<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>arıboğan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/aribogan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aribogan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Oct 2023 12:40:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>arıboğan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aribogan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;İsrail Yönetimi Uzun Süredir Aradığı Fırsatı Bulabilir.&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-israil-yonetimi-uzun-suredir-aradigi-firsati-bulabilir-412869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 12:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aradığı]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[bulabilir]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[süredir]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Filistin-İsrail gerilimini değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Hamas saldırısının (özünde) Filistin halkını koruma, kurtarma ya da İsrail’i cezalandırma amaçlı olmadığını, düzen değiştirme hedefli olduğunu ifade etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-israil-yonetimi-uzun-suredir-aradigi-firsati-bulabilir-412869">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;İsrail Yönetimi Uzun Süredir Aradığı Fırsatı Bulabilir.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Filistin-İsrail gerilimini değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Hamas saldırısının (özünde) Filistin halkını koruma, kurtarma ya da İsrail’i cezalandırma amaçlı olmadığını, düzen değiştirme hedefli olduğunu ifade etti. “İsrail yönetimi uzun süredir aradığı fırsatı bulabilir, zira kuruluşundan bu yana her saldırıdan yeni kazanımlarla çıkmıştır.” diyen Prof. Dr. Arıboğan, bu saldırının zamanla hedefe İran’ı oturtarak bütün bölgeyi kapsayan bir savaş ortamına zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı, Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Filistin-İsrail gerilimini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Süperpolitik bir eylem…</strong></p>
<p>“Hamas saldırısı, sadece çok yüksek şiddet ve yıkım kapasitesine sahip bir terör olayı değil; aksine çok önemli küresel stratejik değişimleri tetikleyebilecek ‘süperpolitik’ bir eylem.” diyen Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, varsayımları öne çıkaran analizlerini paylaştı.</p>
<p><strong>Terör örgütlerinin taşeron olarak da kullanılıyor</strong></p>
<p>Terörle iştigal eden istisnasız bütün örgütlerin aynı zamanda taşeron olarak da kullanıldıklarını kaydeden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hepsinin içerisinde, özellikle de lider kadrolarında farklı istihbarat teşkilatlarının elemanları olur. Sıradan terörist, halkını, ideolojisini düşmana karşı koruduğunu sanırken, kararları alan kadroların kendi pozisyonlarını, örgütün legal-illegal gelir kaynaklarını, değişen uluslararası ittifak sistemlerini, marka ve imajlarını korumak gibi kısa ve uzun erimli amaçları, pazarlıkları olur. Bu yüzden hepsi aslında mücadele ettiklerini iddia ettikleri devlet mekanizmaları ve onun çürümüş birimleriyle yan yollardan bir şekilde bağlantı kurarlar. Yani dışarıdan görünen ve dışarıya deklare edilenle içerideki yapı çok farklıdır.”</p>
<p><strong>11 Eylül saldırısı, küresel savunma harcamalarının 2.2 trilyon dolara çıkmasına olanak verdi</strong></p>
<p>Siyaset bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan,<strong> </strong>terör örgütlerinin yapısına ilişkin de şunları kaydetti:</p>
<p><strong>“</strong>Terör örgütleri eylemlerini sıklaştırdıkça ve şiddetlendirdikçe zihin ortamını güvenlikleştirir, kamuoyunu güvenlik merkezli olarak şekillendirir ve merkez otoritelerin aldığı veya alacağı baskıcı önlemleri meşrulaştırırlar. Şiddet kullanan bir örgüt varsa doğal olarak karşı şiddet kullanan bir güvenlik mekanizması olur. Güvenlikleştirilmiş süreçler ekonomik kaynak dağılımını, birey devlet ilişkisini, politik öncelikleri ve seçmen davranışlarını belirler. 11 Eylül saldırısı, küresel savunma harcamalarını 750 milyar dolar seviyesinden bugün 2.2 trilyon dolara çıkmasına olanak verdi. El Kaide ve IŞİD, özellikle ABD’nin palazlanmış askeri-endüstriyel kompleksinin arayıp da bulamadığı fırsatı sağladı.”</p>
<p><strong>Hamas’ın saldırısı kime yarayacak? </strong></p>
<p>Hamas’ın saldırısını değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şunları ifade etti:</p>
<p>“11 Eylül saldırısı ABD’yi cezalandırma değil küresel düzeni değiştirme amaçlıydı ve başardı. Hamas saldırısı da (özünde) Filistin halkını koruma, kurtarma ya da İsrail’i cezalandırma amaçlı değildir. Düzen değiştirme hedeflidir. Filistin halkının çok daha ağır hasar almasını meşrulaştırarak Gazze’nin tamamen boşaltılmasına da meşruiyet sağlayabilir. İsrail yönetimi uzun süredir aradığı fırsatı bulabilir, zira kuruluşundan bu yana her saldırıdan yeni kazanımlarla çıktı.</p>
<p>Üstelik bu çapta bir saldırının etki alanı bununla da kalmaz. Ortadoğu’da ABD’den bağımsız biçimde yürüyen İsrail, Körfez ve İran arasındaki yumuşama ve anlayış eğilimini keser. Bu yumuşamayı destekleyen ve kendi inisiyatifleriyle bölgede çok ciddi yol alan Türkiye ile Azerbaycan’ın etkinliğini azaltır; İsrail ve Hamas arasında sıkışan bu iki ülkenin arasına nifak sokabilir. İki ülkenin birlikte politika üretmesi bu açıdan önemli.</p>
<p><strong>Saldırı, bütün bölgeyi kapsayan bir savaş ortamına zemin hazırlayabilir</strong></p>
<p>Bu saldırı zamanla hedefe İran’ı oturtarak bütün bölgeyi kapsayan bir savaş ortamına zemin hazırlayabilir. İran konusu epeydir pişirilmekte olduğundan dikkatli olunması elzemdir.”</p>
<p><strong>İsrail’in 11 Eylül’ü…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, sözlerini şu soruları yönelterek tamamladı:</p>
<p>“Bir soru: 11 Eylül saldırısını ABD’nin kendi kendine düzenlediğine inanan ve ABD’nin bu şekilde Afganistan’a ve Irak’a direkt şekilde, bazı çevre coğrafyalara ise üsler kurma yoluyla indirekt müdahale ettiğini düşünen o derin analizci kitle, İsrail’in 11 Eylül’ünü neden bu kadar ‘komplo dışı’ algılamayı tercih etti? İsrail’in vereceği tepkinin boyutlarını ve Filistin davasına verebileceği zararı neden göz ardı etmeyi tercih etti? Orada komplo vardı da niye burada yok farz ediliyor?” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-israil-yonetimi-uzun-suredir-aradigi-firsati-bulabilir-412869">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;İsrail Yönetimi Uzun Süredir Aradığı Fırsatı Bulabilir.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-siyaset-bilimi-ve-uluslararasi-iliskiler-en-parlak-doneminde-394304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Aug 2023 09:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[parlak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394304</guid>

					<description><![CDATA[<p>21. yüzyılın bir krizler dönemi olduğunu belirten Siyaset Bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, yeni küresel krizlerin varlığından bahsederek dünyaya çok perspektifli bir açıdan bakmanın ve anlamanın şart olduğunu dile getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-siyaset-bilimi-ve-uluslararasi-iliskiler-en-parlak-doneminde-394304">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde”</strong></p>
<p><strong>21. yüzyılın bir krizler dönemi olduğunu belirten Siyaset Bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, yeni küresel krizlerin varlığından bahsederek dünyaya çok perspektifli bir açıdan bakmanın ve anlamanın şart olduğunu dile getirdi. Yapay zekanın kaçınılmaz olarak bütün alanlara sirayet edeceğine dikkat çeken Arıboğan, veriyi toplamak kadar analiz etmenin de önemli olduğunu, felsefe, tarih, sosyoloji gibi temel alanların son derece işlevsel hal alacağını ifade etti. Google’da bulunamayacak bilgi, yaratıcılık, girişimcilik ya da analiz kabiliyetine ulaşılamaması halinde geleceğin parlak olmayacağını ifade eden Arıboğan, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinin en parlak dönemine girdiğini, sosyoloji, tarih ve felsefenin modasının ise geçmeyeceğini belirtti. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ve eğitim stratejileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çok perspektifli bir açıdan dünyaya bakmak ve anlamak şart</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında sosyal bilimler alanında okuyan, çalışan herkesin disiplinler arası okuma yapma pratiğini geliştirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Tarihten sosyolojiye, antropolojiden teknolojik yeniliklere kadar geniş bir sahayı tarayabilmeliler. 21. yüzyıl bir krizler dönemi ve 11 Eylül ile başlayan küresel krizler, 2008-2009 ekonomik krizinin ardından 2020’de patlayan pandemi ile devam ediyor. Önümüzde iklim ve dijital alan üzerinden gelişecek yeni küresel krizler var. Bunun yanı sıra süper güçler arasındaki jeopolitik rekabet de devam ediyor. Bu nedenle çok perspektifli bir açıdan dünyaya bakmak ve anlamak şart.” dedi.</p>
<p><strong>Eğitim ortamının çok renkli, özgürleştirici ve zihin açıcı bir biçimde planlanması çok değerli </strong></p>
<p>Yabancı dilin artık tek başına bir önem ifade etmediğine dikkat çeken Arıboğan, “Zira yapay zekâ teknolojileri tercüme algoritmalarını mükemmele yakın hale getirdi. Yakında herkesin her dili anlayabileceği bir dönem başlayacak. Lakin Martin Heidegger’in ifadesiyle ‘dil varlığın yuvası’ ve bu yuvanın anlam dünyasına sızabilmek sıradan bir dil bilgisi ile mümkün değil. Edebiyat, müzik, sanat, spor gibi çok perspektifli kültürel araçlara da nüfuz etmek gerekiyor. Eğitim ortamının da çok renkli, özgürleştirici ve zihin açıcı bir biçimde planlanması çok değerli. Üsküdar Üniversitesi Kurucusu Nevzat Tarhan’ın ifadesiyle; üniversiteler Birleşmiş Milletler gibi olmalı ama oradaki gibi kimsenin ayrıcalıklı konumu ve veto hakkı bulunmamalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üniversitemizde proje kültürü çok önemli </strong></p>
<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nin prensip olarak bölümler arasındaki müfredat geçişkenliğini sağlamak ve ÇAP, yan dal gibi girişimleri desteklemek yönünde bir vizyona sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Her bölüm diğer bölüm tarafından destekleniyor ve temel bazı akademik derslerimizi tüm bölümlerimizdeki öğrencilerimiz alabiliyor. Üniversitemizde proje kültürü çok önemli ve özellikle psikoloji öğrencilerimizin uygulamalı dersleri için NPİSTANBUL Hastanemizin tüm olanaklarını kullanabiliyoruz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yaratıcı değil itaat edici bir vatandaş yetiştirme arayışı süregidiyor </strong></p>
<p>Eğitim sistemimizin de kültürümüzün de genç, dinamik, kıvrak, dünya vatandaşı olan siyasetçilerin yetiştirilmesine uygun olmadığını belirten Arıboğan, “Her şey aileden başlıyor. Yaratıcı değil itaat edici bir vatandaş yetiştirme arayışı hem okullarda hem sosyal ortamda süregidiyor. Bu bakımdan üniversite yaşamını çok önemli bir zihinsel açılım kapısı olarak görüyoruz. Öğrencilerimize araştırmayı ve öğrenmeyi öğretmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zekâ kaçınılmaz olarak bütün alanlara sirayet edecek </strong></p>
<p>“Globalleşme kadar yerelleşme dinamiklerinin de etkin olduğu bir dönemdeyiz.” diyen Arıboğan, “Yapay zekâ ise bütün alanlara sirayet edecek kaçınılmaz olarak. Veriyi toplamak kadar analiz etmek de önemli. Bu bakımdan felsefe, tarih, sosyoloji gibi temel alanlar son derece işlevsel bir hal alacak. Google’da (Arama motorlarında) bulamayacağınız bilgi, yaratıcılık, girişimcilik ya da analiz kabiliyetine ulaşmazsanız geleceğiniz çok parlak değil diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sosyoloji, tarih ve felsefenin modası geçmez </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi olarak bütün dünyada müfredatları ve eğitim teknolojilerini takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Yüzlerce okulla Erasmus anlaşmalarımız var. Hocalarımızın da hemen hepsi yurt dışı tecrübesine sahip. Bu anlamda dünyayı yakından izliyoruz.” dedi.</p>
<p>Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinin en parlak dönemine girdiğini düşündüğünü söyleyen Arıboğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sosyoloji, tarih ve felsefenin modası ise asla geçmez. Biz Üsküdar Üniversitesi olarak analiz kabiliyeti yüksek, takım oyununa açık, projeci ve hem global standartlara hem de devlet kültürüne hakim bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-siyaset-bilimi-ve-uluslararasi-iliskiler-en-parlak-doneminde-394304">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler en parlak döneminde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması&#8221; &#8220;Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-toplumun-en-onemli-ozelligi-belirsizlikten-statukoya-dogru-kaymasi-muhalif-secmeni-de-umutlandiracak-mutlu-edecek-bir-yaklasim-zamanidir-378752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 09:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizlikten]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edecek]]></category>
		<category><![CDATA[kayması]]></category>
		<category><![CDATA[muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[seçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[statükoya]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[umutlandıracak]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[zamanıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, iktidar tarafında kimsenin Erdoğan’ın siyasi liderliğini sorgulamadığını, muhalefet tarafında ise tereddütlü bir hal yaşandığını söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-toplumun-en-onemli-ozelligi-belirsizlikten-statukoya-dogru-kaymasi-muhalif-secmeni-de-umutlandiracak-mutlu-edecek-bir-yaklasim-zamanidir-378752">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması&#8221; &#8220;Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, iktidar tarafında kimsenin Erdoğan’ın siyasi liderliğini sorgulamadığını, muhalefet tarafında ise tereddütlü bir hal yaşandığını söyledi. Toplumun en önemli özelliğinin, belirsizlikten statükoya doğru kayması olduğunu dile getiren Arıboğan, Türkiye&#8217;de çok sert bir milliyetçi refleks görüldüğünü ve tüm partilere dağılmış durumda olduğunu belirtti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı, Rektör Danışmanı, Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sonuçlar beklenmedik değil</strong></p>
<p>Sonuçların beklenmedik olmadığını belirterek sözlerine başlayan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Son dönemde ciddi anket şirketleri de benzer sonuçlar yakalamaya başlamışlardı. Sinan Oğan’ın muhalefet cephesine geçmesi belki bir psikolojik motivasyon yaratabilirdi. Ama Cumhur İttifakı tarafına geçmesiyle o motivasyon da eksildi. İktidar cephesine psikolojik bir ivme kazandırdı.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması</strong></p>
<p>İki ittifak açısından değerlendirildiğinde bir tarafta çok güçlü ve çok sorgulanmadan kabul edilmiş bir siyasi lider olduğunu vurgulayan Arıboğan, “İttifakın hiçbir mensubu Erdoğan’ın siyasi liderliğini sorgulamaya da açmadı. Erdoğan, tecrübeli bir siyaset adamı. O konuda çok büyük bir netlik vardı. Öbür tarafta ise bana göre en ciddi sıkıntı, ‘Kazanacak aday mıydı, değil miydi? şeklinde gelişen tereddütlü bir hal vardı. Bu tür durumlarda toplum o tereddüttü çok hızlı bir şekilde algılıyor. Toplumun en önemli özelliği, çağın ruhunun da belirsizlik olması nedeniyle, belirsizlikten statükoya doğru kayması oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Vatana sahip çıkma duygusu kolektif hafızada var</strong></p>
<p>Erdoğan’ın uzunca bir süredir aslında müesses nizamı yani devleti temsil ettiğini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Orada bir siyasi parti liderinden daha fazlası var. Türkiye’de ekonomik problemler, deprem felaketi yaşandı ve gerçekten hani dünya üzerinde de, jeopolitik olarak da güneyde çok ciddi sıkıntılar vardı. Suriye, Irak derken kuzeye sıçradı. Ukrayna üzerinden gelişen bir savaşçı model, bütün dünyada kutuplar arası çatışmaların oluşması, gerginleşmesi… Böyle dönemlerde güçlü bir lider ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Politik psikoloji genelde bunlara bakıyor. Birincisi toplumun travmaları neler? Çünkü toplumsal travmalar belli olaylarla birlikte tetikleniyor. Kolektif hafızada birikenler de ortaya çıkmaya başlıyor. Her şeyden önce şunu unutmamak lazım. Bu ülkenin Anadolu coğrafyasının kurucu halkı büyük ölçüde Balkanlar&#8217;dan, Kafkaslar’dan, Kırım&#8217;dan varını yoğunu, vatanını kaybederek ana vatana sığındırılmış, yurdundan kovulmuş insanlar. Vatana sahip çıkma duygusu dediğiniz şey o kolektif hafızada var.” dedi.</p>
<p><strong>Bir taraf özgürlük, demokrasi aşkına, öbürü devlet, vatan, millet aşkına gitti</strong></p>
<p>Bütün bu kampanya süreçlerinde ortaya çıkan şey; Erdoğan hem devletin temsilcisi olarak hem de o ideolojinin bekçisi olarak devleti koruma refleksini tetiklemeye çalıştı.” diyen Arıboğan sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“‘Vatan elden gitmesin, devlet elden gitmesin. Asıl olan devlettir, hepinizi devleti korumaya çağırıyorum.’ dedi. Öbür tarafta da Kılıçdaroğlu&#8217;nun teziyse özgürlükleri, demokrasiyi, bireysel hakları korumaktı. Yani bir taraf özgürlük, demokrasi aşkına, öbürü devlet, vatan, millet aşkına gitti. İşin özü bu.”</p>
<p><strong>Berlin duvarı yıkıldığında sadece on iki ülkenin sınırında duvar vardı, bugün doksan oldu</strong></p>
<p>Ekonomik problemlerin az olduğu, çevrede çok yüksek tehditlerin oluşmadığı ortamlarda genel olarak zamanın ruhunun insan hakları, demokrasi, özgürlük gibi kavramlar etrafında döndüğü zamanlarda insanların da ana konularının bunlar olduğunu dile getiren Arıboğan, “Ama bugünün koşulları bu değil. Zamanın ruhu da bu değil. Uzun zamandır söylüyorum, Berlin duvarı yıkıldığında dünya üzerindeki ülkelerin sadece on iki tanesinin sınırında duvar vardı. Bugün doksan tane ülke sınırlarını duvarlarla çeviriyor. 1989’dan günümüze kadar gelen süreçte, böyle ulusal sınırları yıkan, bireysel ve sivil hakların önünü açan o ruhunun tam tersine bir yere doğru gidiyoruz. Ve bu doğal olarak Türkiye&#8217;ye de sirayet ediyor. Onun için oy verme davranışının geri planındaki temel motivasyon da bu diye düşünüyorum.” şeklinde açıkladı. Arıboğan, Türkiye&#8217;de şu anda çok sert bir milliyetçi refleks görüldüğünü kaydederek, “Milliyetçi refleks bütün partilere dağılmış durumda. Temel mesele böyle bir milliyetçi refleksin değişik formlara bürünmüş bir şekilde çıkıyor olması.” dedi.</p>
<p><strong>Dünyanın her yerinde muhafazakar partiler göçmenlere karşı</strong></p>
<p>Suriyeliler konusunun Türkiye için çok hassas bir mesele olduğunu belirten Arıboğan, “Mülteciler konusunda yüzde 85’in üzerinde partiler üstü bir mutabakat var. Bu bir rahatsızlık kaynağı ve devam da eder. Her zaman oy verme sürecini etkileyecek bir konu olarak devam eder. Fakat buradaki enteresan mesele şu; dünyanın her yerinde milliyetçi, muhafazakâr partiler göçmenlere karşıdır. Fakat bizim burada bütün onlara hamilik yapan kişi milliyetçi muhafazakâr grubun lideri. Kendisi karşı çıksa halkı da tutamazsınız. Bu konuda reaksiyonu olan kitle, Erdoğan&#8217;a olan saygısından ya da sevgisinden bu konuyu gündeminden aşağıya düşürüyor sürekli olarak.” dedi.</p>
<p><strong>Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır </strong></p>
<p>Sonuç olarak 25 milyon insanın da muhalefete oy verdiğini aktaran Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Artık yüzdelerle, rakamlarla konuşmak ve hesap yapmak zamanı değil kucaklayıcı, kapsayıcı, herkesi rahatlatan; şu anda gerilim içinde olan, üzüntü içinde olan muhalif seçmeni de aslında umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-toplumun-en-onemli-ozelligi-belirsizlikten-statukoya-dogru-kaymasi-muhalif-secmeni-de-umutlandiracak-mutlu-edecek-bir-yaklasim-zamanidir-378752">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Toplumun en önemli özelliği, belirsizlikten statükoya doğru kayması&#8221; &#8220;Muhalif seçmeni de umutlandıracak, mutlu edecek bir yaklaşım zamanıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Gençler her dönemde özgürlük ve adalet istediler&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-gencler-her-donemde-ozgurluk-ve-adalet-istediler-360512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 12:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dönemde]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[istediler]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Politik psikolojinin çok önemli bir bilim alanı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, günümüzde gençlerin ihtiyaçlarının siyasetçiler tarafından doğru okunup anlaşılması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-gencler-her-donemde-ozgurluk-ve-adalet-istediler-360512">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Gençler her dönemde özgürlük ve adalet istediler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Politik psikolojinin çok önemli bir bilim alanı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan,  günümüzde gençlerin ihtiyaçlarının siyasetçiler tarafından doğru okunup anlaşılması gerektiğine dikkat çekti. Bütün araştırmalarda gençlerin önceliğinin ne para ne kariyer ne de şöhret olmadığını kaydeden Prof. Dr. Arıboğan, gençlerin özgürlük ve adalet istediklerine dikkat çekti. Prof. Dr. Arıboğan bu durumun sadece içerisinde bulunduğumuz süreçle ilgili olmadığını antik dönemlerden başlayarak tarihin her döneminde gençlerin sürekli düzene davet eden baskıyı sevmediklerini söyledi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, seçim sürecinde genç seçmenlerin tercihlerinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Antik dönemlerden başlayarak günümüze gelene kadar tarihin her döneminde gençlerin her zaman özgürlüklerine düşkün olduklarını belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, gençlerin her dönemde özgürlüklerine ve haklarına sahip çıkmak için mücadele ettiklerini söyledi.</p>
<p><strong>Gençler sürekli düzene davet eden baskıyı sevmez</strong></p>
<p>Genç neslin aynı zamanda kendilerinin özgürlüğü ve hakları için verdiği bu mücadeleyi savunan siyasi partilere yakınlık duyduklarını belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Gençler, sürekli baskılayan, sürekli düzene davet eden baskıyı sevmez. Bu gençliğin tabiatında olan bir şey. Antik dönemlerden beri böyle bir durum var.  </p>
<p><strong>Gençler liyakatsizlikten şikayetçi</strong></p>
<p>Özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra üniversitelerde yüz yüze eğitime ara verilmesinin tepkilere neden olduğunu belirten Prof. Dr. Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Üniversitelerde eğitimlerin online’a çevrilmesi bile çok ciddi ve çok büyük bir tepki oluşturdu. Gençler neşesiz ve sosyal açıdan kurak bir ortama mahkum edildiler. Öte yandan gençler, birtakım yakınlıklarından ötürü pozisyonlandırmaları çok rahatsız edici buluyor. Gençler bu durumu kabul etmek istemiyor. İstediği kadar çalışsın. Kendisinden çok daha vasıfsız birinin 20’li yaşlarda bir şirketinden genel müdürlüğüne getirileceğini biliyor. Bunlardan çok rahatsızlar.” dedi.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelen gençler, dünyadaki statükoculara karşılar</strong></p>
<p>Gençlerin bu rahatsızlıklarına karşın yapılan bazı araştırmalarda da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleyen gençlerin de dış dünyadaki statükoculara karşı olduğunun tespit edildiğini kaydeden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelen gençler, bunlar da dış dünyadaki statükoculara karşılar. Erdoğan ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen bir lider. Amerika’nın dizayn ettiği dünyada ona başkaldıran bir gücü simgeliyor. Bu gençler de bu duruma direnen, oradaki devrimciliğin peşinde. Yani temel mesele iki tarafta da devrim. Ona oy verenler böyle bakıyor. Onlar öyle bakıyor, diğerleri ise revizyon peşinde. Her iki tarafta da gençlik bu rüzgarların etkisiyle böyle sürükleniyor.” dedi. </p>
<p><strong>Gençler adalet ve özgürlük istiyorlar</strong></p>
<p>Politik psikolojinin çok önemli bilim alanı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan,  “Bunu bilmeden de gençliği doğru düzgün anlamak mümkün değildir. Bakıyoruz bütün araştırmalarda gençlerin önceliği ne para ne kariyer ne de şöhret. Adalet ve özgürlük istiyorlar. O kadar net çıkıyor ki ortaya. En çok vuruldukları yer orasıdır. ‘Nereden yaralandıysanız orası kimliğiniz olur’ sözü vardır. Çocukları oradan yaralamışsınız. Adaleti yasada, yargıda değil hayatında arıyor. ‘Ben çalışacağım, çabalayacağım. Adil bir fırsat mı gelecek yoksa birinin yeğeni benden öne mi geçecek?’ Orada darmadağın oluyor. Bu ülkede ne olursa olsun. Seçimi kim kazanırsa kazansın bu düzen değişmeli. Bu kabul edilemez. Onların gözündeki o umutsuzluk, öfke, devlete karşı duyulan hayal kırıklığı çok can sıkıcı.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-deniz-ulke-aribogan-gencler-her-donemde-ozgurluk-ve-adalet-istediler-360512">Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: &#8220;Gençler her dönemde özgürlük ve adalet istediler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Anış Arıboğan: &#8220;Hipotermide en büyük risk, kalp durmasıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-anis-aribogan-hipotermide-en-buyuk-risk-kalp-durmasidir-350323</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 13:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anış]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[durmasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[hipotermide]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depreminin 8’inci gününde arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-anis-aribogan-hipotermide-en-buyuk-risk-kalp-durmasidir-350323">Prof. Dr. Anış Arıboğan: &#8220;Hipotermide en büyük risk, kalp durmasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş depreminin 8’inci gününde arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor. Enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerde hipotermi riskine dikkat çeken uzmanlar, hipoterminin dört evresi bulunduğunu belirtiyor.</strong> <strong>Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Anış Arıboğan, </strong>“<strong>Hipoterminin en büyük riski kalp durmasıdır” uyarısında bulundu. Hipotermide ilk yardımda yapılması gerekenlere de değinen Prof. Dr. Anış Arıboğan, hastaların dıştan ve içten ısıtılabildiklerini belirterek “Bu hastaları dıştan ısıtırken sıcak su torbaları, sıcak kompresler kullanabilirsiniz. Bunları özellikle kasığına, boyun bölgesine ve göğsüne koyuyorsunuz. Eğer periferi birden ısıtırsanız soğuk kan aynı anda kalbe döner ve ani kalp durmasına yol açabilir.” diye konuştu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Anış Arıboğan, hipotermi ve hipotermiye ilk müdahale konusunda değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Hipoterminin vücut ısısının, merkezi vücut sıcaklığın 35 derecenin altına düşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Burada söz konusu olan vücudun iç ısısıdır. Ancak genelde bizim ölçebildiğimiz dış ısıdır.” dedi.</p>
<p>Hipotermi için soğuk ile muhatap olma, evsizlik, afet durumu, suya düşe suda boğulma, kazara soğuk suya düşme gibi nedenlerin olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Çünkü vücut ısıyı regüle edebilme için her zaman etrafı ile ısı alışverişinde bulunur. Buradaki esas konu budur. Rüzgâr ile muhatap olma durumu da hipotermiye yol açabilir. Vücut yüzeyindeki hava hareketiyle vücut ısısını kaybedebilir. Isı merkezinin regülasyonu ile ilgili beyindeki problemler olabilir.” dedi. </p>
<p><strong>Hipoterminin erken belirtisinde el ve ayaklarda soğukluk ve titreme görülür</strong></p>
<p>Hipoterminin vücudun bir statüsü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Hipotermi geliştiği durumlarda vücut ısı regülasyonunu kaybedip 25 derecenin altına düştüğü durumlarda birtakım belirtiler ortaya çıkar. Soğukluğun fark edilmesi ile beraber bu belirtiler bize hipoterminin derecesi ve ciddiyetiyle ilgili fikir verir. Belirtiler hipoterminin derecesine göre değişkenlik gösterir. Erken belirtide el ve ayaklarda soğukluk, cilt renginde solukluk, titreme, net olmayan, yavaşlamış konuşma, seste kısıklık, yorgunluk ve hafif zihin karışıklığı görülür.” dedi. </p>
<p>Prof. Dr. Anış Arıboğan, ileri hipotermi belirtilerinin vücut hareketlerinde ve koordinasyonunda yavaşlama, sakarlık, baş dönmesi, uyuşukluk, çevreye ilgisizlik, kalp hızında yavaşlama, solunumda yavaşlama, bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybı, göz bebeklerinde genişleme ve ışığa tepkisizlik, solunum ve dolaşımın durması olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Kaç çeşit hipotermi bulunur?</strong></p>
<p>Hipoterminin de evreleri bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Vücut eğer bir fabrikaysa bunun için buradaki protein yapımı, şeker üretimi enzimlerin çalışabilmesi için bir enerjiye ve bir ısıya ihtiyaç vardır. Bu enerji ve ısının normal bir vücut ısısı var, ayrıca da vücut PH var. Bir de vücudun çalışabilmesi için bunların belirli bir standartta olması gerekir. 35 derece bizim için bir ölçü, önce hepimizin alışık olduğu bir şey titremeler ile başlar. Bu sırada enerji üretmek için kan şekeri düşer. Bu evre fark edilen bir evredir, bir rahatsızlık hissi var. Fakat 32’nin altına inerse bu evreye hafif diyoruz. Orta derecede uyumaya başlıyor. Son depremdeki yaşananlar ile ilgili olarak bunu konuşuyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Hipoterminin dört evresi bulunuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Anış Arıboğan, hipoterminin evrelerini de şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Birinci hafif evre:</strong> 35 in altı, 32’ye kadar olan süreçte titremeler, rahatsızlık hissi ve açlık var. Eller ayaklar buz gibi, vücutta dolaşım bozulmuş, morarma soğukluk var ancak yaşamsal risk taşımıyor.</p>
<p><strong>İkinci orta evre: </strong>Bunun devam ettiği vücut ısısının 32-28’e düştüğü durumlarda derin bir uyku başlar. Titreme yok. Artık vücut metabolizmasını bu evrede kaybediyor. Kişi uyur ve uyanmaz. Dağcılarda bu öykü çoktur. Bundan dolayı dağcılıkta uyutmazlar.</p>
<p><strong>Üçüncü şiddetli evre: </strong>Artık bilinç yok. Kişiyi isteseniz de uyandıramıyorsunuz, titreme hiç yok. Bu aşamada çok kontrolsüz hareketler, ajitasyonda görülebilir. Burada bilinç yok. Bir kişiyi uyandıramadığınız anda solunumuna çok dikkat etmeniz gerekir. Burada artık kalp durma riski yüksektir.</p>
<p><strong>Dördüncü çok şiddetli evre: </strong>22 derecenin altı olarak belirtilebilir. Hiçbir yaşam belirtisi yoktur. Kalp masajı gereken bir ölüm hali oluşur. Hipoterminin en büyük riski kalp durmasıdır ve ölüm nedenidir. Şiddetli hipotermi yani sürekli bir maruziyet altındaysanız şu ana depremde olduğu gibi, korunacak bir sıcak ortamınız yoksa, vücut giysileriniz çok ince ve ısı kaybını önleyecek bir şartınız yoksa önce hafif başlayan bir titreme ortaya çıkar<strong>. </strong>Bunu derin güzel bir uyku, bilincin tamamen kaybolması ve arkasından ölümle seyreder. Hipotermi bir anlamda sessiz ölümdür. Aynı zamanda hipotermi koruyucu bir mekanizmadır, beyni de koruyor ancak bunlar kontrollü olmalıdır.</p>
<p><strong>Hipotermide ilk yardım nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Özellikle çevreye ilgisizlik veya zihinsel karışıklık gibi ileri hipotermi belirtileri varsa derhal 112 numaralı acil çağrı merkezinin aranması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Hasta ile konuşularak ya da hafifçe sarsarak bilinci kontrol edilmelidir. Bilinç kaybı durumunda solunum ve dolaşım yani nabzı kontrol etmek gerekir. Gerekliyse kalp masajı ve suni solunuma başlanmalıdır. Eğer mümkünse hasta sıcak bir ortama taşınmalıdır. Gelen vakada hipotermi riski bilinmelidir. Donmanın dereceleri ile fikir sahibi olunmalıdır. Çok yavaş hareket edilmelidir. Hipotermiyle muhatap olan birini çok hızlı hareket ettirirsek o periferdeki (el ve ayaktaki) soğuk bir anda merkeze dönebilir. Böylece sizin aşırı hareketiniz kalp durmasına neden olur. Çok yumuşak hareket edilmelidir.’’ dedi.</p>
<p><strong>Dış ısıtmada sıcak su torbaları kullanılabilir</strong></p>
<p>Dış ve iç ısıtma şeklinde iki çeşit ısıtma uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Dış ısıtmada bu kişileri hemen ıslaklıktan, yattığı soğuk ortamdan ya uzaklaştırıyorsunuz ya da giysilerini çıkarıyorsunuz (kuru malzeme giydirilmeli) ya da etrafını sıcak ve kuru malzeme ile ısıtan malzemeler ile sarıyorsunuz. Bu hastaları dıştan ısıtırken sıcak su torbaları, sıcak kompresler kullanabilirsiniz. Bunları özellikle kasığına, boyun bölgesine ve göğsüne koyuyorsunuz. Çünkü eğer periferi birden ısıtırsanız soğuk kan aynı anda kalbe döner ve ani kalp durmasına yol açabilir. Vücutta hipoterminin devamına neden olabiliyor. Bunun için çok önemli. El ayak bölümü korunmaya alınmalı ancak ısıtma eylemine özellikle kasık bölgesinden, göğüsten ve boyundan başlanmalı.” dedi.</p>
<p><strong>İç ısıtma serum ya da ağız yoluyla uygulanıyor</strong></p>
<p>İç ısıtmaya ilişkin bilgiler de veren<strong> </strong>Prof. Dr. Anış Arıboğan<strong>, “</strong>Ortam sıcaklığında serumlar uygulamak, direk ağız yoluyla ya da nazogastrik bir sonda ile duruma göre vücuda sıcak içecek, sıcak sur vererek iç organları ısıtıyorsunuz. Önce damarlar genişliyor, ondan sonra oraya kan geliyor ve içerden ısıtmaya başlıyorsunuz. Hızlı ısıtma yarım saat ve bir saat asla yapılmamalı. Isıtma eylemi hızlı olmamalıdır. Vücutta ortaya çıkan yan etkileri önlemek için saatte ortalama 0.5-1°C’lik (santigrat derece) artış sağlanmalıdır, vücut ısısının kontrollü şekilde yükseltilmesi önemlidir. Bilinç yerinde değilse hava yolu açıklığı sağlanmalıdır. En önemli şey solunumu izlemektir. Solunum az sayıdaysa derinliğini gösterir. Beyindeki ciddiyeti gösterir. Soğuk etkisi ile cilt yaraları oluşabilir. Onlar çok ovuşturulmamalı. Yaranın derinliği bilinmediğinden dolayı daha büyük yaralara sebep olabilirsiniz.  Hipoterminin en büyük riski kalp durmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-anis-aribogan-hipotermide-en-buyuk-risk-kalp-durmasidir-350323">Prof. Dr. Anış Arıboğan: &#8220;Hipotermide en büyük risk, kalp durmasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
