha sık görülür. Ancak zamanla prefrontal korteksin gelişimi tamamlandıkça, bu fren mekanizması devreye girer ve süreç daha kontrol edilebilir hale gelir. Dolayısıyla, bu bağımlılığın dopamin sistemi ve prefrontal korteks üzerinden işlediğini dikkate alırsak, biyolojik faktörlerin sürecin önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür. Ancak psikolojik etkenleri de göz ardı etmemek gerekir. Çocuklukta yaşanan travmalar, akran zorbalığı, aile içi baskılar ve istismar gibi faktörler de bu tür patolojilerin gelişmesinde tetikleyici olabilir. Birey, yaşadığı bu duygusal boşluğu doldurmak için ani ve hızlı bir şekilde haz arayışına yönelebilir. Bu da kendini cinsel bağımlılık şeklinde gösterebilir.”</p>
<p><strong>Yalnızlık ve depresif sürece neden olabilir!</strong></p>
<p>Seks bağımlılığının bireylerin sadece cinsel hayatlarını etkilemekle kalmadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Bireylerin sosyal, fizyolojik, işlevsellik, romantik ilişkiler gibi tüm alanlarına nüfus eder ve o süreçleri de negatif olarak etkiler.” dedi.</p>
<p>Bağımlılığın, bireylerin sürekli olarak zihinlerinde bastırması gereken bir dürtüyle birlikte ilerlediğini ve sürekli bastırılması gereken bir düşünce olduğu için bireylerin çok fazla kaygılı, endişeli olduklarını kaydeden Hajiyeva, “Bireylerin çok fazla kaygı ve endişeleri zamanla bireyleri toplumdan uzaklaştırabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık süreçlerine neden olabilir. Yalnızlık, kendisiyle birlikte bir depresif süreci tetikleyebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Seks bağımlılığı kişinin tüm hayatını etkileyebiliyor! </strong></p>
<p>Bu bireylerde utanç duygusuyla birlikte öz saygıda, öz değerde azalma, yetersizlik, değersizlik duygularının tetiklendiğine vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Aynı zamanda tabii ki psikolojik faktörler dışında, bireylerin sosyal hayatları da sosyal izolasyonla ve yalnızlıkla birlikte çok fazla etkileniyor. İş hayatlarındaki işlevsellik çok azalıyor çünkü işlerine odaklanamıyorlar. Gerekli sorumlulukları yerine getiremiyorlar ve bu bireylerin işlerinden atılmasına kadar giden bir sürece neden olabiliyor.” dedi.</p>
<p>Bağımlı kişilerin romantik ilişkilerinin de olumsuz etkilendiğine işaret eden Hajiyeva, “Partneri ile arasında sürekli bir güvensizlik, sadakatsizlik süreçleri romantik ilişkileri de kötü etkiliyor. Bu da bireyin yalnızlığına, uzaklaşmasına ve izolasyonuna neden oluyor. Aynı zamanda burada fizyolojik faktörler de var. Fizyolojik faktörler arasında en fazla örnek verebileceğimiz korunmasız cinsel ilişkiler. Seks bağımlılıklarında çok fazla rastlanıyor ve bu da cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını artırıyor. Bu yüzden bu süreci bir tek seks bağımlı olarak değil, tüm alanlara nüfuz eden, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak algılamamız toplum açısından ve bizim açımızdan çok daha faydalı olacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklara sağlıklı bir şekilde cinsel bilgilendirme yapılmalı!</strong></p>
<p>Seks bağımlılığına yönelik farkındalık oluşturmak için önerilerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Okullarda düzgün ve sağlıklı cinsel bilgilendirilmeler yapılabilir. Çünkü şu an sosyal medyayla birlikte çocukların çok fazla uygunsuz, gereksiz materyallere, cinsel uyarılara maruz kaldığını görüyoruz. Çocuklar cinselliği pornografik materyallerden öğrenmeye başladılar, oysaki cinsellik ve gerçek yaşamdaki süreçler daha farklı boyutlarda. Bu yüzden çocuklara sağlıklı bir şekilde cinsel bilgilendirmenin yapılması aslında bu süreçte atabileceğimiz çok önemli adımlardan biri.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seks-bagimliligi-tedavi-edilmesi-gereken-ciddi-bir-sorun-554158">Seks bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sorun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 13:08:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, 25 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, özellikle gençler arasında zararsız olduğuna inanılan esrar maddesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileriyle birlikte bağımlılık yapıcı özellikleri ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927">Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, 25 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında, özellikle gençler arasında zararsız olduğuna inanılan esrar maddesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileriyle birlikte bağımlılık yapıcı özellikleri ve tedavi süreçlerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Esrar bağımlılık yapıcı bir madde!</strong></p>
<p>Esrar maddesinin bağımlılık yapmadığı düşüncesinin özellikle gençler arasından yaygın bir inanış olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Oysa esrar ikinci kez kullandığında bile kişi de daha sık ve yoğun kullanım eğilimi yaratabilir. Haftada birkaç kez kullanan kişilerde yüzde 60 hatta yüzde 90 oranında bağımlılık geliştiği görülmektedir.” dedi.</p>
<p>Esrar alındığı zaman vücutta oluşan değişimlere değinen Shukurov, “Nabız artışı, tansiyon yükselmesi, konuşkanlık, marazi neşe, gevşeme hali, aşırı gülme krizleri, koordinasyon bozulması, odaklanmada bozulmalar, zaman ve mekan algısında değişiklikler oluşabilir. Bu değişiklikler halüsinasyon görmeye kadar ilerleyebilir. Mistik düşünceler ortaya çıkabilir. Daha ileri seviyede bu paranoya bile dönüşebilir. Akut olarak ortaya çıkan neşe hali, konuşkanlık, gevşeme, rahatlama kısa bir süre sonra yerini duygusal çöküntüye bırakır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlerde ve genç yetişkinlerde psikoz ve şizofreni riskini yedi kat artırıyor </strong></p>
<p>Esrar maddesi vücuda alındığında akut psikoz da ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Kötülük görme sanrıları ve kıskançlık hezeyanları şeklinde kendini gösteren bu duruma kenevir deliliği de denilir. Genellikle bir gün gibi kısa süren bu durum bazen kalıcı psikoza da dönüşebilir. Esrar kullanımı özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde psikoz ve şizofreni riskini yedi kat artırır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Esrar cinsel işlevleri olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Esrarın kişiyi rahatlatmasından dolayı cinsel performansı artırdığı düşüncesinin yaygın olduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Esrar erkeklerde sertleşme bozukluğunu iki kat artırır. Sertleşme bozukluğuna neden olmasının yanında testosteron hormonunun salınımını da azaltır.” dedi.</p>
<p>Testosteron salınımının azalmasıyla jinekomasti yani erkeklerde meme büyümesi ortaya çıktığını ifade eden Shukurov, “Sperm sayısını azaltmasıyla birlikte spermlerin canlılığını ve hareketliliğini azaltır. Kadınlarda da doğurganlığı azaltır. Esrar hamilelik sırasında kullanıldığında bebeklerde çeşitli gelişimsel geriliklere yol açabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Akciğer kanserine yakalanma oranı sigara kullananlara göre beş kat fazla!</strong></p>
<p>Esrarın öğrenme sürecini bozarak özellikle hafızayı etkilediğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, “Kısa süreli belleği bozar, bu da kişinin konsantre olmasını, odaklanmasını, dinlemeyi sürdürmesini olumsuz yönde etkiler. Öğrenmeyi bozucu etkisi o kadar ön plandadır ki erken ergenlikte kullanıldığı zaman sonradan IQ düşüşlerine neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Esrar alındığı zaman nabzın 140 üzerine çıkabildiğini, bu durumun da tansiyon yükselmesi ve çeşitli kalp sorunlarını ortaya çıkarabildiğini aktaran Shukurov, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Özellikle esrar alınımın ilk bir saati içerisinde kalp krizi riskinin esrar almayanlara göre dört kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Esrar genel olarak bağışıklığı düşürür. Akciğer enfeksiyonlarına ve akciğer kanserine neden olma riski yüksektir. Esrar kullananların akciğer kanserine yakalanma oranı sigara kullananlara göre beş kat fazladır. Esrar içenler genelde esrarı akciğerlerine daha derin çekerler ve nefeslerini daha uzun süre tutarlar. Esrarın akciğer üzerine olumsuz etkisi bu açıdan sigaradan daha fazla olur. Esrar alımı sırasında gözdeki kızarıklığın nedeni esrarın göz damarlarının genişlemesine sebep olmasıdır.”</p>
<p><strong>Aile davranışları bağımlılık sürecini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Diğer bağımlılıklarda olduğu gibi esrar bağımlılığının da bir aile hastalığı olduğunu kaydeden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı bireyin davranışları diğer aile üyelerini etkileyip aile üyelerinin hastalanmasına sebep olabilir.” dedi.</p>
<p>Ailenin davranışları ve tutumlarının da esrar bağımlısı bireyin bağımlılık sürecini etkileyebildiğini sözlerine ekleyen Shukurov, bu nedenle tedavi sürecine bireyin ailesinin de dahil edilmesinin önemini vurguladı ve bağımlı kişiye yardımcı olmak isteyen aile ve arkadaş çevresinin kişiyi danışmanlık amacıyla bir psikiyatri ya da bağımlılık uzmanına yönlendirmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Tedavi, kişiye özel bir planla başlıyor!</strong></p>
<p>Esrar bağımlılığı tedavisinde ilk adımın detaylı bir analizle tanının kesinleştirilmesi olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Kişinin ne düzeyde esrar içtiğine, kötüye kullanım düzeyine, bağımlılık düzeyine ve kişinin esrar kullanımının hayatının başka alanlarını nasıl etkilediğine bakarak bir çizelge hazırlanır.” dedi. </p>
<p>Esrar bırakıldığı zaman çeşitli ruhsal ve fiziksel yoksunluk belirtilerine yol açabileceğinin altını çizen Shukurov, “Bunların arasında huzursuzluk, sinirlilik, iştahta azalma, uykusuzluk, ateş, bulantı, terleme, titreme, gevşeyememe sayılabilir. Yoksunluk döneminin tıbbı bir müdahale olmadan geçiştirilmesi çok zor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Esrar bağımlılığı, bir yaşam biçimini temsil ettiği için kurtulmak zor olabilir!</strong></p>
<p>Yoksunluk sürecinin dört haftadan altı haftaya kadar sürebildiğini belirten Dr. Bahruz Shukurov, “Detoksifikasyon yani arınma, tedavinin başlangıcıdır. Yoksunluk belirtileri bulguları geçtikten sonra bağımlı hastalarda bazı sıkıntılar devam edebilir.” dedi.</p>
<p>Bu sıkıntıların başında esrar içme isteği geldiğini aktaran Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Esrar bağımlılığı sadece esrar içmek ilgili değildir. Hastanın düşünceleri, duygularını yönetmesi, hayat tarzı, ilgileri, eğlenmesi esrarın etrafında döner. Bundan dolayı kişinin hayatından esrarın çıkması neredeyse kişiyi sudan çıkmış balığa dönüştürür. Özellikle yoksunluk dönemini atlattıktan sonra artık esrar etrafında dönmeyen hayat tarzının oluşturulması, yeni arkadaşların edinilmesi, hobilerin edinilmesi, sosyal hayat tarzının düzenlenmesi, eğlence dünyasının çeşitlendirilmesi tedavide ilerlemeyi sağlar. Esrarın yoksunluk dönemi atlatıldıktan sonra da doktor ve psikolog desteğinin devam ettirilmesi önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-sessiz-dusmani-esrar-bagimliligi-547927">Gençlerin sessiz düşmanı: Esrar bağımlılığı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-nikotin-bagimliligi-gelistirmeye-daha-yatkin-450520</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2024 09:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirmeye]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını ifade eden uzmanlar, elektronik sigaraların, farklı tatlar ve kokular sunduğunu bunun da gençlerin ilgisini çekerek kullanımını teşvik edebildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-nikotin-bagimliligi-gelistirmeye-daha-yatkin-450520">Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını ifade eden uzmanlar, elektronik sigaraların, farklı tatlar ve kokular sunduğunu bunun da gençlerin ilgisini çekerek kullanımını teşvik edebildiğini söylüyor. </strong></p>
<p><strong>“Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar.” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, uzun süreli e-sigara kullanımının</strong> <strong>akciğer sönmesi gibi ileri düzey akciğer hastalıklarını ortaya çıkabileceğini kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, ciğerlerin sönmesi ve ölüme bile neden olan elektronik sigaranın neden sağlığa zararlı olduğunu anlattı.</p>
<p><strong>Elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ne?</strong></p>
<p>Elektronik sigara ya da &#8220;e-sigara&#8221; olarak da adlandırılan cihazların buharlaştırıcı (atomizer) adı verilen bir cihaz aracılığıyla nikotin ve diğer kimyasalları içeren sıvıyı (e-sıvı) ısıtarak buharlaştırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ve neden gençler tarafından tercih edildiği konularında birçok faktör bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Sağlık risklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, kimyasal içeriğin genellikle nikotin, propilen glikol, gliserin ve çeşitli tatlandırıcılar gibi kimyasallar içerdiğini, bu kimyasalların bazılarının, solunum yolu hastalıklarına, kalp hastalıklarına ve kansere neden olabilecek potansiyel tehlikeler taşıyabildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Nikotin bağımlılığına da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Elektronik sigaralar, nikotin içerir ve bu da bağımlılık yapabilir. Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar. E-sigaraların buharlaştırdığı kimyasallar, akciğerlerde tahrişe, inflamasyona ve solunum yolu problemlerine neden olabiliyor. E-sigara kullanımıyla ilişkili olan kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor ve bazı durumlarda akciğer hastalıklarına yol açabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Gençler neden elektronik sigara kullanmayı tercih ediyor?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını kaydederek, “Elektronik sigaralar, farklı tatlar ve kokular sunuyor. Bu özellik, gençlerin ilgisini çekebiliyor ve kullanımını teşvik edebiliyor. Arkadaş gruplarında e-sigara kullanımının yaygınlaşması da gençler arasında popülerlik kazanmasına yol açabiliyor.” diye bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süreli elektronik sigara kullanımı ve akciğer sönmesi…</strong></p>
<p>Uzun süreli e-sigara kullanımının, solunum yolu problemlerine, özellikle de kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) yol açabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Pnömotoraks, halk arasında bilinen ismiyle akciğer sönmesi, ileri düzey akciğer hastalıklarında ortaya çıkabilir. Nikotin, kalp atış hızını artırabilir ve kan basıncını yükseltebilir, bu da kalp hastalığı riskini artırabilir. Uzun süreli kullanım, nikotin bağımlılığına yol açabilir ve sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Elektronik sigara kullanımından kaynaklanan sağlık sorunlarının, genellikle tıbbi bir profesyonelin gözetiminde tedavi edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Tedavi, nikotin bağımlılığını azaltmaya yönelik farmakolojik ve davranışsal yaklaşımları içerebilir. Solunum yolu problemleri gibi fiziksel sağlık sorunları için, uygun tedavi ve yönetim planları belirlenir.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-nikotin-bagimliligi-gelistirmeye-daha-yatkin-450520">Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmandan &#8220;Elektronik sigarayla nikotin bağımlılığı artıyor&#8221; uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmandan-elektronik-sigarayla-nikotin-bagimliligi-artiyor-uyarisi-439376</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 19:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayla]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigaraya alternatif olarak kullanımı yaygınlaşan elektronik sigaranın nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi bağımlılığı destekleyen bir ürün olduğuna dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, elektronik sigara kullanımıyla beraber nikotin bağımlılığının arttığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-elektronik-sigarayla-nikotin-bagimliligi-artiyor-uyarisi-439376">Uzmandan &#8220;Elektronik sigarayla nikotin bağımlılığı artıyor&#8221; uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigaraya alternatif olarak kullanımı yaygınlaşan elektronik sigaranın nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi bağımlılığı destekleyen bir ürün olduğuna dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, elektronik sigara kullanımıyla beraber nikotin bağımlılığının arttığını söyledi. Elektronik sigara ile her nefeste 0-36 mg/mL arasında nikotin alındığını belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, böylece 30 puf çekildiğinde bir sigaradan alınan miktar kadar nikotin alındığını söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaygınlığı son dönemlerde artan elektronik sigara kullanımına ve sakıncalarına dikkat çekti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Elektronik sigarayla nikotin bağımlılığı arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Elektronik sigaranın Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nca önerilmeyen, zararlı olarak bildirilen bir ürün olmasına rağmen kullanımının giderek yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, “Elektronik sigara nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi, bağımlılığı destekleyen bir üründür. Sigaraya alternatif olarak pazarlanmaya çalışılan elektronik sigarayla birlikte nikotin bağımlılığı tekrar artmıştır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Elektronik sigara ile de nikotin alınıyor </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda giderek yaygınlaşan elektronik sigara ile her nefeste 0-36 mg/mL arasında nikotin alındığını belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, böylece 30 puf çekildiğinde bir sigaradan alınan miktar kadar nikotin alındığını söyledi. Bu nedenle elektronik sigaranın, sigara gibi nikotin alınmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilek Toprak, “Elektronik sigaranın kartuşunun içindeki sıvıda ayrıca propilen glikol, etanol, nitrozamin, tütün çiçeği, nane, kahve, çikolata, meyve aromaları gibi tat ve koku içeren farklı kimyasallar ile cazip hale getirilerek kullanımı artırılmaya çalışılıyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara kullananların yarısı sigara nedeniyle ölüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara kullananların yarısının sigara nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span></span></span><span><span><span>2030 yılında dünyada 8 milyon, Türkiye&#8217;de 240 bin sigaraya bağlı ölüm beklenmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara bağımlılığı, tedavisi mümkün bir hastalık</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının tedavi gerektiren, nükslerle seyredebilen, mortalitesi yüksek, kronik ve salgın bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, s</span></span></span><span><span><span>igarayı bırakmanın mümkün olduğunu söyledi. Prof. Dr. Toprak, “Sigaranın bıraktırılması, en az sigaranın neden olduğu hastalıkları tedavi etmek kadar, hatta daha fazla önemlidir. Tedavide amaç uzun erimde sigara kullanımın bırakılmasıdır. Sigara alışkanlığından vazgeçmek için her şeyden önce kişinin sigarayı bırakma konusunda istekli olması gerekir. Her hastaya etkin tedavilerin varlığı anlatılmalı ve tedavi önerilmelidir. Tek tek, grup ya da telefon görüşmeleri tedavi etkinliğini artırır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tedavide iki yöntem uygulanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara bırakmada kullanılan, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yöntemlerin iki ana başlıkta toplandığını kaydeden Prof. Dr. Dilek Toprak, bunların davranışsal tedavi ve ilaç tedavisi (Vareniklin, Bupropiyon, Nikotin replasman tedavisi) olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara içmede davranış da bağımlılık sebebi!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak, sigara bağımlılığının tek nedeninin elektronik sigara olmadığını söyledi. Sigara bağımlılığında sadece nikotin değil, sigara içme sırasında yapılan davranışların da (örneğin parmaklar arasında tutma, sigarayı ağza ve kül tablasına götürme) bağımlılık sebeplerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Toprak, bağımlılık tedavisinde bu davranışın da düzeltilmesinin hedeflendiğini, elektronik sigara nikotin içermesinin yanında bu davranışları değiştirmediği için sigara bırakmada yardımcı bir yöntem olarak kabul edilemeyeceğini belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilim dışı yöntemlerden uzak durulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bunların dışında olan her türlü yöntemin bilimsel olarak kanıtlanmamış olduğunu belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, “Kişilerin kulaktan dolma önerilerle bu yöntemleri denememeleri gerekir.  Özellikle internetten ne olduğu bilinmeyen bitki ve macun gibi öneriler son derece tehlikeli olabilmektedir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-elektronik-sigarayla-nikotin-bagimliligi-artiyor-uyarisi-439376">Uzmandan &#8220;Elektronik sigarayla nikotin bağımlılığı artıyor&#8221; uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullarda Cep Telefonu Yasağı Teknoloji Bağımlılığı Riskini Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullarda-cep-telefonu-yasagi-teknoloji-bagimliligi-riskini-azaltiyor-409710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 12:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[cep]]></category>
		<category><![CDATA[okullarda]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[yasağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, cep telefonlarının sınıf içinde kullanımının öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders performanslarını olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullarda-cep-telefonu-yasagi-teknoloji-bagimliligi-riskini-azaltiyor-409710">Okullarda Cep Telefonu Yasağı Teknoloji Bağımlılığı Riskini Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapılan araştırmalar, cep telefonlarının sınıf içinde kullanımının öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders performanslarını olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor. Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt: “Cep telefonlarının okulda kullanımının yasaklanması veya sınırlanmasının, ergenlerin duygusal sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacaktır. Cep telefonlarının sınıfta kullanımının kısıtlanması teknoloji bağımlılığı riskinin azalmasına da yol açabilir.”</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullar açılmadan bir süre önce öğrencilerin cep telefonlarını derse girmeden teslim edeceklerini, öğretmenlerin de kötü örnek olmamaları adına sınıfa telefonla girmeyeceğini açıklamıştı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, okulda cep telefonlarının kullanımını yasaklayıp yasaklamamanın hem avantajları hem de dezavantajları olabilen bir konu olduğunu söyledi.</p>
<p>Öğrencilerin sınıf içerisinde telefon kullanımına izin verilmesinin birçok ebeveyn tarafından acil bir durumda çocuğuna kolaylıkla ulaşabileceğini bildiği için rahatlatıcı bir durum olduğunu kaydeden Dr. Vogt ayrıca, bazı öğrencilerde de acil bir durumda aileleriyle iletişim kuramama endişesinin duygusal açıdan olumsuz tepkilere yol açabildiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Derslere odaklanma açısından gerekli</strong></p>
<p>Dr. Gökçe Vogt, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak diğer taraftan, öğrencilerin derslere daha fazla odaklanmaları ve daha verimli bir öğrenme deneyimi yaşamaları amaçlandığı için cep telefonlarının sınıfta kullanılması sınırlandırılmakta. Sınıf içerisinde cep telefonu kullanılmasının öğrencilerin dikkatleri, öğrenme becerileri ve sosyal iletişimleri üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Yapılan araştırmalarda cep telefonlarının sınıf içinde kullanımının öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders performanslarını olumsuz yönde etkilediği gösteriliyor. Cep telefonunu sınıfa getiren öğrencinin, ders sırasında oyun oynaması, mesajlaşması öğretmen tarafından engellenemeyebiliyor. Bu durum hem öğrencinin ders materyalinden uzaklaşmasına hem de öğretmenin sınıfın kontrolünü gerektiği gibi sağlayamamasına yol açabiliyor.”</p>
<p><strong>Cep telefonları sınavda kopya çekmek için de kullanılabiliyor</strong></p>
<p>“Ayrıca, öğrenciler cep telefonlarını sınavda kopya çekmek için kullanabilirler ve bu durum eğitim sisteminin bütünlüğünü tehlikeye atabilir.” diyen Dr. Vogt, teneffüslerde cep telefonuyla vakit geçiren öğrencilerin sınıf arkadaşları ile etkileşiminin azalabildiğini, bu durumun da sosyal olarak izole olmalarına yol açabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Cep telefonu ortadan kalktığında ders başarısı artıyor</strong></p>
<p>Cep telefonlarının sınıf içerisinde kullanımının kısıtlanmasının, öğrencilerin birbirleriyle etkileşimlerini arttırmalarına yol açacağını da belirten Dr. Gökçe Vogt, şunları anlattı:</p>
<p>“Cep telefonlarının okulda kullanımının kısıtlanmasının öğrencilerin duygusal sağlığı üzerine de olumlu etkileri olabiliyor. Öğrenciler arasındaki yüz yüze iletişimin artması, sosyal becerilerinin gelişmesine ve kişilerarası ilişkilerin kuvvetlenmesine yol açabiliyor. Ayrıca, cep telefonu dikkat dağıtıcı etken olarak ortadan kalktığında derslere daha fazla odaklanabileceklerinden ders başarıları artıyor ve bu durum özgüvenlerini artırabiliyor. Son olarak, cep telefonlarının sınıfta kullanımının kısıtlanması teknoloji bağımlılığı riskinin azalmasına da yol açabilir.”</p>
<p><strong>Öğrencilere acil durumlar için alternatif iletişim yöntemleri sunulmalı</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, cep telefonlarının okulda kullanımının yasaklanması veya sınırlanmasının ergenlerin duygusal sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacağını kaydederek, ancak okulların öğrencilere acil durumlar için alternatif iletişim yöntemleri sunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Evde kullanım artabilir</strong></p>
<p>Okullarda cep telefonu kullanımının kısıtlanmasının ev ortamında öğrencilerin daha fazla cep telefonu kullanma olasılığını arttırabileceğinin altını çizen Dr. Vogt, “Ancak bu durum, evde cep telefonu kullanımının artması gerektiği anlamına gelmemeli. Öğrencilerin boş vakitlerinde ilgi alanlarına yönelik aktivitelere yönlendirilmesi, aile içi iletişimin sağlıklı olması ve ebeveynlerin cep telefonu kullanımı konusunda kurallar ve sınırlamalar belirlemeleri, öğrencilerin hem eğitimlerine odaklanmalarını hem de boş vakitlerini sağlıklı bir şekilde değerlendirilmelerini sağlayabilir.” dedi.</p>
<p>Bu kuralları ve sınırlamaları planlamadan önce her ebeveyn ilk olarak kendi davranışlarını dikkate alması gerektiğini de kaydeden Dr. Vogt, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>“Kendi telefon kullanımınızı sınırlayarak çocuklarınıza örnek olabilirsiniz. Çocuğunuza bu kuralların ve sınırlamaların nedenini açıklamak, uyku saatinden önce ve odaklanma gereken aktivitelerde cep telefonu kullanımını kısıtlamak, ekran süresini ayarlamak gibi stratejiler işinizi kolaylaştıracaktır. Tabii ki de her aile birbirinden farklıdır ve aile içi dinamiklere uygun stratejiler geliştirmek gereklidir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullarda-cep-telefonu-yasagi-teknoloji-bagimliligi-riskini-azaltiyor-409710">Okullarda Cep Telefonu Yasağı Teknoloji Bağımlılığı Riskini Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Joyce Teknoloji Yerli Motorla Dışa Bağımlılığı Azaltacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/joyce-teknoloji-yerli-motorla-disa-bagimliligi-azaltacak-405712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Sep 2023 00:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[azaltacak]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[dışa]]></category>
		<category><![CDATA[joyce]]></category>
		<category><![CDATA[motorla]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trakya’nın tek endüstriyel fuarı olma özelliğine sahip Çerkezköy Endüstriyel Fuarı’nda beğeniye sunulan Türkiye’nin ilk lityum bataryalı aracı Joyce One, çevreci özellikleri ve modern tasarımıyla katılımcılardan tam not aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/joyce-teknoloji-yerli-motorla-disa-bagimliligi-azaltacak-405712">Joyce Teknoloji Yerli Motorla Dışa Bağımlılığı Azaltacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trakya’nın tek endüstriyel fuarı olma özelliğine sahip Çerkezköy Endüstriyel Fuarı’nda beğeniye sunulan Türkiye’nin ilk lityum bataryalı aracı Joyce One, çevreci özellikleri ve modern tasarımıyla katılımcılardan tam not aldı.</p>
<p>Yoğun ilgi gören fuara, Tekirdağ valisi Recep Soytürk, 29. Dönem TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Tekirdağ Milletvekilleri, il ve ilçe belediye başkanları, sanayiciler, işadamları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p>Joyce Teknoloji CEO&#8217;su Eren Efe Erkan, &#8216;Yarının dünyasını birlikte şekillendiriyoruz&#8217; felsefesiyle gelecekte kullanımı giderek daha çok artacak olan elektrikli araçlarda bir Türk markası olarak sektörde büyümeyi sürdürdüklerini dile getirdi.</p>
<p>Joyce Teknoloji olarak tasarım, yazılım ve üretimde tamamı Türk mühendislerinden oluşan bir ekiple hizmet verdiklerini kaydeden Ceo Eren Efe Erkan, elektrikli motor konusunda yerli üretimle dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflediklerini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p><b>ÖNEMLİ BİR ULAŞIM ALTERNATİFİ</b></p>
<p>Joyce markasıyla şehir içi ulaşımına önemli bir alternatif sunduklarını belirten Erkan, fuarda gördükleri yoğun ilgiden memnun olduklarını söyleyerek, “Tekirdağ Valisi Sayın Recep Soytürk ve TBMM 29. Başkanı Prof. Dr Mustafa Şentop’un Çerkezköy Endüstriyel Fuarı’nda Joyce Teknoloji&#8217;yi ziyareti bizleri onurlandırdı. Kendilerine Yokote Motors&#8217;un geliştirdiği 3 farklı yeni nesil elektrikli motoru da tanıtma imkanımız oldu. Sayın Şentop, Joyce One aracımızı kullanarak bizden araç hakkında ayrıntılı bilgiler aldı. Türkiye’nin üst düzey yöneticilerinden biriyle bu fırsatı paylaşmak, işimize ve teknolojiye olan bağlılığımızı bir kez daha güçlendirdi. Tamamen yerli ve milli bir teknoloji hareketinin Türkiye&#8217;deki öncü markalarından biri olmayı hedefliyoruz. Aracımız çevreci özellikleri ve tasarımıyla da farklı bir konumda. Bütün teknik testlerden geçerek gerekli belgeleri almaya hak kazanan Joyce One&#8217;ı doğa dostu ve yenilenebilir malzemelerden üretiyoruz. Ayrıntılı bilgi almak isteyenler, joyceforbigboys.com ve joyceteknoloji.com adreslerini ziyaret edebilir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>65 KİLOMETRE MENZİLE SAHİP YERLİ MİKRO MOBİLİTE ARACI</b></p>
<p>65 kilometrelik menziliyle rakiplerine fark atan Türkiye&#8217;nin ilk lityum pilli bataryalı aracını ürettiklerini kaydeden Eren Efe Erkan, taşınabilir lityum ion bataryası sayesinde aracın şarj istasyonuna ihtiyaç duymadığını da vurguladı.</p>
<p>Milli teknoloji hamlesi hedefleri doğrultusunda araçta kullanılan ürünlerde de yerli firmaları tercih ettiklerini kaydeden Erkan, lityum pilleri TSK Vakfı grup şirketlerinden Aspilsan Enerji A.Ş’den tedarik ettiklerini ve bu iş birliğinin ülkemiz için önem arz ettiğini vurguladı.</p>
<p>CEO Eren Efe Erkan şöyle devam etti: “Joyce One istenilen her yerde 3 buçuk saatte şarj edilebiliyor. Demonte bataryası kolaylıkla taşınabiliyor ve herhangi bir şarj istasyonuna bağlı kalmıyor. Teknolojik ilerlemenin oldukça hızlı olduğu günümüzde daha iyi bir dünya için değişime hızlı adapte olabilen, sosyal sorumluluk içeren, temiz teknolojilere, doğa ile barışık ürünlere ve sürdürülebilir yaşama daha çok saygı duyan değerlere önem veriyoruz. Sanayi devriminden bu yana fosil yakıtların kullanımındaki artış, insanlığın çevreye verdiği zararların başında geliyor. Fosil yakıt kullanımıyla atmosfere salınan sera gazı yoğunluğunun giderek artması, gezegenin daha fazla ısınmasına neden olurken, küresel sıcaklık artışı da canlı türleri için oldukça tehlike arz eden iklim değişikliğini beraberinde getiriyor. ‘Daha Temiz Bir Dünya’ sloganıyla çıktığımız bu yolda insanlığın doğrudan ve dolaylı olarak ekosistemin dengesini bozarak çevresine verdiği bu zararların onarımına katkı sağlayacak fikirler geliştiriyoruz” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/joyce-teknoloji-yerli-motorla-disa-bagimliligi-azaltacak-405712">Joyce Teknoloji Yerli Motorla Dışa Bağımlılığı Azaltacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Etkisine Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-bagimliligi-yetiskinleri-de-etkisine-aldi-404874</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 11:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[etkisine]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle erkekler arasında popüler bir eğlence aracı olan video oyunları, bazı yetişkinlerde bağımlılığa neden olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-bagimliligi-yetiskinleri-de-etkisine-aldi-404874">Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Etkisine Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özellikle erkekler arasında popüler bir eğlence aracı olan video oyunları, bazı yetişkinlerde bağımlılığa neden olabiliyor. Bu da kişilerin iş, aile ve sosyal yaşamında problem yaşamalarına neden olabiliyor. Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, daha fazla oyun oynayabilmek için çevresindekilere daha az vakit ayıran ve oyunlara daha fazla odaklanabilmek için çevresinde bulunan insanlara yalan söyleyebilenler olduğuna işaret etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yetişkinlerde video oyun bağımlılığı konusunu ele alarak, oyun bağımlılığını önlemek için neler yapılabileceği konusunda bilgi verdi. </p>
<p>Geçmişten günümüze kadar pek çok insanın boş vakitlerinde eğlenebilmek ve vakitlerini değerlendirebilmek adına birçok aktivite ile meşgul olduğunu, teknolojinin ilerlemesi ve bu ilerlemeyle birlikte hayatımıza giren araçların da vaktimizi değerlendirme biçimimizi de etkilediğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu değişimde en çok etkili olan teknolojik aletlerden bazıları bilgisayar ve telefon olmuştur. Özellikle telefon ve bilgisayar oyunları zamanı değerlendirme ve eğlenmenin önemli bir parçası olmuştur. Bazı kullanıcılar bu eğlencenin sınırlarını fazlasıyla zorlayarak eğlencenin amacından sapmasına hatta bir tür bağımlılığa dönüşmesine neden olmuştur.”</p>
<p><strong>Oyun oynamadan mahrum kalındığında yoksunluk belirtileri görülüyor</strong></p>
<p>Bazı yetişkinlerde oyun oynama süresini kontrol edememe durumu görülebildiğine işaret eden Aydın, “Örneğin, 1 saat oynayacağını söyler ancak bu sürenin çok üstüne çıkabilir ve durum çokça tekrar edebilir. Oyun oynamadığı zamanda da zihnen oyunda olmaya devam edebilir ve sürekli olarak oyunla ilgili hayaller kurabilir. Oyunun dışında kalan etkinliklere zaman ayırmada güçlük çekebilir. Okula, işe ve arkadaşlarına vakit ayırmada zorlanabilir. Oyun oynamadığı zamanlarda birtakım ruhsal durumlar görülebilir, sıkılabilir, çökkünleşebilir hatta öfkelenebilir. Yani oyun oynamadan mahrum kalındığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İş, aile ve sosyal yaşamda probleme neden oluyor</strong></p>
<p>Aydın, bu kişilerin oynadığı oyundan keyif alabilmek için sürekli olarak oyunda geçirdiği vakti arttıracağını da kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Oyuncunun oyunu tamamen bırakmak istediği zaman başarısız bırakma girişimleri ortaya çıkabilir. Bununla birlikte oyunda çok fazla vakit geçirdikleri için çevreleriyle çatışma halinde olurlar. Daha fazla oyun oynayabilmek için çevresindekilere daha az vakit ayırabilir ve oyunlara daha fazla odaklanabilmek için çevresinde bulunan insanlara yalan söyleyebilirler. Ayrıca yoğun bir biçimde oyun oynamalarından dolayı iş, aile ve sosyal yaşamında problem yaşamalarına rağmen oyun oynama davranışını sürdürmeye devam edebilirler. Yukarıda saydığımız belirtilerden pek çoğunu 1 seneden daha uzun süredir üzerimizde barındırıyorsak video oyunu bağımlısı olabiliriz.”</p>
<p><strong>Oyun bağımlılığı maddi kayıplara da neden olabiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Cumali<strong> </strong>Aydın, video oyunu bağımlılığına sahip olan yetişkinlerde hayatlarının merkezlerine oyunları yerleştirdikleri ve pek çok tutumlarının bu merkez etrafında döndüğünü anlatarak, “Vaktinin pek çoğunu oyunlara ayırır, oyundan ayrı kaldıkları sürede de oyunu düşünmeye devam ederler. Oyun dünyasının sanallığı sanal olmaktan çıkar ve gerçek dünyanın yerini almaya başlar. Aileleriyle ve sevdikleriyle sağlıklı vakit geçiremeyip zamanlarının çoğunu oyunla geçirmeye başlarlar. Bu durum da beraberinde ilişkisel çatışmalar ortaya çıkabilir. Bununla birlikte işlerine de gereken zamanı ayıramazlar bu da iş ile ilgili problem yaşamalarına ve maddi kayıplar yaşamalarına neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Duygusal problemler oyun bağımlılığını tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Yetişkinlerde oyun bağımlılığını tetikleyebilecek pek çok unsur bulunduğunu dile getiren Aydın, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu unsurlar şu şekildedir, sosyal hayatta oldukça asosyal ve kendi içine dönük bir yaşam tarzı içinde olma, yaşamın getirdiği birtakım problemlere karşı sağlıklı baş etme beceriler kullanamama, problemlerden kaçabilmek ve rahatlayabilmek için video oyunlarını bir sığınak olarak görme, ailede, okulda, işte ve sosyal ortamlarda sıkça problemler yaşama ve bu alanlarda yaşanan çatışmalara bağlı olarak duygusal problemler yaşama, kişinin çevresinde oyun bağımlılığı olan bireylerin yoğun biçimde bulunması gibi unsurlar risk faktörleri olarak değerlendirilebilir.”</p>
<p><strong>Şiddet içeren oyunlarla, depresyon, saldırgan davranışlar gibi durumlar arasında ilişki var</strong></p>
<p>Yapılan pek çok araştırmada video oyunu bağımlılığının kişilerin ruh sağlığı üzerinde birtakım problemlere neden olduğunun görüldüğü belirten Cumali Aydın, “Yapılan araştırmaların sonucunda şiddet içeren oyunlarla; yalnızlık, depresyon, anksiyete, şiddete karşı duyarsızlaşma, dikkat problemleri, saldırgan davranışlar ve asosyalleşme gibi durumlar arasında ilişki olduğu görülmüştür. Yoğun bir biçimde video oyunu oynayan bireylerde bu tür durumların daha sık yaşandığı gözlemlenmiştir.” şeklinde açıklamada bulundu.</p>
<p><strong>Yetişkinlerde video oyunu bağımlılığını önlemek için neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Cumali<strong> </strong>Aydın, yetişkinlerde video oyun bağımlılığını önlemek için neler yapılabileceğini şöyle anlattı:</p>
<p>“Öncelikle kişi bu davranışının ortaya çıkmasını sağlayan faktörleri anlamaya çalışmalıdır. Yani bu davranışın ne zaman ortaya çıktığı, hangi dönemlerde şiddetlendiği, şiddetlendiği dönemlerde hayatında neler olduğu ve bu davranışın hayatında nelere fayda sağladığını sorgulaması gerekir. Bu ve benzeri sorular davranışın nedenlerini anlamayı kolaylaştıracaktır. Bu da hangi noktalara müdahale edilmesi gerektiği konusunda bizlere yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, kişi oyunu ne zaman ve ne kadar oynaması gerektiği konusunda kendini sınırlandırmalı ve buna uymaya çalışmalıdır. </p>
<p>Oyunda geçirdiği vakti kademe kademe azaltarak oyuna harcadığı vakti azaltmayı denemelidir.  Oyun dışındaki sosyal aktivitelere ağırlık verilmeli ve oyun oynama davranışına alternatif etkinlikler oluşturulmalıdır. Buna örnek olarak, spor yapmak ya da herhangi bir sanat kursuna gitmek gösterilebilir. Aile ve arkadaş ortamında daha fazla vakit geçirerek sosyalleşebilir.   Bunlara rağmen oyun oynama davranışı kontrol altına alınamıyorsa ruh sağlığı uzmanlarından destek alınmasını önerilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-bagimliligi-yetiskinleri-de-etkisine-aldi-404874">Oyun Bağımlılığı Yetişkinleri de Etkisine Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çok oyunculu online oyunlar bağımlılığı arttırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cok-oyunculu-online-oyunlar-bagimliligi-arttiriyor-380837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 14:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[online]]></category>
		<category><![CDATA[oyunculu]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağımlı kişi sanal dünyada kendisine olumlu bir dünya yaratmaya çalışır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cok-oyunculu-online-oyunlar-bagimliligi-arttiriyor-380837">Çok oyunculu online oyunlar bağımlılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bağımlı kişi sanal dünyada kendisine olumlu bir dünya yaratmaya çalışır </strong></p>
<p><strong>Uzmanlar, internet oyunlarıyla çok fazla meşgul olmak ve uzaklaşılınca çeşitli sıkıntılar yaşamak gibi durumların dijital bağımlılık belirtisi olduğunu belirtyor. İnternet bağımlılığının gelişmesinin bazı faktörlere bağlı olduğunu söyleyen Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, bireylerin tatmin olmak için dopamin salgılanmasını sağlayacak davranışlarda bulunduğuna dikkat çekiyor. Macera oyunlarının en fazla dopamin salgılatıcı tür olduğunu kaydeden Luş, çok oyunculu online oyunların bağımlılığı arttırdığını dile getiriyor ve ailelerin sürdürücü faktörlerin farkına varmaları gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, çocuklarda dijital bağımlılık belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu ve ailelere tavsiyelerini sıraladı.</p>
<p><strong>İnternette geçirilen zamanın gittikçe artması bağımlılık belirtisi</strong></p>
<p>Herhangi bir davranışın olumsuz sonuçlarına rağmen tekrarlanmasının bağımlılık olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, sanal bağımlılık olarak da adlandırılan internet bağımlılığının kriterlerinin davranışsal bağımlılıklarla tanımlandığını ifade etti. </p>
<p>Dijital bağımlılığın belirtilerine değinen Luş, “İnternet oyunlarıyla çok fazla meşgul olmak, internetten ya da oyunlardan uzaklaşılınca çeşitli sıkıntılar yaşamak, geçirilen zamanın gittikçe artması, oyun oynama isteğini durduramama, sosyal medya platformlarını kullanmayı durduramama, kişinin hobilerini bırakması ve bundan dolayı psikolojik sorunların yaşandığının görülmesine rağmen yine de aşırı internet kullanımına devam etmesi, bütün olumsuz duygularını atarak sanal dünyada kendisine olumlu bir dünya yaratmaya çalışması dijital bağımlılık belirtileridir.”  şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oyun bağımlılığı oyun türleriyle de alakalı </strong></p>
<p>İnternet bağımlılığının gelişmesi için bazı faktörlerin gerekli olduğunu söyleyen Luş, “Dürtüsel olan çocuklarda dürtüselliğin biyolojik faktör olduğu ortaya konuluyor. Çeşitli durumlardan tatmin olamayan bireyin tatmin olmak için daha fazla uyarıcıya ihtiyaç duymasına ‘ödül eksikliği sendromu’ diyoruz. Özellikle risk almayı seven bireylerde ödül mekanizmasının bozulduğunu biliyoruz. Bireyler dopamin salgılamak için bu sebeplere yol açan davranışlarda bulunuyor.” dedi. </p>
<p>Özellikle çocuklarda oyun bağımlılığının devam etmesinin oyun türleriyle de alakalı çevresel bir faktör olduğunu sözlerine ekleyen Luş, “En fazla dopamin salgılatıcı tür maceradır. Son zamanlarda görülen çok oyunculu online oyunlar daha fazla bağımlılığı arttırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kararında olursa faydaları da var</strong></p>
<p>İnternet oyunları oynamanın dozunun kaçmadığı durumlarda bazı faydaları olduğunu da dile getiren Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Oyunların, kişinin zihinsel faaliyetlerini geliştirici etkileri de olduğu görülmüştür. Problem çözme yetisini geliştirmek, mağlubiyeti öğrenmek, motivasyon kazanmak, sosyalleşmeyen bireyler için sosyal ortam sağlanması, kişinin olumlu düşüncelerinin artması gibi faydaları olabiliyor.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Problemler ortaya çıkmaya başladıysa yardıma başvurulması gerekir</strong></p>
<p>Dijital bağımlılığın ortaya çıkardığı sorunlara değinen Luş, “Akademik sorunlar, ailevi sorunlar, davranışsal sorunlar, uyku problemleri, kaygı bozukluğu, gerçek dünya ve sanal dünyanın karıştırılmaya başlanması gibi sorunlar görülebiliyor. Bu tür problemler ortaya çıkmaya başladıysa yardıma başvurulması gerekir. Ayrıca çok fazla bilgisayar başında kalmaktan dolayı bir takım omurga problemleri, kilo kaybetme veya kilo alma, sürekli yorgun olma, baş ağrıları, gözde bozulmalar, öz bakımın azalması gibi fiziksel problemlerle de karşılaşılabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi için tüm faktörler değerlendirilmeli</strong></p>
<p>Sürdürücü faktörlerin belirlenmesinin ve ailelerin bunları fark etmesinin önemli olduğuna vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Bireyin belki kişisel özellikleri hayattan zevk almamasını sağlıyordur. İçinde bulunduğu başka bir psikiyatrik sorun vardır. Bunun bilinmesi çözüm için önemli bir nokta. Bireyin bu durumu değiştirmek istememesi fark etmemiz gereken sürdürücü bir faktör.” dedi. </p>
<p>Bağımlılığın tedavi edilebilen bir hastalık olduğunun altını çizen Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öncellikle tüm faktörlerin, eşlik eden başka rahatsızlıkların ve aile yapısının değerlendirilmesi gerekiyor. Desteklenmesi gereken unsurların belirlenip desteklenmesi ve sonrasında da uygun bir şekilde terapiye başlanması birinci öncelliğimiz. Gerekli durumlarda ilaç kullanımı da önerilebilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cok-oyunculu-online-oyunlar-bagimliligi-arttiriyor-380837">Çok oyunculu online oyunlar bağımlılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais: &#8220;Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-dr-asli-basabak-bhais-sigara-bagimliligi-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-378701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 08:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aslı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[başabak]]></category>
		<category><![CDATA[bhais]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378701</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-dr-asli-basabak-bhais-sigara-bagimliligi-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-378701">Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais: &#8220;Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi. Azaltarak ya da yerine elektronik sigara kullanarak bırakmaya çalışmanın etkin yöntemler olmadığına vurgu yapan Bhais, “Daha az zararlı olduğu düşünülerek bu ürünleri kullanmak, ileride görülebilecek zarara dair kaygıyı azaltarak, bırakma motivasyonunu düşürüyor. Sigara içilmesi yasak alanlarda da kullanılabilmesi davranışı sıklaştırmaya sebep oluyor.” uyarısında bulundu. Nargile, aromalı sigaralar ve elektronik sigaralardaki tehlikeye dikkat çeken Bhais, “1 nargile 4-5 paket sigaraya eş değer. Elektronik sigaraların özellikle akciğer, kalp, ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu görülüyor. Aromalı sigaralarsa kanser riskini yükseltiyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, 31 Mayıs ‘Dünya Tütünsüz Günü’ kapsamında sigara bağımlılığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bu kriterlerden ikisi sizde varsa bağımlısınız</strong></p>
<p>Ruhsal hastalıkların tanısal el kitabına göre sigara bağımlılığını tanımlayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, bir kişinin bağımlı sayılabilmesi için oluşması gereken kriterleri sıraladı ve bu kriterlerden en az ikisinin varlığı durumunda sigara bağımlılığından söz edilebileceğini söyledi:</p>
<p>&#8211; Son on iki aylık süre içinde planlanandan daha fazla ya da uzun süreli olarak sigara kullanmak</p>
<p>&#8211; Sigarayı bırakmak ya da kontrol altında tutmak için sürekli bir istek duymak ve başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerde bulunmak</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı ile ilgili etkinliklere çok zaman ayırmak</p>
<p>&#8211; Sigara kullanmak için yoğun bir istek duymak</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı nedeni ile işte, okulda ya da evdeki konumun gereği olan başlıca sorumlulukları yerine getirememek</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı nedeniyle bedensel, ruhsal veya toplumsal sorunlar yaşanmasına rağmen kullanmaya devam etmek</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımı nedeniyle bir takım toplumsal, eğlence ya da iş ile ilgili etkinliklerin azaltılması ya da bırakılması</p>
<p>&#8211; Sigara kullanımına karşı tolerans gelişimi nedeni ile artan ölçülerde tütün kullanmak ya da aynı ölçüde kullanmaya rağmen belirgin olarak daha az etki yaşanması</p>
<p>&#8211; Sigara içilmediği zamanlarda huzursuzluk, sinirlilik, dikkat ve odaklanmakta sorun gibi yoksunluk belirtilerinin yaşanması </p>
<p><strong>Yaşam boyu 100 sigara içmiş kişi bağımlı kabul ediliyor</strong></p>
<p>Tütün ürünlerinin kullanım şeklinin değişiklik gösterebileceğini kaydeden Bhais, “Bazı kişiler her gün düzenli olarak sigara kullanırken bazıları arada sırada sigara içer, bazıları da bırakmış kişilerdir”. Bu kişilerin hepsi bağımlı mıdır sorusu gelebilir. Dünya Sağlık Örgütü sigara içimine dair bazı tanımlamalar yapar. Her gün en az 1 sigara içen grup, 30 günde günlük 1 taneden daha az sigara içen grup ve ara sıra içen (sosyal ortamlarda) grup şeklinde tanımlamıştır. Özetle yaşamı boyunca toplam 100 adet sigara içmiş olan kişi ‘sigara içen’ olarak kabul edilmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aromalı sigaralar kanser riskini yükseltiyor</strong></p>
<p>Özellikle gençler arasında kullanımı yaygın olan aromalı, mentollü sigaraların daha fazla bağımlılık yapma ihtimalinden öte bu ürünlerin kanser riskini arttırması ile ilgili çalışmalar olduğuna dikkat çeken Bhais, “Bu konuda yapılan çalışmalarda mentol aromalarının kanser yapıcı bileşik bulundurdukları ve uzun süre kullanımları ile pulegon isimli bir yağa dönüştükleri bildirilmiştir. Öyle ki bu sebeple Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 2019 yılında ABD’de mentollü sigara kullanımını yasaklamıştır. Bu risk aynı şekilde elektronik sigara kullananlarda da vardır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Elektronik sigaraların kalp, ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri var</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmak ya da azaltmak isteyenlerin basamak olarak elektronik sigaraya yönelmesini de değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Çok bilinen bir yanılgı olmasına rağmen elektronik sigaraların sigarayı bırakmada yardımcı olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok. Aksine kişilerin, yardımcı olduğunu ya da daha az zararlı olduğunu düşünerek, bu ürünleri kullanması ileride görebilecekleri zarara dair kaygılarını azaltarak, bırakma motivasyonlarını da düşürüyor. Sigara içilmesi yasak alanlarda kullanımın olması ya da 18 yaş altı kişilerin de bu ürünlere ulaşabiliyor olması da bırakmaya yardımcı olmadığı gibi davranışı sıklaştırmaya sebep oluyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Elektronik sigaraların zararlarına da dikkat çeken Bhais, “Elektronik sigaralar yakın dönemde piyasaya çıktığı için kullanımın uzun vadede sonuçlarını gösteren araştırmalar yeni yeni ortaya çıkmaktadır. Çıkan sonuçlar özellikle akciğer, kalp, ağız ve diş sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>1 nargile 4-5 paket sigaraya eş değer</strong></p>
<p>Bazı kişilerin düzenli sigara kullanmasalar da nargile kullandıklarına değinen Bhais, “Bunun bağımlılık olmadığını, sosyal bir kullanım olduğunu ya da zarar vermeyeceğini düşünürler. Ancak gerçek şu ki içinde bulunan nikel, kurşun, kobalt oranlarının sigaradan daha yüksek olması sebebiyle 1 nargile 4-5 paket sigaraya eş değerdir. Ayrıca birçok kişinin kullandığı ve yeterince dezenfekte edilmeyen nargileler verem başta olmak üzere birçok bulaşıcı hastalığa yakalanmak için de risk oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir ama tamamen yok olmaz</strong></p>
<p>Diğer bağımlılıklar gibi sigara bağımlılığının da tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Bhais, “Kişi sigarayı bırakabilir. Bırakma durumunda sigara bağımlılığı hastalığı pasif durumda olur. Beyindeki sigarayı tanıyan hücreler uyku haline geçer. Kişinin kullanımı olmaz ancak içme isteği olabilir. Ancak kişi içmeden bu istek anlarını geçirebilir. Tekrar kullanımın olması durumunda hastalık tekrar alevlenir. Kullanım bir süre sonra kontrolden çıkar ve kişi bir süre sonra eski kullanım düzenine döner. Yani sigara bağımlılığında tedaviden kastedilen; ‘düzelir ama asla tamamen yok olmaz’. Kişi bıraktıktan 5 yıl sonra bile içmeyi denese tekrar eski içme düzenine dönebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Azaltarak bırakma etkin bir yöntem değil</strong></p>
<p>Sigarayı bırakma tedavisinde temel belirleyicinin kişinin motivasyonu olduğunu belirten Bhais, “Araştırmalar azaltarak bırakma ya da düşük nikotin içeren ‘light’ sigaralar içmenin bırakmada etkin yöntemler olmadığını gösteriyor. Bu sebeple tamamen bırakmak üzerine bir tedavinin başarı şansı daha yüksek. Bırakma girişiminde profesyonel bir destek almak da başarı şansını arttırır. Sigara bırakma polikliniklerinde bırakmaya yardımcı olması için ilaç desteği, nikotin yerine koyma tedavisi ve bırakma stratejilerini planlamak adına psikoterapi desteği alınabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Uygulanan sisteme örnek veren Bhais, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Danışanın ilk olarak bir hekim tarafından genel muayenesi yapılır ve sigara bağımlılığı açısından değerlendirilir. Kişinin ihtiyacına göre ilaç veya psikoterapi desteği tedaviye eklenir. Tedavide iki aşama vardır: Bırakmak ve sürdürmek. Her iki tedavi aşaması için de farklı hedefler vardır. Özellikle bırakma sonrası ilk 1 hafta, 1 ay ve 3 aylık süreçler tekrar başlama riskleri açısından önemli olduğu için bu dönemler birlikte aşılır. Terapilerde kişi riskli durumları, kendisini tekrar kullanıma döndüren sebepleri ve kullanmamak konusunda işe yarayan yöntemleri daha iyi fark ettiği için daha uygun stratejiler bulabilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-dr-asli-basabak-bhais-sigara-bagimliligi-tedavi-edilebilir-bir-hastalik-378701">Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais: &#8220;Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
