<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alınmalı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/alinmali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/alinmali</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Feb 2026 16:02:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>alınmalı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/alinmali</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Hukuka Aykırı SB-AHBS Zorunluluğu Geri Alınmalı”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hukuka-aykiri-sb-ahbs-zorunlulugu-geri-alinmali-610471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 16:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Aykırı]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[hukuka]]></category>
		<category><![CDATA[sb-ahbs]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası, SB-AHBS (Aile Hekimliği Bilgi Sistemi) zorunlu geçiş uygulamasına ilişkin olarak 'yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle' Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne resmi başvuruda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hukuka-aykiri-sb-ahbs-zorunlulugu-geri-alinmali-610471">“Hukuka Aykırı SB-AHBS Zorunluluğu Geri Alınmalı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hekim Birliği Sendikası, söz konusu düzenleme hakkında, X hesabından bir açıklama yaptı. </span></p>
<p><span>“Sendikamız, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün 25.12.2025 tarihli SB-AHBS (Aile Hekimliği Bilgi Sistemi) zorunlu geçiş uygulamasına ilişkin olarak Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne resmi başvuruda bulunmuştur. </span><span>Söz konusu zorunlu geçiş; Yasal dayanağının bulunmaması, KVKK’ya açıkça aykırı olması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla çelişmesi, Ölçülülük ilkesine ve hizmet gereklerine aykırı olması nedenleriyle hukuka aykırıdır. SB-AHBS’nin tek tip ve zorunlu şekilde dayatılması; milyonlarca vatandaşın özel nitelikli sağlık verisinin, yeterli yasal güvence olmaksızın merkezi bir sisteme zorla aktarılması anlamına gelmektedir. Danıştay’ın e-Nabız ve benzeri uygulamalara ilişkin iptal kararları ortadayken, aynı hukuka aykırılığın yeniden dayatılmasını kabul etmiyoruz. Öte yandan Kayseri’de pilot olarak başlatılan SB-AHBS sistemi; veri kayıpları yaşanmasına rağmen, •hekimlerin görüşü ve rızası alınmadan, yavaş, verimsiz ve sağlık hizmetini aksatan bir altyapıyla diğer illerde de zorla yaygınlaştırılmak istenmektedir. Bu şekilde dayatılan bir “dijital dönüşüm” sağlık hizmetini iyileştirmemekte; hekimleri ve hastaları mağdur etmektedir. Sorunlar giderilmeden ve sahadan gerçek geri bildirimler alınmadan bu geçiş derhal durdurulmalıdır. Talebimiz nettir: Hukuka, KVKK’ya ve normlar hiyerarşisine aykırı SB-AHBS zorunluluğu geri alınmalıdır. Aksi hâlde; iptal ve yürütmenin durdurulması talepli davalar açılacak, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının hakları sonuna kadar savunulacaktır. </span><span> Sürecin takipçisiyiz. </span><span>Hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hukuka-aykiri-sb-ahbs-zorunlulugu-geri-alinmali-610471">“Hukuka Aykırı SB-AHBS Zorunluluğu Geri Alınmalı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:07:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluktan]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukluktan itibaren önlem almak, ileride böbrek yetmezliğini önleyebilir!</strong></p>
<p>Kronik böbrek yetmezliğinin son yıllarda artış gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalar yaşamlarını ya diyalize bağlı olarak sürdürüyor ya da organ nakli olarak yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşabiliyor.” dedi.</p>
<p>Böbrek sağlığına çocukluk çağından başlayarak dikkat edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının kişiyi ilerleyen yıllarda böbrek yetmezliği tehlikesinden koruyabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Atamer, “Böbrek vücudumuzdaki zehirli maddeleri temizleyen, D vitaminin aktivasyonunu sağlayan, kırmız kan hücrelerimizin üretimini sağlayan hormonu üreten ve vücudumuzun sıvı, elektrolit ve pH dengesini sağlayan eşsiz bir organımızdır. Böbrek fonksiyonlarının belirli bir değerin altına inmesi kronik böbrek yetmezliğine işaret eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kronik böbrek yetmezliği tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açabilir! </strong></p>
<p>Böbrek yetmezliğinin süzme değerinin 60 ml/dk altına inmesi demek olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Eğer süzme değeri 20’nin altına inerse son dönem böbrek yetmezliği olarak adlandırılır.” dedi.</p>
<p>Önemli olanın böbrek yetmezliği gelişmeden müdahale etmek olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Üç ayı aşan bir böbrek yetmezliği kronik böbrek yetmezliği olarak adlandırılır. Kronik böbrek yetmezliği kemik erimesi, kansızlık ve kalp hastalıklarına neden olduğundan dolayı tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açar. Böbrek yetmezliği her yaş ve cinsiyette görülebilirse de  özelikle ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görülür.”</p>
<p><strong>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmak ve tedavi etmek mümkün </strong></p>
<p>Böbrek yetersizliğinin erken evrelerde herhangi bir belirti göstermeyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalığı saptamanın en etkili yolu kan ve idrar tahlillerinin belirli aralıklarla yapılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmanın ve tedavi etmenin mümkün olduğuna işaret eden Prof. Dr. Atamer, “Diyabet, yüksek tansiyon, fazla kilo, aile ve akrabalarda böbrek yetmezliği hikayesi varsa 6-12 ayda bir hekim kontrolü yapılması gerekir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Böbrek sağlığını korumak için gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Böbrek sağlığını korumak için kan şekerinin belirli aralılarla kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyabet hastaları da ilgili uzman hekimler tarafından tedavi ve takip edilmeli. Kan basıncı takibi son derecede önemli. Sağlıklı beslenmeye, tuz tüketimini günlük en fazla bir çay kaşığı olacak şekilde sınırlandırmaya özen gösterilmeli. İşlenmiş gıdalar ve fast food tarzı beslenmeden uzak durulmalı, taze sebze meyve ve ev yemekleri tercih edilmeli. Günde 1.5-2 litre su içilmeli, tütün ürünlerinden uzak durulmalı ve en önemlisi gereksiz yere antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 12:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941">Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Kemik iliğinde başlayan hastalığın, sağlıklı kan hücreleri yerine anormal hücrelerin üretilmesine yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemi bağışıklık sistemini zayıflatır; vücut enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir, kansızlık ve yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak çoğu kanser türünde olduğu gibi, erken tanı ile başarılı tedavi şansının yüksek olduğu unutulmamalı” dedi.</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin nedenleri tam olarak bilinmese de bazı vakalarda genetik yatkınlığın rol oynayabileceği düşünülüyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemi genellikle halsizlik, solgunluk, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, uzun süren ateş, ciltte morluklar ve burun kanamaları gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bazı çocuklarda iştahsızlık, kilo kaybı veya boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde şişlikler de görülebiliyor. Bu tür şikâyetler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, erken tanı ve tedavi süreci açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Lösemi tedavisinde sabır ve süreklilik önemli</strong></p>
<p>Löseminin farklı alt türleri bulunduğunu belirten Kansoy, “Tanı sürecinde kan tahlilleri ve kemik iliği incelemeleriyle hastalığın tipi belirleniyor. Elde edilen bulgulara göre kişiye özel bir tedavi planı oluşturuluyor. Tedavi genellikle kemoterapiyle başlıyor ve hastalığın türüne göre ortalama 1-2 yıl kadar sürebiliyor. Bu süreçte düzenli doktor kontrolleri ve tedaviye uyum, başarı oranını doğrudan etkiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik destek tedavinin ayrılmaz bir parçası</strong></p>
<p>Uzun süren ve sabır gerektiren lösemi tedavisinde hem çocukların hem de ailelerin duygusal olarak zorlanabildiğini belirten Kansoy, “Bu dönemde psikolojik destek almak hem çocukların hem de ebeveynlerin yaşadığı stresi hafifletiyor, tedavi sürecine uyumu kolaylaştırıyor. Ruhsal olarak güçlü kalmak, fiziksel iyileşmenin de önemli bir parçası. Lösemili Çocuklar Haftası ise bu konuda farkındalığı artırmak ve toplumun desteğini hatırlatmak açısından her yıl biraz daha fazla önem kazanıyor” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941">Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bezlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tipler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomada, yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde yüz güldürücü sonuçlar alınıyor. Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir kısmı yavaş seyirli olup sadece izlenebilirken, hızlı seyirli olanların erken tanıyla tedavi edilme oranı çok yüksektir” dedi.<strong> Lenfomanın artık korkulacak bir hastalık olmadığının altını çizen </strong></em><strong>Prof. Dr. Ateşoğlu,</strong><em><strong> </strong>doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planının hastalığın gidişatını tamamen değiştirebileceğine dikkat çekti. </em></p>
<p>Lenfomanın bağışıklık sisteminin doğal parçası olan lenf bezlerinden kaynaklanan bir hastalık olduğunu anlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastaneleri Hematoloji Bilim Dalı Bölüm Başkanı ve Kemik İliği Nakli Direktörü Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, “Halk arasında lenf kanseri olarak biliniyor. Bir kısmı yavaş seyirlidir ve tedavisiz izlenebilir. Hızlı seyirli olanlarda ise tedavi edilme oranı yüksektir. Ancak doğru zamanda konulan tanı ve uygun tedavi planı hastalığın gidişatını tamamen değiştirebilir” diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Ateşoğlu, “Seksenin üzerinde alt tipi olan lenfomanın erken tanıyla tedavi edilme oranı yüz güldürücüdür. Kalıcı lenf bezi büyümeleri, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı ve ateş ihmal edilmemelidir” dedi. </p>
<p><strong>“ADI KANSER OLSA DA BİR KISMI YAVAŞ SEYİRLİDİR”</strong></p>
<p>Lenfomanın bir lenf bezi hastalığı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenfoma, halk arasında ‘lenf kanseri’ olarak bilinen, lenf bezlerinin büyümesiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Son yıllarda farkındalık günlerinin de etkisiyle toplumda tanınırlığı giderek artıyor. Bu çok önemli çünkü lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Seksenin üzerinde alt tipi bulunur; bazıları tedavi gerektirmeden izlenebilir, bazıları ise daha hızlı seyrettiği için tedaviye ihtiyaç duyar. Bu nedenle her lenfoma tanısından korkmamak gerekir.”</p>
<p>“Adı kanser olsa da bir kısmı yavaş seyirlidir ve hızlı seyirli olanların da tedavisi mümkündür” diye konuşan Prof. Dr. Ateşoğlu, “Erken tanı ile erken tedavi sağlanır, bu da yüz güldürücü sonuçlara ulaşmamızı sağlar. Doğru zamanda, doğru biyopsi ve patoloji raporlarıyla konan tanı çok önemlidir çünkü her alt tipin tedavisi farklıdır. Yıllarca nüks etmeden yaşayan pek çok lenfoma hastası vardır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GECE TERLEMELERİNE DİKKAT”</strong></p>
<p>Lenf bezlerinin bağışıklık sisteminin doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ateşoğlu, şunları söyledi: “Lenf bezlerimiz vücudun savunma hattıdır. Enfeksiyonlarla savaşırken geçici olarak büyüyebilirler ve çoğu kişi bunu enfeksiyona bağlayarak önemsemez. Evet, her enfeksiyonda lenf bezi büyüyebilir ancak <strong>uzun süren, giderek büyüyen ve kaybolmayan lenf bezleri mutlaka araştırılmalıdır. </strong>Bu her zaman lenfoma anlamına gelmez, farklı nedenlerden de kaynaklanabilir ama sebebin netleşmesi için doktora başvurmak gerekir.” Prof. Dr. Ateşoğlu, şüphelenilmesi gereken bulgular konusunda şu bilgileri verdi: “Gece uykudan uyandıracak kadar yoğun terleme, istemsiz kilo kaybı, iştah azalması, nedeni açıklanamayan ateşler ve geçmeyen kaşıntılar bizim için önemlidir. Bu belirtiler enfeksiyon sırasında da görülebilir fakat enfeksiyon bittiğinde kaybolması beklenir. Eğer devam ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır.”</p>
<p><strong>“LENFOMADAN ŞÜPHELENMEK İÇİN İLERİ YAŞTA OLMAK GEREKMEZ”</strong></p>
<p>Lenfomanın bazı alt tiplerinin erkeklerde, bazılarının ise kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de bu konuda net bir veri tabanı yok ancak mevcut veriler, ülkemizdeki sıklığın Avrupa ülkelerine benzer olduğunu gösteriyor. Dünyanın farklı bölgelerinde bazı alt tipler daha sık görülebiliyor; Türkiye’deki dağılım Avrupa’ya yakın. Lenfoma genellikle ileri yaş hastalığıdır ancak gençlerde de görülebilir. Bu nedenle lenfomadan şüphelenmek için ileri yaşta olmak gerekmez.”</p>
<p><strong>“TEDAVİ BAŞARISI ERKEN TANIYA BAĞLI”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin evreye göre tedavi edilen bir hastalık olduğunu anlatan Prof. Dr. Ateşoğulu, tedavi yaklaşımları konusunda şu bilgileri aktardı: “Lenfomanın yavaş seyirli tipleri bazen yalnızca takip edilirken, agresif tiplerde tanıyı ne kadar erken koyarsak tedavi süresi o kadar kısalır ve başarı oranı o kadar yükselir. Geçmişte tedavi yalnızca kemoterapiyle yapılırken, bugün tedavi seçenekleri büyük ölçüde gelişmiş durumda. İmmünoterapiler bu alanda adeta bir çığır açtı. Lenfomaların iki ana tipi vardır: B hücreli ve T hücreli. Özellikle B hücreli tiplerde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar tedavi yaklaşımını tamamen değiştirdi. Artık kemoterapi tek başına değil, immünoterapi ile birlikte uygulanıyor. T hücreli lenfomalarda da hedefe yönelik yeni ilaçlar geliştirildi ve hastalara daha etkili tedavi imkânı sağlanıyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“KEMİK İLİĞİ NAKLİ NE ZAMAN GÜNDEME GELİR?”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinde kemik iliği naklinden de yararlandıklarını anlatan Prof. Dr. Elif Birdal Ateşoğlu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bazı agresif lenfomalarda, ilk tedaviden sonra hastalığın geri gelmesini önlemek için otolog (kendinden) kök hücre nakli yapılır. Bazı hastalarda ise nakil gerekmez, yalnızca hastalık tekrarladığında uygulanır. Dirençli ve genç hastalarda allojenik (vericiden) nakil seçeneği de gündeme gelebilir.”</p>
<p><strong>“ÖNÜMÜZDEKİ YILARDA TEDAVİDE ÇOK DAHA ETKİLİ SONUÇLAR BEKLİYORUZ”</strong></p>
<p>Lenfoma tedavisinin hızla geliştiği ve önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar alınabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Ateşoğlu, “Yeni ilaçlar ve hedefe yönelik tedaviler sayesinde, daha önce dirençli olan hastalarda bile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor. Özellikle CAR-T hücre tedavisi, kemoterapiye yanıt vermeyen hastalarda büyük bir umut haline geldi. Bağışıklık sistemini aktive ederek hastalığı yok etmeyi amaçlayan bu tedavilerin, önümüzdeki yıllarda çok daha etkili sonuçlar sağlaması bekleniyor.” diye konuştu. </p>
<p>Lenfoma bir kanser hastalığıdır ancak çok yavaş seyirli tipleri de vardır; bazı hastalar yıllarca sadece düzenli kontrollerle izlenebilir. Agresif tiplerde ise tedavi gerekir ve en iyi sonuçlar erken evrede tanı konulduğunda alınır. Tedaviden sonra hastalık tekrarlayabilir ama nüks en sık ilk iki yılda görülür; beş yıl sonrasında tekrarlama riski belirgin şekilde azalır. Sonuç olarak, lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Gelişen tedavi seçenekleri sayesinde her geçen gün daha başarılı ve umut verici sonuçlar elde ediyoruz.”</p>
<p><strong>İŞARETLERİN FARK EDİLMESİNDE TOPLUMSAL FARKINDALIK ŞART!</strong></p>
<p>Erken tanıyla tedavide elde edilen başarının önemine işaret eden Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerekliliğini değinerek, “Bu konuda birçok sivil toplum kuruluşu da önemli çalışmalar sürdürüyor. Halen Lenfoma Bilimsel Alt Komite Başkanlığı görevini yürüttüğüm Türk Hematoloji Derneği’ nde de hem bilimsel hem de toplumsal çalışmaları ulusal ve uluslararası boyutta sürdürüyoruz. Amacımız tüm toplumlarda lenfomanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ancak erken tanının ne denli önemli olduğunu anlatmak” diye konuştu</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenf-bezlerinde-kalici-buyume-dikkate-alinmali-583956">Lenf Bezlerinde Kalıcı Büyüme Dikkate Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 12:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farklılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[olabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[topçuoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olan Alzheimer hastalığında beyin hücre ölümünün çok hızlı ve erken olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşamda ortaya çıkan birtakım değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953">Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olan Alzheimer hastalığında beyin hücre ölümünün çok hızlı ve erken olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşamda ortaya çıkan birtakım değişikliklerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Unutkanlık, plan yapma ve problem çözme yetilerinde zayıflama, halihazırda bildiği görevleri tamamlamada güçlük, yer ya da zamana ait kafa karışıklıkları, konuşma ve yazmada kelime bulma problemi gibi belirtiler mutlaka dikkate alınmalı ve uzmana başvurulmalı” uyarısında bulundu. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hastalığın ilerleyici bir nörodejeneratif hastalık olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyin hücre ölümü, çok hızlı ve erken gerçekleşiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer hastalığının tüm dünyada en sık görülen demans (bunama) tipi olduğunu belirten   </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, “Alzheimer hastalığı, henüz nedeni tam aydınlatılamayan şekilde beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle olmaktadır. Yaşla beraber her kişide beyin hücre ölümü olmaktadır ama Alzheimer hastalığında bu süreç çok hızlı ve erken olmaktadır. Hücre ölümüyle birlikte beyin yavaş büzüşmeye başlar ve küçülür. Alzheimer hastalığı yaşlanmanın doğal bir sonucu değil, ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bu belirtiler göz ardı edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer belirtilerinden bahseden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, “Unutkanlık, plan yapma ve problem çözme yetilerinde zayıflama, halihazırda bildiği görevleri tamamlamada güçlük, yer ya da zamana ait kafa karışıklıkları, konuşma ve yazmada kelime bulma problemi önemli belirtiler arasındadır. Eşyaları yanlış yere koyma ve sonrasında koyduğu yeri bulamama, muhakeme yeteneğinin bozulması, iş hayatından ve sosyal aktivitelerden kaçınma, duygudurum ve kişilik değişiklikleri de diğer belirtiler arasında sıralanabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mekânsal ilişkiyi anlamada güçlük çekilebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, g</span></span></span><span><span><span>örsel olarak objeleri ve bunların mekânsal ilişkilerini anlamada güçlük çekmenin de bir başka belirti olduğunu söyledi. Bunu bir örnekle açıklayan </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Örneğin p</span></span></span><span><span><span>encereden bakarken gördüğü bir cismi kendine ait bir eşyaya benzetme ve eliyle uzanırsa ya da pencereden aşağıya adım atarsa ona ulaşabileceğini sanmak da belirtiler arasında yer almaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Unutkanlığın farklı nedenleri olabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Her unutkanlığın Alzheimer habercisi olmadığını ancak ciddiye alınması gerektiğini belirten </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “</span></span></span><span><span><span>Unutkanlık bir semptomdur. Alzheimer dışında da pek çok hastalık ya da tıbbi durumlarda görülebilir. Bu durumlar ciddiyet açısından bazı vitamin ya da mineral eksikliklerinden beyin tümörlerine kadar geniş bir yelpazede olabilirler. O nedenle unutkanlık yakınması da tüm diğer semptomlar gibi ciddiye alınıp hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aile öyküsü, kafa travması, depresyon risk faktörleri arasında…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’da risk faktörlerine dikkat çeken </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu</span></span></span><span><span><span>, bu faktörleri yaş, aile öyküsü, kafa travması, geçirilmiş depresyon öyküsü, kalp-damar ya da beyin- damar hastalıkları, düşük eğitim düzeyi ve ApoE4 taşıyıcılığı olarak sıraladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İşleyen beyin ışıldar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alzheimer’in ortaya çıkmasının önlenemeyeceğini ancak bu durumun yaşam koşullarına bağlı olarak daha ileri yaşlara ertelenebileceğini ifade eden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“</span></span></span><span><span><span>Her ne kadar hastalığın oluş mekanizmasını önlemeye yönelik tedavi çalışmaları sürse de Alzheimer hastalığının ortaya çıkması, günümüz koşullarında önlenememektedir. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, işleyen beyin ışıldar. Eğitimli, sosyal hayatın içinde, üretmeye çalışan insanlarda semptomlar çok daha geç ortaya çıkabilecekken, düşük eğitim düzeyi, sosyal izolasyon, hayatın dışında kalma gibi unsurlar, hastalık belirtilerinin çok daha erken ortaya çıkmasına neden olur. Bu da kişinin yaşam kalitesi açısından çok önem taşır.” </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-belirtisi-olabilecek-farkliliklar-dikkate-alinmali-576953">Alzheimer belirtisi olabilecek farklılıklar dikkate alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 12:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kül]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurundan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları, sağlık açısından riskler barındırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159">Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülke genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları, sağlık açısından riskler barındırabiliyor. Külleri solumanın zararlı olduğunu vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, kurşun, kadmiyum, nikel ve arsenik gibi metaller içeren kül partiküllerinin akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek astımı kötüleştirebileceği ve nefes almayı zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Külün çöktükten sonra rüzgâr veya insan faaliyetleriyle yeniden havada asılı kalarak haftalarca hatta aylarca hava kalitesini etkilemeye devam edebileceği uyarısında bulunan Osman El Jundi, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını, kapı ve pencerelerin kapalı tutulmasını ve dışarda maske kullanılmasını önerdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, yurt genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları ve korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Külleri solumak sağlık açısından zararlı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yangın sonrası oluşan kül partiküllerinin atmosferdeki bulutlar ile birleştiğinde kül yağmuru şeklinde sağlığı tehdit eden ilave bir tehlike oluşturabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Direkt olarak külleri solumak sağlımız için zararlıdır. Kül, tehlikeli bir atık maddesi olarak sınıflandırılmasa da kurşun, kadmiyum, nikel ve arsenik gibi metaller; eski evlerden veya diğer binalardan gelen asbest ve yakıcı maddeler gibi tehlikeli maddelerin izlerini içermektedir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astımı kötüleştirebilir, nefes almayı zorlaştırabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Külde bulunan maddelerin oluşturacağı sağlık sorunlarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “İnce partiküller akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek astımı kötüleştirebilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Külde asbest, nikel, arsenik veya kadmiyum varsa, bu maddeler kansere neden olabileceğinden, bunlara maruz kalma özellikle endişe vericidir. Küldeki maddeler çeşitlilik gösterdiğinden, her zaman dikkatli olmak en iyisidir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik hastalığı olanlar dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle KOAH ve alerjik astım gibi kronik hastalığı olanlar açısından oluşabilecek etkileri de anlatan Osman El Jundi, “K</span></span></span><span><span><span>ül parçacıkları o kadar ince olabilir ki akciğerlerin derinliklerine kadar solunabilir. Yüksek maruziyetle, sağlıklı bireyler bile artan öksürük ve tahrişle birlikte göğüs rahatsızlığı yaşayabilir. Burun tahrişi ve burun akıntısı gibi yaygın akut (kısa süreli) semptomlar görülebilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanser riski ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yangın sonrası temizlik çalışmaları nedeniyle yangın bölgesinde kül ve yangının diğer ürünlerine maruz kalınabileceğini ifade eden Osman El Jundi, “Bu durum da gözlerin, burnun veya cildin tahriş olmasına, öksürük ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Akciğerlere derinlemesine solunan kül partikülleri ise astım ataklarına neden olabilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Uçan külde bulunan bileşenlere maruz kalmak, kişinin kanser ve diğer solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Islak kül havuzları yeraltı sularını kirletebilir ve arsenikle kirlenmiş suyun yutulması durumunda, kişinin kansere yakalanma riski artar” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kül uzun süre hava kalitesini etkileyebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kül yağmurlarından korunmak için alınabilecek önlemlere değinen Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Kül, çöktükten sonra rüzgâr veya insan faaliyetleriyle yeniden havada asılı kalarak haftalarca hatta aylarca hava kalitesini etkilemeye devam edebilir. Kendinizi ve ailenizi kül yağışından korumanın en iyi yolu önceden plan yapmaktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Pencere ve kapıları kapalı tutun</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle yangın bölgesinde maske kullanılmasını tavsiye eden Osman El Jundi, pencere ve kapıların mümkün olduğunca kapalı tutulması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Sıcak hava olmasına rağmen olabildiği kadar evin içerisinde kalmak, kül yağmurun etkilerinden korumak için en etkili yöntemdir. Dışarıdaysanız, mümkün olan en kısa sürede sığınacak bir yer arayın. Araç kullanmanız gerekiyorsa, düşük hızlarda sürün ve bol miktarda ön cam yıkama sıvısı bulundurduğunuzdan emin olun. HEPA filtreli veya N-95 filtreli maskeler, küldeki zararlı ince parçacıkları filtreleyeceği için özelikle dışarda görevi olan kişiler tarafından temin edilmelidir. Pencere ve kapıları mümkün olduğunca kapalı tutun. Evcil hayvanlarınızı mümkün olduğunca içeride tutun. İçeri girdiğinizde evcil hayvanları fırçalayın veya elektrik süpürgesiyle süpürün. Önemli bilgiler için yerel yetkilileri dinleyin. Orman yangını sonrası temizlik yaparken kendinizi zararlı küllerden koruyun.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159">Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali-436105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2024 08:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[salgınına]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde çevremizde yoğun olarak duyduğumuz söz “herkes hasta”. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde çok yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bunun yanında hastane yatışlarının da çok arttığını hatta yoğun bakımlarda grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali-436105">Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son günlerde çevremizde yoğun olarak duyduğumuz söz “herkes hasta”. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde çok yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bunun yanında hastane yatışlarının da çok arttığını hatta yoğun bakımlarda grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladığını söyledi. Yaşanan bu durumu “soğuk algınlığı salgını” olarak tanımlayan Prof. Dr. Sönmezoğlu, alınması gereken önlemlerle ilgili bilgi verdi. </em></p>
<p>2020 yılında başlayan ve 2023&#8217;e kadar hızını kesmeyen Covid-19 salgınının etkileri yeni yeni kaybolmaya başlarken 2023 yılının kasım ayından itibaren sadece ülkemizde değil, Avrupa&#8217;nın çoğu ülkesinde ve Kuzey Amerika ülkelerinde de ağır bir solunum yolu enfeksiyonlarından bahsedildiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu salgının “tripledemik” yani 3&#8217;lü virüs salgını olarak tanımlandığını söyledi. </p>
<p><strong>“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİN VİRÜSLERİ UNUTMASI BU DURUMA NEDEN OLDU”</strong></p>
<p>Bir solunum yolu enfeksiyonu olmakla birlikte yaşanan bu durumun Covid-19 gibi tek bir virüs değil, birçok virüsün bazen bir arada, çoğunlukla peş peşe görülmesiyle seyrettiğini söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, bu durumun nedenini şöyle açıkladı: </p>
<p>2020 Covid salgını sırasında ve 2022 ve 2023 sezonunda, her kış görmeye alışık olduğumuz influenza görülmedi. Çünkü 3 yıl boyunca insanlar evlerinde kapalı kaldılar, dışarı çıkınca maske taktılar. Dolayısıyla insanların bu virüslere karşı bağışıklığı belirgin olarak düştü. Bu yıl da her yıl görmeye alışık olduğumuz influenza salgını yeniden ortaya çıktı. Çünkü insanlar artık bir araya gelmeye başladı, korunma önemleri azaldı. Dolayısıyla bağışıklık sistemimizin unuttuğu virüsler hızlı ve kolayca yayıldı.”</p>
<p>Şu an özellikle İstanbul ve çevre illerde çok ciddi vaka birikimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, polikliniklerinde çok yoğun bir hasta birikimi var. Acil serviste kuyruklar oluşmaya başladı. Hastane yatışları çok arttı. Hatta yoğun bakımlarda bu grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladı. Dolayısıyla çok ciddi bir vaka birikimi var.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>“OMİCRONUN YENİ VARYANTINA KARŞI AŞI KORUYUCU OLMUYOR!”</strong></p>
<p>Covid 19’un soğuk algınlığı gibi bu virüslerin arasındaki yerini koruduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, görülen vakalar arasında yüzde 20 oranında Omicron varyantının bir alt grubu olan yeni bir varyant olduğunu söyledi. Hatta bunun daha sık duyulacağına işaret eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Aşı olan ya da covid geçirenlerin de buna karşı bağışıklığı zayıf olduğu için herkeste görülüyor. Hiç geçirmemiş evinde hep kapalı kalmış ben 3 sene hiç yakalanmadım diyen herkes şu dönem covid geçiriyor. Hatta daha sık duyacağımızı söyleyebilirim.”</p>
<p><strong>VİRÜSLER BİRBİRİNE KARIŞMAYA BAŞLADI</strong></p>
<p>Unutulan Influenza A (grip) ve pandemi döneminde kaybolan RSV virüsüyle birlikte üç virüsün birbirine karıştığını söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Önceki yıllarda RSV her zaman salgın yapar ama kasım, aralık gibi biterdi. O biterken de influenza başlardı. Şimdi bu 3 virüs birbirine karışmaya başladı. O nedenle insanlar, burun akıntısı, öksürük ve kırıklık şikayetlerinin tam geçmek üzereyken yeniden başladığını söylüyor. Yani bitmeyen bir enfeksiyon ve buna bağlı şikayetlerden bahsediyor. Aslında bu durumun nedeni virüslerin arka arkaya etki etmesi. Azalmış bağışıklıkla birlikte salgın boyutundaki bu tablo görülüyor.”</p>
<p><strong>RİSKLİ GRUPTA OLANLAR DİKKAT!</strong></p>
<p>Bu sorunun toplumun her kesiminden ve her yaş grubundaki insanı etkilediğini ancak özellikle daha ağır seyreden, hastaneye yatması gereken hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan riskli grupların olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklar 65 yaşın üstündekiler daha ağır geçiriyor. Bunun yanında 70 yaşın üstündekileri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananları riskli gruplar olarak tanımlıyor ve bu kişilerin mutlaka hastane gitmelerini öneriyoruz.”</p>
<p><strong>BELİRTİLER BENZİYOR</strong></p>
<p>Klinik olarak ilk muayene sırasında yaşanan RSV, influenza ya da Covid olup olmadığının kesin olarak ayırt edilemediğini söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, hepsinde benzer olan belirtileri anlattı: </p>
<p>“Vakaların hepsinde ateş, kırıklık, vücut ağrıları, sırt ağrıları, boğaz ağrısı ve öksürük görülüyor. Öksürük çok uzun bir süre kuru ama daha sonra balgamlı hale dönebiliyor ve alıştığımız enfeksiyonlardan farklı olarak daha uzun süren bir kuru öksürük oluyor. Hastalar göğüs ağrısı, kaburga ağrıları, sırt ağrılarından yakınmaya başlıyor.”</p>
<p><strong>BELİRTİLER AYNI OLSA DA TEDAVİLER FARKLI!</strong></p>
<p>Belirtiler farklı olsa da enfeksiyonlarda farklı tedavi protokolleri uygulandığını ve bu nedenle de özellikle riskli gruptaki kişilerin mutlaka tanıya göre tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hem covid hem de influenza için tanı konulduğunda kullandığımız etkin ilaçlar var. RSV, çocuklarda özellikle de bir yaşın altındaki çocuklarda, zatürreye hatta yaşam kaybına yol açabiliyor. Çocukluk astımlarının temelinde de RSV virüsü yatıyor. Bu nedenle tanı koyarak ona göre bir tedavi düzenliyoruz. Dolayısıyla eğer çocuk ya da yaşlı kişiler enfeksiyonu ağır geçiriyorsa mutlaka hastaneye başvurması ve tanı konularak uygun tedavi görmesi çok önemli. Çünkü bu sayede hem kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir hem de başkalarına bulaştırması önlenebilir.” </p>
<p><strong>KAPALI ALANLARDA MASKE TAKILMA VE HİJYEN ÖNLEMLERİ ALINMALI</strong></p>
<p>Yaşanan bu durumdan etkilenmemek için bazı önlemlerin alınmasının şart olduğunun altını çizen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, şunları anlattı: </p>
<p>“Öncelikle maske ve hijyen önlemlerine karşı dikkatimizi yoğunlaştırmalıyız. Özellikle, otobüs, metro, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarında, asansörde ve daha kalabalık yerlerde maske takmakta fayda var. Çünkü hafif belirtilerle seyreden kişiler bile birkaç metre alandaki herkese enfeksiyonu bulaştırabilir. Her ne kadar insanlar maske kullanmaktan bıkmış olsa da eğer yakın mesafede kapalı alanda bulunacaksa kesinlikle maske kullanılmasını öneriyorum. Bizim hastanelerimizde yeniden uygulamaya döndük. Açık havada bir metreden daha uzun mesafe bulunacaksa maske kullanmanın çok anlamı yoktur. Bunun yanında el yıkamak çok önemli. Çünkü dokunduğumuz her yerden virüsü alma riskimiz var. Bu nedenle el hijyeni konusuna aynı bir önem verilmeli. Bir diğer önemli konu da şu kış döneminde tokalaşma belki ama sarılıp öpüşmeyi özellikle risk gruplarında yapmamak gerekir.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali-436105">Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçuş Sırasında Yaşanan Kulak Ağrıları Ciddiye Alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucus-sirasinda-yasanan-kulak-agrilari-ciddiye-alinmali-362363</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 09:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[sırasında]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uçuş sırasında yaşanılabilen kulak ağrılarının genellikle ciddiye alınmadığını belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Mehmet İlhan Şahin, bu ağrıların çeşitli burun hastalıklarına işaret edebileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-sirasinda-yasanan-kulak-agrilari-ciddiye-alinmali-362363">Uçuş Sırasında Yaşanan Kulak Ağrıları Ciddiye Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Uçuş sırasında yaşanılabilen kulak ağrılarının genellikle ciddiye alınmadığını belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Mehmet İlhan Şahin, bu ağrıların çeşitli burun hastalıklarına işaret edebileceğini söyledi. Yaşanan ağrıların burunda iltihabi bir hastalık, yapısal bozukluk bazen de tümör belirtisi olabileceğini belirten Doç. Dr. Şahin, “Eğer hastalık süreci uzarsa bu problem, kulak zarında çökme, iç kulak hasarı hatta geri dönüşü olmayan işitme kaybına bile neden olabilir. Bu yüzden uçuşlarda sık sık kulak ağrısı ve kulak tıkanıklığı yaşıyorsanız acilen kulak burun boğaz uzmanına başvurun” uyarısında bulundu. </em></p>
<p> </p>
<p>Uçuşlarda yaşanan kulak ağrısı, altta farklı sorunların işareti olabilir. Bu sorunlar ciddiyetine göre ameliyata varabilen tedaviler gerektirebilir. Bu nedenle uçuşlardaki kulak ağrısının ciddiye alınması gerektiğine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Mehmet İlhan Şahin, “Uçuşlarda yaşanan geçici kulak tıkanıklığının büyük bir önemi yok. Ancak tıkanıklık uzun sürüyor ve kulakta ağrı ortaya çıkıyorsa bu önemli burun ya da geniz hastalıklarının işareti olabilir” dedi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>KULAK AĞRISI CİDDİYE ALINMALI!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Şahin bu sorunun nedenine ilişkin şunları anlattı: “Genizle kulak arasında uzanan ‘östaki tüpü’ kulağı havalandırır ve atmosferik basınç değiştiği sırada kulak basıncını dengeler. Yaşanan kulak ağrısı problemlerinin nedeni de tam olarak bu tüpün iyi çalışmamasına dayanıyor. Bu sebeple burunda iltihabi bir hastalık, yapısal bozukluk, geniz eti büyümesi, alerjik problem, tümör buna neden olabiliyor. Kulağında sık sık veya kalıcı tıkanma yaşayan, özellikle uçuşlarda kulak ağrısı yaşayan kişilerin kulak burun boğaz uzmanına muayene olmalarında yarar var.”  </p>
<p> </p>
<p><strong>“ATMOSFER BASINCININ DEĞİŞİKLİĞİ İÇ KULAKTA HASARA NEDEN OLABİLİR”</strong></p>
<p>Yalnızca uçuşlarda değil, herhangi bir araç yolculuğundaki ağrıların da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Şahin, “Çoğunlukla uzun süredir burun tıkanıklığı olan kişiler, bir nevi burundan nefes almayı unuttukları ve mevcut durumlarına alıştıkları için yaşadıkları probleminin farkında olmuyor. Bu nedenle ‘kulak ağrısına’ dikkat etsinler. Aksi takdirde bu problem; süreç uzadıkça kulaklarında çökmelere, çok daha ciddi geri dönüşsüz işitme problemlerine yol açabiliyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“NEZLE YA DA GRİPSENİZ MUTLAKA UÇUŞ ÖNCESİ TEDAVİNİZİ OLUN”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Şahin, “Nezle ya da grip olan kişilerin burnu tıkalıyken uçuş sırasında kulak ağrısı yaşaması normaldir.  Bununla birlikte bu kişilerin de yolculuk öncesinden tedavi olmasında fayda var. Çünkü burun tıkanıklığının çok fazla olması durumunda, uçuş sırasında yaşanan kulak ağrısıyla birlikte, kulak zarı deliği ve iç kulakta hasar meydana gelebilir. Dolayısıyla özellikle düzenli olarak uçak yolculuğu yapan ve her uçuşta kulak ağrısı yaşayan kişilerde sorunun kronikleştiği anlamına gelebilir.”</p>
<p><strong>“AĞRIYLA BİRLİKTE BAŞ DÖNMESİ ACİL DURUMU GÖSTERİR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Şahin, “Tedavi gecikirse kulak zarında çökme, kulakta iltihaplanma, kulak zarı delinmesi gibi problemler ortaya çıkıyor. Uçuş sırasında bir anda ağrı ortaya çıkar, beraberinde baş dönmesi de gelirse bu çok ciddi ve acil bir soruna işarettir. Böyle bir durumla karşılaşan kişilerin de uçuş sonrası bir an evvel acil servise başvurmaları gerekir.”</p>
<p><strong>UÇUŞLARDA BEBEK VE ÇOCUKLARIN AĞLAMA KRİZLERİ ÖNEMSENMELİ</strong></p>
<p>Uçuşlarda çok sık karşılaşılan bir başka konunun da küçük çocukların yaşadıkları ağrı krizleri olduğunu hatırlatan Doç. Dr. İlhan Şahin, “Genellikle normal bir durum olarak algılansa da ebeveynlerin bu konuda dikkatli olmalarında fayda var. Eğer çocuk ya da bebekler çok ağlıyor ve hiçbir şekilde susmuyorsa mutlaka ciddiye alınmalı. Yaşadığı sorun kulak ağrısı kaynaklı olabileceği için bu şekilde uçuşlarda ciddi ağlama krizleri yaşayan çocuklar için hekime başvurulmasında fayda var” dedi. </p>
<p><strong>SORUNA GÖRE CERRAHİ TERAVİ YÖNTEMLERİ FARKLILAŞIYOR</strong></p>
<p>Burnunda yapısal sorun olanlara cerrahi tedavi uyguladıklarını belirten Doç. Dr. Şahin, iltihabi ya da alerjik sorunlarda ilaç tedavisi uyguladıklarını söyledi. Doç. Dr. Şahin, farklı sorunlara yönelik gerçekleştirilen tedavilerle ilgili şu bilgileri verdi: “Özellikle büyük geniz eti olan ve kulak ağrısı, kulak tıkanıklığı, işitme kaybı sorunu yaşayan kişilerde ya da çocuklarda geniz etinin alınması, hatta kulak iyi havalanamıyorsa havalanması için ‘kulak tüpü’ uygulaması gibi cerrahi işlemler uyguluyoruz. Bunun dışında da burnun açılmasına yönelik ilaç tedavisi uyguluyoruz. İlaç tedavisi yeterli gelmezse de kemik, kıkırdak eğrilik düzeltilmesine, büyümüş etlerin alınmasına ya da küçültülmesine yönelik cerrahi tedavilerin uygulanması gerekiyor. Kulağında sürekli tıkanıklık problemi yaşayan kişilerde kulağın havalandırılmasına yönelik tüp tedavisi gibi uygulamalar olduğu gibi bunun dışında balonla tıkalı olan östaki borusunun açılması gibi yöntemler de söz konusu. Bu yüzden burun problemi dışında, kronik östaki tüpü sorunu yaşayan ve buna bağlı olarak işitme kaybı sorunu yaşayan kişilerde de östaki tüpünün balonla genişletilmesi ameliyatı gerekli olabiliyor.” </p>
<p><strong>“HASTA TEDAVİ SONRASI HEMEN İŞİNE BAŞLAYABİLİR”</strong></p>
<p>Tedaviye yönelik uygulanan cerrahi yöntem ve tekniklerin giderek geliştiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri KBB Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Şahin son olarak şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle problemlerini düzeltmeye yönelik endoskopik yöntemlerle kısa süreli prosedürler bulunuyor. Uygulama sonrasında hastalara önemli bir konfor sağlanabiliyor. Ameliyat sınasında tampon uygulanmayan endoskopik işlem sonrasında hasta aynı gün taburcu olabiliyor. Bununla birlikte, kulaktaki tıkanıklığın açılmasına yönelik uyguladığımız ‘endoskopik tüp genişletme ameliyatları’ sonrasında da hasta ertesi gün iş başı yapabiliyor.” </p>
<p>Her tıkanma için cerrahi uygulanmasa da cerrahi ihtiyaç duyan hastaların bu konuda yaşadıkları tedirginlik nedeniyle ameliyatı geciktirmemeleri gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Şahin, “Hastayı ameliyat olmak değil, hastalığın kendisi tedirgin etmelidir. Bu nedenle bir sorun yaşanıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-sirasinda-yasanan-kulak-agrilari-ciddiye-alinmali-362363">Uçuş Sırasında Yaşanan Kulak Ağrıları Ciddiye Alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SKD Türkiye &#8220;Afet Sonrası Kalkınmada Sürdürülebilir Kalkınma Araöları Merkeze Alınmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skd-turkiye-afet-sonrasi-kalkinmada-surdurulebilir-kalkinma-araolari-merkeze-alinmali-360011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 11:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[araöları]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınmada]]></category>
		<category><![CDATA[merkeze]]></category>
		<category><![CDATA[skd]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360011</guid>

					<description><![CDATA[<p>SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin anılacağı Dünya Saati etkinliği vesilesiyle yaptığı açıklamada bölgenin sürdürülebilirlik odağında ayağa kaldırılmasının güvenli barınma, doğal yaşam kaynaklarının sürdürülebilirliği, temiz çevre, iş güvencesi ve dolayısıyla toplum refahı için kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skd-turkiye-afet-sonrasi-kalkinmada-surdurulebilir-kalkinma-araolari-merkeze-alinmali-360011">SKD Türkiye &#8220;Afet Sonrası Kalkınmada Sürdürülebilir Kalkınma Araöları Merkeze Alınmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin anılacağı Dünya Saati etkinliği vesilesiyle yaptığı açıklamada bölgenin sürdürülebilirlik odağında ayağa kaldırılmasının güvenli barınma, doğal yaşam kaynaklarının sürdürülebilirliği, temiz çevre, iş güvencesi ve dolayısıyla toplum refahı için kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.</strong></em></p>
<p>2007&#8217;den beri tüm dünyada düzenlenen &#8220;Dünya Saati&#8221; etkinliğinde iklim krizi ve doğa kayıplarına dikkat çekiliyor. Bu yıl Türkiye&#8217;deki Dünya Saati etkinliğinde 6 Şubat&#8217;taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenler için ışıklar kapatılıyor. <strong>SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin</strong>, bu anlamlı günde yaptığı açıklamada afet bölgesinin sürdürülebilirlik temelinde yeniden yapılanmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. </p>
<p>Ebru Dildar Edin açıklamasında, “Afet bölgesindeki insanlarımıza güvenilir bir gelecek tahsis etmek bundan sonraki tek önceliğimiz. Burada da tek şansımız Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını merkeze alan yol haritası ile ekonomik, sosyal ve çevresel alanda iyileştirici aksiyonları hayata geçirmek. Afetten etkilenen 11 ilin, bölge insanına en iyi faydayı sağlayacak şekilde, sürdürülebilir temelli planlama ile yapılanmasında rehber ve yol gösterici olmaya kararlıyız” dedi. Bölgedeki sürdürülebilirlik konularını tek tek ele alan Edin, açıklamasında şu konulara değindi:</p>
<p><strong>Atık Yönetimi</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle ve ivedilikle, mevcut enkaz kaldırma çalışmalarının mevzuatlarda yer alan bertaraf yöntemlerine uygun olarak yönetilmesinin çevresel riskler taşıdığına dikkat çekmek isteriz.</li>
<li>Tasnifi çok zor miktarda bir atığın ortaya çıktığının farkındayız.</li>
<li>Diğer yandan bu tür yıkıntı atıklarının, geri dönüştürülerek döngüsel ekonomiye katkı sağlanmasını sağlayacak metotlar da mevcut.</li>
<li>Bu metotların uygulanabilmesi için öncelikle yıkıntı atıklarının çevrede felakete neden olmadan, geçici depolama alanlarının atık miktarına ve türüne göre belirlenerek kurulması gerekiyor.</li>
<li>Aksi takdirde bölgedeki atıkların orta ve uzun vadede tarımsal alanların kirlenmesine, asbest başta olmak üzere zararlı kimyasalların yer altı sularına ve toprağa karışmasına ileri safhalarda farklı salgın hastalıkların yayılmasına ve kanser riski oluşumuna neden olabileceği tahmin ediliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Temiz Suya ve Güvenilir Gıdaya Erişim</strong></p>
<ul>
<li>Depremin yıkıcı etkisinin ardından bölgenin karşı karşıya kaldığı kuraklık da ciddi bir sorun olarak karşımızda.</li>
<li>Bununla birlikte alt yapıda meydana gelen hasarlar nedeniyle temiz suya erişimde de problemler bulunuyor.</li>
<li>Depremin etkilediği 11 il, Türkiye&#8217;nin toplam tarım üretiminin yüzde 15,5&#8217;ini üretiyor.</li>
<li>Su tasarrufu sağlayan uygulamalar ve güvenilir tarım metotları ile yeni bir yapılanmanın bir an evvel bölgede uygulanması hayati önem taşıyor. Tarım faaliyetlerinin devam edebilmesi için su ve toprak güvenliğine ilişkin analizlerin yürütülmesi de ayrıca önemli.</li>
<li>Aksi taktirde salgın hastalık vakalarının artması ve yayılması kaçınılmaz.</li>
<li>Tarım mahsullerinde yaşanacak sıkıntıların da gıda fiyatlarını artıracağını ön görüyoruz.</li>
</ul>
<p><strong>OSB’lerde Yeşil Dönüşüm</strong></p>
<ul>
<li>İstihdam kaynağı ve ticaret hacmi nedeniyle bölge ekonomisinin bel kemiği olan organize sanayi bölgelerinin yeşil dönüşüm prensipleri doğrultusunda yapılandırılması; böylece sürdürülebilir istihdam ve yeşil ticaret konularında bölgeye ve Türkiye ekonomisine katkının artırılması önem taşıyor.</li>
<li>Yenilenebilir enerji kaynaklarında bölgenin tüm potansiyelinin değerlendirilmesi de ülkemizin enerji arz güvenliğine büyük katkı sağlayacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>Sosyal İçerme ve Kapsayıcılık</strong></p>
<ul>
<li>Bölgede sosyal ve ekonomik anlamda güçlendirilmiş toplum refahı sağlamak bizlerin en büyük sorumluluğu.</li>
<li>Çok büyük bir nüfus, afetin sarsıcı etkilerini yaşıyor, yaşamaya devam edecek. </li>
<li>Bölgede kamu, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları tüm imkânlarımızla çalışmak zorundayız.</li>
<li>Kadınlarla birlikte bölgede yaşayan herkesin psikolojik rehabilitasyonu; tekrar iş ortamına, eğitime, sosyal yaşama ve günlük rutine dâhil olabilmeleri anlamında acil ihtiyaçlar arasında yer almalı.</li>
<li>Bunun için tüm kırılgan gruplara istihdam güvencesi yaratmamız gerekiyor</li>
<li>Eğitimde fırsat eşitliğini koruyarak bir tek çocuğumuzun dahi eğitimden geri kalmaması için seferber olmalıyız.</li>
<li>Bilime her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. </li>
<li>Tüm süreçlerde kadınlarımızın masada ve sahada aktif olarak görev almasını sağlamalıyız.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skd-turkiye-afet-sonrasi-kalkinmada-surdurulebilir-kalkinma-araolari-merkeze-alinmali-360011">SKD Türkiye &#8220;Afet Sonrası Kalkınmada Sürdürülebilir Kalkınma Araöları Merkeze Alınmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Deprem Bölgesinde İmmün Yetmezliği Olan Hastalar İçin Ek Önlemler Alınmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-immun-yetmezligi-olan-hastalar-icin-ek-onlemler-alinmali-351410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 13:21:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[immün]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351410</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmmün yetmezliği olan hastalar, tedavileri aksamadan devam etmesi gereken özel bir grup. Çünkü bu hastaların diğer bireylere göre enfeksiyonlara çok daha yatkın olması, sanitasyon ve hijyen önerilerine mümkün olan en üst seviyede dikkat etmelerini zorunlu kılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-immun-yetmezligi-olan-hastalar-icin-ek-onlemler-alinmali-351410">&#8220;Deprem Bölgesinde İmmün Yetmezliği Olan Hastalar İçin Ek Önlemler Alınmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İmmün yetmezliği olan hastalar, tedavileri aksamadan devam etmesi gereken özel bir grup. Çünkü   bu hastaların diğer bireylere göre enfeksiyonlara çok daha yatkın olması, sanitasyon ve hijyen önerilerine mümkün olan en üst seviyede dikkat etmelerini zorunlu kılıyor. Bu nedenle, deprem bölgesindeki hastalar için ek önlemler alınarak uygun hijyenik ortamların oluşturulması gerektiğinin altını çizen Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Elif Karakoç Aydıner, “Kolaylıkla enfeksiyon kapabilen immün yetmezlikli hastalarla, merkezlerdeki hekimler ve hasta platformları sürekli iletişim halinde olmalı” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İmmün yetmezliği olan hastalar enfeksiyonlara karşı çok hassas oldukları için uygun barınma ve hijyenik ortamın oluşturulması diğer hasta gruplarına göre çok daha büyük bir önem arz ediyor. Bu ortamın sağlanamaması durumunda hastaların muhakkak uygun bir sağlık kuruluşuna sevk edilmeleri gerektiğini belirten <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Elif Karakoç</strong> konu ile ilgili uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>“Temiz içme suyuna erişim, uygun barınma, atık yönetimi, izolasyon için ek önlemler alınmalı”</strong></p>
<p>Enfeksiyonların deprem sonrası uygunsuz yaşam koşulları nedeniyle geçici bir süre artabileceğine dikkat çeken Karakoç, “İmmün yetmezlikli hastalar diğer bireylere göre enfeksiyonlara çok daha yatkın olduğundan sanitasyon ve hijyen önerilerine mümkün olan en üst seviyede dikkat edilmesi gerekiyor. Enfeksiyon riskini azaltmaya yönelik temiz içme suyuna erişim, uygun barınma, atık yönetimi, izolasyon için ek önlemler alınması da hayati bir önem taşıyor. Bunlara ek olarak maske kullanımına ve el temizliğine de her ortamda dikkat etmek, hastalıklara yakalanmama konusunda önleyici bir rol üstleniyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hekim ve hastalar ilaca erişim için sürekli iletişim halinde olmalı”</strong></p>
<p>“Hastalarımızın tedavi ve takiplerine deprem sonrası ilk günlerde aksama olması doğaldır ancak en kısa sürede ilaçlarına ve hekim kontrollerine devam etmeleri hayati öneme sahiptir” diye devam eden Karakoç şunları söyledi,  “Bulundukları yerdeki varsa sağlık kuruluşları veya sahra hastanesine bu mümkün değilse gezici sağlık ekiplerine bildirimde bulunmaları ve kullanmakta oldukları ilaçlar için talep yapmaları önerilir. Primer immün yetmezliği olan pek çok hastanın kullandığı ve enfeksiyonlardan korunmada çok önemli olan immünglobulin preparatlarına erişim elzemdir. Bu ürünler özel reçete, saklama ve uygulama koşullarına sahip olduğundan eğer bunlar sağlanamıyorsa tedavinin aksamaması ve devamlılığı açısından uygun merkezlere hastalar sevk edilmelidir. Mevcut durumda rapor süreleri uzatılmış olup reçete zorunluluğu yoktur.”</p>
<p><strong>“Uygun bir merkeze sevk edilmeliler”</strong></p>
<p>Enfeksiyon geçirdiğine dair bir şikâyet ya da belirti olması halinde immün yetmezlikli hastanın en yakın sağlık ekibine ulaşarak uygun merkeze sevkini talep etmesi gerektiğini ifade eden Karakoç,  “Bu süreçte tıbbi ve sosyal destek için hastalar takipli oldukları merkezlerdeki hekimler ve hasta platformları ile iletişim halinde olabilirler. Depremzede hastalarımız sevk edildikleri şehir ve/veya hastanede ihtiyaçları doğrultusunda tüm aile bireyleri de dahil olmak üzere destek almak için il/ilçe/hastane sosyal hizmetler birimine şahsen ya da hekimleri aracılığı ile başvurmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-immun-yetmezligi-olan-hastalar-icin-ek-onlemler-alinmali-351410">&#8220;Deprem Bölgesinde İmmün Yetmezliği Olan Hastalar İçin Ek Önlemler Alınmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
