<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ameliyatı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ameliyati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ameliyati</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2026 07:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ameliyatı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ameliyati</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrınızın]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilolarınız]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084">Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor. Bu nedenle sağlıklı kilo kaybı; daha az baş ağrısı, daha kaliteli bir yaşam ve artan bir enerji anlamına geliyor. İşte tam da bu noktada, kilo kontrolünün yalnızca bir görünüm meselesi olmadığı; bütüncül bir sağlık kazanımı sunduğu gerçeği öne çıkıyor. Obezite cerrahisi sonrasında yalnızca kilo kaybı sağlanmakla kalmıyor; hormon dengesi düzenleniyor, hareket kapasitesi artıyor ve enerji seviyesi yükseliyor. Özellikle migren sorunu yaşayan hastalarda baş ağrıları belirgin şekilde hafifliyor, atakların sıklığı ve şiddeti azalıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Vahit Mutlu, obezite cerrahisi sonrası baş ağrısı ve migren ataklarındaki iyileşmelere değinerek bariatrik cerrahi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Obezite ameliyatı sadece tartıyı değil yaşam kalitesini de değiştiriyor</strong></p>
<p>Obezite yalnızca fazla kilo anlamına gelmez. Aynı zamanda diyabet, tansiyon, eklem ağrıları, nefes darlığı ve özgüven kaybı gibi birçok sorunu da beraberinde getirir. Laparoskopik tüp mide ameliyatı (sleeve gastrektomi), günümüzde obezite tedavisinde en sık uygulanan yöntemlerden biridir. Ancak bu ameliyatın etkisi sadece kilo kaybı ile sınırlı değildir.</p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında tüp mide ameliyatı sonrası hastalar ciddi oranda kilo vermekte, kan şekeri ve tansiyon değerlerinde düzelme görülmekte, günlük hareket kapasitesi artmakta, eklem ve bel ağrıları azalmakta, kişinin özgüveni ve sosyal yaşamı olumlu yönde değişmektedir. Kısacası obezite ameliyatı ise sadece kilo verdiremez; hayat kalitesini artırır, hastalık riskini azaltır ve kişinin kendine olan güvenini yeniden kazandırır.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisi neden bu kadar etkili?</strong></p>
<p>Tüp mide ameliyatı ile mide hacmi küçültülür. Bu sayede kişi daha az yemekle doyar. Aynı zamanda iştah hormonu olarak bilinen ghrelin hormonunda azalma olur. Bu da açlık hissinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Obezite cerrahisi bir “mucize” değil, bir tedavi aracıdır. Başarılı sonuç için doğru hasta seçimi, düzenli doktor kontrolleri, beslenme kurallarına uyum ve aktif bir yaşam tarzı oldukça önemlidir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kilo verince migren azalır mı?</strong></p>
<p>Baş ağrısı hayatımızın bir döneminde neredeyse hepimizin yaşadığı bir sorundur. Ancak bazı kişiler için bu ağrılar sadece “ara sıra” değil; haftalarca, aylarca hatta yıllarca süren bir mücadele haline gelmiştir. Özellikle migren hastaları için yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenmektedir. Peki fazla kilo ile baş ağrısı arasında bir bağlantı var mı? Bilimsel veriler bu bağlantıya dikkat çekmektedir.</p>
<p>Obezite; vücutta iltihabi süreçleri artırabilir, hormon dengesini etkileyebilir ve beyindeki ağrı mekanizmalarını hassaslaştırabilir. Araştırmalar, özellikle genç kadınlarda obezite ile migren arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Fazla kilo arttıkça migren görülme sıklığı artabilmekte, ataklar daha şiddetli olmakta, ağrılar kronikleşmektedir.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisi sonrası baş ağrısında iyileşme oranı yüksek</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi yalnızca kilo vermek için yapılan bir işlem değildir. Diyabet, tansiyon, uyku apnesi gibi birçok hastalıkta iyileşme sağladığı gibi, bazı hastalarda baş ağrısında da ciddi rahatlama sağlayabiliyor. Elbette her baş ağrısı kilo ile ilişkili değildir. Ancak; vücut kitle indeksi yüksek, kronik ve şiddetli migreni olan, hayat kalitesi ciddi şekilde düşmüş hastalarda</p>
<p>kilo kontrolü ve gerekirse cerrahi tedavi, multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilebilir.</p>
<p> </p>
<p>Yapılan çalışmalarda obezite cerrahisi geçiren hastalar incelendi. Özellikle migreni olan hastalarda ameliyat sonrası baş ağrısının şiddetinin belirgin şekilde azaldığı kaydedildi. Günlük hayatı etkileme düzeyi düştü ve ağrı süresi kısaldı. Bazı hastalarda ise atak sıklığında da azalma görüldü. Migren hastalarında iyileşme, gerilim tipi baş ağrısına göre daha belirgindi. Kısacası, kilo kaybı sadece tartıdaki rakamı değil, ağrının hayat üzerindeki yükünü de azaltabilmektedir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084">Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-2-600256</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:22:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Münür Selçuk Kendir]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-2-600256">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda. Bunun nedeni ise  öncelikle kadınların bedenleriyle ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını daha rahat dile getirmeleri, estetik ameliyatlarını sadece görünüm değişikliği değil, kendini iyi hissetmenin de bir yolu olarak görmeleri.  <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiğine olan<strong> </strong>talebin artmasındaki<strong>  </strong>ikinci önemli etkenin ise cerrahi tekniklerdeki gelişmeler olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde kullanılan yeni nesil silikon implantlar, minimal iz bırakma teknikleri ve hızlı iyileşme protokolleri ameliyatı  hem daha güvenli hem de konforlu hale getirdi. Modern tekniklerin getirdikleri güven hissi doğal olarak kadınların daha kolay karar vermelerini sağlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformlar da kadınların bu konuda daha fazla bilgi edinmelerine destek olmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar alınıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde,  cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde  meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve  vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor.  <strong>Dr. Münür Selçuk Kendir,</strong> özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir. <strong> </strong>Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7  soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 &#8211; 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra  yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir,   sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.” </p>
<p><strong>Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim? </strong></p>
<p>Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.” </p>
<p><strong>Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı? </strong></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi? </strong></p>
<p>Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong> meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca, meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin  erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi? </strong></p>
<p>Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek,   “Slikonların rutin olarak  belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi? </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong>“Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım?  <br /> <br /> </strong>Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor.<strong> </strong>Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız. </li>
<li>Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli. </li>
<li>Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin. </li>
<li>Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin. </li>
<li>Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının. </li>
<li>Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor. </li>
<li>Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın.  </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-2-600256">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[ihmale]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[öncesinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda. Bunun nedeni ise  öncelikle kadınların bedenleriyle ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını daha rahat dile getirmeleri, estetik ameliyatlarını sadece görünüm değişikliği değil, kendini iyi hissetmenin de bir yolu olarak görmeleri.  <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiğine olan<strong> </strong>talebin artmasındaki<strong>  </strong>ikinci önemli etkenin ise cerrahi tekniklerdeki gelişmeler olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde kullanılan yeni nesil silikon implantlar, minimal iz bırakma teknikleri ve hızlı iyileşme protokolleri ameliyatı  hem daha güvenli hem de konforlu hale getirdi. Modern tekniklerin getirdikleri güven hissi doğal olarak kadınların daha kolay karar vermelerini sağlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformlar da kadınların bu konuda daha fazla bilgi edinmelerine destek olmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar alınıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde,  cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde  meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve  vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor.  <strong>Dr. Münür Selçuk Kendir,</strong> özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir. <strong> </strong>Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7  soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! <strong> </strong></p>
<p><strong>Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 &#8211; 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra  yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir,   sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.” </p>
<p><strong>Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim? </strong></p>
<p>Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.” </p>
<p><strong>Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı? </strong></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi? </strong></p>
<p>Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong> meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca, meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin  erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi? </strong></p>
<p>Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek,   “Slikonların rutin olarak  belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi? </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong>“Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım?  <br /> <br /> </strong>Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor.<strong> </strong>Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız. </li>
<li>Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli. </li>
<li>Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin. </li>
<li>Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin. </li>
<li>Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının. </li>
<li>Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor. </li>
<li>Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın.  </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 13:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Berke]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tık]]></category>
		<category><![CDATA[tourette]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591924</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, tik (Tourette sendromu) bozukluğu nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen bir hastaya beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924">Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, tik (Tourette sendromu) bozukluğu nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen bir hastaya beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından yapılan ameliyat sonrası 20 yaşındaki Berke Bilgin’in tiklerinde belirgin azalma görülürken, sosyal uyumu ve yaşam kalitesi anlamlı şekilde arttı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 20 yaşındaki Berke Bilgin’e  beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Tıptaki adı Tourette Sendromu olantik bozukluğu nedeniyle yaklaşık 10 yıldır yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Berke Bilgin, şikayetinden büyük ölçüde kurtuldu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İzmir Tire’de yaşayan Berke Bilgin, çocukluk döneminde başlayan istemsiz hareketlerin (tikler), yıllar içinde şiddetlenmesi nedeniyle sosyal yaşamında ve eğitim hayatında zorluklar ve olumsuzluklar yaşadı. Uzun yıllar ilaç tedavilerinden fayda göremeyen Berke Bilgin’e, Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi ekibi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda beyin pili takılmasına karar verildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tiklerde belirgin azalma görüldü</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Cerrahi operasyon Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası tiklerde belirgin azalma görülürken, hastanın sosyal uyumu ve yaşam kalitesi anlamlı şekilde arttı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Beyin pili,  Tourette Sendromu’nda etkili bir seçenektir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Kocabıçak, “Beyin pili tedavisi, sadece Parkinson veya distoni gibi hastalıklarda değil, tedaviye dirençli tik (Tourette Sendromu)<b> </b>bozukluklarında da etkili bir seçenektir.” dedi. Prof. Dr. Kocabıçak, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nde beyin pili cerrahisinde uluslararası standartlarda hizmet sunmaya devam edildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Berke Bilgin: “Yaşam kalitem yükseldi, sosyal ortamlarda rahatladım”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Beyin pili ameliyatı sayesinde yaşam kalitesinin arttığını belirten Berke Bilgin, “Ameliyattan sonra  tiklerimde çok fazla azalma oldu,artık arkadaşlarımla olduğum ortamlarda çok daha rahatım” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Berke’nin yaşam kalitesi arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Berke Bilgin’in annesi Zerrin Bilgin ve babası Nail Bilgin, çocuklarının 10 yaşında ortaya çıkan vokal ve hareket tik bozukluğu nedeniyle özellikle sosyal yaşamında zorluklar yaşadığını söyledi. Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından Mayıs ayında gerçekleşen başarılı beyin pili operasyonu ile Berke’nin şikayetlerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını söyleyen Bilgin çifti, Berke’nin yaşam kaltesinin arttığını, artık arkadaşlarıyla çok rahat bir şekilde sosyalleşebildiğini söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924">Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Ameliyatı Geçirenlerde Revizyon Cerrahisi Girişimi Yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-gecirenlerde-revizyon-cerrahisi-girisimi-yayginlasiyor-560769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 12:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[geçirenlerde]]></category>
		<category><![CDATA[girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[revizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde obezite cerrahisinin sıklığı artarken bu ameliyatları takiben ikinci bir cerrahi girişime, yani revizyonel bariatrik cerrahiye duyulan ihtiyaç da artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-gecirenlerde-revizyon-cerrahisi-girisimi-yayginlasiyor-560769">Obezite Ameliyatı Geçirenlerde Revizyon Cerrahisi Girişimi Yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde obezite cerrahisinin sıklığı artarken bu ameliyatları takiben ikinci bir cerrahi girişime, yani revizyonel bariatrik cerrahiye duyulan ihtiyaç da artıyor. Son yıllarda bu alandaki ihtiyaç ve dolayısıyla artışa işaret eden Genel Cerrahi, Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, “Obezite cerrahisinden sonra yeniden kilo alan hastalar farklı nedenlerle revizyonel cerrahi geçirmek zorunda kalabiliyor. Revizyon gereksinimi duyan hastaların oranın bazı çalışmalarda yüzde 60’a kadar çıkabildiği görülüyor” dedi.</em></p>
<p>Revizyonel bariatrik cerrahiyi, “ilk obezite ameliyatından sonra herhangi bir nedenle tekrar ameliyat yapılması durumu” olarak tanımlayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi, Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, bu müdahalelerin en sık nedeninin yeniden kilo alımı – diğer adıyla &#8220;regain&#8221; – olduğunu söyledi. Bunun yanında, reflü, ameliyat sonrası komplikasyonlar, mide darlığı, kaçak, apse gibi sorunların da yeniden cerrahiyi gündeme getirdiğini anlattı. </p>
<p><strong>REVİZYON İHTİYACI YÜZDE 5 İLE YÜZDE 60 ARASINDA DEĞİŞİYOR</strong></p>
<p>Revizyonel cerrahi gereksiniminin hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini dolayısıyla çeşitlilik gösterdiğini aktaran Doç. Dr. Ergin, sözlerine şöyle devam etti: “Literatür çalışmaları bu oranın yüzde 5 ila 20 arasında değiştiğini gösterse de bazı çalışmalarda bu oranın yüzde 60’a kadar çıkabildiğini görüyoruz. Bu farklılığın altında yatan nedenler arasında yanlış hasta seçimi, uygun olmayan ameliyat tekniği ve ameliyat sonrası takip eksikliği önemli rol oynuyor. Ancak sistemi düzgün bir şekilde uygulayan, tekniği doğru kullanan ve ameliyat sonrası hasta takibini iyi yapan kliniklerde revizyonel cerrahiye ihtiyaç duyulma oranı çok düşük seviyelerde, yüzde 5–10 civarında seyrediyor. Bu nedenle bu kriterler bizim için son derece önemli.” </p>
<p><strong>OBEZİTE CERRAHİSİNDE ARTIŞ REVİZYONLARI DA GÜNDEME GETİRDİ </strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde primer vaka sayısının artmasının revizyonel cerrahi prosedürleri de gündeme getirdiğini söyleyen Doç. Dr. Ergin, “2013 yılında Türkiye’de yılda 3-4 bin civarında olan obezite ameliyatı sayısı, günümüzde 50 binin üzerine çıktı. Bu, gerçekten çok büyük bir artış. Dünya genelinde geçen yıl 500 binin üzerinde bariatrik cerrahi yapıldı. Bu sayı, aslında cerrahiye ihtiyaç duyan hastaların yalnızca yüzde 1’ini temsil ediyor. Ancak ameliyat sayısı arttıkça, doğal olarak revizyon gereksinimi de yükseliyor” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>REFLÜ, KOMPLİKASYONLAR, YETERSİZ KİLO VERİMİ&#8230;</strong></p>
<p>Yeniden kilo alımının dışında reflü şikâyetlerinin de özellikle tüp mide ameliyatından sonra sık görülen şikayetler olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Ergin, “Dolayısıyla revizyonel cerrahinin nedenlerinden biri haline geliyor. Ayrıca ilk ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlar – örneğin kaçak, daralma, apse – revizyonel cerrahi prosedürlerin gereksinimini ortaya çıkartıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“REVİZYON AMELİYATLARI CİDDİ HASTALIKLARIN ÖNLENMESİ İÇİN KRİTİK OLABİLİYOR”</strong></p>
<p>Revizyonel bariatrik cerrahinin sadece kilo kontrolü için değil, aynı zamanda ciddi hastalıkların önlenmesi için de önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Ergin, “Örneğin reflü, sadece yaşam kalitesini düşüren bir sorun değil; mide anatomisine zarar verebilen ve hatta yemek borusu kanserine yol açabilen bir durum. Bu nedenle cerrahi düzeltmelerin yapılması hastanın yaşam kalitesi için de kritik öneme sahip” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Ergin sözlerine şöyle devam etti: “Bunun yanında ilk ameliyata bağlı gelişen komplikasyonlar, darlık, kaçak, apse bu tarz komplikasyonların toparlanması da hayati olacağı için revizyonel prosedürlere ihtiyaç olacaktır. Bunun yanında kilo verimi sonrası, örneğin şeker hastalığından kurtulmuş bir hastanın sonrasında geri kilo alımına bağlı kronik hastalıkları geri gelebilir. Dolayısıyla hastalıkla mücadele için revizyon prosedürleri düşünülebilir.</p>
<p><strong>“HER HASTAYA TÜP MİDE OLMAZ”</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi söz konusu olduğunda genellikle tüp mide ameliyatı öne çıksa da, her hastaya bu yöntemin uygun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ergin, “Doğru hastaya, doğru cerrahi yöntem uygulanmalı. Aksi halde yeniden ameliyat kaçınılmaz olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“RNY GASTRİK BYPASS ÖNE ÇIKIYOR”</strong></p>
<p>Revizyonel cerrahilerde dünya genelinde de en sık tercih edilen yöntemin RNY Gastrik bypass olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Ergin, Bunun yanı sıra, tüp mide, SADI (Single Anastomosis Duodenoileal Bypass) ve klasik Duodenal Switch gibi teknikler de hasta özelinde uygulanabiliyor. Sonuçta çok çeşitli vaka ve prosedürler var. Önemli olan doğru hastaya doğru yöntemin uygulanması.”<strong> </strong></p>
<p><strong>BAZI HASTALAR İKİNCİ HATTA ÜÇÜNCÜ KEZ AMELİYAT OLMAK ZORUNDA KALABİLİYOR!</strong></p>
<p>Revizyon cerrahisinin tek seferlik bir müdahale olmadığına da dikkat çeken Doç. Dr. Ergin, “Bazı hastalar ikinci, hatta üçüncü kez ameliyat olmak zorunda kalabiliyor. Çünkü ilk ameliyat sonrası yapılan revizyon da komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle revizyon vakaları, primer vakalara kıyasla daha riskli olabilir. Buradaki kilit nokta; hastanın öncesinde çok iyi değerlendirilmesi, uygun tekniğin uygun şekilde yapılması ve ameliyat sonrası klinik izleminin gerektiği şekilde uygulanmasıdır. Bunlar yapıldığı takdirde revizyon ihtimali düşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>“ÖMÜR BOYU TAKİP ŞART”</strong></p>
<p>Revizyon ihtiyacını azaltmanın en önemli yolunun, hastanın ameliyat öncesi ve sonrası süreçte iyi değerlendirilmesi ve sürekli takip edilmesi olduğunun altını çizen Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, sözlerini şöyle tamamladı: “Ameliyattan sonra ömür boyu takip bizim için her şeyden önemli. Çünkü revizyon oranlarını düşürmek ve hastanın ilk ameliyattan yeterli faydayı görmesini sağlamak istiyorsak mutlaka bu hastayı yaşam boyu takip etmek zorundayız. Bunun yanında kilo kontrolü, diyet uyumu, egzersiz, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli endoskopik kontrollerle hastaların geri kilo almasını engellemek mümkün. Ancak bu süreçte hem hasta hem hekim birlikte sorumluluk almalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-gecirenlerde-revizyon-cerrahisi-girisimi-yayginlasiyor-560769">Obezite Ameliyatı Geçirenlerde Revizyon Cerrahisi Girişimi Yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli Hentbolcu Beyza Karaçam, Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milli-hentbolcu-beyza-karacam-on-capraz-bag-ameliyati-oldu-430828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 07:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[beyza]]></category>
		<category><![CDATA[çapraz]]></category>
		<category><![CDATA[hentbolcu]]></category>
		<category><![CDATA[karaçam]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430828</guid>

					<description><![CDATA[<p>A Milli Kadın Hentbol Takımı’nda forma giyen sağ oyun kurucusu Beyza Karaçam, Türkiye Hentbol Milli Takımları Resmi Sağlık Sponsoru Memorial’da ameliyat oldu. 23 yaşındaki milli hentbolcunun ön çapraz bağ yırtığı cerrahi müdahale ile onarıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-hentbolcu-beyza-karacam-on-capraz-bag-ameliyati-oldu-430828">Milli Hentbolcu Beyza Karaçam, Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>A Milli Kadın Hentbol Takımı’nda forma giyen sağ oyun kurucusu Beyza Karaçam, Türkiye Hentbol Milli Takımları Resmi Sağlık Sponsoru Memorial’da ameliyat oldu. 23 yaşındaki milli hentbolcunun ön çapraz bağ yırtığı cerrahi müdahale ile onarıldı. </strong></p>
<p>Antrenman sırasında talihsiz bir sakatlık geçiren A Milli Hentbol Takımı oyuncusu Beyza Karaçam, sol bacağında oluşan ön çapraz bağ yırtılması ve buna bağlı olarak da menisküs yaralanması sebebiyle ameliyat oldu. Memorial Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Haldun Orhun tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuşan milli sporcumuz, fizik tedavi ve rehabilitasyon desteği sonrası yeniden sahalara dönecek. </p>
<p>Gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Haldun Orhun, “Beyza, hastanemize geldiğinde sol dizinde ön çapraz bağ yırtığı mevcuttu.  Modern cerrahi yöntemlerle ön çapraz bağ ameliyatı ve menisküs onarımı tedavisi uyguladık. Yakında fizik tedavi çalışmalarına başlayacağız, hızlı bir iyileşmeyle yakın zamanda aktif spora dönmesini arzuluyoruz” dedi. </p>
<p>Hırvatistan’ın HC Lokomotiva Zagreb takımında forma giyen Beyza Karaçam, sağ oyun kurucu olarak forma giydiği A Milli Kadın Hentbol Takımı forması ile son olarak EHF EURO 2024 6. Eleme Grubu maçlarında oynarken, 2023 IHF Dünya Şampiyonası Avrupa Elemeleri ve 5. İslami Dayanışma Oyunları&#8217;nda şampiyon olan takım kadrolarında da yer almıştı. A Milli Takım’da 31 maçta forma giyen ve bu maçlarda 78 gol kaydeden başarılı oyuncu Beyza Karaçam’ın hentbol sahalarına en kısa sürede dönmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Ön Çapraz Bağ Yırtılması Sporcularda Daha Sık Meydana Geliyor</strong></p>
<p>Bağ yırtıklarının çoğunlukla gençlerde ve sportif aktivite yapan sporcularda görülen sakatlanmaların başında geldiğini paylaşan Prof. Dr. Haldun Orhun, “Spor sırasında meydana gelen, sporcuların aktif spor faaliyetlerini ve günlük yaşantılarını olumsuz yönde etkileyen ön çapraz bağ yaralanmaları oldukça sık karşılaşılan durumların başında geliyor. Bağ yaralanmaları sporcunun aktif spor faaliyetlerini etkilediği gibi günlük yaşantısını da olumsuz yönde etkileyebiliyor.</p>
<p>Vücudumuzun en büyük ve harekette hayati önem taşıyan eklemi olan dizimizde, fonksiyonların yerine getirebilmesi ve güçlü olabilmesi için ön çapraz bağların tam anlamıyla işlevini görmesi gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Orhun, bu bağın eklem fonksiyonlarının sağlıklı olabilmesi için önemli olduğunu ve eklemin kıkırdak ve diğer bağ yapılarının korunmasında da büyük önem taşıdığını aktararak, konuya ilişkin şunları söylüyor:</p>
<p>“Ön çapraz bağ; uyluk kemiği (femur) ile kaval kemiğinin (tibia) birbirine kısa bir halat gibi sıkıca bağlayan, dizin stabil ve güçlü kalmasını sağlayan önemli bir bağ. Futbol, voleybol, kayak, basketbol ve hentbol gibi ilgi gören sporlarda faaliyet gösteren sporcularda sıklıkla karşılaşılan ön çapraz bağ yırtılmalarında uygulanan artroskopik cerrahi (kapalı ameliyat) müdahaleyle sporcuların kısa sürede fonksiyonel bir dize kavuşmasını sağlıyoruz. Sporcular, ameliyattan sonra ortalama 3<strong> </strong>haftada tam olarak günlük hayatlarına, 3 aydan 6 aya kadar kısa bir sürede ise profesyonel spor faaliyetlerine geri dönebiliyor.</p>
<p>Greft olarak nitelendirilen bağ dokuları ile gerçekleştirilen ön çapraz bağ operasyonları, erken başlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon ile yüzde yüz bağlantılı ve iyileşme sürecine tam olarak etki eden önemli bir faktör” dedi.</p>
<p>Ataşehir Memorial Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Orhun spor cerrahisi alanında uzun yılardır hizmet verdiğini aktararak, uygulanan doğru cerrahi ve fizik tedavi uygulamalarıyla hastalarda ve sporcularda kısa sürede yüz güldürücü sonuçlar alınabileceğinin mümkün olduğunu paylaştı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-hentbolcu-beyza-karacam-on-capraz-bag-ameliyati-oldu-430828">Milli Hentbolcu Beyza Karaçam, Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapalı kalp ameliyatı hasta için daha konforlu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kapali-kalp-ameliyati-hasta-icin-daha-konforlu-398612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[VİDEO-GALERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Minimal İnvaziv Kalp Cerrahı Prof. Dr. A. Kadir Ercan, açık ve kapalı kalp ameliyatlarının nasıl yapıldığını ve avantajlarını Herkes Duysun mikrofonuna anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-kalp-ameliyati-hasta-icin-daha-konforlu-398612">Kapalı kalp ameliyatı hasta için daha konforlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Prof. Dr. A. Kadir Ercan, birçok hekimin, göğüs kafesini açmadan küçük kesiyle yapılan kapalı kalp ameliyatına yönelmeye başladığına ve minimal invaziv ameliyatların daha konforlu olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Yaklaşık 20 yıldır kalp ve damar cerrahisi uzmanı olarak mesleği icra ettiğini belirten Prof. Dr. Ercan, &#8220;Son yıllarda özellikle kendi alanımızda biraz daha ön plana çıkan küçük kesiyle, minimal invaziv teknikle halk arasında kapalı yöntem olarak adlandırılan, kalp ve damar ameliyatlarına odaklanıp genellikle bu alanda çalışıyorum. Kalp ameliyatları, yaklaşık 50-60 yıldan beri yaygın olarak göğüs veya iman tahtası olarak adlandırılan tam ortadan büyük bir kesi açılarak başarıyla yapılan bir ameliyat giriş tekniğidir fakat son yıllarda özellikle birden fazla damara, meme altından açılan küçük bir kesiyle göğüs kafesini tamamen açmadan bu işlemi yapabilmekteyiz. Birçok kalp ve damar cerrahı da bu tekniğe yönelmekte çünkü hasta için büyük bir konfor sağlar ve bu yöntemde hastanın iyileşme süresi daha kısadır. Yoğun bakım ve hastaneye yatış süreleri ile de kıyaslandığında küçük kesiyle yapılan ameliyatlarda hastanın lehine sonuçlar elde edilmekte. Biz de çalıştığımız merkezde küçük kesiyle kalp cerrahisine uygun olan hastalara, meme altından ya da kemik arasından ihtiyacı olan Bypass’ı yaparak daha kısa sürede günlük yaşama dönüşünü sağlayarak bu şekilde kalp cerrahisi pratiğini minimal invaziv diye adlandırdığımız kısma doğru yönlendirdik. Damar cerrahisi zaten uzun yıllardır kapalı yöntemlerle başarıyla yapılmakta, biz de çalıştığımız kurumda aynı şekilde hem açık kalp cerrahisini hem de damar ameliyatlarını bu şekilde yaparak pratiğe devam ediyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>“MİNİMAL İNVAZİV KALBİ DURDURMADAN (ÇALIŞAN KALPTE) YAPILABİLMEKTEDİR”</strong></p>
<p>Kalp cerrahisinin uzun yıllar boyunca klasik, büyük kesilerle başarıyla uygulandığını ve uygulanmaya devam ettiğini hatırlatan Ercan, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ve teknolojik gelişmelerin de katkısıyla (küçük kesiden görüş mesafesini artıran ve cerrahi yapmayı kolaylaştıran cerrahi aletlerin gelişimi) büyük kesilerle yapılan ameliyatlar artık yerini giderek daha küçük kesilerle yapılan hatta hiç kesi olmadan yapılan ameliyatlara bıraktığını söyledi.</p>
<p>Göğüs kemiğinin (iman tahtası) kesilmesine ihtiyaç duyulmadan uygulanan minimal invaziv kalp ameliyatlarının hastalar için oldukça avantajlı uygulamalar olduğunu vurgulayan Ercan, “Klasik büyük kesi ile yapılan ameliyatlarla kıyaslandığında göğüs kemiğinin üzerinde ya da alt bölgesinde, koltuk veya meme altından açılan küçük kesiler kozmetik avantaj sağlamaktadır. Aynı zamanda büyük kesilerde oluşabilecek büyük skar dokusu (yara iyileşirken kalan iz) riski azaltılmış olur. Kozmetik avantajların yanı sıra iyileşme süreci oldukça hızlı ve konforludur. Ameliyat sonrası hasta yardım almadan, rahatça tek başına yataktan kalkabilir, kendisi yatabilir ve rahatça öksürebilir. Yaşlı, kemik erimesi olan ve obez hastalarda korkulan göğüs kemiğinin açılma riski, kemik kesilmediği için bu teknikte yoktur. Minimal invaziv kalp ameliyatlarında enfeksiyon riski düşüktür. Hasta bu uygulamadan kısa bir süre sonra ayağa kalkabilmektedir ve daha az ağrı yaşamaktadır. Göğüs kemiği önden açılan hastalar gibi uzun süre sırtüstü yatmak zorunda kalmazlar. Açık kalp ameliyatlarından sonra yaygın olan kan ihtiyacı, doku zedelenmesi minimal düzeyde kaldığı için bu tür ameliyatlarda daha azdır. Küçük kesi ile kalp ameliyatları sonrasında yoğun bakımda ve hastanede kalma süresi daha kısa sürmektedir. Bu uygulama sonrasında genellikle 3 ila 4 gün hastanede yatılması yeterli olmaktadır. Minimal invaziv kalp ameliyatları sonrasında hastaların günlük işlerine tekrar dönebilme, araç kullanabilme ve cinsel yaşamlarını sürdürebilme olanakları bulunmaktadır. Ameliyattan sonra hastalar günlük hayata daha kolay ve hızlı dönebilirler.” diye konuştu.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-kalp-ameliyati-hasta-icin-daha-konforlu-398612">Kapalı kalp ameliyatı hasta için daha konforlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 09:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyetisyen Mısra Aydın, obezite cerrahisi sonrasında beslenme programına uymaları gerektiğinin altını çizerek, “Obezite cerrahisi kilo verme ve sağlık durumunu iyileştirmede çok önemli bir araç ama sihirli değnek değildir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103">Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Obezite tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artarken, kişinin sağlığı tehdit eder boyuta ulaştığında ve normal yollarla kilo veremediğinde obezite ameliyatı, daha çok tercih edilen bir seçenek haline geldi. Ancak kişi, ameliyatın ardından doğru beslenmezse kilo artışı ve midenin eski büyüklüğe ulaşması mümkün. <b>Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Mısra Aydın, obezite ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gereken kuralları anlatarak, önerilerde bulundu.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Diyetisyen Mısra Aydın, obezite cerrahisi sonrasında beslenme programına uymaları gerektiğinin altını çizerek, <b>“Obezite cerrahisi kilo verme ve sağlık durumunu iyileştirmede çok önemli bir araç ama sihirli değnek değildir. Ameliyat sonrası doğru beslenme yapılması şart” dedi.</b> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ameliyat ile hızlı kilo vermenin sağlandığını ancak bazı obezite hastalarında, ameliyat sonrası eski beslenme alışkanlıklarına devam edebileceği gibi bir algının oluştuğunu söyleyen Aydın, “Ameliyat sonrası geri kilo alma durumunu az da olsa görüyoruz. Bunun nedeni ise ameliyat sonrasında yeme miktarını azaltılmaması ve yeterli egzersiz yapılmaması.  Kişi ameliyatı sadece bir mekanizma olarak görüp, her şeyi ona bırakırsa verdiği kiloları yeniden alabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span><span>Katı-sıvı besin ayrımı önemli</span></span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Aydın, tüp mide ameliyatından sonra ömür boyu uygulanması gereken en önemli kuralın katı-sıvı besin ayrımı yapmak olduğunun altını çizerek, “Yemeklerden yarım saat önce ve sonrasında sıvı almamak mide genişlemesini önler. Böylece mide hacmi artmaz ve porsiyon kontrolü uzun süre sağlanır. Kalorisi yüksek, besin değeri düşük besinlerin sıklıkla tüketilmesi de kilo artışına sebep olur. Protein, sebze ve kaliteli karbonhidrat içeren 150 gr bir öğün ile doygunluk sağlanabilirken cips, tatlı, çikolata gibi küçük hacimli yüksek kalorili yiyecekler veya şekerli içecekler tercih edilirse hem kalori miktarı ve kilo artışı gerçekleşir hem de gerekli besinler alınamaz. Dengeli beslenmek çok önemli” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Obezite ameliyatı sonrasında ilk 6 ay alkol alımının yasak olduğunu dile getiren Aydın, ancak altıncı aydan sonra alkol tüketmeye başlayanların kilo alımının yavaşladığını belirterek, şu bilgileri verdi: “Obezite ameliyatlarında midenin yaklaşık  yüzde 80’i alınır. Porsiyonlar ciddi ölçüde azalır. Küçük bir porsiyonla bile doygunluk sağlanır ancak; katı sıvı ayrımı yapmayanlarda, gazlı içecek tüketenlerde  ve doyduktan sonra besin alımına devam edenlerde mide genişlemesi görülür. Böylece porsiyonlarda artış meydana gelir. Bu da tekrar kilo alımlarının sebeplerinden bir  tanesidir. Ayrıca dışarıda yenilen yemeklerin karbonhidrat ve yağ içeriği evde hazırlanan yemeklerle bir tutulmayacağı için öğünlerini genellikle dışarda yiyenler evde yiyenlere göre daha fazla kilo alıyor. Obezite ameliyatından sonra az az ve sık sık beslenenler düzenli şekilde kilo vermeye devam ediyor. Ancak uzun süre aç kalan kişilerin tek seferde fazla yemek yemesi mide genişlemesine ve kilo alımına sebep olabiliyor.”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ameliyati-sonrasi-dogru-beslenme-sart-384103">Obezite Ameliyatı Sonrası Doğru Beslenme Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Gökhan Meriç: &#8220;Protez Ameliyatı Olan Hastalar Ertesi Gün Ayağa Kalkıp Yürüyebiliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gokhan-meric-protez-ameliyati-olan-hastalar-ertesi-gun-ayaga-kalkip-yuruyebiliyor-365199</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 12:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[ayağa]]></category>
		<category><![CDATA[ertesi]]></category>
		<category><![CDATA[gökhan]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kalkıp]]></category>
		<category><![CDATA[meriç]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyebiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emekli sınıf öğretmeni Canan Pamukçu (71), her iki dizinde de ileri kıkırdak aşınması şikâyetiyle 4 yıldır ağrı çekiyordu. Korkusundan dolayı ameliyat olmayan Pamukçu, ağrısını gidermek için farklı işlemler yaptırarak günlük hayatındaki basit hareketleri devam ettirmeye çalıştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gokhan-meric-protez-ameliyati-olan-hastalar-ertesi-gun-ayaga-kalkip-yuruyebiliyor-365199">Prof. Dr. Gökhan Meriç: &#8220;Protez Ameliyatı Olan Hastalar Ertesi Gün Ayağa Kalkıp Yürüyebiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Emekli sınıf öğretmeni Canan Pamukçu (71), her iki dizinde de ileri kıkırdak aşınması şikâyetiyle 4 yıldır ağrı çekiyordu. Korkusundan dolayı ameliyat olmayan Pamukçu, ağrısını gidermek için farklı işlemler yaptırarak günlük hayatındaki basit hareketleri devam ettirmeye çalıştı. Ağrı yüzünden tamamen yürüyemez hale geldiğinde ise Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Gökhan Meriç’e başvurdu. Canan Pamukçu’nun her iki dizine aynı anda diz protezi uygulayan Prof. Dr. Meriç, “Canın Hanım’da olduğu gibi diz protezi ameliyatı olan kişiler ertesi gün ayağa kalkabiliyor.” Dedi. </em></p>
<p> </p>
<p>Ameliyat korkusu nedeniyle tedaviyi sürekli erteleyen ve zamanla tek başına yürümekte bile zorlanan Canan Pamukçu, iki dizine de aynı anda protez ameliyatının uygulanmasıyla eski hayatına dönebildi. “Ameliyattan sonra geçen 3 yılım için çok üzüldüm” diyen Canan Pamukçu, “Bu kadar ağrı çekmeye, yaşadığım zor günlere hiç değmezmiş. Ameliyat ile ilgili en ufak bir kötü anım yok. Epidural anestezi ile sohbet ederek ameliyat oldum. İki dizim birden ameliyat edilmiş olsa da ertesi gün ayağa kalktım” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>KORKUSU NEDENİYLE GECİKTİRDİĞİ PROTEZ AMELİYATI YILLARINA MAL OLDU</strong></p>
<p> Canan Pamukçu, 2019 yılından beri geçirdiği süreçle ilgili şöyle konuştu: “Diz ağrılarım 2019’da başladı; birdenbire yangıyla gelen ağrıları istirahat halindeyken ve gece uyurken de yaşamaya başladım. Yanımda biri olmadan dışarıya çıkmaktan korkar olmuştum.  Bunların yanı sıra ameliyat olma korkum da vardı. Birçok doktorla görüştüm, fikir aldım; bir hayli bilgi sahibi oldum ama bir türlü karar veremiyordum. En sonunda oğlumun yardımıyla Gökhan Bey’e ulaştım ve ameliyat olmaya karar verdim. İki dizim birden ameliyat edilmiş olsa da ertesi gün ayağa kalktım. Eve geldikten sonra da 14’üncü gün koltuk değneklerini de bıraktım. Mutluyum, acılarla yaşamaya hiç gerek yok. O üç yılımı heba olmuş yıllarım olarak görüyorum. Belimde önemsiz 2 tane fıtığım vardı ama o fıtıklar dengesiz yürümemden dolayı taşmış fıtık haline geldi. Şimdi onun da sıkıntısını çekiyorum, keşke bu kadar uzatmasaydım.” </p>
<p><strong>“GÜNLÜK İHTİYAÇLARINI ÇOK RAHAT ŞEKİLDE GİDEREBİLİYOR” </strong></p>
<p>Ameliyat sonrası kısa sürede normal hayatına dönen Pamukçu’nun sağlığının şu an gayet iyi olduğunu belirten Prof. Dr. Gökhan Meriç, “72 yaşındaki Canan Hanım bize ciddi bir ağrı ile geldi. 3 yıldan beri küçük tedaviler uygulasa da fayda göremediği içir ağrıları davam ediyordu. Her iki dizine birden protez uyguladık. Ameliyatın ertesi günü ayağa kaldırıp, egzersizlerini gösterdik. Ameliyattan sonra şişlik, yara irini, akıntı gibi sorunlarımız olmadı. İki hafta sonra kullandığı koltuk değneklerini de bıraktı ayrıca fizik tedaviye devam etti. Şu an minimal ağrıları olsa da günlük ihtiyaçlarını çok rahat bir şekilde giderebiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> “GECELERİ AĞRI YÜZÜNDEN UYKUNUZDAN UYANIYORSANIZ KIKIRDAK AŞINMANIZ OLABİLİR!”   </strong></p>
<p>Diz-kıkırdak aşınması hakkında bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Gökhan Meriç, konuyla ilgili şöyle konuştu: </p>
<p>“Diz-kıkırdak aşınması, yaşla birlikte kadın hastalarda gördüğümüz en büyük sıkıntılardan bir tanesidir. Kıkırdak aşınması, çarpma veya düşmeye bağlı olmakla beraber genetik olarak hastalarda bir yatkınlık var ise de ortaya çıkabilen bir durum. Kıkırdaklarımız bir kaplama dokusu, eklemler de pürüzsüz bir yüzeydir. Bunun sayesinde ağrısız bir şekilde günlük hareketlerimizi yapabiliriz. Bahsi geçen kıkırdakların zamanla yıpranması ve aşınmasıyla halk arasında kireçlenme dediğimiz ileri kıkırdak aşınması olabilir. Erken dönemde kıkırdak aşınmasından korunmak için diz içi enjeksiyon, kilo verme, egzersiz gibi birçok tedavi yöntemini hastalarımıza öneriyoruz. Ancak buna rağmen 60-65 yaş üstü hastalarda şikâyetler geçmiyorsa; günlük hareketlerinde sıkıntılar devam ediyorsa, 500-600 metre yolu bile ağrısız yürüyemiyorsa, geceleri uykusundan uyandıran ağrısı devam ediyorsa diz protezi uyguluyoruz.” </p>
<p><strong>DİZ PROTEZİ KONUSUNDA YANLIŞ/ EKSİK BİLGİLER VAR!</strong></p>
<p>Diz protezinin eklem kıkırdağının yüzeyindeki kaplama dokusunun çıkartılması ve oraya metal bir kaplama yapılmasıyla gerçekleştiğini vurgulayan Prof. Dr. Meriç, şu bilgilendirmelerde bulundu: </p>
<p> “Halk arasında sanki diz kemiğinin tamamen kesildiği ya da tüm dizin alındığı gibi yanlış bir algı var. Bizim amacımız aşınan diz yüzeyini tekrar pürüzsüz hale getirmek. Bunun için sadece kıkırdak bölgesini alıp oraya metal bir implant koyuyoruz. Eklemde tekrar pürüzsüz bir yüzey oluşturmak amacıyla kemiğe bir kesi yapıyoruz ama sadece kıkırdak bölgesini alıyoruz ve metal bir implant koyuyoruz. İki metal yüzey arasında plastik polietilen dediğimiz bir malzeme koyuyoruz. Bununla beraber hastanın günlük hayatını rahat bir şekilde geçirmesini sağlıyoruz. Ameliyatı cerrahi tekniğine uygun olarak, olası riskleri için önlemler alarak ve hastanın diz yapısına en uygun implantı seçerek protez cerrahisindeki başarımızı arttırıyoruz. Amacımız hastanın bir an önce yürümesini sağlamak ve yatağa bağlı kalmasını önlemek.’’</p>
<p><strong>“UYGUN HASTA SEÇİMİ ÖNEMLİ”</strong></p>
<p> “Doğru protezin doğru hastaya uygulanması” prensibi yerini getirildiğinde diz protezi ameliyatlarından oldukça başarılı sonuçlara ulaşılabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Gökhan Meriç, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bugün diz protezi cerrahisinde ameliyat sonrası süreç de hasta açısından oldukça konforlu denilebilir. Ameliyat sonrasında 4-5 gün hastanede kalan hastaya ameliyat sonrası yapılması gereken egzersizleri ve yürüme teknikleri anlatılır. Amaç hastanın günlük hayatında rahat yürümesini sağlamak olduğu için de ameliyatın ertesi günü hastalarımızı ayağa kaldırıyoruz. Ve düzenli olarak hareket etmesini sağlıyoruz. Beraberinde çeşitli ilaç tedavisiyle de ameliyat sonrası gelişebilecek riskleri minimize ederek olası komplikasyonların da önüne geçebiliyoruz.”</p>
<p><strong>“HASTA KAS GÜCÜNÜ YÜKSEK TUTARSA, PROTEZİ YAKLAŞIK 20-25 YIL BOYUNCA KULLANABİLİR” </strong></p>
<p>Protezin ömrünün 15-25 sene arasında, hastanın kilosuna ve kullanımına bağlı olarak değişiklik gösterebileceğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Gökhan Meriç, “Kilolu bir hasta yoğun aktivite yaptığında oradaki aşınma diğer insanlara göre bir miktar daha fazla olur. Bu yüzden hastaya kas gücünü yüksek tutmaya çalışıyoruz. Hasta kas gücünü yüksek tutarsa, protez cerrahisi sonrasında kilosuna dikkat ederse protezi yaklaşık 20-25 yıl boyunca kullanabilir. Protez bazen ciddi sıkıntıları olan genç hastalara yapılsa da genellikle 60-65 yaş üstü hastalarda uygulanmasını tercih ediyoruz. Hasta, protez ameliyatı için geç kalmış ya da korkmuşsa günlük hayatında sürekli ağrı çekmek zorunda kalabilir. 1-2 yıl bekleyen hastalar oluyor; bu süre hastanın psikolojisi etkilemekle kalmıyor, hastanın günlük hayattan kopmasına neden olabiliyor. Hasta normalde bir yere gitmek istemesine rağmen, gidememeye başlıyor. Hareketsiz olması kilo almasına bu durumda ağrılarının daha da artmasına sebep olarak hasta için bir kısır döngüye sebep oluyor.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gokhan-meric-protez-ameliyati-olan-hastalar-ertesi-gun-ayaga-kalkip-yuruyebiliyor-365199">Prof. Dr. Gökhan Meriç: &#8220;Protez Ameliyatı Olan Hastalar Ertesi Gün Ayağa Kalkıp Yürüyebiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Femtosaniye Lazerle Katarakt Ameliyatı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/femtosaniye-lazerle-katarakt-ameliyati-354913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 13:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[femtosaniye]]></category>
		<category><![CDATA[katarakt]]></category>
		<category><![CDATA[lazerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker Biçer femtosaniye lazerle katarakt ameliyatını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/femtosaniye-lazerle-katarakt-ameliyati-354913">Femtosaniye Lazerle Katarakt Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker Biçer femtosaniye lazerle katarakt ameliyatını anlattı. Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ve opaklaşması ile oluşan kataraktın bilinmeyenlerini anlatan  Op. Dr. İlker Biçer, “ Katarakt ameliyatlarında lazer kullanımı sayesinde güvenli ve konforlu tedavi imkanının yanı sıra komplikasyon riski de en aza indirgenerek uygulama yapılabilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b> OKUMADA GÜÇLÜK BELİRTİ OLABİLİR</b></p>
<p>Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ve opaklaşmasıdır. Bu sebeple görme netliği azalır ve bozulur. Yaşa bağlı olabileceği gibi kalıtsal sebeplerle de görülebilmektedir.  Ağırlıklı olarak yaşa bağlı ortaya çıkan katarakt, doğuştan, şeker hastalığının etkileri veya gözün travmaya bağlı hasar alması gibi nedenlerle de oluşabilmektedir.</p>
<p> Kataraktın yaygın gözlenen belirtileri,</p>
<p>&#8211; Işığa karşı göz hassasiyeti,</p>
<p>&#8211; Çift görme,</p>
<p>&#8211; Görüşte bulanıklaşma,</p>
<p>&#8211; Gece görüşte azalma,</p>
<p>&#8211; Okumada güçlük olabilir.</p>
<p>Kataraktın erken teşhis ve tedavisi adına belirtiler gözlemlendiğinde hemen uzman bir hekime muayene olunmalıdır. Kataraktın tek tedavi yöntemi ameliyattır. Birkaç farklı ameliyat yöntemi bulunmaktadır. Tedavinizde bu yöntemlerden hangisinin tercih edileceği birçok farklı etkene göre değişebilmektedir. Size en uygun tedavi yöntemine karar verecek olan alanında uzman bir göz sağlığı ve hastalıkları hekimidir.</p>
<p>Katarakt ameliyatında sıklıkla uygulanan yöntemlerden biri, son yıllarda gelişen femtosaniye lazerle katarakt tedavisidir.</p>
<p>Katarakt ameliyatlarında lazer kullanımı sayesinde güvenli ve konforlu tedavi imkanının yanı sıra komplikasyon riski de en aza indirgenerek uygulama yapılabilmektedir.<br />  </p>
<p><b>AVANTAJLARI NELER?</b></p>
<p>Femtosaniye lazerle katarakt cerrahisinde göze giriş noktaları lazerle açılabilmekte bu sayede bıçak kullanımına gerek kalmamaktadır. Femtosaniye lazerle bıçak kullanımının yerini lazer alır. Lazer ışını farklı derinliklerdeki göz dokularına kolaylıkla odaklanabilmekte, göze giriş noktası bilgisayar kontrolünde düzgün bir çizgide planlanarak işlem yapılabilmektedir. Bu durum görüş netliği ve dolayısıyla görüntü kalitesini olumlu etkilemektedir. Ödem ve enfeksiyon riskini düşüren lazer yöntemi sayesinde kataraktlı mercek parçalanırken çevre dokular hasar almaz, göz yapay merceğe en iyi şekilde hazırlanabilir. Femtosaniye lazer cerrahisi yalnızca katarakt tedavisinde değil, miyop, hipermetrop ve astigmat gibi diğer görme kusurlarının tedavisinde de kullanılabilmektedir.</p>
<p><strong>ERTESİ GÜN NORMAL YAŞAMA DÖNÜLEBİLİYOR</strong><br /> Operasyon öncesi hastanın gözüne anestezik göz damlası damlatılır. Göz bu esnada anestezi etkisinde olduğundan hasta tarafından herhangi bir rahatsızlık hissi duyulmamaktadır. Cerrahi öncesi yapılan muayenede belirlenerek bilgisayara girilmiş olan göze giriş açısı, göze giriş ölçüsü gibi gerekli değerler hekim tarafından kontrol edilir. Bilgisayar kontrollü femto saniye lazer yardımıyla kısa süre içinde gerekli giriş noktası açılarak kataraktlı lens parçalanır. Göze yapay göz içi mercek yerleştirilerek işlem tamamlanır. Femtosaniye lazer cerrahisi sonrası gözü kapatmaya gerek görülmemektedir.  Hastaya operasyon günü kullanması için gözlük verilebilir. Hasta ertesi gün yapılan muayenenin ardından normal yaşamına dönebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/femtosaniye-lazerle-katarakt-ameliyati-354913">Femtosaniye Lazerle Katarakt Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
