<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>araştırması | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/arastirmasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/arastirmasi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 May 2026 10:55:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>araştırması | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/arastirmasi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-636723</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 10:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hırsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mağduriyet]]></category>
		<category><![CDATA[mağduriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[Suç Türleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636723</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma kapsamında 15 ve üzeri yaştaki 18 bin 378 kişi ile görüşüldü</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-636723">Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma kapsamında 15 ve üzeri yaştaki 18 bin 378 kişi ile görüşüldü</strong><br /> </p>
<p>Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması (TSMA), 2025, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ilk defa gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, bireyin ve hanehalkının suç mağduriyetini, mağduriyet sonrası davranışlarını ve güvenlik algılarını ölçmektir. Araştırma; seçilmiş suç türlerinde mağduriyetin yaygınlık hızına ilişkin göstergelerin üretilmesine, mağdurların adli mercilere başvuru durumlarının incelenmesine ve güvenlik algısının değerlendirilmesine imkân sağlamaktadır.</p>
<p>TSMA alan uygulaması, 6 Ekim 2025 &#8211; 19 Aralık 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, içinde 15 ve üzeri yaşta fert bulunan <strong>21 bin 500 örnek hane </strong>belirlenmiştir. Örneklem tasarımı, Türkiye toplamı ve TÜİK tarafından güncel ihtiyaçlar doğrultusunda revize edilen kent-kır sınıflaması bazında tahmin üretecek şekilde yapılmıştır. Veriler, örnek hanelerde yaşayan 15 ve üzeri yaşta <strong>18 bin 378 kişi </strong>ile yapılan bilgisayar destekli yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. TSMA&#8217;da her haneden tesadüfi olarak seçilen bir kişi ile görüşülmüştür.</p>
<p>Fertlere; güvenlik algıları, seçilmiş suç türlerinden son üç yıl ve son bir yıl içinde mağduriyet yaşayıp yaşamadıkları ve mağduriyet yaşamışsa son mağduriyetin ayrıntılarına ilişkin sorular sorulmuştur. Araştırmada hanehalkını etkileyen suç mağduriyetleri kapsamında araç hırsızlığı, araç parçalarının hırsızlığı, araçtan kişisel eşyanın çalınması, motosiklet/moped hırsızlığı ve evden hırsızlık ele alınmıştır. Kişisel suç mağduriyetleri kapsamında ise yağma, hırsızlık, banka dolandırıcılığı, tüketici dolandırıcılığı, bilişim suçları, saldırı/yaralanma, tehdit, rüşvet, cinsel olmayan taciz ve cinsel taciz yer almıştır.</p>
<p>Araştırma sonuçlarından elde edilen temel bulgular aşağıda verilmiştir.</p>
<p><strong>Suçtan korunmak amacıyla evde alınan güvenlik önlemleri arasında %70,7 ile ilk sırayı zırhlı/çelik kapı aldı   <br /> </strong><br />Suçtan korunmak amacıyla hanehalkının evde aldığı güvenlik önlemleri incelendiğinde; en yüksek %70,7 ile zırhlı/çelik kapı, %35,5 güvenlik kamerası ve %28,0 pencerelere panjur veya korkuluk oldu. En düşük %4,7 hırsız alarmı, %4,8 bekçi köpeği ve %5,5 ile biber gazı/elektro şok oldu.</p>
<p>Alınan güvenlik önlemleri kent-kır sınıflamasına göre incelendiğinde; ateşli silah ve bekçi köpeği önlemlerinin kırda, pencerelere panjur veya korkuluk önleminin ise orta yoğun kentte diğer yerleşim yerlerine göre daha yüksek oranda olduğu görüldü. Zırhlı/çelik kapı, güvenlik kamerası, daha yüksek çit veya duvar, özel kapı kilitleri, güvenlik görevlisi, biber gazı/elektro şok ve hırsız alarmı önlemlerinin ise yoğun kentte diğer yerleşim yerlerine göre daha yüksek oranda olduğu görüldü.</p>
<p><strong>Kent-kır sınıflamasına göre suçtan korunmak için evde alınan güvenlik önlem türü, 2025</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-0-lRSJeAEa.png"/></p>
<p><strong>Son bir yıl içinde bireylerin %3,5&#8217;i bilişim suçlarına, %2,8&#8217;i tüketici dolandırıcılığına maruz kaldı</strong></p>
<p>Araştırmada yer alan suç türleri için 15 ve üzeri yaştaki nüfusun son bir yıl içinde en az bir kez mağdur olma oranı, bir başka ifade ile yaygınlık hızı, değerlendirildiğinde; cinsel olmayan taciz %4,6, bilişim suçları %3,5, tüketici dolandırıcılığı %2,8 ile ilk sıralarda yer aldı. Yağma %0,1; araç hırsızlığı %0,2 ve araçtan kişisel eşyanın çalınması %0,6 ile en düşük yaygınlık hızına sahip suç türleri oldu.</p>
<p><strong>Son bir yıl içindeki suç mağduriyeti yaygınlık hızı, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-1-daxaAmG8.png"/></p>
<p><strong>Yaşadığı suç mağduriyetini resmi bir merciye bildirme oranının en yüksek olduğu suç türü %81,3 ile araç hırsızlığı oldu</strong></p>
<p>Araştırmada yer alan suç türleri için, yaşanan son suç mağduriyeti olayını resmi bir merciye bildirme oranı incelendiğinde; en yüksek bildirme oranına sahip suç %81,3 ile araç hırsızlığı oldu. Bunu %68,4 ile motosiklet/moped hırsızlığı ve %53,3 ile saldırı ve yaralanma izledi. En düşük bildirme oranına sahip suç türleri ise sırasıyla %5,1 rüşvet, %11,0 cinsel taciz ve %14,7 cinsel olmayan taciz oldu.</p>
<p><strong>Suç mağduriyeti olayını resmi bir merciye bildirme oranı, 2025</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-2-DLYYrORZ.png"/></p>
<p><strong>Çalınan eşya veya oluşan maddi kaybın toplam değeri çoğunlukla &#8220;24 999 TL ve altında&#8221; oldu</strong></p>
<p>Son yaşanan suç mağduriyeti olayında çalınan eşya veya oluşan maddi kaybın 2025 yılı toplam değeri incelendiğinde, tüm suçlar için en yüksek oranın &#8220;24 999 TL ve altında&#8221; gerçekleştiği görüldü. Evden hırsızlık ve tüketici dolandırıcılığında &#8220;100 000 TL ve üzeri&#8221; ikinci sırada yer alırken, diğer suç türlerinde &#8220;25 000-99 999 TL&#8221; arası ikinci sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Suç mağduriyeti olayında çalınan eşya/maddi kaybın değeri, 2025</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-3-SSWjabBm.png"/></p>
<p><strong>Evden hırsızlık olaylarının %15,5&#8217;inde elektronik/elektrikli eşya çalındı</strong></p>
<p>Son yaşanan suç mağduriyeti olayında çalınan eşyanın türü incelendiğinde, evden hırsızlık olaylarının %16,6&#8217;sında evden bir şey çalınmazken; %15,5&#8217;inde elektronik/elektrikli eşya ve %14,9&#8217;unda mücevher, saat, altın çalındı. Diğer hırsızlık olaylarında ise çalınan eşya %19,4&#8217;ünde cüzdan/çanta/bavul ve evrak çantası, %15,2&#8217;sinde cep telefonu oldu.</p>
<p><strong>Suç türüne göre çalınan eşya türü, 2025</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-4-drP4vtjp.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-suc-magduriyeti-arastirmasi-2025-636723">Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky Araştırması: Türkiye&#8217;deki Ailelerin Sadece %34&#8217;ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-turkiyedeki-ailelerin-sadece-%34u-tum-cihazlarini-siber-tehditlere-karsi-koruyor-635475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 07:59:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[34]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Ailelerin]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[Katılımcıların]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635475</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Mayıs’ta kutlanan Uluslararası Aile Günü kapsamında Kaspersky tarafından gerçekleştirilen araştırma*, Türkiye’de gözlemlenen ailelerin %35’inin çevrim içi güvenlik hakkında konuştuğunu ancak yalnızca %34’ünün tüm aile cihazlarını koruma altına aldığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-turkiyedeki-ailelerin-sadece-%34u-tum-cihazlarini-siber-tehditlere-karsi-koruyor-635475">Kaspersky Araştırması: Türkiye&#8217;deki Ailelerin Sadece %34&#8217;ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>15 Mayıs’ta kutlanan Uluslararası Aile Günü kapsamında Kaspersky tarafından gerçekleştirilen araştırma*, Türkiye’de gözlemlenen ailelerin %35’inin çevrim içi güvenlik hakkında konuştuğunu ancak yalnızca %34’ünün tüm aile cihazlarını koruma altına aldığını ortaya koyuyor. Bulgular, “Aile Dijital Yöneticisi” rolünü üstlenen kişilerin proaktif yaklaşımının önemine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Çevrimiçi tehditlerin evrimi ve her neslin dijital dünyaya dahil olmasıyla birlikte, siber güvenlik alışkanlıkları artık her aile için yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Genellikle her ailede; abonelikleri yöneten, yeni cihazların kurulumunu yapan veya siber koruma süreçlerini planlayan bir ya da iki kişi &#8220;Aile Dijital Yöneticisi&#8221; rolünü üstleniyor. Kaspersky, modern ailelerin dijital dünyada güvende kalmak için ne gibi önlemler aldığını mercek altına alan kapsamlı bir anket gerçekleştirdi.</p>
<p>Kaspersky verilerine göre Türkiye’deki katılımcıların önemli bir bölümü, aile içinde siber güvenlik konusunda eğitici ve yönlendirici bir yaklaşım benimsiyor:</p>
<ul>
<li>Katılımcıların %35’i yaşlı aile bireyleri ve çocuklara düzenli olarak güvenli internet kullanımı konusunda rehberlik ediyor.</li>
<li>%45’i aile üyelerine parola yöneticisi çözümleri kullanmalarını tavsiye ediyor.</li>
<li>%54’ü çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanımını teşvik ediyor.</li>
<li>%45’i ise hem aile bireylerinin kullandığı cihazlarda hem de kritik çevrim içi hesaplarda gizlilik ayarlarını aktif olarak gözden geçirip düzenliyor.</li>
</ul>
<p>Aile odaklı proaktif dijital korumanın önemine yönelik farkındalık artış gösterse de, güvenlik çözümlerinin uygulanması konusunda tablo aynı ölçüde güçlü görünmüyor. Katılımcıların %8’i aile bireylerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtiyor.</p>
<p>Ebeveyn kontrolü uygulamalarına bakıldığında ise, 18 yaş altı çocuğu bulunan ailelerin %57’si çocuklarının çevrim içi aktivitelerini takip etmek ve güvence altına almak amacıyla bu çözümleri kullanıyor. Kaspersky Safe Kids gibi ebeveyn kontrolü çözümleri; çocukların uygunsuz içeriklere erişimini sınırlandırmanın yanı sıra belirli web siteleri ve uygulamalara erişimi kontrol etmeye, ekran sürelerini yönetmeye ve hatta konum takibi sayesinde fiziksel güvenliklerini artırmaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise katılımcıların %34’ünün (yaklaşık her 3 kişiden biri) tüm aile üyelerinin cihazlarına güvenlik yazılımı yüklemiş olması. Kaspersky uzmanları, güncel tehdit ekosisteminde siber suçluların hedefi haline gelen   mobil cihazların, tabletlerin ve bilgisayarların istisnasız kapsamlı bir siber koruma gerektirdiğinin altını çiziyor.</p>
<p>Kaspersky verilerine göre katılımcıların yalnızca %24’ü aile bireyleri adına yeni cihaz kurulumu gerçekleştiriyor. Oysa yeni cihaz kurulumu çoğu zaman siber güvenliğe katkı sağlayan bir adım olarak görülmese de, cihaz kullanılmaya başlanmadan önce alınacak bazı önlemler güvenliği önemli ölçüde artırabiliyor. Uzmanlar, örneğin yeni bir cihazın ilk kullanımından önce güvenlik çözümü yüklenmesini öneriyor. Böylece cihaz gizli tehditlere karşı taranabiliyor ve ilk internet kullanımı anından itibaren daha güvenli bir deneyim sağlanabiliyor. Bunun yanı sıra, gizlilik ayarlarının gözden geçirilmesi de kişisel verilerin uygulamalar ve hizmetlerle gereksiz şekilde paylaşılmasının önüne geçebiliyor.</p>
<p>Global ölçekte elde edilen bulgular ayrıca ileri yaş grubunun aile içi dijital güvenlik alışkanlıklarına daha sınırlı ölçüde dahil olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde 55 yaş ve üzerindeki katılımcıların yaklaşık beşte biri (yüzde 21) ailelerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtirken, yalnızca yüzde 24’ü aile bireylerinin cihazlarına güvenlik çözümü kuruyor. Bu yaş grubunda en yaygın güvenlik uygulaması ise parola yöneticileri olarak öne çıkıyor; katılımcıların yüzde 40’ı aile üyelerine parola yöneticisi kullanmalarını öneriyor</p>
<p><strong>Kaspersky Teknik Uzmanı Brandon Muller konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu</strong><em>: “Günümüzde çok sayıda cihaz ve dijital servis kullanıyoruz. Çevrimiçi geçirilen her ek saat ve eklenen her yeni cihaz, siber suçlular için potansiyel birer giriş kapısı oluşturarak bizi daha geniş bir tehdit yelpazesine maruz bırakıyor. Ancak, her nesil bu hızlı değişimlere aynı kolaylıkla uyum sağlayamıyor. Bu nedenle, ailede birinin ‘Aile Dijital Yöneticisi’ rolünü üstlenmesi; özellikle çocukların ve yaşlıların siber tehditlerden korunması ve güvenilir çözümlerin kullanımı konusunda rehberlik edilmesi açısından kritik önem taşıyor.”</em></p>
<p><em>*Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere 15 ülkeden toplam 3.000 kişi araştırmaya katıldı.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-turkiyedeki-ailelerin-sadece-%34u-tum-cihazlarini-siber-tehditlere-karsi-koruyor-635475">Kaspersky Araştırması: Türkiye&#8217;deki Ailelerin Sadece %34&#8217;ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAS Araştırması: Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sas-arastirmasi-sektor-liderleri-kuantum-yapay-zeka-donusumunun-esiginde-634224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 08:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[liderleri]]></category>
		<category><![CDATA[sas]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634224</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAS’ın yeni çözümü, kurumları ölçülebilir iş sonuçları sağlayan kuantum yapay zeka ile buluşturmayı hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sas-arastirmasi-sektor-liderleri-kuantum-yapay-zeka-donusumunun-esiginde-634224">SAS Araştırması: Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SAS’ın yeni çözümü, kurumları ölçülebilir iş sonuçları sağlayan kuantum yapay zeka ile buluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Kuantum donanımlarını destekleyen tedarik zincirinin giderek daha istikrarlı hale gelmesiyle birlikte, birçok uzman bu gelişmekte olan teknolojinin 2030’lu yılların başında popülerleşerek yaygın ölçekte kullanılabilir hale geleceğini öngörüyor. Ancak bu durum, kuantum teknolojilerinin sunduğu avantajlardan bugünden yararlanmanın mümkün olmadığı anlamına gelmiyor.</p>
<p>Tam da bu noktada kuantum yapay zeka devreye giriyor. Mevcut kuantum donanımları üzerinde makine öğrenmesi algoritmalarının çalıştırılmasını temel alan bu yaklaşım, kurumların saatler süren işlemleri dakikalar içinde tamamlamasına veya mevcut altyapılarla çözülmesi mümkün görünmeyen problemlerin üstesinden gelmesine yardımcı olabiliyor. Aynı zamanda daha az veriyle daha verimli öğrenen modellerin geliştirilmesini, modellerin zaman içerisindeki kararlılığının artırılmasını ve çok daha fazlasını mümkün kılıyor.</p>
<p>Peki tüm bu potansiyele rağmen kurumların daha fazla yatırım yapmasının önündeki engeller neler?</p>
<p>Veri ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren SAS, farklı sektörlerden 500’den fazla küresel liderle kuantum yapay zeka üzerine bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın 2025 yılında yayımlanan ilk bölümünde, uygulama maliyetlerinin yüksekliği benimsenmenin önündeki en büyük engel olarak öne çıkarken, bunu bilgi ve farkındalık eksikliği takip etmişti. Ancak 2026 itibarıyla tablo değişmeye başladı.</p>
<p><strong>2026’da kuantum yapay zeka benimsenmesinin önündeki başlıca engeller neler?</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan liderlere göre 2026 yılında kuantum yapay zeka kullanımının önündeki en önemli engeller şu şekilde sıralandı:</p>
<ol>
<li>Gerçek dünyadaki kullanım alanlarına ilişkin belirsizlikler</li>
<li>Yüksek uygulama maliyetleri</li>
<li>Nitelikli insan kaynağı eksikliği</li>
<li>Bilgi ve uzmanlık eksikliği</li>
<li>Kuantum yapay zeka çözümlerinin sınırlı erişilebilirliği</li>
<li>Net yasal düzenlemelerin (regülasyonların) eksikliği</li>
</ol>
<p><strong> Kuantum yapay zeka nedir ve kurumlar neden bu teknolojiyi kullanmak istiyor?</strong></p>
<p>SAS, klasik bilgi işlem ile kuantum bilgi işlem teknolojilerini bir spektrumun iki ucu olarak değerlendiriyor. Bir uçta güvenilirliği kanıtlanmış klasik sistemler, diğer uçta ise deneysel ancak çok daha yüksek işlem gücü sunan kuantum sistemleri yer alıyor. Sektörel ve iş dünyasına yönelik birçok problem ise bu iki yaklaşımın kesişim alanında bulunuyor. Hibrit yaklaşım sayesinde iş yükleri klasik ve kuantum işlem altyapıları arasında paylaştırılarak her iki teknolojinin güçlü yönlerinden yararlanılıyor.</p>
<p><strong>SAS Baş Kuantum Mimarı Bill Wisotsky</strong>, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “<em>Kurumlar, kuantum yapay zeka alanında kendilerine özgü ve patentlenebilir yaklaşımlar geliştirerek teknoloji olgunlaştığında hazır olmak istiyor. İlgi güçlü şekilde devam etse de liderler temkinli ilerliyor ve yüksek maliyetli yatırımların somut kullanım alanları yaratmamasından endişe ediyor. SAS olarak biz ise oyun alanını dengeliyor, bugünden gerçek kullanım senaryoları oluşturuyor ve müşterilerimizin geleceğin kuantum ekonomisinden pay almasını sağlamayı hedefliyoruz.</em>”</p>
<p><strong>Kurumlar kuantum ekonomisine nasıl hazırlanabilir?</strong></p>
<p>SAS Kuantum Ürün Stratejisi Başkanı Amy Stout ise araştırmanın pazardaki önemli bir ihtiyacı ortaya koyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bu araştırma, SAS uzmanlarının sahada gözlemlediği tabloyu doğruluyor: Liderler kuantum teknolojilerine büyük ilgi duyuyor ancak giriş bariyerleri halen oldukça yüksek. Bu nedenle erişilebilir çözümlere ihtiyaç var. SAS Quantum Lab ile kurumlara, somut iş sonuçları yaratmaya odaklanan uygulamalı bir öğrenme ve inovasyon ortamı sunmayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>SAS Quantum Lab nedir?</strong></p>
<p>2026’nın dördüncü çeyreğinde SAS Viya müşterilerine sunulması planlanan SAS Quantum Lab, kurumların kuantum yapay zeka yolculuğuna başlamasını sağlayacak bir çalışma ortamı olarak konumlanıyor. Platform, mevcut projeler üzerinde çalışan kuantum uzmanlarını desteklerken, kuantum fiziği uzmanı olmayan ancak fikirlerini test etmek ve doğrulamak isteyen kullanıcıların da bu teknolojiyi keşfetmesine olanak tanıyor. Böylece kuantum yapay zeka denemelerinin maliyeti önemli ölçüde azalırken, kurumların yanlış yönlendiren sonuçların önüne geçmesi ve bu teknolojiyi güvenilir biçimde değerlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p>SAS Quantum Lab’in şu özellikleri içermesi planlanıyor:</p>
<ul>
<li>Kullanıcıların sektör bazlı kullanım senaryolarında klasik, kuantum ve hibrit sonuçları yan yana karşılaştırabilmesi ve iş problemleri için en uygun yaklaşımı belirleyebilmesi</li>
<li>Mevcut testlerde 100 kattan fazla hızlanma ve %99’a varan maliyet avantajı sağlayan performans optimizasyon yetenekleri</li>
<li>Soruları yanıtlayan, örnek kodlar sunan ve sonraki adımları öneren sanal kuantum yapay zeka asistanı</li>
</ul>
<p><strong>Kuantum yapay zeka ile hangi alanlarda dönüşüm mümkün olabilir?</strong></p>
<p>Araştırmanın sonunda katılımcılara, kuantum teknolojileriyle hangi iş problemlerini çözmeyi hedefledikleri de soruldu. Öne çıkan kullanım alanları arasında şunlar yer aldı:</p>
<ul>
<li>Finans sektöründe dolandırıcılık tespit sistemlerinin doğruluğunu artırarak karmaşık işlem modellerinin daha etkin analiz edilmesi</li>
<li>5G ağ trafiğinin gerçek zamanlı optimize edilmesi</li>
<li>Moleküler simülasyon ve ilaç keşfi süreçlerinin hızlandırılması</li>
<li>Tedarik zinciri dağıtım süreçleri ile lojistik operasyonlarının optimize edilmesi</li>
<li>Müşteri davranışlarına yönelik öngörüsel modelleme odaklı makine öğrenmesi süreçlerinin geliştirilmesi</li>
<li>Doğal dil işleme uygulamalarında büyük dil modellerinin eğitimi için gereken süre ve kaynak ihtiyacının azaltılması</li>
</ul>
<p>Wisotsky sözlerini şöyle tamamladı: “<em>Kuantum yapay zekayı keşfetmeye hazırsanız, biz de sizinle çalışmaya hazırız. Fikirlerinizi bizimle paylaşın; uzmanlarımız kuantum yapay zekanın kurumunuza değer katacak, güvenli ve makul bir şekilde nasıl entegre edilebileceğini birlikte değerlendirsin</em>.”</p>
<p><strong> Kuantum yapay zeka SAS Innovate’te gündemdeydi</strong></p>
<p>SAS’ın 50 yıllık inovasyon yolculuğunu kutladığı <strong>SAS Innovate</strong> global veri ve yapay zeka konferansında kamuoyuyla paylaşıldı. Etkinlik, Microsoft, Intel ve AWS’nin de aralarında bulunduğu stratejik iş ortaklarının desteğiyle hayata geçiriliyor.</p>
<p><em> </em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sas-arastirmasi-sektor-liderleri-kuantum-yapay-zeka-donusumunun-esiginde-634224">SAS Araştırması: Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky Araştırması: Sızdırılan Parolaların Yarısından Fazlası Rakamla Bitiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-sizdirilan-parolalarin-yarisindan-fazlasi-rakamla-bitiyor-633237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[Kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[parolaların]]></category>
		<category><![CDATA[Rakam]]></category>
		<category><![CDATA[rakamla]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[sızdırılan]]></category>
		<category><![CDATA[Uzunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[yarısından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Şifre Günü kapsamında Kaspersky uzmanları, 2023-2026 yılları arasında ortaya çıkan büyük veri sızıntılarında yer alan 231 milyon benzersiz parolayı analiz ederek dikkat çekici sonuçlara ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-sizdirilan-parolalarin-yarisindan-fazlasi-rakamla-bitiyor-633237">Kaspersky Araştırması: Sızdırılan Parolaların Yarısından Fazlası Rakamla Bitiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Şifre Günü kapsamında Kaspersky uzmanları, 2023-2026 yılları arasında ortaya çıkan büyük veri sızıntılarında yer alan 231 milyon benzersiz parolayı analiz ederek dikkat çekici sonuçlara ulaştı. Araştırmaya göre günümüzde kullanılan parolaların yüzde 68’i bir gün içinde kırılabiliyor. Bunun yanı sıra, ele geçirilen parolaların büyük bölümünün bir rakamla başladığı ya da sona erdiği görüldü. Bu yaygın kullanım alışkanlığı, parolaları kaba kuvvet (brute force) saldırılarına karşı daha savunmasız hale getiriyor. Öte yandan kullanıcıların, popüler kültür ve olumlu çağrışım yapan kelimeleri tercih ettiği de dikkat çekiyor. Örneğin son birkaç yılda analiz edilen parolalarda “Skibidi” kelimesinin kullanım oranı 36 kat artış gösterdi. Bu yükseliş, internet trendinin popülerleşmesiyle paralel ilerledi.</strong></p>
<p>Son yıllarda güvenli parola oluşturma kuralları giderek daha fazla gündeme geliyor. Birçok dijital servis artık kullanıcılarından en az 10 karakter uzunluğunda, büyük harf, rakam ve özel karakter içeren parolalar talep ediyor. Ancak geçmiş yıllardaki sızdırılmış parola verilerinin karşılaştırmalı analizi, yalnızca bu temel kurallara uymanın brute force veya yapay zekâ destekli saldırılara karşı yeterli koruma sağlamadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Kaspersky uzmanları, kullanıcıların daha güçlü ve güvenli parolalar oluşturabilmesi için dikkat edilmesi gereken noktaları ve en sık yapılan hataları paylaşıyor.</p>
<p><strong>Rakam ve sembol kullanımında daha yaratıcı olun</strong></p>
<p>Yalnızca tek bir özel karakter içeren sızdırılmış parolalar incelendiğinde, en sık kullanılan sembolün yüzde 10 oranıyla “@” işareti olduğu görülüyor. Onu yüzde 3 ile nokta (.) takip ediyor. Tüm analiz edilen parolalar arasında ise “@” en yaygın ikinci karakter olurken, üçüncü sırada “!” yer alıyor.</p>
<p>Rakam kullanımında da benzer derecede öngörülebilir kalıplar dikkat çekiyor:</p>
<ul>
<li>İncelenen parolaların yüzde 53’ü rakamlarla sona eriyor.</li>
<li>Yüzde 17’si rakamlarla başlıyor.</li>
<li>Yaklaşık yüzde 12’si, 1950-2030 yılları arasındaki tarihlere benzeyen sayı dizileri içeriyor.</li>
<li>Sızdırılmış parolaların yüzde 3’ünde “qwerty” veya “ytrewq” gibi klavye dizilimleri yer alırken, en yaygın örnekleri “1234” benzeri sayısal diziler oluşturuyor.</li>
</ul>
<p><strong>Kaspersky Veri Bilimi Ekibi Lideri Alexey Antonov</strong>, özellikle yaygın kullanılan sembollerin, sayıların veya tarihlerin parolanın başında ya da sonunda kullanılmasının siber suçlular için brute force saldırılarını önemli ölçüde kolaylaştırdığına dikkat çekiyor. Antonov’a göre bu nedenle daha az tercih edilen karakterlerin kullanılması ve tahmin edilmesi kolay sayı ya da klavye dizilimlerinden kaçınılması gerekiyor.</p>
<p>“<em>Brute force saldırıları, doğru parola bulunana kadar tüm olası karakter kombinasyonlarını sistematik şekilde deneyerek çalışır. Saldırganlar kullanıcıların hangi karakterleri daha sık tercih ettiğini bildiğinde, parolanın kırılması için gereken süre ciddi ölçüde azalır. Tahmin edilebilir semboller seçme eğiliminden kaçınmak için, harf, rakam ve özel karakterleri eşit olasılıkla üreten parola oluşturucuların kullanılması büyük önem taşıyor</em>” diyor Antonov.</p>
<p><strong>Kelime Kullanımından Kaçının: Duygular ve Akımlar Risk Taşıyor</strong></p>
<p>Araştırma, duygusal veya popüler kelimelerin sıklıkla parolanın temelini oluşturduğunu kanıtlıyor. 2023-2026 yılları arasında &#8220;Skibidi&#8221; kelimesinin kullanımındaki 36 katlık artış, internet kültürünün siber güvenliğe olan doğrudan yansımasını gösteriyor.</p>
<p>Kaspersky uzmanlarının pozitif ve negatif kelimeler üzerine yaptığı analizde, pozitif kelimelerin çok daha baskın olduğu görüldü. Parolalarda en sık rastlanan kelimeler arasında <strong>&#8220;love&#8221;, &#8220;magic&#8221;, &#8220;friend&#8221;, &#8220;team&#8221;, &#8220;angel&#8221;, &#8220;star&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;eden&#8221;</strong> gibi ifadeler yer alıyor. Bununla birlikte <strong>&#8220;hell&#8221;, &#8220;devil&#8221;, &#8220;nightmare&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;scar&#8221;</strong> gibi negatif kelimeler de listede kendine yer buluyor.</p>
<p>Antonov bu konuda şu öneride bulunuyor: <em>&#8220;Sonuna bir rakam veya sembol eklense bile tek bir kelimeden oluşan parolalar zayıf tercihlerdir. Bu kalıplar çok öngörülebilir olduğu için saldırganlar tarafından kolayca tahmin edilebilir. Bunun yerine, birbiriyle ilgisiz birkaç kelimeyi bir araya getiren, aralara rakamlar ve semboller serpiştirilen ve hatta bilinçli yazım hataları içeren bir &#8216;parola cümlesi&#8217; (passphrase) oluşturun. Parola ne kadar uzun, rastgele ve öngörülemez olursa kırılması o kadar zorlaşır. Ayrıca, mümkün olan her yerde iki faktörlü doğrulamayı (2FA) mutlaka etkinleştirin.&#8221;</em></p>
<p><strong>Parola Uzunluğu Tek Başına Yeterli mi?</strong></p>
<p>Uzun parolaların kırılmasının daha zor olduğu uzun süredir biliniyor ve sızdırılmış parola analizleri de bunu doğruluyor. Ancak yapay zekâ destekli araçların gelişmesiyle birlikte, yalnızca parola uzunluğu artık tek başına yeterli güvenliği sağlamıyor. Çünkü uzun parolalar dahi öngörülebilir kalıplar içerdiğinde kolaylıkla kırılabiliyor.</p>
<p>Araştırmaya göre veri sızıntılarında yer alan sekiz karakter ve altındaki kısa parolalar genellikle bir gün içinde brute force saldırılarıyla kırılabiliyor. Öte yandan yapay zekâ destekli akıllı algoritmalar sayesinde 15 karakter uzunluğundaki parolaların %20’sinden fazlası bir dakikadan kısa sürede çözülebiliyor.</p>
<p> <img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/kaspersky-arastirmasi-sizdirilan-parolalarin-yarisindan-fazlasi-rakamla-bitiyor-0-ZM49SICB.jpg"/></p>
<p> </p>
<p><em>Parola uzunluğunun kırılma oranlarına etkisi: Tek bir 5090 GPU ve MD5 algoritmasına dayalı sonuçlar</em></p>
<p>Analiz edilen tüm parolaların yüzde 60,2’sinin — uzunluğundan bağımsız olarak — yaklaşık bir saat içinde kırılabildiği görülürken, bu oran bir gün içinde kırılabilen parolalarda yüzde 68,2’ye ulaşıyor.</p>
<p>Paylaşılan örneklerdeki hesaplamalar, tek bir RTX 5090 GPU ve MD5 algoritması baz alınarak gerçekleştirildi. Ancak gerçek dünya senaryolarında saldırganlar; 10, 100 hatta daha fazla GPU’yu kiralayabiliyor. Bu tür koşullarda parola kırma hızı, potansiyel olarak katlanarak artabiliyor.</p>
<p>Günümüz koşullarında gerçekten güçlü bir parola; yalnızca 16 karakter ve üzeri uzunluk standardını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda rastgele oluşturulmuş, tekrar etmeyen harf, rakam ve sembollerden oluşuyor ve her hesap için benzersiz şekilde kullanılıyor. Kullanıcıların bu tür güvenli parolalar oluşturmasına yardımcı olmak amacıyla Kaspersky, Kaspersky Password Generator websitesine parola oluşturma özelliği ekledi. Böylece kullanıcılar artık yalnızca parolalarının sızıntılara karışıp karışmadığını kontrol etmekle kalmıyor, aynı zamanda ücretsiz olarak güçlü parolalar da oluşturabiliyor.</p>
<p>Parolaların kolay ve güvenli şekilde yönetilmesi, otomatik doldurma özelliğinden yararlanılması ve cihazlar arasında güvenli senkronizasyon sağlanması için, tüm kimlik bilgilerinin güvenli bir kasada saklandığı ve tek bir ana parola ile korunduğu bir parola yöneticisinin kullanılması öneriliyor. Bu yaklaşım, yüzlerce farklı parolayı hatırlama ihtiyacını ortadan kaldırırken, bilgilerin veri ihlallerine karşı korunmasına da yardımcı oluyor. Üstelik yalnızca parolalar değil, passkey’ler de doğrudan Kaspersky Password Manager içerisinde oluşturulup saklanabiliyor. Böylece kullanıcılar desteklenen hizmetlere tek dokunuşla giriş yapabilirken, güvenli senkronizasyon sayesinde passkey’lerine tüm cihazlarından erişebiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-sizdirilan-parolalarin-yarisindan-fazlasi-rakamla-bitiyor-633237">Kaspersky Araştırması: Sızdırılan Parolaların Yarısından Fazlası Rakamla Bitiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IDC Araştırması, Yapay Zekâ Adaptasyonunda Artan İvmeyi Ortaya Koyuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idc-arastirmasi-yapay-zeka-adaptasyonunda-artan-ivmeyi-ortaya-koyuyor-631442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:54:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[idc]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[vmeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631442</guid>

					<description><![CDATA[<p>AMD, IDC tarafından hazırlanan yeni araştırma raporunu yayınladı. Kurumsal alanda AI PC kullanımını mercek altına alan çalışma, organizasyonların AI PC’lere yönelik yaklaşımında önemli bir dönüşüm yaşandığını; değerlendirme döneminden pilot uygulama ve aktif dağıtım aşamasına geçildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idc-arastirmasi-yapay-zeka-adaptasyonunda-artan-ivmeyi-ortaya-koyuyor-631442">IDC Araştırması, Yapay Zekâ Adaptasyonunda Artan İvmeyi Ortaya Koyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AMD, IDC tarafından hazırlanan yeni araştırma raporunu yayınladı. Kurumsal alanda AI PC kullanımını mercek altına alan çalışma, organizasyonların AI PC’lere yönelik yaklaşımında önemli bir dönüşüm yaşandığını; değerlendirme döneminden pilot uygulama ve aktif dağıtım aşamasına geçildiğini ortaya koyuyor. Bulgular, işletmelerin yüzde 60’ının AI PC’leri çalışanlarına sunmaya başladığını ve ajan tabanlı yapay zekâya hazırlığın hızla arttığını gösteriyor.</p>
<p>Raporda yer alan bulgular, AI PC adaptasyonunun hızla arttığını ve yapay zekânın artık yalnızca stratejik bir gündem başlığı olmaktan çıkıp günlük iş süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini gösteriyor. Araştırmaya göre:</p>
<ul>
<li><strong>Şirketlerin yüzde 60</strong>’ı AI PC’leri çalışanlarına dağıtıyor veya pilot uygulamalar yürütüyor.</li>
<li><strong>Organizasyonların yüzde 81</strong>’i, AI PC’lerle ilgili planlama, pilot ve dağıtım aşamalarından en az birinde yer alıyor.</li>
<li><strong>İşletmelerin yüzde 67</strong>’si, yapay zekâ kullanımını genişletirken; <strong>yüzde 61</strong>’i yapay zekâyı iş akışlarına entegre etmeye çalışıyor.</li>
<li><strong>Yüzde 70</strong>, yapay zekâ destekli altyapıya yatırım yaptıktan sonra daha hızlı performans ve artan üretkenlik sağladığını belirtiyor; bu oran üretkenlik tarafında <strong>yüzde 66</strong> olarak ölçülüyor.</li>
<li><strong>Yüzde 70</strong>’i, ajan tabanlı yapay zekânın önümüzdeki iki yıl içinde çalışma biçimlerini etkilemesini bekliyor.</li>
</ul>
<p>Araştırma, açık kaynaklı ajan tabanlı araçların ve satış, pazarlama ile muhasebe gibi alanlara yönelik kurumsal otonom ajanların yaygınlaşmasının bu dönüşümü daha da hızlandırdığını ortaya koyuyor. Rapora göre, AI PC’lerde bulunan yerel NPU’lar, bu tür ajan tabanlı iş yüklerinin cihaz üzerinde çalıştırılması için kritik bir teknoloji olarak öne çıkıyor.</p>
<p>AMD ve IDC tarafından hazırlanan rapor, AI PC’lerin yalnızca bugünün cihaz içi iş yüklerine değil, aynı zamanda geleceğin ajan merkezli kurumsal gereksinimlerine de hazır olduğunu vurguluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idc-arastirmasi-yapay-zeka-adaptasyonunda-artan-ivmeyi-ortaya-koyuyor-631442">IDC Araştırması, Yapay Zekâ Adaptasyonunda Artan İvmeyi Ortaya Koyuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky Araştırması: Siber Güvenlik Politikaları ile Çalışan Davranışları Arasındaki Uçurum Derinleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-siber-guvenlik-politikalari-ile-calisan-davranislari-arasindaki-ucurum-derinlesiyor-629589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[onay]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky tarafından gerçekleştirilen “İş Yerinde Siber Güvenlik: Çalışan Bilgi ve Davranışları” başlıklı güncel araştırma, Türkiye’deki profesyonellerin %52’sinin şirketlerindeki siber güvenlik kurallarını ya aşırı kısıtlayıcı ya da tam olarak uygun olmayan kurallar olarak gördüğünü ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-siber-guvenlik-politikalari-ile-calisan-davranislari-arasindaki-ucurum-derinlesiyor-629589">Kaspersky Araştırması: Siber Güvenlik Politikaları ile Çalışan Davranışları Arasındaki Uçurum Derinleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaspersky tarafından gerçekleştirilen “<em>İş Yerinde Siber Güvenlik: Çalışan Bilgi ve Davranışları</em>” başlıklı güncel araştırma, Türkiye’deki profesyonellerin %52’sinin şirketlerindeki siber güvenlik kurallarını ya aşırı kısıtlayıcı ya da tam olarak uygun olmayan kurallar olarak gördüğünü ortaya koydu. Katılımcıların %6’sı ise kurumlarında herhangi bir siber güvenlik kuralı bulunmadığını veya mevcut kurallardan haberdar olmadıklarını belirtti. Bu sonuçlar, kurumsal siber güvenlik politikaları ile çalışanların bu kurallara olan bağlılığı arasındaki kopukluğu gözler önüne seriyor. Ayını zamanda Shadow IT ve yönetilmeyen cihaz kullanımından kaynaklanan risklerin altını çiziyor.</p>
<p>BT departmanının denetimi dışında kullanılan yetkisiz yazılım, cihaz veya hizmetler olarak tanımlanan Shadow IT, günümüzde kritik bir iş riski haline gelmiş durumda. Çoğu zaman çalışanların verimlilik arayışıyla ortaya çıkan bu durum, BT birimleri için ciddi kör noktalar yaratıyor. Hibrit çalışma modellerinin yükselişi, bulut tabanlı araçlara olan bağımlılığın artması ve yapay zeka araçlarının yaygınlaşması bu eğilimi daha da hızlandırdı. Güçlü bir siber güvenlik yönetimi ve denetimi olmaksızın kurumlar; fidye yazılımı (ransomware) saldırıları, veri sızıntıları ve yasal yaptırımlar gibi tehditlerle karşı karşıya kalıyor.</p>
<p>Türkiye’de araştırmaya katılanların %17’si, şirketlerinde kurumsal olmayan cihazların kullanımına yönelik herhangi bir politika bulunmadığını ifade etti. Çalışanların %35,5’i, bireysel düzeyde (tüketici tipi yazılımlar dahil) bir siber güvenlik korumasına sahip olmak kaydıyla işle ilgili verilere erişmek için kendi cihazlarını kullanabildiklerini belirtti. Olumlu bir tablo çizen %16’lık kesim, kendi cihazlarını ancak sıkı kurumsal BT güvenlik denetimlerinden geçtikten sonra kullanabildiklerini söylerken; katılımcıların %31,5’i iş amaçlı olarak yalnızca BT birimi tarafından tahsis edilen cihazların kullanımına izin verildiğini bildirdi.</p>
<p>Kurumsal cihazlara BT onayı olmaksızın yazılım yükleme yetkileri konusunda ise durumun daha kontrollü olduğu görülüyor. Katılımcıların %48’i yazılım yükleme yetkisinin yalnızca BT uzmanlarında olduğunu, %37’si ise bu yetkinin sadece üst yönetim veya yetkilendirilmiş kullanıcılarda bulunduğunu bildirdi. Çalışanların %11’i yalnızca BT ekibi tarafından onaylanmış yazılımları yükleyebilirken, %4’lük bir kesim herhangi bir onay almadan herhangi bir yazılımı yükleyebildiklerini ifade etti. </p>
<p>Öte yandan, profesyonellerin %13’ü geçtiğimiz yıl içinde iş cihazlarına BT denetimi olmaksızın yazılım yüklediklerini belirtti. Bu durum, kurumları güvenlik açıklarına, uyumluluk risklerine ve veri ihlallerine maruz bırakan Shadow IT sorununun devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Kaspersky META Bölgesi Genel Müdürü Toufic Derbass</strong> konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “<em>Shadow IT artık operasyonel risklerin ana unsurlarından biri haline geldi. Her beş çalışanların önemli bir kısmının BT denetimi olmadan yazılım yüklemesi, politika tarafında önemli bir boşluk olduğuna işaret ediyor. Pek çok kuruluşun zaten güvenlik politikaları mevcut; ancak çalışanların bu politikaları nasıl algıladığı da en az uygulama kadar önemli. Kurumların yalnızca kısıtlayıcı kontrollerle ilerlemek yerine, teknoloji ile çalışan farkındalığını ve sorumlu kullanım alışkanlıklarını bir araya getiren, kullanıcı odaklı ve akıllı siber güvenlik stratejilerine yönelmesi gerekiyor</em>.”</p>
<p>Kaspersky, kurumların savunmalarını güçlendirmeleri için şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>Kurumsal verilere erişen tüm yetkisiz yazılımları, bulut hizmetlerini ve kişisel cihazları belirlemek için bir Shadow IT denetimi gerçekleştirin.</li>
<li>Onaylanmamış uygulama kullanımını ve cihaz davranışlarını izleyebilmek için Kaspersky Next ürün ailesinin EDR ve XDR katmanları gibi güçlü izleme ve siber güvenlik çözümlerini devreye alın.</li>
<li>Kişisel cihaz kullanımına (BYOD) izin veriliyorsa, minimum güvenlik gereksinimlerini net bir şekilde tanımlayın ve bunları Mobil Cihaz Yönetimi (MDM) veya uç nokta yönetim araçlarıyla denetleyin.</li>
<li>Kullanıcı dostu siber güvenlik politikalarınızı, gerçek hayattaki riskleri ve bunlardan kaçınma yollarını gösteren eğitimlerle destekleyin. Bu noktada Kaspersky Automated Security Awareness Platform gibi çözümlerden faydalanabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Kaspersky uzmanları çalışanlar için şu tavsiyelerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Şirketinizin siber güvenlik politikalarını tam olarak anladığınızdan emin olun; net olmayan noktaları BT biriminize danışın.</li>
<li>Yalnızca BT departmanı tarafından onaylanmış uygulamaları kullanın ve özel bir kaynağa ihtiyaç duyduğunuzda resmi talepte bulunun.</li>
<li>İş için sadece yetkilendirilmiş cihazları kullanın. Kişisel cihaz kullanımına izin veriliyorsa, cihazın tüm güvenlik standartlarını karşıladığından ve gerekli koruma yazılımlarına sahip olduğundan emin olun.</li>
<li>İş dosyalarını yalnızca kurum tarafından onaylanmış platformlar üzerinden paylaşın ve depolayın.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-siber-guvenlik-politikalari-ile-calisan-davranislari-arasindaki-ucurum-derinlesiyor-629589">Kaspersky Araştırması: Siber Güvenlik Politikaları ile Çalışan Davranışları Arasındaki Uçurum Derinleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açlık Sınırı – Yoksulluk Sınırı Araştırması (Birleşik Kamu-İş)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aclik-siniri-yoksulluk-siniri-arastirmasi-birlesik-kamu-is-622553</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 10:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[birleşik]]></category>
		<category><![CDATA[kamu-i]]></category>
		<category><![CDATA[sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açlık sınırı...Birleşik Kamu-İş İl Başkanı Barış Düdü, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu AR-GE birimi KAMU-AR'ın Açlık Yoksulluk Sınırı Araştırasını paylaştı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aclik-siniri-yoksulluk-siniri-arastirmasi-birlesik-kamu-is-622553">Açlık Sınırı – Yoksulluk Sınırı Araştırması (Birleşik Kamu-İş)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açlık sınırı…Birleşik Kamu-İş İl Başkanı Barış Düdü, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu AR-GE birimi KAMU-AR’ın Açlık Yoksulluk Sınırı Araştırasını paylaştı.</p>
<p>Açlık sınırı Mart’ta 1.856 lira daha artarak 36 bin lira sınırına yaklaşırken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte diğer harcama gruplarında yaşanan yüksek fiyat artışlarının etkisiyle 107 bin liraya ulaştı. Hem Türkiye ekonomisine özgü sorunlar hem de İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısıyla başlayan savaşın yol açtığı enerji fiyatlarındaki artışlar, alık ve yoksulluk sınırını gelecek aylarda çok daha yüksek oranlarda artıracak.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/aclik-siniri-yoksulluk-siniri-arastirmasi-birlesik-kamu-is-0-aYiseWve.jpeg"/></p>
<p><b>Açlık sınırı önceki aya göre 1.856 lira arttı</b></p>
<p>Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için gereken gıda harcamasının yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken aylık harcamayı dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Mart 2026 sonuçları açıklandı. Açlık sınırının önceki aya göre 1.856 lira arttığı martta gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1 bin 153 liralık yükselişle 71 bin 7 liraya çıktı. İkisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 3 bin 9 lira artarak 106 bin 826 lira oldu. Açlık sınırı son bir yıllık dönemde 10 bin 94 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 18 bin 502 lira ve yoksulluk sınırı 28 bin 596 lira arttı.</p>
<p><b>Açlık sınırı asgari ücretin 7 bin 774 lira üzerine çıktı</b></p>
<p>Açlık sınırı bu yılbaşında 28 bin 75 liraya çıkarılan asgari ücretin 7 bin 744 lira, 20 bin lira olarak belirlenen en düşük emekli aylığının ise 15 bin 819 lira üzerine çıktı. Yıl başında yüzde 27 oranında zam yapılan asgari ücret, yüzde 18,6 oranında artırılan kamu çalışanlarının ücretleri, yüzde 12,19 oranında artırılan emekli aylıklarının satın alma gücünün büyük bir kısmı yılın ilk üç ayında eridi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/03/aclik-siniri-yoksulluk-siniri-arastirmasi-birlesik-kamu-is-1-lczj1UZ8.jpeg"/></p>
<p><b>Asgari ücretli bir hafta, emeklisi iki hafta aç!</b></p>
<p>Asgari ücret martta dört kişilik bir ailenin sadece 24 günlük beslenme giderini, yoksulluk sınırının ise yüzde 26’sını karşılayabiliyor. Ailede üç kişinin asgari ücretle çalışarak haneye getireceği gelir bile yoksulluk sınırının 22 bin 601 lira altında kalıyor. Diğer bir ifadeyle üç asgari ücret giren dört kişilik bir ailenin geliri yoksulluk sınırının bile oldukça altında seyrediyor. Bu yılbaşından itibaren 20 bin liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı ise sadece 17 günlük beslenmeye yetiyor.</p>
<p><b>Memur yoksulluğa mahkum edildi</b></p>
<p>Yüzde 18,6 oranında zamlanarak bu yılın ilk yarısı için aile ve çocuk yardımı dahil 61 bin 890 liraya yükselen en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 57,7’sini, 67 bin 630 liraya yükselen ortalama memur maaşı ise yüzde 653’ünü karşılıyor. Yoksulluk sınırını karşılayabilmesi için en düşük memur maaşının en az yüzde 72,6, ortalama memur maaşının ise yüzde 58 oranında artırılması gerekiyor.</p>
<p><b>Açlık sınırı hesabı objektif</b></p>
<p>Türkiye genelinde de yaygın şube ağı bulunan ve en fazla alış-veriş yapılan marketlerden Ankara’da derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak yapılması gereken harcanma Mart’ta 493 lira, son bir yılda ise 3 bin 12 lira artarak 10 bin 660 liraya yükseldi. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre değişmedi ancak geçen yılın aynı ayına göre ise 191 liralık artışla 678 lira oldu.</p>
<p><b>Martta 3 lira azalarak 7 bin 288 liraya gerileyen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada yıllık olarak ise 1.975 lira artış kaydedildi</b></p>
<p>Meyve için harcanması gereken tutar önceki aya göre 96 lira artarken, geçen yılın aynı ayına göre ise 706 lira artarak 3 bin 127 lira oldu. Sebze için yapılması gereken harcama ise önceki aya göre 1.254 lira artarak 5 bin 564 lira olarak gerçekleşti. Taze sebze harcaması geçen yılın aynı ayına göre ise 1.081 lira arttı.Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama martta değişmedi ve 2 bin 747 lirada, pirinç ve bulgur harcamaları da 1.654 lirada kaldı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 20 liralık yükselişle 837 liraya çıktı. Ekmek, un ve makarna için yapılan harcama bir yıl öncesine göre 624 lira, pirinç, bulgur harcaması 668 lira, yağ harcamaları da 239 lira artış kaydetti. Şeker, bal, pekmez, reçel harcaması önceki aya göre 4 lira yükselerek 2 bin 495 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmeyerek 766 lirada kaldı. Şeker, bal, reçel harcamalarında son bir yılda 689 liralık, zeytin harcamalarında ise 185 liralık artış oldu. Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre mart ayı açlık sınırı yetişkin erkek için 10 bin 458 liraya, yetişkin kadın için 8 bin 210 liraya, çocuk için 5 bin 961 liraya ve genç için de 11 bin 190 liraya yükseldi.</p>
<p><b>Gıda dışı harcamalar ağır yük oluşturuyor</b></p>
<p>Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı ihtiyaçların fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden” karşılayabilmesi için aylık olarak yapması gereken harcama tutarı da martta 71 bin 7 liraya çıktı. Martta dört kişinin ortalama giyim ve ayakkabı harcamaları 5 bin 609 lira oldu. Barınma (kira dâhil) harcamaları ortalama 20 bin 586 liraya, ev eşyası harcamaları 7 bin 577 liraya yükseldi. Sağlık harcamaları 2 bin 994 liraya, ulaştırma harcamaları 16 bin 490 liraya çıktı. Bilgi ve iletişim harcamaları 3 bin 118 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.988 liraya, eğitim harcamaları 2 bin 773 liraya yükseldi. Tatil-otel harcamaları 5 bin 442 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili ilgili harcamalar 4 bin 430 liraya kadar çıktı.</p>
<p><b>Yoksulluk sınırı hızla artıyor gerileyen tek şey güven</b></p>
<p>Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi duymadan yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise Mart 2026 itibariyle 106 bin 826 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında martta 3 bin 9 liralık, yılın ilk üç aylık döneminde 11 bin 913 liralık ve son bir yıllık dönemde ise 28 bin 596 liralık artış olduğu bildirildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aclik-siniri-yoksulluk-siniri-arastirmasi-birlesik-kamu-is-622553">Açlık Sınırı – Yoksulluk Sınırı Araştırması (Birleşik Kamu-İş)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-agiz-sagligi-haritasi-arastirmasi-aciklandi-620105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-agiz-sagligi-haritasi-arastirmasi-aciklandi-620105">Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. </p>
<p><strong>İdeal fırçalama süresine uyanların oranı yalnızca yüzde 12</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika* olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12&#8217;si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Çürük dişler “acil ağrı” seviyesine gelene kadar erteleniyor</strong></p>
<p>Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49&#8217;u açık ara &#8220;çilek&#8221; aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.</p>
<p><strong>Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. </strong>Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu ve diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine göz ardı ediyoruz</strong></p>
<p>Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41&#8217;i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36&#8217;sı diş hekimine başvururken; yüzde 35&#8217;lik kesim kalıcı bir önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>Ağız ve Diş Sağlığında Yeni Bilgi Kaynağı: Yapay Zeka</strong></p>
<p>Araştırma, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her dört kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli: Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong> Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Toplumun yüzde 78&#8217;i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74&#8217;ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33&#8217;ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-agiz-sagligi-haritasi-arastirmasi-aciklandi-620105">Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Araştırması Türk Toplumunun Yüzde 93’ü İyi Uyumuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-arastirmasi-turk-toplumunun-yuzde-93u-iyi-uyumuyor-619735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 08:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumunun]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uykun araştırması ! Türk Toraks Derneği'nden çarpıcı uyku açıklaması. Türk toplumumun yüzde 93'ü iyi uyumuyor. İyi uyuyanlar yüzde 45 daha mutlu!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-arastirmasi-turk-toplumunun-yuzde-93u-iyi-uyumuyor-619735">Uyku Araştırması Türk Toplumunun Yüzde 93’ü İyi Uyumuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku önemli ! Türk Toraks Derneği 13 Mart Dünya Uyku Günü nedeniyle bir açıklama yaptı.</p>
<p><span>Teknolojik cihazlar, mavi ışığa maruziyet nedeniyle son yıllarda uyku problemleri daha sık görülmeye başladı. 13 Mart Dünya Uyku Günü tüm dünyada bu yıl “İyi Uyu, Daha İyi Yaşa” sloganıyla ve çeşitli farkındalık çalışmalarıyla kutlanırken Türk Toraks Derneği Uykuda Solunum Bozuklukları Çalışma Grubu başkanı Prof. Dr. Önder Öztürk, “Toplumun yüzde 97’si uykunun sağlığın temel taşı olduğunu bilse </span><span>de</span><span> her sabah gerçekten yenilenmiş uyanabilenlerin oranı sadece yüzde 7’de kalıyor” dedi. </span><span>Dünya Uyku Günü, bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü ‘İyi Uyu, Daha İyi Yaşa’ sloganıyla kapılarımızı çalıyor. World </span><span>Sleep</span> <span>Society</span><span> (Dünya Uyku Topluluğu) tarafından koordine edilen bu küresel hareket, bizleri uykunun onarıcı gücünü keşfetmeye ve daha kaliteli bir yaşamın anahtarının yastığımızda saklı olduğunu hatırlamaya davet ediyor.</span></p>
<p><b>Uyku beyin temizlik operasyonu</b></p>
<p><span>Uykunun vücudumuzdaki “temizlik operasyonu” olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Önder Öztürk uykunun onarıcı gücüne dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilimsel araştırmalar, kaliteli uykunun sadece bir dinlenme süreci değil, fiziksel sağlık ve zihinsel performans için temel bir ihtiyaç olduğunu kanıtlamaktadır. Uyku sırasında beynimiz adeta bir ‘temizlik operasyonu’ yürüterek gün boyu biriken zararlı atıkları temizler, hafızayı güçlendirir ve öğrenilen bilgileri kalıcı hale getirir. Zihinsel tazelenmenin yanı sıra uyku, bağışıklık sistemimizin en güçlü kalkanıdır. Vücudun mikroplarla savaşma kapasitesini artırırken, hücrelerin yenilenmesini ve onarılmasını sağlar. Veriler, uykusundan memnun olan bireylerin, olmayanlara oranla yüzde 45 daha mutlu ve başarılı hissettiğini göstermektedir. Kısacası iş verimliliğinden duygusal dengeye kadar hayatın her alanında tam bir iyilik hali sergilemek için kaliteli uyku, elimizdeki en güçlü anahtardır.”</span></p>
<p><b>Toplum yüzde 7’si iyi uyuyor</b></p>
<p><span>Prof. Dr. Öztürk, toplumun sadece yüzde 7’sinin iyi uyuduğunu ifade ettiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Modern çağın bir uyku çıkmazı söz konusu. Birçoğumuz uyuyoruz ama dinlenemiyoruz. Toplumun yüzde 97’si uykunun sağlığın temel taşı olduğunu bilse </span><span>de,</span><span> her sabah gerçekten ‘yenilenmiş’ uyanabilenlerin oranı sadece yüzde 7’de kalıyor. Modern yaşamın stresi ve teknoloji kuşatması, uykunun o eşsiz onarıcı gücünü elimizden alıyor. Oysa yetersiz uyku sadece bir yorgunluk hali değil, vücudun metabolik dengesini sarsarak obezite, diyabet ve kalp hastalıklarına davetiye çıkaran sessiz bir tehlikedir. Uykusuzluk, bedeni olduğu kadar zihni de karanlığa sürükler. 24 saat boyunca uykusuz kalmak, beyinde yasal alkol sınırının üzerinde bir alkol alımıyla eşdeğer bilişsel bozulmalara yol açar. Dikkati dağıtır, reaksiyonları yavaşlatır ve güvenliğimizi tehdit eder. Unutmamalıyız ki uyku, sadece bir mola değil; sağlıklı, üretken ve güvenli bir yaşamın vazgeçilmez ritmidir.”</span></p>
<p><b>Serin, kararlık ve sessiz bir oda önemli</b></p>
<p><span>Hayat kalitesini yükseltmek için iyi bir uykunun önemine dikkat çeken Türk Toraks Derneği Merkez Yürütme Kurulu üyesi Doç. Dr. Baran </span><span>Balcan</span><span> ise şunları söyledi: “Bunun için ilk adım, vücudunuzun doğal saatiyle barışmaktır. Hafta sonları dahil her gün aynı saatte yatıp kalkmak, beyninize ne zaman dinleneceğini öğreterek uykunun onarıcı gücünden tam verim almanızı sağlar. İkinci olarak, yatak odanızı serin, karanlık ve sessiz bir sığınağa dönüştürün. Özellikle yatmadan bir saat önce mavi ışık yayan ekranlarla bağınızı keserek zihninizi derin bir huzura hazırlayın. Unutmayın ki kaliteli bir uyku, aslında sabah gözlerinizi açtığınız an başlar; gün içinde hareketli olmak, gün ışığından faydalanmak ve kafein tüketimini yatmadan 8-10 saat önce sonlandırmak gecenizi aydınlatacaktır. Bu eşsiz tazelenme hissi, sadece bir gecelik dinlenme değil, daha uzun ve sağlıklı bir ömrün de en büyük teminatıdır. Türk Toraks Derneği olarak, bu yıl 13 Mart’ta tüm halkımızı uyku sağlığını bir lüks değil, yaşam kalitesini doğrudan belirleyen hayati bir zorunluluk olarak görmeye davet ediyoruz. Unutmayın, uykunuzdan feragat etmek, aslında sağlığınızdan, mutluluğunuzdan ve geleceğinizden feragat etmektir. Bugün sağlıklı uyku alışkanlıkları için atacağınız küçük bir adım, yarın çok daha zinde, huzurlu ve başarılı bir güne uyanmanızı sağlayacaktır. Sağlıklı bir ömür huzurlu bir uykuyla başlar. Daha iyi bir yaşam için, bu gece kendinize iyi bir uyku hediye edin” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-arastirmasi-turk-toplumunun-yuzde-93u-iyi-uyumuyor-619735">Uyku Araştırması Türk Toplumunun Yüzde 93’ü İyi Uyumuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-613704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[evli]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[memnuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[memnuniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Grubunda]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin %53,3'ü mutlu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-613704">Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;nin %53,3&#8217;ü mutlu</strong><br /> </p>
<p>Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2024 yılında %49,6 iken 2025 yılında 3,7 puan artarak %53,3 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2024 yılında %14,5 iken 2025 yılında 1,5 puan azalarak %13,0 olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Genel mutluluk düzeyi (%), 2020-2025</strong></p>
<p> </p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-0-dtdsqONb.png"/></p>
<p><strong>Kadınlar daha mutlu</strong></p>
<p> </p>
<p>Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2024 yılında %46,9 iken 2025 yılında %51,4 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2024 yılında %52,3 iken 2025 yılında %55,1 oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Cinsiyete göre mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı (%), 2020-2025</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-1-LpeXN5XO.png"/><br /><strong>Mutluluk oranında en yüksek artış 55-64 yaş grubunda oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 55-64 yaş grubunda 2024 yılında %47,5 iken 2025 yılında 7,1 puan artış ile %54,6 oldu.</p>
<p>Mutluluk oranı tüm yaş gruplarında arttı. Mutluluk oranı 2025 yılında bir önceki yıla göre 18-24 yaş grubunda 2,6 puan artış ile %54,4, 25-34 yaş grubunda 2,6 artış ile %53,6, 35-44 yaş grubunda 5,0 puan artış ile %52,9, 45-54 yaş grubunda 4,3 puan artış ile %50,8 olarak gerçekleşti. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2024 yılında %54,1 iken 2025 yılında 0,2 puan artarak %54,3 oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaş grubuna göre mutluluk oranı (%), 2024, 2025</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-2-bqOmSAdx.png"/></p>
<p><strong>Evliler evli olmayanlardan daha mutlu</strong></p>
<p>Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2025 yılında %56,9 iken evli olmayanlarda bu oran, %46,6 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin %54,2&#8217;sinin, evli kadınların ise %59,6&#8217;sının mutlu olduğu gözlendi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bireylerin mutluluk kaynağı çoğunlukla aileleri</strong></p>
<p>Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2025 yılında %69,0 olurken bunu sırasıyla; %15,6 ile çocukları, %4,8 ile kendisi, %3,9 ile eşi, %3,3 ile annesi/babası ve %1,9 ile torunları takip etti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bireyleri en çok sağlıklı olmak mutlu etti</strong></p>
<p> </p>
<p>Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2025 yılında %64,9 olurken bunu sırasıyla; %14,7 ile sevgi, %9,8 ile başarı, %7,7 ile para ve %2,7 ile iş takip etti.</p>
<p><strong>Her 100 kişiden 67&#8217;si geleceğinden umutlu</strong></p>
<p>Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2025 yılında %67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı %67,1 iken kadınlarda bu oran %67,2 oldu.<br /> </p>
<p><strong>Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 5,7 oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Bireylerin  hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için &#8220;0&#8221;, çok memnun olanlar için &#8220;10&#8221; arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2024 ve 2025 yıllarında 5,7 olarak hesaplandı. Erkeklerde ve kadınlarda 2024 yılında 5,7 olan ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2025 yılında da aynı kaldı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaşam memnuniyet düzeyi, 2020-2025</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-3-jIc9ZgXO.png"/></p>
<p><strong>En yüksek memnuniyet oranı %74,1 ile asayiş hizmetlerinde</strong></p>
<p> </p>
<p>Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2025 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı %74,1 olurken bunu sırasıyla %71,3 ile ulaştırma, %69,4 ile sağlık, %64,5 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, %60,5 ile adli ve %58,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyi (%), 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-4-IBI9vSI7.png"/></p>
<p><strong>Ülkenin en önemli sorunu hayat pahalılığı oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2025 yılında hayat pahalılığı %31,3 ile ilk sırada yer alırken %16,5 ile yoksulluk ikinci sırada ve %16,1 ile eğitim üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Ülkenin en önemli sorunu (%), 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-5-UDNjhxki.png"/><br /> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-2025-613704">Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknogirişim Araştırması, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/teknogirisim-arastirmasi-2024-601304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[lisans]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[personel]]></category>
		<category><![CDATA[teknogirişim]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknogirişimler (Startups); Türkiye'de kurulmuş, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ) statüsünde ve bağımsız bir işletme niteliği taşıyan, kuruluş tarihi itibarıyla en fazla on beş yıllık geçmişe sahip, teknoloji ve yenilik odaklı, ölçeklenebilir iş modelleriyle faaliyet gösteren girişimlerdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknogirisim-arastirmasi-2024-601304">Teknogirişim Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknogirişimler (Startups); Türkiye&#8217;de kurulmuş, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ) statüsünde ve bağımsız bir işletme niteliği taşıyan, kuruluş tarihi itibarıyla en fazla on beş yıllık geçmişe sahip, teknoloji ve yenilik odaklı, ölçeklenebilir iş modelleriyle faaliyet gösteren girişimlerdir. Bu işletmeler, bilgi, teknoloji ve yenilik temelli yapıları sayesinde yüksek katma değerli ürün veya hizmet üretme potansiyeline sahip olup, yenilikçi çözümler aracılığıyla ekonomik ve toplumsal fayda yaratmayı amaçlamaktadır. Teknogirişimler, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda rekabet avantajı elde etmeyi ve ulusal yenilik kapasitesine katkı sunmayı hedefleyen dinamik bir yapıyı temsil etmektedir.</p>
<p>Küresel ölçekte teknoloji tabanlı girişimlerin artan önemi, bu alana ilişkin güncel, kapsamlı ve karşılaştırılabilir istatistiksel bilgilere olan ihtiyacı da beraberinde getirmiştir. Türkiye&#8217;de teknogirişim ekosisteminin gelişimine yönelik politika tasarımı, destek mekanizmalarının etkinliğinin değerlendirilmesi ve karar alma süreçlerinin güçlendirilmesi açısından, bu girişimlere ilişkin istatistiklerin üretilmesi önem arz etmektedir.</p>
<p>Bu araştırma, söz konusu bilgi ihtiyacının tespit edilmesi maksadıyla Türkiye İstatistik Kurumu tarafından başlatılmış olup, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği içerisinde uygulanmıştır. Çalışma, Bakanlık tarafından oluşturulan çerçeve esas alınarak yürütülmüştür. Elde edilen verilerin hem istatistiksel amaçlarla hem de politika geliştirme, destek programlarının tasarımı ve teknogirişim ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarda kullanılması amaçlanmaktadır.</p>
<p><strong>Teknogirişim ortaklarının %12,9&#8217;u kadın girişimci</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının %87,1&#8217;ini erkekler, %12,9&#8217;unu kadınlar oluşturdu. Cevaplayıcılar en yüksek eğitim seviyesi ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin %46,0 ile lisans mezunu olduğu görülmektedir. Bunu yüksek lisans (%23,5) ve doktora veya eşdeğeri (%19,7) mezuniyet düzeyleri izlemektedir.</p>
<p>Kadınlarda ise en yüksek pay lisans mezunlarında (%36,1) olup, bunu doktora veya eşdeğeri (%28,5) ve yüksek lisans (%24,6) takip etmektedir.</p>
<p>Genel olarak, her iki cinsiyette de teknogirişimlerin kurucu ortakları ağırlıklı olarak lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahiptir; kadınlarda lisansüstü eğitimin payının görece daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir.</p>
<p><strong>Cinsiyete göre tamamlanan en yüksek eğitim seviyesi</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-0-y8vNDMx6.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişim ortaklarının %49,7&#8217;si mühendislik, imalat ve inşaat eğitim alanından mezun oldu</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının lisans düzeyinde ilk üç eğitim alanı sırasıyla; mühendislik, imalat ve inşaat (%49,7), iş, yönetim ve hukuk (%12,7), bilişim ve iletişim teknolojileri (%11,8) oldu.</p>
<p><strong>Lisans düzeyinde tamamlanan eğitim alanları</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-1-uWnwQsbT.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişim ortaklarının iş deneyimlerinde özel sektör ve girişimcilik öne çıktı</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortakları daha önceki iş deneyimlerine göre incelendiğinde, cevaplayıcıların %81,4&#8217;ünün özel sektörde ücretli olarak çalıştığı, %46,5&#8217;inin girişimci olduğu ve %31,4&#8217;ünün serbest meslek deneyimine sahip olduğu görüldü. Cevaplayıcıların %30,3&#8217;ü kamu sektöründe çalıştığını,%24,4&#8217;ü akademisyen olduğunu belirtirken %3,9&#8217;ü ise ilk iş deneyimi olduğunu belirtti. Teknogirişim öncesinde girişimcilik deneyimine sahip olanların ise %31,4&#8217;ünün 0-2 yıl,%27,3&#8217;ünün ise 3-5 yıllık girişimcilik deneyimleri olduğu tespit edildi.</p>
<p><strong>Teknogirişim dışında girişimcilik deneyimi süresi dağılımı</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-2-xH5ruH2X.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişim ortaklarının %37,4&#8217;ü yurt dışında eğitim veya iş deneyimine sahip</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının yurt dışında eğitim veya iş deneyimine sahip olma oranının %37,4 olduğu gözlendi. Bunların içerisinde; yurt dışında eğitim alanların oranı %70,9 oldu. Bunu sırası ile yurt içinde yerleşik şirket tarafından yurt dışında görevlendirilenler (%41,3), yurt dışında ücretli çalışan olarak istihdamda yer almış olanlar (%41,3) ve yurt dışında girişimcilik deneyimine sahip olanlar (%35,7) takip etti.</p>
<p><strong>Anne ve babaların en yaygın meslek grubu kamu çalışanı</strong></p>
<p>Teknogirişim kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının babalarının en yaygın meslek grubu, %32,9 ile kamu çalışanı oldu. Bunu takip eden meslek grupları ise sırasıyla, serbest meslek sahipleri (%27,0), özel sektörde ücretli çalışanlar (%25,5), girişimciler (%12,5) ve akademisyenler (%1,7) oldu.</p>
<p>Teknogirişim kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının annelerinin %66,6&#8217;sının ev işleri ile meşgul olduğu görüldü. Annelerin meslek grupları incelendiğinde, en yaygın meslek grubunun %16,4 ile kamu çalışanları olduğu, bunu sırasıyla, özel sektörde ücretli çalışanlar (%8,8), serbest meslek sahipleri (%4,0), girişimciler (%3,2) ve akademisyenlerin (%0,9) takip ettiği görüldü.</p>
<p><strong>Teknogirişimcilerin babalarının çalışma durumları, (%)           Teknogirişimcilerin annelerinin çalışma durumları, (%)</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-3-kbdqI6Vh.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişim personeli içerisinde kadın personel oranı %31,0</strong></p>
<p>Teknogirişimlerde çalışan personelin %69,0&#8217;ını erkekler, %31,0&#8217;ını kadınlar oluşturmaktadır. Eğitim seviyesi ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkek personelin en yüksek oranla lisans mezunu olduğu (%66,5) görülmektedir. Bunu yüksek lisans (%10,0), lise ve dengi (%9,1), meslek yüksekokulu (%7,7), doktora veya eşdeğeri (%4,4) ve diğer (%2,2) eğitim seviyeleri takip etmektedir.</p>
<p>Kadın personelde ise en yüksek pay yine lisans mezunlarına ait olup, bu oran %68,7&#8217;dir. Kadın çalışanlarda yüksek lisans mezunları %11,2 ile ikinci sırada yer almakta, bunu lise ve dengi (%7,6), meslek yüksekokulu (%6,3), doktora veya eşdeğeri (%3,2) ve diğer (%3,0) takip etmektedir.</p>
<p><strong>Eğitim durumu ve cinsiyete göre teknogirişimlerin personel sayısı dağılımı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-4-Va3c3TcB.png"/></p>
<p><strong>Uzmanlık sahibi personel işe almayı deneyen teknogirişimlerin %34,1&#8217;i güçlükle karşılaştı</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin %48,5&#8217;i 2024 yılı içerisinde Ar-Ge, yenilik, tasarım, yazılım, pazarlama vb. stratejik konularda uzmanlık sahibi bir personeli işe aldı veya almayı denedi. Bu teknogirişimlerden %34,1&#8217;i bu pozisyonları doldurmakta zorluk yaşadı.</p>
<p>Teknogirişimlerin personel işe alım sürecinde yaşadığı zorluklar incelendiğinde, başvuru sahiplerinin yüksek ücret beklentisi öne çıkarken; bunu ilgili alanda gerekli niteliklere sahip olunmaması ve başvuru sahiplerinin ilgili iş deneyimine sahip olmaması takip etti.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin nitelikli personel işe alım sürecinde yaşadığı zorlukların dağılımı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-5-bLap5rEx.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişimlerin en önemli finansman kaynağı kendi sermayesi/özkaynakları oldu</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin kuruluş döneminde ve 2024 yılı içerisinde en önemli finansman kaynakları ayrı ayrı incelendi. Teknogirişimler için kuruluş döneminde kendi sermayesi/özkaynakları %89,7 ile en önemli finansman kaynağı olurken, bu oran referans dönemde %79,0 oldu.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin en önemli finansman kaynakları</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-6-ergUC4qE.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişimler için en önemli engelleyici faktör %80,8 ile yüksek maliyetler oldu</strong></p>
<p>Teknogirişimin kuruluşundan itibaren gerçekleştirdiği faaliyetlerde en önemli engelleyici faktör olarak yüksek maliyetler %80,8 ile ilk sırada yer aldı. Bunu %54,2 ile özkaynakların yetersizliği, %52,1 ile kredi veya girişim sermayesi/özel sermaye yetersizliği, %50,3 ile kamu hibeleri ya da sübvansiyonlarına ulaşım sağlayamama takip etti.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin gerçekleştirdiği faaliyetlerde engelleyici faktörlerin dağılımı</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-7-6aD55ZYe.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişimlerin %54,4&#8217;ü yeni finansman arayışında bulundu</strong></p>
<p>Yeni finansman arayışında bulunan teknogirişimlerin payı %54,4 olurken bu teknogirişimlerin %72,2&#8217;si gelen yatırım tekliflerini yetersiz buldu. Yeni finansman arayışında bulunan teknogirişimlerin zorluk yaşadığı diğer alanlar; %55,2 ile yatırımcının girişimden beklenenden fazla katılım payı talep etmesi, %44,2 ile sunulan sözleşme hükümlerinin kabul edilebilir olmaması, %40,8 ile karar alma özerkliğinin olumsuz yönde etkilenmesi oldu.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin yeni finansman arayışı sürecinde yaşadığı zorlukların dağılımı</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-8-nMO6rZAp.png"/></p>
<p><strong>E-satış yapan teknogirişimlerin oranı %22,2</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin %22,2&#8217;si, 2024 yılında İnternet (web siteleri ya da mobil uygulamalar) ve/veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) aracılığı ile e-satış yaptı. Bu girişimlerin %20,4&#8217;ü web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden web satış yaptı.  Web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden mal veya hizmet satışı yapan teknogirişimlerin %88,9&#8217;u kendi web siteleri ya da mobil uygulamalarını kullanırken %31,2&#8217;si farklı girişimlerin de satış yapabildiği çevrimiçi mağazalar ve pazar yerleri ile mobil uygulamalarını kullandı.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin e-satış dağılımı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-9-mpd5qS2i.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişimlerin yurt dışına gerçekleşen e-satışlarında ilk sırayı Avrupa Birliği aldı</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin 2024 yılında İnternet (web siteleri ya da mobil uygulamalar) aracılığı ile gerçekleştirdikleri e-satış oranları coğrafi bölge dağılımına göre incelendiğinde; e-satış yapan teknogirişimlerin %94,9&#8217;u yurt içine e-satış yaptığını ifade etti. Bunu; %28,4 ile Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, %22,5 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), %20,0 ile diğer ülkeler, %17,8 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ve %14,9 ile Türk Cumhuriyetleri takip etti.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden satış yaptığı coğrafi bölgelerin dağılımı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-10-MMnazxyq.png"/></p>
<p><strong>Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin %25,6&#8217;sı ihracat yaptı</strong></p>
<p>Teknogirişimlerin %22,8&#8217;i 2024 yılında piyasaya sunduğu mal veya hizmetler için ihracat gerçekleştirdi. 2020?2024 yılları arasında herhangi bir yılda Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin oranı %74,4&#8217;tür. İhracat performansı ile Ar-Ge faaliyetleri arasındaki ilişki incelendiğinde, Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin %25,6&#8217;sının ihracat yaptığı, Ar-Ge faaliyeti yürütmeyen teknogirişimlerde ise bu oranın %12,9 olduğu görüldü.</p>
<p><strong>  Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimler, (%)                                        Ar-Ge faaliyeti yürütmeyen teknogirişimler, (%)</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-11-J7GI36yt.png"/></p>
<p><strong>2024 yılında en fazla ihracat yapılan coğrafi bölge AB oldu</strong></p>
<p>İhracat yapan teknogirişimlerin %66,2&#8217;si AB ülkelerine, %41,5&#8217;i diğer ülkelere, %40,1&#8217;i ABD&#8217;ye, %36,3&#8217;ü Yakın ve Orta Doğu ülkelerine ve %26,6&#8217;sı Türk Cumhuriyetleri&#8217;ne ihracat gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin ihracat yaptığı coğrafi bölgelerin dağılımı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-12-sygA2P99.png"/></p>
<p><strong>Lojistik maliyetlerin yüksekliği ihracatta karşılaşılan en önemli zorluk oldu</strong></p>
<p>2024 yılında ihracat gerçekleştiren teknogirişimlerin yaşadığı zorlukların başında %29,9 ile lojistik maliyetlerin yüksekliği geldi. Bunu; yurtdışına satılan ürünlerin teslim edilmesinin veya iade edilmesinin yüksek maliyeti (%27,6), online ödeme sistemi ile ilgili zorluklar (%22,2), gümrükleme işlemlerinde yaşanan sorunlar (%20,5) ve standart ve regülasyonlara uyumluluk sorunu (%19,9) izledi.</p>
<p><strong>İhracat gerçekleştiren teknogirişimlerin yaşadığı zorluklar, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-13-Vb7WE1VO.png"/></p>
<p><strong>Teknogirişimler en önemli rekabet avantajının yenilikçi teknoloji sunmaları olduğunu ifade etti</strong></p>
<p>Teknogirişimler 2022-2024 döneminde, ekonomik performanslarını artırmada en etkili stratejinin %77,5 ile yenilikçi teknoloji sunmaları olduğunu ifade etti. Bunu %76,0 ile iyi müşteri ilişkileri ve %66,2 ile alanda deneyimli, güçlü bir ekibe sahip olma takip etti.</p>
<p><strong>Teknogirişimlerin ekonomik performansı açısından önemli stratejileri, 2022-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/teknogirisim-arastirmasi-2024-14-EACi6JlF.png"/></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknogirisim-arastirmasi-2024-601304">Teknogirişim Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hediye alışverişinin geleceği araştırması: Kaspersky Raporu, Türkiye&#8217;deki Katılımcıların %54&#8217;ünün Bu Yılbaşında Dijital Hediye Vereceğini Gösteriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hediye-alisverisinin-gelecegi-arastirmasi-kaspersky-raporu-turkiyedeki-katilimcilarin-%54unun-bu-yilbasinda-dijital-hediye-verecegini-gosteriyor-599103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:37:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[hediyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[Katılımcıların]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky’nin yeni araştırmasına göre 2025/2026 yılbaşı sezonunda dijital hediyeler ve kişiye özel kutlamalar büyük ilgi görüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hediye-alisverisinin-gelecegi-arastirmasi-kaspersky-raporu-turkiyedeki-katilimcilarin-%54unun-bu-yilbasinda-dijital-hediye-verecegini-gosteriyor-599103">Hediye alışverişinin geleceği araştırması: Kaspersky Raporu, Türkiye&#8217;deki Katılımcıların %54&#8217;ünün Bu Yılbaşında Dijital Hediye Vereceğini Gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky’nin yeni araştırmasına göre 2025/2026 yılbaşı sezonunda dijital hediyeler ve kişiye özel kutlamalar büyük ilgi görüyor. Yayın platformu abonelikleri ve oyun kredileri kullanıcıların tercih listesinde ilk sıralarda yer alıyor.</strong></p>
<p>Günlük aktivitelerimizin dijital ortama giderek daha fazla kaymasıyla birlikte, dijital hediyeler hızla bir yenilik olmaktan çıkıp ana akım bir fenomene dönüşüyor. Yılbaşı alışverişi sezonunun hemen öncesinde Kaspersky, dijital hediyelerin gerçek popülerliğini ortaya çıkarmak ve hangi dijital hediyelerin tüketicilerin kalbini fethettiğini göstermek için bir anket* gerçekleştirdi.</p>
<p>Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’deki katılımcıların yalnızca dörtte biri geleneksel yaklaşımı benimsemeye devam ediyor; bu grup, fiziksel hediyeleri tercih ettiğini ve yakın vadede bu tutumunu değiştirmeyi düşünmediğini belirtiyor. Buna karşılık, katılımcıların %31’i dijital hediye verme alışkanlığını halihazırda benimsemiş durumda. Ek olarak %23’lük bir kesim henüz dijital hediye satın almamış olsa da bunu denemeye açık olduğunu ifade ediyor. %27’lik bir grup ise gelecekte dijital hediyelere yönelebileceğini ancak bu yıl bu adımı atmaya henüz hazır olmadığını söylüyor.</p>
<p>18–34 yaş aralığındaki genç kuşak, dijital hediyeleşmenin gerçek öncüleri olarak öne çıkıyor. Bu yaş grubundaki katılımcıların %63’ü bu yılbaşı sezonunda dijital hediye almayı planlıyor. Dijital dünyaya doğuştan aşina olan bu grubun neredeyse yarısı (%46), daha önce dijital hediye verdiğini belirtiyor. Buna karşılık 55 yaş ve üzeri katılımcılar daha geleneksel bir yaklaşım sergiliyor; bu grubun neredeyse yarısı (%46) fiziksel hediyeleri tercih ettiğini ifade ediyor.</p>
<p>Dijital hediyelerin popülaritesi artarken, Kaspersky uzmanları dijital hediyeleşmenin sunduğu avantajlara rağmen sahte çevrim içi mağazalar ve oltalama (phishing) bağlantıları gibi çeşitli güvenlik risklerine karşı kullanıcıları dikkatli olmaya çağırıyor ve güçlü güvenlik çözümlerinin kullanılmasını öneriyor.</p>
<p><strong>Genç yetişkinler bu yılbaşında kazak yerine Netflix hediye etmeye 3 kat daha yatkın</strong></p>
<p>Araştırmaya göre, Türkiye’de dijital hediye almayı düşünen veya daha önce bu yönde deneyimi olan katılımcıların %59’u Netflix ve Spotify gibi yayın platformlarını tercih ediyor. Bu sonuç, eğlence aboneliklerinin dijital hediyeler arasında ilk sıraya yerleştiğini ortaya koyuyor. İkinci sırada %37 ile oyun kredileri ve abonelikleri bulunuyor. Çevrim içi eğitimler %35’lik oranla üçüncü sırada yer alırken, e-kitap abonelikleri %34’lük paya sahip. Photoshop ve Illustrator gibi yaratıcı yazılımlar ise %28 oranında tercih ediliyor.</p>
<p>Eğlence aboneliklerinin yanı sıra, popüler hediyeler arasında fitness abonelikleri ve psikoloji veya meditasyon hizmetlerinin yer aldığı dijital iyi yaşam (wellness) kategorisi de popülerlik kazanıyor.</p>
<p>Fitness abonelikleri dijital hediye alıcılarının bir miktar ilgisini çekmiş olsa da (%22), zihinsel iyi yaşam hizmetleri daha az popülerliğini koruyor ve katılımcıların yalnızca %29&#8217;u bunlara ilgi duyduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Tıklamadan Önce Düşün: Dijital Hediyeler Etrafındaki Gizlilik Endişeleri Ortaya Çıkıyor</strong></p>
<p>Abonelikler en popüler ve uygun dijital hediye seçenekleri olarak öne çıkarken, yılbaşı alışverişi sezonu tüketicilerin dikkatle yönetmesi gereken artan riskleri de beraberinde getiriyor. Daha fazla insan son dakika hediyesi olarak yayın hizmetleri, oyun kredileri ve online kurslar satın almak için acele ederken, siber suçlular bu aktivite artışını giderek daha sofistike kimlik avı (phishing) düzenleriyle istismar ediyor. Yapay zekâ (AI) yardımıyla dolandırıcılar, meşru abonelik hizmetlerini taklit eden inandırıcı sahte web siteleri, hileli e-postalar ve yanıltıcı açılır pencereler oluşturabilir, böylece hediye alışverişi aciliyetinden ve heyecanından faydalanırlar. Hediye alışverişinizi daha güvenli hale getirmek için, yapay zekâ destekli kimlik avı önleme bileşeni içeren bir güvenlik çözümü kullanın; bu, kötü amaçlı bağlantılara tıklamayı önler ve ödemelerinizi güvence altına alır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Noel Baba dijitalleşiyor</strong></p>
<p>Noel Baba’dan veya ünlülerden gelen kişiselleştirilmiş video ya da sesli mesajlar ile dijital kartpostallar, her biri %19 oy alarak en popüler dijital hediye seçenekleri arasında yer alıyor. Bu tür yenilikçi hediyeler, standart seçeneklerin ötesine geçerek gerçekten özgün ve kişisel mesajlar sunma imkânı tanıyor. Ancak Kaspersky uzmanları, bu hizmetlerin bazılarının gereğinden fazla kişisel veri talep ettiğine dikkat çekerek kullanıcıları temkinli olmaya çağırıyor.</p>
<p><strong>Her 3 tüketiciden 1’i güvenlik yazılımını hediye olarak görmek istiyor</strong></p>
<p>Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de Türkiye’deki katılımcıların %31’inin dijital yaşamı korumaya yönelik güvenlik yazılımlarını yalnızca bir ihtiyaç değil, aynı zamanda anlamlı bir hediye olarak görmesi. Güvenlik çözümleri, parola yöneticileri ve VPN abonelikleri, basit birer araç olmanın ötesine geçerek hem pratik fayda hem de iç huzuru sunan hediyelere dönüşüyor. Bu dijital koruma çözümleri, mevcut cihazlar veya diğer dijital hediyelerle kolayca entegre edilerek kapsamlı bir çevrim içi güvenlik deneyimi sunabiliyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Tüketici İş Birimi Başkan Yardımcısı Marina Titova </strong>konuya ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor: “<em>Güvenlik çözümlerine yönelik ilginin artması son derece sevindirici. Bu durum, sevdiklerimizin dijital yaşamlarını korumanın artık bir özen ve sorumluluk göstergesi olarak algılandığını ortaya koyuyor. Siber güvenlik artık yalnızca kendi verilerimizi korumakla ilgili değil; aynı zamanda değer verdiklerimiz için daha güvenli bir dijital alan yaratmak anlamına geliyor.”</em></p>
<p><em>*Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 3.000 katılımcı araştırmaya dahil edildi.</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hediye-alisverisinin-gelecegi-arastirmasi-kaspersky-raporu-turkiyedeki-katilimcilarin-%54unun-bu-yilbasinda-dijital-hediye-verecegini-gosteriyor-599103">Hediye alışverişinin geleceği araştırması: Kaspersky Raporu, Türkiye&#8217;deki Katılımcıların %54&#8217;ünün Bu Yılbaşında Dijital Hediye Vereceğini Gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenilik Araştırması, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenilik-arastirmasi-2024-597865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:22:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[mal]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaya]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin oranı %39,6 oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenilik-arastirmasi-2024-597865">Yenilik Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin oranı %39,6 oldu</strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarına göre çalışan sayısı 10 ve daha fazla olan girişimlerin %39,6&#8217;sı, 2022-2024 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde yenilik faaliyetinde bulundu. Bir önceki referans dönemde (2020-2022) bu oran %39,8 olarak hesaplandı. Çalışan sayısı 10-49 olan girişimlerin %36,6&#8217;sı, 50-249 çalışanı olan girişimlerin %49,6&#8217;sı, 250 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin ise %69,3&#8217;ü piyasaya yeni ya da önemli ölçüde iyileştirilmiş bir ürün (mal ya da hizmet) sunmaya veya iş süreci yeniliği uygulamaya yönelik çalışmalarda bulundu. Sanayi sektöründe yenilik faaliyetlerinde bulunan girişimlerin oranı %42,1 iken; hizmet sektöründe bu oran %36,9 oldu.</p>
<p><strong>Ürün yenilikçisi girişimlerin %85,1&#8217;i ürünlerini rakiplerinden önce pazara sundu</strong></p>
<p>Ürün yeniliği yapan girişimlerin oranı bir önceki referans dönemde (2020-2022) %19,8 iken bu oran 2022-2024 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde %23,6 olarak hesaplandı. Ürün yeniliği yapan girişimler arasından mal yeniliği yapanların oranı %80,3, hizmet yeniliği yapanların oranı ise %73,4 olarak hesaplandı. Yeni veya önemli ölçüde iyileştirilmiş ürünlerin pazardaki durumu ele alındığında, ürün yeniliklerinin %96,0&#8217;ının girişim için yeni olduğu, %85,1&#8217;inin ise girişimin faaliyet gösterdiği pazar için yeni olduğu gözlemlendi.</p>
<p><strong>Girişimler en fazla mal üretme veya hizmet sağlama yöntemlerinde yenilik uyguladı</strong></p>
<p>Girişimlerin %36,1&#8217;i temel işletmecilik fonksiyonları olarak da adlandırılan iş süreci yeniliğinde bulundu. Bir önceki araştırma sonuçlarında bu oran %35,0&#8217;dı. İş süreçlerinde en fazla yeniliğin uygulandığı alan, %77,2 ile mal üretme veya hizmet sağlama yöntemleri oldu. Bu kategoriyi %71,5 ile muhasebe veya diğer idari işlemler ve %69,7 ile bilgi işlem veya iletişim yöntemleri izledi. </p>
<p><strong>Yenilik faaliyetlerinde bulunan girişimlerin oranı, 2020-2022, 2022-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/yenilik-arastirmasi-2024-0-DJMSyug3.png"/></p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %25,6&#8217;sı finansal destek aldı</strong></p>
<p>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %25,6&#8217;sı çeşitli kaynaklardan finansal destek aldı. Bu girişimlerden %48,9&#8217;u merkezi kamu kurum/kuruluşlarından, %10,9&#8217;u yerel veya bölgesel kamu kuruluşlarından, %7,9&#8217;u diğer AB kurumlarından ve %6,4&#8217;ü Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Araştırma ve İnovasyon Programı&#8217;ndan aldığı finansal destekleri araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) veya diğer yenilik faaliyetlerinde kullandığını belirtti.</p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %40,4&#8217;ü iş birliği yaptı</strong></p>
<p>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %40,4&#8217;ü diğer girişim, kişi veya kuruluşlar ile iş birliği yaptı. Bu girişimlerin %79,7&#8217;si Ar-Ge veya diğer yenilik faaliyetlerinde iş birliği yaparken diğer rutin girişimcilik faaliyetlerinde iş birliği yapanların oranı %65,3 oldu.</p>
<p>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %31,3&#8217;ü yurt içinde, %7,6&#8217;sı Avrupa ülkelerinde, %6,3&#8217;ü diğer ülkelerde Ar-Ge/yenilik faaliyetleri için iş birliğine gitti.    </p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerde kalite odaklı stratejiler ekonomik performansta belirleyici oldu</strong></p>
<p>2022-2024 döneminde yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin ekonomik performansını etkileyen stratejiler önem derecesi açısından incelendi. Girişimlerin %72,6&#8217;sı kaliteye, %72,1&#8217;i mevcut müşteri gruplarını memnun etmeye ve %64,2&#8217;si yeni müşteri gruplarına ulaşma stratejilerine çok önem verdi.</p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin ekonomik performansını etkileyen stratejiler, 2020-2022, 2022-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/yenilik-arastirmasi-2024-1-d4UisCBp.png"/></p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan her dört girişimden biri patent başvurusunda bulundu</strong></p>
<p>Yenilik faaliyetleri ile elde edilen rekabetçi avantajı etkin koruma yöntemlerinin de sorgulandığı araştırmada, yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %48,3&#8217;ünün ticari marka tescili yaptırdığı tespit edildi. Bunu %26,4 ile patent başvurusu, %22,4 ile ticari sır kullanımı, %14,1 ile faydalı model başvurusu, %13,3 ile endüstriyel tasarım tescili ve %13,2 ile telif hakkı başvurusu izledi.</p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerde fikri mülkiyet hakları, 2020-2022, 2022-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/yenilik-arastirmasi-2024-2-86CFhiDB.png"/></p>
<p><strong>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %60,7&#8217;si makine, ekipman veya yazılım satın aldı</strong></p>
<p>Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %60,7&#8217;si makine, ekipman veya yazılım satın aldı. Bu girişimlerin %91,8&#8217;i daha önce kullanılan ile aynı veya geliştirilmiş teknolojiye dayalı makine, ekipman veya yazılıma yatırım yaparken, %53,1&#8217;i daha önce kullanılmayan yeni bir teknolojiye dayalı makine, ekipman veya yazılıma yatırım yaptı. Bir önceki referans dönemde (2020-2022) yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %59,7&#8217;si makine ekipman yazılım satın aldı ve bu girişimlerin %92,0&#8217;ı daha önce kullanılan %52,4&#8217;ü yeni teknolojiye dayalı yatırım yaptı.</p>
<p><strong>Girişimin itibarını geliştirme çevresel yenilik yapmada en önemli faktör oldu</strong></p>
<p>Araştırma kapsamında girişimlerin çevresel fayda sağlayan yenilikleri uygulamaya koyup koymama durumları analiz edildi.</p>
<p>Uygulamaya konan yenilikler girişim içinde sağlanan çevresel faydalar bakımından incelendiğinde yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %58,8&#8217;i kullandıkları malzemeyi çevreyi daha az kirleten veya çevre için tehlikeli olmayanlar ile değiştirdi. Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %56,9&#8217;u birim üretim başına toprak, gürültü, su veya hava kirliliğinin, %56,6&#8217;sı birim üretim başına su veya malzeme kullanımının, %55,9&#8217;u birim üretim başına enerji kullanımı veya toplam karbon ayak izinin azaltılmasını sağladı.</p>
<p>Uygulamaya konan yenilikler nihai kullanıcı tarafından ürünlerin kullanımı süresince ortaya çıkan çevresel faydalar bakımından incelendiğinde, yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %60,0&#8217;ı daha dayanıklı ürünler sayesinde ürün kullanım süresinin uzamasını, %57,4&#8217;ü hava su gürültü toprak kirliliğinin azaltılmasını sağladı. Yenilik faaliyetinde bulunan girişimlerin %56,2&#8217;si kullanım sonrası ürünlerin geri dönüşümünün kolaylaştırılmasını, %55,2&#8217;si enerji kullanımı veya toplam karbon ayak izinin azaltılmasını ve %46,6&#8217;sı ise biyolojik çeşitliliğin korunmasını sağladı.</p>
<p>Yenilik faaliyetinde bulunan ve çevresel fayda sağlayan yenilikleri uygulamaya koyan girişimlerin %91,7&#8217;si girişimin itibarını geliştirme, %90,1&#8217;i enerji, su ve malzemenin yüksek maliyeti, %89,6&#8217;sı mevcut çevresel düzenlemeler, %88,8&#8217;i mevcut çevresel vergiler, ücretler ve ödemeler nedeniyle çevresel fayda sağlayan yenilikleri uygulamaya koyma kararının önemli olduklarını belirtti.</p>
<p><strong>Çevresel yenilik yapmaya iten faktörleri önemli bulan girişimler, 2020-2022, 2022-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/yenilik-arastirmasi-2024-3-Kz7mjLFM.png"/></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenilik-arastirmasi-2024-597865">Yenilik Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Work Reimagined 2025 Araştırması yayımlandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-work-reimagined-2025-arastirmasi-yayimlandi-594943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[ey]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[reimagined]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[work]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, 29 ülkeden 15.000 çalışanın ve 1.500 işverenin katılımıyla gerçekleştirdiği EY Work Reimagined 2025 Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-work-reimagined-2025-arastirmasi-yayimlandi-594943">EY Work Reimagined 2025 Araştırması yayımlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, 29 ülkeden 15.000 çalışanın ve 1.500 işverenin katılımıyla gerçekleştirdiği <strong>EY Work Reimagined 2025 Araştırması</strong>’nın sonuçlarını açıkladı. İş dünyasında yetenek dinamiklerinin nabzını takip eden ve bu sene yapay zekânın iş dünyası üzerindeki etkilerini odağa alan araştırma; yapay zekâ (AI) uygulamalarıyla insan kaynağının bu dönüşüme hazırlık düzeyi kapsamında bazı gelişime açık alanlar olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca araştırma, yapay zekânın güçlü bir yetenek stratejisi temelinde uygulanarak etkin biçimde kullanılmasıyla, bunun şirketlerin verimliliğini %40’a kadar yükseltme potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor. </p>
<p><strong>Yetenek stratejilerinin yapay zekâ odağında geliştirilmesi önem kazanıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan çalışanların %88’i günlük rutin işlerinde yapay zekâyı kullandığını belirtiyor; ancak bu kullanım çoğunlukla bilgi araştırması yapmak (%54) ve belge özetlemek (%38) gibi temel uygulamalarla sınırlı kalırken, çalışanların yalnızca %5’i yapay zekâyı iş yapış biçimlerini dönüştürecek şekilde, ileri düzeyde kullanıyor. Bununla birlikte araştırma, yapay zekânın iş dünyasında yaygın şekilde benimsenmesine rağmen, çalışanların yapay zekâyla ilgili bazı endişeleri olduğunu da ortaya koyuyor. Çalışanların %37’si, yapay zekâya aşırı bağımlılığın kendi yetenek ve uzmanlıklarını zayıflatabileceğinden endişe ederken; %64’ü artan performans baskısı nedeniyle iş yüklerinin arttığını düşünüyor. Aynı zamanda çalışanların yalnızca %12’si, yapay zekânın sunduğu verimlilik potansiyelinden tam anlamıyla yararlanabilecek düzeyde eğitim aldığını belirtiyor. Ayrıca işverenlerin kurum içi yapay zekâ uygulaması sunma çabalarına rağmen, çalışanların kurum tarafından resmi olarak onaylanmayan yapay zekâ araçlarına yönelmesiyle “gölge yapay zekâ” (“shadow AI”) kullanımı yaygınlığını koruyor. Araştırmaya göre, dünya genelinde farklı sektörlerde çalışanların %23 ila %58’i bu gibi uygulamalara yöneliyor.</p>
<p>Araştırma, önemli bir konuya daha dikkat çekiyor: Yetersiz öğrenme fırsatları ve yanlış ödüllendirme sistemleri gibi kırılgan yetenek temelleri üzerine kurulan yapay zekânın ve yeni teknolojilerin potansiyel faydaları, büyük ölçüde azalıyor. Araştırmaya göre, yetenek ve teknolojiyi etkin biçimde entegre ederek “yetenek avantajı” (“talent advantage”) elde eden kurumlar daha yüksek değer kazanımı elde ediyor. Ancak bu seviyeye ulaşma yolunda ilerleyen kurumların oranının yalnızca %28 olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Çalışan memnuniyeti artarken, yapay zekâ yetkinlikleriyle dış fırsatlar daha cazip hale gelebiliyor</strong></p>
<p>Çalışan deneyiminin ölçülmesinde temel bir gösterge olan “küresel yetenek sağlığı” (“global talent health”) endeksi geçen yıla göre 0–100 ölçeğinde 10 puan artarak 55’ten 65’e yükseldi. Yaklaşık %18 oranındaki bu yükseliş; şirketlerde ödüllendirme, gelişim ve kurum kültürüne yönelik memnuniyetin arttığını yansıtıyor. Aynı zamanda küresel çapta çalışanların işten ayrılma isteği %29 oranına gerileyerek, 2021’de görülen %43’lük zirveye kıyasla son dört yılın en düşük seviyesine geldi.</p>
<p>Bununla birlikte, istihdamın yavaşladığı dönemlerde çalışanların mevcut pozisyonlarına daha sıkı tutunduğu gözlemleniyor. Ancak yapay zekâ söz konusu olduğunda tablo değişiyor. Liderlik yaklaşımı, yapay zekânın benimsenmesini ve sürekli öğrenmeyi destekleyen kurum kültürü oluşturmada kritik bir rol oynarken, ekibine güvenen, onları geliştiren ve önemseyen liderler kurum kültürünün tonunu belirliyor ve yetenek sağlığının %44’ünü şekillendiriyor.</p>
<p>Araştırma ayrıca çalışanların yetkinliklerini geliştirmeye yönelik yatırımların, dönüşümü hızlandırdığını, ancak aynı zamanda çalışan bağlılığı konusunda bazı zorluklar oluşturduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; yılda 81 saatten fazla yapay zekâ eğitimi alan çalışanlar, ortalamanın üzerinde haftalık 14 saatlik bir verimlilik artışı bildiriyor. Ancak, yapay zekâ yeteneklerine olan talebin fazlalığı ve dış fırsatların şirket içi terfi döngülerinden daha cazip hale gelmesinden dolayı bu çalışanların mevcut işlerinden ayrılma olasılığı %55 daha fazla olabiliyor. İşverenler, çalışanların teknolojiye erişim, esneklik ve yapay zekâ becerilerini kullanmalarına imkân tanıyan kariyer fırsatlarını da içeren kapsamlı bir paket sunarak çalışanları elde tutma konusunda zorlukları azaltabilir.</p>
<p><strong>Yetenek avantajı şirketlere değer katıyor</strong></p>
<p>Araştırma, insan faktörleri ile yapay zekâ entegrasyonu arasındaki etkileşimi; yapay zekâ benimseme başarısı, öğrenme, yetenek sağlığı, kurum kültürü ve ödüllendirme mekanizmaları olmak üzere beş temel alanda ortaya koyarken, bu alanlarda öne çıkan kurumlar “yetenek avantajı” elde ederek yapay zekâdan dönüşümsel bir değer elde edebiliyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü, </strong>araştırma ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“EY olarak, küresel yetenek dinamiklerini, yapay zekânın benimsenmesini ve çalışma kültüründeki değişimleri daha iyi anlamak adına gerçekleştirdiğimiz <strong>EY Work Reimagined 2025 Araştırması</strong>; yapay zekânın iş dünyasındaki mevcudiyetini her geçen gün artırdığını gözler önüne seriyor. Çalışanların ve işverenlerin yapay zekâyı benimseme oranlarının da giderek yükseldiğini gösteren araştırmada, etkili kurgulanmayan modellere entegre edilen teknoloji ve yapay zekâ yatırımlarının gerçek potansiyelini ortaya çıkaramadığını gözlemliyoruz. Araştırmaya göre, şirketlerin yetenek stratejisindeki bazı eksiklikler nedeniyle kaçırdıkları verimlilik artış potansiyeli yaklaşık %40 oranına ulaşabiliyor. Bu noktada, çalışanların yapay zekâyla ilgili endişelerinin giderilmesi, işveren tarafında yatırım modellerinin doğru dizayn edilmesi önem taşıyor. Kısacası insanı merkeze alan yöntemlerle yapay zekâ uygulamaları ve iş gücünün daha uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Yapay zekânın, gelecekte yetenek gücüyle çok daha ileri bir seviyeye ulaşacağı aşikâr. İş dünyasının her geçen gün yeniden şekilleneceği bu yakın gelecekte rekabet avantajı elde etmek isteyen şirketlerin, insan faktörünün merkezde olduğu yapay zekâ dönüşümüne ivme kazandırmaları gerekiyor.” </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-work-reimagined-2025-arastirmasi-yayimlandi-594943">EY Work Reimagined 2025 Araştırması yayımlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY-Parthenon CEO Görünüm Araştırması yayımlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-parthenon-ceo-gorunum-arastirmasi-yayimlandi-593020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:42:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[belirsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ceo]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[ey-parthenon]]></category>
		<category><![CDATA[görünüm]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&#038;Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği CEO Görünüm Araştırması (CEO Outlook Pulse) sonuçları yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-parthenon-ceo-gorunum-arastirmasi-yayimlandi-593020">EY-Parthenon CEO Görünüm Araştırması yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&#038;Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği CEO Görünüm Araştırması (CEO Outlook Pulse) sonuçları yayımlandı. 21 ülkeden perakende, sağlık, finansal hizmetler, sanayi, enerji, altyapı, teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren ve yıllık küresel gelirleri 500 milyon ila 5 milyar ABD dolarından fazla olan şirketlerden 1.200 CEO’nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, dünyanın önde gelen şirketlerini etkileyen mega trendler ve gelişmeler ile iş liderlerinin gelecekteki büyüme ve uzun vadeli değer oluşturma beklentilerine dair içgörüler veriyor. Araştırmaya katılan CEO’ların, belirsizliklerle dolu ekonomik ortamda yön bulma konusunda güçlü bir dayanıklılık ve güven sergiledikleri görülüyor.</p>
<p>Katılımcıların %57’si mevcut jeopolitik ve ekonomik belirsizliğin bir yıldan uzun süreceğine, %24’ü ise bu sürecin üç yıl veya daha fazla devam edeceğine inanıyor. Buna rağmen, CEO’ların farklı alanlardaki küresel duyarlılıklarını 1’den 100’e kadar ölçen CEO Güven Endeksi 83 seviyesinde bulunuyor. Mevcut endeks seviyesi, bir önceki araştırmaya kıyasla 7puan artışı da vurguluyor. Araştırma verilerine göre bu güven artışı; liderlerin belirsizliğe uyum sağlaması, iş modellerini yeniden yapılandırması, değişimi benimsemesi ve daha çevik hale gelerek küresel ekonominin değişken ortamında yeni yollarla başarılı olmayı bulmasıyla açıklanıyor.</p>
<p><strong>CEO’lar değişimi ve dönüşümü benimsiyor</strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarına göre, CEO’lar değişimi ve dönüşümü benimsiyor. CEO’ların %52’si önümüzdeki 12 ay içinde portföy dönüşümünü hızlandırmak için yatırımlarını artırmayı planlarken, %39’u ise dönüşüm seviyesini son yıllarla tutarlı bir düzeyde sürdürmeyi hedefliyor. Araştırma, küresel ekonomi yapısının değiştiği konusunda fikir birliği olduğunu ve yerelleşme ile bölgeselleşmenin önemli ölçüde benimsendiğini gösteriyor. Araştırmaya katılan CEO’ların %72’si, şirket faaliyetlerini ve stratejilerini yerel düzeyde konumlandırmayı uzun vadeli stratejik bir dönüşüm olarak görüyor. %63’ü ise bu yaklaşımın bölgesel ölçekte de geçerli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların %38’i yerelleşme planlarını şimdiden tamamladıklarını belirtirken, %36’sı ise uygulama sürecinin devam ettiğini ifade ediyor. %21’i bölgeselleşme planlarını tamamladıklarını, %35’i ise uygulamanın ortasında olduklarını belirtiyor. </p>
<p>Jeopolitik belirsizlik tarafında ise katılımcılar arasında görüşler ayrılıyor: %57’si bunun önümüzdeki 12 ayı aşacağını öngörürken, %24’ü üç yıldan çok daha uzun süreceğini tahmin ediyor. Buna rağmen, yalnızca %19’u belirsizliğin hedeflerini ciddi şekilde aksatacağına inanıyor.</p>
<p>CEO’ların karşılaştıkları zorlukları kabul ederek, bu zorlukların üstesinden gelme konusundaki güvenlerinin de arttığı ortaya koyuluyor. Katılımcıların %79’u, önümüzdeki yıl boyunca enflasyonun önemli bir operasyonel engel olarak kalacağı konusunda hemfikir; %78’i ise tarifelerin de zorluk teşkil edeceğini öngörüyor. Katılımcıların %69’u, siber güvenlik tehditlerinin yenilikçi faaliyetlere duyulan güveni olumsuz etkilediğini belirtiyor. %70’i ise dijital dönüşümün önündeki temel engelin teknolojinin </p>
<p>kendisi değil, bölgeler arasındaki eksik ve tutarsız düzenlemelerden kaynaklanan zorluklar olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Birleşme ve satın almalar güçleniyor, odak stratejik iş birliklerine kayıyor</strong></p>
<p>Katılımcı CEO’ların %48’i, geleneksel birleşme ve satın alma (M&#038;A) işlemlerini gerçekleştirmeyi bekliyor. Organik olmayan büyümenin diğer bir göstergesi olarak, katılımcıların %73’ü ortak girişimler veya stratejik iş birliklerine girmeyi öngörüyor. Bu belirgin artış, şirketlerin, belirsiz piyasa koşullarında büyük satın almalara yönelmek yerine, yenilik ve büyümeyi destekleyen çevik inorganik dönüşüm stratejilerini tercih ettiklerini gösteriyor. </p>
<p>Öne çıkan bir diğer nokta ise, M&#038;A gerçekleştiren katılımcı CEO’ların %41’inin şirketleri için teknoloji ve fikri mülkiyet (IP)alanlarına odaklanan şirketleri hedeflediği görülüyor. Bu durum, günümüzün rekabetçi ortamında teknolojik inovasyonun kritik rolünü vurguluyor. </p>
<p><strong>EY -Parthenon Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar </strong>konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“Araştırmadan elde edilen veriler, dalgalanmaların risk değil, fırsat olarak görülmesi gerektiği yeni bir liderlik dönemine girildiğini ortaya koyuyor. CEO’lar artık istikrarı beklemek yerine, değişime uyum sağlıyor; çevik, cesur ve yenilikçi adımlar atıyorlar. Dönüşümü benimseyen CEO’ların, önümüzdeki 12 ay için küresel, sektörel veya şirket görünümü hakkında iyimser olma olasılıkları 1,5 ila 2 kat daha fazla olduğu gözlemleniyor. Ayrıca, CEO’lar büyüme stratejilerinde M&#038;A gibi yaklaşımların yanı sıra iş birliklerine, ortak girişimlere ve seçici yatırımlara da odaklanıyorlar. Bunun yanı sıra, yerelleştirme birçok CEO için jeopolitik baskılara karşı kritik bir strateji olarak görülüyor. CEO’lar değişimleri fırsata dönüştürerek geçmişe kıyasla daha fazla dayanıklılık ve güven ortamı oluşturuyorlar.   </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-parthenon-ceo-gorunum-arastirmasi-yayimlandi-593020">EY-Parthenon CEO Görünüm Araştırması yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 bin hektarlık alanda zemin araştırması yapılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2-bin-hektarlik-alanda-zemin-arastirmasi-yapilacak-587726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 08:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[hektarlık]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobölgeleme]]></category>
		<category><![CDATA[sondaj]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılacak]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587726</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin afetlere dirençli ve sağlıklı yaşam alanları oluşturma hedefiyle zemin yapısını belirlemek için sürdürdüğü çalışmalar, Bornova’nın ardından Karşıyaka’da da başladı. Ekipler, 2 bin hektarlık alanda sondaj yaparak zeminden numune alacak.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-bin-hektarlik-alanda-zemin-arastirmasi-yapilacak-587726">2 bin hektarlık alanda zemin araştırması yapılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin afetlere dirençli ve sağlıklı yaşam alanları oluşturma hedefiyle zemin yapısını belirlemek için sürdürdüğü çalışmalar, Bornova’nın ardından Karşıyaka’da da başladı. Ekipler, 2 bin hektarlık alanda sondaj yaparak zeminden numune alacak.  </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından deprem ve heyelan riski başta olmak üzere kentin olası afetlerden etkilenmemesi için sürdürülen çok yönlü çalışmalar devam ediyor. Yapı envanteri, zemin çalışmaları, kara ve denizde yapılan depremsellik araştırmaları, kente dair önemli verilerin elde edilmesini sağlıyor. Bornova’da 7 bin hektarlık alanda saha çalışmalarını tamamlayan ekiplerin mikrobölgeleme için yeni adresi ise Karşıyaka oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Örnekköy Sosyal Tesisleri ile Mustafa Kemal Mahallesi’nde sondaj makineleri ile zeminden numune alındı. Uzmanlar, ilçede yaklaşık 2 bin hektarlık alanı bu yöntemle inceleyecek. </p>
<p><strong>“Güvenli bir kent için çalışıyoruz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet ve Risk Yönetimi Şube Müdürü Tolga Oktay Gül, Bornova’da 7 bin hektarlık alanda saha çalışmalarını tamamladıklarını, raporlamaların devam ettiğini söyledi. Gül, Karşıyaka’da da yerel zemin koşullarının ve geoteknik (zemin davranışının incelenmesi) parametrelerin daha iyi anlaşılması için Egeşehir şirketi ile kapsamlı mikrobölgeleme çalışmalarına başladıklarını belirtti.</p>
<p>Daha önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan etütlerden alınan veriler de kullanılarak, jeolojik ve jeofizik çalışmaları yürüttüklerine değinen Tolga Oktay Gül, “Bu çalışma ile olası afet riskini önceden belirleyerek, güvenli kentleşmeyi ve planlama süreçlerinin bilimsel altyapısını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Böylece Karşıyaka’da yaşayan yurttaşlarımız için daha güvenli ve sürdürülebilir bir kent yapısını oluşturmayı planlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Deprem Master Planı için önemli veriler</strong></p>
<p>Bu çalışmalardan elde edecekleri verilerin Deprem Master Planı’na altlık oluşturacağını da anımsatan Gül, şunları söyledi: “Yaptığımız çalışmalar aynı zamanda yapı mühendislerinin sahaya özel araştırma gerektiren alanlarda tasarımlar yapması için önemli referans olacak. Mikrobölgeleme çalışmalarını Karşıyaka için yalnızca teknik bir zemin araştırması olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu proje ile geleceğin sağlıklı yaşam alanlarını belirliyoruz. Güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için önemli adımlar atıyoruz.”</p>
<p><strong>Sondaj yapılan alanda yeraltı suları takip ediliyor</strong></p>
<p>Afet ve Risk Yönetimi Şube Müdürlüğü’nde jeoloji mühendisi olarak görev yapan Ercüment Aysert de mikrobölgeleme için açılan sondaj kuyularından gerekli numuneleri aldıktan sonra, bu alanlarda zemin davranışlarını doğru modellemek adına yeraltı sularını takip ettiklerini anlattı. Ercüment Aysert, “Mikrobölgelemeyi tamamladığımız alanda, kuyunun giriş kısmını betonla kapatıyoruz. Sondaj yaptığımız bölgede belli aralıklarla yeraltı su seviyelerini ölçüp, zaman içerisindeki farklılıklarını takip edeceğiz. Çünkü zemin davranışlarının daha doğru modellenmesi için yeraltı sularını takip ederek, bunların ölçümlerini yapmamız gerekiyor. O nedenle tamamlanan sondaj çalışmalarının ardından kuyular, proje tamamlanana kadar korunmak üzere betonlanıyor” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-bin-hektarlik-alanda-zemin-arastirmasi-yapilacak-587726">2 bin hektarlık alanda zemin araştırması yapılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması Yayımlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-kuresel-cevre-saglik-ve-guvenlik-2025-arastirmasi-yayimlandi-586916</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklı]]></category>
		<category><![CDATA[ey]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işletmelerin]]></category>
		<category><![CDATA[itibar]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst&#038;Young) 34 ülkeden 24 farklı sektördeki 526 çevre, sağlık ve güvenlik (ÇSG) lideri ve üst düzey yöneticinin görüşleriyle hazırladığı EY Küresel ÇSG 2025 Araştırması’nı yayımladı. Araştırma; ÇSG yatırımlarının, şirketlere kazandıracağı itibar, dayanıklılık ve verimlilik gibi birçok avantajın yanı sıra ÇSG’yi önceliklendirerek nasıl somut faydalar elde edilebileceğini de ortaya koyuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-kuresel-cevre-saglik-ve-guvenlik-2025-arastirmasi-yayimlandi-586916">EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması Yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst&#038;Young) 34 ülkeden 24 farklı sektördeki 526 çevre, sağlık ve güvenlik (ÇSG) lideri ve üst düzey yöneticinin görüşleriyle hazırladığı EY Küresel ÇSG 2025 Araştırması’nı yayımladı. Araştırma; ÇSG yatırımlarının, şirketlere kazandıracağı itibar, dayanıklılık ve verimlilik gibi birçok avantajın yanı sıra ÇSG’yi önceliklendirerek nasıl somut faydalar elde edilebileceğini de ortaya koyuyor. </p>
<p>Araştırma, ÇSG yatırımlarının; itibarı, dayanıklılığı ve verimliliği artırarak işletmelerin ticari değerini yükselttiğini ortaya koyarken, araştırmaya katılanların %78’i ÇSG’ye yönelik harcamalarını artırmayı hedefliyor.  ÇSG liderleri, ÇSG girişimlerine yapılan yatırımların <strong>beklenmedik durumlar karşısında maliyetleri azalttığını</strong> (%73), <strong>kuruluşlarının </strong>ÇSG<strong> yaklaşımının operasyonel verimlilikte kayda değer iyileşmeler sağladığın</strong>ı söylüyor (%94). Genel olarak, ÇSG<strong> yatırımlarının, işletmelerinin ticari değerini artırmaya katkıda bulunduğunu </strong>ifade ediliyor (%81). Araştırma, ÇSG’yi daha geniş kurumsal stratejilerine entegre etmek isteyen kuruluşlar için bir yol haritası sunarken, yapılan yatırımların performans ve dayanıklılıkta nasıl katma değer sağlayacağını ortaya koyuyor. </p>
<p><strong>ÇSG yatırımı, artırdığı itibar ve operasyonel verimlilik sayesinde ticari değere katkı sağlıyor    </strong></p>
<p>Proaktif ÇSG girişimleri; müşteriler, yatırımcılar ve düzenleyiciler dahil olmak üzere paydaşlar arasında güven inşa ederek müşteri sadakati ve kamu güveni oluşturuyor. Kamu sektöründen katılımcıların %68’i ÇSG performanslarının kuruluşlarının itibarını ve paydaşlar arasındaki güveni artırdığına inanıyor. Ayrıca, özel sektör katılımcılarının %77’si, ÇSG girişimlerine yaklaşımları nedeniyle yatırımcıların işletmelerine daha fazla ilgi gösterdiğini söylüyor. </p>
<p> <strong>ÇSG’ye yatırımda öncü olan şirketler daha güçlü iş sonuçları elde ediyor </strong></p>
<p>Stratejik olarak ÇSG’ye yatırım yapan şirketler, reaktif yaklaşımlar benimseyen şirketlere göre daha güçlü iş sonuçları elde ediyor. Bu sonuçlar, stratejik odak ve liderlik, teknoloji, itibar ve operasyonel faydalar gibi alanlarda görülebiliyor. ÇSG yatırımında öncü olan şirketler, çalışan sağlığı ve güvenliğine yönelik girişimlerinin ticari değeri artırmaya katkıda bulunduğunu belirtiyor (%81).</p>
<p><strong>ÇSG, iş dayanıklılığını artırıyor </strong></p>
<p>Kapsamlı olarak ÇSG programlarına yatırım yapan şirketler, aksaklıklar sırasında çeviklik ve verimliliğin arttığını ve bu sayede, beklenmedik dalgalanmalara daha iyi uyum sağlama yeteneğine sahip olduklarını belirtiyor. Katılımcıların %67’si, işletmelerinin ÇSG girişimlerine yaklaşımının belirsiz zamanlarda çeviklik sağladığını ifade ederken, %12&#8217;si son zamanlarda yaşanan zorlu senaryolar karşısında işletmelerindeki kesinti sürelerinin azalmasına fayda sağladığını düşünüyor.</p>
<p><strong>ÇSG’de teknoloji yatırımlarının artması bekleniyor</strong></p>
<p>Dijital araçlar; olası riskleri azaltma, öngörü sağlama ve risk engelleme gibi yetkinlikleri güçlendirerek ÇSG işlevlerinin daha fazla değer oluşturmasını sağlarken, işletmeler; ÇSG platformları, gelişmiş analitik ve yapay zekâ (AI) dahil dijital sistemlere yatırımlarını artırmayı planlıyor. İşletmelerin %75’i, önümüzdeki üç yıl içinde ÇSG dijital sistemlerine yapılan yatırımı artırmayı öngörürken, %71’i ÇSG risklerini azaltmak amacıyla gelişmiş veri analitiği ve yapay zekâya yatırım yapmayı planlıyor. Araştırmaya katılan şirketler, teknolojinin ÇSG uygulamalarındaki zayıf noktaları belirlemelerine yardımcı olabileceği konusunda hemfikirken, dijital ÇSG araçlarını kullanan kuruluşların %81’i, bu araçların potansiyel sorun alanlarını etkili bir şekilde tanımlamalarını ve çözmelerini sağladığını belirtiyor. Buna rağmen, teknolojik araçlar gerçek zamanlı karar alma ve daha iyi risk düşüşü sağlasa da yalnızca %20’si tek bir ÇSG platformuna sahip. Ayrıca, ÇSG teknolojisine yapılan yatırım hâlâ birçok kuruluş için öncelik olarak görülmüyor. Katılımcıların yalnızca %27’si, son bir yılda şirketlerinin önemli üç önceliği arasında bu yatırımı gösteriyor. </p>
<p><strong>Bütçe kısıtlamaları ÇSG yatırımlarını engelliyor</strong></p>
<p>Bazı şirketler, strateji odaklı ve proaktif ÇSG yatırımlarını, bütçe ve düzenleyici gereklilikler gibi faktörler nedeniyle dengeleme zorluğu yaşıyor. Ayrıca, girişimlerinin etkinliğini destekleyecek ve analiz edecek yeterli teknolojik araçlardan yoksun olduklarını belirtiyor. </p>
<p><strong>EY Türkiye Şirket Ortağı, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin </strong>konuyla ilgili şunları belirtti:</p>
<p>“Farklı sektörlerden ve bölgelerden üst düzey yöneticilerin görüşlerini bir araya getiren, EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması, stratejik ÇSG yatırımlarının nasıl bir değer sağlama aracı haline gelebileceğine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. İşletmeler, itibarlarını güçlendiren, operasyonel verimlilik ve organizasyonel dayanıklılık sağlayan ÇSG girişimlerine yatırım yaparken; uygulamaların karmaşıklığı ve uyum gereklilikleri nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. EY olarak, ÇSG uygulamalarında karşılaşılan zorlukları ele alarak verimlilik ve entegrasyonu teşvik eden, kritik risklere odaklanan kuruma özel tasarlanmış çözümler geliştiriyoruz. İşletmelerin modern ÇSG girişimlerine rehberlik ederek, dönüşümdeki bu zorlukların işletmeler için fırsata dönüştürülmesine katkı sağlıyoruz.  Farklı sektörler, şirketler ve ÇSG liderleriyle uzun yıllar sürdürdüğümüz çalışmalarımız doğrultusunda geliştirdiğimiz çözümler ile işletmelerin ÇSG yatırım ve dönüşüm yolculuklarını çalışan, paydaş, uyum, çevre gibi birçok farklı alanda sürdürülebilir hale getiriyoruz. Strateji, paydaş katılımı, liderlik ve yönetişim başta olmak üzere ihtiyaçlara göre özelleştirilebilen çözümlerimizle değişen dünya ve çalışma hayatının ihtiyaçlarını karşılayarak işletmelerin daha güvenli ve daha dayanıklı bir geleceğe hazırlanmasına destek oluyoruz.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-kuresel-cevre-saglik-ve-guvenlik-2025-arastirmasi-yayimlandi-586916">EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması Yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Responsible AI Araştırması yayımlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-responsible-ai-arastirmasi-yayimlandi-586147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 16:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[ey]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[responsible]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Düzey]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586147</guid>

					<description><![CDATA[<p> EY Responsible AI Araştırması’na göre; yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesi hızla artarken, bu teknolojinin etik ve güvenilir bir şekilde kullanılmasında gelişmiş sorumlu yapay zekâ önlemlerini uygulayan şirketler rekabette öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-responsible-ai-arastirmasi-yayimlandi-586147">EY Responsible AI Araştırması yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> EY Responsible AI Araştırması’na göre; yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesi hızla artarken, bu teknolojinin etik ve güvenilir bir şekilde kullanılmasında gelişmiş sorumlu yapay zekâ önlemlerini uygulayan şirketler rekabette öne çıkıyor. Araştırmaya katılanların %81&#8217;i bu uygulamalar sonrasında şirketlerinin inovasyonunu hızlandırdığını, %79&#8217;u ise verimlilik ve üretkenlik elde ettiğini belirtiyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı da gelir artışı (%54), maliyet tasarrufu (%48) ve çalışan memnuniyeti (%56) gibi kazanımlar elde ettiklerini ifade ediyor. Katılımcıların yaklaşık 4’te 3’ü ise, yapay zekânın müşteri beklentilerini anlama ve değişen piyasa koşullarına hızlı yanıt verme yeteneklerini geliştirdiğini belirtiyor. </strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY, <strong>Responsible AI Araştırması</strong>’nı yayımladı. Küresel çapta 21 ülkeden çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin katıldığı araştırma kapsamında elde edilen bulgular, gelişmiş düzeyde sorumlu yapay zekâ (AI) önlemleri uygulayan şirketlerin rekabet avantajında öne geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte, araştırmaya katılan şirketlerin neredeyse tamamı; AI ile ilgili risklerden kaynaklanan maliyet baskılarıyla karşılaştıklarını belirtiyor. Şirketlerin yapay zekâ ile ilgili riskler için karşılaştıkları ortalama maliyet 4,4 milyon doları buluyor. Ancak henüz her 10 üst düzey liderden yalnızca 1&#8217;i bu riskleri nasıl etkin bir şekilde kontrol edeceği konusunda hazırlıklı görünüyor. En yaygın riskler ise, yapay zekâ düzenlemelerine uyumsuzluk (%57), sürdürülebilirlik hedeflerine olumsuz etkiler (%55) ve önyargılı çıktılar (%53) olarak sıralanıyor. </p>
<p><strong>Responsible AI, etik riskleri en aza indirmeyi hedefliyor</strong></p>
<p>Responsible AI (Sorumlu yapay zekâ), sistemleri geliştirirken ve kullanıma sunarken etik riskleri en aza indirgemeyi hedefleyen bir şablonu temsil ediyor. Yapay zekâ sistemlerinin toplum üzerindeki avantajları ve olası zararları göz önünde bulundurularak planlama sürecinde kişilerin önceliklendirilmesi amaçlanıyor. Bu noktadan yola çıkılarak gerçekleştirilen EY araştırması’na katılan üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğu, şirketlerinde sorumlu yapay zekâ uygulamalarına dair 10 önlemden 7’sini hayata geçirdiklerini belirtiyor. Araştırmada öne çıkan diğer bulgular ise şöyle sıralanıyor: Araştırmaya katılanların %81’i bu uygulamalar sonrasında şirketlerinin inovasyonu hızlandırdığını, %79’u ise verimlilik ve üretkenlik elde ettiğini belirtiyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı da gelir artışı (%54), maliyet tasarrufu (%48) ve çalışan memnuniyeti (%56) gibi kazanımlar elde ettiklerini ifade ediyor. Uygulamaların benimsenme oranının ise teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektöründe daha da yüksek olduğu görülüyor. Bu sektörde, temel hizmetlerin sunumu büyük ölçüde teknoloji ve veriye dayandığı için sorumlu yapay zekâ uygulamaları kritik önem taşıyor. </p>
<p> <strong>Yapay zekânın etkili uygulanmasında kontrol noktalarının belirlenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Araştırmada, birçok üst düzey liderin AI ile ilgili riskleri azaltmak için doğru kontrolleri nasıl uygulayacakları konusunda henüz net olmadığı görülüyor. Araştırmada ele alınan beş yapay zekâ riskine karşı uygun kontrol tanımlarının nasıl olması gerektiğine dair üst düzey yöneticilerin yalnızca %12’sinin doğru yanıt verdiği görülüyor. Yapay zekâ risklerinde nihai sorumlu olan risk yöneticileri ise %11 ile ortalamanın altında kalıyor. Çalışanların yapay zekâ faaliyetleri yaygınlaştıkça, bu risklere yönelik uygun kontrol ihtiyacının da artması bekleniyor.</p>
<p>Ayrıca bazı şirketler, çalışanların bağımsız olarak yapay zekâ araçları geliştirme veya kullanmasıyla ilgili artan bir taleple karşı karşıya. Araştırmaya katılan şirketlerin üçte ikisi, bu tür faaliyetlere izin veriyor; ancak bunların sadece %60’ı bu araçların sorumlu yapay zekâ ilkelerine uygun şekilde kullanıldığından emin olmak için resmi politika ve çerçevelere sahip. </p>
<p>Araştırmada yöneticilerin yapay zekâ yönetişimi ve kontrol mekanizmalarını güçlendirmek ve iş sonuçlarını iyileştirmek için atabilecekleri üç adım şu şekilde belirtiliyor: </p>
<p><strong>1. Sorumlu yapay zekâya yönelik kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi: </strong></p>
<p>Yapay zekâ yatırımlarından, özellikle finansal performans ve çalışan memnuniyeti gibi kritik alanlarda daha fazla değer elde etmek için şirketlerin yapay zekânın etik ve güvenilir kullanım yolculuğunda ilerlemesi gerekiyor. Kapsamlı bir yaklaşım; sorumlu yapay zekâ ilkelerinin net bir şekilde tanımlanmasını ve paylaşılmasını, bu ilkelerin kontrol mekanizmaları, anahtar performans göstergeleri (KPI’lar) ve eğitimlerle uygulanmasını içeriyor.</p>
<p><strong>2. Üst yönetimde yapay zekâya yönelik bilgi seviyesinin güçlendirilmesi</strong>:<br /> Yapay zekâ, organizasyonları her açıdan etkiliyor. Bu nedenle, üst düzey yöneticilerin bu yenilikçi teknolojinin sunduğu potansiyeli ve beraberinde getirdiği riskleri anlaması kritik önem taşıyor. Bu kapsamda, en büyük bilgi eksikliklerin nerede olduğunun belirlenmesi ve hedefe yönelik eğitimlerle organizasyonda bu alanların güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca araştırmada yapay zekâ risklerine en yakın pozisyonların gerekli önlemler konusunda tam bilgi sahibi olduğundan emin olunması öneriliyor.</p>
<p><strong>3. Gelişmekte olan agentic yapay zekâ risklerinin önüne geçilmesi:<br /> </strong>Agentic yapay zekâ (insan müdahalesine ihtiyaç duymadan otonom karar alabilme yeteneği) güçlü yeni yetkinlikler vaat ederken, aynı zamanda bazı riskler de getiriyor. İşletmelerin bu riskleri tanımlaması, uygun politikaları benimsemesi ve sağlam bir yönetişim ile izleme mekanizması kurması kritik önem taşıyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Yapay Zekâ ve Data Hizmetleri Lideri Serter Baltacı</strong> araştırma sonuçlarıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: </p>
<p><em>“Yapay zekâ iş süreçlerine giderek daha derinlemesine entegre oldukça, liderlerin önünde net bir tercih beliriyor: Sorumlu yapay zekâ yalnızca bir operasyon olarak mı ele alınacak, yoksa stratejik bir itici güç olarak mı görülecek? İkinci yolu seçenler güçlü yönetişim, net ilkeler ve bilinçli liderlik sayesinde potansiyel riskleri rekabet avantajına dönüştürebilirler. EY Responsible AI Araştırması’nda da görüldüğü üzere, şirketler etik ve güvenilir yapay zekâ uygulamalarını hayata geçirdiklerinde, hem olası riskleri azaltmada hem de değer kazanımı hızlandırmada büyük bir katkı sağlıyor. Üstelik bu sadece bir uyum sürecini değil; güven, inovasyon ve pazarda öne çıkmanın da itici gücünü oluşturuyor. Bu sebeple sorumlu yapay zekâ ilkelerini temel iş fonksiyonlarına dahil eden şirketler, verimlilik kazanımları elde etmeye, daha güçlü gelir artışı sağlamaya ve günümüzün yapay zekâ odaklı ekonomisinde rekabet avantajlarını sürdürmeye daha yatkın olacaktır.”</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-responsible-ai-arastirmasi-yayimlandi-586147">EY Responsible AI Araştırması yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-585336</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 12:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[Ar-Ge Personeli]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma-geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon Tl]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) harcaması 2024 yılında 651 milyar 822 milyon TL'ye yükseldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-585336">Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) harcaması 2024 yılında 651 milyar 822 milyon TL&#8217;ye yükseldi</strong></p>
<p>Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcaması 2024 yılında bir önceki yıla göre 274 milyar 279 milyon TL artarak 651 milyar 822 milyon TL&#8217;ye yükseldi.</p>
<p><strong>Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcaması, 2023-2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-0-BdJbAkaC.png"/></p>
<p><strong>Ar-Ge harcamasının gayrisafi yurt içi hâsıla (GSYH) içindeki payı %1,46 oldu</strong></p>
<p>Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki oranı 2023 yılında %1,39 iken, 2024 yılında 44 trilyon 587 milyar 225 milyon TL&#8217;lik GSYH içindeki oranı %1,46 oldu.</p>
<p><strong>Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki payı, 2009-2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-1-hiMSuMIA.png"/></p>
<p><strong>En fazla Ar-Ge harcaması mali ve mali olmayan şirketler tarafından yapıldı</strong></p>
<p>Ar-Ge harcamalarında mali ve mali olmayan şirketler %64,8 ile en büyük paya sahip olurken, bunu %30,9 ile yükseköğretim takip etti. Kâr amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapılan Ar-Ge harcamalarının da dâhil olduğu genel devlet Ar-Ge harcamalarının toplam Ar-Ge harcamaları içindeki payı ise %4,3 oldu. Ar-Ge harcamaları içerisinde personel harcamaları %59,5 ile en büyük harcama kalemini oluşturdu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-2-6GGg6JGy.png"/></p>
<p><strong>Mali ve mali olmayan şirketler Ar-Ge finansmanında %53,8 ile ilk sırada yer aldı</strong></p>
<p>Ar-Ge harcamalarının 2024 yılında %53,8&#8217;i mali ve mali olmayan şirketler tarafından finanse edilirken genel devlet Ar-Ge harcamalarının %30,4&#8217;ünü, yükseköğretim %12,9&#8217;unu, yurt dışı kaynaklar %2,9&#8217;unu ve diğer yurt içi kaynaklar yaklaşık olarak %0,01&#8217;ini finanse etti.</p>
<p><strong>Sektörlere göre finans kaynakları dağılımı, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-3-zAlHvRwl.png"/></p>
<p><strong>Tam zaman eşdeğeri cinsinden 310 bin 473 Ar-Ge personeli çalıştı</strong></p>
<p>Tam zaman eşdeğeri (TZE) cinsinden 2024 yılında toplam 310 bin 473 kişi Ar-Ge personeli olarak çalıştı. Sektörler itibarı ile dağılımına bakıldığında ise TZE cinsinden toplam Ar-Ge personelinin 2024 yılında %67,1&#8217;i mali ve mali olmayan şirketlerde, %30,0&#8217;ı yükseköğretimde ve %2,9&#8217;u kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlet sektöründe yer aldı.</p>
<p><strong>TZE cinsinden kadın Ar-Ge personelinin oranı %34,2 oldu   </strong></p>
<p>TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının %34,2&#8217;sini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı yükseköğretimde %47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette %30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise %28,2 oldu.</p>
<p><strong>TZE cinsinden Ar-Ge insan kaynağının cinsiyete göre sektör içi dağılımı, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-4-UXxQRply.png"/></p>
<p><strong>Ar-Ge personelinin %30,6&#8217;sı doktora veya eşdeğeri eğitim seviyesine sahip</strong></p>
<p>Ar-Ge personeli öğrenim durumuna göre incelendiğinde, Ar-Ge personelinin %39,9&#8217;unun lisans eğitim düzeyine sahip olduğu görüldü. Bunu sırasıyla %30,6 ile doktora veya eşdeğeri, %20,3 ile yüksek lisans, %4,9 ile meslek yüksekokulu ve %4,4 ile lise ve altı kategorileri takip etti. TZE cinsinden Ar-Ge personelinin eğitim durumuna göre dağılımı ise sırasıyla; %48,9 ile lisans, %21,2 ile doktora veya eşdeğeri, %19,1 ile yüksek lisans, %5,8 ile meslek yüksekokulu ve %5,0 ile lise ve altı eğitim düzeyi şeklinde oldu.</p>
<p><strong>Öğrenim durumuna göre sayı ve TZE cinsinden Ar-Ge personeli, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-5-ATUVyKxr.png"/></p>
<p><strong>En fazla Ar-Ge harcaması TR10 (İstanbul) bölgesinde gerçekleşti</strong></p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzeye göre 2024 yılında Ar-Ge harcamalarının en yüksek olduğu bölge toplam Ar-Ge harcamasının %33,4&#8217;ünü gerçekleştiren TR10 (İstanbul) iken, bunu %27,8 ile TR51 (Ankara) ve %9,4 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgesi takip etti.</p>
<p>Toplam Ar-Ge personel sayısının %32,6&#8217;sı TR10 (İstanbul), %19,2&#8217;si TR51 (Ankara) ve %8,3&#8217;ü TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgesinde istihdam edildi.</p>
<p><strong>Mali ve mali olmayan şirketlerde Ar-Ge harcamasının %52,7&#8217;si Ar-Ge merkezlerinde yapıldı</strong></p>
<p>Mali ve mali olmayan şirketler tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen 422 milyar 307 milyon TL Ar-Ge harcamasının %52,7&#8217;si Ar-Ge merkezlerinde gerçekleştirildi. Ar-Ge merkezlerinde yapılan Ar-Ge harcamasının %89,4&#8217;ü, 250 ve üzeri çalışan sayısına sahip olan girişimler tarafından yapıldı.</p>
<p><strong>En fazla Ar-Ge harcaması yüksek teknoloji faaliyetlerindeki girişimler tarafından yapıldı</strong></p>
<p>İmalat sanayinde Ar-Ge faaliyeti yürüten girişimler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığında, 2024 yılında imalat sanayinde gerçekleştirilen 210 milyar 506 milyon TL Ar-Ge harcamasının %46,9&#8217;unun yüksek teknoloji faaliyetinde yer alan girişimler tarafından gerçekleştirildiği görüldü. İmalat sanayindeki toplam Ar-Ge harcamasının %40,2&#8217;si orta yüksek teknoloji faaliyetindeki girişimler, %8,2&#8217;si orta düşük teknoloji faaliyetindeki girişimler ve %4,7&#8217;si düşük teknoloji faaliyetindeki girişimler tarafından yapıldı.  </p>
<p><strong>İmalat sanayinde gerçekleştirilen Ar-Ge harcamalarının teknoloji düzeyine göre dağılımı, 2015-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-6-n6lfH9jt.png"/></p>
<p>İmalat sanayinde Ar-Ge faaliyeti yürüten girişimlerdeki araştırmacı sayıları incelendiğinde 2024 yılında en fazla araştırmacının 31 bin 701 kişi ile orta yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimler tarafından istihdam edildiği görüldü. Bunu 22 bin 93 araştırmacı istihdamı ile yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimler takip etti. TZE cinsinden araştırmacı sayıları dikkate alındığında da en fazla değerin 28 bin 957 ile orta yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimlerde olduğu saptandı.</p>
<p><strong>İmalat sanayinde Ar-Ge faaliyeti yürüten girişimlerin teknoloji düzeyine göre araştırmacı sayıları, 2024</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-7-eQN2hYEB.png"/></p>
<p><strong>Dolaylı Ar-Ge teşviklerinin özel sektör Ar-Ge harcaması içerisindeki payı  %25,1 oldu</strong></p>
<p>Dolaylı Ar-Ge teşviklerinin, mali ve mali olmayan şirketlerin Ar-Ge harcaması içerisindeki payı 2015 yılında %14,8 iken 2024 yılında %25,1&#8217;e yükseldi. Mali ve mali olmayan şirketlerin Ar-Ge harcaması 2015 yılında 11,2 milyar TL iken, bu harcamalar 2024 yılında 422 milyar TL&#8217;ye ulaştı.</p>
<p><strong>Mali ve mali olmayan şirketlerin Ar-Ge harcamaları ve dolaylı Ar-Ge teşviklerinin payı, 2015-2024</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-8-hGFlFyBe.png"/></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2024-585336">Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 09:06:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[görüldü]]></category>
		<category><![CDATA[Israrlı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma kapsamında 15-59 yaş grubundaki 18 bin 275 kadın ile görüşüldü</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159">Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma kapsamında 15-59 yaş grubundaki 18 bin 275 kadın ile görüşüldü</strong></p>
<p>Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına, TÜBİTAK 1007 &#8211; Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında Marmara Üniversitesi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğinde gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Araştırma ile Türkiye&#8217;de kadına yönelik şiddete ilişkin mevcut durum, risk faktörleri, sonuç ve etkiler, mücadele yöntemleri ile algı, tutum ve farkındalığın ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmanın alan uygulaması, 18 Kasım 2024 &#8211; 31 Ocak 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde TÜİK tarafından gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Araştırma kapsamında, 15-59 yaş grubunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı en az bir kadın fert bulunan <strong>22 bin 110 örnek hane </strong>belirlenmiştir. Örneklem tasarımı, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1. Düzeye göre 12 bölge ve TÜİK tarafından güncel ihtiyaçlar doğrultusunda revize edilen yeni kent-kır sınıflaması bazında tahmin üretecek şekilde belirlenmiştir. Veriler, örnek hanelerde yaşayan <strong>18 bin 275 kadın </strong>ile yapılan bilgisayar destekli yüz yüze görüşmelerden elde edilmiştir.</p>
<p>Seçilen hanelerde yaşayan kadınlara şiddet deneyimi ve geçmişi, sağlık, çalışma hayatı ve ekonomik durum, kurumsal hizmet ve politikalar hakkında farkındalık gibi konularda sorular içeren bir anket uygulanmıştır. Bu araştırmada sadece eş/eski eş/birlikte olduğu kişi tarafından uygulanan şiddetle sınırlı kalınmamış; <strong>tüm aile üyeleri, sosyal çevre, yabancı biri ve diğer kişiler </strong>tarafından kadına uygulanan şiddet de ayrıntılı olarak derlenmiştir.</p>
<p>Şiddet türleri olarak fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet, ısrarlı takip ve dijital şiddet hem yaşamın herhangi bir dönemi hem de son 12 aylık dönem olarak incelenmiştir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte şiddetin yeni bir görünümü olarak ortaya çıkan <strong>dijital şiddet ile son 12 aylık dönemdeki ısrarlı takip kapsama ilk kez </strong>dâhil edilmiştir.</p>
<p>Araştırma sonuçlarından elde edilen temel bulgular aşağıda verilmiştir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete uğramış kadınların oranı %12,8 oldu</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde kadınların %28,2&#8217;si psikolojik, % 18,3&#8217;ü ekonomik, % 12,8&#8217;i ise fiziksel şiddete uğradı.</p>
<p><strong>Şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-0-1695jQtz.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete en fazla %14,7 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı</strong></p>
<p>Tüm şiddet türleri yaş grubuna göre incelendiğinde, yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete en yüksek oranda 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Bu yaş grubunu sırasıyla %14,3 ile 45-59 yaş grubundaki kadınlar; %11,9 ile 25-34 yaş grubundaki kadınlar takip etti.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların, yaş grubu ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-1-iuc9GE42.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddet en çok %62,1 ile boşanmış kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde maruz kalınan şiddet değerlendirildiğinde, boşanan kadınların %62,1&#8217;i psikolojik, %42,5&#8217;i ekonomik, %41,5&#8217;i ise fiziksel şiddete maruz kalırken; evli kadınların %26,4&#8217;ü psikolojik, %19,9&#8217;u ekonomik, %11,6&#8217;sı ise fiziksel şiddete maruz kaldı. Hiç evlenmeyen kadınların %25,7&#8217;si psikolojik şiddete, %14,2&#8217;si dijital şiddete, %13,4&#8217;ü ise ısrarlı takibe maruz kaldı.</p>
<p><strong>Medeni duruma ve şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-2-StBtBcet.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Kadına dijital şiddeti uygulayanlar arasında %62,3 ile ısrarlı takip uygulayanlar arasında ise %39,6 ile &#8220;yabancı biri&#8221; ilk sırada yer aldı</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınlar, şiddeti uygulayan kişilere göre incelendiğinde, dijital şiddette yabancı biri %62,3 ile ilk sıradayken, eş/eski eş/birlikte olduğu kişi %15,7 ile ikinci sırada yer aldı. Israrlı takipte ise ilk sırayı %39,6 ile yabancı biri alırken, ikinci sırayı %32,1 ile eş/eski eş/birlikte olduğu kişi aldı.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde dijital şiddet ve ısrarlı takibi uygulayanlara göre oranlar (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-3-ACU5uz4v.png"/><br /><strong>Ekonomik şiddet en az %8,9 ile yükseköğretimi tamamlayan kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde ekonomik şiddete maruz kalan kadınlar tamamlanan eğitim durumuna göre incelendiğinde, bir okul bitirmeyen kadınlar %31,8 ile ilk sırada yer alırken, yükseköğretimi tamamlayan kadınlar ise %8,9 ile son sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Tamamlanan eğitim seviyesine göre yaşamının herhangi bir döneminde ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-4-rA6pV2JB.png"/><br /><strong>İstihdamdaki kadınlar arasında şiddete maruz kalanların en çok özel sektörde çalıştığı görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar çalışılan sektöre göre incelendiğinde, %34,0&#8217;ünün özel sektörde; %31,9&#8217;unun ise kamu sektöründe çalıştığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalan kadınların ise %21,1&#8217;inin özel sektörde; %10,6&#8217;sının ise kamu sektöründe çalıştığı görüldü.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalan kadınların çalışılan sektöre ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-5-wiTq6RiY.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>İBBS-1 Düzeyinde fiziksel şiddetin en yoğun olduğu bölge Kuzeydoğu Anadolu oldu</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı İBBS-1 düzeyine göre incelendiğinde, fiziksel şiddetin en çok görüldüğü bölge %25,9 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi iken en düşük olduğu bölge ise %8,8 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi oldu.</p>
<p><strong>İBBS-1 Düzeyinde yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-6-DmmNDHWn.png"/><br /><strong>Son 12 ayda fiziksel şiddete maruz kalmış kadınların oranı %2,6 oldu</strong></p>
<p>Son 12 ayda kadınların %11,6&#8217;sı psikolojik şiddete, %3,7&#8217;si dijital şiddete, %3,2&#8217;si ekonomik şiddete, %3,1&#8217;i ısrarlı takibe, %2,6&#8217;sı fiziksel şiddete, %0,9&#8217;u cinsel şiddete maruz kaldı. Şiddet türleri arasında birinci sırayı psikolojik şiddet alırken ikinci sırayı dijital şiddet aldı.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların şiddet türüne göre oranı, 2024 </strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-7-XuMm3xHU.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda psikolojik şiddet en çok %12,2 ile yoğun kentte yaşayan kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Son 12 ayda şiddete maruz kalan kadınlar şiddet türüne göre incelendiğinde, yoğun kentte yaşayan kadınların %12,2&#8217;si psikolojik, %4,2&#8217;si dijital şiddete, %3,4&#8217;ü ısrarlı takibe maruz kalırken; orta yoğun kentte yaşayan kadınların %9,1&#8217;i psikolojik, %3,0&#8217;ı dijital, %2,9&#8217;u ekonomik şiddete; kırda yaşayan kadınların ise %10,8&#8217;i psikolojik, %3,7&#8217;si ekonomik, %2,6&#8217;sı fiziksel şiddete maruz kaldı.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların kent-kır sınıflaması ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-8-wfGfjNTJ.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Kadınlarda yaş grubu arttıkça son 12 ayda şiddete maruz kalmada azalma eğilimi görüldü</strong></p>
<p>Tüm şiddet türleri yaş grubuna göre incelendiğinde, son 12 ayda en yüksek oranda şiddete 15-24 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Son 12 ayda psikolojik şiddet %15,2 ile en çok 15-24 yaş grubundaki kadınlarda; en az %9,4 ile 45-59 yaş grubundaki kadınlarda görüldü.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, yaş grubu ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-9-kPiaZTil.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda dijital şiddet en çok 15-24 yaş grubundaki kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Dijital şiddet en çok %7,3 ile 15-24 yaş grubundakiler kadınlarda görüldü. Bu yaş grubunu sırasıyla %4,1 ile 25-34 yaş grubundaki; %3,2 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar izledi.</p>
<p><strong>Son 12 ayda ekonomik şiddet en çok %5,3 ile bir okul bitirmeyen kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Son 12 ayda kadınların maruz kaldığı ekonomik şiddet oranı incelendiğinde, %5,3 ile bir okul bitirmeyen kadınların ilk sırada yer aldığı, bunu %5,1 ile ortaokul; %3,2 ile lise; %3,1 ile ilkokul; %1,5 ile yükseköğretim mezunu kadınların takip ettiği görüldü.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, tamamlanan eğitim seviyesine ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-10-q1UQmEPk.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda psikolojik şiddete %10,2 ile en düşük oranla evli kadınların maruz kaldığı görüldü</strong></p>
<p>Medeni duruma göre kadınların maruz kaldığı şiddet incelendiğinde, son 12 ayda fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı sırasıyla %5,2 ile boşananlar; %3,1 ile hiç evlenmeyenler; %2,1 ile evliler oldu. Son 12 ayda ısrarlı takibe maruz kalan kadınların oranı sırasıyla %7,3 ile boşananlar; %5,7 ile hiç evlenmeyenler ve %1,8 ile evliler oldu.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, medeni duruma ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-11-KJDrCqBn.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>En çok belirtilen şiddet nedeni %21,7 ile erkeğin öfke kontrol sorunu oldu</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalan kadınların belirttiği şiddet nedenleri incelendiğinde, erkeğin öfke kontrolü %21,7 ile ilk sırada yer alırken, erkeğin yetiştirilme tarzı %13,3 ile ikinci, maddi sıkıntı ise %13,0 ile üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların, şiddet nedenlerine göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-12-kkWvaa4p.png"/></p>
<p><strong>Erkeğin öfke kontrol sorunu olduğunu belirtenlerin %28,3&#8217;ü 25-34 yaş grubundaki kadınlar oldu</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların uğradığı şiddet davranışının nedeni olarak erkeğin öfke kontrol sorunu olduğunu belirtenlerin %28,3&#8217;ünün 25-34 yaş grubundaki kadınlar olduğu görüldü. Şiddet davranışının nedeni olarak maddi sıkıntıyı belirtenlerin %15,1&#8217;inin 45-59 yaş grubundaki kadınlar; erkeğin kadını kıskanmasını belirtenlerin %14,1&#8217;inin 15-24 yaş grubundaki kadınlar olduğu görüldü.</p>
<p>Şiddetin nedeni olarak belirtilen; maddi sıkıntı, erkeğin alkollü içki etkisinde olması, erkeğin ailesiyle sorunlar, erkeğin iş sorunları kadının yaşının artmasıyla artarken; erkeğin kadını kıskanması kadının yaşı artarken azaldı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların, şiddet nedenlerine ve kadının yaş grubuna göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-13-RinVDavJ.png"/></p>
<p><strong>Kadınların %31,8&#8217;i en son yaşadığı şiddet davranışını kendi ailesinden bir kadınla paylaştı</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin şiddetine maruz kalan kadınlar bu durumu; ilk sırada %31,8 ile kendi ailesinden bir kadınla, ikinci sırada %10,2 ile kadın bir arkadaş/tanıdıkla, üçüncü sırada ise %4,4 ile eşinin ailesinden bir kadınla paylaştı. Kadınların %47,7&#8217;si ise eşi veya birlikte olduğu kişinin kendisine uyguladığı en son şiddet davranışını kimseye anlatmadı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin en son şiddetini anlatma durumu ve ilk paylaştığı kişiye göre kadınların oranı (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-14-DCK1dDJW.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159">Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-574820</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 12:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[E-Satış]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyet]]></category>
		<category><![CDATA[girişimlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[kullandı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Web Sitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574820</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabit hat İnternet kullanan girişimlerin %8,6'sı 1 Gbit/s ve üzeri hızda bağlantı kullandı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-574820">Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabit hat İnternet kullanan girişimlerin %8,6&#8217;sı 1 Gbit/s ve üzeri hızda bağlantı kullandı</strong><br />En az 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin %93,6&#8217;sı 2025 yılında İnternete erişimde sabit hat İnternet bağlantısı kullandı. Sabit hat İnternet bağlantısı kullanan girişimlerin abone oldukları en yüksek bağlantı hızları incelendiğinde; 2025 yılında girişimlerin %54,8&#8217;inin 100 Mbit/s&#8217;den az hızda, %36,6&#8217;sının 100-999 Mbit/s hız aralığında ve %8,6&#8217;sının 1 Gbit/s ve üzeri hızda İnternet kullandığı görüldü.<br /> </p>
<p><strong>Sabit hat bağlantı hızlarına göre girişimlerin oranları, 2024-2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-0-M7kzuzV9.png"/></p>
<p><strong>Web sitesine sahip girişimlerin oranı %56,5 oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>En az 10 çalışanı olup web sitesine sahip olan girişimlerin oranı, 2024 yılında %51,8 iken bu oran 2025 yılında %56,5 oldu. Web sitesi sahiplik oranı çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde; 2025 yılında 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin %92,5&#8217;inin, 50-249 çalışanı olan girişimlerin %73,1&#8217;inin ve 10-49 çalışanı olan girişimlerin ise %52,4&#8217;ünün web sitesi sahibi olduğu görüldü.<br /> </p>
<p><strong>Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre girişimlerin web sitesi sahiplik oranı, 2024-2025</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-1-ImSwjgEp.png"/></p>
<p>Web sitesi sahiplik oranı ekonomik faaliyet grubuna göre incelendiğinde ise 2025 yılında web sitesi sahibi olan girişimlerin oranının en fazla %91,6 ile &#8220;bilgi ve iletişim&#8221; faaliyeti yürüten girişimlerde olduğu görüldü. Bunu, %89,3 ile &#8220;finans ve sigorta&#8221; faaliyetleri ve %79,7 ile &#8220;bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı&#8221; faaliyetleri takip etti.<br /> </p>
<p><strong>Girişimlerin %55,2&#8217;si sosyal medya uygulamalarını kullandı</strong></p>
<p> </p>
<p>Facebook, Instagram, X, Snapchat, YouTube, LinkedIn, TikTok gibi sosyal medya uygulamalarını kullanan 10 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin oranı, 2021 yılında %34,6 iken 2025 yılında bu oran %55,2 oldu. Sosyal medya kullanan girişimlerin oranı çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde; 2025 yılında 10-49 çalışanı olan girişimlerin %52,8&#8217;inin, 50-249 çalışanı olan girişimlerin %64,2&#8217;sinin ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin %83,4&#8217;ünün en az bir sosyal medya uygulaması kullandığı görüldü.<br /> </p>
<p><strong>Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre sosyal medya kullanan girişimlerin oranı, 2021, 2023, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-2-SPCUmqEh.png"/></p>
<p><strong>E-satış yapan girişimlerin oranı %13,6 oldu</strong></p>
<p>En az 10 çalışanı olan girişimlerin 2024 yılında İnternet (web siteleri ya da mobil uygulamalar) ve/veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) aracılığı ile gerçekleştirdikleri e-satış oranı %13,6 oldu. Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre e-satış yapma oranı, 10-49 çalışanı olan girişimlerde %12,9, 50-249 çalışanı olan girişimlerde %15,1 ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise %26,5 oldu.</p>
<p> </p>
<p>E-satış yapma oranı ekonomik faaliyet grubuna göre incelendiğinde ise 2024 yılında en fazla e-satış yapma oranının %38,6 ile &#8220;konaklama ve yiyecek hizmeti&#8221; faaliyetlerini yürüten girişimlerde olduğu görüldü. Bunu, %20,3 ile &#8220;bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı&#8221; faaliyetlerini yürüten girişimler ve %19,7 ile &#8220;bilgi ve iletişim&#8221; faaliyetlerini yürüten girişimler takip etti.<br /> </p>
<p><strong>Ekonomik faaliyet grubuna göre e-satış yapan girişimlerin oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-3-QIv38gcT.png"/></p>
<p><strong>Her 10 girişimden biri web satış yaptı</strong></p>
<p>Girişimlerin %12,4&#8217;ü 2024 yılında web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden web satış yaptı. Web sitesi ya da mobil uygulamalar aracılığı ile mal veya hizmet satışı yapan girişimler çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde; 10-49 çalışanı olan girişimlerin %11,9&#8217;unun, 50-249 çalışanı olan girişimlerin %13,3&#8217;ünün, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin ise %21,3&#8217;ünün web satış yaptığı görüldü.</p>
<p><strong>Girişimler web satışında farklı girişimlerin satış yapabildiği çevrimiçi platformları tercih etti</strong><br /> </p>
<p>Web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden mal veya hizmet satışı yapan girişimlerin %51,6&#8217;sı kendi web siteleri ya da mobil uygulamalarını kullanırken %80,4&#8217;ü farklı girişimlerin de satış yapabildiği çevrimiçi mağazalar ve pazar yerleri ile mobil uygulamalarını kullandı. Bu oranlar, 2020 yılında sırasıyla %70,3 ve %69,7 idi.</p>
<p><strong>Web satış yapan girişimlerin %81,8&#8217;i fiziksel mal sattı</strong><br /> </p>
<p>Web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden mal veya hizmet satışı yapan girişimlerin web satışları ürün türüne göre incelendiğinde; fiziksel mal sattığını beyan eden girişimlerin oranı %81,8 oldu. Yazılım veya diğer dijital içeriklerin indirilmesi ya da çevrimiçi sunulması gibi dijital olarak teslim edilen mal veya hizmet sattığını beyan eden girişimlerin oranı %24,1, konaklama, seyahat, bakım veya onarım hizmetleri gibi dijital olarak sunulmayan hizmetlerin web satış oranı ise %27,1 oldu.</p>
<p><strong>Yurt dışına web satışı yapan girişimlerin oranı arttı</strong><br /> </p>
<p>Web sitesi ya da mobil uygulamalar aracılığı ile 2024 yılında mal veya hizmet satışı yapan girişimlerin %27,8&#8217;i yurt dışına satış yaptı. Bu oran, 2023 yılında %26,0 idi.</p>
<p>Yurt dışına web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden mal veya hizmet satışı yapan girişimlerin 2024 yılında satış sürecinde karşılaştığı zorluklar incelendiğinde ise; girişimlerin en fazla karşılaştığı zorluğun %45,8 ile yurt dışına satılan ürünlerin teslim veya iade edilmesinin yüksek maliyeti olduğu görüldü. Bunu, %29,1 ile online ödeme sistemi ile ilgili zorluklar ve mevzuat bilgisi eksikliği ve %28,6 ile yurt dışına satış yaparken şikayet ve ihtilafların çözümüyle ilgili zorlukların izlediği görüldü.</p>
<p><strong>İş zekası yazılımı kullanan girişimlerin oranı %6,5 oldu</strong><br /> </p>
<p>Girişimlerin iş yazılımı kullanımları incelendiğinde; 2025 yılında girişimlerin %28,3&#8217;ü Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP), %12,0&#8217;ı Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve %6,5&#8217;i ise İş Zekası (BI) yazılımlarını kullandı. Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre ERP, CRM ve BI yazılımlarının 250 ve daha fazla çalışanı olan girişimler tarafından sırasıyla %76,5, %42,0 ve %35,1 oranında kullanıldığı görüldü. Bu oranlar, 10-49 çalışanı olan girişimlerde sırasıyla %23,6, %9,9 ve %4,9, 50-249 çalışanı olan girişimlerde ise %46,0, %18,4 ve %10,7 oldu.</p>
<p><strong>Ücretli bulut bilişim kullanımı 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde %54,3 oldu</strong><br /> </p>
<p>Ücretli bulut bilişim kullanım oranı, 2023 yılında 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerde %16,4 iken 2025 yılında bu oran %20,4 oldu. Ücretli bulut bilişim hizmeti kullanım oranı çalışan sayısı büyüklük gruplarına göre incelendiğinde; 2025 yılında 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ücretli bulut bilişim hizmeti kullanım oranının %54,3 olduğu, bunu %31,8 ile 50-249 çalışanı olan girişimlerin, %17,3 ile 10-49 çalışanı olan girişimlerin takip ettiği görüldü.</p>
<p><strong>Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre ücretli bulut bilişim kullanan girişimlerin oranı, 2023, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-4-b1MvXFhg.png"/></p>
<p><strong>Girişimlerin %17,1&#8217;i enerji tüketimini azaltmak için bilgi ve iletişim teknolojileri kullandı</strong></p>
<p>Enerji tüketimini azaltmak amacıyla bilgi ve iletişim teknolojileri sistemleri veya çözümleri kullanan 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin oranı, 2025 yılında %17,1 oldu. Bu oran çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde; 10-49 çalışanı olan girişimlerin %15,0&#8217;ının, 50-249 çalışanı olan girişimlerin %24,3&#8217;ünün ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin %45,0&#8217;ının enerji verimliliği için bilgi ve iletişim teknolojileri sistemleri veya çözümleri kullandığı görüldü.</p>
<p><strong>Girişimlerin %37,5&#8217;i bilgi ve iletişim teknolojileri ekipman atıklarını geri dönüşüme yönlendirdi</strong><br /> </p>
<p>Girişimde artık kullanılmayan bilgisayar, monitör, cep telefonu gibi bilgi ve iletişim teknolojileri ekipmanlarını, elektronik atık toplamaya verdiğini veya geri dönüşüme gönderdiğini beyan eden 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin oranı %37,5, yedek parça olarak kullanmak amacıyla veya hassas bilgi güvenliği gibi nedenlerden dolayı girişimde muhafaza ettiğini beyan eden girişimlerin oranı %39,6, sattığını, kiraladığını veya bağışladığını beyan eden girişimlerin oranı ise %32,3 oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimlerde-bilisim-teknolojileri-kullanim-arastirmasi-2025-574820">Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinin öğrenci beklenti ve memnuniyet araştırması başarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-ogrenci-beklenti-ve-memnuniyet-arastirmasi-basarisi-554628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 07:55:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[beklenti]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[memnuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 205 üniversiteden 264 bini aşkın öğrencinin katılımıyla Türkiye Üniversite Deneyim Araştırması gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-ogrenci-beklenti-ve-memnuniyet-arastirmasi-basarisi-554628">Ege Üniversitesinin öğrenci beklenti ve memnuniyet araştırması başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 205 üniversiteden 264 bini aşkın öğrencinin katılımıyla Türkiye Üniversite Deneyim Araştırması gerçekleştirildi. Üniversitelerin verdiği hizmetlerin kalitesini artırmak amacıyla yapılan anket, öğrencilerin beklenti ve memnuniyet düzeylerini ölçmeye yönelik hazırlandı.  Ankette öğrencilere;  eğitimin niteliği, akademik personel, idari personel, araştırma ve projeler, dijitalleşme ve yapay zekâ, uluslararasılaşma, sağlık, yaşam memnuniyeti, sosyal ve kültürel faaliyetler, erişim, katılım ve kapsayıcılık, kütüphane ve elektronik kaynaklar, kampüs imkânları, kariyer hedefleri, gelecek beklentileri ve alışkanlıklar olmak üzere 15 tematik alanda 360 soru yöneltildi. Ege Üniversitesi (EÜ)  4.9 Üniversitelerin Memnuniyet Yüzdelik Dilimi Ortalaması ile devlet üniversiteleri arasında 4’üncü sırada yer aldı.</p>
<p>Ege Üniversitesinde hayata geçirilen öğrenci odaklı sürdürülebilir projelerin öğrencilerden tam not aldığını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Ülkemizdeki 205 üniversitede öğrenimlerine devam eden lisans öğrencilerinin beklenti ve memnuniyet düzeylerini ölçmek amacıyla YÖK tarafından Türkiye Üniversite Deneyim Araştırması gerçekleştirildi. Anket,  üniversitelerin verdiği hizmetlerin kalitesini artırmak,  güçlü olduğu tarafların muhafaza etmek, iyileştirmeye açık yönleri geliştirmek amacıyla hazırlandı. Öğrencilere eğitimin niteliğinden araştırma ve projelere, dijitalleşme ve yapay zekâdan uluslararasılaşmaya, sağlık ve yaşam memnuniyetinden sosyal ve kültürel faaliyetlere, erişimden katılım ve kapsayıcılığa, kütüphane ve elektronik kaynaklardan kampüs imkânlarına birçok alanda 360 soru yönetildi. Tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, sağlık temalı, araştırma üniversitemiz yüzde 4.9 memnuniyet dilimi ile ülkemizdeki devlet üniversiteleri arasında dördüncü sırada yer aldı. Türk yükseköğretiminin 70 yıllık köklü bilim çınarının tarihi başarılarında memnuniyetlerini takdirle dile getiren başta öğrencilerimiz olmak üzere akademik ve idari çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Sonuçlar bizim için önemli referanslar içeriyor”</b></p>
<p>Ege Üniversitesinin; kaliteli eğitim, uluslararası ortaklı multidisipliner araştırma, yenilikçi bir anlayışla politikalar ürettiğini, stratejik hedeflerini bu vizyonla belirlediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bu anket bizlere önemli referanslar sunuyor. Hem güçlü yanlarımızı hem de iyileştirilmesi gereken yanlarımızı görmemizi sağlıyor. İyileştirmeye açık olan alanlarımıza yönelik gerekli düzenlemeleri  yapacağız. Eğitim öğretim, araştırma geliştirme, topluma katkı, dijitalleşme ve uluslararasılaşma alanlarındaki altyapımızı daha da güçlendireceğiz. Hem akademik hem de idari süreçlerde kalite odaklı çalışmaları sürdürülebilir hale getirmek, çağın yeni dinamikleri doğrultusunda tüm iş ve işlemlerin tamamını dijital mecralarda sürdürmek için istişare kültürü, ortak akıl vizyonu ve veriye dayanan yönetim anlayışı ile çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>EÜ’nün eğitim kalitesi, kariyer olanakları, kampüs altyapısı öne çıktı</b></p>
<p>Egeli öğrenciler, yapılan ankette özellikle üniversitenin imajına, toplumda tanınırlığına, mezunlarıyla ilişkilerine ve öğrenci taleplerine gösterilen ilgiye yönelik sorulara olumlu cevaplar verdiler. Ayrıca Ege Üniversitesinin kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetleri ve bunlara yönelik altyapısı, eğitim kalitesi, kampüsteki olanakların yeterliliği, öğrenci kulüplerinin sayısı ve öğrencilerin kariyerlerine yönelik faaliyetler memnuniyet yaratan etkenler arasında yerini aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-ogrenci-beklenti-ve-memnuniyet-arastirmasi-basarisi-554628">Ege Üniversitesinin öğrenci beklenti ve memnuniyet araştırması başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY İş Gücü Mobilitesinin Geleceği 2025 Araştırması yayımlandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-is-gucu-mobilitesinin-gelecegi-2025-arastirmasi-yayimlandi-551728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[mobilitesinin]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, 22 ülkeden 1.000’den fazla iş gücü mobilite uzmanının ve çalışanların görüşlerinin yer aldığı İş Gücü Mobilitesinin Geleceği (Mobility Reimagined) 2025 Araştırması’nı yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-is-gucu-mobilitesinin-gelecegi-2025-arastirmasi-yayimlandi-551728">EY İş Gücü Mobilitesinin Geleceği 2025 Araştırması yayımlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY,<strong> </strong>22 ülkeden 1.000’den fazla iş gücü mobilite uzmanının ve çalışanların görüşlerinin yer aldığı <strong>İş Gücü Mobilitesinin Geleceği (Mobility Reimagined) 2025 Araştırması’nı </strong>yayımladı. Sürdürülebilir büyümeyi geliştirmek ve dayanıklılık oluşturmak için şirketlerin iş gücü mobilitesinden nasıl yararlanabileceğini inceleyen araştırmada, bu alanı şekillendiren temel faktörler ele alınıyor. Araştırmaya göre; artan maliyet baskıları, iş gücü piyasasındaki belirsizlikler karşısında şirketlerin yetenek açığı zorluklarına çözüm bulmak için stratejik bir araç olarak çalışan mobilitesine odaklanması gerektiğini vurguluyor. Araştırmaya yanıt veren organizasyonların bu zorlukların üstesinden gelmek için GenAI, mevcut çalışanların becerilerinin geliştirilmesi ve organizasyonda pozisyon değişikliğini kolaylaştırmak için iş gücü mobilitesinin kullanılması olarak üç alanı önceliklendirdiği belirtiliyor.</p>
<p>Araştırmada şirketlerin iş gücü mobilite programlarını optimize etmek için yapay zekâ teknolojilerini kullanması gerektiğine dikkat çekiliyor. Küresel çapta iş gücü mobilitesi profesyonellerinin GenAI kullanımının yaklaşık %60 arttığı ve %35&#8217;inin de bu teknolojiyi düzenli olarak kullandığı görülüyor. Bununla birlikte; iş gücü mobilite fonksiyonlarının kurumsal hedeflerle stratejik uyumu, otomasyon ve dijitalleşme seviyesi, yetenek gelişiminde mobilitenin rolü, esnekliğin kapsamı ve dış uzmanlık kullanımı olmak üzere beş alanda aldıkları aksiyonların derecesine göre şirketler üç gruba ayrılıyor. En yüksek seviyede olan gelişmiş iş gücü mobilitesi programlarına sahip şirketlerin %10 gelir artışı elde etme olasılığı iki katından fazla olabiliyor. Bu sonuç, şirketlerin daha geniş bir yetenek havuzuna erişmesine ve iş ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilmesine olanak tanıyan esnek ve küresel iş gücü mobilite stratejilerini benimsemesinin önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>Küresel çapta yeteneğe olan talebin en yüksek seviyede olduğu görülüyor</strong></p>
<p><strong>EY İş Gücü Mobilitesinin Geleceği 2025 Araştırması’nın </strong>sonuçları, küresel çapta yetenek talebinin artmasıyla birlikte, işverenlerin %48&#8217;inin iş ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli yetenekleri bulmakta zorlandığını ve %74&#8217;ünün ise üst düzey pozisyonları doldurmasının bir yıldan fazla sürebileceğini ortaya koyuyor. Araştırma bulguları, iş gücü mobilitesinin kurumsal büyümeyi desteklemede, yetenekleri çekme ve elde tutmayı geliştirmede oynadığı önemli rolün altını çiziyor. Katılımcıların %85’i iş gücü alanındaki mobilite görevlerinin dönüştürücü olabileceğini, %48’i ise bu tür deneyimlerin çalışanların işverenlerinde kalma olasılığını artırdığını belirtiyor. Ayrıca, iş gücü mobilite programlarını daha geniş kapsamda organizasyonel ve yetenek hedefleriyle entegre eden şirketlerin, %10 gelir büyümesi elde etme olasılığının daha fazla olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Gelişmiş iş gücü mobilite fonksiyonları, verimliliği artırarak maliyetlerin azaltılmasına destek oluyor</strong></p>
<p>EY araştırmasına göre, iş gücü alanındaki mobilite profesyonellerinin büyük bir çoğunluğu maliyetleri azaltmayı hedefliyor. Gelişmiş iş gücü mobilite fonksiyonlarının, performans değerlendirmelerini (%68), gelir etkisini (%63), atama sonrası terfi oranlarını (%59) ve açık pozisyonları doldurma hızını (%53) takip etme konusunda daha etkili olduğu görülüyor. Ayrıca gelişmiş fonksiyonların benzerlerine kıyasla, tamamen otomatikleştirilmiş ve dış kaynak kullanılan süreçlerin iki katına sahip olması da dikkat çekiyor. Bu stratejik yaklaşım, giderek daha zorlu bir ekonomik ortamda verimliliği artırmayı destekliyor.</p>
<p><strong>İş gücü mobilitesinde GenAI çözümlerinin önemi artıyor</strong></p>
<p>Araştırma, iş gücü alanındaki mobilite profesyonellerinin GenAI&#8217;ı kullanmaya her geçen gün daha hazır olduğunu vurguluyor. Araştırmaya katılanların %70’i, GenAI teknolojisinin iş fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyeceğine ve esnek çalışma, çalışan verimliliği ve risk yönetimi gibi alanlarda etkili olacağına inanıyor.</p>
<p>Araştırmada, GenAI&#8217;ı düzenli olarak kullanan iş gücü alanındaki mobilite profesyonellerinin sayısının da bir önceki yıla göre %22&#8217;den %35&#8217;e yükseldiği görülüyor. GenAI, rutin belge hazırlama veya birden fazla fonksiyondan veri analizi alma ve hazırlama gibi tekrarlayan görevlerin bir kısmını üstlendiği için iş gücü alanındaki mobilite profesyonellerinin İK ve yönetim ekibine daha üst düzey yetenek danışmanlığı sunmasına olanak tanıyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü</strong> araştırma ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p><em>&#8220;EY olarak gerçekleştirdiğimiz <strong>İş Gücü Mobilitesinin Geleceği (Mobility Reimagined) 2025 Araştırması’nın</strong> sonuçlarına bakıldığında, şirketlerin iş gücü mobilite programlarını genişletmeye ve yapay zekâ gibi ileri teknolojileri entegre etmeye odaklanarak yetenek eksikliklerini gidermesi, sürdürülebilir büyüme ve rekabet avantajı elde etmesi önem kazanıyor. Araştırmaya göre GenAI, iş gücü mobilitesini ve şirketleri dönüştürmek için güçlü bir araç olurken aynı zamanda çalışanların yetkinliğine de bağlı olarak değer sağlıyor. Şirketlerin bu teknolojinin tam potansiyelinden yararlanabilmesi için çalışanlar da gerekli becerilere sahip olacak şekilde donatıldığında, teknolojiyle birleşen çalışan gücü ve stratejik konulara daha fazla odaklanmak için kazanılan zaman, güçlendirilmiş mobil iş gücünü destekleyecektir. Ayrıca, mevcut jeopolitik ve ekonomik zorluklar da dikkate alındığında, şirketlerin iş gücü mobilite stratejilerinin önemini göz ardı etmemesi kritik bir nokta oluyor.”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-is-gucu-mobilitesinin-gelecegi-2025-arastirmasi-yayimlandi-551728">EY İş Gücü Mobilitesinin Geleceği 2025 Araştırması yayımlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Avrupa Ülke Çekiciliği Araştırması 2024 açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-avrupa-ulke-cekiciligi-arastirmasi-2024-aciklandi-463174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 10:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çekiciliği]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst &#038; Young), EY Avrupa Ülke Çekiciliği Araştırması 2024’ü yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-avrupa-ulke-cekiciligi-arastirmasi-2024-aciklandi-463174">EY Avrupa Ülke Çekiciliği Araştırması 2024 açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rapora göre, Avrupa&#8217;da doğrudan yabancı yatırımlar 2020’den bu yana ilk kez azalıyor ancak yine de geleceğe dair iyimserlik hâkim. Araştırmaya katılan işletmelerin %72&#8217;si gelecek yıl Avrupa&#8217;da faaliyet göstermeyi veya mevcut operasyonlarını genişletmeyi planladığını belirtiyor. Yatırımcılar tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmak için öncelikle Güney ve Doğu Avrupa&#8217;yı odağına alırken, Türkiye yabancı yatırım projelerine göre yapılan sıralamada 375 proje ile dördüncü sırada bulunuyor.</strong></p>
<p>Avrupa kapsamında yapılan doğrudan yabancı yatırımların en geniş ve uzun soluklu yıllık analizi olan <strong>EY Avrupa Ülke Çekiciliği Araştırması 2024</strong> raporu; 2023 yılında Avrupa&#8217;ya yapılan doğrudan yabancı yatırımda (DYY) bir önceki yıla göre %4, pandeminin yaşandığı 2019&#8217;a göre %11 düşüş yaşandığını gösteriyor. Avrupa’da doğrudan yabancı yatırımların büyük bölümünün sırasıyla Fransa, İngiltere ve Almanya’da olduğu görülüyor ve toplam projelerin yaklaşık yarısını oluşturarak ilk üç sırayı bu ülkeler alıyor. DYY’nin Fransa&#8217;da 1.194 proje ile %5, Almanya&#8217;da 733 proje ile %12 azaldığı; ancak İngiltere’nin bu eğilimi tersine çevirip 985 proje ile %6&#8217;lık bir artış gerçekleştirerek Almanya&#8217;nın önüne geçtiği ve ikinci sıraya yerleştiği görülüyor. </p>
<p>Rapora göre; 2023 yılı boyunca dünyanın dört bir yanındaki işletmeler 44 Avrupa ülkesinde 5.694 sıfırdan yatırım ve genişleme projesi açıkladı, 2022&#8217;de bu rakam 5.962&#8217;ydi. 2022&#8217;deki %1&#8217;lik ve 2021&#8217;deki %5&#8217;lik büyümeye kıyasla yıllık bazda %4&#8217;lük bir düşüş yaşandı. Yatırımlar 2017&#8217;deki zirve noktasına kıyasla %14 azaldı ve doğrudan yabancı yatırımlar sonucunda Avrupa&#8217;da yaratılan toplam istihdam sayısı bir önceki yıla göre %7 azalarak 319.923&#8217;e düştü. </p>
<p>Pandemiden sonra toparlanması beklenen Avrupa&#8217;ya yapılan doğrudan yabancı yatırımlar; ekonomik büyümenin yavaşlaması, enflasyonist dalgalanmalar, enerji fiyatlarının artması ve jeopolitik ortamın hareketli olması nedeniyle 2020&#8217;den bu yana düşüşe geçti. Rapora göre şirketler, yatırım kararlarını etkileyen en önemli üç riskin; yasal düzenlemelerin getirdiği maliyet yükünün artması, enerji fiyatlarının değişmesi ve siyasi istikrarsızlık olduğunu söylüyor. Özellikle ankete katılan liderler, mevzuatlar gereği oluşan maliyet yükündeki artışın önümüzdeki üç yıl içinde Avrupa&#8217;nın çekiciliğine yönelik en büyük tehdit olduğunu düşünüyor. </p>
<p><strong>Fransa durgunlaşıyor, İngiltere toparlanıyor ve Almanya ise bocalıyor</strong></p>
<p>Avrupa genelindeki trend ile paralel olarak Fransa&#8217;daki yatırımların da %5 düştüğü görülüyor. Buna rağmen, Fransa&#8217;da doğrudan yabancı yatırımlarla hayata geçirilen projelerle istihdamın %4 artması iş dünyasına yönelik reformların faydalarını ve diğer Avrupa ülkelerine kıyasla nispeten sağlıklı bir ekonomisinin olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>İngiltere‘nin de 2023 yılında doğrudan yabancı yatırım projelerinde %6&#8217;lık bir artışla Avrupa&#8217;nın olumsuz eğilimini tersine çevirdiği görülüyor. Siyasi belirsizlik, yüksek enflasyon ve artan enerji fiyatlarıyla geçen 2022&#8217;nin ardından yatırımcılar, İngiltere piyasalarında istikrarın geri döndüğünü düşünerek özellikle Londra&#8217;ya sadık olan yabancı yazılım ve BT sağlayıcıları sayesinde Londra, Paris&#8217;in üzerine çıkıp Avrupa&#8217;da en üst sırada yerini alıyor.</p>
<p>Almanya&#8217;daki doğrudan yabancı yatırımların ise 2023&#8217;te %12 azaldığı ve pandeminin başlangıcından bu yana istikrarlı bir düşüşe geçtiği görülüyor. Endüstriyel yatırımcılar; yaşanan durgunluk ortamı, yüksek enerji fiyatları ve enerji arz güvenliğine ilişkin endişeler nedeniyle yatırımdan vazgeçiyor. Almanya’da bürokrasinin karmaşıklığı ve iş gücü maliyetlerinin yüksek olması, bu ülkenin daha fazla yabancı işletme çekme kapasitesinin önüne geçiyor.</p>
<p><strong>Tedarik zincirlerindeki yeni düzenleme Güney ve Doğu Avrupa&#8217;ya fayda sağlıyor</strong></p>
<p>Güney ve Doğu Avrupa&#8217;daki birçok ülke, işletmelerin tedarik zincirlerinin ve üretim faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesinden önemli ölçüde yararlandı. İmalat projelerinin sayısı Avrupa genelinde bir miktar azaldı; ancak İspanya, Türkiye, Polonya, İtalya, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan&#8217;da artış görüldü. Dijital ve iş hizmetleri sektörlerine yapılan yatırımların yavaşlaması, Hollanda ve Belçika gibi bu alanlarda güçlü olan ülkelerdeki yatırımları da etkiledi. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, Romanya (-%13), Finlandiya’nın (-%32) yanı sıra Letonya (-%31) ve Litvanya (-%40) gibi Baltık ülkeleri de dahil olmak üzere birbirine komşu olan pazarlardaki yatırımları da etkilemeye devam ediyor.</p>
<p><strong>Hizmet sektörlerinde doğrudan yabancı yatırım azalırken imalat dirençli görünüyor</strong></p>
<p>Rapora göre; Avrupa&#8217;nın en büyük yatırım sektörleri olan yazılım ve BT hizmetleriyle ticari ve profesyonel hizmetlerdeki doğrudan yabancı yatırım projelerinin sayısının sırasıyla %19 ve %27 düştüğü görülüyor. Her ikisinin de müşterilerin kısıtlı bütçelerinden ve dış kaynak kullanımındaki genel düşüşten etkilendiği görülüyor. Buna karşın kültür ve turizm sektörüne yapılan yatırımların 2023&#8217;te %130 artması ve pandeminin bitmesinin ardından tüketicilerin, eğlence ve seyahat harcamalarına dönmesi sektörün toparlanmasında etkili oluyor. </p>
<p><strong>Türkiye güçlü performansı ile dikkat çekiyor</strong></p>
<p>Rapora göre Türkiye doğrudan yabancı yatırım projelerinde %17’lik artış ile güçlü performans gösteren ülkeler arasında yer alıyor. Sıralamada 2022 yılında 321 projeyle beşinci olan Türkiye’nin 2023’te 375 projeyle dördüncü sıraya yükseldiği görülüyor. </p>
<p>EY Avrupa Ülke Çekiciliği Araştırması 2024 raporunun Avrupa kıtası için önemli göstergeler içerdiğini   belirten <strong>EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar</strong>, “<em>Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), Avrupa ekonomisi için oldukça kritik bir öneme sahip. Avrupa’nın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın önemli bir payı doğrudan buna bağlı ve bu, DYY&#8217;yi Avrupa için canlı ve sürdürülebilir büyümenin temel bir bileşeni haline getiriyor. </em>Rapora göre; Ankete katılanların geleceğe dair iyimser bir bakış açısı bulunuyor. Yatırımcılar tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmak için öncelikle Güney ve Doğu Avrupa&#8217;yı odağına alırken, Türkiye yabancı yatırım projelerine göre yapılan sıralamada 375 proje ile dördüncü sırada bulunuyor. Öte yandan rapor; Avrupa&#8217;nın yabancı yatırıma ihtiyacı olduğunu, yatırımların ve iş dünyasının gelişmesi için gereken koşulların yaratılmasında siyasi düzenleyicilerin şirketlerle birlikte çalışması, onlara destek olması gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü yabancı yatırım her zaman bir ülkeye istihdam yaratarak, yenilikçiliğe teşvik ederek ve ihracatı artırarak ekonomisinin gücünü inşa ediyor. 2023 yılında yatırım beklentilerinin zayıf kalmasına rağmen de uzun <em>vadede, gelecek için iyimser olmak adına birçok neden bulunuyor. Ancak Avrupa&#8217;nın, ABD ve Çin&#8217;in giderek sertleşen rekabeti karşısında, rekabetçi kalması için en kısa zamanda eyleme geçmesi ve farklı adımlar atması gerekiyor</em>&#8221; dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-avrupa-ulke-cekiciligi-arastirmasi-2024-aciklandi-463174">EY Avrupa Ülke Çekiciliği Araştırması 2024 açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarımda Sürdürülebilirlik ve Finansmanın Rolü: KKB&#8217;nin 2023 Türkiye Tarımsal Görünüm Saha Araştırması Raporu Yayınlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarimda-surdurulebilirlik-ve-finansmanin-rolu-kkbnin-2023-turkiye-tarimsal-gorunum-saha-arastirmasi-raporu-yayinlandi-459735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 09:22:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[finansmanın]]></category>
		<category><![CDATA[görünüm]]></category>
		<category><![CDATA[kkbnin]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[tarımda]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yayınlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459735</guid>

					<description><![CDATA[<p>KKB, tarımın nabzını tutmak ve sektördeki gelişmeleri izlemek amacıyla her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmasının bu yıl beşincisini kamuoyuna sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarimda-surdurulebilirlik-ve-finansmanin-rolu-kkbnin-2023-turkiye-tarimsal-gorunum-saha-arastirmasi-raporu-yayinlandi-459735">Tarımda Sürdürülebilirlik ve Finansmanın Rolü: KKB&#8217;nin 2023 Türkiye Tarımsal Görünüm Saha Araştırması Raporu Yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kredi Kayıt Bürosu (KKB), finansal veri yönetiminde önemli rol oynayan kuruluşlardan biri olarak tarım sektöründeki mevcut durumu ve dönüşümleri yakından takip etmeye devam ediyor. Kurum, Tarım Kredileri Değerlendirme Sistemi (TARDES) gibi inovatif ürünleriyle çiftçilerin banka kredilerine erişimini kolaylaştırırken, aynı zamanda tarımın geleceğini sektörel araştırma ve analizler yoluyla takip ediyor. Bu kapsamda KKB’nin her yıl yürüttüğü Türkiye Tarımsal Görünüm Saha Araştırmalarının bu yıl beşincisi kamuoyu ile paylaşılıyor.<strong> </strong></p>
<p>KKB, çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak için 2014 yılında hizmete sunduğu Tarım Kredileri Değerlendirme Sistemi (TARDES) ile Türkiye’deki finansal kuruluşlardan tarım kredisi almak isteyen çiftçilerin kredi değerlendirmesini hızlı, pratik ve doğru bir şekilde yapmalarını sağlıyor.</p>
<p><strong>“2023 yılında 30 milyar dolar tarım ve gıda ihracatı gerçekleştiren Türkiye,<em> küresel olarak önemli bir tarım ve gıda tedarikçisidir”</em></strong></p>
<p><strong>KKB Ürün Geliştirme ve Pazarlama Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Serkan Siyasal</strong> tarım sektörünün sadece ülkemiz için değil, küresel gıda güvenliğinin anahtarı olduğunu vurguluyor. Pandemi ve sonrasında yaşanan küresel olaylar, neredeyse tüm sektörlerde arz ve talep dengelerini bozarken, tarım ve gıda sektörünün de öneminin arttığını vurgulayan  Serkan Siyasal sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “<em>Tarım sektörü sadece ülkemiz için değil küresel olarak da gıda güvencesinin anahtarı konumundadır. Pandemi ve akabinde yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı, neredeyse tüm sektörlerde arz ve talep dengelerini bozmuştur. Buna karşın her iki olayda da en çok tarım ve gıda sektörü öne çıkmıştır. Son olarak Ortadoğu’da ve Kızıldeniz’de artan gerilim de enerji ve gıda ticareti üzerinde dolaylı etkilere yol açmaktadır. Diğer yandan bu güncel olaylar, küresel tarım görünümünü uzun süredir zaten stres altına sokmuş olan iklim değişikliğini ortadan kaldırmamaktadır. Küresel tarımsal emtia fiyat endeksi son 3 yıldır soluklanmadan yukarı gitmiş ve 60 yıllık zirvesini kırmıştır. Tüm dünya devletleri bu sebep ve sonuçların gölgesinde gıda güvencelerini garanti altına almak için yoğun bir arz ve enflasyon mücadelesi içindedir. Bu durum dünyanın en büyük 21. millî gelirine, 18. nüfusuna ve 9. tarım ekonomisine sahip olan ülkemiz açısından da aynıdır. 2023 yılında 30 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştiren Türkiye sadece kendi vatandaşları için değil, özellikle Avrupa Birliği, Ortadoğu ülkeleri ve Rusya için en önemli tarım ve gıda tedarikçilerinden birisidir. Ülkemizdeki her bir çiftçinin ve her bir hektar tarım toprağının geleceği esasen tüm dünya için stratejik bir öneme sahiptir. KKB olarak biz bu bilinçle son 5 yıldır düzenli olarak Türkiye Tarımsal Görünüm Saha Araştırması Raporunu hazırlamakta ve kamuoyunun faydasına sunmaktayız. Böylece, toplumun tüm kesimlerine sahadaki fiili durumu sunarak tarım sektörü için yapılacak araştırma, analiz, izleme-değerlendirme, yatırım, ürün/hizmet geliştirme ve politika belirlenmesine yardımcı olmayı hedefliyoruz.” </em></p>
<p><strong>KKB tarım saha araştırmaları ile Türkiye tarımında veriye dayalı genel bir bakış</strong></p>
<p>Araştırma sonuçları, Türkiye&#8217;nin tarım sektöründe karşılaşılan önemli zorlukları ve sektördeki yapısal değişimleri ortaya koyuyor. Türkiye’de tarım sektöründe önemli değişimlerin yaşandığını da gösteriyor. Ortalama çiftçi yaşı 53,4 bulunurken, genç çiftçi oranında bir artış gözlenmemesi sektördeki yaşlanma eğilimini yansıtıyor. Öte yandan, çiftçilerin tercih ettiği ilk 20 ürün arasında pamuk, buğday, mısır, ayçiçeği ve arpa öne çıkıyor ve bu ürünlerde ortalama ekiliş alanları 100 dekarı aşarak sektördeki üretim potansiyelini yansıtıyor. </p>
<p>Çiftçilerin karşılaştığı temel sorunlar arasında girdi pahalılığı (%97), iklimsel problemler (%64) ve işçi bulamama (%39) gibi ekonomik ve iklimsel faktörler öne çıkıyor. Bu veriler, sektördeki yapısal değişimin yanı sıra ekonomik ve iklimsel risklerin de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. KKB’nin tarım saha araştırmaları sektörün sürdürülebilirliği için gerekli pek çok parametreyi merceğine alarak gelecek için etkili politikalar geliştirmek adına önemli bir kılavuz sağlıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarimda-surdurulebilirlik-ve-finansmanin-rolu-kkbnin-2023-turkiye-tarimsal-gorunum-saha-arastirmasi-raporu-yayinlandi-459735">Tarımda Sürdürülebilirlik ve Finansmanın Rolü: KKB&#8217;nin 2023 Türkiye Tarımsal Görünüm Saha Araştırması Raporu Yayınlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tetra Pak&#8217;tan &#8220;Sürdürülebilir Ambalaj Araştırması&#8221;: Tüketicilerin yüzde 63&#8217;ü sürdürülebilir ambalajı önemsiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tetra-paktan-surdurulebilir-ambalaj-arastirmasi-tuketicilerin-yuzde-63u-surdurulebilir-ambalaji-onemsiyor-456938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[önemsiyor]]></category>
		<category><![CDATA[paktan]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tetra]]></category>
		<category><![CDATA[tüketicilerin]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, tüketicilerin sürdürülebilir ambalaj ve çevreye sorumlu tüketim konularına yönelik “Sürdürülebilir Ambalaj Araştırması” gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tetra-paktan-surdurulebilir-ambalaj-arastirmasi-tuketicilerin-yuzde-63u-surdurulebilir-ambalaji-onemsiyor-456938">Tetra Pak&#8217;tan &#8220;Sürdürülebilir Ambalaj Araştırması&#8221;: Tüketicilerin yüzde 63&#8217;ü sürdürülebilir ambalajı önemsiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>505’i Türkiye’den olmak üzere dünya genelinde toplam 14 bin 500 kişinin katıldığı araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 63’ü, çevresel duyarlılığa sahip ambalaj üreten markaları daha fazla tercih edeceğini belirtiyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Tüketim yaklaşımlarına yönelik çarpıcı sonuçları ortaya koyan “Tetra Pak Sürdürülebilir Ambalaj Araştırması”, 29 ülkede yapıldı. Türk tüketicilerin yaklaşımını da analiz eden kapsamlı araştırma, 14 bin 500 kişiyle gerçekleştirildi.</p>
<p>Araştırmaya göre tüketicilerin büyük bölümü, evlerindeki gıda israfını azaltmak için çözüm arayışı içerisinde. Bu kapsamda tüketicilerin yüzde 82’si, çevresel sorunların kritik öneme sahip olduğunu düşünüyor. Çevresel anlamda en fazla endişe duyulan konular ise çevre kirliliği, ormansızlaşma ve bilinçsiz arazi kullanımı, su kıtlığı, doğal kaynakların tükenmesi, küresel ısınma/iklim değişikliği, gıda israfı olarak sıralanıyor.</p>
<p><strong>Gıda israfını önlemenin yolları ön plana çıktı</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan tüketicilerin görüşlerine göre yüzde 46’lık kesim, geri dönüşüm için atıkları ayrıştırıyor. Yüzde 44, kendisi ve/veya ailesi tarafından israf edilen yiyecek-içecek miktarını azalttığını belirtiyor. Yüzde 36’lık kesim ise geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen ambalajları daha fazla tercih ediyor. Tüketicilere göre gıda israfını önlemenin olası başlıca çözümleri; ambalajlarda akıllı fonksiyonların bulunması, örneğin daha kolay boşaltılabilmesi, daha kolay ambalajların geliştirilmesi, ürünlere daha uzun raf ömrü sağlayan ambalajların tasarlanması, güvenle açılıp kapatılabilen ambalajlar geliştirilmesi, her ürünün farklı boyutlar seçeneğinde sunulması olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Tüketiciler, birden fazla kullanılabilen ambalajların yaygınlaşmasına sıcak bakıyor</strong></p>
<p>Tüketicilerin yüzde 60’ı plastikleri, yüzde 56’sı kartonları geri dönüşüm için ayırıyor. Ambalaj özelinde baktığımızda tüketicilerin yüzde 65’i cam şişeleri, %60’ı plastik şişeleri ve %46’sı teneke kutuları geri dönüşüm için ayırıyor. Tüketicilerin yüzde 63’ü, çevresel anlamda duyarlı bir ambalaja sahip ürünler üreten markaları daha fazla tercih edeceğini belirtirken, yüzde 87’si ise birden fazla kullanılabilen ambalajların yaygınlaşmasını olumlu değerlendiriyor.</p>
<p><strong>Karton ambalajın güçlü yanları da araştırmada yer aldı</strong></p>
<p>Araştırmada yer alan bir çarpıcı veri de tüketicinin marka tercihinde markanın çevreye duyarlı iletişiminin yeri konusunda oldu. Bu kapsamda tüketicilerin yüzde 86’sı, bir markanın çevresel konular hakkında konuştuğu takdirde ürünlerini satın almaya daha istekli olacaklarını söylüyor. Tüketicilere göre karton ambalajın çevreye duyarlılık bakımından diğer ambalaj çeşitleri anlamında güçlü yanları ise kolayca ezilip atık hale getirilebilir olması, biyoçözünür olması, geri dönüştürülmüş materyalden üretilebiliyor olması, biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etkisinin düşük olması, bitki bazlı malzemeyle üretilmesi olarak sıralanıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tetra-paktan-surdurulebilir-ambalaj-arastirmasi-tuketicilerin-yuzde-63u-surdurulebilir-ambalaji-onemsiyor-456938">Tetra Pak&#8217;tan &#8220;Sürdürülebilir Ambalaj Araştırması&#8221;: Tüketicilerin yüzde 63&#8217;ü sürdürülebilir ambalajı önemsiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dell Technologies&#8217;den yapay zekâ araştırması&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dell-technologiesden-yapay-zeka-arastirmasi-453726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 13:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması8230]]></category>
		<category><![CDATA[dell]]></category>
		<category><![CDATA[technologiesden]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dell Technologies Araştırması: Yüksek büyüme gösteren şirketler yapay zekâ ve üretken yapay zekânın sektörleri dönüştürmesini bekliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dell-technologiesden-yapay-zeka-arastirmasi-453726">Dell Technologies&#8217;den yapay zekâ araştırması&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dell Technologies Araştırması: Yüksek büyüme gösteren şirketler yapay zekâ ve üretken yapay zekânın sektörleri dönüştürmesini bekliyor</strong></p>
<p><em>Dell Technologies, aralarında Türkiye’nin de olduğu 40 ülkeden 6.600 kişiyle yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. ‘Innovation Catalyst’ başlıklı araştırmaya göre katılımcıların yüzde 58’i üretken yapay zekâyı uygulamaya başladıklarını belirtiyor.</em></p>
<p>Dell Technologies; Kuzey Amerika, Latin Amerika, EMEA (Avrupa, Ortadoğu, Afrika), APJ (Asya Pasific ve Japonya) ve Çin’de 100’den fazla çalışanı olan kuruluşlardan 6.600 katılımcının yer aldığı ‘Innovation Catalyst’ adlı araştırmanın sonuçlarını açıkladı.<strong> </strong></p>
<p>Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 81’i üretken yapay zekâ (GenAI) ve yapay zekânın (AI) gelecekte sektörleri önemli ölçüde dönüştüreceğine inanıyor. Bu oran, 2023’te yüksek ciro artışı (+yüzde 25) elde eden kuruluşlar için yüzde 91 olurken, düşük ciro artışı (yüzde1-5), sabit ciro veya ciro düşüşü kaydeden kuruluşlar için yüzde 75’e düşüyor.</p>
<p>Aralarında Türkiye’nin de olduğu 40 ülkeden 6.600 bilgi teknolojileri (BT) öncüleri ve şirket yetkilisinin yanıtlarına dayanan araştırma, AI ve GenAI’ya ilişkin önemli bir iyimserlik ortaya koysa da kuruluşların hızlı değişime hazır bulunuşları önemli ölçüde değişiyor. Katılımcıların yüzde 82’si rekabet açısından iyi konumlandıklarını ve sağlam bir stratejiye sahip olduklarını belirtiyor. Bununla birlikte, neredeyse yarısı (yüzde 48) önümüzdeki üç ila beş yıl içinde sektörlerinin neye benzeyeceğinden emin olmadığını ve neredeyse her on katılımcıdan altısı (yüzde 57) değişime ayak uydurmakta zorlandığını ifade ediyor. Katılımcılar, inovasyonu teşvik etmede karşılaştıkları zorluklar arasında doğru yetenek eksikliği (yüzde 35), veri gizliliği ve siber güvenlikle ilgili endişeler (yüzde 31) ve sınırlı bütçenin (yüzde 29) yer aldığını belirtiyor.</p>
<p><strong>GenAI, uygulamaya hazır!</strong></p>
<p>Katılımcılar, GenAI’nin BT güvenlik duruşunu iyileştirme (yüzde 52), üretkenliği artırma (yüzde 52) ve müşteri deneyimini geliştirme (yüzde 51) konularında dönüştürücü veya önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, üstesinden gelinmesi gereken zorlukların da farkındalar. Örneğin yüzde 68’i GenAI’ın yeni güvenlik ve gizlilik sorunları yaratacağından korkuyor, yüzde 73’ü ise verilerinin ve IP’lerinin üçüncü tarafın erişebileceği bir GenAI aracına yerleştirilemeyecek kadar değerli olduğu konusunda hemfikir.</p>
<p>Genel olarak verilen yanıtlar, kuruluşların fikir aşamasından uygulama aşamasına geçerken GenAI pratikleri üzerinde çalıştıklarını gösteriyor; yüzde 58’i GenAI’yi uygulamaya başladıklarını belirtiyor. Kuruluşlarda kullanım arttıkça, risklerin nerede olduğu ve bunlardan kimin sorumlu olduğunun belirlenmesine odaklanılıyor. Katılımcıların yüzde 77’si, herhangi bir AI arızasından veya istenmeyen davranışlardan makine, kullanıcı veya kamu yerine kuruluşun sorumlu olduğu konusunda hemfikir.</p>
<p><strong>Dell Technologies EMEA Başkanı Adrian McDonald </strong>konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Birçok kişi GenAI gibi dönüştürücü etkisi olan teknolojilerden faydalanmak için harekete geçiyor; değeri ortaya çıkarmak ve büyümeyi desteklemek için yapay zekâyı verilerine entegre ediyor. Bu fırsatı değerlendirmek, sürdürülebilirlik göz önünde bulundurularak tasarlanmış, inovasyon alanında güvenli ve ölçeklenebilir teknoloji temelleri oluşturmak açısından güvenilir ortaklardan oluşan güçlü bir ekosistem gerektiriyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kuruluşlar, günümüz tehdit ortamı zorluklarına göğüs geriyor</strong></p>
<p>Siber güvenlik, kuruluşlar için önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Katılımcıların yüzde 83’ü son 12 ay içinde bir güvenlik saldırısına maruz kaldıklarını bildirerek bu endişeleri doğruluyor. Çoğunluk (yüzde 89) ‘Sıfır Güven’ dağıtım stratejisini benimsiyor, yüzde 78’i ise bir siber saldırı veya veri sızıntısından kurtulmak için bir ‘Olay Müdahale Planı’na sahip olduklarını söylüyor.</p>
<p>Belirtilen ilk üç sorun arasında kötü amaçlı yazılım, kimlik avı ve veri ihlalleri yer alıyor. Kimlik avına ilişkin sorunlar, çalışanların tehdit ortamında oynadığı rol olmak üzere raporda vurgulanan daha geniş bir sorunun altını çiziyor. Örneğin, katılımcıların yüzde 67’si bazı çalışanların verimlilik ve üretkenliği artırmak için BT güvenlik kurallarını ve uygulamalarını atladığına inanıyor, yüzde 65’i ise içeriden gelen tehditlerle ilgili endişelerini dile getiriyor. Bu durum, çalışanlar siber güvenlik tehditlerine karşı ilk savunma hattını temsil ettiğinden eğitime odaklanılması gerektiğine işaret ediyor. </p>
<p><strong>Doğru teknoloji altyapısı, kuruluşların başarılı olmasına yardımcı olacak </strong></p>
<p>Araştırma ayrıca, GenAI gibi teknolojiler ivme kazandıkça ve veri hacimleri arttıkça modern veri altyapısının kritik rolünü de ortaya koyuyor. Modern, ölçeklenebilir bir altyapıya yatırım yapmak, işletmelerde inovasyonu hızlandırmak için en önemli iyileştirme alanı olarak gösteriliyor. BT karar vericilerinin çoğu (yüzde 82), GenAI’ın uygulanmasında öngördükleri zorlukların üstesinden gelmek için şirket içi veya hibrit bir modeli tercih ettiklerini söylüyor.</p>
<p>Verilerin işletme genelinde paylaşılabilmesi inovasyon bulmacasının önemli bir parçasıyken, katılımcıların yalnızca üçte biri (yüzde 33), mevcutta inovasyon çalışmalarını desteklemek için verileri gerçek zamanlı içgörülere dönüştürebildiklerini söylüyor. Bununla birlikte verilen yanıtlar, kuruluşların bu zorluk karşısında harekete geçtiğini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 82’si, verilerin farklılaştırıcı olduğunu ve GenAI stratejilerinin verilerden yararlanmayı ve verileri korumayı içermesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca neredeyse yarısı (yüzde 42), önümüzdeki beş yıl içinde verilerinin büyük bir kısmının uçtan geleceğini tahmin ettiklerini belirtiyor.</p>
<p>Diğer araştırma bulguları arasında şunlar yer alıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Beceriler:</strong> Katılımcıların üçte ikisi (yüzde 67) şu anda sektörlerinde inovasyon için gerekli yeteneklerin mevcut olmadığını belirtiyor. Öğrenme çevikliği ve isteği, yapay zekâ akıcılığı, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme, önümüzdeki beş yıl için ihtiyaç duyulan en önemli beceri ve yetkinlikler olarak sıralanıyor.</li>
<li><strong>Sürdürebilirlik:</strong> Katılımcıların yüzde 42’si ‘çevresel açıdan sürdürülebilir inovasyonların teşvik edilmesinin’ önemli bir iyileştirme alanı olduğunu düşünüyor. Enerji verimliliği üst sıralarda yer alıyor; yüzde 79’u BT ortamlarını daha verimli yönetmek için hizmet olarak sunulan çözümleri deniyor ve yüzde 73’ü daha enerji verimli hâle gelmek için yapay zekâ çıkarımını aktif olarak uç noktalara taşıyor (örneğin, akıllı binalar).</li>
<li><strong>BT’yi stratejik bir ortak hâline getirmek:</strong> Hâlihazırda, şirket karar vericilerinin yüzde 81’i BT karar vericilerini stratejik görüşmelere dâhil etmiyor, ancak her iki taraf da daha güçlü bir ilişkiyi ikinci en önemli iyileştirme alanı olarak sıralıyor.  <strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>‘Innovation Catalyst’ Araştırması hakkında:</strong></p>
<p>Dell Technologies; Kuzey Amerika, Latin Amerika, EMEA, APJ ve Çin’de 100’den fazla çalışanı olan kuruluşlardan 6.600 katılımcının yer aldığı bu araştırmayı yürütmesi için Vanson Bourne ile iş birliği yaptı. Söz konusu kuruluşlar hem kamu hem de özel sektör kuruluşlarından oluşuyor.</p>
<p>Araştırmaya katılanların tamamı, kuruluşları içinde inovasyona yön vermekte ya da etki etmekte olup toplam katılımcıların 3.330’u BT karar vericileri, 3.330’u ise şirket karar vericilerinden oluşuyor.</p>
<p>Görüşmeler Eylül, Ekim ve Kasım 2023’te çevrimiçi olarak ve telefon aracılığıyla gerçekleştirildi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dell-technologiesden-yapay-zeka-arastirmasi-453726">Dell Technologies&#8217;den yapay zekâ araştırması&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırması yayımlandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-2024-uluslararasi-vergi-ve-transfer-fiyatlandirmasi-arastirmasi-yayimlandi-439322</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 19:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[fiyatlandırması]]></category>
		<category><![CDATA[transfer]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439322</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY (Ernst &#038; Young), 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının sonuçlarını yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-2024-uluslararasi-vergi-ve-transfer-fiyatlandirmasi-arastirmasi-yayimlandi-439322">EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırması yayımlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EY (Ernst &#038; Young), 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırma sonuçlarına göre; küresel vergi reformu, teknolojinin verimsiz kullanımı ve ekonomik belirsizlik, işletmelerin transfer fiyatlandırması politikaları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Araştırmaya katılanların %84&#8217;ü küresel vergi reformları nedeniyle, çifte vergilendirme riskiyle karşı karşıya olduklarını düşünüyor. Araştırma sonuçları; işletmelerin potansiyel riskleri yönetmeleri için sağlam bir transfer fiyatlandırması politikasına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst &#038; Young), 47 ülkeden 1000 profesyonelin katıldığı <strong>2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının </strong>sonuçlarını yayımladı. EY araştırması, dünyanın dört bir yanındaki kuruluşlar için kritik işlevleri olan uluslararası vergilendirme ve transfer fiyatlandırması konularına ışık tutarak önemli bulguları gözler önüne seriyor.</p>
<p>Araştırmaya katılanların %84&#8217;ü küresel vergi reformunun bir sonucu olarak, &#8220;orta&#8221; veya &#8220;önemli&#8221; derecede çifte vergilendirme riskiyle karşı karşıya olduğunu düşünüyor. %71&#8217;i ise küresel asgari vergilerin transfer fiyatlandırması politikaları üzerinde &#8220;orta&#8221; veya &#8220;önemli&#8221; derecede etkisi olacağı konusunda hemfikir.</p>
<p>Katılımcıların %75&#8217;i teknolojinin verimsiz kullanımını, %67&#8217;si zayıf veri kalitesini en büyük zorluk olarak görüyor. %73&#8217;ü ise gelişmiş bir operasyonel transfer fiyatlandırması teknolojisine yatırım yapmanın risk yönetiminde “orta” veya “önemli” derecede iyileşme sağlayacağına inanıyor.</p>
<p><strong>Transfer fiyatlandırmasını dış faktörler de etkiliyor</strong></p>
<p>Şirketler, aynı zamanda enflasyon, tedarik zincirindeki değişimler ve jeopolitik gelişmeler gibi çeşitli dış baskılarla da mücadele ediyor. Araştırmaya katılanların %77&#8217;sine göre enflasyon, önümüzdeki üç yıl içinde transfer fiyatlandırması politikaları üzerinde etkili olacak, yine katılımcıların %51&#8217;i ise enflasyon nedeniyle yüksek faiz oranlarının şirketler arası borç fiyatlandırmasını etkilediğini düşünüyor.</p>
<p>Tedarik zincirlerindeki değişiklikler ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hedeflerine yönelik taahhütler de daha fazla zorluk yaratıyor. Ankete katılanların %42’si, kuruluşlarının son üç yılda jeopolitik sorunlar nedeniyle üretimi bir yerden başka bir yere taşıdığını, %39’u değişen vergi politikalarıyla bağlantılı değişiklikler yaptıklarını belirtiyor. Katılımcıların sadece %28’i ESG politikalarını hesaba katarak transfer fiyatlandırmasını değiştirmişken, %70&#8217;inden fazlasının henüz ESG hedeflerini karşılamak için tedarik zinciri değişikliklerini değerlendirme sürecinde olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Stratejik değeri artırmak için gelişen teknolojileri benimsemek gerekiyor</strong></p>
<p>Katılımcıların %73&#8217;ü gelişmiş bir operasyonel transfer fiyatlandırması teknolojisine yatırım yapmanın risk yönetiminde bir iyileşme ile sonuçlanacağı görüşünde. %88&#8217;i de transfer fiyatlandırmasında teknolojiyi benimsemenin önümüzdeki üç yıl içinde kuruluşlarına tasarruf sağlayacağı inancında.</p>
<p><strong>Artan riskler transfer fiyatlandırmasında kesinliğe teşvik ediyor</strong></p>
<p>EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasının en dikkat çekici bulgularından biri de peşin fiyatlandırma anlaşmalarına (APA) olan ilginin çarpıcı biçimde artması oldu. Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı (BEPS) 2.0 dünyasında daha fazla değer yaratmak üzere bu anlaşmaların gelecekte kendileri için &#8220;çok yararlı&#8221; olacağını söyleyenlerin oranı iki kattan fazla arttı.</p>
<p><strong>EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı, Uluslararası Vergilendirme Hizmetleri Lideri Ateş Konca</strong> konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>
<p><em>“Küresel vergi reformunun uygulanmasıyla ilgili süreç ve konular, vergi departmanlarını zorlamaya devam ediyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin<strong> </strong>büyük bir çoğunluğu, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü&#8217;nün (OECD) Matrah Aşındırması ve Kâr Aktarımına İlişkin Kapsayıcı Çerçeve (BEPS) projesi kapsamında, çifte vergilendirme riskiyle karşı karşıya olduklarını söylüyor. Pillar 2 (İkinci Sütun) kapsamında olan çok uluslu şirketler, %15 oranında yeni bir küresel asgari vergi ile karşı karşıya. Ayrıca, gerek Pillar 2 (İkinci Sütun) kapsamında açıklanan asgari vergilerin uygulandığı bir vergi ortamına, gerekse raporların kamuya açıklanmasıyla ilgili daha şeffaf bir dünyaya geçiş; şirketleri, vergi otoritelerinin taleplerini ve İkinci Sütun hesaplamalarını yönetmek için verilerini standartlaştırmaya itiyor. İyileştirilmiş standart veriler, işletmelerin iş yükü taleplerini karşılamalarına ve potansiyel vergi anlaşmazlıklarını etkili bir şekilde yönetmelerine yardımcı olacaktır.”</em></p>
<p><strong>EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı, Transfer Fiyatlandırması Hizmetleri Lideri Serdar Sumay, </strong>EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırmasıyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>
<p><em>“Şirketler artık dünya çapında pek çok yeni ve karmaşık vergi raporlama gerekliliklerine tabii olmaya başladı. Bu doğrultuda, transfer fiyatlandırması denetimlerinin doğası da değişiyor. Bundan iki veya üç yıl sonra yürütülen denetimler muhtemelen şu anda uygulananlardan farklı olacak. Bu nedenle, transfer fiyatlandırması yöneticilerinin, mevcut eylemlerini gelecekte incelenecekleri yollar açısından da düşünmesi gerekiyor. Şirketler önce planlama, uygulama ve sonucunda pozisyonları destekler dokümantasyonlar üretme şeklindeki geleneksel yollar ile birlikte teknoloji odaklı otomasyon ve verilerle desteklenen çözüm planlarına sahip olmayı da içeren güçlü bir stratejiye odaklanmalılar.”</em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-2024-uluslararasi-vergi-ve-transfer-fiyatlandirmasi-arastirmasi-yayimlandi-439322">EY 2024 Uluslararası Vergi ve Transfer Fiyatlandırması Araştırması yayımlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 11:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[göçler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[mahallerinde]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumunun]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426374</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı:</strong></p>
<p><strong>Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu. Diğer taraftan araştırma, göçmenlerin toplumsal katılımının niteliğini ve seviyesini olumsuz yönde etkileyen en önemli olgunun ise ‘ayrımcılık’ olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasında göçmenlerin istihdama yoğun olarak katıldıklarını ancak çoğunlukla kayıtdışı çalıştıklarını da ortaya koyuyor. </strong></p>
<p><strong>Araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, eğer yasal olarak ikamet ediyorlarsa sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Araştırma, benzer sosyo-ekonomik yapıdaki yerli ve göçmenlerin bir arada yaşadığı mahallelerde yapıldı. Araştırma; göçmenlerle benzer sosyoekonomik özellikleri paylaşan yerlilerin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</strong></p>
<p><em><strong>Araştırma; Türkiye&#8217;nin dünyada en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğu ve toplamda muhtemelen altı milyona yakın mülteci ve göçmenin yaşadığı bilgisi ile başlıyor.</strong></em></p>
<p>Türkiye’de yaşayan göçmen ve mültecilerin toplumsal katılımının detaylı fotoğrafını çeken “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı. Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk araştırma olarak toplumsal katılıma ilişkin dikkat çeken bulgulara dikkat çekiliyor.</p>
<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico ile araştırma ekibini oluşturan Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın katılımıyla 29 Kasım 2023 Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında açıklanan araştırma; mülteci ve göçmen topluluklarının içinde bulundukları tüm olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p>Nicel ve nitel saha verisinden oluşan araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, yasal olarak ikamet ediyorlarsa, hukuki statülerinin türüne bağlı olarak sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Yerli katılımcılarda Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğinin göçmenlere göre daha düşük olduğunu ortaya koyan araştırma; toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler olmadıklarını, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Araştırma, göçmenler, mülteciler ve Türkiyelilerin çalışma ve gündelik yaşama katılımlarına dair kapsamlı veriler sunuyor.</p>
<p><strong>Araştırma nicel ve nitelden oluşan karma yöntemle gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Türkiye’de göçmenlerin sosyal uyumu, entegrasyonu veya toplumsal katılımı hakkında bütüncül bir veri oluşturma amacıyla gerçekleştirilen ve tam adıyla “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın akademik liderliğinde nicel ve nitelden oluşan karma araştırma yöntemi kullanılarak yapıldı. Araştırma, 2010 yılı sonrasında Türkiye’ye gelen Suriyeli ve diğer göçmenler odağında yürütüldü. Ayrıca toplumsal katılım hem göçmen ve mültecileri hem de ev sahibi toplumu içerdiği için verilerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını da kapsaması durumunda sağlıklı bir şekilde oluşacağı anlayışıyla araştırmaya göçmenlerin yaşadıkları mahallelerdeki Türkiyeliler de dâhil edildi. Nicel araştırma, Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı 16 il ile Van’da, 18-49 yaş arasında kadın ve erkek Türkiyeli, Suriyeli ve diğer göçmenlerden oluşan toplam 3.866 haneden birer kişiyle yüz yüze yapılan görüşmelerle gerçekleştirildi. Nicel ve nitel araştırmanın saha çalışmaları 2022 yılı Haziran-Ekim döneminde gerçekleştirildi. Nicel araştırmaya katılan Türkiyeli katılımcılar, Türkiye nüfusunu temsilden ziyade göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerdeki örneklemle oluşturuldu. Nitel araştırma ise nicel araştırma içerisinde de yer alan İzmir, Gaziantep, Konya, Mardin ve İstanbul’dan oluşan 5 ilde gerçekleştirildi. Bu illerde, sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışanları, yerel yöneticiler, muhtarlar, sağlık çalışanları, öğretmenler, sendikalar ile işveren ve meslek örgütlerinin temsilcileri gibi yetkililerle toplam 72 mülakat yapıldı.</p>
<p><strong>Dünyada en yüksek sayıda mülteci Türkiye’de yaşıyor</strong></p>
<p>Araştırmada, Türkiye’nin dünyada en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda olduğu vurgulanıyor. Araştırmada derlenen verilere göre, 3,3 milyondan fazla geçici koruma statüsünde Suriyeli, başka ülkelerden 300 binden fazla mülteci ve sığınmacının yanı sıra 1,3 milyondan fazla ikamet izinli yabancı ve birkaç yüz bin kişi oldukları tahmin edilen düzensiz göçmenler Türkiye’de yaşıyor. Vatandaşlık almış 230 binden fazla Suriyeli de dâhil edildiğinde Türkiye’de 5.5-6 milyon civarında göçmen ve mülteci bulunuyor. 85 milyon civarındaki Türkiye nüfusunun tahminen yüzde 6,5-7’sini göçmenler ve mülteciler oluşturuyor. Bu veriler de Türkiye’nin bir göç ülkesi, özellikle de bir zorunlu göç ülkesi olduğunu net bir şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>10 Suriyeli göçmenden sadece 3’ü lise veya yüksekokul mezunu</strong></p>
<p>Nicel araştırmada katılımcılara; işgücüne katılımları ve ekonomik durumları, eğitimleri, sosyal hayata katılımları, temel ihtiyaçlara erişimleri ve gündelik hayatta bağımsız olarak hareket edebilme imkânlarına ilişkin durumlarını ortaya koyacak sorular soruldu. Ankete katılan 3.866 kişinin yüzde 49,6’sı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak doğmuş, yüzde 36,9’u Suriye vatandaşı, yüzde 13,1’i son 13 yıl içinde diğer ülkelerden gelen göçmenler ve yüzde 0,4’ü ise sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı edinenlerden oluşuyor. Araştırma, aynı mahallede yaşayan göçmen nüfusla yerli nüfus arasında eğitim düzeyi açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin yüzde 75,3’ü liseden az eğitime sahip, yerli nüfusta bu oran yüzde 36 civarında. Araştırmaya göre, Suriyeli göçmenlerin yüzde 8’i, diğer göçmenlerin yüzde 5,5’i yükseköğrenim mezunu ya da yükseköğrenimine devam ederken yerli nüfusta bu oran yüzde 25,8’e yükselmektedir. Başka bir ifadeyle yerli nüfusta 10 katılımcıdan en az 6’sı, Suriyeli 10 katılımcıdan ise 2’si lise ve üzerindeki öğrenim kurumundan mezun. Bununla birlikte, katılımcıların hanelerinde yaşayan çocukların okullaşma düzeyi kayda değer. Katılımcılardan hanelerinde yaşayan bireylerle ilgili bilgi de toplanan nicel araştırma bulgularına göre Suriyeliler, yüzde 38,4 ile eğitimine devam eden hanehalkı üyesi oranı en yüksek olan grup. Bu oran Türkiyelilerde yüzde 32,8, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,2. Devam edilen eğitim düzeyi sorgulandığında, okullaşan Suriyeli çocukların yüzde 66,3’ünün ilk veya ortaokula devam ettikleri, yüzde 29,8’inin ise lise veya üniversiteye devam ettikleri görülüyor. Yerlilerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 47,4 ve yüzde 49,2. Suriyeli katılımcıların hanehalkı üyelerinin daha yüksek bir oranının ilk ve ortaöğretimde olması, hanelerde 0-18 yaş arasındaki üye oranının daha yüksek olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Göçmen ve mülteci çocukların temel eğitime katılımı düşük</strong></p>
<p>Resmî açıklamalar Suriyeli çocukların üçte birinin okula kayıtlı olmadığını gösterirken, nitel araştırma, göçmen ve mülteci çocukların bir bölümünün neden temel eğitime katılamadıklarını, katılsalar bile tamamlayamadıklarını ortaya koydu. Araştırmada, mülteci ve göçmen çocukların eğitim sisteminde yaşadığı sorunların; bir kısmının aile dili Türkçe olmayan çocuklar için destek mekanizmalarının yetersiz olması ve öğretmenlerin yabancı öğrencilerin eğitimi konusunda yeterli eğitim almamış olmaları gibi Türk eğitim sisteminin yapısal sorunlarından kaynaklandığı belirtiliyor. Araştırma, bazı sorunların ise çocukların gündelik yaşamlarındaki koşullardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Araştırmada, erkek çocukların ailelerinin yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle erken yaşta çalışmak zorunda kalmaları ve bazı kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmelerinin okul terkine yol açan önemli sorunlar olduğu vurgulanıyor. Pandeminin çocukların okulla ilişkisinin zayıflamasına neden olduğu da belirtiliyor. Araştırmada ayrıca, artan göçmen karşıtı siyasi söylemlerden beslenen bir ortamda, okullarda Suriyeli çocuklara yönelen akran zorbalığı, kimi zaman öğretmenler ve okul idarecilerinden de kaynaklanan ayrımcılığın kaygı verici boyutlarda olduğunun altı çiziliyor. Araştırmada; eğitim sistemindeki yapısal sorunlarla mülteci ve göçmen öğrencilerin gündelik yaşamlarının kesiştiği noktalara yönelik şu noktaların altı çiziliyor: “Yoksul mahallelerde sınıfların kalabalık olması, bu nedenle okul yöneticilerinin kimi zaman Suriyelileri kaydetmek istememesi, kalabalık sınıflarda öğretmenlerin Türkçeyi iyi bilmeyen öğrencilerle ilgilen(e)memesi, devamsızlık takibinin düzenli yapılmaması, çocukların okulu erken terk etmelerine yol açmaktadır. Dil sorunu, öğrencilerle öğretmenler arasında olduğu gibi, mülteci velilerle öğretmenler arasında da iletişim sorununa neden olmaktadır. Bir diğer sorun, geçici koruma kaydı başka bir ilde olan ailelerin çocuklarını bulundukları ilde okula kaydettirememeleridir.”</p>
<p><strong>Suriye’den Türkiye’ye olan göç, 2019’dan itibaren düşüşe geçiyor</strong></p>
<p>2010 yılından itibaren Türkiye’ye yönelen göç dalgalarını örneklem olarak ele alan “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Türkiye’ye gelişlerin en yoğun olduğu yılların 2014-2018 dönemi olduğunu ve 2019’dan itibaren göç hızının düştüğünü gösteriyor. Araştırmaya göre, Suriyelilerin yüzde 71,6’sı 4-8 yıl, yüzde 7,1’i ise üç yıl veya daha az bir süredir Türkiye’de yaşıyor. Dokuz yıldan uzun süredir Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin oranı ise yüzde 21,2. Diğer göçmenlerin Türkiye’de yaşama sürelerinin ise ağırlıkla beş yıldan az olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Suriyeli kadınların iş hayatına katılımı düşük kalıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan Türkiyelilerin yüzde 63,9’u, Suriyeli göçmenlerin yüzde 58’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 68’i çalışıyor. Çalışma durumunun cinsiyete bağlı dağılımına bakıldığında ise Türkiyeli erkek katılımcıların yüzde 85’i, kadın katılımcıların yüzde 43,7’si çalışıyor. Suriyelilerde erkek katılımcıların yüzde 87,3’ü çalışırken, kadın katılımcıların sadece yüzde 16,7’si çalışıyor. Ankete katılan diğer göçmenlerde ise erkekler yüzde 89,5 ile oldukça yüksek bir oranda çalışma hayatının içindeyken, kadınlar ise yüzde 37,9 oranıyla yerli nüfustaki kadınların çalışma oranına daha fazla yaklaşıyor. Araştırma, Suriyeli kadınların çalışma yaşamına katılımının düşük kalmasının, Suriyeli ailelerdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin olması ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin bakımının yerli nüfusun görece sahip olduğu sosyal destek mekanizmalarına göçmen kadınların sahip olmaması nedeniyle kadınların omuzlarına binmesinden kaynaklandığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Çocuk işçiliği Suriyeli göçmenlerde daha yaygın</strong></p>
<p>Kiraların görece düşük olduğu, emek yoğun sektörlerde çalışan emekçilerin yaşadığı 39 mahallede gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 86,6’sının ücretli olarak çalıştığı, yüzde 13,4’ünün ise ağırlıkla küçük esnaf veya zanaatkâr olduğu görülüyor. Araştırma, Suriyeli katılımcıların yüzde 88,8’inin, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 83,2’sinin ücretli bir şekilde çalıştığını ortaya koydu. Hane halkının işgücüne katılımıyla ilgili sorgulamada ise, Suriyeli hane halkının yüzde 27,7’si çalışırken, yerliler arasında bu oran yüzde 36,3’e, diğer göçmenlerde ise yüzde 47’ye yükseliyor. Katılımcıların hane halkı bireylerinin çalışma durumu yaş kırılımı incelendiğinde, 7-17 yaş arasındaki Suriyeli hane halkının çalışma oranı yüzde 4, diğer göçmenlerde bu oran yüzde 3, Türkiyelilerdeyse yüzde 1,7’dir. Yaş kırılımındaki istihdam verileri, çocuk işçilik olgusuna işaret etmenin yanı sıra, göçmenlerin daha genç bir işgücü oluşturduğunu da gösteriyor. STK’lar ve mahalle muhtarlarının tanıklıkları da çocuk işçiliğinin, Türkiye’ye aile bireyleriyle birlikte gelen Suriyeliler arasında diğer göçmen gruplarına göre daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Suriyeliler ve Afganlar işgücü olarak üretimin yapısal unsuru haline geldi</strong></p>
<p>Araştırma, toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler değil, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Nitel araştırma, göçmenlerin ve mültecilerin çalışma yaşamına, çalışma rejimindeki bazı engellere rağmen yüksek oranda katılabilmelerini sağlayan en önemli unsurun Türkiye ekonomisindeki vasıfsız ve yarı vasıflı işgücü/ara eleman eksikliği olduğunu gösterdi. Araştırma kapsamında görüşme yapılan işveren örgütleri, işçi örgütleri ve meslek odaları temsilcileri, özellikle sanayi üretimi ve tarımda Suriyelilerin ve Afganların işgücü olarak üretimin yapısal unsurlarından biri haline geldiği bilgisini veriyor. Araştırmaya göre göçmenler istihdama yoğun olarak katılıyor ancak çoğunlukla kayıtdışı çalışıyor.</p>
<p><strong>Dört Suriyeli aileden ancak birinin evinde bulaşık makinesi bulunuyor</strong></p>
<p>Türkiyeli ve göçmen katılımcıların konutlarındaki sahip oldukları temel ev eşyalarına dair sorgulamada ankete katılan yerlilerin ve göçmenlerin neredeyse tamamı evlerinde buzdolabı olduğunu belirtiyor. Evde fırını ve ocağı olan Türkiyeli katılımcıların oranı yüzde 96 iken Suriyelilerde fırın sahipliği yüzde 71,4, diğer göçmen katılımcılarda ise yüzde 76,1 düzeyine düşüyor. Suriyeli katılımcılar arasında evinde ocak bulunanların oranı yüzde 70,3. Ev eşyalarına sahiplik açısından yerli katılımcılarla göçmenler arasındaki daha büyük farklılık ise bulaşık makinesi, klima gibi eşyalarda ortaya çıkıyor. Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 84,1’inin evinde bulaşık makinesi varken, bu oran Suriyelilerde yüzde 25,5’e, diğer göçmenlerde yüzde 39,3’e düşüyor. Aynı şekilde yerli katılımcılar içinde evinde klima olanların oranı yüzde 29,1, Suriyelilerde yüzde 4,9 ve diğer göçmenlerde yüzde 3,8. Otomobil sahipliği yerli haneler içinde yüzde 44,1, Suriyelilerde yüzde 4,3 ve diğer göçmenlerde yüzde 5,5 düzeyinde kalıyor.</p>
<p>Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 51,1’i, Suriyeli göçmenlerin yüzde 0,8’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 3’ü yaşadığı evin sahibi olduğunu belirtiyor. Araştırmada, diğer göçmenlerde ev sahipliğinin Suriyelilere göre yüksek çıkmasının nedenleri arasında, Türkiye’de uzman mesleklerde çalışarak veya kendi ülkelerindeki birikimlerini Türkiye’ye aktararak ev sahibi olanların varlığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Göçmen ailelerinin hane halkı geliri aylık ortalama 5 bin liranın altında</strong></p>
<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, göçmen ailelerin büyük bir çoğunluğunun, Türkiyelilerin ise üçte birinin hane halkı aylık gelirinin 6.000 TL’nin altında olduğunu ortaya koydu. Hatırlanacağı gibi, araştırmanın yapıldığı 2022 yılının ilk yarısında aylık net asgari ücret 4.253 TL, ikinci yarısında ise 5.500 TL’ydi. Araştırmaya katılan ve hane halkı gelirine yönelik soruyu cevaplayan Suriyelilerin yüzde 85,5’i, diğer göçmenlerin yüzde 77,2’si aylık hane halkı gelirinin 6 bin liranın altında olduğunu belirtti. Suriyelilerin yüzde 44,1’i ise aylık hane halkı gelirlerinin 4 bin liranın altında olduğu bilgisini verdi. Türkiyeli katılımcıların yüzde 34,2’si hane halkı gelirinin aylık 6.000 TL’nin altında olduğunu, yüzde 31,7’si 6.000-7.999 TL arasında olduğunu, yüzde 14,3’ü ise 8.000-9.999 TL arasında olduğunu belirtirken, yüzde 19,8’i hane halkı gelirinin 10 bin liranın üzerinde olduğu bilgisini verdi. Araştırma, Türkiyelilerin aylık 7.586 TL, Suriyeli göçmenlerin 4.329 TL, diğer göçmenlerin ise 4.994 TL ortalama hane halkı gelirine sahip olduklarını ortaya koydu. Nicel verilerin 17 Haziran-10 Ağustos 2022 tarihleri arasında toplandığı dikkate alındığında Suriyeli ve diğer göçmenlerin hane gelir ortalamalarının asgari ücretin altında ya da asgari ücret bandında olduğu görülüyor. Araştırmada, Türkiyeli hanelerde eğitim düzeyi arttıkça hane halkı gelirinin arttığı görülürken, eğitim düzeyi daha yüksek olan Suriyeli katılımcıların hane halkı gelirlerinin ise genel olarak daha yüksek olmadığı ortaya çıktı. Diğer göçmenlerde ise küçük oranlarda da olsa eğitim düzeyindeki artışa paralel hane halkı gelirinin de arttığı görülüyor. Bu durum çalışma izni alma koşullarının zor olması nedeniyle Suriyeliler açısından vasıfsızlaşmaya işaret ediyor.</p>
<p><strong>Beklenmedik masrafları karşılama gücü yok</strong></p>
<p>Araştırmada katılımcılara sorulan “Yaşamınızda beklenmedik zorunlu bir masraf (kaza, hastalık, evde hasar vb. gibi) çıksa bu masraf ne kadar olursa ödeyebilirsiniz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların dörtte biri, Suriyelilerin ve diğer göçmenlerin de yaklaşık üçte biri beklenmedik bir masrafı ödeyemeyecekleri cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 45,5’i ya hiçbir zorunlu masrafı ödeyemeyeceklerini ya da ancak 500 TL’ye kadar olan bir masrafı ödeyebileceklerini belirtirken, diğer göçmenlerin yüzde 63,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 78,5’i bu cevabı veriyor. Bu soruya verilen cevaplar aynı zamanda katılımcıların tasarruf imkânı olmadığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Türkiyelilerin yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 35,1’i ekonomik durumlarından memnun değil</strong></p>
<p>Türkiyeli katılımcıların yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin yüzde 35,1, diğer göçmenlerin ise yüzde 38,1’i ekonomik durumlarından memnun olmadıklarını belirtiyor. “Şu andaki ekonomik durumunuzdan memnun musunuz?” sorusuna cevaben Türkiyelilerin yüzde 16,7’si, Suriyelilerin yüzde 25,7’si, diğer göçmenlerin ise yüzde 36,4’ü memnun oldukları cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 24,7’si, Suriyelilerin yüzde 39,2’si, diğer göçmenlerin yüzde 25,5’i ise olumlu veya olumsuz bir cevap vermedi.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yarıya yakını Türkiye’de yaşamaktan memnun değil</strong></p>
<p>Nicel araştırma kapsamında katılımcılara yaşamdan duyulan memnuniyet ve yaşanılan yerde kendini güvende hissedip etmeme durumuna ilişkin de sorular yöneltildi. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 35,7’si “memnun değilim” cevabını veriyor. Suriyelilerde bu oran yüzde 14,2, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,8. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Suriyeli göçmenlerin yüzde 52’si, diğer göçmenlerin yüzde 64’ü, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 42’si “memnunum” cevabı veriyor. Nicel ve nitel saha çalışmaları, Suriyelilerin ev sahibi ülke hakkında olumlu konuşma yönünde bir eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Yaş grupları ile Türkiye’de yaşamaktan duyulan memnuniyet arasındaki dağılıma bakıldığında ise “Memnun değilim” diyenler arasında en büyük grubu 18-24 yaş arasındaki Türkiyeli genç katılımcılar oluşturuyor. Araştırma, Türkiyeli gençlerin yüzde 48,8’inin Türkiye’de yaşamaktan memnun olmadığını ortaya koydu. Araştırma bulguları, genç mülteci ve göçmenlerin ise Türkiye’deki yaşama daha olumlu baktıkları ve Türkiye’de olmaktan memnun oldukları bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yüzde 62,2’si başka bir ülkede yaşamak isterken Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin yüzde 61,4’ü Türkiye’de yaşamaya devam etmeyi düşünüyor</strong></p>
<p>“Oturduğunuz mahallede kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 43,8’i güvende hissetmediklerini, yüzde 56,2’si ise güvende hissettikleri cevabını veriyor. Suriyelilerin yüzde 71,6’sı, diğer göçmenlerin ise yüzde 65,8’i “güvende hissediyorum” cevabını veriyor.</p>
<p>“Geleceğinizi düşündüğünüzde Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğiniz konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Türkiyelilerin yüzde 48,1’i, Suriyelilerin yüzde 50,7 diğer göçmenlerin ise yüzde 55,2’si “Türkiye’de yaşamaya devam edebilirim” ya da “Türkiye’de kesinlikle yaşamak istiyorum” cevabı veriyor. Araştırma 18-24 yaş arasındaki katılımcılarda özellikle Türkiyeli gençlerin yüzde 43,8’inin başka bir ülkede yaşamayı istediğini ortaya koydu. Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin ise yüzde 61’den fazlası gelecekte Türkiye’de yaşamaya devam edebileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Haksızlığı en fazla işyerlerinde yaşıyorlar</strong></p>
<p>“Türkiye’de yaşadığınız dönem boyunca herhangi bir haksızlığa uğradınız mı?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 88’i, Suriyelilerin yüzde 79,9’u, diğer göçmenlerin ise yüzde 83,6’sı “hayır” cevabı veriyor. Haksızlığa uğradığını belirten katılımcıların “Hangi sebeplerden dolayı haksızlığa uğradıkları” sorusuna verdikleri cevaplarda, Türkiyeliler en çok ekonomik durum, cinsiyet ve etnik kimlik nedeniyle haksızlığa uğradıklarını beyan ederlerken, Suriyelilerin yanıtlarında dil, milliyet ve ekonomik durum, diğer göçmenlerde ise yabancı olmak, milliyet, etnik kimlik ve dil yanıtlarını öne çıkıyor. “Hangi durumlarda haksızlığa uğradınız?” sorusuna cevaben üç gruptaki katılımcıların verdiği yanıtlar arasında, işyerinde haksızlığa uğrama öne çıkıyor. Türkiyeliler en çok sokakta/toplu taşımada, okulda ve işyerinde cevaplarını verirken, Suriyelilerin en çok belirttiği seçenekler arasında ilk üç sırada sağlık hizmeti alırken, ev ararken ve işyerinde seçenekleri yer alıyor. Diğer göçmenler ise işyerinde, işe başvuru yaparken ve sokakta/toplu taşımada şeklinde sıralıyor.</p>
<p><strong>Suriyelilerin yüzde 40’ı idare edecek düzeyde Türkçe biliyor</strong></p>
<p>Araştırmada Türkiye’ye 2010 yılından itibaren çeşitli biçimlerde ve statülerde giriş yapmış, bir konutta ikamet eden 1.427 Suriyelinin ve 506 diğer göçmenin Türkçeyi kullanma becerileri de yer alıyor. Buna göre, Suriyelilerin yaklaşık yüzde 40’ı Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularında, Türkçe kullanma becerisi açısından, idare edecek düzeyde olduklarını ifade ediyor. Anlama, konuşma, okuma ve yazmada Türkçeyi kullanma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 20’nin üzerinde. Diğer göçmenlerinse yüzde 30,8’i Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama açısından iyi, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularındaysa yüzde 41-44 düzeyinde idare edecek seviyede oldukları bilgisini paylaşıyor. Türkçe konuşma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 23 düzeyinde.</p>
<p><strong>Gündelik yaşamda yardımlaşma yok denecek kadar düşük düzeyde</strong></p>
<p>Araştırma, Türkiyeliler, Suriyeli ve diğer göçmenlerin kendileriyle aynı uyruktan olmayan komşuları ya da tanıdıklarının evine gitme sıklıklarının son derece düşük olduğunu gösterdi. Araştırma, yerli katılımcıların yüzde 67’si, Suriyeli göçmenlerin yüzde 37,6’sı ve diğer göçmenlerin yüzde 52,8’i hiçbir zaman kendisiyle aynı uyruktan olmayan komşu ya da tanıdıklarının evlerine gitmediklerini ortaya koydu. Araştırma, Türkiyeliler ve göçmen grupları arasında ve göçmen gruplarının kendi aralarında gündelik yaşamda yardımlaşmanın son derece düşük düzeyde kaldığını da ortaya koydu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Huawei Avrupa Sağlık Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huawei-avrupa-saglik-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-426260</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 08:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[huawei]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Huawei Avrupa Sağlık Araştırması 2023, Avrupa vatandaşlarının hem genel anlamda hem de daha gelişmiş bir bakış açısıyla kendi sağlıkları hakkındaki tutum ve farkındalıklarını ortaya çıkarmayı; bölge genelinde akıllı saat farkındalığını ve kullanımını belirlemeyi ve son olarak akıllı saat kullanımının kişisel sağlık bilinci ve davranışı üzerinde herhangi bir önemli etkisi olup olmadığını tespit etmeyi amaçlamıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-avrupa-saglik-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-426260">Huawei Avrupa Sağlık Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Huawei Avrupa Sağlık Araştırması 2023</strong></p>
<p><strong>Sonuçları Açıklandı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Huawei Avrupa Sağlık Araştırması 2023, Avrupa vatandaşlarının hem genel anlamda hem de daha gelişmiş bir bakış açısıyla kendi sağlıkları hakkındaki tutum ve farkındalıklarını ortaya çıkarmayı; bölge genelinde akıllı saat farkındalığını ve kullanımını belirlemeyi ve son olarak akıllı saat kullanımının kişisel sağlık bilinci ve davranışı üzerinde herhangi bir önemli etkisi olup olmadığını tespit etmeyi amaçlamıştır.</strong></p>
<p> </p>
<p>Huawei adına Ipsos tarafından gerçekleştirilen bu araştırma, sekiz pazarda 8.000&#8217;den fazla Avrupalı yetişkinden (18-64 yaş arası) oluşan temsili bir örneklemle yapıldı: Bulgaristan, Almanya, İtalya, Polonya, Romanya, İspanya, <strong>Türkiye</strong> ve Birleşik Krallık. Anket çevrimiçi mülakatlar şeklinde gerçekleştirilmiştir; ortalama mülakat süresi 20 dakika olmuştur. Yanıtlar 12 ile 28 Eylül 2023 tarihleri arasında toplanmıştır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Avrupa&#8217;da Genel Sağlık</strong></p>
<p>Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Avrupalıların büyük çoğunluğu kişisel sağlıklarıyla ilgilendiklerini iddia etmektedir; belki de daha ilginç olanı, marjinal olarak daha fazla insanın (katılımcıların >%83&#8217;ü) psikolojik refahlarıyla fiziksel sağlıklarından (>%82) daha fazla ilgileniyor olmasıdır.</p>
<p> </p>
<p>Genel ilgiye rağmen, ankete katılanların sadece yarısı genel sağlık durumlarından memnun olduklarını (veya çok memnun olduklarını) belirtirken, Avrupa vatandaşlarının diğer yarısı ne fiziksel uygunluklarından ne de psikolojik refahlarından memnun olmadıklarını ifade etmiştir. Ankete katılan yetişkinlerin neredeyse dörtte biri (%24) genel fiziksel uygunluklarının kötüleşmesinden endişe duyduklarını; %26&#8217;sı hareket kabiliyetlerinin kötüleştiğini ve %29&#8217;u enerji seviyelerinin azaldığını belirtmiştir. Endişe yaratan sadece iddia edilen sağlık sorunları da değil: katılımcılardan kilo ve boylarını belirtmeleri istendi; bu ölçümlerden Avrupa vatandaşlarının %46&#8217;sının tıbbi olarak aşırı kilolu veya obez olduğunu hesaplayabildik. Bu durum, tüm katılımcıların %40&#8217;ından daha azının &#8216;harika görünüyorum&#8217; ifadesine katılmasına katkıda bulunabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye</strong>, katılımcıların %60&#8217;ının hem fiziksel zindeliklerinden hem de ruhsal sağlıklarından memnun olmasıyla sağlık memnuniyeti sıralamasında en üst sıralarda yer almaktadır. Almanya, katılımcıların sadece %43&#8217;ünün fiziksel zindeliğinden ve %45&#8217;inin psikolojik sağlığından memnun olmasıyla son sırada yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Uyku ve Stres en önemli iki endişe kaynağı</strong></p>
<p>Kişisel olarak ilgilendikleri sağlık konularını seçmeleri istendiğinde, katılımcıların çoğu tarafından seçilen iki konu &#8216;uyku kalitesi ve miktarı&#8217; ve &#8216;stresle başa çıkma&#8217; olmuştur (her ikisi de %82). Bu ilgi, rapor edilen sağlık semptomlarıyla doğrudan bağlantılıdır: Avrupa genelinde ankete katılanların %35&#8217;inin yaşadığı en popüler sağlık semptomu uyku bozukluğudur. Bunu Avrupa vatandaşlarının %30&#8217;unun muzdarip olduğu &#8216;stres&#8217; takip etmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Diğer ülkelere kıyasla daha fazla sayıda İngiliz katılımcı (%39) uyku bozukluğu yaşadığını belirtirken, bu ülkeyi <strong>Türkiye</strong> (%38) takip etmektedir. Romanya, ankete katılan tüm pazarlar arasında en stresli ülke gibi görünmektedir; Romanyalı yetişkinlerin %39&#8217;u bu durumdan muzdarip olduğunu belirtmiştir. Buna karşın, Almanya en az stresli ülke olarak görünmektedir; Almanların sadece %22&#8217;si stres yaşadıklarını belirtmiştir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kalp sağlığı ve Vücut Kitle Endeksi</strong></p>
<p>Katılımcıların kalp sağlığından (%71) ziyade vücut yapılarıyla (katılımcıların %76&#8217;sı) ilgilendiklerini belirtmeleri, genel nüfus demografisiyle ve kalp sağlığının ileri yaşlara yaklaşanların daha fazla ilgisini çekmesiyle açıklanabilir. Ancak, kişisel sağlığa ilişkin kayıtsızlığa ve/veya ankete katılan tüm ülkelerde proaktif sağlık hizmetlerinin dikkate değer bir şekilde eksikliğine dair bazı endişe verici işaretleri görmezden gelmek zordur: tüm katılımcıların yalnızca %67&#8217;si düzenli önleyici muayenelerle ilgilendiğini söylerken, Avrupa vatandaşlarının %56&#8217;sından fazlası düzenli tıbbi muayene yaptırmamaktadır. İnsanların %70&#8217;inden fazlası en az bir sağlık semptomundan muzdarip olduğunu bildirmiştir ve belirtilen ortalama sağlık semptomu sayısı kişi başına neredeyse beşe eşittir.</p>
<p> </p>
<p>Vücut Kitle Endekslerini karşılaştırdığımızda, Akdeniz&#8217;e kıyısı olan ülkeler (İtalya, İspanya ve <strong>Türkiye</strong>; %40) ile Orta ve Kuzey Avrupa&#8217;daki diğer ülkeler (özellikle Almanya ve Birleşik Krallık; %50) arasında dikkate değer bir fark ortaya çıkmıştır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Avrupa genelinde iki sağlık durumu mu var?</strong></p>
<p>Almanya ve Birleşik Krallık temel sağlık göstergeleri konusunda çok düşük bir farkındalık sergilerken, Bulgaristan ve <strong>Türkiye&#8217;de</strong> katılımcılar doğru hedef değerin ne olması gerektiği konusunda çok daha yüksek bir farkındalık sergilemektedir. Genel sağlık endişeleri sorulduğunda, seçeneklerden biri katılımcıların &#8216;düzensiz muayenelerden&#8217; muzdarip olup olmadıklarını kaydetmekti. <strong>Türkiye</strong>, vatandaşların %13&#8217;ünün &#8216;düzensiz muayeneleri&#8217; bir sağlık sorunu olarak belirtmesiyle ikinci en düşük yüzdeyi vermiştir. Bu da Türklerin düzenli kontrollere erişebilme konusunda rahat oldukları anlamına geliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Avrupa&#8217;daki Akıllı Saat Kullanıcılarının Sağlık Davranışları</strong></p>
<p>Avrupa&#8217;daki akıllı saat kullanıcılarının tüm temel sağlık ölçümleri için doğru hedef ölçümü bilme olasılığı, kullanmayanlara göre ortalama %51 daha fazladır. Hedef vücut yağ ölçümlerini bilme olasılıkları %75 ve doğru günlük kalori hedeflerini bilme olasılıkları %71 daha yüksektir.</p>
<p> </p>
<p>Tüm düzenli akıllı saat kullanıcılarının ortalama %67&#8217;si, cihazlarından gelen analiz ve önerilerin sağlıkları ve yaşam tarzları konusunda daha bilinçli olmalarını ve daha sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmelerini etkilediğini kabul etmektedir. Bu duygu en çok <strong>Türkiye</strong> (%85), Birleşik Krallık (%74) ve Romanya&#8217;da (%74) hissedilmiştir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Akıllı Saat Kullanımı ve İşlevi</strong></p>
<p>Akıllı saatlerin genel olarak basit &#8216;sağlık&#8217; ölçümlerini &#8211; yani CHeSS kısaltmamızın kapsadığı ölçümleri &#8211; takip etmek için kullanıldığı bildirilmektedir. Tartışıldığı üzere, bu durum cihazlardaki sınırlı sağlık işlevselliğinden kaynaklanıyor olabilir (sahip olunan cihazların çoğunluğu (%45) bir ila üç yaş arasındadır ve %14&#8217;ü dört yaşın üzerindedir) ya da basitçe, gelişmiş sağlık bilgisine aşina olmamak insanların cihazlarının tüm potansiyelinden yararlanmadıkları anlamına geliyor olabilir.</p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-avrupa-saglik-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-426260">Huawei Avrupa Sağlık Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2022</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2022-422771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 14:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmageliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim kesiminde görev alan araştırmacı personelin hesaplanmasında kullanılan idari kayıtlarda iyileştirmeye gidilmiştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2022-422771">Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2022</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim kesiminde görev alan araştırmacı personelin hesaplanmasında kullanılan idari kayıtlarda iyileştirmeye gidilmiştir. Bu doğrultuda 2015-2021 yılları arasındaki meslek grubuna göre kişi ve tam zaman eşdeğeri sayıları güncellenmiştir. </p>
<p><strong>Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) harcaması 2022 yılında 198 milyar 670 milyon TL&#8217;ye yükseldi</strong></p>
<p>Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcaması 2022 yılında bir önceki yıla göre 96 milyar 932 milyon TL artarak 198 milyar 670 milyon TL&#8217;ye yükseldi.</p>
<p><strong>Ar-Ge harcamasının gayrisafi yurt içi hâsıla (GSYH) içindeki payı %1,32 oldu</strong></p>
<p>Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki oranı 2021 yılında %1,40 iken, 2022 yılında 15 trilyon 11 milyar 776 milyon TL&#8217;lik GSYH içindeki oranı %1,32 oldu.</p>
<p><strong>En fazla Ar-Ge harcaması mali ve mali olmayan şirketler tarafından yapıldı</strong></p>
<p>Ar-Ge harcamalarında mali ve mali olmayan şirketler %61,4 ile en büyük paya sahip olurken, bunu %33,8 ile yükseköğretim takip etti. Kâr amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapılan Ar-Ge harcamalarının da dâhil olduğu genel devlet Ar-Ge harcamalarının toplam Ar-Ge harcamaları içindeki payı ise %4,8 oldu. Ar-Ge harcamaları içerisinde personel harcamaları %47,3 ile en büyük harcama kalemini oluşturdu.</p>
<p><strong>Mali ve mali olmayan şirketler Ar-Ge finansmanında %50,2 ile ilk sırada yer aldı</strong></p>
<p>Ar-Ge harcamalarının 2022 yılında %50,2&#8217;si mali ve mali olmayan şirketler tarafından finanse edilirken genel devlet Ar-Ge harcamalarının %32,8&#8217;ini, yükseköğretim %15,7&#8217;sini, yurt dışı kaynaklar %1,3&#8217;ünü ve diğer yurt içi kaynaklar yaklaşık olarak %0,02&#8217;sini finanse etti.</p>
<p><strong>Tam zaman eşdeğeri cinsinden 272 bin 638 Ar-Ge personeli çalıştı</strong></p>
<p>Tam zaman eşdeğeri (TZE) cinsinden 2022 yılında toplam 272 bin 638 kişi Ar-Ge personeli olarak çalıştı. Sektörler itibarı ile dağılımına bakıldığında ise TZE cinsinden toplam Ar-Ge personelinin 2022 yılında %63,3&#8217;ü mali ve mali olmayan şirketlerde, %33,2&#8217;si yükseköğretimde ve %3,5&#8217;i kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlet sektöründe yer aldı.</p>
<p><strong>TZE cinsinden kadın Ar-Ge personelinin oranı %34,1 oldu   </strong></p>
<p>TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2022 yılında 93 bin 41 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının %34,1&#8217;ini oluşturdu. Sektörler itibarı ile TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı yükseköğretimde %47,5, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette %31,0, mali ve mali olmayan şirketlerde ise %27,3 oldu.</p>
<p><strong>Ar-Ge personelinin %29,7&#8217;si doktora veya eşdeğeri eğitim seviyesine sahip</strong></p>
<p>Ar-Ge personeli öğrenim durumuna göre incelendiğinde, Ar-Ge personelinin %37,3&#8217;ünün lisans eğitim düzeyine sahip olduğu görüldü. Bunu sırasıyla %29,7 ile doktora veya eşdeğeri, %23,7 ile yüksek lisans, %4,8 ile meslek yüksekokulu ve %4,6 ile lise ve altı kategorileri takip etti. TZE cinsinden Ar-Ge personelinin eğitim durumuna göre dağılımı ise sırasıyla; %45,8 ile lisans, %21,7 ile yüksek lisans, %21,4 ile doktora veya eşdeğeri, %5,8 ile meslek yüksekokulu ve %5,3 ile lise ve altı eğitim düzeyi şeklinde oldu.</p>
<p><strong>En fazla Ar-Ge harcaması TR10 (İstanbul) bölgesinde gerçekleşti</strong></p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzeye göre 2022 yılında Ar-Ge harcamalarının en yüksek olduğu bölge toplam Ar-Ge harcamasının %30,2&#8217;sini gerçekleştiren TR10 (İstanbul) iken, bunu %29,7 ile TR51 (Ankara) ve %8,4 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgesi takip etti.</p>
<p>Toplam Ar-Ge personel sayısının %30,8&#8217;i TR10 (İstanbul), %20,1&#8217;i TR51 (Ankara) ve %7,7&#8217;si TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgesinde istihdam edildi.</p>
<p><strong>Mali ve mali olmayan şirketlerde Ar-Ge harcamasının %54,4&#8217;ü Ar-Ge merkezlerinde yapıldı</strong></p>
<p>Mali ve mali olmayan şirketler tarafından 2022 yılında gerçekleştirilen 122 milyar 28 milyon TL Ar-Ge harcamasının %54,4&#8217;ü Ar-Ge merkezlerinde gerçekleştirildi. Ar-Ge merkezlerinde yapılan Ar-Ge harcamasının %88,5&#8217;i, 250 ve üzeri çalışan sayısına sahip olan girişimler tarafından yapıldı.</p>
<p><strong>En fazla Ar-Ge harcaması yüksek teknoloji faaliyetlerindeki girişimler tarafından yapıldı</strong></p>
<p>İmalat sanayinde Ar-Ge faaliyeti yürüten girişimler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığında, 2022 yılında imalat sanayinde gerçekleştirilen 72 milyar 311 milyon TL Ar-Ge harcamasının %49,1&#8217;inin yüksek teknoloji faaliyetinde yer alan girişimler tarafından gerçekleştirildiği görüldü. Bu oran 2015 yılında %35,1&#8217;di. İmalat sanayindeki toplam Ar-Ge harcamasının %37,3&#8217;ü orta yüksek teknoloji faaliyetindeki girişimler, %9,4&#8217;ü orta düşük teknoloji faaliyetindeki girişimler ve %4,3&#8217;ü düşük teknoloji faaliyetindeki girişimler tarafından yapıldı.  </p>
<p>İmalat sanayinde Ar-Ge faaliyeti yürüten girişimlerdeki araştırmacı sayıları incelendiğinde 2022 yılında en fazla araştırmacının 27 bin 529 kişi ile orta yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimler tarafından istihdam edildiği görüldü. Bunu 20 bin 418 araştırmacı istihdamı ile yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimler takip etti. TZE cinsinden araştırmacı sayıları dikkate alındığında da en fazla değerin 25 bin 431 ile orta yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimlerde olduğu saptandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirma-gelistirme-faaliyetleri-arastirmasi-2022-422771">Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması, 2022</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması Yayımlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-kuresel-yonetim-kurulu-risk-arastirmasi-yayimlandi-414986</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 08:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY (Ernst &#038; Young), Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması'nın 2023 versiyonunu yayımladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-kuresel-yonetim-kurulu-risk-arastirmasi-yayimlandi-414986">EY Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması Yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY (Ernst &#038; Young), <strong>Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması</strong>&#8216;nın 2023 versiyonunu yayımladı. Dünya çapında 500’ün üzerinde yönetim kurulu üyesiyle gerçekleştirilen anket sonucunda hazırlanan rapora göre, yönetim kurullarının endişe duyduğu risklerin sayısı artıyor. EY araştırmasında, jeopolitik olaylar (%45), tedarik zincirinin bozulması (%45), siber saldırılar ve veri ihlalleri (%45), değişen müşteri talepleri (%44), iklim değişikliği (%44), teknolojik değişimin hızı ve dijital yıkıcılık (%43) gibi risk faktörleri listede öne çıkıyor. Üstelik araştırmaya göre bu riskler, giderek birbiriyle bağlantılı hale geliyor.</p>
<p>Örneğin, pandemi gibi öngörülmesi zor ve etkili riskler; tedarik zincirlerinin aksamasına ve esnek çalışma koşullarının oluşmasına, esnek çalışma ise kurum kültürünün ve yetenekli insan kaynağının kaybına yol açıyor. En hızlı yükselen riskler arasında pazardaki yeni oyuncular, şirket kültürünün değişime uğraması ve artan uzaktan/hibrit çalışma trendleri yer alıyor.</p>
<p>Araştırma; yönetim kurullarının, şirketleri için riskleri azaltmak ve rekabet avantajı elde etmek adına dayanıklılıklarını neden artırmaları gerektiğini gözler önüne seriyor. Ankete katılan yönetim kurullarının %60’ı, yeni gelişen risklerin şirketlerin risk yönetimi yapılarında yeterince ele alınmadığı konusunda hemfikir. Katılımcıların sadece %31’i, dijital dönüşümden kaynaklanan riskleri çok etkin bir biçimde yönettiğine inanıyor. </p>
<p><strong>EY Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması</strong>’na göre; değişime uyum sağlamaktan ziyade değişiklikler bir risk haline gelmeden önce bunları proaktif bir şekilde tanımlayıp önlem alabilen kuruluşlar, ancak yıkıcı olayların ardından normale dönebiliyor. Yönetim kurullarının tepkisel olmak yerine şirketlerini dirençli hale getirmesi ve güven inşa etmesi önemli bir faktör.</p>
<p>Araştırmaya göre, yönetim kurullarının daha etkin bir risk yönetimi için katkı sağlayabileceği alanlar aşağıdaki gibi sıralanıyor:</p>
<ul>
<li>Risk yönetimi faaliyetlerini strateji ve performans yönetimi ile entegre etmek</li>
<li>Yetenek ve kültür ile ilgili konularda yönetim kurulu gözetimini güçlendirmek</li>
<li>Şirketin sosyopolitik konulardaki yaklaşımı konusunda daha geniş bir gözetim faaliyeti yürütmek</li>
<li>Şirketi sürdürülebilirlik konusunda değer bazlı bir yaklaşıma yönlendirmek</li>
<li>Dijitalleşme ve yeni gelişen teknolojilerin risklerini daha iyi anlamak</li>
</ul>
<p><strong>EY Türkiye Risk Danışmanlığı Hizmetleri Lideri ve Şirket Ortağı Emre Beşli, EY Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması</strong> ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:<strong> </strong></p>
<p>“Yönetim kurullarının, kuruluşlarının geleceğini yeniden şekillendirmelerine yardımcı olacak kritik soruları sorarak, dayanıklı şirketlerin göze çarpan özelliklerini ortaya çıkarmak için küresel çapta 500&#8217;den fazla yönetim kurulu üyesinin yanıtlarını analiz ettik. Bu araştırmanın sonucunda dayanıklılığın; “normale dönmeye” çalışmak yerine, değişen riskleri öngörme, bunlara hazırlanma, yanıt verme ve uyum sağlama yeteneği anlamına geldiğini gördük. Bu noktada araştırma, yönetim kurullarının daha etkin bir gözetim sergilemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yönetim kurullarının tipik olarak ilgilendiği risklere ilave olarak, örneğin yetenek ve kültür yönetimi ile ilgili yapılması gerekenlerin belirlenmesi ve sosyopolitik konularda şirketin nasıl bir duruş sergileyeceğinin planlanması gibi konuların, yönetim kurullarının gündeminde olması gerektiği anlaşılıyor. Elbette teknoloji, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi konular da önemini koruyor. Dayanıklı kuruluşların temel özelliklerinin bilgiye dayalı güven, çeviklik ve alçak gönüllülük değerlerinden oluştuğunu gözlemliyoruz. Yüksek düzeyde dayanıklılık geliştirmek ise yalnızca yönetim kurulunun görevi değil, yönetimle paylaşılan bir sorumluluk. Bu noktada risk yönetimi faaliyetlerini strateji ve performans yönetimi ile entegre etmek ve ayrıca yönetim kurulu ile üst düzey yöneticilerin temasını arttırmak önemli bir inisiyatif olarak göze çarpıyor. EY araştırması, bu konuda da iyileştirme yapılabilecek alanlar olduğunu gösteriyor.” </p>
<p>Raporun tamamına<strong> ey.com</strong> adresinden ulaşılabilir.</p>
<p><strong>EY Hakkında</strong></p>
<p>EY olarak amacımız; müşterilerimiz, çalışanlarımız ve toplum için değer yaratırken aynı zamanda sermaye piyasalarında güvenin ve daha iyi bir çalışma dünyasının oluşmasına katkıda bulunmaktır. Dünya çapında 150’den fazla ülkede, sahip olduğumuz veri ve teknoloji ile hizmet veren ekiplerimizle, denetimde güveni sağlarken müşterilerimizin gelişmesine ve dönüşmesine destek oluyoruz. Bağımsız denetim, danışmanlık, hukuk, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetlerimizle iş dünyasının karşılaştığı zorluklara yeni çözümler sunacak doğru soruları soruyoruz.</p>
<p>EY adı küresel organizasyonu temsil eder ve Ernst&#038;Young Global Limited’in her biri ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olan, bir veya daha çok, üye firmasını temsil edebilir. Sınırlı sorumlu bir Birleşik Krallık şirketi olan Ernst&#038;Young Global Limited müşteri hizmeti sunmamaktadır. </p>
<p>Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) kapsamında; EY’ın kişisel verileri nasıl topladığı, kullandığı ve bireylerin sahip olduğu haklara dair bilgilere ey.com/tr_tr/privacy-statement adresinden ulaşabilirsiniz. EY üye şirketleri yerel kanunların yasakladığı bölgelerde hukuk hizmeti sunmaz.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-kuresel-yonetim-kurulu-risk-arastirmasi-yayimlandi-414986">EY Küresel Yönetim Kurulu Risk Araştırması Yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky Araştırması: Yöneticiler ve BT Güvenliği Ekipleri Arasındaki İletişim Zorluklarına Işık Tutuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-yoneticiler-ve-bt-guvenligi-ekipleri-arasindaki-iletisim-zorluklarina-isik-tutuyor-400654</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:40:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[tutuyor]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticiler]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky tarafından yapılan araştırma, her üç C-seviyesi yöneticiden birinin (%34),  BT veya BT güvenliği alanında iş arkadaşlarıyla yeni güvenlik çözümlerini benimseme konusunda zorluk yaşadığını ortaya koyuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-yoneticiler-ve-bt-guvenligi-ekipleri-arasindaki-iletisim-zorluklarina-isik-tutuyor-400654">Kaspersky Araştırması: Yöneticiler ve BT Güvenliği Ekipleri Arasındaki İletişim Zorluklarına Işık Tutuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky tarafından yapılan araştırma, her üç C-seviyesi yöneticiden birinin (%34),  BT veya BT güvenliği alanında iş arkadaşlarıyla yeni güvenlik çözümlerini benimseme konusunda zorluk yaşadığını ortaya koyuyor. BT yönetimi tarafında ise siber güvenlik bütçesini artırmanın, BT dışı yönetimle tartışılması en zor konu olduğu görülüyor. </strong></p>
<p>Ankete göre, çoğu IT çalışanı, siber güvenlik bütçelerinin düşürülme nedeninin üst yönetimin bu alana çok fazla yatırım yapmanın gereksiz olduğunu düşünmesi olduğunu belirtiliyor. Kaspersky, bu durumun BT güvenliği personeli ile yöneticiler arasındaki net olmayan iletişimin bir sonucu ya da bu iki grup arasında karşılıklı anlayış eksikliğinin olup olmadığını keşfetmek amacıyla özel bir anket düzenledi.</p>
<p>Araştırmaya göre, üst düzey yöneticilerin neredeyse yarısı (%46) BT güvenliği çalışanlarının siber riskleri iş dünyasına daha iyi anlatması gerektiğini düşünüyor.</p>
<p>BT ve BT dışı çalışanlar tartışılacak en karmaşık konularda da farklı görüşlere sahip. Üst düzey yöneticilerin BT çalışanlarıyla konuşması en zor üç konu yeni güvenlik çözümlerinin benimsenmesi (%44), siber güvenlik politikasındaki değişiklikler (%29) ve BT güvenlik ekibinin performansının değerlendirilmesi olarak öne çıkıyor (%28).</p>
<p>BT çalışanları için ise BT dışı yöneticilerle görüşülmesi gereken en zor 3 konu BT güvenlik bütçesinin artırılması ihtiyacı (%51), çalışanlar arasında siber güvenlik bilincinin artırılması (%43) ve BT güvenlik ekibindeki değişiklikler (%42) olarak bildiriliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Etkili yol gerçek hayattan örnekler seçmek</strong></p>
<p>Ortak bir zemin bulma konusunda, katılımcıların çoğunluğu BT-güvenlik konularıyla ilgili tartışmaları kolaylaştırmanın en etkili yollarının gerçek hayattan örnekler seçmek ve raporlar ve rakamlar kullanmak olduğu konusunda hemfikir. Bu konuların yanı sıra üst düzey yöneticiler, yetkili görüşlere atıfta bulunmanın (%33) BT-güvenlik personelini daha iyi anlamalarını sağlayacağını belirtiyor. BT ekipleri ise tehdit hikayelerinin (%28) yöneticilerle daha iyi iletişim kurmalarına yardımcı olacağına inanıyor.</p>
<p><em>Kaspersky Kurumsal Ürünler Başkan Yardımcısı Ivan Vassunov &#8220;BT dışı yöneticilerin, BT güvenlik personeli tarafından sıklıkla kullanılan karmaşık teknik terim ve kavramların çokluğu nedeniyle yeni siber güvenlik çözümlerinin benimsenmesini tartışmakta zorlandığı varsayılabilir. Bununla birlikte, C seviyesi yöneticiler ihtiyaçlarını gerekçelendirmek için iş metriklerini kullanmalarını beklediğinden, bu yöneticiler artan bütçeler hakkında konuşmaktan hoşlanmıyor&#8221; diyor </em></p>
<p><em>&#8220;Bugün, zorlu bir ekonomik ortamda ve karmaşık bir tehdit ortamında, iş dünyası ve BT güvenliği çalışanları arasındaki karşılıklı anlayış, iş sürekliliği için her zamankinden daha önemlidir. Ek siber güvenlik risklerinden kaçınmak için her iki ekibin de rakamlara, güvenilir referanslara ve anlaşılabilir argümanlara dayalı ortak bir dili nasıl konuşacaklarını bilmeleri çok önemlidir.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky uzmanları, BT güvenliği ile şirket içindeki iş fonksiyonları arasındaki iletişimi daha şeffaf hale getirmek için aşağıdakileri öneriyor:</p>
<ul>
<li>Siber güvenlik yatırımlarını etkinliği kanıtlanmış araçlara tahsis edin ve yeni güvenlik konseptlerini (SASE, XDR ve Zero Trust dahil) yönetim kuruluna yatırım projeleri ve hatta hesaplanmış yatırım getirisi olan iş vakaları olarak sunun. Örneğin, XDR (Genişletilmiş Algılama ve Yanıt) ve SASE (Güvenli Erişim Hizmeti Kenarı) uygulamalarında, bu teknolojilerin BT güvenlik ekibi üzerindeki yükü azaltırken aynı zamanda süreçlerin merkezileştirilmesi ve otomasyonu sayesinde şirketin siber güvenlik duruşunu iyileştirdiğini anlatmak önemlidir.</li>
<li>IT Security Calculator gibi kaynakları ve uzman gözlemlerine dayalı raporları kullanarak, sektörünüze ve şirketinizin büyüklüğüne en uygun tehditleri ve güvenlik önlemlerini ve yapılandırılmış bilgileri içeren kaynakları kullanarak, risk olasılıklarını ve gereken koruyucu tedbirleri doğrulamak için kullanabilirsiniz.</li>
<li>Diğer alanlardaki profesyonelleri daha iyi anlamak için ek bilgiler edinin. İşle ilgili temel bilgiler eğitim kurslarından edinilebilirken, BT dışı yöneticiler de en önemli BT güvenliği sorunlarına ilişkin içgörü kazanmak için bir CISO&#8217;nun düşünme yapısını anlamak bir fırsat olarak .</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-arastirmasi-yoneticiler-ve-bt-guvenligi-ekipleri-arasindaki-iletisim-zorluklarina-isik-tutuyor-400654">Kaspersky Araştırması: Yöneticiler ve BT Güvenliği Ekipleri Arasındaki İletişim Zorluklarına Işık Tutuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçili Deprem Bilimcilerin 6 Şubat Depremleri Araştırması Science&#8217;ta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bogazicili-deprem-bilimcilerin-6-subat-depremleri-arastirmasi-scienceta-396486</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 10:42:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bilimcilerin]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçili]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[scienceta]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396486</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremleri analiz eden Boğaziçili bilim insanlarının makalesi dünyanın en saygın bilim dergisi Science’ta yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazicili-deprem-bilimcilerin-6-subat-depremleri-arastirmasi-scienceta-396486">Boğaziçili Deprem Bilimcilerin 6 Şubat Depremleri Araştırması Science&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremleri analiz eden Boğaziçili bilim insanlarının makalesi dünyanın en saygın bilim dergisi Science’ta yayımlandı. Araştırma bulguları Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Aslı Garagon ile Doç. Dr. Fatih Bulut’a göre depremlerin oluşum ve etkileşim süreçlerine yönelik aydınlatıcı bir vizyon sunuyor. </strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Aslı Garagon ile Doç. Dr. Fatih Bulut’un 6 Şubat’ta Kahramanmaraş depremlerine yönelik uluslararası iş birliğiyle yaptığı araştırma dünyanın en saygın bilim dergisi Science’ta yer aldı. Depremlerin hemen ardından uydu ve yer istasyonlarından gelen verileri vakit kaybetmeden incelemeye başlayan ekibin çalışması son yıllarda alanında en etkili araştırmalardan biri olarak görülüyor.</p>
<p><strong>“YERYÜZÜNDEKİ TÜM VERİLERİ DEĞERLENDİRDİK”</strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Garagon, depremlerin hemen ardından ABD ve Almanya’dan bilim insanlarıyla bir araya gelerek mevcut tüm verileri titizlikle incelediklerini belirtiyor:</p>
<p>“6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta yaşanan iki büyük depremin hemen ardından başta Türkiye ve dünyada toplanan tüm verileri bir araya getirmeye başladık. Bu depremlerin, deprem fiziğini anlama açısından çığır açıcı etkisinin farkındalığıyla ABD’den San Diego ile Almanya’dan Ludwig Maximilians üniversitelerinden uzmanların iş birliğiyle yaklaşık üç ay kadar bu depremlerin meydana geliş ve etkileşim süreçlerini en ince ayrıntısına kadar anlamaya çalıştık.”</p>
<p><strong>“BULGULAR BİLDİKLERİMİZİ BİR ADIM İLERİ TAŞIDI”</strong></p>
<p>Bu bulguların deprem oluşum süreçlerini daha iyi anlamamıza ışık tutacağını da söyleyen Prof. Dr. Garagon öne çıkan bulguları şu sözlerle özetliyor:</p>
<p>“Hareketlenme Ölüdeniz ve Doğu Anadolu faylarının kesiştiği bölgede başladı. Narlı Fayı olarak bilinen, Ölü Deniz Fayı’nın en kuzeyi, 19 saniye içinde 40 kilometre kadar kuzeye doğru yırtıldı. Bu ilk yırtılma aslında 6.8 büyüklüğünde bir depreme tekabül ediyor. Daha sonra kuzeye sıçrayan bu hareket Doğu Anadolu Fayı’nı hem kuzey-doğuya, hem de güney-batıya doğru yırtmaya başladı. Yaklaşık 350 kilometrelik mesafe 90 saniye içerinde yırtılarak 10 metreye varan ötelenmeler oluşturdu. Yırtılma kuzey-doğuya doğru güney batıya nazaran daha hızlı gerçekleşti. Yırtılma devam ettikçe faya dik olan stres düşerek, komşu fay parçalarını da tetikleyerek harekete geçirdi. Bu süreç 7.8 büyüklüğünde bir depremle sonuçlandı. Yaklaşık 9 saat sonraki ikinci deprem de bu ilk depremin kabukta yarattığı değişimlerle tetiklendi. Doğu Anadolu Fayı’na komşu 150 kilometrelik bir fayı harekete geçiren 7.7 büyüklüğündeki bu ikinci deprem ’supershear’ dediğimiz hızlarda yırtılsa da ilginç bir şekilde Doğu Anadolu Fayı’nı teğet geçti.”</p>
<p><strong>“KOMŞU FAYLAR BİRBİRİNİ TETİKLİYOR”</strong></p>
<p>Projede yer alan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Bulut ise çalışma sayesinden deprem ve faylar arasındaki etkileşimi daha iyi anladıklarını ifade ediyor.</p>
<p>Fayların domino etkisi gibi birbirlerini tetikleyebildiği bilgisini paylaşan Doç. Dr. Bulut, “6 Şubat depremlerinin oluşum sürecini en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkardığımız bu çalışmayla depremler ve faylar arası etkileşimi de daha iyi anlamaya başladık. Komşu fay parçaları eğer yeterince hazırlarsa hem statik hem de dinamik etkilerle bir domino etkisi gibi birbirlerini tetikleyerek çok büyük facialara yol açabiliyorlar. 6 Şubat 6.8 büyüklüğündeki Narlı Fayı’ndaki o ilk hareketle de son bulabilirdi. Ancak kırılmaya hazır halde bekleyen komşu fay parçaları sırasıyla tetiklenip harekete geçerek büyük bir faciaya neden oldu” değerlendirmesini yapıyor.</p>
<p>Uluslararası iş birliğiyle ortaya çıkan “7.8 ve 7.7 büyüklüğündeki Kahramanmaraş Depremlerinin Kompleks Dinamikleri” başlıklı araştırma makalesinin dünyanın en saygın bilim dergisi olan Science’ta yer bulmasının çok memnuniyet verici olduğunu belirten Doç. Dr. Bulut, bu sayede araştırma sonuçlarının daha geniş kitlelere ulaşarak temel bir bilgi haline geleceğini de ifade ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazicili-deprem-bilimcilerin-6-subat-depremleri-arastirmasi-scienceta-396486">Boğaziçili Deprem Bilimcilerin 6 Şubat Depremleri Araştırması Science&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cisco Geniş Bant Araştırması: Dijital yaşamda ilk 3 öncelik: Hız, güvenlik ve sürdürülebilirlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cisco-genis-bant-arastirmasi-dijital-yasamda-ilk-3-oncelik-hiz-guvenlik-ve-surdurulebilirlik-390809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:10:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bant]]></category>
		<category><![CDATA[cisco]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[geniş]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[öncelik]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cisco Geniş Bant Araştırması, değişen tüketici beklentilerinin internetin dinamiklerini ve ekonomisini yeniden şekillendirdiğini ortaya koydu. EMEA bölgesindeki (Avrupa, Orta Doğu ve Güney Afrika) tüketiciler, hız ve güvenliğe yönelik klasik taleplerini, artan çevre bilinci, güvenli bulut altyapısı ve akıllı arabalardan ev aletlerine kadar cihazlarımızı birbirine bağlayan Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi teknolojilerin yaygınlaşmasına bağlı olarak yeniden değerlendiriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cisco-genis-bant-arastirmasi-dijital-yasamda-ilk-3-oncelik-hiz-guvenlik-ve-surdurulebilirlik-390809">Cisco Geniş Bant Araştırması: Dijital yaşamda ilk 3 öncelik: Hız, güvenlik ve sürdürülebilirlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Değişen tüketici beklentileri, interneti de yeniden şekillendiriyor. Cisco Geniş Bant Araştırması’na göre EMEA bölgesindeki tüketicilerin %60&#8217;ından fazlası arabalarını, cihazlarını ve enerji kaynaklarını internete bağlama beklentisi içinde ve geniş bant ağlarının da bunu destekleyecek şekilde ölçeklendirilmesi gerekiyor. Günlük işler için geniş banda yönelik bağımlılığın artmasıyla birlikte, “hız” güvenliği geçerek en büyük öncelik halini aldı. Tüketicilerin bir diğer önceliği ise sürdürülebilirlik. Katılımcıların %77&#8217;si daha düşük karbon ayak izine sahip geniş bant için daha fazla ücret ödemeye hazır olduğunu beyan etti.</strong></em></p>
<p>Cisco Geniş Bant Araştırması, değişen tüketici beklentilerinin internetin dinamiklerini ve ekonomisini yeniden şekillendirdiğini ortaya koydu. EMEA bölgesindeki (Avrupa, Orta Doğu ve Güney Afrika) tüketiciler, hız ve güvenliğe yönelik klasik taleplerini, artan çevre bilinci, güvenli bulut altyapısı ve akıllı arabalardan ev aletlerine kadar cihazlarımızı birbirine bağlayan Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi teknolojilerin yaygınlaşmasına bağlı olarak yeniden değerlendiriyor. </p>
<p>İşte araştırmada öne çıkan bazı çarpıcı bulgular: </p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik tüketici tercihlerinde en belirleyici etken</strong></p>
<ul>
<li>Katılımcılarının %79&#8217;u geniş bandı kritik ulusal altyapı olarak değerlendiriyor. Bu da teknoloji endüstrisinin bu taleplere yanıt vermesi ve gelecek için daha sürdürülebilir, daha güvenli bir internete doğru yolculuğu hızlandırması ihtiyacını artırıyor.</li>
<li>Sürdürülebilirlik artık tüketici tercihlerinde en belirleyici etken. Geniş bant bağlantısının karbon maliyeti, tüketicilerin en önemli önceliği durumunda. Cisco Geniş Bant Araştırması, EMEA&#8217;daki tüketicilerin %65&#8217;inin geniş bantlarının karbon ayak izinden endişe duyduğunu, bu konuda en fazla endişe duyanların ise 18-24 yaş arası gençler (%73) olduğunu ortaya koydu. </li>
<li>Katılımcıların %77&#8217;si, sürdürülebilir geniş bant için gerekirse daha fazla ödeme yapmaya dahi hazır olduklarını (yaklaşık dörtte biri, %20&#8217;nin üzerinde bir fiyat farkı ödemeye hazır) ifade etti. Bu sonuç, Nielsen tarafından 2019’da ve Globescan tarafından 2022’de yapılan anketlerde çıkan, şirketlerin gezegen üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmalarına yönelik yaygın talebi destekliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Şifre, hâlâ en yaygın güvenlik yolu </strong></p>
<ul>
<li>Artan çevresel kaygılara paralel olarak, hibrit çalışmanın ortaya çıkması ve çalışanların profesyonel yaşamları ile kişisel yaşamları arasındaki çizginin giderek bulanıklaşması, beraberinde yeni riskler getiriyor. Çoğu tüketici geniş bantlarını bankacılık ve iş gibi görevler için kullanmasına rağmen, ankete katılanların ev ağlarını ve cihazlarını korumak için kullandıkları en popüler yolun hâlâ şifreler olduğu görülüyor (%53). Katılımcıların yalnızca dörtte biri yönlendiricilerinin güvenlik duvarını açmış durumda. Tüketicilerin %57&#8217;sinin siber saldırılardan endişe duyduğunu ortaya koyan önceki Cisco araştırmasına rağmen böyle bir sonucun çıkması ise ayrıca dikkat çekici. </li>
<li>Önümüzdeki bir yıl içinde geniş bantlarını yükseltmeyi planlayanlar arasında hız ana öncelik (%40). Güvenlik ise artık ikinci sırada yer alıyor ve tüketicilerin %38&#8217;i tarafından geniş bant paketlerini seçerken en önemli faktör olarak gösteriliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Akıllı dijital yaşama geçiş</strong></p>
<ul>
<li>Çevrimiçi IoT cihazlarının sayısı milyarlardan trilyonlara çıktıkça, üretilen tüm verileri analiz etmek için bant genişliğine ve işlem gücüne olan talep de artıyor. Cisco Geniş Bant Araştırması da bu durumu destekler sonuçlar içeriyor. Tüketiciler bunun yerine &#8216;daha akıllı&#8217; bir dijital yaşama geçişi benimsiyorlar. </li>
<li>Çoğunluk halihazırda arabalarını (%67), aydınlatma sistemlerini (%74), cihazlarını (%71), enerjilerini (%76) ve sularını (%64) internete bağlamış durumda ya da bağlamayı planlıyor. Nitekim, ankete katılan tüketicilerin yarısından fazlası (%54) evlerini ve yaşamlarını internete bağlamanın yeni yolları konusunda olumlu düşündüklerini belirtiyor. </li>
<li>Buna karşılık katılımcıların %63’ü hayat pahalılığının, dijital hizmetlere para harcama biçimlerini değiştirdiğini de beyan ediyor. Nitekim %21&#8217;i daha düşük maliyetli bir geniş bant paketine geçtiğini, %16&#8217;sı ise yayın hizmetlerini iptal ettiğini belirtiyor.</li>
</ul>
<p><strong>İklim değişikliği ile siber tehditler gibi mücadele edilmeli</strong></p>
<p><strong>Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru da araştırma sonuçları hakkında şunları söyledi:</strong> <strong>“Bilgi ve iletişim teknolojisi sektörüne ait karbon ayak izinin, </strong><strong>küresel sera gazı emisyonlarının %2,1 ila 3,9’unu</strong><strong> oluşturduğu tahmin ediliyor. Bunun yarısından fazlası ağlardan ve veri merkezlerinden kaynaklanıyor. Cisco, Gelecek için İnternet stratejisinin ekonomisini ve sürdürülebilirliğini dönüştürme misyonuyla hareket ediyor. Bu da ürünlerin enerji verimliliği ve güvenliği göz önünde bulundurularak tasarlanması, ürün geliştirme ve iş operasyonlarında döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulanması ve ürün yaşam döngüsü yönetiminde akıllı ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsenmesi anlamına geliyor. Sürekli gelişen ve genişleyen siber güvenlik tehdit ortamına ek olarak, artan iklim değişikliği tehdidiyle de başa çıkmak zorundayız. Bu nedenle, geniş bant altyapısında sürdürülebilirlik ve güvenliğe öncelik verilmesi, kalıcı ve dirençli dijital dönüşümün sağlanması için çok önemli.”</strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cisco-genis-bant-arastirmasi-dijital-yasamda-ilk-3-oncelik-hiz-guvenlik-ve-surdurulebilirlik-390809">Cisco Geniş Bant Araştırması: Dijital yaşamda ilk 3 öncelik: Hız, güvenlik ve sürdürülebilirlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bain&#038;Co Araştırması: &#8220;Mühendislik ve Ar-Ge yatırımları küresel ölçekte yüzde 10 artacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bainco-arastirmasi-muhendislik-ve-ar-ge-yatirimlari-kuresel-olcekte-yuzde-10-artacak-385738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 13:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[arge]]></category>
		<category><![CDATA[artacak]]></category>
		<category><![CDATA[bain038co]]></category>
		<category><![CDATA[bainco]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[ölçekte]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımları]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385738</guid>

					<description><![CDATA[<p>19 Haziran 2023 – Bain &#038; Co.’nun gerçekleştirdiği Global Mühendislik ve Ar-Ge araştırmasına göre, son zamanlardaki ekonomik zorluk ve karışıklıklara rağmen, ankete katılan kıdemli yöneticilerin çoğu Ar-Ge harcamalarını artırmayı planlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bainco-arastirmasi-muhendislik-ve-ar-ge-yatirimlari-kuresel-olcekte-yuzde-10-artacak-385738">Bain&#038;Co Araştırması: &#8220;Mühendislik ve Ar-Ge yatırımları küresel ölçekte yüzde 10 artacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>19 Haziran 2023 </strong>– Bain &#038; Co.’nun gerçekleştirdiği Global Mühendislik ve Ar-Ge araştırmasına göre, son zamanlardaki ekonomik zorluk ve karışıklıklara rağmen, ankete katılan kıdemli yöneticilerin çoğu Ar-Ge harcamalarını artırmayı planlıyor. Bu alandaki yatırımlarını artırmayı planlayan sektörler arasında otomotiv-mobilite, havacılık-uzay ve savunma, medikal teknoloji, ileri üretim ve hizmetler, enerji ve doğal kaynaklar ve telekomünikasyon yer alıyor.</p>
<p>Şirketlerin küresel ölçekte mühendisliğe ve mühendislik alanındaki Ar-Ge araştırmalarına ayırdığı yatırımlar, önümüzdeki beş yıl içinde güçlü bir artış gösterme eğiliminde, bu da, güncelliğini koruyan ekonomik belirsizlik ortamında 2026’ya kadar bileşik yıllık büyüme oranında (CAGR) %10’luk bir artışa denk geliyor. Ayrıca Bain’in dünya çapında 500’den fazla üst düzey yöneticiyle gerçekleştirdiği anketin sonuçlarına göre dijitalleşme yatırımları, 2022-2026 arasında (Ar-Ge yatırımlarındaki artış oranının neredeyse iki katı olan) %19’luk bir yıllık büyüme kaydetme eğiliminde.</p>
<p>Ar-Ge alanı, yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve mevcut ürün ve hizmetlerin iyileştirilmesi amacı güden geniş çaplı bir etkinlikler bütünü olarak tanımlanıyor. Dijital mühendislik ise, yapay zekanın (AI), makine öğreniminin ve bulut teknolojilerinin kullanımı üzerinden yeni, birbiriyle bağlantılı ve dijital yönden etkin ürün ve hizmetlerin geliştirildiği bilim alanını ifade ediyor.</p>
<p>Söz konusu yatırımların hızla artmasıyla birlikte yönetici kadrolar, bu yatırımlarının karşılığında sağlam bir kazanç elde etmek adına uğraşlarını ikiye katlıyor; ancak bu, ekonomik durgunluk koşullarında oldukça zor. Bain’in Zürih merkezli ortağı Daniel Suter konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Finansal gerileme dönemlerinde Ar-Ge yatırımlarına ağırlık vermek, şirketlerin inovasyon yarışında öne geçmesine yardımcı olabilir. Bunun yanında, teknoloji sektöründe yakın zamanda büyük ölçekli işten çıkarmalar gerçekleşti; bu durum, Ar-Ge şirketlerine, epey ihtiyaç duydukları nitelikli iş gücünü bünyelerine katma fırsatı sunuyor.”</p>
<p><strong>Ar-Ge alanındaki yetenek açığının kapatılması gerekiyor</strong></p>
<p>Bain’in araştırması, Ar-Ge şirketlerinin %73’ünde nitelikli işgücü açığı bulunduğunu ortaya koyuyor. Baby boomer kuşağının daha çabuk emekli olması ve yeni mezunların onların pozisyonlarını almaları, kariyerlerinin ortasındaki mühendislerin alanlarının dışındaki pozisyonlara geçmesi de bu açığı artıracak olan faktörler arasında sayılıyor. Global ölçekte son üç senede mühendislik şirketlerindeki pozisyonlarından ayrılan mühendislerin oranı, yaklaşık %2 puanlık bir artışla %16-17 seviyelerine yükseldi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Dış kaynak kullanımında başı çeken üç sektör: imalat sanayii, otomotiv, medikal teknoloji</strong></p>
<p>Bain’in araştırmasına göre şirketlerin %60’ı önümüzdeki üç yıl içinde Ar-Ge alanında dış kaynak kullanımını artırmayı planlıyor. </p>
<p>İnovasyonu hızlandırmasının yanında, dış kaynak kullanımı ve offshoring, yönetici kadroların devamlı hissedilen işgücü yetersizliğiyle ve fiyat artışı baskısıyla başa çıkmasına yardımcı oluyor. Üst düzey yöneticilerin %80’inden fazlası, dijital uzmanlık (veri uzmanlığı dâhil), veri analizi, yapay zeka, siber güvenlik, nesnelerin interneti (IoT), bağlanabilirlik ve kritik önem taşıyan sistem mühendisliği gibi alanlarda işgücü eksiklerinin bulunduğunu aktarıyor. Araştırmaya katılanların %73’ü, birlikte çalışılacak dış kaynak seçimindeki en önemli faktörün, kaynağın sanayi ya da teknoloji alanındaki uzmanlığı olduğunu belirtiyor. Buna karşılık katılımcıların %59’u, bu konuda maliyetin öncelikli olduğunu ifade ediyor. Bain’in araştırmasına göre önümüzdeki üç yılda dış kaynak kullanımını artırmaya en çok eğilim gösteren sektörler şunlar: imalat sanayii, otomotiv, medikal teknoloji, enerji ve havacılık-uzay-savunma.</p>
<p>Dışa aktarılan proje türleri de değişikliğe uğruyor. Günümüzde aynı şirketler, daha geniş bir iş skalasını, örneğin ürünlerin baştan sona tasarlanmasını veya geleneksel olarak otomotiv üreticilerinin en önemli kabiliyetlerinden olan yanmalı motor üretimi gibi temel unsurların geliştirilmesini dışarı aktarıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Havacılık ve Savunma sektöründe yatırımlar artacak</strong></p>
<p>Havacılık ve savunma şirketleri de bu yeni dünyada rekabet edebilmek mühendislik ve Ar-Ge yatırımlarını hızlandırmak istiyor. Örneğin, Ocak 2023&#8217;te Boeing, 10.000 işçi daha işe aldığını duyurdu ve Airbus, üretimi artırmak için 2023&#8217;te 13.000&#8217;den fazla işçi eklemeyi planladığını belirtti. Bunun gibi lider şirketler, tüm değer zinciri boyunca dijital girişimlere, modülerliğe ve sürdürülebilirliğe yatırım yapıyor.</p>
<p>Elektrikli otomobil, otomotiv endüstrisinde yeni bir dönemi başlatırken, havacılık ve savunma endüstrisinin de bir dönüşüm sürecine girildiğini belirten Bain Türkiye ortağı ve PE ve M&#038;A lideri Volkan Kara, konuyla ilgili olarak şu görüşleri dile getirdi:   “Sıfır emisyonlu uçak, mühendislikten operasyonlara ve dağıtıma kadar uzanan farklı değer zincirleri ve yeni sistemler gerektirirken, hidrojen, elektrik ve sürdürülebilir havacılık yakıtlarının (SAF) benimsenmesi, değer zincirini ciddi şekilde değiştirecek. Kuşkusuz bu dönüşümü havayollarının tek başına finanse etmesi veya yönetmesi çok zor. Yeni şirketler havaalanlarında hidrojen, elektrik ve sürdürülebilir havacılık yakıtları sağlamaya yönelik hizmetlerin oluşturulmasına katkı sağlayacak. Örneğin Airbus, dünya çapındaki havaalanlarında hidrojen altyapısı oluşturmak için küresel bir endüstriyel gazlar ve mühendislik şirketi olan Linde ile yepyeni ortaklık kurdu.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bainco-arastirmasi-muhendislik-ve-ar-ge-yatirimlari-kuresel-olcekte-yuzde-10-artacak-385738">Bain&#038;Co Araştırması: &#8220;Mühendislik ve Ar-Ge yatırımları küresel ölçekte yüzde 10 artacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trend Micro&#8217;nun son araştırması siber güvenliğin iş hacmi ve gelir artışında büyük rol oynadığını gösteriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trend-micronun-son-arastirmasi-siber-guvenligin-is-hacmi-ve-gelir-artisinda-buyuk-rol-oynadigini-gosteriyor-363485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 10:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[artışında]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriyor]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğin]]></category>
		<category><![CDATA[hacmi]]></category>
		<category><![CDATA[micronun]]></category>
		<category><![CDATA[oynadığını]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trend Micro'nun dünya genelinde yürüttüğü son araştırması, yönetim kurullarının siber güvenliğin rolünü hala hafife aldığını ancak iş hacmi ve gelir artışında büyük rol oynadığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-micronun-son-arastirmasi-siber-guvenligin-is-hacmi-ve-gelir-artisinda-buyuk-rol-oynadigini-gosteriyor-363485">Trend Micro&#8217;nun son araştırması siber güvenliğin iş hacmi ve gelir artışında büyük rol oynadığını gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Trend Micro&#8217;nun dünya genelinde yürüttüğü son araştırması, yönetim kurullarının siber güvenliğin rolünü hala hafife aldığını ancak iş hacmi ve gelir artışında büyük rol oynadığını ortaya koyuyor.</em></p>
<p>Dünyanın önde gelen siber güvenlik şirketlerinden Trend Micro, dünya genelinde kuruluşların 2023 yılında siber güvenlik bütçelerini artırmayı planladığını ancak yöneticilerin siber güvenlikle ilgili çelişkili görüşlere sahip olduğunu ortaya koyan yeni çalışmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><strong>Trend Micro Tehdit İstihbaratı Başkan Yardımcısı Jon Clay,</strong> &#8220;Kuruluşların siber güvenlik yatırımlarından en iyi şekilde faydalanabilmeleri için iş dünyası liderlerinin siber güvenliğe bakış açılarını yeniden şekillendirmeleri ve siber güvenliğin kuruluşlarını nasıl olumlu etkileyeceğini daha kapsamlı bir şekilde gözden geçirmeleri gerekiyor. Araştırmamız siber güvenliğin iş hacmini artırmak ve yeni yetenekler kazanmanın kritik bir bileşeni olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Her kuruşun büyük önem taşıdığı günümüzde siber güvenlikle ilgili kalıplaşmış görüşlerin kuruluşların en tepesinde devam ettiğini görmek endişe verici bir durum&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Trend Micro Ülke Müdürü Hasan Gültekin,</strong> &#8220;Trend Micro tarafından dünya genelinde 250&#8217;nin üzerinde şirkette 2500&#8217;ün üzerinde karar vericiyle gerçekleştirilen Risky Rewards başlıklı araştırma, alanı teknoloji olmayan üst düzey yöneticilerin siber güvenliğe olan bakış açılarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Kuruluşların siber güvenliğin iş süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul etmeleri büyük önem taşıyor&#8221; dedi.</p>
<p>İş dünyasındaki karar vericilerin (BDM) yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64) 2023 yılında güvenlik yatırımlarını artırmayı planladıklarını belirtiyor. Ancak araştırma, karar vericilerin siber güvenlik ile kurumun diğer bölümleri arasındaki ilişkiye dair anlayışlarında kritik eksiklikler olduğunu da ortaya koyuyor.</p>
<p>Diğer yandan, şirketlerin yarısı (yüzde 51) siber güvenliğin gerekli bir maliyet olduğunu ancak gelire katkıda bulunmadığını iddia ederken, benzer bir oran da (yüzde 48) değerinin saldırı/tehdit önleme ile sınırlı olduğunu savunuyor. Hatta neredeyse beşte biri (yüzde 38) siber güvenliği bir iş kolaylaştırıcıdan ziyade bir engel olarak görüyor.</p>
<p>Öte yandan, yüzde 81&#8217;i siber güvenlik konusundaki eksikliklerin yeni iş kazanma becerilerini etkileyebileceğinden endişe duyuyor ve beşte biri (yüzde 19) bunun zaten olduğunu kabul ediyor. Bu durum, karar vericilerin neredeyse dörtte üçünün (yüzde 71) potansiyel müşteriler ve tedarikçilerle yapılan görüşmelerde kendilerine siber güvenlik duruşu hakkında sorular sorulduğunu kabul etmesiyle ortaya çıkıyor. yüzde 78&#8217;i ise bu bilgi taleplerinin sıklığının arttığını söylüyor.</p>
<p>Tutumlardaki bu bariz çelişki, bir başka bulgu tarafından ortaya konuyor. Müşteri adayları ve tedarikçilerin pazarlıklarda güvenliğe açıkça öncelik vermelerine rağmen, karar vericilerin yalnızca yüzde 57&#8217;si siber güvenlik ve müşteri kazanımı/memnuniyeti arasında güçlü veya çok güçlü bir bağlantı olduğunu düşünüyor. </p>
<p>Vasıflı çalışan kazanımı, karar vericilerin siber güvenlik ile işin geri kalanı arasındaki bağlantıya ilişkin anlayışlarında açık boşlukların olduğu bir başka alan olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Katılımcıların neredeyse dörtte üçü (yüzde 71), her yerden çalışabilme becerisinin yetenekleri kazanma ve elde tutma mücadelesinde hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yine de yalnızca yaklaşık beşte ikisi siber güvenlik ile çalışanları elde tutma (yüzde 42) ve yetenekleri cezbetme (yüzde 43) arasındaki güçlü bağlantıyı anlıyor.</p>
<p>Katılımcılar, siber güvenliğin çalışan deneyimi üzerindeki etkisini kabul etmelerine rağmen şu görüşlere sahip:</p>
<ul>
<li>Yüzde 83&#8217;ü mevcut güvenlik politikalarının uzaktan çalışanların işlerini yapma becerilerini etkilediğini ifade ediyor (örneğin, ağ ve bilgi erişim sorunları ve çalışma hızının yavaşlaması)</li>
<li>Yüzde 43&#8217;ü mevcut güvenlik politikalarının çalışanların her yerden çalışabilmesine kısıtlama getirdiğini belirtiyor </li>
<li>Yüzde 54&#8217;ü mevcut politikaların çalışanların kullanmayı seçebileceği cihazları/platformları kısıtladığını düşünüyor</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-micronun-son-arastirmasi-siber-guvenligin-is-hacmi-ve-gelir-artisinda-buyuk-rol-oynadigini-gosteriyor-363485">Trend Micro&#8217;nun son araştırması siber güvenliğin iş hacmi ve gelir artışında büyük rol oynadığını gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 15:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yuvam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356806</guid>

					<description><![CDATA[<p>HER 10 KİŞİDEN 9’U İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GELECEK NESİLLER İÇİN TEHLİKE ARZ ETTİĞİNİN FARKINDA</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806">Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HER 10 KİŞİDEN 9</strong>’<strong>U İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GELECEK NESİLLER İÇİN TEHLİKE ARZ ETTİĞİNİN FARKINDA</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya Derneği Türkiye</strong>’<strong>de İklim Krizi Algı Araştırması’nın 2023 yılı sonuçları açıklandı. Konda Araştırma ve Danışmanlık işbirliğiyle, Birleşik Ödeme ve Secure Future desteği ile gerçekleştirilen ve Türkiye&#8217;nin en geniş çaplı iklim krizi algısı araştırması ile toplumun iklim değişikliğine dair bilgi seviyesine, görüşlerine ve davranışlarına yönelik hazırlandı. Araştırma kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele konusunda toplumun halihazırdaki durumu, farkındalık, kırılganlık, sorumluluk ve pratikler konu başlıklarında değerlendirildi.</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya tarafından </strong>Ekim 2022’de gerçekleştirilen araştırma ve Ocak 2023’te sonuçlanan rapora göre <strong>çevre sorunu</strong> denince toplumun en çok aklına gelen sorunlar hava kirliliği, çevre ve doğa kirliliği, çöp ve atık sorunu olurken; her <strong>4 kişiden 3’ünün aklına </strong>‘<strong>kirlilik</strong>’ <strong>sorunu</strong> geliyor. Toplumun diğer pek çok kesimi gibi <strong>her 10 gençten 9</strong>’<strong>u iklim değişikliği konusunda bireysel olarak sorumluluk alması</strong> gerektiğine inanıyor. </p>
<p>İklim değişikliği ile bu yıl en çok ilişki kurulan olaylar hava kirliliği, afetlerin artması ve olağandışı mevsim olaylarının çoğalması yer alıyor. Bu yıl gerçekleştirilen araştırmada ilk kez sorulan sorulardan biri ise sağlık alanı ve çeşitli hastalıklarla iklim krizinin ilişkilendirilmesi oldu. Sonuçlara göre toplumun <strong>yarısından fazlası</strong> gıda ve beslenme sorunlarının yaygınlaşması, solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının kötüleşmesi, su ve taşıyıcı hayvanlar aracılığıyla bulaşan enfeksiyonların artması gibi durumları iklim kriziyle ilişkilendiriyor. <strong>Her 10 kişiden yalnızca 2</strong>’<strong>si</strong> ise iklim krizinin kaza ve yaralanmalarla ilişkili olacağını düşünüyor.</p>
<p>Kırılganlık başlığı altında önümüzdeki iki yılda ‘<em><strong>başlarına gelebilme ihtimali en yüksek iki olayı ve bu olaylar başlarına geldiği takdirde diğer kişilere kıyasla ne kadar zorlanabilecekleri</strong></em>’ <em><strong>sorusu bu yıl da </strong></em>yöneltildi. Geçtiğimiz yıla kıyasla yüzdelik olarak <strong>en çok artan</strong> durum <strong>gıdaya erişimde zorlanmak</strong>. <strong>Her 10 kişiden 3’ü</strong> iki yıl içinde <strong>gıdaya erişimde zorlanabileceğini </strong>düşünüyor. Geçen yıla göre daha az kırılgan hissediliyor. </p>
<p>İklim değişikliği konusundaki endişe seviyesini, kişilerin kendi hayatları ve gelecek nesiller için ne kadar tehlikeli buldukları da araştırma konularından biriydi. <strong>Her 10 kişiden 8</strong>’<strong>i iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu, her 10 kişiden 9</strong>’<strong>u iklim değişikliğinin gelecek nesiller için tehlike arz ettiğini, her 10 kişiden 7</strong>’<strong>si de iklim değişikliğinin kendi hayatları için tehlike arz ettiğini dile getiriyor. </strong>Toplum iklim değişikliğinden gelecek nesillerin daha fazla etkileneceğini düşünüyor. </p>
<p>Paris Anlaşması’na taraf olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin anlaşma çerçevesinde takip etmesi gereken iklim hedefleri bulunuyor. İklim krizi ile mücadele kapsamında başta tarım, enerji, turizm ve ulaştırma sektörlerinde olmak üzere tüm sektörlerde gerçekleşecek dönüşüm büyük önem taşıyor. İklim hedefleri doğrultusunda bireylerin de sorumluluk almaları bir diğer önemli alan. Araştırmaya göre sorumluluk başlığı altında iklim değişikliğinin çözülmesi konusunda her <strong>10 kişiden 9</strong>’<strong>u bireysel olarak sorumluluk</strong> alması gerektiğini düşünüyor. </p>
<p>Saha çalışmaları 21-23 Ekim 2022 tarihlerinde gerçekleştirilen <strong>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması,</strong> Türkiye’de 75 ilin merkez dahil 327 ilçesinde 15 yaş üstü yetişkin nüfusu temsil eden 2215 kişiyle yapılan görüşmelerle ele alındı. Araştırma kapsamında görüşüne yer verilen kişilerin yüzde 3’ü 15-17 yaş aralığında iken, yüzde 33’ü 18-32 yaş aralığında, yüzde 32’si 18-32 yaş ve yüzde 32’si 49 yaş üzeri kişilerden oluşuyor.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, araştırma kapsamında şu yorumlarda bulundu: “<em>Türkiye, iklim krizinin etkilerinin en fazla görüldüğü bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. Özellikle son yıllarda orman yangınları, kuraklık, seller ve sel baskınları gibi doğal afetlerin sıklaştığı ve bu krizin etkilerinin Türkiye&#8217;de daha da belirgin hale geldiği görülüyor. Araştırma kapsamında farkındalığımızın yüksek olduğunu, diğer bir yandan toplumda iklim krizinin olumsuz etkilerinden haberdar olan kesimin bu etkilere ve bireysel olarak neler yapabilecekleri hakkında bilgi eksiklikleri olduğunu görüyoruz. Yuvam Dünya Derneği olarak altını ısrarla çizdiğimiz gibi, iklim krizini durduracak olan bireysel ve toplumsal olarak bakış açımızın değişmesiyle yaşayacağımız kültürel bir dönüşümdür. Bu dönüşümü de ancak geniş katılımlı bir toplumsal farkındalık ve kapsamlı bir iletişim sayesinde yapabiliriz. Sürdürdüğümüz bu araştırmalar yaşadığımız toplumun, farklı düşünce, yaş ve eğitim kategorilerindeki insanların iklim krizine bakışlarını anlamamız konusundaki en iyi araçlar olarak bize yardımcı oluyor.”</em></p>
<p>KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise araştırmaya dair “<em>Gerek ülkemizin kurumları gerekse tüm dünyadaki kurumlar ve organizasyonlar maalesef iklim krizinin büyüme hızından daha yavaş aksiyon alıyorlar. Yerkürenin karşılaştığı bu var olma krizine karşı gereke küresel politikalar gerek ulusal kurumlar ve kurallar oldukça yetersizdir. Şunu da belirtmeliyim ki son dönemlerde iklim krizi farkındalığı yaratmak için bireylere yüklenen sorumlulukları da açıkçası adil bulmak güç. Buna rağmen bireylerin önlem almak, davranış değiştirmek konusundaki istenci oldukça yüksek.” </em>dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz ise “<em>Rapor sonuçlarında görünen, ne yazık ki ciddi bir kesimin hala, ufak önlemler ve küçük değişiklikler ile iklim krizinin etkilerinin önlenebileceği kanısını taşıdıkları ve bu değişiklikleri de başkalarının yapmasını bekledikleri yönünde. Bunun en çarpıcı göstergelerinden bir tanesi, </em>‘<em>Sorumluluk almalı mısınız?</em>’ <em>sorusuna </em>‘<em>Evet</em>’ <em>cevabı verenlerin, </em>‘<em>O zaman krizin etkilerini azaltmak için siz de günlük yaşamınızda şu değişiklikleri yapın.</em>’ <em>dendiğinde çekimser kalıyor olmaları. Yuvam Dünya İklim Krizi Algı Araştırması bizlere söylemlerimizde ve eğitimlerde hangi noktaların üzerine daha fazla eğilmemiz, hangi konulara daha fazla önem vermemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.</em>” dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver sağlık alanına yönelik yorumlarını “<em>Gıda ve beslenme sorunlarının yaygınlaşması, solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının kötüleşmesi ve su ve taşıyıcı hayvanlar aracılığıyla bulaşan enfeksiyonların artması ve yaygınlaşması gibi bazı sağlık sorunlarının toplumun yarısından fazlası tarafından iklim krizi ile ilişkilendirilmesi olumlu bir bulgu olarak görülmekle beraber, bu farkındalığın toplum geneline henüz yayılmadığı söylenebilir. Bu bulgular bize iklim krizi ve sağlık ilişkisini toplumun daha geniş bir kesimine, daha derinlemesine ve çok boyutlu anlatmamız gerektiğini gösteriyor.</em>” şeklinde paylaştı.</p>
<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması destekçilerinden Birleşik Ödeme CEO’su İlker Sözdinler <em>“İklim krizi, her geçen gün daha da derinleşiyor ve bu korkutucu tablo gezegenimizdeki tüm canlılar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca ülkemizde Şubat 2023</em>’<em>de yaşadığımız depremin maalesef ki insanlık üzerinde olduğu kadar çevre için de geri dönülemez etkileri oldu. Çevre ya da iklim ile ilgili ne yazık ki hazırlanma, bekleme lüksümüz kalmadı. Beklenmedik afetlerin de sarsıcı etkileri, problemleri daha da katmerli hale getiriyor. Var olan tüm alışkanlıklarımızı bugün değiştirmek ve başka bir yaşama biçimi oluşturmak zorundayız. Gelecek seneki raporda çok daha farkındalığı yüksek bir toplum görmeye kararlıyız.” </em>dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması destekçilerinden Secure Future  CEO’su Cem Miraç Kotanoğlu düşüncelerini <em>“İklim krizi geldi, yaşıyoruz! Artık Dünyamız bu krizle savaşmak durumunda. Secure Future olarak hizmet verdiğimiz kurumların teknoloji alanında yeşil dönüşüm projelerine danışmanlık ediyor ve liderlik ediyoruz. Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi araştırmasına destekçi olmamızdaki en önemli sebebi bu gerçeğin yaygınlaşması ve herkesin farkındalığının artmasını sağlamaktır. İklim krizi ile mücadele etmek herkesin vazgeçilmez bir görevi olduğuna inanıyorum. Hem bireysel hem kurumsal önlemler alınmaması durumunda bizden sonra gelen nesillerin yaşam şartları çok ama çok zorlaşacak. Bu bilinçle hem kendi özel hayatımda hem de şirketimizde önlemlerimizi alıyoruz. Aksi takdirde orman yangınları, heyelanlar, sel felaketleri ve kuraklık haberlerini sıklıkla duymaya devam edeceğiz.” </em>şeklinde paylaştı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806">Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PwC ve Wellbees&#8217;ten &#8216;İş Gücünde Sürdürülebilirlik&#8217; Araştırması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pwc-ve-wellbeesten-is-gucunde-surdurulebilirlik-arastirmasi-356242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 08:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[gücünde]]></category>
		<category><![CDATA[pwc]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[wellbeesten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356242</guid>

					<description><![CDATA[<p>PwC ve Wellbees; eşitlik, kapsayıcılık, esenlik, yetenek açığı ve bağlılık gibi kavramlar üzerinden iş gücünün genel durumunu ortaya koyan ve daha sürdürülebilir bir çalışma hayatı yaratmanın yollarını inceleyen ‘İş Gücünde Sürdürülebilirlik’ araştırmasını yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pwc-ve-wellbeesten-is-gucunde-surdurulebilirlik-arastirmasi-356242">PwC ve Wellbees&#8217;ten &#8216;İş Gücünde Sürdürülebilirlik&#8217; Araştırması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PwC ve Wellbees; eşitlik, kapsayıcılık, esenlik, yetenek açığı ve bağlılık gibi kavramlar üzerinden iş gücünün genel durumunu ortaya koyan ve daha sürdürülebilir bir çalışma hayatı yaratmanın yollarını inceleyen ‘İş Gücünde Sürdürülebilirlik’ araştırmasını yayımladı. </strong></p>
<p>PwC Türkiye’nin yeni nesil çalışan esenliği platformu Wellbees ile hazırladığı ‘İş Gücünde Sürdürülebilirlik’ araştırması eşitlik, kapsayıcılık, adalet, etik, esenlik, yetenek açığı ve bağlılık gibi iş gücünde sürdürülebilirlik için başlıkları altında çalışanlar arasındaki genel görünümü ortaya koyuyor. Araştırma şirketlerin bu tabloyu iyileştirmek için hangi yolları izlemesi gerektiğine ışık tutuyor.</p>
<p>2022 Eylül ve Ekim aylarında teknoloji, perakende, tüketici ürünleri, sağlık ve otomotiv başta olmak üzere 18’den fazla sektörde, farklı departmanlarda çalışan 308 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların %44’ü uluslararası kurumlarda, %20’si yerel kurumlarda, %11’i ise yerel aile kuruluşunda çalışıyor. </p>
<p>Katılımcılar arasında %57 ile hibrit çalışma modeli yaygınken, %32 oranında ofis ve %10 oranında sanal/uzaktan çalışma modeli görülüyor. Ekip yönetme sorumluluğuna sahip olduğunu bildiren katılımcı oranı ise %57. </p>
<p><strong>Çözüm, İnsan Odaklı Yaklaşım</strong></p>
<p>Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren<strong> PwC Türkiye Şirket Ortağı</strong> <strong>Ülker Day</strong> son 2-3 yıldır küresel düzeyde deneyimlenen ‘sessiz istifa’ ve ‘büyük istifa’ gibi trendlerin iş gücünün sürdürülebilirliği bakımından hiç olmadığı kadar gündemde yer aldığını belirtti. <strong>Ülker Day</strong> sözlerine şöyle devam etti: “Son yıllarda çalışanların önemli bir bölümü iş yerlerinde kendilerinden istenenleri sürdürülebilir olarak görmediklerini belirtiyor. İşte bu nedenle biz de Wellbees ile iş gücünün bir fotoğrafını çektik. Nelerin sürdürülebilir olduğunu bizzat konunun öznelerinden dinleyince daha iyi anladık. Örneğin psikolojik güvenlik skorundaki bir puanlık artışın, beceri ve yetenek gelişiminin desteklenme düzeyinde de artışa yol açtığını,  iş yerinde hissedilen negatif duyguları azaltığını gördük. Ayrıca çalışan esenliği bir sosyal sürdürülebilirlik stratejisi olarak ele alınırsa çalışanların hem iş yerinde hem iş dışı alanlarda coşkulu, parlak, keyifli, verimli, esen günlerinin artacağı sonucuna vardık.” </p>
<p>Araştırmanın, sürdürülebilirliği günümüzde giderek önemli hale gelen ESG yani çevresel, sosyal, yönetişim bakış açısı ve ölçülebilir rakamlarla ele aldığına dikkat çeken <strong>Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu</strong> ise “Özellikle kadınlar, cinsiyet belirtmek istemeyenler ve genç çalışanların diğer gruplara göre esenliklerinin daha düşük, iş yerlerinden aldıklarını düşündükleri desteklerin de daha az olduğuna ilişkin bir algıları söz konusu. Bu bağlamda bu gruplara yönelik özel iletişim ve programlar yaratmak gerekiyor. Bunun yanı sıra müdürlerin nasıl hissettikleri ile kendi ekiplerinin modlarının çok yüksek oranda korelasyon içinde olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla müdürleri desteklemek çok kritik. Son olarak da ‘tükenmişlik’ ve ‘sessiz istifa’ gibi kavramların oldukça gerçek olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle kuruma bağlı olmayan ancak ‘iyiyim’ diyen bireylerin sayısının artması, işlerinden kopan bir grup insanın olduğuna işaret ediyor. Buna yönelik aksiyon almak da son derece önemli” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal Sürdürülebilirlik Stratejisi: Çeşitlilik ve Kapsayıcılık İlk Sırada</strong></p>
<p>Araştırmada “Kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler kapsamında iş gücü planları değerlendirilirken sosyal sürdürülebilirlik perspektifinden bakılıyor mu?” sorusuna yanıt arandı. Araştırmanın sonuçlarına göre şirketlerin bu alanda en öncelik verdiği strateji çeşitlilik ve kapsayıcılık oldu.  Katılımcıların %24,9’u ilk sırada buna işaret etti.  </p>
<p>Şirketlerin gündeminde yer alan diğer stratejilerse şöyle sıralandı: Destekleyici eğitimler ve programlarla yetenek kazanımı ve gelişimi (%22,8), çalışan esenliği uygulamaları (%20,6), sosyal sorumluluk projeleri aracılığıyla toplumsal adaletin sağlanması (%19,3) ve tedarikçilerin etik uygulamalara sahip olması (%12,5).  Öte yandan şirket kırılımına bakıldığında, KOBİ şirketlerinde yetenek ve beceri kazanımı/geliştirmeye yönelik uygulamalara biraz daha fazla önem verildiği görüldü.</p>
<p><strong>Esenlik: Kurumlar Esnek Çalışmaya Ağırlık Veriyor</strong></p>
<p>Araştırmada kurumlarda uygulanan imkânlar, çalışanların canlılıkları, olumlu ve olumsuz duyguları, ruh sağlıkları ve iş dışı faaliyetler açısından irdelendi. Kurumlarda en sık görülen esenlik uygulaması %27,4 ile esnek çalışma olanakları psikolog, diyetisyen, spor hocası gibi uzman desteği %19 ile ikinci, konuyla ilgili eğitimlerse %17,7 ile üçüncü sırada yer aldı. Stres yönetimi ve sigara bırakma programları en az görülen uygulamalar olarak sıralandı. </p>
<p><strong>Yetenek Açığı: Erkekler Daha Fazla Eğitim Alıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılanların neredeyse yarısının (%48) kendilerini geleceğe hazırlayacak, %44’ünün de dijital becerilerini geliştirecek ve işlerini daha iyi yapabilmelerini sağlayacak eğitimler aldığına yönelik yanıt verdiği görüldü. Uluslararası kurumlarda yetenek gelişimi skorları en yüksek seviyedeyken, yerel aile kuruluşlarında en düşük düzeyde olduğu ortaya çıktı.  Ayrıca erkeklerin daha fazla eğitim aldığı görüldü. </p>
<p><strong>Psikolojik Güvenlik Skorları Yaş Arttıkça Yükseldi</strong></p>
<p>Araştırmada ayrıca işle ilgili kararlarda fikir verebildiğini hisseden, yeni beceriler öğrenebilen, duygularının dikkate alındığını söyleyen, yakın iş arkadaşlarına sahip olan ve yaptığı işte iyi olduğunu duyan çalışanların psikolojik güveni yüksek çıktı. Psikolojik güvenlik skorları yaş arttıkça yükseldi. Öte yandan bu skor ofisten çalışma modelinde en düşük seviyesindeydi, hibrit çalışma modeli ise güveni artırdı.</p>
<p><strong>Çalışan Bağlılığı: Bağlılık Ortalamanın Üstünde</strong></p>
<p>“Çalışanlar mevcut şirketlerinde çalışmaktan memnun mu, yapılan işlerin amaçları konusunda hevesli mi? İşini ilham verici buluyor ve çalışmaya devam etmek istiyor mu?” gibi soruların yöneltildiği ve sürdürülebilir bir iş gücü yaratılması için hayli kritik olan bu başlıkta katılımcıların genel bağlılık skoru 69,5 oldu. Diğer sonuçlarla uyumlu bir şekilde erkeklerde (%71,8) ve hibrit çalışma modelinde (%72,5) bu skor daha yüksek gerçekleşti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pwc-ve-wellbeesten-is-gucunde-surdurulebilirlik-arastirmasi-356242">PwC ve Wellbees&#8217;ten &#8216;İş Gücünde Sürdürülebilirlik&#8217; Araştırması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
