<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ama | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ama/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ama</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 Aug 2025 07:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ama | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ama</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Paylaşmak güzel ama tehlikeli de olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/paylasmak-guzel-ama-tehlikeli-de-olabilir-561798</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 07:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561798</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen sosyal medya platformları, eğlenceli içerikler ve paylaşımlarla dolu olsa da siber suçlular için önemli bir fırsat alanı hâline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/paylasmak-guzel-ama-tehlikeli-de-olabilir-561798">Paylaşmak güzel ama tehlikeli de olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen sosyal medya platformları, eğlenceli içerikler ve paylaşımlarla dolu olsa da siber suçlular için önemli bir fırsat alanı hâline geldi. Siber güvenlik şirketi ESET, kullanıcıların  sosyal medyada yaptığı paylaşımların gizlilik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekerek önerilerde bulundu. </strong></p>
<p>Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor.  Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. ESET uzmanlarına göre, “sadece arkadaşlarım görüyor” sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor.</p>
<p><strong>Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir</strong></p>
<p>ESET uzmanları, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir istihbarat kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Bu nedenle her paylaşım öncesi şu soruyu sormakta fayda var: <em>“Bu bilgi gerçekten çevrim içi olmalı mı?”</em></p>
<p><strong>Gizlilik ayarları kadar farkındalık da önemli</strong></p>
<p>Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Ancak asıl güvenlik, bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir.</p>
<p><strong>ESET’ten sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta:</strong></p>
<ol>
<li><strong>Kişisel bilgiler</strong>. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir.</li>
<li><strong>Tatil planları.</strong> Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur.</li>
<li><strong>Konum bilgileri</strong>. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir.</li>
<li><strong>Pahalı eşyalar</strong>. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir.</li>
<li><strong>Çocuk fotoğrafları</strong>. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir.</li>
<li><strong>İşle ilgili serzenişler.</strong> Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir.</li>
<li><strong>Finansal bilgiler</strong>. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir.</li>
<li><strong>Yakın çevrenin bilgileri. </strong> Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın.</li>
<li><strong>Çekiliş ve kampanyalar</strong> . Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir.</li>
<li><strong>Özel mesajlar</strong> Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/paylasmak-guzel-ama-tehlikeli-de-olabilir-561798">Paylaşmak güzel ama tehlikeli de olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşurenin faydası çok ama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asurenin-faydasi-cok-ama-553771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 08:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[aşurenin]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[faydası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bereketin, birliğin ve paylaşmanın güçlü bir simgesi olan aşure sağlığa da faydalı bir tatlı olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asurenin-faydasi-cok-ama-553771">Aşurenin faydası çok ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bereketin, birliğin ve paylaşmanın güçlü bir simgesi olan aşure sağlığa da faydalı bir tatlı olarak kabul ediliyor. Ancak aşureyi gerek hazırlarken gerekse tüketirken bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan</strong> “Tahıllar, baklagiller, kuru meyveler ve kuruyemişler gibi çeşitli besin gruplarını bir araya getiren bu geleneksel tatlı; lif, protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral açısından da oldukça kıymetlidir. Ancak şeker oranı ve içerisindeki besinler nedeniyle porsiyon kontrolü sağlanmadığında faydadan çok zarara dönüşebilir” diyor. Özellikle diyabet, insülin direnci ve sindirim sorunu olanlar ile kilo vermek isteyenlerin aşureyi uygun şartlarda hazırlamalarının ve tüketimde aşırıya kaçmamalarının çok önemli olduğunu vurgulayan Aksan, sağlıklı aşurenin 6 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Şeker oranına dikkat edin!</strong></li>
</ul>
<p>Aşurede kuru üzüm, dut, kuru kayısı ve kuru incir gibi doğal şeker kaynakları yoğun olduğundan ayrıca şeker eklemeyin. Kuru meyvelere rağmen tat yetersiz geliyorsa, çok az miktarda pişirmeye de uyumlu hurma özü veya pekmez eklenebilir. Bal gibi pişmeye uygun olmayan ürünlerin aşure kaynatmasından önce kullanılması önerilmez. Diyabeti olanlar kuru meyveleri de eklememeli ya da çok dikkatli tüketmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Tahıl ve bakliyat dengesini iyi ayarlayın </strong></li>
</ul>
<p>Nohut, buğday ve fasulye gibi besinler hem protein hem lif kaynağıdır. Ancak aşureyi karbonhidrat yüklü hale getirmemek için bu malzemeler dengeli konulmalıdır. 1 ölçü buğdaya karşılık 0,5 ölçü baklagil kullanımı idealdir. Aksi halde kan şekerini hızla yükseltebilir. Gluten alerjisi olanlar ve çölyak hastaları buğday yerine gluten içermeyen tahılları kullanabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Kalori içeriğini doğru öğünde kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Aşure sağlıklı bir tatlı da olsa yoğun kalori ve karbonhidrat içerdiğinden porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Küçük bir porsiyonu ara öğün alternatifi olabilir. Günde 1 küçük kase (yaklaşık 150-200 ml) sınırı aşılmamalıdır. Özellikle akşam saatlerinde tüketmek yerine günün erken saatlerinde metabolizmanın hızlı olduğu zamanlarda tercih edilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Yağlı tohumlarda aşırıya kaçmayın</strong></li>
</ul>
<p>Ceviz, badem ve fındak gibi yağlı tohumlar omega-3 ve E vitamini açısından faydalıdır; ancak  yağ oranları ve kalori içerikleri yüksek olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. Her kaseye 1 tatlı kaşığı kadar ilave etmek hem lezzet hem sağlık açısından yeterlidir. Kavrulmamış ve tuzsuz olanları tercih etmek kalp sağlığına koruyucu etkiyi artırır. </p>
<ul>
<li><strong>Alüminyum kaplar yerine cam ya da porselende ikram edin</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan “Alüminyum, aşurenin içerisindeki asit ve nem ile reaksiyona girerek metalin yemeğe geçmesine neden olur. Özellikle yüksek sıcaklıklar besine ağır metal geçişine yol açarak sağlığa zarar verebilir. Bu sebeple aşure cam, porselen veya paslanmaz çelik gibi sağlıklı malzemelere konulmalıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Yavaş ve kısık ateşte pişirin</strong></li>
</ul>
<p>Aşurenin yavaş ve kısık ateşte pişirilmesi hem malzemelerin besin değerinin korunmasını sağlar hem de besinlerin sindirimini kolaylaştırır. Hızlı ve yüksek ısıda pişirme tahılların ve baklagillerin sert kalmasına, bazı besin öğelerinin kaybına yol açabilir. Ayrıca sürekli karıştırmak yapışmayı önler ve daha homojen bir kıvam sağlar.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asurenin-faydasi-cok-ama-553771">Aşurenin faydası çok ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobil cihazlar iş için vazgeçilmez ama riskli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobil-cihazlar-is-icin-vazgecilmez-ama-riskli-552805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:23:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçilmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mobil cihazlar iş verimliliği için vazgeçilmez araçlar hâline geldi. Hassas şirket verilerine erişimden hareket hâlindeyken iletişimleri yönetmeye kadar, çalışanlar bağlantıda ve verimli kalmak için akıllı telefonlarına ve tabletlerine her zamankinden daha fazla güveniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobil-cihazlar-is-icin-vazgecilmez-ama-riskli-552805">Mobil cihazlar iş için vazgeçilmez ama riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mobil cihazlar iş verimliliği için vazgeçilmez araçlar hâline geldi. Hassas şirket verilerine erişimden hareket hâlindeyken iletişimleri yönetmeye kadar, çalışanlar bağlantıda ve verimli kalmak için akıllı telefonlarına ve tabletlerine her zamankinden daha fazla güveniyor. Mobil cihazların iş dünyasında bu kadar yaygınlaşması, beraberinde riskleri de getiriyor. Siber güvenlik şirketi ESET, işletmeleri artan tehditlere karşı uyararak mobil cihazlar üzerinden yaşanabilecek veri ihlallerini önlemek için dikkat edilmesi gereken 8 temel adımı paylaştı.</strong></p>
<p>İş süreçlerinin mobil cihazlara taşınması çalışan verimliliğini artırsa da aynı zamanda siber suçlular için yeni fırsatlar yaratıyor. ESET’in 2024 yılı ilk yarısını kapsayan Tehdit Raporu’na göre, Android cihazlara yönelik finansal kötü amaçlı yazılımlar, derin sahte dolandırıcılıkta kullanılan yüz tanıma hırsızlıkları ve kimlik avı saldırıları önemli ölçüde artış gösterdi.</p>
<p>ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, “Mobil cihazlar şirketlerin güvenlik zincirindeki en zayıf halkaya dönüşebiliyor. Bu yüzden mobil güvenlik stratejilerini güncellemek ve önleme odaklı bir yaklaşımı benimsemek büyük önem taşıyor. Siber tehditler sürekli gelişiyor. Bu nedenle mobil güvenliğe öncelik vermek, işletmelerin her zaman bir adım önde olmasını sağlıyor. Alınacak bu önlemler sayesinde mobil cihazlar üretkenlik için güvenli araçlar olmaya devam edebilir. ESET olarak temel ilkelerimizden biri, tehditleri daha ağa girmeden durdurmayı hedefleyen önleme öncelikli bir yaklaşım. İşletmeler bu zihniyeti ve stratejiyi benimseyerek saldırı yüzeylerini daraltabilir ve savunmalarını güçlendirerek mobil cihazların güvenlik zincirindeki zayıf halkalar yerine üretkenlik için güvenli araçlar olarak kalmasını sağlayabilir.” açıklamasını yaparak şu önerilerde bulundu:</p>
<p><strong>Çalışanlarınızı ve kurumunuzu korumak için 8 ipucu:</strong></p>
<ol>
<li><strong>Güçlü bir Mobil Cihaz Yönetimi (MDM) çözümü uygulayın</strong>. Cihazları merkezi olarak yönetin, kaybolan cihazları uzaktan kilitleyin veya silin.</li>
<li><strong>Çok Faktörlü Kimlik Doğrulamayı (MFA) zorunlu kılın</strong>. Tek paroladan fazlasını talep ederek erişimi daha güvenli hâle getirin. </li>
<li><strong>Güvenli ağların kullanımını teşvik edin.</strong> Halka açık Wi-Fi yerine VPN kullanarak veri trafiğini şifreleyin. </li>
<li><strong>Cihazları ve uygulamaları düzenli olarak güncelleyin</strong>. Hem cihaz hem uygulamalarda en son güvenlik yamalarının uygulanmasını sağlayın.</li>
<li><strong>Hassas verileri şifreleyin.</strong> Cihaz ele geçirildiğinde bile veriler koruma altında kalsın.</li>
<li><strong>Çalışanlara düzenli olarak eğitim verin. </strong>Kimlik avı, kötü amaçlı yazılım ve sosyal mühendisliğe karşı farkındalığı artırın.</li>
<li><strong>Mobil Tehdit Savunması (MTD) çözümleri kullanın.</strong> Gerçek zamanlı tehdit algılama ile ekstra koruma sağlayın.</li>
<li><strong>Hassas bilgilere erişimi sınırlandırın.</strong> Çalışanlara yalnızca işlerini yapmaları için gerekli bilgilere erişim verin.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobil-cihazlar-is-icin-vazgecilmez-ama-riskli-552805">Mobil cihazlar iş için vazgeçilmez ama riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Yangın bölgeleri için elimizden geleni yapacağız ama dayanışmaya ihtiyacımız var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-yangin-bolgeleri-icin-elimizden-geleni-yapacagiz-ama-dayanismaya-ihtiyacimiz-var-552790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:10:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmaya]]></category>
		<category><![CDATA[elimizden]]></category>
		<category><![CDATA[geleni]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacımız]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[yapacağız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552790</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu (İEKKK), İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde, son günlerde kenti etkileyen orman yangınları gündemi ile olağanüstü toplandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-yangin-bolgeleri-icin-elimizden-geleni-yapacagiz-ama-dayanismaya-ihtiyacimiz-var-552790">Tugay: Yangın bölgeleri için elimizden geleni yapacağız ama dayanışmaya ihtiyacımız var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu (İEKKK), İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde, son günlerde kenti etkileyen orman yangınları gündemi ile olağanüstü toplandı. Kurul üyeleri, kırsal bölgelerin ve kentsel yerleşim alanlarının yangınlar başta olmak üzere afetlere karşı dirençli hale dönüştürülmesinin formüllerini tartıştı. Atılması gereken adımları paylaşan Başkan Tugay, “Bütün köylerimizi yangın riski açısından inceleyip, ona göre yeniden yapılandırmak, yangın riski yüksek olan evleri yangına karşı dirençli hale getirmek lazım. Belediyemizin imkanları doğrultusunda çalışma yapacağız” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda olağanüstü toplanan İEKKK, son günlerde kenti sarsan orman yangınlarının geride bıraktığı hasarı değerlendirdi. Kurul Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer’in gündemi açtığı toplantıda, başta köyler olmak üzere yangında zarar gören yurttaşlar için yapılabilecek çalışmalar ele alındı. Kırsal bölgelerin ve kentsel yerleşim alanlarının yangınlar başta olmak üzere afetlere karşı dirençli hale dönüştürülmesinin formülleri konuşuldu.</p>
<p><strong>“Yapıların yangınlara dirençli hale gelmesi için çalışma yapmak gerekiyor”</strong></p>
<p>Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yangınlara karşı alınabilecek tedbirleri anlattı. Tugay, “Yangın riskinin yüksek olduğu kırsal alanlarla, yerleşim birimlerinin ilişkilerini yeniden gözden geçirmemiz lazım. Kent-kırsal alan, yerleşim birimi- ormanlık alan ilişkisinin, yangın riski açısından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Bunu görmeden devam edersek, bizim daha çok evimiz, köyümüz yanar. Çok yer zarar görür. Binaların, yapıların yangınlara dirençli hale gelmesi için çalışma yapmak gerekiyor. Bütün köylerimizi yangın riski açısından inceleyip, ona göre yeniden yapılandırmak, yangın riski yüksek olan evlerin de özellikle çatılarını, dış cephelerini yangına karşı dirençli hale getirmek lazım. Bunların hepsi şehrin gelecek perspektifi içerisinde konuşulması, geliştirilmesi, yapılması gereken şeyler” dedi.</p>
<p><strong>“Köyleri korumamız ve geliştirmemiz lazım”</strong></p>
<p>Zarar gören köylerde onarım ve restorasyon çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Köylerimiz dar gelirli insanların yaşam sürdüğü yerler. İyi şartları yok. Bu insanlar evlerini, damlarını, ağıllarını kaybettiler. Bahçeleri, zeytinlikleri, tarlaları yandı. Şu anda hem evsiz hem gelirsiz kaldılar. Oradaki yaşamın yeniden normale dönmesi için barınma ve diğer ihtiyaçlara yönelik sorunların giderilmesi lazım. Köylerde yaşamın bitmesi özellikle tarımsal ve ekolojik anlamda ülkemize, toplumumuza zarar verir. Köyleri korumamız ve geliştirmemiz lazım. Hatta oradaki sosyal yaşamı geliştirecek bazı adımlar atmamız lazım. O nedenle kırsal bölgenin planlanması, sosyoekonomik açıdan desteklenmesi, stratejik açıdan önemli. Daha yaşanabilir köyleri nasıl oluşturabileceğimiz üzerinde çalışalım.”</p>
<p><strong>“Ülkemizin kaynaklarını hep beraber kaybediyoruz”</strong></p>
<p>Ödemiş’in zarar gören kırsal mahallerinde çektiği fotoğrafları kurul üyeleri ile paylaşan Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin imkanları doğrultusunda çalışma yapacaklarının altını çizerek, herkesi dayanışmaya çağırdı. Tugay, “Burada dayanışmaya, iş birliğine ihtiyaç var. Böyle giderse ormansız kalacağız. Bütün Türkiye’nin bu konuya yoğunlaşması gerekiyor. Yangının yayılmasını ve büyümesini önlemek çok önemli. Hepimizin şapkasını önüne koyarak, bu şehri ve bu ülkeyi kurtarmak, felaketleri samimi olarak durdurmak için ne yapabiliyorsa yapması lazım. Çözüm için adım atmalıyız. Yerleşim birimlerinin yangına dirençli hale getirilmesi çok önemli” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tarım alanlarında büyük zarar</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar da belediyenin yangın bölgelerindeki çalışmaları hakkında sunum yaptı. Yangının tarım alanları ve ormanlık bölgeler üzerinde bıraktığı hasarı da anlatan Ayatar, “Aliağa’da yanan alanın yüzde 80’i tarım alanı. Foça’da toplam zarar gören alanın yüzde 88’lik kısmı tarım arazisi. Menemen’de toplam yanan alanın yüzde 86’sı tarım alanı. Menderes’te ise neredeyse tamamı orman statüsünde alan yandı. Seferihisar’da toplam yanan alanın yüzde 13’ü tarım, yüzde 44’ü orman statüsünde. Çeşme’de toplam yanan alanın yüzde 69’u tarım alanı, kalanı orman statüsünde. Kıyı ekosistemi ve önemli doğa alanları etkilendi. Ödemiş’te ise toplam yanan alanın yüzde 54’ü tarım, kalanı da orman statüsünde” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kırsal yaşamın sosyal ve kültürel sürekliliği de yeniden inşa edilmeli”</strong></p>
<p>İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Genel Müdür Vekili Aykut Uçar da “İzmir İçin Yangına Dirençli Kırsal Yerleşimler: Krizden Dirence Geçiş” başlıklı bir sunum yaptı. Yangın sonrası sadece yapıların değil, kırsal yaşamın sosyal ve kültürel sürekliliğinin de yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirten Uçar, “Mekânsal aidiyet, birlikte yaşama pratikleri ve topluluk bağları korunmalı. Yangın sonrası alanlarda ekosistemin iyileştirilmesi, doğanın kendini yenileme kapasitesinin desteklenmesi ve ekolojik dengenin yeniden kurulması için temel bir adımdır. Yapısal önlemler ve yangına dayanıklı malzeme kullanımı yangına karşı dayanıklı yapı malzemeleri ve tasarım uygulamaları, yangının yerleşim alanına zarar verme riskini azaltır. Yanmaz çatı kaplaması, yangına dirençli dış cephe malzemeleri, çift camlı pencereler ve otomatik sprink sistemleri gibi teknikler, yapısal güvenliği artırır” dedi.</p>
<p><strong>Kurumlar arası koordinasyona değindi</strong></p>
<p>EBSO Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar da ormanların korunması için kurumlar arası koordinasyonun önemine değinerek, İzmir’deki yangın bölgelerinde yaraların sarılması için her türlü desteğe hazır olduklarını belirtti. Yorgancılar, bir an önce yangın bölgelerini ayağa kaldırmak gerektiğini söyleyerek herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-yangin-bolgeleri-icin-elimizden-geleni-yapacagiz-ama-dayanismaya-ihtiyacimiz-var-552790">Tugay: Yangın bölgeleri için elimizden geleni yapacağız ama dayanışmaya ihtiyacımız var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panikatak yok ama sürekli kaygı ve endişe var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/panikatak-yok-ama-surekli-kaygi-ve-endise-var-548815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 12:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[panikatak]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun zihinsel, duygusal, bedensel ve davranışsal belirtileri ile kişinin günlük yaşamını nasıl olumsuz etkilediğinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panikatak-yok-ama-surekli-kaygi-ve-endise-var-548815">Panikatak yok ama sürekli kaygı ve endişe var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun zihinsel, duygusal, bedensel ve davranışsal belirtileri ile kişinin günlük yaşamını nasıl olumsuz etkilediğinden bahsetti.</p>
<p><strong>Anksiyete bozukluğu zihni, bedeni ve günlük yaşamı çok yönlü etkiliyor</strong></p>
<p>Anksiyete bozukluğunun, kişinin düşünce yapısını, duygularını, bedenini ve günlük işlevselliğini çok yönlü olarak etkileyen psikolojik bir durum olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Anksiyete bozukluğu olan bireylerde genellikle yoğun ve kontrol edilemeyen kaygı düşünceleri görülür. ‘Ya kötü bir şey olursa?’, ‘yeterince iyi değilim’ gibi felaketleştirme eğilimi yaygındır. Dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, karar verme zorlukları sık yaşanır. Gelecek odaklı, sürekli bir tehdit beklentisi vardır.” dedi.</p>
<p>Sürekli bir endişe, huzursuzluk ve gerginlik hissi, ani öfke patlamaları, sinirlilik ya da ağlama nöbetleri gibi duygusal etkiler de görülebileceğini aktaran Demir, “Anksiyete, sadece zihinsel değil, aynı zamanda bedensel belirtilerle de kendini gösterir. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, terleme, mide bulantısı, baş dönmesi, kas gerginliği yaygındır. Uyku problemleri (uyuyamama, sık uyanma) sık görülür. Bazı bireylerde panik ataklar yaşanabilir, kişi kalp krizi geçirdiğini ya da öleceğini düşünebilir. Ayrıca kaçınma davranışı belirgindir. Kişi, kaygı duyduğu ortamlardan ya da durumlardan uzak durmaya çalışır. Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, kişi içe kapanabilir. Günlük sorumluluklarda azalma, işlevsellikte bozulma olabilir. Örneğin işe gitmekte, alışveriş yapmakta, toplu taşıma kullanmakta zorlanabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kontrol edilemeyen ve sürekli kaygı: Yaygın Anksiyete Bozukluğu</strong></p>
<p>En yaygın görülen anksiyete bozukluklarından birisinin de ‘Yaygın Anksiyete Bozukluğu’ (YAB) olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu kişiler, akut bir şekilde panik dönemleri yaşamazlar.” dedi.</p>
<p>Panikatak dönemleri yaşamamaları ve o an bir sıkıntı çekmemelerine rağmen çoğu zaman gergin ve kaygılı hissettiklerine dikkat çeken Demir, “Farklı birçok konu ile ilgili endişeleri vardır. Örneğin sağlık, ailevi problemler, para, iş gibi konularda sorunlar yaşarlar. Kişilerde aşırı kaygıya, kontrol edilemeyen   endişelere, kas gerilmelerine, huzursuzluğa, çabuk yorulma ve sinirlenmeye, dikkat bozukluğuna sebep olabilir. Duygusal, fiziksel ve zihinsel şikayetlere de sebep olabilir. Yaygın kaygı hali kendini pek çok alanda gösterir ve günün en az yarısını birçok olay ve eylemle ilgili kaygı ve endişe hali duyar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kaygı ve endişeye eşlik eden bu belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Kaygıya ve endişeye eşlik edebilecek durumlara da değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Kolay yorulma, sürekli diken üstünde olma hali, odaklanmada güçlük çekme, zihnin boşalmış gibi hissedilmesi, kas gerginliği ve uyku bozukluğu. Bunlar önemli birer Yaygın Anksiyete Bozukluğu belirtisi diyebiliriz ve bu belirtilerden en az üç tanesi kaygı ve endişe haline eşlik eder.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panikatak-yok-ama-surekli-kaygi-ve-endise-var-548815">Panikatak yok ama sürekli kaygı ve endişe var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İranlı siyasi analist Prof. Marandi: İsrail, nükleer bilim İnsanlarını ve ailelerini katletti ama İran’ı durduramadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iranli-siyasi-analist-prof-marandi-israil-nukleer-bilim-insanlarini-ve-ailelerini-katletti-ama-irani-durduramadi-548008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 15:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerini]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[analist]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[durduramadı]]></category>
		<category><![CDATA[insanlarını]]></category>
		<category><![CDATA[iranı]]></category>
		<category><![CDATA[iranlı]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[katletti]]></category>
		<category><![CDATA[marandi]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tahran Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Seyit Muhammed Marandi, İsrail İran çatışmasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Marandi, saldırılarda İranlı nükleer bilim insanlarının yanı sıra eşlerinin ve çocuklarının da kasıtlı olarak hedef alındığını vurgulayarak, “Netanyahu rejimi insanlık için bir tehdittir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iranli-siyasi-analist-prof-marandi-israil-nukleer-bilim-insanlarini-ve-ailelerini-katletti-ama-irani-durduramadi-548008">İranlı siyasi analist Prof. Marandi: İsrail, nükleer bilim İnsanlarını ve ailelerini katletti ama İran’ı durduramadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Sputnik&#8217;e konuşan İranlı siyasi analist Prof. Marandi’ye göre, İsrail’in “Narnia Operasyonu” yalnızca İran’ın nükleer programını hedef almadı; aynı zamanda sivil halkı da açıkça vurdu. Operasyonda en az 9 nükleer bilim insanının öldürüldüğünü belirten Marandi, bu kişilerin ailelerinin de bilerek hedef alındığını söyledi:</p>
<p>“Bilim insanlarının yanı sıra eşleri ve çocukları uykudayken katledildi. Bu, İsrail rejiminin sivilleri umursamadığını gösteriyor. Onlar için hiç kimsenin hayatı önemli değil. İsrail rejimi için sivillerin bir önemi yok. Gazze ve Lübnan’daki soykırım saldırılarından sonra bu artık açık. Bilim insanları, generaller ve tüm aileleri uykularında katledildi.&#8221;</p>
<p><b>&#8216;Apartman blokları sadece bir kişiyi öldürmek için yıkıldı&#8217;</b></p>
<p>Marandi, İsrail’in hedef aldığı kişileri öldürmek için bazen tüm apartman bloklarını havaya uçurduğunu söyledi.</p>
<p>“Bir veya iki kişiyi öldürmek uğruna 20&#8217;den fazla çocuk ve 20&#8217;den fazla kadın öldürüldü. Bu rejim barbar ve acımasızdır. Amaçları açık: korku ve kaos yaratmak.”</p>
<p><b>&#8216;Netanyahu insanlık için tehdit, Batı&#8217;nın desteğiyle sınır tanımayan bir rejim&#8217;</b></p>
<p>Netanyahu hükümetini “çağdaş insanlık tarihinin en tehlikeli rejimlerinden biri” olarak tanımlayan Marandi, İsrail liderliğinin hiçbir kırmızı çizgi tanımadığını savundu:</p>
<p>“Sivil binaları bombalamaktan çekinmiyorlar. Nükleer tesisleri bile hedef alıyorlar, olası radyasyon sızıntılarını umursamıyorlar. Amaçları sadece öldürmek ve korku yaymak.”</p>
<p><b>&#8216;Diğer insanları daha aşağı görüyorlar&#8217;</b></p>
<p>“Netanyahu’nun hiçbir kırmızı çizgisi yok. Nükleer tesisleri bombalamaktan, sivilleri katletmekten çekinmiyor. Bu rejim etnik üstünlükçülük üzerine kurulu ve diğer insanları daha aşağı görüyor.”</p>
<p><b> İranlı generallere baskı: &#8216;Ailelerini tehdit ettiler&#8217;</b></p>
<p>İsrail’in savaşın ilk saatlerinde yaklaşık 20 İranlı generalle iletişime geçerek “teslimiyet videoları” talep ettiği, ancak hiçbir generalin buna boyun eğmediği yönündeki haberleri de değerlendiren Marandi göre hiçbir general bu baskıya boyun eğmedi:</p>
<p>“Bu, İran ordusunun ne kadar kararlı, dirayetli ve cesur olduğunu gösteriyor. İsrail ise tehditlerini ve cinayetlerini kameralar önünde yapmaktan çekinmiyor.”</p>
<p>Ayrıca Marandi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İran&#8217;a ait bilgileri sızdırdığını ve bunun sonucunda İsrail’in saldırılar gerçekleştirdiğini iddia etti. Bu durumun, İran’ın uluslararası denetim kurumlarıyla olan ilişkisini de kökten değiştireceğini vurguladı.</p>
<p><b>Amaç rejim çöküşü algısı mı?</b></p>
<p>Marandi’ye göre İsrail’in saldırıları sadece fiziksel zarar vermek değil, aynı zamanda İran içinde bir çöküş izlenimi yaratmayı ve kitlesel huzursuzluğu tetiklemeyi hedefliyordu:</p>
<p>“Amaç rejim çöküyormuş gibi bir algı yaratmaktı. Fakat halk ve liderlik bunu gördü ve kenetlendi. Bu da İsrail’in psikolojik savaşının başarısız olduğunun göstergesidir.”</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iranli-siyasi-analist-prof-marandi-israil-nukleer-bilim-insanlarini-ve-ailelerini-katletti-ama-irani-durduramadi-548008">İranlı siyasi analist Prof. Marandi: İsrail, nükleer bilim İnsanlarını ve ailelerini katletti ama İran’ı durduramadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir TV dizisi ama sadece SESLİ Podbee Media&#8217;nın 6. Podcast Dizisi &#8220;Misafir Odası&#8221; Yayında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-tv-dizisi-ama-sadece-sesli-podbee-medianin-6-podcast-dizisi-misafir-odasi-yayinda-445756</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:03:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[medianın]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[odası]]></category>
		<category><![CDATA[podbee]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sesli]]></category>
		<category><![CDATA[yayında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dinleyicileri ve yaratıcıları ile birlikte büyümeyi hedefleyen Podcast yapım ağı Podbee Media’nın, altıncı podcast dizisi Misafir Odası yayınlanmaya başladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-tv-dizisi-ama-sadece-sesli-podbee-medianin-6-podcast-dizisi-misafir-odasi-yayinda-445756">Bir TV dizisi ama sadece SESLİ Podbee Media&#8217;nın 6. Podcast Dizisi &#8220;Misafir Odası&#8221; Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dinleyicileri ve yaratıcıları ile birlikte büyümeyi hedefleyen Podcast yapım ağı Podbee Media’nın, altıncı podcast dizisi Misafir Odası yayınlanmaya başladı. Yönetmenliğini Tunç Şahin&#8217;in yaptığı Misafir Odası&#8217;nın, senaryosunu Volkan Çıkıntoğlu kaleme aldı. Misafir Odası dizisinin oyuncu kadrosunda ise Aslı İnandık, Güven Murat Akpınar, Derya Alabora ve Serkan Keskin gibi değerli isimler yer alıyor. </strong></p>
<p>Bilimden felsefeye, tarihten sürdürülebilirliğe, psikoloji ve kişisel gelişimden etimolojiye kadar pek çok farklı kategoride yirmiden fazla düzenli içeriği bünyesinde barındıran podcast ağı Podbee Media, dinleyicileriyle geniş bir içerik yelpazesini buluşturuyor.</p>
<p>Podbee Media&#8217;nın ürettiği içerikler arasında podcast dizileri de bulunuyor. Senaryosu, yönetmeni ve oyuncuları ile televizyon dizilerinden farkı olmayan podcast dizileri, kendilerine ait ses dünyası ile bambaşka bir deneyim sunuyor. Podcast dizilerindeki tüm atmosfer ve efektler, dinleyenlerin hayal gücünü harekete geçirmek üzere tasarlanıyor.</p>
<p><strong>Dijital platformlara uyarlanan podcast dizilerinin sayısı artıyor</strong></p>
<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de podcast dinlenme oranı yıldan yıla artarken podcast dizilerine olan ilgi de büyüyor. Yolculuğuna podcast dizisi olarak başlayıp daha sonra dijital TV platformlarına uyarlanan dizilerin sayısı artıyor. Oscar&#8217;lı oyuncu Rami Malek&#8217;in oynadığı &#8220;Blackout&#8221;, Julia Roberts&#8217;ın başrolünde yer aldığı; 2010-2020 seneleri arasında yayınlanan &#8220;Homecoming&#8221; ve 2022&#8217;de yayınlanan mini seri &#8220;Gaslight&#8221;ın yanı sıra Amanda Seyfried&#8217;ın oynadığı Elizabeth Holmes&#8217;u konu edinen aynı isimli podcastten uyarlanan &#8220;Drop Out&#8221;, Paul Rudd ve Will Ferrel&#8217;ın oynadığı gerçek bir suç podcast’inden uyarlama olan &#8220;The Shrink Next Door&#8221; diğer popüler örnekler arasında yer alıyor. </p>
<p>Podbee Media&#8217;nın sevilen yapımlarından &#8220;Epik Olmayan Bir Aşk Hikâyesi&#8221;, podcast dizilerinin uyarlanması trendinin bir yansıması olarak, Türkiye&#8217;nin podcastten dijital platforma uyarlanan ilk dizisi olacak. Bir platform dizisine dönüştürülme süreci devam eden &#8220;Epik Olmayan Bir Aşk Hikâyesi&#8221;nin yönetmenliğini Evre Ertaş yaparken, senaryosunu Cem Tunçer yazdı. Dizide, Algı Eke ve Deniz Karaoğlu rol alıyor.</p>
<p><strong>Yeni podcast dizisi: Misafir Odası</strong></p>
<p>Türkiye’nin başarılı yönetmen, senarist ve oyuncuları ile çalışarak 2020’den beri podcast dizileri yayınlayan Podbee Media, yeni podcast dizisi Misafir Odası’nı dinleyicilerinin beğenisine sunuyor. Komedi ve aile draması kategorisinde sekiz bölümden oluşan Misafir Odası, podcast dinleyicilerine farklı bir deneyim sunmayı hedefliyor. Her bölümde dinleyicilere karakterlerin iç dünyasını keşfetme fırsatı tanıyan Misafir Odası, aynı zamanda geniş bir perspektiften toplumsal meselelere bakma imkânı sunuyor. İstanbul’da orta sınıf bir ailenin kurduğu küçük düzenin değişim sürecini konu alan Misafir Odası, 3 ana karakterden oluşuyor. Ses efektleri ve orijinal müzikleriyle dinleyicilere gerçek bir atmosfer sunmayı amaçlayan dizinin kadrosunda ünlü oyuncular; Aslı İnandık, Güven Murat Akpınar, Derya Alabora ve Serkan Keskin yer alıyor.</p>
<p><strong>Misafir Odası için bir araya gelen özel yetenekler hünerlerini gösteriyor</strong></p>
<p>“İnsanlar İkiye Ayrılır”, “Karışık Kaset”, “7 Yüz” ve “Canavar” gibi dizi, film ve oyunların yönetmenliğini üstlenen Tunç Şahin, “Misafir Odası” podcast dizisinin de yönetmenliğini yaptı. “Tek Kullanımlık Hikâye”, “Bir Meşrutiyet Faciası Yahut Gündüzlerimiz” ve “Kalabalık Duası” gibi oyunların yazarı olarak tanınan Volkan Çıkıntoğlu ise “Misafir Odası” dizisinin senaryosunu kaleme aldı. “İtirazım Var” ve “Limonata” gibi çeşitli filmlerin müzik tasarımını yapan, aynı zamanda Podbee Media’nın “Hayatta Bir Gün” dizisinin müziklerini besteleyen Okan Kaya, “Misafir Odası” podcast dizisinin müziklerine imza attı.</p>
<p><strong>Tunç Şahin: “İşitsel araçlara odaklanarak kurmaca bir hikâyeyi nasıl anlatabileceğimize kafa yormak, bana yepyeni ufuklar açtı”</strong></p>
<p>Tunç Şahin, bir podcast dizisini yönetmenin farkıyla ilgili şunları söyledi: “<em>Uzun yıllar sinema sektöründe çalıştıktan sonra, bir süredir alternatif hikâye anlatma biçimlerine ilgi duymaya başladım. Geçen sene film yapım olanaklarına veda edip sahneye geçiş yaparak ilk kez bir tiyatro oyunu gerçekleştirdim. Kameradan ve onun sağladığı imkânlardan kopunca, yönetmenlik anlamında bambaşka kaslarımı geliştirmem gerekti. Üretim sürecinde önünüze çıkan her kısıtlama, sizi başka tür bir anlatı şekli bulmaya ve yaratıcılığınızı zorlamaya teşvik ediyor. Tam da bu yüzden podcast dizisi yapma fikri beni çok heyecanlandırdı. Bu kez hikâyenin görsel evreninin tamamen kaybolduğu ve sadece işitsel araçlara odaklanarak kurmaca bir hikâyeyi nasıl anlatabileceğimize kafa yormak, bana yepyeni ufuklar açtı</em>.”</p>
<p><strong>“Misafir Odası, zamanın ruhunu çok iyi yakalayan, tam içimizden ve buralı bir metin”</strong></p>
<p>Misafir Odası’nın zamanın ruhunu yansıttığını dile getiren yönetmen<strong> </strong>Tunç Şahin, sözlerine şöyle devam etti: <em>“Misafir Odası, zamanın ruhunu çok iyi yakalayan, tam içimizden ve buralı bir metin. Pek çoğumuz, zaman zaman yaşadığımız zorlu ekonomik ve sosyal şartlar altında umutsuzluğa kapılıyoruz. Yaşadığımız ana, çevreye, kişilere dair bir şeyleri kabullenmek ya da yaptığımız tercihleri değiştirmek yerine, mutluluğu olduğumuz yerden uzakta ve gelecekte arıyoruz. Misafir Odası’nın baş karakteri Umay’ın da son derece keyifli ve güncel bir dille yazılmış bu mutluluk yolculuğuna çıkabilmesi için önce geçmişi, ailesi ve kendi tercihleri ile yüzleşmesi gerekiyor. Umay’ın hepimize tanıdık açmazlarını podcast ortamında, eğlenceli bir kurgu içinde dinlerken, kendi hayatımızdan da yansımalar bulacağımızı umut ediyorum.” </em></p>
<p><strong>Aslı İnandık: &#8220;Misafir Odası, okur okumaz beni içine çeken bir hikâyeydi&#8221;</strong></p>
<p>Misafir Odası podcast dizisi hakkında düşüncelerini aktaran ünlü oyuncu<strong> </strong>Aslı İnandık, “<em>Misafir Odası, okur okumaz beni içine çeken bir hikâyeydi. Hepimiz büyük şehirlerin karmaşasına dahil olup sürekli bir şeylere ve bir yerlere yetişmeye çalışırken aynı zamanda kendi iç savaşımızı veriyoruz. Büyüdükçe sorumluluklarımız artıyor, büyümek istemiyoruz. Ne ailemizden ne de bu şehirden, ne sorumluluklarımızdan ne de toplantıya giderken giyilen ve ayak acıtan topuklu ayakkabıdan kaçabiliyoruz işte. Misafir Odası’ndaki Umay’ın hikâyesi bu durumu bizlere aktarıyor. Kendinden bile kaçarken kendini bulmaya çalışan Umay’ı seslendirmek beni heyecanlandırdı. Zaman zaman Umay’ı seslendirmek yetmedi bana, kalkıp oynayasım geldi. Senaryo bu anlamda çok yardımcı oldu. Senaristimiz Volkan öyle doğal ve akıcı yazmış ki, hiçbir yabancılık çekmeden Umay’ı canlandırabilme fırsatı buldum. Yönetmenimiz Tunç ile her detayı ilmek ilmek konuştuk. Misafir Odası için kendisi çok emek harcadı. Başta Tülin ve Tansu olmak üzere tüm Podbee ekibi de sürecin başından sonuna, her anında hep Misafir Odası’nın başındaydı. Proje üstüne düşünmeyi ve geliştirmeyi hiç pes etmeden sürdürdüler. Podcast dizisinde oynamak enteresan bir deneyim oldu. İnsanlara ulaşabilmek için sadece sesini kullanmak hem zor ve riskli hem de çok eğlenceli” </em>dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-tv-dizisi-ama-sadece-sesli-podbee-medianin-6-podcast-dizisi-misafir-odasi-yayinda-445756">Bir TV dizisi ama sadece SESLİ Podbee Media&#8217;nın 6. Podcast Dizisi &#8220;Misafir Odası&#8221; Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 21:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999">Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hastalık düşünün ki en alakasız görünen organı bile etkileyip, yol açtığı bambaşka sorunlarla kişinin ‘doktor doktor gezmesine’, yıllarca tanısı konulamadığından derdine çare bulamamasına neden olsun! İşte, kadınların hayatını kabusa çevirebilen bu sinsi hastalığın adı; Derin Pelvik Endometriozis! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike</strong> endometriozisin toplumda sadece ‘çikolata kisti’ olarak algınlanmasının da hastalığın teşhisini geciktirdiğini, bu nedenle bu algının değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Faruk Abike, geçmeyen bağırsak şikayetlerinden cinsel ilişki sırasında ağrıya, idrar yolları sorunlarından kasık, bel ve sırt ağrısına kadar, tutulum yaptığı organa göre birçok şikayete neden olabilen endometriozisin en şiddetli türü olan Derin Pelvik Endometriozisi anlattı, yaşam konforunu artırıcı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak adlandırılan endometriozis, endometrium dokusunun rahim dışındaki bölgelerde tutulum yapması anlamına geliyor. Toplumda sanılanın aksine ‘çikolata kisti’ endometriozisin çeşitlerinden sadece biri olup, çok daha şiddetli türü olarak karşımıza Derin Pelvik Endometriozis çıkıyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike</strong> “Endometriozis hastalığının sadece çikolata kisti olarak algılanması son derece yanlıştır ve bu yanlış algının bir an önce değiştirilmesi gerekir. Çünkü hastada çikolata kisti saptanmamış olsa da, endometriozisin en şiddetli çeşidi olan Derin Pelvik Endometriozis söz konusu olabilir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir” diyor. Birçok hastalığı taklit ederek o hastalıkların şikayetlerine yol açtığı için Derin Pelvik Endometriozisin teşhisinin 10 yılı bile bulabildiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike şöyle konuşuyor: “Derin Pelvik Endometriozis; bağırsakların tıkanmasına, geçmeyen gaz yakınmalarına, dışkılama sırasında ağrıya, ishal ve kabızlığa, cinsel ilişki sırasında ve adet döneminde şiddetli ağrıya, kasık, bel ve sırt ağrılarına neden olabilir. Bağırsak tutulumu olan hastalarda sıklıkla karınlarında sanki hamileymiş gibi şişlik sorunu yaşanır. Anne olmanın önündeki en önemli engellerden de biridir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Erken teşhis ve tedavi için bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p> </p>
<p>Özellikle zamanla artan adet sancısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, gebe kalamama, bağırsak sorunları ve anormal kanama sorunları olan kadınlarda ultrason veya diğer görüntüleme yöntemlerinde hiçbir patoloji saptanılmasa bile, mutlaka endometriozis konusunda deneyimli bir jinekolog tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike “Derin Pelvik Endometriozisin teşhisi klasik görüntüleme yöntemleri ile çok zor olup, bu hastalık konusunda deneyimli olan bir Kadın Doğum Uzmanına jinekolojik muayene ve özel tekniklerle yapılan transvaginal ultrason incelemesi, gerekli durumlarda MR incelemesi ile tanı konulur. Tanı konulduktan sonra, uygun tedavi seçenekleri belirlenir ve hastanın semptomları yönetilir. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi, hastaların yaşam kalitesini artırabilir ve doğurganlık sorunlarını azaltabilir” diyor. Tedavinin kişiye özel yaklaşımlarla; medikal tedavi, diyet değişiklikleri ya da cerrahi müdahale gibi uygulamalarla yapılabileceğini belirten Doç. Dr. Faruk Abike, kişiye özel yaklaşımla hareket edilmesinin çok önemli olduğunu söylüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Derin Pelvik Endometriozise Karşı Etkili Önlemler!</strong></p>
<p> </p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike, Derin Pelvik Endometriozis hastalığıyla başa çıkmak için önerilerini 7 maddede sıralıyor;    </p>
<p> </p>
<ul>
<li>Doktorunuzla düzenli iletişimde olun. Şikayetlerinizde bir değişiklik olursa veya yeni sorunlar ortaya çıkarsa mutlaka haberdar edin. </li>
<li>Tedavi planınızı aksatmayın. Gerekirse planınızı doktorunuzla gözden geçirin.</li>
<li>Hafif egzersizler yapın ancak aşırı egzersizden kaçının. Doktorunuza danışmadan yeni bir egzersiz programına başlamayın.</li>
<li>Anti-inflamatuar özelliklere sahip besinleri içeren bir diyet benimseyin. C vitamini, omega-3 yağ asitleri ve lif içeren gıdalar, iltihaplanmayı azaltabilir.</li>
<li>Stres hastalık şikayetlerinizi artırabilir. Meditasyon, derin nefes alma teknikleri, yoga veya terapi gibi stres yönetimi tekniklerini uygulayın. </li>
<li>Derin Pelvik Endometriozis ile başa çıkma sürecinde destek gruplarına katılmak, diğer insanlarla deneyimleri paylaşmak ve duygusal destek almak faydalı olabilir.</li>
<li>Sigara içmeyi bırakmak, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak ve alkol tüketimini sınırlamak gibi yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı iyileştirebilir. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-yaygin-ama-az-bilinen-hastaliga-dikkat-441999">Kadınlarda Yaygın Ama Az Bilinen Hastalığa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>JN1 virüsü kolay yayılıyor ama ilave risk oluşturmuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jn1-virusu-kolay-yayiliyor-ama-ilave-risk-olusturmuyor-441740</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 21:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[ilave]]></category>
		<category><![CDATA[jn1]]></category>
		<category><![CDATA[kolay]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturmuyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yayılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441740</guid>

					<description><![CDATA[<p>Grip, yüksek ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, kırgınlık, soğuk algınlığı şeklinde ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini etkiliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, sıklıkla tekrarlanan bu tip enfeksiyonların temel nedeninin virüslerde ortaya çıkan mutasyonlar olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jn1-virusu-kolay-yayiliyor-ama-ilave-risk-olusturmuyor-441740">JN1 virüsü kolay yayılıyor ama ilave risk oluşturmuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Grip, yüksek ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, kırgınlık, soğuk algınlığı şeklinde ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini etkiliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, sıklıkla tekrarlanan bu tip enfeksiyonların temel nedeninin virüslerde ortaya çıkan mutasyonlar olduğunu söyledi. Bilim çevrelerinde yeni varyantlarla ilgili çeşitli kaygıların zaman zaman gündeme geldiğini söyleyen Prof. Dr. Faruk Aydın, 2023 yılı sonunda saptanan ve Omicron varyantının bir alt varyantı olan JN1 virüsünün kolay yayıldığını ancak halk sağlığı açısından ilave risk oluşturmadığını belirtti. Mevsimsel özellik gösteren bu tip enfeksiyonlara neden olan yüzlerce mikroorganizma bulunduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, enfeksiyonlardan korunmak için özellikle kalabalık ortamlarda maske kullanılmasını ve ellerin sıkça yıkanmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, görülme sıklığı yaygınlaşan grip benzeri enfeksiyon salgınlarına ve korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sıklıkla yinelenen enfeksiyonların temel nedeninin virüslerde ortaya çıkan mutasyonlar olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “2020’li yıllara damgasını vuran ve küresel boyutta yaklaşık 7 milyon kişinin ölümüne neden olan COVID-19 pandemisinin etkeni, SARS-CoV-2’nin tüm RNA virüsleri gibi sıklıkla mutasyona uğramaları şaşırtıcı değildir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Virüslerin onarım mekanizması var</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Virüslerin uygun ortamlarda ürediklerinde kısa bir süre içinde milyonlarca yeni nesil oluşturabildiğini ifade eden Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gayet doğaldır ki nükleik asitleri olan DNA veya RNA&#8217;nın bu kadar yoğun replikasyonu sırasında, genetik düzeyde doğal veya spontan olarak kendiliğinden bazı değişmeler meydana gelmektedir. Mutasyonlar sonucunda, orijinallerine göre değişik genotipte ve buna bağlı olarak fenotipte gözlemlenen ve saptanan yeni nesiller (mutantlar) meydana gelir. Ancak, mutasyonları tam veya kısmen de olsa önlemek ve düzeltmek için, virüsler bazı onarım mekanizmalarına sahiptirler” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uzun soluklu enfeksiyonlarda varyantlar ortaya çıkıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Virüslerde ortaya çıkan değişimlerin büyük bir hızla gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Bu yoğunlukta değişim sürerken bazı hataların olmaması mümkün değildir ve oluşacak bu hataları ‘onarma’ mekanizması bulunmayan virüslerde mutant oluşumu doğaldır. Onarım mekanizmasına sahip olmama ve yoğun replikasyon sonucu ortaya çıkan varyantların daha çok kronik hastalarda, uzun soluklu enfeksiyonlar söz konusu olduğunda belirdiğini biliyoruz” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yeni varyantlarla ilgili 4 kaygı </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Faruk Aydın, SARS-CoV-2 ilk saptandığı Ocak 2020’den günümüze dek geçen sürede binlerce kez mutasyona uğradığını, özellikle Eylül 2020’de saptanan ve daha sonra çeşitli varyantlar şeklinde ortaya çıkan bazı farklılaşmaların önemli sonuçlara yol açabileceğinden kuşkulanıldığını söyledi. Yeni varyantlarla ilgili dört kaygının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Yeni varyantların daha kolay yayılabileceği, daha ağır hastalık yapma özelliği kazanmış olabileceği, re-enfeksiyonlardan sorumlu olabileceği ve kullanıma giren aşılardan kaçabileceği şeklinde kaygılar gündeme gelmiştir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>COVİD-19 pandemisi sonlanmadı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>2023 yılı sonunda saptanan ve Omicron varyantının bir alt-varyantı olan JN1 virüsünün, yeni bir SARS-CoV-2 antijenik tipi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Faruk Aydın, “Ağustos 2023’ten beri izlenen Omicron-BA.2.86 varyantından ‘spike’ bölgesindeki tek bir mutasyon ile farklılık gösteren bu yeni alt-varyantın kolay yayıldığı, buna karşılık klinik açıdan farklılık arz etmediği ve halk sağlığı açısından bugün için ilave bir risk oluşturmadığı kabul edilmektedir” dedi. Ancak süreklilik gösteren yeni varyantların ortaya çıkışı konusunun dikkatle izlendiğini ifade eden Prof. Dr. Faruk Aydın, “COVID-19 pandemisinin sonlanmadığı, yeni ve tehlikeli bir varyant oluşumunun her an söz konusu olabileceği unutulmamalıdır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Enfeksiyonların en sık görüldüğü mevsimdeyiz</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Boğaz ağrısı, ateş, kırgınlık ve halsizlik gibişikayetler ile seyreden solunum yolu enfeksiyonlarının, kuzey yarımküre ülkeleri için, sonbahar-kış aylarında gözlenmesi beklenen bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Havaların soğuması ile kapalı alanlarda kalabalık halde bulunmak, okulların devam etmesi gibi nedenler sonucu bireylerin daha yakın temasta bulunmaları bulaş olasılığını arttırmaktadır. Sonuçta mevsimsel özellik gösteren bu tip enfeksiyonlara neden olan yüzlerce mikroorganizma vardır ve genelde benzer klinik bulgulara neden olurlar” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalabalıkta maske kullanılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Solunum sistemi enfeksiyonlarının iyi havalandırmanın söz konusu olmadığı ve kalabalık biçimde yaşanılan kapalı ortamlarda kolayca bulaşma özelliği gösterdiğini vurgulayan Prof. Dr. Faruk Aydın, “Bu nedenle özellikle bu tip enfeksiyonlara duyarlığı yüksek olan yaşlılar, kronik enfeksiyonu olanlar gibi risk taşıyan grupların temel bazı önlemlere dikkat etmeleri uygun olacaktır. Bu amaçla bireylerin olabildiğince kalabalık ortamlardan uzak durmaları ve eğer bulunmaları gerekiyor ise maske kullanmaları, hastalık belirtileri gösteren kişiler ile temas etmemeleri, bu tip belirtiler var ise kendilerini evlerinde izole etmeleri, sıklıkla ve uygun biçimde el yıkamaları, el hijyenine özen göstermeleri ve elbette aşılanmaları gerekmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jn1-virusu-kolay-yayiliyor-ama-ilave-risk-olusturmuyor-441740">JN1 virüsü kolay yayılıyor ama ilave risk oluşturmuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama…! Anoreksiya yaşamı kısaltan bir hastalık!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baslangicta-diyet-gibi-gorunebilir-ama-anoreksiya-yasami-kisaltan-bir-hastalik-431352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2023 09:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıçta]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[görünebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kısaltan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu belirten uzmanlar kilo kaybı için başvurulan yöntemlerin Anoreksiya Nevroza’ya dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Anoreksiya Nevroza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baslangicta-diyet-gibi-gorunebilir-ama-anoreksiya-yasami-kisaltan-bir-hastalik-431352">Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama…! Anoreksiya yaşamı kısaltan bir hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu belirten uzmanlar kilo kaybı için başvurulan yöntemlerin Anoreksiya Nevroza’ya dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Anoreksiya Nevroza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir.” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Hüsnü Erkmen: “Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen özellikle genç kadınlar arasında sıkça görülen anoreksiya hastalığı ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>‘Spor yapayım kalori kaybedeyim’ diye düşünenler psikiyatri uzmanına başvurmalı</strong></p>
<p>Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları olduğuna dikkat çekerek, “Buraya giden zayıflamak için gidiyor, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ diye düşünüyor. Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmenin çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olduğuna değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen “Atalarımız söylemiş ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek gerekir. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek gerekir. Bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” dedi. </p>
<p><strong>Dişler düşmeye, saçlar dökülmeye başlar…</strong></p>
<p>Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğünü ifade eden Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabildiğine işaret etti. Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özellikle 30 kilonun altına düşenler ciddi tehlike altında </strong></p>
<p>Anoreksiya Nevroza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. </p>
<p>“Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia bile ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” </p>
<p><strong>Önce kişi hastalığını kabul etmeli</strong></p>
<p>Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir. Genel tıptan bahsediyoruz. Anoreksiyada da benzeri bir durum söz konusu. Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir, iki senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baslangicta-diyet-gibi-gorunebilir-ama-anoreksiya-yasami-kisaltan-bir-hastalik-431352">Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama…! Anoreksiya yaşamı kısaltan bir hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler endişeli, korkulu ama aynı zamanda umutlu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-endiseli-korkulu-ama-ayni-zamanda-umutlu-430701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2023 13:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[endişeli]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[korkulu]]></category>
		<category><![CDATA[umutlu]]></category>
		<category><![CDATA[zamanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epson, gençlerin iklim değişikliği hakkındaki hissettiğini sorduğunda endişeli, korkulu ama umutlu yanıtını aldı. Gençlerin duygularını en çok tanımlayan kelimelerle de yetenekli dijital sanatçılar ‘Sesleri Yansıtmak’ isimli bir animasyon filmi hazırladı. Animasyon, gezegenimizin güzelliğini kutlarken kırılganlığını da gösteriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-endiseli-korkulu-ama-ayni-zamanda-umutlu-430701">Gençler endişeli, korkulu ama aynı zamanda umutlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Epson, gençlerin iklim değişikliği hakkındaki hissettiğini sorduğunda endişeli, korkulu ama umutlu yanıtını aldı. Gençlerin duygularını en çok tanımlayan kelimelerle de yetenekli dijital sanatçılar ‘Sesleri Yansıtmak’ isimli bir animasyon filmi hazırladı. Animasyon, gezegenimizin güzelliğini kutlarken kırılganlığını da gösteriyor</strong></p>
<p>Epson, gençlerin iklim değişikliği hakkında ne hissettiğini en çok tanımlayan kelimeleri ortaya çıkarmak için yetenekli dijital sanatçılarla iş birliği yaptı. Dünya İklim Değişikliği Konferansı (COP28) öncesinde Epson, genç nesillerin iklim değişikliğinin etkisi hakkında ne hissettiğini keşfetmek için &#8216;Sesleri Yansıtmakk&#8217; başlıklı bir proje başlatmıştı. Epson, 1995&#8217;teki ilk COP&#8217;tan bu yana doğan COP kuşağını, iklim değişikliğine yönelik duygularını en iyi ifade eden kelimeleri seçmeye davet etti. Sonuçlar benzer ölçüde korku, umut ve kaygının zıt ve şaşırtıcı bir karışımını ortaya çıkardı.</p>
<p>Epson&#8217;un küresel başkanı Yasunori Ogawa anketle ilgili şöyle konuştu: &#8220;Daha sürdürülebilir bir gezegene nasıl ulaşacağımızı belirlemek için küresel liderler COP28&#8217;de bir araya gelirken, şimdi aldığımız kararlardan en çok etkilenecek olan gelecek nesillere odaklanmak istedik. Anketimiz umut, korku ve endişenin rahatsız edici bir birleşimini ortaya çıkardı.”</p>
<p>Epson, bu sesleri hayata geçirmek için dijital sanatçılar Katy Wang ve Gabriel Greenough ile ortaklık kurarak COP kuşağının seslerini görsel olarak etkileyici bir şekilde yansıtmayı amaçlayan orijinal bir dijital sanat eseri üretti. Katy ve Gabriel, Epson&#8217;un EcoTank mürekkep püskürtmeli yazıcısını kullanarak vizyonlarını test ederken Epson&#8217;un İklim Gerçekliği Barometresi araştırmasından ilham alarak, 21. yüzyılda insanlığın doğa ve çevreyle olan karmaşık ilişkisini ifade etmek için çeşitli teknikler kullanan hareketli bir sosyal animasyon yarattılar.</p>
<p>Katy Wang proje hakkında şöyle konuştu: &#8220;Epson&#8217;un COP kuşağı ile yürüttüğü araştırmada ilginç olan şey, umutlu ve korkulu hissetme konusunda neredeyse 50:50 oranında bölünmüş olmalarıdır. Pandemiden bu yana son birkaç yılda hepimizin yaşadığı anları ve kişisel düzeyde çevreye nasıl daha bağlı hale geldiğimizi düşünmemizi sağladı. İzleyicilere iklim eyleminin sadece korkudan değil, aynı zamanda doğaya duyulan gerçek minnettarlıktan da kaynaklanabileceğini hatırlatmak için animasyonumuzu doğal dünyanın güzelliği ve birbirine bağlılığı üzerine odakladık.”</p>
<p>Epson&#8217;un &#8216;Sesleri Yansıtmak&#8217; projesi ilk olarak şirketin iklim değişikliğine karşı eyleme geçme konusundaki süregelen kararlılığının bir parçası olarak tasarlandı. Epson’un Çevresel Vizyonu, 2050 yılına kadar karbon negatife geçmeyi ve yer altı kaynaklarının kullanımını ortadan kaldırmayı taahhüt etmesiyle doruğa ulaşıyor. Epson, şirketin en son Sürdürülebilirlik Raporu&#8217;nda görülebileceği gibi, sürdürülebilirliği sağlamayı ve toplulukları birçok yönden zenginleştirmeyi uzun süredir amaçlıyor: https://www.epson.co.uk/sustainability-report.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-endiseli-korkulu-ama-ayni-zamanda-umutlu-430701">Gençler endişeli, korkulu ama aynı zamanda umutlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cop-benim-degil-ama-inegol-benim-405283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 14:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[benim]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, 15 Eylül Dünya Çöp Toplama Günü kapsamında Hamzabey Ortaokulu öğrencileriyle birlikte Boğazköy barajı etrafında temizlik etkinliği gerçekleştirdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cop-benim-degil-ama-inegol-benim-405283">&#8220;Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İnegöl Belediyesi, 15 Eylül Dünya Çöp Toplama Günü kapsamında Hamzabey Ortaokulu öğrencileriyle birlikte Boğazköy barajı etrafında temizlik etkinliği gerçekleştirdi. Öğrenciler, “Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim” pankartıyla mesaj verdi.</b></p>
<p>2012 yılında Slovenya’da başlayan gönüllü bir temizlik hareketi, günümüze “15 Eylül Dünya Çöp Toplama ve Temizlik Günü” olarak geldi. O gün binlerce gönüllü insanın “Haydi Yapalım” sloganıyla başlattığı bu temizlik seferberliği her yıl düzenli olarak kutlanan Dünya Çöp Toplama Gününe dönüşürken, İnegöl Belediyesi de bugün özelinde Hamzabey Ortaokulu öğrencileriyle özel bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p>ÖĞRENCİLER SAHAYA İNDİ</p>
<p>Temizlik konusunda gerçekleştirdiği farkındalık etkinlikleri ve hayata geçirdiği uygulamalarla dikkat çeken İnegöl Belediyesi, 15 Eylül’de de sahaya indi. “Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim” sloganıyla öğrencilerle birlikte temizlik konusundaki hassasiyetin bir kez daha hatırlatılması maksadıyla Boğazköy Barajı mevkiinde çevre temizliği gerçekleştirildi. Belediye Başkan Yardımcısı Fevzi Dülger ile Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli, öğrenciler, öğretmenler ve okul idarecileri alanda kısa sürede onlarca çöp torbasını dolduracak çöp toplandı.</p>
<p>“ÇÖP BENİM DEĞİL AMA İNEGÖL BENİM”</p>
<p>Temizliğin yanı sıra topluma mesaj vermek adına yapılan organizasyonda, öğrenciler hazırlanan “Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim” pankartı açarak vatandaşlara hassasiyet çağrısı yaptı. Bu şehir bizim, mesajı verilen etkinlikte, çevre kirliliğinin boyutunu göstermek adına toplanan çöplerin yer aldığı çöp poşetleriyle öğrenciler poz vermeyi de ihmal etmedi. İnegöl Belediyesi tarafından çevre temizliği etkinliğine katılan öğrencilere de kitap hediye edildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cop-benim-degil-ama-inegol-benim-405283">&#8220;Çöp Benim Değil Ama İnegöl Benim&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer &#8220;100 zabıta personeline ihtiyaç var ama 40 kişilik kadro verildi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-100-zabita-personeline-ihtiyac-var-ama-40-kisilik-kadro-verildi-401969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 19:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[kadro]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401969</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Zabıta Teşkilatı’nın 197’nci kuruluş yıl dönümü nedeniyle Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-100-zabita-personeline-ihtiyac-var-ama-40-kisilik-kadro-verildi-401969">Başkan Soyer &#8220;100 zabıta personeline ihtiyaç var ama 40 kişilik kadro verildi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Zabıta Teşkilatı’nın 197’nci kuruluş yıl dönümü nedeniyle Cumhuriyet Meydanı&#8217;nda düzenlenen törene katıldı. Merkezi idareden 100 zabıta personelinin ataması için onay istediklerini ancak 40 personel atanabileceği yanıtını aldıklarını açıklayan Soyer, “Değerli kardeşlerimin omuzlarındaki yükün bu kararla bir nebze hafifleyeceğine inanıyorum. Zabıta sayımızın artması için gerekli çalışmaları yapmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>İzmir’de Zabıta Teşkilatı’nın 197’nci kuruluş yıl dönümü nedeniyle Cumhuriyet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Şükran Nurlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanı Gökhan Daca ile sendika temsilcileri ve zabıta personeli katıldı. Başkan Soyer, zabıta memurlarından Ramazan Öztürk’ün kızı 7 yaşındaki Ayşe Öykü Öztürk ve yine zabıta memuru Deniz Karabacak’ın oğlu 4 yaşındaki Ali Karabacak ile Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.</p>
<p><strong>“Zabıta teşkilatımız sokaklarının gözü ve kulağı”</strong></p>
<p>Kentin huzurunu sağlamak için zabıta teşkilatına önemli görevler düştüğünü ifade eden Başkan Tunç Soyer, “İzmirlilere bir sözümüz var. İzmir’i her açıdan içinde güvenle yaşanan bir şehir haline getirmek. Bu doğrultuda alt yapıdan üst yapıya ve şehrimizdeki kamu düzeninin sağlanmasına kadar her alanda var gücümüzle çalışıyoruz. Sizler olmasanız şüphesiz ki bu hedefimize ulaşmamız asla mümkün değil. Biliyorum ki zabıta teşkilatımız İzmir’in sokaklarının, caddelerinin ve meydanlarının gözü, kulağı. Şehrimizin huzurunu bozabilecek her şeyi sizler sayesinde görüyor, işitiyoruz” dedi. </p>
<p><strong>“Çok kapsamlı bir tesis kurma çalışmalarımız sürüyor”</strong></p>
<p>Zabıtanın başarısının arkasında, bu teşkilatı oluşturan her bir personelin muazzam özveri ve gayretinin yattığını çok iyi bildiğini vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, şunları söyledi: “Ben de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum ilk günden bu yana zabıta teşkilatımızı güçlendirmeye ve gerekli adımları atmaya devam ediyorum. Zabıta merkezlerimizin sayısını artırmak ve daha modern tesisler inşa etmek için çok önemli adımlar attık. Bornova Ergene Mahallesi’nde, 15’inci zabıta merkezi olarak faaliyet gösterecek yerleşkemizin inşaatı yakında başlayacak. Bunun yanında Zabıta Dairesi Başkanlığımıza yakışır çok kapsamlı bir tesis kurma çalışmalarımız sürüyor. Konak Güney Mahallesi’nde yapılacak bu kompleksin proje çalışmaları 2024’te tamamlanacak. Burada komuta kontrol ve izleme merkezleri, denge ve mukavemeti arttırmak için çok amaçlı spor salonları gibi pek çok fonksiyon yer alacak.”</p>
<p><strong>“Biz büyük bir aileyiz”</strong></p>
<p>Zabıta teşkilatını güçlendirmek ve personel sayısını arttırmak adına gerekli çalışmaları başlattıklarının müjdesini de veren Tunç Soyer, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan 100 zabıta atama izni istedik. Geçtiğimiz günlerde 40 zabıta atayabileceğimiz yanıtını aldık. Siz değerli kardeşlerimin omuzlarındaki yükün bu kararla bir nebze hafifleyeceğine inanıyorum. Zabıta sayımızın artması için gerekli çalışmaları yapmaya devam edeceğiz. Büyükşehir zabıtamızın ilçe zabıtalarıyla birlikte hareket etmesine büyük önem veriyorum. Zabıta hizmetlerinin bütünlük ve ahenk içinde gerçekleşmesini sağlayan bu dayanışmayı daha da geliştireceğiz. Biz büyük bir aileyiz. Biliyorum ki çalışma koşullarınız iyileştikçe İzmir’de güven içinde yaşamaya devam edeceğiz. Bu zorlu yolda ortaya koyduğunuz büyük emekler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Zabıta teşkilatı bilgili, kararlı ve güçlü olmalıdır”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanı Gökhan Daca da her geçen gün hizmet kalitesini arttırarak çalıştıklarını belirterek, şunları söyledi: “Yerel yönetimlerimizin dışarıya yansıyan bir yüzü, halk ile belediyemiz arasında köprü olarak, kanunların ve yönetmeliklerin bize verdiği yetki çerçevesinde, çevresel değerlere, eğitime, bilinçli bir toplum oluşturmaya ve kent yaşamına empati kurarak bakıyoruz. Tüm zorluklara rağmen, görevimizi en iyi şekilde yerine getirmek için çabalıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyer-100-zabita-personeline-ihtiyac-var-ama-40-kisilik-kadro-verildi-401969">Başkan Soyer &#8220;100 zabıta personeline ihtiyaç var ama 40 kişilik kadro verildi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koski Uyardı: Su Rezervimiz İyi Durumda Ama Tasarrufu Elden Bırakmayalım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koski-uyardi-su-rezervimiz-iyi-durumda-ama-tasarrufu-elden-birakmayalim-396479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 10:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmayalım]]></category>
		<category><![CDATA[durumda]]></category>
		<category><![CDATA[elden]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[koski]]></category>
		<category><![CDATA[rezervimiz]]></category>
		<category><![CDATA[tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, aşırı sıcaklar, bahçe sulaması ve gereksiz su tüketiminin, su hizmetinin ağırlaşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle bir uyarı mesajı yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koski-uyardi-su-rezervimiz-iyi-durumda-ama-tasarrufu-elden-birakmayalim-396479">Koski Uyardı: Su Rezervimiz İyi Durumda Ama Tasarrufu Elden Bırakmayalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, aşırı sıcaklar, bahçe sulaması ve gereksiz su tüketiminin, su hizmetinin ağırlaşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle bir uyarı mesajı yayınladı. Yayınlanan mesajda, Konya’daki yer altı su rezervinin ve baraj doluluk oranının iyi durumda olduğu fakat kısmi basınç düşüklüğünün yaşanmaması için tasarruflu su tüketiminin büyük önem arz ettiği vurgulandı.</p>
<p>Son yılların en sıcak günlerinin yaşandığı bugünlerde, su tüketiminin pik yaptığı saatlerde bahçe sulaması ve gereksiz su tüketimi, içme-kullanma su ihtiyacı hizmetinde aksaklıklara neden olabiliyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, gereksiz su kullanımından kaçınılması ve sulamanın gece veya sabah erken saatlerde yapılması konusunda bir dizi uyarılarda bulunuldu.</p>
<p>Konu ile ilgili yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son yılların en sıcak yaz mevsimini yaşadığımız bugünlerde su tasarrufu çok büyük önem arz etmektedir. Su kullanımında hizmetlerimizin daha sağlıklı ve kesintisiz devamı için abonelerimize sulama konusu başta olmak üzere su tasarrufu konusunda dikkatli olmalarını hatırlatmak istedik. Verimli bir kış ve ilkbahar yağışları sonucu yer altı ve yer üstü su rezervi açısından oldukça iyi durumdayız. Fakat su ihtiyacının pik yaptığı saatlerde yapılan bahçe sulaması, gereksiz su kullanımı gibi hususlar su hizmetini ağırlaştırmaktadır. Gün içerisinde yapılan bahçe sulaması ve gereksiz su kullanımı su şebekesinden fazla su çekeceğinden şebekede basınç düşmesine yol açmakta, bu da içme-kullanma su hizmetini yavaşlatmaktadır. Sulamanın özellikle içme-kullanma su ihtiyacının pik yaptığı saatler dışında; sabah erken saatler veya gece yapılması ve gereksiz su kullanımından kaçınılması, su hizmetinin kesintisiz devamını sağlayacaktır. Türkiye’ye örnek olan bilinçli su tüketimi çalışmalarımızdan çok iyi geri dönüşler alıyoruz. Su hizmetinde örnek şehir seçildik. Bu özelliklerimizin kazanılmasında abonelerimizin çok ciddi katkıları oldu. Bu hassasiyetin artarak devam edeceğine inanıyor, sağlıklı günler diliyoruz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koski-uyardi-su-rezervimiz-iyi-durumda-ama-tasarrufu-elden-birakmayalim-396479">Koski Uyardı: Su Rezervimiz İyi Durumda Ama Tasarrufu Elden Bırakmayalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOBİ&#8217;ler güvenlik endişesi duyuyor ama bütçe ayıramıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kobiler-guvenlik-endisesi-duyuyor-ama-butce-ayiramiyor-366308</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Apr 2023 09:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[ayıramıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[duyuyor]]></category>
		<category><![CDATA[endişesi]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kobiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366308</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET yaptığı araştırmayla KOBİ’lerin siber güvenlik yaklaşımlarını sektörel bazda inceledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobiler-guvenlik-endisesi-duyuyor-ama-butce-ayiramiyor-366308">KOBİ&#8217;ler güvenlik endişesi duyuyor ama bütçe ayıramıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ESET yaptığı araştırmayla KOBİ’lerin siber güvenlik yaklaşımlarını sektörel bazda inceledi</p>
<p><strong>Siber güvenlik şirketi ESET,  700’den fazla KOBİ ölçeğindeki şirketi siber tehditleri algılama ve bunlara yanıt verme yetenekleri kapsamında sektörlerine göre inceledi. Bazı sektörler kurum içi siber güvenlik becerilerine çok güvenirken diğerleri dışarıdan siber güvenlik sağlamak için bir uzmandan destek almayı tercih ediyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Her geçen gün tehdit algılamaları artıyor. Şirketlerin siber güvenlik tedbirleri alma konusunda yeterli hıza ulaşamaması tehlikeyi  artırıyor. Büyüyen siber güvenlik riski dünya genelindeki  mevcut ekonomik ortam nedeniyle harcamalarını azaltmak zorunda kalan KOBİ&#8217;lerin yaşadığı ortak bir sorun olarak öne çıkıyor. ESET’in yaptığı araştırma sektörler bazında KOBİ’lerin siber güvenlik yaklaşımlarına ışık tutuyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İşletmeler ve profesyonel hizmetler</strong></p>
<p>Araştırma verileri işletme ve profesyonel hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerin dörtte birinden fazlasının (%26) kurum içi siber güvenlik uzmanlıklarına çok az güven duyduğunu veya hiç güvenmediğini gösteriyor. Üçte birinden daha azı (%31) ekiplerinin en son tehditleri algılayacağına pek güvenmiyor. Üçte biri (%33) bir siber saldırının temel nedenini belirlemekte zorlanacaklarına inanıyor. İşletme ve profesyonel hizmet sektöründeki 10 KOBİ&#8217;den neredeyse 4&#8217;ü (%38) güvenliklerini şirket içinde yönetiyor, bu da KOBİ&#8217;lerin ortalamasından (%34) fazla. Yarısından fazlası (%54) bunun yerine dışarıdan hizmet almayı tercih ediyor. Bununla birlikte, ek %8&#8217;lik bir bölüm de önümüzdeki 12 ay içinde siber güvenliklerini dışarıdan sağlamayı düşünüyor. İşletme ve profesyonel hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerin yalnızca %24&#8217;ü güvenlik yönetimini şirket içinde tutmayı tercih ediyor. Bu, ankete katılan tüm sektörler arasında en düşük oran. Dörtte birinden fazlası (%26) tek bir güvenlik sağlayıcısına ve %40&#8217;ı birden çok sağlayıcıya dış kaynak sağlamayı tercih ediyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Finansal hizmetler</strong></p>
<p>Finansal hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerin neredeyse 10&#8217;da 3&#8217;ü (%29) şirket içi siber güvenlik uzmanlıklarına çok az güveniyor veya hiç güvenmiyor. Yüzde 36’sı çalışanlarının siber güvenlik tehditlerini anladığına ya çok az güveniyor ya da hiç güven duymuyor. Finansal hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerin yalnızca %26&#8217;sı bir siber saldırının temel nedenini belirlemekte zorlanacaklarına inanıyor. Bu oran KOBİ&#8217;lerin ortalamasından (%29) daha az. Finansal hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerin yalnızca %28&#8217;i güvenlik işlerini şirket içinde yönetiyor; bu, anket yapılan tüm sektörler arasında en düşük oran. Neredeyse üçte ikisi (%65) bunun yerine dış kaynak kullanıyor. Bu oran KOBİ&#8217;lerin ortalamasından (%59) çok daha fazla. Finansal hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerin dörtte birinden fazlası (%26) güvenlik yönetimini şirket içinde tutmayı tercih ediyor. Aynı oranda KOBİ, tek bir tedarikçiye dış kaynak sağlamayı tercih ederken, %39&#8217;u güvenliklerini birden fazla tedarikçiye yaptırmayı tercih ediyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Üretim ve endüstri</strong></p>
<p>Üretim ve endüstri sektöründeki KOBİ&#8217;lerin üçte biri (%33), şirket içi siber güvenlik uzmanlıklarına çok az güveniyor veya hiç güvenmiyor. Bu oran KOBİ&#8217;lerin ortalamasından (%25) daha fazla. 10 şirketten dördü (%40) çalışanlarının güvenlik tehditlerini algıladığına diğer sektörlere oranla daha az güveniyor veya hiç güvenmiyor. Yalnızca %29&#8217;u, en kötüsü senaryoda bir siber saldırının temel nedenini belirlemekte zorlanacağını düşünüyor. Üretim ve endüstri sektöründeki her 10 KOBİ&#8217;nin sadece 3&#8217;ü (%30) güvenliklerini şirket içinde yönetiyor. Yarıdan fazla şirket (%63) bunun yerine güvenliklerini dışarıdan sağlamayı tercih ediyor ki bu, tüm sektörler arasında en yüksek ikinci oran. Üretim ve endüstri sektöründeki KOBİ&#8217;lerin üçte biri (%33) siber güvenlik yönetimini şirket içinde tutmayı tercih ediyor; bu, sektörler arasında en yüksek oran. Yalnızca %24&#8217;ü tek bir güvenlik tedarikçisine ve %35&#8217;i birden çok tedarikçiye dış kaynak sağlamayı tercih ediyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Perakende, toptan satış ve dağıtım</strong></p>
<p>Perakende, toptan satış ve dağıtım sektöründeki KOBİ&#8217;lerin beşte dördü (%80) şirket içi siber güvenlik uzmanlıklarına orta veya yüksek düzeyde güven duyuyor; bu, tüm sektörler arasında en yüksek oran. Bu oran, siber güvenlik konusunda BT ekibinin uzmanlığına üretim sektöründe görülenden çok daha fazla güven (%67) duyulduğunu gösteriyor. Perakende, toptan satış ve dağıtım sektöründeki KOBİ&#8217;lerin dörtte üçü (%74) çalışanlarının güvenlik tehditlerini anladıklarına orta veya yüksek düzeyde güven duyarken, finansal hizmet sektöründeki KOBİ&#8217;lerde bu oran %64. Benzer şekilde, daha fazla perakende, toptan satış ve dağıtım sektöründeki KOBİ (%79), bir saldırının temel nedenini belirleme konusunda yeteneklerine diğer sektörlere göre daha fazla güveniyor. Perakende, toptan satış ve dağıtım sektöründeki KOBİ&#8217;lerin 10&#8217;da 4&#8217;ünden fazlası (%41), siber güvenliklerini kendi içlerinde yönetiyor. Yalnızca %53&#8217;ü güvenliklerini dışarıdan sağlıyor. Ancak,% 6&#8217;sı gelecek yıl bunu yapmak istiyor.</p>
<p>Perakende, toptan ve dağıtım sektöründeki 10 KOBİ&#8217;den yaklaşık 3&#8217;ü (%31) güvenlik yönetimini şirket içinde tutmayı tercih ediyor. Aynı oranda şirket tek bir güvenlik tedarikçisine dış kaynak sağlamayı ve %28&#8217;lik bir kesim birden çok tedarikçiye dış kaynak sağlamayı tercih ediyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Teknoloji ve iletişim</strong></p>
<p>Teknoloji ve iletişim sektöründeki KOBİ&#8217;lerin dörtte biri (%25) şirket içi siber güvenlik uzmanlıklarına çok az güveniyor veya hiç güvenmiyor. Bununla birlikte, sektördeki KOBİ&#8217;lerin çoğu (%78) çalışanlarının güvenlik tehditlerini anladığına diğerlerinden daha fazla güveniyor. Dörtte üçünden fazlası (%77), bir saldırı olması durumunda temel nedeni belirleme yeteneklerine güveniyor. KOBİ&#8217;lerin ortalamasından (%34) daha fazla teknoloji ve iletişim sektöründeki KOBİ (%37) siber güvenliklerini şirket içinde yönetiyor. Perakende sektöründeki şirketlere göre daha fazlası güvenliklerini dışarıdan sağlıyor (%53&#8217;e karşı %58).  Teknoloji ve iletişim sektöründeki 10 KOBİ&#8217;den üçü (%31) güvenlik yönetimini şirket içinde tutmayı tercih ediyor. Buna karşılık, %23&#8217;ü tek bir tedarikçiye ve %36&#8217;sı birden fazla güvenlik tedarikçisine dış kaynak sağlamayı tercih ediyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sahte bir güvenlik duygusu mu?</strong></p>
<p>Belirli sektörlerdeki KOBİ&#8217;ler diğerlerinden daha çok güvende olduğunu düşünüp siber güvenlik yönetimine farklı yaklaşırken, bu KOBİ&#8217;ler genellikle siber güvenliklerini tamamen şirket içinde yönetiyor ve bu nedenle daha çok güvenlik duygusuna sahip olabiliyor. Şirket içi yönetimin tercih edildiği durumlarda, düzenli üçüncü taraf güvenlik denetimlerinin yanı sıra güvenlik politikalarının oluşturulması ve düzenli olarak güncellenmesi önerilir.</p>
<p> 2022 ESET KOBİ Dijital Güvenlik Hassasiyeti Raporu, artan bu ihtiyaçlar doğrultusunda KOBİ&#8217;lerin yönelimini net olarak açıklıyor. Ankete katılan KOBİ&#8217;lerin %32&#8217;si uç nokta algılama ve yanıt (EDR), XDR veya MDR kullandığını bildirdi ve %33&#8217;ü önümüzdeki 12 ay içinde bu teknolojiden yararlanmayı planlıyor. Teknoloji ve iletişim (%69), üretim ve endüstri (%67) ve finansal hizmetler (%74) sektörlerindeki KOBİ&#8217;lerin çoğunluğu güvenlik ihtiyaçlarını dışarıdan sağlamayı tercih ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobiler-guvenlik-endisesi-duyuyor-ama-butce-ayiramiyor-366308">KOBİ&#8217;ler güvenlik endişesi duyuyor ama bütçe ayıramıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ahmet Ercan: &#8220;Her an deprem olabilir diyemeyiz ama hazırlıklı olmalıyız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ahmet-ercan-her-an-deprem-olabilir-diyemeyiz-ama-hazirlikli-olmaliyiz-358252</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 12:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[diyemeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[ercan]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358252</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde konuşan jeofizik mühendisi Prof. Dr. Ahmet Övgün Ercan, İzmir’de her an deprem olabilir sözünün doğru olmadığını belirterek, “6 buçuk şiddetine kadar depremler İzmir’de yıkıcı olmaz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ahmet-ercan-her-an-deprem-olabilir-diyemeyiz-ama-hazirlikli-olmaliyiz-358252">Prof. Dr. Ahmet Ercan: &#8220;Her an deprem olabilir diyemeyiz ama hazırlıklı olmalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde konuşan jeofizik mühendisi Prof. Dr. Ahmet Övgün Ercan, İzmir’de her an deprem olabilir sözünün doğru olmadığını belirterek, “6 buçuk şiddetine kadar depremler İzmir’de yıkıcı olmaz. Hiçbir zaman İzmir’de Kahramanmaraş’taki gibi 7,5 ve üstü şiddette depremler olmaz. Ancak bu büyüklükte bir deprem olacakmış gibi kenti hazırlamamız gerekir” dedi.  <br /> <br />İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Yeniliğe Davet” sloganıyla tüm Türkiye’yi geleceği inşa etmeye çağıran İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin dördüncü gününde İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da bir sunum yaptı. Ercan, “Kahramanmaraş Depremi Işığında İzmir’in Deprem Çekincesi. Ne Yapmalı?” başlığı altında bazı önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Hata depremde değil</strong><br />Kahramanmaraş&#8217;ta gördüklerinin savaş alanını yansıttığını aktaran Ercan, “Türkiye bunun üstesinden mutlaka gelecektir ama yıllarını alacaktır. Türkiye deprem ülkesidir. Günün birinde depremler olmuyorsa yer diriliğini yitirmiş demektir. O zaman yaşam da yok demektir. Depremin hep korku boyutuyla ilgilendik. Depremin üç tane bileşeni vardır. Sarsıntı, ısı ve ışık. 60 yıldır bilimle uğraşıyorum. Toplu iğnenin başı kadar bir hata görmedim. Çünkü deprem olmasa Meles Ovası olmazdı, Gediz Irmağı olmazdı. Manisa’daki, Aydın’daki jeotermal alanlar olmazdı. Memba suları olmazdı. Maden yatakları, petrol yatakları, dağlar, ormanlar olmazdı. En güzel incirin çıktığı, zeytinin yetiştiği Ege olmazdı. Bunları hep depremler yapıyor, yeri biçimliyor. Depremleri bir öcü gibi görüyoruz. Hata depremde değil. İnsanoğlu olmadan da deprem vardı” dedi.</p>
<p><strong>“Doğa asla affetmez”</strong><br />Türkiye’nin yer dayanımı ile depremden etkilenme alanlarını harita üzerinde gösteren Ercan, “Bizler depremlerin nerelerde ve hangi büyüklükte olacağını biliriz ama zamanını henüz bilemiyoruz. Kahramanmaraş depremi tarım alanlarında en büyük yıkımı yaptı. Doğada öyle bir denge var ki siz imar barışından kendinizi affettirebilirsiniz, kaçak yaparsanız görmezden gelebilirler ama doğa asla affetmez. Tarım alanlarına yapılan yapıları doğa günün birinde mutlaka yıkar. Deprem teknik, bilimsel bir konudur. Bu dinle, kaderle izah edilemez, açıklanamaz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor”</strong><br />İzmir’deki olası bir depremde yolların kullanılamaz hale gelmesi durumunda kurtulma şansının çok aza düşeceğini vurgulayan Ercan, Kahramanmaraş ve 11 ilde etkisini gösteren yıkıma ilişkin “Gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor. Depremi afete dönüştüren üç konu var.  Yeteneksiz yönetimler, ekonominin bozukluğu ve yoksulluk ile eğitim düzeyinin düşüklüğü. Eğer bunlardan bir tanesi ülkede gerçekleşmişse depremin adı afettir. Türkiye’de 6 Şubat’ta bunun bir tanesi değil üçü birden gerçekleşti” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir’in güneyinde yer sağlam”</strong><br />“Türkiye’yi yetenekli insanların yönetmesi gerekiyor” diyen Ercan, İzmir’in geçmişindeki depremlere ilişkin bilgi verdi. Ercan, “Depremin bir yasası vardır. Bir yerde belli büyüklükte bir deprem olmuşsa gelecekte o yerde en az o büyüklükte deprem olur. Buna depremin yasası denir. İzmir’de depremler çok sık oluşmuyor. Yaklaşık 200 ile 350 yılda bir oluşuyor. Her an 7,2’lik deprem olacakmış gibi İzmir’i hazırlamamız gerekir. Ama İzmir’de her an deprem olabilir sözü doğru değil. 6 buçuk şiddetine kadar depremler İzmir’de yıkıcı olmaz. 6 buçuktan sonra yıkıcı olmaya başlar. Hiçbir zaman İzmir’de Kahramanmaraş’taki gibi 7,5, 7,6, 7,9’luk depremler olmaz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ahmet-ercan-her-an-deprem-olabilir-diyemeyiz-ama-hazirlikli-olmaliyiz-358252">Prof. Dr. Ahmet Ercan: &#8220;Her an deprem olabilir diyemeyiz ama hazırlıklı olmalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şubat Ayı Kısaydı ama Tarihin En Uzun Acısını Yazdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/subat-ayi-kisaydi-ama-tarihin-en-uzun-acisini-yazdi-352885</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 09:48:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[kısaydı]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tarihin]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yazdı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya takip kurumu Ajans Press, Şubat ayında medyada en çok konuşulan haber başlıklarını çıkardı. Ajans Press’in 1-28 Şubat tarihleri arasında 15 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalları ve internet haber sitelerinde en çok haber olan içerikleri çıkardığı araştırmada, ilgili içeriklerde medyaya milyonlarca haber yansıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/subat-ayi-kisaydi-ama-tarihin-en-uzun-acisini-yazdi-352885">Şubat Ayı Kısaydı ama Tarihin En Uzun Acısını Yazdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medya takip kurumu <strong>Ajans Press</strong>, Şubat ayında medyada en çok konuşulan haber başlıklarını çıkardı. <strong>Ajans Press’in</strong> 1-28 Şubat tarihleri arasında 15 bini aşkın gazete, dergi, TV kanalları ve internet haber sitelerinde en çok haber olan içerikleri çıkardığı araştırmada, ilgili içeriklerde medyaya milyonlarca haber yansıdı. 11 ilimizi etkileyen deprem felaketi ve sonrasında yaşananlar aya damgasını vurdu. Deprem ile alakalı Şubat ayı içerisinde 2 milyonun üzerinde haber medyaya yansırken, Şubat ayında en çok konuşulan içerikler şu şekilde oldu:</p>
<ul>
<li>6 Şubat’ta merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık ilçesinde 7.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Aynı gün Kahramanmaraş Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Yaşanan depremlerin ardından dördüncü seviye alarm ilan edilirken,  11 ilimizde büyük yıkımlara yol açan felaketlerde şu ana kadar 45 bin 89 kişi yaşamını yitirdi. Deprem bölgelerinden 528 bin 146 kişi ise tahliye edildi.</li>
<li>20 Şubat’ta merkez üssü Defne ve Samandağ ilçelerinde 6.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kahramanmaraş depremlerinde hasar gören binalar yıkılırken bu depremde 6 kişi yaşamını yitirirken 294 kişi yaralandı.</li>
<li>11 ilimizi etkileyen büyük deprem felaketinde, üniversiteler uzaktan eğitime geçti. KYK yurtlarına depremzede vatandaşlar yerleştirildi.</li>
<li>Yaşanan depremlerin ardından 78 müteahhit, 64 yapı sorumlusu ve 11 yapı sahibi tutuklandı.</li>
<li>Türkiye’yi yasa boğan deprem felaketinde yaraları sarmak için “Türkiye Tek Yürek” ortak yayını düzenlendi. Atv, Fox TV, Kanal D, Kanal 7, Show TV, Star TV, TRT 1 ve TV8 ortak yayınında, 115 milyar 146 milyon TL bağış toplandı.</li>
<li>İstanbul Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda, deprem açısından riskli bulunan 93 okul tahliye edildi.</li>
<li>CHP’nin eski Genel Başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal 84 yaşında hayatını kaybetti.</li>
<li>Fenerbahçe ve Milli Takım’ın eski kaptanlarından Ziya Şengül yaşamını yitirdi.</li>
<li>Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in katil zanlısı Eray Ö. Yunanistan’a kaçarken hudut birlikleri tarafından yakalandı.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/subat-ayi-kisaydi-ama-tarihin-en-uzun-acisini-yazdi-352885">Şubat Ayı Kısaydı ama Tarihin En Uzun Acısını Yazdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Ceritoğlu Sengel: &#8220;Ben Dönüyorum Ama Yüreğim ve Aklım Malatya&#8217;da&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ceritoglu-sengel-ben-donuyorum-ama-yuregim-ve-aklim-malatyada-350218</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2023 18:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aklım]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[ceritoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[dönüyorum]]></category>
		<category><![CDATA[malatyada]]></category>
		<category><![CDATA[sengel]]></category>
		<category><![CDATA[yüreğim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üç gündür Malatya’da bulunan ve çalışma arkadaşlarıyla depremzedelere destek olmak için çalışan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Ben bugün itibariyle Malatya’dan ayrılacağım.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ceritoglu-sengel-ben-donuyorum-ama-yuregim-ve-aklim-malatyada-350218">Başkan Ceritoğlu Sengel: &#8220;Ben Dönüyorum Ama Yüreğim ve Aklım Malatya&#8217;da&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç gündür Malatya’da bulunan ve çalışma arkadaşlarıyla depremzedelere destek olmak için çalışan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Ben bugün itibariyle Malatya’dan ayrılacağım. Arkadaşlarımız burada sistemi kurup buradaki dostlarımıza bırakacaklar. Aynı zamanda buradaki örgüt vasıtasıyla sistemin yürümesi için çaba sarf edecekler” dedi.</p>
<p><b> DEPREMZEDELER İÇİN KOORDİNASYON MERKEZİ KURDUK</b></p>
<p>Depremden etkilenen vatandaşların şehirden ayrılmaya başlamasına bağlı olarak ihtiyaçların süreç içinde değişeceğini belirten Başkan Ceritoğlu Sengel; “Bugün Efes Selçuk’a gelen depremzedeler için bir koordinasyon merkezi kurduk. Aynı zamanda onların ihtiyaçlarını da karşılama konusunda çalışıyoruz. Gerek aş evi, gerek sosyal hizmet müdürlüğümüz ile Efes Selçuk’a gelen depremzedelere destek olacağız” dedi.</p>
<p><b>DAYANIŞMANIN BAŞINDA EFES SELÇUK HALKI VAR</b></p>
<p>Depremden etkilenen vatandaşlarla irtibatlarının süreceğinin altını çizen Başkan Ceritoğlu Sengel; “Burada dayanışma ruhu ile birlikte el birliğiyle her şeyi aşabileceğimizi de gösterdik. Bu dayanışmanın en başında Efes Selçuk halkı var.  Efes Selçuk’un kalbi afet bölgesinde atmaya devam edecek. Yeni ihtiyaçlar dâhilinde gereklerini yerine getirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Allah şu an edinmiş olduğumuz tecrübeyi bir daha uygulamamız gereken bir an yaşatmasın. Bugün iki tane tekerlekli sandalyemizi hastalarımıza teslim ettik.  Tüm bunların huzuru ile Efes Selçuk’a dönerken benim aklım burada. Burası olan irtibatlarımız ve dostluklarımız dâhilinde biz sadece bu dönem değil uzun soluklu bir yardım ihtiyacı sebebiyle onları sağlamak için çaba sarf edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ceritoglu-sengel-ben-donuyorum-ama-yuregim-ve-aklim-malatyada-350218">Başkan Ceritoğlu Sengel: &#8220;Ben Dönüyorum Ama Yüreğim ve Aklım Malatya&#8217;da&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
