<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>azaltıyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/azaltiyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/azaltiyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jan 2026 12:29:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>azaltıyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/azaltiyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vardiyalı işler melatonin hormonunu azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vardiyali-isler-melatonin-hormonunu-azaltiyor-608625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[düzenin]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hormonunu]]></category>
		<category><![CDATA[işler]]></category>
		<category><![CDATA[Melatonin]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[vardiyalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uykuya dalmakta zorlanmak ve gece boyunca uykunun sık bölünmesi, günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen yaygın sorunlar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vardiyali-isler-melatonin-hormonunu-azaltiyor-608625">Vardiyalı işler melatonin hormonunu azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uykuya dalmakta zorlanmak ve gece boyunca uykunun sık bölünmesi, günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen yaygın sorunlar arasında yer alıyor. Bu noktada vücudun doğal uyku düzeninde rol oynayan hormonlar önem kazanıyor. Uykuya dalmayı kolaylaştıran ve gece uykusunu sürdürmeyi etkileyen melatoninin, bu döngünün önemli bir parçası olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Melatonin karanlıkta beyin tarafından salgılanan doğal bir hormondur ve uyku düzeninin sağlanmasına katkı sağlar. Gece ışığa maruz kalmak gibi bazı yanlış gündelik alışkanlıklar ise bu hormonun salgılanmasını azaltabilir” dedi.</strong></p>
<p>Sirkadiyen ritim olarak tanımlanan vücudun iç saatinin gece ve gündüz döngüsünü düzenlediğini, bu düzenin de melatoninin doğal salgılanma ritmiyle birlikte çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Bu ritmin bozulması uykuya dalma güçlüğü ve uykusuzluk gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle farklı saatlerde uyuyup uyanmayı gerektirebilen vardiyalı çalışma modeli gibi nedenler uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Günlük yaşamda uyku saatlerinin değişkenlik göstermesi, vücudun gece ve gündüz dengesini şaşırtarak uykuya geçiş sürecini zorlaştırabilir ve bu durum melatoninin doğal salgılanma düzenini de olumsuz etkileyebilir” dedi.</p>
<p><strong>Melatonin desteği uyku-uyanıklık döngüsünü destekleyebilir</strong></p>
<p>Melatonin, vücutta doğal olarak salgılanan bir hormon olmasının yanı sıra, bazı durumlarda takviye olarak da kullanılabiliyor. Melatonin takviyelerinin tablet, kapsül, ağızda dağılan tablet, damla, sprey ya da çiğnenebilir formlar gibi farklı seçeneklerle sunulduğunu ifade eden Kütükçü, “Bu farklı formlar, melatoninin takviye olarak kullanımında kişilerin tercih ve kullanım alışkanlıklarına göre çeşitlilik gösterebiliyor. Özellikle uyku-uyanıklık döngüsünün bozulduğu durumlarda melatonin takviyeleri, vücudun doğal ritmini desteklemeye yönelik bir seçenek olarak değerlendirilebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Takviyelerde kişisel farklılıklar dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Melatonin desteğinin herkes için uygun olmayabileceğini de sözlerine ekleyen Kütükçü, “Tüm takviyelerin yan etkileri ve ilaç etkileşimleri mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Örneğin melatonin takviyesine, epilepsi hastaları ve kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin mutlaka doktor kontrolünde başlaması gerekir. Bazı kişilerde alerjik etkiler bile görülebilir. Benzer şekilde hamileler ve emziren annelerde de melatonin desteğinin güvenilirliğini gösteren yeterli çalışma olmadığı için önerilmez, yaşlı bireylerde ise gün içinde artmış uyku haline yol açabilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vardiyali-isler-melatonin-hormonunu-azaltiyor-608625">Vardiyalı işler melatonin hormonunu azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dozunda içilen kahve, kanser riskini azaltıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dozunda-icilen-kahve-kanser-riskini-azaltiyor-595983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deri Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[dozunda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[içilen]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi, deri kanseri alanındaki öncü araştırmalarıyla tanınan Amerikan Fotobiyoloji Derneği Genel Sekreteri ve Ohio Üniversitesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Masaoki Kawasumi’yi ağırladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dozunda-icilen-kahve-kanser-riskini-azaltiyor-595983">&#8220;Dozunda içilen kahve, kanser riskini azaltıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, deri kanseri alanındaki öncü araştırmalarıyla tanınan</strong> <strong>Amerikan Fotobiyoloji Derneği Genel Sekreteri</strong> <strong>ve</strong> <strong>Ohio Üniversitesi Dermatoloji Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi’yi</strong> <strong>ağırladı.</strong> <strong>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, yıllardır yürüttüğü çalışmalarda kafeinin özellikle güneş ışığıyla etkileşime girdiğinde</strong> <strong>deri kanserine karşı güçlü bir koruma sağladığını belirtiyor. Acıbadem Üniversitesi’nde verdiği seminerde, “Kahve içmek sadece keyif değil; doğru zamanda içildiğinde bir koruyucu tedbir. Koruyucu etkisi özellikle güneş ışınlarıyla ortaya çıkan kahveyi sahilde tüketmek çok faydalı. Güneş altında içilen kahve, vücudu kansere karşı koruyabiliyor. Hayvan deneylerinde her bir fincan kahvenin, deri kanseri riskini %5 azalttığını tespit ettik” diyerek çarpıcı bilgiler paylaşıyor… </strong></em></p>
<p>Kafeinle ilgili araştırmalarının temellerinin asistanlık yıllarına uzandığını anlatan Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, kafeinin kanserden koruyucu etkilerinin dikkat çekici olduğunu belirtiyor: “Kahvenin deri kanseri üzerindeki etkisini 2004 yılında, daha asistanken araştırmaya başladım. Hocalarımla birlikte beslenmenin deri kanserini önlemedeki rolünü inceledik. Önce yeşil çayın etkisine baktık çünkü yeşil çayda yüksek oranda kafein bulunuyor. Deneysel çalışmalarımızda yeşil çayın deri kanserini önlemede belirgin katkısı olduğunu gördük.”</p>
<p>Bu bulguların ardından kafeinin mekanizmasına odaklandıklarını belirten Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, “Kafeinin kanseri nasıl önleyebildiğini merak ettim ve içinde kanser gelişimini önleyici bazı moleküller ve proteinler olduğunu tespit ettim” diyor.</p>
<p><strong>“Kahveyi Güneş Altında İçin”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi’ye göre kafeinin asıl gücü, güneş ışığıyla birleştiğinde ortaya çıkıyor: “Kahve içtiğimizde kafein tüm vücuda yayılıyor. Güneş ışığı cildimizle temas ettiğinde kafein aktive oluyor ve kanseri önleyen proteinleri harekete geçiriyor. Yani kafein, güneşle birlikte çalışıyor. Deri kanserini önleyebilmek için kahveyi güneş ışınlarına maruz kaldığınız sırada içmelisiniz. Yani sahilde… Sahilde, plajda kahve içmek bu nedenle çok etkili. Kafein bizi, güneşe maruz kaldığımız zaman deri kanserinden koruyor. Kısacası zamanlama çok önemli”… </p>
<p><strong>“Kahve Tüketimini Artırmadan Önce Hekiminize Danışın” </strong></p>
<p>Kafein tüketimiyle kanser riski arasındaki ilişkiye dair bulgular da dikkat çekici. “Hayvan deneylerinde yaptığımız çalışmalarda kahvenin, özellikle deri kanseri riskini belirgin bir şekilde düşürdüğünü gösterdi” diyen Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, kafeinin sadece deri kanseri değil, karaciğer, rahim, ağız ve yutak kanseri gibi diğer kanser türlerine karşı da koruyucu etkiler gösterdiğini belirtiyor… Ancak Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, kahve tüketimini artırmadan önce mutlaka bir doktora danışılması gerektiğinin de altını çiziyor. Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon, ritim bozukluğu, mide hassasiyeti veya anksiyete gibi sorunları olan kişilerin kafein tüketiminde daha dikkatli olması gerektiğini; bilinçsiz ve aşırı tüketimin sağlık açısından risk oluşturabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Kafein: Hem İçilen Hem Sürülen Koruyucu</strong></p>
<p>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, “Kahve içmenin genel olarak ömür uzattığını ve ölüm oranlarını azalttığını gösteren çok sayıda çalışma var. Çayın da benzer etkileri mevcut, ancak kahve kadar güçlü değil; etkisi yarı yarıya daha az” diyor. </p>
<p>Kafeinin sadece içilerek değil, farklı formlarda da etkili bir koruma sağladığına dikkat çeken Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, “Kahve olarak içmek, hap şeklinde almak ya da merhem olarak cilde sürmek — hepsi deri kanserini önlemede etkili yöntemler. Kafein bir antioksidan olarak etki ediyor; serbest radikalleri nötralize ediyor ve cilt hücrelerini koruyor. Ancak en dikkat çekici etki, yine güneş altında gözleniyor. Güneş altında kahve içtiğinizde kafein sizi zaten güneşin zararlı ışınlarından koruyor. Kafein bu durumda adeta bir güneş koruyucu gibi işlev görüyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Yüksek Riskli Hastalar Üzerinde Yeni Çalışmalar Planlanıyor</strong></p>
<p>Bugüne kadar yürütülen araştırmaların çoğunun fareler üzerinde yapıldığını belirten Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, artık insan çalışmalarına geçmek istediklerini söylüyor: “Bir sonraki hedefimiz, kanser riski yüksek insan gruplarında, özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış, organ nakli geçirmiş ya da sık nüks eden deri kanseri hastalarında kafeinin koruyucu etkisini incelemek. Bu hastalar kanserin tekrarlama olasılığı açısından en riskli grubu oluşturuyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Masaoki Kawasumi, uzun vadede bu çalışmaların kişiselleştirilmiş koruyucu tedavilerin önünü açabileceğini de düşünüyor. Geleceğe dair öngörülerini de paylaşan bilim insanı, kanserle mücadelenin yön değiştirdiğine dikkat çekerek, “Önümüzdeki yıllarda kanseri önlemeye yönelik çalışmalar artacak. Kafein dışında da koruyucu bileşikler üzerine araştırmalar yürütülüyor. Ayrıca immünoterapi gibi yeni tedavi yaklaşımlarını da daha sık göreceğiz” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dozunda-icilen-kahve-kanser-riskini-azaltiyor-595983">&#8220;Dozunda içilen kahve, kanser riskini azaltıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılıkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının ve günlük yaşamın bağımsız sürdürülebilmesinin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285">Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının ve günlük yaşamın bağımsız sürdürülebilmesinin önemine değindi.</p>
<p><strong>Yaşlılara yönelik fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Yaşlılık döneminde sağlık durumunun korunmasının oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Büşra Kul, fiziksel aktivitenin sağlıkta kritik rol oynadığını belirtti. Kul; “Yaşlılık dönemi bireylerin sağlık durumlarının korunması, geliştirilmesi ve günlük yaşantılarının mümkün olduğunca bağımsız sürdürülmesi için kritik bir süreçtir. Bu dönemde düzenli ve doğru biçimde yapılan fiziksel aktivite ve egzersizler hem bedensel hem zihinsel sağlığın korunmasına önemli katkılar sunar. Yaşlılara yönelik fiziksel aktivite ve egzersiz programları; kronik hastalık riskini azaltırken aynı zamanda yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefler.” dedi.</p>
<p><strong>Zihinsel gerileme azalıyor…</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Dr. Büşra Kul, bu bağlamda yaşlı sağlığına katkı sağlayacak şekilde zihinsel gerilemeyi azaltacak aerobik egzersizleri, düşme riskini azaltacak esneklik ve denge egzersizleri, zihinsel sağlık için ev işleri ve bahçecilik gibi farklı egzersiz türleri önerdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşlanma sadece fiziksel sağlık değil…</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel sağlığın yanında zihinsel ve sosyal sağlığın da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Büşra Kul, aynı zamanda farklı aktivitelerle aktif bir yaşamın mümkün olduğu ve böylece yaşam kalitesinin artabileceğini de belirtti.</p>
<p><strong>Yaşlı sağlığında uyku kalitesi oldukça önemli!</strong></p>
<p>Yaşlı bireylerin her gün aynı saatte yatıp kalkması, gündüz uykularından kaçınması ve yatmadan önce ağır yemeklerden uzak durmasının sağlıklı uyku düzeni açısından önemli olduğundan Kul, “Uyku, bedensel ve zihinsel yenilenmenin en önemli süreçlerinden biridir. Yaşlı bireylerde görülen uykusuzluk, insomnia, uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi problemler hem psikolojik hem de bilişsel sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uyku hijyeni, uyku ortamının düzenlenmesi ve uyku saatlerinin planlanması oldukça önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düşmeler doğru önlemlerle azaltılabilir!</strong></p>
<p>Son olarak yaşlılarda düşme olaylarının önlenebileceğine dikkat çeken Dr. Büşra Kul, “Düşmeler yaşlı bireylerin yaşam kalitesini düşüren, fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz etkiler bırakan ciddi olaylardır. Ancak alınacak basit çevresel önlemler ve uygun egzersiz programlarıyla büyük oranda önlenebilirler. Evin ışıklandırmasından tutun, kaymaz paspaslara ve baston kullanımına kadar birçok konuda bilinçli hareket edilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaslilikta-fiziksel-aktivite-ve-egzersiz-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor-527285">Yaşlılıkta fiziksel aktivite ve egzersiz kronik hastalık riskini azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şefkat ve kabul stresi azaltıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sefkat-ve-kabul-stresi-azaltiyor-523896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 09:45:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[stresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü paydaşlığında Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, bu alanda çalışmalar yürüten dünyaca tanınmış uzman isimleri ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefkat-ve-kabul-stresi-azaltiyor-523896">Şefkat ve kabul stresi azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü paydaşlığında Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl 7’ncisi gerçekleştirilen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, bu alanda çalışmalar yürüten dünyaca tanınmış uzman isimleri ağırladı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Thomas Field: “Öz-şefkat ve öz-kabul yaşam kalitesini artırıyor”</strong></p>
<p>İki gün süren kongrenin bu yılki teması, “Nörobilim Temelli Pozitif Psikoloji” olarak belirlendi. Kongrede “Onur Konuğu” Oregon Eyalet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Thomas Field, çevrimiçi olarak “Sinirbilime Dayalı Bilişsel Davranış Terapisi Hakkında Kısa Başlangıç” konusunu ele aldı.</p>
<p>Bilişsel davranışçı terapinin (BDT) nörobilimsel temellerini pozitif psikoloji bakış açısıyla ele alan Doç. Dr. Thomas Field, öz-şefkat, kendini sevme ve öz-kabul gibi kavramların insan psikolojisindeki dönüştürücü gücüne dikkat çekti ve “Öz-şefkat ve öz-kabul yaşam kalitesini artırıyor” dedi.</p>
<p>Sunumunda, bilginin beyinde ve bedende nasıl işlendiğini nörobilimsel bir bakış açısıyla aktaran Doç. Dr. Thomas Field, bu sürecin pozitif psikolojiyle nasıl uyum sağlayabileceğini örneklerle açıkladı. Bilişsel davranışçı terapinin temel yapı taşlarına değinen Doç. Dr. Thomas Field, kişinin çevresel stres veya zorlukla karşılaştığında, bu durumu nasıl algıladığına dair geliştirdiği inançların, duygusal tepkilerini ve davranışlarını doğrudan etkilediğini vurguladı.</p>
<p>“Pozitif ya da negatif inançlar, kişinin olaylara yüklediği anlamı ve buna karşı geliştirdiği davranışları belirler. Bu da öfke, utanç ya da bağımlılığa kadar uzanabilen sonuçlara neden olabilir” diyen Doç. Dr. Thomas Field, geleneksel BDT’nin bilinçli ve rasyonel düşünceye odaklandığını ve bu süreçte prefrontal korteksin aktif rol oynadığını kaydederek, “Bilişsel terapide amaç, bireyin duruma ilişkin düşüncelerini sorgulaması ve gerekirse değiştirmesidir” diye ekledi.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Thomas Field: “İnsan, duygusal tepkileri üzerinde kontrol sahibidir”</strong></p>
<p>ABD’li nörobilim uzmanı Doç. Dr. Thomas Field, duygusal regülasyonun nörobilimsel temellerine dikkat çekerek, bireylerin yaşadıkları olaylara verecekleri duygusal tepkiler üzerinde tam kontrole sahip olduklarını vurguladı. </p>
<p>“İşinizi kaybetmek üzere olduğunuzu öğrendiğinizi düşünün. Bu durumda nasıl hissedeceğinizi ve nasıl tepki vereceğinizi siz belirlersiniz.” diyen Doç. Dr. Thomas Field, kişinin yalnızca kendi tepkilerinden sorumlu tutulabileceğini ifade etti.</p>
<p>Stresli bir durumla karşılaşıldığında, beynin ilk olarak tehdidi algılayacağını ifade eden Doç. Dr. Thomas Field, “Nörobilim temelli BDT, bireyin otomatik tepkilerini ve temel inançlarını fark etmesini sağlayarak daha sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmesine olanak tanır.” dedi.</p>
<p><strong>Otomatik tepkiler, beynin alt yapılarında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Doç. Dr. Thomas Field, stresli durumlarda bireylerin verdiği tepkilerin sadece bilinçli düşünce süreçleriyle değil, beynin otomatik işleyişiyle de şekillendiğini belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nörobilim temelli bilişsel davranışçı terapi (BDT) modeli, kişinin yaşadığı duygusal ve fiziksel tepkilerin, çoğu zaman farkındalık düzeyinin ötesinde geliştiğini ortaya koyuyor. Bir aile ferdiyle yaşanan sözlü tartışmalarda, kişi düşüncelerini net bir şekilde ifade etmekte zorlanabilir. Bu durum, beynin savunma sistemlerinin hızla devreye girmesiyle ilgilidir. Aynı, 10 metre önümüzde aniden duran bir araba gibi. Hemen frene basarız ama bu tepkiyi neden verdiğimizi düşünmeyiz. Bu tür otomatik tepkiler, beynin alt yapılarında gerçekleşiyor. Ancak burada önemli bir nokta var; bu tür tepkileri düşünmeden verdiğimiz için, kişinin hissettiği şeylerden sorumlu tutulması adil olmaz. Çünkü beyin otomatik bir hayatta kalma mekanizmasını devreye sokuyor. Özellikle çocuklarla yapılan terapilerde, ‘önce düşün, sonra hareket et’ yaklaşımı bazı çocuklar için mümkün olmayabiliyor.” </p>
<p><strong>Farkındalık aşaması ve yukarıdan aşağıya beyin süreci</strong></p>
<p>Nörobilim temelli BDT modelinde, farkındalık aşamasında, bireyin bedeninde bir aktivasyon hissettiğini kaydeden Doç. Dr. Thomas Field, “Kalp atışı hızlanır, korku ya da öfke gibi duygular açığa çıkar. Bu bedensel tepkiler yukarıdan aşağıya beyin süreciyle, düşüncelerle şekillenir. Örneğin, trafikte ‘Bu kadar kötü sürücülerle karşılaştığım için daha dikkatli olmalıyım’ gibi bir düşünce hem rahatlama sağlar hem de olumlu sonuçlara yol açar. Aksi halde, daha fazla öfke ve stresle sonuçlanabilecek bir döngüye girilebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şefkat ve kabul, stresi azaltabilir</strong></p>
<p>“Kendimize karşı daha şefkatli ve kabul temelli yaklaştığımızda, stresle baş etme becerilerimiz de artar” diyen Doç. Dr. Thomas Field, “Yaşanan durumları sadece tehdit olarak algılamak ve duyguları bastırmak, çaresizlik ve tükenmişlik gibi duygulara yol açabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Nörobilim temelli VDT yaklaşımıyla farkındalık geliştiriliyor</strong></p>
<p>Psikolojik destek süreçlerinde nörobilim temelli Vücut-Duygu-Tepki (VDT) yaklaşımının, danışanların bedensel farkındalıklarını artırarak anksiyete ile başa çıkmalarına katkı sağladığını anlatan Doç. Dr. Thomas Field, yalnızca bedensel tepkilerin değil, bu tepkilere eşlik eden düşüncelerin de yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Thomas Field, “Bedenimize iyi bakmadığımızda uyku, beslenme ve egzersiz gibi temel ihtiyaçlarımızın karşılanmaması ve duygusal regülasyon zorlaştırabilir.” diyerek sözlerini noktaladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefkat-ve-kabul-stresi-azaltiyor-523896">Şefkat ve kabul stresi azaltıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin İlk Yeşil Teknokenti, Enerjisa Enerji iş birliği ile karbon salımını azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yesil-teknokenti-enerjisa-enerji-is-birligi-ile-karbon-salimini-azaltiyor-523745</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 09:26:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisa]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[salımını]]></category>
		<category><![CDATA[teknokenti]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin sanayi gelişimine katkı sunmak amacıyla 2009 yılında kurulan ve bugün 229 girişimci firmaya ev sahipliği yapan Ankara Üniversitesi Teknokent, Enerjisa Enerji ile yürüttüğü yeşil enerji dönüşümünü sürdürüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yesil-teknokenti-enerjisa-enerji-is-birligi-ile-karbon-salimini-azaltiyor-523745">Türkiye&#8217;nin İlk Yeşil Teknokenti, Enerjisa Enerji iş birliği ile karbon salımını azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin sanayi gelişimine katkı sunmak amacıyla 2009 yılında kurulan ve bugün 229 girişimci firmaya ev sahipliği yapan Ankara Üniversitesi Teknokent, Enerjisa Enerji ile yürüttüğü yeşil enerji dönüşümünü sürdürüyor. </strong>Teknokent 2025 yılında toplam 2,6 GWh&#8217;lık tahmini elektrik ihtiyacını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacak. Türkiye’de tüm elektrik tüketimini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayarak Yeşil Enerji dönüşümüneki ilk teknokent olma özelliğini taşıyan Ankara Üniversitesi Teknokent<strong>, çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yıllık yaklaşık 1.200 ton karbon salımının önüne geçmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin ilk Yeşil Teknokenti olarak çevreci ve sürdürülebilir teknoloji projelerine öncülük yolculuğunda Enerjisa Enerji’yi tercih ediyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Enerjisa Enerji’den Teknokent’in karbon azaltım hedefine destek</strong></p>
<p> </p>
<p>Türkiye’nin enerji dönüşümünde itici gücü Enerjisa Enerji, lider elektrik dağıtım, perakende satış ve müşteri çözümleri şirketi olarak güçlü iş birlikleri kurarak kurumların ve Türkiye’nin karbon azaltım hedefini destekliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen ve ulusal ile uluslararası akredite kuruluşlarca belgelendirilen Yeşil Enerji ürünleri ile net sıfır emisyon hedefleyen işletmelere kapsamlı destek sunuyor. Elektrik tüketimini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı taahhüt eden kuruluşlar, Enerjisa Enerji’nin sunduğu Yeşil Enerji ürünleri ve danışmanlık hizmetleri sayesinde karbon ayak izlerini azaltabiliyor, çevresel taahhütlerini uluslararası standartlarla belgeleyebiliyor. Enerjisa Enerji, işletmelerin enerji tüketimlerini yenilenebilir kaynaklardan sağlamalarını teşvik ederken, şeffaf raporlama süreçleri ile çevresel taahhütlerin doğrulanmasını da sağlıyor. Robotik Otomasyon sistemi sayesinde müşteriler, istedikleri dönem ve kaynak tipine göre yeşil enerji itfalarını kolayca temin edebiliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İşletmelerin uluslararası standartlara uyum çalışmalarına destek oluyor</strong></p>
<p>Enerjisa Enerji, işletmelerin yenilenebilir enerji üretimine katkıda bulunmalarını sağlarken, CDP, RE100, GRI gibi uluslararası sürdürülebilirlik raporlamalarında da destek sunuyor. Bu sayede, şirketlerin küresel rekabet güçlerini artırmalarına yardımcı oluyor. Şirket, yenilenebilir enerjiye uygun maliyetlerle erişim sağlayarak, işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerini destekliyor ve ekonomik pozisyonunu güçlendiriyor.</p>
<p> </p>
<p>Bugüne kadar 30’un üzerinde sektöre yeşil enerji çözümleri sunan Enerjisa Enerji 2024 yıl sonu itibarıyla 7.277 GWh’lik elektrik tüketimini yeşile dönüştürmüştür.</p>
<p> </p>
<p><strong>Esentürk: Enerjisa Enerji, Türkiye’nin yeşil dönüşümüne liderlik ediyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Ankara Üniversitesi Teknokent ile hayata geçirdikleri iş birliği hakkında yaptığı açıklamada tüm sektörlerde sürdürülebilir enerji dönüşümünü desteklediklerini belirten <strong>Enerjisa Perakende Satış Şirketleri Genel Müdürü Ersin Esentürk</strong>, “Enerjisa Enerji olarak kurumsal müşterilerimiz ile iş birliği kurarken sürdürülebilirlik, düşük karbon, döngüsel ekonomi ve çevre dostu operasyonlarının geliştirilmesini önceliklendiriyoruz. Günümüz dünyasında artık tüketiciler ve kurumlar için elektriğin hangi kaynaktan üretildiğinin giderek artan bir ilgiyle takip edildiğini gözlemliyoruz. Ankara Üniversitesi Teknokent ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Türkiye’de tüm sektörlerde sürdürülebilir enerji dönüşümünü destekleme konusundaki kararlılığımızın bir göstergesi. Bizim için de ‘İlk Yeşil Teknokent’ ünvanını kazandırma anlamında da gurur verici bir yeşil dönüşüm hikayesi.</p>
<p>Yeşil Enerji ürünlerimizle müşterilerimize karbon ayak izlerini azaltma ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma noktasında destek sunuyoruz. Bu projeler, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecine katkıda bulunurken işletmelere de uluslararası sürdürülebilirlik raporlamalarında daha güçlü bir yer edinme, enerji giderlerini optimize etme ve rekabet avantajı sağlama fırsatı sunuyor. Ankara Üniversitesi Teknokent ve Enerjisa Enerji arasındaki bu stratejik iş birliğinin uzun yıllar devam etmesi, Türkiye’nin çevreci ve yenilikçi teknoloji ekosisteminin güçlenmesine büyük katkı sağlayacaktır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yesil-teknokenti-enerjisa-enerji-is-birligi-ile-karbon-salimini-azaltiyor-523745">Türkiye&#8217;nin İlk Yeşil Teknokenti, Enerjisa Enerji iş birliği ile karbon salımını azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önleyici Hukuk, Davaların Önüne Geçiyor, Maliyetleri Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onleyici-hukuk-davalarin-onune-geciyor-maliyetleri-azaltiyor-457536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 21:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[davaların]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[önleyici]]></category>
		<category><![CDATA[önüne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adliyelerin iş yükü bir yandan arabuluculuk mekanizmasıyla hafifletilmeye çalışılırken diğer yandan şirketler, duruşma salonlarından uzak kalmanın yolunu “önleyici hukuk”ta buluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onleyici-hukuk-davalarin-onune-geciyor-maliyetleri-azaltiyor-457536">Önleyici Hukuk, Davaların Önüne Geçiyor, Maliyetleri Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ticari faaliyetlerde riskleri önceden analiz etmeyi ve önlem almayı amaçlayan bu metot, olası uyuşmazlıkların önüne geçiyor, iş ilişkilerinin bozulmasını engelliyor ve maliyetleri azaltıyor. Avukat Seda Yılmaz, &#8220;</strong><em><strong>Önleyici hukuk sayesinde, dava ve tazminat masraflarının önüne geçilirken, firmaların itibar ve güvenilirlikleri de artıyor.</strong></em><strong>&#8221; dedi. </strong></p>
<p>Hastalıkları önlemeyi ve genel sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan “önleyici tıp” gibi, riskleri önceden analiz edip gerekli önlemlerin alınmasını sağlayan “önleyici hukuk” yaklaşımı da gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Arabuluculuk mekanizmasının başarısı da önleyici hukukun yaygınlaşmasını destekleyen bir başka faktör. Adalet Bakanlığı verilerine göre arabuluculukta müzakeresi tamamlanan 4 milyona yakın dosyanın yüzde 69’u anlaşma ile çözüme kavuşturuldu. </p>
<p>Önleyici hukuk sayesinde şirketler ve iş insanları, olası hukuki sorunlara karşı korunarak ticari faaliyetlerini daha güvenli ve verimli bir şekilde yürütebiliyor. Ticari faaliyetlerinin her aşamasında proaktif bir şekilde hukuki danışmanlık hizmeti alabiliyor.</p>
<p>Önleyici hukuk hakkında bilgi veren Avukat Seda Yılmaz<em>, “Ticari anlaşmalar, iş sözleşmeleri, insan kaynakları yönetimi gibi hemen her alanda risklerin en baştan hesap edilmesi gerekiyor. Özellikle şirketlerin, yeni faaliyet göstermeye başladığı sektörlerde yasal düzenlemelere uyumu da oldukça önemli. Önleyici hukuk sayesinde, dava ve tazminat masraflarının önüne geçilirken, sorunsuz hukuki destekle çalışan firmaların itibar ve güvenilirlikleri de artıyor. “ </em>dedi.</p>
<p><strong>Sorunlar çıkmadan önleniyor, sözleşmeler titizlikle yazılıyor</strong></p>
<p>Geleneksel hukuki danışmanlık modelinde ticari bir sorunla karşılaştıktan sonra avukatların devreye girip dava süreçleri ile ilgilendiğini hatırlatan Yılmaz, <em>“Önleyici hukukta ise öncelik risk analizi ve yönetiminde bulunuyor. Şirketin faaliyet alanıyla ilgili olası riskler analiz edilip bu riskleri minimize edecek önlemler sözleşmelere ekleniyor. Şirketin faaliyetlerinin, ilgili mevzuata uyumunun sağlanması için danışmanlık hizmeti de veriliyor. Özellikle yurt dışı mevzuata uyum, uluslararası faaliyet gösteren firmalarımız açısından çok önemli.”</em>  diye konuştu.</p>
<p><strong>Maliyetleri azaltıyor, verimliliği artırıyor</strong></p>
<p>Yılmaz, önleyici hukukun, fikri mülkiyet hakları, veri koruma ve yurt dışı yatırımlar gibi konuları da kapsadığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p><em>“Lojistik, antrepo, pvc üretim, tekstil, otomotiv yan ürünleri, inşaat, mobilya, elektronik, elektrik taahhüt, giyim, eksantrik mil, metal sanayi, optik, savunma teknolojileri, enerji, mimarlık gibi birçok sektörden firma artık önleyici hukuk danışmanlığı hizmeti alıyor. </em></p>
<p><em>Önleyici hukuk mekanizmasında sözleşmeler imzalanırken ve devamında, süreç ‘karşı tarafın’ avukatlarıyla yürütüldüğü için olası uyuşmazlık konuları büyümeden hatta daha ortaya çıkmadan çözülüyor. Önleyici hukuk hizmeti alan markalar böylece zaman ve maliyet avantajı kazanıyor. Stres ve riskleri azalan firmalar, iş ilişkileri bozulmadan güven duygusu içinde hareket ettiklerinden verimliliklerini de artırıyor.”</em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onleyici-hukuk-davalarin-onune-geciyor-maliyetleri-azaltiyor-457536">Önleyici Hukuk, Davaların Önüne Geçiyor, Maliyetleri Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanları uyardı! Arka koltukta takılı kemer ölümleri yüzde 75 azaltıyor! Türkiye&#8217;de trafikte çocuk ölümleri yüzde 40&#8217;ları buluyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlari-uyardi-arka-koltukta-takili-kemer-olumleri-yuzde-75-azaltiyor-turkiyede-trafikte-cocuk-olumleri-yuzde-40lari-buluyor-454946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 13:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arka]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[buluyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[koltukta]]></category>
		<category><![CDATA[ları]]></category>
		<category><![CDATA[ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[takılı]]></category>
		<category><![CDATA[trafikte]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü Global Yol Güvenliği Raporu’na göre, Türkiye’de özel otomobilleri ile seyahat eden sürücülerin yüzde 50’si, ön koltukta oturanların da yüzde 41’i emniyet kemeri takıyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlari-uyardi-arka-koltukta-takili-kemer-olumleri-yuzde-75-azaltiyor-turkiyede-trafikte-cocuk-olumleri-yuzde-40lari-buluyor-454946">Uzmanları uyardı! Arka koltukta takılı kemer ölümleri yüzde 75 azaltıyor! Türkiye&#8217;de trafikte çocuk ölümleri yüzde 40&#8217;ları buluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Emniyet kemerinin olası bir trafik kazası sonucu ölüm ve yaralanma riskini azaltma oranı, kaza sonrası ölümlerde sürücüler ve ön koltuk yolcuları için yüzde 50, arka koltuk yolcuları için ise yüzde 75’tir; kaza sonrası yaralanmalarda ise yüzde 77’ye kadar ulaşmaktadır.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener: “Kazalarda ölen 0-14 yaş gurubu araştırmasında, çocuk koltuğunu zorunlu tutan ve denetleyen Avrupa ülkelerinde kazalarda çocuk ölümü yüzde 2 iken Türkiye&#8217;de yüzde 40&#8217;ları buluyor.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, emniyet kemeri kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Sürücü ve yolcuların emniyeti ve güvenliğini sağlayan çok önemli bir ekipman</strong></p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, emniyet kemerinin, bir taşıt içinde seyahat eden sürücü ve yolcuların emniyeti ve güvenliğini sağlayan çok önemli bir güvenlik ekipmanı olduğunu ifade ederek, “Kullanımı çok kolay olmasına rağmen ülkemizde kullanımı maalesef yaygın değildir. Dünya Sağlık Örgütü Global Yol Güvenliği Raporunda; Türkiye’de özel otomobilleri ile seyahat edenlerde emniyet kemerine uyum; sürücülerde yüzde 50, ön koltukta oturanlarda yüzde 41 olarak tespit edilmiştir. Arka koltukta emniyet kemeri kullanımı ise maalesef çok nadirdir. Bu oran Almanya’da sürücü ve ön koltukta oturanlar için yüzde 98, arka koltukta oturanlar için yüzde 99, İngiltere’de sürücü ve ön koltukta oturanlar için yüzde 95, arka koltukta oturanlar için yüzde 90 olarak değerlendirilmiştir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Kaza anında sürücünün ve yolcuların koltuklarında sabit kalmalarını sağlıyor</strong></p>
<p>Emniyet kemerinin, sürücünün başka bir taşıta veya sert cisime çarpması, başka bir sürücünün sizin kullandığınız taşıta çarpması, sürücünün bir sebeple taşıtın kontrolünü kaybetmesi ile taşıtın devrilmesi gibi olumsuz durumlarda devreye girerek sürücü ve yolcuların taşıtın içinde en güvenli yer olan koltuklarında sabit kalmalarını sağladığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Belirli bir hızda seyahat halindeki bir taşıtla ilerlerken başka bir taşıta çarptığını düşünün. İçinde bulunduğunuz taşıtın hızı da ülkemizdeki şehir içi hız limiti olan saatte 50 kilometre olsun. Bu çarpışma sonrası taşıtınızın ilerlemesi engellendiği için hızla duruşa geçecektir. Taşıtın içindeki sürücü ve yolcuların emniyet kemerleri takılı değilse, taşıtın son hızı olan saatte 50 kilometre hızla taşıtın içinde ileri doğru hareket edeceklerdir. Ön koltukta oturanlar taşıtın ön paneline, ön camına ve taşıtın arka koltuğundakiler önlerindeki koltuğa doğru saatte 50 kilometre hızla çarpacaklardır. Narin insan bedeninin bu çarpışmaya dayanması maalesef mümkün değildir. Kafa kırılmaları, boyun kırılmaları, taşıtın camından dışarı fırlamalar, tutunmaya çalışırken kırılan kollar, bacaklar maalesef kaçınılmazdır. </p>
<p>2022 Emniyet Genel Müdürlüğü kaza verilerine göre; emniyet kemeri takılı olmayan ölümlü yaralanmalı kaza sayısı, takılı olana nazaran 2 kat daha fazladır. Ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların yüzde 24.8&#8217;i hiç zarar görmeden kazayı atlatırken, emniyet kemeri kullanmayanlarda bu oran yüzde 6.3&#8217;tür.”   </p>
<p><strong>Emniyet kemeri arka koltukta ölümleri yüzde 75 azaltıyor</strong></p>
<p>Emniyet kemeri ile ilgili çalışmalar yapan Dünya Sağlık Örgütü bilgilerine göre (2008; 2013); Emniyet kemeri kullanımının, olası bir trafik kazası sonucu ölüm ve yaralanma riskini azaltma konusunda önemli rol oynadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Emniyet kemerinin olası bir trafik kazası sonucu ölüm ve yaralanma riskini azaltma oranı, kaza sonrası ölümlerde sürücüler ve ön koltuk yolcuları için yüzde 50, arka koltuk yolcuları için ise yüzde 75’tir; kaza sonrası yaralanmalarda ise yüzde 77’ye kadar ulaşmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>“Arka koltuktaki yolcuların da mutlaka emniyet kemeri takması zorunluluktur”</strong></p>
<p>Arka koltukta seyahat eden yolcular varsa, sürücü koltuğunda ve ön koltukta emniyet kemerinin takılı olmasının yetmeyeceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Arka koltuktaki yolcuların da mutlaka emniyet kemeri takması zorunluluktur. Bir kaza anında, arka koltuktaki yolcular kontrolsüz bir şekilde önlerindeki sürücü ve yolcuya doğru hareket edecekler ve hem kendilerine hem de ön koltuktaki kişilere zarar vereceklerdir.  2022 yılı trafik kazası verilerine göre; ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında 5 bin 229 kişi hayatını kaybederken 288 bin 696 kişi yaralandı. Türkiye&#8217;de 2022 yılında meydana gelen 197 bin 261 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası sonucunda 2 bin 282 kişi kaza yerinde, 2 bin 947 kişi ise yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayatını kaybetti. </p>
<p>Bu sayıları daha iyi anlamak için somutlaştırmak gerekirse, ülkemizde ortalama büyüklükte bir ilçede yaşayan insanımız kadar insanımız her yıl trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir.  Kırıkkale, Erzincan, Bilecik, Yalova illerimizin nüfusları, her yıl trafik kazasında yaralanan insanlarımızın sayısı kadardır.”</p>
<p><strong>Özgür Şener: “Sürücü ve yolcuların taşıttan dışarı çıkmalarını önler”  </strong></p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener de yaptığı açıklamada, yapılan tüm çalışmaların trafik kazalarının önlenmesi üzerine olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bununla birlikte aynı sayıda ölümlü ve yaralanmalı trafik kaza sayısı olması durumunda dahi sadece ve sadece emniyet kemeri kullanımı ölüm ve yaralanmalarda çok önemli bir azalıma sebep olacaktır. </p>
<p>Emniyet kemeri neden bu kadar önemli? Kişileri kabinin içinde ve koltuklarında sabit tutar. Bu sayede günümüzde birçok taşıtta bulunan hava yastıklarının tam koruması sağlanır. Sürücü ve yolcuların taşıttan dışarı çıkmalarını önler.  Çarpma etkisiyle vücutta meydana gelen sarsıntının kademe kademe azalmasını sağlar. Kaza anında meydana gelen çarpma etkisini vücut yapısındaki en güçlü noktalara yöneltir. Çarpma etkisinin vücutta tek noktada toplanmayıp dağılmasını sağlar. Çarpma/çarpışma anında koltuktan fırlamayı engeller. Hassas ve hayati organların yer aldığı kafa ve omuriliğin herhangi bir yere çarpmasını önleyerek korur.” </p>
<p><strong>İkinci el taşıt alınıyorsa emniyet kemerleri kontrol edilmeli</strong></p>
<p>Emniyet kemerini takmadan önce, kemerde kıvrılma olmadığından emin olmak gerektiğini kaydeden Şener, “Emniyet kemeri takıldıktan sonra, boşluğu alınmalı, vücuda tam teması sağlanmalıdır. Tam temas için özellikle kış aylarında, mont, kaban, ceket seyahat esnasında çıkartılmalı, emniyet kemeri o şekilde takılmalıdır. Boyun yaralanmasını önlemek için, emniyet kemer boynuna temas etmemeli, omuzun üzerinde durmalıdır. Bir kazaya karışma ve emniyet kemerlerinin devreye girmesi söz konusu olmuşsa emniyet kemerleri değiştirilmeli. İkinci el bir taşıt alınıyorsa emniyet kemerleri kontrol edilmeli. Şehirlerarası otobüsler başta olmak üzere emniyet kemeri bulunan tüm toplu taşımalarda istisnasız emniyet kemeri kullanılmalı.”</p>
<p><strong>“Avrupa ülkelerinde kazalarda çocuk ölümü yüzde 2 iken Türkiye&#8217;de yüzde 40&#8217;ları buluyor”</strong></p>
<p>Bebeklerin ve çocukların seyahatlerini güvenli bir şekilde sağlamak için de emniyet kemeri ve uygun yardımcı koltuk kullanımının çok önemli olduğunu dile getiren Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kazalarda ölen 0-14 yaş gurubu araştırmasında, çocuk koltuğunu zorunlu tutan ve denetleyen Avrupa ülkelerinde kazalarda çocuk ölümü yüzde 2 iken Türkiye&#8217;de yüzde 40&#8217;ları buluyor. 150 cm&#8217;den kısa ve 36 kg&#8217;ın altındaki çocukların taşınması sırasında, çocuk koltuğu bulundurulması ve kullanılması zorunludur. 135 cm üzerindeki çocuklar ön koltuk da olmamak şartıyla arka koltuk da emniyet kemeri takarak oturabilirler. Bu kriterlerin haricindeki çocuklar için fiziksel özelliklerine uygun bebek ve çocuk koltuğu seçilmeli ve her seyahatte istisnasız kullanılmalıdır. Taşıtın yapısı uygunsa, taşıtın gövdesine sabitlenen çocuk koltukları tercih edilmelidir. Taşıtın gövdesine sabitlenme özelliği yoksa, uygun şekilde emniyet kemeri ile taşıt koltuğuna sabitlenmelidir. </p>
<p>Çocukların seyahat güvenlikleri ebeveynlerinin sorumluluğundadır. Çocukların bir sebeple çocuk koltuğunda oturmamak veya emniyet kemeri kullanmamak tercihleri olamaz. Emniyet kemeri kullanımı bir tercih değil zorunluluktur. Hayatınız boyunca belki bir kez ihtiyacınız olur ve o anda hayatınızı korur.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlari-uyardi-arka-koltukta-takili-kemer-olumleri-yuzde-75-azaltiyor-turkiyede-trafikte-cocuk-olumleri-yuzde-40lari-buluyor-454946">Uzmanları uyardı! Arka koltukta takılı kemer ölümleri yüzde 75 azaltıyor! Türkiye&#8217;de trafikte çocuk ölümleri yüzde 40&#8217;ları buluyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emzik Kullanımı Ani Bebek Ölümlerini Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emzik-kullanimi-ani-bebek-olumlerini-azaltiyor-444770</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[emzik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[ölümlerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emme alışkanlığı, bebeklerin anne karnında öğrenerek doğuştan sahip oldukları, beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra bebeğin anne ile bağlarını güçlü kılarak güvende hissettiren bir reflekstir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzik-kullanimi-ani-bebek-olumlerini-azaltiyor-444770">Emzik Kullanımı Ani Bebek Ölümlerini Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emme alışkanlığı, bebeklerin anne karnında öğrenerek doğuştan sahip oldukları, beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra bebeğin anne ile bağlarını güçlü kılarak güvende hissettiren bir reflekstir. “Bebeklerde Emzik Kullanımı Diş Sağlığını ve Gelişimini Nasıl Etkiler?” sorusu üzerinde önemle durulması gerektiğini söyleyen <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>emzik kullanımında ve seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı.</p>
<p> </p>
<p>“Alıştıkları bu fizyolojik tatmin ile bebeklerin, beslenme zamanları dışında da parmak veya dillerini emmeye devam ettiğini görebilirsiniz. Bu alışkanlıkların önüne geçebilmek ve sakinleştirici, yatıştırıcı etkisinden faydalanmak amacıyla emzikler bebeklik döneminde tercih edilebilir. Ancak emzik kullanımına doğru zamanda başlanmalı ve seçilen emziğin, bebeğin damak gelişimine zarar vermeyecek özellikler taşıdığından emin olunmalıdır.” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir</strong> sözlerine şöyle devam etti: “‘Amerikan Pediatri Akademisi, yeni doğanlarda, bebeğin anne memesini emmeye alışana kadar, memeyi reddetme riskinin önüne geçilebilmesi için emzik kullanımına başlanmamasını önermektedir.’ Emzik kullanımına uzun süre devam eden çocuklarda, çenelerde gelişim bozukluğu ve çeneler kapalıyken ön dişlerin arasına dil ucu girecek kadar açıklık kalması olarak tanımlanan ‘open bite’ görülme riski fazladır. Emzik kullanım süresi uzadıkça, arka dişlerde de kapanış bozukları oluşabilir; kapanış bozukluklarına ön dişlerin orta hatta birleştiği bölgelerde kaymalar da eşlik edebilir. Bu problemlerin önüne geçebilmek için, süt köpek dişlerin çıkmaya başladığı, bebeklerin ortalama 18 aylık dönemlerinde emzik kullanımı bırakılmalı veya sınırlandırılmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Parmak emme kadar risk</strong></p>
<p>Bebeğin emzik emme ‘süresinin kısaltılması’ ve ‘sıklığının düşürülmesi’ ile diş ve çene kemiklerinde oluşabilecek bozuklukların önlenebileceğini ifade eden <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Uzun süreli emzik kullanımı, kemik gelişimi devam eden büyüme çağındaki çocuklarda, üst ön dişlerin olması gerektiğinden daha önde konumlanma riski açısından, parmak emme alışkanlığı kadar büyük risk oluşturur. Çene gelişimini ve diş dizilimini daha az etkileyeceği iddiasıyla piyasaya sürülen ortodontik emzikler de ebeveynler için yeni bir alternatif olarak değerlendirebilir” dedi. Yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarına ait verilerin, ortodontik emzik kullanımının koşulsuz önerilebilmesi için yeterli olmadığını da belirten <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Emzik kullanım sırasında üst damakla temas halindedir. Bu durum, ortodontik veya geleneksel; hava delikleri olan veya olmayan tüm emzik çeşitlerinde; emziğin üst damağı destekliyor olması gerektiğini önemli bir nokta haline getirir. Bebeğin çene yapısı ve büyüklüğüne uygun olarak seçilen emziğin, fonksiyon sırasında üst damağı yeteri kadar kaplıyor olması; üst damağın boyutsal olarak küçülme riskini azaltabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>  </p>
<p><strong>Ani kazalara karşı koruyor</strong></p>
<p>Tüm bunların yanı sıra, emziğin bebekler için göz ardı edilemeyecek bir yararı olduğunun da altını çizen Nurgül Demir “Bebeklerde uyku sırasında ani bebek ölümlerine karşı koruyucu etkisi bulunmasıdır. Dilin, önde konumlanmasını sağlayarak, hava yolunu açık tuttuğu, bu sayede ani bebek ölümü riskini azalttığı belirtilmektedir. Tabii bu durum bebekler emzik kullanımına zorlanmalı gibi algılanmasın, ancak emzik kullanımının bir avantajı olarak değerlendirilebilir. Diğer bir taraftan, annenin ilaç kullanımı veya bazı sistemik hastalıkları nedeniyle bebeği emziremediği durumlarda da emzik kullanımı bebekte emme refleksinin geliştirilmesinde faydalı olacaktır. 14 aylık döneme kadar devam eden ortodontik emzik kullanımının kalıcı parmak emme alışkanlığının engellenmesinde etkili olması da emzik kullanımının bir diğer avantajı olarak değerlendirilebilir” diyerek dikkat edilmesi gereken 5 maddeyi ise şöyle sıraladı:</p>
<p>1-Bebeğin emzik kullanımına bebeğin ihtiyaçlarına ve genel durumuna göre karar verilmelidir. </p>
<p>2-Bebeğin ilk birkaç aylık döneminde bebeğin emme refleksinin gelişimi, rahatlatılması, yatıştırılması, parmak emme alışkanlığının önüne geçilebilmesi ve ani bebek ölümü riskini düşürebilmesi gibi avantajları göz önünde bulundurulduğunda emzik kullanımı yararlı olabilir. </p>
<p>3-Emziğin 12 aylık dönemi aşan kullanımı akut orta kulak iltihabı riskini arttırabilir.</p>
<p>4-Emzik kullanımına 18 aylık dönemden sonra devam edilmesi çene gelişiminde ve dişlerin diziliminde ciddi problemlere yol açabilir.</p>
<p>5-Emzik seçiminde emziğin bebeğin damak yapısına uygun ve temizlenebilir olmasına özen gösterilmelidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzik-kullanimi-ani-bebek-olumlerini-azaltiyor-444770">Emzik Kullanımı Ani Bebek Ölümlerini Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullarda Cep Telefonu Yasağı Teknoloji Bağımlılığı Riskini Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okullarda-cep-telefonu-yasagi-teknoloji-bagimliligi-riskini-azaltiyor-409710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 12:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[cep]]></category>
		<category><![CDATA[okullarda]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[yasağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, cep telefonlarının sınıf içinde kullanımının öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders performanslarını olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullarda-cep-telefonu-yasagi-teknoloji-bagimliligi-riskini-azaltiyor-409710">Okullarda Cep Telefonu Yasağı Teknoloji Bağımlılığı Riskini Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapılan araştırmalar, cep telefonlarının sınıf içinde kullanımının öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders performanslarını olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor. Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt: “Cep telefonlarının okulda kullanımının yasaklanması veya sınırlanmasının, ergenlerin duygusal sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacaktır. Cep telefonlarının sınıfta kullanımının kısıtlanması teknoloji bağımlılığı riskinin azalmasına da yol açabilir.”</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullar açılmadan bir süre önce öğrencilerin cep telefonlarını derse girmeden teslim edeceklerini, öğretmenlerin de kötü örnek olmamaları adına sınıfa telefonla girmeyeceğini açıklamıştı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, okulda cep telefonlarının kullanımını yasaklayıp yasaklamamanın hem avantajları hem de dezavantajları olabilen bir konu olduğunu söyledi.</p>
<p>Öğrencilerin sınıf içerisinde telefon kullanımına izin verilmesinin birçok ebeveyn tarafından acil bir durumda çocuğuna kolaylıkla ulaşabileceğini bildiği için rahatlatıcı bir durum olduğunu kaydeden Dr. Vogt ayrıca, bazı öğrencilerde de acil bir durumda aileleriyle iletişim kuramama endişesinin duygusal açıdan olumsuz tepkilere yol açabildiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Derslere odaklanma açısından gerekli</strong></p>
<p>Dr. Gökçe Vogt, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak diğer taraftan, öğrencilerin derslere daha fazla odaklanmaları ve daha verimli bir öğrenme deneyimi yaşamaları amaçlandığı için cep telefonlarının sınıfta kullanılması sınırlandırılmakta. Sınıf içerisinde cep telefonu kullanılmasının öğrencilerin dikkatleri, öğrenme becerileri ve sosyal iletişimleri üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Yapılan araştırmalarda cep telefonlarının sınıf içinde kullanımının öğrencilerin dikkatini dağıttığı ve ders performanslarını olumsuz yönde etkilediği gösteriliyor. Cep telefonunu sınıfa getiren öğrencinin, ders sırasında oyun oynaması, mesajlaşması öğretmen tarafından engellenemeyebiliyor. Bu durum hem öğrencinin ders materyalinden uzaklaşmasına hem de öğretmenin sınıfın kontrolünü gerektiği gibi sağlayamamasına yol açabiliyor.”</p>
<p><strong>Cep telefonları sınavda kopya çekmek için de kullanılabiliyor</strong></p>
<p>“Ayrıca, öğrenciler cep telefonlarını sınavda kopya çekmek için kullanabilirler ve bu durum eğitim sisteminin bütünlüğünü tehlikeye atabilir.” diyen Dr. Vogt, teneffüslerde cep telefonuyla vakit geçiren öğrencilerin sınıf arkadaşları ile etkileşiminin azalabildiğini, bu durumun da sosyal olarak izole olmalarına yol açabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Cep telefonu ortadan kalktığında ders başarısı artıyor</strong></p>
<p>Cep telefonlarının sınıf içerisinde kullanımının kısıtlanmasının, öğrencilerin birbirleriyle etkileşimlerini arttırmalarına yol açacağını da belirten Dr. Gökçe Vogt, şunları anlattı:</p>
<p>“Cep telefonlarının okulda kullanımının kısıtlanmasının öğrencilerin duygusal sağlığı üzerine de olumlu etkileri olabiliyor. Öğrenciler arasındaki yüz yüze iletişimin artması, sosyal becerilerinin gelişmesine ve kişilerarası ilişkilerin kuvvetlenmesine yol açabiliyor. Ayrıca, cep telefonu dikkat dağıtıcı etken olarak ortadan kalktığında derslere daha fazla odaklanabileceklerinden ders başarıları artıyor ve bu durum özgüvenlerini artırabiliyor. Son olarak, cep telefonlarının sınıfta kullanımının kısıtlanması teknoloji bağımlılığı riskinin azalmasına da yol açabilir.”</p>
<p><strong>Öğrencilere acil durumlar için alternatif iletişim yöntemleri sunulmalı</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, cep telefonlarının okulda kullanımının yasaklanması veya sınırlanmasının ergenlerin duygusal sağlığı üzerinde olumlu etkileri olacağını kaydederek, ancak okulların öğrencilere acil durumlar için alternatif iletişim yöntemleri sunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Evde kullanım artabilir</strong></p>
<p>Okullarda cep telefonu kullanımının kısıtlanmasının ev ortamında öğrencilerin daha fazla cep telefonu kullanma olasılığını arttırabileceğinin altını çizen Dr. Vogt, “Ancak bu durum, evde cep telefonu kullanımının artması gerektiği anlamına gelmemeli. Öğrencilerin boş vakitlerinde ilgi alanlarına yönelik aktivitelere yönlendirilmesi, aile içi iletişimin sağlıklı olması ve ebeveynlerin cep telefonu kullanımı konusunda kurallar ve sınırlamalar belirlemeleri, öğrencilerin hem eğitimlerine odaklanmalarını hem de boş vakitlerini sağlıklı bir şekilde değerlendirilmelerini sağlayabilir.” dedi.</p>
<p>Bu kuralları ve sınırlamaları planlamadan önce her ebeveyn ilk olarak kendi davranışlarını dikkate alması gerektiğini de kaydeden Dr. Vogt, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>“Kendi telefon kullanımınızı sınırlayarak çocuklarınıza örnek olabilirsiniz. Çocuğunuza bu kuralların ve sınırlamaların nedenini açıklamak, uyku saatinden önce ve odaklanma gereken aktivitelerde cep telefonu kullanımını kısıtlamak, ekran süresini ayarlamak gibi stratejiler işinizi kolaylaştıracaktır. Tabii ki de her aile birbirinden farklıdır ve aile içi dinamiklere uygun stratejiler geliştirmek gereklidir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okullarda-cep-telefonu-yasagi-teknoloji-bagimliligi-riskini-azaltiyor-409710">Okullarda Cep Telefonu Yasağı Teknoloji Bağımlılığı Riskini Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Gece İçilen Kahve, Uyku Verimliliğini %7 Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-gece-icilen-kahve-uyku-verimliligini-7-azaltiyor-409155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2023 13:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[içilen]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[verimliliğini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok önemli konular ele alınıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-gece-icilen-kahve-uyku-verimliligini-7-azaltiyor-409155">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Gece İçilen Kahve, Uyku Verimliliğini %7 Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok önemli konular ele alınıyor. Yatmadan kısa süre önce içilen kahvenin uyku üstündeki etkileri, kanser tedavisinde müziğin gücü ve biyolojik yaş ile stres ilişkisi, son sayının öne çıkan başlıkları. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zamanki gibi çok yararlı bilgileri ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Stres ve yaşlanma ilişkisi, müziğin tedavi edici gücü…</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son sayısında, kullanımı giderek yaygınlaşan elektronik sigara başta olmak üzere yine çok özel konu başlıkları yer alıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Son kafein</strong>: Yatmadan önceki kafein tüketim zamanının, gece uykusu üzerindeki etkisi araştırıldı. Çalışmaya göre toplam uyku süresinde azalmayı önlemek için, kahve yatmadan en az 8 saat önce içilmeli.</li>
<li><strong>Kanser tedavisinde müzik desteği: </strong>Araştırmalarda, müzik terapilerinin tedavi sürecindeki hastalarda yaygın görülen depresyon ve anksiyete semptomlarını azalttığı saptandı.</li>
<li><strong>Stres ve Biyolojik Yaş:</strong> Yeni yapılan bir çalışma, biyolojik yaşın, çeşitli stres biçimlerine tepki olarak hızla arttığını ve durumun stresten kurtulmanın ardından tersine döndüğünü gösterdi.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-gece-icilen-kahve-uyku-verimliligini-7-azaltiyor-409155">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Gece İçilen Kahve, Uyku Verimliliğini %7 Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MNG Kargo, Laska İş Birliğiyle Karbon Emisyonunu Azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mng-kargo-laska-is-birligiyle-karbon-emisyonunu-azaltiyor-406758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 10:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[emisyonunu]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[kargo]]></category>
		<category><![CDATA[laska]]></category>
		<category><![CDATA[mng]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kusursuz teslimat ile herkesin hayatına değer katma vizyonuyla sektörün geleceğine yönelik yatırımlarını sürdüren MNG Kargo, iş süreçlerini sürdürülebilirlik politikası doğrultusunda geliştirmeye devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mng-kargo-laska-is-birligiyle-karbon-emisyonunu-azaltiyor-406758">MNG Kargo, Laska İş Birliğiyle Karbon Emisyonunu Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kusursuz teslimat ile herkesin hayatına değer katma vizyonuyla sektörün geleceğine yönelik yatırımlarını sürdüren MNG Kargo, iş süreçlerini sürdürülebilirlik politikası doğrultusunda geliştirmeye devam ediyor.</strong> <strong>Bu anlayıştan hareketle, yeşil teknoloji şirketi Laska ile hayata geçirdiği “Atık Lastikleri Çevre Dostu Yöntemlerle Sürdürülebilir Malzemelere Dönüştürme Projesi” kapsamında atıkları geleneksel yöntemlerin aksine Laska&#8217;nın geliştirdiği ileri teknoloji sayesinde sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler üzerinden doğaya saygılı biçimde dönüştürüyor.  </strong></p>
<p> </p>
<p>Yirminci yılını kutlayan Türkiye’nin öncü firmalarından MNG Kargo, sahip olduğu gelecek vizyonu çerçevesinde hayata geçirdiği sürdürülebilirlik çalışmalarıyla Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına katkı sağlıyor. Sürdürülebilirlik anlayışını benimseyen şirket, Laska ile bir yıl önce başlattığı iş birliği kapsamında, kullanım ömrünü tamamlamış araç lastiklerinin çevre dostu yöntemlerle geri kazanılmasını sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p>MNG Kargo, atık lastik geri kazanım projesi kapsamında kullanım ömrünü tamamlayan araç lastiklerini Laska’ya teslim ederek atık lastiklerin sebep olduğu kirliliğin önlenmesine destek oluyor. Projenin ilk yılında toplamda 18.240 kilogram ağırlığındaki araç lastiğini geri dönüştürülmek üzere ayrıştıran MNG Kargo, kullanılmış lastiklerin temiz ve fosil yakıtlara alternatif sürdürülebilir iki ayrı ham maddeye (yenilenebilir yakıt ve karbon siyahı) dönüştürülmesine katkı sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Proje kapsamında 13 ton ham petrol tüketiminin önüne geçildi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yenilikçi projede Laska&#8217;nın geliştirdiği iklim teknolojisi sayesinde toplamda 16 ton karbon emisyonunun ve 8 ton yenilenebilir yakıtla aynı miktarda fosil yakıt tüketiminin önüne geçen MNG Kargo, aynı zamanda karbon siyahı üretiminden kaynaklanan yaklaşık 13 ton ham petrol tüketimini de önlemiş oldu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Toplumsal sorumluluklarımıza odaklanarak hareket ediyoruz”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Laska iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan<strong> MNG Kargo Ticari Faaliyetlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Veysi Armağan Kesen,</strong> <em>“MNG Kargo olarak, toplumsal sorumluluklarımızın bilincinde çalışmalar hayata geçiriyoruz.</em> <em>Bu kapsamda attığımız önemli adımlardan bir tanesi de Laska ile hayata geçirdiğimiz ve birinci yılını tamamladığımız proje oldu. Taşımacılık süreçlerinde eskiyen araç lastiklerini Laska’ya teslim ederek atık lastiklerin sebep olduğu kirliliğin önlenmesine destek oluyoruz. Bu sayede karbon ayak izimizi küçültürken döngüsel ekonomi anlayışını kullanarak atık lastiklerin çevresel bir sorun ve ekonomik bir kayıp olmaktan kurtarılmasına katkı sağlıyoruz. Projenin ilk yılında, kullanım ömrünü tamamlamış toplamda 18.240 kilogram ağırlığındaki araç lastiğini geri dönüştürülmek üzere ayrıştırdık ve geri kazanım sürecinin ardından, kullanılmış lastiklerin temiz ve sürdürülebilir iki ayrı ham maddeye (yenilenebilir yakıt ve karbon siyahı) dönüştürülmesine katkı sağladık. Projenin ilerleyen dönemlerde de başarılı sonuçlar getireceğine inanıyoruz.”</em> dedi.</p>
<p> </p>
<p>Girişimlerinin faaliyetlerine dair açıklamada bulunan <strong>Laska kurucusu ve CEO’su Onur Güdü</strong>, Laska olarak tüm üretim faaliyetlerini ekonomi ve ekoloji arasındaki dengeyi merkeze alan sosyal girişimcilik anlayışı ile yürüttüklerini belirterek,<em> “Dünyanın kirli ve maliyetli üretim/tüketim alışkanlıklarını ancak üretim süreçlerine bütünsel bir bakış açısı ile yaklaşan ve etki yaratma fikrine odaklanan projelerle değiştirmek mümkündür. Bugünün kurumsal firmaları kâr maksimizasyonu yerine kâr optimizasyonuna odaklanarak topluma ve çevreye faydalı projelerle ilgilenmektedir. Bu noktada MNG Kargo’nun bizimle bu yolu eş zamanlı olarak yürüme sorumluluğunu kendi iş modeline entegre etmesi daha sürdürülebilir bir dünya için oldukça önemlidir.”</em> dedi. </p>
<p>Onur Güdü, atık lastik yönetiminde köklü değişim için kendi sektöründe öncü adımı atarak atıklarını düzenli olarak Laska&#8217;ya teslim eden MNG Kargo’ya sürdürülebilirlik faaliyetlerine sağladığı katkı, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında atık lastiklerin çevre dostu yöntemlerle geri kazanılması için gösterdiği çaba ve bir sosyal etki girişimi olarak çalışmalarına gösterdiği destek için teşekkür ettiklerini belirtti.</p>
<p> </p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><u>MNG Kargo hakkında:</u></strong></p>
<p>2003 yılında kurulan <strong>MNG</strong> <strong>Kargo,</strong> 850’den fazla şubesi, 9 tanesi teknolojik aktarma merkezi olmak üzere toplam 29 aktarma merkezi, 19 minihub, 14 bölge müdürlüğü, 10 binin üzerinde çalışanı, 4 bin 100’den fazla kara taşıma aracıyla hizmet vermektedir. Kusursuz teslimat ile herkesin hayatına değer katma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren <strong>MNG</strong> <strong>Kargo</strong>, Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna ve dünyada 220 farklı ülkede, günde 700 bin adrese dünya standartlarında hizmet ulaştıran Türkiye’nin lider kargo şirketlerindendir. </p>
<p>Sektörde Teknolojik Aktarma Merkezlerine sahip ilk kargo şirketi olan MNG Kargo, bu teknoloji sayesinde saatte 65 bin kargoyu yüksek hızda ayrıştırıp, el değmeden hatasız olarak hat araçlarına yükleyerek, hasarsız teslimat sağlamaktadır.</p>
<p>Türkiye’de kargo taşımacılığı sektörünün gelişiminde başrol oynayan, dünya standartlarındaki hizmet anlayışı ile ülkemiz taşımacılık sektörüne çağdaş dinamikler kazandırmış olan MNG Kargo yatırımları ile güçlenmeye ve taşımacılık sektörüne değer katmaya devam etmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mng-kargo-laska-is-birligiyle-karbon-emisyonunu-azaltiyor-406758">MNG Kargo, Laska İş Birliğiyle Karbon Emisyonunu Azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 10:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[ozon]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor. Ozon terapinin hücresel metabolizmayı artırarak şeker hastalarında yoğun egzersizin yarattığı faydalı etkiye benzer bir etki oluşturduğunu, dokuların enerji açığının giderildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi, insülin hormonunun yaptığı bir dizi fonksiyonu oluşturuyor. Şeker hastalarında çok sık görülen susuzluk hissini, idrara çıkma sıklığını, ağız kuruluğunu, cilt kaşıntılarını, el ve ayak yanmalarını azaltıyor. Düzenli ozon tedavisi sonrası hastaların ilaç dozları ve kullanmaları gereken insülin miktarı azalıyor. Bağışıklık sistemini düzenlediğinden ve direnci arttırdığından şeker hastalarında çok sık görülen ayak enfeksiyonlarını, idrar yolları enfeksiyonlarını ve yaraları tedavi ediyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p> </p>
<p>Dünyada diyabetik olan bireylerin sayısı giderek artıyor. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılında 366 milyon olması bekleniyor. Türkiye’de de diyabetli sayısının 5 milyona yaklaştığını hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Hareketsiz yaşam tarzının artması, aşırı obezite, sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları diyabetin görülme sıklığını artırıyor” dedi. </p>
<p>Şeker hastalığının önemli komplikasyonlarından biri olan ve diyabetin yarattığı olumsuz zeminde gelişen diyabetik ayak ülserleri, iyileşmeyen yara ve kangren nedeniyle ekstremite, hatta hayat kaybına yol açabilen ciddi olgular olduğunu söyleyen Dr. Sadi Kayıran, “Tüm diyabetlilerin yüzde 15’i hayatları boyunca bir kez diyabetik ayak sorunu yaşarlar. Travma dışı amputasyonların yüzde 50’si diyabetik ayak nedenidir. Kan kimyasında değişimler, damarsal yapılarda bozulmalar ve periferik sinirlerde bozulmalar” olduğunu paylaştı.</p>
<p><strong>Diyabet belirtileri dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybının sık görülen belirtiler olmakla birlikte bazen de hiçbir belirtisinin olmadığının altını çizen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta ama aynı biçimde tip 2 diyabetli kişilerde de olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur. Bazı tip 2 diyabetli kişilerde hiçbir erken belirti görülmez ve başlangıçtan birkaç yıl sonra çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis koyulur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ozon terapi damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesini destekliyor</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında ozon terapinin etkin olduğunun bilindiğini ve genelde prediyabet hastalarında ve insülin direnci olan hastalarda oldukça yararlı bir tedavi süreci olduğunun altını çizen Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Sadece gebelerde uygulanmıyor. Tedavinin etkin ve faydalı olması için en az 8-10 seans tedavi gerekiyor. Ozon terapi uygulamaları antioksidan sistemi güçlendirdiği için vücudun enerji döngüsüne önemli bir katkı sağlamakta ve bu sayede hastalıklar ile mücadelede olumlu etlkileri olmaktadır. Ozon terapi yara üzerindeki doku oksijenizasyonunu arttırır, damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesine ve immün sistemi güçlendirdiğinden enfeksiyonla mücadelede yardımcı olur” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastalarının tedavisine ozon terapisi eklemek yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Diyabet tedavisinde en önemli hususlardan birisi dokulara daha fazla oksijen ulaştırmak olduğunu ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapinin uygulandığı diyabet hastaları, tedaviye ek olarak bir süre boyunca beslenme programında doktorun önerileri doğrultusunda sağlıklı değişiklikler yaparlarsa, özellikle de sebze ağırlıklı beslenirlerse vücutta herhangi bir dokuda, uzuvda kangren oluşumuna neden olacak doku kaybının engellendiği görülüyor. Vücudun oksijen miktarının artarak hastanın metabolik hızının ve enerjiyi kullanma verimliliğinin de artmasıyla vücudun kan şekerini daha iyi kullanması sağlanabiliyor. Diyetine dikkat eden, bağışıklık sitemini dengede tutan, ilaçlarını düzenli kullanan, egzersiz yapan ve ozon terapi alan diyabet hastalarının yaşam kalitesi yüksek olduğu görülüyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paynet, Tedarikçi Ödeme çözümüyle çek senet ve vade bekleme döngüsünden kurtarıyor, finansal maliyetlerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/paynet-tedarikci-odeme-cozumuyle-cek-senet-ve-vade-bekleme-dongusunden-kurtariyor-finansal-maliyetlerini-azaltiyor-367118</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bekleme]]></category>
		<category><![CDATA[çek]]></category>
		<category><![CDATA[çözümüyle]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsünden]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maliyetlerini]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[paynet]]></category>
		<category><![CDATA[senet]]></category>
		<category><![CDATA[tedarikçi]]></category>
		<category><![CDATA[vade]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şirketlerin nakit akışlarını daha hızlı ve kolay yönetmeleri bugün her şeyden daha kritik hale geldi. Ödeme sistemlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşu Paynet de Tedarikçi Ödeme çözümüyle Paynet üye iş yerlerinin ticari şirket kartları üzerinden tedarikçilerine ödeme yapmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/paynet-tedarikci-odeme-cozumuyle-cek-senet-ve-vade-bekleme-dongusunden-kurtariyor-finansal-maliyetlerini-azaltiyor-367118">Paynet, Tedarikçi Ödeme çözümüyle çek senet ve vade bekleme döngüsünden kurtarıyor, finansal maliyetlerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şirketlerin nakit akışlarını daha hızlı ve kolay yönetmeleri bugün her şeyden daha kritik hale geldi. Ödeme sistemlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşu Paynet de Tedarikçi Ödeme çözümüyle Paynet üye iş yerlerinin ticari şirket kartları üzerinden tedarikçilerine ödeme yapmasını kolaylaştırıyor. Bu sayede tedarikçiler ödemelerini hızlıca alırken Paynet üye işyerleri de ticari kartlara uygulanan taksit ile ödemelerinde vade avantajı elde ediyor.  Böylece işletmeler daha sağlıklı bir nakit akışına sahip oluyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Tüm işletmelerin yüksek enflasyonist ortamda en çok nakit akışına dikkat etmesi gerekiyor. Alacak yönetimi de bu nedenle şirketlerin öncelik listesinde en üst sıralarda yer alıyor. Fiyatların stabil olduğu ekonomilerde alış ve satış işlemlerinin vadeli olması işletmeler açısından çok fazla risk barındırmazken enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde bu model işlerliğini yitiriyor. Her geçen gün ürünü yerine koyma maliyeti yükselen şirketler; ödemelerini uzun vadelerde aldıklarında nakit akışları bozuluyor, işletme sermayeleri zayıflıyor. Bu durum kimi zaman da şirketleri varlıklarını sonlandırma noktasına taşıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tüm paydaşlar önemli rekabet avantajı elde ediyor</strong></p>
<p>Ödeme sistemleri sektöründe Türkiye’nin öncü kuruluşu Paynet de sunduğu Tedarikçi Ödeme çözümüyle şirketleri bu noktada destekliyor, tedarikçilerine kolayca ödeme yapılmasına aracılık ediyor. Tedarikçi Ödeme çözümüyle Paynet üye şirketleri; tedarikçilerinden ürün ve hizmet alırken ödemeyi kredi kartı ile 18 aya kadar vadeli yapabiliyor. Bununla birlikte, kendileri taksitli ödeme yaparken tedarikçileri ödemenin tamamını vade beklemeden alıyor. İşletme kasasından nakit çıkmadan tedarikçisini mutlu etmiş oluyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>18 taksite kadar ödeme imkanı sunuyor</strong></p>
<p>Paynet üye iş yerleri, Tedarikçi Ödeme çözümünü PayPortal üzerinden kullanabiliyor. Tüm ticari kartlardan ödeme yapma imkanı da sunan çözümle, tek ekrandan hem tedarikçilerin hem bayilerin ödemeleri ayrı ayrı yönetilip raporlanabiliyor. Tek çekimin yanında 18 taksite kadar ödeme seçeneği olan çözümü, şirket istediği durumda ERP ve CRM sistemlerine kolayca entegre edebiliyor.</p>
<p><strong>“Nakit akışı hızlı ve güvenli hale geliyor”</strong></p>
<p>Tüm işletmeler için nakit akışı sağlamanın kritik olduğu bir dönemde Tedarikçi Ödemesi çözümünün önemli bir misyonu olduğunu belirten <strong>Paynet Ürün Yönetimi, Pazarlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kocatürk</strong>, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tedarikçi ödemelerinde temel bir sorun vardır. Ürün alan firmalar vadeyi daha uzun belirlemek isterken tedarikçi firma ise ödemesini hızla almak ister. Ürünü alan firma, şirket kredi kartıyla taksitli ödeme yaparken, tedarikçi ödemesini hemen alıyor. Bu sayede, her iki tarafın da ihtiyacı olan çözümü sunarak tedarik zinciri sürecini daha hızlı ve verimli hale getiriyoruz. Sonuç olarak hem alıcıların ödeme esnekliği sağlanıyor hem tedarikçilerin nakit akışları daha hızlı ve güvenli hale geliyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/paynet-tedarikci-odeme-cozumuyle-cek-senet-ve-vade-bekleme-dongusunden-kurtariyor-finansal-maliyetlerini-azaltiyor-367118">Paynet, Tedarikçi Ödeme çözümüyle çek senet ve vade bekleme döngüsünden kurtarıyor, finansal maliyetlerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sakız, çürük riskini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sakiz-curuk-riskini-azaltiyor-365211</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 12:16:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sakız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365211</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme ile diş çürüğü arasında ciddi bir ilişki mevcut. Besinlerin kimyasal ve fiziksel yapısı, hazırlanışı, yeme şekli ve sırasının diş çürüklerine yol açabildiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Ayça Tarakçı, “Sert, yapışkan ve kolay erimeyen yoğun karbonhidratların çürük oluşturma potansiyelleri daha fazla. Sert, lifli ve kokulu yiyecekler ise çürüğe karşı koruyucu rol oynarlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sakiz-curuk-riskini-azaltiyor-365211">Sakız, çürük riskini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beslenme ile diş çürüğü arasında ciddi bir ilişki mevcut. Besinlerin kimyasal ve fiziksel yapısı, hazırlanışı, yeme şekli ve sırasının diş çürüklerine yol açabildiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Ayça Tarakçı, “Sert, yapışkan ve kolay erimeyen yoğun karbonhidratların çürük oluşturma potansiyelleri daha fazla. Sert, lifli ve kokulu yiyecekler ise çürüğe karşı koruyucu rol oynarlar. Kızartarak tüketilen yiyeceklerin çürük oluşturma potansiyelleri daha yüksek. Besinleri haşlama, yiyecekte daha fazla su kalmasına neden oluyor. Besinlerin kurutularak tüketilmesi çürük oluşturma potansiyelleri arttıran bir diğer faktördür. Örneğin taze incir daha az çürük oluşturuyorken, kuru incir oldukça yüksek bir çürük oluşturma özelliğine sahiptir. Çürük oluşturma potansiyeli yüksektir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Diş çürüğünün, alınan sıvının izlediği yolu takip ederek de yayılım göstereceğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Ayça Tarakçı, “Çürük oluşturma potansiyeli fazla olan içeceğin bardakla içilmesi halinde daha fazla diş yüzeyi etkilenirken, pipetle içilmesi bu etkiyi azaltacaktır. Sık aralarla yiyecek ve içecek tüketmek dişlerde çürük oluşma potansiyelini arttırır. Dişlerin az sıklıkta asit ataklarına maruz kalması diş çürüğü oluşumunu azaltır. Özellikle ara öğünlerde yenen yiyecekler dikkatle seçilmeli” dedi.</p>
<p><strong>Meyveler posası ile tüketilmeli</strong></p>
<p>Dişlerin fırçalanamadığı durumlarda ise su içilmesi veya ağız gargarası yapılmasının önemine dikkat çeken Diş Hekimi Ayça Tarakçı, “Şekerli besinlerin tüketimi, peynir gibi şekerin oluşturduğu asidi tamponlayıcı gıdalar ile yapılmalı. Örneğin kurabiyeyi asitli bir içecekle tüketmek yerine çay ile tüketmek daha uygun olur. Hızlı beslenmenin yerini yavaş beslenme almalıdır. Taze meyvelerin suyunu sıkarak tüketmek yerine meyvenin kendisi posası ile tüketilmelidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sakız çürüğü engelliyor</strong></p>
<p>Ana öğünlerde yağ içeriğinin zenginliği nedeni ile diş yüzeyleri daha kaygan olacak ve tükürük miktarı daha fazla olacağından şekerli yiyeceklerin tek başına bir öğün olarak tüketilmesi yerine ana öğün sonlarında tüketilmesinin<strong> </strong>daha az zararlı olduğunu ifade eden Diş Hekimi Ayça Tarakçı, “Ayrıca<strong> </strong>sakız çiğnemek de diş çürüğünden korunma yolları arasında yer alır. Sakız çiğnemek, tükürük akış hızını artırdığından yıkama özelliği ile çürükten korunmayı sağlar” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sakiz-curuk-riskini-azaltiyor-365211">Sakız, çürük riskini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
