<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alınmazsa | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/alinmazsa/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/alinmazsa</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Oct 2025 11:13:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>alınmazsa | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/alinmazsa</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[emre]]></category>
		<category><![CDATA[geceleri]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıpranma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dizlerimiz vücudumuzun en büyük eklemi olarak her adımda tüm ağırlığımızı taşıyor. Merdivenlerden inip çıkmak,  çömelmek, spor yapmak, hatta oturduğumuz yerden kalkmak bile dizlerimizin karmaşık bir uyum içinde çalışmalarını gerektiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286">Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dizlerimiz vücudumuzun en büyük eklemi olarak her adımda tüm ağırlığımızı taşıyor. Merdivenlerden inip çıkmak,  çömelmek, spor yapmak, hatta oturduğumuz yerden kalkmak bile dizlerimizin karmaşık bir uyum içinde çalışmalarını gerektiriyor. Ancak, bu kadar aktif bir eklem olan dizlerimiz aynı zamanda çokça yıpranmaya da maruz kalıyor. Zamanında önlem alınmazsa ağrı giderek kalıcı hale geliyor ve hareket kısıtlılığı yaşam kalitemizi düşürüyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre</strong>, bu nedenle geceleri uyandıran ağrı, şişlik ve hareket kısıtlanması gibi sorunlar geliştiğinde mutlaka bir hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekerek, “Dizden gelen her ağrı bir uyarı niteliği taşır. Ağrıyı hafife almak, ‘geçer’ demek diz sağlığını kalıcı biçimde tehdit eder. Çünkü, yıpranma başladığında süreç sessiz ama ilerleyicidir” diyor.</p>
<p><strong>Dizlerimizi yıpratan 7 önemli neden!</strong></p>
<p>Vücudumuzun en büyük eklemi olan dizlerimiz  yük taşıma ve hareket fonksiyonları açısından kritik bir önem taşıyor. Diz ekleminde menisküsler, bağlar ve eklem kapsülü önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple, diz ekleminin diğer eklemlerde olduğu gibi günlük aktivitelerimizi sürdürebilmesi için sağlıklı olması gerekiyor. Ancak bazı etkenler dizlerimizin yıpranmalarına neden olabiliyor. Fazla kilolar,  aşırı fiziksel aktivite, sürekli diz üzerinde iş yapma, sık sık diz çökme, kaslarda zayıflık, sert zeminde yapılan sporlar ve eşlik eden metabolik hastalıklar (diyabet, yüksek tansiyon, kan yağlarının yüksekliği) dizlerimizi yıpratan 7 önemli sebebi oluşturuyor. Bu faktörlerin birlikte görülmesi diz ömrünü önemli ölçüde kısaltıyor. Diz yıpranmasının en büyük sebebinin “fazla kilo” olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre, “Her fazla kilo dize binen yükü katlar. Zamanla kıkırdak yüzeyleri aşınır, ağrı ve hareket kısıtlılığı kaçınılmaz hale gelir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Ağrı geceleri uykudan uyandırabiliyor</strong></p>
<p>Dizlerde yıpranma süreci; dizin kıkırdak doku kaybı, aşınma, menisküs yırtıkları, dizde eğrilik ve halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit ve geceleri uyandıran ağrılara kadar gidebiliyor. Kireçlenmenin “paslanma” olarak düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre,<strong> </strong>“Gerçekte olan<strong> </strong>paslanma değil, eskimedir. Dizlerde yıpranma, diz eklemlerinin kıkırdak dokularının aşınması hatta kaybı; diz ağrısı, dizden ses gelmesi, aşırı aktivite sonrasında geceleri uyandıran ağrı, dizin genellikle skoda bacak şeklini alması, dizin iç kısımlarının ağrısı ve hareket kısıtlılığının 90 dereceden fazla olmasıyla kendini belli etmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>“Kendiliğinden geçer” diyerek ihmal etmeyin! </strong></p>
<p>Bazı belirtiler fark edildiğinde “kendiliğinden geçer” deyip ihmal etmemek, ortopedi hekimine danışmak gerekiyor, aksi halde sorun daha da ilerleyerek kalıcı hale gelebiliyor. Bu belirtiler “ağrı, hareket kısıtlılığı, merdivenleri inip çıkmada zorlanma, dizleri otururken bükülü tutmakta güçlük çekme, uçakta bacakları diğer koltuk altına uzatma ihtiyacı, hareket esnasında ağrılı ses gelmesi, namaz kılar pozisyonda oturamama, geceleri uyandıran ağrı, şekil bozukluğu, dizde güvensizlik, takılma, kilitlenme ve şişlik” olarak sıralanıyor.</p>
<p><strong>Alınabilecek ilk önlem: İstirahat</strong></p>
<p>Diz ağrısını geçirmek için uygulanacak yöntemler, altta yatan nedene ve ağrının şiddetine göre değişiklik gösteriyor. Kronik ya da ciddi durumlarda profesyonel tedavi gerekmekle birlikte hafif rahatsızlıklarda hekimin önerisiyle evde uygulanabilecek yöntemler fayda sağlayabiliyor. Bu yöntemlerin başında istirahat ve dizi zorlayan aktivitelerden kaçınmak yer alıyor. Günde birkaç kez 15-20 dakikalık buz kompresi ile diz desteği veya bandaj kullanımı ağrıyı hafifletiyor. Diz ağrısı yaşayanlara kas dengesizliklerini düzeltmeye yönelik egzersiz programları ve ortopedik tabanlıklar veya uygun spor ayakkabılar tavsiye edilebiliyor. Ayrıca doktor önerisiyle steroid içermeyen antienflamatuar ilaçlar kullanılabiliyor.</p>
<p><strong>En önemli tedavi yıpranmayı önlemek</strong></p>
<p>Diz yıpranmalarında en etkili tedavinin sürecin başlamadan önlenmesi olduğunu vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre,<strong> </strong>“Erken teşhis, doğru egzersiz ve kilo kontrolü diz sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturur. Bu önlemler alınmadığında ağrı kalıcı hale gelir, hareket kısıtlanır ve yaşam kalitesi düşer” sözleriyle uyarıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Diz protezlerinin ömrü uzun yıllar sürüyor</strong></p>
<p>Dizlerde artrit, yani eklemlerde iltihap varsa veya bir travmadan sonra iyileşme sürecindeyse kasları güçlendirmek için fizik tedavi öneriliyor. Diz ağrısı olan çoğu hastada ameliyata ihtiyaç duyulmuyor. Ancak, ağrı şiddetliyse ve diğer tedaviler işe yaramadıysa, hasarlı bir bağ, kemik kırığı veya şiddetli artrit varsa ameliyata başvurulabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre, dizlerdeki ağrı ve diğer semptomların ayakta durma, yürüme ile diğer hareket etme yeteneğini büyük ölçüde etkilediği durumlarda diz protezi gerekebildiğini anlatarak, “Diz protezleri yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Diz artrozu olup protez ihtiyacı olmasına rağmen ameliyatı 5-10 yıl geciktirmek, ‘ne kadar geç olursa o kadar iyi olacağını düşünmek’ doğru bir yaklaşım değildir. Günümüzde son teknolojiler sayesinde diz protezleri uzun yıllar aşınmadan kullanılabilmektedir. Unutmayalım ki dizlerimize 60 yaşında iken 70 yaşından daha  fazla ihtiyacımız olacaktır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286">Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TPF Başkanı Ömer Düzgün: &#8220;Önlem Alınmazsa 3 Kuşaktır Bu İşi Yapan Yereller, Tekelleşmeye Yenik Düşecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tpf-baskani-omer-duzgun-onlem-alinmazsa-3-kusaktir-bu-isi-yapan-yereller-tekellesmeye-yenik-dusecek-404617</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 15:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[düşecek]]></category>
		<category><![CDATA[düzgün]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kuşaktır]]></category>
		<category><![CDATA[ömer]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[tekelleşmeye]]></category>
		<category><![CDATA[tpf]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yenik]]></category>
		<category><![CDATA[yereller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404617</guid>

					<description><![CDATA[<p>Organize gıda perakende sektörünün öncü organizasyonu Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB) 2023, yoğun bir katılımla 14'üncü kez kapılarını açtı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tpf-baskani-omer-duzgun-onlem-alinmazsa-3-kusaktir-bu-isi-yapan-yereller-tekellesmeye-yenik-dusecek-404617">TPF Başkanı Ömer Düzgün: &#8220;Önlem Alınmazsa 3 Kuşaktır Bu İşi Yapan Yereller, Tekelleşmeye Yenik Düşecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Organize gıda perakende sektörünün öncü organizasyonu Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB) 2023, yoğun bir katılımla 14&#8217;üncü kez kapılarını açtı. Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün, sektörün hızla büyüyen sorunlarına ve gelecekteki tehditlere dikkat çekerek tüm sektör oyuncularını bir araya gelmeye çağırdı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye genelinde market mağaza sayılarının 51 bini aştığını belirten Düzgün; &#8220;Gıda perakendesinin güvencesi olan yerel zincirler, rekabet gücünü hızla kaybediyor. Bir tarafta 46 bini aşkın discount ve ulusal zincirler, diğer tarafta 5 bin 500 yerel zincir. Sektörün tüm tarafları ortak hareket etmezse sadece yerel zincirler değil, yerli üreticiler ve tüm ekosistem kaybedecek. Mağaza açılışlarına yönelik önlem alınmazsa 3 kuşak bu işi yapan yerel zincirler tekelleşmeye yenik düşecek&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>Tüm market zincirleri karşısında konumlanan yeni mağaza oluşumlarına da dikkat çeken Düzgün; &#8220;Biz rekabete karşı değiliz, haksız rekabete karşıyız. Türkiye&#8217;nin şu anda yeni market mağazalarına ve oluşumlara ihtiyacı yok. Karşımızdaki yeni oluşumlar ne satıyor, hangi markayı satıyor, hangi fiyata satıyorsa, bu olanaklar bize de sunulsun. Türkiye genelindeki tüm yerel zincirler olarak market mağazalarımızda aynı fiyata satacağız&#8221; açıklamasını yaptı.</strong></p>
<p>Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) 2023, Türkiye gıda perakendesinin nabzını tutmak için kapılarını açtı. İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde bu yıl 14&#8217;üncüsü gerçekleşen zirvede sektörün önde gelen yüzlerce temsilcisi ve uzmanı &#8220;Birlik &#8211; Beraberlik&#8221; teması altında bir araya geldi. İki gün sürecek etkinlikte katılımcı ve sponsor firmalar önümüzdeki dönemde market raflarında yer alacak ürünlerini sergilerken, sektörün onlarca duayen ismi, gıda perakendesinin yarınına şekil vermek için YZB&#8217;de sahne alacak.</p>
<p>Zirvenin açılış konuşmasını yapan TPF Başkanı Ömer Düzgün, ülkece zorlu süreçlerle mücadele ettiğimize değinerek, pandemi ve devamında pandeminin ağır ekonomik etkileriyle karşılaşıldığını belirtti. Şubat ayında üst üste meydana gelen 2 deprem ile yüzyılın felaketini yaşadığımızı belirten <strong>Düzgün</strong>, &#8220;Depremler sonucunda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah&#8217;tan rahmet diliyor, acılı ailelerine sabır, halen tedavisi devam eden vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“TEK YÜREK OLMA VAKTİ”</strong></p>
<p>Ömer Düzgün, ekonomik sıkıntıların dünya genelinde ana gündem olduğunu vurgulayarak, &#8220;Yaşadığımız tüm zorluklarda millet olarak benzersiz bir dayanışma sergiliyoruz. Geçici zorluklar karşısında birlikte hareket ederek güçlü duruyoruz. Bu dayanışma ve birlik ruhunu, hayatımızın her alanına ve iş yapma şeklimize yaymak için bu yılki Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) temasını &#8216;Birlik-Beraberlik&#8217; olarak seçtik&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p>Gelecekteki tehditleri ele alan Düzgün, enflasyon gibi ekonomik sorunların yanı sıra üretim, iş gücü, tarım ve hayvancılık gibi gündem maddelerinin, ortak gayret ve dayanışma ile aşılabilineceğini vurguladı.</p>
<p>Ömer Düzgün, gıda perakendesinde şimdiye kadar sektörün farklı oyuncularının kendi iç işleyişlerine odaklandığını belirterek, &#8220;Herkes kendi stratejilerini izledi, değerli projeler hayata geçirildi ve başarı hikayeleri yazıldı. Şimdi, hep birlikte hareket etme zamanı geldi. Daha güçlü iletişim ve iş birliği gerekiyor. Eğer bugünden geleceğe dönük adımlar atmaz, ortak hedeflere ilerlemez, muhtemel sorunları öngörmez, tüketicilere alınması gereken önlemleri sunmaz ve daha şeffaf olmazsak, gelecekteki hedeflere ulaşma hayal olur&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“GELECEĞİMİZİ İNŞA EDECEĞİMİZ TÜM PROJELERDE YER ALMAK İÇİN HAZIRIZ”</strong></p>
<p>Gıda perakendesinin yeni bir yaklaşıma ihtiyacı olduğunu vurgulayan <strong>Düzgün</strong>, &#8220;Gençlerimizin marketçiliği bir meslek olarak görmelerini sağlamak için ortak adımlar atmalıyız. Aynı şekilde, gençlerimizin tarım ve hayvancılığa yönelmeleri için gereken tüm desteği sağlamalıyız. Yerel zincirler olarak, geleceğimizi şekillendirecek adımları atmak için devletimizden, otoritelerden ve sektörden gelecek tüm iş birliklerine ve her türlü projede yer almak için hazırız&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Sektörün binlerce paydaşını bir araya getiren etkinlikte yerel zincirlerin hiçbir zaman rekabete karşı olmadığının altını çizen <strong>TPF Başkanı</strong>, &#8220;Rekabet sektörün ve şirketlerin verimliliğini artırır, yenilikçi düşünceye teşvik eder. Şirketler rakiplerinden bir adım önde olmak için sürekli yeni çözümlere yönelir. Bu, müşteri memnuniyetini artırır, kaliteyi yükseltir, pazarın büyümesini sağlar ve ülkemiz kazanır&#8221; dedi. </p>
<p><strong>“ÖNLEM ALINMAZSA TÜM EKOSİSTEM KAYBEDECEK”</strong></p>
<p>Teknoloji ve savunma sanayi kadar, önümüzdeki süreçte yerli üretimi, tarımı, yerel işletmeleri ve sürdürülebilirliği desteklemek zorunda olduğumuzu belirten Ömer Düzgün, atılacak ilk adımın Perakende Yasası&#8217;ndaki eksikliklerin giderilmesi olduğuna işaret etti. Türkiye&#8217;de 5 ve üzeri mağazaya sahip olan market sayısının 51 binin üzerine ulaştığını belirten <strong>Düzgün</strong>, &#8220;Ülkemizde devasa boyutlara ulaşan market enflasyonuna karşı, yan yana veya üst üste açılışlar yerine bunun belirli kurallara göre yapılmasının neresi kötü? Bir tarafta 46 bini aşkın discount ve ulusal market, diğer tarafta 5 bin 500&#8217;ü aşkın yerel market bulunuyor. 5 ve altı mağaza sayılarını da düşündüğümüzde market enflasyonunun vahameti açıkça ortada. Büyük şehirlerden bölgelere, bölgelerden ilçelere, ilçelerden köylere kadar rekabet gücünü yitiren yerel zincirler, yayımlanan raporlara göre rekabette kan kaybetmeye devam edecek. Sadece 5 yılda 20 bin mağaza açan discount ve ulusal zincirlerin mağaza sayısının 2029 yılında 55 bini aşacağı belirtiliyor. Rekabet gücünü kaybedecek olan yerel zincirlerin bir kısmı ya kepenk kapatacak ya da market birleşmeleri hızlanacak. Birçoğu 3 kuşaktır hizmet verdiği sektördeki tekelleşme yönü nedeniyle yenik düşecek, yaptığı işi bırakacak. Peki burada kim başarısız ilan edilecek? Onca kepenk kapanırken discountlar, ulusallar sevinecek mi? Bu kuralsız gidişatın tek kaybedeni gıda sektörünün sigortası olan yerel zincirler olmayacak. Önlem alınmazsa yerel zincirlerle birlikte, yerli üreticiler ve tüm ekosistem kaybedecek&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;ADİL REKABET İÇİN AYNI OLANAKLARI İSTİYORUZ: AYNI FİYATA SATMAYA HAZIRIZ!&#8221;</strong></p>
<p>Enflasyon karşısında vatandaşların istedikleri ürünleri almakta güçlük çektiklerini ve market sepetlerinin bölünmeye devam ettiğini belirten Ömer Düzgün, yeni market mağazalarına veya oluşumlara şu an için ihtiyaç olmadığını vurguladı. <strong>TPF Başkanı</strong>, &#8220;Karşımızdaki yeni oluşumlar ne satıyorsa, hangi markayı satıyorsa, kaça satıyorsa, bu fırsatları bize de sunsunlar. Türkiye&#8217;deki tüm yerel zincir market mağazalarında aynı fiyata satacağız&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“VATANDAŞLARIMIZIN ALGISIYLA OYNANAN UYGULAMALARA ÖNLEM ALINSIN”</strong></p>
<p>Ömer Düzgün Perakende Yasası&#8217;ndaki eksik ayaklarla ilgili alınması gereken önlemlerle ilgili olarak şöyle konuştu: &#8220;Mağaza markalı ürünlerin satışı için muadil en az üç bilinen marka ürünün de satılması zorunlu olsun. Satışa sunulan mağaza markalı ürün miktarı, aynı ürünün muadiliyle birlikte işletmede satışa sunulan toplam miktarın yüzde 25’ini geçmesin. Yerli üretici, yerli markalar da rekabette yenik düşmesin. Daha da önemlisi, alışveriş için sadece birkaç dakika ayıran vatandaşlarımız daha düşük gramajlı ürünlere aynı ücreti ödemesin, algısıyla oynanmasın. Herkesi kucaklayacak düzenlemelerle sektörümüz, vatandaşlarımız ve ülkemiz kazanacak. 100 bini aşkın çalışanımızla bayrağı daha ileri taşımak, ilçelerimizden şehirlerimize ve ülkemize daha fazla katma değer sağlamak, yeni başarı hikayeleri yazmak için hazırız.&#8221;</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tpf-baskani-omer-duzgun-onlem-alinmazsa-3-kusaktir-bu-isi-yapan-yereller-tekellesmeye-yenik-dusecek-404617">TPF Başkanı Ömer Düzgün: &#8220;Önlem Alınmazsa 3 Kuşaktır Bu İşi Yapan Yereller, Tekelleşmeye Yenik Düşecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[denk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[oluşabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesine]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor. Yapay zekânın kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, önlem alınmadığı takdirde bu teknolojinin nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabileceğini vurguluyor. Yapay zeka denetimlerinin nasıl uygulanacağı sorusunun henüz bir yanıtı olmadığına değinen Bingöl, küresel bir otoriteden çok her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini ifade ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi SBF Dekan Yardımcısı, Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yapay zeka modellerinin getirebileceği olası riskleri ve bu risklerin nasıl kontrol altına alınabileceği konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâlar, büyük bir alanda birçok kişinin işini elinden alabilir </strong></p>
<p>Her şeye muktedir yapay zeka modellerinin olası riskleri de beraberinde getirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Kullanıcılarına büyük avantajlar sağlaması yüzünden, bu kişilerin insanlığı avucunun içine alması gibi medyatik riskleri şu an için düşünmek gereksiz. Ancak çok daha yakında etkileriyle yüzleşmemiz gereken birçok risk ve tehlike bizleri bekliyor.” dedi.</p>
<p>Sanayi devrimiyle birlikte, buharlı makinelerin insanların yapmış olduğu işleri elinden aldığını ama bunun yanında çok daha fazla iş alanı oluşturduğunu hatırlatan Bingöl, “Yapay zekâ için ‘yeni iş imkânları oluşturacak’ dense de son zamanlarda her kesimden insanın da dikkatini çeken genel modeller, buharlı makineler gibi insanların yaptığı işleri daha verimli yapmak için tasarlanmadılar. İnsanların yapabileceği her türlü bilişsel faaliyeti yapabilmek için tasarlandılar. Bu da demektir ki yeni iş imkânı olarak gördüğümüz her şey bir süre sonra tekrardan genel modeller tarafından öğrenilebilir. Sürecin hiçbir yerinde insana gerek kalmaksızın faaliyet gösteren işletmeler oluşabilir. Doğru yönetilmediği takdirde bu tür bir değişimin etkileri dünya üzerinde çok yıkıcı olabilir. Genel maksatlı yapay zekâlar, doktorluktan avukatlığa, yazılım mühendisliğinden yöneticiliğe kadar büyük bir alanda, birçok kişinin işini elinden alabilir. Bunun yanında 7 gün 24 saat çalışıp insan meslektaşlarından çok daha ucuz bir maliyet oluşturabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bu kadar önemli bir gücün tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir</strong></p>
<p>Yapay zekânın diğer bir aşaması olan ‘model oluşturma ve geliştirme aşaması’ için merkezi denetimin getirdiği risklerin düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Bingöl, bunun tek bir otorite tarafından yapılmasının önemli bir risk olduğunu söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten Bingöl, “Bu kadar önemli bir gücün üretim ve kullanımının, küresel veya değil, herhangi bir tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir. Günümüzde nükleer gücün yarattığı sorunlar ve dünya güç dengesi üzerindeki rolü ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Yeterli önlemler alınmazsa yapay zekâ teknolojisi nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojileri alanında önemli gelişmelere imza atmış bir şirket kurucu ve yöneticileri tarafından yayımlanmış bir makaleye değinen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Makalede, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde kullanılması ve doğru şekilde denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu teknolojinin denetlenmediği takdirde, insan hayatı ve toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek riskler taşıyabileceği söyleniyor. Makaleye göre, yapay zekânın uluslararası kurumlar tarafından kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldı ve yeterli önlemler alınmadığı takdirde bu teknoloji nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilecek.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Küresel gücün bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi başka sorular doğuruyor</strong></p>
<p>“Bu nükleer güç ve risk benzetmesinden yola çıkarsak, yapay zekâ teknolojisinin de küresel veya değil tek bir elde toplanmasının nasıl sonuçlar doğuracağı ve dünya güç dengesine nasıl etki edeceği açıktır.” diyen Bingöl, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu riski azaltmak için, küresel gücün birden fazla aktörün olduğu bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi ise başka sorular doğuruyor. Küresel gücü temsil eden unsurlar nasıl belirlenecek? Bu gücün kullanımı hangi süreçlere ve yetkilere bağlanacak? Anlaşmazlıklar nasıl giderilecek, onay ve veto hakları nasıl adil olarak yönetilecek?”</p>
<p><strong>Yapay zekâ iyi yönetilmezse daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabilir</strong></p>
<p>Pandemi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarından örnek veren Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler&#8217;e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan oldukça saygın ve kabul gören bir örgüt. Buna rağmen COVID-19 pandemisi döneminde, dünya üzerindeki toplumların tamamının acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine ne derece katkı sağlayabildi? Pandemi döneminde aşı geliştirme gücünü elinde bulunduran devletler, dünya dengesi üzerinde etkili oldularsa hangi güç bunu nasıl kullandı? Görüldüğü gibi, yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarına çözüm olmasını beklediğimiz küresel otorite modeli, günümüzde başka konularda tecrübe ettiğimiz modellerin bütün sorunlarına çare olamadı. Yapay zekâ kadar güçlü bir teknolojinin iyi yönetilmediği taktirde daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabileceği ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarının, küresel bir gücün elinde bulundurduğu tek bir merkeze bağlı ‘devre kesici’ gibi yapılar olmak zorunda olmadığını aktaran Bingöl, “Çeşitli standartları, çalışma ve iz bırakma çerçevelerini, yetki denetimi alt yapılarını içeren, açık ve şeffaf denetlenebilir düzenlemeler, yasalar ve mevzuatlar olarak düşünülebilir. Bu konuda çeşitli aktörlerin rol ve sorumlulukları yasalar ve mevzuatlarla düzenlenebilir. Bu yetkiler dağıtılarak çok taraflı bağımsız kontroller sağlanabilir.   Kontrol dışına çıkan, tehdit ve tehlike yaratan çalışma durumlarında uyulması gereken müdahale politikaları belirlenebilir. Bu politikalar siber güvenlik prosedürlerinde olduğu gibi önceden prova edilebilir ve denetlenebilir. Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir. Uluslararası bir otorite ile modellerin oluşturulması ve eğitilmesi gibi süreçleri denetlemek yerine, bir model oluşturulduktan sonra ‘insanların hayatlarını nasıl etkiliyor ve insanlara ait hakları ihlal ediyor mu?’ konusu denetlenmeli.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı</strong></p>
<p>Her teknolojik gelişim gibi yapay zekâ teknolojisinin de gelişimi için kaynaklara, ticari modellere ve ilgiye muhtaç olduğunu dile Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yapay zekâ konusunda oluşturulacak denetimin ve sınırlandırmanın getireceği ilave önemli yükleri olacak. Yeni uyum süreçleri, zorunluluklar, süreçler finansman ve kaynak kullanımı sınırlandırmaları… Oysa, insanlık için varoluşsal veya ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı.” dedi ve bu beklentiyi oluşturacak sınırların kim tarafından ve hangi kriterler ile belirleneceği sorusuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Denetimin ‘nasıl’ uygulanacağı konusunun henüz bir yanıtı yok</strong></p>
<p>Denetim ve sınırlandırmaların nasıl uygulanacağı ile ilgili daha alınacak çok yol olduğunu ifade eden Bingöl, “Bunun için devlet kurumlarının, teknoloji üreticilerinin ve bu konunun fikir öncülerinin beraber çalışması ve çözüm üretmesi kaçınılmaz. Özellikle bu çözümlerin, gelişim önünde engel olmadan ‘nasıl’ uygulanacağı çalışma konusudur ve henüz bir yanıtı yok. Uluslararası bir otorite oluşma fikri ise, bu yanıt bulduğunda bir anlam taşıyacak. Uluslararası bu otoritenin yetkilerinin bireysel, ulusal ve küresel güç sahibi firmalar ile nasıl uyum sağlayacağı, kullanacağı denetim mekanizmaları ve yetkileri gibi soruların da yanıtları netleşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olmalı</strong></p>
<p>Küresel bir otoriteden çok her ülkenin veya ülkeler birliğinin, temel prensiplere ve uyuma sadık kalmak üzere, kendine göre uyarlayabileceği mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Karşılıklı yükümlülükler üzerine bir denge inşa edilmesi ülkemiz açısından da önemli riskleri bertaraf ederek, tersine avantajlar getirir.” dedi. </p>
<p>Türkiye’nin, birçok uluslararası organizasyon ve düzenlemelere tabi olduğunu, bunların getirdiği yükümlülüklere, bağımsızlığı ve güvenliğinden taviz vermeden uyum sağladığı ve taahhütlerini yerine getirebildiğini hatırlatan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ülkemiz bunu sağlamak için gerekli resmi, kamu ve özel kurumlara, üniversite ve ar-ge merkezlerine, sivil toplum örgütlerine sahip. Bunlar arasında eşgüdümü sağlayacak mevzuatları oluşturma tecrübesi ve kapasitesi var. Küresel alanda Türkiye bu gibi organizasyonların da tam ortasında olmak zorunda. Güç dengesini korumak ve söz sahibi olmak üzere son yıllarda oldukça gelişmiş yapay zekâ teknolojilerini üretmesi, kullanması ve geliştirmesi ile bu durumu hak ediyor. Ayrıca adalet, hak ve hukuk konularında da yapay zekâ üzerinden öncü rolünü üstlenmeli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş Yanıkları Önlem Alınmazsa Kalıcı Hasar Bırakabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-yaniklari-onlem-alinmazsa-kalici-hasar-birakabiliyor-386399</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 08:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[bırakabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte güneşle olan temasın daha çok arttığı şu günlerde vücudumuzu güneşin zararlı etkilerinden korumak daha da önem kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-yaniklari-onlem-alinmazsa-kalici-hasar-birakabiliyor-386399">Güneş Yanıkları Önlem Alınmazsa Kalıcı Hasar Bırakabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte güneşle olan temasın daha çok arttığı şu günlerde vücudumuzu güneşin zararlı etkilerinden korumak daha da önem kazandı. Masum görünen güneş yanıklarının aslında oldukça önem taşıdığına işaret eden Deri Hastalıkları Uzm. Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, yarattığı ağrı, kızarıklık gibi şikayetlerin çok ötesinde kalıcı hasar bırakabileceğine dikkat çekti. Dr. Öğr. Ü. Akın, cilt yaşlanmasını hızlandırdığı gibi bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom  melanom vakalarının çoğunda güneş yanıklarının önemli bir risk faktörünü oluşturduğuna dikkat çekti. </em></p>
<p><em> </em>Özellikle son yıllarda, ozon katmanındaki incelme, bronz tenin moda haline gelmesi, solaryum gibi yapay ışık kaynaklarının kullanımının artmasının da güneş yanıklarındaki artışta etkili olduğuna dikkat çeken Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akın, yanıkların oluşmasındaki en önemli risk gruplarının başında da güneş koruyucu kullanmadan cildi güneş ışığından veya solaryum gibi yapay kaynaklardan gelen UV ışığına maruz bırakanların geldiğini söyledi.  </p>
<p>Güneşin UV ışınlarına aşırı maruziyet, güneş yanığı, erken cilt yaşlanması hatta cilt kanserine varan sonuçlar doğurabileceğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, “Cilt kanseri için her ne kadar çevresel faktörler ve kalıtım gibi etkenler söz konusu olsa da korunmasız güneşe maruziyet de önemli bir etkeni oluşturmaktadır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GÜNEŞ YANIĞI RİSKİNİ BELİRLEMEK İÇİN GÖLGE KURALINI KULLANIN”</strong></p>
<p>Güneş yanığı riski açısından, güneşin ne kadar güçlü geldiğinin göstergesinin UV indeksi olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, bu değer ne kadar yüksek olursu yanık riskinin de o denli artacağını söyledi. Bununla birlikte değerin artmasıyla birlikte yanığın oluşması için gereken sürenin de kısaldığını hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Akın doğru zamanı bulmak için kullanılabilecek gölge kuralıyla ilgili şunları anlattı: “Gölgenize baktığınızda boyunuzdan kısa olması güneşin UV ışınlarının güçlü olduğunu ve mutlaka korunmak gerektiğini gösterir. Bu nedenle mutlaka UV indeksi incelenmelidir. Ayrıca UV ışınlarının yüksek irtifalarda daha güçlü olduğu da unutulmamalı. Dolayısıyla dağcılık, kayak gibi sporlarla ilgilenen kişilerin de kolaylıkla yanabileceği unutulmamalı. Çünkü UV ışınlarının %85&#8217;e kadarı kardan, %15&#8217;i kumdan ve %10&#8217;u sudan geri yansır.”</p>
<p><strong>“ŞİDDETLİ YANIKLARDA ZAMAN KAYBETMEDEN TIBBİ YARDIM ALINMALI”</strong></p>
<p>Güneş yanıklarının iyileşme sürecinde derecesi, diyabet gibi yara iyileşmesini geciktirici hastalıkların varlığı ya da yanığa yapılan doğru ya da yanlış müdahalelerin etkili olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, “Aynı şekilde iyileşme süresi de yanma şiddetiyle doğru orantılıdır. Çünkü şiddetli yanıklarla vücudun hasar görmüş deri tabakasını değiştirmesi zaman alacaktır. Bu nedenle hafif güneş yanıklarında 3-5 gün içinde şikayetler azalmaya başlarken daha şiddetli yanıklarda iyileşme birkaç haftayı bulabilir. İyileşme sürecinde kişinin yaşı ve genel sağlık durumu gibi faktörler de etkilidir. Bu nedenle hafif derecedeki yanıkların kendi kendine iyileşmesi beklenebilir ancak daha şiddetli yanıklarda mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır.”</p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, güneş yanıklarında ilk etapta yapılabilecekler konusunda ise şu bilgileri verdi: “İyileşme sürecinde mutlaka güneşten korunmalı. Yanık olan bölgeler uygun kıyafetlerle kapatılmalı. Hem yaranın iyileşmesi hem de olası enfeksiyonlardan korunmak için oluşan kabarıklar kesinlikle patlatılmamalı. Bunun yanında ağrıyı azaltmak için ılık duş alınabilir. Sonrasında da aloe vera içerikli nemlendiriciler kullanarak derinin nemi korunmalı. Su kaybını önlemek için de ekstra su tüketmeye dikkat edilmeli.”</p>
<p><strong>“GÜNEŞ YANIĞI VARSA HAVUZA GİRMEYİN”</strong></p>
<p>Güneş yanığı olan kişilerin hiçbir şekilde havuza girmemeleri ve kabarcıkları patlatmamaları gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, “Havuz suyunda yer alan klor cilde zarar verecektir. Kabarcıklar içinde su ve sabunla temizlenip antibiyotikle krem sürülmesi ve korumak amacıyla da bandajla kapatılması gerekir.” diye konuştu. </p>
<p><strong> BU ÖNLEMLERİ ALMADAN GÜNEŞE ÇIKMAYIN</strong></p>
<p>Güneş yanıkları için en önemli noktanın ise gerekli korunmanın önceden sağlanması olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, alınabilecek önlemler konusunda şu bilgileri verdi: </p>
<p>“Alınabilecek önlemlerin başında riskli saatlerde güneşe çıkılmaması geliyor. Bu nedenle zorunlu olmadıkça, UV ışınlarının en güçlü geldiği 10:00-16:00 tarihleri arasında güneşe çıkılmamalı. Ayrıca sadece güneş altında değil, dışarıya çıkıldığında gölgede bile olunsa mutlaka koruyucu kullanılmalıdır. Eğer açık havada bulunması gerekiyorsa da dışarı çıkmadan yarım saat önce suya dayanıklı koruyucu krem kullanılmalı. Güneşe çıkılacaksa sıkı dokulu kumaşlardan yapılan uzun kollu gömlekler, plaj kıyafetleri ve uzun pantolon, etekler tercih edilmeli. Kıyafetlerdeki renk tercihleri de açık renkler olmalı. </p>
<p>Şapka yine mutlaka kullanılması gereken aksesuarlardan biri olmalı. Şapka; yüzü, kulakları ve boynun arkasını gölgelemeli. Koyu renkli ve hasır şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri tercih edilmeli.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-yaniklari-onlem-alinmazsa-kalici-hasar-birakabiliyor-386399">Güneş Yanıkları Önlem Alınmazsa Kalıcı Hasar Bırakabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlağa Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeklik-doneminde-onlem-alinmazsa-bu-hastalik-kisirlaga-yol-acabiliyor-355192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 11:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklik]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlağa]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen hipospadias, doğuştan gelen hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklik-doneminde-onlem-alinmazsa-bu-hastalik-kisirlaga-yol-acabiliyor-355192">Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlağa Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen hipospadias, doğuştan gelen hastalıklar arasında yer alıyor. Doğru ve güvenilir ortamda uygulanan cerrahi müdahale yaşam boyu devam edebilecek bir hastalığın iyileşmesinde önemli rol oynuyor. Fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan olumsuz etkilenmemek için hipospadias tedavisinin sağlanması gerekiyor. İdrarın aşağı veya ayaklara doğru yapılması, ön tarafta sünnet derisi bulunmaması, penis baş kısmının koni şeklinde olmaması ve normal bir penis görüntüsüne sahip olunmaması özgüven kaybına yol açabiliyor. Hipospadias hastalığının ağır tiplerinde ise daha fazla kısırlık riskinin ortaya çıktığı biliniyor. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Taner Kamacı, hipospadias (peygamber sünneti) ve merak edilenleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bu nedenlere dikkat edin</strong></p>
<p>Hipospadias hastalığı doğuştan gelen ve penis ucunda olması gereken idrar deliğinin penisin alt tarafında olması ile karakterize bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Ortalama her 300 erkek çocuğundan birinde görülmektedir. Gerçek idrar deliğinin uca yakın olduğu hastalarda çift delik görünümü şeklinde de görülebilmektedir. Bu hastaların çoğunda peniste öne doğru eğrilik görülmektedir. Sünnet derisi arka tarafta gelişip, alt tarafta gelişmediğinden sıklıkla yarım sünnet veya peygamber sünneti olarak da adlandırılmaktadır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hipoaspadias nedenleri şunları içerir;</p>
<ul>
<li>İleri anne yaşı</li>
<li>Hamilelikte düşük tehditleri sırasında anneye verilen bazı hormonlar ve ilaçlar,</li>
<li>Tek yumurta ikizi olması,</li>
<li> Prematürite gibi durumlar</li>
</ul>
<p><strong>Doğum sonrası Çocuk Cerrahisi muayenesi yaptırın</strong></p>
<p>Hipospadias ailevi yatkınlığı yüksek olan bir hastalık türüdür. Hipospadias hastalığı eski çağlardan beri bilinen ve birçok farklı tipi, sınıflaması bulunan bir hastalıktır. Doğum sonrası ilk muayeneleri sırasında çocuk doktorları hastalığı fark eder veya anneler bebeğin altını değiştirirken penis alt tarafında sünnet derisinin olmaması, idrar deliğin penisin alt tarafında olması ve peniste öne doğru eğrilik olması ile hastalığı fark etmektedir. Ancak çocuk cerrahisi muayenesi ile de hipospadias tanısı kesinleştirilir.</p>
<p><strong>Erken dönemde önlem alın</strong></p>
<p>Hipospadiası olan çocuklarda mevcut hastalığa ek olarak; kasık fıtığı, inmemiş testis, mesane reflüsü, böbreklerde şişme, bir böbreğin doğuştan olmaması veya cinsiyet gelişim anomalileri gibi bazı hastalıklar eşlik edebilmektedir. Hipospadias hastalığının tipi ne kadar ağırsa, ek anomali riski o kadar artmaktadır. Ağır tip hipospadiası olan çocuklarda beraberinde tek taraflı inmemiş testis varsa böbrek anomalileri, iki taraflı inmemiş testis varsa cinsiyet gelişim anomalileri mutlaka araştırılmalıdır. Erken dönem tanı alınması ve tedavi sürecinin başlatılması gerekir. </p>
<p><strong>Cerrahiden korkmayın</strong></p>
<p>Yenidoğan döneminde bebeklerde ameliyat gerektiren sağlık sorunları ebeveynler tarafından paniğe ve korkuya neden olabilmektedir. Tanı sonrası sakin kalarak tedavi sürecinin nasıl işleyeceği konusunda bir çocuk cerrahi uzmanına danışılmalıdır. Hipospadias ameliyatı için ideal zaman 6 ay ile 1 yaş arasında kabul edilmektedir. Hafif olan distal hipospadias hastalarında ameliyat genellikle 1-1,5 saat sürmektedir. Daha ağır tiplerde ise sıklıkla daha uzun sürebilmektedir. Hipospadias ameliyatı genel anestezi altında, penil blok veya spinal blok ile desteklenerek yapılır. Ameliyat sırasında sünnet derisi kullanıldığından dolayı bu hastalar ameliyattan önce kesinlikle sünnet edilmemelidir. Ameliyatın ertesi sabahı hasta taburcu edilir. Hipospadias ameliyatı geciktirilirse, yaş büyüdükçe; yara iyileşmesi ve hastanın normal aktif yaşantısına dönme süresi gecikir, enfeksiyon riski artar, hastanın yaşayacağı travma ve psikolojik etkilenme daha fazla olur. Bu nedenle tedavide geç kalınmaması çok önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklik-doneminde-onlem-alinmazsa-bu-hastalik-kisirlaga-yol-acabiliyor-355192">Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlağa Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
