<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>araştırmaya | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/arastirmaya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/arastirmaya</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Oct 2025 12:26:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>araştırmaya | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/arastirmaya</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni araştırmaya göre 864 çocuk istismarı vakasının %83,1&#8217;i kız çocukları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirmaya-gore-864-cocuk-istismari-vakasinin-%831i-kiz-cocuklari-584780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 12:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İstismarı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Oğuz Polat]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[vakasının]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de çocuklara yönelik şiddet, artık yalnızca bireysel bir trajedi değil, alarm veren bir toplumsal sorun haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirmaya-gore-864-cocuk-istismari-vakasinin-%831i-kiz-cocuklari-584780">Yeni araştırmaya göre 864 çocuk istismarı vakasının %83,1&#8217;i kız çocukları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türkiye’de çocuklara yönelik şiddet, artık yalnızca bireysel bir trajedi değil, alarm veren bir toplumsal sorun haline geldi. Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Merkezi ile İMDAT Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin yürüttüğü son araştırma, 2020–2024 yılları arasında incelenen 864 çocuk istismarı vakasının çarpıcı gerçeklerini gün yüzüne çıkarıyor. Bulgular; istismarın çoğunlukla evde, çoğu zaman da çocuğun en yakınındaki kişiler tarafından gerçekleştiğini ortaya koyuyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Araştırmayı yöneten</strong> <strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat </strong><strong>bu tabloyu “Elde ettiğimiz veriler, çocuk istismarının yalnızca bireysel bir travma değil, toplumsal bir sorun olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Çocuğu korumak, aslında toplumu korumaktır” sözleriyle özetliyor. 864 çocuk istismarı vakasının mercek altına alındığı araştırmada vakaların</strong> <strong>%83,1’inde mağdurların kız çocukları olduğu dikkat çekiyor. Prof. Dr. Oğuz Polat, bu oranın kız çocuklarının istismara en çok maruz kalan grup olduğunu net biçimde gösterdiğini belirterek, “Toplumsal cinsiyet rolleri, sessizlik kültürü ve utanma duygusu kız çocuklarını görünmez hale getiriyor” şeklinde diye konuşuyor.</strong></em></p>
<p>Araştırmaya göre vakaların %71’inin cinsel, %19,5’inin fiziksel, %9,5’inin ise her iki tür istismarı içerdiği tespit edildi. Faillerin profiline bakıldığında ise, istismarın çoğunlukla çocuğun yakın çevresi tarafından gerçekleştirildiği görülüyor.<br />Prof. Dr. Oğuz Polat, “En sık fail %27,1 ile babalar, ardından yabancılar (%15,9), komşular (%9,5), üvey babalar (%8,6), akrabalar (%6,2), öğretmenler (%3,6) ve anneler (%2,9) geliyor. Bu tablo, tehlikenin çoğu zaman evin içinden geldiğini ve çocuğun en güvende olması gereken yerde istismarın yaşandığını gösteriyor” diyor.</p>
<p><strong>Ev, istismarın en çok yaşandığı yer</strong></p>
<p>İstismarın gerçekleştiği mekanlar arasında %37,8 ile ev ilk sırada yer alıyor. Bunu sokak (%17,5), okul (%9,5), iş yeri (%8,9), araç (%3,2) ve yurt (%2,3) izliyor.<br />Prof. Dr. Oğuz Polat, “Ev, çocuğun güven duygusunun temellendiği yer olmalı. Oysa veriler, güvenli alanın ihlal edildiğini gösteriyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Her 6 vakadan 1’inin ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Adli süreç incelendiğinde, 864 vakanın %77’sinde hukuki işlemlerin başlatıldığı, %46,5’inde faillerin tutuklandığı görülüyor. Mağdurların %84’ü hayatta kalırken, %16’sı şiddet sonucu hayatını kaybetmiş durumda. Bu oranlar, çocuğa yönelik şiddetin ölümcül bir toplum sorunu olduğunu açıkça gösteriyor” diyor.</p>
<p><strong>Çocuğun korunmasında ilk sorumluluk ailede</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Polat, çocuğun korunmasında ilk sorumluluğun aileye ait olduğunu vurgulayarak, “Aileler çocuklarıyla açık, empatik bir iletişim kurmalı. Çocuklara bedenlerinin sınırları, ‘hayır deme hakkı’ ve iyi dokunuş-kötü dokunuş farkı yaşına uygun biçimde anlatılmalı. Bu yaklaşım, çocuğun istismarı gizlememesini ve yardım arayışına girmesini kolaylaştırıyor. Güvenli aile ortamı, istismarı bildirme cesaretini artırır ve erken müdahale şansını yükseltir” diyor.</p>
<p>Araştırmada dijital ortamdaki risklere de dikkat çekiliyor. Çocukların teknoloji kullanımının ebeveyn denetiminde olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Polat, şu uyarılarda bulunuyor:</p>
<p>“Çocuklar siber zorbalık, online taciz ve pedofili risklerine karşı bilinçlendirilmeli. Aileler güçlü parola kullanımı, kişisel bilgilerin paylaşılmaması ve tanımadıkları kişilerle iletişime geçmemeleri konusunda rehberlik etmeli.” Prof. Dr. Oğuz Polat ayrıca, ailelerin çocuklarıyla dijital içerikleri birlikte keşfetmesinin, güvenli bir dijital öğrenme ortamı oluşturduğunu da belirtiyor.</p>
<p>Araştırmaya göre çocuk istismarının önlenmesinde yalnızca ailelerin değil, toplumun tüm kurumlarının sorumluluğu var. Prof. Dr. Oğuz Polat, “Eğitim kurumları, sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri farkındalık programlarını artırmalı. Medya ise etik yayıncılık ilkelerine sadık kalmalı, mağdurların kimliklerini korumalı. Çocuk istismarının hem evde hem dijital ortamda önlenmesi için bütüncül politikalar zorunlu. Çocuğu korumak, toplumu korumaktır. Görmezden geldiğimiz her vaka, geleceğimizden bir parça eksiltir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Aileler, Öğretmenler ve Toplum İçin Öneriler</strong></p>
<p>Dijital çağda çocukların korunmasının aile, okul ve toplumun ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, özellikle siber şiddetle mücadele için hem önleyici tedbirlerin hem de bilinçlendirici eğitimlerin hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. İşte Prof. Dr. Oğuz Polat’tan aileler, öğretmenler ve toplum için önerileri: </p>
<ul>
<li>Aileler, çocuklarıyla teknolojisiz zamanlar geçirerek duygusal farkındalıklarını artırmalı.</li>
<li>Çocuklara dijital kültür, haklar ve güvenlik kuralları basit ve anlaşılır bir dille anlatılmalı.</li>
<li>Ebeveynler, çocukların çevrimiçi hesaplarını güvenlik ayarlarıyla korumalı, şifre paylaşımını engellemeli. </li>
<li>Okullar, siber zorbalık konusunda farkındalık yaratmalı ve öğrenciler, öğretmenler, veliler arasında ortak bir anlayış geliştirmeli.</li>
<li>Sosyal medyada çocukların kişisel bilgileri paylaşılmamalı.</li>
<li>Çocukların dijital medya okuryazarlığı geliştirilmeli.</li>
<li> </li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirmaya-gore-864-cocuk-istismari-vakasinin-%831i-kiz-cocuklari-584780">Yeni araştırmaya göre 864 çocuk istismarı vakasının %83,1&#8217;i kız çocukları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;nden (DEÜ) bilim insanları, hekimlerde görülebilen tükenmişlik sendromuna nefes, yoga ve meditasyon yoluyla iyileştirici çözümler sunan klinik bir araştırmaya imza attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesinden-deu-bilim-insanlari-hekimlerde-gorulebilen-tukenmislik-sendromuna-nefes-yoga-ve-meditasyon-yoluyla-iyilestirici-cozumler-sunan-klinik-bir-arastirmaya-imza-atti-447621</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2024 21:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dokuz]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[görülebilen]]></category>
		<category><![CDATA[hekimlerde]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirici]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sendromuna]]></category>
		<category><![CDATA[sunan]]></category>
		<category><![CDATA[tükenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinden]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>
		<category><![CDATA[yoluyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Norveç Oslo Üniversitesi ile ortak yürütülen, mutlu hastalar ve sağlıklı bir toplum için mutlu hekimlerin varlığının öneminin vurgulandığı çalışmada, hekimlerin tükenmişlik sendromunun hasta bakımı üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesinden-deu-bilim-insanlari-hekimlerde-gorulebilen-tukenmislik-sendromuna-nefes-yoga-ve-meditasyon-yoluyla-iyilestirici-cozumler-sunan-klinik-bir-arastirmaya-imza-atti-447621">Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;nden (DEÜ) bilim insanları, hekimlerde görülebilen tükenmişlik sendromuna nefes, yoga ve meditasyon yoluyla iyileştirici çözümler sunan klinik bir araştırmaya imza attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Norveç Oslo Üniversitesi ile ortak yürütülen, mutlu hastalar ve sağlıklı bir toplum için mutlu hekimlerin varlığının öneminin vurgulandığı çalışmada, hekimlerin tükenmişlik sendromunun hasta bakımı üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nden (DEÜ) bilim insanları, tıp doktorlarında görülebilen tükenmişlik sendromuna nefes, yoga ve meditasyon yoluyla iyileştirici çözümler sunan klinik bir araştırmaya imza attı. Norveç Oslo Üniversitesi ile ortak yürütülen, mutlu hastalar ve sağlıklı bir toplum için mutlu hekimlerin varlığının öneminin vurgulandığı çalışmada, hekimlerin tükenmişlik sendromunun hasta bakımı üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi araştırma grup lideri Doç. Dr. Duygu Sağ’ın çalışma koordinatörlerinden biri olarak yer aldığı proje, “Hekimlerde Tükenmişlik Sendromuna Yönelik Sudarshan Kriya Yoga Nefesi ve Meditasyon Programı: Randomize Klinik Çalışma” ismini taşıyor.  </p>
<p>Araştırmayı değerlendiren Doç. Dr. Sağ, “Bu yönde heyecan verici ilk klinik araştırmamızın sonuçlarını dünyaya duyurmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kısaca SKY olarak adlandırdığımız nefes ve meditasyon yöntemimizin tıp hekimlerinin stres seviyesini düşürdüğünü ve hekimlerde iyilik halini arttırdığını ortaya koyduk. Sağlık sektöründe devrim yaratabilecek bu yöntemle ağır şartlar altında çalışmak durumunda olan hekimlerimizin tükenmişlik sendromuna çözüm önerileri sunuyoruz” dedi.</p>
<p>AMERİKAN TIP DERNEĞİ’NİN DİKKATİNİ ÇEKTİ</p>
<p>Çalışmaya ilişkin makalenin Amerikan Tıp Derneği’nin (American Medical Association) prestijli dergisi JAMA Network Open’da yayımlandığını belirten Sağ, “Norveç Oslo Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fahri Saatçioğlu ile birlikte sorumlu yazar olduğumuz, doktora öğrencim Aslı Korkmaz’ın ilk yazar olduğu makalemiz, Amerikan Tıp Derneği’nin de ilgisini çekti ve JAMA Network Open’da yayımlandı. Bu gelişme bizleri ayrıca memnun etti. Dünya çapındaki sağlık sistemleri, sağlık hizmeti sunumunun sürdürülebilirliğini ve etkinliğini sağlamak için hekim tükenmişliğini ele almanın önemini giderek daha fazla kabul etmektedir. Maliyetleri azaltmak ve sağlık sistemlerini daha da iyileştirmek için tükenmişliği giderecek önleyici tedbirlere ve müdahalelere acilen ihtiyaç vardır. Önceki çalışmalar hekim tükenmişliğini azaltmak için hem kurumsal hem de bireysel önlemlerin gerekli olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada biz ikincisine odaklandık ve Sudarshan Kriya Yoga (SKY) adı verilen nefes ve meditasyona dayalı bir programın tıp doktorları üzerindeki potansiyel etkinliğini değerlendirmek için randomize kontrollü bir çalışma yürüttük.  SKY, 90 dakikalık üç oturumda öğrenilebilen çevrim içi bir programdır” bilgisini paylaştı.</p>
<p>STRES, KAYGI VE DEPRESYONDA AZALMALAR GÖRÜLDÜ</p>
<p>Araştırmada 129 tıp doktorunun Sudarshan Kriya Yoga Nefesi ya da eşit uzunluktaki psikolojik stres yönetimi eğitimine rastgele atandığını, programların ardından her iki gruba da sekiz hafta boyunca haftalık birer saatlik takip seansları uygulandığı belirten Doç. Dr. Sağ, “Katılımcılar çalışmanın başında, eğitimin hemen sonrasında ve 8 haftalık sürenin sonunda değerlendirilmeye alındı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, SKY grubundaki katılımcıların stres, kaygı, depresyon ve uykusuzluk düzeyleri önemli ölçüde azaldı. SKY grubundaki kişilerde aynı zamanda mesleki tatminin önemli ölçüde arttığı gözlemlendi. Bununla birlikte iş yorgunluğunda, kişilerarası kopuklukta ve tükenmişlikte ise bu kişilerde önemli azalmalar görüldü” diye konuştu.</p>
<p>ARAŞTIRMANIN KAPSAMI GENİŞLEYECEK</p>
<p>Açıklamalarını sürdüren Sağ, şunları kaydetti: “Kısa bir müdahalenin zihinsel sağlık üzerinde bu kadar net bir olumlu etki sağlaması oldukça umut verici. Gelecekte, bu etkilerin altında yatan fizyolojik ve psikolojik mekanizmaları daha iyi anlamak için çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Verilerimiz SKY&#8217;ın önleyici bir tedbir olarak değerlendirilebileceğini veya hekimlerde stres ve tükenmişliği azaltmak için kullanılabileceğini gösteriyor. Pratik ve uygun maliyetli bir program olarak SKY, diğer sağlık profesyonellerinde de stresi ve tükenmişliği azaltmak için uygun bir yöntem olabilir. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, bu alandaki çalışmalarımızı sürdürmeye ve çalışmanın kapsamını belirttiğimiz alanlarda genişletmeye devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesinden-deu-bilim-insanlari-hekimlerde-gorulebilen-tukenmislik-sendromuna-nefes-yoga-ve-meditasyon-yoluyla-iyilestirici-cozumler-sunan-klinik-bir-arastirmaya-imza-atti-447621">Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;nden (DEÜ) bilim insanları, hekimlerde görülebilen tükenmişlik sendromuna nefes, yoga ve meditasyon yoluyla iyileştirici çözümler sunan klinik bir araştırmaya imza attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenden prostat kanserinde epigenetiğin rolünü araştırmaya yönelik proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-prostat-kanserinde-epigenetigin-rolunu-arastirmaya-yonelik-proje-393559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 09:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetiğin]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[rolünü]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu yürütücülüğündeki “Prostat Kanserinde Androjen Reseptörü Yapısal Ekspresyonunun KDM6A/B Aracılı Epigenetik Regülasyonunun İncelenmesi, Sinyal Yolakları ve Proliferasyon Üzerine Fonksiyonel Etkilerin Araştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK tarafından Kariyer Geliştirme Programı çerçevesinde desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-prostat-kanserinde-epigenetigin-rolunu-arastirmaya-yonelik-proje-393559">Egeli akademisyenden prostat kanserinde epigenetiğin rolünü araştırmaya yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi<b> </b>Eczacılık Fakültesi Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu yürütücülüğündeki “Prostat Kanserinde Androjen Reseptörü Yapısal Ekspresyonunun KDM6A/B Aracılı Epigenetik Regülasyonunun İncelenmesi, Sinyal Yolakları ve Proliferasyon Üzerine Fonksiyonel Etkilerin Araştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK tarafından Kariyer Geliştirme Programı çerçevesinde desteklenmeye uygun bulundu. Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Göksel Gökçe ve Biyokimya Anabilim Dalı öğretim elemanı Araş. Gör. Dr. Recep İlhan’ın da araştırmacı olarak yer aldıkları proje ile prostat kanseri gelişiminde önemli rolü olduğu düşünülen bazı epigenetik regülasyon mekanizmalarına yönelik araştırmalarda bulunulması hedefleniyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Budak, “Erkeklerde en çok görülen kanserler türlerinin başında gelen prostat kanserine yönelik akademisyenlerimizin geliştirdiği proje TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Hocamıza ve ekibine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“Akciğer kanserinden sonra ölüm oranı en yüksek kanser türü”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu, “</span></span><span><span><span>Amerikan Kanser Derneği tarafından yayımlanan 2023 yılı verilerine göre prostat kanserinin, erkeklerde yeni kanser vakalarında birinci, ölüm oranları açısından ise akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla prostat kanseri gelişmiş ülkelerde kanser morbiditesi ve mortalitesinin sebepleri arasında başı çeken kanser türlerindendir. Lokal ilerlemiş ve metastatik prostat kanserinde altın standart tedavi yöntemi olan ve androjen reseptörünü hedefleyen androjen deprivasyon (yoksunluk) tedavisine başlangıçta iyi yanıt verilse de; birçok hastada yaklaşık olarak iki yıl içinde tedaviye direnç gelişerek hastalık prostat kanserinin en agresif ve ölümcül evresi olan kastrasyona dirençli prostat kanserine ilerlemektedir. Önceleri nüks eden tümörlerin androjen reseptörüne olan ihtiyacı by-pass ettikleri düşünülmüşse de; in vitro, pre-klinik ve klinik çalışmalardan elde edilen veriler androjen reseptörünün tedaviye dirençli prostat kanserinde halen kritik rol oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte bilim dünyasında yaşanan son gelişmeler, insan kanser hücrelerinde çok sayıda genetik değişikliğin yanında epigenetik değişikliklerin de meydana geldiğini; hatta epigenetik ve genetik değişikliklerin kanser oluşumunun hemen her aşamasıyla ilişkili olduklarını ve birlikte kanser progresyonuna yol açtıklarını göstermiştir. Bu bağlamda prostat kanserinin gelişimi ve ilerlemesine katkıda bulunduğu bilinen ve tedavide kilit rol oynayan androjen reseptörü ifadesini kontrol eden epigenetik mekanizmaların araştırılması </span></span></span><span><span>kaçınılmaz olmuştur “dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğretim Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu, “Bu proje ile bizim hedefimiz ise prostat kanserinde androjen reseptörü ifadesinin epigenetik regülatör enzimlerden KDM6A/B aracılı kontrol mekanizmasının araştırılmasıyla hastalığın tedaviye dirençli evreye geçişinde rol oynayan önemli bir mekanizmanın bir epigenetik inhibitör ajan kullanılarak aydınlatılmasıdır. Projenin başarıyla tamamlanması; ileri çalışmalarla desteklenmek suretiyle tedaviye katkıda bulunabilecek bir ajanın etki mekanizmasının ortaya konması açısından son derece önemlidir” dedi.        </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-prostat-kanserinde-epigenetigin-rolunu-arastirmaya-yonelik-proje-393559">Egeli akademisyenden prostat kanserinde epigenetiğin rolünü araştırmaya yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sistem Global Danışmanlık, Kuantum Araştırma&#8217;ya yatırım yaptı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sistem-global-danismanlik-kuantum-arastirmaya-yatirim-yapti-370121</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 13:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin önde gelen danışmanlık şirketi Sistem Global Danışmanlık, Kuantum Araştırma’ya yatırım yaparak, pazar araştırması, CRM analitiği, veri danışmanlığı gibi hizmetlerle şirketlerin veri odaklı büyümesini destekleyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sistem-global-danismanlik-kuantum-arastirmaya-yatirim-yapti-370121">Sistem Global Danışmanlık, Kuantum Araştırma&#8217;ya yatırım yaptı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin önde gelen danışmanlık şirketi Sistem Global Danışmanlık, Kuantum Araştırma’ya yatırım yaparak, pazar araştırması, CRM analitiği, veri danışmanlığı gibi hizmetlerle şirketlerin veri odaklı büyümesini destekleyecek. </strong></p>
<p>Başta KOBİ’ler olmak üzere Türkiye’yi güçlendiren işletmelere büyüme odaklı profesyonel hizmetler sunan <strong>Sistem Global Danışmanlık, </strong>Kuantum Araştırma’ya yatırım yaptı. Bu yatırımla, Kuantum Araştırma’nın yapay zekâ teknolojileri ile nöropazarlama gibi yenilikçi yöntemlere dayanan pazar araştırmaları, araştırma hizmetleri ve diğer tüm veriye dayalı büyüme odaklı çalışmaları Sistem Global Danışmanlık’ın hizmet portföyüne dâhil oldu. Sistem Global Danışmanlık bu yatırımla KOBİ’lerin özellikle yurtdışı pazarlama, global yatırımlar ve satış stratejilerini güçlendirerek bu açılardan da büyüme hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p>Konuya ilişkin açıklamada bulunan <strong>Sistem Global Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karslıoğlu</strong>, “Sistem Global Danışmanlık olarak 27 senedir, katma değerli üretimi artırmaya yönelik hizmetlerimizle, başta KOBİ’ler olmak üzere yüzlerce şirkete yol arkadaşlığı yapıyoruz. İş süreçlerinin büyük ölçüde dijitale taşındığı ve yenilikçi teknolojilerin birçok sektörü dönüştürdüğü günümüzde, veri temelli çözümlemelere dayanan iş stratejilerinin sağlıklı büyüme hedefleyen şirketler için önemi giderek artıyor. Kuantum Araştırma’ya yaptığımız yatırımla portföyümüze eklediğimiz veri temelli yeni hizmetlerimizin bu anlamda önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz. Sistem Global Danışmanlık’ın ekosisteminin, Kuantum Araştırma’nın da büyümesine katkı sağlayacağını görüyoruz. Ekosistemimize katma değer yaratacak teknoloji odaklı benzer yatırım ve iş birliklerine devam etmeyi planlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Kuantum Araştırma’nın Kurucusu ve AIPA (Yapay Zekâ Politikaları Derneği) Başkanı Volkan Kılıç</strong> ise, “Tüm dünyada ve ülkemizde rekabet koşulları her geçen gün daha zorlaşıyor. Şirketlerde karar vericiler, karmaşık birçok parametreyi aynı anda gözetmek durumunda kalıyor ve veriye dayalı pazarlama ve iş stratejilerine daha çok ihtiyaç duyuyorlar. Kuantum Araştırma olarak veri yönetiminde liderlik kazanmak hedefiyle geliştirdiğimiz hizmetlerimiz, şirketlerin pazarlama stratejilerinin ve yeni iş modellerinin oluşturulmasında yol gösterici oluyor. Hizmetlerimizi danışmanlık hizmetleri ile entegre edip daha bütünsel bir bakış açısı ile hem daha geniş kitlelere ulaştırmak hem de katma değerini genişletmek amacıyla Sistem Global Danışmanlık ile kurduğumuz iş ortaklığı sayesinde, Sistem Global Danışmanlık ekosistemindeki şirketlerin cirosal büyüme hedeflerine ve sürdürülebilir ticari sonuçlarına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu iş birliğinin, B2B pazarda hayata geçirdiği veriye dayalı markalaşma çalışmalarıyla son yıllarda hızla büyüyen Kuantum Araştırma’nın ivmesini artıracağına inanıyoruz.” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sistem-global-danismanlik-kuantum-arastirmaya-yatirim-yapti-370121">Sistem Global Danışmanlık, Kuantum Araştırma&#8217;ya yatırım yaptı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrencilere Yönelik Araştırmaya Göre Yüz Yüze Eğitim Çevrimiçi Eğitime Göre Daha Verimli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogrencilere-yonelik-arastirmaya-gore-yuz-yuze-egitim-cevrimici-egitime-gore-daha-verimli-345819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 09:06:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitime]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[yüze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite öğrencilerine yönelik yapılan araştırmada, yüz yüze eğitimin çevrimiçi eğitime kıyasla daha etkili bir öğrenme sağladığı ortaya çıktı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrencilere-yonelik-arastirmaya-gore-yuz-yuze-egitim-cevrimici-egitime-gore-daha-verimli-345819">Öğrencilere Yönelik Araştırmaya Göre Yüz Yüze Eğitim Çevrimiçi Eğitime Göre Daha Verimli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üniversite öğrencilerine yönelik yapılan araştırmada, yüz yüze eğitimin çevrimiçi eğitime kıyasla daha etkili bir öğrenme sağladığı ortaya çıktı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi, Kovid-19 sürecinde üniversite öğrencilerinin eğitimini ve toplumsal uyumunu araştırdı. Araştırmaya göre öğrenciler, bu dönemde uzaktan eğitim araçlarına kolay uyum sağlasa da yüz yüze eğitimin çevrimiçi eğitime kıyasla daha etkili bir öğrenme sağladığını belirtti. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Küresel Eğitim ve Kültür Araştırmaları, Araştırma ve Uygulama Merkezi (KEKAM) tarafından gerçekleştirilen “Kovid-19 Sürecinde Üniversite Öğrencilerinin Eğitim ve Toplumsal Uyumu” konulu araştırmada, Yeditepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı ve aynı zamanda Fransızca Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gökçe Bayındır Goularas yürütücü, Fransızca Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi  Doç. Dr. Işıl Zeynep Turkan İpek ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Dionysis Goularas araştırmacı olarak yer aldı. Araştırmaya Türkiye’nin farklı şehir ve üniversitelerinde eğitim gören 1628 öğrenci katıldı. Çevirimiçi anket yöntemiyle verileri elde edilen araştırmanın sonuçları kümeleme ve haritalandırma gibi farklı yöntemlerle analiz edildi. Bu sayede sosyal bilimlerde haritalandırma yönteminin kullanıldığı yeni bir araştırma ile bu alana katkı sağlanmış oldu. </p>
<p><strong>Kadın Öğrenciler Ev İşleriyle de İlgilenmek Zorunda Kaldı</strong></p>
<p>Araştırmadan elde edilen verilere göre pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin yüzde 57’si uzaktan eğitim araçlarına kolay adapte olduğunu, yüzde 26’sı ise bu araçlara kolay uyum sağlayamadığını belirtti. Çoğunluğun uzaktan eğitim araçlarına kolay uyum sağlayabilmesine karşın, yüz yüze eğitimin çevrimiçi eğitime kıyasla daha etkili öğrenme süreci oluşturduğu, öğrencilerin yüz yüze eğitimi tercih ettiği belirlendi. Katılan öğrencilerin yüzde 23’ü uzaktan eğitimin, yüzde 61’i ise yüz yüze eğitimin daha etkili bir öğrenme süreci oluşturduğunu belirtti. Yüzde 16’sı ise bu konuda kararsız olduğunu kaydetti. Öğrenciler, yüz yüze eğitimi tercih etmelerinin nedeni olarak öncelikle ev ortamında çevrimiçi derslerde dikkatlerini dağıtacak etkenlerin olmasını gösterdi. Kız öğrencilerin en büyük dezavantajı ise aile içi iş bölümünde yaşanan eşitsizlikler oldu. Bu eşitsizlikler nedeniyle erkek öğrencilere kıyasla kız öğrenciler çevrimiçi eğitim süresince ödev ve projelerine odaklanmakta daha çok zorluk çektiğini belirtti. </p>
<p><strong>Aile Bireyleriyle İlişkiler Güçlendi, Komşularla Dayanışma Arttı</strong></p>
<p>Araştırmada, salgın döneminin öğrencilerin aile bireyleriyle iletişimlerini güçlendirdiği ancak sosyalleşmeleri üzerinde olumsuz etki yarattığı belirlendi. Üniversite öğrencilerinin yüzde 56’sı pandeminin aile bireyleriyle olan bağlarını güçlendirdiğini belirtti. Yüzde 54’ü pandemi döneminde “Arkadaşlarımla olan bağım güçlenmiştir” önermesine katılmadığını, yüzde 23’ü kararsız olduğunu ve yüzde 23’ü ise katıldığını ifade etti. Buna ek olarak öğrencilere, arkadaşlarıyla olan iletişimlerinin Kovid-19 öncesi döneme göre artıp artmadığı da soruldu. Katılımcıların yüzde 61’i artmadığını belirtirken yalnızca yüzde 4’ü arkadaşlarıyla iletişimlerinin arttığını kaydetti. Ayrıca, katılımcıların yaklaşık yüzde 48’i pandemi süresince yakın çevresi ile yardımlaşma ve dayanışma içinde olduğunu belirtti. </p>
<p>Araştırmaya göre öğrencilerin bu dönemde haber izleme oranları da arttı. Özellikle de Kovid-19 dönemi öncesine göre siyasi içerikli haberleri daha çok izlediler. Bu dönemde haberleri TV’den aldılar. En güvenilir buldukları kaynaklar ise Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) oldu. Üniversite öğrencileri ayrıca bu dönemde teknolojiyi daha çok yeni program ve uygulama öğrenmek ve online alışveriş yapmak için kullandıklarını belirtti.  </p>
<p><strong>Kişisel Gelişime Değil Hobilerine Zaman Ayırdılar</strong></p>
<p>Araştırmada, üniversite öğrencilerine bu süre içinde kişisel gelişim aktivitelerine zaman ayırıp ayırmadıkları da soruldu. Öğrencilerin bu dönemde kişisel gelişime yönelik çevrimiçi aktivitelere katılımlarının artmadığı ve hane içi aylık gelir seviyesine göre kişisel gelişim aktivitelerine katılma sıklığında farklılıklar olduğu ortaya çıktı. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 40’ı kişisel gelişim aktivitelerine katılırken yüzde 45’i katılmadığını belirtti. Hane içi aylık geliri 7 bin TL ve üzeri olan öğrencilerin bu aktivitelere daha fazla katıldığı belirlendi. Buna karşın, katılımcıların yaklaşık yarısı Kovid-19 döneminde hobilerine ayırdıkları zamanın Kovid-19 öncesine oranla daha fazla olduğunu söyledi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogrencilere-yonelik-arastirmaya-gore-yuz-yuze-egitim-cevrimici-egitime-gore-daha-verimli-345819">Öğrencilere Yönelik Araştırmaya Göre Yüz Yüze Eğitim Çevrimiçi Eğitime Göre Daha Verimli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
