<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>algısı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/algisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/algisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 13:19:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>algısı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/algisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijitalde en büyük risk &#8216;Bana bir şey olmaz&#8217; algısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijitalde-en-buyuk-risk-bana-bir-sey-olmaz-algisi-625438</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[bana]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalde]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Dijital Teknolojiler ve Yazılım Daire Başkanı Hakan Özdemir, 7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, dijital çağda kişisel verilerin korunmasının yalnızca bireyin değil; kurumların ve devletin de ortak sorumluluğu olduğuna işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitalde-en-buyuk-risk-bana-bir-sey-olmaz-algisi-625438">Dijitalde en büyük risk &#8216;Bana bir şey olmaz&#8217; algısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Dijital Teknolojiler ve Yazılım Daire Başkanı Hakan Özdemir, 7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, dijital çağda kişisel verilerin korunmasının yalnızca bireyin değil; kurumların ve devletin de ortak sorumluluğu olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>‘Ben önemli biri değilim, kim benimle ilgilensin?’ algısı yanıltıcı</strong></p>
<p>Bilişim Uzm. Hakan Özdemir, günümüzde kullanıcıların kişisel verilerini koruma sorumluluğuna dikkat çekerek, “Bireyin, kurumların ve devletin sorumluluğu eşit; ancak sistem çoğunlukla yükü bireyin sırtına bırakıyor. Asıl sorun şu; İnsanlar genellikle ancak bir mağduriyet yaşadıktan sonra harekete geçiyor. Oysa mahremiyet, reaktif değil proaktif bir tutum gerektiriyor. ‘Ben önemli biri değilim, kim benimle ilgilensin?’ algısı da yanıltıcı, çünkü sorun hedeflenmiş bir casusluk değil, milyonlarca kişiden toplanan verinin birleştirilip ekonomik ya da siyasi bir araca dönüştürülmesidir. Birey bu resmin içindedir ama bunu hissetmez; en büyük farkındalık açığı tam burada.” dedi.</p>
<p><strong>Kullanıcılar kolaylık uğruna güvenlikten ödün veriyor!</strong></p>
<p>Kullanıcı hatalarına da değinen Özdemir, “Kullanıcıların en kritik hatası, ‘kolaylık’ uğruna güvenlikten ödün vermesi.</p>
<p>En yaygın örnekler:</p>
<ul>
<li>Aynı şifreyi farklı platformlarda kullanmak; </li>
<li>Eğlence amaçlı uygulamalara düşünmeden izin vermek; </li>
<li>Yazılım güncellemelerini ertelemek. </li>
</ul>
<p>Günlük hayatta önlem almak için teknik bilgiye gerek olmadığını ancak dört alışkanlığın büyük önem taşıdığını vurguladı. Özdemir’e göre işte o 4 başlık:</p>
<ul>
<li>Her hesapta çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) açın</li>
<li>Bir parola yöneticisi kullanın; </li>
<li>Yüklediğiniz uygulamanın istediği izinleri sorgulamayı alışkanlık edinin; </li>
<li>Önemli dosyalarınızın çevrimdışı yedeğini alın. </li>
</ul>
<p><strong>Gizlilik metinlerinin baştan sona okuması için 250 tam iş gününe ihtiyaç var! </strong></p>
<p>Uygulama ve web sitelerinde yer alan uzun ve karmaşık gizlilik metinlerinin neredeyse hiç okunmamasının sistemsel bir sorun olduğunu ifade eden Hakan Özdemir, “Araştırmalar, bir internet kullanıcısının karşısına çıkan tüm gizlilik metinlerini baştan sona okuması için yılda yaklaşık 250 tam iş günü harcaması gerektiğini gösteriyor. Bu metinler kullanıcıyı bilgilendirmek için değil, şirketi hukuki sorumluluktan korumak için yazılıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm katmanlı bilgilendirmede!</strong></p>
<p>Bu sorunun çözümü için “katmanlı bilgilendirme” modelini öneren Hakan Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çözüm katmanlı bilgilendirmede. Kullanıcı önce ‘Hangi verin alınıyor, neden, kiminle paylaşılıyor, ne kadar saklanıyor?’ sorularına kısaca yanıt veren, ikonlarla desteklenmiş bir özet görmeli. Detay isteyenler bir sonraki katmana inebilmeli, tam yasal metin ise en sonda yer almalı. Dil de herkesin anlayabileceği sadelikte olmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitalde-en-buyuk-risk-bana-bir-sey-olmaz-algisi-625438">Dijitalde en büyük risk &#8216;Bana bir şey olmaz&#8217; algısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Putin: Rus ekonomisinin hammaddeye dayalı olduğu algısı açık şekilde geride kaldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/putin-rus-ekonomisinin-hammaddeye-dayali-oldugu-algisi-acik-sekilde-geride-kaldi-546794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 13:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[dayalı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomisinin]]></category>
		<category><![CDATA[geride]]></category>
		<category><![CDATA[hammaddeye]]></category>
		<category><![CDATA[kaldı]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[putin]]></category>
		<category><![CDATA[rus]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rusya lideri Putin, 28.'si düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu'nun (SPIEF) ana oturumunda katılımcılara hitap ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/putin-rus-ekonomisinin-hammaddeye-dayali-oldugu-algisi-acik-sekilde-geride-kaldi-546794">Putin: Rus ekonomisinin hammaddeye dayalı olduğu algısı açık şekilde geride kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Rusya Devlet Başkanı <strong>Vladimir Putin</strong>, SPIEF-2025&#8217;teki konuşmasının başında, katılımcıları selamlayarak SPIEF&#8217;in oynadığı role vurgu yaptı.</p>
<p>Krizlerin dünyada hızla yayıldığını belirten Putin, bugün buna Ortadoğu&#8217;da tanıklık ettiklerinin altını çizdi.</p>
<p>Putin, zorlu uluslararası arka plana rağmen Rusya&#8217;da GSYİH&#8217;nin 2 yıldır dünya ortalamasının üzerinde arttığını belirtti.</p>
</div>
<div>
<p><b>Putin&#8217;in konuşmasında öne çıkan noktalar şu şekilde:</b></p>
</div>
<div>
<div>
<div>Hammaddelerin Rus ekonomisine katkısı artık belirleyici değil</div>
<div>Rus ekonomisinin hammaddeye dayalı bir ekonomi olduğu algısı açık şekilde geride kaldı</div>
<div>Rusya&#8217;nın dünyanın en büyük ekonomilerden biri olarak statüsünü koruması önemli</div>
</div>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250620/rusya-devlet-baskani-putin-spief-2025te-konusuyor-1097190941.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/putin-rus-ekonomisinin-hammaddeye-dayali-oldugu-algisi-acik-sekilde-geride-kaldi-546794">Putin: Rus ekonomisinin hammaddeye dayalı olduğu algısı açık şekilde geride kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezasızlık algısı toplumsal bağları zayıflatıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cezasizlik-algisi-toplumsal-baglari-zayiflatiyor-534717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2025 10:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[bağları]]></category>
		<category><![CDATA[cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=534717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, cezasızlık algısının toplumda neden olduğu olumsuz durumlardan bahsetti ve bu algının kırılmasında hem bireysel hem de liderlik düzeyinde yapılabilecekleri açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cezasizlik-algisi-toplumsal-baglari-zayiflatiyor-534717">Cezasızlık algısı toplumsal bağları zayıflatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, cezasızlık algısının toplumda neden olduğu olumsuz durumlardan bahsetti ve bu algının kırılmasında hem bireysel hem de liderlik düzeyinde yapılabilecekleri açıkladı.</p>
<p><strong>Cezasızlık duygusu, toplumsal dayanışmanın azalmasına yol açabilir!</strong></p>
<p>Cezasızlık duygusunun, toplumda adaletsizliğin yaygınlaştığı ve suçların karşılıksız kaldığı bir algı oluşturduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu durum, bireylerde çaresizlik, öfke, güvensizlik ve umutsuzluk hislerinin artmasına yol açabilir. İnsanlar, şiddet olaylarına karşı duyarlılık geliştirmek yerine, zamanla bu tür olaylara duyarsızlaşabilir ve şiddeti kabullenebilir.” dedi.</p>
<p>Cezasızlık duygusunun, aynı zamanda şiddet eğilimli bireylerde ‘nasıl olsa ceza almayacağım’ düşüncesi yaratarak suç oranlarının artmasına neden olabileceği uyarısında bulunan Taşkın, “Toplumsal olarak güven duygusunun zedelenmesine, insanların birbirlerine karşı güvensizlik duymalarına, sosyal bağların zayıflamasına ve toplumsal dayanışmanın azalmasına yol açabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Negatif duygular, hobiler ve gönüllü faaliyetlere yönelerek yapıcı bir şekilde ifade edilebilir…</strong></p>
<p>Güvensizlik, çaresizlik ve öfke gibi duyguları kabul etmenin, onları bastırmaktan daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu duyguları güvendiği kişilerle konuşmak veya bir terapistten destek almak, hislerini paylaşmasına yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Benzer duyguları yaşayan insanlarla bir araya gelmenin ve destek gruplarına katılmanın kişilerin yalnız olmadığını hissettirebileceğini aktaran Taşkın, şunları söyledi:</p>
<p>“Toplumsal dayanışma, kişinin güvende hissetmesine katkı sağlar. Oluşan öfke, kızgınlık, anksiyete gibi negatif duyguları spor, yazma veya gönüllü faaliyetlerde bulunmak gibi etkinlikler, olumsuz duyguları ifade etmenin yapıcı yollarıdır. Örneğin, insan veya hayvan hakları alanında gönüllü çalışmalar yapmak, kişiyi güçlendirebilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmiyorsa, psikolojik destek almak<strong> </strong>güvensizlik ve çaresizlik duygularını yönetme konusunda çok faydalıdır. Psikoterapi, bireyin duygusal dayanıklılığını artırarak bu tür duygularla baş etmesine ve baş etme yolları bulmasına yardımcı olabilir.”</p>
<p><strong>Liderlerin yapıcı tutumları topluma güven verir…</strong></p>
<p>Kamuoyu oluşturan liderlere bu konuda tavsiyelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Topluma karşı şeffaf ve adil bir duruş sergilemek, cezasızlık algısını kırmaya yardımcı olur. Liderler, hukukun üstünlüğünü savunan bir tutumla, suçların cezasız kalmayacağına dair topluma bilgi verebilir.” dedi.</p>
<p>Toplumda infial uyandıran olaylar karşısında toplumsal duyguları dikkate alan açıklamalar yapılabileceğini dile getiren Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kamuoyu liderleri, vatandaşların duygusal ihtiyaçlarını gözeten, empati dolu mesajlar verebilirler. Şiddet, cezasızlık ve adaletin önemi gibi konulara dikkat çekmek için farkındalık kampanyaları düzenlenebilir. Eğitim kurumlarında adalet, empati ve toplumsal dayanışma gibi değerlerin önemi vurgulanarak genç bireylerde güçlü bir adalet duygusu oluşturulabilir. Liderlerin adalet, empati ve sorumluluk gibi değerlere öncülük etmesi, topluma güven verir. Toplumun dikkatini çekebilecek yapıcı konuşmalar yapmak ve davranışlarıyla örnek teşkil etmek, cezasızlık algısını kırmada etkili bir strateji olabilir.</p>
<p>Toplumda cezasızlık algısını kırmak, bireylerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak için toplumsal olarak büyük bir sorumluluk üstlenmeyi gerektirir. Liderlerin bu konudaki yapıcı davranışları, toplumsal dayanışmayı güçlendirebilir ve güven duygusunu yeniden inşa edebilirler.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cezasizlik-algisi-toplumsal-baglari-zayiflatiyor-534717">Cezasızlık algısı toplumsal bağları zayıflatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyanin-yarattigi-guzellik-algisi-estetik-yasini-dusurdu-uzman-olmayan-ellerde-yapilan-islemlere-dikkat-425548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 07:55:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düşürdü]]></category>
		<category><![CDATA[ellerde]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[işlemlere]]></category>
		<category><![CDATA[medyanın]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yarattığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyanın yaygın kullanımı toplumsal güzellik algılarını da belirliyor. Değişen bu algıyla birlikte başta burun estetiği olmak üzere birçok estetik işlemin erken yaşlarda yapılmak istendiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Özellikle bu uygulamaların uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyanin-yarattigi-guzellik-algisi-estetik-yasini-dusurdu-uzman-olmayan-ellerde-yapilan-islemlere-dikkat-425548">Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</strong></p>
<p> </p>
<p><em>Sosyal medyanın yaygın kullanımı toplumsal güzellik algılarını da belirliyor. Değişen bu algıyla birlikte başta burun estetiği olmak üzere birçok estetik işlemin erken yaşlarda yapılmak istendiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Özellikle bu uygulamaların uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi.</em> </p>
<p> </p>
<p>Özellikle sosyal medya fenomenlerinin ve ünlülerin paylaştığı görseller ve kullandığı filtreler toplumdaki güzellik algısını dönüştürdü. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, bunun sonucunda sosyal medya ve toplumsal güzellik algılarının günümüz estetik trendini belirlemede önemli bir role sahip olduğunu söyledi. “Ancak bir ünlünün veya çok beğendiği birinin bir organını taklit etmek yerine kişinin kendi güzelliğinin farkına varması çok daha önemli” diyen Dr. Öğr. Ü. Ersan, herkesin yüz yapısının farklı olduğunu ve estetik işlemlerin de kişiye özel planlanması gerektiğine işaret etti. </p>
<p> </p>
<p><strong> “ESTETİK CERRAHİ GİRİŞİMLER UZMAN ELLERDE YAPILMALI”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, “Özellikle son 5-6 yıldır estetik işlemlerin artması nedeniyle çoğu kişi tarafından bunun bir gelir kapısı olarak görüldüğünü gözlemliyoruz. Ancak ehil olmayan kişiler tarafından yapılan işlemler birçok komplikasyona neden olabiliyor.</p>
<p>“Yasal olarak içinde ‘estetik’ kelimesini barındıran tıptaki tek branş plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahidir” diyen Dr. Öğr. Ü. Ersan, uzman olmayan kişiler tarafından yapılan estetik müdahalelerin istenmeyen sonuçlara neden olabileceği konusunda uyardı. Dr. Öğr. Ü. Ersan sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Biz hem asistanlık eğitimimiz hem de gördüğümüz vakalar sayesinde kendimizi çok daha iyi yetiştirmiş vaziyetteyiz. Bir işi yapabiliyor olmak, o işi yapabileceğiniz anlamına gelmiyor. Merdiven altı uygulamalarla karşılaştığımız durumlarda hastayı tekrar tedavi edebilmek için çok çok büyük çaba sarf ediyoruz. Günümüzde sadece dolgu, botoks gibi cerrahi olmayan işlemler yapılmıyor. Ehil olmayan eller tarafından cerrahi girişimler bile yapılıyor maalesef. Bu tarz işlemler deri ve deri altı anatomisine hâkim, konuyu derinlemesine ele alabilen, hem teorik hem pratik anlamda ciddi bir tecrübeye sahip ve karşılaştığı komplikasyonları yönetebilecek hekimler tarafından yapılmalı. Bu hem bizler hem de toplum sağlığı açısından son derece önem taşıyor.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“ERKEN ESTETİK YAŞI KIZ ÇOCUKLARINDA DAHA YÜKSEK” </strong></p>
<p>Estetik yaşının erken yaşlara düştüğü gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını söyleyen Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, özellikle kız çocuklarının toplumdaki güzellik algısından daha çok etkilendiğini belirtti. Ersan, “Toplumsal güzellik algısı, sosyal medya gibi faktörler kız çocukların üzerinde daha etkili oluyor. Özellikle ergenlik sonrası dönemde kız çocukları dış görünüşüne daha fazla önem vermeye başlıyor” dedi.  </p>
<p><strong> “ERKEN YAŞLARDA YÜZ GELİŞİMİ TAMAMLANMADAN BURUN ESTETİĞİNDEN UZAK DURULMALI”</strong></p>
<p> </p>
<p>Erken yaşlarda en sık tercih edilen ameliyatların başında burun ameliyatlarının geldiğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, bu noktada bazı parametrelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Dr. Öğr. Ü. Ersan sözlerine şöyle devam etti: “Yüz gelişimi tamamlanmadan erken yaşlarda yapılacak müdahaleler yüzün diğer bölümlerinin gelişimine zarar verebiliyor. Bu da ileride fonksiyonel, fiziksel ve görsel olarak bazı problemlere sebebiyet verebiliyor. Dolayısıyla yüz gelişimi tamamlanmadan, 18 yaşından daha erken yaşlarda burun estetiği önermiyoruz.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“HASTAYLA DOĞRU İLETİŞİM ÖNEM TAŞIYOR” </strong></p>
<p>Bu işlemi gerçekleştirecek olana adayla doğru bir iletişim içinde olmanın ve hastanın tüm süreci anladığından emin olmanın gereğini belirten Dr. Öğr. Ü. Ersan, sözlerine şöyle devam etti:  “Ne yazık ki bu gençler ameliyat olduktan bir saat sonra çok daha güzel burnuyla hayatına devam edeceğini zannediyor ki elbette durum böyle değil. Dolayısıyla hastayla doğru iletişimi kurup süreci çok iyi anladığından emin olmak gerekiyor. Hasta gerçekten tüm süreci anlamış mı, ameliyattan önce ve sonra neler yapması gerekiyor, nasıl bir ameliyat süreci onu bekliyor, hastanın psikolojisi bu operasyonu kaldırabilecek düzeyde mi, hasta ameliyat sonrası yeni burnuyla hayatında nelerin değişmesini bekliyor gibi sorularda ortak noktada buluşmak gerekiyor.”  </p>
<p> </p>
<p><strong> “BURUN ESTETİĞİNDE SADECE GÖRSEL KAZANÇ SAĞLAMAK ADINA FONKSİYONDAN FERAGAT EDİLMEMELİ” </strong></p>
<p> </p>
<p>“Bizim bir organa estetik diyebilmemiz için fonksiyonel olarak işlevini yerine iyi getirmesi gerekir. Dolayısıyla bizim için güzel nefes alabilen bir burun estetiktir” diyen Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, “Sadece görsel bir kazanç sağlamak adına fonksiyondan feragat etmememiz gerekiyor. Bu nedenle öncelikle hastanın nefes almada problem yaşayıp yaşamadığını çok ciddi bir şekilde değerlendiriyoruz. Fizik muayeneyle ve ayrıca bazı görüntüleme yöntemleriyle, endoskop gibi kameralı sistemlerle de hastanın nefes alma problemi olup olmadığı değerlendirilebilir” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“HER BURUN HER HASTAYA UYGUN DEĞİL” </strong></p>
<p>Herkesin yüz yapısının birbirinden farklı olduğunu ve estetik operasyonlarında kişiye özel planlanma yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, “Bunun yanında hangi hastaya hangi burnun yapılması gerektiği de bir diğer önemli noktayı oluşturuyor. Zira herkesin yüz yapısı farklı olduğu için her burun her hastaya uygun değildir. Öncelikle hastanın beklentisini anlamak bizim için oldukça önemli. Kendi için rahatsızlık yaratan durumları değerlendirip hastanın beklentilerinin ne kadar gerçekçi olup olmadığını değerlendiriyoruz diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“ÜÇ BOYUTLU GÖRÜNTÜLEME PROGRAMLARI ELDE EDİLECEK SONUÇ HAKKINDA FİKİR VERİYOR”</strong></p>
<p>Ameliyat kararı alınan hastalarda sonraki sürecin üç boyutlu görseller üzerinden değerlendirildiğini ve bu doğrultuda hareket ettiklerini söyleyen Dr. Öğ. Ü. Mert Ersan, sözlerine şöyle devam etti: “Hastanın nasıl bir sonuca ulaşmak istediği ve beklentilerinin gerçekçi olup olmadığı konusunda farklı yöntemler kullanıyoruz. Örneğin beğendiği ve beğenmediği burun fotoğraflarını getirmelerini istiyor ve bunun üzerinden değerlendirme yapıyoruz. Herkesin kıkırdak, cilt ve kemik yapısının birbirinden farklı olduğunu dolayısıyla beklentilerin de bu yönde olması gerektiğini anlatıyoruz. Bu noktada üç boyutlu görüntüleme programları kullanıyoruz. Hastanın farklı açılardan fotoğraflarını çekip sisteme yükleyerek üç boyutlu bir görüntü oluşturuyoruz. Bu görüntüleme üzerinde bazı değişiklikler yaparak nasıl bir görüntüye ulaşacağımızın ön izlemesini çıkarıyoruz. Elbette elde edilen görüntü kesin sonuç vermese de sonuç açısından bir fikir sunuyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyanin-yarattigi-guzellik-algisi-estetik-yasini-dusurdu-uzman-olmayan-ellerde-yapilan-islemlere-dikkat-425548">Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Puff cihazlarının oyuncak gibi görünmesi &#8216;zararsız&#8217; algısı oluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/puff-cihazlarinin-oyuncak-gibi-gorunmesi-zararsiz-algisi-olusturuyor-383426</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2023 16:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlarının]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[görünmesi]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturuyor]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[puff]]></category>
		<category><![CDATA[zararsız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Puff’lar sigarayı bırakmak isteyenler için yeni bir bağımlılığa geçişe neden olabilir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/puff-cihazlarinin-oyuncak-gibi-gorunmesi-zararsiz-algisi-olusturuyor-383426">Puff cihazlarının oyuncak gibi görünmesi &#8216;zararsız&#8217; algısı oluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Puff’lar sigarayı bırakmak isteyenler için yeni bir bağımlılığa geçişe neden olabilir</strong></p>
<p><strong>Önümüzdeki yıllarda bizleri bekleyen tehlikelerin farkında değiliz</strong></p>
<p><strong>Her geçen gün gençler arasında yaygınlaşan puff adı verilen elektronik sigaraların, masum görünmesine rağmen bağımlılık yapıcı etkisi olduğunu belirten uzmanlar birçok nedenden dolayı popüler hale geldiğine dikkat çekiyor. Puff cihazının kullanımının artmasına neden olan faktörlere değinen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Renkli, oyuncak gibi görünen, küçük boyutlu, az duman çıkaran ve zararsız olduğu düşünülen bir cihaz. Bazı sanatçılar ve sosyal medya fenomenlerinin puff cihazlarını kullanırken görünmesi de popülerliğini etkiliyor.” diyor ve sigaraya geçişi kolaylaştırabileceği veya sigarayı bırakmak isteyenlerin yeni bir bağımlılığa geçiş yapmasına neden olabileceği konusunda uyarıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, son dönemlerde özellikle gençler arasında yaygınlaşan puff olarak adlandırılan elektronik sigara kullanımına dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bağımlılık yapıcı etkisi sigaradan farklı değil</strong></p>
<p>Son dönemde popüler olan puff olarak adlandırılan elektronik cihazlar ve sigaraların farklı içeriklere sahip olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Sigara, tütünden yapılan ve yakılarak kullanıldığında nikotin ve çeşitli zararlı kimyasallar açığa çıkaran bir ürün. Puff cihazları ise genellikle tütün içermeyen elektronik sigaralardır. Puff cihazları, sıvı nikotin, aroma ve diğer kimyasalların ısıtılarak buharlaştırılmasıyla nikotin benzeri etki sağlar. Sigara ve diğer tütün ürünleri, nikotin içeren katı veya sıvı formda bulunur. Dolayısıyla, renkli ve masum görünen puff cihazlarının bağımlılık yapıcı etkisi sigaradan farklı değildir.” dedi.</p>
<p><strong>Ünlülerin kullanırken görülmeleri cihazların popülerliğini etkiliyor </strong></p>
<p>Puff cihazlarının popülerlik kazanmasında birçok faktörün etkili olduğuna değinen Noyan, “Özellikle gençler arasında puff cihazlarının ‘masum’ olarak görülmesi, popüler kültürün etkisiyle daha fazla kullanılmasına neden oluyor. Renkli, oyuncak gibi görünen, küçük boyutlu, az duman çıkaran ve zararsız olduğu düşünülen bir cihaz. Üzerinde sigaranın zararlarının gösterildiği paketlerle karşılaştırıldığında daha cazip görünebilir. Ayrıca, bazı sanatçılar ve sosyal medya fenomenlerinin puff cihazlarını kullanırken görünmesi de popülerliğini etkiliyor. Sigara içmenin yasak olduğu yerlerde bile puff cihazları kullanılabiliyor. Daha az zararlı olduğunun veya hiç zararlı olmadığının düşünülmesi, bağımlılık yapmayacağına inanılması, ‘sigara içmiyorum ki’ düşüncesiyle daha fazla tercih edilmesi ve farklı aromalara sahip olması gibi sebepler, puff cihazlarının kullanımının artmasına yol açan faktörler arasında.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeni bir bağımlılığa geçiş yapılmasına neden olabilir</strong></p>
<p>Puff cihazlarının kullanımının birçok riski beraberinde getirdiğinin altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Gençler arasında arkadaş etkisi, popülerlik beklentisi, özenme, merak gibi faktörler ve bahsettiğim diğer nedenlerle bu cihazları kullanmaya başlamak daha kolay olabilir.” uyarısında bulundu ve bu cihazların potansiyel risklerini açıklayarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu cihazların içerdikleri kimyasalların, uzun vadeli etkileri hakkında yeterli bilgi bulunmasa da akciğer enfeksiyonlarına ve solunum güçlüklerine sebep olabileceği bildiriliyor. Ayrıca, puff cihazları, sigaraya geçişi kolaylaştırabilir ve sigarayı bırakmak isteyenlerin yeni bir bağımlılığa geçiş yapmasına neden olabilir. Önümüzdeki yıllarda bizleri bekleyen tehlikelerin birçoğunun henüz farkında değiliz. Bu nedenle her türlü tütün ve tütün ürünlerinin kullanımından uzak durmanın bağımlılığa giden yolu kapatacağı umuduyla, tütün ve tütün ürünlerine hiç temas etmemek çok önemli.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/puff-cihazlarinin-oyuncak-gibi-gorunmesi-zararsiz-algisi-olusturuyor-383426">Puff cihazlarının oyuncak gibi görünmesi &#8216;zararsız&#8217; algısı oluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 15:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yuvam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356806</guid>

					<description><![CDATA[<p>HER 10 KİŞİDEN 9’U İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GELECEK NESİLLER İÇİN TEHLİKE ARZ ETTİĞİNİN FARKINDA</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806">Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HER 10 KİŞİDEN 9</strong>’<strong>U İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GELECEK NESİLLER İÇİN TEHLİKE ARZ ETTİĞİNİN FARKINDA</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya Derneği Türkiye</strong>’<strong>de İklim Krizi Algı Araştırması’nın 2023 yılı sonuçları açıklandı. Konda Araştırma ve Danışmanlık işbirliğiyle, Birleşik Ödeme ve Secure Future desteği ile gerçekleştirilen ve Türkiye&#8217;nin en geniş çaplı iklim krizi algısı araştırması ile toplumun iklim değişikliğine dair bilgi seviyesine, görüşlerine ve davranışlarına yönelik hazırlandı. Araştırma kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele konusunda toplumun halihazırdaki durumu, farkındalık, kırılganlık, sorumluluk ve pratikler konu başlıklarında değerlendirildi.</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya tarafından </strong>Ekim 2022’de gerçekleştirilen araştırma ve Ocak 2023’te sonuçlanan rapora göre <strong>çevre sorunu</strong> denince toplumun en çok aklına gelen sorunlar hava kirliliği, çevre ve doğa kirliliği, çöp ve atık sorunu olurken; her <strong>4 kişiden 3’ünün aklına </strong>‘<strong>kirlilik</strong>’ <strong>sorunu</strong> geliyor. Toplumun diğer pek çok kesimi gibi <strong>her 10 gençten 9</strong>’<strong>u iklim değişikliği konusunda bireysel olarak sorumluluk alması</strong> gerektiğine inanıyor. </p>
<p>İklim değişikliği ile bu yıl en çok ilişki kurulan olaylar hava kirliliği, afetlerin artması ve olağandışı mevsim olaylarının çoğalması yer alıyor. Bu yıl gerçekleştirilen araştırmada ilk kez sorulan sorulardan biri ise sağlık alanı ve çeşitli hastalıklarla iklim krizinin ilişkilendirilmesi oldu. Sonuçlara göre toplumun <strong>yarısından fazlası</strong> gıda ve beslenme sorunlarının yaygınlaşması, solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının kötüleşmesi, su ve taşıyıcı hayvanlar aracılığıyla bulaşan enfeksiyonların artması gibi durumları iklim kriziyle ilişkilendiriyor. <strong>Her 10 kişiden yalnızca 2</strong>’<strong>si</strong> ise iklim krizinin kaza ve yaralanmalarla ilişkili olacağını düşünüyor.</p>
<p>Kırılganlık başlığı altında önümüzdeki iki yılda ‘<em><strong>başlarına gelebilme ihtimali en yüksek iki olayı ve bu olaylar başlarına geldiği takdirde diğer kişilere kıyasla ne kadar zorlanabilecekleri</strong></em>’ <em><strong>sorusu bu yıl da </strong></em>yöneltildi. Geçtiğimiz yıla kıyasla yüzdelik olarak <strong>en çok artan</strong> durum <strong>gıdaya erişimde zorlanmak</strong>. <strong>Her 10 kişiden 3’ü</strong> iki yıl içinde <strong>gıdaya erişimde zorlanabileceğini </strong>düşünüyor. Geçen yıla göre daha az kırılgan hissediliyor. </p>
<p>İklim değişikliği konusundaki endişe seviyesini, kişilerin kendi hayatları ve gelecek nesiller için ne kadar tehlikeli buldukları da araştırma konularından biriydi. <strong>Her 10 kişiden 8</strong>’<strong>i iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu, her 10 kişiden 9</strong>’<strong>u iklim değişikliğinin gelecek nesiller için tehlike arz ettiğini, her 10 kişiden 7</strong>’<strong>si de iklim değişikliğinin kendi hayatları için tehlike arz ettiğini dile getiriyor. </strong>Toplum iklim değişikliğinden gelecek nesillerin daha fazla etkileneceğini düşünüyor. </p>
<p>Paris Anlaşması’na taraf olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin anlaşma çerçevesinde takip etmesi gereken iklim hedefleri bulunuyor. İklim krizi ile mücadele kapsamında başta tarım, enerji, turizm ve ulaştırma sektörlerinde olmak üzere tüm sektörlerde gerçekleşecek dönüşüm büyük önem taşıyor. İklim hedefleri doğrultusunda bireylerin de sorumluluk almaları bir diğer önemli alan. Araştırmaya göre sorumluluk başlığı altında iklim değişikliğinin çözülmesi konusunda her <strong>10 kişiden 9</strong>’<strong>u bireysel olarak sorumluluk</strong> alması gerektiğini düşünüyor. </p>
<p>Saha çalışmaları 21-23 Ekim 2022 tarihlerinde gerçekleştirilen <strong>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması,</strong> Türkiye’de 75 ilin merkez dahil 327 ilçesinde 15 yaş üstü yetişkin nüfusu temsil eden 2215 kişiyle yapılan görüşmelerle ele alındı. Araştırma kapsamında görüşüne yer verilen kişilerin yüzde 3’ü 15-17 yaş aralığında iken, yüzde 33’ü 18-32 yaş aralığında, yüzde 32’si 18-32 yaş ve yüzde 32’si 49 yaş üzeri kişilerden oluşuyor.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, araştırma kapsamında şu yorumlarda bulundu: “<em>Türkiye, iklim krizinin etkilerinin en fazla görüldüğü bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. Özellikle son yıllarda orman yangınları, kuraklık, seller ve sel baskınları gibi doğal afetlerin sıklaştığı ve bu krizin etkilerinin Türkiye&#8217;de daha da belirgin hale geldiği görülüyor. Araştırma kapsamında farkındalığımızın yüksek olduğunu, diğer bir yandan toplumda iklim krizinin olumsuz etkilerinden haberdar olan kesimin bu etkilere ve bireysel olarak neler yapabilecekleri hakkında bilgi eksiklikleri olduğunu görüyoruz. Yuvam Dünya Derneği olarak altını ısrarla çizdiğimiz gibi, iklim krizini durduracak olan bireysel ve toplumsal olarak bakış açımızın değişmesiyle yaşayacağımız kültürel bir dönüşümdür. Bu dönüşümü de ancak geniş katılımlı bir toplumsal farkındalık ve kapsamlı bir iletişim sayesinde yapabiliriz. Sürdürdüğümüz bu araştırmalar yaşadığımız toplumun, farklı düşünce, yaş ve eğitim kategorilerindeki insanların iklim krizine bakışlarını anlamamız konusundaki en iyi araçlar olarak bize yardımcı oluyor.”</em></p>
<p>KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise araştırmaya dair “<em>Gerek ülkemizin kurumları gerekse tüm dünyadaki kurumlar ve organizasyonlar maalesef iklim krizinin büyüme hızından daha yavaş aksiyon alıyorlar. Yerkürenin karşılaştığı bu var olma krizine karşı gereke küresel politikalar gerek ulusal kurumlar ve kurallar oldukça yetersizdir. Şunu da belirtmeliyim ki son dönemlerde iklim krizi farkındalığı yaratmak için bireylere yüklenen sorumlulukları da açıkçası adil bulmak güç. Buna rağmen bireylerin önlem almak, davranış değiştirmek konusundaki istenci oldukça yüksek.” </em>dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz ise “<em>Rapor sonuçlarında görünen, ne yazık ki ciddi bir kesimin hala, ufak önlemler ve küçük değişiklikler ile iklim krizinin etkilerinin önlenebileceği kanısını taşıdıkları ve bu değişiklikleri de başkalarının yapmasını bekledikleri yönünde. Bunun en çarpıcı göstergelerinden bir tanesi, </em>‘<em>Sorumluluk almalı mısınız?</em>’ <em>sorusuna </em>‘<em>Evet</em>’ <em>cevabı verenlerin, </em>‘<em>O zaman krizin etkilerini azaltmak için siz de günlük yaşamınızda şu değişiklikleri yapın.</em>’ <em>dendiğinde çekimser kalıyor olmaları. Yuvam Dünya İklim Krizi Algı Araştırması bizlere söylemlerimizde ve eğitimlerde hangi noktaların üzerine daha fazla eğilmemiz, hangi konulara daha fazla önem vermemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.</em>” dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver sağlık alanına yönelik yorumlarını “<em>Gıda ve beslenme sorunlarının yaygınlaşması, solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının kötüleşmesi ve su ve taşıyıcı hayvanlar aracılığıyla bulaşan enfeksiyonların artması ve yaygınlaşması gibi bazı sağlık sorunlarının toplumun yarısından fazlası tarafından iklim krizi ile ilişkilendirilmesi olumlu bir bulgu olarak görülmekle beraber, bu farkındalığın toplum geneline henüz yayılmadığı söylenebilir. Bu bulgular bize iklim krizi ve sağlık ilişkisini toplumun daha geniş bir kesimine, daha derinlemesine ve çok boyutlu anlatmamız gerektiğini gösteriyor.</em>” şeklinde paylaştı.</p>
<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması destekçilerinden Birleşik Ödeme CEO’su İlker Sözdinler <em>“İklim krizi, her geçen gün daha da derinleşiyor ve bu korkutucu tablo gezegenimizdeki tüm canlılar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca ülkemizde Şubat 2023</em>’<em>de yaşadığımız depremin maalesef ki insanlık üzerinde olduğu kadar çevre için de geri dönülemez etkileri oldu. Çevre ya da iklim ile ilgili ne yazık ki hazırlanma, bekleme lüksümüz kalmadı. Beklenmedik afetlerin de sarsıcı etkileri, problemleri daha da katmerli hale getiriyor. Var olan tüm alışkanlıklarımızı bugün değiştirmek ve başka bir yaşama biçimi oluşturmak zorundayız. Gelecek seneki raporda çok daha farkındalığı yüksek bir toplum görmeye kararlıyız.” </em>dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması destekçilerinden Secure Future  CEO’su Cem Miraç Kotanoğlu düşüncelerini <em>“İklim krizi geldi, yaşıyoruz! Artık Dünyamız bu krizle savaşmak durumunda. Secure Future olarak hizmet verdiğimiz kurumların teknoloji alanında yeşil dönüşüm projelerine danışmanlık ediyor ve liderlik ediyoruz. Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi araştırmasına destekçi olmamızdaki en önemli sebebi bu gerçeğin yaygınlaşması ve herkesin farkındalığının artmasını sağlamaktır. İklim krizi ile mücadele etmek herkesin vazgeçilmez bir görevi olduğuna inanıyorum. Hem bireysel hem kurumsal önlemler alınmaması durumunda bizden sonra gelen nesillerin yaşam şartları çok ama çok zorlaşacak. Bu bilinçle hem kendi özel hayatımda hem de şirketimizde önlemlerimizi alıyoruz. Aksi takdirde orman yangınları, heyelanlar, sel felaketleri ve kuraklık haberlerini sıklıkla duymaya devam edeceğiz.” </em>şeklinde paylaştı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806">Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
