<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ameliyat | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ameliyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ameliyat</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Jul 2026 11:28:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Ameliyat | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ameliyat</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Burun ameliyatında en büyük risk güneş!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-ameliyatinda-en-buyuk-risk-gunes-647204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatında]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=647204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, yaz aylarında yapılan burun estetiği veya burun ameliyatının ardından sıcak hava, güneş, deniz ve havuzun iyileşme sürecini nasıl etkileyeceği ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-ameliyatinda-en-buyuk-risk-gunes-647204">Burun ameliyatında en büyük risk güneş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, yaz aylarında yapılan burun estetiği veya burun ameliyatının ardından sıcak hava, güneş, deniz ve havuzun iyileşme sürecini nasıl etkileyeceği ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Gelişen teknoloji sayesinde yaz aylarında burun ameliyatları güvenle yapılabiliyor!</strong></p>
<p>Geçmiş yıllarda yaz aylarında burun ameliyatı yapmaktan çekinildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bunun en önemli nedenleri sıcak hava, yüksek nem ve o dönemde kullanılan eski tampon sistemleriydi. Eskiden yaz aylarında büyük burun ameliyatları çok tercih edilmezdi. Kanama riski daha yüksekti, kullanılan tamponlar hem ağrılıydı hem de hastalar için konforlu değildi. Ayrıca sıcak hava nedeniyle buruna uygulanan bantların çıkması gibi sorunlarla karşılaşılabiliyordu.” dedi.</p>
<p>Günümüzde ise cerrahi tekniklerin ve ameliyat sonrası bakım imkanlarının önemli ölçüde geliştiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Artık teknoloji çok ilerledi. Klimalı yaşam alanları yaygınlaştı, kullanılan tamponlar çok daha konforlu hale geldi ve kanama riski oldukça azaldı. Bu nedenle yaz ya da kış olması, ameliyat açısından belirleyici bir fark oluşturmuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yaz aylarında en büyük risk güneş ışınları!</strong></p>
<p>Burun ameliyatı sonrasında asıl dikkat edilmesi gereken unsurun güneş ışınları olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, ameliyat sırasında burun derisinin kaldırılarak alttaki yapıların şekillendirildiğini ve daha sonra derinin yeniden yerine yerleştirildiğini anlattı.</p>
<p>Bu süreçte cildin alt dokulara yeniden yapışması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, şunları söyledi:</p>
<p>“Eğer bu dönemde yoğun güneş ışığına maruz kalınırsa pigmentasyon dediğimiz renk değişiklikleri oluşabilir. Burun cildi ile yüzün diğer bölgeleri aynı şekilde güneş görmediği için renk farklılıkları gelişebilir. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 6 ay boyunca güneşten mümkün olduğunca korunmak gerekir; doğrudan güneş ışığına maruz kalmayın, geniş siperlikli şapka kullanın, yüksek koruma faktörlü güneş kremi uygulayın, mümkün olduğunca gölgede kalmayı tercih edin.</p>
<p>Hastalara genellikle ameliyatı takip eden yaz tatili için deniz tatilini çok düşünmemeleri önerilir. Burun cildini ilk 6 ay boyunca güneşten korumak, başarılı bir iyileşme için en önemli noktalardan biridir.”</p>
<p><strong>Burun estetiği sonrası gözlük kullanımından kaçınılmalı!</strong></p>
<p>Burun kemiklerinin ameliyat sonrası yeniden şekillendiğini ve iyileşme sürecinin dikkatle korunması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Özellikle ağır ve kalın çerçeveli gözlükler bu dönemde tercih edilmemeli. Kalın çerçeveli gözlükler burun kemiğine baskı yapabilir. Özellikle sert çerçeveli gözlükler küçük darbeleri doğrudan buruna iletir.” dedi.</p>
<p>Güneş gözlükleri konusunda farklı bir noktaya da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Güneş gözlüğü burnun farklı bölgelerinin güneşe farklı oranlarda maruz kalmasına neden olabilir. Burnun üst kısmını gölgede bırakırken alt kısmı güneş alabilir. Bu da burunda renk farklılığı oluşturabilir. Bu nedenle iyileşme döneminde güneş gözlüğü kullanımını önerilmez. Numaralı gözlük kullanmak zorunda olan hastalara ise ameliyat öncesinde kontakt lens kullanımına alışmaları tavsiye edilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Burun ameliyatı sonrası kuruluk ve kabuklanma normal!</strong></p>
<p>Burun ameliyatı sırasında burun içindeki mukozaya da müdahale edildiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, iyileşme sürecinde kuruluk ve kabuklanmanın doğal olduğuna değinerek sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Mukoza ameliyat sonrasında kendini yenilerken salgılar üretir. Bu salgıların düzenli temizlenmesi gerekir. Bu nedenle hastalara ilk iki hafta burun temizleme solüsyonları kullanmaları önerilir. Yaklaşık bir ay sonra da burun içi yeniden kontrol edilip temizlenir.</p>
<p>İstanbul gibi nem oranı yüksek şehirlerde kuruluk daha az görülür. Daha kuru iklimlerde ise nemlendirici sprey ve kremlerin kullanılması iyileşmeyi destekler. Nemlendirici spreyler hem mukozayı korur hem de iyileşme sürecini hızlandırır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-ameliyatinda-en-buyuk-risk-gunes-647204">Burun ameliyatında en büyük risk güneş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halluks valgus estetik bir sorundan çok daha fazlası!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halluks-valgus-estetik-bir-sorundan-cok-daha-fazlasi-646132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ayağın]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[Başparmağı]]></category>
		<category><![CDATA[Demiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[düz]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[halluks]]></category>
		<category><![CDATA[Halluks Valgus]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[sorundan]]></category>
		<category><![CDATA[valgus]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Demiroğlu, halluks valgusun nedenleri ile erken tanı ve doğru tedavinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halluks-valgus-estetik-bir-sorundan-cok-daha-fazlasi-646132">Halluks valgus estetik bir sorundan çok daha fazlası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Demiroğlu, halluks valgusun nedenleri ile erken tanı ve doğru tedavinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Halluks valgus estetikten öte, ilerleyici bir ayak hastalığı!</strong></p>
<p>Halk arasında ‘bunyon’ olarak da bilinen, ayak başparmağında oluşan çıkıntı olan halluks valgusun, yalnızca estetik bir problem olmadığını aktaran Prof. Dr. Murat Demiroğlu, “İlerleyen dönemlerde ağrıya, yürüme bozukluğuna ve diğer ayak parmaklarında şekil bozukluklarına yol açabilen bu rahatsızlık, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Halluks valgusun, ayak başparmağının tarak kemiğiyle birleştiği eklemde oluşan açısal bozukluk sonucu başparmağın diğer parmaklara doğru yönelmesiyle ortaya çıkan bir deformite olduğunu kaydeden Prof. Dr. Demiroğlu, “Zamanla eklem yapısında değişiklikler gelişir ve başparmağın iç kısmında belirgin bir kemik çıkıntısı oluşur. Hastalığın ilk dönemlerinde estetik kaygılar ön planda olsa da süreç ilerledikçe yük dağılımı bozulur. Bunun sonucunda ayakta ağrı, nasır oluşumu, eklem kireçlenmesi ve ikinci ya da üçüncü parmaklarda şekil bozuklukları gelişebilir. İleri evrelerde başparmak diğer parmakların altına veya üzerine geçebilir ve yürümek giderek zorlaşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gece ağrısı ve büyüyen çıkıntı, halluks valgusta uzman değerlendirmesi gerektirir!</strong></p>
<p>Başparmak çıkıntısının hafif ve ağrısız olması durumunda düzenli takibin yeterli olabileceğine değinen Prof. Dr. Murat Demiroğlu, “Ancak çıkıntının giderek büyümesi, ağrının başlaması veya artması, bölgede kızarıklık oluşması, parmaktaki eğriliğin ilerlemesi, özellikle gece ortaya çıkan ağrıların görülmesi durumlarında mutlaka ortopedi uzmanına başvurulmalı.” dedi. </p>
<p>Halluks valgusun gelişiminde genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Demiroğlu, “Ailesinde halluks valgus bulunan, bağ dokusu gevşekliği veya düz tabanlık gibi özelliklere sahip kişilerde dar burunlu ve yüksek topuklu ayakkabılar deformitenin ortaya çıkmasını veya daha hızlı ilerlemesini kolaylaştırabilir. Genetik yatkınlığı olmayan kişilerde ise yalnızca dar ayakkabı kullanımı çoğu zaman hastalığın tek nedeni değildir. Buna rağmen uzmanlar, ön kısmı geniş ve ayağın doğal hareketine izin veren ayakkabıların tercih edilmesini öneriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Orta ve ileri derecedeki halluks valgusta atel ve benzeri ürünler cerrahinin yerini tutamaz! </strong></p>
<p>Sosyal medyada sıkça görülen ve internet üzerinden satılan atellerin gerçekten işe yarayıp yaramadığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Murat Demiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Parmak ayırıcı silikonlar, gece atelleri, bantlama yöntemleri ve fizyoterapi gibi konservatif tedaviler özellikle erken dönemde ağrının azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak bu yöntemler oluşmuş kemik deformitesini düzeltemez. Bu ürünlerin amacı hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve hastanın şikâyetlerini hafifletmektir. Orta ve ileri derecedeki deformitelerde cerrahinin yerini tutmaları mümkün değildir.”</p>
<p><strong>Ne kadar erken evrede ameliyat edilirse estetik ve fonksiyonel sonuçlar da o kadar başarılı olur!</strong></p>
<p>Hafif dereceli, ağrısı az olan vakalarda ameliyatsız yöntemlerle hastanın konforunun artırılabileceğini dile getiren Prof. Dr. Murat Demiroğlu, “Deformitenin ilerlemesi yavaşlatılabilir. Ancak belirgin açısal bozukluk oluşmuş orta ve ileri evre halluks valgusta kalıcı düzeltme sağlayan tek tedavi cerrahidir.” dedi.</p>
<p>Cerrahinin temel amacının hem ağrıyı gidermek hem de ayağın anatomik dizilimini mümkün olduğunca normale yaklaştırmak olduğuna işaret eden Prof. Dr. Demiroğlu, “Hastalık ne kadar erken evrede ameliyat edilirse estetik ve fonksiyonel sonuçlar da o kadar başarılı olur. Çok ileri vakalarda tamamen normal görünüm elde edilemese bile ameliyat öncesine göre belirgin düzelme sağlanır. Ameliyatın ardından hastalar erken dönemde ayağa kaldırılsa da ilk günlerde ayağın aşağı sarkıtılması ve tam yük verilmesi önerilmez. Yaklaşık iki hafta boyunca ödem nedeniyle yürüyüşte zorlanma görülebilir. Otomatik vites araç kullanan ve sol ayağından ameliyat olan hastalar ikinci haftadan itibaren kısa mesafelerde araç kullanabilir. Sağ ayağından ameliyat olanlar veya manuel vites kullananların ise güvenli araç kullanımı için genellikle altıncı haftayı beklemeleri önerilir. Röntgen kontrollerinde kemik kaynamasının uygun görülmesiyle birlikte normal yürüyüş ve spor aktivitelerine kademeli olarak dönüş yapılabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Halluks valgus yalnızca başparmağı değil, tüm yürüme mekaniğini bozabiliyor!</strong></p>
<p>Halluks valgusun kadınlarda daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Prof. Dr. Demiroğlu, “Yüksek topuklu ayakkabılar vücut ağırlığını ayağın ön kısmına aktararak başparmak eklemine binen yükü artırır. Özellikle düz tabanlık gibi ek risk faktörleri bulunan kişilerde deformite daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle topuk yüksekliği 2-3 santimetreyi geçmeyen ve ön kısmı geniş ayakkabıların tercih edilmesi önerilir.” dedi.</p>
<p>Halluks valgusun ilk dönemlerinde ağrının her hastada görülmeyebileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Demiroğlu, “Ağrının ortaya çıkmasında eklem kıkırdağındaki yıpranma, yumuşak dokulardaki gerilim ve ayağın yük dağılımındaki bozulma etkili olur. Hastalar ağrıdan kaçınmak için ayağın dış kenarına basarak yürümeye başlayabilir. Bu durum zamanla farklı bölgelerde yeni sorunlara yol açabileceğinden, belirtiler ilerlemeden uzman değerlendirmesi önem taşır.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halluks-valgus-estetik-bir-sorundan-cok-daha-fazlasi-646132">Halluks valgus estetik bir sorundan çok daha fazlası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıpta Yeni Dönemin Adı: Eş Zamanlı Kombine Cerrahiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tipta-yeni-donemin-adi-es-zamanli-kombine-cerrahiler-641565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:10:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[Eş Zamanlı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kombine]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[safra]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tıpta]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zamanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641565</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Selçuk Mercan, Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş, Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan ve Int. Dr. Amir Mahdi Akbari’nin yazarlığını yaptığı bilimsel çalışma, uluslararası Journal of Surgical Case Reports dergisinde yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tipta-yeni-donemin-adi-es-zamanli-kombine-cerrahiler-641565">Tıpta Yeni Dönemin Adı: Eş Zamanlı Kombine Cerrahiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Selçuk Mercan, Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş, Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan ve Int. Dr. Amir Mahdi Akbari’nin yazarlığını yaptığı bilimsel çalışma, uluslararası <em>Journal of Surgical Case Reports</em> dergisinde yayımlandı.</p>
<p>Böbreküstü bezi kitlesi (adrenalektomi) ile safra kesesi hastalığının (kolesistektomi) eş zamanlı olarak aynı anda görülmesi nadir bir durum ve her iki tablonun laparoskopik cerrahiyle eş zamanlı tedavisine ilişkin literatürdeki uygulamalar da sınırlı. Ancak kombine cerrahi yaklaşım; anestezi maruziyetini, hastanede kalış süresini ve iyileşme döneminin süresini azaltması açısından yeni bir tıbbi pratik getiriyor. Ayrıca, ameliyat sonrası dönem de hasta açısından bu duruma özel herhangi bir yan etki görülmüyor. </p>
<p>Yapılan çalışmada, safra kesesi hastalığı ve böbreküstü bezi kitlesi bulunan bir hastada iki farklı laparoskopik ameliyatın tek seansta başarıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Araştırmacılar, eş zamanlı minimal invaziv cerrahinin uygun hastalarda güvenli ve etkili bir yaklaşım olabileceğini vurguladı. Çalışma kapsamında değerlendirilen 57 yaşındaki erkek hastanın, karın sağ üst bölümünde aralıklı ağrı ve karın bölgesindeki şişlik (abdominal distansiyon) gibi şikâyetleri için ilk olarak gerekli görüntülemeler yapıldı. Safra kesesinde uzun süreli tekrarlayan iltihaplanma (kronik kolesistit) ile safra taşı (kolelitiazis) varlığı ortaya konarken, böbreküstü bezlerinde ise başka bir sebeple çekilen görüntülemede tesadüfen saptanan, hormon salgılamayan ve 8 cm boyutuna ulaşmış bir kitle tespit edildi. </p>
<p><strong>Ameliyat Sonrası Dönemde de Hastanın Konforu Yüksek </strong></p>
<p>Hastaya, her iki tablo için sorunsuz bir şekilde eş zamanlı laparoskopik cerrahi uyulandı. Uzmanlar, hastanın patoloji sonucunun, safra kesesi taşlarına bağlı gelişen kronik kolesistit ve böbrek üstü bezinde iyi huylu vasküler kitle (adrenal kavernöz hemanjiyom) varlığını doğruladığını, her iki durumun da genellikle tesadüfen saptandığını ve tedavi sonrası takiplerde de herhangi bir yaşamsal tehlike oluşturmadığını söylediler. </p>
<p><b><strong>Eş Zamanlı Cerrahi Her Hasta İçin Uygun Olmayabilir</strong></b></p>
<p>Literatürde farklı organlara yönelik kombine laparoskopik cerrahilerin kronik hastalığı olan seçilmiş hasta gruplarında uygulandığını gösteren çalışmalar mevcut. Bu yaklaşım için belirli bir yaş veya cinsiyet kriteri bulunmamakla birlikte, hasta seçimi de büyük önem taşıyor. Bu süreç, her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi ve multidisipliner bir yaklaşımla karar verilmesini gerektiriyor. Özellikle hastanın genel sağlık durumu, ek hastalıkları, cerrahi risk düzeyi, ameliyatın teknik zorluk derecesi ve operasyon süresinin kabul edilebilir sınırlar içinde olması gibi birçok faktör göz önünde bulundurulmalı. Uygun şekilde değerlendirilen hastalarda eş zamanlı cerrahi, ikinci bir ameliyat ve ikinci bir anestezi gereksinimini ortadan kaldırabiliyor. </p>
<p><strong>“Gelecekte Daha Karmaşık Eş Zamanlı Operasyonlara Şahit Olacağız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Selçuk Mercan, yapılan eş zamanlı cerrahinin önemine değinerek, gelecek yıllardaki tedavi yaklaşımlarına dair de bir projeksiyon sundu: <em>“Bu çalışma, nadir görülen iki farklı patolojinin tek seansta minimal invaziv yöntemlerle güvenli şekilde tedavi edilebileceğini göstermesi açısından çok önemli. Cerrahinin geleceğinde hasta odaklı ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar ön plana çıkacak. Teknolojik gelişmeler, robotik cerrahi ve gelişmiş görüntüleme sistemleri sayesinde gelecekte daha karmaşık eş zamanlı operasyonların da güvenle gerçekleştirildiğine şahit olabiliriz.” </em>Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş ise cerrahi planlama ve multidisipliner değerlendirmenin önemi hakkında şunları söyledi; <em>“Literatürde oldukça sınırlı sayıda bildirilen bu kombinasyonun başarılı bir şekilde uygulanmış olması, cerrahi planlamanın ve multidisipliner değerlendirmenin önemini ortaya koyuyor. Bu çalışma, uygun hasta seçildiğinde eş zamanlı minimal invaziv cerrahinin hem hasta konforunu artırabileceğini hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini göstermektedir.” </em></p>
<p><strong>Bilimsel Raporlamaya Katkısı Büyük </strong></p>
<p>Nadir klinik senaryolarının bilimsel olarak raporlanmasının önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mehrdad Sheikhvatan, ameliyatla ilgili şunları söyledi; “Bu vaka yalnızca başarılı bir cerrahi uygulamayı değil, aynı zamanda nadir klinik senaryoların bilimsel olarak raporlanmasının önemini de vurguluyor. Benzer çalışmaların artmasıyla birlikte hangi hasta gruplarının bu yaklaşımdan en fazla fayda göreceği daha net ortaya konabilecek ve gelecekte kılavuzlara yön verebilecek veriler elde edilebilecektir.” İnt. Dr. Amir Mahdi Akbari, ise operasyon ekseninde yapay zekâ destekli cerrahi planlama ve robotik teknolojilerin önemine değinerek şunları söyledi: <em>“Bu çalışma, tıp öğrencileri ve genç araştırmacılar açısından da önemli bir örnek. Nadir görülen vakaların bilimsel yayınlara dönüştürülmesi, klinik pratiğin gelişimine katkı sağlarken aynı zamanda yeni araştırma alanlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor. Gelecekte yapay zekâ </em><em>destekli cerrahi planlama ve robotik teknolojilerin gelişmesiyle eş zamanlı cerrahi uygulamaların daha yaygın hale geleceğini düşünüyoruz.”</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tipta-yeni-donemin-adi-es-zamanli-kombine-cerrahiler-641565">Tıpta Yeni Dönemin Adı: Eş Zamanlı Kombine Cerrahiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir, hayvan sağlığında çıtayı yükseltti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-hayvan-sagliginda-citayi-yukseltti-641439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[çıtayı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[steril]]></category>
		<category><![CDATA[Veteriner Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[yükseltti]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641439</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Pako Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurduğu Merkezi Sterilizasyon Ünitesi ile sokak hayvanlarının ameliyat süreçlerindeki enfeksiyon riskini azaltıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-hayvan-sagliginda-citayi-yukseltti-641439">İzmir, hayvan sağlığında çıtayı yükseltti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Pako Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurduğu Merkezi Sterilizasyon Ünitesi ile sokak hayvanlarının ameliyat süreçlerindeki enfeksiyon riskini azaltıyor. Veteriner hekimlik alanında Türkiye’de ilk örneklerden biri olan uygulama, hayvanlara yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunarken antibiyotik direnciyle mücadeleye de katkı sağlıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sahipsiz hayvanların sağlık hizmetlerinde kalite standartlarını yükselten önemli bir uygulamayı hayata geçirdi. Pako Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurulan Merkezi Sterilizasyon Ünitesi sayesinde ameliyatlarda kullanılan tüm cerrahi ekipmanlar uluslararası standartlarda sterilize ediliyor ve tüm tedavi birimlerine ulaştırılıyor. Hastanelerindeki merkezi sterilizasyon sisteminden esinlenerek veteriner hekimlik alanına uyarlanan uygulama, enfeksiyon riskini azaltırken hayvanların daha güvenli koşullarda tedavi edilmesine olanak sağlıyor.</p>
<p><strong>Veteriner hekimlik alanında ilklerden</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hekimi Mehmet Uysal, ünitenin Türkiye’de veteriner hekimlik alanında ilk örneklerden biri olduğunu belirterek, insan sağlığında zorunlu olarak uygulanan merkezi sterilizasyon sistemini hayvan sağlığına uyarladıklarını söyledi. Uysal, sistemin kirli, temiz ve steril alan modeliyle çalıştığını ifade ederek, ameliyathanede kullanılan cerrahi aletlerin önce kirli alanda kontrol edildiğini, ardından yıkama ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildiğini anlattı.</p>
<p><strong>Ameliyatlarda maksimum güvenlik</strong></p>
<p>Cerrahi ekipmanların daha sonra steril paketler içinde muhafaza edildiğini kaydeden Uysal, “Ameliyathanede kullanılan aletler kirli alanda yıkanıyor, temiz alanda paketleniyor ve steril alanda depolanarak yeniden ameliyathaneye sunuluyor. Böylece ameliyatların maksimum güvenlik çerçevesinde yapılmasını sağlıyoruz. Bu hem hayvanların hem de personelin sağlığı açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Enfeksiyon riski düşüyor antibiyotik kullanımı azalıyor</strong></p>
<p>Sokak hayvanlarının da insanlar gibi benzer tıbbi süreçlerden geçtiğine dikkat çeken Uysal, “İnsan sağlığı için gösterilen hassasiyetin hayvan sağlığı için de gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Sokak hayvanlarına, insanların ameliyat edildiği standartlarda sağlık hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Ünitenin bir diğer önemli katkısının antibiyotik kullanımını azaltmak. Enfeksiyon riskinin düşmesiyle birlikte gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçilecek.  Antibiyotik direnci hem hayvanları hem insanları etkileyen küresel bir sağlık sorunu. Enfeksiyonları önleyerek antibiyotik kullanımını azaltmak, Tek Sağlık yaklaşımı açısından da büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hayvan sağlığında hizmet kapasitesi büyüyor</strong></p>
<p>Öte yandan kampüsteki muayene kapasitesi de artırıldı. Sorumlu Veteriner Hekim Beliz Demir Görgün, daha önce tek alanda verilen muayene hizmetlerinin üç ayrı muayene odasında sunulmaya başlandığını belirtti. Görgün, “Röntgen ve tanı cihazlarımız sayesinde hasta hayvanlarımızın teşhislerini hızlı bir şekilde koyuyor, tedavilerini gecikmeden gerçekleştiriyoruz. Aynı anda birden fazla vakaya müdahale edebildiğimiz için hayvanlarımızı bekletmeden tedavi etme olanağı buluyoruz” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-hayvan-sagliginda-citayi-yukseltti-641439">İzmir, hayvan sağlığında çıtayı yükseltti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmeyen Boyun Ağrılarınızı Görmezden Gelmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin-641074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:47:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarınızı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gelmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[Görmezden]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun fıtığı yetişkinlerde boyun ağrısının yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Hastalığın şiddeti hafiften şiddetliye ve hatta yaşamı tehdit edici düzeye kadar değişebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin-641074">Geçmeyen Boyun Ağrılarınızı Görmezden Gelmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boyun fıtığı yetişkinlerde boyun ağrısının yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Hastalığın şiddeti hafiften şiddetliye ve hatta yaşamı tehdit edici düzeye kadar değişebiliyor. Boyun fıtığı özellikle, uzun süre masa başında, bilgisayar ekranı karşısında uzun zaman geçiren banka devlet daireleri gibi yerlerde çalışanlarda; diş hekimi, santral görevlisi gibi bazı meslek gruplarında yaptığı iş gereği sık görülüyor. Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan kişilerle, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında boyun fıtığı ile daha fazla karşılanıyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> Kol ve ellerde kuvvet kaybına neden olabilir</strong></p>
<p>Boyun fıtığı aynı bel fıtığı gibi omur kemikleri arasında amortisör görevi gören jel kıvamındaki disklerin yırtılarak, çevrelerindeki omurilik ve sinir köklerine bası yapmasıyla ortaya çıkar. Fıtık hangi seviyede ise bu seviye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda zedelenmeler ve ağrı olur. </p>
<p>Fıtık hangi seviyede ise bu seviyeye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda ağrı gelişir. Eğer sadece tek bir sinir etkilenmiş ise, kolda, el ve parmaklara kadar vuran ağrı, sızlama, karıncalanma, eğer ciddi bası varsa kol ve ellerde kuvvet kaybı izlenir. Bundan bir aşama daha ileri gider ve omurilik sıkışırsa bu bulgulara ek olarak ayaklarda da karıncalanma yanma, uyuşma, yürüme zorluğu idrar ve büyük abdesti kaçırma gibi şikayetler ortaya çıkar. Burada oluşan hasar nadir de olsa zamanla vücut tarafından onarılabilir. </p>
<p><strong>Tedavi kişinin şikayetlerine göre şekillenir</strong></p>
<p>Boyun fıtığında şikayetlerin oluş şekli ve hikayesinin tam olarak öğrenilmesi, ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki (EMG) ile tanı konur. Boyun fıtığında tedavinin kişinin ağrıdan etkilenme derecesi, muayene ve radyolojik bulgular ve beklentilerine göre ayarlanması gerekir. Ufak ve sinir basısı oluşturmayan fıtıklarda yaşam konforunu artırmaya ve ağrıyı azaltmaya yönelik fizik tedavi, egzersiz, kaplıca ve medikal masaj tedavileri uygulanabilir. Bunların tedavi edici özelliğinden çok rahatlatıcı ve zaman kazandırıcı fonksiyonları vardır. Kimi zaman yıllar içinde küçülme ihtimali ortaya çıkar. Bunların dışındaki alternatif tedaviler çekme, lazer ve ozon tedavisi gibi yöntemlerin riskleri olabilir ancak etkinliği yoktur.</p>
<p><strong>Ameliyatı son çare olarak görmek doğru değil</strong></p>
<p>İlaç, istirahat ve diğer tedavi yöntemleri ile rahatlamayan ya da nörolojik belirtileri olan hastalara cerrahi tedavi yöntemleri önerilir. Uygun hastaya, uygun zamanda ve doğru girişimin yapılması önemlidir. Son çare olarak cerrahi tedaviye gitmek veya son aşamaya gelinceye kadar beklemek doğru değildir ve mikrocerrahinin etkinliğini düşürür. Boyun fıtığında mikrocerrahi güvenilir ve başarılı bir tedavi yöntemidir. Ameliyat 2 cm’lik kesilerden, özel ameliyat mikroskobu ile yapılır ve ortalama 2 saat sürer. Ameliyatın 2. haftasındaki kişiler normal yaşantılarına rahatlıkla dönebilirler. </p>
<p><strong>Ameliyattan sonra düzenli egzersiz önemli</strong></p>
<p>Hastalar, başarılı bir operasyondan sonra yaşantılarındaki risk faktörlerinden olabildiğince uzaklaşmalı, düzenli ve istikrarlı egzersiz programlarına mutlaka uymalıdır. Ameliyat sonrası yapılan egzersizler sonucu destekler. Ayrıca kilo azaltılması, düzenli egzersiz programları, fizik tedavi gibi yardımcı tedbirlere başvurulması önemlidir. Bu operasyonlardan sonra haftada 3 gün 1’er saatlik egzersiz programları, elde edilen başarılı sonucu destekleyecektir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin-641074">Geçmeyen Boyun Ağrılarınızı Görmezden Gelmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safra kanalı tıkanıklığı ciddi sonuçlar doğurabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/safra-kanali-tikanikligi-ciddi-sonuclar-dogurabiliyor-640165</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[doğurabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kanalı]]></category>
		<category><![CDATA[safra]]></category>
		<category><![CDATA[Safra Kesesi]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[taşları]]></category>
		<category><![CDATA[tıkanıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şükrü Arslan, safra kesesi taşlarının belirtileri, yol açabileceği ciddi sağlık riskleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/safra-kanali-tikanikligi-ciddi-sonuclar-dogurabiliyor-640165">Safra kanalı tıkanıklığı ciddi sonuçlar doğurabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şükrü Arslan, safra kesesi taşlarının belirtileri, yol açabileceği ciddi sağlık riskleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Safra kesesi taşları sessiz seyredebildiği gibi çeşitli şikâyetlerle de ortaya çıkabiliyor!</strong> </p>
<p>Safra kesesinin besin sindirimi için gerekli olan safranın depolandığı bir organ olduğunu hatırlatan Dr. Şükrü Arslan, “Bazı kişilerde safra sıvısının yoğunlaşıp kristalize olmasıyla taşlar oluşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu taşların bazen hiçbir şikâyete sebep olmayabileceğini ifade eden Dr. Arslan, “Bazen de özellikle yağlı gıdalardan sonra karnın sağ üst tarafında ağrıya, bu ağrının omuz ve sırta vurmasına, bulantı, kusma, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerine sebep olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavide amaç sadece taşı değil, taşın yol açabileceği hayati tehlikeleri de ortadan kaldırmak!</strong></p>
<p>Taşın safra kanalını tıkayabileceğine değinen Dr. Şükrü Arslan, şunları söyledi:</p>
<p>“Tıkanma neticesinde ateş, titreme, cilt ve gözde sararma, dışkı renginde açılma, idrar renginde koyulaşma gibi bulgular meydana gelebilir. Hastalığın tedavisinde günümüzde laparoskopik yani kapalı yöntemle ameliyatlar yapılabiliyor. Bu ameliyatta taşla beraber safra kesesi de alınır. Ameliyattan kısa süre sonra hastalar sosyal hayatlarına dönebilirler. Safra kesesi ameliyatıyla hem safra taşına bağlı şikayetlerin ortadan kaldırılması hem de ileride gelişebilecek hayati risklerin önüne geçilmesi hedeflenir.” </p>
<p><strong>Üç santimin üzerindeki safra kesesi taşları kanser riskini artırabiliyor! </strong></p>
<p>Safra kesesinde oluşan taşlara müdahale edilmediği durumlarda bazı riskler oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Şükrü Arslan, “Taş, safra kesesini iltihaplandırabilir. Safra duvarında delinme meydana gelebilir ve sepsis dediğimiz ciddi enfeksiyon tablosu ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p>Taşların safra kesesinden kanala düştüğü zaman ise tıkanma, sarılık ve iltihaplanmaya sebep olabileceğini kaydeden Dr. Arslan, “Taşın boyutu özellikle üç santimin üzerindeyse safra kesesi kanseri gelişmesine zemin hazırlayabilir. Safra kesesi taşları toplumda oldukça sık görülüyor ancak tüm taşlara ameliyat gerektirmiyor. Burada önemli olan taşın boyutu.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Riskli safra kesesi taşları mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiriyor! </strong></p>
<p>Taşın hastada şikâyet oluşturup oluşturmadığının ve ileride oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Şükrü Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani hastada şikâyete sebep olan semptomatik taşlar varsa, safra kanalına düşme ihtimali daha yüksek olan milimetrik boyutlu taşlar varsa, kanser gelişmesine zemin hazırlayan özellikle üç santimden büyük boyutlu taşlar varsa, porselen kese dediğimiz safra kesesi duvarında kireçlenme durumu varsa, hastada aynı zamanda diyabet hastalığı da varsa, bu tarz hastalar mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmeli.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/safra-kanali-tikanikligi-ciddi-sonuclar-dogurabiliyor-640165">Safra kanalı tıkanıklığı ciddi sonuçlar doğurabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı Teknolojilerle Hasta Aynı Gün Ayakta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-teknolojilerle-hasta-ayni-gun-ayakta-639378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 09:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalça ve diz protezi ameliyatları, dünya genelinde en sık uygulanan ortopedik cerrahiler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-teknolojilerle-hasta-ayni-gun-ayakta-639378">Akıllı Teknolojilerle Hasta Aynı Gün Ayakta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kalça ve diz protezi ameliyatları, dünya genelinde en sık uygulanan ortopedik cerrahiler arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, yaşlanan nüfusla birlikte eklem hastalıkları ve buna bağlı cerrahi ihtiyaçlar her yıl hızla artıyor. Özellikle kalça protezi ameliyatları, hareket kabiliyetini geri kazandırmada son derece başarılı olsa da, enfeksiyon, </em></strong><strong><em>protez gevşemesi, pıhtı oluşumu ve bu pıhtıların vücudun başka bölgelerine taşınması (pıhtı atma) gibi komplikasyonlar tedavi sürecinin en kritik başlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.</em></strong></p>
<p><strong><em>Günümüzde ortopedi alanında çok yönlü bir dönüşüm yaşanıyor. E</em></strong><strong><em>nfeksiyonların saatler içinde tespit edilmesini sağlayan yeni biyobelirteç testleri, ameliyat öncesi dijital planlama yöntemleri ve daha dayanıklı, vücutla uyumlu yeni nesil protezler bu değişimin önemli unsurlarını oluşturuyor. Ayrıca, “hızlı iyileşme” protokolleri sayesinde hastalar ameliyat sonrasında çok daha kısa sürede ayağa kalkabiliyor. </em></strong><strong><em>Aynı zamanda pıhtı riskini azaltmaya yönelik daha güvenli ilaç yaklaşımları ve kişiye özel tedavi planlamaları da başarı oranlarını artırıyor. Bu dönüşümde, </em></strong><strong><em>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Üniversitesi Uluslararası Eklem Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr.</em></strong><strong><em> Javad </em></strong><strong><em>Parvizi</em></strong><strong><em>’nin özellikle enfeksiyonlarda erken tanıyı mümkün kılan yöntemleri yaygınlaştıran ve hasta güvenliğini merkeze alan tedavi algoritmalarını geliştiren çalışmaları, tüm bu yeniliklerin klinik pratiğe daha güvenli ve sistematik şekilde yansımasına önemli katkı sağlıyor.</em></strong></p>
<p>Kalça ve diz protezlerinde enfeksiyon oranı her ne kadar %1–2 seviyelerinde olsa da, bu durum geliştiğinde tedavi süreci oldukça karmaşık ve zorlu hale gelebiliyor. Enfeksiyonun geç teşhis edilmesi ise, hastaların birden fazla ameliyat geçirmesine ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olabiliyor. Prof. Dr. Javad Parvizi, “Günümüzde yeni nesil biyobelirteç testleri sayesinde enfeksiyonlar artık çoğu zaman saatler içinde tespit edilebiliyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Enfeksiyonda Erken Tanı Hayat Kurtarıyor </strong></p>
<p>Yeni nesil biyobelirteç testlerinin sunduğu hızlı ve güvenilir tanı imkânı, özellikle ameliyat sonrası erken dönemde büyük önem taşıyor ve tedaviye zaman kaybetmeden başlanmasını sağlıyor. Bu alandaki önemli gelişmelerde, Prof. Dr. Javad Parvizi’nin katkıları dikkat çekiyor. Protez enfeksiyonlarının tanısında kullanılan uluslararası kriterlerin oluşturulmasına öncülük ederek tanı süreçlerini netleştiren Prof. Dr. Javad Parvizi, ayrıca eklem sıvısından yapılan biyobelirteç testlerinin klinik uygulamaya girmesinde ve yaygınlaşmasında da önemli rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Javad Parvizi, “Bu şekilde enfekte protezlerin tedavisinde hangi hastaya tek aşamalı, hangi hastaya iki aşamalı cerrahi uygulanması gerektiğini sistematik hale getirerek tedavi yaklaşımlarını daha öngörülebilir ve başarılı hale getirdik. Böylece hem başarı oranları arttı hem de gereksiz ameliyatların önüne geçilmesi mümkün oldu. Enfeksiyonu erken yakalamak, sadece protezi değil, hastanın genel sağlığını da korur. Bugün elimizde, geçmişe kıyasla çok daha hızlı ve güvenilir tanı yöntemleri var” şeklinde konuyu özetliyor…</p>
<p><strong>Akıllı Teknolojiler Cerrahiyi Destekliyor</strong></p>
<p>Modern protez cerrahisinde dijital planlama, yapay zeka destekli analizler ve hassas cerrahi teknikler öne çıkıyor. Ameliyat öncesinde yapılan detaylı görüntülemeler sayesinde cerrahlar, protezin yerleşimini hastaya özel olarak planlayabiliyor. Bu sayede ameliyat sırasında hata payı azalırken, işlemin süresi de kısalıyor.</p>
<p>Aynı zamanda daha az doku hasarı oluşması, hastaların ameliyat sonrası daha az ağrı hissetmesine ve daha hızlı toparlanmasına katkı sağlıyor. Teknolojideki gelişmeler yalnızca cerrahi süreci olumlu etkilemekle kalmayıp, protezlerin kullanım ömrünü de önemli ölçüde uzatıyor. Geçmişte ortalama 15-20 yıl dayanıklılık hedeflenirken, bugün geliştirilen yeni nesil protezlerle en az 30 yıla varan kullanım süreleri mümkün hale geliyor. Böylece birçok hasta, yaşamı boyunca aynı protezi kullanabilirken tekrar ameliyat gereksinimi de büyük ölçüde azalıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Javad Parvizi, “Protezin doğru yerleştirilmesi uzun vadede protezin ömrünü uzatarak yeniden ameliyat ihtiyacını azaltıyor. Teknoloji artık cerrahın en güçlü yardımcısı. Bu gelişmeler daha az hata payı, daha yüksek başarı oranı anlamına geliyor” diyor.</p>
<p><strong>Her Hastaya Özel Tedavi Dönemi </strong></p>
<p>Günümüzde ortopedide en önemli değişimlerden biri, standart tedavi anlayışından kişiselleştirilmiş tedaviye geçiş oldu. Artık her hasta; yaşı, genel sağlık durumu, ek hastalıkları ve enfeksiyon riski gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek tedavi ediliyor. Özellikle ileri yaşta olan bireyler, diyabet veya bağışıklık sistemi hastalığı bulunan hastalar, daha önce protez ameliyatı geçirmiş kişiler ve enfeksiyon riski yüksek olan gruplar bu yeni yaklaşımlardan büyük fayda sağlıyor. Doğru tanı ve uygun cerrahi planlama sayesinde bu hastalarda komplikasyon riskleri önemli ölçüde azaltılabiliyor. Prof. Dr. Javad Parvizi bu yaklaşımı, “Artık tek tip tedavi yok. Hastayı tüm yönleriyle değerlendirip en doğru yöntemi seçiyoruz” sözleriyle açıklıyor.</p>
<p><strong>Gelişen Teknoloji Sayesinde Hasta Aynı Gün Ayağa Kalkıyor </strong></p>
<p>Kasların ve yumuşak dokuların daha az zarar görmesini sağlayan minimal invaziv cerrahi ve ameliyat sonrası süreçte geliştirilen yeni protokoller, hastaların çok daha kısa sürede, hatta çoğu zaman aynı gün ayağa kalkmasına olanak tanıyor. Erken mobilizasyonun teşvik edilmesi, yani hastanın ameliyattan kısa süre sonra hareket ettirilmesi, hem pıhtı riskini azaltıyor hem de genel iyileşme sürecini hızlandırıyor. Uzun yıllardır uyguladığı özel teknikler ve minimal invaziv yaklaşım sayesinde hastaların ameliyat sonrası çok daha hızlı ayağa kalkabildiğini belirten Prof. Dr. Javad Parvizi, hastaların böylece günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğine dikkat çekiyor. Günümüzde dünya genelinde ortopedik cerrahide benimsenen modern yaklaşım; erken mobilizasyonu destekleyen, kas ve dokuları koruyan yöntemler üzerine şekillenirken, Prof. Dr. Javad Parvizi de bu dönüşüme yıllardır öncülük eden isimler arasında yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca ilaç kullanımında da daha dengeli ve güvenli yaklaşımların benimsendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Javad Parvizi, “Özellikle bazı hastalarda düşük doz tedavilerle etkili koruma sağlanması, güçlü ilaçların oluşturabileceği yan etkileri azaltıyor. Bu sayede hastalar daha konforlu bir iyileşme süreci geçiriyor. Amacımız hastayı sadece ameliyat etmek değil, onu en hızlı ve en güvenli şekilde normal hayatına döndürmek” diyor&#8230; </p>
<p><strong>Tek Ameliyatla Kalıcı Çözüm Mümkün</strong></p>
<p>Geçmişte enfekte protezlerin tedavisi çoğu zaman birden fazla ameliyat gerektiriyordu. Ancak günümüzde gelişen cerrahi stratejiler sayesinde, uygun hastalarda tek aşamalı ameliyatlarla kalıcı çözümler elde edilebiliyor. Bu yaklaşım, hem hastanın fiziksel yükünü hem de psikolojik stresini önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Javad Parvizi, “Doğru hasta seçimi ve doğru cerrahi planlama ile tekrar ameliyat ihtiyacı azalırken, tedavi süreci de kısalıyor. Başarı oranlarının artması, hem hasta hem de sağlık sistemi açısından büyük bir kazanım. Doğru planlama ile birçok hastada tek operasyon yeterli olabiliyor. Bu, hasta açısından büyük bir avantaj” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-teknolojilerle-hasta-ayni-gun-ayakta-639378">Akıllı Teknolojilerle Hasta Aynı Gün Ayakta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Beyin Tümörü Sonrası Kaç Yıl Yaşarım?&#8221; Sorusu Artık Değişiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-tumoru-sonrasi-kac-yil-yasarim-sorusu-artik-degisiyor-639047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:24:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[kaç]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sorusu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşarım]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin tümörü tanısı alan hastaların en büyük korkularından biri yıllardır aynı soru işaretine dönüşüyor: “Kaç yıl yaşarım?” Beyin cerrahisi alanındaki teknolojik gelişmeler, moleküler tanı yöntemleri, akıllı ilaçlar ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde bugün artık bu sorunun yerini; “Nasıl daha kaliteli ve sağlıklı yaşarım?” sorusu almaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-tumoru-sonrasi-kac-yil-yasarim-sorusu-artik-degisiyor-639047">&#8220;Beyin Tümörü Sonrası Kaç Yıl Yaşarım?&#8221; Sorusu Artık Değişiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin tümörü tanısı alan hastaların en büyük korkularından biri yıllardır aynı soru işaretine dönüşüyor: “Kaç yıl yaşarım?” Beyin cerrahisi alanındaki teknolojik gelişmeler, moleküler tanı yöntemleri, akıllı ilaçlar ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde bugün artık bu sorunun yerini; “Nasıl daha kaliteli ve sağlıklı yaşarım?” sorusu almaya başladı. Uzmanlar, doğru zamanda yapılan müdahale ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde beyin tümörüyle mücadelede son 20 yılda çok önemli bir yol kat edildiğini vurguluyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş, beyin tümörlerinin tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin tümörleri geçmişe göre daha erken teşhis edilebiliyor</strong></p>
<p>Beyin tümörleri; beynin kendi hücrelerinden, beyin zarından veya kafatası kemiği gibi çevre dokulardan gelişebilen anormal hücre büyümeleridir. Ayrıca vücudun başka bir bölgesindeki kanserin beyne yayılmasıyla oluşan metastatik tümörler de görülebilmektedir. İyi huylu ya da kötü huylu olabilen bu tümörler, bulundukları bölgeye ve büyüme hızına göre farklı klinik tablolar oluşturabilir. Günümüzde beyin tümörleri, geçmişe kıyasla çok daha erken teşhis edilebiliyor, çok daha hassas yöntemlerle ameliyat edilebiliyor ve hastaların yaşam kalitesi korunarak tedavi süreçleri planlanabiliyor.</p>
<p><strong>Bazı tümörler kişilik değişiklikleriyle ortaya çıkabilir</strong></p>
<p>Beyin tümörlerinin belirtileri; tümörün boyutuna, oluşturduğu ödeme ve beynin hangi bölgesini etkilediğine göre değişiklik gösterebilir. En sık görülen şikayet baş ağrısı olsa da; bulantı, kusma, görme bozuklukları, işitme kaybı, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü, kol ve bacaklarda güç kaybı gibi belirtiler de görülebilir. Bazı tümörler ise çok daha sinsi ilerleyebilir. Örneğin; frontal bölgedeki tümörler kişilik değişiklikleriyle ortaya çıkabilirken, oksipital bölgedeki tümörler yalnızca görme problemleriyle kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>Kötü huylu tümörler erkeklerde daha sık izleniyor</strong></p>
<p>Beyin tümörleri her yaşta görülebilse de özellikle 40 yaş sonrası risk artmaktadır. Çocukluk çağında ise 14 yaş altı grupta daha sık rastlanır. Kadınlarda iyi huylu tümörler daha fazla görülürken, kötü huylu tümörler erkeklerde daha sık izlenmektedir. Bilinen en önemli risk faktörü radyasyon maruziyeti olarak kabul edilirken, ailesel kanser öyküsü de riski artırabilir. Cep telefonu kullanımı ve sigara ile ilgili araştırmalar ise halen devam etmektedir.</p>
<p><strong>Her beyin tümörü ameliyat gerektirir mi?</strong></p>
<p>Her beyin tümörü ameliyat edilmek zorunda değildir. Bazı tümörlerde yalnızca biyopsi yeterli olabilirken, bazı olgularda takip tercih edilebilir. Tedavi planı; tümörün tipi, bulunduğu bölge ve hastanın genel durumuna göre kişiye özel hazırlanmaktadır. Birçok olguda, beyin cerrahı ve onkoloji hekimi birlikte karar vermelidir. Sadece ışın tedavisi veya kemoterapi ile tedavi edilebilecek tümörler de vardır. Asıl önemli değişken, tümörün biyolojik özellikleri ve yerleştiği bölgedir.</p>
<p><strong>Beyin cerrahisinde teknoloji çağı</strong></p>
<p>Günümüzde beyin ameliyatlarında teknoloji adeta oyunun kurallarını değiştirmiş durumda.<strong> </strong>Artık ameliyat öncesi yapılan MR ve bilgisayarlı tomografi görüntülemeleriyle tümörün yeri, boyutu ve çevre dokularla ilişkisi milimetrik düzeyde analiz edilebilir. Üstelik ameliyat sırasında kullanılan intraoperatif ultrason (IoUSG) ve intraoperatif MR (IoMR) sistemleri sayesinde cerrahlar operasyon devam ederken gerçek zamanlı görüntüleme yapabilmektedir.<strong> </strong>Bu sayede tümörün ne kadar çıkarıldığı ameliyat sırasında net olarak görülebilir ve cerrahi strateji anlık olarak güncellenebilir.</p>
<p><strong>Kesiler küçülüyor, iyileşme süreci kısalıyor</strong></p>
<p>Modern navigasyon sistemleri sayesinde artık tümöre ulaşmak için en kısa ve en güvenli yollar planlanabilmektedir. Bu durum hem kesi boyutlarını küçültür hem de hastanın ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Kanama ve enfeksiyon riskleri geçmişe göre çok daha düşük seviyelere iner ve birçok hasta ameliyatın ikinci gününde günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma gelebilir.</p>
<p><strong>“Hasar kalır mı?” endişesi azalıyor</strong></p>
<p>Beyin ameliyatı geçiren hastaların en çok merak ettiği konuların başında fiziksel fonksiyonlarını kaybetme korkusu gelir. Ancak gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde günümüzde hastaların büyük bölümü ameliyatın ertesi günü yürüyebiliyor, konuşabiliyor ve yemek yiyebiliyor. Hastaların erken mobilizasyonu iyileşme sürecinde oldukça önemlidir.</p>
<p>Beyin cerrahisinde geçmiş yıllara göre en büyük değişimlerden biri de komplikasyon oranlarının ciddi şekilde düşmesi oldu. “Uyanık beyin ameliyatı”, “nöromonitörizasyon” ve ileri görüntüleme teknolojileri sayesinde artık beynin konuşma, hareket ve diğer hayati fonksiyon bölgeleri korunarak ameliyat planlanabilmektedir. Beynin içindeki sinir ağları önceden görüntülenir ve kritik bölgelere zarar vermeden operasyon gerçekleştirilir.</p>
<p><strong>“Kaç yıl yaşarım?” yerine “nasıl yaşarım?” dönemi</strong></p>
<p>Beyin tümörlerinde yalnızca yaşam süresi değil, yaşam kalitesi de ön planda. Özellikle moleküler biyoloji alanındaki gelişmeler sayesinde tümörün genetik özelliklerine göre hedefe yönelik akıllı ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu da tedavi başarısını belirgin şekilde artırmaktadır. Son 20 yılda beyin tümörlerinde hem yaşam süresi hem de tedavi başarısı dikkat çekici biçimde arttı.</p>
<p>Beyin hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerler ve belirti verdiğinde ciddi hasarlar oluşmuş olabilir. Bu nedenle herhangi bir şikayet beklenmeden, rutin sağlık kontrolleri sırasında beyin MR’ı yapılmasını öneriyoruz. MR görüntüleme yönteminin radyasyon içermemesi ve güvenle tekrarlanabilmesi erken teşhis açısından önemli avantaj sağlar.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-tumoru-sonrasi-kac-yil-yasarim-sorusu-artik-degisiyor-639047">&#8220;Beyin Tümörü Sonrası Kaç Yıl Yaşarım?&#8221; Sorusu Artık Değişiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Ülkeden 200&#8217;den Fazla Hekim Single Port Teknolojisini İstanbul&#8217;da Tartıştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/30-ulkeden-200den-fazla-hekim-single-port-teknolojisini-istanbulda-tartisti-634566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[200]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[Santimetrelik]]></category>
		<category><![CDATA[single]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[ülkeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634566</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen uluslararası Single Port Robotik Cerrahi toplantısında 30 ülkeden 200’ü aşkın hekim bir araya geldi. Tek kesiden yapılan robotik ameliyatlar, uzaktan cerrahi (telesurgery) ve yapay zekâ destekli yeni sistemler tüm yönleriyle ele alındı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-ulkeden-200den-fazla-hekim-single-port-teknolojisini-istanbulda-tartisti-634566">30 Ülkeden 200&#8217;den Fazla Hekim Single Port Teknolojisini İstanbul&#8217;da Tartıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen uluslararası Single Port Robotik Cerrahi toplantısında 30 ülkeden 200’ü aşkın hekim bir araya geldi. Tek kesiden yapılan robotik ameliyatlar, uzaktan cerrahi (telesurgery) ve yapay zekâ destekli yeni sistemler tüm yönleriyle ele alındı. </p>
<p>Robotik cerrahinin geleceğini şekillendiren önemli buluşmalardan biri İstanbul’da gerçekleştirildi. “Memorial Reshapes: Robotic Surgery with Single Port” başlıklı bilimsel toplantıda, 30’dan fazla ülkeden gelen 200’ü aşkın uzman hekim, tek port robotik cerrahinin farklı branşlardaki kullanım alanlarını ve klinik sonuçlarını değerlendirdi.</p>
<p>Ürolojiden jinekolojiye, genel cerrahiden göğüs cerrahisine kadar geniş bir yelpazede ele alınan oturumlarda; tek kesiden yapılan ameliyatların hasta konforu, iyileşme süresi ve cerrahi başarıya etkileri detaylı şekilde tartışıldı. Toplantıda ayrıca uzaktan cerrahi, görüntüleme entegrasyonu ve yapay zekâ destekli sistemlerin geleceği de gündeme geldi.</p>
<p><strong>“30 ülkeden katılım var, Türkiye’de ilk sistemi kurduk” </strong></p>
<p>Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, “Bugün çok güzel bir etkinlik için bir aradayız. Single Port Robotik Cerrahi Toplantısı kapsamında buradayız. Yaklaşık 30 ülkeden, 200 katılımcı etkinliğimizde bizimle olacak” dedi.</p>
<p>Uludüz, “Farklı ülkelerden gelen doktorlarla Türkiye’de ilk kez kurduğumuz Single Port Robotik Cerrahi sistemini ve bu teknolojiyle gerçekleştirdiğimiz ameliyatları paylaşacağız. Tek bir koldan, tek bir kesiyle ameliyat yapılmasını sağlayan bir sistemden bahsediyoruz. Bu da hastalar için daha az ağrı, daha konforlu bir süreç ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor” açıklaması yaptı. </p>
<p>Uludüz ayrıca, “Üroloji, kadın doğum ve göğüs cerrahisi gibi branşlarda pek çok ilke imza attık. Hatta göğüs cerrahisinde yaptığımız bir ameliyat Avrupa’da kıta Avrupasında ilk uygulama oldu” diye konuştu.</p>
<p><strong> “3 santimetrelik kesiden akciğer cerrahisi” </strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Çağatay Saim Tezel, göğüs cerrahisinde yeni teknolojilerle büyük bir gelişim yaşandığını belirterek “Artık çok daha küçük kesilerden tümör ameliyatları yapabiliyoruz. Amacımız hastanın ağrısını azaltmak ve hastanede kalış süresini kısaltmak. Eskiden hastalar bir aya kadar hastanede yatarken şimdi 3–4 gün içinde taburcu olabiliyorlar” açıklaması yaptı. </p>
<p>Robotik cerrahinin önemine değinen Tezel, “3–3,5 santimetrelik bir kesiden akciğer ve tümör cerrahisi yapmak mümkün hale geldi. Hatta hastalar ‘hiç ağrım yok’ diyebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“Prostat ve böbrek kanserinde aynı gün taburcu dönemi” </strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Murat Binbay ise robotik cerrahinin ürolojide son 25 yılda etkinliğini ve güvenilirliğini kanıtladığını söyleyerek “Artık robotik cerrahi altın standart haline geldi. Tek kollu yani single port robotik cerrahi, bu gelişimin en son ürünüdür. Hastaların daha kısa sürede iyileşmesini ve daha az ağrı çekmesini sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>“Artık prostat ve böbrek kanseri gibi büyük ameliyatları sabah yapıp hastayı akşam taburcu edebiliyoruz” diyen Binbay, “Amerika’daki çalışmalarda hastanede kalış süresinin ortalama 8 saate kadar düştüğü gösterildi. “Bu teknolojiyi bir ‘game changer’ olarak tanımlayabiliriz. Yakın gelecekte uzaktan cerrahi ve görüntüleme entegrasyonları rutin hale gelecek” dedi.</p>
<p><strong>“Tek kesiden büyük kanser ameliyatları yapılabiliyor”</strong></p>
<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Erman Aytaç, single port robotik cerrahinin minimal invaziv cerrahinin avantajlarını artıran bir yaklaşım olduğunu belirterek “Artık çok büyük kanser ameliyatlarını bile tek bir 2–2,5 santimetrelik kesiden yapabiliyoruz” dedi. Single port cerrahinin en önemli özelliğinin tek giriş olduğunu belirten Aytaç, “tüm enstrümanlarla tek bir girişten, yaklaşık 2–2,5 santimetrelik bir kesiden karın içine giriliyor ve robotik sistem sayesinde ameliyat içeride gerçekleştiriliyor” diye konuştu. Bu yöntemin de hastanın yaşam konforunu önemli ölçüde artırdığına değinen Aytaç sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların ağrı süreci azalıyor, komplikasyonlar düşüyor ve tekrar ameliyat ihtiyacı ortadan kalkıyor. Bu nedenle hem tıbbi hem ekonomik açıdan hastaya önemli avantajlar sağlıyor” dedi.  </p>
<p><strong>“Jinekolojide kesisiz cerrahiye yakın dönem” </strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü&#8217;nden Dr. Gökhan Demirayak, bunun Türkiye’de düzenlenen ilk Single Port Robotik Cerrahi toplantısı olduğunu belirterek “Jinekoloji bölümünde ben ve İtalya’dan çok deneyimli bir konuşmacı yer alacağız. Single port cerrahi ile 2–2,5 santimetrelik tek kesiden birçok ameliyatı gerçekleştirebiliyoruz. Hatta jinekolojide, vajinal yoldan, karında hiçbir kesi olmadan birçok ameliyat yapılabilmesine de imkan sağlıyor..” diye konuştu.</p>
<p>Robotik cerrahinin avantajlarını anlatan Demirayak, “Görüntü kalitesi üç boyutlu, derinlik hissi çok daha iyi ve aletler eklem hareketine sahip. Hastalar ertesi gün taburcu olabiliyor ve günlük yaşamlarına çok daha hızlı dönebiliyorlar” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-ulkeden-200den-fazla-hekim-single-port-teknolojisini-istanbulda-tartisti-634566">30 Ülkeden 200&#8217;den Fazla Hekim Single Port Teknolojisini İstanbul&#8217;da Tartıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
