<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>azalma | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/azalma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/azalma</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Oct 2025 15:33:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>azalma | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/azalma</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Menopoz bir hastalık değil, geçici bir adaptasyon süreci! Bu dönemde ruhsal değişimlerle başa çıkmak mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-hastalik-degil-gecici-bir-adaptasyon-sureci-bu-donemde-ruhsal-degisimlerle-basa-cikmak-mumkun-585042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 15:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azalma]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[Değişimle]]></category>
		<category><![CDATA[dönemde]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[geçici]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, menopoz döneminde kadınların yaşadığı biyolojik ve psikososyal değişimlerin ruhsal etkileri hakkında bilgi verdi ve bu dönemde psikolojik sağlığı korumak için uygulanabilecek stratejilerden bahsetti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-hastalik-degil-gecici-bir-adaptasyon-sureci-bu-donemde-ruhsal-degisimlerle-basa-cikmak-mumkun-585042">Menopoz bir hastalık değil, geçici bir adaptasyon süreci! Bu dönemde ruhsal değişimlerle başa çıkmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, menopoz döneminde kadınların yaşadığı biyolojik ve psikososyal değişimlerin ruhsal etkileri hakkında bilgi verdi ve bu dönemde psikolojik sağlığı korumak için uygulanabilecek stratejilerden bahsetti. </p>
<p><strong>Menopozdaki ruhsal değişikliklerin temelinde hormonlardaki azalma var!</strong></p>
<p>Menopozun, kadınların hayatında biyolojik bir dönüm noktası olmakla birlikte, kimliğini, ilişkilerini ve duygusal dengeyi derinden etkileyen bir geçiş süreci olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu süreçte yaşanan ruhsal değişikliklerin temelinde östrojen ve progesteron hormonlarındaki azalma yatar.” dedi.</p>
<p>Östrojenin, yalnızca üreme fonksiyonlarında değil, serotonin ve dopamin gibi mutluluk ve motivasyonla ilişkili nörotransmitterlerin düzenlenmesinde de kritik rol oynadığını aktaran Erol, “Bu nedenle hormon seviyelerindeki dalgalanmalar, beynin duygulardan sorumlu kısımlarını etkileyerek kadında öfke, huzursuzluk, kaygı, isteksizlik ya da enerji düşüklüğü gibi belirtilere yol açabilir. Bazı kadınlarda bu değişiklikler depresif bir tabloya benzeyebilir, ancak her zaman klinik depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman biyolojik ve psikososyal faktörlerin birlikte şekillendirdiği geçici bir adaptasyon sürecidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruhsal değişimler fizyolojik belirtilerle birlikte seyreder! </strong></p>
<p>Menopoz dönemindeki ruhsal belirtileri yaşla ilişkili diğer psikolojik sorunlardan ayırmanın zor olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yaşlanma süreciyle birlikte gelen stres, kaygı ya da yaşam doyumundaki azalma, menopozla karışabilir.” dedi.</p>
<p>Ancak menopozda görülen duygusal değişimlerin karakteristik farkına değinen Erol, şunları söyledi: </p>
<p>“Değişimler, ani duygudurum dalgalanmaları ve sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, libido azalması gibi fizyolojik belirtilerle birlikte seyreder. Yani burada bir ‘biyolojik tetikleyici’ vardır. Buna karşın yaşa bağlı psikolojik sorunlarda daha çok çocukların evden ayrılması, ebeveyn kaybı, kariyer doyumsuzluğu gibi yaşam olaylarının etkisi ön plandadır. Klinik gözlemde her iki süreç birbiriyle iç içe geçebilir. Dolayısıyla iyi bir değerlendirme hem hormonal hem de psikososyal değişkenleri birlikte ele almalı.”</p>
<p><strong>Menopoz, insan doğasının bir parçası olan doğal bir biyopsikososyal süreç… </strong></p>
<p>Kadınların menopoz sürecinde genellikle öfke, tahammülsüzlük, duygusal kırılganlık, uykuya dalmada güçlük, kaygı ve bazen bedensel yakınmalarla kendini gösteren bir ruhsal dönüşüm yaşadıklarını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu belirtiler, kadının yalnızca hormon düzeyindeki değişikliklere değil, aynı zamanda toplumsal rollerdeki dönüşüme de verdiği bir tepkidir.” dedi.</p>
<p>Bu ruhsal değişikliklerin tümünün hastalık olmadığına işaret eden Erol, “Aslında menopoz, insan doğasının bir parçası olan doğal bir biyopsikososyal süreçtir. Ancak belirtiler kadının günlük işlevselliğini bozmaya, sosyal ilişkilerini zedelemeye veya yoğun anksiyete depresyon belirtilerine dönüşmeye başladığında profesyonel destek gerekebilir. Psikoterapi, bilişsel-davranışçı yaklaşımlar ya da psikodinamik yönelimli terapi yöntemleri, bu dönemde kadının kendini yeniden tanımlamasına, bedenindeki değişimle barışmasına ve duygusal dayanıklılığını güçlendirmesine yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Menopozun bir son değil, farklı bir yaşam evresinin başlangıcı olduğu kabul edilmeli! </strong></p>
<p>Kadınların menopoz döneminde psikolojik sağlıklarını korumak için bazı yöntemler geliştirebileceklerini aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öncelikle bu sürecin bir son değil, farklı bir yaşam evresinin başlangıcı olduğunu kabul etmek önemli. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve uyku düzeni, östrojenin azalmasıyla zayıflayan nörokimyasal dengeyi destekler. Sosyal bağlantıların sürdürülmesi, arkadaş gruplarıyla paylaşımda bulunmak ve duygularını bastırmak yerine ifade edebilmek psikolojik dayanıklılığı artırır. Mindfulness, yoga, nefes egzersizleri gibi farkındalık temelli uygulamalar hem stres yanıtını düzenler hem de kadının bedenine yeniden güven duymasını sağlar. Gerektiğinde profesyonel bir destek almak bu sürecin daha rahat atlatılmasını sağlayacaktır.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-hastalik-degil-gecici-bir-adaptasyon-sureci-bu-donemde-ruhsal-degisimlerle-basa-cikmak-mumkun-585042">Menopoz bir hastalık değil, geçici bir adaptasyon süreci! Bu dönemde ruhsal değişimlerle başa çıkmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık Rezervinde Azalma Genç Kadınlarda da Artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-rezervinde-azalma-genc-kadinlarda-da-artiyor-551883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 14:19:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[azalma]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[rezervinde]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yumurtalık rezervi kadının doğurganlık kapasitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-rezervinde-azalma-genc-kadinlarda-da-artiyor-551883">Yumurtalık Rezervinde Azalma Genç Kadınlarda da Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yumurtalık rezervi kadının doğurganlık kapasitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor. Yaşla birlikte azalması beklenen yumurtalık rezervinin, özellikle son yıllarda 20 yaşlardaki kadınlarda da gözlendiğine işaret eden Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Zeki Salar, erken dönemde fark edilmeyen bu durumun hem doğurganlık kaybına hem de erken menopoza yol açabileceği uyarısında bulundu.</em></p>
<p>Kadınlarda doğurganlığın temel göstergesi olan yumurtalık rezervi, yıllar içinde doğal olarak azalır. Ancak günümüzde genç yaşlarda da azalma görülmesinin, erken menopoz ve kısırlık riskini artırdığına işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Zeki Salar, aile öyküsü ve çevresel faktörlerin etkisiyle giderek yaygınlaşan bu durumun, düzenli kontroller ve erken müdahaleyle yönetilebileceğini anlattı. </p>
<p><strong>“AİLENİZDE ERKEN MENOPOZ ÖYKÜSÜ VARSA BU DURUMU CİDDİYE ALIN!”</strong></p>
<p>Yumurtalık rezervindeki azalmanın sadece yaşla sınırlandırılmaması gerektiğini, genetik yatkınlık, çevresel etkenler ve stresli yaşam tarzının da bu süreci hızlandırabildiğini belirten Op. Dr. Salar, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Bir kız çocuğu yaklaşık 1-2 milyon yumurtayla dünyaya gelirken, bu sayı ergenlikte 300-400 bine düşüyor ve yaşla birlikte azalmaya devam ediyor. Ancak kadınlarda yumurta üretimi sürekli olmadığından, bu azalma doğurganlık sürecinin de doğal sınırlayıcısı oluyor. Eskiden 35 yaş civarında görmeye alışık olduğumuz yumurta azalmasını artık 20’li yaşlarda bile görebiliyoruz. Özellikle ailesinde erken menopoz öyküsü olan kadınların yıllık kontrollerini aksatmaması çok önemli.”</p>
<p><strong>“VÜCUDUN VERDİĞİ SİNYALLERE KARŞI UYANIK OLUNMALI”</strong></p>
<p>Kadınların yumurtalık rezervindeki azalma nedeniyle vücudun bazı sinyaller verdiğini söyleyen Op. Dr. Salar, “En net göstergelerden biri adet düzenidir. 28-30 gün olan döngüler 21 güne düşerse, bu durum mutlaka araştırılmalı” dedi. Op. Dr. Salar, sözlerine şöyle devam etti: “Yumurtalık rezervindeki azalma, çoğu zaman sessiz ilerlese de bazı erken uyarı sinyalleriyle kendini gösterebiliyor. Adet döngüsünün sıklaşması, ateş basmaları, duygusal dalgalanmalar ve yorgunluk bu belirtiler arasında. Ancak birçok kadın bu şikayetleri fark etse de günlük yaşamın içinde göz ardı edebiliyor. Bu nedenle kadınların konuyla ilgili uyanık olmalı ve vücutlarını iyi tanımaları gerekli.”</p>
<p><strong>“HER DÜŞÜK REZERV KISIRLIĞI GÖSTERMEZ”</strong></p>
<p>Op. Dr. Salar, yumurtalık rezervindeki düşmenin doğal olarak doğurganlığı etkilese de her zaman doğrudan kısırlık anlamına gelmeyeceğine de işaret ederek şöyle konuştu: “Bu durum elbette, gebelik ihtimalini ve sağlıklı embriyo oluşumunu olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü yumurtaların sayısıyla birlikte kalitesi de düşüyor. Bu nedenle özellikle bebek sahibi olmak isteyen kadınların zaman kaybetmeden yumurta dondurma gibi koruyucu yöntemleri tercih etmeleri gerekir.”</p>
<p><strong>TIBBİ DESTEK İÇİN GEÇ KALMAMAK GEREKİR</strong></p>
<p>Bu sorunla karşı karşıya kalan kadınlar için başvurulabilecek tedavi yöntemlerinin bulunduğunu ancak geç kalmamak gerektiğini hatırlatan Op. Dr. Zeki Salar, uygulanabilecek tedavi yöntemleriyle ilgili şu bilgileri aktardı: “Bu yöntemlerin başında yumurta dondurma, tüp bebek ve bazı durumlarda uygulanan PRP ve kök hücre tedavileri geliyor. Ancak bu yöntemlerin herkeste etkili olamayacağını, kişiye özel planlama gerektiği de unutulmamalı. PRP ya da kök hücre tedavileri bazı hastalarda işe yarayabiliyor. Ama burada esas olan geç kalmadan harekete geçmek. Her kadının, özellikle 35 yaş öncesinde, gelecekte anne olma planı varsa bir uzmana danışarak değerlendirme yaptırmaları önemli. Ayrıca dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, stresi yönetebilmek, kimyasallardan ve radyasyondan uzak durmak da doğurganlık üzerinde doğrudan etkili olabildiği için bunlara da dikkat etmek gerekli.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-rezervinde-azalma-genc-kadinlarda-da-artiyor-551883">Yumurtalık Rezervinde Azalma Genç Kadınlarda da Artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
