<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aslında | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/aslinda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aslinda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>aslında | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aslinda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[galalarını]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587081</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p>Akran zorbalığını konu alan “Bağlantı Hatası”nın, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından film ekibi, seyircilerin sorularını cevapladı. Söyleşiye; yönetmen Gökçen Usta ve yapımcı Ömer Faruk Sorak ile genç oyuncular Asena Keskinci, Derinsu Sorak, Utku Coşkun, Fatih Berk Şahin, Arda Akgenç, Arda Görgen, Oğulcan Çiftçioğlu ve Doğum Özüm katıldı. </p>
<p>“Zorbalık da çözümü de ailede başlar”</p>
<p>Senaryoyu birkaç kez baştan yazdıklarını ancak her seferinde yolun ‘aile’ye çıktığını gördüklerini dile getiren yönetmen Usta, “Sonunda filme, ‘zorbalık ailede başlar’ cümlesiyle devam ettik. Ama çözümü de ailede başlar! Araştırmalar gösteriyor ki zorbalığa uğrayan ya da zorbalık yapan çocuklar, aileleriyle en az 6 ay terapiye gittiklerinde çözüme ulaşılıyor” diye konuştu. Usta, filmin adının da buna işaret ettiğini belirterek “Filmimizin adı da bu yüzden Bağlantı Hatası; yani aileyle kurulan sevgi bağının, iletişim bağının kopmasından kaynaklı” dedi. </p>
<p>Filmin yapımcılarından, aynı zamanda yönetmen kimliğiyle tanınan Ömer Faruk Sorak ise akran zorbalığının çok hızlı yayıldığına dikkat çekerek “Filmi yaptığımız dönemle bugün arasındaki farkı görünce bizim filmin çok soft kaldığını düşünüyorum” diye konuştu. Sorak, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“2006’da ‘Sınav’ filmini çekmiştik; üniversite sınavına giren çocukların gelecek kaygısıyla ilgili bir filmdi. Ama o günden bugüne Türkiye&#8217;de gençlik o kadar başka bir yere evrildi ki! Şu an; geleceğinin farkında bile olmayan, ânı yaşayan ve ânı da aslında o olmadığı halde, ‘mış gibi’ yaşayan bir kitle oluştu” </p>
<p>“Sorun, ekonomik değil” </p>
<p>Filmdeki hikâyenin bir devlet okulunda değil de özel okulda geçmesini özellikle tercih ettiklerini söyleyen Sorak, bu tercihin sebebini de şöyle açıkladı: </p>
<p>“Çünkü ekonomik seviyesi iyi olan ebeveynlerin, çocuklarına okul, servis parası verip ceplerine harçlıklarını koyduklarında görevlerinin bittiğini sanan ebeveynlerin de derdi bu. Özellikle özel okul seçtik ki ekonomik durumu iyi olmayan ebeveynler ve çocukların, ‘paramız olsaydı böyle şeylerin yaşanmadığı okullarda eğitim alırdık’ gibi bir hayali varsa bunun, büyük ölçüde gerçek olmadığını bilsinler” </p>
<p>“Bu film Z kuşağının gururu olmalı”</p>
<p>Filmde hem zorbalık yapan hem de zorbalığa uğrayan çocukları canlandıran genç oyuncularsa kendi tecrübelerinin filmdekinden çok da farklı olmadığını açıkladı:</p>
<p>Asena Keskinci: Senaryoyu okuduğumda dedim ki ben Eylül olmalıyım. Eylül sayesinde aslında bir katarsis yaşayacaktım. Çünkü bizim lisemiz filmdeki liseye o kadar benziyordu ki… Ben de o lisenin mağdurlarından biriydim; sözlü tacizden fiziksel şiddete kadar çok normalleşmişti bizim okulda. Ben bu zorbalığın ne demek olduğunu ve bunun karşısında o çaresizliğin ne demek olduğunu, insanın, annesiyle dahi bunu paylaşamıyor olmasının ne demek olduğunu çok iyi bilen birisiyim. İnsan annesiyle bile paylaşamazken biz bunun filmini yaptık. Z kuşağının gururu olmalıdır bu film. </p>
<p>Derinsu Sorak: Bence liseden önce ortaokulda da bazı şeyler çok normalleşmişti. Eğitim hayatımı çok etkilemişti, okula gitmek istemiyordum bir dönem. Yakın arkadaşlarımın zorbalık yüzünden sakatlandığına dahi şahit oldum, bazıları okul değiştirmek zorunda kaldı. Bu işi okuduğumda heyecanlandım. Çünkü İrem karakteri bana aşırı zıt ama aynı zamanda benzediğimiz yerler de buldum. Zorbalık yapmadım ama zorbalık yapan birinin de nasıl problemlerle savaştığını gördüm; aynanın o yüzünü de görmek güzel oldu. </p>
<p>Utku Coşkun: Benim lisemde de bazı şeyler fazlasıyla normalleştiriliyordu. Hatta ben bundan dolayı sene sonunda okul değiştirdim. Bir arkadaşım vardı, çocuğu zorbalıyorlardı. “Niye yapıyorsunuz?” dediğimde &#8220;Genciz biz, böyle şakalar olur” deniyordu. Ama o şaka değil; çok zarar verici yerlere gidebiliyor fakat kimse umursamıyordu. </p>
<p>“Lütfen ses çıkarın, ‘dur’ deyin!”</p>
<p>Fatih Berk Şahin: Ben biraz zorbaydım lisedeyken. Çünkü farkında değildim. Ne güzel ki şu anda bu konuyu açıklıkla konuşabiliyoruz ve insanlar aslında istemeden birbirlerine yaptıkları kötülüklerin farkına varabiliyor; bu çok kıymetli. </p>
<p>Arda Akgenç: Görmezden geldiğin zaman bir şeyler değişmiyor. Susmaya, görmemeye çalıştım ama görmediğinde bitmiyor; tersine bazen cesaret kazandırabiliyor karşı tarafa. O yüzden insanların birbirini kollaması lazım. Belli sınırlar aşıldığında sesini çıkarıp ‘dur’ demek lazım. Lütfen sesinizi duyurun!</p>
<p>Arda Görgen: Ben zorbalayan da zorbalanan da değildim. Ama yakın arkadaşlarım zorbalayan taraftaydı. Ben onlarla sadece eğleniyordum. Utku&#8217;nun da dediği gibi çünkü aklım ermiyordu. </p>
<p>Oğulcan Çiftçioğlu: Zorbalık bulaşıcı bir şey aslında. </p>
<p>Doğum Özüm: Ben de zamanında birçok kez kilomdan dolayı zorbalığa uğradım. Ama o zaman da hiçbir zaman yapmadığım gibi umutsuzluğa kapılmadım. </p>
<p>İzmir’in köyünde imece usulü bir film: Gündüz ve Gece </p>
<p>Altın Portakal’da günün ikinci galası, “Gece ve Gündüz”dü. yönetmen Ali Altınöz ile oyuncular Muttalip Müjdeci, Özgür Cem Tuğluk ve Gülşah Büktür, AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye katıldı. </p>
<p>Annesinin intiharının ardından memleketine dönen Tufan’ın, bir şeyleri değiştirme çabasının umutsuz hikayesini anlatan hikâyeyi, filmin kurgusunu da yapan Ataberk Kuru ile ortaya çıkardıklarını söyleyen Altınöz, süreci şöyle anlattı: </p>
<p>“Ataberk&#8217;le Bolu&#8217;nun Mudurnu ilçesinde ‘hadi bir hikaye anlatalım, bir şeyler yapalım’ diye başlamıştık. Eski bir film vardır ya &#8220;Taşların Sırrı&#8221;; öyle bir şey yapalım istedik. 3 senelik bir hikayeydi”</p>
<p>“Gülşen’i çocukluğumdan tanıyorum”</p>
<p>Role hazırlanma süreçlerini paylaşan, oyunculardan Muttalip Müjdeci, “Bir Anadolu hikayesi. Çok zor şartlarda ama imece usulü, birlik olarak çalıştık” derken Gülşah Büktür; canlandırdığı, çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip olduğu için ahıra kapatılan Gülşen karakteri için çocukluk hatıralarından yararlandığını anlattı: “Bilecik&#8217;te ben çocukken bir kız çocuğu vardı ve eve bağlıyorlardı maalesef. Çok etkilenmiştim; o kızın görüntüsünü hiç unutmuyorum. Salonun ortasında bağlı bir şekilde ve çıkardığı sesler vesaire&#8230; Oradan bir bağ kurdum Gülşen karakteriyle. Benim için çok bildik tanıdık bir hikayeydi Gülşen&#8217;inki” </p>
<p>Oyunculardan Özgür Cem Tuğluk ise çekimleri gerçekleştirdikleri köy ortamından bahsederek “Sanırım burada çoğumuz, şehirde yaşayan insanlarız ve köyün dinamiklerinin ne kadar farklı olduğunu bu filmde gördük. Bazı şeyler bize yanlış veya farklı görünebilir ama o şartlar içindeki, o dinamikler içindeki değer yargıları farklı” dedi. Tuğluk, canlandırdığı Davur karakteri içinse “Davut&#8217;un da kendine göre doğru ve yanlışları var ve çok köşeli, sert bir karakter. Aslında özünde iyi bir insan ve iyilik yapmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p>Çekimlerin köyde gerçekleştirilmesinin avantaj ve dezavantajları sorulduğunda ise oyuncular köyün avantajları üzerinde hemen hemen hemfikirdi. “Aslında bir yönden çok çok iyi; trafik yok” diyen Müjdeci’nin tercihini etkileyen bir diğer şey de çay tiryakisi olması olmuş: “Köydeki kahveden hiç gitmeyeyim istedim. Çaycıyımdır biraz; adam da çok güzel çay yapıyordu! Şahsen İstanbul dışında film çekmeyi çok seviyorum. Neresi olursa olsun yeter ki İstanbul dışında olsun” Tuğluk da “Karaktere girmek çok daha kolay. Çünkü kesintisiz bir süre bilfiil orada yaşıyorsunuz ve kendi adıma biraz daha rahat çıkıyor karakter” sözleriyle rol arkadaşını destekledi. Büktür ise köyün kadınlarıyla kurdukları ve zaman içinde ilerleyen dostluklarının, motivasyon adına büyük katkısı olduğunu dile getirdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Digiturk Tiyatro Kulübü&#8217;nün Hazırladığı &#8220;Aslında&#8221; OyunuBüyük İlgi Gördü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/digiturk-tiyatro-kulubunun-hazirladigi-aslinda-oyunubuyuk-ilgi-gordu-528306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 12:13:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[digiturk]]></category>
		<category><![CDATA[gördü]]></category>
		<category><![CDATA[hazırladığı]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kulübünün]]></category>
		<category><![CDATA[oyunubüyük]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Digiturk çalışanlarının gönüllü katılımıyla kurulan Digiturk Tiyatro Kulübü’nün tamamı Digiturk ailesi tarafından yazılan, yönetilen ve sahnelenen “Aslında” adlı tiyatro oyunu büyük ilgi gördü. Şubat ayında prömiyeri gerçekleştirilen oyun, yoğun istek üzerine yapılan ikinci temsiliyle de izleyenlerden tam not aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/digiturk-tiyatro-kulubunun-hazirladigi-aslinda-oyunubuyuk-ilgi-gordu-528306">Digiturk Tiyatro Kulübü&#8217;nün Hazırladığı &#8220;Aslında&#8221; OyunuBüyük İlgi Gördü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Digiturk çalışanlarının gönüllü katılımıyla kurulan Digiturk Tiyatro Kulübü’nün tamamı Digiturk ailesi tarafından yazılan, yönetilen ve sahnelenen “Aslında” adlı tiyatro oyunu büyük ilgi gördü. Şubat ayında prömiyeri gerçekleştirilen oyun, yoğun istek üzerine yapılan ikinci temsiliyle de izleyenlerden tam not aldı.</p>
<p>Kurum içi iş birliğini ve sanatsal ifade özgürlüğünü destekleyen <em>“Aslında”,</em> sadece sahne üzerindeki performansıyla değil ortaya koyduğu kolektif yaratıcılıkla da dikkat çekiyor. İzleyicilerin hem duygusal hem de düşündürücü bulduğu oyun, hayata, iletişime ve insan ilişkilerine dair samimi bir bakış sunuyor. Gösterim sonrası yapılan değerlendirmelerde seyirciler, çalışanların profesyonel tiyatrocuları aratmayan performanslarına hayran kaldıklarını dile getirdi.</p>
<p>Digiturk’ün kültür ve sanata verdiği değerin bir yansıması niteliğinde olan ve sanata dokunan bir sosyal birlikteliği güçlendiren bu proje aynı zamanda kurum içi motivasyonu da artırıyor.</p>
<p>Digiturk Tiyatro Kulübü, şirket içinde faaliyet gösteren birçok sosyal kulüpten yalnızca biri. Müzik ve dublajdan spora, yaratıcı dramadan ebeveyn kulüplerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu topluluklar çalışanların ilgi alanlarını paylaşmalarına, birlikte üretmelerine ve kurum kültürünü zenginleştirmelerine olanak tanıyor.</p>
<p>Digiturk Yaratıcı Drama Kulübü’nün etkinlikleri sırasında tiyatro hayalini gerçekleştirmek isteyen çalışanların oluşturduğu ekibin sergilediği oyunun yazar ve yönetmenliğini Digiturk Dublaj Yönetmeni Mürüvvet Kurt, proje yöneticiliğini ise Digiturk İç İletişim Yöneticisi Cihan Bayraktar üstleniyor. Büyük özverilerle ve sıkı bir takım çalışmasıyla ortaya çıkan oyunun hazırlık süreci 6 ayda tamamlandı.</p>
<p>Digiturk Tiyatro Kulübü, yeni oyunlar ve sahne projeleriyle izleyicilerle buluşmaya devam etmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/digiturk-tiyatro-kulubunun-hazirladigi-aslinda-oyunubuyuk-ilgi-gordu-528306">Digiturk Tiyatro Kulübü&#8217;nün Hazırladığı &#8220;Aslında&#8221; OyunuBüyük İlgi Gördü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Şiddet aslında zayıfların hastalığıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddet-aslinda-zayiflarin-hastaligidir-427048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2023 08:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığıdır]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[zayıfların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde huzur, şefkat, sevgi ve merhamet teması ile etkinlik gerçekleştirdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-aslinda-zayiflarin-hastaligidir-427048">&#8221;Şiddet aslında zayıfların hastalığıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde</p>
<p>huzur, şefkat, sevgi ve merhamet teması ile etkinlik gerçekleştirdi</p>
<p>‘’Şiddet aslında zayıfların hastalığıdır’’</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası</p>
<p>Mücadele Gününde huzur, şefkat, sevgi ve merhamet teması ile etkinlik</p>
<p>gerçekleştirdi. Büyükşehir’in kadın, aile ve çocuklara yönelik çalışmalarını</p>
<p>anlatan film gösterimiyle başlayan programda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>Başkanı Tahir Büyükakın da hazır bulundu. Programa katılan psikiyatrist yazar</p>
<p>Prof. Dr. Kemal Sayar, ‘’Kadınlar; sessiz kalmayın, güçsüz olduğunuzu</p>
<p>düşünmeyin. Size uzanan eli mutlaka tutun, bu aynı zamanda o insana da</p>
<p>yaptığınız bir iyiliktir. Şiddet aslında zayıfların hastalığıdır’’ dedi. Kocaeli</p>
<p>Kongre Merkezindeki programda çeşitli kurum ve kuruluşlar, dernek, STK ve</p>
<p>kooperatiflerin stantları yer aldı. Fuaye alanında Hint kınası atölyesi</p>
<p>gerçekleşirken katılımcılara közde kahve ikram edildi. Aileler söyleşide yer</p>
<p>alırken çocuklar da güvenli çocuk alanında eğitmenler eşliğinde oyun</p>
<p>oynayarak keyifli vakit geçirdi.</p>
<p>BAŞKAN KADINLARI YALNIZ BIRAKMADI</p>
<p>Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde Kongre</p>
<p>Merkezinde düzenlenen programa katılım yoğun oldu. Kadın haklarına yönelik</p>
<p>Sivil Toplum Kuruluşlarının katılım sağladığı programda hazır bulunan Başkan</p>
<p>Büyükakın, kadınlara verdiği önemi ve değeri bir kez daha gösterdi. Etkinliğe</p>
<p>katılan kadınlara seslenen Başkan Büyükakın, ‘’Bugün konumuz kadına şiddet</p>
<p>ve onun üzerinde farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Bunun ne kadar kötü bir</p>
<p>şey olduğunu anlatmaya gerek yok, herkes bunun kötü bir şey olduğunu</p>
<p>söylüyor. Ben hiç, kadına şiddeti savunan bir şiddet uygulayıcısı erkek</p>
<p>görmedim. Yani o uygulayan da aslında şiddete karşı olduğunu ama</p>
<p>karşısındakinin hak ettiğini söyler. Zaten şiddet uygulayıcılarının tamamı</p>
<p>şiddete karşıdırlar. Ama o an öfkelerine hâkim olamamaktan dolayı şiddeti</p>
<p>uyguladıklarını söylerler. Çok nadiren psikopatik vakalarda falan pişman</p>
<p>değilim gibi şeyler duyabilirsiniz ki onların da çoğu başka faktörlerle madde</p>
<p>altında vesaire olduğu için öyledir’’ dedi.</p>
<p>İŞ YERİNDE MOBBİNG DE ŞİDDETTİR </p>
<p>Toplumda şiddetin sadece kadınşlara yönelik olmadığına da dikkat çeken</p>
<p>Başkan Büyükakın, ‘’Şiddet bir insanın diğer insana cinsiyetine bakılmaksızın</p>
<p>uyguladığı bir şeyi yaptırtma ya da o kişinin bize bir şeyi yaptırtmasına karşı</p>
<p>direnme yöntemi ve bu şiddet her zaman ilk anlaşıldığı manada olduğu gibi</p>
<p>fiziksel bir şiddet olmak durumunda da değil fiziksel olmayan şiddet nasıl</p>
<p>olabilir. Mesela eşinizin sizle konuşmayarak sizi cezalandırması. Bu aslında bir</p>
<p>psikolojik şiddet yöntemi. Çünkü kimi küserek cezalandırır, kimisi canını sıkan</p>
<p>şeyler yapar. Mesela iş yerlerinde falan amirin memura, ustabaşının işçiye</p>
<p>mobBing dediğimiz uygulamaları. Bunlar da aslında kavramsal olarak şiddet</p>
<p>değil mi. Yani bir adama daha az iş vermesi, öbür adama daha çok iş vermesi.</p>
<p>Hitap etme biçimi mesela, Hitap etme yoluyla da insanlara aslında şiddet</p>
<p>uygulayabilirsiniz’’ ifadesini kullandı.</p>
<p>ŞİDDET SADECE FİZİKSEL OLMAZ</p>
<p>Başkan Büyükakın’ın konuşmasının ardından psikiyatrist yazar Prof. Dr. Kemal</p>
<p>Sayar bir söyleşi gerçekleştirdi. Sayar, ‘’İnsan evladı itilmiyorsa kakılmıyorsa el</p>
<p>üstünde tutuluyorsa ona kıymet veriliyorsa iyi ki varsın hissi ona geçiriliyorsa;</p>
<p>bir odaya girdiğinde, bir ortama girdiğinde insanların yüzü aydınlanıyorsa ve</p>
<p>ona sevgiyle yöneliyolarsa orada o insanın haysiyetinin kendine güveninin</p>
<p>onurunun insan olma şerefinin beslendiğini söyleyebiliriz. Ama ne zamanki bir</p>
<p>insanın haysiyeti ayaklar altına alınır ne zaman ki bir insan kendisi gibi olduğu</p>
<p>için hakarete uğrar tahkir edilir, ezilir işte o zaman şiddet başlamış demektir’’</p>
<p>bilgisini verdi.</p>
<p>ŞİDDET ZAYIFLIKTIR, SEVGİ İNCİTMEZ</p>
<p>Sayar, kadınların dikkatle dinlediği konuşmasına şöyle devam etti; ‘’Şiddet</p>
<p>sadece fiziksel bir şekilde cereyan etmez, şiddet sadece bir başkasının</p>
<p>bedensel bütünlüğüne yönelik bir tehdit değildir. Ona vurduğumuz zaman onun</p>
<p>canını yaktığımız zaman, onu yaralamaya çalıştığımız zaman şiddet zuhur</p>
<p>etmez. Sadece onun değerlerini aşağıladığımız zaman onun kendisi gibi olma</p>
<p>hakkını aşağıladığımız zaman da şiddet cereyan eder. Ayrımcılık bir şiddettir.</p>
<p>İnsanların deri renginden dolayı, inançlarından dolayı kimliklerinden dolayı,</p>
<p>kıyafetlerinden dolayı aşağılanması dışlanması bir şiddettir. İnsanların</p>
<p>cinsiyetlerinden dolayı aşağılanması da bir şiddettir.’’</p>
<p>KADINLAR SESSİZ KALMAYIN</p>
<p>Bir insanın konuşmasıyla ahlakıyla davranışlarıyla insanlara yaydığı hisle saygı</p>
<p>uyandırmıyorsa; o insanın saygıyı bazen zor kullanarak aynı hayvanların</p>
<p>dünyasında olduğu gibi gücünü kullanarak göstermeye çalışabildiğine dikkat</p>
<p>çeken Sayar, ‘’Kendisinden zayıf gördüğünün bileğini bükmek isteyebilir.</p>
<p>Kendisinden zayıf gördüğünün canını yakarak onun üstünde bir üstünlük</p>
<p>kurmak isteyebilir. Bu o insanın aslında zayıflığıdır çünkü derdini konuşarak</p>
<p>anlatmamıştır. Özellikle kadına yönelik şiddette kadınların her zaman aklında</p>
<p>bulunması gereken bir şey var; asla kendinize vurdurmayın asla sizin</p>
<p>üzerinizde bir şiddet uygulanmasına izin vermeyin. Her cürüm her suç ancak </p>
<p>sessizlikle tamamlanır. Sessiz kalmayın, güçsüz olduğunuzu düşünmeyin. Size</p>
<p>uzanan eli mutlaka tutun bu aynı zamanda o insana da yaptığınız bir iyiliktir’’</p>
<p>açıklamasını yaptı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddet-aslinda-zayiflarin-hastaligidir-427048">&#8221;Şiddet aslında zayıfların hastalığıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
