<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ardı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ardi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ardi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ardı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ardi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 12:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[çatlama]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[İç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kopuş]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, işlevselliğin sürdürülebilmesine rağmen işe ve ortama duygusal olarak bağlanılamamasıyla ilerleyen ve fark edilmesi zor olan ‘sessiz çatlama’ süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dışarıdan her şey normal görünse de, kişi işine duygusal olarak bağlanamaz! </strong></p>
<p>Günümüzde gittikçe yaygın kullanılmaya başlanan ‘sessiz çatlama’ teriminin, kişinin işlevselliğini sürdürmesine rağmen iş hayatında; anlam, aidiyet ve duygusal bağlarını yitirmesiyle gelişen bir süreç olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu durum ani bir kırılma ya da açık bir tükenme haliyle değil, daha çok fark edilmeden ilerleyen bir iç kopuş şeklinde yaşanır.” dedi.</p>
<p>Kişinin işine devam ettiğini ve sorumluluklarını yerine getirdiğini aktaran Erol, “Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında herhangi bir sorun varmış gibi görünmez. Ancak iç dünyada, yapılan işle kurulan duygusal bağ zayıflamış, anlam duygusu aşınmış ve kişinin kendisini işe ait hissetme hali belirgin biçimde azalmıştır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür! </strong></p>
<p>Bu yönüyle sessiz çatlamanın, klasik tükenmişlikten ayrıldığına işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Tükenmişlikte duygusal bitkinlik, enerji kaybı ve işlevsellikte gözle görülür bir düşüş daha erken dönemde ortaya çıkar. Sessiz istifada ise kişi bilinçli olarak geri çekilir ve minimum çabayla çalışmayı tercih eder. Sessiz çatlamada durum daha belirsizdir; kişi ne işi bırakmayı ne de açıkça geri çekilmeyi düşünür. Sorun davranıştan çok, kişinin yaptığı işle ve bulunduğu ortamla kurduğu içsel bağın giderek kopmasıdır.”</p>
<p><strong>Sessiz çatlamanın temelinde uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlar var! </strong></p>
<p>Bu süreci yaşayan kişilerde sıklıkla tarif edilmesi zor bir huzursuzluk hali görüldüğünü dile getiren Klinik Psikolog İpek Erol, “İçsel boşluk, anlamsızlık hissi, duygusal donukluk ya da bastırılmış öfke eşlik edebilir.” dedi.</p>
<p>Zihinsel olarak sürekli ‘idare etme’ modunda olmak, otomatikleşmiş bir şekilde çalışmak ve yapılan işten eskisi kadar tatmin olmamak durumlarının yaygın olduğunu kaydeden Erol, “Kişi çoğu zaman neyin yanlış gittiğini tam olarak adlandıramaz; çünkü yaşanan durum tek bir olaydan değil, uzun süre göz ardı edilen psikolojik ihtiyaçlardan beslenir. Sessiz çatlamanın dışarıdan fark edilmesinin zor olmasının temel nedeni budur. Bu kişiler genellikle sorumluluklarını aksatmaz, şikâyet etmez ve beklentileri karşılamaya devam eder. Duygularını ifade etmekte zorlanan ya da yük olmamayı öğrenmiş bireylerde süreç daha da görünmez hâle gelir. Bu nedenle çevre tarafından ‘her şey yolunda’ algısı oluşurken, iç dünyada ciddi bir kopuş yaşanıyor olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon ve performans düşer! </strong></p>
<p>Performans açısından bakıldığında, sessiz çatlamanın her zaman doğrudan bir düşüşle ilerlemediğine dikkat çeken Erol, “Çoğu zaman önce içsel bağ zayıflar, ardından motivasyon azalır ve ancak daha ileri aşamalarda performans etkilenmeye başlar.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte asıl kaybın, kişinin işe kattığı duygusal yatırım, yaratıcılık ve aidiyet hissi olduğuna değinen Erol, “Bu kayıp sayısal verilerle ölçülmediği için uzun süre gözden kaçabilir. Sessiz çatlamayı tetikleyen etkenler hem bireysel hem de örgütsel düzeyde ele alınabilir. Bireysel düzeyde sınır koyamama, sürekli sorumluluk alma, onaylanma ihtiyacının yüksek olması ve duyguları bastırma eğilimi öne çıkar. Örgütsel düzeyde ise işverenler tarafından görülmeme hissi, takdir eksikliği, belirsiz beklentiler, psikolojik güvenliğin zayıf olması ve yapılan işin anlam boyutunun göz ardı edilmesi bu süreci besleyebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sessiz çatlamayı kişisel yetersizlik değil, bir uyarı sinyali olarak görmek gerekir! </strong></p>
<p>Sessiz çatlamayla başa çıkabilmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk adım, yaşanan durumu kişisel bir yetersizlik olarak değil, bir uyarı sinyali olarak ele almaktır. Bu noktada; kişi kendi duygusal durumunu fark etmeye ve adlandırmaya çalışmalı, yaptığı işle kendi değerleri arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmeli, iş ve özel yaşam sınırlarını daha net hâle getirmeli, duygularını ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturmalı ve gerekli durumlarda psikolojik destek almaktan kaçınmamalı. </p>
<p>Sessiz çatlama çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen, hatta kişinin kendisinin bile tam olarak fark edemediği bir süreçtir. Ancak görmezden gelindikçe derinleşir. Bu nedenle erken fark edilmesi, hem bireyin ruhsal sağlığı hem de uzun vadeli işlevselliği açısından belirleyici bir öneme sahiptir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fark-edilmeyen-bir-ic-kopus-sessiz-catlama-618428">Fark edilmeyen bir iç kopuş: Sessiz çatlama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süren]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşukluk]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin hangi durumlarda gerekli olduğunu, teknolojik ilerlemelerle cerrahinin güvenliğini ve omurga hastalıklarının belirtilerini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996">Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin ne zaman gerekli olduğu, teknolojik gelişmelerle cerrahinin güvenliği ve omurga hastalıklarının belirtileri hakkında bilgi verdi.</p>
<h3><strong>Cerrahiye karar vermeden önce cerrahi olmayan yöntemlere başvuruluyor!</strong></h3>
<p>Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda gerekli olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Bu durumların çoğu disk problemleri veya omurilik kanalındaki daralmalar nedeniyle ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Cerrahiye karar vermeden önce hastalarda öncelikle cerrahi olmayan (konservatif) yöntemlerin uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman, “Bu yöntemler şikayetleri gidermede yetersiz kaldığında, yaklaşık yüzde 10’luk küçük bir hasta grubunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi öncesi hastaların ameliyatın kapsamını, olası risklerini ve komplikasyonları anlaması kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Bazı durumlar acil cerrahi gerektirebiliyor!</strong></h3>
<p>Acil cerrahinin, omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.” dedi.</p>
<h3><strong>Teknolojik gelişmeler cerrahi işlemleri güvenli hale getiriyor!</strong></h3>
<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte omurga cerrahisinde kullanılan yöntemlerin de ilerlediğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, şunları söyledi:</p>
<p>“Yeni görüntüleme teknikleri sayesinde omurga ve omuriliğin milimetre hassasiyetinde incelenmesi mümkün. Cerrahi uygulamalarda daha küçük kesilerle yapılan minimal invaziv yöntemler tercih ediliyor. Ameliyathanelerde O-arm navigasyon sistemleri ve robotik cerrahi, vidaların ve diğer implantların daha güvenli yerleştirilmesini sağlıyor.”</p>
<h3><strong>Uzun süren ağrılarda mutlaka bir uzmana başvurulmalı!</strong></h3>
<p>Omurga hastalıklarının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ağrı, hastalığın kaynağına bağlı olarak boyun, sırt, bel veya kuyruk sokumunda ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra sinirlere basıya bağlı olarak kollar veya bacaklarda uyuşukluk, ağrı ve kuvvetsizlik gelişebilir. İleri vakalarda idrar ve bağırsak kontrolünde problemler de görülebilir. Uzun süren ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik durumlarında mutlaka uzman bir hekime başvurulmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996">Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid nodüllerinde kanser riskini göz ardı etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiroid-nodullerinde-kanser-riskini-goz-ardi-etmeyin-417001</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 10:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[nodüllerinde]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroid hastalıklarına iyot eksikliğinin sık görüldüğü bölgelerde daha sık rastlanıyor. Türkiye de bu bölgeler arasında yer alıyor. Tiroid nodülleri yaygın görülen tiroid hastalıkları içinde bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-nodullerinde-kanser-riskini-goz-ardi-etmeyin-417001">Tiroid nodüllerinde kanser riskini göz ardı etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TİROİD NODÜLLERİNDE KANSER RİSKİNİ GÖZ ARDI ETMEYİN</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tiroid hastalıklarına iyot eksikliğinin sık görüldüğü bölgelerde daha sık rastlanıyor. Türkiye de bu bölgeler arasında yer alıyor. Tiroid nodülleri yaygın görülen tiroid hastalıkları içinde bulunuyor. Genellikle iyi huylu olan tiroid nodülleri cerrahi yöntemle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Selçuk Güneş, tiroid nodülleri ve tiroid nodüllerinin tedavisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p>Tiroid, gırtlağın altında boynun ön kısmında bulunmaktadır. Şekli bir kelebeğe benzemekte, iki yan lobdan oluşmaktadır. Tiroid, hayati bir endokrin bezidir. Tiroid bezi T3 (triiyodotironin) ve T4 ( tiroksin) hormonlarını üretir. Bu hormonlar vücut metabolizmasında, büyümesinde, olgunlaşmasında önemli bir rol oynar ve birçok vücut fonksiyonunun düzenlenmesine yardımcı olur. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroidin iyi ya da kötü huylu olduğunun belirlenmesi önemli</strong></p>
<p> </p>
<p>Tiroid nodülleri tiroid bezinde oluşmaktadır. Her tiroid nodülü kanser anlamına gelmemektedir.  Nodülün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunun belirlenmesi çok önemlidir. Büyüklüğü 1 cm ve altı nodüllerde hastaya takip önerilmektedir. 1 cm ve üzeri nodüllerin ise biyopsi yapılarak incelenmesi gerekmektedir. Biyopsi sonucu iyi huylu çıkan nodüller tiroid fonksiyonları da göz önünde bulundurularak takip edilmelidir. İyi huylu nodüllerde hasta; kitleden şikayetçi ise, kitle boyna bası yapıyorsa, ses kısıklığı ve yutma zorluğu varsa, kozmetik olarak sıkıntı yaşanıyorsa ve bir tümör şüphesi bulunuyorsa alınabilmektedir. Hastanın bu tarz şikayetleri yok ise iyi huylu nodüller takip edilebilir.<strong> </strong>Tiroid nodülleri 4 santimetrenin üzerinde olduğunda ince iğne biyopsi sonucu tanı alması zor olmaktadır. Bu gibi durumlarda nodülün alınması gerekmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kanserli nodüller boyutuna bakılmadan alınmalıdır</strong></p>
<p> </p>
<p>Tiroid kanserleri cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir. Cerrahi sonrasında gerek görülürse radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilmektedir.<strong> </strong>En sık görülün kötü huylu tiroid kanseri türü papiller tiroid karsinomudur. Tiroid nodülüne yapılan ultrasonografik değerlendirmenin sonucunda malignite kriterleri varsa yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucunda tümörle ilişkili hücreler görülmüşse nodülün boyutuna bakılmaksızın cerrahi yapılmalıdır. Tiroid nodülü çevredeki lenf nodlarına sıçramışsa lenf bezleri de mutlaka alınmalıdır. Küçük çaplı tümörlerde tiroid bezinin tamamının mı yoksa yarısının mı alınması gerektiği bazen tartışılmaktadır. Büyük çaplı tümörlerde genellikle tiroid bezinin tamamı alınıp soluk borusu etrafındaki lenf nodları da temizlenmektedir. Ameliyat sonrasında endokrinoloji uzmanı, nükleer tıp uzmanı ve ameliyatı yapan cerrahla yapılan konseyde devam tedavileri kararlaştırılmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Foliküler tiroid kanseri tanısı zor bir türdür</strong></p>
<p> </p>
<p>Foliküler tiroid kanseri, papiller tiroid kanserinden sonra en sık görülen türdür. 40-60 yaş arasında ve genellikle kadınlarda görülmektedir. Tanısı zor konulan bir kanser türüdür. İnce iğne biyopsisi sonucu foliküler adenom teşhisi konmuşsa tiroid bezinde nodülün yer aldığı lob çıkarılır. Yapılan detaylı biyopsi sonucu çıkarılan lobun kanser olduğu belirlenirse diğer lob da çıkarılarak ameliyat tamamlanmaktadır. Büyümemiş,  bariz bir şekilde kanser olmayan ve çevre dokulara yayılmamış foliküler kanserlerdeki yaklaşım genelde tiroid bezinin tek lobunun çıkarılması yönündedir. Eğer nodüle kanser teşhisi konmuşmuşsa tiroid bezinin 2 lobu birden alınmaktadır. Sonrasında ise radyoaktif iyot tedavisi uygulanmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Anaplastik tiroid kanseri agresiftir ve çabuk ilerler</strong></p>
<p> </p>
<p>Diğer kötü huylu tiroid kanserileri medüller tiroid kanseri ve anaplastik tiroid kanseridir. Medüller tiroid kanseri parafoliküler C hücrelerinden köken alan nöro-endokrin tümörler arasında yer alan bir tiroid kanseri türüdür. Medüller tiroid kanserinde çevreye yayılım fazla olduğu için tiroid bezi ile birlikte çevre dokuların hastalık bulgusu olmasa bile çıkarılması gerekmektedir. Anaplastik tiroid kanseri nadir görülen, agresif, çabuk ilerleyen ve olumsuz sonuçları olan tiroid kanseri türüdür.   Tiroid nodülü ile ilgili şikayeti olan, aile hikayesi olan, herhangi bir nedenle baş boyun bölgesine radyoterapi alan kişilerin tiroid bezinin mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir. Hastada nodül tespit edilmişse mutlaka takibi ve kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır. Her hastalıkta olduğu gibi tiroid nodüllerinde de erken tanı ve tedavinin önemi büyüktür. Tiroid nodülleri ile ilgili şikayetler önemsenmeli ve vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-nodullerinde-kanser-riskini-goz-ardi-etmeyin-417001">Tiroid nodüllerinde kanser riskini göz ardı etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Aşının Önemini Göz Ardı Etmemeliyiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asinin-onemini-goz-ardi-etmemeliyiz-367856</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 08:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[aşının]]></category>
		<category><![CDATA[etmemeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[önemini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367856</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşılar, hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla toplum sağlığını korumak için kullanılan tıbbi ürünlerdir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Servet Öztürk aşılanmanın insan sağlığı için önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asinin-onemini-goz-ardi-etmemeliyiz-367856">&#8220;Aşının Önemini Göz Ardı Etmemeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşılar, hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla toplum sağlığını korumak için kullanılan tıbbi ürünlerdir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Servet Öztürk aşılanmanın insan sağlığı için önemine dikkat çekti.</p>
<p>Aşı, mikrobik hastalıklara karşı vücudun bağışıklık sistemini uyararak hastalıkları önleyici amaçla kullanılan, zayıflatılmış veya mikropların hastalık yapıcı etkisi olmayan bazı parçalarının kullanılmasıyla üretilen tıbbi ürünlerdir. İlk olarak İngiliz hekim Edward Jenner tarafından 1876 yılında çiçek aşısının bulunması sonrasında başta Pasteur olmak üzere birçok bilim adamı aşı çalışmalarına ağırlık vermiş 20. Yüzyıl boyunca yüzlerce aşı keşfedilmiştir. 1885 yılında Pasteur tarafından ilk kuduz aşısının bulunmasından sonra 1887 yılında Osmanlı’da Kuduz tedavi müessesesi kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra başta Tüberküloz olmak üzere Tetanoz, Difteri, Kolera gibi aşılar ülkemizde üretilmeye başlanmıştır.</p>
<p><strong>“Aşılar tıp biliminin en önemli buluşudur”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Servet Öztürk, “Mikroorganizmalara vücudumuzun tepkisini bağışıklık sistemi dediğimiz koruyucu bir sistem gerçekleştirmektedir. Enfeksiyonlarda sonuç tam iyileşme, hasar bırakarak iyileşme (morbidite) ve ölüm olarak özetlenebilir. 1800’lü yıllarda ortalama insan ömrünün 40’lı yaşları bulmadığı yaygın bilinen bir gerçektir. Ve aşıların kullanımı, sağlıklı yaşam ve barınma koşulları günümüzde insanın yaşam süresini ve konforunu en fazla etkileyen faktörlerdir. Aşılamanın en önemli özelliği diğer tedavilerden farklı olarak hastalık meydana gelmeden, mikroorganizmaların henüz vücuda girmeden uygulanmasıdır” dedi.</p>
<p><strong>“Aşı yaptırmak enfeksiyon hastalıklarından korunmanın en etkili ve ucuz yoludur”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, “Günümüzde aşılar sayesinde insan yaşam süresi uzamış, bazı bulaşıcı hastalıklara bağlı sakatlık ve ölüm oranları azalmıştır. Milyonlarca kişinin ölmesine neden olan çiçek hastalığı, tüm dünyada yapılan yaygın bir aşılama kampanyası sayesinde yeryüzünden silinmiş yani eradike edilmiştir. Aşılamada temel prensip, zayıflatılmış yani hastalık yapma kapasitesi çok azaltılmış bir mikrop ile veya mikroorganizmanın bir parçasının insana verilmesi sonucunda bu mevcut mikroorganizmada koruyucu antikorların oluşturulması, bu sayede hastalık semptomlarının meydana gelmemesi veya hastalığın hafif atlatılmasıdır. Yakın zamana kadar aşılanma genellikle çocuklar için uygulanmakta iken, insan yaşam süresinin artması, ileri yaşta enfeksiyon hastalıklarının daha ağır ve ölümcül seyretmesi, çocukluk çağında yapılan bazı aşılara bağlı oluşan antikor seviyelerinin yıllar içerisinde azalması ve küreselleşme etkisiyle seyahatlerin artması nedeniyle erişkin yaşta aşılama önem arz etmektedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>           “Aşılanma, çocuklarda olduğu kadar erişkin yaş grubu insanlarda da önemlidir”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, “Günlük hekimlik pratiğimizde, çocukluk çağı aşılamalarında toplumumuzun büyük bir kısmının bilinçli olduğu, insanların çocuklarının aşılamalarında oldukça hassas olduğu söylenebilir. Ancak Erişkin aşılamada insanlarımızın yeterli bilinçte ve bilgi seviyesinde olduğunu söylemek oldukça güçtür. Aşılar genel anlamda toplum ve birey sağlığı için en maliyet etkin koruyucu tedavilerdir denilebilir. İnsanlarımız motorlu araçlarını hiçbir şikayetleri olmadığı halde araçlarının sağlığı ve düzgün çalışması için rutin bakımlara götürmektedir. İnsan bedeninin de çok kompleks bir organizma olduğunu hesaba katarsak sağlık taramalarının belli periyodlarda yapılması ve bu taramalarda Erişkin aşılama danışmanlığı alınmasında fayda vardır. Her hekime başvurduğunuzda yapılması gerekli aşılar konusunda bilgi talep ediniz.</p>
<p><strong>Akdeniz diyeti ile beslenin, fiziksel aktiviteye önem verin, sigara ve alkolden uzak durun ve  erişkin yaş aşılamaları için doktorunuza başvurmayı unutmayın..”  </strong>diye vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asinin-onemini-goz-ardi-etmemeliyiz-367856">&#8220;Aşının Önemini Göz Ardı Etmemeliyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem felaketi 2 ayı geride bıraktı: Tekrar yaşanmaması için bilim göz ardı edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-felaketi-2-ayi-geride-birakti-tekrar-yasanmamasi-icin-bilim-goz-ardi-edilmemeli-363988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 11:40:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bıraktı]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[geride]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[tekrar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat’ta meydana gelen, 11 ilde yıkıma, on binlerce can kaybına sebep olan ve tüm Türkiye’yi derinden etkileyen depremlerin üzerinden 2 ay geçti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-felaketi-2-ayi-geride-birakti-tekrar-yasanmamasi-icin-bilim-goz-ardi-edilmemeli-363988">Deprem felaketi 2 ayı geride bıraktı: Tekrar yaşanmaması için bilim göz ardı edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 6 Şubat’ta meydana gelen, 11 ilde yıkıma, on binlerce can kaybına sebep olan ve tüm Türkiye’yi derinden etkileyen depremlerin üzerinden 2 ay geçti. Deprem bölgesinde yer alan illeri kapsayan çevre düzeni planlarına ilişkin bugüne kadar yaklaşık 10 dava açan TEMA Vakfı, benzer felaketlerin yaşanmaması için bilimsel gerçeklerin ve planlama esaslarının asla göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.</strong></p>
<p>Depremin etkilerinin bu denli büyük olmasının temel sebeplerinden birinin tarım alanlarının ve yapılaşmaya uygun olmayan alanların kentsel gelişmeye açılması olduğuna vurgu yapan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Yumuşak zeminli bu topraklar üzerinde üstün kamu yararına ve şehircilik ilkelerine aykırı bir şekilde yapılan yapılaşmalar yaşanan felaketin boyutunu artırmıştır. Yapıları yerle bir ederek bir felakete dönüşen depremlerin acı sonuçlarında müteahhit kusuru, mühendislik hatası, eksik veya kötü malzeme seçimi elbette etkilidir. Tüm bu etkilerin yanında, planlama esaslarına uygun olmayan kentsel gelişme alanlarının yerle bir olması, hatalı arazi kullanım kararlarıyla depremin ilişkisini diğer nedenlerden daha açık biçimde ortaya koymuştur. Ülkemizde yaşanan bu felaket, arazi kullanımlarının bilimsel kriterler dikkate alınarak ve şehircilik ilkelerine uygun biçimde planlanmamasıyla yakından ilişkilidir” diye konuştu.</p>
<p><strong>TEMA Vakfı deprem bölgesinde yaklaşık 10 dava açmıştı</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın tüm çevre düzeni planlarının kamu yararına ve şehircilik ilkelerine uygun biçimde yapılmasını sağlamak için çalıştığını bir kez daha hatırlatan Deniz Ataç, “Bu kapsamda onaylanan tüm çevre düzeni planları ve değişiklikleri takip edilerek gerekli itirazlar kurumlara iletiliyor ve aykırılıklara karşı davalar açılıyor. Deprem bölgesinde bu planlar yoluyla geliştirilen mekânsal kararlara bakıldığında, kararların sağlıklı yaşam alanları oluşturmak yerine ne yazık ki ‘inşaat odaklı büyümenin bir aracı’ halini aldığı görülebiliyor” dedi.</p>
<p>Ataç, Vakfın deprem bölgesinde yer alan ve bazı illeri kapsayan çevre düzeni planlarına ve üzerinde yapılan değişikliklere karşı yaklaşık 10 dava açtığının altını çizerek, “Bu davalarda itiraz edilen konuların başında; planlamanın en temel ilkeleri çiğnenerek dere yataklarının, su seviyesi yüksek arazilerin ve tarım alanlarının kentsel gelişmeye açılması gelmektedir. Şubat ayında yaşadığımız felaketle birlikte yapılaşmaya açılmaması konusunda uyarılan bu alanlardaki toprağın niteliklerinin sadece tarım sektörüyle değil depremle olan ilişkisi de çok acı bir biçimde ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hatay Amik Gölü üzerindeki havalimanı projesi yargı kararlarına rağmen faaliyete geçti</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın açtığı davalardan birinin de depremin ardından zarar gören Hatay Havalimanı’na ilişkin olduğunu belirten Ataç, dava sürecine ilişkin bilgiler vererek “Kurutulan Amik Gölü’nün üzerine yapılmak istenen havalimanı projesine ilişkin verilen olumlu yöndeki Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun iptali için 2001 yılında TEMA Vakfı tarafından dava açıldı. Dava kapsamında 2003 yılında bilirkişi raporu hazırlandı. Raporda; ÇED raporunda jeolojik özelliklerin verildiği fakat 1’inci derece deprem kuşağında olan havalimanına yönelik depremsellik etkisi çalışmaları yaptırılmadığı ve bu konuda alınması gereken önlemlerin raporda belirtilmediği ifade edilmişti. Dava, Adana İdare Mahkemesi tarafından ÇED dosyasında depremsellik etkisi çalışmasını da kapsayacak şekilde eksiklikler olduğu gerekçesi ile TEMA Vakfı lehine sonuçlanmış ve Danıştay tarafından da karar onanarak kesinleşmişti. Ancak tüm uyarılara rağmen Bakanlık tarafından aynı proje için yeni bir ÇED süreci başlatıldı. Yetersiz bir bilirkişi raporu çıktı ve TEMA Vakfı’nın tüm itirazlarına rağmen, mahkemenin bu rapor doğrultusunda karar vermesiyle havalimanı yapımının önü açıldı” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğal olaylar insan hatalarıyla felaketlere dönüşüyor</strong></p>
<p>“Sonuç olarak deprem, sel gibi doğal olaylar elbette önlenemez. Ancak unutmayalım ki bu doğal olaylar insan hatalarıyla felaketlere dönüşüyor. Dolayısıyla bu olayların yıkıcı etkileri bilimsel veriler ışığında alınan kararlarla azaltılabilir veya kontrol altında tutulabilir” diyen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, “Yaşadığımız son felaket bilimsel gerçeklerin ve planlama esaslarının asla göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serdi. TEMA Vakfı olarak verimli tarım topraklarımızın korunması ve yerleşime uygun olmayan alanların imara açılmamasına ilişkin hassasiyetle çalışıyor, doğa olaylarının felakete dönüşmemesi için uyarılarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için yakınlarına ve ülkemize bir kez daha başsağlığı diliyor, tüm yaralılara ve depremden etkilenen herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. On binlerce canımızı kaybettiğimiz bu felaketin son olmasını temenni ediyoruz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-felaketi-2-ayi-geride-birakti-tekrar-yasanmamasi-icin-bilim-goz-ardi-edilmemeli-363988">Deprem felaketi 2 ayı geride bıraktı: Tekrar yaşanmaması için bilim göz ardı edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Z Kuşağı, güvenliği göz ardı ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-guvenligi-goz-ardi-ediyor-358796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 13:28:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamanda yapılan EY Human risk araştırması, genç çalışanların işte kullandıkları cihazların güvenliği konusunda kişisel cihazlarına göre daha az endişe duyduğunu gösterirken, “Kaspersky mobile quest [Dis]connected” istatistikleri de kurumsal siber güvenlikle ilgili başka bir sorunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-guvenligi-goz-ardi-ediyor-358796">Z Kuşağı, güvenliği göz ardı ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yakın zamanda yapılan EY Human risk araştırması, genç çalışanların işte kullandıkları cihazların güvenliği konusunda kişisel cihazlarına göre daha az endişe duyduğunu gösterirken, “Kaspersky mobile quest [Dis]connected” istatistikleri de kurumsal siber güvenlikle ilgili başka bir sorunu ortaya koyuyor. Çalışanların siber güvenlik politikası ihlallerindeki rolü her geçen yıl daha da çarpıcı bir hale geliyor. Aynı zamanda bu ihlaller, genellikle kötü niyetten ziyade iş görevlerini verimli bir şekilde yerine getirme girişimlerinden kaynaklanıyor.</strong></p>
<p>Diğer taraftan, Ernst &#038; Young LLP&#8217;den araştırmacılar, Z kuşağının üretkenlik uğruna güvenlik protokollerini göz ardı etmeye daha hevesli olduğunu belirtiyor. Bu nedenle hem profesyonel hem de iş hesapları için aynı parolaları eski nesillere göre daha sık bir şekilde tekrarlıyor. Zorunlu BT güncellemelerini görmezden geliyor ve web tarayıcısı çerezlerine daha az dikkat ediyorlar. Dahası, tüm katılımcıların yalnızca %35&#8217;i iş yerinde siber güvenlik hatalarından kaçınıyor. </p>
<p>Dis]connected&#8217;ın istatistikleri, siber güvenlik politikasına uyma konusundaki bir başka sorunu daha ortaya koyuyor. İnsanların siber güvenliğin günlük yaşamlarını nasıl etkilediğini fark etmelerine yardımcı olmak için tasarlanan bu mobil oyun, çoğu çalışanın güvenlik ve sosyallik arasında denge kurmakta sorun yaşadığını doğruluyor. Dolayısıyla, bir Disconnected oyuncusunun uyanıklık için aldığı tipik puan 90 iken, empati oyuncuları ortalama 23 puan alıyor.</p>
<p>Siber güvenlikle ilgili oyun seçimleri, oynanabilir bir karakterin hayatının kişisel ve kurumsal alanlarını doğrudan etkileyerek iyi, nötr veya kötü olmak üzere üç oyun sonundan birine ulaşmasını sağlıyor. Genel olarak, oyuncuların çoğunluğu (%45) &#8220;nötr&#8221; bir sonuç elde ederken, %42&#8217;si &#8220;iyi&#8221; sona ulaşmayı başarıyor. Ancak, oyuncuların %13&#8217;ünün de son ulaşmakta başarısız olduğu görülüyor. En iyi oyuncular sadece en iyi ortalama güvenlik seviyesine (ASL) sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda temel oyun göstergelerinde de en dengeli sonuçlara ulaşıyorlar.</p>
<p><strong>Kaspersky Kıdemli Ürün Pazarlama Müdürü Tatyana Shumaylova,</strong> <em>&#8220;Ortaya çıkan eğilimler, siber güvenlik ilkelerini sadece ezberlemenin değil, anlamanın da önemini -bir kez daha- kanıtlıyor. Bu nedenle güvenlik farkındalığı eğitiminin temel amacı, çalışanların davranışlarını değiştirmek ve onlara kurallara uymanın günlük rutine nasıl kolayca sığabileceğini göstermektir. Bu nedenle Kaspersky güvenlik farkındalığı portföyünün bir parçası olan Disconnected, çalışanların bilgilerini gözden geçirmelerine yardımcı oluyor ve onlara siber uyanıklığı empati ile dengelemeyi öğretiyor. Bu yaklaşım, güvenliği, kişisel üretkenliği veya ekip çalışmasını etkileyebilecek tüm çarpıklıkların düzeltilmesine olanak tanıyor.&#8221;</em> </p>
<p>Dis]connected hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen bağlantıyı takip edin veya oyunun App Store ve Google Play&#8217;de bulunan ücretsiz demo sürümlerini deneyin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-guvenligi-goz-ardi-ediyor-358796">Z Kuşağı, güvenliği göz ardı ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
