<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alışkanlık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/aliskanlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aliskanlik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>alışkanlık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/aliskanlik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitapla]]></category>
		<category><![CDATA[nesli]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>
		<category><![CDATA[tanışmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624688</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor. Öğretmenler, çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi &#8220;kaydırma&#8221; (swipe) hareketi yapmaya çalıştığını rapor ediyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının bilişsel ve duygusal risklerine karşı aileleri uyardı.</p>
<p><strong>“Tablet nesli”nin okuma alışkanlıklarında değişikler dikkat çekici</strong></p>
<p>Yapılan akademik araştırmalar ve çalışmaların, bilişsel ve nörolojik dönüşümlerin sinyallerini verdiğine işaret eden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. ‘Tablet nesli’ veya ‘dijital yerli’ diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir. Özellikle hızlı tempolu dijital oyunlar ve Youtube Kids, TikTok gibi platformlar, bir yandan çocukların dikkat sürelerini ve derin odaklanma becerilerini kısaltır diğer yandan sürekli ve anlık dopamin salgısı ile ödül mekanizmasını aktifleştirir. Dijital uygulamalar, çocuğun dikkatini bir dakika hatta saniye bile bırakmamak üzere kurgulanmıştır ve her şey hazır sunulmaktadır. Kitapla vakit geçirmek ise sabır ve zihinsel faaliyet gerektirir çünkü kitap dinleyen/okuyan çocuk zihninde bir dünya kurar; analiz sentez anlama yorumlama melekeleri sürekli aktiftir. Bu da tembelleştiren dijital faaliyetlerin yanında oldukça yorucu gelebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak güçleşti</strong></p>
<p>Dönem itibariyle okuma alışkanlığı kazandırmayı güçleştiren etkenlerin birden fazla olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Kitap okumak için oturmak, uygun kitabı seçmek için ilgi ve ihtiyaçları keşfetmek, bireyin ilgilerini potansiyelini keşfetmek için zaman ayırmak, kitap sayfalarını çevirmek için ince motor becerilerini kullanmak, hikâyenin içine girmek için dinlemek ve/veya okuduğunu anlamak, okuduğunu anlamak için bilişsel çaba ve odaklanma becerisini kullanmak gerekmektedir. Bu eylemler ise dijital yerliler için durağan, yeknesak ve aşırı yavaş gelebilmektedir. Tablet kullanımıyla tıklama ve yüzeysel taramaya alışan çocuk ve genç için (maalesef ki yetişkin için de) metnin duygusal derinliğini kavrama, görünürdeki ve alt metindeki iletileri fark etme zorlaşır. Kitap okuma eylemi hem somut hem soyut bağ kurabilme becerisidir ve bu alışkanlık tüm gelişim alanlarının aktif kullanımını gerektirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital ekranlar &#8216;Emzik&#8217; gibi kullanılıyor</strong></p>
<p>Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü ‘dijital dadı/bakıcı’ gibi olmamalı çocuğun hayatında. Yani ebeveynlere zor gelen anlarda; yemek yerken, seyahatte, toplu taşımada, alışverişte vb. denize düştüklerinde sarıldıkları bir yılan kıvamına gelmemeli hiçbir ekran türü. Zorlayıcı anlarda ekranın bir emzik gibi kullanılması çocukların can sıkıntısıyla başa çıkma, gereğinde kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama, düşleme ve baş etme yeteneklerinin kaybolmasına neden olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması önemli</strong></p>
<p>Çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişebilmesinin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması, bakması, incelemesi, sayfaları çevirmek, resimler üzerine konuşmak gibi basit eylemler, beyin ve sinir sistemini dijitalle parçalanmış dikkatten koruyacaktır. Bu, aynı zamanda çocuğun merakını diri tutacak, bağ kurma, iletişim, ilişki ve diyalog kurma, empati becerilerini güçlendirecektir. Banyo kitapları, oyuncak kitaplardan başlayarak çocuğun kitapla tanışması/tanıştırılması ve kitaba hayatında yer bulması bu alışkanlığı adım adım oluşturacak önemli davranışlardandır. Önemli günlerde kitabı bir hediye olarak almak yani kitap sevdiğine hediye edilebilecek kıymette bir nesne algısını oluşturmak tabii ki bıktırmadan… Ayrıca etkileşimli okuma etkinlikleriyle çocuğun bu bağını kuvvetlendirmek… Kitapla tanışmadan önce de sözlü kültür unsurlarıyla çocuğu adım adım edebiyat, sanat ve okuma dünyasına sokmak. Nasıl? Ninniler, bilmeceler, maniler, tekerlemeler, masallar gibi sözlü kültür unsurları, kitap okuma alışkanlığına giden yolun başlangıç aşamalarını oluşturur aslında.” şeklinde konuştu.    </p>
<p><strong>Teknoloji yasaklanmamalı, dengelenmeli</strong></p>
<p>Teknolojinin tamamen hayat dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını söyleyen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Teknolojinin tamamen sınırlandırılması mümkün değil çünkü bizler dijital göçmenlerken yeni nesiller bu olgunun içine doğuyorlar yani dijital yerliler. Sinir sistemlerine dijital kullanım becerileri kodlanarak doğuyorlar ki bununla ilgili pek çok karikatür, video ve içerikle de karşılaşmışsınızdır. Doğru kullanım önemli. Dünyanın pek çok yerinde birçok uzmanın ısrarla altını çizdiği her fırsatta vurguladığı şey; beyin ve sinir sistemi gelişimi için özellikle ilk üç yıl ekrandan uzak tutmak ve insani alışkanlıklarla çocuğu donanımlı hale getirmek. Çocuklar 5N1K modunda araştırmacı gazeteciler gibi çevreyi tanımaya çalışırken bu çok da zor olmaz çünkü doğayı ve çevrelerini keşfetmek için doğal bir merakla doğarlar bu dünyaya. Oyun bu dünyayı keşfetmede önemli bir dildir. Tıpkı oyun gibi sözlü kültür unsurları da çocuğun ilgisini çeker ve onu olumlu yönde besler, gelişimi destekler. Bebeklik çağında ninniyle tekerlemeyle tanışan, üç yaş civarında hayatına bilmeceler ve masallar, hikâyeler dahil edilen çocuk aslında zaten kitapların dünyasına adım atmış sayılabilir. Dinlediklerinin bir kısmının kitaplardan okunduğunu fark edince okutmaya istekli ve sonrasında da okumaya meraklı bir çocuk olarak dengeyi sağlayabilir bir sistemle yetişmiş olur. Dijitalin ihtiyaç anında kullanılabilecek bir araç olduğunu, TV ve diğer ekran türlerinin evin baş köşesine kurulmadığını deneyimlediğinde de bu denge sağlamlaşmış olur çocuğun gözünde ve hayatında. “   </p>
<p><strong>Yanlış kitap seçimi çocuğu kitaptan uzaklaştırabilir</strong></p>
<p>Yaş ve gelişim özelliklerine uygun kitap seçiminin önemine değinen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Tek başına olmasa da yaş gruplarına göre kitap seçimi tabii ki okuma isteğini olumlu ve/veya olumsuz etkileyen hususlardandır. Çocuğa görelik dediğimizde çocuğu tanımak anahtar kelime. Çünkü çocuğu tanıyıp ilgi, ihtiyaç, istek ve merakları bilinirse ona uygun kitaplar seçilebiliyor. Kucak boyu kitaplardan avuç içi kitaplara kadar pek çok boyutta; çizgi romanlardan resimli kitaplara, şiirden masala, biyografiden hikâyeye ya da yazısız ve resimsiz kitaplara kadar birçok farklı kitap, gelişim özelliklerine göre denenebilir. Yani kitap seçiminde hem biçimsel özellikler hem de içerik özellikleri önemli. Çocuk için seçim yaparken de çocuğun meraklı ama tıpkı kendileri gibi öğretilmekten hoşlanmayan severek ve bağ kurarak öğrenebilen farklı bir birey olduğunun hatırlanması temel şarttır. Nitelikli ve yaşına uygun kitaplarla buluşturulan çocuklar tabii ki kitap okuma alışkanlığını daha kolay kazanabilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Okullara düşen görev kitabı sevdirmek</strong></p>
<p>Okulların rolüne de değinen Öğr. Gör. Özkan, “Çocukların temel alışkanlıklar hususunda okula hazırlıksız gelmesi, okulun sadece bilgi aktaran ve öğreten değil temel alışkanlıkları yeniden inşa eden bir yapıya dönüşmesini gerekli kılıyor. Tıpkı ‘değerler eğitimi’ gibi. Yani değerler, ahlak ve ‘insan olmak’ temelde ailede kazanılan/kazanılması gereken temel özelliklerken modern kapitalist sistemin zorunlulukları, önce değerler eğitimi genelgesiyle sonra erdem değer eylem modeliyle okullara ve eğitim sistemine verilmiş bir ödev olmuştur. Kitap okuma alışkanlığı da doğru örneklerle temelde çocuğun ailesinde ve çevresinde görerek edindiği bir alışkanlıkken şimdi bu kültürü yerleştirmek ve güçlendirmek okullara ve eğitim sistemine yüklenmiş bir görev gibi kabul ediliyor maalesef. Okullarda kitaplık ve kütüphanelerin olması, kitabın görünür ve kullanılır olması önemli tabii. Eğitimde de sürekli dijitalleştiğimiz için o ortamlarda da kitap ikinci planda kalabiliyor zaman zaman. Öğretmenlerin kitabı önemsemesi, hayatında yer vermesi, okuyan insanlar olarak iyi bir model olması öncelikli görevlerdendir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuğa kitabın dünyası tanıtılmalı</strong></p>
<p>Kitap okuma kültürü için kitaba dair sınavların yapılması değil aksine çocuğun bilişsel ve duygusal dünyasında kitaba dair olumlu bağların kurulması gerektiğini ifade eden Özkan, “Kitapla çocuğun daha çok vakit geçireceği çeşitli etkinlikler; çocuğun kendini yazarın, çizerin yerine koyduğu ve bu hali deneyimlediği anlar, kitabevi ve fuar ziyaretleri, yazar ve çizerlerle tanışma ve sohbet/deneyim imkânı bulma, kütüphanelerde masal dinleme vb. gibi çeşitli etkinliklerle vakit geçirme yani öncelik kitabı ve kitap okumayı sevmek olmalıdır. Kitabı, kitabın dünyasını tanıyıp sevince kitap okuma alışkanlığı da güçlenecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmmünoterapiyi destekleyecek 10 alışkanlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/immunoterapiyi-destekleyecek-10-aliskanlik-610324</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyecek]]></category>
		<category><![CDATA[mmünoterapiyi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610324</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan yaklaşımlardan biri olan immünoterapi, vücudun kendi savunma sistemini hastalıkla mücadele için harekete geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/immunoterapiyi-destekleyecek-10-aliskanlik-610324">İmmünoterapiyi destekleyecek 10 alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan yaklaşımlardan biri olan immünoterapi, vücudun kendi savunma sistemini hastalıkla mücadele için harekete geçiriyor. Bu tedavi yönteminde amaç, bağışıklık hücrelerini güçlendirerek kanser hücrelerini daha etkili tanıyıp yok etmelerini sağlamak. İmmünoterapinin birçok hastada yüz güldürücü sonuçlar verdiğini ancak bazı kişilerde beklenen yanıtların alınamadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Bu noktada, tedavinin etkisini artırabilecek destekleyici faktörler önem kazanır. Yaşam tarzı ve günlük alışkanlıklar da bu destekleyici unsurlar arasında değerlendirilebilir” dedi.</strong></p>
<p>İmmünoterapi sürecinde, yardımcı faktörler arasında bağırsak mikrobiyotası öne çıkar. Bağırsaklarda yaşayan ve vücuttaki en büyük bakteri topluluğunu oluşturan mikrobiyotanın, bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Yapılan birçok çalışmada, bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık yanıtını düzenlemede önemli rol oynadığı ortaya konmuştur. Özellikle agresif bir deri kanseri türü olan melanomda, bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesiyle immünoterapiye verilen yanıtın artabildiği hem laboratuvar ortamında hem de klinik çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotasını destekleyen günlük alışkanlıklar, tedaviye yardımcı bir rol üstlenebilir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, immünoterapi tedavisine yardımcı olabilecek 10 faydalı alışkanlığı sıraladı:</p>
<ol>
<li>Bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için brokoli, kuşkonmaz, ıspanak, pırasa ve enginar gibi yeşil sebzelerin günlük beslenmede yeterli miktarda yer almasına özen gösterin.</li>
<li>Bağırsak bakteri dengesinin korunmasına yardımcı olan yoğurt, kefir ve turşu gibi fermente gıdaları düzenli olarak tüketin.</li>
<li>Bağırsak sağlığını korumaya katkı sağlayan bir alışkanlık olarak kırmızı et tüketimini azaltın.</li>
<li>İşlenmiş şeker ve hazır gıdalar yerine; bal, bitter çikolata, elma, dut ve tatlı patates gibi daha doğal alternatifleri tercih edin.</li>
<li>Doktor önerisiyle ve belirli dönemlerde probiyotik kullanın.</li>
<li>Bağırsaktaki faydalı bakteri dengesini korumak için gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
<li>Bağırsak bakterilerini besleyen lifli besinler arasında yer alan tam tahıllar, soğan, sarımsak, muz, fındık, kabak ve ayçiçeği çekirdeği ile fasulye ve mercimek gibi besinlere sofranızda daha fazla yer verin.</li>
<li>Bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasına katkı sağlayan yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin.</li>
<li>Günlük yaşamda düzenli fiziksel aktiviteyi alışkanlık haline getirin.</li>
<li>Zihinsel ve fiziksel iyilik halini desteklemek için meditasyon, nefes egzersizleri veya benzeri rahatlatıcı uygulamalara zaman ayırın, stresten kaçının.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/immunoterapiyi-destekleyecek-10-aliskanlik-610324">İmmünoterapiyi destekleyecek 10 alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tabağınızdan sofranıza daha sağlıklı bir yıl…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tabaginizdan-sofraniza-daha-saglikli-bir-yil-602466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 07:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sofranıza]]></category>
		<category><![CDATA[tabağınızdan]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni yıl, yaşamımızdan silmek ya da değiştirmek istediğimiz alışkanlıkları da bırakmak için yeni bir neden ve motivasyon sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tabaginizdan-sofraniza-daha-saglikli-bir-yil-602466">Tabağınızdan sofranıza daha sağlıklı bir yıl…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yeni yıl, yaşamımızdan silmek ya da değiştirmek istediğimiz alışkanlıkları da bırakmak için yeni bir neden ve motivasyon sağlıyor. Özellikle daha sağlıklı bir yaşama adım atmak isteyenler, &#8220;Bunun için neler yapmalıyım?&#8221; diye düşünenler için işte uzmanlardan önemli öneriler! </em></p>
<p>Yeni bir yıla girerken takvim değişir; ama çoğumuz için asıl soru şudur: Hayatımızda gerçekten ne değişir? Uzmanlara göre yeni yıl, sadece hedef listeleri yapmak ya da kısa süreli motivasyonlarla yola çıkmak için değil; bedenimizi, zihnimizi ve yaşam alışkanlıklarımızı bütüncül bir şekilde yeniden değerlendirmek için motive edici bir neden. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur</strong>, yeni yılda sağlıklı beslenmeyi hayatına kalıcı şekilde dâhil etmek isteyenler için öncelikle gerçekçi bir hedefin belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor. <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan, </strong>check up’ın “test yaptırmak” tan öte bir sağlık yönetimi olduğunu vurguluyor ve özellikle<strong> </strong>ailesinde erken yaşta kalp krizi, kanser ya da kronik hastalık bulunan bireyler için check up’ın bir “kırmızı bayrak” niteliği taşıdığını söylüyor. <strong>Klinik Psikolog Aycan Koç </strong>ise yeni yılda daha güçlü bir ruh sağlığı için 3 temel alışkanlığa dikkat çekiyor. İşte 2026’da tabağınızdan ruhunuza daha sağlıklı bir yaşam için basit ama etkili alışkanlık… </p>
<p><strong>Yeni yılda sağlıklı beslenmeyi kalıcı hale getirin</strong></p>
<p>Yeni yılda sağlıklı beslenmeyi hayatına kalıcı şekilde dâhil etmek isteyenler için öncelikle gerçekçi bir hedefin belirlenmesi gerektiğini ifade eden <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, </strong>“Günde 2 litre su içmek, öğün atlamamak, her öğünde sebze tüketmek veya haftada 3 gün yürüyüş yapmak gibi hedeflerle başlanabilir. Haftalık yemek planı oluşturulup, alışveriş buna göre yapılmalıdır. Etiket okuma alışkanlığı edinilmeli ve temiz içerikli ürünler tercih edilmelidir. Yasaklar veya aşırı kısıtlamalar yerine, denge kurulduğunda sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı geliştirilebilir. Mesela, yemek tabağının dörde bölünmesi alışkanlık haline getirilmelidir. Tabağın yarısını sebzeler, dörtte birini protein kaynakları, dörtte birini ise kompleks karbonhidratlar oluşturmalıdır. Yemeğe mutlaka sebze ile başlanmalı, proteinle devam edilmeli, karbonhidrat en sona bırakılmalıdır” diyor.</p>
<p><strong>Yeni yılda bu beslenme hatalarını yapmayın! </strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde  sık yapılan hatalar arasında; hızlı- şok diyetleri uygulamak, sosyal medyadaki detoks ya da kürleri denemek, aç kalarak kilo vermeye çalışmak veya çok düşük kalorili diyetlere yönelmenin yer aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Önemli olan, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinerek sürdürülebilir bir beslenme düzeni ile yaşam tarzı değişikliğidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Gizli şeker ve maskelenmiş hipertansiyona dikkat!</strong></p>
<p>Check up kavramının yalnızca “test yaptırmak” olarak algılandığını, oysa asıl amacın sağlık yönetimi olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan</strong>’a göre, asıl farkı yaratan unsur sürekliliktir. Ailesinde erken yaşta kalp krizi, kanser ya da kronik hastalık bulunan bireyler için check up’ın bir “kırmızı bayrak” niteliği taşıdığını söyleyen<strong> </strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Talha Özdoğan,<strong> </strong>“Klinik pratikte en sık karşılaşılan sinsi problemler ise gizli şeker ve maskelenmiş hipertansiyondur. Bazı durumlarda laboratuvar sonuçları normal görünse bile fizik muayene hayat kurtarıcı olabilir. Ele gelen bir tiroit nodülü, tansiyon düzensizlikleri ya da karın muayenesinde fark edilen bir sertlik erken tanı açısından kritik ipuçlarıdır. Çünkü her zaman rakamlar konuşmaz; muayene konuşur” diyor. </p>
<p><strong>Spor salonuna gitmeden de küçük ama etkili alışkanlara odaklanılabilir!</strong></p>
<p>Yeni yıla girerken sağlığı güçlendirmek için büyük değişimler yerine küçük ama etkili alışkanlıklara odaklanılmasını öneren Dr. Talha Özdoğan, “Düzenli hareket bunun temel taşlarından biridir; spor salonuna gitmek şart değildir. Dengeli kardiyo ve direnç egzersizlerinin günlük hayata eklenmesi yeterlidir. Vücudun kendini onardığı en kritik zaman dilimi ise uykudur; gece uykusundan ödün vermemek gerekir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Hedeflerde yapılan en büyük hata: Motivasyon</strong></p>
<p>Yeni yıl hedeflerinde yapılan en büyük hatanın motivasyona güvenmek olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Klinik Psikoloğu Aycan Koç</strong>, “Bir hedef size “yük” gibi geliyorsa yanlış, “mantıklı” geliyorsa doğrudur. Ayrıca, hedef belirlemede önemli bir kriter de şudur: Hedef beni büyütüyor mu yoksa kendime karşı borçlandırıyor mu? Borçlandıran hedef uzun sürmez. Büyüten hedef davranışa dönüşür” diyor.  </p>
<p><strong>Yeni yılda ruh sağlığını güçlendiren küçük alışkanlıklar</strong></p>
<p>Ruh sağlığını güçlendirmek için büyük değişimlerden ziyade küçük ama düzenli davranışların etkili olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Aycan Koç,  üç temel alışkanlığa dikkat çekiyor. Bunları; gün içinde ne hissettiğini fark etmek, mikro kararlar almak ve ilişkisel netlik olarak sıralıyor. Gün içinde en az bir kez “Şu an ne hissediyorum?” sorusunu sormanın sinir sistemini düzenlediğini, mikro kararlar almanın kişinin ihtiyaçlarıyla temasını artırdığını ve ilişkisel netliğin duygusal yükü ciddi şekilde azalttığını ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tabaginizdan-sofraniza-daha-saglikli-bir-yil-602466">Tabağınızdan sofranıza daha sağlıklı bir yıl…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel Sağlığını Tehdit Eden 10 Hatalı Alışkanlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-sagligini-tehdit-eden-10-hatali-aliskanlik-413265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte soğuyan hava pek çok hastalığa davetiye çıkarmasının yanı sıra omurga sağlığımızı da tehdit ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-sagligini-tehdit-eden-10-hatali-aliskanlik-413265">Bel Sağlığını Tehdit Eden 10 Hatalı Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte soğuyan hava pek çok hastalığa davetiye çıkarmasının yanı sıra omurga sağlığımızı da tehdit ediyor. Ayrıca hareketsiz bir yaşam tarzı, masa başında geçirdiğimiz uzun saatler, spor yaparken bedenimizi fazla zorlamamız ve daha pek çok hatalı alışkanlıklarımız bel ağrısı, tutulmalar ve bunlara bağlı olarak hareket kısıtlılığına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Murat Hamit Aytar,</strong> ülkemizde her 10 kişiden 8’inin hayatında en az bir kez bel ağrısı sorunu yaşadığına dikkat çekerek, “Omurgamızın hareketli kısmının en altında kalan, yük binen taşıyıcı kısmı olan belimiz konumu itibariyle ağır yük, hatalı hareketler, travmalar ile alışkanlıkların getirdiği birçok olumsuz duruma maruz kalarak yıpranıyor ve sorunlu hale gelebiliyor. Omurlarımız arasında yer alan kıkırdak yapılı disklerimize bağlı oluşan dejenerasyon ve yıpranma bel ağrısı ile tutulmalara yol açabilen bel fıtığına neden olabiliyor. Ayrıca kemik, tendon, kas yapıları, omurilik ve omurilikten çıkan sinir köklerinde oluşan problemler de bel ağrısıyla sonuçlanabiliyor. Tüm bu etkenler zamanında tedavi edilmezse ilerleyerek büyük cerrahi girişimler ile düzeltilebilen önemli sorunlara dönüşebiliyor” diyor. Aslında, yaşam alışkanlıklarımızda yapacağımız düzenlemelerle vücudumuzun tüm yükünü üstlenen belimizi korumak tamamen elimizde. <strong>Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, </strong>bel sağlığımızı tehdit eden 10 hatalı alışkanlığımızı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p><strong>Terli halde sokağa çıkmak </strong></p>
<p>Mevsim değişiminde serin havalar belde kas ile tendonların soğuması, bunun sonucunda kolaylaşmış tutulmalar ve ağrılar anlamına geliyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, “Bel sağlığınız için sonbahar mevsimine göre giyinmeniz, ince giyinip üşümemeye ve kalın giyinip terlemeye fırsat vermemeniz çok önemli. Özellikle terlemek ve ardından soğuk havaya maruz kalmak bel ağrılarının temel sorumlularından biridir. Zira, terli bölgeler soğuk havayla aniden temas edince kas spazmlarına, böylece bel ağrılarına neden olabiliyor” diyor.</p>
<p> <strong>Isınmadan spor yapmak</strong></p>
<p>Düzenli spor yapmak sağlıklı bir omurga için en etkili yöntemlerden biri ama iyi ısınmadan, kontrolsüz, ani şekilde başlanan aktivite ve ağır yük altına girilen sporlar bel sorunlarına davetiye de çıkarabiliyor. Bu nedenle vücut geliştirme ile squash gibi ağır ve omurgaya yüklenilen sporlarda iyi ısınmayı, kontrollü hareket etmeyi alışkanlık edinmeye özen gösterin. </p>
<p> <strong>Fast – food tarzı beslenmek</strong></p>
<p>Aldığımız kilolar da bel sorunlarına yol açan bir diğer önemli nedeni oluşturuyor. Abur cubur veya fast-food olarak adlandırdığımız bol kalorili ve sağlıksız beslenme alışkanlığı, artan kilo ile özellikle bel bölgesi yağlanmasıyla birlikte bele binen yükü çok artırarak bu bölgedeki kas kalitesini düşürüyor.</p>
<p> <strong>Ağır ve büyük çanta taşımak</strong></p>
<p> Ağır ve büyük çantayı, özellikle de tek tarafta vücudumuza asimetrik yük oluşturur şekilde taşıma alışkanlığı da belimizdeki kas kalitemizi düşüren hatalı alışkanlıklarımızdan.   </p>
<p><strong>Korseyi bilinçsizce kullanmak</strong></p>
<p>Sonbaharla birlikte havalar giderek serinlerken belimizi korumak amacıyla korse ve kuşak gibi destekleri sürekli ve gereğinden fazla kullanmamız bel kaslarımızı tembelleştirip, zayıflamalarına neden olabiliyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar,<strong> </strong>bunun sonucunda destekleyici ürünlerin belimize faydadan çok zarara yol açtıklarına işaret ederek, “Korse ve kuşakları; zorlanabileceğiniz çalışma ortamında, soğuk ve rüzgârlı havalarda veya ciddi ağrılı tutuk bir anınızda ihtiyaç duyduğunuz süre kadar kullanmanız bel sağlığınız için en doğru olanıdır” diyor.</p>
<p><strong>Yumuşak yatakta yatmak</strong></p>
<p>“Yumuşak yatakta yatmak kadar, yerde çok sert zeminde yatma alışkanlığı da belimiz için hiç istemediğimiz yıpratıcı faktörlerdendir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, “Orta sert, ortopedik veya yoğun içerikli visko süngerden yapılmış, vücudun şeklini alan ama çökmeyen yataklar en ideal seçimdir” bilgisini veriyor. </p>
<p> <strong>Masa başında uzun saatler oturmak</strong></p>
<p>Kapalı, özellikle klimalı ortamlarda masa başında oturmak ve omurgamızı hatalı bir şekilde döndürmek bel sorunlarına davetiye çıkarmak gibi. Bilgisayar başında uzun saatler çalışmak belimizi hem uygunsuz pozisyona maruz bırakıyor hem de kasların zamanla zayıflayıp yağlanmaya başlamasına yol açıyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, bel sağlınız için masa başında çalışıyorsanız bel boşluğunu destekleyen bir yastık kullanmanız gerektiğini belirterek, “Ayrıca dik ya da dike yakın bir oturuş pozisyonu da bel sağlığınız için çok önemli. Kullandığınız bilgisayarın seviyesini, klavyenin bulunduğu yeri ve masa yüksekliğini de vücut ölçülerinize uygun hale getirmeyi ihmal etmeyin” diyor.  </p>
<p><strong>Klimaya doğrudan maruz kalmak</strong></p>
<p>Ofiste ya da evde doğrudan klimaya maruz kalmak da bel sağlığını tehdit ediyor. Bu nedenle klimaların hava üfleyen kanallarının önünde durmamaya özen gösterin.  Ayrıca sıcak ortamdan çok soğuk ortama aniden geçmemeye de dikkat edin. </p>
<p><strong>Teknolojik cihazları kullanırken öne eğilmek!</strong></p>
<p>Elimizden neredeyse hiç düşürmediğimiz cep telefonuna veya dizüstü bilgisayar ekranına bağımlı olmak, yani öne eğik pozisyonda telefona veya bilgisayar ekranına bakar halde uzun zaman geçirmek bel sağlığını olumsuz etkiliyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, cihazların olumsuz etkilerine karşı omurgamızı korumak için dikkat etmemiz gereken noktaları şöyle anlatıyor: </p>
<ul>
<li>Bilgisayar ekranınızın üst kenarını göz seviyesine hizalar şekilde konumlayın,  bilgisayar altı sehpa ya da yükselti kullanın </li>
<li>Başınızı çevirerek açılı bakmak yerine telefonu veya bilgisayar ekranını karşınıza alın </li>
<li>Mümkünse aynı pozisyonda uzun süre kalmayıp ara ara mola verin </li>
<li>Baş -boyun &#8211; sırt esneme hareketleri yapın, hatta mümkünse ayağa kalkın</li>
<li>Birkaç adım atın ve ayakta esneme hareketleri yapın</li>
</ul>
<p> <strong>Sigara içmek </strong></p>
<p>Sigara kullanımı bele ait dejenere olmuş yapıların iyileşme sürecine olumsuz etkisiyle bel sağlığını tehdit ediyor. Belin yanı sıra vücudumuzda yol açtığı pek çok zarar nedeniyle sigara içiyorsanız, hemen bırakmanız çok önemli. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-sagligini-tehdit-eden-10-hatali-aliskanlik-413265">Bel Sağlığını Tehdit Eden 10 Hatalı Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağız Sağlığını Koruyan 5 Önemli Alışkanlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agiz-sagligini-koruyan-5-onemli-aliskanlik-348765</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 08:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-sagligini-koruyan-5-onemli-aliskanlik-348765">Ağız Sağlığını Koruyan 5 Önemli Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</strong></p>
<p>Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere </strong>ağız sağlığının doğrudan tüm vücut sağlığı ile ilgili olduğunun unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak şunları söylüyor “Günde iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme gibi basit ve etkili alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmek büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p>Ağzımızda çoğunlukla zararsız bakteriler bulunduğunu söyleyen Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere “Ağzımız sindirim ve solunum sisteminize giriş noktasıdır ve ağız yoluyla giren bazı bakteriler hastalıklara yol açabilir. Ağız hijyeni olmayan bireylerde bu bakteriler, diş çürüğü ve diş eti hastalığı gibi ağız enfeksiyonlarına yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların da tükürük akışını bozması ağız hijyenini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü tükürük, ağzımıza giren yiyecekleri yıkar ve ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitleri nötralize ederek mikroplardan korunmaya yardımcı olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk sahibi olmak isteyenler dikkat!</strong></p>
<p>Sağlıksız ağız yapısının kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra, felç, bakteriyel zatürre gibi hayati sorunlara yol açabileceğini kaydeden Dr. Eda Özdere, hamilelere de uyarılarda bulunuyor. ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;nde yapılan beş yıllık bir araştırmaya göre periodontal hastalığı olan hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskinin 7 kat arttığını anlatan Dr. Eda Özdere, “Diyabeti olan kişilerde diş eti çekilmesi daha sık ve şiddetli seyrediyor. Yapılan çalışmalar, diş eti hastalığı olan kişilerin kan şekeri seviyelerini kontrol etmekte daha zorlandıklarını da ortaya koyuyor. Kısacası düzenli ağız ve diş bakımı, diyabet kontrolünü kolaylaştırabiliyor. Yani kontrolsüz diyabet, diş eti hastalıklarına davetiye çıkartırken diyabetli bireylerde tedavi edilmeyen bu hastalıklar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor” diyor.</p>
<p><strong>Kalp hastalığı riski üç katına çıkıyor</strong></p>
<p>Ağız bakterilerinin ve diş eti iltihabının birtakım kronik hastalıklara da yol açtığını aktaran Dr. Eda Özdere şunları söyledi: “Kalpte meydana gelen ve endokardit adı verilen enfeksiyon, genellikle ağız yoluyla vücuda giren bakteri veya diğer mikropların kan dolaşımı yoluyla kalbin belirli bölgelerine ulaşmasıyla ortaya çıkar. Araştırmalara göre periodontal (diş ve dişetlerini etkileyen iltihap) hastalığı olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma riski üç kat fazla.” </p>
<p><strong>Ağız sağlığını korumak için 5 temel alışkanlık</strong></p>
<p>Peki, sağlıklı diş ve diş eti için neler yapılması gerekiyor? Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere, bu sorunun cevabı olan yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p>-Dişlerinizi günde iki kez düzenli olarak fırçalamayı ihmal etmeyin.</p>
<p>-Dişlerin arasına kaçan gıdaların ağız kokusuna, diş etinde tahrişe ve hastalığa neden olmasını önlemek için günlük diş ipi kullanmaya özen gösterin.</p>
<p>-Oluşabilecek sorunları önlemek veya erken aşamalarında tespit edebilmek için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret edin. </p>
<p>-Sağlıklı ve dengeli beslenin.</p>
<p>-Sigara kullanmayın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-sagligini-koruyan-5-onemli-aliskanlik-348765">Ağız Sağlığını Koruyan 5 Önemli Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
