<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>artması | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/artmasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/artmasi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 13:48:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>artması | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/artmasi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye ile Çin arasında dış ticaretin artması için büyük bir hamle</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-ile-cin-arasinda-dis-ticaretin-artmasi-icin-buyuk-bir-hamle-627824</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:48:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[Nanjing]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[ticaretin]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin'in doğusunda yer alan 36 milyonluk nüfusa sahip olan Jiangsu eyaletinin başkenti olan ve 2025 yılında Türkiye’yle 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan Nanjing ile İzmir karşılıklı ticareti geliştirmek için üçüncü kez bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-ile-cin-arasinda-dis-ticaretin-artmasi-icin-buyuk-bir-hamle-627824">Türkiye ile Çin arasında dış ticaretin artması için büyük bir hamle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çin&#8217;in doğusunda yer alan 36 milyonluk nüfusa sahip olan Jiangsu eyaletinin başkenti olan ve 2025 yılında Türkiye’yle 830 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşan Nanjing ile İzmir karşılıklı ticareti geliştirmek için üçüncü kez bir araya geldi.</strong></p>
<p><strong> </strong>54 üniversite ve 62 araştırma merkezine sahip olan Nanjing, İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle Kardeş Şehir Protokolünü imzalamadan önce Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret etti.</p>
<p>Ziyaretten konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Nanjing’in, bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında hızlı gelişim gösteren, Çin’in en prestijli üniversitelerine ev sahipliği yapan ve tarihi boyunca önemli bir merkez olmuş çok kıymetli bir şehir olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Nanjing heyetine İzmir ve Ege İhracatçı Birlikleri hakkında bilgi veren Eskinazi, “İzmir, Batı Anadolu ve Ege Bölgesi’nin merkezi ve Türkiye’nin üçüncü büyük şehridir. Yaklaşık 4,5 milyonluk nüfusu ile ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Tarih boyunca üretim ve ticaretin merkezlerinden biri olmuş olan İzmir, bir liman kenti olmanın avantajıyla çok yönlü bir ekonomik yapıya sahiptir. Nitelikli iş gücü, güçlü tarımsal altyapısı, gelişmiş ulaşım ağları, kültürel zenginliği ve yaşam kalitesi ile yatırım açısından son derece cazip bir şehirdir” diyerek Çinlileri İzmir’de yatırıma davet etti.</p>
<p>İzmir’in sürdürülebilirlik alanında Avrupa Birliği’nin İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu’nda yer alan kentlerden biri olduğu bilgisini veren Eskinazi, İzmir’i bu özelliğiyle vizyonunu ortaya koyan bir kent olarak tanımladı.</p>
<p>“10 üniversitesi ve artan eğitimli nüfusu ile İzmir, Türkiye’nin modern ve yenilikçi yüzlerinden biridir” diyen Eskinazi şöyle devam etti; “Coğrafi konumu ve gelişmiş lojistik altyapısı sayesinde İzmir, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biridir. Bu yönüyle Türkiye, Çin açısından yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya erişim sağlayan stratejik bir bölgesel ticaret ve lojistik merkezi (hub) niteliğindedir. Adnan Menderes Havalimanı’ndan 36 ülkeye doğrudan bağlantımız var. 16 limanına sahibiz. Türkiye’deki toplam yükün yüzde 17’si ve konteyner yüklerinin yüzde 15’i İzmir limanlarında elleçleniyor. 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyet gösteren yüzlerce firma ve binlerce Ar-Ge personelimiz bulunuyor. Çok sayıda Ar-Ge ve tasarım merkezi ile inovasyon kapasitesi giderek artıyor. Yenilenebilir enerji alanında ise rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal olmak üzere dört ana kaynağı bir arada barındıran nadir şehirlerden biriyiz. Türkiye’nin rüzgâr enerjisi kurulu gücünün önemli bir kısmı İzmir’de bulunuyor. Ege İhracatçı Birlikleri&#8217;nde 12 sektörde 8 bin aktif ihracatçısı bulunuyor. Sektörel zenginliğimiz üst seviyede. 2025 yılı itibariyle Ege Bölgesi’nden 43,6 Milyar dolar ihracat yaparak, Türkiye ihracatından yüzde 16’lık bir pay aldık. 2019 yılından itibaren ülkemizin Çin ile ticaretini geliştirmek için pek çok ticaret heyeti, fuar, eğitim organize ettik. Çin ile geliştirilecek çeşitli fırsatlara kapımızı açık tutuyoruz. WeChat platformunu da aktif kullanarak Çin’i yakın markaja almış durumdayız. Bu kapsamda, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin mevcut potansiyelinin çok daha üzerinde olduğuna inanıyoruz. Karşılıklı yatırımların ve ticaret hacminin artırılması, her iki ülke için de önemli fırsatlar sunacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Çin’in önemli ticaret merkezlerinden Nanjing ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin her yıl arttığını 2025 yılında yüzde 2,3’lük artışla itibarıyla 830 milyon dolara ulaştığını dile getiren Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, Nanjing yönetimi olarak, Türk firmalarını Çin pazarına davet ettiklerini özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini açıkladı. Huiping, “Türk markalarını Nanjing’de mağaza, fuar ve organizasyonlara katılımını teşvik ediyoruz” dedi.</p>
<p>Nanjing’in 36 milyonluk nüfusuyla, 272 milyar doları aşan ekonomik büyüklüğü ve 280 milyar dolara yaklaşan perakende hacmi ve kişi başı 12 bin dolara ulaşan kişibaşı milli gelirle önemli bir tüketim merkezi olduğunu vurgulayan Huiping, Nanjing’in hızla büyüyen tüketim pazarıyla Türk ihracatçılar için önemli fırsatlar sunduğunu, özellikle tarım ve gıda ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Huiping şöyle devam etti; “Türk menşeli kaliteli un, makarna, zeytinyağı, kuru meyve ve kuruyemiş gibi ürünlerin Nanjing pazarında daha fazla yer almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Nanjing yönetimi olarak, Türk markalarını doğrudan Çin pazarına davet ediyor ve somut iş birliklerinin artırılmasını hedefliyoruz. İki taraf arasında sadece ticaret değil, üretim ve sanayi alanında da iş birliği olsun istiyoruz. Özellikle maden, tekstil, hazır giyim ve yeni malzemeler gibi alanlarda tedarik zinciri entegrasyonunun güçlendirilmesini hedefliyoruz.”</p>
<p>Huiping, İzmir ziyareti kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Nanjing arasında dostane ilişkilerin geliştirilmesine yönelik “Kardeş Şehir Protokolü” imzalanacağı da sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Öztürk: “Tarım ve gıda sektörlerinde iş birliği potansiyeli yüksek”</strong></p>
<p>Türkiye ile Çin arasında özellikle tarım ve gıda sektörlerinde iki ülke arasında önemli bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna değinen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin, Türkiye’nin en verimli tarım alanlarına sahip bölgelerinden birisi olduğunu, iklim çeşitliliği, verimli toprakları ve güçlü üretim altyapısı sayesinde geniş bir ürün yelpazesinde yüksek kalite ve sürdürülebilir üretim gerçekleştirdiğini, son yıllarda Çin pazarının Türk tarım ürünlerine olan ilgisinin arttığını, Türk gıda sektörünün bu ilgiye cevap verecek üretim gücüne sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p>Şekerlemeler, kuru meyveler, zeytinyağları, su ürünleri ve hayvansal mamuller, meyve sebze mamulleri, baharatlar gibi ürünlerde Çin pazarında önemli potansiyel olduğunun altını çizen Öztürk, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak; hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar başta olmak üzere, zeytinyağı-kuru meyve-yaş meyve, su ürünleri ve hayvansal mamuller gibi gıda ürünlerinde önemli ihracatçı üyelere sahibiz. Üyelerimiz, uluslararası kalite standartlarına uygun, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyor. Bu noktada, Çinli tüketicilerin güvenilir ve kaliteli gıdaya olan talebinin artması, Türk ürünleri için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bizler de bu talebi karşılayacak üretim gücüne ve kalite altyapısına sahibiz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Türkiye Gıda Platformu çatısı altında 1–4 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap İstanbul’da; Foodist İstanbul Fuarı 2026’yı düzenleyeceklerini aktaran Öztürk, Dünyanın ilk üç gıda fuarı arasına girme hedefiyle hayata geçirdikleri organizasyonun, Türkiye’nin gıda sektöründeki uluslararası konumunu güçlendirecek önemli bir buluşma noktası olacağını, Çinli iş insanlarını da Foodist İstanbul Fuarı 2026’nda görmek istediklerini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Girit: “Çin’e tavuk ayağı ihracatının açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe pek çok üründe dünyanın ilk 10 üreticisi arasında yer aldığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Bedri Girit, balık, kanatlı, süt ürünleri, bal, yumurta gibi ürünlerde dünyanın protein ihtiyacını karşıladıklarını, 102 ülkeye kaliteli ve güvenli gıda ürünleri ihraç ettiklerini, Çin’e de ihracat yapacak altyapıya sahip olduklarını, son yıllarda büyük gelişim gösteren Türk somununda iş birliği yapabileceklerini, Çin’e tavuk ayağı ihracatının tekrar başlamasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-ile-cin-arasinda-dis-ticaretin-artmasi-icin-buyuk-bir-hamle-627824">Türkiye ile Çin arasında dış ticaretin artması için büyük bir hamle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 13:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863">Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süre ekran başında kalındığında diş fırçalamak unutulabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının, ağız sağlığı açısından da önemli olduğunu dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Özellikle gençler arasında dijital bağımlılığın yaygınlaşmasıyla birlikte ağız sağlığı da doğrudan etkilenmeye başladı.” dedi.</p>
<p>Ekran süresinin tek başına çürük ya da periodontal hastalık oluşturmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Fakat beraberinde getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ağız sağlığını belirgin şekilde bozabiliyor. Uzun süre ekran başında kalındığında en sık görülen durum, bireyin günlük rutinlerini aksatması oluyor. Özellikle ergenlerde ve genç erişkinlerde, telefon veya bilgisayara dalındığında diş fırçalama kolayca atlanabiliyor, ertelenebiliyor ya da tamamen unutuluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gece telefon kullanımı diş eti iltihabını artırabiliyor</strong></p>
<p>Ekran başında geçirilen sürenin çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor. Yeme sonrası ağız bakımı yapılmadığı için de bu durum çürük riskini ciddi şekilde artırıyor.” dedi.</p>
<p>Bir diğer önemli etkinin uyku düzeninin bozulması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle gece telefon kullanımının artması melatonin üretimini etkiliyor, uyku kalitesini düşürüyor. Kalitesiz uyku ise hem bağışıklığı zayıflatıyor hem de periodontal  dokularda inflamasyonu (diş eti iltihabı) artırabilecek hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Buna ek olarak, uzun süre aynı pozisyonda ekrana bakmak boyun ve çene kaslarında gerginlik yaratarak ve çene ekleminde (tempromndibular-TME ) sorunlarını tetikleyebiliyor.”</p>
<p><strong>Ekran süresinin artmasıyla, ağız hijyeni bozuluyor ve çürük oranları yükseliyor!</strong></p>
<p>Beslenme düzeninin de dijital bağımlılığın en çok bozduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Dijital platformlara dalmış bireylerde öğün atlama, gece geç saatlerde yemek yeme, şekerli içecek tüketiminin artması gibi davranışlar daha sık görülüyor.” dedi.</p>
<p>Bu yaşam tarzı bozukluklarının, çürük oluşumunu artırdığının birçok çalışmayla gösterilmiş durumda olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Son yıllarda gençlerin ekran süresinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte ağız hijyeni davranışlarındaki bozulmanın ve çürük oranlarının yükseldiğine dair bulgular da giderek güçleniyor. Özellikle ergenlerde internet bağımlılığı oranlarının yüzde 15–30 arasında değiştiği bildiriliyor ve bu grubun ağız sağlığı davranışları, ekran süresi düşük olanlara göre belirgin şekilde daha zayıf.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dijitali tamamen bırakmaya gerek yok; küçük günlük düzenlemeler bile çok etkili!</strong></p>
<p>Risk grubundakilerin ağız sağlığını korumalarının mümkün olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Öncelikle dijital kullanımın tamamen bırakılması gerekmiyor; ancak günlük rutinde bazı küçük düzenlemeler oldukça etkili oluyor.” dedi.</p>
<p>Yapılabilecek düzenlemeler hakkında önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemeklerden sonra telefon/tablet kullanılmadan önce kısa bir fırçalama rutini oluşturmak, ekran başında geçirilen sürede şekerli içecek ve atıştırmalıkları sınırlandırmak, su tüketimini artırmak, gece telefon kullanımını azaltmak ve uyku düzenini toparlamak ağız sağlığı üzerinde çok olumlu sonuçlar doğuruyor. Hatta dijital teknolojinin olumlu yönlerinden yararlanmak da mümkün. Fırçalama süresini takip eden uygulamalar, AI destekli diş fırçaları ve teledentistry gibi araçlar ağız bakımını destekleyebiliyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863">Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat &#8220;Ülkemizde Organ Bağışı 10 Kat Arttırılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sisli-hastaneleri-organ-nakli-merkezi-baskani-prof-dr-kamil-yalcin-polat-ulkemizde-organ-bagisi-10-kat-arttirilmali-589087</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağışının]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadavra]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[Nakiller]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Organ Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şişli]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen gün artıyor. Yeterli organ bağışı bulunmadığı için nakiller büyük oranda kadavra yerine canlı vericilerden yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sisli-hastaneleri-organ-nakli-merkezi-baskani-prof-dr-kamil-yalcin-polat-ulkemizde-organ-bagisi-10-kat-arttirilmali-589087">Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat &#8220;Ülkemizde Organ Bağışı 10 Kat Arttırılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen gün artıyor. Yeterli sayıda organ bağışı olmadığı için nakiller kadavra yerine çoğunlukla canlı vericiden yapılıyor. Dünya standartlarındaki organ nakil merkezlerimiz ve Türk doktorların deneyimi sayesinde yabancı hastalar da organ nakli için ülkemize geliyor. Memorial Bahçelievler / Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat, “3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” kapsamında organ naklindeki yeni gelişmeler hakkında önemli bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kadavra nakil sayısı çok az</strong></p>
<p>Organ bağışı, ülkemizde henüz istenen seviyede değil. Türkiye’de her yıl yalnızca 300–400 kadavra donörden organ alınabilmektedir. Oysa Batılı ülkelerle aynı düzeye ulaşabilmek için bu sayının en az 10 kat artması, yani yılda 2.000–3.000 kadavra donöre ulaşılması gerekir. Bu durum, organ bekleyen binlerce hasta için büyük bir fark oluşturacaktır. Bu nedenle organ bağışını artırmak için devlet kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve medya organlarının ortak sosyal projelerde buluşması hayati önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Türkiye Canlı Vericili Nakillerde Öncü</strong></p>
<p>Avrupa ülkelerinde organ vericilerinin yaklaşık %80’i kadavra yapılırken, Türkiye’de bu oran tersine dönmüş durumda yani nakillerin %75’i canlı donörden, %25’i kadavradan yapılmaktadır. Bu tablo, toplumda organ bağışının halen yetersiz olduğunu göstermektedir. Ancak Türkiye, canlı vericili karaciğer nakillerinde dünya çapında başarılı sonuçlar elde etmektedir. Son yıllarda düzenlenen farkındalık kampanyaları sayesinde kadavra bağış oranında kısmi artış gözlense de, hastaların beyin ölümü tanısının konulduğu merkezlere ve halka büyük görev düşmektedir. Sağlık hizmetlerinin her aşamasında yüksek kalite ve şeffaflık toplumun sisteme olan güvenini artırmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “organ nakli dinen caizdir” yönündeki açıklamasıyla birlikte dini çekinceler büyük ölçüde azalmıştır. Yine de bazı aileler sosyal baskı ya da yanlış önyargılar nedeniyle bağış kararını vermekte tereddüt etmektedir. Oysa organ bağışı, hayat kurtaran bir iyilik zinciridir.</p>
<p><strong>Bağışlanan her organ, bir insana yaşam umudu olur</strong></p>
<p>Son 10 yılda Memorial Sağlık Gurubu hastanelerinde 1656’sı yetişkin, 344’ü çocuk olmak üzere 2 bin karaciğer nakli gerçekleştirildi. Nakiller sayesinde 2,5 aylık bebekten 80 yaşındaki hastalara kadar 2 bin kişi sağlığına kavuşmuştur. 15 kilo üzerindeki hastalara rutin olarak böbrek nakli yapılmaktadır. Nakillerdeki bu barı başarı oranlarımız hem bizi hem de hastalarımızı çok sevindirmektedir;</p>
<p>•           Karaciğer nakillerinde %92</p>
<p>•           Böbrek nakillerinde %98</p>
<p><strong>Karaciğer Yetmezliğinde En Etkili Tedavi: Organ Nakli</strong></p>
<p>Organ nakli ameliyatları arasında karaciğer ve böbrek nakilleri en sık yapılan operasyonlardandır. Karaciğer ve böbrekteki yetmezlik sorunlarında en kalıcı tedavi yolu da organ naklidir. Ülkemizde kronik karaciğer yetmezliğinin en yaygın nedenleri arasında Hepatit B, Hepatit C ve alkol yer alır. Hepatit B’li hastaların yaklaşık %15’inde ilerleyen dönemde tümör veya yetmezlik gelişebilir. Bu hastalarda karaciğer nakli, yaşam süresini ve kalitesini belirgin şekilde artırmaktadır.</p>
<p>Karaciğer nakli yüksek teknik beceri ve güçlü bir yoğun bakım desteği gerektirir. Ameliyat sırasında gereksiz kan kullanımından kaçınılması, hastanın metabolik dengesini korur ve komplikasyon riskini azaltır. Merkezimizde ortalama kan kullanımı oldukça düşük seviyededir (yaklaşık 2,1 ünite/hasta). Bu yaklaşım, nakil sonrası iyileşme sürecini hızlandırır.</p>
<p><strong>Böbrek nakli ile diyalize veda</strong></p>
<p>Kronik böbrek yetmezliği, hastaların yaşamını ciddi şekilde kısıtlar. Diyalize bağımlı yaşam, hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıcıdır. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise hastalar günlük yaşantılarına, işlerine ve sosyal hayatlarına geri dönebilir.</p>
<p><strong>Nakil sonrası enfeksiyon riski hayati risk nedeni  </strong></p>
<p>Nakil operasyonlarında iyi bir anestezi yönetimi ve yoğun bakım takibi başarıyı belirleyen en önemli faktörlerdir. Enfeksiyon riski nakil sonrası en büyük tehditlerden biridir. Bu nedenle enfeksiyon kontrol komitelerinin düzenli denetimi ve hasta takibi, uzun dönem başarı oranlarını artırır.</p>
<p>Organ nakli sonrası ilk bir yıl, hastalar için kritik öneme sahiptir. Düzenli kontroller ve doktor önerilerine tam uyum, yaşam kalitesini korur. Nakil geçiren birçok kişi işine, ailesine ve sosyal yaşamına kaldığı yerden devam eder. Organ nakli yapılan kadınlar, genellikle ikinci yıldan itibaren güvenle gebelik planlayabilir. Organ nakli yalnızca cerrahi bir işlem değildir; cerrahi, anestezi, yoğun bakım, enfeksiyon, psikoloji ve koordinasyon ekiplerinin birlikte çalıştığı multidisipliner bir süreçtir. Bir hastanede organ naklinin başarıyla yapılabilmesi, o kurumun genel hizmet kalitesinin de göstergesidir.</p>
<p><strong>Yanlış inançlar bağışın önündeki en büyük engel</strong></p>
<p>Toplumda organ bağışıyla ilgili bilgi eksikliği, önyargı ve yanlış inanışlar yaygındır. Oysa doğru bilgiyle hareket eden bireylerin sayısı arttıkça, bağış oranları da artacaktır. Medyanın bu konudaki olumlu haberleri, farkındalığı artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın son yıllarda yaptığı çalışmalar olumlu sonuçlar verse de, kat edilmesi gereken daha uzun bir yol vardır.</p>
<p><strong>Yaşamı paylaş, umudu çoğalt</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın organ nakli merkezlerinde yürüttüğü denetimler ve kayıt sistemleri, kaliteyi artırmayı hedeflemektedir. Daha fazla hastaya ulaşmak ve bunu yüksek standartlarda yapmak, Türkiye’nin organ naklindeki en önemli hedefidir. Organ bağışı, bir insanın hayatını kurtarmanın en insani yoludur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sisli-hastaneleri-organ-nakli-merkezi-baskani-prof-dr-kamil-yalcin-polat-ulkemizde-organ-bagisi-10-kat-arttirilmali-589087">Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat &#8220;Ülkemizde Organ Bağışı 10 Kat Arttırılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazancın artması, mutlak huzur getirmiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kazancin-artmasi-mutlak-huzur-getirmiyor-580367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Fazla]]></category>
		<category><![CDATA[getirmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kazancın]]></category>
		<category><![CDATA[merve]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[umay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, paranın mutluluk ve güvenlik arayışındaki rolünü, zenginliğin getirdiği psikolojik riskleri ve parayla sağlıklı ilişki kurmanın yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kazancin-artmasi-mutlak-huzur-getirmiyor-580367">Kazancın artması, mutlak huzur getirmiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, paranın mutluluk ve güvenlik arayışındaki rolünü, zenginliğin getirdiği psikolojik riskleri ve parayla sağlıklı ilişki kurmanın yollarını anlattı.</p>
<p><strong>Kazanç artsa da bir süre sonra ‘yeter’ demek zorlaşır, sürekli daha fazlası istenir!</strong></p>
<p>İnsanların ‘zengin olma’ hayalinin aslında sadece lüks bir ev, hızlı bir araba ya da tropik tatillerle ilgili olmadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Daha derinde, güvenlik, saygı görme ve kabul edilme arzusu yatar.” dedi.</p>
<p>Psikolojide ‘Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi’ denen bir model olduğunu dile getiren Demir, “Bu modele göre para, önce yemek, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılar; ama sonrasında saygınlık, statü ve özgürlük sembolüne dönüşür. Birçok kişi, ‘biraz daha fazla kazansam rahat edeceğim’ diye düşünür. Ama işin ilginç yanı insan beyni yeni gelir seviyesine hızla alışır. Bu duruma hedonik adaptasyon deniyor. Yani kazancınız artsa da bir süre sonra ‘yeter’ demek zorlaşır, sürekli daha fazlasını istemeye başlarsınız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Para mutluluğun kapısını açabilir ama tek anahtar değil!</strong></p>
<p>Nobel ödüllü Daniel Kahneman’ın yaptığı bir araştırmayı hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Buna göre yıllık gelir belli bir seviyeye kadar mutluluğu artırıyor. Ama o noktadan sonra daha fazla para, daha fazla mutluluk getirmiyor.” dedi.</p>
<p>Yani paranın, mutluluğun kapısını açabileceğini ama tek anahtar olmadığını aktaran Demir, “İyi ilişkiler, sağlık ve yaşamın anlamı olmadan servet tek başına yetmez.” vurgusunu yaptı.</p>
<p><strong>Zenginlik yolu bazı psikolojik tuzaklar barındırıyor!</strong></p>
<p>Zengin olma hedefinin motive edici olabileceğine ama bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Kıyaslamalar büyük bir sorun. ‘O daha çok kazanıyor’ düşüncesi insanı asla tatmin etmez. Sadece kariyer ve para odaklı yaşamak aileyi, sağlığı ve dostlukları gölgede bırakır. Kişi, değeri banka hesabındaki rakamla eşitlediğinde özgüven kırılgan hale gelir. Sürekli daha fazlası için çalışmak, ruhsal ve bedensel yorgunluğu beraberinde getirir.”</p>
<p><strong>Parayı merkezden çıkarmak yaşamdan alınan keyfi artırıyor!</strong></p>
<p>Araştırmaların, para yerine öğrenmek, üretmek, fayda sağlamak gibi<strong> </strong>içsel motivasyonlara odaklanan kişilerin daha mutlu olduğunu gösterdiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yani insanları kalıcı şekilde motive eden şey, kendi değerleriyle uyumlu bir yaşamdır.” dedi.</p>
<p>Parayı merkezden çıkaran bireylerin, yaşamdan daha çok keyif aldıklarına işaret eden Demir, “Hobilerine zaman ayıran, sevdikleriyle kaliteli vakit geçiren kişilerde depresyon oranı daha düşük. Toplum, başarıyı çoğu zaman maddi göstergelerle ölçüyor. Reklamlar, sosyal medya ve popüler kültür, zenginlerin hayatlarını parlatıp bize sunuyor. Ayrıca tarih boyunca para, hayatta kalmanın en önemli aracı olmuş. Dolayısıyla beynimiz hâlâ ‘para = güvenlik’ mesajını taşıyor. Bu yüzden birçok insan, mutluluğu maddi başarıyla eşit görme eğiliminde.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yüksek servet sahibi kişilerde yaygın olan bazı psikolojik zorluklar var!</strong></p>
<p>Zenginliğin, kendi sorunlarını da beraberinde getirdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Araştırmalar, yüksek servet sahibi kişilerde bazı psikolojik zorlukların yaygın olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bu zorluklara değinen Demir, “Yalnızlık ve güvensizlik görülür, insanların gerçek niyetinden şüphe duyarlar. Kaygı artar, yatırımları, hukuki sorunları ve serveti kaybetme korkusu büyür. Tükenmişlik ortaya çıkar, hedefe ulaştıktan sonra ‘şimdi ne olacak?’ boşluğu yaşanır. Başa çıkmak için önerilen yollar arasında terapi, sosyal bağları güçlendirmek, gönüllü faaliyetlerde bulunmak ve yaşamın finansal olmayan boyutlarına yatırım yapmak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Parayla sağlıklı bir ilişki kurun! </strong></p>
<p>Parayla sağlıklı ilişki kurmak için önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Amaçları çeşitlendirin. Yalnızca para değil, anlamlı hedefler belirleyin. Finansal farkındalık geliştirin. Planlı yaşayın, ama hayatınızı rakamlara hapsetmeyin. Şükretme pratiği yapın. Sahip olduklarınızı takdir etmek, ‘daha fazlası’ tuzağını kırar. Dengeyi koruyun. İş, aile, sağlık ve hobiler arasında dengeli bir yaşam, kalıcı mutluluğu destekler.</p>
<p>Para, güçlü bir araçtır ama asıl mesele onu nasıl kullandığınızdır. Bir ev satın alabilir, güvenlik sağlayabilir, fırsatlar sunabilir. Ama anlamlı bir yaşam, güçlü bağlar ve iç huzur olmadan zenginlik tek başına yeterli değildir. Mutluluğun gerçek kaynağı, çoğu zaman banka hesabında değil; değerlerimizde, ilişkilerimizde ve içsel yolculuğumuzdadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kazancin-artmasi-mutlak-huzur-getirmiyor-580367">Kazancın artması, mutlak huzur getirmiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Gürün, &#8220;Kooperatif destekleriyle tarımsal üretimin artması, üreticilerimizin kazanması için çalıştık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-gurun-kooperatif-destekleriyle-tarimsal-uretimin-artmasi-ureticilerimizin-kazanmasi-icin-calistik-430704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2023 13:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştık]]></category>
		<category><![CDATA[destekleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[gürün]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kazanması]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[üreticilerimizin]]></category>
		<category><![CDATA[üretimin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Kavaklıdere Tarımsal Kalkınma Kooperatif üyeleriyle bir araya geldi. Başkan Gürün “Tarım ve hayvancılık ülkemizin ve kentimizin geleceği için çok önemli. Bu nedenle kooperatiflerimize önemli destekler sağladık” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-gurun-kooperatif-destekleriyle-tarimsal-uretimin-artmasi-ureticilerimizin-kazanmasi-icin-calistik-430704">Başkan Gürün, &#8220;Kooperatif destekleriyle tarımsal üretimin artması, üreticilerimizin kazanması için çalıştık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Kavaklıdere</p>
<p>Tarımsal Kalkınma Kooperatif üyeleriyle bir araya geldi. Başkan Gürün</p>
<p>“Tarım ve hayvancılık ülkemizin ve kentimizin geleceği için çok önemli. Bu</p>
<p>nedenle kooperatiflerimize önemli destekler sağladık” dedi.</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün Kavaklıdere ilçesinde</p>
<p>biz dizi ziyarette bulundu ve kooperatif üyeleriyle bir araya geldi. Ziyarette CHP</p>
<p>Kavaklıdere İlçe Başkanı Cengiz Doğan, CHP Kavaklıdere Belediye Başkan</p>
<p>adayı Saffet Karabıyık, Kavaklıdere Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı</p>
<p>Yasin Gürler, Kooperatifler Güç Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Öztürk</p>
<p>ve kooperatif üyeleri hazır bulundu.</p>
<p>Kooperatif Başkanı Güler; “Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle makine</p>
<p>ekipman desteği sağladık”</p>
<p>Kavaklıdere Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Yasin Gürler, büyükşehir</p>
<p>Belediyesinin destekleriyle ürünlerinin katma değerinin arttığını ve ambalajlı</p>
<p>olarak satmaya başladıklarını söyledi. Gürler, “Kooperatifimiz 1971 yılında</p>
<p>kurulmuş ve ormancılık üzerine faaliyet gösteriyordu. Son iki yıldır tarımsal</p>
<p>alanda faaliyet göstermeye başladık. Büyükşehir Belediyemizle protokol</p>
<p>imzalayarak Kavaklıdere Cevizimizi daha fazla katma değer getirerek çalışmalar</p>
<p>başlattık. Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle makine ekipman desteği aldık.</p>
<p>Bu sayede cevizlerimizin daha kaliteli ve katma değerini iyi hale getirmesini</p>
<p>sağladık. Bugün itibariyle Kavaklıdere Cevizini ambalajlayarak satışa başladık.</p>
<p>Bugünlere gelmemizi sağlayan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr.</p>
<p>Osman Gürün’e Kavaklıdere ilçe halkı ve kooperatifimiz üyeleri adına sonsuz</p>
<p>teşekkürler ediyorum” dedi.</p>
<p>Öztürk, “Başkan Gürün Kooperatiflere Büyük Destek Veriyor”</p>
<p>Kooperatifler Güç Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Öztürk “ Güç birliği</p>
<p>kurulalı yaklaşık bir yıl oldu. 7 ortakla kurduğumuz kooperatifler birliğinde</p>
<p>bugün 14 kooperatif bulunuyor. Her ilçede bir ortağımız var.</p>
<p>Kooperatiflerimizde el emeği, iş gücü çok fazla. Kooperatifler birliği olarak </p>
<p>tahin, defne, kekik, lavantaya yağı gibi ürün satışlarımız devam ediyor. Yeni</p>
<p>pazar arayışlarımız sürüyor. Bu nedenle ben gururlu ve mutluyum. Büyükşehir</p>
<p>Belediye Başkanımız bizler için meşale yakıp bıraktı. Bu meşaleyi bizde</p>
<p>elimizden geldiği kadar taşımaya devam edeceğiz. Büyükşehir Belediye</p>
<p>Başkanımız Dr. Osman Gürün’e kooperatiflerimize verdiği sonsuz destek için</p>
<p>teşekkür ederim” dedi.</p>
<p>Başkan Gürün; “Tarım ve Hayvancılık Muğla İçin Önemli”</p>
<p>Tarımsal üretimin artması için kooperatiflere her türlü desteği verdiklerini ve</p>
<p>vermeye devam edeceklerini belirten Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.</p>
<p>Osman Gürün “ Muğla olarak turizmin yanı sıra tarım ve hayvancılık kentiyiz.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma ve hayvancılığa destek verme kararını</p>
<p>geçmiş yıllarda almıştık. O dönem için bize tarım, hayvancılık ve</p>
<p>kooperatifçilikle uğraşma diyenler dahi olmuştu. Tarım ve hayvancılık Muğla ve</p>
<p>ülkemiz için çok önemli. İlk olarak alım garantili çiçek üretimine girdik. İki sera</p>
<p>ile başladık ve şuan 30’nun üzerinde çiçek seramız var ve şuan yıllık 10 milyon</p>
<p>TL ciro yapılıyor. Şuan Muğla il genelinde 34 kooperatif ile birlikte yürüyoruz.</p>
<p>Bunların 14 tanesi birlik üyesi. Kooperatiflerimizin sayısını arttırmamız</p>
<p>gerekiyor. Geleceğin üretim politikaları birliklerle olacak. Kavaklıdere cevizinin</p>
<p>kırığı yok ve bunun değeri daha yüksek. Bu gün bu cevizin kilosu 300 lira. Bir</p>
<p>süre sonra 500 lira olacak. Cevizi iyi işlemeliyiz ve iyi bir biçimde sunmalıyız.</p>
<p>Amacımız her kooperatifin gelişecek kendi ayağının üzerinde durup gelişmesi”</p>
<p>dedi.</p>
<p>Gürün; “Topraklarımızı satmayalım”</p>
<p>Muğla’nın topraklarının çok değerli olduğunu belirten Muğla Büyükşehir</p>
<p>Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün “Tarım ve hayvancılık artık çok önemli.</p>
<p>Bunun için topraklarımıza sahip çıkmamız lazım. Muğla’da çok toprak satın</p>
<p>alınıyor. Kimin aldığı belli değil. Muhtarlarımız bu konuda çok dikkatli olması</p>
<p>lazım. Toprağımızı satmayalım, ürünümüzü satalım. Eğer toprağınızı satmak</p>
<p>zorunda kalıyorsanız, komşuna sat, köylüne sat yabancıya gitmesin. Bazı</p>
<p>bankalar çok uygunmuş gibi görünen krediler veriyorlar. Tarlasını ipotek</p>
<p>ettiriyorlar. Ödeyemeyince de elinden toprağını alıyorlar. Alınan o toprak nereye</p>
<p>gidiyor kime gidiyor ya da kim topluyor belli değil. Muğla’ya böyle hücum var.</p>
<p>Bu konuda hep beraber uyanık olup engel olmalıyız” dedi. </p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün daha sonra Büyükşehir</p>
<p>Belediyesi tarafından hibe edilen ceviz kırma makinalarının bulunduğu</p>
<p>işletmede incelemelerde bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-gurun-kooperatif-destekleriyle-tarimsal-uretimin-artmasi-ureticilerimizin-kazanmasi-icin-calistik-430704">Başkan Gürün, &#8220;Kooperatif destekleriyle tarımsal üretimin artması, üreticilerimizin kazanması için çalıştık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevreye karşı duyarlılıklarımızın artması lazım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevreye-karsi-duyarliliklarimizin-artmasi-lazim-424424</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 21:06:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[çevreye]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlılıklarımızın]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[lazım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424424</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliğinin etkilerine karşı duyarlı ve dirençli bir Beylikdüzü için adımlar atmaya devam eden Beylikdüzü Belediyesi, “Sera Gazı Emisyon Azaltım ve İklim Uyum Çalıştayı” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevreye-karsi-duyarliliklarimizin-artmasi-lazim-424424">Çevreye karşı duyarlılıklarımızın artması lazım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“ÇEVREYE KARŞI DUYARLILIKLARIMIZIN ARTMASI LAZIM”</p>
<p>İklim değişikliğinin etkilerine karşı duyarlı ve dirençli bir Beylikdüzü için adımlar</p>
<p>atmaya devam eden Beylikdüzü Belediyesi, “Sera Gazı Emisyon Azaltım ve İklim</p>
<p>Uyum Çalıştayı” düzenledi. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık</p>
<p>çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, “Yaşamın devam edebilmesi için çevreye karşı</p>
<p>duyarlılıklarımızın artması lazım. Kentimizi iklim değişikliğinin olumsuz</p>
<p>yansımalarına karşı dirençli hale getirmek öncelikli hedefimiz” ifadelerine yer verdi.</p>
<p>İnsan ve çevre odaklı bir yönetim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Beylikdüzü Belediyesi, İstanbul Enerji</p>
<p>AŞ iş birliğiyle “Sera Gazı Emisyon Azaltım ve İklim Uyum Çalıştayı” düzenledi. Beylikdüzü Fatih Sultan</p>
<p>Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen çalıştayın ilk yarısında, Beylikdüzü Belediye Başkanı</p>
<p>Mehmet Murat Çalık’ın açılış konuşmasının ardından İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın,</p>
<p>iklim planlarının tarihçesi, iklim değişikliği ve etkileri, sera gazı azaltımı için yapılması gerekenler üzerine</p>
<p>sunum gerçekleştirdi. Çalıştayın ikinci yarısında ise ilçedeki sera gazı emisyon miktarı ve iklim değişikliği</p>
<p>kaynaklı risklerin azaltımına yönelik atölye çalışmaları yapıldı. Bu doğrultuda çalıştaya katılanlardan oluşan</p>
<p>gruplarca enerji, ulaşım ve atık konularında projeler geliştirildi.</p>
<p>“Sera gazı emisyonlarını etkili bir şekilde azaltmak gibi bir hedef koyduk”</p>
<p>Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık yaptığı konuşmada, “Kaynaklarımızı gelecek nesilleri</p>
<p>düşünmeden, bilinçsiz bir şekilde tüketiyoruz. Yarattığımız tahribatın artık geri dönülemez bir boyuta</p>
<p>yaklaştığının farkında olmalıyız. Yaşamın devam edebilmesi için çevreye karşı duyarlılıklarımızın artması</p>
<p>lazım. Doğanın bozduğumuz dengesini yeniden sağlamak için farkındalık çok önemli. Kentimizi iklim</p>
<p>değişikliğinin olumsuz yansımalarına karşı dirençli hale getirmek öncelikli hedefimiz. Sera gazı</p>
<p>emisyonlarını etkili bir şekilde azaltmak gibi bir hedef koyduk. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı</p>
<p>çalışmalarına haziran ayında başlamıştık. Belediyemizde bulunan tüm birimlerimiz bu sürece aktif bir</p>
<p>şekilde katılıyor. Avrupa Birliği Belediye Başkanları İklim ve Enerji Sözleşmesi’ni imzalayarak sera gazı</p>
<p>salınımını 2030 yılına kadar yüzde 40, 2050 yılına kadar da yüzde 80 azaltacağımızın taahhüdünü verdik”</p>
<p>ifadelerine yer verdi.</p>
<p>“Beylikdüzü’nü her açıdan örnek bir ilçe haline getirmek için çalışıyoruz”</p>
<p>İlçede yapılan çalışmalara da değinen Çalık, “Siyasallaşan enerji krizlerini aşmanın yolu kamusal</p>
<p>yatırımlardan geçiyor. Piyasanın değil, halkın ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş politikaları bir an önce</p>
<p>oluşturmak zorundayız. İlçemizde, İklim Eylem Planı’na uygun sera gazı azaltım çalışmaları için eğitimler</p>
<p>vermeye, farkındalık çalışmalarını yürütmeye devam edeceğiz. Meclisimizde araç filomuzla ilgili bir karar</p>
<p>almıştık, çalışmalarımız sürüyor. Sadece binek araçların değil, çöp araçlarına varıncaya kadar bu kente</p>
<p>hizmet veren tüm araçların elektriklilerle değiştirilmesi için aksiyon almış durumdayız. Yeşil alanları</p>
<p>artırıyoruz. 2019’dan bugüne yaptığımız park sayısı 74’e ulaşmış durumda. Bisiklet yollarını, yeni</p>
<p>yaptığımız bütün prestij yollarına ekliyoruz. Bir yandan da toplu taşıma sayısının artırılması için büyük bir </p>
<p>çabanın içerisindeyiz. Beylikdüzü’nü her açıdan örnek bir ilçe haline getirmek için ekip arkadaşlarımla</p>
<p>birlikte çalışıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevreye-karsi-duyarliliklarimizin-artmasi-lazim-424424">Çevreye karşı duyarlılıklarımızın artması lazım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketici bilincinin artması ile sağlıklı cam trendi yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuketici-bilincinin-artmasi-ile-saglikli-cam-trendi-yukseliyor-419102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 07:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bilincinin]]></category>
		<category><![CDATA[cam]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[trendi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[yükseliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde çevre bilinci ile birlikte sağlıklı, sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir ambalajlara talep artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuketici-bilincinin-artmasi-ile-saglikli-cam-trendi-yukseliyor-419102">Tüketici bilincinin artması ile sağlıklı cam trendi yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Tüketici bilincinin artması ile sağlıklı cam trendi yükseliyor</u></strong></p>
<p><strong>GCA, cam şişe ve kavanoz tasarımları ve projeleri ile farkındalığa destek sağlıyor</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Son yıllarda dünya genelinde çevre bilinci ile birlikte sağlıklı, sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir ambalajlara talep artıyor. Bu noktada özellikle içerisinde kimyasal bulunmaması ve ürünleri taze bir şekilde tutması nitelikleriyle cam, en çok tercih edilen ambalaj olarak öne çıkıyor. Bu yıl içerisinde FEVE tarafından yapılan araştırmaya göre; tüketicilerin %65&#8217;i cam ambalajlı bir ürünün kalitesini daha yüksek ve güvenilir buluyor. Ayrıca Avrupa&#8217;da son üç yıl içerisinde cam ambalaj kullanımında %28&#8217;lik bir artış yaşanırken, Türkiye&#8217;de bu oranın %49 seviyesinde olması dikkat çekiyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yeni neslin çevresel sorunlara duyarlılığı ve sağlıklı yaşama bilinci ürün satın alırken cam ürünlere yönelmesini sağlıyor. Ancak, Türkiye&#8217;de tüketicilerin cam ambalajlı ürünler hakkında olumlu bir algısı olmasına rağmen, cam ambalajların geri dönüşümü konusunda ciddi bir eksiklik bulunuyor. Bu noktada sürdürülebilirliği ve toplumsal sorumluluğu öncelikli bir görev olarak benimseyen GCA, sadece geri dönüşüm oranlarını artırmak değil, aynı zamanda camın doğal, yenilenebilir ve sürdürülebilir özelliklerini topluma yayma hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Geri dönüşüm projeleri ile sürdürülebilirliğe direkt olarak katkıda bulunan GCA, uluslararası iş birliği çerçevesinde FEVE Projeleri kapsamında da, 2050 yılına kadar Avrupa cam ambalaj endüstrisinin tamamen iklim nötr olması hedefini destekliyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>“GCA olarak sürdürülebilirliği esas alan çalışmalar gerçekleştiriyoruz”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Cam ambalajın sağlık açısından önemini vurgulayan<strong> GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, </strong><em>“Dünya genelinde çevre bilincinin artması, tüketicilerin ambalaj seçimlerini etkiliyor. Özellikle 2023&#8217;te, camın sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir nitelikleri sayesinde, ambalaj sektöründe hak ettiği öne çıkışı yaşadığını görmekteyiz. Bu trende paralel bir şekilde, GCA olarak sürdürülebilirliği esas alarak birçok çalışma gerçekleştiriyoruz.  9001 ve BRC/PM standartlarına uygun çalışarak kaliteli ve güvenli üretim yapıyoruz. Üretim tesislerimizde çevreye saygılı bir yaklaşım benimsiyoruz. Ekipman seçimlerimizde de bu yaklaşımı ön planda tutuyoruz. Teknoloji ve malzeme geliştirme çalışmalarında ise, cam ambalajda hafifleme (lightweighting) çözümleri üzerinde yoğunlaşıyoruz. Hem kendi bünyemizde hem de çeşitli üniversitelerle gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge projeleriyle mekanik dayanıklılığı korurken daha hafif cam ambalaj çözümleri üzerinde çalışıyoruz. Bu çalışmalarla birlikte, camın doğal ve sürdürülebilir bir malzeme olarak avantajlarını topluma etkin bir şekilde tanıtmak ve farkındalığı artırmak için Ambalaj Döngüsünü Tamamla (Close The Glass Loop) gibi projelerle toplumda bilinç oluşturma çalışmalarını sürdürüyoruz. Öte yandan ambalajların geri dönüşümünü teşvik etmek için iş ortaklarımızla birlikte yarattığımız EKOMAT Projemizle, içecek ambalajlarını geri kazanırken toplumda geri dönüşüm bilincini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. </em> </p>
<p> </p>
<p><em>1 yıl içinde yaklaşık 2,1 milyon adet içecek ambalajını geri kazandık. Ayrıca bu projemizle Luxe Pack Monaco Fuarı&#8217;nda Jüri Özel Ödülü’nün sahibi olmanın gururunu yaşıyoruz.”</em> dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuketici-bilincinin-artmasi-ile-saglikli-cam-trendi-yukseliyor-419102">Tüketici bilincinin artması ile sağlıklı cam trendi yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 14:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[değişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[direncini]]></category>
		<category><![CDATA[dokularını]]></category>
		<category><![CDATA[düşürebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[ısısının]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, hava değişimlerinin bağışıklık üzerinde nasıl bir etkisi olduğuna dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Isı değişimleri, sağlığı tehlikeye atabiliyor</strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının bir gün yüksek bir gün düşük olmasının bu duruma hazırlıksız yakalanan kişilerin sağlığını tehlikeye attığını belirten Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ani hava değişimleri, insan bünyesinin adaptasyon ve savunma mekanizmasını bozduğundan hastalıklara da davetiye çıkarıyor.” dedi.</p>
<p>Değişen ısıyla birlikte vücut direncinin düşebileceğine dikkat çeken Atamer, mevsim değişikliklerinden etkilenip hasta olmamanın yolunun bilinçli olmaktan geçtiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersiz önemli </strong></p>
<p>Değişken havalarda bağışıklık sistemini güçlendirmek için öncelikle doğru bir beslenme programı benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Atamer, “Besin çeşitliliğine önem verilmeli. Beslenmemizde sebze, meyve ve  yeteri kadar protein olmalı. Bol su tüketilmeli. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketimi artırılmalı. Hazır meyve suları, çay, kahve ve asitli içecekler sıvı ihtiyacına cevap vermek için yeterli değildir. Sigara ve alkolden uzak durulmalı. Yaşa ve sağlık durumuna uygun egzersiz yapılmalı. Düzenli ve kaliteli uyku gün boyu zindelik verir. Sabah, öğlen ve akşam saatleri için uygun giyinmeye özen gösterilmeli. Kapalı ortamlar iyi havalandırılmalı. Klima ile serinlemek isterken dikkatli olunmalı. Saatlerce klima önünde kalınmamalı.” uyarılarını yaptı.</p>
<p><strong>Vücut ısısının artması bağışıklık sistemini etkileyebilir</strong></p>
<p>Arı poleni, beta karoten, vitamin kompleksleri ve yeşil çay gibi takviyelerin bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınabileceğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücudumuz fonksiyonlarını düzgün yürütebilmek için belirli ısı aralığında çalışmak zorunda. Sıcak havalarda vücut  ısımız artarsa, vücudumuzdaki protein ve yağ dokuları etkilenebilir. Sonuç olarak bu olumsuz etki bağışıklık sistemimize de yansıyabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 08:38:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[geçirilen]]></category>
		<category><![CDATA[oynarken]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojiyle beraber hayatın bir parçası haline gelen dijital oyunlar, özellikle çocuk ve ergenlerde bağımlılık riski oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317">Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojiyle beraber hayatın bir parçası haline gelen dijital oyunlar, özellikle çocuk ve ergenlerde bağımlılık riski oluşturuyor. Tekrar eden davranışların bağımlılığa dönüştüğünü belirten Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, oyun oynarken geçirilen zamanın giderek artmasının, aileyle geçirilen zamanın azalmasının, oyun oynamasının engellendiği zamanlarda büyük bir sıkıntı ve öfke duymasının bağımlılık belirtisi olduğunu vurguluyor. Çocuğun oynadığı oyun hakkında ebeveynin mutlaka bilgisi olması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, sağlıklı iletişim kurmak, sınırlar koymak ve sorumluluk vermenin önemine işaret ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, çocuklarda ve ergenlerde oyun bağımlılığına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Doç. Dr. Onur Noyan, internet, akıllı telefonlar ve dijital oyunların hem çocuk ve ergenlerde hem de yetişkin bireylerde yapay da olsa keyif veren, duyguların bastırılması ya da açığa çıkmasında etkili, bağımlılık yapabilen bir araç olarak kullanıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Tekrar eden davranışlar bağımlılığa dönüşüyor</strong></p>
<p>Özellikle çocukların, pandemi ile birlikte zamanlarının çoğunu ekran karşısında, sosyal medya ve özellikle internet üzerinden oynanan çevrimiçi/çevrimdışı yani online ya da offline olarak da adlandırılan oyunlar ile geçirdiğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, şunları söyledi:</p>
<p>“Tekrar eden davranışların bağımlılığa dönüştüğü değerlendirildiğinde, çok çaba sarf etmeden, kısa yoldan haz elde etmek çocuklar için çok daha cazip hale gelecek ve ekran karşısında geçirilen süre artacaktır. Bir süre sonra akranları ile yüz yüze ya da karşılıklı oyun oynamaktan keyif almamaya başlayacak ve sanal ortam üzerinden oynanan oyunlara eğilim göstermeye başlayacaklardır. Özellikle beyin gelişimi devam eden çocuklar ve ergenlerde fren merkezi olarak tanımladığımız beynin ön tarafının (Frontal bölge) tam olarak gelişmemiş olması sebebi ile çocuklar ve ergenler biyolojik olarak kendilerini durdurmakta zorlanmaktadırlar.”</p>
<p><strong>Oyun oynarken geçirilen zaman giderek artıyorsa dikkat!</strong></p>
<p>Çocuk ve ergenlerin beyinde gelişen biyolojik değişiklikler ile kendilerini durdurmakta zorlanmaya başlayacaklarını ve çeşitli sorunlar ortaya çıkacağını ifade eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Oyun oynarken geçirilen zamanın giderek artması, oynamadığı zamanlarda aklının bir köşesinde sürekli oyun oynamak için fırsat yaratma düşüncesinin olması, oyun oynamasının engellendiği zamanlar büyük bir sıkıntı ve öfke duyması hatta şiddet eğilimi göstermesi bağımlılık belirtileridir” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Aileyle geçirilen süre kısalır</strong></p>
<p>Çocuk ya da ergenin bağımlı olduğunun bazı davranışlarla fark edilebileceğini kaydeden Doç. Dr. Onur Noyan, “Çocuklar sorumluluklarını yerine getirmekte sorun yaşarlar, ders başarıları azalır, arkadaşlık ilişkileri bozulmaya başlar, içe kapanma, davranış değişiklikleri, can sıkıntısı, özgüven eksikliği, beğenilme arzusu, karamsarlık, ani öfke atakları gözlenebilir. Çocukların aileleri ile geçirdikleri süre azalmaya başlar, ilgi alanlarına ilgisi azalmaya başlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk oyunla kendini kabul ettirmeye çalışır</strong></p>
<p>Çocukların arkadaşları ile birlikte oyun oynamaya başladıklarını, arkadaşlarının oynadığı oyunların dışında kalmak istemediklerini ifade eden Doç. Dr. Onur Noyan, “Çocuklar rakiplerini yener, seviye atlar, hedefine ulaşır ve sonuç olarak başarılı olur. Ortak oynanan oyunlarda kimin hangi ‘seviyede’ olduğu önem kazanır. Gerçek hayatta elde edemediği başarıyı oyunda elde eder. Oyunda arkadaş edinir, sözünü dinleyen birisi olur. Kendini kabul ettirmeye çalışır. Her ne kadar sanal olsa da çocukların oyun sırasında elde ettikleri ‘başarı’ haz verir.  Çocuk kendisini iyi hissettiğini öğrenir. İyi hissetmek, kaçmak için oyun oynamaya devam eder. Devam ettikçe bütün hayatı oyun olmaya başlar. Dış dünyanın olası kötü davranışlarına maruz kalır, zorbalık karşılaşabileceği en büyük risktir. Şiddet içeren oyunlarla fazla zaman geçiren ergenler için şiddet davranışı normalleşmeye başlar. Kendisine ve çevresine şiddet içeren davranışlarda bulunabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aileler neler yapabilir?</strong></p>
<p>Ailelerin teknolojik bağımlılıkla mücadele etmek için yapması gerekenlere değinen Doç. Dr. Onur Noyan, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Farkındalık:</strong> Öncelikli olarak aileler çocuklarının ne oynadığından haberdar olarak ve oynanan oyunun çocuklarının yaşına uygun olup olmadığını kontrol ederek başlamalılar.  Şiddet içeren oyunların yaş kısıtlamalarına dikkat ederek izin vermeliler. Ebeveyn kontrol uygulamaları ile süre, içerik kısıtlaması yapmak ve bunları takip etmek çok önemlidir. </p>
<p><strong>İletişim</strong>: Sağlıklı iletişim kurmak, konuşmasına izin vermek birincil olarak dikkat edilmesi gereken davranışlardır. Koşullu mesajlar vermeden çocuklara saygı ve sevgiyi göstermek. Öncelikle anlamaya çalışmak, yanlış düşünüyor olsa bile sorunları fazla müdahale etmeden iletişim ile çözmeye çalışmak. Ne yaptığını bilmek, takip etmek, kimlerle iletişimde olduğunu bilmek çok önemlidir. </p>
<p><strong>Kaliteli zaman geçirme:</strong> Çocuklarla birlikte olumlu duygular açığa çıkarmaya yardımcı aktivitelere katılmak. Parklara, spor merkezlerine, gençlerle sinema, tiyatroya ve maçlara gitmek.  </p>
<p><strong>Oyun:</strong>Çocuklarla birlikte gerçek zamanlı, teknolojinin dahil olmadığı, klasik karşılıklı ve  ailecek oyunlar oynamak. </p>
<p><strong>Model olma:</strong> Ebeveynler diğer aile üyelerine örnek olmalıdırlar. Evde bilgisayar üzerinden yapacakları işleri “çok acil” olsa bile çocukların yanında yapmamak, “teknolojiyi” belirli zaman aralıklarında ve kısa süreli kullanmak, birlikte kitap, gazete, dergi okuma saatleri planlanmak.</p>
<p><strong>Sorumluluk verme:</strong> Yaşına uygun ev içerisinde yapabileceği sorumluluklar vermek ve bunları takip etmek</p>
<p><strong>Sınır koyma:</strong> 3 yaşından önce çocuklarını bilgisayar, laptop, i-pad ve akıllı telefon ile tanıştırmamak, </p>
<p>3-6 yaş arasında aile gözetiminde eğitim amaçlı kullanıma izin vermek </p>
<p>6-9 yaş arasında aile gözetiminde eğitim amaçlı ve aile oyunları için günlük 2 saat süre kısıtlaması yapmak, şiddet içeren hiçbir oyunu oynamasına izin vermemek, </p>
<p>9-12 yaş arasında özel cihazı olmadan en fazla 2 saat kullanmasını sağlamak,</p>
<p>12-18 yaş arasında aile takibe devam etmeli ama bireysel sorumluluğunda olmalı. </p>
<p><strong>Önlem alma</strong>: Güvenli internet bağlantısı kullanımı sağlamak, arkadaşlarını tanımak, internet kullanımı takip etmek, medya okuryazarlığı gelişmesine yardımcı olmak. Olumsuz yaşam olayları ile baş etme becerisi gelişimini takip etmek, yetersiz ise destek almak. </p>
<p><strong>Hayır diyebilmeli ve özgüveni yerinde olmalı</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak hayır diyebilen, özgüveni yerinde, bağlanma problemleri olmayan, sağlıklı baş etme biçimleri geliştirmiş, spor, hobi ve aktivite ile kendi duygularını ifade eden, sanattan keyif alan, sanal mecra yerine gerçek hayattaki başarılar peşinde koşan çocuklar yetiştirmek birincil hedefimiz olmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oyun-oynarken-gecirilen-zamanin-artmasi-bagimlilik-belirtisi-346317">Oyun oynarken geçirilen zamanın artması bağımlılık belirtisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
