<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>almayın | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/almayin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/almayin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Dec 2025 08:21:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>almayın | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/almayin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gebelikte Diş Eti Büyümesini Hafife Almayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gebelikte-dis-eti-buyumesini-hafife-almayin-596448</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:21:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesini]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Etleri]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[hafife]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş eti büyümesi (diş eti hiperplazisi), genellikle diş ile diş eti arasındaki alanların iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir durum. Bu bölgede plak ve yiyecek artıkları daha kolay birikerek iltihap oluşumuna ve ilerlediğinde bazı diş eti hastalıklarına (periodontis) neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gebelikte-dis-eti-buyumesini-hafife-almayin-596448">Gebelikte Diş Eti Büyümesini Hafife Almayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diş eti büyümesi (diş eti hiperplazisi), genellikle diş ile diş eti arasındaki alanların iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir durum. Bu bölgede plak ve yiyecek artıkları daha kolay birikerek iltihap oluşumuna ve ilerlediğinde bazı diş eti hastalıklarına (periodontis) neden olabiliyor. Biriken plaklar, diş taşı ve bakterilerin yanı sıra; düzensiz fırçalama, sigara kullanımı, bazı ilaçlar, diyabet ve gebeliğe bağlı hormonlar da diş eti büyümesinin önemli sebepleri arasında yer alıyor. Sorunun başlıca belirtileri arasında; diş etlerinde gözle görülür şişlik, kızarıklık, sıcak ve soğuk yiyeceklere karşı diş etlerinde hassasiyet, ağız içinde kötü koku ve tat, ısırırken rahatsızlık ve şiddetli ağrı gibi şikayetler geliyor. </p>
<p><strong>İyi Huylu Gebelik Tümörü Olarak Biliniyor </strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı’ndan Dt. Merve Ağırman</strong>, “<em>İyi huylu gebelik tümörü olarak da adlandırılan diş eti büyümesinde, hormonların etkisiyle birlikte hassas ve kolay kanayan diş etleri, ağız ve diş sağlığında ciddi sorunlara yol açıyor</em>” diyor ve ekliyor: “<em>Bu durum dikkate alınmadığında iltihaplanma devam ediyor ve bazen erken doğuma veya bebeğin düşük kiloda doğumuna neden olabiliyor. Gebelik sonunda hormonlar normale döndükçe diş etleri kendiliğinden iyileşse de, uzun süren iltihaplanmada ağız hijyeni yetersizse diş etleri eski haline dönemediği için doğum sonrası cerrahi müdahale ihtiyacı da gündeme geliyor</em>.” </p>
<p><strong>Dt. Merve Ağırman</strong> daha sağlıklı bir gebelik süreci için bazı önlemlere dikkat çekiyor: </p>
<ul>
<li><strong>Bağışıklığınızı güçlendirin: </strong>Dengeli ve düzenli beslenme ile bağışıklık sisteminizi destekleyin. </li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Ağız içi bakımı ihmal etmeyin: </strong>Ağız hijyenine özen gösterin; düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımını ihmal etmeyin. Her gün en az iki kez, hekimlerinin önerdiği şekilde ağız bakımınızı yapın. <strong> </strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Kontrollerinizi aksatmayın: </strong>Gebelik planlıyorsanız, öncesinde mutlaka periodontolog veya diş hekimi kontrollerinizi yaptırın. Unutmayın; gebelik boyunca düzenli ağız ve diş muayenesi, gebenin yaşam kalitesini yükselterek sorunsuz bir gebelik sağlar. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gebelikte-dis-eti-buyumesini-hafife-almayin-596448">Gebelikte Diş Eti Büyümesini Hafife Almayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 13:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[gelme]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güvenmediğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerden]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Fatih’te 4 kişilik ailenin hayatını kaybetmesine neden olan zehirlenme olayını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449">Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Fatih’te 4 kişilik ailenin hayatını kaybetmesine neden olan zehirlenme olayını değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Bu zehirlenme vakaları bir günlük sorunlar değil.”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Almanya&#8217;dan Türkiye’ye gelen ailemizin durumu gerçekten çok vahim bir trajedi. Yaşananlar hepimizi derinden üzdü ve öfkelendirdi. Çünkü bu tip olaylar, basit ihmaller ve vurdumduymazlığın sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.” dedi.</p>
<p>“Bu zehirlenme vakaları bir günlük sorunlar değil.” diyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, farklı gıda zehirlenmesi örneklerinin günlük hayatın içinde sıkça yaşandığını ancak bu tip büyük trajediler yaşanmadan gündeme gelmediğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Ciddi bir eğitim eksikliği söz konusu”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, gündelik dikkatsizliklerin de zaman zaman ölümcül sonuçlara yol açabildiğini belirterek, “Bir deterjanın içeriği bilinmeyen bir su şişesine doldurulması, tuz ruhu ve çamaşır suyunun karıştırılması gibi örneklerle her gün çok sayıda zehirlenme vakası yaşanıyor. Bu olaylar büyük bir toplumsal sorun. Bunları basit bir ihmal olarak da görmemek gerekiyor. Ciddi bir eğitim eksikliği söz konusu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hiçbirimizin aklına toksik bir kimyasalla ilaçlama yapılmış olabileceği gelmez!</strong></p>
<p>Gıda zehirlenmesinin aslında bir enfeksiyon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılancıoğlu, şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu enfeksiyon sizi diyareye, yani halk arasındaki adıyla ishale sürükleyebilir; mideniz bulanabilir, halsizlik hissedebilirsiniz. Bazı durumlarda ertesi gün toparlanacak şekilde hafif mide rahatsızlıkları da görülebilir. Sonuç olarak bu tablo bir enfeksiyondur. Ancak ciddi bir durumda nefes darlığı yaşıyorsanız, şiddetli kas krampları ve ağrılar başlıyorsa, yoğun bir uyku hali, mide bulantısı, baş ağrısı, anlam kaymaları veya çift görme gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa elbette acilen hastaneye başvurursunuz. Fakat hiçbirimizin aklına deterjanla hazırlanmış bir kahvenin içilebileceği ya da konakladığınız otelde havalandırma yapılmadan son derece toksik bir kimyasalla ilaçlama yapılmış olabileceği gelmez.”</p>
<p><strong>Gazların çoğu kokusuz ve tatsız…</strong></p>
<p>Yaşanan otel vakasında kimyasal kaynaklı zehirlenme ihtimaline dikkat çeken Prof. Dr. Yılancıoğlu, fumigasyon tipi gazla yapılan ilaçlamalarda ortamın mutlaka birkaç gün kapalı tutulması, ardından uzun süre havalandırılması gerektiğini hatırlattı. </p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Bu gazların çoğu kokusuz ve tatsızdır. İnsanlar zehirlendiklerini ancak ciddi semptomlar başladığında anlayabilir. Bu nedenle işletmelerin sorumluluğu çok büyük.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Merdiven altı ürün ve yetkisiz kişilerce ilaçlama yapılmamalı!</strong></p>
<p>İlaçlamanın, yalnızca Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı tarafından sertifikalandırılmış uzman firmalar tarafından yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “İlaçlama kesinlikle merdiven altı ürünlerle ya da yetkisiz kişilerce yapılmamalıdır. Kullanılan kimyasalların sertifikaları kontrol edilmeli, yapılacak işlem komşulara ve yönetime mutlaka bildirilmelidir. Fumigasyon uygulanacaksa yalnızca hedef daire değil, diğer katlar da etkilenebilir. Bu yüzden herkesin bilgilendirilmesi şarttır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İşletmelerin sorumluluklarını görmezden gelme lüksü yok!</strong></p>
<p>Toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yılancıoğlu, denetimlerin caydırıcı biçimde sürmesi gerektiğini ve işletmelerin sorumluluklarını görmezden gelme lüksünün olmadığına dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Buradan özellikle işletmelere seslenmek istiyorum: Sürekli ‘denetim, denetim’ diyoruz ama her bir insanın başına ne bir polis ne de bir zabıta dikilebilir. İstediğiniz kadar denetim yapılsın, kişiler kendi sorumluluklarını bilmediği sürece maalesef zehirlenme vakaları da ölümler de devam eder. Öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. Çünkü bu insanlar toplumun içinden; hepimizin arkadaşı, dostu veya komşusu. Ölenler de öyle, bu ölümlere sebebiyet verenler de öyle. Toplum olarak bu büyük dersle yüzleşmemiz gerekiyor. İkincisi, denetimlerin hiçbir şekilde taviz verilmeden ve caydırıcı biçimde sürdürülmesi şart.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İzinsiz ve sertifikasız hiç kimseden hizmet alınmamalı”</strong></p>
<p>İnsanların elbette dışarıda yemek yiyeceğini kahve içeceğini bunun toplumsal bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, “Ancak vatandaşlar mümkün olduğunca güvendikleri, mutfağını görebildikleri, şeffaf işletmeleri tercih etmeli. İlaçlama yaptıracak olan vatandaşların da uzmanların sertifika ve izinlerini mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. İzinsiz ve sertifikasız hiç kimseden hizmet alınmamalı. Ayrıca ilaçlama yapılacaksa evden bir iki gün uzak kalınması gerektiği unutulmamalı. İşletmeler için de aynı durum geçerli. Eve döndükten sonra ortam mutlaka 4–5 saat boyunca havalandırılmalı. Ancak bu şekilde güvenli bir ortam sağlanabilir. İlaçlama yapacak olanların durumu komşulardan veya yönetimden gizlememesi de hayati önem taşıyor. İnsanların hayatı böylesine dramatik biçimde son bulmamalı. O ailenin yaşadığı trajedi çok acı. Toplumsal olarak bunu anlamamız ve sorumluluklarımızdan kaçmamamız gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenmediginiz-yerden-hizmet-almayin-593449">Güvenmediğiniz yerden hizmet almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serinlemek isterken kilo almayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serinlemek-isterken-kilo-almayin-549595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 14:06:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[isterken]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[serinlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen soğuk kahve, bubble tea, milkshake ve limonata gibi içecekler, içerdikleri yüksek şeker nedeniyle enerji alımının artmasına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serinlemek-isterken-kilo-almayin-549595">Serinlemek isterken kilo almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen soğuk kahve, bubble tea, milkshake ve limonata gibi içecekler, içerdikleri yüksek şeker nedeniyle enerji alımının artmasına yol açabiliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Pınar Ece Karakaş, sıcak havalarda yeterli miktarda su tüketimine özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak içecek seçerken besin etiketinin okunmasını ve tercih yaparken içeriğe dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Soğuk kahve tüketilirken şeker ve şurup içermeyenlerin tercih edilmesini öneren Karakaş, “Ayran, sade kefir, sade maden suları, şekersiz ev yapımı limonatalar tercih edilebilecek sağlıklı alternatiflerdendir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Pınar Ece Karakaş, yaz aylarında tüketimi artan şekerli içeceklerin tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Son yıllarda popülaritesi artan “bubble tea” gibi içeceklerin gençler ve çocuklar tarafından tercih edildiğini belirten Karakaş, “Bubble tea, içerisinde &#8216;boba&#8217; ya da &#8216;tapyoka incisi&#8217; olarak bilinen nişasta bazlı kabarcıkların yanı sıra çay, süt veya krema, meyve parçaları, renklendiriciler, şeker ve aroma vericiler gibi katkı maddeleri bulunan, soğuk olarak tüketilen bir içecektir. Mango, hibiskus ve oreo gibi çeşitli aromatik seçenekleriyle sunulmakta ve farklı katkı maddeleri veya soslarla bu aromalar elde edilmektedir. Bubble tea’ler genellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu ile tatlandırılır. Yüksek fruktozlu mısır şurubunun sık tüketimi, karaciğer yağlanmasına, bağırsak bariyerinin bozulmasına ve bazı metabolik hastalıklara yol açabilir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite riskini artırıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span> Bubble tea içeceklerinin içeriği nedeniyle obezite riskini artırdığını belirten Karakaş, “Orta boy bir bubble tea, yaklaşık 317,5 kkal enerji, 11 g yağ, 56 g karbonhidrat ve 36 g şeker içermektedir. Özellikle sıcak havalarda tüketimi yaygınlaşan bubble tea’ler, vücut ağırlığı artışına, obeziteye ve tip 2 diyabet riskinde artışa yol açabilir. Yapılan bir çalışmada, bubble tea tüketiminin okul çağı çocuklarında obezite riskini arttırdığı ortaya konmuştur” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bubble tea’nin, içeriğindeki inci büyüklüğündeki kabarcık görüntüsüyle özellikle çocukların ilgisini çektiğini ancak küçük çocuklarda bu kabarcıkların boğulma tehlikesine yol açabileceğini ifade eden Karakaş, “Besleyici değerlere sahip olmaması ve boğulma riski dolayısıyla küçük çocuklar, bubble tea tüketiminden sakınmalı veya ebeveyn gözetiminde tüketmelidirler. Serinletici etkisi nedeniyle sıcak havalarda sık tercih edilen bubble tea’ler, yüksek kalori ve şeker içeriği ve çeşitli katkı maddeleri barındırmaları nedeniyle ölçülü tüketilmeli; bunun yerine daha sağlıklı içecekler tercih edilmelidir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Soğuk kahvelerde enerji ve şeker içeriğine dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaz mevsiminde soğuk kahve tüketiminde artış görüldüğünü kaydeden Karakaş, “Kahve, kardiyo metabolik sağlık üzerinde olumlu etkileri olan biyoaktif bileşenlerden zengin olmasıyla birlikte son yıllarda oldukça ilgi görmektedir. Kahve, dünya genelinde espresso, americano, filtre kahve gibi sade seçeneklerin yanı sıra süt, şurup veya krema eklenerek hazırlanan latte, cappuccino, macchiato, mocha ve flat white gibi birçok farklı türde tüketilmektedir. Krema ve şurup eklenen kahve çeşitlerinin enerji ve şeker içeriği yüksektir, bu çeşitlerin tüketiminden kaçınılmalı, tüketilecekse sıklık ve porsiyon kontrolü yapılmalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yeterli su tüketilmeli ve kafein miktarına dikkat edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücutta sıvı kaybının arttığına dikkat çeken Karakaş, “Bu nedenle yeterli su tüketilmeli ve alınan kafein miktarına dikkat edilmelidir. Fazla miktarda soğuk kahve tüketimi de sıvı atımına yol açarak dehidrasyona (vücuttan su kaybı) neden olabilir. Soğuk kahveler yaz aylarında keyifli ve sağlıklı bir içecek tercihidir ancak tüketilirken yeterli su tüketimi ihmal edilmemelidir, yüksek şeker ve enerji içeren çeşitleri tercih edilmemeli ve günlük önerilen kafein miktarı aşılmamalıdır. Kahve içeriğinde bulunan kafein diüretik etkilidir. Diüretikler, vücuttan sıvı ve suda çözünen vitaminlerin atımını artırır. Çeşitli kılavuzlarda yetişkinler için günlük kafein alımının üst limiti 400 mg’dir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Milkshakeler kilo artışına yol açabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Özellikle çocukların tercih ettiği milkshake tüketiminde de dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Pınar Ece Karakaş, “Küçük boy bir milkshake; yaklaşık 254 kkal enerji, 48 gram şeker, 40 gram karbonhidrat ve 7 gram yağ içermektedir. Milkshakeler buz, süt, şeker, krema, aroma verici, yapay tatlandırıcı ve yüksek fruktozlu mısır şurubu içermektedir. Hazır satılan, şeker içeren birçok milkshake çeşidinin besin değeri düşüktür ve diyet lifi açısından fakirdir. Çocuk ve adolesanların sık tükettiği milkshakeler içerdiği yüksek fruktozlu mısır şurubu nedeniyle insülin duyarlılığını azaltabilir ve karaciğer yağlanmasına yol açabilir. Ayrıca içerdikleri yüksek enerji, karbonhidrat ve yağ sebebiyle sık tüketildiklerinde vücut ağırlığında artışa yol açabilirler. Bu nedenle milkshake tüketiminden olabildiğince kaçınılması, tüketilecekse porsiyon kontrolü yapılması önerilmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Az şekerli limonata sağlıklı bir tercih olabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Limon veya limon konsantresi kullanılarak üretilen serinletici içeceklerden limonatanın da yazın tercih edilen alternatiflerden biri olduğunu kaydeden Karakaş, “Limonata yapımında limonun yanı sıra ahududu, çilek gibi meyveler de kullanılmaktadır. Geleneksel limonata; limon, su ve şeker veya bal gibi bir tatlandırıcı kullanılarak yapılmaktadır. Bazı kültürlerde limonataya yasemin veya tarçın gibi baharatlar da eklenmektedir.  Limonata, şeker içermediğinde ya da miktarı kontrollü olduğunda sağlıklı olarak tercih edilebilecek bir içecektir. Yapılan çalışmalarda flavonoidlerden ve C vitamininden zengin olan limonatanın anti-inflamatuvar, anti-alerjik ve anti-viral özelliklere sahip olduğu belirtilmiştir.  Sağlıklı tercihler yapmak isteyen bireyler için limonata, sağlıklı ve serinletici bir tercih olabilir. Limonata tercih edilecekse yüksek miktarda şeker içerenlerden kaçınılmalı ve taze olmasına dikkat edilmelidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Gazlı içecek tüketimi hastalıklara davet çıkarıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gazlı içeceklerin fazla miktarda şeker (sükroz, glikoz, fruktoz) ve karbonat içerdiğini kaydeden Karakaş, “Karbonat, içecekleri gazlı hale getirmek için eklenmektedir. Bunlara ek olarak gazlı içecekler renklendirici, tatlandırıcı, sitrik asit, malik asit, fosforik asit ve koruyucu maddeler de içermektedir. Gazlı içeceklerde de fruktoz bazlı şekerler kullanılır. Besin değeri oldukça düşük, enerjisi yüksek olan bu içeceklerin fazla miktarlarda tüketimi, obezite ve obezite ilişkili hastalıkların riskini artırmaktadır. Son yıllarda çocuk ve adolesanlar başta olmak üzere tüm yaş gruplarında gazlı içecek tüketimi artmıştır. Bu artış, birçok ülkede vücut ağırlığı artışıyla ilişkilendirilmektedir. Gazlı içeceklerin sık tüketimi tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini de arttırmaktadır. Gazlı içeceklerin sık tüketimi, süt tüketiminin azalmasına ve buna bağlı olarak yetersiz kalsiyum alımına yol açmaktadır. Yapılan çalışmalarda, adolesan dönemde yüksek miktarda gazlı içecek tüketiminin 12-15 yaş arası kızlarda kemik mineral yoğunluğunun azalmasına yol açtığı saptanmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Standart büyüklükteki bir gazlı içecek kutusunun (350 ml) yaklaşık 40 gram şeker (160 kalori) içerdiğini kaydeden Pınar Ece Karakaş, “İçeriğindeki şeker ve aşındırıcı potansiyeli olan asitler nedeniyle bu içecekler, diş çürüklerine ya da diş yapısında erozyona neden olabilmektedir. Tüm bu veriler ışığında içerdiği katkı maddeleri, besin değeri olmayan enerji ve şeker nedeniyle gazlı içecek tüketiminin sınırlandırılması ve içecek seçimlerinin besin etiketleri okunarak yapılması önerilmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sağlıklı alternatifler tercih edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Araştırma Görevlisi Pınar Ece Karakaş, sıcak yaz günlerinde tüketilmesi gereken içeceklerle ilgili tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Yeterli miktarda su tüketimine özen gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Hazır meyve suları, milkshake, gazlı içecekler gibi seçenekler yüksek miktarlarda şeker içermektedir. Şeker içeriği yüksek içeceklerden uzak durulmalı, sağlıklı alternatifler tercih edilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-İçecek seçerken besin etiketi okunmalı ve tercih yaparken içeriğe dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Fazla miktarda kafein tüketimi, dehidrasyona yol açabileceğinden günlük 400 mg’yi aşmamaya özen gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Katkı maddeleri ve renklendirici içeren içeceklerden uzak durulmalıdır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Soğuk kahve tüketilirken şeker ve şurup içermeyenler tercih edilmelidir. Ayran, sade kefir, sade maden suları, şekersiz ev yapımı limonatalar tercih edilebilecek sağlıklı alternatiflerdendir.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serinlemek-isterken-kilo-almayin-549595">Serinlemek isterken kilo almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobil tehditleri hafife almayın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobil-tehditleri-hafife-almayin-451234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 11:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[hafife]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[tehditleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cep telefonlarımıza hem özel hem de işle ilgili her şeyi emanet ediyoruz ama mobil güvenliğe yeterince dikkat etmiyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobil-tehditleri-hafife-almayin-451234">Mobil tehditleri hafife almayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cep telefonlarımıza hem özel hem de işle ilgili her şeyi emanet ediyoruz ama mobil güvenliğe yeterince dikkat etmiyoruz. </strong></p>
<p><strong>Dijital güvenlik şirketi ESET mobil cihaz güvenliğinin önemine vurgu yaparak dikkat edilmesi gereken konuları inceledi, önerilerde bulundu.</strong></p>
<p>Verizon tarafından yakın zamanda yayımlanan rapora göre birçok kişi mobil tehditleri hafife alıyor. Kullanıcıların neredeyse yarısı (%49) kötü amaçlı bir bağlantıya veya eke tıklamanın yalnızca kendi cihazlarını olumsuz etkileyebileceğine inanıyor. Ortalama bir kullanıcının SMS kimlik avı saldırılarına maruz kalma olasılığı, e-posta tabanlı saldırılara kıyasla 6-10 kat daha fazla. İnsanlar genellikle kişisel ve iş yaşamlarını tek bir cihazda birleştiriyor. Kullanıcıların yüzde 78’i kişisel faaliyetleri için iş cihazlarını, yüzde 72’si ise iş faaliyetleri için kişisel cihazlarını kullanıyor.</p>
<p> </p>
<p>ESET yaygın mobil tehditleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Oltalama:  </strong>Saldırganlar, e-posta (phishing), SMS (smishing) veya aramalar (vishing) yoluyla bireyleri kötü amaçlı bağlantılara tıklamaya, kişisel bilgilerini paylaşmaya, kötü amaçlı yazılım indirmeye veya hesap bilgilerini vermeye ikna etmek için sosyal mühendislik tekniklerini kullanır.</p>
<p><strong>SIM ele geçirme: </strong>SIM ele geçirme, bir saldırganın internette bulduğu kişisel bilgileri kullanarak başka birinin rolünü üstlenmesi ve bir telekom sağlayıcısıyla iletişime geçerek aramalarınızı veya mesajlarınızı kendi cihazına yönlendirerek verilerinize kolayca erişmesini sağlamasıyla gerçekleşir.</p>
<p><strong>Kötü amaçlı uygulamalar: </strong>Meşru uygulamalar olarak gizlenen bu uygulamalar genellikle üçüncü taraf uygulama mağazaları veya web siteleri gibi resmi olmayan kaynaklardan veya kurbanları bu uygulama mağazalarını ve web sitelerini ziyaret etmeye yönlendiren kimlik avı e-postaları aracılığıyla yanlışlıkla indirilir. Bu kötü amaçlı uygulamalar bir cihaza yüklendikten sonra veri hırsızlığı, finansal dolandırıcılık veya casus yazılım olarak hareket etme gibi çeşitli zararlı eylemler gerçekleştirebilir.</p>
<p><strong>Sahte bankacılık uygulamaları: </strong>Tehlikeli bir kötü amaçlı uygulama türüdür. Farkında olmadan sahte bir bankacılık uygulaması indirip yüklerseniz, giriş bilgileri, hesap numaraları ve diğer kişisel veriler gibi hassas bilgileri uygulamaya girebilir ve bu bilgileri istemeden siber suçlulara teslim edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Sahte kredi uygulamaları: </strong>Yüksek faizli krediler sunan yasal borç verenler gibi görünen aldatıcı uygulamalar, siber suçlular tarafından kurbanların kişisel ve finansal bilgilerini toplamak için oluşturulur. Daha sonra toplanan verileri kimlik hırsızlığı, finansal dolandırıcılık veya diğer kötü niyetli faaliyetler için kullanabilirler.</p>
<p><strong>Fidye Yazılımı: </strong>Bir fidye yazılımı saldırısı sırasında, siber suçlular dosyalarınızı şifreleyebilir ve bir ödeme isteyebilir. Taleplerini kabul ederseniz, size bir şifre çözme anahtarı vereceklerini iddia edebilirler. Maalesef durum her zaman böyle değildir. </p>
<p><strong>Zayıf fiziksel güvenlik: </strong>Zayıf kimlik doğrulama yöntemleri büyük bir sorundur. Cihazınızı ele geçiren siber suçlular verilerinize veya ödeme bilgilerinize kolayca ulaşabilir ve bunları istedikleri gibi kullanabilirler. Benzer şekilde, cihazınızı kaybederseniz ve yeterince korunmuyorsa, yalnızca kendi siber güvenliğinizi değil, aynı zamanda şirketinizin siber güvenliğini de tehlikeye atabilirsiniz.</p>
<p><strong>Güvensiz Wi-Fi: </strong>Bir otel veya kafede halka açık bir Wi-Fi kullanıyorsanız, bir saldırganın cihazınız ile bağlanmak istediğiniz web sitesi arasındaki iletişime müdahale edebileceği bir ortadaki adam (MITM) saldırısının hedefi olabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Riskleri nasıl azaltabilirsiniz?</strong></p>
<p>Mobil cihaz güvenliği bir yaklaşım gerektirir. Çalışanların ve mobil cihaz kullanıcılarının  cep telefonlarını siber suçlulardan korumak için bilmesi ve kullanması gerekenler;</p>
<p><strong>Saygın ve güncel güvenlik yazılımı </strong>Tehditlerin bu kadar yaygın olduğu bir ortamda cep telefonlarında mutlaka mobil güvenlik yazılımı kullanılmalıdır. Mobil güvenlik çözümü çeşitli tehditleri tespit edip azaltabilen ve gelişen saldırılara karşı önemli bir savunma katmanı sağlayan yararlı bir araçtır.</p>
<p><strong>Güçlü kimlik doğrulama </strong>Cihaz erişimi ve önemli uygulamalar için güçlü, benzersiz bir parola oluşturun. Biyometrik kimlik doğrulama ile kodlar, parolalar veya hareketlerin bir kombinasyonunu kullanmayı düşünün.</p>
<p><strong>Düzenli yazılım güncellemeleri </strong>Cihazınızın işletim sisteminin ve uygulamalarının güncel olduğundan emin olun. Düzenli güncellemeler genellikle güvenlik açıklarını gideren güvenlik yamalarını içerir.</p>
<p><strong>Şifreleme </strong>Kayıp veya hırsızlık durumunda verileri korumak için cihazınızda şifrelemeyi etkinleştirin. </p>
<p><strong>Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) </strong>Mümkün olan her yerde MFA’yı etkinleştirin. Bu, yalnızca bir parolanın ötesinde ek doğrulama adımları gerektiren ekstra bir güvenlik katmanı ekler.</p>
<p><strong>Ağ güvenliği </strong>Güvenli olmayan Wi-Fi ağlarına bağlanmaktan kaçının. Verilerinizi şifrelemek ve güvenli bir bağlantı sağlamak için sanal özel ağları (VPN) kullanın.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobil-tehditleri-hafife-almayin-451234">Mobil tehditleri hafife almayın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzda Bu Belirtiler Hafife Almayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-belirtiler-hafife-almayin-363416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 08:40:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzda]]></category>
		<category><![CDATA[hafife]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen ağrı, bacaklarda morarma ya da halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor bazen de hiçbir şikayete yol açmadan sinsice gelişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-belirtiler-hafife-almayin-363416">Çocuğunuzda Bu Belirtiler Hafife Almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen ağrı, bacaklarda morarma ya da halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor bazen de hiçbir şikayete yol açmadan sinsice gelişiyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu</strong>, ebeveynlerin, çocuklarında olağan dışı gördükleri, özellikle birkaç günden fazla devam eden bazı sorunlarını “Bu yaşta normal; büyüme ağrısıdır geçer” ya da “Bacaklarındaki morluklar normal çünkü çok hareketli ve yaramaz” gibi düşüncelerle göz ardı etmemeleri gerektiğini vurgulayarak, mutlaka hekime başvurmalarını öneriyor. Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu, üst solunum yolu enfeksiyonları ile de karışabilen çocukluk çağı kanserlerine yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocukluk çağında lösemi, lenfoma, beyin tümörü ve yumuşak doku sarkomu en sık görülen kanserler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Çocukluk çağı kanserlerinin erişkinlerden farklı olarak hızlı seyrettiğini, belirtilerin ortaya çıkması ile tanı alınması arasında geçen sürenin kısa olduğunu, ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemeleri gerektiğini belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu</strong>, birkaç günden fazla devam eden bazı şikayetlerde mutlaka hekime başvurulmasının önemine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu önemli belirtilere yönelik şöyle konuşuyor: “Ateş ve halsizlik gibi basit üst solunum yolu enfeksiyonlarında görülebilen belirtiler bazen löseminin habercisi olabiliyor. Yine, burunda tıkanıklık gibi bir belirti son derece basit bir nedenden kaynaklanabileceği gibi bazen de nazofarenks (üst yutak) kanserinin belirtisi olarak karşımıza çıkabiliyor. Boyunda şişlik, ateş, kilo kaybı, halsizlik, bacakta morluk ve nefes darlığı gibi belirtiler çocukluk çağı lenfomasının, karında, kolda ve bacakta şişlikler de yumuşak doku ve kemik tümörlerinin, özellikle sabah uykudan uyandıran baş ağrısı ya da sabah uyanır uyanmaz kusma gibi belirtiler de beyin tümörünün habercisi olabiliyor.”</p>
<p><strong>‘Büyüme ağrısıdır, geçer’ demeyin!</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhisin çok önemli olduğunu ancak anne babaların özellikle sıklıkla karşılaşılan kol ve bacak ağrılarına “büyüme ağrısıdır, geçer” ya da bacaklardaki morluklar için “çok hareketli, bacaklarını çarpıyor” şeklinde yaklaşabildiğini, bu nedenle hekime başvurmakta gecikilebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu “Vücudun herhangi bir yerinde morluk olduğu zaman aileler genellikle oyun çağındaki çocukların bir yere çarptığı için özellikle de bacaklarının morardığını düşünürler. Bir hastanın bacaklarında veya kollarında morarmalar varsa, bunun gerçekten ne olduğunu, geçip geçmediğini mutlaka sorgulamak lazım. Yine kemik ağrısı lösemili ya da kemik tümörlü çocuklarda çok olur. Ancak aileler ‘büyüme ağrısıdır’ diyerek önemsemeyebilir. Baş ağrısı da çok ötelenir. Bu nedenle çocuk hekimlerine de çok büyük görev düşüyor. Bu tür şikayetlerle başvurulduğunda hastaya mutlaka kan sayımı yapılması gerekir. Dahası, kan sayımının bir parçası olarak periferik kan yayması dediğimiz tetkikin de mutlaka bakılması, gerekirse çocuk hematoloji ve çocuk onkoloji uzmanlarına yönlendirilmesi gerekir. Zira çocukluk çağı kanserlerinin tanı ve tedavisi özel bir eğitim, emek ve donanımlı kurumlar gerektirir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide tam başarı mümkün</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde çok başarılı sonuçlar alınabildiğini belirten Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu, olumsuz yan etkilerin minimuma indirilmesi konusunda da çalışmaların sürdüğünü söylüyor. Halk arasındaki tabiriyle ‘akıllı ilaçların’ tedavide yeni bir çağ başlattığını vurgulayan Prof. Dr. Funda Çorapçıoğlu şöyle konuşuyor: “Akıllı ilaçlar vücutta doğrudan tümör hücresini bulduğundan, normal, sağlıklı hücreleri çok fazla etkilemeden etkili tedavi gerçekleştirebiliyor. Bu ilaçları tedavide sıkça kullanıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde yeni bir dönem başlatan akıllı ilaçları kullanırken çocukların normal hayatlarına dönebiliyorlar. Örneğin; benim akıllı ilaç kullanırken okuluna devam edebilen çok hastam var. Ancak bu ilaçlar bazı kanserlerde tek başına yetebilse de birçoğunda hala kullandığımız kemoterapilere ek olarak bunları veriyoruz. Tedavide hastaya ve tümöre özel, hedefe odaklı yaklaşım son derece önemli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzda-bu-belirtiler-hafife-almayin-363416">Çocuğunuzda Bu Belirtiler Hafife Almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
