<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alphan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/alphan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/alphan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Dec 2025 14:51:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Alphan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/alphan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 14:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetli]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[emel]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596396</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi <span>Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, ülkemizde resmi veriler ve TURDEP-I ve II çalışmalarına göre diyabetli sayısının 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıktığını </span>belirterek “Yüzde 90 oranında bir artış var.  Şu anda Türkiye’de diyabet prevalansının yüzde 17-18 olduğunu bildiren çalışmalar var. Ülkemizde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından “Diyabet, Beslenme ve Genetik” başlığında düzenlenen Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen konferansta diyabet ve beslenme ilişkisi ile özellikle Tip2 diyabetle ilgili son dönemde yapılan genetik çalışmalar ele alındı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabet ve Beslenme” başlıklı sunumunda diyabetin tanımı, diyabet ve beslenme ilişkisi, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan: “Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlanmalı”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Diyabet Günü 2025 yılı temasının “Diyabet Bakımına Erişim: Şimdi Değilse Ne Zaman?” şeklinde belirlendiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bu yılki tema, diyabet ve refahtır. Dünyada 160’tan fazla ülkede kutlanan dünyanın en büyük diyabet kampanyası olan 14 Kasım kampanyasının odak noktası ise diyabet ve iş yeridir.  Uygun bakım ve refah desteğine erişim sağlandığında diyabetliler iyi yaşama şansına sahip olacak. Milyonlarca diyabetli evde, işte ve okulda günlük öz yönetimlerini sağlamada zorluklarla karşılaşıyor. Diyabet bakımı, genellikle sadece kan şekerine odaklanır ve bu da diyabetlileri bunaltabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>25 yılda diyabetli sayısı 4 kat arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya genelinde diyabet artış oranının yüzde 45 olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet insidansının tüm dünyada artmaya devam ettiğini vurgulayarak “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından yapılan tahminlere göre dünyada 2050 yılında ulaşılacağı düşünülen 853 milyon diyabetli sayısına 2024 yılında ulaşılmış durumda. 2000 yılından 2025 yılına kadarki dönemde diyabetli sayısı 151 milyondan 589 milyona çıkmış, diyabetli sayısı 4 kat artmış. Bu çok ciddi bir oran. <span>1998 ve 2010 yılında yapılan </span>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans (TURDEP I ve II) çalışmaları sonuçlarına göre, 10 yılda yüzde 7,2’den yüzde 13,7’ye çıkmış. Yüzde 90 oranında bir artış var<span>. Şu anda diyabet prevalansının yüzde 17-18 civarında olduğunu bildiren çalışmalar var. Yani ülkem</span>izde her 5 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyleyebiliriz ki diyabetli olmayan kişiler arasında <span>sayılan ama diyabet tanısı almayan çok kişi var. Türkiye, Rusya ve Almanya’nın ardından üçü</span>ncü sırada yer alıyor. Teknoloji hayatımızda önemli ölçüde yer alıyor. Toplum olarak spor ve egzersiz yapmayı sevmiyoruz. Beslenme tipimiz maalesef kötü, özellikle fastfood beslenme kültürü yaygın. Son zamanlarda şişmanlığın artışıyla birlikte çocuklarda da Tip 2 diyabet görülmeye başlandı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine odaklanılmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Obezitenin Tip 2 diyabete yol açan en önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Tip 2 diyabet tanısı konulan kişilerde, yüzde 80 oranında obezite tespit edilmiş” dedi. Diyabet yönetiminde sadece kan şekerine değil, diyabetin yol açacağı risklere karşı alınacak önlemlere de odaklanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Yüksek kan şekeri uzun vadede kalp ve damar sağlığını, böbrekleri, göz <span>sağlığını ve sinir sistemini etkilemektedir. Diyabetin kontrol altında tutulması için egzersiz, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanmamak, uyku kalitesi ve uyku düzenine dikkat etmek gibi yaşam tarzı </span>değişiklikleri ile ilgili pek çok önlem alınmalıdır. Diyabet tedavisi ve kontrolü, birçok disiplinin bir arada çalıştığı bir alan olmalıdır. Diyabetin doğru yönetilmesinde farkındalık ve eğitimin yeri çok önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, Tip2 diyabette kişiselleştirilmiş tıpla ilgili çalışmaları anlattı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Marmara Üniversitesi Moleküler Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Tip2 Diyabette Kişiselleştirilmiş Tıp: Gelecekte Bizi Neler Bekliyor?” başlıklı sunumunda diyabet tedavisinde son dönemde öne çıkan yenilikçi tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gen tedavileri, CRSPR çalışmaları ve farmakogenetik alanında Tip 2 diyabetle ilgili kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri üzerinde çalışmaların yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Belgin <span>Süsleyici, farmakogenetik analizi yapan merkezler olduğunu, bu merkezlerde kan örneklerinin analiz edilerek, kişinin genetik özelliklerine uygun olan ilaç tedavilerinin planlandığını söyledi. </span>Prof. Dr. Belgin Süsleyici, gen terapisi ile Tip2 diyabet tedavisinin mümkün olduğun kaydetti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kişiselleştirilmiş tıp alanında ülkemizde son 5 yıl içerisinde çok önemli çalışmalar yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Belgin Süsleyici, “Bu alandaki çalışmalar önce nadir hastalıklar konusunda başladı. Ülkemizde yaygın olan akraba evlilikleri nedeniyle ortaya çıkan birçok genetik hastalık var. Bu hastalıklara öncelik verildi. Şimdi kanser ve kronik hastalıklarla ilgili çalışmalar yürütülüyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-m-emel-alphandan-diyabet-uyarisi-596396">Prof. Dr. M. Emel Alphan&#8217;dan diyabet uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetlilerin]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi. Diyabetin kontrol altında tutulmasında en önemli görevin diyabetlilere ait olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada diyabetlilerin beslenmesinde dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.<br />Diyabetin iyi yönetilmesi çok önemli… <br />Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetin tedavisinde amacımız kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Burada en önemli görev diyabetlilere aittir. Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” uyarısında bulundu<br />Beslenme, diyabet tedavisinin temelini oluşturuyor<br />Beslenme, kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde en önemli faktör olduğu için beslenmenin diyabetin tedavisinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, ayrıca beslenmenin diyabetle ilgili komplikasyon riskini azaltmaya ve diyabetlilerin genel olarak sağlıklı olmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Prof. Dr. M. Emel Alphan, doğru ve dengeli beslenmenin önemli olduğu üç noktayı şöyle açıkladı:<br />Kan şekeri kontrolü: Besinlerdeki karbonhidratlar, kan şekeri seviyelerini doğrudan etkilediği için diyabetliler, öğünlerde karbonhidrat sayımı yaparak ve glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederek kan şekeri seviyelerini daha iyi kontrol edebilirler.<br />Komplikasyon riskinin azaltılması: Sağlıklı beslenme, diyabete bağlı oluşabilecek kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı (nefropati), görme bozukluğu (retinopati) ve sinir hasarı (nöropati)  gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olur.<br />Ağırlık yönetimi: Diyabetlilerin çoğu tanı konulduğu zaman şişmandırlar. Diyabetlilerin tanı konulduktan sonra ağırlıklarının yüzde 10’unu kaybetmeleri bile kan şekerlerinin, kan basıncının, kan yağlarının (toplam kolesterol, trigliserid, LDL-K), 3 aylık kan şekeri ortalamalarının (HbA1c), kullanılan ilaç (ağızdan alınan ilaçlar veya insülin vb.) dozlarının azalmasına neden olur. O yüzden diyabetliler için sağlıklı ağırlık yönetimi çok önemlidir. Kişiye özel beslenme planı, kilo verme veya kilo koruma hedeflerine ulaşmada yardımcı olabilir.<br />Özel bir beslenme planı oluşturulmalı<br />Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme, diyabetlilerin enerji seviyelerini iyileştirmeye ve yorgunluklarını azaltmaya da yardımcı olabilir. Her bireyin beslenme ihtiyacı farklı olduğu için, diyabetlilerin bir diyetisyen ile ya da diyabet alanında uzman bir diyetisyen ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturmaları önemlidir.<br />Diyabetli bireylerin beslenmesinde bu noktalara dikkat!<br />Diyabetlilerin beslenmelerinde dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalara da değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bunlar genel önerilerdir. Her diyabetlinin, diyabet diyetisyeni ile birlikte oluşturdukları kendilerine özel bir beslenme planı olmalıdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı: <br />Karbonhidrat sayımı: Kan şekerini etkileyen en önemli faktör karbonhidrattır. Diyabetlilerin karbonhidrat alımlarını takip etmeleri, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmaları için önemlidir. Diyabetlilerin karbonhidrat kaynağı besinleri ve karbohidrat içeriklerini bilmeleri ve önerilen karbonhidratları öğünlerine dengeli olarak dağıtmaları çok önemlidir.  Tam tahıllar (tam buğday ekmeği, çavdarlı ekmek ile bulgur vb. posalı tahıllar), sebzeler, meyveler ve kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Ayrıca süt, yoğurt, kefir vb. besinlerde de karbonhidrat bulunur.<br />Glisemik indeks: Glisemik indeksi ve glisemik yükü düşük besinler seçilmelidir. Glisemik indeks, 50 gram karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerine olan etkisini gösterirken, glisemik yük; besinlerin yenilen miktarının kan şekerine olan etkisini gösterir. Bu besinler kan şekerini daha yavaş yükseltir. Bu besinlere örnek olarak tam buğday ekmeği, yulaf, baklagiller, sebzeleri verebiliriz. Ama miktar çok önemlidir. Örneğin 4-5 yemek kaşığı tüketilen mercimeğin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Fakat bu miktarın üzerine çıkıldığında glisemik yük arttığı için kan şekeri seviyeleri yükselebilir. Düşük glisemik indeksli meyveler seçilmelidir.<br />Posalı besinler: Posa, kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur.   Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller posa açısından zengindir. Özellikle çözünebilir posadan zengin olan sebzeler, meyveler ve baklagiller kan şekerini ve kan yağlarını düşürmede etkilidir.<br />Proteinli besinler: Sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan proteinli besinlerin yağsız olanları tercih edilmelidir (yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller ile az yağlı süt, yoğurt, peynir vb.)<br />Yağlar: Doymuş yağlardan ve trans yağlardan kaçınmak gerekir.  Yemeklerde tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine zeytinyağı ve fındık yağı ile ayçiçek yağı, soya yağı gibi bitkisel sıvı yağların az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca trans yağların en önemli kaynağı olan paketli besinler (bisküvi, kraker, kurabiye vb.), fast food restoranlarda defalarca yanmış yağda kızartılan patatesler, cipsler ve hidrojene edilmiş yağlardan uzak durulmalıdır.<br />Porsiyon kontrolü: Porsiyon boyutlarına dikkat edilmelidir. Aşırı miktarlarda yenilen her yemek kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir.<br />Sıvı tüketimi: Diyabetlilerin su içmeleri çok önemlidir. Şekerli meşrubatlardan ve içeceklerden kaçınılmalı, çay, kahve şekersiz içilmelidir, gerektiğinde belirli miktarlarda yapay tatlandırıcı kullanılabilir.<br />Ara öğünler: Meyveler, sebzeler ve belirli ölçüde kuruyemişler ara öğünlerde tercih edilebilir. Elma, armut, şeftali, portakal ve çilek gibi düşük glisemik indeksli meyveler ara öğünler için uygundur.<br />Alkol ve şekerli besinler: Alkol tüketilmemeli ya da çok az alınmalı. Şekerli besinler ve içecekler tüketilmemelidir.<br />Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır<br />Diyabetli bireylerin şeker, çikolata ve tatlı tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetlilere eskiden şeker, şekerli içecekler, çikolata ve tatlılar belli ölçülerde karbonhidratlı besinlerin yerine sayılarak veriliyordu. Fakat Amerikan Diyabet Derneği, son rehberinde bu tür besinlerin ve içeceklerin kesinlikle yenilmemesi ve içilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun nedeni; bu olayın diyabetliler tarafından abartılması, özellikle tip 1 diyabetlilerin karbonhidrat miktarlarını gözetmeden tatlı vb. besin ve içecekleri tüketerek uyguladıkları insülin dozlarını çok fazla arttırmalarıdır. İnsülin tedavisinde olan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin insülin dozlarının çok yüksek olması istenmez. Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır. O yüzden diyabetlilerin içecek olarak sadece su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu; diyabetlilerin tedavilerinde ilaç/insülin olsa bile sağlıklı beslenme ile birlikte bu ilaçların etkinliğinin artacağını bilmeleridir” diye konuştu.<br />Ketojenik diyetler diyabetliler için uygun mu?<br />Karbonhidratın yer almadığı ketojenik diyetlere de değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Son yıllarda ketojenik diyetler popüler diyetler arasında yerini aldı. Aslında ketojenik diyetlerin tedavi edici özelliği sadece epileptik çocuklarda kanıtlandı ve epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Ketojenik diyet ve obezite ile ilgili araştırmalar, 1960&#8217;lı yıllarda başladı ve ilk sonuçlar net değildi, zayıflamada başarılı olduğunu iddia eden çalışmalar var. Ketojenik diyetlerin kan yağları üzerine etkili olduğu yönünde yapılan çalışmaların sonuçları da karışıktır. Yapılan çalışmaların ya vaka sunumu ya da küçük gruplarda yapılan çalışmalar olduğu ve bu çalışmaların uzun süreli olmadığı ve büyük popülasyonlarda yapılmadığı bilinmektedir. Ketojenik diyetler, kilo vermeye yardımcı olsa da vücuttan su kaybına (dehidratasyon), hipotansiyona (tansiyon düşüklüğü), baş dönmesine, yorgunluğa, besin öğesi eksikliklerine, posa eksikliği nedeniyle kabızlığa ve böbrek taşlarının oluşumuna neden olabilir. Başlangıçta kan lipidlerini düzelttiği iddia edilse de uzun dönemde kan yağlarının yükselmesine neden olduğu için kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon riskini arttırabilir” uyarısında bulundu.<br />Diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor<br />Ketojenik diyetlerinin karbonhidrat miktarının çok az olduğu (enerjinin yüzde 5’i), yağ ve proteinlerin fazla miktarlarda verildiği diyetler olduğunu ifade eden Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: <br />“Beslenme rehberleri, obez ve diyabetliler için ketojenik diyetlerin kullanımını desteklemiyorlar. Rehberlere göre diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor. Bu da enerjinin yüzde 40’ının karbonhidrattan gelmesi demektir. Ketojenik diyetlerin kısa vadede genel olarak güvenli olduğu bulunmuş olsa da uzun süreli uygulanamazlar. Uzun süreli, kesintisiz ketojenik diyetlerin güvenliği üzerine herhangi bir çalışma yapılmamıştır.  Meyve, baklagiller ve yüksek posalı tam tahılları yememek, birçok faydalı besin öğesinin vücuda alınmaması demektir ve bu besin öğeleri takviyelerle yerine konulmazsa yan etkilerin görülme olasılığı daha da artar. Bu bahsettiğimiz besinler yukarıda da anlatıldığı gibi diyabetlilerin mutlaka alması gereken besinlerdir.  Özellikle tip 1 diyabetlilerde ketojenik diyetler, ketoasidoz komasını tetikleyebilir, hipoglisemi (şeker düşüklüğü) riskini arttırabilir. Ayrıca, alınan yüksek miktarlardaki yağ ve protein nedeniyle kalp-damar hastalığı riski artabilir, nefropati oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ayrıca alınan aşırı protein kemiklerden kalsiyumun çekilerek idrarla atılmasına ve osteoporoz (kemik erimesi) riskinin artmasına neden olur.”<br />Diyabet yönetiminde yaşam tarzı değişikliği yapılmalı<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olduğu için sağlıklı beslenmeyi uygulayarak yaşam tarzı değişikliği yapmak (sağlıklı beslenmek, fiziksek olarak aktif olmak, sigara/alkol kullanmamak, kaliteli ve düzenli uyku ve güneşten yeterince yararlanarak D vitamini almak) diyabetlilerin sağlıklı olarak uzun yaşamalarına neden olduğu bir gerçektir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
