<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>anahtarı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/anahtari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/anahtari</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Mar 2026 10:08:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>anahtarı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/anahtari</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı kabul ediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-iliskiler-mutlulugun-anahtari-kabul-ediliyor-621760</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutluluk ve iyi oluşun küresel ölçekte yeniden düşünüldüğünü belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi, İş ve Örgüt Psikoloğu Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Mutluluk artık yalnızca bireysel bir duygu değil; kamu politikalarının ve kalkınma anlayışının merkezinde yer alan bir göstergedir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-iliskiler-mutlulugun-anahtari-kabul-ediliyor-621760">Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk ve iyi oluşun küresel ölçekte yeniden düşünüldüğünü belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi, İş ve Örgüt Psikoloğu Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Mutluluk artık yalnızca bireysel bir duygu değil; kamu politikalarının ve kalkınma anlayışının merkezinde yer alan bir göstergedir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Son yıllarda mutluluk araştırmalarında özellikle sosyal ilişkilerin gücü, toplumsal güven, ekonomik eşitsizlik ve dijital yaşamın etkileri gibi konuların öne çıktığını belirten Uzunkoca, “Araştırmalar yalnızlık ve sosyal izolasyonun mutluluğu önemli ölçüde düşürdüğünü, toplumlarda güven düzeyi yükseldikçe ortalama mutluluğun arttığını ve ekonomik eşitsizliklerin yüksek olduğu toplumlarda mutluluk düzeylerinin daha düşük olduğunu göstermektedir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi, İş ve Örgüt Psikoloğu Ülfet Uzunkoca, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede mutluluk kavramının küresel ölçekte nasıl ele alındığını, kalkınma anlayışındaki dönüşümü ve mutluluk araştırmalarının temel dinamiklerini değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk, yalnızca bireysel bir deneyim değil</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Mart’ın, Birleşmiş Milletler tarafından 2012 yılında Uluslararası Mutluluk Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Uzunkoca, “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 66/281 sayılı kararıyla kabul edilen bugün, mutluluk ve iyi oluşun insanların yaşamında evrensel bir hedef olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım, mutluluğun yalnızca bireysel bir deneyim değil; aynı zamanda kamu politikalarında dikkate alınması gereken bir iyi oluş göstergesi olduğunu vurgulamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalkınma anlayışı değişiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Mutluluk Günü’nün ortaya çıkışında Bhutan’da geliştirilen kalkınma yaklaşımının etkili olduğunu belirten Uzunkoca, “Bhutan, 1970’li yıllardan bu yana ülkelerin başarısının yalnızca Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ile ölçülmesinin yeterli olmadığını savunarak bunun yerine ‘Gross National Hapiness &#8211; Ulusal Mutluluk’ anlayışını önermiştir. Bu yaklaşıma göre, kalkınma yalnızca ekonomik büyümeyle değil, sosyal refah, çevresel sürdürülebilirlik ve psikolojik iyi oluş gibi unsurların birlikte değerlendirilmesiyle anlam kazanmaktadır. Bu perspektif, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren uluslararası politika tartışmalarında daha görünür hâle gelmiştir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>20 Mart’ın sembolik anlamı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Mart tarihinin seçilmesinin de sembolik bir anlam taşıdığını ifade eden Uzunkoca, “Bu tarih, gece ve gündüzün eşit olduğu ilkbahar ekinoksuna denk gelmektedir. Ekinoksun temsil ettiği denge fikri, refahın ve iyi oluşun toplumlar arasında dengeli biçimde paylaşılması gerektiğini hatırlatan güçlü bir semboldür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk politikaların merkezine alınıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Mutluluk Günü’nün temel amacının mutluluğu kamu politikalarının önemli bir hedefi olarak tanımlamak olduğunu belirten Uzunkoca, “Bu yaklaşım; ekonomik büyümenin yanı sıra iyi oluş göstergelerinin dikkate alınmasını, yoksulluğun azaltılmasını, eşitsizliklerin düşürülmesini ve sürdürülebilir kalkınma ile psikolojik iyi oluşun birlikte düşünülmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle her yıl bu tarihlerde World Happiness Report yayımlanarak küresel ölçekte iyi oluş verileri analiz edilmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>2026’nın teması: Sosyal medya ve mutluluk</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu yılın temasının “sosyal medya ve mutluluk” olarak belirlendiğini ifade eden Uzunkoca, “Bu tema, dijital etkileşimlerin mutluluk ve iyi oluşla ilişkisini gündeme taşımakta; sosyal medyanın hem yaratabileceği zorluklara hem de daha yapıcı, daha bilinçli ve daha olumlu kullanım biçimlerine dikkat çekmektedir. Aynı zamanda çevrim içi ortamda kurulan ilişkilerde gösterilen özenin, kullanılan dilin ve yapılan tercihlerin bireysel ve toplumsal düzeyde fark yaratabileceğine işaret etmektedir. Bu yönüyle tema, daha mutlu ve daha nazik bir sosyal ortamın yalnızca yüz yüze değil, dijital dünyada da birlikte inşa edilebileceğini vurgulamaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mutluluk ölçülebilir bir kavram</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Mutluluk Raporu’nun bilimsel verilere dayandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Dünya Mutluluk Raporu, Oxford Üniversitesi bünyesindeki İyi Oluş Araştırma Merkezi (Wellbeing Research Centre) tarafından, Gallup, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (UN Sustainable Development Solutions Network) ve bağımsız bir editör kurulu ile iş birliği içinde yayımlanmaktadır. Raporda büyük ölçüde Gallup World Poll verileri kullanılmakta ve 150’den fazla ülkeden veri toplanmaktadır. Mutluluk ölçümünde temel olarak ‘Cantril Merdiveni’ adı verilen yaşam değerlendirme sorusu kullanılmaktadır. Bireylerden yaşamlarını 0 ile 10 arasında bir merdivende değerlendirmeleri istenmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Altı temel değişken belirleyici oluyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mutluluk düzeylerini açıklamada altı temel değişkenin öne çıktığını ifade eden Uzunkoca, “Kişi başına düşen gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, hayat seçimlerinde özgürlük, cömertlik ve yolsuzluk algısı mutluluğu belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır. Özellikle sosyal destek, bireylerin zor zamanlarda güvenebilecekleri birinin varlığı açısından mutluluk üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalkınma anlayışında yeni perspektif </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Psikoloji açısından bakıldığında Dünya Mutluluk Günü’nün önemli bir paradigma değişimini de temsil ettiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ülfet Uzunkoca, “Uzun süre kalkınma anlayışında ‘ekonomik büyüme → iyi oluş’ şeklinde kurulan ilişki, giderek ‘iyi oluş → sürdürülebilir toplum’ perspektifiyle yeniden düşünülmeye başlanmıştır. Bu yaklaşım mutluluğun yalnızca bireysel bir duygu olarak değil, aynı zamanda kamu politikaları, ekonomi ve sosyal gelişim açısından önemli bir gösterge olarak ele alınmasına katkı sağlamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda mutluluk araştırmalarında özellikle sosyal ilişkilerin gücü, toplumsal güven, ekonomik eşitsizlik ve dijital yaşamın etkileri gibi konular öne çıktığını belirten Uzunkoca, “Araştırmalar yalnızlık ve sosyal izolasyonun mutluluğu önemli ölçüde düşürdüğünü, toplumlarda güven düzeyi yükseldikçe ortalama mutluluğun arttığını ve ekonomik eşitsizliklerin yüksek olduğu toplumlarda mutluluk düzeylerinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Ayrıca özellikle genç kuşaklarda sosyal medya kullanımı ile iyi oluş arasındaki ilişki de giderek daha fazla araştırılan bir alan haline gelmiştir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En mutlu ülkeler neden önde?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya mutluluk sıralamalarında belirli ülkelerin öne çıktığını ifade eden Uzunkoca, “Finlandiya, Danimarka, İzlanda, İsveç ve Hollanda gibi ülkeler genellikle ilk sıralarda yer almaktadır. Bu durumun arkasında güçlü sosyal güvenlik sistemleri, yüksek toplumsal güven ve dengeli iş-yaşam ilişkisi gibi faktörler bulunmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İyi oluş, sürdürülebilir toplumların anahtarı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Psikoloji açısından bu sürecin önemli bir paradigma değişimini temsil ettiğini vurgulayan Uzunkoca, “Uzun yıllar ‘ekonomik büyüme iyi oluşu getirir’ anlayışı hâkimdi. Günümüzde ise ‘iyi oluş sürdürülebilir toplumları oluşturur’ yaklaşımı öne çıkmaktadır. Bu da mutluluğun yalnızca bireysel bir duygu değil; toplumsal gelişimin temel göstergelerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-iliskiler-mutlulugun-anahtari-kabul-ediliyor-621760">Sosyal ilişkiler mutluluğun anahtarı kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıkta sürdürülebilirliğin anahtarı iyi yönetim!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikta-surdurulebilirligin-anahtari-iyi-yonetim-599796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 12:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[mezun]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirliğin]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü öğretim üyesi, VERİMER (Veri Uygulama ve Araştırma Merkezi) Müdürü Prof. Dr. Tuğba Altıntaş, 18 Aralık Sağlık İdarecileri Günü dolayısıyla sağlık kurumları işletmeciliği ve sağlık yönetimi alanının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-surdurulebilirligin-anahtari-iyi-yonetim-599796">Sağlıkta sürdürülebilirliğin anahtarı iyi yönetim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü öğretim üyesi, VERİMER (Veri Uygulama ve Araştırma Merkezi) Müdürü Prof. Dr. Tuğba Altıntaş, 18 Aralık Sağlık İdarecileri Günü dolayısıyla sağlık kurumları işletmeciliği ve sağlık yönetimi alanının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Sağlık hizmetlerinin yönetimsel boyutunu kapsayan stratejik bir alan</strong></p>
<p>Sağlık Kurumları İşletmeciliği veya Sağlık Yönetimi sağlık hizmetlerinin yalnızca tıbbi boyutuyla değil; yönetim, planlama ve sürdürülebilirlik ekseninde de ele alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuğba Altıntaş, “Sağlık Kurumları İşletmeciliği ve Sağlık Yönetimi, sağlık hizmetlerinin sadece tıbbi değil; aynı zamanda yönetimsel, ekonomik ve organizasyonel boyutunu kapsayan stratejik bir alandır. Bu programlardan mezun olanlar, sağlık kurumlarının etkin, verimli ve hasta odaklı şekilde yönetilmesinde aktif rol üstlenmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Mezunlar çok yönlü bir yönetim becerisi kazanıyor</strong></p>
<p>Programın mezunlara kazandırdığı temel yetkinliklere değinen Prof. Dr. Altıntaş, “Mezunlarımız; yönetim ve organizasyon, finansal planlama ve bütçe yönetimi, insan kaynakları, kalite ve akreditasyon süreçleri, sağlık mevzuatı ile hasta memnuniyeti ve hizmet kalitesi gibi alanlarda donanım kazanıyor. En önemli kazanım ise sağlık hizmetlerini hem hasta hem kurum hem de çalışan perspektifinden değerlendirebilmeleridir. En önemli kazanımlardan biri, mezunların sağlık hizmetlerini hem hasta hem kurum hem de çalışan perspektifinden değerlendirebilme yeteneği elde etmeleridir. Böylece sağlık hizmetlerinin daha düzenli ve sürdürülebilir sunulmasına katkı sağlarlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İstihdam alanı oldukça geniş</strong></p>
<p>Sağlık Kurumları İşletmeciliği mezunlarının Türkiye’de çok geniş bir yelpazede görev alabildiğini belirten Prof. Dr. Altıntaş, “Mezunlarımız; kamu ve özel hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, tıp merkezleri, aile sağlığı merkezleri, özel sağlık şirketleri, ilaç ve medikal firmalar, sağlık sigortası ve özel emeklilik şirketleri ile sağlık turizmi firmalarında istihdam edilebilmektedir. Mezunlar genellikle idari kadrolarda; hasta hizmetleri, kalite birimleri, insan kaynakları, satın alma ve planlama gibi bölümlerde görev alırlar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Uluslararası alanda da geçerliliği olan bir meslek</strong></p>
<p>Sağlık yönetiminin küresel ölçekte geçerli bir alan olduğunun altını çizen Prof. Dr. Altıntaş, “Yabancı dil yeterliliğini geliştiren mezunlar, yurt dışındaki hastanelerde, sağlık turizmi firmalarında, uluslararası sağlık kuruluşlarında ve sağlık danışmanlığı ile proje yönetimi alanlarında çalışma imkânı bulabilmektedir. Özellikle sağlık turizmi ve uluslararası hasta yönetimi alanları, mezunlar için önemli fırsatlar sunmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özel sektör daha hızlı fırsatlar sunuyor</strong></p>
<p>Kamu ve özel sektör karşılaştırmasına da değinen Prof. Dr. Altıntaş, “Mezunların istihdamında özel sektör daha hızlı ve esnek fırsatlar sunmaktadır. Özel hastaneler, sağlık grupları ve sağlık şirketleri bu mezunlara yoğun talep göstermektedir. Kamu sektöründe ise Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlarda görev alma imkânı bulunmaktadır; ancak bu alanda atamalar daha sınırlı ve rekabetçidir. Bu nedenle mezunların büyük bir kısmı kariyerine özel sektörde başlamayı tercih etmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijitalleşme ve veri temelli yönetim öne çıkacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda sağlık yönetimi alanında öne çıkacak trendlere de değinen Prof. Dr. Altıntaş, “Dijitalleşme, sağlık bilişim sistemleri, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları, veriye dayalı yönetim, hasta deneyimi ve memnuniyeti odaklı yaklaşımlar ile kalite ve hasta güvenliği uygulamaları önümüzdeki dönemin belirleyici başlıkları olacak. Bu gelişmeler, sağlık kurumları işletmeciliği mezunlarının önemini her geçen gün artırmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sağlık yöneticileri sistemin görünmeyen kahramanları</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tuğba Altıntaş, sağlık yöneticilerinin sistemdeki hayati rolüne dikkat çekerek, “Sağlık Kurumları İşletmeciliği, sağlık sisteminin arka planda ama hayati rol üstlenen bir alanıdır. İyi yönetilen sağlık kurumları hem sağlık çalışanlarının yükünü azaltır hem de hastalara daha kaliteli hizmet sunar.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-surdurulebilirligin-anahtari-iyi-yonetim-599796">Sağlıkta sürdürülebilirliğin anahtarı iyi yönetim!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite Adayları için Geleceğin Anahtarı: Yetkinlik Temelli Eğitim</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-adaylari-icin-gelecegin-anahtari-yetkinlik-temelli-egitim-558591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yetkinlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, Türkiye genelinde yüz binlerce genç hayatlarının en önemli kararlarından birini vermeye hazırlanıyor: Hangi üniversite ve bölüm, onları değişen dünyaya en iyi şekilde hazırlayacak?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-adaylari-icin-gelecegin-anahtari-yetkinlik-temelli-egitim-558591">Üniversite Adayları için Geleceğin Anahtarı: Yetkinlik Temelli Eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, Türkiye genelinde yüz binlerce genç hayatlarının en önemli kararlarından birini vermeye hazırlanıyor: Hangi üniversite ve bölüm, onları değişen dünyaya en iyi şekilde hazırlayacak?</p>
<p>Uzmanlara göre bu soruya yalnızca “iyi bir diploma” beklentisiyle değil, öğrencinin geleceğe ne kadar donanımlı hazırlanacağı bakış açısıyla yanıt aranmalı. Zira 21. yüzyılda üniversiteler yalnızca bilgi aktaran değil; gençleri eleştiren, üreten, iş birliği içinde çalışan ve dijital dünyada etkin bireyler olarak yetiştiren kurumlar olmak zorunda.</p>
<p>Gençlerin artık sadece bir bölümü değil, kendi potansiyellerini geliştirebilecekleri eğitim ortamlarını seçmeleri gerektiğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İpek Karaaslan şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Bugün üniversiteye başlayan bir öğrenci, mezun olduğunda çok farklı bir iş dünyasıyla karşılaşacak. Bu yüzden üniversiteler, öğrencilerine yalnızca mesleki bilgi değil, yaşam boyu işe yarayacak yetkinlikler kazandırmalı.”</p>
<p><strong>Yaratıcılıktan Öz Disipline Beceriler Fark Yaratacak </strong></p>
<p>Prof. Dr. İpek Karaaslan’ın sözünü ettiği bu yetkinlikler, yalnızca akademik başarıyı değil; bireyin toplumsal ve mesleki yaşamda da güçlü bir şekilde var olmasını sağlayacak becerileri kapsıyor. Bunlar arasında şunlar öne çıkıyor:</p>
<p>• Eleştirel düşünme ve sorgulama becerisi</p>
<p>• Yaratıcılık ve problem çözme yetkinliği</p>
<p>• Dijital okuryazarlık ve teknolojiyle etkili çalışma becerisi</p>
<p>• İletişim ve ekip çalışması becerileri</p>
<p>• Etik sorumluluk ve sürdürülebilirlik bilinci</p>
<p>• Uyum ve değişime açıklık (esneklik)</p>
<p>• Kültürlerarası farkındalık ve küresel vatandaşlık bilinci</p>
<p>• Öğrenmeyi öğrenme becerisi</p>
<p>• Girişimcilik ve yenilikçilik anlayışı</p>
<p>• Zaman yönetimi ve öz disiplin</p>
<p>Bu yetkinlikler, hem hızla değişen iş dünyasında ayakta kalabilmek hem de dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve toplumsal sorumluluk gibi küresel gündemlere katkı sunabilmek için her zamankinden daha kritik. </p>
<p>Bu yetkinliklerin her biri, gençleri yalnızca bir mesleğe değil; çok yönlü, üretken ve fark yaratan bireyler olarak hayata hazırlamak için kritik önem taşıyor. Prof. Dr. Karaaslan’a göre, kalite odaklı üniversiteler artık müfredatlarını bu anlayışla yapılandırıyor, ders içeriklerini güncelliyor ve akademik kadrolarını buna göre şekillendiriyor.</p>
<p>“İyi bir üniversite, öğrencisine yalnızca bilgi vermekle kalmaz; ona düşünme becerisi, etik duruş, dijital farkındalık ve sorgulama refleksi kazandırır.”</p>
<p>Bu anlayış doğrultusunda, yetkinlik temelli eğitimi benimseyen üniversitelerde proje tabanlı öğrenme, disiplinlerarası müfredatlar, sektör temsilcileriyle mentorluk programları, start-up destek merkezleri, yapay zekâ ile kişiselleştirilmiş öğrenme platformları ve uluslararası staj olanakları gibi uygulamalarla öğrenciler çok boyutlu gelişim fırsatlarıyla buluşturuluyor.</p>
<p><strong>Kalite Odaklı Üniversiteler Yeniden Yapılanıyor</strong></p>
<p> Bu yıl üniversite tercihi yapacak öğrencilere seslenen Prof. Dr. Karaaslan, karar aşamasında şu soruyu sormalarını öneriyor:</p>
<p>“Bu üniversite beni sadece mezun eder mi, yoksa aynı zamanda geliştirir mi? Dünyayı okuma, birlikte üretme ve kendimi ifade etme becerisi kazandırır mı?”</p>
<p>Günümüz koşullarında üniversite seçimi, yalnızca bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını da gözeten bir yatırım haline geliyor. Bu nedenle gençlerin bu süreçte yalnızca diplomaya değil; kendilerini geliştirecek, potansiyellerini ortaya çıkaracak ve onları geleceğe hazırlayacak bir eğitime odaklanmaları büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-adaylari-icin-gelecegin-anahtari-yetkinlik-temelli-egitim-558591">Üniversite Adayları için Geleceğin Anahtarı: Yetkinlik Temelli Eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yatırımla Vatandaşlık: Stratejik Bir Gelecek Planlamasının Yeni Anahtarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yatirimla-vatandaslik-stratejik-bir-gelecek-planlamasinin-yeni-anahtari-554941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 14:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[planlamasının]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımla]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harvey Law Group Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, yatırım yoluyla vatandaşlık programlarının artık sadece mobilite değil; eğitim, güvenlik ve stratejik gelecek planlamasının da anahtarı olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yatirimla-vatandaslik-stratejik-bir-gelecek-planlamasinin-yeni-anahtari-554941">Yatırımla Vatandaşlık: Stratejik Bir Gelecek Planlamasının Yeni Anahtarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harvey Law Group Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, yatırım yoluyla vatandaşlık programlarının artık sadece mobilite değil; eğitim, güvenlik ve stratejik gelecek planlamasının da anahtarı olduğunu söylüyor.</p>
<ol>
<li><strong>Bugün yatırım yoluyla vatandaşlık neden bu kadar büyük bir talep görüyor?</strong></li>
</ol>
<p>Pandemi sonrasında bireyler artık yalnızca bulundukları ülkeye bağlı kalmanın ne kadar riskli olduğunu fark etti. Eğitim, sağlık, yaşam kalitesi ve kişisel güvenlik gibi kriterler öne çıktı. İnsanlar sadece bugünü değil, çocuklarının geleceğini planlıyor. Bu noktada ikinci bir vatandaşlık, yalnızca bir pasaport değil; daha özgür, daha güvenli ve daha sürdürülebilir bir hayatın kapılarını aralıyor.</p>
<p><strong>2. Türk vatandaşları en çok hangi ülkelerin programlarını tercih ediyor ve neden?</strong></p>
<p>Karayipler ekonomik erişilebilirlik açısından hâlâ çok cazip. Portekiz, İtalya, Fransa gibi Avrupa ülkeleri ise Schengen alanında serbest dolaşım hakkı ve kaliteli yaşam altyapısı nedeniyle öne çıkıyor. Kanada ve Singapur gibi ülkeler ise eğitim ve teknolojiye yatırım yapan aileler için çekici hale geldi. Danışanlarımız arasında işini Avrupa’ya taşımak isteyen start-up sahiplerinden çocuklarına dünya çapında eğitim sağlamak isteyen ebeveynlere kadar çok farklı profiller var.</p>
<p><strong>3. Türk pasaportuyla vizesiz seyahat hakkı son yıllarda gelişme gösterdi. Buna rağmen neden ikinci vatandaşlık hâlâ stratejik kabul ediliyor?</strong></p>
<p>Evet, Türk pasaportuyla şu anda 126 ülkeye vizesiz ya da kapıda vizeyle giriş mümkün. Ancak hâlâ Schengen ülkeleri, ABD, Kanada ve İngiltere için vize alınması gerekiyor. Bu ülkeler, iş, eğitim, sağlık ve yaşam kalitesi açısından en çok talep edilen destinasyonlar. Dolayısıyla global hareketlilik arayan yatırımcılar için ikinci vatandaşlık, erişim kısıtlarını aşmak adına stratejik bir adım hâline geliyor.</p>
<p><strong>4. Yatırım yoluyla vatandaşlık almak sadece bireyleri mi etkiliyor, yoksa aileyi kapsayan avantajlar da var mı?</strong></p>
<p>Elbette tüm aileyi kapsayan çok boyutlu avantajlar sağlıyor. Çocukların dünya çapında okullara, üniversitelere erişimi kolaylaşıyor. Ebeveynler için kaliteli sağlık hizmetleri, yaşlı bireyler için huzurlu ve güvenli yaşam altyapıları sunuluyor. Ayrıca birçok programda eş ve çocukların yanı sıra ebeveynler de başvuruya dâhil edilebiliyor.</p>
<p><strong>5. Süreç ne kadar sürüyor? Yatırım dışında başka şartlar da var mı?</strong></p>
<p>Programdan programa değişmekle birlikte Karayip ülkelerinde süreç genellikle 4–6 ay arasında tamamlanıyor. Avrupa programlarında ise bu süre 6 aydan başlayıp 1 yıla kadar uzayabiliyor. Yatırımın türü – gayrimenkul, bağış, fon gibi – ve miktarı da ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Bazı ülkelerde fiziksel ikamet şartı aranmazken, bazılarında minimum kalış süresi talep ediliyor. HLG olarak başvuru sahibinin yaşam tarzı ve hedeflerine göre en uygun yapıyı belirleyip süreci A’dan Z’ye yönetiyoruz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yatirimla-vatandaslik-stratejik-bir-gelecek-planlamasinin-yeni-anahtari-554941">Yatırımla Vatandaşlık: Stratejik Bir Gelecek Planlamasının Yeni Anahtarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konforlu Ulaşımın Anahtarı: Düzenli Bakım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konforlu-ulasimin-anahtari-duzenli-bakim-546409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 09:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşımın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelindeki yürüyen merdivenlerin aylık bakım çalışmalarını sürdürüyor. Bakım ve onarım işlemleri, üst geçitlerde bulunan yürüyen merdivenlerin güvenli ve konforlu kullanımını sağlamak amacıyla titizlikle gerçekleştiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konforlu-ulasimin-anahtari-duzenli-bakim-546409">Konforlu Ulaşımın Anahtarı: Düzenli Bakım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, konforlu yaşam hedefleri doğrultusunda şehirdeki üst geçitlerde yer alan yürüyen merdiven ve asansörlerin periyodik bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, köprü ve üst geçitlerde bulunan 10 noktadaki yürüyen merdivenlerin Haziran ayı bakımı devam ediyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/19/konforlu-ulasim-icin-adim-adim-bakim-1750321710-710-x750.jpeg"></p>
<p><strong>ULAŞIMI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KOLAYLAŞTIRIYOR</strong></p>
<p>Yürüyen merdiven ve asansörler özellikle yaşlı, engelli ve hasta vatandaşların günlük yaşamındaki ulaşım konforunu artırıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu hizmetlerin sorunsuz işlemesi için bakım çalışmalarına büyük önem veriyor. Verilen hizmet ile kent içi ulaşımı önemli ölçüde kolaylaştırıyor.</p>
<p><strong>UZMAN EKİPLER ÖNCÜLÜ&#286;ÜNDE</strong></p>
<p>Bakım ve onarım çalışmaları, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Enerji, Aydınlatma ve Mekanik İşler Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştiriliyor. Ekipler, Kocaeli genelindeki tüm üst geçitlerdeki yürüyen merdiven ve asansörlerin periyodik bakımlarını düzenli olarak yapıyor.</p>
<p><strong>ÇALIŞMA AKŞAM SAATLERİNDE GERÇEKLEŞİYOR</strong></p>
<p>Bakım çalışmaları kapsamında; Necmettin Erbakan Köprüsü, Turgut Özal Köprüsü, Adnan Menderes Köprüsü, Mimar Sinan Köprüsü, KOÜ Umuttepe Köprüsü, Umuttepe Hastane, Çayırova Köprüsü, Malkoçoğlu Mehmet Bey Köprüsü, Bilim Merkezi ve Seka K&acirc;ğıt Müzesi bölgesindeki yürüyen merdivenlerde bakım gerçekleştiriliyor. Sıklıkla yoğunluğun az olduğu akşam saatlerinde yapılan bakım çalışmaları ile vatandaşların mağdur edilmemesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konforlu-ulasimin-anahtari-duzenli-bakim-546409">Konforlu Ulaşımın Anahtarı: Düzenli Bakım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamu sektöründe çalışan mühendisler ve teknik personel sürdürülebilir enerjinin anahtarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kamu-sektorunde-calisan-muhendisler-ve-teknik-personel-surdurulebilir-enerjinin-anahtari-542381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 08:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[enerjinin]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[mühendisler]]></category>
		<category><![CDATA[personel]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında kamu mühendisleri ve teknik personeli temel bir rol üstleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kamu-sektorunde-calisan-muhendisler-ve-teknik-personel-surdurulebilir-enerjinin-anahtari-542381">Kamu sektöründe çalışan mühendisler ve teknik personel sürdürülebilir enerjinin anahtarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında kamu mühendisleri ve teknik personeli temel bir rol üstleniyor. Enerji dönüşüm sürecinde kamu sektöründe çalışan mühendislerin ve teknik personelin yalnızca uygulayıcı ve yol gösterici konumda bırakılmasının yetersiz olduğunu vurgulayan <strong>Mühendis TEK-SEN Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler</strong>, bu dönüşümün başarısı için mühendislik disiplinlerinin karar alma mekanizmalarına aktif biçimde dâhil edilmesi gerektiğini söyledi. <strong>Mümin Güler</strong>, pek çok farklı uzmanlık alanından kamu mühendisinin ve teknik personelin eşgüdüm içinde çalışması, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşması açısından vazgeçilmez bir unsur olduğunun altını çizdi. Disiplinler arası iş birliğinin yalnızca teknik değil, aynı zamanda stratejik ve toplumsal bir gereklilik olduğunu söyleyen <strong>Güler</strong>, enerji politikalarının şekillendirilmesinde kamu sektöründe çalışan mühendislerin ve teknik personelin etkin rol oynaması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Kamuda çalışan mühendislerin ve teknik personelin karar verici konumda etkin biçimde yer alması gerekiyor”</strong></p>
<p><strong>Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası Genel Başkanı Mümin Güler</strong>, bugün Türkiye’nin dört bir yanında hidro ve jeotermal sahalarda, güneş tarlalarında, rüzgâr türbinlerinin gölgesinde ya da elektrik iletim hatlarında görev yapan kamuda çalışan mühendislerin ve teknik personelin; enerji üretirken doğayı, geleceği ve toplumsal refahı koruduğuna dikkat çekti. Sürdürülebilirlik kavramının çatı söylemle mühendislik mesleğinin vicdanı olduğunu söyleyen <strong>Güler</strong>, “Enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın, karbon salınımını düşürmenin ve doğa ile uyumlu bir kalkınma modeline geçmenin en güçlü anahtarının; kamu sektöründe çalışan mühendislerin ve teknik personelin bilgisi, yetkinliği ve emeği olduğunun göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bugün enerji sektöründe alınan her karar, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkiler de doğuruyor. Bu nedenle kamu sektöründe çalışan mühendislerin ve teknik personelin yalnızca uygulayıcı değil, karar verici konumda da etkin biçimde yer alması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Kamu sektöründe çalışan mühendisler ve teknik personel, sosyal ve çevresel sorumluluklar üstleniyor”</strong></p>
<p>İklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiği bir dönemde, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan <strong>Güler</strong>, “Bu yatırımların sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da güçlü bir zemine oturtulması gerekiyor. Planlama süreçlerinden uygulamaya kadar her aşamada kamu sektöründe çalışan mühendislerin ve teknik personelin aktif rol alması, yatırımların başarısı ve sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli. Özetle kamu sektöründe çalışan mühendisler ve teknik personel, teknik sorumlulukların yanında, sosyal ve çevresel sorumluluklar da üstleniyor. Yenilenebilir enerji dönüşümünün temel taşı olan kamu sektöründe görev yapan mühendisler ve teknik personel olarak; özlük haklarımızın iyileştirilmesi, mesleki gelişimimizin desteklenmesi, meslek kanunumuzun çıkarılması ve sesimizin duyurulması, sürecin her aşamasında aktif rol almamızı sağlayacak ve motivasyonumuzu önemli ölçüde artıracaktır. Bu sayede, bilgi ve tecrübemizle katkı sunarak ülkemizin sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşmasında daha etkin bir rol üstlenebileceğimize yürekten inanıyorum. Mühendis Tek-Sen Enerji Sendikası olarak, tüm yetkilileri doğa dostu, adil ve bilim temelli enerji politikaları geliştirmeye; bu politikaların hayata geçirilmesinde kamu sektöründe görev yapan mühendislerin ve teknik personelin bilgi birikimi ile saha deneyiminin esas alınmasına davet ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kamu-sektorunde-calisan-muhendisler-ve-teknik-personel-surdurulebilir-enerjinin-anahtari-542381">Kamu sektöründe çalışan mühendisler ve teknik personel sürdürülebilir enerjinin anahtarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşterilerinizle derin bağlar kurmanın anahtarı güçlü bir marka hikayesinden geçiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/musterilerinizle-derin-baglar-kurmanin-anahtari-guclu-bir-marka-hikayesinden-geciyor-395974</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 09:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesinden]]></category>
		<category><![CDATA[kurmanın]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[müşterilerinizle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz dijital çağında, müşteriler, sadece ihtiyaçlarına uygun ürünleri sunan şirketlerle değil, aynı zamanda duygusal bağ kurabilecekleri, değerlerini paylaştıkları ve anlamlı bir şekilde iletişim kurabilecekleri markalarla iş yapmak istiyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musterilerinizle-derin-baglar-kurmanin-anahtari-guclu-bir-marka-hikayesinden-geciyor-395974">Müşterilerinizle derin bağlar kurmanın anahtarı güçlü bir marka hikayesinden geçiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüz dijital çağında, müşteriler, sadece ihtiyaçlarına uygun ürünleri sunan şirketlerle değil, aynı zamanda duygusal bağ kurabilecekleri, değerlerini paylaştıkları ve anlamlı bir şekilde iletişim kurabilecekleri markalarla iş yapmak istiyorlar. Başarılı hikayeler, insanların duygusal dünyasına hitap ederek, onları kalıcı bir şekilde etkileyebiliyor. Digital Exchange, markaların güçlü bir hikâye oluşturmaları için gereken her adımı onlarla birlikte atıyor.</strong></p>
<p>Marka hikayeleri, işletmelerin kimliklerini, değerlerini ve amaçlarını müşterilere anlatmanın güçlü bir yolu olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların duygusal bağ kurma eğilimine dayanan bu anlatılar, sadece bir ürün veya hizmet satın almakla sınırlı olmayan, müşterilerle derin ve anlamlı ilişkiler kurma fırsatı sunuyor. Günümüz dijital çağında, müşteri deneyiminin önemi arttıkça, marka hikayesi anlatımı da giderek önem kazanıyor. Müşteriler, sadece ihtiyaçlarına uygun ürünleri sunan şirketlerle değil, aynı zamanda duygusal bağ kurabilecekleri, değerlerini paylaştıkları ve anlamlı bir şekilde iletişim kurabilecekleri markalarla iş yapmak istiyorlar. Bu nedenle, markaların hikayelerini etkili bir şekilde oluşturması ve anlatması, müşteri deneyimi, marka sadakati ve duygusal bağ kurma gibi kritik faktörlerde büyük bir rol oynuyor. Digital Exchange, logo tasarımından güçlü bir marka kimliği ve hikayesinin oluşturulmasına kadar, markaların hayata geçebilmeleri için gereken her adımı onlarla birlikte atıyor.</p>
<p><strong>Markalaşma, özünde güçlü bir hikâye gerektiriyor</strong></p>
<p>Markalaşma, günümüz rekabetçi dijital dünyasında başarılı bir işletme için vazgeçilmez bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Markaların benzerlerinden ayrılması, kendilerine özgü bir hikâyeye ve görsel dile sahip olmaları ve tüm bunlarla uyum içindeki bir strateji doğrultusunda ilerlemeleri, müşterilerle derin bir bağ kurmanın en etkili yolunu oluşturuyor. Doğru bir markalaşma, özünde güçlü bir hikâye gerektiriyor. Markanın temel değerlerini, kökenini, misyonunu ve vizyonunu anlatan marka hikayesi, bir markanın nasıl doğduğunu ve neden var olduğunu açıklamada önemli bir rol oynuyor. Başarılı bir marka hikayesi, müşterilere markanın kendileri için neden önemli olduğuna dair güçlü bir sebep sunuyor. Müşterilerinin değerlerine ve duygusal ihtiyaçlarına hitap eden marka hikayeleri, onların markayla özdeşleşmelerini ve markaya sadık olmalarını sağlıyor.</p>
<p>Müşteri deneyimi, bir markanın başarı hikayesinde ve itibarında kritik bir unsur olarak ön plana çıkıyor. Güçlü bir bağ oluşturan marka hikayeleri, müşterilerin markaya olan güvenini ve bağlılığını artırmada hayati bir rol oynuyor. Bu bağlılık, müşterilerin markayı sadece bir ürün veya hizmet sağlayıcısı olarak değil, bir yaşam tarzı ve kimlik olarak algılamasına yardımcı oluyor. Başarılı hikayeler, insanların duygusal dünyasına hitap ederek, onları kalıcı bir şekilde etkileyebiliyor. Bu etkileyici hikayeler sayesinde, müşteriler markayı içtenlikle çevrelerine aktararak birer marka savunucusu haline geliyorlar.</p>
<p><strong>Sıradanlıktan uzak marka hikayeleri geleceğe dokunuyor</strong></p>
<p>Başarılı markalar, hikayelerini anlatırken yaratıcılığın gücünden faydalanıyorlar. Sıradanlıktan uzak, ilgi çekici ve akılda kalıcı hikayeler, müşterilerin dikkatini çekerek markayı unutulmaz kılıyor. Animasyonlar, videolar, ilginç karakterler veya gerçek hayattan ilham alınan hikayeler, markaların hedef kitlesine etkileyici bir şekilde seslenmelerini sağlıyor. Hikâyenin anlatımı sırasında tutku dolu bir yaklaşım benimsemek, markanın kendine olan inancını ve hedeflerine olan bağlılığını yansıtmada önemli bir yer tutuyor. Tutkulu bir anlatım, müşterilere güçlü bir şekilde dokunarak markanın güvenilirliğini artırıyor.</p>
<p>Digital Exchange, markaların güçlü bir kimlik oluşturması ve hedef kitlesiyle güçlü bir bağ kurması için çeşitli hizmetler sunuyor. Digital Exchange&#8217;in uzman ekibi, markaların sektöründeki rakipleri analiz ederek kurumsal kimliklerini oluşturmada ve hikayelerini müşterilere en doğru şekilde iletmelerine yardımcı oluyor. Digital Exchange, markaların tasarım dilini belirleyerek, etkili branding çalışmalarıyla arkanın benzersizliğini ve akılda kalıcılığını sağlıyor. Sektörel rekabette, markaların sektördeki detaylara hâkim olması ve ayrıştırıcı stratejiler geliştirmesi önem taşıyor. Bu kapsamda Digital Exchange, Google&#8217;in çevrimiçi servislerinden etkin biçimde yararlanarak müşteri etkileşimini artırmaları için etkili çözümler sunuyor.  Medya planlama hizmetleri sayesinde reklamlar doğru alanlarda ve kişilere yönlendirilerek daha fazla etkileşim sağıyor. Digital Exchange, müşterilere unutulmaz deneyimler yaşatma vizyonuyla markaların başarısına katkıda bulunmaya devam ediyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musterilerinizle-derin-baglar-kurmanin-anahtari-guclu-bir-marka-hikayesinden-geciyor-395974">Müşterilerinizle derin bağlar kurmanın anahtarı güçlü bir marka hikayesinden geçiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı beslenerek formda kalmanın anahtarı ton balığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenerek-formda-kalmanin-anahtari-ton-baligi-390916</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 09:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[balığı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenerek]]></category>
		<category><![CDATA[formda]]></category>
		<category><![CDATA[kalmanın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası olan balık, yaz aylarını formda geçirmenin de formülü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenerek-formda-kalmanin-anahtari-ton-baligi-390916">Sağlıklı beslenerek formda kalmanın anahtarı ton balığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası olan balık, yaz aylarını formda geçirmenin de formülü. Bu sıcak günlerde hafif ve sağlıklı beslenerek, yürüyüşler yaparak yaz boyu kilo kontrolünün kolaylıkla sağlanabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, sağlığa olumlu katkısı bulunan ton balığı, somon ve sardalya gibi özellikle yağlı balık çeşitlerine öğünlerimizde daha fazla yer vermemizi öneriyor. </strong></p>
<p>Sağlıklı ve dengeli beslenmenin olmazsa olmazlarından balık, bağışıklık sistemini koruduğu gibi hücre onarımını destekliyor, kemik yapısının güçlü kalmasına ve çocukların zekâ gelişimine katkı sağlıyor. Doğal bir protein kaynağı oluşuyla öne çıkan ton balığı, bağışıklık sistemi ile beden ve zihin sağlığını destekleyen mineraller, yüksek miktarda Omega-3 ve selenyum içeriyor. 100 gram Dardanel ton balığı tüketildiğinde insan vücudunun günlük protein ihtiyacının %47’si karşılanıyor. Tüm bu doğal içeriğiyle zengin bir kaynak olan ton balığı, aynı zamanda yaz aylarını formda geçirmek isteyenlerin diyetlerinden eksik etmemeleri gereken önemli bir besin olarak karşımıza çıkıyor. </p>
<p><strong>Taylan Kümeli; “Balık, diyetler için sağlıklı, zengin içerikli ve çok değerli bir alternatif”</strong></p>
<p>Sağlıklı bir vücut için herkesin protein, yağ, karbonhidrat, lif, vitamin ve mineral dengesine ihtiyacı olduğunu; bunu sağlamanın yolunun da her kategoriden sağlıklı besin seçeneklerine başvurmaktan geçtiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, kilo vermeye ya da beslenmesini iyileştirmeye çalışanların, başta ton balığı, somon ve sardalya gibi yağlı balık tüketimini biraz daha artırmalarının faydalı olacağını belirtiyor. </p>
<p>Kümeli ayrıca şunları ekliyor: “Amerikan Kalp Derneği, her hafta en az iki porsiyon balık yemenizi önerir. Ancak balık kalorileri önemli ölçüde değişir ve daha yüksek kalorili balıklar daha sağlıklı yağ sağlar. Yani seçtiğiniz balık türü büyük bir fark yaratıyor. Daha yüksek yağlı balık yemek, tek bir öğünde daha fazla kalori tüketmeniz anlamına gelebilir, ancak balığı ölçülü bir şekilde yerseniz ve yemeği hazırlamak için iyi pişirme yöntemleri kullanırsanız, uzun vadede fayda sağlayabilirsiniz. Balığınızı hazırlama şekliniz kalori sayısını değiştirecektir. Fırında ya da ızgarada pişirilmiş balık ile ton balığı genellikle kalori bakımından en düşük olanlardır. Cam kavanozda, konserve kutuda ve pratik kullanıma uygun poşette sunulan doğal, katkısız ve koruyucusuz ton balığı ile hem lezzetli hem de sağlıklı ve zengin içerikli bir alternatifle diyetinize değerli bir katkı sağlayabilirsiniz. Balık ve salata gibi lezzetli seçeneklerle hem hafif hem sağlıklı beslenebilir; diyetinizi açık havada yapacağınız düzenli yürüyüşlerle destekleyerek kontrol altında bir kilo ile formda bir yaz geçirebilirsiniz”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenerek-formda-kalmanin-anahtari-ton-baligi-390916">Sağlıklı beslenerek formda kalmanın anahtarı ton balığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaliteli bir uykunun anahtarı: Kırmızı Altın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaliteli-bir-uykunun-anahtari-kirmizi-altin-383823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 11:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[uykunun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihçesi binlerce yıl öncesine dayanan dünyanın en değerli bitkisi safran, uzun yıllardır çeşitli kültürlerde hem tıp alanında hem de mutfak kullanımında önemli bir yere sahiptir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaliteli-bir-uykunun-anahtari-kirmizi-altin-383823">Kaliteli bir uykunun anahtarı: Kırmızı Altın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Tarihçesi binlerce yıl öncesine dayanan dünyanın en değerli bitkisi safran, uzun yıllardır çeşitli kültürlerde hem tıp alanında hem de mutfak kullanımında önemli bir yere sahiptir. Safranın, özellikle uyku düzeni ve stres yönetimi üzerindeki faydaları bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Aynı zamanda bağışıklığı da destekleyen safran bitkisi, çok değerli olması ve insan sağlığına sunduğu faydalar nedeniyle “kırmızı altın” olarak da anılıyor.</strong></em></p>
<p>Tüm dünyada yapılan farklı klinik araştırmalar, en pahalı bitkisel içeriklerden biri olan safranın, uykusuzlukla mücadelede de çok etkili bir kaynak olduğunu ortaya koydu. Dünyada en çok Türkiye’nin yanı sıra İspanya, İtalya, İran vb. ülkelerde yetiştirilen ve çok değerli antik bir bitki olan safran, özellikle biyoaktif bileşenleri nedeniyle, gıda olarak ve besin takviyesi ürünlerin üretiminde kullanılan oldukça değerli bir besin kaynağı. Bu özellikleriyle bazı kültürlerde “kırmızı altın” olarak da anılıyor. Nitekim bir kilo safran elde etmek için yaklaşık 150.000 bin çiçek toplanması gerekiyor.</p>
<p><strong>Uykusuzluğa karşı “kırmızı altın” safran</strong></p>
<p>Günümüzde gıda takviyelerinde önemli bir etken madde olarak kullanılmaya başlanan Safranın uyku üzerindeki etkileri aslında yüzyıllardır bilinmektedir. Safran, içerisinde bulunan kimyasal bileşikler sayesinde sakinleştirici bir etki yaratır. Bu etki, uyku süresini düzenlemeye ve kaliteli bir uyku sağlamaya yardımcı olur. Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İsmet Melek</strong>, uyku ve stres yönetimi için tükettiğimiz gıdaların ve kullandığımız takviyelerin önemini vurguladı. </p>
<p>Journal of Clinical Sleep Medicine dergisinde yayımlanan, Avustralya&#8217;da bulunan Murdoch Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, 4 hafta boyunca Affron yani Safran kullanmış 120 yetişkinin uyku kalitesinde artış olduğu görüldü. (REF 1) The Nutrients’ta yayımlanan başka bir önemli araştırmada ise 6 hafta boyunca safran kullanan kişilerin uykuya dalmasında kolaylık ve uyku kalitesinde belirgin iyileşme görüldü. (REF 2)</p>
<p><strong>Safranın serotonin seviyesine etkisi</strong></p>
<p>Uykusuzlukla beraber stres, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir Safran, serotonin seviyelerini artırarak ruh hali üzerinde olumlu bir etki yapar. Safranın tüketimi, nörotransmitterin salınımını artırarak stresi azaltmaya ve genel bir rahatlama hissi sağlamaya yardımcı olur. İkincil etkisi ise serotonin vücut tarafından geri alımını önleyerek kullanılabilmesidir. Böylelikle serotonin seviyesinde artış görülebilir. Bu nedenle, safran stresin yol açtığı olumsuz etkilerle mücadelede doğal bir destek olarak kullanılabilir. (REF 3)</p>
<p><strong>Safran nasıl kullanılmalı?</strong></p>
<p>Safran, uyku ve stres yönetimi gibi konularda önemli bir bitki olarak öne çıkmaktadır. Ancak, kullanmadan önce dikkate alınması gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Safranın yüksek kalitede, güvenilir bir kaynaktan ve eczanelerden temin edilmesi önemlidir. Kapsül formda günde 1 adet uyumadan 1 saat önce tüketilmesi ve uzman bir sağlık profesyoneline danışılması da önerilmektedir. </p>
<p>Siz de uykusuzluktan şikâyetçiyseniz, mutlaka bir hekime ya da eczacınıza danışmayı ihmal etmeyin. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaliteli-bir-uykunun-anahtari-kirmizi-altin-383823">Kaliteli bir uykunun anahtarı: Kırmızı Altın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pazar Yerinde Başarının Altın Anahtarı: Marketing Yap, Ürününü Doğru Tanıt, Yorumlara Cevapla</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pazar-yerinde-basarinin-altin-anahtari-marketing-yap-urununu-dogru-tanit-yorumlara-cevapla-371745</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 08:42:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarının]]></category>
		<category><![CDATA[cevapla]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[marketıng]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[tanıt]]></category>
		<category><![CDATA[ürününü]]></category>
		<category><![CDATA[yap]]></category>
		<category><![CDATA[yerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yorumlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alışverişin yüzde 86’sı online alanda gerçekleşirken pazar yeri yönetimi hiç olmadığı kadar önemli hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pazar-yerinde-basarinin-altin-anahtari-marketing-yap-urununu-dogru-tanit-yorumlara-cevapla-371745">Pazar Yerinde Başarının Altın Anahtarı: Marketing Yap, Ürününü Doğru Tanıt, Yorumlara Cevapla</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alışverişin yüzde 86’sı online alanda gerçekleşirken pazar yeri yönetimi hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Digital Exchange Pazar Yeri Yönetim Ekibi markalara “Önce marketing ile başlayın, ardından ürünü iyi kataloglayın, yorumları yönetin ve lojistikteki sorunları çözün” derken Digital Exchange’in CEO’su Emrah Pamuk, “E-ticaret ve e-ihracatta başarının altın anahtarını yakalamak birkaç altın kurala uymakla mümkün. Pazar yerine doğru ürünü koyup, kendini iyi anlatan markalar milyon dolarlık ciroların kapısını bu anahtarla açıyor” değerlendirmesinde bulundu. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bugün markaların ürünlerini, hizmetlerini tanıttıkları ve satışını yaptıkları yerlerin başında sosyal medya geliyor. Facebook, TikTok, Instagram, Twitter, YouTube, LinkedIn, VK, Snapchat ve diğer sosyal medya mecraları 4.5 milyar kullanıcı barajını aşmanın yanında gezegenin en büyük pazar yeri konumunda. Beğendiğiniz bir ürünün üzerindeki linke tıklayarak pazar yerine ulaşıp, alışverişinizi tamamlamanız bir iki küçük harekete bakıyor. Bunun yanında Amazon başta olmak üzere Alibaba, eBay, Flipkart, JingDong gibi uluslararası Hepsiburada, Trendyol, N11.com, Çiçeksepeti ve Morhipo gibi yerli birçok pazar yeri bulunuyor. Hem e-ihracat yapmak isteyenler hem de e-ticarette başarı kazanmayı planlayan markalar başta marketing harcamaları olmak üzere pazar yeri başarılarını artırmak için büyük bütçeler, zaman ve insan kaynağı harcıyor. Peki, bir pazar yerini yönetmenin altın kural dizisi nedir? Markalar hangi noktalara dikkat ederse pazar yerleri için önemli bir başarı sağlayabilir. 120’yi aşkın ülkede Influencer, sosyal medya ve affiliate marketing’in dışında markaların pazar yeri yönetimini de üstlenerek bu alanda çok önemli bir tecrübeye kavuşan Digital Exchange’in uzman ekibi, markalara pazar yerleri konusunda servet değerinde önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Pazar Yerine Çağrı İçin Doğru Marketing </strong></p>
<p>Dünya her geçen gün daha da dijitalleşirken, tüm alışveriş alışkanlıkları da buna göre değişiyor. Artık market alışverişinden bahçe mobilyasına, ev boyasından tatil çadırına kadar aklınıza gelebilecek her türlü ürünü internetten satın alıyoruz. Pazar yerlerinden alışveriş yapma alışkanlığının toplam tüketicinin yüzde 86’sı tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Digital Exchange Pazar Yeri Yönetim Ekibi, markaların işe ilk olarak marketing ile başlaması gerektiğini söyledi. Pazar yerlerindeki alışveriş alışkanlığının yüksekliği kadar rekabetin de oldukça fazla olduğunu belirten Digital Exchange Pazar Yeri Yönetim Ekibi, şu bilgileri verdi, “Pazar yeri yönetimi bir bütünlük arz eder. İş marketing yapmakla başlar. Marketing’i firmanın ismini duyurmak, itibarını artırmak, bilinirliğini katlamak, ürünü tanıtmak amacıyla yapabilirsiniz. Birden fazla amaçla tek kampanya da düzenlenebilir. Ama genellikle markalar harcadıkları tanıtım bütçesinin satışa dönüşmesini ister. Tüketiciyi pazar yerine çağıracak kampanyalara imza atılır. Bu demek oluyor ki marketing yaparken amaç eğer ürünü satmak ise o zaman pazar yerine davetin açık ve anlaşılır şekilde olduğu, bunun hiçbir teknik arıza, sorun yaşanmadan kolayca deneyimlenebildiği bir marketing faaliyeti seçilmelidir. O nedenle de pazarlama için şirket içi profesyonellerle değil pazarlama konusunda uzman ekiplerle çalışılmalıdır.”</p>
<p><strong>Influencer’ı Belirle, Kampanyanı Düzenle</strong></p>
<p>Bu pazarlama faaliyetine dair ipuçlarını paylaşan Digital Exchange ekibi şu listeyi verdi: </p>
<ul>
<li>Hedef kitle belirlenmeli.</li>
<li>Hedef kitleye uygun Influencer seçilmeli.</li>
<li>Influencer ile bütçe çalışması doğru yapılmalı. En ideal olanı ürünün satışından belli bir pay verilmesine dönük performansa dayalı ödeme çalışması gerçekleştirilmeli.</li>
<li>Ürünün hizmetin satıldığı pazar yeri yine bu ürün ve hizmete uygun şekilde belirlenmeli. Sosyal medya mecralarının tümü aynı ürün için geçerli olmayabilir, o nedenle markalar gençlerin daha çok TikTok ve Instagram’da, orta yaş ve üzerinin Facebook ile YouTube’da olduğunu bilmeli. Kampanya saatlerini de hedef kitlenin sisteme girişinin yoğun olduğu zamanlarda seçmeli. </li>
<li>Pazar yerindeki alışveriş deneyimine ilişkin marketing faaliyeti yapılmalı böylece satıştan, ürünün kullanımına ve gerekirse iadeye kadar tüm aşamalar tüketiciyle paylaşılmalı.</li>
</ul>
<p><strong>Ürünü Net ve En İyi Şekilde Anlatan Kazanır</strong></p>
<p>Marketing aşamasından sonra pazar yerine çekilen tüketiciyle ilgili birçok adımın atılması gerektiğini bildiren Digital Exchange Pazar Yeri Yönetim Ekibi, şöyle konuştu: “Tüketiciyi marketing faaliyetiyle pazar yerine çeken markaların ödev listeleri hayli kabarıktır. Çünkü pazar yerinde bugün internet alışverişinin ilk ortaya çıktığı 2000’li yılların başındaki tüketici kitlesi değil bilinçli bir topluluk bulunuyor. Öncelikle sizin markanızdan alışveriş yapma kararını verirken mutlaka 2 adet ürün videosu izliyor, birkaç Influencer’ın kampanyasını takip ediyor ve son olarak pazaryerine ulaşıyor. Bu nedenle de markalar pazar yerlerinde ürünlerinin;</p>
<ul>
<li>Net ve kısa ifadelerle ürün açıklamasını yazmalı.</li>
<li>Profesyoneller tarafından gerçekleştirilmiş fotoğraflarını ve videolarını yayınlamalı.</li>
<li>Ürünün özelliklerine ilişkin dünya standartlarındaki tüm unsurları sıralamalı.</li>
<li>Bunları bir kullanım kılavuzu hazırlar gibi her aşamada görseller ile desteklemeli.</li>
</ul>
<p>Bu aşamaların her biri profesyonel bir ekip çalışmasını zorunlu kılar. Ürünün açıklamasının yazılması için mutlaka marketing eğitimi ve bilgisi olan bir metin yazarı ile çalışılmalıdır. </p>
<p>Ürün video ve görselleri oluşturulurken görünürlüğü ön plana almanın dışında ürüne ilişkin doğru bilgiyi sağlayacak, hatta rafta tüketicinin inceleme süreçlerini birebir yaşatacak netlik ve objektiflikte çalışmalar yapılmalıdır. Pazaryerindeki ürünün muadilleri ve benzerleriyle birbirinden ayrılan yönleri hem yazı hem de görüntü kullanılarak profesyonelce belirtilmelidir.”</p>
<p><strong>Yorumları Yönetmeyi Unutmayın </strong></p>
<p>Pazar yerinde yorum yönetimin ayrı bir profesyonel çaba gerektirdiğini belirten Digital Exchange ekibi, “Yorumlar ürünün ve satıcının adeta kaderini belirleyen, doğrudan tüketici deneyimine dayanan öznel görüşlerden oluşur. Burada olumlu ve olumsuz yorumlar bir arada bulunur. Müşteri memnuniyetini üst düzeyde tutmanın yollarından biri de yorumlardaki şikayet, dilek ve önerileri en hızlı şekilde yanıtlama, tüketiciye özel olduğunu hissettirmektir. Bu yapıldığı takdirde, Pazar yeri yönetiminde önemli bir aşama daha kat edilmiş olur” bilgisini verdi. </p>
<p><strong>Lojistik de Marketing Kadar Önemlidir</strong></p>
<p>Digital Exchange CEO’su Emrah Pamuk, pazar yeri yönetiminde marketing, ürün tanıtımı ve ilanı ile birlikte işin bitmediğini hatırlatarak, “Günümüzde lojistik ve satış sonrası hizmetler de Pazar Yeri Yönetimi alanına dahil oluyor” dedi. Satılan ürünün zamanında ve eksiksiz olarak ulaştırılmasını sağlayacak bir kargo ağının kurulması gerektiğini belirten Pamuk, aynı zamanda iadeler konusunda da faturalandırma işlemlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmesinin profesyonel bir pazar yeri yönetimi unsuru olduğunu belirtti. </p>
<p><strong>Rakibini Analiz Eden Kârlı Çıkar</strong></p>
<p>Online mecralarda pazar yeri açan ya da açmayı düşünen markaların e-ticaret ile e-ihracattan önemli bir pay elde etmek istediğinin altını çizen Emrah Pamuk, “Pazar yeri açma kararını verdiniz. Marketing yaptınız, pazar yerine ilişkin profesyonel tüm hazırlığınızı da gerçekleştirdiniz. Sıra geldi tüketiciyle buluşmaya. Markalar bilmeli ki mutlu tüketici deneyimi, birden fazla müşterinin sizi seçmesini sağlayacaktır. Bu nedenle rakip analizinizi iyi gerçekleştirin. Rakibinizin çok iyi kampanyası olabilir ama pazar yeri yönetimini kötü yapıyorsa, oradan gelen tüketiciyi sizin almanız gerekir. Görüldüğü üzere e-ticaret ve e-ihracata ilişkin birçok ayak bulunuyor. Bunları eksiksiz yerine getirmek de profesyonel ekiplerle mümkün. Deneyimlerimiz gösteriyor ki pazar yeri yönetimini tüm bu pazarlama unsurlarıyla uyum içinde yürüten markalar önemli gelirler elde ediyor ve kısa sürede büyüme sağlıyor. E-ticaret ve e-ihracatta başarının altın anahtarını yakalamak birkaç altın kurala uymakla mümkün. Pazar yerine doğru ürünü koyup, kendini iyi anlatan markalar milyon dolarlık ciroların kapısını bu anahtarla açıyor”<strong> </strong>dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pazar-yerinde-basarinin-altin-anahtari-marketing-yap-urununu-dogru-tanit-yorumlara-cevapla-371745">Pazar Yerinde Başarının Altın Anahtarı: Marketing Yap, Ürününü Doğru Tanıt, Yorumlara Cevapla</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşteri Sadakatinin Anahtarı: Genişleyen Ödeme Seçenekleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/musteri-sadakatinin-anahtari-genisleyen-odeme-secenekleri-359459</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 10:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[genişleyen]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[sadakatinin]]></category>
		<category><![CDATA[seçenekleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mastercard Global Ekonomi Enstitüsü, 2023 yılında hem global perakende sektörü hem de tüketici iç görülerine ışık tutan bir rapor açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musteri-sadakatinin-anahtari-genisleyen-odeme-secenekleri-359459">Müşteri Sadakatinin Anahtarı: Genişleyen Ödeme Seçenekleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mastercard Global Ekonomi Enstitüsü, 2023 yılında hem global perakende sektörü hem de tüketici iç görülerine ışık tutan bir rapor açıkladı. Değişen ekonominin tüketici seçimlerine etkisi, müşteri deneyiminde veri analitiğinin ve geniş ödeme seçenekleri sunmanın öneminin anlatıldığı rapor; aynı zamanda global ekonomik görünüme dair ipuçları da taşıyor.</strong></p>
<p>Pandeminin ardından global perakende sektörü de bir değişim döneminden geçiyor. Perakendecilerin ise bu süreci iyi analiz etmesi, tüketicileri anlaması, onlara kişiselleştirilmiş doğru çözüm ve ödeme seçeneklerini sunabilmesi ise her zamankinden daha büyük önem taşıyor.</p>
<p>Mastercard’ın hem global perakende sektörü hem de tüketicilerin iç görülerini analiz ettiği Mastercard Global Ekonomi Enstitüsü’nün 2023 Perakende Trendleri Raporu’nda dünya genelinde öne çıkacak başlıklar ele alınıyor. Bu trendler; ekonominin tüketici seçimine etkisi, müşteri deneyimini şekillendirmede analitiğin ve sadakatin rolü ile genişleyen ödeme seçenekleri ve alışveriş deneyimlerini içeriyor.</p>
<p><strong>Küresel enflasyona rağmen seyahat ve yeme-içme harcamalarının payı artacak </strong></p>
<p>Rapor; yükselen küresel enflasyona rağmen, birçok tüketicinin, seyahat ve yeme-içme alışkanlıklarını sürdürebilmek için günlük hayattaki bazı harcamalarını kıstığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre artan gıda enflasyonu, tüketicileri günlük gıda alışverişinde daha uygun fiyatlı mağaza ve markalara yöneltiyor. Lüks tüketim olarak adlandırabileceğimiz mobilya, elektronik ve giyim ürünlerinde ise tüketiciler harcamalarını daha kısıtlı tutuyor ve alışverişlerini e-ticaret kanallarıyla yapmayı tercih ediyor.</p>
<p>Mastercard Ekonomi Enstitüsü raporu, 2023&#8217;te seyahat ve deneyim harcamalarının toplam tüketici harcamalarındaki payının artacağını gösterirken, lüks tüketim payının düşeceği öngörülüyor.</p>
<p>Öte yandan Mastercard verileri; küresel enflasyon nedeniyle uzun yıllardır kredi kartına kıyasla daha hızlı büyüyen banka kartı ile yapılan alışverişlerde yeniden kredi kartı kullanımına doğru bir yönelim olduğunu gösteriyor. Bu durum Türkiye’de de taksit ve nakit avans gibi işlem avantajı sunan kredi kartı hacminin büyümesine sebep olurken; işlem başına ortalama alışveriş tutarı, 1 yılda yaklaşık 2 kat büyüdü ve bu ivmenin sürmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Tüketiciyi anlamak her zamankinden daha önemli</strong></p>
<p>Tüketiciler, markalar tarafından mesaj, sosyal medya, e-posta gibi mobil pazarlama araçları ve reklamlar ile düzenli olarak kendilerine gelen bilgi akışını yönetmeye çalışıyor. Öte yandan ekonomik koşullar, veri gizliliği, enflasyon, salgın hastalıklar ve çeşitli sosyal konular sebebiyle perakendeciler açısından artan rekabet ortamında tüketiciyle temas noktası yaratmak gittikçe zorlaşıyor.</p>
<p>Rapor; perakendecilerin tüketici alışkanlıklarındaki sürekli değişim nedeniyle hızlı aksiyon almaları ve tüm adımların sonuçlarını değerlendirmeleri gerektiğine işaret ederken, çok kanallı pazarlama araçlarını kullanırken, aynı zamanda proaktif olmalarının önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Mastercard’ın analizlerine göre; tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pandemi döneminde uzun süreli seyahat kısıtları ve karantina uygulamaları; havacılık, konaklama ve yeme &#038; içme sektörlerini etkiledi. Kısıtlamaların sona ermesi ile bu sektörlerdeki harcamalar, pandemi öncesi seviyelerinin üzerine çıkarken, 2022’de Türkiye’deki kart sahiplerinin yurtdışında yaptığı kartlı harcamalar, yurtiçine kıyasla neredeyse yüzde 50 daha hızlı büyüdü. Tüm bunlar geçtiğimiz yıllarda çok tartışılan “intikam alışverişi” fenomeninin gerçekleştiğini ve önümüzdeki dönemde devam edeceğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Farklı ödeme seçenekleri sadakat sağlıyor</strong></p>
<p>Mastercard Ekonomi Enstitüsü 2023 raporu, e-ticaret yaygınlaşmadan önce ve mağaza içi ödemelerin ağırlıkta olduğu dönemde ödemelerin yalnızca kart veya nakit olarak yapıldığı ifade edilirken, günümüzde hem e-ticaret hem QR kod ile ödeme hem de mağazaların sunduğu özel küçük montanlı kredilerle ödeme seçeneklerinin genişlediğini gösteriyor. Bu nedenle farklı ödeme seçenekleri sunabilme yeteneğinin, 2023&#8217;te perakendeciler için müşteri sadakatini artırmanın anahtarlarından birisi olduğuna dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Temassız kart kullanımı arttı</strong></p>
<p>Pandemi, yüz yüze alışverişlerde temassız kartlı ödemelerin kullanımını hızlandırırken, 2022 Mart ayında yayınlanan Mastercard Yeni Ödemeler Endeksi (NPI) de dünya çapında tüketicilerin %44&#8217;ünün temassız kartla ödeme yaptığını ortaya koyuyor. Ayrıca NPI anketine katılanların %64’ü 2023’de kart bilgilerinin manuel olarak girilmesi yoluyla çevrimiçi ödeme yapma olasılıklarının yüksek olduğunu söylüyor.</p>
<p>NPI anket sonuçlarını destekleyen Mastercard Ekonomi Enstitüsü 2023 raporuna göre de e-ticaretin geleceği artık kart veren kuruluşlara, ödeme çözümü sağlayıcılarına ve perakendecilerin mağazadaki temassız kart kullanımındaki güven ortamını e-ticarette tek tıklamayla ödeme standardı haline getirebilmesine bağlı.</p>
<p>Mastercard’ın Türkiye’ye dair verilerinden çıkan sonuca göre ise e-ticaret, temassız ve mobil ödemeler tüketicilerin büyük kısmı tarafından benimsendi ve pandemi sonrasında da bu ödeme davranışı değişmedi. E-ticaret fiziksel işlemlere kıyasla, temassız ödemeler temaslı ödemelere kıyasla çok daha hızlı büyüyor. Fiziksel alışverişlerin yarısından fazlasının temassız gerçekleşmesi tüketicilerin değişime ne kadar hızlı adapte olduğunu gözler önüne seriyor. Karekod ve NFC gibi teknolojilerin yaygınlaşmasıyla mobil cihazların da ödemelerde daha sık kullanılması bekleniyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musteri-sadakatinin-anahtari-genisleyen-odeme-secenekleri-359459">Müşteri Sadakatinin Anahtarı: Genişleyen Ödeme Seçenekleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabancı Holding Ceo&#8217;su Cenk Alper Davos&#8217;ta Konuştu: &#8220;Rekabetin Ötesine Odaklayan Yeni Bir İş Birliği Kültürü, Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabanci-holding-ceosu-cenk-alper-davosta-konustu-rekabetin-otesine-odaklayan-yeni-bir-is-birligi-kulturu-surdurulebilir-kalkinmanin-anahtari-345287</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 07:06:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alper]]></category>
		<category><![CDATA[anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[cenk]]></category>
		<category><![CDATA[ceo]]></category>
		<category><![CDATA[ceosu]]></category>
		<category><![CDATA[davos]]></category>
		<category><![CDATA[davosta]]></category>
		<category><![CDATA[holding]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınmanın]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[odaklayan]]></category>
		<category><![CDATA[ötesine]]></category>
		<category><![CDATA[rekabetin]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl küresel ekonominin farklı alanlardaki paydaşlarını İsviçre’nin Davos kasabasında bir araya getiren Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Yıllık Toplantısı, bu yıl “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği” temasıyla düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-holding-ceosu-cenk-alper-davosta-konustu-rekabetin-otesine-odaklayan-yeni-bir-is-birligi-kulturu-surdurulebilir-kalkinmanin-anahtari-345287">Sabancı Holding Ceo&#8217;su Cenk Alper Davos&#8217;ta Konuştu: &#8220;Rekabetin Ötesine Odaklayan Yeni Bir İş Birliği Kültürü, Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl küresel ekonominin farklı alanlardaki paydaşlarını İsviçre’nin Davos kasabasında bir araya getiren Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Yıllık Toplantısı, bu yıl “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği” temasıyla düzenlendi. Kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi dünyasından yaklaşık 3 bine yakın katılımcının yer aldığı toplantılarda, dünya sorunları ve çözüm önerileri masaya yatırılırken, aksiyon odaklı küresel iş birliklerinin altı çizildi. </p>
<p>Davos’ta Türk iş dünyasını temsil eden isimler arasında yer alan Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, organizasyonun ikinci gününde, sürdürülebilir mobilitenin geleceğinin tartışıldığı kapalı oturuma konuşmacı olarak katılırken, tüm ziyaretçilere açık olarak düzenlenen “Döngüsel Uygulamalara Hayat Vermek” panelinde ise iş ve operasyon modellerinde döngüselliğin hızlandırılması için neler yapılması gerektiğini ve Sabancı Topluluğu’nun bu alanda hayata geçirdiği proje ve uygulamaları anlattı.</p>
<p><strong>“LİNEER EKONOMİNİN ÖĞRETİLERİNİ UNUTMALIYIZ”</strong></p>
<p>Döngüsel ekonominin, iklim acil durumu, biyoçeşitliliğin azalması, toplumsal eşitsizlik gibi dünyanın karşı karşıya olduğu büyük krizlerin çözümü için hayati önem taşıdığını belirten Cenk Alper, “Döngüsel ekonomi uygulamalarının gelişmesinin dünyamıza sağlayacağı katma değer sadece çevreyle sınırlı değil. Bugün küresel enerji ve hammadde krizlerinin olumsuz etkilerini çok net biçimde görüyoruz. Yenilenebilir enerjiyle kol kola ilerleyen döngüsel ekonomi uygulamalarının artması, küresel krizlere karşı da çok önemli bir kalkan görevi görüyor. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle paralel şekilde, şirketler için yeni büyüme ve istihdam alanları sağlıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Yeni dünya düzeninde, lineer ekonominin öğretilerinin unutulması gerektiğinin altını çizen Alper, “Hep birlikte, döngüsel ekonomi uygulamaları aracılığıyla, nasıl daha fazla değer yaratabileceğimizi yeniden düşünmeliyiz. Tedarik zincirlerimiz başta olmak üzere iş süreçlerimizi buna göre gözden geçirmeliyiz. Bugün dünyada döngüsellik çoğu zaman geri dönüşüm ile eş anlamlı olarak algılanıyor. Bunu değiştirmek için, tüm sektörlerde döngüsellik örneklerini artırmamız çok önemli” dedi.</p>
<p>Sürdürülebilirliğin, Sabancı Topluluk Vaadi’nin ana öğesi olduğunu sözlerine ekleyen Cenk Alper, “Sürdürülebilirliği bir risk değil değer yaratma fırsatı olarak görüyoruz. Mevcut ekonomik büyüme düzenini devam ettirmenin artık dünyada mümkün olmadığı çok açık. ‘Almak, kullanmak ve atmak’ yerine ‘azaltmak, yeniden kullanmak ve geri dönüştürmek’ üzerine kurulu döngüsel bir ekonomi modelini, düşünce yapımıza, iş yapış şekillerimize, gelecek stratejilerimize entegre etmeyi, dünyamızın ve insanlığın geleceği için bir zorunluluk olarak görüyoruz. Kendimizi sadece yıkıcı inovasyon süreçlerinin takipçisi değil, aynı zamanda geliştiricisi olarak da konumluyoruz. Dünyanın Sabancı’sı vizyonumuzla paralel olarak, küresel büyüme stratejimizi de bu yaklaşımla ele alıyoruz. Bu kapsamda, gelecek 5 yılda yapacağımız yatırımların yüzde 75’ini, ‘yeni ekonomi’ olarak adlandırdığımız enerji ve iklim teknolojileri, ileri malzeme teknolojileri ve dijital teknolojilere yönlendiriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“YENİ BİR İŞ BİRLİĞİ KÜLTÜRÜNÜN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPIYORUZ”</strong></p>
<p>Kordsa, Brisa, Temsa ve Teknosa gibi çok sayıda Topluluk şirketinde, döngüsel ekonominin öncü uygulamalarını hayata geçirdiklerini ifade eden Cenk Alper konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün, sürdürülebilir yaşama hizmet etmenin yolu, bu uygulamaların etki alanını tüm ekosisteme yaymaktan ve yeni bir iş birliği kültürü yaratmaktan geçiyor. Kordsa’nın, Continental ile birlikte hayata geçirdiği Cokoon isimli yapıştırma teknolojisi bu kültürün sembol projelerinden biri. Ortaya koyduğumuz açık inovasyon yaklaşımıyla, lastik işimizde küresel rakiplerimizden biri olan Continental ile Ar-Ge ekiplerimizi bir araya getirerek, bu alanda 100 yıldır kullanılan formüle çok daha inovatif, çok daha çevreci bir alternatif geliştirdik. Cokoon’un patent havuzunda bugün Continental ve diğer iki iş ortağımızla birlikte toplam dört şirketiz. Her birimiz kendi birikimimizi havuza koyarak, buradaki uygulamalarımızı sürekli olarak geliştiriyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, sektördeki 70’e yakın şirket bu teknolojiyle yakından ilgileniyor. Görüyoruz ki; ortak çabalarımız, sürdürülebilirlik için yeni bir pazar standardının yaratılmasını sağladı. Bu proje, yarattığımız etkinin ve değerin, kendi operasyonlarımızın çok daha ötesine geçtiğinin mükemmel bir örneği. Sabancı Topluluğu olarak, daha yüksek bir amaç için şirketler arası iş birliğini benimseyen, rekabete toplumsal fayda odaklı bir bakış açısı kazandıran, inovasyonu kendine saklamak yerine tüm paydaşların kullanımına sunan, ‘şirketin faydası’ndan çok ‘ekosistemin faydası’nı gözeten bir iş birliği kültürünün öncülüğünü yapmaktan gurur duyuyoruz.”</p>
<p><strong>”TASARIM SÜREÇLERİ ‘KISITLI KAYNAK’ GERÇEĞİ ÜZERİNE KURGULANMALI”</strong></p>
<p>Döngüsellikle ilgili bariyerlerin zihinlerde başladığını da sözlerine ekleyen Cenk Alper, “Kaynakların sınırsız olduğunu, hiçbir zaman bitmeyeceğini düşünerek hareket etmek aslında dünyamıza yaptığımız en büyük kötülük. Baktığımızda, kaynakların kısıtlı olduğu ülke ve toplumlarda, döngüsellik uygulamalarının arttığını görüyoruz. Çünkü bu ülkelerde, malzemeleri yeniden kullanmak, geri dönüştürmek, onlara yeni birer amaç kazandırmak, bir tercihten öte bir zorunluluk. Burada toplumun paydaşlarına düşen en büyük görev; farklı alanlardaki tüm tasarım süreçlerini ‘kısıtlı kaynak’ gerçeğine göre kurgulayarak, döngüselliği bir iş yapış standardı haline getirmek” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-holding-ceosu-cenk-alper-davosta-konustu-rekabetin-otesine-odaklayan-yeni-bir-is-birligi-kulturu-surdurulebilir-kalkinmanin-anahtari-345287">Sabancı Holding Ceo&#8217;su Cenk Alper Davos&#8217;ta Konuştu: &#8220;Rekabetin Ötesine Odaklayan Yeni Bir İş Birliği Kültürü, Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
