<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alışkanlıklar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/aliskanliklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aliskanliklar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 08:23:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>alışkanlıklar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aliskanliklar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Günlük Alışkanlıklar Baba Olma Şansını Ddüşürebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunluk-aliskanliklar-baba-olma-sansini-ddusurebilir-622753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:23:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[ddüşürebilir]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[şansını]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde infertilite yani kısırlık uzun yıllar boyunca genetik sorunlar ya da hormon bozukluklarıyla açıklanıyordu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-aliskanliklar-baba-olma-sansini-ddusurebilir-622753">Günlük Alışkanlıklar Baba Olma Şansını Ddüşürebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde infertilite yani kısırlık uzun yıllar boyunca genetik sorunlar ya da hormon bozukluklarıyla açıklanıyordu. Ancak yapılan araştırmalar erkeklerdeki kısırlığın daha karmaşık nedenlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Artık sadece genler değil, genlerin nasıl çalıştığı da büyük önem taşıyor. Sperm hücreleri yalnızca DNA taşımıyor aynı zamanda yaşam tarzı, çevre ve erkek yaşının etkilerini de içinde barındırıyor. Bu durum hem çocuk sahibi olma ihtimalini hem de gelecekte doğacak çocukların sağlığını da etkileyebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji ve Androloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tümay İpekçi, erkek üreme sistemi hakkında önemli bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Sperm; karmaşık ve fizyolojik bir süreç sonrası oluşuyor</strong></p>
<p>Erkeklerdeki üremenin temelini oluşturan sperm üretimi ve olgunlaşması, oldukça hassas ve karmaşık fizyolojik bir süreç sonrası gerçekleşmektedir. Bu süreç; testislerde başlayarak hem lokal mekanizmaların hem de beyinle testisler arasında işleyen nöroendokrin sistemin kontrolü altında sürmektedir. Bu potansiyelin olumsuz etkilenmesi durumunda ise “infertilite” yani kısırlık söz konusu olmaktadır. Sigara kullanımı, fazla kilo, sağlıksız beslenme, hava kirliliği ve zararlı kimyasallara maruz kalmak da sperm kalitesini olumsuz etkilemekte ve kısırlığa yol açabilmektedir. Özellikle ilerleyen yaşla birlikte spermler üzerinde olumsuz etkiler görülebilmekte ve babalık şansı azalabilmektedir. </p>
<p><strong>Sperm hücresinin genetik yapısı incelenebiliyor</strong></p>
<p>Çocuk sahibi olma hayaliyle yola çıkan evli çiftlerin korunmasız ilişkilerine rağmen uzun süre bebek sahibi olamaması durumunda çiftler toplumsal baskılara da maruz kalabilmektedir. Kısırlık bazı durumlarda kadına, bazen de erkeğe ait faktörler nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Günümüzde erkek fertilitesi genellikle sperm sayısı, hareketliliği ve şekline bakılarak değerlendirilmektedir. Ancak bilim dünyası artık sperm hücresinin genetik yapısının nasıl çalıştığını da incelemeye başlamış durumdadır. Bu yeni yöntemlerin gelecekte kısırlık tanısında önemli bir rol alacağı öngörülmektedir. Erkeklerdeki bu sürecin tamamen kader olmaktan çıkacağı ve bazı olumsuz etkilerin geri döndürülebileceği düşünülmektedir. Çalışmalar bu yönde hızla devam etmektedir.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı değişiklikleri sperm kalitesini artırabiliyor</strong></p>
<p>Sperm kalitesini artırmak için özellikle vitamin ve mineral açısından zengin bir beslenme (B12, çinko, omega-3 gibi) çok önemlidir. Bu yöntemlerle sperm sağlığı ve kalitesi artırılabilmektedir: </p>
<ul>
<li>Dengeli beslenmek</li>
<li>Düzenli egzersiz yapmak</li>
<li>Sigara ve alkolü bırakmak</li>
<li>Kilo kontrolü sağlamak</li>
<li>Stresten uzak durmak</li>
</ul>
<p><strong>Erkeklerin yaşam biçimi gelecek nesilleri de etkileyebilir</strong></p>
<p>Erkeklerin yaşam tarzı sadece kendilerini değil, doğacak çocuklarını da etkilemektedir. Ancak bu konuda kesin sonuçlar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Erkek kısırlığı artık sadece genetik bir sorun olarak görülmemektedir. Günlük yaşam alışkanlıkları, çevresel faktörler ve yaş, sperm sağlığında büyük rol oynamaktadır. Yani bugün yaptığımız seçimler, yarının sağlıklı nesillerini şekillendirebilmektedir. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-aliskanliklar-baba-olma-sansini-ddusurebilir-622753">Günlük Alışkanlıklar Baba Olma Şansını Ddüşürebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky, Yapay Zekâ Odaklı Yeni Dünyada Dijital Alışkanlıkları Güncellemenin Yollarını Paylaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yapay-zeka-odakli-yeni-dunyada-dijital-aliskanliklari-guncellemenin-yollarini-paylasiyor-622676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 07:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ (YZ) araçlarıyla donatılmış akıllı cihazların ve " kesintisiz çalışan dijital hizmetler" hizmetlerin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, birkaç yıl öncesinin siber güvenlik alışkanlıkları artık yeterli gelmeyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yapay-zeka-odakli-yeni-dunyada-dijital-aliskanliklari-guncellemenin-yollarini-paylasiyor-622676">Kaspersky, Yapay Zekâ Odaklı Yeni Dünyada Dijital Alışkanlıkları Güncellemenin Yollarını Paylaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ (YZ) araçlarıyla donatılmış akıllı cihazların ve &#8221; kesintisiz çalışan dijital hizmetler&#8221; hizmetlerin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, birkaç yıl öncesinin siber güvenlik alışkanlıkları artık yeterli gelmeyebiliyor. Yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemlerinden, kullanıcıları kişisel bilgilerini paylaşmaya teşvik eden sosyal medya akımlarına kadar dijital etkileşim biçimleri hızla evriliyor. Günümüzde güvende kalmak, dijital alışkanlıklarda küçük ancak bilinçli değişiklikler yapmayı gerektiriyor. Küresel siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketi Kaspersky uzmanları, çevrimiçi ortamda korunmaya yardımcı olacak şu tavsiyeleri paylaşıyor:</p>
<p><strong>1. Doğrulama taleplerine karşı temkinli olun.</strong> Günümüzde pek çok dolandırıcılık yöntemi; hesap onayı, ödeme bilgisi güncellemesi veya giriş denemesi onayı gibi meşru doğrulama süreçlerini taklit ediyor. Kullanıcılar sıkça karşılaştıkları güvenlik uyarılarına alıştıkları için bu taleplere düşünmeden yanıt verebiliyor. Doğrulama kodlarını veya kişisel bilgilerinizi paylaşmadan önce durup düşünün; talebin doğruluğunu resmi web siteleri üzerinden veya hizmet sağlayıcıyla doğrudan iletişime geçerek teyit edin.</p>
<p><strong>2. Sağlıklı yapay zekâ kullanım alışkanlıkları edinin.</strong> Yapay zekâ asistanları, sohbet botları ve içerik üretim uygulamaları her ne kadar kolaylık ve eğlence sunsa da, bu platformlara yüksek çözünürlüklü fotoğraflar veya kişisel bilgiler yüklemek ciddi gizlilik riskleri barındırıyor. Yüz görüntüleri biyometrik kimlik doğrulayıcı olarak kullanılabilir; bir kez paylaşıldığında bu verilerin nasıl saklandığı veya yeniden kullanıldığı üzerindeki kontrolünüz sınırlı kalabilir. YZ araçlarını kullanmadan önce gizlilik politikalarını inceleyin, paylaştığınız kişisel verileri asgari düzeyde tutun ve hassas belgeleri yüklemekten kaçının.</p>
<p><strong>3. Yapay zekâ konusunda &#8220;dersinize çalışın&#8221;.</strong> Ebeveynler için yapay zekâ asistanlarının yaygınlaşması yeni bir sorumluluk alanını beraberinde getiriyor. Bu araçlar eğitimi interaktif ve oyunlaştırılmış hale getirse de çocuklar verilerinin nasıl kullanıldığını ve işlendiğini tam olarak anlamadan veya aldıkları yanıtları eleştirel bir süzgeçten geçirmeden ödev desteği ya da eğlence amacıyla bu araçlara yönelebiliyor. Sorumlu YZ kullanımı, gizlilik farkındalığı ve aşırı bilgi paylaşımının riskleri üzerine yapılacak açık iletişim, çocukların erken yaşta güvenli dijital alışkanlıklar geliştirmesine yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>4. Çevrimiçi aboneliklerinizi düzenli olarak gözden geçirin.</strong> Dijital ayak izini azaltmak, basit ama çoğu zaman göz ardı edilen bir adımdır. Zamanla kullanılmayan abonelikler, atıl hesaplar ve unutulmuş uygulamalar kişisel verilerin ve ödeme bilgilerinin birikmesine neden olur. Abonelikleri düzenli olarak gözden geçirmek, kullanılmayan hesapları silmek ve hangi uygulamaların kişisel verilere erişimi olduğunu kontrol etmek, olası veri sızıntısı risklerini önemli ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>5. Cihazlarınızı ve evinizi güvence altına alın.</strong> Cihazların kullanım ömrü ve güvenliği ve akıllı ev güvenliği de bu süreçte kritik rol oynuyor. Artık güvenlik güncellemesi almayan eski cihazlar, yamalanmamış açıklar barındırabilir. Akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, yönlendirici (router) ve akıllı ev sistemlerinin en güncel aygıt yazılımını (firmware) kullandığından; güçlü parolalar ve çok aşamalı kimlik doğrulama ile korunduğundan emin olun. Bağlı cihazlardaki varsayılan şifreleri değiştirmek ve ev Wi-Fi ağını güvenli hale getirmek, hem kişisel verileri hem de fiziksel yaşam alanını korumak için temel adımlardır.</p>
<p>Teknoloji ve yapay zekâ günlük yaşamla daha entegre hale geldikçe, güvenlik artık radikal önlemlerden ziyade tutarlı ve bilinçli alışkanlıklarla ilgili bir meseleye dönüşüyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Orta Doğu ve Afrika Teknik Uzmanı</strong> <strong>Brandon Muller</strong>, konuyla ilgili şunları söylüyor: <em>&#8220;Teknoloji hızla gelişiyor ve çevrimiçi davranışlarımız da bu hıza ayak uydurmalı. Gizlilik ayarlarını, uygulama izinlerini ve bağlı üçüncü taraf hizmetlerini gözden geçirmeye vakit ayırın; artık ihtiyacınız olmayan her şeyi sisteminizden kaldırın. Neleri paylaştığımız, talepleri nasıl doğruladığımız ve cihazlarımızı nasıl yönettiğimiz konusunda daha temkinli davranarak, modern siber risklere maruz kalma oranımızı düşürebilir ve yeni teknolojilerin avantajlarından güvenle yararlanabiliriz.&#8221;</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yapay-zeka-odakli-yeni-dunyada-dijital-aliskanliklari-guncellemenin-yollarini-paylasiyor-622676">Kaspersky, Yapay Zekâ Odaklı Yeni Dünyada Dijital Alışkanlıkları Güncellemenin Yollarını Paylaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değişmezse]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor. Bu tedavilerden kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için beslenme düzeninin de mutlaka yeniden planlanması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu yöntemler doğru kişiye uygulandığında kilo kaybını hızlandırabilir ancak yeme alışkanlıkları yeniden yapılandırılmazsa kas kaybı ve besin eksiklikleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece kilo kaybına odaklanmak yerine dengeli ve yeterli beslenme alışkanlıklarının kazanılması büyük önem taşır” dedi.</strong></p>
<p>Kilo kaybı hızlandığında vücudun ihtiyaçlarının da değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu süreçte özellikle protein alımı ve öğün dengesi büyük önem taşır. Yetersiz ya da dengesiz beslenme kas kaybına, enerji düşüklüğüne ve bazı besin eksikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ilaç ya da cerrahi gibi destek tedaviler uygulanırken kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmalı ve beslenme eğitimi tedavinin bir parçası olmalı. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmazsa tedavi sonlandığında eski alışkanlıklara dönüş ve kilo geri alımı görülebilir. Kilo yönetiminde gerçek başarı ise verilen kilonun sağlıklı ve kalıcı şekilde korunabilmesiyle mümkündür” dedi.</p>
<p><strong>Besin değeri yüksek küçük porsiyonlar tercih edilmeli</strong></p>
<p>İştahın azalmasının beslenme düzenini de değiştirebileceğini ifade eden Örnek, “Bazı kişilerde ilaç tedavisi sırasında erken doyma hissi ortaya çıkabiliyor. Bu durumda gün içinde yeterli ve dengeli besin almak zorlaşabilir. Bu nedenle öğünlerin içeriği daha dikkatli planlanmalı, küçük ama besin değeri yüksek porsiyonlar tercih edilmeli. Böylece hem vücudun ihtiyaçları karşılanır hem de sağlıklı kilo kaybı desteklenir” dedi.</p>
<p><strong>Liften zengin gıdalar tokluğa yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde yeterli sıvı alımının ve lifli besin tüketiminin de önemli olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu dönemde yeterli su içmek ve sebze, meyve, tam tahıl gibi liften zengin gıdalara ağırlık vermek sindirim sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olur. Bu alışkanlıklar aynı zamanda tokluk hissini destekleyerek kişinin günlük beslenme düzenini daha sürdürülebilir hale getirir” ifadelerini kullandı. Sağlıklı kilo yönetiminin, tıbbi tedavilerin doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklendiğinde kalıcı sonuçlar verdiğini hatırlatan Örnek, sürecin mutlaka uzman takibiyle yürütülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh sağlığı yaşamın temeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 10:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığın]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü kapsamında ruh bakımının genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki öneminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475">Ruh sağlığı yaşamın temeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü kapsamında ruh bakımının genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki öneminden bahsetti.</p>
<p><strong>Ruh bakımına özen göstermek genel sağlığın temel taşlarından biri!</strong></p>
<p>Ruh bakımının kişinin duygularını fark etmesi, düzenleyebilmesi, ihtiyaçlarını tanıyabilmesi ve zorlayıcı yaşam olaylarıyla sağlıklı baş etme yolları geliştirebilmesi olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yani sadece ‘iyi hissetmek’ değil, zor hislerle de temas edebilme ve onları taşıyabilme becerisidir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal iyi oluşun, beden sağlığından bağımsız olmadığına vurgu yapan Tunçel, “Uzun süreli stres, bastırılmış duygular ve çözümlenmemiş ruhsal yükler; bağışıklık sistemi sorunlarından uyku bozukluklarına, kronik ağrılardan kalp-damar hastalıklarına kadar birçok alanda etkisini gösterebilir. Ruh bakımına özen gösteren bireylerde stres düzeyi azalır, uyku ve enerji dengesi iyileşir, yaşam doyumu artar. Bu da genel sağlığın temel taşlarından biridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygularını fark eden ve ifade edebilenler, stres karşısında daha dayanıklı oluyor!</strong></p>
<p>“Ruh sağlığını korumak için büyük değişimler şart değildir.” diyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıkların oldukça etkili olduğunu aktardı.</p>
<p>Küçük değişimlere örnekler veren Tunçel şunları söyledi:</p>
<p>“Günde birkaç dakika durup ‘şu an ne hissediyorum?’ diye kendine sormak, düzenli uyku ve beslenme, gün ışığı almak ve bedeni hareket ettirmek, duyguları yazmak ya da güvendiği biriyle paylaşmak gibi alışkanlıklar, kişinin kendisiyle bağını güçlendirir. Duygularını fark eden ve ifade edebilen bireyler, stres karşısında daha dayanıklı olur ve duygusal yük birikmeden boşalabilir.”</p>
<p><strong>Kişinin kendisi gibi olabildiği ilişkiler, ruhsal iyilik hâlini destekliyor!</strong></p>
<p>İnsanın doğası gereği sosyal bir varlık olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Anlaşıldığını, kabul edildiğini ve desteklendiğini hissetmek ruh sağlığı için temel bir ihtiyaçtır.” dedi.</p>
<p>Güvenli sosyal ilişkilerin stres hormonlarını azalttığını, yalnızlık hissini hafiflettiğini ve kişinin kendilik değerini güçlendirdiğini ifade eden Tunçel, “Burada önemli olan ilişki sayısından çok ilişkilerin niteliğidir. Kişinin kendisi gibi olabildiği, sınırlarını koruyabildiği ve duygularını yargılanmadan paylaşabildiği ilişkiler, ruhsal iyilik hâlini belirgin şekilde destekler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruh bakımını gözeten kişisel gelişim, şefkatli ve sürdürülebilir olandır!</strong></p>
<p>Kişisel gelişimin, çoğu zaman ‘daha iyi olmak’ hedefiyle ele alındığına dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak ruh bakımıyla birleştiğinde bu yaklaşım ‘kendini olduğu hâliyle tanımak ve kabul etmek’ noktasına evrilir. Kişi güçlü ve zayıf yönlerini fark ettiğinde, sınırlarını tanıdığında ve gerçekçi hedefler koyduğunda gelişim sağlıklıdır. Aksi hâlde sürekli kendini zorlayan, yetersizlik hissini besleyen bir sürece dönüşebilir. Ruh bakımını gözeten kişisel gelişim, şefkatli ve sürdürülebilir olandır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı bir lüks değil, yaşam kalitesinin temeli!</strong></p>
<p>Günlük hayatta farkında olmadan ruh sağlığını zorlayan bazı alışkanlıklar olduğunu aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Duyguları sürekli bastırmak veya görmezden gelmek, aşırı ekran ve sosyal medya kullanımı, kendini başkalarıyla sürekli kıyaslamak, dinlenmeyi ‘zaman kaybı’ olarak görmek, yardım istemeyi zayıflık olarak algılamak bu alışkanlıklar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Bu alışkanlıkların zamanla duygusal tükenmişliğe ve içsel kopukluğa yol açabileceğinin altını çizen Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ruh bakımı, tam da bu noktada yavaşlamaya, fark etmeye ve destek almaya izin vermeyi içerir. 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü vesilesiyle şunu hatırlatmak isterim: Ruh sağlığı bir lüks değil, yaşam kalitesinin temelidir. Ona iyi bakmak, kendimize gösterebileceğimiz en insani özenlerden biridir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475">Ruh sağlığı yaşamın temeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 10:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[içecek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[Uyarılma]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Zihinsel Performans]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçası!</strong></p>
<p>Beslenme ve içecek tercihlerinin, bilişsel işlevleri tek başına belirleyen unsurlar olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Daha çok beynin çalıştığı genel fizyolojik zemini etkilerler. Kan şekeri dengesi, sıvı alımı ve bedenin uyarılma düzeyi; dikkat ve zihinsel sürdürülebilirlik üzerinde dolaylı bir rol oynar.” dedi.</p>
<p>Bu etkilerin genellikle kısa süreli ve kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğini aktaran Alp, “Sağlıklı bireylerde, tek bir içeceğin hafıza ya da üst düzey bilişsel işlevleri kalıcı biçimde güçlendirmesini beklemeyiz. Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Zihni keskinleştirme’ algısı, geçici bir uyanıklık hissini yansıtıyor!</strong></p>
<p>‘Zihni keskinleştirme’ ifadesinin bilimsel bir kavramdan ziyade gündelik bir betimleme olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Nörobilimsel açıdan bu tür içeceklerin oluşturduğu etki çoğu zaman dikkat sistemlerinde geçici bir uyanıklık artışıyla sınırlıdır. Bu durum, bilişsel kapasitenin artmasından çok, mevcut zihinsel durumun daha belirgin hissedilmesiyle ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>Kişinin kendini daha ‘açık’ hissetmesinin, her zaman ölçülebilir bir performans artışı anlamına gelmeyebileceğini ifade eden Alp, bu tür ifadelerin bilimsel dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Pancar suyunun zihinsel performansa etkisi fizyolojik ve öznel algılarla ilişkili! </strong></p>
<p>Son dönemde pancar suyunun zihinsel performansla ilişkilendirilmesine değinen Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Pancar suyu ile zihinsel performans arasındaki ilişki, doğrudan bilişsel süreçlerden ziyade fizyolojik mekanizmalar üzerinden ele alınır.” dedi.</p>
<p>Pancar suyu içeriğinde yer alan bileşenlerin damar genişlemesini desteklemesinin, beyin kan akışı üzerinde dolaylı bir etki meydana getirebileceğine işaret eden Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu durum, bilişsel işlevlerin otomatik olarak güçlendiği anlamına gelmez. Mevcut araştırmalar, bu etkinin daha çok genel uyanıklık ve bedensel enerjiyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle pancar suyunun bilişsel etkileri sınırlı ve dolaylıdır.</p>
<p>Pancar suyu sonrası bildirilen ‘zihinsel açılma’ hissi çoğu zaman öznel bir deneyimi yansıtır. Uyanıklık artışı, bedensel farkındalık ve beklenti bu algının oluşmasında etkili olabilir. Nöropsikolojik açıdan gerçek bilişsel değişim, standart testler ve nesnel ölçümlerle değerlendirilir. Kişinin kendini daha iyi hissetmesi, bilişsel işlevlerin gerçekten güçlendiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle öznel deneyim ile ölçülebilir bilişsel değişim arasındaki ayrım önemlidir.”</p>
<p><strong>Gerçek bilişsel güçlenme öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir!</strong></p>
<p>Kısa süreli dikkat artışının, beynin uyarılma düzeyindeki geçici bir yükselmeyle ilişkili olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu durum genellikle anlık performansı etkiler ve kalıcı değildir. Gerçek bilişsel güçlenme ise öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir.” dedi.</p>
<p>Tekil uyaranlar ya da içeceklerin çoğunlukla ilk grupta yer aldığını aktaran Alp, “Bu ayrım, bilişsel etkileri doğru yorumlayabilmek açısından önem taşır. Zihinsel uyarılma oluşturan içecekler her bireyde aynı etkiyi göstermeyebilir. Kaygı bozukluğu, panik atak ya da dikkat düzenleme güçlüğü olan kişilerde bu tür etkiler rahatsızlık hissini artırabilir. Aşırı uyarılma, odaklanmayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir. Beynin verimli çalışması, her zaman daha fazla uyarılmayla sağlanmaz. Bu nedenle bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkili!</strong></p>
<p>Zihinsel berraklığı destekleyen temel unsurların düzenli uyku, stresin yönetilebilmesi ve dikkat yükünün dengelenmesi olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Uyku sürekliliği, özellikle bellek ve yürütücü işlevler için belirleyicidir.” dedi.</p>
<p>Gün içinde zihinsel molalar verebilmenin ve dikkat bölünmelerini azaltmanın da bilişsel verimi desteklediğinin altını çizen Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Fiziksel hareket ve günlük rutinler, beynin düzenleyici sistemlerine katkı sağlar. Bu alışkanlıklar, tekil içecek etkilerinden çok daha kalıcıdır. Zihinsel berraklık arayışında öncelikle kişinin kendi zihinsel ritmini tanıması önerilir. Dikkatin ne zaman düştüğünü ve bunun hangi koşullarda gerçekleştiğini fark etmek önemlidir. Kısa vadeli çözümler yerine, zihinsel yükün nasıl dağıtıldığına odaklanmak daha sürdürülebilir sonuçlar sağlar. Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkilidir. Bu farkındalık, uzun vadede zihinsel performansı daha sağlıklı bir biçimde destekler.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 10:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[işığında]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortodonti]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde, Bilim İletişimi Koordinatörlüğü Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında “Güncel Bilim Işığında Ağız ve Diş Sağlığı” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Etkinlikte, Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cemal Akay, “Kötü Alışkanlıkların Bedeli: Ağız Kanserleri ile Yüzleşme” başlıklı sunumuyla ağız kanserlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş ise “Diş Çürüğünden Ne Kadar Korunabiliriz?” başlıklı konuşmasında çürükten korunma yollarını anlattı. “Ortodontiyle Sağlıklı Gülüşler: Çocuklukta Başlayan Yolculuk” sunumuyla ortodontik tedavinin önemine değinen Ortodonti Anabilim Dalı Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek, erken farkındalığın önemini vurguladı.</p>
<p>Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Büşra Şen ise “Diş Hekimliği Açısından Osteoporoz” başlıklı sunumuyla osteoporozun ağız ve diş sağlığıyla ilişkisine dair güncel bilgiler paylaştı. Diş Hekimliği Fakültesi Seminer Salonunda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Kariyer Planlanama Koordinatörü Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu üstlendi.</p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tijen Pamir, etkinliğin koordine edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek verimli bir konferans olmasını diledi.</p>
<p><b> “Sigara, geri dönülmez hasarlı bir bağımlılıktır”</b></p>
<p>Sunumunda sigaranın ağız sağlığı açısından zararlarına değinen Prof. Dr. Cemal Akay, “Günümüzde sigara, alkol ve diğer zararlı maddelerin kullanım yaşı maalesef ortaokullara kadar düşmüş durumda ve bu da ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl 8 milyon kişi sigara nedeniyle hayatını kaybederken, ülkemizde her gün yaklaşık 300 vatandaşımızı bu yüzden yitiriyoruz. Sigaranın içinde 4 binden fazla toksik ve kanserojen madde bulunuyor; bunlar ağızdan akciğere kadar tüm organlarda ciddi tahribata yol açıyor. Özellikle damar yapısını bozarak kalp krizi riskini artırıyor, akciğer ve mesane başta olmak üzere birçok kanser türüne neden oluyor. Kısırlık, ağız ve diş sağlığı sorunları, tat ve koku kaybı, solunum problemleri gibi etkiler de oldukça yaygın. Özetle, sigara tüm vücut sistemlerini etkileyen, geri dönüşü zor hasarlar bırakan son derece tehlikeli bir bağımlılık maddesidir” dedi.</p>
<p><b>“Her çürük farklıdır; koruma kişiye ve sürekliliğe bağlıdır”</b></p>
<p>Diş çürüğünün kişiye göre değişen, tamamen yok edilemeyen ama kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşegül Demirbaş “Hastalık yoktur, hasta vardır; çürük de böyledir. Çürüğün önlenebilir olduğunu biliyoruz ama tamamen yok olmuyor. Yıllar önce Hollanda’daki ACTA’yı ziyaret ettiğimizde, çürük insidansı çok düşük bir ülkede olmalarına rağmen dünyanın en iyi diş hekimliği fakültesini kurduklarını gördük. Beslenme alışkanlıkları, peynir tüketimi ve genetik yapıları çürüğü azaltmış olsa da, koruyucu uygulamaları gevşettiklerinde oranların yeniden yükseldiğini kendileri söyledi. Bu bize şunu gösteriyor: Diş çürüğü tek tip değildir ve herkesin çürüğü farklıdır; bu nedenle mücadele sürekli ve kişiye özel olmalıdır. Çürük, mikroorganizmalar, uygun diş yüzeyi, besin kaynağı ve zamanın bir araya gelmesiyle oluşur. Plak temizlenmez, ağız kuru kalır ya da gece dişler fırçalanmadan yatılırsa mikroplar hızla çoğalır. Bu yüzden doğru bilgi, düzenli bakım ve etkili temizlik çürüğün önlenmesinde vazgeçilmezdir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Erken farkındalık ve müdahale, zor tedavileri önler”</b></p>
<p>Erken önlemlerin ve kötü alışkanlıkların düzeltilmesinin, ilerideki ortodontik sorunları önlediğinden bahseden Arş. Gör. Hüdai Ayçiçek ise “Ortodonti, halk arasında tel ya da şeffaf plak tedavisi olarak bilinen ve dişlerle çenelerin doğru hizalanmasını amaçlayan bir branş. Çocuklukta başlayan yolculuk dememin sebebi ise yetişkinlikte gördüğümüz birçok ortodontik problemin temelinin çocukluk dönemindeki alışkanlıklar ve erken diş kayıpları olduğunu bilmemiz. Bu nedenle koruyucu ve durdurucu ortodonti çok önemlidir. Koruyucu ortodonti; ağız hijyeninin kazanılması, çürüklerin ve erken süt dişi kayıplarının önlenmesi, fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi sorun ortaya çıkmadan yapılan müdahaleleri içerir. Durdurucu ortodonti ise başlamış problemlerin ilerlemesini engeller; zararlı alışkanlıkların tespiti, erken diş kayıplarında yer tutucuların uygulanması ve çene bozukluklarının erken teşhis edilmesi gibi. Özellikle parmak emme, dudak ısırma, uzun süreli biberon kullanımı, dil itimi gibi kötü ağız alışkanlıkları; süre, sıklık ve şiddet faktörlerine bağlı olarak dişlerin ve çenenin yapısını bozabilir. Bu nedenle erken farkındalık, ailelerin bilinçlenmesi ve erken müdahale, gelecekte daha zor tedavilerin önüne geçmek için kritik önem taşır” dedi.</p>
<p><b>“Osteoporozda erken tanı yaşam kalitesini korur”</b></p>
<p>Osteoporoz hakkında genel bilgiler anlatan Arş. Gör.  Büşra Şen, “Osteoporoz, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve kemiğin hem miktarının hem de yoğunluğunun azalmasıyla karakterize bir hastalıktır; bu durum kemikleri güçsüz ve kırılgan hâle getirir. Özellikle omurga ve kalça kemiklerinde sık görülür, sırt ve bel ağrısı, boy kısalması ve kamburlaşma gibi belirtiler ortaya çıkabilir, ancak çoğu zaman sessiz ilerler. Küçük darbeler veya düşmeler ciddi kırıklara yol açabilir. Yaş, menopoz sonrası dönem, genetik faktörler, yetersiz beslenme ve hareketsizlik riski artırır; erkekler de osteoporoza yakalanabilir. Tanıda kemik yoğunluk ölçümleri temel rol oynar ve risk grubuna göre düzenli takip gerekir. Bu nedenle osteoporozun erken fark edilmesi ve önlem alınması, yaşam kalitesini korumak açısından çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu ise “Yükseköğretim Kurulu tarafından Türkiye’deki tüm üniversitelerde Bilim İletişim Ofisleri kuruldu. Bu ofislerin amacı, üniversitelerde üretilen bilgi ve birikimi toplumla buluşturmak, bilimi herkes için erişilebilir ve anlaşılır kılmaktır. Biz de üniversitemizde yürüttüğümüz çalışmalarla bilimin toplumun her kesimi tarafından anlaşılabildiği, sorgulanabildiği ve katkı sağlanabildiği bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-agiz-ve-dis-sagligi-guncel-bilim-isiginda-konusuldu-594234">EÜ&#8217;de ağız ve diş sağlığı güncel bilim ışığında konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardiyovasküler Cerrahi ve Sağlıklı Yaşam: Hangi Alışkanlıklar Hayati Öneme Sahip?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardiyovaskuler-cerrahi-ve-saglikli-yasam-hangi-aliskanliklar-hayati-oneme-sahip-414089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 14:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını korumak için neler yapılabilir? En yaygın görülen bu sağlık sorunlarından uzaklaşmak için sahip olmanız tavsiye edilen alışkanlıkların neler olduğunu, Kardiyovasküler cerrahi uzmanı, Prof. Dr. Hakkı Kazaz açıklıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardiyovaskuler-cerrahi-ve-saglikli-yasam-hangi-aliskanliklar-hayati-oneme-sahip-414089">Kardiyovasküler Cerrahi ve Sağlıklı Yaşam: Hangi Alışkanlıklar Hayati Öneme Sahip?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını korumak için neler yapılabilir? En yaygın görülen bu sağlık sorunlarından uzaklaşmak için sahip olmanız tavsiye edilen alışkanlıkların neler olduğunu, Kardiyovasküler cerrahi uzmanı, Prof. Dr. Hakkı Kazaz açıklıyor.</p>
<p>Kardiyovasküler cerrahi, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde hayati bir rol oynar. Ancak bu ameliyatların başarısı sadece cerrahi müdahaleye değil, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam tarzına da dayanır. Bu noktada hastaların ve aslında herkesin belli alışkanlıklara sahip olması ve yaşam tarzını sağlıklı yaşam yönünde sürdürmesi gerekir.</p>
<p>Sağlıklı Beslenme</p>
<p>Sağlıklı beslenme, kalp sağlığı için temel bir taşınması gereken bir yapı taşıdır. Bu beslenme yaklaşımı, kalp-damar sağlığını desteklemek ve korumak için önemlidir. İdeal bir beslenme planı, yüksek lifli gıdaların (tam tahıllar, sebzeler ve meyveler), az yağlı protein kaynaklarının (tavuk, balık, fasulye) ve sağlıklı yağların (zeytinyağı, avokado) dengeli bir şekilde tüketilmesini içerir. Ayrıca sodyum (tuz) ve şeker alımını sınırlamak da önemlidir. Bu, yüksek tansiyon ve obezite riskini azaltabilir. Kalp-damar hastalıklarını önlemek veya mevcut durumu iyileştirmek isteyenler için, doymuş yağlar ve trans yağlar gibi zararlı yağların sınırlanması önemlidir. Bunun yerine, omega-3 yağ asitlerini içeren balık gibi besinler ve doğal yağ kaynakları tercih edilmelidir. Ayrıca porsiyon kontrolüne dikkat ederek aşırı yemekten kaçınılmalı ve düzenli öğünlerle metabolizma desteklenmelidir. Sağlıklı beslenme, kolesterol seviyelerini düşürebilir, kan basıncını kontrol altında tutabilir ve kalp-damar sistemi için gerekli olan besin maddelerini sağlayarak kalp sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.</p>
<p>Düzenli Egzersiz</p>
<p>Düzenli Egzersiz: Kalp sağlığı için düzenli egzersiz, vazgeçilmez bir unsurdur. Her gün yapılmasına gerek olmamakla birlikte haftada en az 3-4 gün, her seferinde 30-40 dakika süren orta yoğunluklu aerobik egzersizler, kalp sağlığını olumlu yönde etkiler. Bu tür egzersizler, kalp atış hızını artırarak kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını iyileştirir ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Ayrıca egzersiz vücut ağırlığını kontrol altında tutmaya yardımcı olur ve obezitenin önlenmesine katkı sağlar. Fiziksel aktivite, aynı zamanda stresi azaltabilir ve genel yaşam kalitesini artırabilir. Ancak başlamadan önce doktora danışmak önemlidir, özellikle de mevcut sağlık sorunları veya kardiyovasküler cerrahi sonrası bir program başlatmak isteniyorsa. Egzersiz düzeni kişiselleştirilmeli ve bireyin yaş, sağlık durumu ve hedeflerine uygun olmalıdır. Kalp sağlığını korumak için egzersizi yaşam tarzının ayrılmaz bir parçası haline getirmek önemlidir.</p>
<p>Sigara ve Alkolün Bırakılması</p>
<p>Sigara ve alkol tüketiminin bırakılması, kalp sağlığı açısından hayati bir öneme sahiptir. Sigara içmek, vücuda zarar veren birçok toksini serbest bırakır ve bu toksinler damarları daraltarak kan basıncını artırabilir. Aynı zamanda sigara içmek, vücudu oksijensiz bırakır ve kalp krizi riskini artırır. Alkol tüketimi ise aşırıya kaçıldığında kalp ritim bozukluklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Alkol, kalp kasına da zarar verebilir ve kalp yetmezliği riskini artırabilir. Bu nedenle sigara içmeyi bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak, kalp sağlığını olumlu yönde etkileyen önemli adımlardır. Sigara bırakma programlarına katılmak, destek gruplarına katılmak ve alkol tüketimini azaltmak için danışmanlık almak, bu alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırabilir. Bu adımlar, kalp-damar sağlığını korumanın yanı sıra genel sağlık açısından da büyük faydalar sağlayabilir.</p>
<p>Stres Yönetimi</p>
<p>Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak ve kardiyovasküler cerrahi sonrası iyileşme sürecini desteklemek için kritik bir faktördür. Yoğun stres, vücudu sürekli olarak yüksek seviyede kortizol adı verilen stres hormonu üretmeye zorlayarak kan basıncını artırabilir, kalp atış hızını hızlandırabilir ve damarların sıkışmasına neden olabilir. Bu durum, kalp hastalıklarının gelişme riskini artırabilir. Stresle başa çıkmak için gevşeme teknikleri, meditasyon ve derin nefes alma gibi yöntemler önerilir. Ayrıca düzenli fiziksel aktivite, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir. Kişisel hobilerin veya sosyal destek ağlarının oluşturulması da stresi azaltabilir. Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak için vazgeçilmez bir adımdır ve yaşam kalitesini artırabilir.</p>
<p>İlaçların Düzenli Kullanımı</p>
<p>Kalp sağlığını korumak veya kardiyovasküler cerrahi sonrası tedaviyi desteklemek için ilaçların düzenli kullanımı son derece önemlidir. Kalp hastalıkları için reçete edilen ilaçlar, kan basıncını düzenlemek, kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak, kan pıhtılarını önlemek ve kalp ritmini düzenlemek gibi önemli görevlere sahiptir. Bu ilaçları doktorun önerdiği şekilde ve düzenli olarak kullanmak, tedavi sürecinin başarısını artırabilir. İlaçların zamanında alınmaması veya düzensiz kullanılması, hastalığın ilerlemesine ve komplikasyon riskinin artmasına yol açabilir. Bu nedenle doktorun önerdiği dozları ve kullanım talimatlarını tam olarak takip etmek çok önemlidir. Ayrıca ilaçların yan etkileri veya etkileşimleri hakkında doktorla iletişim halinde olmak da gereklidir. İlaçların düzenli kullanımı, kalp sağlığına yönelik yapılan diğer çabaları destekler ve uzun vadeli başarı için kritik bir adımdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardiyovaskuler-cerrahi-ve-saglikli-yasam-hangi-aliskanliklar-hayati-oneme-sahip-414089">Kardiyovasküler Cerrahi ve Sağlıklı Yaşam: Hangi Alışkanlıklar Hayati Öneme Sahip?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İlber Ortaylı: Depremde Yaşanan Kayıplar, Kültürel Alışkanlıklar ve Yetersiz Cezalara Bağlanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilber-ortayli-depremde-yasanan-kayiplar-kulturel-aliskanliklar-ve-yetersiz-cezalara-baglanabilir-374028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 11:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[cezalara]]></category>
		<category><![CDATA[depremde]]></category>
		<category><![CDATA[ilber]]></category>
		<category><![CDATA[kayıplar]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. İlber Ortaylı: Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nin düzenlediği “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” temalı seminerlerin altıncısında “Tarihi Değiştiren Afetler” konusu ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilber-ortayli-depremde-yasanan-kayiplar-kulturel-aliskanliklar-ve-yetersiz-cezalara-baglanabilir-374028">Prof. Dr. İlber Ortaylı: Depremde Yaşanan Kayıplar, Kültürel Alışkanlıklar ve Yetersiz Cezalara Bağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nin düzenlediği “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” temalı seminerlerin altıncısında “Tarihi Değiştiren Afetler” konusu ele alındı. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Tarihçi ve Yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, aynı şiddette iki ayrı ülkede gerçekleşen depremlerin farklı hasar ve kayıplara yol açabildiğine dikkat çekerek, “Deprem sosyal bir olaydır. Hasar ve yaşanan kayıplar sosyal organizasyona, kültürel alışkanlıklara ve cezaların yetersiz kalmasına bağlanabilir. Japonya’da her yıl şiddetli deprem yaşanıyor. Bu kadar kayıp olmuyor. Bunun üzerinde durmak lazım” dedi.</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p>Sabancı Üniversitesi’nin “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” temasıyla gerçekleştirdiği seminerlerin altıncısı <strong>“Tarihi Değiştiren Afetler”</strong> konusu ile devam etti. </p>
<p>9 Mayıs 2023, Salı<strong> </strong>günü gerçekleşen seminerin konukları, Sabancı Üniversitesi Kurumsallaşma ve Toplumsal Katkı Süreçlerinden Sorumlu Rektör Yardımcısı ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü<strong> Prof. Dr. Fuat Keyman </strong>ile<strong> </strong>Tarihçi ve Yazar<strong> Prof. Dr. İlber Ortaylı</strong> oldu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Fuat Keyman </strong>moderasyonunda gerçekleşen seminerde, tarihi değiştiren afetlerden günümüze uzanan depremlerin yarattığı ağır tahribatlar ve deprem sonrası toparlanma süreçlerine ilişkin konular ele alındı. <strong>Prof. Dr. Fuat Keyman,</strong> “Toplum ve Afet Risk Yönetimi seminerlerimizde afetlere karşı nasıl önlem alınmalı, nasıl yaklaşımlar geliştirilmeli, İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’yi depreme nasıl dayanıklı hale getirebiliriz gibi konuları ele aldık. 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem ilk değildi, depremler hep vardı. Bu seminerimizde de deprem-tarih ilişkisini konuşmak istedik” dedi </p>
<p>Tarihçi ve Yazar<strong> Prof. Dr. İlber Ortaylı, </strong>dünyada belirli fay hatları ve deprem kuşaklarının olduğunu belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Bunlardan en önemlisi Alpler’den başlayan Trakya, İstanbul’u geçen buradan Karadeniz’in güneyine Erzincan, Erzurum’u geçerek İran’a kayan bir fay hattı. 1971’de Viyana’daydım. Pazar sabahı birileri yatağımı sarsıyor derken bir baktım deprem oluyor. 6.9 şiddetinde deprem olmuş, hiçbir binaya bir şey olmadı. Aynı fay hattındaki oynamalar İran’da da oldu binlerce ölü vardı. Bu da gösteriyor ki deprem sosyal bir olaydır. Hasar ve yaşanan kayıplar buna bağlı. Antakya’da sadece birkaç bina ayakta kaldı. Ayakta kalanların olması aslında yıkılanların sorunlu olduğunu gösteriyor. Bütün binalar gitti. Türkiye’de 7.9’u geçen deprem çok yok. Buna rağmen bu kadar tahribatın olması, sosyal organizasyona, kültürel alışkanlıklara ve cezaların yetersiz kalmasına bağlanabilir. Başka izahı yok. Japonya’da her yıl şiddetli deprem yaşanıyor. Bu kadar kayıp olmuyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Oysa Türkler inşaatı çok iyi biliyor ama denetimler ve cezalar yetersiz kalıyor.”</p>
<p>İstanbul’da da tarih boyunca ağır depremler yaşandığını hatırlatan <strong>Prof. Dr. İlber Ortaylı,</strong> “1766 depreminde binlerce kişi öldü. Diğer yıkıcı deprem çok kısa süre sonra 1794’de geldi. Bu depremlerin biri tsunami ile gelmiş. Dalgalar limanı yutmuş. Yenikapı’da daha çok kısa süre önce liman ve gemiler ortaya çıktı. Tarihte de işini iyi yapmayan inşaatçılar vardı. Antakya da tarihte şiddetli depremler geçirip sonra yeniden kurulmuş bir şehir. Tarih boyunca da bu şehir her afet sonrası kötü bir yerde aceleyle kurulmuş” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ilber-ortayli-depremde-yasanan-kayiplar-kulturel-aliskanliklar-ve-yetersiz-cezalara-baglanabilir-374028">Prof. Dr. İlber Ortaylı: Depremde Yaşanan Kayıplar, Kültürel Alışkanlıklar ve Yetersiz Cezalara Bağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
