<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>artırabilir | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/artirabilir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/artirabilir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 09:39:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>artırabilir | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/artirabilir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[siroz]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Karaciğer yağlanmasının fazla kilo, insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği ve hareketsiz yaşam tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer hücrelerinin içinde normalden fazla yağ birikmesi anlamına gelen karaciğer yağlanması, bazı kişilerde ilerleyerek iltihaplanma, hücre hasarı ve daha ileri aşamalarda siroz ile karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Karaciğer yağlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan, özellikle ileri evre yağlanma ve siroz gelişen hastalarda karaciğer kanseri riskinin arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Son yıllarda, sirozu bulunmayan kişilerde bile yağlanmaya bağlı olarak karaciğer kanseri geliştiğini gözlemliyoruz. Bu sebeple diyabeti olan, hızlı kilo alan ya da karaciğer testleri yüksek seyreden kişilerin daha yakından takip edilmesi kıymetli. Bu kişilerde zamanla iltihaplanma ve doku hasarı gelişme riski yüksek olduğu için kan testleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda MR ve bazı hastalarda düzenli kanser taramaları çok önemli” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı karaciğer sağlığını destekliyor</strong></p>
<p>Var olan kilonun yüzde 7-10 oranında kaybedilmesi, düzenli yürüyüş yapılması ve Akdeniz tipi beslenmenin karaciğer sağlığını olumlu yönde etkilediğini vurgulayan Karademir, “Bu değişiklikler karaciğer yağlanmasının gerilemesine yardımcı olabileceği gibi kanser riskini de azaltabilir. Günlük hayata entegre edilecek küçük ama sürdürülebilir adımlar bu süreçte önemli bir fark yaratır. Yağlanma tehlikesinin doğru takip ve uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceği, ihmal edildiğinde ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bilinmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682">Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sahur uzun açlığa vücudu hazırlayan temel öğün</strong></p>
<p>Sahurun, gün boyu sürecek uzun açlık dönemine vücudu hazırlayan temel öğün olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahurda alınan protein, posa, sağlıklı yağlar ve yeterli sıvı; kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur. Bu sayede gün içinde ani açlık krizleri, halsizlik, baş dönmesi ve dikkat dağınıklığı daha az görülür. Dedi.</p>
<p><strong>Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar</strong></p>
<p>Sahura kalkmadan oruç tutmanın vücut üzerindeki etkilerine değinen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar. Bu durum kan şekerinde ani düşmelere, gün içinde çabuk yorulmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Uzun süreli açlık özellikle çalışan bireylerde performans düşüklüğüne neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeterli protein alınmazsa kas kaybı riski artar</strong></p>
<p>Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini de değerlendiren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında açlık süresi uzar ve vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için protein yıkımını artırabilir. Bu durum, özellikle yeterli protein alınmadığında kas kaybı riskini yükseltir. Sahurda protein içeren besinlerin yer alması, kas dokusunun korunmasına ve metabolizmanın gün boyunca daha dengeli çalışmasına katkı sağlar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sadece iftarda su içmek yeterli değil</strong></p>
<p>Sıvı tüketiminin önemine de değinen Hatunoğlu, “Sadece iftarda su içmek, vücudun gün boyu kaybettiği sıvıyı telafi etmek için çoğu zaman yeterli olmaz. Sahurda su tüketmek, gün içinde susuzluğa bağlı baş ağrısı ve halsizlik gibi sorunların önüne geçilmesine yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğru planlanan sahur mideyi korur</strong></p>
<p>Sahurun mideyi yorduğu yönündeki inanışa da açıklık getiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Doğru planlanmış bir sahur mideyi yormaz, aksine korur. Yağlı, baharatlı ve aşırı tuzlu besinlerden kaçınıldığında sahur mide asidinin dengelenmesine yardımcı olur. Hafif ama besleyici bir sahur, mideyi uzun açlığa karşı daha dayanıklı hale getirir.” dedi.</p>
<p><strong>Sahura kalkamayanlar ne yapmalı?</strong></p>
<p>Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha bilinçli bir beslenme planı uygulaması gerektiğini vurgulayan Hatunoğlu, “Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha dikkatli olması gerekir. İftar çok hızlı yapılmamalı, önce su ve/veya az miktarda bir çorba ile başlanmalıdır. Ana yemekte protein, sebze ve kompleks karbonhidratlara yer verilmelidir. İftardan birkaç saat sonra ise küçük bir ara öğün planlaması yapılabilir. Bu ara öğün, yeterli ve dengeli olursa sahurun eksikliğini telafi etmede yardımcı olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682">Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 13:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor. Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, yaşam tarzı ve Alzheimer ilişkisi hakkında bilgi vererek, Alzheimer riskini azaltmanın yollarını anlattı.</p>
<p>Alp, Alzheimer hastalığının, yaşlı bireyler arasında hafıza kaybına ve zihinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan yaygın bir nörodejeneratif hastalık olduğunu ifade ederek, hastalığın oluşumu üzerinde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı faktörlerinin de etkili olabildiğini söyledi.</p>
<p>Yaşam tarzını optimize ederek Alzheimer riskini azaltabileceğimizi ifade eden Alp, sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı ve düşük fiziksel aktivite gibi faktörlerin Alzheimer riskini artırabildiğine dikkat çekti. Alp, ayrıca yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin de riski yükseltebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sosyal izolasyon ve yalnızlık Alzheimer riskini artırabilir </strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivitenin, beyin sağlığına katkıda bulunduğunu ve Alzheimer riskini azaltabildiğini belirten Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle yüzme, koşu, bisiklet gibi kardiyovasküler egzersizler ve ağırlık antrenmanları faydalı olabilir. Bu egzersizler, kan akışını artırarak ve inflamasyonu azaltarak beyin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olur. Antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler, omega-3 yağ asitleri ve düşük doymuş yağ içeren diyetler, Alzheimer riskini azaltabilir. Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme planları, bu konuda etkili olabilir. Bulmaca çözme, satranç oynama veya yeni bir dil öğrenme gibi zihinsel aktiviteler, beyin plastisitesini artırabilir ve kognitif rezervi güçlendirebilir. Bu, Alzheimer&#8217;ın etkilerini geciktirebilir veya hafifletebilir.</p>
<p>Kronik stres, kortizol seviyelerini yükseltir ve beyin sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca sosyal izolasyon ve yalnızlık da Alzheimer riskini artırabilir. Stres yönetim teknikleri ve sosyal etkileşim, bu riski azaltmada yardımcı olabilir.<strong> </strong>Yetersiz uyku, beynin &#8220;temizlik&#8221; mekanizmalarını engeller ve toksik proteinlerin birikmesine yol açabilir. Uykusuzluk, bu nedenle Alzheimer riskini artırabilir.”</p>
<p><strong>Alzheimer riskini düşürmek için yaşam tarzında olumlu değişiklikler yapılmalı</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Zeynep Betül Alp, Alzheimer ve yaşam tarzı değişiklikleri konusunda güncel araştırmalara atıfta bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Güncel araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin Alzheimer riskini azaltabileceğini gösteriyor. Özellikle beslenme, egzersiz, kognitif eğitim gibi çoklu müdahalelerin bir arada uygulandığı çalışmalar, en umut verici sonuçları veriyor. Örneğin, aerobik egzersizin amiloid plak birikimini azaltabileceği belirtildi. Sağlıklı bir diyetin, özellikle Akdeniz diyetinin, bilişsel fonksiyonları korumada etkili olabileceği gösterildi. Ayrıca, uyku kalitesinin iyileştirilmesinin Alzheimer’ın etkilerini hafifletebileceği belirlendi. </p>
<p>Sonuç olarak, yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişiklikler, Alzheimer riskinizi azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Her zaman bir sağlık uzmanıyla konsültasyon yapmanız önerilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜGEM Başkanı Hakan Akdoğan açıkladı: dolardaki artış konut fiyatlarını artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugem-baskani-hakan-akdogan-acikladi-dolardaki-artis-konut-fiyatlarini-artirabilir-384193</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 11:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dolardaki]]></category>
		<category><![CDATA[fiyatlarını]]></category>
		<category><![CDATA[hakan]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[tügem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384193</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konut fiyatlarında yaşanan yükseliş sürüyor. Uzmanlar konut arzının artmamasının fiyatlarını yukarı taşıdığını söylerken, son dönemde artan dolar kurunun da fiyatları artırabileceği konusunda uyarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugem-baskani-hakan-akdogan-acikladi-dolardaki-artis-konut-fiyatlarini-artirabilir-384193">TÜGEM Başkanı Hakan Akdoğan açıkladı: dolardaki artış konut fiyatlarını artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konut fiyatlarında yaşanan yükseliş sürüyor. Uzmanlar konut arzının artmamasının fiyatlarını yukarı taşıdığını söylerken, son dönemde artan dolar kurunun da fiyatları artırabileceği konusunda uyarıyor. Bu kapsamda Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Başkanı Hakan Akdoğan, “Dolarda yaşanan artışlarla beraber özellikle nakit çıkışında gayrimenkul piyasalarına dönebilir kanaatindeyiz. Bu çerçevede fiyatların kredilerin normalleşmesi ile yine reel artış sağlayabileceğini söyleyebiliriz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>“KENTSEL DÖNÜŞÜM KİRALARI ARTIRABİLİR”</p>
<p>Kentsel dönüşüm ile konut fiyatlarının düşmeyeceğini söyleyen TÜGEM Başkanı Akdoğan, “Kentsel dönüşüm önemli bir başlık lakin konutta yaşanan kira probleminin ateşini artıracak bir durum. Kentsel dönüşüm birçok yerde çok daha fazla konut yapılabilmesi olarak değerlendirilmemeli. Birçok avantajlı yer zaten dönüştü. Bu aşamadan sonra dönüşecek yerlerde yeni stoktan ziyade daha çok yenileme örnekleri göreceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>“ALT GELİR GRUBU KONUTA ERİŞEMİYOR”</p>
<p>Konut piyasasında lüks segmentte üretimin daha yoğun olduğuna dikkat çeken Hakan Akdoğan, “Emlak Konut’un hasılat paylaşımlı modelleri başta olmak üzere birçok markalı proje ile konutta çıtanın yükseldiğini söyleyebiliriz. Aslında gerek kentsel dönüşümde gerekse de az sayıdaki konutlar yine üretiliyor. Lakin proje satışlarında birçok üretim aslında orta sınıf için yapılıyor. Alt gelir grubu için konut erişilemez durum. Lakin finansmana erişimde yaşanan problemler orta gelir grubu için de konuta erişimi zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Markalı projelerin konut fiyatlarını daha da yukarı çektiğini vurgulayan Akdoğan, “Bunun yanı sıra TOKİ ise sürece uygun maliyetli modelle aşağı yönlü destek oluyor. Arsa devletten olup, markalı projelerin arsaya uygun fiyatla erişimini kolaylaştırmak belki bir nebze fiyatları aşağı çekebilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>“İNŞAAT FİRMALARI DEVLET PROJELERİNE DAHİL OLMALI”</p>
<p>Devletin başlattığı konut projelerindeki son durumu da değerlendiren TÜGEM Başkanı Akdoğan, “Deprem bölgesindeki 319 bin bağımsız bölümün imalatı hızla devam ediyor. Bunun yanında dar gelir grubu için de 250 bin konutta üretim başladı. İlk Arsam kısmında da kura çekimleri devam ediyor. Özellikle inşaat firmaları yerine üretim süreci biraz da devlete kalmış gibi görünüyor. Burada inşaat firmalarının da sürece dahil olmalarını sağlamamız, kiralık arza yönelik projeler geliştirmemiz önemli olacak” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugem-baskani-hakan-akdogan-acikladi-dolardaki-artis-konut-fiyatlarini-artirabilir-384193">TÜGEM Başkanı Hakan Akdoğan açıkladı: dolardaki artış konut fiyatlarını artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 10:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklardaki]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sakatlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, Uzmanı Uyardı: "Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir"</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154">Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gebelikte kontrolsüz ilaç kullanımının çocuklardaki sakatlık riskini arttırabildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “İlacın içerisindeki madde yanında, gebelik haftası, ilaca devam süresi ve ilacın fetusa ulaşıp / ulaşmadığı gibi faktörler de sakatlık yapıcı etkide önemlidir. Bu nedenle gebelikte kullanılacak her ilaç için kadın hastalıkları ve doğum doktorundan ve gerekirse perinatologdan risk kategorisi ve kullanılıp/ kullanılamayacağı hakkında bilgi alınmalıdır. Özellikle fetüsün organ gelişiminin gerçekleştiği ilk üç ay için bu konu daha fazla önem arz ediyor.” diye konuştu.</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Her 16 gebeden en az birinin gebelikte fetusta sakatlık yapıcı etki artışı olabileceği bilinen ilaç kullandığının ortaya konduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, gebelikte bilgisiz ve bilinçsiz ilaç kullanımının yaratabileceği risklere dikkat çekti. Bununla ilgili American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinin Ağustos 2022 sayısında yayınlanan araştırmaya işaret eden Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “Amerika’da yaşayan kadınların ne kadarının gebelikte sakatlık ya da çocukta sorun oluşturabilecek ilaçlara maruz kaldığı incelendi. Sonuç olarak her 16 gebeden en az 1’inin bilmeden veya mecburiyetten maruz kaldığı ortaya çıktı. Bu da çocuklardaki sakatlık riskini artırıyor” şeklinde konuştu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>RİSK GRUPLARININ ÖNCEDEN BELİRLENMESİ GEREKLİ</strong></p>
<p>İlaçların sakatlık oluşturma riskleri açısından önceden yapılan gözlemsel çalışmalara göre risk kategorilerine ayrıldığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Başbuğ: “İlacın içerisindeki madde yanında, gebelik haftası, ilaca devam süresi ve ilacın fetusa ulaşıp/ulaşmadığı gibi faktörler de sakatlık yapıcı etkide önemlidir” dedi. Prof. Dr. Başbuğ sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Fetüsün organ gelişimi gerçekleştiği için gebelikte ilk üç ay daha önem arz etmektedir. İlk üç ayda kullanılan bazı ilaçlar sakatlık oluşturma riskine daha fazla sahiptir. Bu yüzden ilk üç ay vitamin dahi olsa kullanılan ilaçlar kadın doğum hekimine gerekirse perinatoloğa sorularak kullanılmalı. Gebe olduğu bilinen bir kadın gelişigüzel ilaç kullanmamalı. Çünkü zorunlu olarak kullanılması gereken ilaçlar A, B, C, D ve X risk gruplarına göre kullanılıyor. Örneğin; D grubuna epilepsi hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlar dâhildir. Bu gruptaki ilaçlar çocuklar için belli bir risk yaratsa da anne kullanmak zorunda. Aksi taktirde annede nöbetlere bağlı yaşam kaybı riski bulunur. Dolayısıyla epileptik gebelerde ilaç seçimlerimizde bebeğin en az zarar göreceği ilaçlar tercih edilir. Sonuç itibariyle gebede kullanılacak ilacın risk grubunun önceden belirlemesi çok önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“RİSKİ OLUŞTURAN İLACIN BEBEĞE ULAŞIP ULAŞMADIĞI DA ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>“Gebelikte kullanılacak ilacın sakatlık oluşturucu risk grubunun önceden belirlenmesi kadar önemli bir noktada ilacın emilimidir” diyen Prof. Dr. Başbuğ, sözlerine şöyle devam etti:“Ağızdan alınan bir ilaç mideden emilmiyorsa zararlı olmaz. Örneğin ishal tedavilerinde kullanılan ilaçlar emilmediği için çocuğa zararı olmaz. Fakat aynı maddeyi damar yoluyla verirseniz, maddenin çocuğa ulaşma ihtimali artar.”</p>
<p> </p>
<p><strong>GEBELİKTE ANTİBİYOTİK KULLANILILIR MI?</strong></p>
<p>En çok merak edilen konulardan biri olan gebelikte antibiyotik kullanımıyla ilgili Prof. Başbuğ şu bilgileri verdi: “Gebelikte antibiyotik kullanımı için de özellikle plasentadan geçen ve teratojenik etki potansiyeli olan ilaçların fetal sakatlıklara sebep olduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda bazı antibiyotikler güvenli kullanım şartıyla verilebilirken bazıları verilmez. Dolayısıyla antibiyotiklerin teratojenik etki potansiyaline, plasentadan geçmediğine, yüksek doza ulaşmadığına ve gebelik haftasına dikkat edilmeli.”</p>
<p>Kronik hastalıkları olup da gebe kalan kadınların rutin kullanmak zorunda olduğu bazı ilaçlarının olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “Hastalığını takip eden ve gebelikteki takibini yapacak hekimlerin birlikte çalışmasıyla sağlıklı bir bebek dünyaya gelebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÇOCUKTA, İLAÇ KULLANIMINA BAĞLI HASTALIKLAR 6 AY, 1 YIL İÇİNDE DE ORTAYA ÇIKABİLİYOR” </strong></p>
<p>Gebeliğin ilk üç ayının sakatlık oluşturma dönemi olmakla birlikte sonraki aylarda da sorunların ortaya çıkabileceğini kaydeden Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, konuyla ilgili şunları kaydetti: </p>
<p>“Herhangi bir vitamin verirken bile çok dikkat etmek gerekiyor. Zira vitamin ilaçlarının içindeki katkı maddesinin zararı, çocuklarda uzun dönemde ortaya çıkabiliyor. Şu ana kadar doğuştan gelen sakatlıklardan bahsetsek de bazı hastalıkların geç ortaya çıktığını belirtmekte fayda var. Örneğin bazı kanser türlerinde gebe kadınların kullandığı bir ilacın etkisi olarak kız çocuklarında 8 ya da 10 yaşında vajinal adenozis hastalığı görülebiliyor. İlaç kullanımına bağlı hastalıklar direkt doğumdan hemen sonra değil 6 ay 1 yıl içinde de ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden hastanın kendisi görüş almadan bir ilacı kullanmamalı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ve gerekirse perinatolog görüşünü aldıktan sonra uygun ilaçları kullanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154">Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 14:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[haberlere]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesini]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar siyasi seçim dönemlerinde, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıklarını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872">Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar siyasi seçim dönemlerinde, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıklarını söylüyor. Seçim dönemlerinde birçok farklı faktörün, insan psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Sürekli olarak karşı siyasi içeriklere maruz kalmak, kaygı ve öfke yaratabilir. Medya ve sosyal medya kısıtlamaları, ruhsal ve duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin kendine ayırdığı vaktin kaliteli bir düzende artması da ruh sağlığının korunması açısından önemlidir. Spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak, hobilerle uğraşmak gibi aktiviteler bu açıdan kişiyi destekleyecektir.” önerilerinde bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, içinde bulunduğumuz seçim döneminin insan psikolojisi üzerinde ne gibi etkilere sebep olabileceğine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Seçimler kendini ifade edebilme hakkıdır</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki siyasi seçim dönemlerinin, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıkları zaman dilimleri olduğunu belirterek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Seçimler, toplumdaki insanların politikaları, yönetici tercihleri ve ülke yönetimini göz önünde bulundurma hakkını ifade etme şansını sunar. Dolayısı ile seçim sürecinde söz sahibi olan birey, kendini ifade edebilme hakkı ile birlikte değerli hissetme duygusunu da yaşamaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Seçim öncesi ‘heyecan ve umutsuzluk’ duyguları ağır basıyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki seçimlerde, siyasi partilerin ve adayların seçim kampanyalarının oldukça yoğun olduğunu ifade eden Çekin, “Seçimlerdeki birlik  ve beraberlik dönemleri yoğun dayanışma ve heyecan duygularını oluşturabildiği gibi insanların psikolojisini olumsuz da etkileyebilmektedir.” açıklamasında bulundu ve seçim zamanlarında ortaya çıkan üç dönemden bahsetti. </p>
<p>Çekin seçim öncesi dönemi ‘heyecan ve umutsuzluk duygularının ağır bastığı bir evre’ şeklinde tanımlayarak “Umutların yükselme potansiyeline sahip olduğu kadar, aynı zamanda kaygı ve umutsuzluk sürelerini da tetikleyebilir. Destekledikleri aday veya parti için heyecanlı olanlar, umutlarını beslerken, desteklemedikleri aday veya parti nedeniyle hayallerini sürdüremeyen ve umutsuz olan bir kesim de olabilmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Umutsuz seçmen gelecek kaygısıyla yoğun anksiyete yaşayabilir</strong></p>
<p>Seçim döneminin stresli bir zaman dilimi olabileceğini kaydeden Çekin, “İnsanlar, ülkenin geleceği hakkında ve seçim sonuçlarının, hayatlarını nasıl etkileyeceği konusunda endişe duyabilirler. Ayrıca, seçimlerde adayların ve partilerin kullandıkları dil, bazen kutuplaştırıcı ve agresif olabilir. Bu da stres ve kaygı hissi yaratabilir. Bununla birlikte umutsuz olan seçmen gelecek kaygısı içerisine girdiği zaman ise yoğun anksiyete yaşayabilir. Adayların ve partilerin beklentilerinin altında performans göstermesi veya seçim sonuçlarının, seçmenlerin istedikleri hedeflerden aşağıda kalması seçmenlerde ahlaki bozulmayı beraberinde getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kutuplaşma farklı bakış açılarının göz ardı edilmesine neden olabilir</strong></p>
<p>Seçim sonrası dönemde ise kutuplaşmaya neden olabilecek bir atmosfer oluşabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “İnsanlar, farklı siyasi görüşlere sahip oldukları için ayrışabilirler. Bu ayrışma, insanların birbirine bağlanmasına karşı düşmanca hissetmelerine neden olabilir ve toplumdaki huzur ve uyumun bozulmasına yol açabilir. Ayrıca kutuplaşma, insanların bilgi seçimlerinde kendi görüşlerine yakın kaynaklara yönelmesine ve farklı bakış açılarını göz ardı etmesine de neden olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Bilinçli medya kullanımı ruh sağlığı için önemli</strong></p>
<p>Seçim dönemlerinin, politikacıların tartışmaları, vaatlerini içeren kampanya süreçleri ve geleceğe yönelik belirsizlikler nedeni ile stresli bir zaman olabileceğine değinen Çekin, bu süreçte bireyin kendi ruh sağlığını koruyabilmesi adına birtakım önlemler alabileceğini söyledi. Çekin bu önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Özellikle haberleri takip etmek önemli olsa da, sürekli olarak siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir. ‘Bilinçli medya kullanımı’ yaparak yani belli bir zaman aralığında haberleri izlemek, güvenilir bilgi edinmeye özen göstermek ve yanıltıcı veya duygusal içeriklere maruz kalmaktan kaçınmak önemli bir yere sahip. Bu tarz haber içeriklerinde daha çok farklı görüşü değerlendirmek, analiz etmek ve eleştirel düşünceyi kullanmak bilişsel esnekliğimiz açısından da faydalı olacaktır. Bu sayede birey farklı görüşlere sahip bireylerle olan ilişkilerinde daha dengeli bir ortam yaratabilir. Burada empati yapabilmek de önemli bir yer tutuyor. Böylece sağduyulu bir iletişim de gerçekleşmiş olur.”</p>
<p><strong>Sosyal medya stres kaynağı olabilir</strong></p>
<p>Seçimin başlangıcında hızlı ve geniş bir bilgi koruması sağlasa da sosyal medyanın, aynı zamanda stres kaynağı olabileceğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Sürekli olarak karşı siyasi içeriklere maruz kalmak, kaygı ve öfkeye neden olabilir. Medya ve sosyal medya kısıtlamaları, ruhsal ve duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin kendine ayırdığı vaktin kaliteli bir düzende artması da ruh sağlığının korunması açısından önemlidir. Spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak, hobilerle uğraşmak gibi aktiviteler bu açıdan kişiyi destekleyecektir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872">Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devam zorunluluğunun kalkması bir fırsat mı? Disiplini sağlayan, çalışma rutunini bozmayan adaylar netlerini artırabilir…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/devam-zorunlulugunun-kalkmasi-bir-firsat-mi-disiplini-saglayan-calisma-rutunini-bozmayan-adaylar-netlerini-artirabilir-373173</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 11:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bozmayan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[disiplini]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[kalkması]]></category>
		<category><![CDATA[netlerini]]></category>
		<category><![CDATA[rutunini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluğunun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite sınav zamanı yaklaşıkta adaylar konu eksiklerini daha verimli tamamlayabilmek için okul derslerine, izin ve raporla ara verip sınava odaklanıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/devam-zorunlulugunun-kalkmasi-bir-firsat-mi-disiplini-saglayan-calisma-rutunini-bozmayan-adaylar-netlerini-artirabilir-373173">Devam zorunluluğunun kalkması bir fırsat mı? Disiplini sağlayan, çalışma rutunini bozmayan adaylar netlerini artırabilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üniversite sınav zamanı yaklaşıkta adaylar konu eksiklerini daha verimli tamamlayabilmek için okul derslerine, izin ve raporla ara verip sınava odaklanıyorlar. İşte lise son sınıf öğrencilerin bu ihtiyaçlarından yola çıkılarak bu yıl 12. sınıflara devam zorunluluğu kaldırıldı. Uzmanlar bu uygulamanın bir sebebinin de deprem bölgesindeki halkın sağlam kalan okullarda konaklaması sebebiyle eşit olmayan durumu birbirine yaklaştırma amacı taşıdığını söylüyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Ertuğrul Tut adaylara bu karardan maksimun faydayı sağlayabilmeleri için “Okula gider gibi kendilerini disipline etsinler; sabah kalkış saatleri akşam yatış saatleri, yemek yeme saatleri, ders çalışma saatlerini rutinlik içerisinde sürdürsünler.” önerisinde bulunuyor.</strong> </p>
<p> </p>
<p>17-18 Haziran 2023 tarihinde düzenlenecek olan YKS’ye 2 aydan az bir zaman kaldı. Uzmanlar sınav tarihinin yaklaşmasıyla birlikte uyarılarını yineliyor, motivasyon ve başarı için önerilerini sıralıyor… </p>
<p>Dijitalleşme her alanda olduğu gibi eğitim alanında da kaçınılmaz hale geldi ve bazı ezberleri bozdurdu. Ülkemizin mevcut koşullarını göz önünde bulunduran bazı uzmanlar yüz yüze eğitimin olması gerekliliğini savunuyor, sosyolojik ve teknolojik yapının bu duruma hala hazır olmadığını düşünüyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Ertuğrul Tut 12. sınıflardaki devam zorunluluğunun kaldırılmasını dijitalleşme ile başlayan bu yeni eğitim modeli çerçevesinde değerlendirdi. </p>
<p><strong>Adayların çoğunluğu maalesef planlı çalışma alışkanlığı kazanmış durumda değil</strong></p>
<p>Okulun öğrenciyi yaşam için disipline ettiğini söyleyen Tut, “Okula gitmek, okul saatlerine uyumlu davranmak uyku saatlerinizden tutun da yemek öğünlerinize kadar hatta kendinize ayıracağınız zamanı bile planlamanıza yardımcı olur. Devam zorunluluğunun kaldırılması kendine uygun zaman planını yapamayan öğrencinin konsantrasyonunu olumsuz yönde etkileyebilir. Adayların çoğunluğu maalesef planlı çalışma alışkanlığını kazanmış durumda değil. Bu öğrencilerde disiplinli çalışamama problemi kendini gösterebilir ve ardından gelecek olan motivasyon kaybı, stres bozukluğu gibi sorunlara da neden olabilir.” değerlendirmesinde bulundu ve bu uygulamanın planlı çalışmaya alışık öğrenci için avantajlı olabileceğini, eksik konularına dönüş, konu analizi yapma, kendini gözden geçirme fırsatı bulabileceklerini sözlerine ekledi. </p>
<p><strong>Deprem bölgesindeki adayların psikolojileri ve imkânları eşitsizliğe neden oluyor </strong></p>
<p>Deprem bölgesinde yaşayan halkın sağlam kalan okullarda konaklaması ve bunun da bölgede yaşayan adaylar için eşit olmayan bir durum oluşturması nedeniyle böyle bir kararın alınmış olabileceğini belirten Tut, “Elbette sadece bölgede yer alan öğrenciler bu durumdan etkilenmedi. Tüm ülke halkı bu acıyı yaşadı. Üniversite sınavına hazırlanan adaylar için de ister bölgede olsun ister olmasın bu acı geçerli. Fakat bu karar maalesef mevcut eşitsizliği değiştirecek bir karar gibi görünmüyor. Deprem bölgesi dışında yer alanların psikolojileri ve maddi yeterlilikleri ile deprem bölgesinde sürece hazırlanmaya çalışanların psikolojileri ve maddi yeterlilikleri arasındaki fark oldukça fazla.” diyerek Türkiye genelindeki adayların durumu için genel bir değerlendirme yaptı.  </p>
<p><strong>Öğrenciler, 12. Sınıf 2. Dönem müfredatındaki konulardan muaf tutulacaklar</strong></p>
<p>12. sınıf müfredatının tamamen kalkmadığını, öğrencilerin 2. dönem müfredatında yer alan konulardan muaf olacağını söyleyen Ertuğrul Tut, “Öğrencilerin kendi göbek bağlarını kendilerinin kesmesi gerekiyor. Bu da kalan zaman diliminde planlı programlı ve nokta atışı yaparak sürece hazırlanmak durumu ve en az hasarla atlatmak anlamına geliyor. Okula gider gibi kendilerini disipline etsinler; sabah kalkış saatleri akşam yatış saatleri, yemek yeme saatleri ders çalışma saatlerini rutinlik içerisinde sürdürsünler. Uzun süreli rutinlik öldürür ama kısa süreli rutinlik verimli olur.” dedi. </p>
<p><strong>Eksik konulara dönmek için iyi bir fırsat </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Ertuğrul Tut sözlerini şu önerilerle tamamladı:<strong> </strong></p>
<p><strong>“</strong>Üniversite sınavına hazırlanan adaylar<strong> </strong>kalan zaman diliminde sürekli deneme çözerek eksik konulara hızlı bir dönüş yapabilirler. Sınav sevilenlerle değil sevilmeyen konuların üzerine düşülerek kazanılır. Genellikle adaylar sevdikleri derslerin testini çözer sevmediklerini sona saklar ve sınav esnasında kaçırılan/yapılamayan sorular da sevilmeyen derslerden olur. Unutmamamız gereken şey zamanın geçici olduğudur. Daha çok net için kendilerine uyacak bir planlama ile kalan zaman diliminde önemli bir mesafe kat edebilirler.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/devam-zorunlulugunun-kalkmasi-bir-firsat-mi-disiplini-saglayan-calisma-rutunini-bozmayan-adaylar-netlerini-artirabilir-373173">Devam zorunluluğunun kalkması bir fırsat mı? Disiplini sağlayan, çalışma rutunini bozmayan adaylar netlerini artırabilir…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
