<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aşırı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/asiri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/asiri</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 09:43:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>aşırı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/asiri</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafif]]></category>
		<category><![CDATA[hamur]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sistemine]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. Ramazan sonrasında normal beslenme düzenine geçişte sindirim sisteminin uyumunun sağlanması, önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. </span></span></span></b><b><span><span><span>Ramazan sonrasında normal beslenme düzenine geçişte sindirim sisteminin uyumunun sağlanması, önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde etkili oluyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, iki öğün gibi özel bir beslenmenin uygulandığı bu dönemden normal yemek düzenine geçerken dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Bayramlarda çok çeşitli ve yoğun enerji içeren beslenme düzeninin etkili olduğunu Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayram geleneğinin bir sembolü olan kahvaltı ve yemek sofralarında ağır yemeklerden uzak durulması uyarısında bulunarak tatlı ve şeker tüketiminden kaçınılmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Ramazan sonrası normal beslenme düzenine geçişle ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bayramda ağır ikramlara dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ramazan ayının, oruç tutanlar için, günde iki öğün gibi özel bir beslenme uygulanan ve alışılmışın dışındaki saatlerde yemek yemeyi gerektiren bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu dönemden normal yemek düzenine geçişte, sindirim sisteminin de uyumunu sağlamanın önemli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Oysa bir aylık oruç döneminden sonraki bayram günlerinde bireyler, genellikle psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimindedirler. Bunun yanı sıra, geleneklerimize bağlı olarak, bayram yemeklerinin, günlük beslenme düzeninin dışında, çeşit olarak fazla ve içeriğinin ağır olması, bayram ziyaretlerindeki hamur tatlısı ağırlıklı ikramlar ve bu ikramların geleneklerimiz nedeniyle ısrarla yedirilmesi, sindirim sistemindeki adaptasyonu güçleştirir. Bu adaptasyonu sağlamak için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerekir. Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Güne hafif kahvaltı ile başlanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sindirim sisteminde adaptasyonun sağlanması için bayramda hafif yiyecekler yenilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Güne hafif bir kahvaltı ile başlamak, gün içinde aşırı yağlı, çok tuzlu, enerji açısından yoğun hamur işlerinin ve hamur tatlılarının yenilmemesi gerekir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı bir bayram için bu önerilere kulak verin</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, bayramda uygulanması gereken beslenme kurallarının aşağıdaki gibi olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Öğüne çorba ve salata ile başlanmalı, çorba ile ekmek yenilmemelidir. Bu, o öğünde aşırı miktarda yemek yemeyi önler.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yemekler çok yağlı ve çok tuzlu yapılmamalıdır. Et ve tavuk yemeklerine pişerken yağ ilave edilmemeli, kızartılmış besinlerden kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Börek ve sarma varsa ekmek tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram yemeğinde, börek, pilav, makarna, dolma, sarma gibi besinler bulunduğu takdirde ekmek yenilmemelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Enerjisinin düşük olmasından dolayı, öğünde mutlaka sebze ve salata bulunmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Ağır hamur tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ya da en iyisi meyve tercih edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Meyve seçeneği sunulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram ziyaretleri sırasında, ikram edilen tatlıların, porsiyon ölçülerinin az olması, misafirlerin de az yemesine neden olur. Mümkünse misafirlere seçenek olarak meyve de sunulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Geleneksel Türk misafirperverliğinin bir sonucu olarak gelişen ikram edilen yiyeceklerin yenilmesi konusundaki ısrardan kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Bayram günlerinde, çikolata, şeker, şekerlemeler ve tatlı gibi kalorisi yüksek olan yiyecekleri, herkesin, özellikle çocukların aşırı yemeleri önlenmelidir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kafeinli içecekler aşırı tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>İkram edilen çay, kahve gibi kafeinli içeceklerin aşırı tüketiminden kaçınılması, açık ve limonlu çay, ıhlamur ve bitki çaylarının tercih edilmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Ramazan boyunca, su tüketiminin az olmasından dolayı oluşabilen su kaybının, yerine konulması için su ve sulu gıdaların tüketimine önem verilmesi gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Diyabetlilerin (şeker hastalarının), kalp hastalarının, hipertansiyonu (yüksek tansiyon) olan kişilerin, diyetisyenleri tarafından önerilmiş olan diyetlerini bozmamaya özen göstermeleri ve aile çevresindekilerin de hastalara bu konuda yardımcı olmaları gerekir.</span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sindirim zorluklarıyla karşılaşılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan</span></span></span><span><span><span>, belirtilen hususlara dikkat edilmediği takdirde sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon ve şeker yükselmesi gibi hastalıkların ortaya çıkabileceği, hastalarda ve yaşlılarda ise daha ağır sorunlar oluşabileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bayramınızı sağlıklı geçirmek ve kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız bu hususlara dikkat etmeniz gerekir” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-sonrasi-sindirim-sistemine-dikkat-2-621038">Ramazan sonrası sindirim sistemine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atipik depresyonun gizli işareti: Reddedilme hassasiyeti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atipik-depresyonun-gizli-isareti-reddedilme-hassasiyeti-616228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[atipik]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[reddedilme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, atipik depresyonun belirtileri, risk faktörleri, günlük yaşama etkileri ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atipik-depresyonun-gizli-isareti-reddedilme-hassasiyeti-616228">Atipik depresyonun gizli işareti: Reddedilme hassasiyeti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, atipik depresyonun belirtileri, risk faktörleri, günlük yaşama etkileri ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Atipik depresyon, duygudurumun olaylara tepkisel olmasıyla ayırt ediliyor!</strong></p>
<p>Atipik depresyonun, depresyonun belirli özgün belirtilerle seyreden bir alt tipi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin “Klasik (majör) depresyondan en önemli farkı, duygudurumun çevresel olaylara tepkisel olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Kişinin iç dünyasında yoğun bir çökkünlük yaşarken, dışarıdan zaman zaman enerjik ve iyi görünebileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Olumlu bir gelişme karşısında kısa süreli bir iyilik hali oluşabilir; ancak bu düzelme kalıcı değildir ve yeniden depresif duygu durumuna dönülür. Bu tabloda sıklıkla aşırı uyuma, iştah artışı, kilo alma, kollar ve bacaklarda ‘kurşun ağırlığı’ olarak tarif edilen ağırlaşma hissi ve kişilerarası ilişkilerde reddedilmeye belirgin duyarlılık görülür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Depresyon tanısı alan bireylerin yaklaşık yüzde 15 ila 29’unda atipik özellikler görülebilir!</strong></p>
<p>‘Atipik’ kelimesinin ‘tipik olmayan’ anlamına geldiğini ancak ismine rağmen nadir bir tablo olmadığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Depresyon tanısı alan bireylerin yaklaşık yüzde 15 ila 29’unda atipik özellikler görülebilir.” dedi.</p>
<p>Halk arasında ‘kurşun ağırlığı’ ya da ‘kurşun paralizi’ olarak ifade edilen bu belirtinin, kişinin kollarında ve bacaklarında gerçek bir fiziksel ağırlık varmış gibi hissetmesi olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu durum yoğun yorgunluk ve harekete geçmede zorlanma yaratır. Hem biyolojik hem psikolojik boyutu vardır. Beyindeki serotonin, dopamin ve noradrenalin düzeylerindeki değişiklikler ile stres hormonu dengesizlikleri biyolojik zemini oluştururken; motivasyon kaybı, umutsuzluk ve isteksizlik de hareketi zorlaştıran psikolojik faktörlerdir. Bu belirti kişinin iradesizliği ya da ‘numara yapması’ olarak değerlendirilmemelidir.”</p>
<p><strong>Atipik depresyonda enerji düşüklüğü ve aşırı uyuma, günlük yaşamı zorlaştırıyor!</strong></p>
<p>Atipik depresyonda enerji düşüklüğü ve aşırı uyuma eğiliminin, işe ya da sorumluluklara başlamayı ve sürdürmeyi zorlaştırdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Zamanla erteleme, kaçınma ve sosyal geri çekilme artabilir.” dedi.</p>
<p>Artmış iştah ve özellikle karbonhidrat isteğinin kilo değişimlerine ve beden algısı sorunlarına yol açabileceğine de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Kişilerarası ilişkilerde ise reddedilmeye duyarlılık ön plandadır. Küçük bir eleştiri ya da ilgisizlik işareti yoğun değersizlik duygularını tetikleyebilir. Gün içinde duygusal iniş çıkışlar yaşanması da ilişkileri zorlaştırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Atipik depresyon kadınlarda daha sık görülüyor!</strong></p>
<p>Atipik depresyonun genellikle ergenlik sonu ve erken yetişkinlik döneminde başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, kadınlarda daha sık görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Ergenlerde tablonun çabuk sinirlenme, aileye karşı öfke, alınganlık ve anlaşılmadığını düşünme gibi belirtilerle daha belirgin hale gelebileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, reddedilmeye duyarlılığın bu yaş grubunda daha dramatik yaşanabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Atipik depresyonun ortaya çıkışı birçok nedene bağlı!</strong></p>
<p>Atipik depresyonun ortaya çıkışının tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ailesinde depresyon, bipolar bozukluk ya da anksiyete bozukluğu bulunan kişilerde risk artar. Beyin kimyasındaki değişiklikler ve stres hormonu dengesizlikleri etkili olabilir. Erken dönem ebeveyn ilişkileri, baş etme biçimleri ve güncel stres faktörleri tabloyu şekillendirebilir.”</p>
<p><strong>Atipik depresyon tedavisinde temel yaklaşım ilaç, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri!</strong></p>
<p>Atipik depresyon tedavisinde temel yaklaşımın ilaç tedavisi, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Ancak belirtilerin yapısı nedeniyle bazı farklılıklar olabilir.” dedi.</p>
<p>Aşırı uyuma ve enerji düşüklüğünün ön planda olduğu durumlarda daha aktive edici özellikte antidepresanlar tercih edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, “Psikoterapide ise duygudurumun çevresel olaylara bağlı değişkenliği, ilişkilerde kırılganlık ve reddedilme duyarlılığı üzerinde özellikle durulur. Başvurular çoğunlukla, ilişki sorunları ve terk edilme korkusu, eleştiriye aşırı hassasiyet, özsaygı ve değersizlik duyguları, motivasyon eksikliği ve erteleme ile duygusal yeme davranışları şeklinde olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erken müdahale kronikleşme riskini azaltır!</strong></p>
<p>Atipik depresyon tedavi edilmediğinde yıllarca sürebilen, dalgalı ancak kalıcı bir seyir gösterebileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Erken müdahale kronikleşme riskini azaltır.” dedi.</p>
<p>Hangi belirtiler ciddiye alınması gerektiği hakkında bilgi paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Küçük olaylara karşı aşırı duygusal yıkım, günde 10–12 saatten fazla uyuma ve yataktan çıkmakta zorlanma, belirgin iştah artışı ve kilo değişimi, reddedilmeye aşırı hassasiyet, iki haftadan uzun süren çökkünlük, işlevsellikte belirgin düşüş, sürekli değersizlik, umutsuzluk ya da yaşamın anlamsız olduğu düşünceleri günlük yaşamı ve ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa bir psikiyatri uzmanına başvurmak önemlidir. Erken destek, iyileşme sürecini kolaylaştırır ve uzun vadeli riskleri azaltır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atipik-depresyonun-gizli-isareti-reddedilme-hassasiyeti-616228">Atipik depresyonun gizli işareti: Reddedilme hassasiyeti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[ftarda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizmayı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin,<strong> </strong>Ramazan’da beslenme konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İftarda hızlı ve aşırı yemek tokluk mekanizmasını bozuyor</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından iftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin sindirim sistemi başta olmak üzere metabolik dengeyi olumsuz etkilediğini kaydeden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Aşırı yemek yemenin kalp ve dolaşım sistemi üzerinde de etkileri bulunmaktadır. Sindirim için mide ve bağırsaklara yönelen kan akışı, kalbin yükünü artırabilmektedir. Özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlarda çarpıntı ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca hızlı yemek tokluk mekanizmasını bozmaktadır. Beynin ‘doydum’ sinyalini geç algılaması, farkında olmadan fazla enerji alımına neden olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Mide hacmi ani şekilde genişliyor ve hazımsızlığa yol açıyor</strong></p>
<p>Gün boyu boş kalan mideye kısa sürede büyük porsiyonlarda besin alınmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu da söyleyen Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik, mide ağrısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini beraberinde getirmektedir. Hızlı yemek, yeterli çiğnemenin önüne geçtiği için sindirim sürecini daha da zorlaştırmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Reaktif hipoglisemi görülebiliyor</strong></p>
<p>Uzun açlık sonrası özellikle karbonhidrat ağırlıklı ve hızlı tüketilen öğünlerin kan şekerinin ani yükselmesine yol açtığını da ifade eden Şahin, “Buna bağlı olarak insülin salınımı artar ve kısa süre sonra halsizlik, baş dönmesi ve uyku haliyle kendini gösteren reaktif hipoglisemi görülebilmektedir. Bu dalgalanmaların uzun vadede insülin direnci ve kilo artışı riskini artırmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İftara çorbayla başlayın!</strong></p>
<p>Uzun süren açlığın ardından iftara çorba, hurma ya da suyla başlanmasının hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olduğunu belirten Şahin, “İftara su veya çorba ile başlanması, mide hacminin yavaş yavaş genişlemesini sağlayarak şişkinlik, mide ağrısı ve hazımsızlık riskini azaltıyor. Sıvı içeriği yüksek bu besinler, mide asidinin daha dengeli salınmasına katkı sağlıyor. Hurma ise içerdiği doğal şekerler sayesinde kan şekerinin kontrollü bir şekilde yükselmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda lif içeriğiyle bağırsak hareketlerini uyararak sindirimi destekliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İftarda hemen tatlı yemeyin!</strong></p>
<p>Hızlı ve arka arkaya tüketilen ağır öğünlerin, mide ve kan şekeri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ana yemek sonrası mide besinlerin sindirim açısından yoğun şekilde çalışmaya başlıyor. Bu aşamada hemen tatlı tüketilmesi, mideye ek bir sindirim yükü bindirerek şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor. Özellikle şerbetli ve yağlı tatlılar mide boşalmasını geciktirerek sindirim sürecini zorlaştırıyor. Ayrıca kan şekerinde ani yükselmelere neden olabiliyor. Bu durum, kısa süre sonra halsizlik ve uyku haliyle kendini gösteren kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Ana yemekten sonra en az 1–2 saat beklenmesini ve tatlı tercihlerinde sütlü veya meyve bazlı seçeneklere yönelinmesi hem sindirim sistemini rahatlatır hem de kilo kontrolünü sağlar.”</p>
<p><strong>Çorbadan sonra 15-20 dakika ara verin </strong></p>
<p>Gün boyu süren açlığın ardından iftara ağır ve büyük porsiyonlarla başlanmasının, mide hacminin ani şekilde genişlemesine neden olduğunu hatırlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Bu durum şişkinlik ve mide rahatsızlıklarını artırıyor. İftara çorba, su veya hurma gibi hafif besinlerle başlanması ve 15-20 dakika kısa bir ara verilmesi sonrası az yağlı / ızgara et yemeği, kurubaklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmesi hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>İftarda yavaş yiyin</strong></p>
<p>Yeterince çiğnenmeden tüketilen besinlerin sindirim yükünü artırırken, tokluk hissinin geç algılanmasına yol açtığını kaydeden Şahin, “Bu nedenle yavaş yemek ve porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. İftarda aşırı yağlı, kızartılmış ve baharatlı besinlerin tercih edilmesi reflü riskini artırabiliyor. O nedenle haşlama, fırın veya ızgara yöntemleriyle hazırlanmış yemekleri tercih etmeliler. Tatlı tüketiminin ise ana yemekten hemen sonra değil, 1-2 saat geçtikten sonra tüketilmesi gerekir.  Sıvı tüketimi de iftar sonrası halsizlik ve şişkinliği etkileyen faktörler arasındadır. Yemek sırasında aşırı sıvı tüketiminin mideyi gereğinden fazla doldurduğu, bunun yerine sıvının iftar ile sahur arasına yayılması gerekmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çayı iftardan 2 saat sonra için</strong></p>
<p>Vücudun ihtiyacı olan suyun; metabolik su, günlük içtiğimiz sıvılar (çay, kahve, taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto suyu vb.) ve yediğimiz yiyeceklerle sağlandığını anlatan Öğr. Gör. Kübra Şahin, “İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2–2,5 litre su tüketilmelidir ve bunun zaman dilimine yayılması önerilmektedir. Gazlı içecekler, aşırı kafeinli içecekler ve şekerli içeceklerin ise iftar sonrası dönemde mide şikâyetlerini artırabileceği için bu tür içecekler yerine su, ayran veya şekersiz bitki çayları tercih edilmelidir. Yemekten hemen sonra çay ve kahve tüketilmesi önerilmemektedir. Bu içeceklerde bulunan bazı bileşenler, demirin emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle çay ve kahvenin, yemekten en az iki saat sonra tüketilmesi daha uygundur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ana yemekten 1–2 saat sonra hafif bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Ara öğün planlamasının da iftar sonrası denge açısından önemli olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Ana yemekten yaklaşık 1–2 saat sonra yapılacak hafif bir ara öğün, kan şekeri dengesini korumaya yardımcı oluyor. Bu ara öğünlerde süt ve yoğurt gibi protein içeren besinler, meyve ve bir miktar kuruyemiş, şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlılar gibi sağlıklı seçenekler tercih edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iftarda-hizli-ve-asiri-yemek-metabolizmayi-zorluyor-614072">İftarda hızlı ve aşırı yemek metabolizmayı zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, aşırı yağış sonrası kapanan yolları bir bir açıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-asiri-yagis-sonrasi-kapanan-yollari-bir-bir-aciyor-611647</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 16:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[kapanan]]></category>
		<category><![CDATA[mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611647</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir genelinde etkili olan aşırı yağışların ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri kent genelinde yoğun bir çalışma yürüttü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-asiri-yagis-sonrasi-kapanan-yollari-bir-bir-aciyor-611647">Büyükşehir, aşırı yağış sonrası kapanan yolları bir bir açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir genelinde etkili olan aşırı yağışların ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri kent genelinde yoğun bir çalışma yürüttü. Sel, heyelan ve toprak kaymaları nedeniyle kapanan çok sayıda yol kısa sürede ulaşıma açılırken, riskli bölgelerde çalışmalar devam ediyor.</p>
<p>İzmir’de etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle kapanan yollar, Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin çalışmalarıyla kısa sürede ulaşıma açılıyor; riskli bölgelerde müdahaleler devam ediyor. Ekipler; Kiraz, Beydağ, Bayındır, Menemen, Bergama, Kınık, Aliağa, Urla, Karaburun, Seferihisar, Ödemiş, Kemalpaşa ve Çeşme başta olmak üzere birçok ilçede sahada görev aldı. Şarampol temizliği, menfez onarımı, taş tahkimatı, dolgu ve yol düzenleme çalışmalarıyla ulaşım güvenliği sağlandı.</p>
<p><strong>Birçok ilçede çalışmalar tamamlandı</strong></p>
<p>Kiraz ilçesinde Emenler, Başaran ve Karaman mahallelerinde yağışlar nedeniyle oluşan göçükler temizlenerek yollar ulaşıma açıldı. Beydağ Beyköy Mahallesi Kuvayi Milliye Yolu’nda toprak kaymaları giderildi. Bayındır’da Zeytinova, Gaziler, Hisarlık-Ovacık bağlantı yolu ve Karahayıt yol ayrımında meydana gelen göçükler temizlendi, yollar yeniden trafiğe açıldı. Menemen’de Çukurköy-Turgutlar ile Turgutlar-Bozalan arasındaki ulaşım yollarında temizlik çalışmaları tamamlandı. Bergama’nın Çobanlar, Tepeköy ve Yukarıcuma mahallelerinde kapanan yol ve şarampoller açıldı. Kınık Kalemköy-Yaylaköy yolunda moloz temizliği yapılarak ulaşım sağlandı. Aliağa Bozköy Mahallesi Adalı Sokak’ta dolgu ve onarım çalışmaları gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>Riskli bölgelerde çalışmalar sürüyor</strong></p>
<p>Seferihisar Orhanlı Köyü’nde sel nedeniyle tıkanan şarampol ve su geçişlerinde, Karaburun Küçükbahçe–Yayla Mahallesi arasında afet sonrası bozulan yolda çalışmalar devam ediyor. Urla Balıklıova–Karaburun Küçükbahçe güzergâhında ise toprak kayması ve su taşkınlarına karşı temizlik ve güvenlik çalışmaları yürütülüyor. Menemen Görece Mahallesi’nde selden bozulan menfez kenarlarında taş tahkimatına başlanırken, Kemalpaşa Ovacık Mahallesi Damlar Küme Evleri mevkisinde heyelan oluşan kesimde yol onarımı sürüyor. Ödemiş Suçıktı ve Tosunlar mahalleleri arasındaki yolda ise tamamen kapanan noktaların büyük bölümü açıldı, derin vadi oluşan bölgede çalışmalar devam ediyor.</p>
<p><strong>Ekipler sahada</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, sahada çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşım güvenliği sağlanan bölgelerde gerekli önlemler alınırken, olası yeni yağışlara karşı riskli alanlarda çalışmaların süreceği bildirildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-asiri-yagis-sonrasi-kapanan-yollari-bir-bir-aciyor-611647">Büyükşehir, aşırı yağış sonrası kapanan yolları bir bir açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı paylaşım şirketleri tehlikeye atıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-paylasim-sirketleri-tehlikeye-atiyor-597791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[silah]]></category>
		<category><![CDATA[şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışan savunuculuğu on yıldan fazla bir süredir var olan bir kavram. Kurumsal profili, düşünce liderliğini ve pazarlamayı geliştirmek için iyi niyetle başlayan bu uygulama, bazı istenmeyen sonuçlara da yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-paylasim-sirketleri-tehlikeye-atiyor-597791">Aşırı paylaşım şirketleri tehlikeye atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çalışan savunuculuğu on yıldan fazla bir süredir var olan bir kavram. Kurumsal profili, düşünce liderliğini ve pazarlamayı geliştirmek için iyi niyetle başlayan bu uygulama, bazı istenmeyen sonuçlara da yol açıyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET şirket bilgileri içeren paylaşımlara dikkat çekerek dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı.</strong></p>
<p>Profesyoneller işleri, şirketleri ve rollerini paylaşırken benzer düşünen profesyonellerin yanı sıra potansiyel müşteriler ve ortaklara da ulaşmayı hedeflerler. Bu bilgiler kamuya açık hâle geldiğinde genellikle hedef odaklı kimlik avı (spearphishing)  veya iş e-postası dolandırıcılığı (BEC) tarzı saldırılar düzenlemek için kullanılır. Bilgi ne kadar fazla olursa kuruluşunuza ciddi zarar verebilecek kötü niyetli faaliyetler için o kadar fazla fırsat doğar. </p>
<p><strong>Şirket bilgileri nerede paylaşılıyor?</strong></p>
<p>Genellikle bu tür bilgilerin paylaşıldığı Linkedin, tahmin edilebileceği gibi belki de en bariz örnektir. LinkedIn, dünyadaki en büyük açık kurumsal bilgi veri tabanı olarak tanımlanabilir. İşe alım uzmanlarının iş ilanlarını paylaştıkları yer de burasıdır ve bu ilanlarda, daha sonra spearphishing saldırılarında kullanılabilecek teknik ayrıntılar aşırı derecede paylaşılabilir. GitHub, siber güvenlik bağlamında, dikkatsiz geliştiricilerin sabit kodlanmış sırları, IP ve müşteri bilgilerini paylaştıkları bir yer olarak daha iyi bilinir. </p>
<p>Ayrıca Instagram ve X gibi klasik tüketici odaklı sosyal platformlarda da çalışanlar onferanslara ve diğer etkinliklere ilişkin seyahat planlarının ayrıntılarını paylaşabilirler. Bu bilgiler kendilerine ve kuruluşlarına karşı silah olarak kullanılabilir. </p>
<p><strong>Şirket bilgileri silah olarak kullanılır mı?</strong></p>
<p>Tipik bir sosyal mühendislik saldırısının ilk aşaması istihbarat toplamaktır. Bir sonraki aşama ise alıcıyı cihazına farkında olmadan kötü amaçlı yazılım yüklemeye ikna etmek için tasarlanmış bir spearphishing saldırısında bu istihbaratı silah olarak kullanmaktır. Ya da potansiyel olarak, ilk erişim için kurumsal kimlik bilgilerini paylaşmaya ikna etmektir. Bu, e-posta, kısa mesaj veya telefon görüşmesi yoluyla gerçekleştirilebilir. Ayrıca bu bilgileri kullanarak e-posta, telefon veya video görüşmesinde C düzeyinde bir yönetici veya tedarikçi kimliğine bürünerek acil bir havale talebinde de bulunabilirler. </p>
<p><strong>Aşırı paylaşımın risklerine karşı  en güçlü silah eğitim</strong></p>
<p>Yöneticilerden tüm çalışanlara kadar herkesin sosyal medyada aşırı paylaşım yapmamanın önemini anlamasını sağlamak için güvenlik farkındalık programlarını güncelleyin. Çalışanları, kullanıcıyı tanıdıkları hâlde istenmeyen DM&#8217;ler yoluyla paylaşım yapmamaları konusunda uyarın; phishing, BEC ve deepfake girişimlerini tespit edebilmelerini sağlayın. Bunu, sosyal medya kullanımıyla ilgili katı bir politika ile destekleyin, paylaşılabilecek ve paylaşılamayacak şeyler konusunda kırmızı çizgiler belirleyin ve kişisel ve profesyonel veya resmî hesaplar arasında net sınırlar uygulayın. Kurumsal web siteleri ve hesaplar da silah olarak kullanılabilecek bilgileri kaldırmak için gözden geçirilip güncellenmesi gerekebilir. Profesyonel hesapların ele geçirilerek iş arkadaşlarını hedef alması ihtimaline karşı, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ve güçlü parolalar (parola yöneticisinde saklanan) tüm sosyal medya hesaplarında zorunlu hâle getirilmelidir. Spearphishing ve BEC için kullanılabilecek herhangi bir bilgi için halka açık hesapları izleyin. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-paylasim-sirketleri-tehlikeye-atiyor-597791">Aşırı paylaşım şirketleri tehlikeye atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri Bergama&#8217;da aşırı yağışlarla mücadele ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-ekipleri-bergamada-asiri-yagislarla-mucadele-ediyor-587310</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 16:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yağışlarla]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587310</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’in Bergama ilçesinde aşırı yağış nedeniyle sel ve su baskınları yaşandı. Metrekareye 137 kilogramın üzerinde yağış düşen ilçede Bayatlı, Ayvazeli ve Gökmen dereleri taştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiperi, taşkınlar sırasında mahsur kalan 30 kişiyi kurtardı. Ekiplerin su tahliye çalışmaları sürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-ekipleri-bergamada-asiri-yagislarla-mucadele-ediyor-587310">İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri Bergama&#8217;da aşırı yağışlarla mücadele ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Bergama ilçesinde aşırı yağış nedeniyle sel ve su baskınları yaşandı. Metrekareye 137 kilogramın üzerinde yağış düşen ilçede Bayatlı, Ayvazeli ve Gökmen dereleri taştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiperi, taşkınlar sırasında mahsur kalan 30 kişiyi kurtardı. Ekiplerin su tahliye çalışmaları sürüyor.</p>
<p>Bergama’da gece saatlerinde başlayan şiddetli yağış yaşamı olumsuz etkiledi. İlçede sadece 1 saat içinde metrekareye 100 kilogramın üzerinde yağış düştü. Saat 06.00 itibariyle ise metrekareye düşen yağış miktarı 137 kilograma ulaştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ve İZSU ekipleri başta olmak üzere birçok birim, yağışlardan etkilenen yurttaşların yardımına koştu. Yağış nedeniyle 19 merkez mahallenin 10’unda su baskınları yaşandı. Bayatlı, Ayvazeli ve Gökmen derelerinde taşkın meydana geldi. Aşırı yağışlar en fazla Fatih, Bahçelievler ve Maltepe mahallelerini etkiledi.</p>
<p><strong>216 su baskını ihbarı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne toplam 216 su baskını ihbarı ulaştı, 74’üne itfaiye ekipleri tarafından müdahale edildi. Bölgeye çok sayıda vidanjör, iş makinesi ve ekip sevk edilirken, merkezden ayrıca iki kombine araç destek amacıyla gönderildi. İtfaiye Dairesi Başkanlığı’na bağlı 7 ekip sahada görev yapıyor. Şu ana kadar 30’a yakın kişi mahsur kaldıkları yerlerden kurtarılarak güvenli alanlara tahliye edildi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi’nden (AKOM) yapılan açıklamada, saha çalışmalarının birimlerin koordinasyonunda aralıksız sürdürüldüğü belirtildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-ekipleri-bergamada-asiri-yagislarla-mucadele-ediyor-587310">İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri Bergama&#8217;da aşırı yağışlarla mücadele ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Serter]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor. Vücudun bütün organ ve sistemlerini bozan bir hastalık olan diyabetin, tedavi edilmediğinde kalp, damar, göz, böbrek ve sinirleri harap ettiğini, cinsel işlevi bozduğunu belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter </strong>“ Hipertansiyon, damar tıkanmaları, enfarktüs, inme, kalp yetmezliği, körlük, böbrek yetmezliği en olumsuz sonuçlardır. Kapanmayan yaralara, iyileşmeyen enfeksiyonlara ve bacak ampütasyonlarına yol açabilir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde 20-80 yaş arasında diyabetli hasta sayısının 2030 yılında 10,8 milyona çıkmasının beklendiğini, hastalığın artış hızının korkutucu düzeyde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serter, 4 milyonu aşkın kişinin de prediyabeti yani gizli şekeri olduğunu söylüyor. Tedavi edilmeyen prediyabetin bir süre sonra diyabete ilerlediğini, eskiden sadece yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabetin sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite nedeniyle artık çocukluk çağına kadar indiğini söyleyen Prof. Dr. Serter, diyabetten korunmak için 6 etkili önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetten korunmak için alınması gereken en önemli önlemlerden biri; doğru beslenme ile fazla kilo alımının ve aşırı yağlanmanın önlenmesidir. Örneğin; hızla kana karışan karbonhidratları içeren glisemik indeksi yüksek gıdalardan (beyaz ekmek, poğaça, börek, kek, beyaz pirinç vb) uzak durmak gerekir. Risk altındaki bireyler bu konuda eğitim almalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yemekte karnınızı tıka basa doyurmayın</strong></li>
</ul>
<p>Alınan toplam kalori önemli kriterdir. Tıka basa doymak yerine açlığın giderilmesi düzeyinde gıda alımı ile yetinmek hedeflenmelidir. Unutmamak gerekir ki; en sağlıklı gıdaların dahi aşırı miktarda tüketilmesi kilo alımına ve yağlanmaya yol açabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz yaparak (örneğin; hafta içi en az 3 gün 1 saat tempolu yürüyüş) fazla kilo alımı ve aşırı yağlanmanın önlenmesi çok önemlidir. Vücut kaslarının düzenli kullanılması yağlanmayı önleyici en önemli tedbirlerden birisidir. Sıklığı, süresi ve şiddeti belirlenmiş fiziksel aktiviteler egzersiz olarak tanımlanır.</p>
<ul>
<li><strong>Ölçümlerinizi düzenli yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Rüştü Serter “Özellikle fazla kilolu bireyler ve ailesinde birinci derece yakınlarında diyabet olanlar yüksek risk grubundadır. Bu kişilerin doktora başvurarak insülin direnci, kan şekeri tablolarını doktorun uygun gördüğü aralıklarla kontrol ettirmeleri erken önlem almak için önemlidir. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin bir de fazla kiloları varsa risk daha da yüksektir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Alkolden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Alkolden özellikle de aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır. Aşırı alkol tüketimi vücutta yağlanmaya yol açarak insülin direnci-prediyabet sürecini hızlandırır.</p>
<ul>
<li><strong>Gerekirse ilaç kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Serter “Diyet ve düzenli egzersize ek olarak doktor tarafından gerekli görüldüğünde düzenlenecek ilaç tedavisinin de koruyucu etkisi çoktur ve aksatılmamalıdır. Bütün bu tedbirlerin uygulanmasının ‘ömür boyu sağlıklı yaşam tarzı’ olarak benimsenmesi önemlidir. Bu yaşam tarzından çıkıldığı zaman daha evvel düzeltilmiş olan risklerin hızla geri geleceği unutulmamalıdır. Ayrıca biraz düzelme olunca tedavinin bırakılması çoğu bireyde nükslere yol açmaktadır. Doktorun onayı olmadan hiçbir şekilde tedavi bırakılmamalıdır” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prediyabet ve Diyabetin belirtilerine dikkat!</strong></p>
<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter “Prediyabet sinsi bir tablo olsa da bazı ipuçları bu konuda uyarıcı olabilmektedir. Gün içerisinde sık acıkmalar, tatlı yeme atakları, yemek sonrası tekrar acıkma, yemek sonrası uyku basması, kilo vermenin giderek zorlaşması bunlardan başlıcalarıdır. Şekerin yükselmesi ile birlikte sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, çok susama, ağız kuruluğu, el ve ayaklarda yanma uyuşma, vücut direncinde düşme, sık enfeksiyona yakalanma görülebilir. Şeker çok yükseldiğinde kilo kaybı başlar” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farklı beden tipleri normalleştirilmeli! Medya baskısı yeme bozukluğunu besliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/farkli-beden-tipleri-normallestirilmeli-medya-baskisi-yeme-bozuklugunu-besliyor-576673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 14:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Anoreksiya Nervoza]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[normalleştirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, anoreksiya nervozanın nedenleri, belirtileri, sağlık riskleri ve tedavisi ile toplumdaki beden algısının rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/farkli-beden-tipleri-normallestirilmeli-medya-baskisi-yeme-bozuklugunu-besliyor-576673">Farklı beden tipleri normalleştirilmeli! Medya baskısı yeme bozukluğunu besliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, anoreksiya nervozanın nedenleri, belirtileri, sağlık riskleri ve tedavisi ile toplumdaki beden algısının rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Her bir yeme bozukluğu kendine özgü özellikler taşır…</strong></p>
<p>Hemen hemen herkes tarafından bilinen anoreksiya nervoza dışında da çeşitli yeme bozuklukları olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “En sık görülenler anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğudur. Bunların dışında pika, kaçıngan/kısıtlayıcı gıda alımı bozukluğu ve gece yeme sendromu da diğer yeme bozuklukları arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Yeme bozukluklarının farklılıklarına değinen Hüseyin, şunları söyledi:</p>
<p>“Bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme nöbetleri ile karakterizedir. Kişi kontrol kaybı yaşar, hızla yedikten sonra kusma, aşırı egzersiz veya müshil kullanımı gibi telafi davranışları gösterebilir. Bigoreksiya (kas dismorfisi), kişinin kas kütlesini artırma ve yağ oranını azaltma takıntısıdır; çoğunlukla sporcularda görülür. Drankoreksiya, kalori kısıtlaması yerine aşırı alkol tüketimiyle enerji ihtiyacını karşılama biçimidir. Diabulimiya, diyabet hastalarının insülin kullanımını kilo kontrolü amacıyla bilinçli olarak kısıtlamasıdır. Ortoreksiya nervoza, sağlıklı beslenme takıntısı ile başlar; yalnızca ‘temiz’ veya ‘sağlıklı’ kabul edilen yiyecekleri tüketme konusunda aşırı kaygı vardır.”</p>
<p><strong>Anoreksiya nervozada psikolojik, biyolojik ve genetik etkenlerin birlikte rol alıyor!</strong></p>
<p>En sık karşılaşılan anoreksiya nervozanın psikolojik, biyolojik ve genetik boyutlarda geliştiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Kişiler duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını ayırt etmekte zorlanır. Erken dönem bağlanma sorunları, ebeveyn tutumları, düşük öz saygı ve olumsuz yaşam olayları yeme patolojisine zemin hazırlar. Aşırı kontrol ve kimlik çabası, aşırı zayıf olma uğraşıyla sonuçlanabilir.” dedi.</p>
<p>Biyolojik olarak anoreksiya hastalarının beyin görüntüleme çalışmalarında serebral atrofi ve ventriküllerde genişleme olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Hüseyin, genetik bakımından da yapılan ikiz çalışmalarına göre anoreksiya nervoza kalıtsallığının yüzde 28 ila 74 arasında değiştiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Anoreksiya nervoza ciddi fiziksel ve psikolojik etkiler yaratır…</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozanın kişinin aynadaki yansıması ile gerçek görünümü arasında uçurum oluşturduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Kişi kendini olduğundan çok daha kilolu görür. Bu algı, kilo alma korkusunu artırır ve sağlıksız yeme alışkanlıklarına yol açar.” dedi.</p>
<p>Sürekli ‘yeterince ince değilsin’ düşüncesinin, kişinin sosyal ortamlardan kaçmasına, yemek yemekten suçluluk duymasına ve kendini sürekli kontrol etme ihtiyacına neden olduğunu dile getiren Hüseyin, “Genellikle 12–25 yaş aralığındaki genç kadınlarda daha sık görülür, ancak erkeklerde ve diğer yaş gruplarında da rastlanabilir. Çocukluk ve ileri yaşta da ortaya çıkabilir. Anoreksiya nervoza ciddi fiziksel ve psikolojik etkiler yaratır. Kalp ritmi düzensizlikleri, düşük tansiyon, kas kaybı, kemik yoğunluğunda azalma, hormonal dengesizlikler sık görülür. Uzun süreli beslenme eksikliği organ yetmezliğine ve ölümcül sonuçlara yol açabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çeşitli beden tiplerinin normalleştirilmesi önemli!</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozanın multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, “Beslenme düzeni oluşturulmalı, gerekirse hastane yatışı uygulanmalı. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ile olumsuz düşünce ve inançlar değiştirilmeli. Grup terapisi ve yakın çevrenin desteği iyileşmeyi hızlandırır. Kişinin sağlıklı beden algısı kazanması, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmesi ve kendine şefkat göstermesi desteklenmeli.” dedi.</p>
<p>Toplumdaki güzellik ve ideal vücut algısının anoreksiya nervozayı tetikleyebildiğine işaret eden Hüseyin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Medya ve sosyal medyada sürekli idealize edilen beden imajları, özellikle gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına ve sağlıksız davranışlara yönelmesine neden olur. Sosyal kabul arzusuyla sağlıksız diyetler ve aşırı kilo kontrolü ortaya çıkabilir. Bu nedenle toplumsal farkındalığın artırılması, sağlıklı beden imajlarının medya ve sosyal platformlarda temsil edilmesi ve çeşitli beden tiplerinin normalleştirilmesi önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/farkli-beden-tipleri-normallestirilmeli-medya-baskisi-yeme-bozuklugunu-besliyor-576673">Farklı beden tipleri normalleştirilmeli! Medya baskısı yeme bozukluğunu besliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>
<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>
<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>
<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>
<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>
<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>
<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>
<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı ödev ve yüksek beklentiler çocukta kaygı yaratabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-odev-ve-yuksek-beklentiler-cocukta-kaygi-yaratabilir-575341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 19:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[beklentiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaratabilir]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, ev ödevlerinin amacı ile dengeli bir programın çocuk gelişimine katkıları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-odev-ve-yuksek-beklentiler-cocukta-kaygi-yaratabilir-575341">Aşırı ödev ve yüksek beklentiler çocukta kaygı yaratabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, ev ödevlerinin amacı ile dengeli bir programın çocuk gelişimine katkıları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ev ödevleri öğrenmeyi pekiştirip sorumluluk ve planlama becerilerini geliştirir!</strong></p>
<p>Ev ödevlerinin temel amacının, öğrencilerin okulda öğrendiklerini pekiştirmeleri, düzenli çalışma alışkanlığı kazanmaları, problem çözme becerilerini geliştirmeleri ve sorumluluk duygusu edinmeleri olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Ayrıca zaman yönetimi, bağımsız çalışma ve plan yapma gibi becerilerin gelişmesini de destekler.” dedi.</p>
<p>Öğrencinin zorlanmadan yapabileceği, seviyesine uygun ödevlerin hem güvenini hem de öğrenme motivasyonunu artırdığını dile getiren Ergür, öğretmen veya aileden alınan yapıcı geri bildirimin, bu motivasyonu daha da güçlendirdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Aşırı ödev ve yüksek aile beklentileri çocukta kaygı ve isteksizlik yaratır! </strong></p>
<p>Her çocuğun ilgi alanı ve güçlü yönlerinin farklı olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “İlgi alanına uygun ödevler, çocuğun motivasyonunu ve özgüvenini yükseltir. Zorlandığı ya da ilgisini çekmeyen konular ise isteksizlik ve olumsuz tutum yaratabilir.” dedi.</p>
<p>Bale, spor ya da piyano gibi yoğun programlara sahip olan çocukların, bazen ödev için yeterli zamanı bulamayabileceklerine değinen Ergür, “Bu durum onların ödeve karşı olumsuz bir yaklaşım geliştirmelerine yol açabilir. Ödevin miktarı ve süresi dengeli olmalıdır. Aşırı ödev, tekrar açısından faydalı görünse de çocuğun yılgınlık, kaygı ve umutsuzluk hissetmesine neden olabilir. Seviyesine uygun ve makul miktardaki ödevler ise başarı duygusunu besler ve özgüveni destekler. Ailelerin beklentileri de burada kritik bir rol oynar. ‘Birinci olmalısın’ gibi baskılar, çocukta kaygı ve stres yaratır; başarılı öğrenciler bile kendini yetersiz hissedebilir. Yüksek beklentiler, çocuğun motivasyonunu düşürebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İdeal olan, bilgiyi pekiştirip sorumluluk kazandıran ama oyuna da zaman bırakan dengeli ödevler!</strong></p>
<p>Öğrencinin performansında veya ödev motivasyonunda belirgin bir düşüş varsa, dikkat eksikliği veya özgül öğrenme güçlüğü gibi nedenlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuk çabalasa bile ödevde zorlanıyorsa, bu durum özgüvenini zedeleyip duygusal stres yaratabilir.” dedi.</p>
<p>Ev ödevlerinin yapılmamasının, öğrencinin tekrar ve sorumluluk alışkanlığının gelişmemesine, problem çözme ve zaman yönetimi becerilerinin zayıf kalmasına yol açabileceğini ifade eden Ergür, şunları söyledi:</p>
<p>“Dengeli bir yaklaşım burada anahtar rol oynar. Bilgiyi pekiştiren, sorumluluk duygusunu geliştiren ama çocuğun kendine ve oyun zamanına da yer bırakan ödevler ideal olandır. Anaokulundan itibaren küçük ve düzenli ödevler, çocuklara ‘ödevim var ve bitirmeliyim’ bilincini kazandırarak hem sorumluluk hem de özgüveni destekler.”</p>
<p><strong>Aileler sorumluluğu çocuğa bırakmalı! </strong></p>
<p>Ailelerin rolünün de büyük önem taşıdığının altını çizen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Ebeveynler çocuklarının ödevlerine ilgisiz kalmamalı, gerekli kaynak ve ortamı sağlamalı, öğretmenle iletişimde olmalı. Ancak ödev sorumluluğunu tamamen üstlenmek yerine rehberlik etmeli, çocuğun kendi sorumluluğunu üstlenmesine fırsat vermeli.” dedi.</p>
<p>Ödevlerin, aile içi iletişimi güçlendirebilecek ortak etkinliklere de dönüşebileceğini kaydeden Ergür, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuğun ödevini kendi başına tamamlaması ve ardından ailenin bu çabayı fark edip takdir etmesi, motivasyonu ve aile bağlarını pekiştirir.</p>
<p>Ödevi çok geç saatlere bırakmamak da verimlilik açısından önemlidir. Dinlenme sonrası, belirli ve düzenli bir çalışma rutini oluşturmak, hem dikkati hem de öğrenme kapasitesini artırır. Ancak çocuk yalnızca ders ve ödevle meşgul edilmemeli. Oyun, spor, sanat ya da başka ilgi alanlarına da zaman ayrılmalı. Spor veya sanatsal bir faaliyete devam eden çocuklar hem disiplin ve sorumluluk bilinci kazanır hem de elektronik ekranlara bağımlı kalmaz. Bu da onların akademik başarılarının yanı sıra sosyal ve duygusal gelişimlerini de destekler.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-odev-ve-yuksek-beklentiler-cocukta-kaygi-yaratabilir-575341">Aşırı ödev ve yüksek beklentiler çocukta kaygı yaratabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğa gösterilen aşırı özen, okula uyumu zorlaştırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuga-gosterilen-asiri-ozen-okula-uyumu-zorlastiriyor-574478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 09:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gösterilen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[özen]]></category>
		<category><![CDATA[saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[zorlaştırıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, okula uyum konusunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuga-gosterilen-asiri-ozen-okula-uyumu-zorlastiriyor-574478">Çocuğa gösterilen aşırı özen, okula uyumu zorlaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, okula uyum konusunu ele aldı.</p>
<p><strong>Vedalaşma anını uzatmayın!</strong></p>
<p>Uzun bir yaz tatili arasından sonra okulların açıldığını kaydeden Özgür Akoğlan, “Çocuğa aşırı özen göstermek okula uyumunu zorlaştırabilir. Ebeveyn için çocuğu okula bırakıp uzaklaşabilmek çok da kolay değildir. Bunu çocuğunuza hissettirmeyin. Vedalaşma anını uzatmayın. Yapılması gereken bir davranış olan okula gitme için çocuğunuzu asla ödüllendirmeyin” dedi.</p>
<p>Okulun ilk günlerinde çocuklarda alışık olunmayan tavır ve tutumun olabileceğini ifade eden Özgür Akoğlan, “İlk haftalarda çocuklar ve aileleri heyecan, gurur, endişe yaşayabilir. Bunun sebebi ne ile karşılaşacaklarını bilmediklerinden kaynaklanıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Okula gitme için çocuğunuzu asla ödüllendirmeyin!</strong></p>
<p>Okula başlangıcın ebeveynler için de özel bir gün olduğunu ancak bu durumun abartılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, şöyle devam etti:</p>
<p> “Ebeveynler için de çok anlamlı ve özel bir gün olan okula başlangıç abartılmadan yaşanmalı. Okula yeni başlayacak çocuğa aşırı kalabalıklarla eşlik edilmemeli. Ayrıca çocuğa aşırı özen göstermek okula uyumunu zorlaştırabilir. Yapılması gereken bir davranış olan okula gitme için çocuğunuzu asla ödüllendirmeyin”</p>
<p><strong>Çocukta kaygı, uyku dengesizliği, şımarıklık olabilir</strong></p>
<p>Okula yeni başlayacak öğrencilerde yeme-uyku dengesizliği, kaygı, agresif tavırlar, şımarıklık gibi davranışların olabileceğine işaret eden Akoğlan, “Yeme içme alışkanlıklarında alternatifler üreterek alışkanlıklarını değiştirmeyin, uyku saatlerine özen göstermelerine devam edin. İlk günden itibaren okula gönderin ve okula gitmeyi pazarlık haline getirmeyin ilk günden verilecek ödev ve sorumlulukları yapması noktasında net olun özellikle ilk hafta programınızı çocuğa göre yapın” diye konuştu.</p>
<p><strong>Okulu gereksiz ve zamansız ziyaret etmeyin!</strong></p>
<p>Okulu gereksiz ve zamansız ziyaret etmemek gerektiğine dikkat çeken Özgür Akoğlan, “Fazla yapılan ziyaretler öğretmenleri de huzursuz edebiliyor. Okuldan korkan ya da okul söz konusu olduğunda sıkıntı duyan, karnı ağrıyan, bulantı, kusma veya alta kaçırma gibi sorunlarla karşılaşan çocuğu bu yakınmaları nedeniyle okula göndermemezlik yapmayın. Okula devamsızlıklar akademik, sosyal ve duygusal gelişiminde sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Evde okuma saatleri, oyun saatleri planlanabilir</strong></p>
<p>Son dönemde çok fazla bilgisayar ve oyun bağımlılığının arttığını dile getiren Özgür Akoğlan, “Çocukların arkadaş ilişkilerini artırıcı çalışmalara katılmaları sağlanmalı. Evde okuma saatleri, oyun saatleri planlanabilir. Çocuklar spor, müzik gibi yetenekleri doğrultusunda desteklenmeli.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Problem varsa sorunları dinleyip birlikte çözün</strong></p>
<p>Ebeveynlerin iyi birer gözlemci olması ve çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim kurması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “Çocuğun görünümü, düşündükleri, hal ve hareketlerine dikkat edin ve onu dinleyin. Problem varsa bu sorunları dinleyip birlikte çözün. Erken fark edip çözemezseniz ileride çok büyük sorunlara yol açabilir. En önemlisi, öğretmen veya okulla ilgili yapacağınız eleştirilerinizi öğrencinin yanında asla yapmayın. Geliştiremediği davranış veya öğrenmelerde çocuk zamanla yansıtma yaparak okulu veya öğretmeni suçlamaya, hatta okul veya öğretmen değişikliği istemeye başlayacaktır.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuga-gosterilen-asiri-ozen-okula-uyumu-zorlastiriyor-574478">Çocuğa gösterilen aşırı özen, okula uyumu zorlaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-563046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 07:39:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[vuruyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklar ve yüksek nem nefes aldırmazken, kalp sağlığı açısından ciddi riskler doğuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-563046">Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklar ve yüksek nem nefes aldırmazken, kalp sağlığı açısından ciddi riskler doğuruyor. Terleme ile birlikte vücudun susuz kalması ve tansiyon dengesizlikleri kalbi zorlarken, yapılan bazı hatalı davranışlar da tehlikeyi artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz</strong>, 20 derecenin üzerindeki her 1 derece sıcaklığın, kalp krizi riskini yüzde 2 daha fazla artırdığını belirterek “Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli beslenme alışkanlığı, hareketsizlik, sigara ve stres derken kalp hastalıkları ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Yazın mevsimsel özellikleri ve bazı hatalı davranışlar da günümüzde çocuk yaşlara inen kalp krizine kolaylıkla zemin hazırlıyor. Oysa alınacak bazı basit önlemlerle yazın kalp krizi riskini azaltmak ve kalp sağlığını korumak mümkün” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz yazın kalp krizi riskini azaltmak için alınabilecek basit ama etkili 7 hayati önlemi ve kaçınılması gereken hataları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Günde 2,5 litre su için</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde yaz aylarında kalp krizi görülme sıklığının artmasının önemli nedenlerinden biri, yetersiz su tüketimidir. Sıcak havalarda yetersiz sıvı tüketimi, kanın yoğunlaşmasına yol açarak pıhtı oluşumu ve kalp damar sistemi üzerinde daha fazla yük meydana getirir. Bu nedenle yazın her gün mutlaka 2,5 litre su için. Kafeinli ve alkollü içecekler vücuttan su atımını artırabildiğinden bu içecekleri sınırlayın. </p>
<ul>
<li><strong>Gölgede durun</strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Güneşin en yakıcı olduğu saatlerde mümkünse dışarı çıkmayın. Yüksek sıcaklıkta kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır, damarlar genişler, vücut sıvı kaybeder, kan yoğunlaşır ve pıhtılaşma riski artar. 20 derecenin üzerindeki her 1 derece sıcaklık artışı, kalp krizi riskini yüzde 2 artırır. Özellikle 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, hamileler ve küçük çocuklar çok daha dikkatli olmalıdır. Hafif, pamuklu ve açık renkli giysiler giyilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Yoğun aktivitelerden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı sıcak havada alışık olunmayan fiziksel hareketlilik, tempolu yürüyüş ve spor kalbi zorlar. Vücudun sıvı dengesi bozulur, su kaybı kalbin daha fazla çalışmasına, dolaşımın zorlanmasına ve kanın yoğunlaşmasına neden olarak kalp krizine zemin hazırlar. Bu nedenle dışarıda mümkün olduğunca gölgede kalmaya, aşırı efordan kaçınmaya ve egzersizi sabah sıcak bastırmadan ya da akşam serinliğinde yapmaya özen gösterin.  </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Özellikle aşırı tuzlu, yağlı, kızartılmış yiyecekler, fast-food tarzı besinler, işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler ve alkolden uzak durun. Bu tür sağlıksız besinler kalp üzerindeki yükü artırır. Yaz sebzeleri ve meyveleriyle, hafif ve sağlıklı beslenmeye dikkat edin. Enerji içecekleri ve yüksek kafein içeren içecekler de kalp ritmini bozabilir ve özellikle kalp hastalarında ani ölümlere yol açabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>İlaçlarınızı iyi saklayın</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Bazı tansiyon ilaçlarının etkisi sıcak havada değişebilir, bu da kalp ritmini etkileyebilir. Kalp hastalığı, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları olanların ilaçlarını düzenli almaları, yaz aylarında doktor kontrollerini aksatmamaları ve ilaçlarını serin yerde muhafaza etmeleri, araç içi ya da doğrudan güneş alan yerlerde bırakmamaları önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Stresinizi yönetmeyi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Tatil döneminde özellikle de aşırı sıcaklarda uyku düzeni bozulur, bu da kronik yorgunluk ve stres hormonlarının artmasına neden olarak kalp üzerinde yük oluşturabilir. Bu nedenle stres seviyenizi düşük tutmaya özen gösterin, gerekirse stres yönetimi konusunda uzmana danışın. Uyku kalitenizin artması için uyuduğunuz odanın karanlık ve serin, gürültüsüz olmasına, çok geç yatıp, çok geç kalkmamaya dikkat edin. Dinlenmeye ve rahatlamaya çalışın. </p>
<ul>
<li><strong>Sigaradan uzak durun </strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Yapılan sayısız çalışmada; sigara ve tütün ürünlerinin kalbin en büyük düşmanlarından biri olduğu ortaya konulmuştur. Yaz aylarında sosyal ortamlarda sigara, elektronik sigara veya farklı maddelerle tanışma olasılığı artabiliyor. Bu maddeler damarları daraltır, kalp ritmini bozar ve kalp krizi riskini artırır. Bu nedenle sigara, elektronik sigara ve benzeri zararlı maddeleri kullanmayın” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-kalbi-vuruyor-563046">Aşırı sıcaklar kalbi vuruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar milyonlarca vatandaşı serinlik arayışına yöneltti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-milyonlarca-vatandasi-serinlik-arayisina-yoneltti-560869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 13:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arayışına]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[milyonlarca]]></category>
		<category><![CDATA[serinlik]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yöneltti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm zamanların en yüksek temmuz ayı sıcaklık değerleri, milyonlarca vatandaşı serinlik arayışına yöneltti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-milyonlarca-vatandasi-serinlik-arayisina-yoneltti-560869">Aşırı sıcaklar milyonlarca vatandaşı serinlik arayışına yöneltti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm zamanların en yüksek temmuz ayı sıcaklık değerleri, milyonlarca vatandaşı serinlik arayışına yöneltti. Ülke genelinde mevsim normallerinin 12 derece üzerindeki aşırı sıcak hava dalgasıyla birlikte sahibinden.com&#8217;da soğutma sistemlerine olan talep çarpıcı boyutlara ulaştı.</p>
<p>1-15 Temmuz ile 16-31 Temmuz tarihleri arasındaki site içi arama, ilan sahipleriyle telefon görüşmesi ve favoriye ekleme verilerini analiz eden sahibinden.com, dikkat çekici sonuçlarla karşılaştı.</p>
<p><strong>Sıcaktan bunalanlar ilanlara yöneldi</strong></p>
<p>Temmuz ayının ikinci yarısında yaşanan sıcak hava dalgasının olumsuz etkilerinden korunmak ve acil çözüm bulmak isteyenlerin tercihi yine sahibinden.com oldu. Temmuz ayı boyunca klima arayışında ortalama yüzde 98, vantilatör arayışında ortalama yüzde 76 ve tavan pervanesi arayışında ise yüzde 51&#8217;e yakın artış kaydedildi.</p>
<p>1-15 Temmuz ile 16-31 Temmuz tarihleri arasındaki iki haftalık telefon görüşmesi verilerine göre; klima arayışında ortalama yüzde 98, vantilatör arayışında ortalama yüzde 76 ve tavan pervanesi arayışında da ortalama yüzde 67&#8217;lik bir artış yaşandı.</p>
<p>Aşırı sıcakların etkisi, ilanları favoriye ekleme oranlarında da kendini gösterdi. Serinlik arayışı, kullanıcıların favori listelerini şekillendirerek klima ilanlarında yüzde 82, vantilatör ilanlarında yüzde 69 ve tavan pervanesi ilanlarında ise yüzde 52 oranında artış meydana geldi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-milyonlarca-vatandasi-serinlik-arayisina-yoneltti-560869">Aşırı sıcaklar milyonlarca vatandaşı serinlik arayışına yöneltti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar beyin kanaması riskini artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-beyin-kanamasi-riskini-artiriyor-556507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 10:11:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar ve yüksek nem nedeniyle özellikle baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye başvuranların sayısı artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-beyin-kanamasi-riskini-artiriyor-556507">Aşırı sıcaklar beyin kanaması riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar ve yüksek nem nedeniyle özellikle baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye başvuranların sayısı artıyor. Bu şikayetler kimi zaman beyin kanaması gibi çok ciddi hastalıkların da belirtisi olabildiğinden dikkat etmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai</strong>, beyin kanamasının belirtileri çoğu kez sıcak çarpması ile karıştırılabildiğinden bazı kişilerin “sıcak havadan olmuştur, biraz dinleneyim geçer” düşüncesiyle hastaneye gitmeyi erteleyebildiklerini, bunun da hayati riski artırabildiğini vurguluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai beyin kanamasının 8 belirtisini sıraladı, aşırı sıcaklardan beyni korumanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Yaz mevsimiyle birlikte bastıran aşırı sıcaklar, birçok hastalığı tetikleyebilirken, beynimiz için daha da fazla risk oluşturuyor. Yükselen ısı beyin hücrelerine zarar veriyor, migren, epilepsi ve felç gibi hastalıklara neden olabiliyor. Aşırı sıcak havaların beyin kanaması riskini artırdığını vurgulayan <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai</strong> “Üstelik beyin kanaması sanılanın aksine sadece ileri yaştaki kişilerde değil, altta kanamayı kolaylaştıran sistemik ve/veya anevrizma (damarda baloncuk) ile arteriovenöz malformasyon (damar yumağı) gibi damarsal hastalıklara sahip gençlerde de görülebiliyor” diyor. Beynimizin yüzde 80’inin sudan oluştuğunu ve sıcak havanın beynin en büyük düşmanlarından biri olduğunu belirten Dr. Muhammedrezai “Vücut sıcaklığının artmasıyla yaşanan terlemeyle birlikte kişi sıvı-tuz kaybı yaşar, kan basıncında hızlı değişiklikler meydana gelir ve bu da kan pıhtılaşmasında bozulmalara neden olur. Bu tür bir tablo inme (felç) ve beyin kanaması gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Aşırı sıcak havaların ayrıca kan basıncını yükseltebildiğini, özellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde bu durumun çok daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Muhammedrezai, tansiyon yükselmesine bağlı olarak beyin kanaması gelişebildiğini, bu kişilerin ilaçlarını düzenli almalarının ve aşırı sıcak, aşırı güneşli ortamlardan kaçınmalarının hayati önem taşıdığını vurguluyor. </p>
<p><strong>Ani ve şiddetli baş ağrısına dikkat!</strong></p>
<p>Beyin kanamasının belirtileri çoğu kez sıcak çarpması ile karıştırılabildiğinden bazı kişilerin “sıcak havadan olmuştur, biraz dinleneyim geçer” düşüncesiyle hastaneye gitmeyi erteleyebildiklerini belirten Dr. Muhammedrezai bunun da hayati riski artırabildiğini vurguliyor. Tek başına olan baş ağrısının her zaman beyin kanaması bulgusu olmayabildiğini  ancak temkinli olmak için bazı belirtiler başgösterdiğinde en kısa sürede, en yakın sağlık merkezine başvurmak gerektiğini vurgulayan Dr. Siyavuş Muhammedrezai şöyle konuşuyor: “Ani ve şiddetli baş ağrısı, bilinçte bulanıklık, geveleyerek konuşma, denge kaybı, el ve kolda uyuşukluk, el ve kolda karıncalanma, genellikle tek taraflı ortaya çıkan yüz felci ve mide bulantısı beyinde başlayan kanama ile birlikte görülen beyin kanaması belirtileridir. Bu belirtiler olduğunda en kısa sürede en yakın sağlık merkezine başvurmak en doğru iştir.” </p>
<p><strong>Beyni korumanın basit ama etkili yolları!</strong></p>
<p>Dr. Muhammedrezai, aşırı sıcaklarda beyin sağlığını korumak için alınabilecek basit ama etkili 6 önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Güneş ışınlarının çok dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmayın.</li>
<li>Düzenli sıvı alımına dikkat edin, suyu tek bir seferde değil, vücutta tutulacak şekilde düzenli aralıklarla ve yudum yudum için. </li>
<li>Aşırı sıcaklarda çay ve kahve tüketimini sınırlandırın ya da tamemen bırakın.</li>
<li>Yorucu aktivitelerden kaçının.</li>
<li>Açık renk kıyafetler tercih edin ve mutlaka şapka takın.</li>
<li>Gün içerisinde ılık duş alarak vücut sıcaklığının artmasını engelleyin. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-beyin-kanamasi-riskini-artiriyor-556507">Aşırı sıcaklar beyin kanaması riskini artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKOM&#8217;dan Kritik Uyarı: Aşırı Sıcaklara Karşı Tedbirli Olun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akomdan-kritik-uyari-asiri-sicaklara-karsi-tedbirli-olun-555460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 19:43:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akomdan]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklara]]></category>
		<category><![CDATA[tedbirli]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM tehlikeli hava sıcaklığı uyarısı yaptı. Hâlihazırda Türkiye’nin güney ve doğu bölgelerinde etkili olan Basra kökenli sıcak hava dalgasına ek olarak, 20 Temmuz 2025 Pazar günü itibarıyla İstanbul başta olmak üzere batı bölgelerimizi Afrika kökenli yeni bir sıcak hava dalgasının etkileyeceği tahmin ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akomdan-kritik-uyari-asiri-sicaklara-karsi-tedbirli-olun-555460">AKOM&#8217;dan Kritik Uyarı: Aşırı Sıcaklara Karşı Tedbirli Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM tehlikeli hava sıcaklığı uyarısı yaptı. Hâlihazırda Türkiye’nin güney ve doğu bölgelerinde etkili olan Basra kökenli sıcak hava dalgasına ek olarak, 20 Temmuz 2025 Pazar günü itibarıyla İstanbul başta olmak üzere batı bölgelerimizi Afrika kökenli yeni bir sıcak hava dalgasının etkileyeceği tahmin ediliyor.</strong></p>
<p><strong>SICAKLIKLAR 40 DERECEYİ BULABİLİR</strong></p>
<p>Yeni haftada etkili olacak sıcak hava dalgası nedeniyle; İstanbul&#8217;da halen 30-33°C aralığında seyreden hava sıcaklıklarının 3 ila 5 derece daha artabileceği belirtiliyor. Bu artışla birlikte kent genelinde bazı bölgelerde sıcaklıkların 40°C’ye kadar ulaşması öngörülüyor.</p>
<p><strong>YANGIN RİSKİNE DİKKAT!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıkların yanı sıra, düşük bağıl nem ve zaman zaman 20-50 km/s hızında esmesi beklenen kuzeyli rüzgârlar, özellikle orman yangınları açısından büyük risk teşkil ediyor. AKOM&#8217;un uyarı raporunda önümüzdeki 5-6 günlük dönemin yangın riski bakımından son derece hassas olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>GÜNEŞ ÇARPMASI TEHLİKESİNE KARŞI UYARI</strong></p>
<p>AKOM&#8217;un açıklamasında 11.00–16.00 saatleri arasında güneş ışınlarının dik açıyla geldiğini hatırlatarak bu saatlerde açık alanlarda uzun süre kalınmaması gerektiği hatırlatıldı. Özellikle nem oranının görece daha yüksek olduğu deniz sahillerinde güneş çarpması riskinin arttığı vurgulandı.</p>
<p><strong>KİMLER RİSK ALTINDA?</strong></p>
<p>Yaşlılar, hamileler, çocuklar, kalp hastaları ve astım gibi kronik rahatsızlığı olanların bu dönemde güneş altında bulunmamaları gerektiği bildirildi. AKOM, bu gruplardaki kişilerin serin ortamlarda bulunmalarını ve sıvı tüketimlerini artırmalarını önerdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akomdan-kritik-uyari-asiri-sicaklara-karsi-tedbirli-olun-555460">AKOM&#8217;dan Kritik Uyarı: Aşırı Sıcaklara Karşı Tedbirli Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtfaiyeden Aşırı Sıcak Uyarısı: Yangın Riski Üst Seviyede</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/itfaiyeden-asiri-sicak-uyarisi-yangin-riski-ust-seviyede-547960</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 13:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[seviyede]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa’da bu hafta etkisini artıran sıcak hava dalgası, orman ve tarım arazilerinde yangın riskini ciddi boyutlara taşıyor. Meteoroloji verilerine göre; hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıkması, 27 Haziran Perşembe günü ise 42 dereceye kadar ulaşması bekleniyor. Yükselen sıcaklıkla birlikte nem oranının düşmesi, özellikle kırsal ve ormanlık alanlarda yangınların çıkmasını ve hızla yayılmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/itfaiyeden-asiri-sicak-uyarisi-yangin-riski-ust-seviyede-547960">İtfaiyeden Aşırı Sıcak Uyarısı: Yangın Riski Üst Seviyede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa’da bu hafta etkisini artıran sıcak hava dalgası, orman ve tarım arazilerinde yangın riskini ciddi boyutlara taşıyor. Meteoroloji verilerine göre; hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıkması, 27 Haziran Perşembe günü ise 42 dereceye kadar ulaşması bekleniyor. Yükselen sıcaklıkla birlikte nem oranının düşmesi, özellikle kırsal ve ormanlık alanlarda yangınların çıkmasını ve hızla yayılmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Gürhan İnal, aşırı sıcaklara karşı vatandaşları dikkatli olmaya davet etti. Yangınların büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğunu hatırlatan İnal, özellikle tarla ve bahçe temizliği amacıyla kesinlikle ateş yakılmaması gerektiğinin altını çizdi. Hububatların biçerdöverle hasadı sırasında yangın tehlikesine karşı mutlaka su tankeri bulundurulması gerektiğini belirten İnal, anız ve kuru otların yakılmasının da büyük risk taşıdığını vurguladı.</p>
<p><b>“Küçük bir ihmal, büyük bir felakete dönüşebilir”</b></p>
<p>Demir spiraliyle yapılan kesim işleri ve kaynak gibi kıvılcım çıkarabilecek uygulamalarda dikkatli olunması gerektiğini dile getiren İnal, “Hava sıcaklıklarının arttığı, nemin azaldığı bu günlerde yangın riski en üst seviyeye çıkıyor. Vatandaşlarımız sigara izmaritlerini gelişi güzel atmasın, doğaya cam ve pet şişe gibi atıklar bırakmasın. Bu tür maddeler güneş ışığını kırarak yangınlara neden olabilir. Ayrıca, özellikle orman arazilerine yakın ev ve işyerlerinin sınırları da yangın riskine kuru otlardan, kuru dallardan temizlenmeli. Küçük bir ihmal, büyük bir felakete dönüşebilir” dedi.</p>
<p>Yangın belirtisi, duman veya duman kokusu fark eden vatandaşların zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni araması gerektiğini hatırlatan Gürhan İnal, “Ormanlarımız, tarım alanlarımız ve doğal zenginliklerimiz özellikle bu sıcak havalarda büyük bir tehdit altında. Yangınla mücadelede en etkili yöntem, yangını çıkmadan önlemektir. Tüm hemşehrilerimizi daha duyarlı ve dikkatli olmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki bir kişinin dikkati, bir ormanı kurtarabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/itfaiyeden-asiri-sicak-uyarisi-yangin-riski-ust-seviyede-547960">İtfaiyeden Aşırı Sıcak Uyarısı: Yangın Riski Üst Seviyede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz sıcakları aşırı terleme sorunu olanlara kabus yaşatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklari-asiri-terleme-sorunu-olanlara-kabus-yasatiyor-543989</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 08:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kabus]]></category>
		<category><![CDATA[olanlara]]></category>
		<category><![CDATA[sıcakları]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[terleme]]></category>
		<category><![CDATA[yaşatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543989</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimi insanlar sıcak yaz günlerinde bile kuru kalabilirken, kimileri ise en serin ortamlarda dahi avuç içlerinden ter damlayacak kadar zorlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklari-asiri-terleme-sorunu-olanlara-kabus-yasatiyor-543989">Yaz sıcakları aşırı terleme sorunu olanlara kabus yaşatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kimi insanlar sıcak yaz günlerinde bile kuru kalabilirken, kimileri ise en serin ortamlarda dahi avuç içlerinden ter damlayacak kadar zorlanıyor. Bu fark bazen dışardan anlaşılmasa da, aşırı terleme yaşayan kişiler için gündelik yaşamda büyük bir yük haline gelebiliyor. Ellerden kayıp giden tokalaşmalar, koltuk altındaki ter izleri nedeniyle giyilemeyen giysiler, yürüdükçe kayganlaşan ayak tabanları… Tüm bu durumlar, kişilerin sosyal hayattan uzaklaşmasına ve özgüven kaybı yaşamasına neden olabiliyor. Aşırı terleme sorunu olmasa bile menopoz döneminde bazı kadınlar da benzer durumu yaşayabiliyor. Terden kurtulmanın bir yöntemi yok mu diye düşünenler için modern tıpta etkili ve güvenli bir çözüm olduğunu belirten <strong>Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi Medikal Estetik Uzmanı Dr. Atakan Bör</strong> “Aşırı terleme günümüzde çözümsüz bir sorun değil. Botoks, ter bezlerinin aşırı sinyallerle uyarılmasını önleyerek terlemeyi durduruyor. İşlemden birkaç gün sonra etkisi başlıyor ve çoğu hastada 6 ila 12 ay boyunca konfor sağlıyor. Uygulama sonrası hastaların yaşam kalitesinde ciddi bir artış gözlemliyoruz. Özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda, saçlı deriye uygulandığında sıcak basmalarına karşı da oldukça etkili oluyor” diyor. </p>
<p>Vücudun normalin çok üzerinde ter üretmesine aşırı terleme, tıbbi adıyla ‘hiperhidroz’ deniliyor. Bu durum genellikle koltuk altı, el içi, ayak tabanı ve yüz bölgesinde yoğun olarak görülüyor. Kimi zaman genetik yatkınlık nedeniyle, kimi zaman da altta yatan sistemik bir rahatsızlık sonucunda ortaya çıkıyor. Stres, heyecan, fiziksel aktivite gibi durumlar bu tabloyu daha da şiddetlendirebiliyor.</p>
<p><strong>Terlemeyi tetikleyen sinirler engelleniyor</strong></p>
<p>Botulinum toksini tip A olarak da bilinen botoksun, terlemeyi başlatan sinir iletilerini geçici olarak durdurarak ter bezlerinin gereksiz yere çalışmasını engellediğini aktaran <strong>Medikal Estetik Uzmanı Dr. Atakan Bör</strong> şunları söylüyor: “Botoks, genellikle estetik amaçlı kullanıldığı bilinen bir madde. Ancak aşırı terleme sorununa karşı da etkili bir yöntem. Terleme, şu şekilde olur; normalde vücut sıcaklığı arttığında bu sinyaller ter bezlerine ulaşır ve terleme başlar; ancak hiperhidrozda bu sistem olması gerekenden fazla aktifleşir. Uygulama sırasında çok düşük dozlarda yapılan enjeksiyonlar, sinirlerin ter bezlerine komut göndermesini geçici olarak engeller. Böylece terleme refleksi kontrol altına alınmış olur.”</p>
<p>İşlem genellikle 10-15 dakika sürüyor, lokal anestezi uygulanıyor ve hasta işlem sonrası günlük hayatına dönebiliyor. Uygulamanın etkisi 3-7 gün içinde başlıyor, tam etkinliğe ise birkaç hafta içinde ulaşılıyor.</p>
<p><strong>Koltuk altında hem teri hem kokuyu önlüyor</strong></p>
<p>Botoks tedavisi koltuk altı, el içi, ayak tabanı ve yüz gibi terlemenin yoğun hissedildiği tüm bölgelere uygulanabiliyor. Koltuk altı uygulamaları hem ter hem de koku sorununu önlüyor. El içi terlemelerinde ise sosyal hayatta el sıkışma gibi etkileşimler kolaylaşıyor. Ayak terlemelerinde mantar riski azalıyor, yüz bölgesinde ise hem terleme azalıyor hem de makyaj kalıcılığı artıyor.</p>
<p><strong>Menopozdaki gece terlemeleri için de uygun</strong></p>
<p>Menopoz döneminde kadınların sıkça yaşadığı sıcak basmaları ve gece terlemeleri, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bu süreçte hormonal dengesizlikler nedeniyle vücut ısısı kontrolünün zorlaştığına dikkat çeken <strong>Dr. Atakan Bör </strong>“Saçlı deriye yapılan düşük doz botoks enjeksiyonları, bu sıcaklık dalgalanmalarını dengelemeye yardımcı oluyor. Bu sayede kadınlar hem fiziksel hem de duygusal olarak daha dengeli bir dönem geçirebiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Uygun teknikle uygulanmazsa doğru sonuç vermez</strong></p>
<p>Botoks etkisi kalıcı olmasa da düzenli uygulamayla uzun süreli rahatlık sağlanıyor. Ortalama 6-12 ay süren etki, hastanın metabolizmasına ve uygulama bölgesine göre değişebiliyor. Uygulama öncesi detaylı değerlendirme yapılması, terleme dinamiklerinin iyi analiz edilmesi ve hastanın beklentilerine göre bir planlama yapılması da tedavi başarısında önemli rol oynuyor. Uygulama sonrası ise bölgede hafif kızarıklık, morluk veya geçici ağrı gibi yan etkiler görülebiliyor. Ancak bu yan etkiler genellikle hafif düzeyde ve geçici oluyor. </p>
<p>Uygulamayı gerçekleştiren hekimin yetkinliğinin ve deneyiminin önemine işaret eden <strong>Dr. Atakan Bör</strong> “Botoks doğru bölgeye, doğru dozla ve uygun teknikle uygulanmadığında ya etkisiz kalır ya da istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka bu işlemi düzenli yapan, deneyimli bir hekime başvurmak gerekir” sözleriyle uyarıda bulunuyor. </p>
<p><strong>18 yaş altındakilere uygulanmaz</strong></p>
<p>Botoks enjeksiyonları genellikle güvenli olsa da bazı kişilere önerilmiyor. Kas-sinir hastalığı olan bireyler, gebeler, emziren anneler ve 18 yaş altı kişiler bu tedavi için uygun görülmüyor. Uygulama öncesi detaylı bir değerlendirme yapılması ve varsa diğer sağlık sorunlarının dikkate alınması gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklari-asiri-terleme-sorunu-olanlara-kabus-yasatiyor-543989">Yaz sıcakları aşırı terleme sorunu olanlara kabus yaşatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nevşehir Belediyesi ekipleri, aşırı yağıştan etkilenen mahallelerde temizlik ve onarım çalışmalarını sürdürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesi-ekipleri-asiri-yagistan-etkilenen-mahallelerde-temizlik-ve-onarim-calismalarini-surduruyor-455305</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 May 2024 22:08:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalarını]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[etkilenen]]></category>
		<category><![CDATA[mahallelerde]]></category>
		<category><![CDATA[nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[onarım]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[yağıştan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belediye Başkanı Rasim Arı’da bugün gün boyu saha da ekiplerle birlikte bulunarak çalışmaları yerinde takip etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesi-ekipleri-asiri-yagistan-etkilenen-mahallelerde-temizlik-ve-onarim-calismalarini-surduruyor-455305">Nevşehir Belediyesi ekipleri, aşırı yağıştan etkilenen mahallelerde temizlik ve onarım çalışmalarını sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Belediye Başkanı Rasim Arı’da bugün gün boyu saha da ekiplerle birlikte bulunarak çalışmaları yerinde takip etti.</p>
<p>Nevşehir’de son iki gündür etkili olan kuvvetli yağış ile birlikte belediye ekipleri de teyakkuza geçti. Yağış dolayısıyla bazı mahallelerde meydana gelen zararı telafi etmek ve vatandaşların mağdur olmamasını sağlamak amacıyla Nevşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü, Muhtarlık İşleri Müdürlüğü ve İtfaiye Müdürlüğü ekipleri yoğun mesai harcadı. Meydana gelen su baskınlarına kısa sürede müdahale eden ekipler kapanan ızgara ve mazgalları açıp, yağmur suyunun getirdiği birikintileri temizledi.</p>
<p>Belediye Başkanı Rasim Arı da gün boyu olumsuzlukların yaşandığı bölgelerde incelemelerde bulunarak ekiplerin çalışmalarını yerinde takip etti.</p>
<p>Başkan Yardımcıları İbrahim Yüzer ve Ahmet Çöler ile birlikte tüm mahalleleri gezen Başkan Arı, “Kuvvetli yağışlar dolayısıyla bir mağduriyet yaşanmaması için tüm belediye ekiplerimizi teyakkuza geçirdik. Arkadaşlarımız dün akşam saatlerinden beri sürekli sahada ve çalışmalarını sürdürüyor. Çok şükür ciddi bir olumsuzluk yaşamadık. Ekiplerimiz vatandaşlarımızdan gelen taleplere de hızlı bir şekilde müdahale ederek yaşanan olumsuzluğun izlerini silmek için mesaisini sürdürecek. Tüm hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nevsehir-belediyesi-ekipleri-asiri-yagistan-etkilenen-mahallelerde-temizlik-ve-onarim-calismalarini-surduruyor-455305">Nevşehir Belediyesi ekipleri, aşırı yağıştan etkilenen mahallelerde temizlik ve onarım çalışmalarını sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikili&#8217;de aşırı yağış, dere ve göleti taşırdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikilide-asiri-yagis-dere-ve-goleti-tasirdi-436947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 19:26:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[dere]]></category>
		<category><![CDATA[dikilide]]></category>
		<category><![CDATA[göleti]]></category>
		<category><![CDATA[taşırdı]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436947</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir, günün ilk saatlerinden itibaren sağanak yağışın etkisi altında kaldı. Kent genelinde kritik noktalara müdahaleler sürerken İZSU ekipleri yoğun yağışların yaşandığı çevre ilçelerde de taşkın ve su baskınlarıyla mücadeleye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikilide-asiri-yagis-dere-ve-goleti-tasirdi-436947">Dikili&#8217;de aşırı yağış, dere ve göleti taşırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir, günün ilk saatlerinden itibaren sağanak yağışın etkisi altında kaldı. Kent genelinde kritik noktalara müdahaleler sürerken İZSU ekipleri yoğun yağışların yaşandığı çevre ilçelerde de taşkın ve su baskınlarıyla mücadeleye devam ediyor. Bu kapsamda metrekareye 64 kilogram yağış düşen ve Sülüklü Deresi ile Damar Göleti’nin taştığı Dikili ilçesinde, 90 personelden oluşan 8 ayrı ekip sahada hummalı bir çalışma yürütüyor. </p>
<p>İZSU Genel Müdürlüğü, küresel iklim krizinin etkisiyle kısa sürede yoğun yağış alan bölgelerde su baskınları ve taşkınların hayatı olumsuz etkilememesi için saha çalışmalarını sürdürüyor. Ani yağışla birlikte Dikili’de metrekareye 64 kilogram yağış düşmesi ve dağlardan gelen yağmur sularının da etkisiyle Dikili Merkez’de bulunan Sülüklü Deresi’nde ve Sanayi Bölgesi’nde yer alan Damar Gölü olarak adlandırılan doğal gölde aşırı debi yüksekliği tespit edildi.  İZSU ekipleri acilen bölgeye yönlendirildi.</p>
<p>Sülüklü Deresi’nde şiddetli yağış ve lodosun etkisiyle dere yatağındaki suların denize ulaşamamasının taşkına sebebiyet verdiği tespit edildi. Derenin kapalı kesit haline geldiği noktadan itibaren yaşanan taşkın, Dikili ilçesinin merkezinde bulunan Şehit Sami Akbulut Caddesi ile Cumhuriyet Bulvarı Kavşağı’nda su baskınına neden oldu. Kısa sürede bölgeye ulaşan ve 90 personelden oluşan İZSU ekipleri tarafından bölgedeki sular motorlarla denize deşarj edilerek su seviyesi düşürüldü. Bölgede belediye ekipleri ile birlikte kapsamlı temizlik çalışmaları devam ediyor. </p>
<p>Dikili&#8217;nin yüksek kesimlerinden inen suların tutulması için geçmiş dönemlerde yapılan gölette ise, dolgu alan olarak kapatılmış olması ve yüksek kesimlerden dağlardan teressubatla beraber gelen sular nedeniyle taşkın meydana geldi. Göletin sanayi sitesinin yanından geçerek denize ulaşan kanaletinin tıkanması ve yüksek debi sonucu yaşanan taşkın, sanayi bölgesinde su baskını yaşanmasına sebebiyet verdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yetkisi haricinde kapanmış olan gölet alanının bir daha bu tür sorunlara neden olmaması amacıyla ise İZSU ekipleri tarafından hızlı bir etüt ve proje çalışmasına da başlandı.</p>
<p>Derelerde yaşanan taşkınlardan etkilenen Dikili Merkez ve Sanayi Bölgesi’nde 8 ayrı ekip ve 90 personelle görev yapan İZSU Genel Müdürlüğü, taşkınları kısa sürede kontrol altına aldı.  </p>
<p>İZSU ekipleri, bölgede yaşayan vatandaşların bu durumdan en az şekilde etkilenmesi için su alan meskenlerde de çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikilide-asiri-yagis-dere-ve-goleti-tasirdi-436947">Dikili&#8217;de aşırı yağış, dere ve göleti taşırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş: Küresel Isınmayla Birlikte El Nino Aşırı İklim Olaylarını Arttırdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-bengi-korgavus-kuresel-isinmayla-birlikte-el-nino-asiri-iklim-olaylarini-arttirdi-428244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 07:41:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arttırdı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[bengi]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[isınmayla]]></category>
		<category><![CDATA[korgavuş]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[nino]]></category>
		<category><![CDATA[öğr]]></category>
		<category><![CDATA[olaylarını]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı hava olayları Türkiye’de pek çok şehirde etkisini gösterdi, göstermeye devam ediyor. Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, kentlerin acil olarak iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirilmesinin önemini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-bengi-korgavus-kuresel-isinmayla-birlikte-el-nino-asiri-iklim-olaylarini-arttirdi-428244">Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş: Küresel Isınmayla Birlikte El Nino Aşırı İklim Olaylarını Arttırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Küresel Isınmayla Birlikte El Nino Aşırı İklim Olaylarını Arttırdı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Aşırı hava olayları Türkiye’de pek çok şehirde etkisini gösterdi, göstermeye devam ediyor. Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, kentlerin acil olarak iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirilmesinin önemini vurguladı. Korgavuş, “Küresel ısınmanın 1,5 dereceyle sınırlanması için kentlerde enerji sistemleri, ulaşım, binalar, atık yönetimi ve yeşil alanlar konusunda hızlı ve geniş kapsamlı dönüşümler yapılması gerekmektedir” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı ve aynı zamanda Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, iklim değişikliği ve kentlerimizin durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“2023 Yılı Olağanüstüydü”</strong></p>
<p>Son yıllarda gerçekleşen doğa olaylarının çoğunun doğrudan ya da dolaylı olarak küresel iklim değişikliği ile bağlantılı olduğuna işaret eden Kongavuş, “İklim değişikliğinin dünyamıza etkisi sadece sıcaklıkların artması değildir. Kuraklık, seller, yangınlar, su baskınları, fırtına, tayfun, hortum, kasırga ve dolu yağışları gibi aşırı hava olaylarının ve afetlerin sıklık ve etkisindeki artış, buzulların erimesi, okyanus ve deniz suyu seviyelerinin yükselmesi gibi birçok etkisi bulunmaktadır. Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı Akdeniz Havzası, iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden birisidir” diye konuştu. </p>
<p>Bu yıl, küresel ısınma etkisine ek olarak El Nino’nun etkisiyle Türkiye dâhil dünya genelinde aşırı hava olaylarının meydana geldiğini anımsatan Korgavuş, “Bu sebeple artan aşırı hava olaylarıyla karşılaştırıldığında bile 2023 yılı olağanüstüydü; tarihi sıcaklıklar, kontrol edilemeyen orman yangınları ve fırtınalarla damgasını vurdu” ifadelerini kullandı.  </p>
<p> </p>
<p><strong>“2023 Yazı Sıcaklık Rekorları Kırdı”</strong></p>
<p>“2023 yılında Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarının her biri, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün ilgili aydaki bir önceki sıcaklık rekorunu büyük bir farkla geride bıraktı” ifadelerini kullanan Korgavuş, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Temmuz 2023, Kuzey Yarımkürenin kayıtlı tarihindeki en sıcak ayı olarak kayıtlara geçti. Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da sıcaklık rekorları kırıldı ve sıcaktan kaçamayanların bazıları için ölümcül sonuçlar doğurdu. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne göre Haziran ayından Ağustos ayına kadar dünyanın kayıtlı tarihteki en sıcak üç aylık dönemi yaşandı ve Temmuz ayındaki ortalama küresel sıcaklık, geçen yüzyılın ortalamasından 1,1 derece daha fazlaydı. Aşırı sıcaklıklar diğer hava olaylarıyla birleştiğinde bu sene yaşadığımız gibi orman yangınlarına, sellere, kuraklıklara ve fırtınalara katkıda bulunmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Yangın Riskini Yüzde 80 Arttırıyor”</strong></p>
<p>Daha yüksek sıcaklıkların, daha kuru koşulları yaratarak yangınların daha kolay tutuşmasına, daha hızlı yayılmasına ve daha yoğun yanmasına yol açtığına işaret eden Korgavuş, “Amerikan Jeofizik Birliği tarafından yapılan bir araştırmaya göre, yüksek sıcaklıklar orman yangını riskini de yüzde 80’e kadar arttırabilmektedir. Bu sebeple bu yaz yüksek sıcaklardan kaynaklanan, eşi benzeri görülmemiş yangınlar yaşandı” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Kuru Toprak Su Baskınlarını Sık ve Yıkıcı Hale Getiriyor” </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, aşırı sıcaklığın buharlaşmayı hızlandırdığını ve böylece yüzey sularını azaltarak toprağı kuruttuğunu da kaydederek şöyle devam etti: </p>
<p>“Kuru toprak daha az emici olduğundan su baskınlarını daha sık ve yıkıcı hale getirmektedir. Sıcak havalar ülkemiz de dâhil olmak üzere, dünya çapında rekor yağışlara yol açtı. Eylül ayında şimdiye kadarki en ölümcül Akdeniz kasırgası Daniel’in neden olduğu aşırı yağışlardan kaynaklanan sel felaketi, Libya, Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’yi etkiledi. Özellikle Libya’da ağır can kayıplarına neden oldu. Afrika’nın Büyük Boynuzu’nda art arda beş mevsim yaşanan kuraklığın ardından sel baskınları geldi ve bu da daha fazla yerinden edilmeyi tetikledi.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Tehdit Çarpanı Olarak Okyanuslar</strong></p>
<p>Deniz sıcaklıklarının da bu sene rekorlar kırdığına işaret eden Bengi Korgavuş, ortalama küresel okyanus yüzeyi sıcaklığının tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirtti. Isı artışlarının küresel deniz seviyesinde artışlara neden olduğunu da vurgulayan Korgavuş, “Birleşmiş Milletler, yüksek deniz seviyelerini daha tehlikeli kasırgalara, tayfunlara ve sellere yol açabilen bir ‘tehdit çarpanı’ olarak adlandırmaktadır. Ayrıca daha büyük fırtınalar ve deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı topluluklarını ve küresel ekonomiyi tehdit etmektedir” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Hiçbir Zaman Bu Kadar Olmamıştı”</strong></p>
<p>Korgavuş, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin bu sene olduğu kadar hiçbir zaman dünya çapında bu kadar etkili olmadığını vurgulayarak “Ancak ısıyı hapseden sera gazı emisyonlarının dünya çapında artmaya devam etmesi nedeniyle, dünyanın önümüzdeki birkaç yıl içinde kritik eşik olan 1,5 derece eşiğini geçeceği ön görülmektedir” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Kentler Kritik Bir Role Sahip”</strong></p>
<p>Kentlerin iklim değişikliği ile mücadele de kritik bir role sahip olduğuna dikkat çeken Korgavuş, “Kentler iklim değişikliğinin hem en önemli kaynağı hem de yıkıcı etkilerinden en fazla etkilenen yerlerdir. Aynı zamanda da iklim değişikliğini azaltma ve önleme konularında en önemli çözüm alanlarından biridir” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Korgavuş, iklim değişikliğine dirençli kentler için şu önerilerde bulundu:</p>
<p>“Küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırmak için kentlerde enerji sistemleri, ulaşım, binalar, atık yönetimi ve yeşil alanlar konusunda hızlı ve geniş kapsamlı dönüşümler yapılması gerekmektedir. Karbon yutağı olan yeşil alanların miktarının kentlerde arttırılmasıyla, kentlerde karbon salınımının ve ısı adası etkisinin azaltılmasına, hava kirliliğinin önüne geçilmesine, kentin su yönteminin geliştirilmesine, sel, taşkın ve erozyon riskinin azalmasına katkı sağlanabilir. Yeşil altyapı sistemlerinin oluşturulması da kentlerde alınacak uyum önlemlerinin başında gelir. Kentlerde geçirimli malzeme kullanımı, yağmur suyu hasadı, yağmur bahçeleri, yeşil çatılar ve yeşil otoparklar gibi yeşil altyapı çözümleriyle su yönetimi yapılarak iklim değişikliği nedeniyle su kıtlığı çeken kentlerde su ihtiyacı karşılanabilir. Ulaşımda yaya ve bisiklet kullanımına öncelik verilen, yaya odaklı tasarım ve toplu taşıma sistemlerinin arttırılmasıyla kentlerde fosil yakıt kullanımı ve ulaşım kaynaklı karbon emisyonları azaltılabilir. Ayrıca kentlerde her alanda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, katı atık yönetimi, geri dönüşümün arttırılması, doğa temelli çözümler ve yerel iklim eylem planları ile kentleri iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirmek mümkündür.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-bengi-korgavus-kuresel-isinmayla-birlikte-el-nino-asiri-iklim-olaylarini-arttirdi-428244">Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş: Küresel Isınmayla Birlikte El Nino Aşırı İklim Olaylarını Arttırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısını]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkilerin de olumsuz olarak etkilendiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404">Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkilerin de olumsuz olarak etkilendiği uyarısında bulunuyor.</strong> <strong>Gençlerin sosyal medya platformlarında fotoğraf filtreleri kullanmalarındaki asıl amacın kendilerini başkalarına karşı beğendirmeye çalışma, takdir ve övgü toplama olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Çünkü sosyal medyada sıklıkla görülen durumlardan biri güzellik algısı ve zayıf bir vücuda sahip olmanın ideal olduğudur. Bu nedenlerden dolayı fotoğraflarını paylaşırken bedenlerinde sevmedikleri ve kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşımda bulunurlar.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, sosyal medyanın gençlerin duygusal ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sosyal ilişkileri de olumsuz olarak etkiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medya ve yanlış kullanımının gençlerin psikolojik sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Özellikle gençlerin karakter gelişimi ve benlik saygısını etkilemekte olup yalnızlık, sevilmeme, kaygı ve yaşam memnuniyeti üzerinde olumsuzluklara yol açabiliyor. Ayrıca sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabiliyor, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkileri de olumsuz olarak etkiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Gençler bedenlerinde kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşıyor</strong></p>
<p>Gençlerin sosyal medya platformlarında fotoğraf filtreleri kullanmalarındaki asıl amacın kendilerini başkalarına karşı beğendirmeye çalışma, takdir ve övgü toplama durumlarına aşırı önem vermelerinden kaynaklandığını anlatan Konuk, “Çünkü sosyal medyada sıklıkla görülen durumlardan biri güzellik algısı ve zayıf bir vücuda sahip olmanın ideal olduğudur. Bu nedenlerden dolayı fotoğraflarını paylaşırken bedenlerinde sevmedikleri ve kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşımda bulunurlar. Bu sayede kendilerini farklı biri olarak tanıtmaya ve bunun mutluluk, başarı, onay getirdiğini düşünerek güzel, zayıf ve çekici görünmeye çabalarlar.” şeklinde ifade etti.</p>
<p><strong>Gençlerde yeme bozukluklarını da tetikliyor</strong></p>
<p>Aktarılan bu idealler karşısında gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyasladığını ifade eden Konuk, gençlerin bu şekilde karşılaştırma yaparak olumsuz bir beden algısına sahip olduklarını, buna bağlı olarak gelişen memnuniyetsizlik ile çeşitli kaygı ve depresif belirtiler yaşayabildiklerini hatta ideal olana ulaşma amacıyla beden üzerinde daha fazla çabalayan gençlerde yeme bozukluklarının da sıklıkla görülebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sanal arkadaşlıklar kurup konuşarak değil yazışarak iletişim sağlıyorlar</strong></p>
<p>Yapılan birçok araştırmanın sosyal medyanın sosyal ilişkiler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Konuk, “Gençler zamanlarının büyük bir kısmını sosyal medyada geçirerek, sanal arkadaşlıklar kurar ve konuşarak değil yazışarak iletişim sağlarlar. Gerçek yaşamda ifade bulamayan duygularını, düşüncelerini sosyal medya aracılığıyla daha rahat bir şekilde kendilerini göstermeden ifade ederler. Bu durum onları gündelik yaşamlarındaki arkadaş ortamından ve sosyal çevresinden uzaklaşmaya iter ve ilişkilerinin zayıflamasına neden olarak sosyal ilişkilerden geri çekilmeyi tetikleyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalığa da maruz kalabiliyorlar</strong></p>
<p>Aynı zamanda sosyal medyanın özgür bir ortam olması nedeniyle gençlerin tanımadığı kişilerle iletişim ve ilişki kurarak siber zorbalığa maruz kalabildiklerini de vurgulayan Konuk, “Kolay bir şekilde kişilik haklarına saldırılabilir, izinsiz paylaşımlar, iftira, şantaj, taciz, tehdit, alay etme, küçük düşürme gibi durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Bunların sonucunda siber zorbalık davranışlar gençlerin depresyon, içe çekilme, kaygı ve çeşitli travmatik yaşantılar yaşamasına sebep olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gerçek hayatın ve yaşantıların önüne geçiyorsa bağımlılığa dönüşüyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın hızlı biçimde yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir olmasının gençlerin zamanlarının büyük çoğunluğunu sanal ortamda geçirmesine neden olduğunu anlatan Konuk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Benzer şekilde sosyal medyanın bağımsız ve çevreden denetimin çok daha az olma özelliği, aktif bir ortam oluşturması, sosyalleşmeyi ve kendini rahat biçimde ifade etmeyi sağlaması, bir gruba ait hissetmesine alan tanıması gibi özellikler nedeniyle de gençler tarafından sıklıkla kullanılıyor ve günlük yaşamlarının merkezi haline geliyor.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın sıklıkla kontrol edilmesi odaklanmayı engelliyor</strong></p>
<p>Eğer sosyal medya gerçek hayatın ve yaşantıların önüne geçiyorsa, sürekli olarak sosyal medyayı kontrol etme ve bir şeyler paylaşma ihtiyacı duyuluyorsa, günlük yaşam aktivitelerini yapmayı engelliyor veya kısıtlıyorsa, gerçek hayattaki arkadaşlıkların yerini sanal arkadaşlıklar alıyorsa bağımlılığa dönüşebiliyor. Bu aşırı kullanım onların hem benlik algılarını etkilerken hem de günlük yaşam aktivitelerini kesintiye uğratıyor. Aynı zamanda aşırı kullanım gençlerin zaman yönetimini bozarken sosyal medyanın sıklıkla kontrol edilmesi dikkat dağıtıcı bir unsur olarak odaklanmayı engelliyor ve akademik başarının da düşmesine neden olabiliyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404">Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Legrand Parafudrlar Yıldırım ve Aşırı Gerilime Karşı Tam Koruma Sağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/legrand-parafudrlar-yildirim-ve-asiri-gerilime-karsi-tam-koruma-sagliyor-415514</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 12:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[gerilime]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[legrand]]></category>
		<category><![CDATA[parafudrlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415514</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde her gün ortalama 8,6 milyon yıldırım düşüyor. Yıldırım kaynaklı aşırı gerilimler, evlerde ya da ofislerde bulunan elektrik altyapısına zarar vermekle kalmıyor elektronik cihazların da arızalanmasına neden olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/legrand-parafudrlar-yildirim-ve-asiri-gerilime-karsi-tam-koruma-sagliyor-415514">Legrand Parafudrlar Yıldırım ve Aşırı Gerilime Karşı Tam Koruma Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde her gün ortalama 8,6 milyon yıldırım düşüyor. Yıldırım kaynaklı aşırı gerilimler, evlerde ya da ofislerde bulunan elektrik altyapısına zarar vermekle kalmıyor elektronik cihazların da arızalanmasına neden olabiliyor. Bu durum maddi hasarın yanı sıra güvenliği de tehdit ediyor. Uluslararası standartlara göre tasarlanan Legrand parafudrlar, yıldırım kaynaklı oluşabilecek aşırı gerilimlere ve elektrik tesisatında meydana gelebilecek aşırı gerilimlere karşı tüm elektrikli ve elektronik cihazların etkin korumasını sağlıyor. Tüm risk seviyeleri için geliştirilen Legrand parafudrlar, geniş ürün seçenekleriyle güvenli çalışma ve yaşam alanları vadediyor. Legrand’ın Tip 1+2 , Tip2 ve Tip 2+3 parafudrları ve parafudurlu grup prizleri tüm uluslararası standartlara uygun ve elektrik altyapısının tüm koruma ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmıştır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Elektrik Altyapısında Uçtan Uca Koruma</strong></p>
<p><strong> </strong>Aşırı gerilimlere karşı ana dağıtım panolarında, tali panolarda ve daire panolarında parafudr kullanımını öneren Legrand, eksiksiz ürün gamı sayesinde tüm risklere karşı elektrik panolarının ve elektrik altyapısının etkin ve uçtan uca korunmasını sağlıyor. Parafudrların üzerinde bulunan kartuş rengi kırmızıya döndüğünde parafudrunun kartuşunun değiştirilmesi gerekmektedir. Yedek kartuş ile kablolamayı değiştirmeye gerek kalmayan parafudr ürününüzü kolaylıkla yenileyebilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p>Legrand parafudrlu grup prizler son kullanıcıların evlerinde ihtiyaç duydukları priz ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra parafudr özelliği sayesinde aşırı gerilimlere karşı da etkin koruma sağlıyor. Priz üzerinde bulunan USB şarj çıkışı sayesinde son kullanıcıların evlerinde güvenli bir şekilde akıllı telefonlarını, tabletlerini ve kişisel bilgisayarları eş zamanlı olarak şarj edebilme imkanı tanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>Legrand Grup Hakkında</u></strong><u>:</u></p>
<p><strong> </strong>Merkezi Fransa’da bulunan Legrand, bina, elektrik ve dijital altyapıları için ürün ve sistemler konusunda uzmandır. 180 ülkeyi kapsayan ticari faaliyetleri, 39 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansına sahip Legrand Grup’ un konutlar, ticari ve endüstriyel yapılar için komple sistem çözümleri bulunmaktadır. Konutlar, ticari ve endüstriyel yapılar için trafo, şalt ürünleri, dağıtım panoları, kesintisiz güç kaynağı, kablo taşıma sistemleri, anahtar priz, ev otomasyon sistemleri, acil durum aydınlatma ürünleri, yapısal kablolama ve aydınlatma kontrol sistemlerine kadar uçtan uca komple sistemler sunmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/legrand-parafudrlar-yildirim-ve-asiri-gerilime-karsi-tam-koruma-sagliyor-415514">Legrand Parafudrlar Yıldırım ve Aşırı Gerilime Karşı Tam Koruma Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:54:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü; halen çok yüksek değerlerde seyreden sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini derledi. Aşırı sıcaklar vücudun bağışıklık sistemini zaafa uğratmakla kalmıyor ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek saldırganlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sonuçlar doğurabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123">Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü; halen çok yüksek değerlerde seyreden sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini derledi. Aşırı sıcaklar vücudun bağışıklık sistemini zaafa uğratmakla kalmıyor ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek saldırganlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sonuçlar doğurabiliyor. Aşırı sıcaklar aynı zamanda beyin fonksiyonlarını sekteye uğratıyor, bellek, dikkat ve karar verme performansını düşürüyor.</strong></em></p>
<p>Yaz mevsiminin sonlarına yaklaşırken, Türkiye’nin dört bir yanında yüksek sıcaklıklar hüküm sürmeye devam ediyor. Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü de aşırı sıcakların ve iklim değişikliklerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair kritik bilgiler derledi.</p>
<p><strong>İntihar vakalarında artışa dahi yol açabiliyor</strong></p>
<p>Belli bir seviyenin üstündeki sıcaklıklar gerek ruh gerekse beden sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Nitekim Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yaptığı araştırmaya göre, aşırı sıcağa maruz kalma, stresle başa çıkmak için alkol kullanımı tetikliyor, psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan kişilerin hastaneye başvurularının artmasına ve hatta intihar vakalarında artışa kadar bir dizi olumsuz sonucu tetikliyor. </p>
<p><strong>Susuzluk, beyin fonksiyonlarını sekteye uğratıyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava, vücudumuzun terleme yoluyla ısıyı dışarı atmasını zorlaştırır. Bu da, vücut ısımızın yükselmesine ve susuz kalmasına neden olur. Susuzluk, baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik ve depresyon gibi psikolojik belirtilere yol açabilir. Ayrıca, susuzluk beyin fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilir. Araştırmalar, susuz kalan kişilerin bellek, dikkat ve karar verme gibi bilişsel görevlerde daha kötü performans gösterdiklerini ortaya koymuştur.</p>
<p>Aşırı sıcakların aynı zamanda uyku kalitesini de olumsuz etkileyerek, uyku süresini kısaltır. Bu durum da stres, kaygı, depresyon, öfke ve duygudurum bozuklukları gibi psikolojik sorunlara neden olabilir. Uyku yetersizliği aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirir.</p>
<p><strong>Sosyal ilişkileri zayıflatıp yalnızlığa itiyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava, sosyal ilişkileri de olumsuz etkileyebilir. Sıcaklık insanların davranışlarını ve duygularını değiştirebilir. Araştırmalar, sıcak havalarda insanların daha saldırgan ve şiddet eğilimli olduğunu göstermiştir. Sıcak havalarda insanlar daha az sosyalleşmek ister ve evde kalmayı tercih eder. Bu da, yalnızlık, izolasyon ve sosyal destek eksikliği gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123">Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı Sıcaklarda Tansiyon Hastalıklarına Özel 10 Kritik Uyarı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklarda-tansiyon-hastaliklarina-ozel-10-kritik-uyari-397511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 09:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birbiri ardına gelen sıcak hava dalgaları, her 10 kişiden 3’ünün yüksek tansiyon hastası olduğu ülkemizde kalp ve damar sağlığını zorlayacak sonuçlara yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklarda-tansiyon-hastaliklarina-ozel-10-kritik-uyari-397511">Aşırı Sıcaklarda Tansiyon Hastalıklarına Özel 10 Kritik Uyarı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birbiri ardına gelen sıcak hava dalgaları, her 10 kişiden 3’ünün yüksek tansiyon hastası olduğu ülkemizde kalp ve damar sağlığını zorlayacak sonuçlara yol açıyor. Yüksek sıcaklık ve yüksek nem faktörleri bir araya geldiğinde daha fazla kan akışına, dolayısıyla kalbin normal bir güne göre dakikada iki kat daha fazla kan pompalamasına ve daha hızlı atmasına yol açıyor. Oysa ki basit önlemlerle kalp için stres yaratan ve yüksek tansiyonu tetikleyen bu sıcak havanın etkisinden korunmak mümkün. </p>
<p><strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan</strong> vücudun atar damarlarını etkileyen yüksek tansiyonun (hipertansiyon), kalbin kan pompalamak için daha çok çalışmasını gerektirdiğini ve bunun da kalbin zorlanmasına neden olduğunu belirterek ülkemizde erişkin nüfusun yüzde 31,2’sinde hipertansiyon görüldüğüne dikkat çekiyor. </p>
<p> <strong>Bu sayılara dikkat!</strong></p>
<p>Hava şartları, belirli sağlık sorunlarının tetiklenmesinde rol oynuyor. Yüksek sıcaklıklar ve yüksek nem, yüksek tansiyon hastalığı olan kişiler için ciddi sağlık sonuçlarına neden olabiliyor. En büyük riskler ise, sıcaklığın 21 derecenin üzerinde ve nemin yüzde 70&#8217;in üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. 50 yaşın üzerinde, fazla kilolu veya kalp, akciğer veya böbrek rahatsızlıkları olanlar başta olmak üzere bazı insanlar nemden etkilenme açısından daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor. </p>
<p> <strong>Sıcak, tansiyon düşüklüğüne yol açabilir</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan</strong>, sıcak havaların yüksek tansiyonu nasıl etkilediğini şu sözlerle anlatıyor: “Kan basıncı vücudun ısıya maruz kalmasından etkileniyor; yüksek sıcaklıklar ve yüksek nem cilde daha fazla kan akışına neden oluyor. Bu da, kalbin normal bir güne göre dakikada iki kat daha fazla kan pompalamasına ve daha hızlı atmasına yol açıyor; sıcak havalarda vücut ısı kaybetmek için cilde giden kan akımını artırıyor. Bu da damarlarda gevşeme sağlayarak gerçekleşiyor. O yüzden yaz aylarında kan basıncı normal insanlarda daha düşüktür. Ancak hem terleme hem de damar yatağının gevşemesi tansiyonu özellikle ilaç alan hastalarda ileri derecede düşürebilir. Ayrıca bazı hipertansiyon ilaçları güneşe duyarlılığı artırır. Sonuç olarak, daha yüksek güneş yanığı riskine ve ciltte kabarcıklara veya kızarıklığa neden olabilen aşırı duyarlılık reaksiyonlarına sebep olabilir”. </p>
<p>Isı ve terleme ise ayrıca vücuttaki sıvı miktarını ve kan hacmini azaltarak vücudun susuz kalmasına yol açabiliyor. Bu durum da, vücudun soğuma kabiliyetine müdahale ederek kalp üzerinde stres yaratabiliyor. Ayrıca ilaçların vücutta dağılımlarına ve etkisinin değişmesine neden oluyor. </p>
<p><strong>10 öneriyi dikkatle uygulayın</strong></p>
<p>Peki, bu kadar yaşamsal süreçleri tetikleyen sıcak havalardan nasıl korunmalıyız? <strong>Kardiyolog Prof. Dr. Murat Turfan, </strong>kalp ve damar sağlığımızı korumak için alınabilecek 10 öneriyi şöyle sıralıyor:   </p>
<ul>
<li>Bol su veya sağlıklı içecekler içerek susuz kalmayın. Su en iyisidir ama kalp yetmezliğiniz olduğu için sıvı alımınızı kısıtlamanız söylendiyse, doktorunuzla konuşmalısınız.</li>
<li>Alkollü içkiden kaçının. Alkol su kaybına neden olduğundan vücudunuz susuz kalabilir. </li>
<li>Yüksek su içeriğine sahip, iyi vitamin ve mineral kaynağı olan salata ve meyve gibi soğuk yiyecekleri tüketin. </li>
<li>Evinizi serin tutmaya çalışın. Direkt güneş ışığı alan pencereleri varsa panjur veya perde ile kapatın. Dışarısı evinizden daha soğuksa pencereleri açın. Evinizi daha sıcak hale getirebileceklerinden, ihtiyacınız olmayan tüm ışıkları veya elektrikli ekipmanı kapatın.</li>
<li>Uyumak için evinizin en serin yerini seçin.</li>
<li>Hafif, bol giysiler giyin.</li>
<li>Gündüz 11:00 ile 15:00 saatleri arasında günün en sıcak saatlerinde güneşten uzak durun. Çıkacaksanız güneş kremi sürün, şapka takın ve yanınızda su taşıyın.</li>
<li>Aşırı fiziksel egzersizden kaçının.</li>
<li>Bazı ilaçlar, vücuttaki su oranını ve yüksek sıcaklıklara tepki verme yeteneğinizi etkileyebilir. Eğer şu ilaçları kullanıyorsanız yaz aylarında doktorunuza danışın: Beta blokerler ve diüretikler dahil olmak üzere yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar; antihistaminikler veya dekonjestanlar gibi alerji ilaçları ile antipsikotikler gibi psikiyatri ilaçları. </li>
<li>Tıpkı yüksek sıcaklıklarda vücudunuzu serin tutmanın yollarını bulmanız gerektiği gibi, ilaçlarınızı da aşırı sıcağa maruz kalmamaları için uygun şekilde saklayın. Diyabet tedavisi için kullanılan insülin de dahil olmak üzere bazı ilaçlar sıcaklık değişimleri sırasında bozulabilir. İlaçları serin ve kuru bir yerde saklayın. İlaçları banyoda, pencere pervazında veya bir araçta saklıyorsanız, aşırı ısı ve nemden etkilenme oranını düşürmek için ilacı orijinal kabında saklayın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklarda-tansiyon-hastaliklarina-ozel-10-kritik-uyari-397511">Aşırı Sıcaklarda Tansiyon Hastalıklarına Özel 10 Kritik Uyarı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son 10 yılda, kedilerde aşırı kiloluluk oranı yüzde 169 arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/son-10-yilda-kedilerde-asiri-kiloluluk-orani-yuzde-169-artti-395353</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 14:42:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kedilerde]]></category>
		<category><![CDATA[kiloluluk]]></category>
		<category><![CDATA[oranı]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395353</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite, insanlarda olduğu gibi kedilerde de önemli bir sağlık sorunu. Aşırı kilo, kedilerde bağışıklık sistemini baskılarken onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa kapı aralıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/son-10-yilda-kedilerde-asiri-kiloluluk-orani-yuzde-169-artti-395353">Son 10 yılda, kedilerde aşırı kiloluluk oranı yüzde 169 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Obezite, insanlarda olduğu gibi kedilerde de önemli bir sağlık sorunu. Aşırı kilo, kedilerde bağışıklık sistemini baskılarken onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa kapı aralıyor. Kedilerin özel ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmış doğru ve dengeli beslenme, düzenli veteriner hekim ziyaretleri ve egzersizler ile kedileri aşırı kilonun getirebileceği hastalık risklerinden korumak mümkün. </strong></em></p>
<p>Dünya çapında kedi ve köpeklerin yüzde 40&#8217;ından fazlası aşırı kilolu veya obez olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. İnsan sağlığında olduğu gibi hayvanlarda da benzer bir artış eğilimine sahip obezite, son 10 yılda kedilerde yüzde 169 arttı. Royal Canin, Uluslararası Kedi Günü’nde kediler için aşırı kilo ile ilişkili risklere ve doğru beslenmenin kedilerin sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.</p>
<p>Beslenme konusunda kedi sahiplerinin doğru bilinen yanlışlara sahip olduğunu ifade eden Veteriner Hekim Murat Özhavala, “Örneğin, bu mitlerden bir tanesi tavuğun hayvanlarda sık görülen bir alerjen kaynağı olduğu yönünde. Bu noktada protein kaynağı olarak tavuğa büyük bir haksızlık yapılıyor. Bazı hayvanların, tavuk eti alerjisi farklı nedenlerle ve bireysel bir şekilde söz konusu olabiliyor fakat benzer örnekleri balık ya da kuzu eti kaynaklı vakalarda da gözlemleyebiliyoruz. Bunun tespiti ancak veteriner hekim kontrolünde yapılabilir. Öte yandan kedilerin ev yemekleri ile beslenmesi, yapılan en büyük hatalardan biri. Kedilerin de diğer tüm canlılar gibi farklı ihtiyaçları doğrultusunda dengeli bir beslenmeye ihtiyaçları var ve bu dengeli beslenmenin ev yemekleri ile karşılanması mümkün değil. Kediler için doğru, tam ve dengeli beslenme ancak onların ihtiyaçlarına özel tasarlanmış mamalar ile mümkün olabilir.”</p>
<p>Obezitenin kediler için büyük bir sorun teşkil ettiğini ve kedilerde bağışıklık sistemini baskılarken onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalığa kapı araladığını ifade eden Veteriner Hekim Murat Özhavala sözlerine şu şekilde devam etti: </p>
<p>“Kedi sahiplerinin günlük rutinleri ve alışkanlıkları, kedilerinin yaşamlarını da etkiliyor çünkü aynı çevrede, benzer şartlarda yaşıyoruz. Bu noktada, aşırı kilo veya obeziteye bağlı sağlık risklerinden kaçınmanın en etkili yolu kesintisiz bir şekilde kilo kontrolü yapmaktır. Hastalandıktan sonra tedavi sürecine girmek, hayvan sahibi açısından hem maddi hem de duygusal anlamda oldukça yıpratıcı olabiliyor. O yüzden kedimizi ideal kilosunda tutarak obezite ilişkili hastalıklardan korumak oldukça önemli. Hastalık risklerini değerlendirerek bunları zamanında bertaraf etmek gerekiyor, bu noktada da doğru beslenme ve kilo yönetimi kilit rol oynuyor. Kedilerin eğilimine göre obeziteye mahal vermeyecek şekilde, günlük porsiyonlarını almalarını sağlamak gerekiyor. Bunun için mutlaka veteriner hekiminize danışarak bir beslenme programı hazırlamalısınız. Kilo takibi için düzenli veteriner hekim kontrolleri oldukça önemli. Fazla kilo, immün sistemi baskılar ve onkolojik hastalıklar da dahil olmak üzere kedinizi birçok hastalığa yatkın hale getirir.”</p>
<p><strong>Araştırmalar, kedi sahiplerinin obezite riskini hafife aldığını gösteriyor</strong></p>
<p>İngiltere merkezli Liverpool Kliniği’nin gerçekleştirdiği araştırma, evcil hayvan sahiplerinin yüzde 44 ila 70’inin, hayvanlarının kilo problemini ve yaratacağı sağlık risklerini yeterince önemsemediğini gösteriyor. Evcil hayvanların oldukça az bir kısmı obezite tedavisi görürken; müdahale edilmediği durumlarda aşırı kilolu kedilerin hayat kaliteleri olumsuz etkileniyor ve yaşam süreleri kısabiliyor. </p>
<p>Konuyla ilgili konuşan Royal Canin Türkiye Bilimsel İletişim ve İlişkiler Müdürü Veteriner Hekim Tilbe Babakıray: “Kedi sahiplerinin yüzde 60’tan fazlası kedilerine mama verirken herhangi bir ölçüleme veya miktar ayarlamasında bulunmuyor. Ek olarak, araştırmalar, hayvan sahiplerinin kedileri yalvarma davranışı gösterdiği anlarda mama verme yoluyla bu davranışları yönettiklerini gösteriyor. Oysa, hayvanlarımızın yalvarma davranışı göstermesinin ardında her zaman açlık hissi veya mama ihtiyacı bulunmaz. Çoğunlukla, hayvan, sahibinin ilgisini istemektedir. Bu nedenle, evcil hayvanlarımızdaki yalvarma davranışlarını, hemen besleme yöntemine başvurmadan, onunla oyun oynayarak veya onu severek yönetebilmeliyiz. Kedilerde aşırı kilo, oturma pozisyonundan sosyal hayatlarına, psikolojilerinden sosyalleşmelerine kadar günlük hayatlarındaki pek çok olguyu etkiliyor. Tam ve dengeli beslenme, kediler için sahipleri ile kurabilecekleri daha anlamlı ilişkilere de zemin hazırlıyor. Royal Canin olarak, evcil hayvanlarda giderek artan aşırı kilo ve obezite kaynaklı sağlık risklerine her fırsatta dikkat çekerek, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin öneminin altını çiziyoruz,” dedi. </p>
<p>Her bir kedi ve köpeğin eşsiz özelliklere ve dolayısıyla farklı ihtiyaçlara sahip olduğunun altını çizen Royal Canin, sorumlu hayvan sahipliği konusunda farkındalığı artırabilmek ve doğru bilgi ile hayvan sahiplerini buluşturabilmek adına bugüne dek sayısız proje hayata geçirdi. Haziran ayı itibariyle Youtube üzerinden yayıma giren “Beslenme Bir Mamadan Fazlası” projesi ise, kilo yönetimi dahil olmak üzere hayvanlarda eklem sağlığı, böbrek sağlığı, alerji yönetimi, üriner sistem, kalp sağlığı gibi alanlarda toplamda 16 videoyu hayvan sahipleriyle buluşturuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/son-10-yilda-kedilerde-asiri-kiloluluk-orani-yuzde-169-artti-395353">Son 10 yılda, kedilerde aşırı kiloluluk oranı yüzde 169 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı bruksizm, dişlerin çatlamasına, kırılmasına hatta diş kaybına neden olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-bruksizm-dislerin-catlamasina-kirilmasina-hatta-dis-kaybina-neden-olabilir-393145</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 09:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[bruksizm]]></category>
		<category><![CDATA[çatlamasına]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerin]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[kırılmasına]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bruksizmin gün içinde ya da uyku sırasında yapılan diş sıkma ve gıcırdatma eylemi olduğunu belirten uzmanlar, bu eylemin diş sağlığı açısından önemli sorunlar ortaya çıkarabileceği konusunda uyarıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-bruksizm-dislerin-catlamasina-kirilmasina-hatta-dis-kaybina-neden-olabilir-393145">Aşırı bruksizm, dişlerin çatlamasına, kırılmasına hatta diş kaybına neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bruksizmin gün içinde ya da uyku sırasında yapılan diş sıkma ve gıcırdatma eylemi olduğunu belirten uzmanlar, bu eylemin diş sağlığı açısından önemli sorunlar ortaya çıkarabileceği konusunda uyarıyor. Bruksizmin kadınlarda daha sık görüldüğüne dikkat çeken Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, agresif, rekabetçi veya hiperaktif kişilik tipine sahip olanlarda bruksizm riskinin yüksek olduğunu söylüyor. En kötü durumda, bruksizm sonucu dişlerin kaybedilebileceğine vurgu yapan Üçem, bruksizmi olduğunu düşünenlerin, diş hekimine danışmasını öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, diş kaybına kadar gidebilecek bruksizm sorunu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Kadınlarda daha sık görülüyor</strong></p>
<p>Bilinçsizce diş gıcırdatma veya sıkma sorununun bruksizm olarak adlandırıldığını belirten Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Gün içerisinde dişlerinizi sıkabilir ve gıcırdatabilirsiniz. Ya da gece uyurken (uyku bruksizmi) sahip olduğunuzun farkında bile olmayabilirsiniz.” dedi. </p>
<p>Uyanık bruksizmin, nüfusun yüzde 20&#8217;si tarafından bildirilen, esas olarak diş sıkma ile karakterize edilen yarı gönüllü bir eylem olduğunu ifade eden Üçem, “Kadınlarda daha sık görülür ve yaşla birlikte azalır. Tipik olarak stresle veya konsantrasyon gerektiren bir görevi yerine getirirken ortaya çıkar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşınmış dişler, yüz ve baş ağrısı bruksizm belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Uyku bruksizminin uyku ile ilişkili bir hareket bozukluğu olduğuna dikkat çeken Üçem, “Bu sınıflandırmadaki diğerleri, huzursuz bacak sendromu ve periyodik uzuv hareket bozukluğunu içerir. Uyku literatüründe uyku bruksizmi, sağlıklı bireylerde bir hareket bozukluğu veya uyku bozukluğu olmayan, ritmik (fazik) veya ritmik olmayan (tonik) olarak karakterize edilen uyku sırasındaki çiğneme kas aktivitesi olarak tanımlanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Bruksizmi olan hastalarda görülebilecek belirtilerin farklı olabileceğine değinen Üçem, “Aşınmış dişler, yontma veya kırık dişler, yüz ağrısı, aşırı hassas dişler, gergin yüz ve çene kasları, baş ağrısı, çene çıkığı, çenenin kilitlenmesi, diş minesinin aşınması, temporomandibular eklemde bir patlama veya tıklama, dil girintileri, yanağın iç kısmında hasar ve aşınma yüzeyleri gibi belirtiler ortaya çıkabilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Agresif, rekabetçi veya hiperaktif kişilerde bruksizm riski daha yüksek</strong></p>
<p>Bruksizmin küçük çocuklarda daha yaygın olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Bu durum genellikle yetişkinlikte geçer. Agresif, rekabetçi veya hiperaktif bir kişilik tipine sahip bireylerde bruksizm riskinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bruksizm, sigara içenlerde içmeyenlere göre neredeyse iki kat daha yaygındır.” dedi.</p>
<p><strong>Aşırı stres ve diş gıcırdatma sorunu için psikologdan yardım alınabilir</strong></p>
<p>Stres ve diş gıcırdatmanın yan etkilerinden şikayetçi olanların, profesyonel yardım alması gerektiğine vurgu yapan Üçem, tedavi seçeneklerini ise şöyle sıraladı:</p>
<p>“Diş hekiminiz, dişlerinizi korumak için size geceleri kullanılmak üzere bir diş sıkma plağı verebilir. Ancak öğütmeyi durdurmaz, sorunun altında yatan nedenleri ele almanız gerekir. Kas gevşetici ilaçlar çeneyi gevşetmeye ve gece gıcırdatmayı durdurmaya yardımcı olabilir. Aşırı stres ve diş gıcırdatma sorunu yaşayan kişiler, bir psikologdan veya başka bir profesyonel danışmandan yardım isteyebilir. Biyolojik geri bildirim de dahil olmak üzere stresle başa çıkma ve gevşeme eğitimi konusunda yardım alabilir. Çene botoksu bruksizm olaylarını durdurmaz ama diş sıkmanın şiddetini azaltabilir ve bazı durumlarda fayda sağlayabilir.”</p>
<p><strong>Bruksizm sonucu dişler kaybedilebilir</strong></p>
<p>Bruksizm tedavi edilmediği taktirde dişlere zarar verebileceğinin altını çizen Üçem, “Dişlerinize verilen hasar, yüzey çatlaklarından kırık dişlere veya restorasyonlara kadar değişebilir. Bu diş ağrısına neden olabilir. En kötü durumda, bruksizm sonucu dişler kaybedilebilir. Bruksizmden kaynaklanan stres, dişleri destekleyen dokulara da zarar vererek dişlerin sallanmasına neden olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Diş hekiminize danışmayı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Çene veya kas ağrılarının genellikle çene kaslarını aşırı çalıştırabilen dişleri sıkma ve gıcırdatmanın tekrarlanan hareketinden kaynaklandığını belirten Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hacer Fulya Üçem, “Bruksizm, özellikle şakaklarda gerilim ve baş ağrılarına da neden olabilir, burası büyük bir kas olan temporalisin oturduğu yerdir. Bruksizm zamanla dişlerin minesini aşındırarak sıcak veya soğuk yiyecek ve içeceklere karşı artan hassasiyete yol açabilir. Aşırı bruksizm, özellikle önceden hasar görmüş veya zayıf noktaları varsa, dişlerin çatlamasına veya kırılmasına neden olur. Sonunda, dişler aşınarak oklüzal dikey boyutun kaybına neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Bruksizmi önlemek için alınabilecek önlemlere de değinen Üçem, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bruksizminiz olduğunu düşünüyorsanız, diş hekiminizle konuşun. Size, kas gerginliğini azaltmaya yardımcı olabilecek kas gevşeticiler veya iğneler gibi ilaçlar önerebilir. Soruna katkıda bulunup bulunmadığını görmek için kullandığınız ilaçlar hakkında doktorunuzla konuşun. Üst veya alt dişlerinize uyan, kenetlemeyi veya gıcırdatmayı azaltmaya yardımcı olabilecek özelleştirilmiş splint de kullanabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-bruksizm-dislerin-catlamasina-kirilmasina-hatta-dis-kaybina-neden-olabilir-393145">Aşırı bruksizm, dişlerin çatlamasına, kırılmasına hatta diş kaybına neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mega yangınlar, uzun süreli aşırı sıcak ve kurak dönemlerin ardından gelir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mega-yanginlar-uzun-sureli-asiri-sicak-ve-kurak-donemlerin-ardindan-gelir-390955</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 09:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ardından]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[dönemlerin]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[kurak]]></category>
		<category><![CDATA[mega]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[süreli]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, iklim krizinin orman yangınlarındaki rolünün en dramatik örneğinin mega yangınlar olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mega-yanginlar-uzun-sureli-asiri-sicak-ve-kurak-donemlerin-ardindan-gelir-390955">&#8220;Mega yangınlar, uzun süreli aşırı sıcak ve kurak dönemlerin ardından gelir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, iklim krizinin orman yangınlarındaki rolünün en dramatik örneğinin mega yangınlar olduğunu vurguladı. “Dr. Ümit Şahin, “Mega yangınların ortak özelliği uzun süren bir aşırı sıcak ve kurak dönemin ardından gelmeleridir. Bu da iklim krizinin orman yangınlarına doğrudan etkisini gösterir” değerlendirmesini yaptı.</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em>Dünyada ve Türkiye’de artan orman yangınlarını değerlendiren <strong>Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, “</strong>Orman yangınları küresel ısınma nedeniyle artan aşırı sıcaklara ve kuraklığa bağlı olarak artış gösteriyor. Bu tür yangınların ortak özelliği uzun süren bir aşırı sıcak ve kurak dönemin ardından gelmeleridir. Bu da iklim krizinin orman yangınlarına doğrudan etkisini gösterir” dedi. </p>
<p>Uzun süren aşırı sıcaklar ve yağış azlığı bitki örtüsünün ve toprağın kurumasına neden olduğuna dikkat çeken <strong>Dr. Ümit Şahin,</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Böylece ormanlık alanlardaki yanıcı madde miktarı artıyor. Bu nedenle yangının çıkış anında kasıt veya ihmal olsa da olmasa da normalde sınırlı kalacak yangınlar hızla yayılıyor. Ayrıca, pek çok yangının kasıt olmadan, normalde büyük yangınlara neden olmayacak basit bir kıvılcımla çıktığı biliniyor. Orman yangınlarının daha fazla görülmesinin nedenleri arasında ormanlık alanlarda madencilik, altyapı, turizm gibi ekonomik faaliyetlerin artmasının da büyük rolü var. Böylece elektrik hatları ve yollar başta olmak üzere ormanlık alanlarda insan müdahalesi artıyor ve zaten aşırı sıcak ve kurak durum nedeniyle yangına uygun bir ortam geliştiği için büyük yangınlarla karşılaşabiliyoruz.”</p>
<p>Orman yangınlarına müdahale kapasitesinin sınırlı olması durumunda ise yangınların iklim şartlarının etkisiyle daha da büyüyerek yangın fırtınalarına dönüştüğünü belirten <strong>Dr. Ümit Şahin,</strong> sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“İklim krizinin orman yangınlarındaki rolünün en dramatik örneği mega yangınlar. Dünyada daha çok California, Sibirya, Avustralya, Kanada gibi yerlerde görülen mega orman yangınları, aynı anda yüzlerce hatta binlerce ormanın yanmaya başladığı, haftalarca veya aylarca süren, yüz binlerce hektarın yandığı olaylar. Bu yıl da özellikle Kanada’daki boreal ormanlarında mega yangınlar çıktı. </p>
<p>Türkiye’de de 2021 yaz aylarında 16 gün boyunca yüzlerce ayrı noktada yangın çıkmış ve 150 bin hektar orman alanı yanmıştı. 2020 yılı boyunca 20 bin hektar alanın yandığı göz önüne alındığında iki hafta süren bu yangınların bir mega yangın niteliği gösterdiği görülmektedir. Bu tür yangınların ortak özelliği uzun süren bir aşırı sıcak ve kurak dönemin ardından gelmeleridir. Bu da iklim krizinin orman yangınlarına doğrudan etkisini gösterir.</p>
<p>2023 yılı temmuz ayında 17,2 dereceyle insanlık tarihin en sıcak günleri yaşandı. Türkiye’de olduğu gibi dünyanın pek çok yerinde sağlığı tehdit eden büyük sıcak dalgaları yaşanıyor. Bu yıl muhtemelen tüm zamanların en sıcak yılı olacak.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ATLANTİK OKYANUSUNDA DENİZ SUYU SICAKLIĞI AŞIRI YÜKSELDİ</strong></p>
<p>Antarktika’da sürmekte olan kış mevsiminde kıta çevresindeki deniz buzu oluşumunun kaydedilen zamanların en düşük seviyesinde seyrettiğine dikkat çeken <strong>Dr. Ümit Şahin</strong>, “Atlantik okyanusunun kuzeyinde deniz suyu sıcaklıklarının aşırı yükseldiği ve Pasifik Okyanusu’nda başlayan El Nino sıcak su akıntısının şiddetlendiği biliniyor. Bütün bu bulgular ve sıcak dalgası, orman yangını, sel, fırtına, kasırga ve kuraklık gibi aşırı hava ve iklim olaylarının artması iklim krizinin giderek hızlandığını gösteriyor. Dünya Meteoroloji Örgütü, 4-5 yıl içinde Paris Anlaşması’ndaki aşılmaması gereken sınır olan 1,5 derecenin geçileceğini bildiriyor. Halen küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi döneme göre 1,2 derece civarında. 1,5 derecenin aşılmasıyla başta sıcak dalgaları ve orman yangınları olmak üzere iklim afetlerinin daha da artacağı kesin olarak görülüyor” değerlendirmesini yaptı. </p>
<p> </p>
<p><strong>İKLİM KRİZİNİN TEK NEDENİ İNSAN ETKİSİ</strong></p>
<p>“İklim krizinin tek nedeni insan etkisi” diyen <strong>Dr. Ümit Şahin</strong>, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“En önemli nedeni de kömür, petrol ve doğal gazın, yani fosil yakıtların yakıldığı enerji, ulaşım, sanayi ve benzeri ekonomik faaliyetler. Bu faaliyetler nedeniyle her yıl atmosfere yüzde 77’si karbondioksit olmak üzere, yaklaşık 55 milyar ton sera gazı salınıyor. Dolayısıyla krizin çözümü için sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması gerekiyor. Paris Anlaşması’nda dünyanın bütün ülkelerinin altına imza attığı ortak hedef küresel sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlamak. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) bunun için yapılması gerekenin küresel karbondioksit emisyonlarını 2030’a kadar yarıya indirmek ve 2050’de sıfırlamak olarak ortaya koymuş durumda. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre bu hedefe ulaşmak için yeni kömürlü santral yapılmaması, var olan kömürlü santrallerin gelişmiş ülkelerde 2030’a, gelişmekte olan ülkelerde ise 2040’a kadar kapatılması; ulaşımda petrol, elektrik üretimi ve ısınmada doğal gaz, sanayide kömür ve doğal gaz tüketimi gibi diğer fosil yakıt kullanımlarına da 2050’lere kadar tamamen son verilmesi gerekiyor. Çözüm ulaşım, sanayi ve ısınmanın hızla elektrifikasyonu, elektrik üretiminin de yüzde yüz yenilenebilir enerjiyle (özellikle rüzgar ve güneş) elde edilmesi için yeni yenilenebilir enerji santralı kurulumlarının hızla artırılması. Bunun için kamu politikalarının geliştirilmesi, teşvikler verilmesi gerekiyor. Ayrıca ulaşım ve sanayide elektrik kullanımının zor olduğu alanlar için yenilenebilir kaynaklardan elde edilen yeşil hidrojene geçilmeli.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dr. Ümit Şahin</strong>, Türkiye’nin de Paris Anlaşması altındaki yükümlülüklerini yerine getirerek 2053’e kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşması gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti: </p>
<p>“İstanbul Politikalar Merkezi’nde yaptığımız çalışmalara göre, bunun için enerji arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaratmadan elektrik üretiminde kömür kullanımını 2035’e kadar terk etmesi, toplam karbondioksit emisyonlarını 2030’a kadar 2018 seviyesinin %32 altına düşürmesi, gerekli şebeke esnekliği önlemlerini alarak 2050’ye kadar elektrikte yüzde yüze yakın yenilenebilir enerjiye dönmesi mümkün.  Bu dönüşümün 2030’a kadar yılda 10 milyar dolarlık bir maliyeti var ama bu aynı zamanda enerji ve sanayide yenilikçi yatırımlar yapılması, teknolojik atılım, yeni yeşil işlerin oluşması yoluyla istihdamın artırılması, fosil yakıt ithalatının azalması ve elektriğin ucuzlaması demek. Ulaşım, binalar ve sanayi gibi diğer alanlarda da gelişen ve ucuzlayan teknoloji sayesinde azaltım imkânları zaman içinde artacak ve Türkiye 2053’te net sıfır hedefini tutturabilecektir. Ancak bunun için önce Paris Anlaşması altında belirlenen Ulusal Katkı Beyanını geliştirerek artıştan azaltım hedefi vermekten yerine 2030’a ve 2035’e kadar mutlak emisyon azaltım hedefi belirlemesi, böylece gerçekçi bir karbon fiyatına ulaşılarak ekonomik aktörlerin ve piyasanın dönüşümünün sağlanması gerekir”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mega-yanginlar-uzun-sureli-asiri-sicak-ve-kurak-donemlerin-ardindan-gelir-390955">&#8220;Mega yangınlar, uzun süreli aşırı sıcak ve kurak dönemlerin ardından gelir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 12:18:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[çekilen]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[grefti]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanır]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar birincil nedenin diş taşı birikimi olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088">Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar birincil nedenin diş taşı birikimi olduğunu söylüyor. Diş taşı temizliğinden sonra çekilen diş etinin eski haline gelmeyeceğini kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler önemli olanın sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşması olduğunu vurguluyor. Güler, bu durumda da ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapma yöntemiyle tedavi edildiğini açıklıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler diş eti çekilmesinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Diş taşı, diş eti çekilmesinin en temel nedeni </strong></p>
<p>Diş eti çekilmelerinin çeşitli nedenlerle karşımıza çıktığına söylerek sözlerine başlayan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Farklı nedenleri olsa da en temel sebebi diş taşı birikimidir. Diş taşlarının birikmesiyle diş eti yavaş yavaş aşağı doğru çekilir. Diş taşı temizliğinden sonra ise çekilen diş eti eski haline gelmez.” dedi.</p>
<p><strong>Diş taşı temizliği yapıldıktan sonra tedavi planlanır</strong></p>
<p>Diş taşı temizliği yapıldıktan ve diş etleri sağlığına kavuştuktan sonra tedavi planlamasının yapılabileceğini kaydeden Güler, “En temel tedavi ağzın başka bir bölgesinden bir miktar diş eti alarak o diş eti çekilmesi olan yere yama yapmaktır. Bunun için genellikle damak bölgesinden bir parça kullanılır. Diş eti çekilmesinin boyutuna göre, yani ne kadar parça gerekli ise damak bölgesinden o kadar parça kesilir ve hazırlanan bölgeye çeşitli dikişlerle tutturulur.” şeklinde tedavi yöntemini açıkladı.</p>
<p><strong>Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı </strong></p>
<p>Müdahalenin ardından hastanın, tedavinin uygulandığı bölgeye mümkün olduğunca iyi bakması gerektiğinin altını çizen Güler, “Bölge temiz tutulmalı ve çok kullanmaktan kaçınılmalı. 1 hafta ile 10 gün arasında yama yapılan doku alttaki dokulardan da beslenerek yerine yapışır ve iş eti çekilmesi tedavi edilmiş olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Aşırı vakalarda ‘serbest diş eti grefti’ tedavisi uygulanır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda diş eti çekilmesinin olduğu durumlarda ise her zaman çekilmenin tamamının kapatılamayabileceğini kaydeden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ancak önemli olan sıkı, yapışık ve dişin hareket etmesini önleyecek güzel bir dokunun oluşmasıdır. Bu da yapılan ‘serbest diş eti grefti’ denilen damaktan diş eti alınarak yama yapılan tedavilerle mümkün olur. İşlem sonrasında ise ağrı ve enfeksiyon oluşmaması için hastaya antibiyotik ve ağrı kesici reçete edilir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Damaktaki yara bölgesi için hastanın kanından biyomateryal oluşturulur</strong></p>
<p>Damaktan alınan parçanın yerinde oluşan yara bölgesine de çeşitli uygulamalar yapıldığını belirten Güler sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Damakta oluşan yara bölgesi için hastanın kanından elde edilen ve prf denilen yara bandı benzeri bir biyomateryal oluşturulur ve parçanın alındığı yaralı bölgeye tutturulur. Yeme içme sırasında bu bölgedeki biyomateryal etkilenmez. Bu tedavi süresinde hastalardan beklenen yaklaşık 10 gün kadar yama yapılan bölgeyi kullanmamalarıdır. Bu sürenin sonunda dikişler alınır ve hasta normal yeme içme düzenine dönebilir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cekilen-dis-eti-eski-haline-gelmez-asiri-vakalarda-serbest-dis-eti-grefti-tedavisi-uygulanir-374088">Çekilen diş eti eski haline gelmez Aşırı vakalarda &#8216;serbest diş eti grefti&#8217; tedavisi uygulanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kız çocuklarında babaya aşırı düşkünlük 3-6 yaş arasında görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kiz-cocuklarinda-babaya-asiri-duskunluk-3-6-yas-arasinda-goruluyor-365249</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 14:00:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[babaya]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarında]]></category>
		<category><![CDATA[düşkünlük]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kız çocuğunun annesinden babasını kıskanmasını, annenin yerini geçme isteğini, baba evden gittiğinde sürekli ağlamasını ve babaya aşırı düşkün olmayı ifade etmek için kullanılan Elektra kompleksinde kız çocuğu anneden uzaklaşırken babaya yakınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kiz-cocuklarinda-babaya-asiri-duskunluk-3-6-yas-arasinda-goruluyor-365249">Kız çocuklarında babaya aşırı düşkünlük 3-6 yaş arasında görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kız çocuğunun annesinden babasını kıskanmasını, annenin yerini geçme isteğini, baba evden gittiğinde sürekli ağlamasını ve babaya aşırı düşkün olmayı ifade etmek için kullanılan Elektra kompleksinde kız çocuğu anneden uzaklaşırken babaya yakınlaşıyor.  Bu davranışların yaklaşık 3-6 yaş arasında görüldüğünü belirten Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, bu davranışın zamanla normale döndüğünü söyledi. </strong></p>
<p><strong>Bazı ebeveynlerin çocukları kıskanmasın diye birbirlerine karşı mesafeli yaklaşabildiklerini belirten Ülkü, “Çiftlerin çocuklarının yanında birbirlerine sevgi göstermekten kaçınmamaları gerekiyor. Eşler birbirlerine olan tavırlarını değiştirmemeli” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, Elektra kompleksine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Kız çocuğu anneden uzaklaşıp babaya yakınlaşıyor</strong></p>
<p>Elektra kompleksinin sıklıkla Sigmund Freud ile beraber anıldığını ancak bu terimin ilk kez 1913 yılında Carl Jung tarafından kullanıldığını belirten Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Elektra kompleksi; kız çocuğunun annesinden babasını kıskanmasını, annenin yerini geçme isteğini, baba evden gittiğinde sürekli ağlamasını ve babaya aşırı düşkün olmayı ifade etmek için kullanılıyor. Kız çocuğu anneden uzaklaşırken babaya yakınlaşıyor. Bu davranışlar yaklaşık 3-6 yaş arasında görülüyor ve zamanla normale dönüyor. Yaşın ilerlemesiyle anneyle özleşme yoluyla da çözümleniyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ebeveynler birbirlerine sevgi göstermekten kaçınmamalı</strong></p>
<p>Bu dönemde ebeveynlerin çocuklarına nasıl yaklaşacaklarını bilemediklerini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bazı ebeveynler, çocukları kıskanmasın diye birbirlerine karşı mesafeli yaklaşabilirler ancak birbirlerine karşı mesafeli yaklaşımlarının uygun bir tutum olmadığını söylemekte fayda var. Çocuklarının yanında sevgi göstermekten kaçınmamaları gerekiyor. Eşler birbirlerine olan tavırlarını değiştirmemeli. Çocuklar anne ve babalarını model alıyorlar. Aynı zamanda çocuklar, ailede herkesin farklı bir birey olduğunu, herkesin sevgi ve ilgisinin farklı olacağını öğrenmeli ve kabul etmeliler” dedi.</p>
<p><strong>İşte Elektra kompleksinin belirtileri…</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, genel olarak<strong> </strong>3-6 yaşlar arası başlayan Elektra kompleksinde gözlemlenebilen belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Anneye karşı açıklanamayan düşmanlık duyguları besliyorlar, </p>
<p>&#8211; ‘Büyüyünce babamla evleneceğim’ gibi cümleler kuruyorlar,</p>
<p>&#8211; Annesinin babasına gösterdiği sevgiyi kıskanıyorlar,</p>
<p>&#8211; Anne ve baba kavga ettiğinde koşulsuz babanın tarafında yer alıyorlar ve</p>
<p>&#8211; Karar verirken önce babanın fikrini alıyorlar.</p>
<p><strong>Yetişkinlik evresinde de devam edebilir</strong></p>
<p>Ebeveynlerin bu dönemin normal bir durum olduğunu ve çocukları suçlamak, eleştirmek yerine koşulsuz sevgi ve ilgi göstermeyi unutmaması gerektiğini de vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu süreci geçici ve normal bir durum olarak değerlendiriyoruz. Çocuğun yaşı ilerledikçe kıskanma durumu yavaş yavaş örnek almaya dönecektir. Ancak Elektra kompleksinin<strong> </strong>yetişkinlik evresinde de devam etme ihtimali olabilir. Bu yüzden eğer ergenlik döneminde de devam ederse özellikle psikolojik destek almak önem kazanacaktır. Yetişkinlik evresinde de Elektra kompleksinin devam etme ihtimali olabilir. Yetişkinlik evresinde bu kompleksin en önemli belirtileri, kadınların kendilerinden yaşça olgun erkeklere ilgi duyma ve babalarına benzer özellikler aramaya başlamaları şeklinde görülebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Baba figürü çocuğa açıkça anlatılmalı</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, kompleksin çözümü için dikkat edilmesi gerekilen bazı durumları ise şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Babanın da sıradan bir insan olduğunun çocuğa öğretilmesi,</p>
<p>&#8211; Baba figürünün tam olarak çocuğa açıklanması,</p>
<p>&#8211; Anne ve babanın arasında bir bağ olduğunun belirtilmesi,</p>
<p>&#8211; Anne-babaların 3 yaşından sonra çocukları ile ayrı odada kalması,</p>
<p>&#8211; Anne &#8211; babaların çocuklarına karşı aşkım, sevgilim gibi kelimelerle hitap etmemesi,</p>
<p>&#8211; Anne-babaların çocukları ile dudaktan öpüşmemesi,</p>
<p>&#8211; Anne-babanın çocukları ile gereksiz güç mücadelesine girmemesine dikkat edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Çocukların ruhsal yapısını ve kişilik gelişimini etkilediği için anne ve babaların bu tutumlara dikkat etmesini öneriyoruz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kiz-cocuklarinda-babaya-asiri-duskunluk-3-6-yas-arasinda-goruluyor-365249">Kız çocuklarında babaya aşırı düşkünlük 3-6 yaş arasında görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanserinin erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “Kolon kanseri görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477">Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kolon kanserinin erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “Kolon kanseri görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir.</strong> <strong>Obezite, fiziksel aktivite azlığı, kırmızı ve işlenmiş etlerden, karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, alkol kullanımı kolon kanseri riskini artırır. Lifli gıdalarla beslenmek, A,C, E vitaminleri ise koruyucu etki yapar” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kolorektal kanser (kolon kanseri) hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>ERKEKLERDE DAHA FAZLA GÖRÜLÜR</strong></p>
<p>Her kanserde olduğu gibi kolon kanserinde de erken teşhisin önemine dikkat çeken Op. Dr. Dursun, Kolon kanseri erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>LİFLİ GIDALAR TÜKETEREK KORUNMAK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Beslenme tarzının kolon kanseri ile ilişkisine değinen Op. Dr. Dursun, “Obezite, fiziksel aktivite azlığı, kırmızı et ve işlenmiş etlerden ve karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, alkol kullanımı kolon kanseri riskini artırır. Lifli gıdalarla beslenmek, A, C, E vitaminleri ise koruyucu etki yapar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TARAMA İÇİN ENDOSKOPİK YÖNTEMLER TERCİH EDİLİR</strong></p>
<p>Kolon kanserinin neden olduğunu anlatan Op. Dr. Dursun, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Kolon kanserinin çok büyük bir bölümü poliplerden kaynaklanır. Poliplerden kanser gelişmesi, yaklaşık 10-15 sene sürer. Bu polipler erken tespit edilirse ve çıkarılırsa kolon kanserine yakalanma riskini düşürür. Taramaya riskli kişilerde 40’lı yaşlarda başlanmalıdır. Tarama için endoskopik yöntemler altın standarttır.”</p>
<p><strong>İSHAL VEYA KABIZLIK BELİRTİLER ARASINDA</strong></p>
<p>Kolon kanserinde görülen belirtilerden bahseden Op. Dr. Dursun, “Kolon kanserinin en sık belirtileri bağırsak alışkanlığında ishal veya kabızlık gibi değişiklikler ve dışkıda kan görülmesidir. Karın ağrısı, sebepsiz kilo kaybı olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Kolon kanserinin tedavisinin genellikle cerrahi olarak yapıldığını söyleyen Op. Dr. Dursun, “Ameliyat öncesi veya sonrası kemoterapi gerekebilir. Bazı hastalarda kolostomi (bağırsağın cilde ağızlaştırılması) işlemi gerekebilir. Kanser özelliklerine göre açık cerrahi, laporoskopi veya robotik cerrahi yapılabilir. Gerekli vakalarda ameliyat sırasında karın içerisine kemoterapi uygulanabilir. Kolon kanserinin seyri tanı sırasındaki evreye bağlıdır. Bu nedenle erken teşhisin hayati önemi vardır” diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477">Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de aşırı tüketime karşı onarım atağı: Tamirhane</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-asiri-tuketime-karsi-onarim-atagi-tamirhane-348954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2023 09:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[atağı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[nilüferde]]></category>
		<category><![CDATA[onarım]]></category>
		<category><![CDATA[tamirhane]]></category>
		<category><![CDATA[tüketime]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüketim kültürüne karşı onarım kültürünü desteklemek amacıyla geliştirilen Nilüfer Kent Konseyi’nin projesi “Tamirhane”nin detayları, kamuoyu ile paylaşıldı. Nilüferliler’in katılımıyla, sosyal fayda yaratacak çalışmaların yapılacağı Tamirhane’de, ahşaptan tekstile ve kent mobilyalarına kadar birçok nesne yeniden hayat bulacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-asiri-tuketime-karsi-onarim-atagi-tamirhane-348954">Nilüfer&#8217;de aşırı tüketime karşı onarım atağı: Tamirhane</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Tüketim kültürüne karşı onarım kültürünü desteklemek amacıyla geliştirilen Nilüfer Kent Konseyi’nin projesi “Tamirhane”nin detayları, kamuoyu ile paylaşıldı. Nilüferliler’in katılımıyla, sosyal fayda yaratacak çalışmaların yapılacağı Tamirhane’de, ahşaptan tekstile ve kent mobilyalarına kadar birçok nesne yeniden hayat bulacak.</span></span></p>
<p><span><span>Nilüfer Kent Konseyi’nin, doğayla uyumlu döngü oluşturarak iklim kriziyle mücadeleyi hedefleyen bir fikir olarak geliştirdiği ve Nilüfer Belediyesi’nin desteklediği Tamirhane projesinin lansmanı, Nâzım Hikmet Kültürevi’nde yapıldı. Nilüfer Belediyesi’nin 2022 İklim Yılı ve 2023 İkinci Yüzyıl İçin Tasarım Yılı hedefleriyle de bağdaşan, tüketim kültürüne karşı onarım kültürünü benimseyen Tamirhane projesinin tanıtımına Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Emre Karagöz ile Nilüferliler katıldı. </span></span></p>
<p><span><span>Buluşmada, Tamirhane projesinin, Nilüferliler’in de katılımıyla olgunlaşma sürecinde yapılan çalışmalar, bundan sonraki yol haritası ve hedefleri paylaşıldı. Toplantıya katılanlar tarafından atık malzemeler ve çeşitli materyaller kullanarak Tamirhane tabelasının yapıldığı buluşmada, Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi İleri Dönüş Çalışma Grubu gönüllülerinin, parça kumaşlar kullanarak yaptığı Nilüfer kent haritası da ilgi çekti. İstasyonlar halinde çeşitli çalışmaların da yapıldığı buluşmada ayrıca, yine atık malzemelerden yapılmış çantalar da, katılımcılara dağıtıldı. </span></span></p>
<p><span><span>Tamirhane’nin tanıtım toplantısında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, geri dönüşüm ve yeniden değerlendirme kültürünün yaygınlaştırılmasının önemine vurgu yaptı. 2023 İkinci Yüzyıl İçin Tasarım Yılı’nda Nilüfer’i, sosyal, ekonomik ve mekânsal olarak dayanıklı hale getirmek için ‘tasarım’ konusunu farklı boyutlarıyla ele alacaklarını belirten Başkan Erdem, “Doğa ile kentsel sistemleri bütünleştiren, süreci tasarlarken yeni nesil beklentileri dikkate alan stratejiler geliştirip, çözümler tasarlamak için çalışacağız. Bütün bunları da yaratıcı bakış açılarıyla ve toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla yapacağız. Bunun için Nilüfer Tasarım Atölyesi’ni hayata geçirdik. İklim krizine karşı hayatın her alanında kaynak tasarrufuna gitmek, karbon ayak izimizin artışını engelleyecektir” dedi. </span></span></p>
<p><span><span>İklim kriziyle mücadele alanında yaptıkları çalışmalara, Nilüfer Kent Konseyi’nin Tamirhane projesinin de güç katacağını belirten Başkan Erdem, projenin içerik oluşturma sürecinin katılımcı bir yöntemle gerçekleştirildiğini söyledi. </span></span></p>
<p><span><span>Tamirhane olarak kullanılacak mekânın da katılımcı bir anlayışla tasarlanacağını belirten Başkan Erdem, İhsaniye Mahallesi’nde yer alacak bu mekânı yakın zamanda faaliyete geçireceklerini ifade etti.</span></span></p>
<p><span><span>Tamirhane’nin tasarla, onar, dönüştür söylemleri ile ahşaptan, tekstile yeniden işlev kazandırılarak sosyal fayda yaratacak çalışmalar yapacağının altını çizen Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, projeye katkı sunan herkese teşekkür etti. </span></span></p>
<p><span><span>Dünyayı daha güzel bir hale getirme hedefiyle yola çıktıklarını belirten Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş da, Tamirhane fikrini yaklaşık iki yıl önce gündemlerine aldıklarını, uzun bir araştırma sonucu bugünlere geldiklerini belirtti. Geniş katılımlarla, ortak akılla, dayanışarak ve geleceğe dair umutlarla Tamirhane’nin olgunlaştığını söyleyen Binbaş, bu süreçte emeği geçen, katkı koyan herkese teşekkür etti. </span></span></p>
<p><span><span>Kenti birlikte yönetmenin mümkün olduğunu gösteren bir aile olduklarını vurgulayan Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Emre Karagöz de, “İklim krizi ile mücadele için, dünyanızın kaynaklarını bu hoyratlıkta ve barbarlıkta tükenmemsi gerektiği için bir fikir atıyoruz. Bu fikir, hem tüketim çılgınlığına dur demeyi hem de toplumsal sorunlar karşısında sürdürülebilir bir döngüselliği hedefliyor. Mahallemizde kurulan bir pazar, küçük esnafların çarşısı ve mahallenin haylaz delikanlılarının lisesi arasında kurulacak bir bağın; gıda sisteminden, ekonomik hareketliliğe kadar birçok alana dönüştürücü ve onarıcı müdahaleler geliştirebileceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.</span></span></p>
<p><span><span>Tamirhane’nin olgunlaşma sürecinde gerçekleştirilen çalıştayların yürütücülüğünü yapan bir sosyal girişim olan Roof Coliving adına konuşan Emre Güzel de, bu süreçte yapılan çalışmalara değindi. Güzel, “Mahalle buluşması, gönüllü buluşması, paydaş çalıştayı, meslek lisesi buluşması ve esnaf buluşmaları yaparak, Tamirhane fikrinin nasıl gelişmesi gerektiğini, mekânının ne gibi ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğini tartıştık. Bu buluşmalarda elde edinilen bilgiler ışığında 6-7-8 Şubat tarihlerinde Nilüfer Gençlik Evi’nde gençlerle birlikte 3 gün sürecek Tamirathon adını verdiğimiz bir tasarım çalıştayı yapacağız. Böylelikle Tamirhane’nin içeriğini ve kullanacağı mekânı birlikte tasarlayacağız” diye konuştu. </span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-asiri-tuketime-karsi-onarim-atagi-tamirhane-348954">Nilüfer&#8217;de aşırı tüketime karşı onarım atağı: Tamirhane</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[hareketli]]></category>
		<category><![CDATA[kiloyla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[teşvik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi sonrası hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte değişen alışkanlıklara bağlı olarak yetişkin ve ergenlerde aşırı kilo problemlerinde artış görülürken; Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında bu sorununun en çok yaşandığı ülke olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595">Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pandemi sonrası hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte değişen alışkanlıklara bağlı olarak yetişkin ve ergenlerde aşırı kilo problemlerinde artış görülürken; Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında bu sorununun en çok yaşandığı ülke olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre pek çok hastalığa sebep olan aşırı kilo ile mücadelede hareketli yaşam tarzının teşvik edilmesi ve nitelikli besine erişim şart.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2022 Mayıs ayında yayınladığı rapora göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Bölgesi&#8217;nde aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor. Ayrıca her üç çocuktan biri bu sorunun etkilerini yaşıyor. </p>
<p><strong>2025’te 167 milyon insan aşırı kiloya bağlı sağlık sorunları yaşayacak</strong></p>
<p>DSÖ’ye göre dünyada 650 milyon yetişkin, 340 milyon ergen ve 39 milyon çocuk olmak üzere 1 milyardan fazla insan aşırı kilo sorunuyla yaşıyor. Son tahminler, Avrupa’da aşırı kilonun, yüksek tansiyon, diyet riskleri ve tütünden sonra bulaşıcı olmayan hastalıklarda en yaygın dördüncü risk faktörü olduğunu gösteriyor. DSÖ, 2025 yılına kadar yetişkin ve çocuklar olmak üzere yaklaşık 167 milyon insanın fazla kilolu oldukları için sağlık sorunları yaşamalarının beklendiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Kilo sorunu COVID-19 nedeniyle hastaneye yatışı 3 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kilo kontrolünün yapılamaması durumunda kalp, karaciğer, böbrekler, eklemler ve üreme sistemini gibi pek çok vücut sistemlerini doğrudan etkilendiğini belirten <strong>Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, şöyle konuştu: “Kilo kontrolünü yapamayan bireylerde aşırı kilonun getirdiği hareketsiz veya kısıtlı yaşam sorunlarının yanı sıra tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon ve inme, çeşitli kanser türleri ve ayrıca ruh sağlığı sorunları gibi bir dizi bulaşıcı olmayan hastalığı da beraberinde getirebildiği biliniyor. Tüm dünyayı etkileyen pandemi sürecinde aşırı kilolu kişilerin COVID-19 nedeniyle hastaneye yatma olasılığı üç kat daha fazla olduğu görüldü. Tüm bu nedenlerle hareketsiz yaşamdan uzak durmak ve kilo kontrolü yapmak her yaş grubundan bireyler için oldukça önemli.”</p>
<p>Pandemi sonrasında hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarında yaşanan sorunların arttığını kaydeden<strong> Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Avrupa’daki bazı ülkelerde yapılan erken araştırmaların, COVID-19 salgını sırasında aşırı kilo prevalansının ve ortalama vücut kitle indeksinin çocuklarda ve ergenlerde arttığını gösteriyor” dedi. </p>
<p><strong>Avrupa’da aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor</strong></p>
<p>Aşırı kilo ile mücadelede herkesin sağlıklı bir diyete erişebilmesi ve karşılayabilmesi için daha iyi bir gıda ortamı yaratılması büyük önem taşıdığının altını çizen <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer, </strong>“Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 Mayıs ayında yayınladığı ‘DSÖ Avrupa Bölgesel Obezite Raporu 2022’ye göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Bölgesi&#8217;nde aşırı kilo yetişkinlerin yaklaşık yüzde 60&#8217;ını etkiliyor. Ayrıca her üç çocuktan biri bu sorunun etkilerini yaşıyor. Son tahminler, Avrupa’da aşırı kilonun, yüksek tansiyon, diyet riskleri ve tütünden sonra bulaşıcı olmayan hastalıklarda en yaygın dördüncü risk faktörü olduğunu gösteriyor” diye konuştu.</p>
<p>2019 yılında kıtalararası açlığa kaynak yaratabilmek, sağlıklı besine erişim sağlayabilmek ve artan aşırı kilo sorununa çözüm bulabilmek amacıyla “Nutrition for Zero Hunger” programını hayata geçirdi. Herbalife Nutrition’ın sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa gerçekleştirdiği ve 2 milyon dolarlık ödenek ayırdığı programın odağında; sağlıklı besinlere erişimi kolaylaştırma, beslenme hakkında daha iyi eğitim verme, sürdürülebilir gıda kaynaklarını tespit etme ve dünya çapındaki krize dikkat çekme başlıklı konular yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kiloyla-mucadelede-hareketli-yasam-tarzi-tesvik-edilmeli-347595">Aşırı kiloyla mücadelede hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
