<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>akciğer | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/akciger/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/akciger</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Feb 2026 09:39:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>akciğer | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/akciger</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çöl Tozu Geliyor: Akciğerler için Sessiz Risk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/col-tozu-geliyor-akcigerler-icin-sessiz-risk-613403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 09:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerler]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[tozu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Afrika üzerinden gelen yoğun toz taşınımı Marmara Bölgesi’ni etkisi altına aldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman uyarıyor: Bu durum, özellikle solunum sistemi açısından ciddi sağlık riskleri barındırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/col-tozu-geliyor-akcigerler-icin-sessiz-risk-613403">Çöl Tozu Geliyor: Akciğerler için Sessiz Risk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Afrika üzerinden gelen yoğun toz taşınımı Marmara Bölgesi’ni etkisi altına aldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman uyarıyor: Bu durum, özellikle solunum sistemi açısından ciddi sağlık riskleri barındırıyor.</p>
<p>Libya üzerinden havalanarak atmosferin üst katmanlarında taşınan çöl tozlarının, İstanbul başta olmak üzere birçok ilde etkili olabileceği öngörülüyor. Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman’a göre, bu süreçte özellikle solunum yolu hastalarının daha dikkatli olması gerekiyor.</p>
<p>Çöl tozlarının masum olmadığını vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, bu partiküllerin akciğer sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>
<p>“Çöl tozları yalnızca kum taneciklerinden oluşmaz. Yapılan araştırmalar, bu partiküllerin akciğer dokusunda hücrelere zarar veren ve iltihaplanmayı artıran bir etki oluşturduğunu gösteriyor,” diyen Akduman, tozların ağır metaller, polenler ve mikroorganizmalar taşıyabildiğini, solunum yoluyla akciğerlerin en derin noktalarına kadar ulaşabildiğini belirtti.</p>
<p><strong>“Gizli Astım” Riski</strong></p>
<p>Toz taşınımının etkili olduğu dönemlerde acil servis başvurularında artış yaşandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, şu uyarıda bulundu:</p>
<p>“Güncel bilimsel çalışmalar, yoğun toz maruziyetinin yalnızca astım ve KOAH gibi mevcut solunum hastalıklarını tetiklemediğini, sağlıklı bireylerde bile yeni tanılı astım gelişimine zemin hazırlayabildiğini gösteriyor. Hava yollarında oluşan bu hassasiyet ve iltihaplanma, toz bulutları dağıldıktan sonra dahi haftalarca sürebiliyor.”</p>
<p><strong>Tozlu Havalar için 5 Hayati Öneri</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar, yaşlılar ile kalp ve akciğer hastalarının bu süreçte daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, çöl tozunun etkili olduğu günlerde alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>* Pencereleri kapalı tutun: Dış ortam havasının iç mekana girmesini sınırlayın.</p>
<p>* Maske kullanın: Dışarı çıkmak zorunda kalanlar cerrahi maske, tercihen N95 maske kullanmalı.</p>
<p>* Klima ayarlarını kontrol edin: Araçlarda ve kapalı alanlarda hava sirkülasyonu dışarıdan hava alacak şekilde değil, iç hava dolaşımı modunda olmalı.</p>
<p>* Açık hava sporlarını erteleyin: Derin nefes gerektiren aktiviteler, zararlı partiküllerin akciğerlere daha fazla ulaşmasına neden olur.</p>
<p>* Risk grupları evde kalmalı: Bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar mecbur olmadıkça dışarı çıkmamalı.</p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/col-tozu-geliyor-akcigerler-icin-sessiz-risk-613403">Çöl Tozu Geliyor: Akciğerler için Sessiz Risk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belirtiler hafif başlayıp, dakikalar içinde ağırlaşabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belirtiler-hafif-baslayip-dakikalar-icinde-agirlasabiliyor-612788</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlaşabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Sönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[başlayıp]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dakikalar]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hafif]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[Pnömotoraks]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[Tablo]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ani başlayan, tek taraflı ve batıcı tarzda göğüs ağrısı ile nefes darlığı… Bu sorunlar, özellikle genç yaş grubunda, genellikle “kas ağrısı” olduğu düşünülerek, önemsenmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirtiler-hafif-baslayip-dakikalar-icinde-agirlasabiliyor-612788">Belirtiler hafif başlayıp, dakikalar içinde ağırlaşabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ani başlayan, tek taraflı ve batıcı tarzda göğüs ağrısı ile nefes darlığı… Bu sorunlar, özellikle genç yaş grubunda, genellikle “kas ağrısı” olduğu düşünülerek, önemsenmiyor. Oysa şikâyetler, hayati risk taşıyan pnömotoraksın, toplumdaki bilinen adıyla “akciğer sönmesinin”  ilk habercisi olabiliyor. Yaygın inanışın aksine, akciğer sönmesi ileri yaştaki kişileri değil; genellikle 15 – 30 yaş grubundaki genç yaş grubunu, özellikle de erkekleri hedef alıyor. Belirtiler çoğunlukla hafif başlasa da tablo dakikalar içinde ağırlaşabiliyor!  <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur,</strong> akciğer sönmesinin çok sık görülen bir hastalık olmamakla birlikte, acil servis başvurularında önemli bir yer oluşturduğunu belirterek, “Akciğer zarlarında gelişen küçük yırtılmalar bazen hafif seyredebilir; ancak tedavide gecikildiğinde tablo hızla ilerleyebilir. Bunun sonucunda nefes darlığı artabilir ve kandaki oksijen düzeyi düşebilir. Ayrıca nadir, ancak son derece kritik bir durum olan ‘tansiyon pnömotoraks’ gelişebilir. Bu tabloda kaçan hava tek yönlü bir mekanizmayla birikir, göğüs içindeki basınç hızla yükselir ve kalbe dönen kan miktarı azalır. Buna bağlı olarak şok gelişebilir ve hayati risk oluşabilir” diyor. Hastalığın en tehlikeli yönlerinden birinin belirtilerin özellikle genç erişkinler tarafından hafife alınması olduğunu vurgulayan <strong>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur,</strong> “Pnömotoraks acil bir durumdur; dakikalar büyük önem taşır. Bu nedenle, ‘kas ağrısıdır’ düşüncesiyle hekime başvurmakta gecikilmemelidir. Tek taraflı, batıcı tarzda göğüs ağrısı aniden başladıysa, zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak yaşamsal önem taşımaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa, geç kalmayın! </strong></p>
<p>Akciğerin etrafını saran ve “plevra” olarak adlandırılan zar yapıları arasına hava kaçması sonucu akciğerin kısmen veya tamamen sönmesi durumu “pnömotoraks” olarak tanımlanıyor.  Normalde akciğer ile göğüs duvarı arasında hava bulunmuyor. Akciğerin yüzeyinden herhangi bir nedenle bu aralığa hava geçmeye başlarsa,   her nefes almamızla burada biriken  hava akciğere baskı yaparak, kısmen veya tamamen sönmesine neden oluyor. Akciğer sönmesinde en tipik başlangıç, ani başlayan ve  tek taraflı göğüs ağrısı ile nefes darlığı oluyor. Bunların yanı sıra hızlı nefes alma, çarpıntı hissi, omuz veya sırt bölgesine vuran ağrı ve öksürük de eşlik edebiliyor. İlerleyen ve ağır tabloda ise ciddi nefes darlığı, morarma ile tansiyon düşüklüğü görülebiliyor. </p>
<p><strong>Genellikle 15 – 30 yaş grubundaki erkeklerde görülüyor! </strong></p>
<p>Pnömotaraks, KOAH, astım ve akciğer enfeksiyonları gibi hastalıkların yanı sıra göğüs bölgesine gelen darbe veya yaralanma sonucu gelişebiliyor.  Yüksek basınç değişikliklerine maruz kalmak ve akciğer biyopsisi gibi yapılan bazı cerrahi girişimler de akciğerin sönmesine neden olabiliyor. Hastalığın en sık görülen şekli ise  bilinen bir akciğer hastalığı olmadan, genellikle akciğerin tepe kısmında bulunan küçük hava keseciklerinin yırtılmasıyla oluşan akciğer sönmesi oluyor. Bu tür akciğer sönmesi “klasik” hasta profili olan,  15–30 yaş grubundaki  erkeklerde görülüyor. Özellikle ergenlik döneminde hızlı büyüme nedeniyle göğüs kafesi daha basıktan daha uzun bir şekle dönüşüyor ama akciğerler bu şekil değişikliğine adapte olamıyor. Sonuç olarak, akciğerlerin üst kısımlarında hava keseleri oluşmaya başlıyor. Bu keseciklerin patlamaları da pnömotoraksa  yol açıyor. Ayrıca, sigara kullanımına başlanması da akciğer sönmesinin genç yaş grubunda daha sık rastlanmasının bir diğer önemli sebebini oluşturuyor. </p>
<p><strong>Risk altında olabilirsiniz! </strong></p>
<p>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur,<strong> </strong>akciğer sönmesinde<strong> </strong>risk altında olan kişileri şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Genç, uzun boylu, zayıf erkekler:</strong> Göğüs kafesi yapısı ve akciğer tepesindeki “gerilim” nedeniyle hava kesecikleri oluşumunun ve yırtılmanın daha olası olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong>Sigara içenler: </strong>Sigara, akciğer dokusunda inflamasyon ve yapısal değişiklikleri artırarak akciğerde hava kesecikleri gelişimini ve akciğerin sönme riskini yükseltiyor. Ayrıca nüks riskini de artırıyor. Elektronik sigara ve nargile kullanımı da benzer şekilde etki ediyor. </p>
<p><strong>Akciğer hastalığı olanlar:</strong> Mevcut KOAH, amfizem ve akciğer fibrozisi gibi akciğer hastalığı olanlar da risk altında. Bu hastalıklarda akciğer “rezervi” zaten sınırlı olduğundan pnömotoraks hem daha kolay gelişebiliyor hem de daha ağır seyrediyor.</p>
<p><strong>Travma geçirenler:</strong> Trafik kazaları, düşmeler veya darbe sonrası oluşan göğüs travmaları da akciğer sönmesine yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Hafif tabloda oksijen, ileri durumda göğüs tüpü</strong></p>
<p>Pnömotoraks tanısı; muayene bulguları, akciğer grafisi veya bazı durumlarda tomografi ile konuluyor. Tedavide  amaç, göğüs boşluğu içinde biriken havanın boşaltılarak akciğerlerin yeniden şişmelerini sağlamak. Prof. Dr. Erdal Okur, tedavinin akciğerin ne kadar çöktüğüne ve hastanın genel durumuna göre planlandığını belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Belirgin bir şikayetin olmadığı hafif pnömotoraks tablosunda hastalar oksijen tedavisiyle takibe alınır. Ancak, uygulanan tedaviye rağmen düzelme sağlanamıyor veya tablo kötüleşiyorsa, göğüs tüpü yöntemine başvurulur. Ayrıca, akciğerin sönme oranı fazlaysa, hastaya doğrudan göğüs tüpü uygulanır. Yaklaşık bir kalem kalınlığında olan ve ‘dren’ olarak adlandırılan yarı esnek bir tüp, göğüs kafesinin yan tarafından göğüs boşluğuna, akciğer zarları arasına yerleştirilir. Bu cerrahi girişimle, akciğer zarları arasında biriken havanın boşaltılması ve akciğer yüzeyindeki hava kaçağının zamanla kesilmesi hedeflenir.” </p>
<p><strong>Hava kaçağı ameliyatla kapatılıyor</strong></p>
<p>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, göğüs tüpü tedavisine rağmen akciğerdeki hava kaçağı devam ederse,  endoskopik cerrahiyle bu kaçağın kapatıldığını belirtiyor. Ayrıca, pnömotoraks tekrarlıyorsa veya iki akciğerde  gelişmişe,  yine cerrahi yönteme başvurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdal Okur,<strong> </strong>“Ameliyat sırasında hem havanın kaçtığı bölge tamir edilir hem de potansiyel patlama riski taşıyan akciğer yüzeyindeki hava kesecikleri tıraşlanır. Bunun yanı sıra akciğer zarları yapıştırılarak, akciğerin tekrar sönmesi önlenir” diye konuşuyor.  Tedavi sonrasında pnömotoraksın tekrarlama riskini azaltmak için sigara ve elektronik sigaranın mutlaka bırakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erdal Okur,  ayrıca, tüplü dalışın kesinlikle yapılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belirtiler-hafif-baslayip-dakikalar-icinde-agirlasabiliyor-612788">Belirtiler hafif başlayıp, dakikalar içinde ağırlaşabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ev İçi Hava Kirliliği KOAH Riskini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ev-ici-hava-kirliligi-koah-riskini-artiriyor-608526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çi]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış sezonunda pek çok insanın zamanının büyük bölümünü ev ve ofis gibi kapalı alanlarda geçirmesi, bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-ici-hava-kirliligi-koah-riskini-artiriyor-608526">Ev İçi Hava Kirliliği KOAH Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış sezonunda pek çok insanın zamanının büyük bölümünü ev ve ofis gibi kapalı alanlarda geçirmesi, bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Bunlardan biri de akciğer sağlığımızı tehdit eden KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı). Akciğerlerdeki hava yollarının kalıcı olarak daraldığı, ilerleyici kronik bir solunum hastalığı olarak tanımlanan KOAH; sigara dumanı, zararlı partiküller ve çeşitli gazlara maruziyet sonrasında zamanla hava yollarının daralmasıyla gelişiyor. Vakaların yüzde 70-80’i sigara kullanımına bağlıyken, sigara içmeyen bireylerde de pasif sigara dumanına maruziyet, KOAH için önemli bir risk faktörü. </p>
<p><strong>Biyomas Maruziyeti Nedir?</strong></p>
<p>Sigara kullanmayan kişilerde görülen KOAH vakalarının büyük bölümünün baş sorumlusu, ev içi hava kirliliği. Bu kirliliğin en önemli kaynağı ise “biyomas maruziyeti.” Isınma ya da yemek pişirme sırasında odun, kömür ya da tezek gibi yakıtların kullanılmasıyla ortaya çıkan duman ve zararlı partiküller, uzun vadede hastalığın gelişme riskini artırıyor. Bunun yanı sıra; ev içinde yetersiz havalandırma, özellikle filtre temizliği yeterince yapılmayan klimalar, toz tutan halı ve kilim kullanımı, kimyasal içeren temizlik malzemeleri ve evde açık alanda çamaşır kurutulması gibi faktörler de akciğer sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Tüm bunlar KOAH&#8217;lı bireylerin akciğer dokularındaki iltihabı artırırken <em>KOAH</em> semptomlarını da şiddetlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Belirtiler Önemsenmiyor, Doktora Başvurma Oranları Düşük </strong></p>
<p>KOAH, genellikle sessiz başlayan ve zamanla şiddetlenerek nefes darlığı ile kendini gösteren bir hastalık. Kronik öksürük, balgam çıkarma, hırıltı ve göğüste sıkışma hissi hastalığın en sık görülen belirtilerinden. Ancak risk grubunda bulunan birçok kişi, ya belirti olmadığı ya da şikâyetlerini önemsemediği için doktora başvurmakta gecikiyor. </p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fidan Yıldız</strong>, KOAH tanısında erken tanının önemine dikkat çekiyor ve bu konuda en önemli tetkikin solunum fonksiyon testi (spirometri) olduğunu söylüyor. Ancak tanıyı desteklemek amacıyla akciğer grafisi, kan oksijen seviyesi ölçümü ile kan ve egzersiz testleri de kullanılıyor. KOAH tedavisi ise yalnızca ilaçla sınırlı değil. Özellikle tütün kullanımının bırakılması, düzenli takip ve hasta-hekim iş birliği, tedavinin başarısında belirleyici rol oynuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-ici-hava-kirliligi-koah-riskini-artiriyor-608526">Ev İçi Hava Kirliliği KOAH Riskini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Bu etkenler akciğerleri yaşlandırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-etkenler-akcigerleri-yaslandiriyor-603343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerleri]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etkenler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geceleri uykudan uyandıran inatçı öksürüğünüz, göğüs ağrınız varsa, kendinizi sürekli halsiz hissediyor, değil merdiven- yokuş çıkmak oturduğunuz yerde bile nefes alamıyor gibi oluyorsanız dikkat!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-etkenler-akcigerleri-yaslandiriyor-603343">Dikkat! Bu etkenler akciğerleri yaşlandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geceleri uykudan uyandıran inatçı öksürüğünüz, göğüs ağrınız varsa, kendinizi sürekli halsiz hissediyor, değil merdiven- yokuş çıkmak oturduğunuz yerde bile nefes alamıyor gibi oluyorsanız dikkat! Ülkemizde son yıllarda KOAH ve astım başta olmak üzere akciğer hastalıklarının hızla arttığını belirten <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai</strong> “Bilimsel araştırmalara göre, 35-40 yaşından sonra her yıl akciğer kapasitemizin yaklaşık yüzde 1’i kaybolur. Yani, 50 yaşındaki bir kişinin akciğer kapasitesi, 40 yaşındaki haline göre yaklaşık yüzde 10 daha az olabilir. Bu kayıp sigara içilmesi ve sigara dumanına maruz kalınması başta olmak üzere yanlış yaşam alışkanlıkları ve bazı çevresel etkenlerle çok daha hızlanır. Ama bazı püf noktalarına dikkat ederek akciğerlerimizi yenilememiz ve yıpranma sürecini yavaşlatmamız mümkün olabilir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Naurzvai, yeni yılda akciğerlerinizi 7 adımda yenilemenin püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Sigaradan ve sigara dumanından uzak durun  </strong></li>
</ul>
<p>Sigara, nargile, puro ve elektronik sigara akciğerlerin en büyük düşmanıdır. Sadece içenler değil, pasif içiciler de büyük risk altındadır. Bilimsel araştırmalar; sigara dumanının, akciğerlerdeki hücrelerde onarılmaz hasarlar bıraktığını, onları hızla yaşlandırdığını ve kendini yenileme kapasitesini azalttığını ortaya koymaktadır. Bu zararlı maddelerden kaçının, içilen ortamlardan da uzak durun. Eğer sigara içiyorsanız bırakmak için bir adım atın, içmiyorsanız da sigara dumanına maruz kalmayın, pasif içici olmayın. </p>
<ul>
<li><strong>Her gün sebze ve meyve tüketin </strong></li>
</ul>
<p>Fast-food yiyecekler, aşırı yağlı ve işlenmiş gıdalar, yeterince sebze-meyve tüketmemek akciğerleri savunmasız bırakır. Antioksidan eksikliği, akciğer hücrelerinin daha çabuk yaşlanmasına yol açar. Akciğerlerimizin düşmanı olan serbest radikallerle savaşmanın en iyi yolu, antioksidanlardan zengin beslenmektir. C ve E vitamini gibi antioksidanlar, taze sebze ve meyvelerde bolca bulunur. Özellikle portakal, kivi, brokoli, havuç, ıspanak gibi besinler akciğer sağlığı için çok faydalıdır. Bilimsel çalışmalar; bu tür besinlerin akciğer hücrelerini koruduğunu ve yaşlanmayı yavaşlattığını gösteriyor. Her gün tabağınızda renkli sebze ve meyvelere yer verin.</p>
<ul>
<li><strong>Hareket edin, nefesinizi açın </strong></li>
</ul>
<p>Hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, egzersiz yapmamak, sürekli oturmak akciğer kapasitesini düşürür. Akciğerler de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir; hareketsizlik onları zayıflatır ve yaşlandırır. Düzenli egzersiz yapmak, akciğer kapasitesini artırır, dokuların oksijenlenmesini sağlar. Yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans… Hangisini seviyorsanız onu yapın! Haftada en az 3 gün, 30 dakika tempolu yürüyüş bile akciğer sağlığınıza çok önemli katkıda bulunur. </p>
<ul>
<li><strong>Bağışıklığınızı güçlü tutun  </strong></li>
</ul>
<p>Sürekli stresli olmak ve yeterince uyumamak, bağışıklık sistemini zayıflatır, vücudu hastalıklara açık hale getirir. Akciğerler de bundan olumsuz etkilenir ve yaşlanma süreci hızlanır. Akciğerlerimiz, mikroplara ve virüslere karşı ilk savunma hattımızdır. Yeterli uyku, dengeli beslenme ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemini güçlü tutar. </p>
<ul>
<li><strong>Kirli havadan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai “Hava kirliliği, egzoz dumanı, fabrika gazları, tozlu ve kimyasal ortamlarda çalışmak akciğerleri yıpratır, yaşlanmasını hızlandırır. Büyük şehirlerde yaşıyorsanız, hava kirliliği maalesef kaçınılmaz bir gerçek. Mümkünse sabah erken saatlerde ya da trafiğin az olduğu zamanlarda dışarı çıkın. Evi sık sık havalandırmak akciğerleri korumaya fayda sağlar” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Temizlik deterjanlarına maruz kalmayın</strong></li>
</ul>
<p>Evde ve işyerinde parfüm, oda spreyi, toz, küf ve kimyasallara uzun süre maruz kalmak akciğerlere büyük zarar verir. Temizlik yaparken aşırı kimyasal kullanmayın, rutubetli, tozlu ve küflü ortamlarda bulunmayın, gerekirse maske takın. Özellikle astım ve KOAH hastaları için bu alışkanlıklar çok zararlıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Aşılarınızı yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Naurzvai “Sık sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmek ve tedaviyi ihmal etmek, grip ve bronşit gibi hastalıkları önemsememek, doktora gitmemek, ilaçları yarım bırakmak akciğerlerde kalıcı hasara ve yaşlanmaya yol açabileceğinden dolayı, bu tür olası alışkanlıklarınızı mutlaka terk edin. Ayrıca grip ve zatürre aşılarını yaptırmak, ellerin temizliğine dikkat etmek, kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre kalmamak da akciğer sağlığı açısından çok önemlidir. Doğru yaşam alışkanlıkları kazanmak, akciğerlerimizi genç ve sağlıklı tutmanın en önemli yoludur” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-etkenler-akcigerleri-yaslandiriyor-603343">Dikkat! Bu etkenler akciğerleri yaşlandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri Büyük Ölçüde Önlenebilir ve Erken Tanı Hayat Kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-buyuk-olcude-onlenebilir-ve-erken-tani-hayat-kurtarir-595030</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:09:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüde]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanserinin en çarpıcı yönlerinden biri, büyük ölçüde önlenebilir nedenlere bağlı olarak gelişmesidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-buyuk-olcude-onlenebilir-ve-erken-tani-hayat-kurtarir-595030">Akciğer Kanseri Büyük Ölçüde Önlenebilir ve Erken Tanı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Akciğer kanserinin en çarpıcı yönlerinden biri, büyük ölçüde önlenebilir nedenlere bağlı olarak gelişmesidir. Riskleri ve nedenleri çok net olan akciğer kanserinin önlenebilirlik oranı da çok yüksektir. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Balcı, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, hastalığın büyük ölçüde önlenebilir olduğunu ve erken tanının hayat kurtardığını vurguladı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Hastaların Yarısı İleri Evrede Tanı Alıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 2,5 milyon kişinin akciğer kanseri tanısı aldığını ve 1,8 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Balcı; “Rakamlar, akciğer kanserini hem en sık görülen hem de en ölümcül kanser türü konumuna getiriyor. Türkiye’de yıllık 31 bin yeni vaka ve 25 bin ölüm ile yaygın ve yüksek ölümcüllüğü olan bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Akciğer kanserinin, erkeklerde görülme olasılığı yüz binde 55,9, kadınlarda yüz binde 11,2 olarak bildiriliyor. Türkiye’de akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %25-30’u yakın lenf nodlarına yayılım olduğunda, %50-55’i ise uzak organlara yayılım olduğunda tanılanabiliyor. Yani, ortalama %80-85’i ileri evrede tanılanan akciğer kanseri vakalarında erken teşhis oranları oldukça düşük. Bu da tedavinin başarısını ve sağ kalımı büyük ölçüde azaltıyor. Bu nedenle koruyucu önlemler, risk gruplarına yönelik bilinçlendirme ve tarama programlarının geliştirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Türkiye’de, Erkek Hastalarda Görülen Akciğer Kanserinin Büyük Çoğunluğu Tütün ile İlişkili”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akciğer kanserinin risk ve nedenlerine değinen Balcı; “Sigara ve tütün ürünleri en büyük tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Akciğer kanserinin %85–90’ı sigara kullanımına bağlı olarak gelişiyor. Türkiye’de, erkeklerde görülen vakaların büyük çoğunluğunun tütünle ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Elektronik sigara, nargile, puro ve pipo da aynı derecede risk taşıyor. Görünmeyen risk olarak karşımıza çıkan pasif içicilik durumunda ise ev, iş yeri veya kapalı alanlarda sigara dumanına maruz kalmak, akciğer kanseri riskini ciddi biçimde artırıyor. Çocuklar ve kadınlar bu riskten daha fazla etkileniyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Büyük şehirlerde artan hava kirliliği, akciğer dokusuna zarar vererek kanser gelişimine zemin hazırlıyor. Asbest, radon, dizel egzozu, ağır metaller ve kimyasal dumanlara mesleki maruziyet; madenciler, sanayi işçileri ve inşaat çalışanları başta olmak üzere birçok meslek grubunda hastalık riskini artırıyor. KOAH gibi hastalıklar ve ailede akciğer kanseri öyküsü de risk oluşturuyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Akciğer Kanseri Riskini Azaltmanın Püf Noktaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Balcı, akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilen ve erken tanı ile hasta hayatının kurtarılabilir olduğunu dile getirerek alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı; “Sigaranın bırakılması en etkili koruyucu yöntemdir. Sigara bırakıldıktan sonra ilk yılda risk belirgin şekilde azalır, 10–15 yıl içinde risk, hiç sigara içmemiş kişiye yakın seviyeye düşebilir. Bu konuda ülkemizde Ulusal Sigara Bırakma Poliklinikleri ücretsiz destek sunuyor. Pasif içicilikten korunulması, ev ve iş yerlerinde tamamen dumansız alan oluşturulması, çocukların ve hassas grupların korunması açısından kritik önem taşıyor. Hava kalitesi uyarılarının takip edilmesi, gerekli günlerde maske kullanımı, kentsel temizlik ve çevre politikalarının desteklenmesi riskleri azaltıyor. Yüksek riskli sektörlerde çalışanların koruyucu ekipman kullanması, ortam havalandırmasının iyileştirilmesi ve düzenli sağlık taramaları hayati önem taşıyor.  Özellikle uzun süre sigara içmiş 50 yaş üzeri yüksek riskli bireyler için düşük doz bilgisayarlı tomografi ile tarama öneriliyor. Nitekim, erken evrede yakalanılan akciğer kanserinde, 5 yıllık sağ kalım oranı %60’ın üzerine çıkabiliyor. Düzenli egzersiz, sebze-meyve ağırlıklı beslenme ve hava kalitesine dikkat etmek, riski azaltan diğer önemli faktörlerdir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Erken Tanı, Hayat Kurtarır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akciğer kanserinin dünyada ve Türkiye’de en ölümcül kanser türü olmaya devam ettiğine değinen Balcı; “Hastalığın nedenlerinin büyük bir kısmının önlenebildiği gibi erken tanı tedavi şansını önemli düzeyde artırıyor. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında atılacak adımlardan olan sigarayı bırakma, riskli bireylerin taranması, toplumların bilinçlendirilmesi faaliyetleri ile binlerce kişinin kaderi değiştirilebilir” diyerek erken tanının, yaşam süresini uzatmanın ve tedavinin başarısını artırmanın en önemli adımı olduğuna dikkat çekti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-buyuk-olcude-onlenebilir-ve-erken-tani-hayat-kurtarir-595030">Akciğer Kanseri Büyük Ölçüde Önlenebilir ve Erken Tanı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 08:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kapasitesi]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlandıran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki her hücre aldığımız oksijen miktarına ve kalitesine göre besleniyor ya da beslenemiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180">Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki her hücre aldığımız oksijen miktarına ve kalitesine göre besleniyor ya da beslenemiyor. Bu da doğrudan akciğerlerimizin fonksiyonlarına bağlı. Solunum sistemindeki en küçük değişiklik bile genel sağlığımız üzerinde sandığımızdan çok daha fazla etkili oluyor. Tıpkı beden yaşımız gibi organlarımızın da yaş aldığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, “Akciğerlerimiz ne kadar yaşlı ise aldığımız nefesin kalitesi o kadar azalıyor. Bu da başta solunum hastalıkları olmak üzere kalp-damar hastalıklarından enfeksiyonlara, erken yaşlanmadan bilişsel performans düşüşüne kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getiriyor” diyor.</p>
<p><strong>UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMAK İSTİYORSAK AKCİĞERLERİMİZE İYİ BAKMAK ZORUNDAYIZ</strong></p>
<p>“Akciğerlerimiz, uzun ve sağlıklı yaşamın en belirleyici organlarından biridir” diyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, vücuttaki her hücrenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için oksijene ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. <strong>Prof. Dr. Okur,</strong> “Aldığımız oksijenin kalitesi ve miktarı doğrudan akciğer sağlığımızla ilişkilidir. Akciğer kapasitesi yüksek olan bireyler daha uzun ve sağlıklı bir yaşam süresine sahiptir. Akciğer kapasitesi düştükçe doku oksijeni azalacağı için erken yaşlanma olur. Vücuttaki oksijen yetersiz olduğunda kalp daha fazla efor harcar ve kalp damar hastalığı riski daha fazla olur. Sağlıklı akciğerler vücuda giren mikroplara bariyer görevi yapar ve enfeksiyon riskini azaltır. Sağlıklı akciğerde oksijen miktarı yeterli olacağı için hücre yenilenmesi daha hızlı olur. Kas gücü ve beyin fonksiyonları daha iyidir. Bütüncül sağlık için akciğer sağlığımız çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>AKCİĞERLERİMİZİ YAŞLANDIRAN ETKENLER</strong></p>
<p>Yaşlanmanın her organımızda olduğu gibi akciğer dokusunda da olduğunu ifade eden <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, “Orta yaştan sonra akciğer hacimleri her yıl azalır ve kapasite düşer. Solunum kaslarımızın gücü azalır. Enfeksiyon riski artar” diyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, günlük hayatta yaptığımız 5 hatayı şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Tütün ürünleri: </strong>Akciğerlerin yaşlanmasının en büyük sorumlusu sigara gibi tütün ve tütün ürünlerine aktif ya da pasif olarak maruz kalmaktır. </li>
<li><strong>Solunan hava:</strong> Hava kirliliği, egzoz dumanı, soba ve kömür dumanına maruz kalmak akciğer yaşlanmasında etkili olan faktörlerdir. Bunun yanı sıra evlerde sıklıkla kullanılan ağır kimyasallar olan çamaşır suyu ve kireç çözücü gibi temizlik ürünleri de akciğer üzerinde toksik etkide bulunarak akciğerin hızlı yaşlanmasına neden olur. </li>
<li><strong>Enfeksiyonlar:</strong> Geçirilen solunum yolu enfeksiyonları akciğerlerde hasar bırakabilir. Bu nedenle riskli dönemlerde mümkün olduğunca korunmaya özen göstermek önemlidir.  </li>
<li><strong>Hareketsizlik:</strong> <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong> hareketsizliğin de solunum kaslarının güçsüzleşmesine neden olarak akciğer yaşlanması üzerinde etkili olduğunu belirtiyor. </li>
<li><strong>Az su tüketimi:</strong> Akciğerleri temizleyen ve arındıran en önemli madde sudur. Yeterli su tüketimi, solunum yollarındaki mukusun incelmesine, toksinlerin daha kolay atılmasına ve akciğer dokusunun daha iyi oksijenlenmesine yardımcı olur. <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur,</strong> “Az su içmek, akciğerlerin kendini temizleme kapasitesini azaltır ve biriken zararlı maddelerin dokuda daha uzun süre kalmasına neden olur” diyerek su tüketiminin hayati önemine değiniyor.</li>
</ul>
<p>Bunların yanı sıra genetik faktörlerin de akciğerlerin hızlı yaşlanması üzerinde etkili olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Ailede KOAH, astım veya akciğer hastalıkları öyküsünün bulunması, kişinin solunum sistemini çevresel faktörlere karşı daha hassas kılabilir” diyor. </p>
<p><strong>AKCİĞERLERİNİZİ GENÇ TUTMAK MÜMKÜN MÜ?</strong></p>
<p>“Akciğerler yaşlandıkça mikropları temizleme gücü azalır ve bu nedenle solunum yolu enfeksiyonları daha sık, daha ağır ve daha uzun süreli seyreder” diyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, akciğer yaşlanmasının tüm vücudu etkilediğini belirtiyor. <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Akciğer kapasitesinin düşmesi kalbi daha fazla efor harcamaya zorlar; bu da kalp-damar hastalıklarının riskini artırır. Elastikiyetini kaybetmiş akciğer dokusunda DNA tamiri bozulur, hücre yenilenmesi yavaşlar ve KOAH ile akciğer kanseri gibi hastalıkların ortaya çıkma ihtimali yükselir. Yaşlanan akciğerler yalnızca solunumu değil, kas gücünü, efor kapasitesini, bilişsel fonksiyonları ve uyku kalitesini de etkiler. Dikkat azalması, unutkanlık, çabuk yorulma ve metabolik sorunlar da akciğer yaşlanmasının yansımalarıdır” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Akciğerlerinizi genç tutmanın mümkün olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Doğru nefes almayı bilmek, düzenli nefes egzersizleri yapmak ve temiz havada yürüyüşler akciğer kapasitesini artırır. Sigara ve elektronik sigaradan uzak durmak ise akciğeri yaşlandıran en büyük düşmanı ortadan kaldırmak demektir. Bol su içmek, antioksidan ağırlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak ve düzenli uyku, akciğer dokusunun yenilenmesini destekleyen en güçlü alışkanlıklardır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180">Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerden]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[ol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sana]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p>Etkinlik, Ege Üniversitesi Kampüsü 1 No’lu Yemekhane önünde gerçekleştirildi. Hemşirelik Fakültesi Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında, danışmanlığını Hemşirelik Fakültesi Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yürüttüğü proje çerçevesinde öğrenciler, akciğer kanserinin önlenmesi ve erken teşhisin kritik önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Program kapsamında kurulan stantta sağlık profesyonelleri tarafından hazırlanan, akciğer kanseri riskleri ve erken tanıya yönelik uyarıları içeren kitap ve broşürler üniversite öğrencilerine, akademik ve idari personele dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla katılımcılara beyaz kurdeleler takıldı.</p>
<p><b>“Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır”</b></p>
<p>Akciğer kanserinde tedaviden önce, sigara ve tütün kullanımını azaltarak toplumu korumanın en önemli adım olduğunu belirten Doç. Dr. Aslı Kalkım, “Akciğer kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci sıklıkta görülen kanser türüdür ve kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Bu hastalıkta en önemli risk faktörü sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Bu nedenle akciğer kanserini tedavi etmekten daha öncelikli konu, sigara ve tüm tütün ürünlerinin kullanımını azaltarak toplumu bu hastalıktan korumaktır. Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır. Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürürken kan ya da kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı ile tekrarlayan ya da geçmeyen bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlar akciğer kanserinin en önemli belirtileridir. Toplumsal ve bireysel farkındalığın artmasıyla akciğer kanseri sıklığının azaltılabileceğini ve hastalığın erken dönemde tespit edilebileceğini unutmamak gerekir” dedi.</p>
<p>Proje ekibinde danışman Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yanı sıra, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Vekili Doç. Dr. Fatma Sert, Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Emine Karaman ve Hemşirelik Fakültesi 1. sınıf öğrencileri yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 14:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[içicilikten]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan, ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH’ın en önemli nedenleri arasında, tütün ve tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917">KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan, ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH’ın en önemli nedenleri arasında, tütün ve tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, tütün ve tütün ürünleri kullanımının KOAH&#8217;ın ana nedeni olduğunu vurgulayarak “KOAH&#8217;ı önlemenin en etkili yolu, sigarayı bırakmak, tütün ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır” dedi. Pasif içicilikten korunmanın da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, başkalarının sigara dumanına maruz kalmaktan kaçınılmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Kasım Dünya KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) Günü, tüm dünyada milyonlarca insanı etkileyen ancak büyük ölçüde önlenebilir olan bu kronik akciğer hastalığı hakkında farkındalığı artırmak için her yıl tüm dünyada kutlanıyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, 20 Kasım Dünya KOAH Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada KOAH hastalığı, önlenmesi ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes alma ve verme zorlaşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH), solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “Bu kısıtlanma, akciğerlerdeki hava keseciklerinin (alveol) hasar görmesi (amfizem) ve/veya hava yollarının iltihaplanıp daralması (kronik bronşit) sonucu gelişir. Hastalar ilk aşamada nefes vermekte zorlanırken, zamanla hem nefes alma hem verme giderek zorlaşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH&#8217;ın nedenleri arasında en belirleyici olan faktörlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tütün ve tütün ürünleri kullanımı</span></span></span></b><span><span><span>: KOAH&#8217;ın ana nedenidir. Sigara, e-sigara içiciliği, pasif içicilik, puro veya pipo kullanımı, nargile ya da diğer tüm tütün ürünleri, vakaların büyük çoğunluğundan sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hava kirliliği</span></span></span></b><span><span><span>: Hem iç (biyoyakıt, odun, tezek gibi yakıtlar ya da tandır dumanı), hem de dış mekan hava kirliliği önemli risk faktörleridir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mesleki maruziyet</span></span></span></b><span><span><span>: İş yerinde toz, kimyasal madde ve dumanlara uzun süre maruz kalmak KOAH gelişimine yol açabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genetik yatkınlık</span></span></span></b><span><span><span>: Nadir de olsa, &#8220;Alfa-1 Antitripsin&#8221; adlı bir proteinin eksikliği, özellikle genç yaşta KOAH gelişimine neden olabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İki aydan uzun süren öksürük ciddiye alınmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH&#8217;ın belirtilerinin genellikle yavaş başladığını ve zamanla kötüleştiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, hastaların bu belirtileri sıklıkla &#8220;yaşlanmanın doğal bir parçası&#8221; veya &#8220;sigara öksürüğü&#8221; olarak görmesi nedeniyle doktora başvurmakta gecikebildiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “En yaygın belirtileri şöyle sıralayabiliriz: Özellikle fiziksel aktivite sırasında artan nefes darlığı; kronik (iki aydan uzun süren) öksürük; balgam üretimi, bu genellikle sabahları daha belirgindir. Nefes alırken veya verirken hırıltı veya ıslık sesi; göğüste sıkışma hissi; sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları; ileri evrelerde yorgunluk, kilo kaybı ve ayak bileklerinde şişlik (ödem)” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH yönetilebilir bir hastalıktır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH’ın nezle ya da grip gibi atlatılan bir hastalık olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “KOAH, adı üstünde kronik bir hastalıktır. Akciğerlerde oluşan hasar kalıcıdır ve tam olarak geri döndürülüp tamamen iyileştirilemez (kür sağlanamaz). Bu nedenle KOAH, nezle veya grip gibi &#8220;atlatılabilen&#8221; bir hastalık değildir. Hastalık teşhis edildikten sonra ömür boyu devam eder. Bu nedenle en önemli adım, KOAH oluşumunun engellenmesidir. Ancak KOAH olduktan sonra hastalık kesinlikle tedavi edilebilir ve yönetilebilir bir hastalıktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tedavide öncelikle nefes açıcı ilaçlar kullanılıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH tedavisinin temel amaçlarına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, bu hedefleri belirtileri (nefes darlığı, öksürük) hafifletmek, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak, “alevlenme&#8221; adı verilen ani kötüleşme dönemlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmak ve hastanın efor kapasitesini ve genel yaşam kalitesini artırmak olarak sıraladı. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “Tedavide öncelikle nefes açıcı (bronkodilatatör) ilaçlar (genellikle inhaler-solunum yoluyla alınan cihazlar), pulmoner rehabilitasyon (fiziksel egzersiz ve eğitim), gerekirse; kortizon tedavileri, oksijen tedavisi ve enfeksiyon tedavileri kullanılır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara bırakılmalı ve pasif içicilikten korunulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH’ın büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, hastalığın önlenmesi için yapılması gerekenler ve alınacak tedbirleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı bırakmak:</span></span></span></b><span><span><span> KOAH&#8217;ı önlemenin en etkili yolu, tütün ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Pasif içicilikten korunmak:</span></span></span></b><span><span><span> Başkalarının sigara dumanına maruz kalmaktan kaçının.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Temiz hava solumak:</span></span></span></b><span><span><span> İç ve dış ortam hava kirliliğinden mümkün olduğunca kaçının. Evinizi düzenli havalandırın.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İşyeri güvenliği:</span></span></span></b><span><span><span> Riskli iş kollarında (madencilik, tekstil, inşaat, egzoz tamirciliği vb.) çalışanlar mutlaka koruyucu maske kullanmalı ve işyeri havalandırma kurallarına uymalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH&#8217;lı hastalar nelere dikkat etmelidir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, KOAH tanısı alan hastaların yaşam kalitelerini korumak için dikkat etmeleri gereken altın kuralları da şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı derhal bırakmak</span></span></span></b><span><span><span>: Tedavinin temel taşıdır. Sigarayı bırakmak, hastalığın ilerleyişini yavaşlatan kanıtlanmış tek yöntemdir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaçları doğru kullanmak</span></span></span></b><span><span><span>: Doktorun verdiği inhaler (nefes açıcı) cihazları doğru teknikle ve düzenli olarak kullanmak hayati önem taşır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılarını yaptırmak</span></span></span></b><span><span><span>: KOAH hastaları enfeksiyonlara karşı çok hassastır. Alevlenmeleri önlemek için mutlaka doktorun uygun gördüğü takvimde zatürre (pnömokok) aşısı ve yıllık grip (influenza) aşısı yaptırmalıdırlar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aktif kalmak:</span></span></span></b><span><span><span> Nefes darlığı nedeniyle hareketten kaçınmak bir kısır döngü yaratır. Doktorun önerdiği şekilde pulmoner rehabilitasyon (akciğer rehabilitasyonu) programlarına katılmak veya düzenli yürüyüş yapmak kas gücünü ve nefes kapasitesini artırır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı beslenmek</span></span></span></b><span><span><span>: İdeal kiloyu korumak, dengeli ve sağlıklı beslenmek solunum kaslarının daha verimli çalışmasına yardımcı olur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tetikleyicilerden kaçınmak:</span></span></span></b><span><span><span> Duman, keskin kokular (parfüm, deterjan), soğuk hava ve hava kirliliği gibi tetikleyicilerden uzak durulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli doktor kontrolü: </span></span></span></b><span><span><span>Hastalığın seyrini izlemek için düzenli olarak göğüs hastalıkları uzmanına kontrole gitmek şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH’ta erken tanı kritik önemde</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünya KOAH Günü&#8217;nde vurgulamak istediğimiz en önemli mesaj erken tanının kritik önemidir. Eğer 40 yaşın üzerindeyseniz, sigara içiyorsanız veya içtiyseniz ve basit bir merdiven çıkarken bile nefesiniz daralıyorsa, sık öksürüyorsanız veya balgam çıkarıyorsanız; bu durumu ‘sigara öksürüğü’ veya ‘yaşlılık’ olarak geçiştirmeyin. Bu belirtiler KOAH&#8217;ın habercisi olabilir. &#8220;Nefes Ölçüm Testi&#8221; (Solunum Fonksiyon Testi &#8211; SFT) adı verilen basit ve ağrısız bir test ile KOAH tanısı kolayca konulabilmektedir. Erken tanı, akciğer fonksiyonları henüz ciddi düzeyde bozulmadan tedaviye başlama ve yaşam kalitesini koruma şansı demektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917">KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerden]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOAH&#8217;ın erken belirtileri yaşlanmayla karıştırılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koahin-erken-belirtileri-yaslanmayla-karistiriliyor-592204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:58:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[biçimde]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[karıştırılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkan, yavaş seyreden ve belirtileri nedeniyle çoğu zaman yaşlanmanın ya da sigara içmenin etkileriyle karıştırılan ciddi bir solunum hastalığı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahin-erken-belirtileri-yaslanmayla-karistiriliyor-592204">KOAH&#8217;ın erken belirtileri yaşlanmayla karıştırılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkan, yavaş seyreden ve belirtileri nedeniyle çoğu zaman yaşlanmanın ya da sigara içmenin etkileriyle karıştırılan ciddi bir solunum hastalığı. Nefes darlığı, öksürük ve balgam gibi şikâyetlerle kendini gösteren KOAH’ın, erken dönemde fark edilmediğinde yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürebildiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “KOAH’lı hastalar genellikle bu semptomları sigara kullanımına veya yaşlanmaya bağlayarak doktora başvurmayı geciktiriyor. Oysa erken tanı, tedavi başarısını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor” dedi.</strong></p>
<p>KOAH’ın tanısında solunum fonksiyon testlerinin (nefes testleri) belirleyici olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Bu testler sayesinde hastalığın evresi ve akciğer kapasitesindeki kayıp net biçimde ortaya çıkar. Tedavide sigarayı bırakmaya yönelik medikal destekler, düzenli egzersiz ve solunum rehabilitasyonu büyük önem taşır. Ayrıca grip ve zatürre aşıları, oksijen tedavisi ve ileri evrelerde yapılan bazı özel akciğer girişimleri sayesinde hastaların nefes alma konforu ve günlük yaşamı belirgin biçimde iyileştirilebilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Hastalık hâlâ yanlış tanı ve eksik tedaviyle mücadele ediyor</strong></p>
<p>KOAH’ın gerek toplumda gerekse bazı hekimler arasında yeterince tanınmadığı için çoğu zaman doğru biçimde teşhis edilemediğini ve bu nedenle eksik ya da hatalı tedavi yaklaşımlarına maruz kalabildiğini belirten Doç. Dr. Çalışkan, “Oysa hastalığın erken evrede doğru biçimde tanımlanması, toplum sağlığı açısından son derece önemli. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, genellikle tütün ürünlerinin kullanımı veya zararlı gaz ve partiküllere uzun süre maruz kalma sonucu ortaya çıkar. Ancak doğru tedbirlerle büyük ölçüde önlenebilir ve erken tanı ile kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğu unutulmamalı” dedi.</p>
<p><strong>Soba dumanına maruz kalmak KOAH riskini artırıyor</strong></p>
<p>Hastalığın uzun yıllar boyunca erkeklerde daha sık görüldüğünün düşünüldüğünü ancak son dönemde yapılan araştırmaların, KOAH’ın kadın ve erkeklerde neredeyse eşit oranda ortaya çıktığını gösterdiğini belirten Çalışkan, “Hatta artık kadınların sigara dumanının zararlı etkilerine karşı daha hassas oldukları biliniyor. Sigara, puro ve nargile gibi tütün ürünlerinin kullanımı, mesleki olarak; toz, duman veya kimyasal maddelere maruz kalmak, evde odun ya da saman gibi biyomas yakıtlarla ısınmak veya yemek pişirmek ve genetik yatkınlık, bu akciğer hastalığına yakalanma riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahin-erken-belirtileri-yaslanmayla-karistiriliyor-592204">KOAH&#8217;ın erken belirtileri yaşlanmayla karıştırılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[faktöre]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor. Artan çevresel risk faktörleri, sigara kullanımı ve geç belirti vermesi nedeniyle hastalık toplum sağlığı açısından kritik bir konumda bulunuyor. 2025 yılında tanı ve tedavide yaşanan gelişmeler ise pek çok hasta için yeni bir umut döneminin başlangıcını işaret ediyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü” kapsamında hastalıkla ilgili güncel verileri ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>Her yıl 2.5 milyon kişi akciğer kanserine yakalanıyor </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, dünya genelinde hala en sık görülen ve en çok can kaybına neden olan kanser türüdür. 2022 yılı verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2.5 milyon kişi bu hastalığa yakalanmakta ve bu, tüm kanser vakalarının yüzde 12’sine denk gelmektedir. Aynı yıl içinde ise 1.8 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu da kansere bağlı yaşam kayıplarının neredeyse beşte birinin tek başına bu hastalıktan kaynaklandığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Ülkemizde her yıl 41 bin yeni vaka</strong></p>
<p>Ülkemizde de tablo dünya ile paralellik göstermektedir. 2022 verilerine göre ülkemizde her yıl yaklaşık 41 bin yeni akciğer kanseri vakası tespit edildi ve akciğer kanseri Türkiye’de en sık görülen kanser konumunda. Aynı yıl 38 bin 500 kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Yani ülkemizde kansere bağlı her üç ölümden biri akciğer kanserinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Çevresel faktörler genetikten çok daha baskın</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık bazı kişilerde önemli rol oynasa da toplam risk durumuna bakıldığında çevresel faktörler çok daha baskın durumdadır. Akciğer kanserinin artık çoğunlukla çevresel nedenlerle ortaya çıktığı söylenebilir.</p>
<ol>
<li>Sigara: Vakaların yaklaşık yüzde 70’i sigaraya bağlı</li>
<li>Hava kirliliği: PM2.5 her 10 µg arttığında ölüm riski yüzde 8 artıyor</li>
<li>Radon gazı: Sigara içmeyenlerde en önemli risk faktörü</li>
<li>Mesleki maruziyetler: Asbest, silika, dizel egzozu, kaynak dumanı</li>
<li>Pasif içicilik </li>
<li>Geçmişte akciğer hastalığı öyküsü olması</li>
</ol>
<p><strong>Kadınlarda neden akciğer kanseri artıyor?</strong></p>
<p>Erkeklerde yeni vaka sayısı son yıllarda azalma eğilimindeyken, kadınlarda dikkat çekici bir artış söz konusu. Kadınlarda özellikle “adenokarsinom” adı verilen alt tip daha sık görülmekte ve bu tip, hiç sigara içmemiş kişilerde görülen akciğer kanserlerinin büyük kısmını oluşturmaktadır. </p>
<p>Akciğer kanseri erkeklerde daha sık görülse de kadınlardaki artışın da önemsenmesi gerekmektedir. Artan sigara kullanımı, ev içi duman ve yemek buharı, odun veya kömür sobası dumanı, pasif içicilik, hormonların hücresel dönüşüme etkisi, genetik yatkınlıkların çevresel faktörlerle birleşmesi bunun en önemli nedenleri arasındadır. Kısacası kadınlar hiç sigara içmeseler bile akciğer kanserine yakalanma riskleri erkeklere göre bir miktar daha yüksek olmaktadır.</p>
<p><strong>E-sigara zararsız değil!</strong></p>
<p>Elektronik sigaraların ise sanıldığı kadar masum olmadığının bilinmesi gerekmektedir. 2025’te yapılan geniş analizlerde e-sigara kullanan kişilerde kanserle ilişkili biyobelirteçlerin yükseldiği tespit edilmiştir. Nikotin bağımlılık yapmakta ve gençlerde geleneksel sigaraya başlama oranını 3 kat artırmaktadır. Akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 70’i sigaradan kaynaklanmaktadır. Sigarayı tamamen hayatımızdan çıkardığımızda, akciğer kanseri neredeyse yok olacak denilebilir.</p>
<p><strong>Akciğer kanserinde erken tanı için bu belirtileri önemseyin!</strong></p>
<p>Özellikle 40 yaş üzeri ve sigara içen kişilerde düzenli kontroller önemlidir. 50 yaş üzeri ve sigara içmiş kişilerde yıllık düşük doz akciğer tomografisi taraması erken teşhis sağlar. Akciğer kanseri çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Yine de bu uyarı işaretleri ciddiye alınmalıdır:</p>
<ul>
<li>Geçmeyen öksürük</li>
<li>Kanlı balgam</li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>İştahsızlık, kilo kaybı</li>
<li>Ses kısıklığı</li>
<li>Tekrarlayan zatürre</li>
</ul>
<p><strong>Akciğer kanserinde tedavi yaklaşımlarını değiştiren yıl 2025</strong></p>
<p>2025, akciğer kanseri tedavisinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Hedefe yönelik tedavilerde taletrectinib, ROS1 pozitif ve beyne yayılmış hastalarda etkili sonuçlar verirken; datopotamab deruxtecan EGFR mutasyonlu hastalarda tümör hücrelerini doğrudan hedef alan yapısıyla daha az yan etkiyle yüksek başarı sağladı. İmmünoterapi, artık yalnızca ileri evre hastalarda değil, ameliyat öncesi ve sonrası dönemde de kullanılmaya başlanarak tedavi sürecinde yeni bir standart haline geldi. </p>
<p>Cerrahi alanda kapalı yöntem VATS tekniğinin yaygınlaşması, hastalara daha hızlı iyileşme ve daha az ağrı avantajı sundu. Tanıda önem kazanan sıvı biyopsi testleri, kanda dolaşan tümör DNA’sını tespit ederek hastalığın tekrarlamasını çok daha erken belirleme imkânı sağladı. Yıllardır sınırlı seçeneklerin bulunduğu küçük hücreli akciğer kanserinde ise tarlatamab isimli ilaç, daha önce tedavi seçeneği kalmamış hastalarda bile tümörü küçülterek dikkat çekici bir ilerleme sundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 07:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, bilindiği gibi tüm dünyada en fazla karşılaşılan kanser türü. Yılda 1,69 milyon kişinin kaybına neden olan bu hastalıkta en önemli risk faktörlerinden biri de tütün kullanımı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108">Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, bilindiği gibi tüm dünyada en fazla karşılaşılan kanser türü. Yılda 1,69 milyon kişinin kaybına neden olan bu hastalıkta en önemli risk faktörlerinden biri de tütün kullanımı. Özellikle ülkemizde akciğer kanserinin yüzde 90’ı sigara kullanımına bağlı olarak gelişiyor. Sık sigara içen kişilerde akciğer kanserine yakalanma riski yüzde 30’lara çıkarken, hiç sigara içmeyen kişilerde ise bu risk yüzde 1’in altına kadar düşüyor. Bu da sadece sigara tüketimini azaltarak, Türkiye’de her yıl 25 bin akciğer kanseri vakasının önlenebileceğini ortaya koyuyor. Tütün ürünleri dışında aile öyküsü, KOAH, hava kirliliği, asbest ve radon gazı gibi maddelere uzun süre maruz kalmak da akciğer kanseri riskini artırıyor. Bu kapsamda risk faktörlerine karşı önleyici tedbirlerin alınması ve hastalığın erken evrede teşhis edilmesi, akciğer kanseriyle mücadeledeki en kritik unsurlar.</p>
<p><strong>Sinsice İlerliyor, Geç Belirti Veriyor  </strong></p>
<p>Akciğer kanserinde görülen belirtilerin oluşumu genellikle birkaç yıl sürüyor ve hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemiyor. Belirtiler, tümörün akciğer içindeki yerleşimine, büyüklüğüne, yayılım yerine ve yayılma derecesine göre değişebiliyor. En sık gözlenen belirtilerin başında; geçmeyen veya kötüleşen öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, öksürürken şiddetli göğüs ağrısı, tekrarlayan ve geçmeyen bronşit veya zatürre, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı var. Hastalığın tanısı için fizik muayene, görüntüleme, bronkoskopi ve doku örneği incelemesi gibi yöntemler kullanılırken tedavisi için ise multidisipliner bir çalışma gerekiyor. Bu süreçte cerrahi hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi gibi farklı seçenekler mevcut. </p>
<p><strong>Akciğer Sağlımızı Koruyabiliriz! </strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>, akciğer kanserinin hastadan hastaya farklılık gösterebildiğini; tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla faktörün etkili olabildiğini söylüyor. <strong>Prof.</strong> <strong>Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>’ın akciğer sağlığımızı korumak için ise 5 önerisi var: </p>
<ul>
<li>Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durun. </li>
<li>Özellikle kapalı ortamlarda dumansız alanları tercih edin. </li>
<li>Mesleki nedenlerden dolayı kimyasal maruziyetten korunmak için gerekli ekipmanları kullanmaya özen gösterin. </li>
<li>Hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın. </li>
<li>Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108">Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer röntgeni ciğerlerin yalnızca yüzde 70&#8217;ini gösteriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-rontgeni-cigerlerin-yalnizca-yuzde-70ini-gosteriyor-591463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[70]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[ciğerlerin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[ini]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[röntgeni]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olmasının yanı sıra erken evrede belirti vermemesi nedeniyle tanısı gecikebilen hastalıklardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-rontgeni-cigerlerin-yalnizca-yuzde-70ini-gosteriyor-591463">Akciğer röntgeni ciğerlerin yalnızca yüzde 70&#8217;ini gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akciğer kanseri, dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olmasının yanı sıra erken evrede belirti vermemesi nedeniyle tanısı gecikebilen hastalıklardan biri. Uzun süreli öksürük, nefes darlığı ya da göğüs ağrısı gibi semptomlarla kendini gösterebilen bu hastalıkta erken tanının tedavi başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Akciğer kanserinde erken evre tanı, tedavi planının zamanında oluşturulmasını ve hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerekir” dedi</strong></p>
<p>Akciğer kanseri tanısında hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve uygun görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Çalışkan, “Göğüs hastalıkları polikliniklerinde şikâyeti olan hastalara genellikle akciğer röntgeni çekiliyor ancak bu yöntemle akciğerlerin yalnızca yüzde 70-75’i görüntülenebiliyor. Bu nedenle kanser şüphesi olan durumlarda bilgisayarlı tomografiyle detaylı inceleme yapılması büyük önem taşıyor. Hızlı ilerleyen bu hastalıkta tanının gecikmeden konulması ve doğru biyopsi yönteminin seçilmesi, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Düşük radyasyonla erken tanı mümkün</strong></p>
<p>Akciğer kanseri taramasında erken tanı için düşük doz akciğer tomografisinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Düşük doz tomografi, normal tomografiye göre çok daha az radyasyon içerir ancak küçük kitleleri saptamada etkilidir. 50-80 yaş aralığında ve 20 paket-yıl sigara geçmişi olan kişilerin her yıl bu yöntemle tarama yaptırması gerekir -son 15 yıldır sigara içmiyor olsa bile- Bir yıl boyunca günde bir paket sigara içmek bir paket yıl olarak kabul edilir. Taramalar, kişinin yaşam beklentisini sınırlayan ciddi bir hastalığı varsa veya 81 yaşına geldiyse sonlandırılabilir” dedi.</p>
<p><strong>PET-BT’de görülen her kitle kanser değil</strong></p>
<p>PET-BT taramasına giren birçok kişinin sonucu beklerken endişelendiğini ve kendilerini hemen kanser olmuş gibi hissettiklerini sözlerine ekleyen Çalışkan, “PET-BT, vücutta olağandışı bir hücre hareketi olup olmadığını gösteren bir yöntemdir ancak tek başına kanser tanısı koymaz. Bazen enfeksiyonlar veya iltihaplar da PET-BT’de kanser gibi görünebilir. Özellikle zatürre, tüberküloz ya da mantar enfeksiyonları iyi huylu kitlelere neden olabilir. Böyle durumlarda genellikle önce enfeksiyon tedavisi uygulanır, ardından tomografiyle yeniden kontrol yapılır. Kesin tanı ise biyopsiyle, yani dokudan örnek alınarak konur” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-rontgeni-cigerlerin-yalnizca-yuzde-70ini-gosteriyor-591463">Akciğer röntgeni ciğerlerin yalnızca yüzde 70&#8217;ini gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[baran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl   yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;uncu sırada olmaya devam ediyor.  <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, </strong> sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde  son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,</strong>  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor!  </strong></p>
<p>Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken,  bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak  grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine  kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! </strong></p>
<p>Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! </strong></p>
<p>Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! </strong></p>
<ul>
<li>Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. </li>
<li>Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. </li>
<li>Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.</li>
<li>Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. </li>
<li>Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.</li>
<li>Bağışıklık sistemini güçlendirmek için<strong> </strong>dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın,   kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. </li>
<li>Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.</li>
<li>Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara içen her 10 kişiden 9&#8217;u tehlike altında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-icen-her-10-kisiden-9u-tehlike-altinda-582132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[içen]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Sigarayı Bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara dumanında bulunan 7 binden fazla kimyasal maddenin en az 70’i kanserojen etkisi taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-icen-her-10-kisiden-9u-tehlike-altinda-582132">Sigara içen her 10 kişiden 9&#8217;u tehlike altında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sigara dumanında bulunan 7 binden fazla kimyasal maddenin en az 70’i kanserojen etkisi taşıyor. Arsenik, hidrojensiyanid, kadmiyum, benzen, nitrozaminler ve krom gibi maddeler, sigaranın sağlığa verdiği zararın en tehlikeli bileşenleri arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu,</strong> sigaranın içeriğindeki zararlı maddeler nedeniyle vücudumuzdaki tüm organlara zarar verdiğini belirterek, “Sigaranın hasar oluşturmadığı hiçbir organ yoktur. Sigara içenlerin yüzde 90&#8217;ı, yani her 10 kişiden 1’i, hayatlarının herhangi bir döneminde sigaranın yol açmış olduğu sağlık problemiyle yüz yüze gelmektedirler” uyarısında bulunuyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu,</strong> sigarayı bıraktıktan sonra hastalıklara yakalanma riskinin zamanla sigara içmeyenlere yakın düzeylere indiğini, bu nedenle sigarayı bırakmanın sağlık için atılacak en önemli adım olduğunu vurgulayarak, “Bu konuda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan Sigara Bırakma Poliklinikleri, ilaç tedavisi ve motivasyonel destek sağlamaktadır. Ancak, sigarayı bırakmak için hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, önemli olan kişinin kendi iradesiyle bırakma isteğidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akciğerlerden kalbe mideden saçlara… </strong></p>
<p>Sigara, tüm organlara ciddi derecede zarar verirken, özellikle akciğerler üzerinde ölümcül riskler oluşturabiliyor.  Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara sorumlu oluyor.<strong> </strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, sigaranın zararlarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Saçlarda dökülme, kırılma</li>
<li>Ciltte kırışma, buruşma, erken yaşlanma</li>
<li>Dişlerde bozulma ve çürüme, diş eti hastalıkları, ağız içi kanserleri</li>
<li>Ses teli kanseri, yutak kanseri, sinüzit</li>
<li>Yemek borusu, pankreas, karaciğer ve bağırsak kanserlerinin yanı sıra gastroösafageal reflü, peptik ülser</li>
<li>KOAH, amfizem, astım, akciğer kanseri, akciğer kesecikleriyle ilgili hastalıklar</li>
<li>Koroner arter hastalığı, aort anevrizması, Buerger hastalığı</li>
<li>Böbrek ve mesane tümörleri, iktidarsızlık</li>
<li>Jinekolojik kanserler, infertilite (kısırlık), düşük, erken doğum </li>
<li>Kemik erimesi</li>
<li>Diyabet, guatr</li>
<li>Gözlerde sarı nokta hastalığı, körlük</li>
<li>Romatoid artrit, Raynaud hastalığı</li>
<li>Demans</li>
<li>Anksiyete, depresyon</li>
</ul>
<p><strong>“Arada tek tük sigara içeyim, bir şey olmaz”   demeyin!</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmada en kritik nokta, sigarayı tam anlamıyla beyninizde bitirmektir. Göğüs  Hastalıkları Uzmanı Prof.  Dr. Bülent Tutluoğlu, sigarayı bırakmak isterken yapılan önemli bir hatayı, “Eğer bir yanınız sigarayı bırakmak isterken, bir yanınız   ‘arada tek tük sigara içeyim, bir şey olmaz’ derse, içmek isteyen tarafınız galip gelir ve düşündüğünüz gibi tek tük değil, eskiden içtiğiniz tempoda sigaraya devam edersiniz” sözleriyle anlatıyor. </p>
<p><strong>SİGARAYI BIRAKMAYI KOLAYLAŞTIRAN 6 PRATİK ÖNERİ!</strong></p>
<p>Sigarayı azaltmak bırakmaya yardımcı olabiliyor, ancak en etkin yöntem tam olarak bırakma tarihini belirlemek! Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu,<strong> </strong>hedeflediğiniz tarihten önce sigarayı bırakma sürecine katkı sağlayacak olan önerileri ise şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Yakınlarınızdan destek alın:</strong> Ailenize ve arkadaşlarınıza sigarayı belirli bir tarihte bırakacağınızı söyleyin.<strong> </strong>Sigarayı bırakma tarihiniz üzerine bir arkadaşınızla bahse girin. Eşinizin veya arkadaşınızın sizinle birlikte sigarayı bırakmasını sağlayın.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sigaraya ulaşma imkanlarınızı kısıtlayın:  </strong>Kartonlarca sigara almaktan vazgeçin. Diğer bir paketi almak için paketinizin<strong> </strong>boşalmasını bekleyin.<strong> </strong>Evde ve işyerinde üzerinizde sigara bulundurmaktan kaçının.</p>
<p><strong>Markaları değiştirin: </strong>İçimini kötü bulduğunuz bir sigara markasına geçiş yapın.<strong> </strong>Hedeflediğiniz bırakma tarihinden birkaç hafta önce katranı ve nikotini düşük bir<strong> </strong>sigara markasına geçin. Ancak miktarı arttırmayın, daha derin nefes almayın.</p>
<p><strong>İçtiğiniz sigaraların sayısını azaltın: </strong>Her sigaranın sadece yarısını için.<strong> </strong>Her gün ilk sigaranızı 1’er saat erteleyin.<strong> </strong>Sadece tek veya çift saat başlarında sigara için. Gün boyunca kaç sigara içeceğinizi kararlaştırın. Her ekstra sigara için kendinize para cezası verin. </p>
<p> </p>
<p><strong>Alışkanlık nedeniyle sigara içmeyi önleyin: </strong>Gerçekten çok istediğiniz zaman sigara için. Alışkanlığınız yüzünden sigara yakmak üzere olduğunuz anları yakalayın.<strong> </strong></p>
<p><strong>Sigara içmeyi sevimsiz hale getirin: </strong>Kül tablalarınızı boşaltmayın, sigara izmaritlerinizi cam bir kapta toplayın. <strong> </strong>Düşünmeden sigara yakıyorsanız, sigarayı aynanın karşısında yakmayı deneyin.<strong> </strong>Sigarayı sadece sizin için rahatsız edici ortamlarda için. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-icen-her-10-kisiden-9u-tehlike-altinda-582132">Sigara içen her 10 kişiden 9&#8217;u tehlike altında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:14:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[akbaba]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Akciğer kanserinin tedavisine yönelik terapötik gen düzenlemesi amacıyla ribonükleoprotein yüklü lipit nanopartiküllerin piezoelektrik inhalasyon sistemleri ile iletimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 2515 –COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696">Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Akciğer kanserinin tedavisine yönelik terapötik gen düzenlemesi amacıyla ribonükleoprotein yüklü lipit nanopartiküllerin piezoelektrik inhalasyon sistemleri ile iletimi” başlıklı proje, TÜBİTAK 2515 –COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında çağın hastalığı olan kanserin tedavisine yönelik olarak yenilikçi ve multidisipliner bir yaklaşımla gen tedavisi gerçekleştirilecek.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz sürdürülebilir bilim iklimi çerçevesinde üretken akademisyenlerimiz tarafından hazırlanan projeler, TÜBİTAK ve TÜSEB nezdinde desteklenmeye devam ediyor. Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Hasan Akbaba ve ekibinin gerçekleştirdiği proje ile kanser tedavisine yönelik gen tedavileri geliştirilecek. Sağlık temalı bir üniversite olarak bu alanda önemli projeler üretmeye devam ediyoruz. Hocamızı ve ekibini çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum” dedi. Ziyaret esnasında Doç. Dr. Akbaba, Prof. Dr. Budak’a, proje dışında, yurt dışında gerçekleştirdikleri mRNA aşılarının uygulamasına yönelik mikroiğne sistemlerinin geliştirilmesi çalışmaları ve alanının en prestijli dergilerinden olan “Nature Immunology” dergisinde çıkan makalesi ile ilgili bilgiler de aktardı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“CRISPR teknolojisi doğrudan kanserli hücre çekirdeğine hedeflenecek”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje kapsamında akciğer kanserinin tedavisine yönelik olarak hedeflenebilir ve etkin gen tedavisi yaklaşımının geliştirileceğini ifade eden Doç. Dr. Hasan Akbaba, “Gen tedavisinin yaygınlaşması, etkinliğinin ve güvenilirliğinin artması için keşfedilen moleküler yolaklar ve mekanizmalar kadar bu yolaklarda etkin materyallerin ilgili bölgelere taşınması da oldukça önemlidir. CRISPR-Cas9 sisteminin gen tedavisi amacıyla kullanılmasının gündeme gelmesinden sonra bu sistemi etki yerine ulaştıracak taşıyıcı sistemler geliştirilmesi önem kazanmıştır.  Projenin amacı, moleküler bir teknik olan ‘CRISPR/Cas9’ teknolojisinin terapötik amaçla kullanımı için enzim ve sgRNA kompleksinin lipit nanopartiküller içerisinde enkapsüle edilmesi ve yüzey modifikasyonları ile bu nanopartiküllerin hücre ve çekirdek (nükleus) penetrasyonlarının artırılmasıdır. Hazırlanan formülasyonlar ile çok hedefli bir tedavi yaklaşımı gerçekleştirilecek olup farklı moleküler yolaklar akciğer kanserine spesifik hedefleyici peptit kombinasyonu kullanılarak uygulanacaktır. Uygulama yolu olarak inhalasyon yolağı tercih edilmekle birlikte, hazırlanan LNP süspansiyonu pizeoelektrik sistemler aracılığı ile aerosol forma getirilerek uygulama gerçekleştirilecektir” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Projenin gelişim sürecini anlatan Doç. Dr. Akbaba, “Bu proje, doktora öğrencim Uzm.  Ecz. Deniz Onan’ın doktora tezi çalışmaları esnasında geliştirdiğimiz çalışmaların devamı ve geliştirilmiş bir halidir. Ayrıca, Uzm.  Ecz. Deniz Onan’ın doktora tezi kapsamındaki çalışmalarını yürütücülüğünü de üstlendiği TÜSEB-A3-01 projesi dış kaynaklı olarak desteklemesi oldukça önemli bir başarıdır.” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>Multidisipliner araştırma ekibi</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hasan Akbaba’nın yürütücü olduğu proje ekibinde; Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı doktora öğrencisi Deniz Onan,  Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mert Döşkaya danışmanlık görevini üstlenirken,  Doç Dr. Hüseyin Can ve Doç. Dr. Muhammet Karakavuk araştırmacı olarak yer alıyor. Projenin kurum dışı paydaşlarında; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Erel Akbaba ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezinden Doç. Dr. Şerif Şentürk bulunuyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-akciger-kanserine-karsi-yenilikci-tedavi-yaklasimi-580696">Egeli akademisyenden akciğer kanserine karşı yenilikçi tedavi yaklaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 14:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[klimanın]]></category>
		<category><![CDATA[korunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klima kullanımının akciğer sağlığı için belirli riskler oluşturabileceğini ancak bu risklerin doğru farkındalık ve proaktif önlemlerle yönetilebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, alınacak önlemlerle solunum sağlığının ve konforun bir arada sağlanabileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577">Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Klima kullanımının akciğer sağlığı için belirli riskler oluşturabileceğini ancak bu risklerin doğru farkındalık ve proaktif önlemlerle yönetilebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, alınacak önlemlerle solunum sağlığının ve konforun bir arada sağlanabileceğini söyledi. Optimum nem seviyelerini koruyarak, düzenli bakım yaparak, hava temizleyicileri kullanarak, uygun havalandırma sağlayarak, sıcaklıkları düzenleyerek ve iç mekan bitkileri kullanarak solunum sağlığının desteklenmesi mümkün olabilir.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, klima kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<h3>
Solunum sağlığıyla ilgili endişeler ortaya çıkabiliyor</h3>
<p>Klima sistemlerinin iç mekan havasından ısı ve nem çektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu, içerideki ısıyı dışarıya aktaran kapalı bir devredeki soğutucu akışkan sirkülasyonu ile sağlanır. Ayrıca sistemde nem seviyelerini düşürmek için nem gidericilerin yanı sıra toz ve diğer partikülleri toplamak için filtreler bulunur. Klima ve solunum sağlığıyla ilgili endişeler çok yönlüdür. Klima akciğerleri etkileyebilecek kuru hava, havada artan partiküller ve kirleticiden kaynaklanan düşük hava kalitesi gibi çeşitli potansiyel mekanizmaları içerir” dedi.</p>
<h3>
Kuru hava mukoza zarlarını kurutabilir</h3>
<p>Klima sistemlerinin havayı soğuturken genellikle iç mekan nem seviyelerini düşürdüğünü, nemin uzaklaştırılmasının ise iç mekan ortamlarının aşırı kurumasına yol açabileceğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Kuru havaya uzun süre maruz kalmak, solunum yollarındaki mukoza zarlarını kurutabilir. Bu durum, tahrişe ve iltihaplanmaya yol açarak solunum yolu enfeksiyonlarının daha kolay yerleşmesine neden olabilir. Belirtiler arasında boğaz kuruluğu, öksürük ve soğuk algınlığı ile gribe karşı artan duyarlılık yer alabilir” uyarısında bulundu.</p>
<h3>
Havada artan partiküller, alerji semptomlarını şiddetlendirebilir</h3>
<p>Klima sistemlerinin toz, polen, evcil hayvan tüyü ve diğer alerjenleri tekrar dolaşıma sokabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu durumun etkisiyle alerjisi veya astımı olan kişiler, bu partiküllere maruz kaldıklarında semptomlarının şiddetlendiğini görebilirler. Alerjenler, bağışıklık tepkilerini tetikleyerek hapşırma, öksürme ve ciddi vakalarda astım atakları gibi semptomlara yol açabilir” dedi.</p>
<h3>
Bakımı yapılmayan klima sistemleri hava kalitesini düşürür</h3>
<p>Uygun şekilde bakımı yapılmayan klima sistemlerinin küf, bakteri ve diğer zararlı mikroorganizmaların üreme alanı haline gelebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu maddelerin havada dolaşmasından dolayı iç mekan hava kalitesi düşük olabilir. Küf sporları ve bakterileri astımı şiddetlendirebilir, alerjik reaksiyonlara ve solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. Aşırı durumlarda, küfe uzun süre maruz kalmak uzun vadeli solunum sorunlarına neden olabilir” uyarısında bulundu.</p>
<h3>
Klima kullanımı bu hastalıkları etkiliyor</h3>
<p>Çok sayıda çalışmanın, klima ile solunum sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyerek hem potansiyel riskleri hem de faydaları vurguladığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, klima kullanımının astım ve alerjiler, lejyoner hastalığı ve Hasta Bina Sendromu ile bağlantılı etkilerine dikkat çekti.</p>
<p>Astım ve Alerjiler: Çevre Sağlığı Araştırmaları Dergisi&#8217;nde yayınlanan bir araştırmaya göre, klimalı ortamlarda yaşayan kişilerde hırıltı ve nefes darlığı gibi solunum yolu semptomları daha sık görülmektedir. Çalışmanın sonuçları, iç mekanlarda kirletici maddelere ve alerjenlere daha fazla maruz kalmaya bağlanmıştır.</p>
<p>Lejyoner Hastalığı: Lejyonella bakterisinin neden olduğu ciddi bir zatürre türü olan Lejyoner hastalığı, bakımı kötü yapılan klima sistemlerindeki salgınlarla ilişkilendirilmiştir. Büyük klima sistemlerinin soğutma kuleleri, bu bakterilerin büyümesini destekleyebilir ve bu bakteriler daha sonra atmosfere yayılabilir.</p>
<p>Hasta Bina Sendromu HBS: &#8220;Hasta Bina Sendromu&#8221; (HBS) terimi, bina sakinlerinin orada geçirdikleri zamanla ilişkili gibi görünen akut sağlık semptomları yaşadığı ancak belirli bir rahatsızlık veya nedenin bulunamadığı bir durumu tanımlar. Baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi ve solunum problemleri semptomlar arasında yer alır. Klima, içerideki kirleticilerin dolaşımına neden olduğundan, klimanın HBS&#8217;ye katkıda bulunduğu öne sürülmüştür.</p>
<h3>
Bu önerilere kulak verilmeli</h3>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, potansiyel risklere rağmen klimanın solunum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı.</p>
<p>Optimum nem seviyeleri korunmalı: İç mekan nem seviyelerini yüzde 30-50 arasında tutmak için bir nemlendirici kullanın. Bu, mukoza zarlarının kurumasını önlemeye ve solunum yolu tahrişini azaltmaya yardımcı olabilir. İç mekan nemini bir higrometre ile izleyin ve nemlendirici ayarlarını buna göre ayarlayın.</p>
<p>Klima sistemlerinin düzenli bakımı yapılmalı: Klima ünitelerinin düzenli olarak kontrol edilmesini, temizlenmesini ve bakımının yapılmasını sağlayın. Bu, filtrelerin değiştirilmesini, kanalların temizlenmesini ve küf ve bakteri üremesinin kontrol edilmesini içerir. Yılda en az iki kez profesyonel bakım planlayın ve kullanıma ve iç mekan hava kalitesine bağlı olarak filtreleri 1-3 ayda bir değiştirin.<br />
Hava temizleme: Toz, polen ve diğer alerjenler dahil olmak üzere havadaki partikülleri gidermek için Yüksek Verimli Partikül Hava (HEPA) filtreleriyle donatılmış hava temizleyicilere yatırım yapın. Hava temizleyicileri yatak odası ve oturma odası gibi sık kullanılan alanlara yerleştirin ve odanın boyutuna uygun olduğundan emin olun.</p>
<p>Uygun havalandırma:  Temiz havanın dolaşımına izin vermek için pencere ve kapıları periyodik olarak açarak yeterli havalandırma sağlayın. Bu, iç mekan kirleticilerini seyreltmeye ve hava kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Mutfaklarda ve banyolarda aspiratör kullanın ve enerji verimliliğini korurken kirli iç mekan havasını temiz dış hava ile değiştirmek için bir enerji geri kazanım vantilatörü (ERV) takmayı düşünün.<br />
Sıcaklık düzenlemesi: Klima ünitelerini aşırı düşük sıcaklıklara ayarlamaktan kaçının. Soğuk havaya doğrudan maruz kalmayı önleyen konforlu ve orta bir sıcaklık hedefleyin. Termostatları 22-26°C (72-78°F) arasına ayarlayın ve gün boyunca sabit sıcaklık sağlamak için programlanabilir termostatlar kullanın.</p>
<p>İç mekan bitkileri: Kirleticileri emerek ve nem seviyelerini artırarak hava kalitesini iyileştirebilen iç mekan bitkileri kullanın. Yılan bitkisi, örümcek bitkisi ve barış zambağı gibi bakımı kolay bitkileri seçin ve bunları gelişebilecekleri alanlara yerleştirin.<br />
Konfor ve sağlık arasındaki denge sağlanabilir</p>
<p>Klimanın sağladığı konfor ile potansiyel sağlık riskleri arasında bir denge kurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, sözlerini şöyle tamamladı: “Farkındalık ve proaktif önlemler, solunum sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltırken, bireylerin serin ve konforlu bir iç mekan ortamının faydalarından yararlanmasını sağlayabilir. Klima, aşırı hava koşullarından korunmamızı sağlayarak ve iç mekan konforunu artırarak yaşam tarzımızda devrim yaratmıştır. Ancak akciğer sağlığı üzerindeki potansiyel etkisi, dikkate alınması gereken geçerli bir endişedir. Klimanın solunum sağlığını nasıl etkileyebileceğini anlayarak ve bu riskleri azaltmak için pratik stratejiler uygulayarak, bireyler sağlıklarından ödün vermeden klimanın faydalarından yararlanabilirler. Düzenli bakım, doğru havalandırma ve dikkatli sıcaklık düzenlemesi, klima ikileminin üstesinden gelmenin ve herkes için sağlıklı ve konforlu bir yaşam ortamı sağlamanın anahtarıdır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577">Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Türk Toraks Derneği uzmanları uyardı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834">“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Türk Toraks Derneği uzmanları uyardı.</p>
<p><b>“Ölümlerin yüzde 85’i hala sigara yüzünden”</b></p>
<p>Her yıl dünyada 2 milyonun üzerinde insan akciğer kanseri tanısı alırken, 1.5 milyon civarında insan yine akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen, kadınlarda da görülme sıklığı gittikçe artan en ölümcül seyreden kanserlerden biri arasındadır. 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü dolayısıyla konuşan Türk Toraks Derneği Torasik Onkoloji Çalışma Gurubu Dr. Öğr. Üyesi Feride Marım, akciğer kanserinde hala en önemli etkenin sigara olduğunu ancak pasif içicilik, asbest, radon gazı maruziyeti, hava kirliliği ve genetik faktörlerin de risk faktörleri arasında olduğunu açıkladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-0-U57d7e2v.jpeg"/> <img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-1-exdmlAiT.jpeg"/></p>
<p><b>BELİRTİLER SİGARADAN ZANNEDİLİYOR ANCAK GEÇ KALINIYOR</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Marım, ülkemizde hala akciğer kanseri teşhisi koyulan hastaların büyük bir bölümünün ileri evrede teşhis edildiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Erken evrelerde yakınmaların az olması ya da olmaması, hastaların çoğunluğunun sigara içiyor olması ve yakınmalarının sigara kaynaklı olduğunu düşünmeleri gibi nedenler başvuru sürecini çoğunlukla geciktirmektedir. Erken teşhis ise tedavide başarıyı arttırmakta, ameliyat olabilme şansı sunmakta ve hastalarda yaşam sürelerini uzatmaktadır. Akciğer kanseri açısından risk taşıyan hastalarda düzenli sağlık kontrolleri erken teşhis için en etkili yöntemlerdir. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketen, mesleki olarak risk altında bulunan ve ailesinde akciğer kanseri olan bireylerin bu konuda bilinçlendirilmesi önem taşımaktadır”</p>
<p><b>EV VE İŞYERLERİNDE HAVA KALİTESİ ARTIRILMALI</b></p>
<p>Akciğer kanseri vakalarının hala büyük bir bölümünün nedeninin sigara olduğunu açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Marım, “Akciğer kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü, sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin kullanımıdır. Sigara içmek, akciğer kanseri vakalarının yüzde 85’inden sorumludur. Bunun yanı sıra, pasif içicilik, asbest ve radon gazı maruziyeti, hava kirliliği ve bazı genetik faktörler de risk faktörleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde ve dünyada tütün ürünleri ile mücadelenin önemi büyüktür. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması akciğer kanserini önlemede en önemli adımdır. Ayrıca iş yerlerinde ve evlerde hava<br /> kalitesinin artırılması, zararlı gaz ve kimyasallara maruziyetin azaltılması da önemli koruyucu önlemler arasındadır” dedi.</p>
<p><b>ERKEN TEŞHİSE YÖNELİK SAĞLIK POLİTİKALARININ GELİŞTİRİLMESİNE DESTEK VERİYORUZ</b></p>
<p>Türk Toraks Derneği&#39;nin akciğer kanseri ile mücadelede yaptığı çalışmaları açıklayan Türk Toraks Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Kılıçgün ise bu çalışmaları şöyle anlattı: “Türk Toraks Derneği olarak, akciğer kanseri ile mücadelede bilimsel araştırmaları desteklemekte, eğitim programları düzenlemekte ve kamuoyunu bilinçlendirme faaliyetleri yürütmekteyiz. Tütün ürünleriyle mücadele için eğitimler düzenlenmekte, sigara bırakma poliklinik hizmetlerinin arttırılmasına yönelik kurs ve faaliyetler düzenlemekteyiz. Erken teşhise ve tedaviye erişimin kolaylaşmasına yönelik sağlık politikalarının geliştirilmesine destek vermekteyiz. Akciğer kanseri tarama programlarının geliştirilmesi, uygulanması,<br /> güncel tedavi yaklaşımları ile ilgili bilgilendirme çalışmaları ve tedavi süreçlerinde psikososyal destek hizmetlerinin sunulması da öncelikli hedeflerimiz arasındadır” Prof. Kılıçgün, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü vesilesiyle, akciğer kanseri konusunda bilinçlenmeye ve sigara ve diğer tütün ürünlerini bırakma gibi koruyucu önlemler için adım atmaya davet ediyoruz. Risk faktörlerinden uzaklaşarak ya da azaltarak akciğer kanserine yakalanmamak mümkün&#8221; diyerek sözlerini noktaladı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834">“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanserinin 9 Sinyaline Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinin-9-sinyaline-dikkat-540129</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 14:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[sinyaline]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğerdeki doku ve hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan akciğer kanseri, çoğunlukla belirti vermeden sessizce ilerliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinin-9-sinyaline-dikkat-540129">Akciğer Kanserinin 9 Sinyaline Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğerdeki doku ve hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan akciğer kanseri, çoğunlukla belirti vermeden sessizce ilerliyor. Tüm kanserlerin %12- %16’sını oluşturan akciğer kanseri, kadınlar ve erkeklerde kansere bağlı ölümlerin en başında geliyor. Ancak akciğer kanseri taramalarıyla belirtiler ortaya çıkmadan erken evrede teşhis edilebilen bu hastalıkta doğru tedavi planlaması ile yaşam kalitesi ve süresi artırılabiliyor. Bu nedenle sigara kullananlar başta olmak üzere orta yaş ve üzeri bireylerin düzenli bir şekilde akciğer kanseri taraması yaptırması tavsiye ediliyor. Memorial Şişli Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Çağatay Saim Tezel, akciğer kanserinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.   </p>
<p><strong>Akciğer kanseri belirti vermeden önlem alınmalı</strong></p>
<p>Akciğerdeki doku ve hücreler kontrolsüz bir şekilde büyüyerek akciğer kanserini oluşturmaktadır. Tümör hücresi olarak da tanımlanabilen bu hücreler, hızla çoğalır ve zamanla kitlesel bir yapı oluşturur. Kanserin ilerlemesiyle birlikte kanser hücreleri, çevre doku ve organlara yayılmaktadır. Bazı vakalarda kanser hücrelerinin dolaşım sistemine karışmasıyla kanser, uzak organlara da sıçramaktadır. Metastaz olarak da tanımlanan bu durumda hastalığın tedavisi çok daha zor olmaktadır. Akciğer kanseri, genellikle belirti vermeden sessizce ilerler. Bu yüzden erken evrede fark edilmesi zordur. Akciğer kanseri belirtileri oldukça geniş bir yelpazede yer almaktadır. Hastalığın erken dönem belirtileri şöyle sıralanabilmektedir:</p>
<ul>
<li>Yüzde şişme</li>
<li>Ses kısıklığı</li>
<li>Lenf bezlerinin şişmesi</li>
<li>Halsizlik ve güçsüzlük</li>
<li>Yüksek ateş</li>
<li>Nedeni anlaşılamayan kilo kaybı</li>
<li>Parmaklarda şekil bozukluğu</li>
<li>Baş dönmesi</li>
<li>Yutkunma zorluğu</li>
</ul>
<p>Kanser oluşumunun akciğerlerde başlaması, birincil (primer) akciğer kanseri olarak tanımlanırken, vücudun farklı bir yerinde oluşan fakat akciğerlere metastaz yapan akciğer kanseri türüne ise ikincil (sekonder) akciğer kanseri denir. Primer akciğer kanseri ise küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olmak üzere iki ana grupta incelenir. Primer akciğer vakalarının yaklaşık %88’i küçük hücreli olmayan grupta yer alır</p>
<p><strong>Akciğer kanser taraması hastasının hayatta kalma oranını artırıyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri taraması, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı erken bir aşamada bulmak için testlerin kullanıldığı bir işlemdir. Diğer kanserlerin aksine, akciğer kanseri için rutin tarama dünya çapında yaygın değildir. Ancak araştırmalar akciğer kanseri taramasının hastanın hayatta kalma oranlarını artırabileceğini göstermiştir. Akciğer kanseri, kanser türleri arasından en çok ölüme neden olan kanser türü olmaya devam etmektedir. Akciğer kanseri riski yüksek olan sigara kullanan bireyler başta olmak üzere orta yaş ve üzerindeki bireylerde düşük doz BT tarama programlarının devreye alınması hayatların kurtarılmasını sağlayabilir ve bu yıkıcı eğrinin değişmesine yardımcı olabilir. Akciğer kanseri taraması ile ilgili yapılan en büyük çalışmanın sonuçları 2011 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışmada düşük doz BT taramalarının, göğüs röntgenlerine kıyasla akciğer kanseri kaynaklı ölüm sayısını %20 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Belçika ve Hollanda&#8217;da 2020 yılında yapılan ikinci büyük araştırmada ise düşük doz BT taramaları yapılan yüksek riskli akciğer kanseri erkeklerde, ölümlerin %24 oranında azaldığı görülmüştür.</p>
<p><strong>Tedavi planı kanserinin türü, evresine göre belirleniyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri teşhisi için detaylı tıbbi öykü, fizik muayene, tanının kesinleştirilmesi, ayırıcı tanıdaki hastalıkların dışlanması için ek laboratuvar testleri ve radyolojik incelemeler istenir. Bu radyolojik incelemeler akciğer grafisi ve/veya BT gibi radyolojik görüntüleme işlemleri ile yapılmaktadır. Akciğer kanserinin kesin tanısı için akciğer dokusundan ve içindeki kitleden biyopsi alınır. Patolojik inceleme kanserin geliştiği hücre tipini, kanser hücrelerinin farklı patolojik yöntemlerle ayırt edici özelliklerinin tespitini sağlamaktadır. Bu şekilde hasta için en uygun tedavi yöntemi ve planı seçilebilmektedir. Akciğer kanserinin tedavisi ise akciğer kanserinin türü, evresi ve hastanın genel sağlık durumu gibi faktörlere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Hastalığın tedavisi, immünoterapi, radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi yöntemlerin tek başına ya da birlikte uygulanması şeklinde düzenlenmektedir.</p>
<p><strong>Robotik cerrahi ile hızlı ve konforlu iyileşme süreci </strong></p>
<p>Erken teşhis edilen akciğer kanseri için en etkili tedavi cerrahi ile akciğerin tümör içeren bölümünün ve ilgili lenf bezlerinin alınmasıdır. Erken evre akciğer kanserinde uygulanan ameliyat akciğerin tümörü içeren parçasının çıkarılmasıdır. 1 cm’den küçük tümörlerde lobun alt parçası olan segmentin çıkarılması uygulanabilmektedir. Ayrıca en az 6 lenf bezinin çıkarılması da ameliyatın temel prensibidir. Bu ameliyatların tamamı 3-4 cmlik tek bir kesi veya 2 kesi ile kapalı yöntemle yapılabilmektedir. Ayrıca robotik cerrahi, akciğer kanseri operasyonlarında minimal invaziv bir yaklaşım sunarak daha hızlı iyileşme, daha az ağrı ve hastanede kısa süre kalış imkanı sağlamaktadır. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinin-9-sinyaline-dikkat-540129">Akciğer Kanserinin 9 Sinyaline Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri&#8217;nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-hucreli-disi-akciger-kanserinde-immunoterapi-tedavileri-uzlasi-raporu-yayinlandi-426311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 09:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[dışı]]></category>
		<category><![CDATA[hücreli]]></category>
		<category><![CDATA[immunoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yayınlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426311</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmmünoterapinin küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları için daha etkin ve erişilebilir şekilde kullanılmasını amaçlayan bu rapor, immunoterapi çalışmalarına ilişkin en son bilimsel verileri uzman görüşleriyle ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-hucreli-disi-akciger-kanserinde-immunoterapi-tedavileri-uzlasi-raporu-yayinlandi-426311">Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri&#8217;nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği liderliğinde </strong></p>
<p><strong>Bristol Myers Squibb Türkiye’nin Koşulsuz Desteğiyle Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri’nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İmmünoterapinin küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları için daha etkin ve erişilebilir şekilde kullanılmasını amaçlayan bu rapor, immunoterapi çalışmalarına ilişkin en son bilimsel verileri uzman görüşleriyle ortaya koyuyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanseri, ileri evrelerde teşhis edildiğinde sınırlı tedavi seçenekleri karşımıza çıkıyor. Ancak son yıllarda, immünoterapi gibi yenilikçi tedavi yaklaşımlarıyla birlikte farklı kanser türlerinde geleneksel tedavilere kıyasla daha uzun süreli sağkalım sonuçlarına ulaştığı görüldü. Yenilikçi ve çığır açan bilimsel gelişmelere öncülük eden <strong>Bristol Myers Squibb</strong>’in koşulsuz destekleriyle hazırlanan <strong>&#8220;Akciğer Kanserinde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu&#8221;</strong>, Türkiye&#8217;deki akciğer kanseri vakalarıyla ilgili verileri ortaya koyuyor. <strong>Journal of Oncological Sciences’ta </strong>yayınlanan ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği liderliğinde farklı dernek iş birlikleri ile hazırlanan bu rapor 25 Kasım 2023 tarihinde Kanser İmmunoterapisi Derneği’nin Kanserde İmmüno-Onkolojik ve Moleküler Onkolojik Tedaviler Kongresi’nde duyuruldu.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’de kansere bağlı ölümlerde akciğer kanseri birinci sırada</strong></p>
<p>Global Cancer Statistics verilerine göre, akciğer kanseri tüm dünyada kansere bağlı ölümlerde başı çekiyor. Dünya çapında tahminen kansere bağlı olarak gerçekleşen 1.8 milyon ölümlerin yüzde 25&#8217;ini akciğer kanseri oluşturuyor. Türkiye’deki istatistiklerde akciğer kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer almaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kasım ayı tüm dünyada “Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul ediliyor. Bristol Myers Squibb, bu hastalıkla uğraşan tüm branşlardaki sağlık çalışanları ve toplum nezdinde farkındalığı artırmak amacıyla hazırlanmasına koşulsuz destek verdiği bu uzlaşı raporunun Akciğer Kanseri Farkındalık ayı kapsamında açıklanması ile bu önemli hastalığa dikkat çekiyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Akciğer kanseri tedavisinde yeni bir boyut: İmmunoterapi</strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin kanser hücreleri ile savaşmasını sağlayan bir tedavi yönetimi olan immunoterapi, akciğer kanseri tedavisine yeni bir boyut getirmiştir. <strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nden Prof. Dr. Nuri Karadurmuş</strong> ve <strong>Türk Akciğer Kanseri Derneği’nden Prof. Dr. Erdem Göker</strong> raporun hazırlanma gerekçelerini şu şekilde aktarmaktadır: “Türkiye’de her yıl binlerce kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Bu tanıların genellikle son evrede fark edilmiş olması üzücü sonuçlara yol açabiliyor. Cerrahi, radyasyon ve kemoterapi gibi mevcut tedavi yöntemleri ise bu son evredeki hastaların tedavisinde çok etkili olamamaktadır. Bu da immünoterapi gibi yeni terapötik stratejiler geliştirme ihtiyacını oluşturmuştur.  Ancak mevcut immünoterapi seçenekleri kanser tedavisindeki uzun vadeli etkinlikleri sınırlı olabilir. Bu nedenle etkili immünoterapi ajanlarına yönelik klinik araştırma çalışmalarımız devam etmektedir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-hucreli-disi-akciger-kanserinde-immunoterapi-tedavileri-uzlasi-raporu-yayinlandi-426311">Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri&#8217;nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerikan Kanser Derneği Yeni Kılavuzda Akciğer Kanseri Tarama Yaşını Düşürdü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-yeni-kilavuzda-akciger-kanseri-tarama-yasini-dusurdu-426257</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 08:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[düşürdü]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kılavuzda]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşını]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan Kanser Derneği güncellediği yeni kılavuzunda akciğer kanseri tarama yaşını düşürdü. Akciğer kanserinde yaşam kayıplarını azaltılmasının en önemli basamaklarından birinin erken tanı olduğunu söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğ. Ü. Seha Akduman, alınan bu karar doğrultusunda, erken tarama tanı yaşını 55’ten 50’ye ve sigara içme yılı da 30 paket yıldan 20 paket yıla düşürüldüğünü belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-yeni-kilavuzda-akciger-kanseri-tarama-yasini-dusurdu-426257">Amerikan Kanser Derneği Yeni Kılavuzda Akciğer Kanseri Tarama Yaşını Düşürdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Amerikan Kanser Derneği Yeni Kılavuzda Akciğer Kanseri Tarama Yaşını Düşürdü</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Amerikan Kanser Derneği güncellediği yeni kılavuzunda akciğer kanseri tarama yaşını düşürdü. Akciğer kanserinde yaşam kayıplarını azaltılmasının en önemli basamaklarından birinin erken tanı olduğunu söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğ. Ü. Seha Akduman, alınan bu karar doğrultusunda, erken tarama tanı yaşını 55’ten 50’ye ve sigara içme yılı da 30 paket yıldan 20 paket yıla düşürüldüğünü belirtti.</em></p>
<p> </p>
<p>Akciğer kanserinde immünoterapi, kişiye özgü akıllı ilaç gibi gelişmeler olsa dahi sağkalımda hastalığın evresinin tedavi başarısında en kritik belirteçlerden biri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman,  “Günümüzde erken tanı için en etkili yöntemin de düşük doz akciğer tomografisi çekilmesi olduğunu biliyoruz. Tedavi başarısı ve erken tanı arasındaki bu direkt ilişki sonucu yapılan çalışmalar ile 50-80 yaş arasında 20 pkt/yıl sigara içenlerde düşük doz ile tomografi yeni akciğer kanseri yakalanma oranını anlamlı bulmuşlardır” dedi.  </p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Akduman düşük Doz Toraks Tomografisinin Standart Tomografiden farkını ise şöyle anlattı: “Standart Toraks BT ile alınan radyasyon, yaklaşık olarak 5 te bir dozuna indirilerek akciğerde inceleme yapılır. Kitle veya nodül saptanırken kanserojen olduğunu bildiğimiz radyasyon maruziyeti azaltılır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>AKCİĞER KANSERİNDE ERKEN TANI ALAN HASTANIN ÖMRÜ UZUYOR</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, kadın ve erkeklerde kansere bağlı yaşam kayıpları arasında ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor. Bununla birlikte akciğer kanserinde ömrü uzatmanın tek yolunun erken tanı olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, hastalıksız sağ kalımı sağlamanın tek yolunun ameliyat olduğunu, buna karşın sadece evre1 ve evre2 vakaların ameliyat edilebileceğini söyledi. Erken tanıyı koymak için de günümüzdeki en etkin yöntemin radyasyon dozu azaltılmış düşük doz tomografiyle akciğerin görüntülenmesi olduğunu belirten Dr. Öğr Ü. Seha Akduman, Amerikan Kanser Derneğinin aldığı kararın önemine işaret etti. “Erken tanıyı koymak için de yine günümüzdeki en etkin yöntemin radyasyon dozu azaltılmış toraks tomografisi ile riskli grupların taranması  diyen Dr. Öğr. Ü. Akduman, 2021 rehberinde akciğer görüntüleme erken tanı yaşı 55 ve 30 paket yıl sigara iken şimdi 2023 te bu tarama yaşı 50’ye çekildi. 30 paket yıl yerine de 20 yıllık paket yıl sigara öyküsü olan hastalar tarama yaş grubuna alındı.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ÜLKEMİZDEKİ DURUM</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> “Türkiye’de yoğun sigara içen ve yüksek risk faktörlü hastalarda kanlı balgam, uzamış öksürük gibi sebepler ile tomografi çekiliyordu ancak bu semptomatik bireylerde genellikle hastalık ilerlemiş olarak saptanıyordu” diyen Dr. Öğr. Ü. Akduman, sözlerine şöyle devam etti: “Öte yandan radyasyon korkusu ve tarama kriterlerindeki veri yetersizliği nedeni ile hem hastalar hem hekimler tomografiden uzak duruyordu. Son 5 yılda tarama kriterleri netleşti ve düşük doz toraks bt ile şikayeti olmayan bireylerde de erken tanı ile tedavi başarısı artmaktadır. Covidle de beraber gördük ki çekilen tomografilerle çok erken tanı konuldu ve erken tanı akciğer kanserlerinde kür şansı belirgin artmıştır” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> “SAĞ KALIMI ARTIRMANIN EN ÖNEMLİ YOLU ERKEN TANI KOYABİLMEK”</strong></p>
<p> </p>
<p>Akciğer kanserinde evre 1 ve 2 de beş yıllık sağ kalım oranının yüzde 50-60 ‘lara çıkarken, daha ileri evrelerde bu oranın yüzde 10’a kadar düştüğünü söyleyen Dr. Öğr. Ü. Akduman, “Yani hastalığın tanı konulmuş, evresiyle patolojisi ne olursa olsun evre ve sağ kalım arasında ciddi bir ilişki var. Dolayısıyla sağ kalımı arttırmanın en önemli yolu bugün erken tanı koymak.”</p>
<p>Bir sonraki kontrol tomografisinin mevcut olan akciğer bulgularıyla belirlendiğini söyleyen Dr. Öğ. Ü. Seha Akduman, “Eğer tarama testlerini de riskli bir durum söz konusu değilse, o zaman bir sonraki taraması yine bir yıl sonra olur. Ancak nodül ya da farklı şüpheli görüntüler varsa takip gerekir. Herkesin bir sonraki kontrol tomografisi mevcut olan akciğer bulgularıyla belirlenir. Ailede risk faktörü varsa akciğer kanseri yönünden riskli bir meslek yapıyorsa toz duman kimyasal maruz kalıyorsa ya da hem kendisi içip hem de pasif maruziyete devam ediyorsa bu gruplarda da yine tarama testi önerilir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÜMÖRÜN YERİNE GÖRE AKCİĞER KANSERİ HİÇ BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİR</strong></p>
<p> </p>
<p>Akciğer kanserinde tümörün yerleşim yerine göre hastalığın hiç belirti vermeden de ilerleyebildiğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, erken tanıda düzenli takiplerin hayati önem taşıdığını anlattı. Dr. Öğr. Ü. Akduman sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Tümör, akciğerde bronşlara, sinir hücresine ya da akciğer zarına yerleşmedikçe tüm akciğere yayılsa bile hiç belirti vermeyebilir. Hastanın hiçbir şeyden haberi olmadan kanser sinsice ilerler. Bu nedenle hastaların yaklaşık yüzde 60’ı ileri evrede bize ulaşıyor. Dolayısıyla asıl sorun erken evrede tespit edilebilmesi. Ancak hastaların bilmesi gereken şu; akciğer kanseri tedavisinde bugün gelinen noktada erken tanıyla hastalıksız sağkalım bile mümkün olabiliyor.”</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-yeni-kilavuzda-akciger-kanseri-tarama-yasini-dusurdu-426257">Amerikan Kanser Derneği Yeni Kılavuzda Akciğer Kanseri Tarama Yaşını Düşürdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 30 saniyede 1 kişi akciğer kanserinden ölüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-30-saniyede-1-kisi-akciger-kanserinden-oluyor-423816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[saniyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanserinin dünyada en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğuna dikkat çeken VM Medical Park Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, “Akciğer kanseri erkeklerde kolon (kalın bağırsak) ve prostat kanserinden, kadınlarda ise meme kanserinden daha fazla ölüme neden olur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-30-saniyede-1-kisi-akciger-kanserinden-oluyor-423816">Her 30 saniyede 1 kişi akciğer kanserinden ölüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her 30 saniyede 1 kişi akciğer kanserinden ölüyor</strong></p>
<p><strong>Akciğer kanserinin dünyada en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğuna dikkat çeken VM Medical Park Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, “Akciğer kanseri erkeklerde kolon (kalın bağırsak) ve prostat kanserinden, kadınlarda ise meme kanserinden daha fazla ölüme neden olur. DSÖ verilerine göre 2020 yılında 1,8 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle öldü. Yaklaşık her 30 saniyede 1 kişi akciğer kanserinden ölmektedir” dedi.</strong></p>
<p>Akciğer kanserinin en önemli risk faktörünün aktif sigara içmek olduğunun altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, “DSÖ’ye (Dünya Sağlık Örgütü) göre 2020 yılında dünyada 2,2 milyon yeni akciğer kanseri tanısı konuldu. Akciğer kanseri erkeklerde prostat, kadınlarda meme kanserinden 3 kat daha ölümcüldür” açıklamasında bulundu. </p>
<p>Sigaranın tüm akciğer kanserlerinin yüzde 90’nından sorumlu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, “Diğer risk faktörleri pasif içicilik, çevresel toksik madde maruziyeti (asbest, radon gazı vb), hava kirliliği, ailesel kanser sendromları ve daha önceki kronik akciğer hastalıkları sayılabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİLERİ</strong></p>
<p>Bir çok akciğer kanseri türünün hastalık ilerleyene kadar çok belirgin semptom oluşturmadığını ifade eden Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, en sık rastlanan semptomları şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li>Öksürük (özellikle 1 aydan daha fazla devam eden inatçı öksürükler),</li>
<li>Balgam çıkarma (özellikle kronik sigara içimine bağlı oluşan balgamın niteliğinde, miktarında, renginde ve kıvamında değişiklik olması),</li>
<li>Göğüs ağrısı,</li>
<li>Nefes darlığı,</li>
<li>Kanlı balgam,</li>
<li>Yorgunluk,</li>
<li>Nedeni belli olmayan kilo kaybı,</li>
<li>Sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları. </li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>KORUNMANIN YOLU SİGARAYI BIRAKMAKTAN GEÇİYOR</strong></p>
<p>Akciğer kanserinden korunmak için yapılması gereken en önemli tedbirin sigara içilmemesi ve içiliyorsa sigaranın bırakılması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, “Sigara bırakıldıktan 15 yıl sonra akciğer kanserine yakalanma riski hiç içmemişlerle aynı düzeye iner” dedi. </p>
<p><strong>PAKET- YIL HESABINA GÖRE RİSKİNİZİ HESAPLAYIN</strong></p>
<p>Sigara içim yoğunluğunu belirlemek için paket-yıl kavramı geliştirildiğini dile getiren Prof. Dr. Tozkoparan şunları söyledi: </p>
<p>“Günde ortalama içilen sigara paketi sayısı ile toplam içilen yıl sayısı çarpılır. Örneğin, bir kişi 20 yıldır günde 2 paket sigara içiyorsa, sigara içim yoğunluğu 40 paket-yıldır. Otuz yıldır günde yarım paket içen birinin ise 15 paket-yıldır. 20 paket-yıl sigara içiminden sonra akciğer kanserine yakalanma riski belirgin düzeyde artar. Ayrıca pasif içicilik çevresel kanserojenlere (asbest ve diğer belirli kimyasallar) ve hava kirliliğinden de sakınmak gerekiyor.”</p>
<p><strong>GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ HAYATİ ROL OYNUYOR</strong></p>
<p>Tanı için öncelikle görüntüleme yöntemlerinden akciğer filmi, bilgisayarlı göğüs tomografinin; gereken olgularda ise MR ve PET tetkiklerinin de yapılması gerektiğinin belirten Prof. Dr. Tozkoparan, “Görüntüleme yöntemlerinde akciğer kanseri açısından kuşkulu bir bulgu saptanırsa kanser tanısını kesinleştirmek, alt tipini belirlemek ve gerekirse kanser dokusunda tedavide ışık tutacak genetik testlerin yapılabilmesi için biyopsi işlemi planlanır. Biyopsi genellikle bronkoskopi olarak adlandırılan akciğer endoskopisi ile ya da tomografi rehberliğinde göğüs duvarında akciğere ulaşılan iğne ile yapılır. Ayrıca akciğer kanserinin evrelemesinde PET-BT denilen görüntümle yöntemi ve hem tanı hem de evrelemede EBUS (endobronşiyal ultrasonografi) yöntemleri de kullanılır” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>EN SIK KULLANILAN YÖNTEMLER</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ergün Tozkoparan, akciğer kanserinin tedavisinde uygulanan yöntemleri şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li>Cerrahi tedavi,</li>
<li>Radyoterapi,</li>
<li>Kemoterapi,</li>
<li>Hedefe yönelik tedavi (akıllı ilaçlar),</li>
<li>İmmünoterapi</li>
</ul>
<p><strong>YÜZ GÜLDÜRÜCÜ TEDAVİ </strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin genellikle erken evrede göğüs boşluğu ve vücudun diğer bölgelerine yayılmamış olgularda kullanıldığını ve en yüz güldürücü tedavi olduğunu belirten Prof. Dr. Tozkoparan, “Erken evre olgularda cerrahi tedavi tek başına yeterli olurken, bazı olgularda cerrahi tedavi öncesi ya da sonrasında kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilmektedir. Evresi ilerlemiş hastalıkta genellikle kemoterapi ve radyoterapi uygulanır. Genetik çalışmalarda belirgin gen mutasyonları olan akciğer kanseri olgularında sadece mutant kanser hücrelerine etki eden hedefe yönelik tedavi, halk arasındaki deyişe göre akılı ilaçlar kullanılabilir. İmmünoterapi ise daha çok metastatik akciğer kanserlerinde kullanılır ve immün (bağışıklık) sistemi uyararak tümör hücrelerine saldırması amaçlanır” diyerek sözlerini sonlandırdı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-30-saniyede-1-kisi-akciger-kanserinden-oluyor-423816">Her 30 saniyede 1 kişi akciğer kanserinden ölüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer kanserinin nedenleri arasında, sigara 1.&#8217;likte!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinin-nedenleri-arasinda-sigara-1likte-423331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Nov 2023 07:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[likte]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423331</guid>

					<description><![CDATA[<p>En önemli nedeni uzun süreli olarak sigaraya (tütün dumanına) maruz kalmaktır. Ancak genetik faktörler, radon gazı, asbest ve hava kirliliğine maruz kalma gibi faktörler de bu hastalığın oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinin-nedenleri-arasinda-sigara-1likte-423331">Akciğer kanserinin nedenleri arasında, sigara 1.&#8217;likte!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akciğer kanserinin nedenleri arasında, sigara 1.’likte!</strong></p>
<p>En önemli nedeni uzun süreli olarak sigaraya (tütün dumanına) maruz kalmaktır. Ancak genetik faktörler, radon gazı, asbest ve hava kirliliğine maruz kalma gibi faktörler de bu hastalığın oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p>Hastalığın %85-90’ından sigara kullanımı sorumludur. Kanser gelişme riski sigaraya başlama yaşı, içilen sigara miktarı, sigara içme süresi ile ilişkilidir. Sigara içenlerde akciğer kanserine yakalanma riski hiç içmeyenlere göre 20-40 kat daha fazladır. Sigaranın bırakılmasıyla ilk günlerden itibaren zararlı etkiler azalmaya başlamaktadır. Ancak sigaranın bırakılmasından 15-25 yıl sonra bile akciğer kanserine yakalanma riski içmeyenlere göre 5-6 kat yüksektir.</p>
<p><strong>Radon gazına dikkat!</strong></p>
<p>Akciğer kanseri büyük oranda tütün ürünleri tüketimi ile ilişkilendirilmiş olsa da çevresel ve mesleki risk faktörleriyle birlikte genetik faktörler de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Renksiz, kokusuz ve radyoaktif özellikte bir gaz olan radon gazı, akciğer kanserine neden olan sigaradan sonraki en önemli risk faktördür. Bunun yanı sıra asbest minerali ile temasa maruz kalanlarda akciğer kanseri riski 6 kata kadar artış gösterebilmektedir. Soy geçmişinde akciğer kanseri bulunan kişilerde hastalığın görülme olasılığı 2 kat daha fazladır.</p>
<p><strong>Sigara kullananalar, öksürük kanserin habercisi olabilir!</strong></p>
<p>Akciğer kanserinin en sık görülen belirtileri nefes darlığı, öksürük, bel /sırt ağrısı ve kilo kaybıdır. Hastalığın başlangıç evresinde ortaya çıkan belirti ve bulgular çoğunlukla fark edilememekte, sigara içen kişilerde de sıklıkla görülen öksürük gibi belirtiler önemsenmemektedir. Bu nedenle akciğer kanseri tanısı gecikebilmektedir.</p>
<p><strong>Kesin tanı için biyopsi şart!</strong></p>
<p>Kesin tanı, biyopsi ile konulmaktadır. Biyopsi işlemi genelde bronkoskopi ile göğüs hastalıkları tarafından veya bilgisayarlı tomografi destekli olarak girişimsel radyoloji tarafından yapılmaktadır.</p>
<p>Kanserin histolojik alt tipi, kanserin evresi ve hastanın genel performans durumu tedavi  ve prognozu belirleyen faktörlerdendir. Akciğer kanserinin birçok histolojik alt tipi olmasına rağmen, klinikte genellikle küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri olmak üzere iki grupta incelenir. Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi, immunoterapi ve radyoterapi tercih edilirken, küçük hücreli dışı kanser tedavisinde mümkünse ilk tercih cerrahidir. Buna radyoterapi, kemoterapi, immunoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar eklenmektedir.</p>
<p><strong>Erken tanı için bilinçli olmak önemli!</strong></p>
<p>Akciğer kanseri farkındalığı için bu hastalık hakkında bilgi sahibi olmak, erken dönemde ortaya çıkan bulguları fark edebilmek ve önemsemek, risk faktörlerinin varlığında düzenli olarak tarama programlarına başvurmak oldukça önemlidir. Ancak en önemlisi sigaraya başlamamak, başlanmış ise en kısa sürede bırakmaktır. Kanser hayatınızı söndürmeden siz sigarayı söndürün!</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinin-nedenleri-arasinda-sigara-1likte-423331">Akciğer kanserinin nedenleri arasında, sigara 1.&#8217;likte!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanserinde Robotik Yöntem Sağlıklı Bir Nefes Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinde-robotik-yontem-saglikli-bir-nefes-sunuyor-419147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 08:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülen bir kanser türü olarak ifade ediliyor. Tütün ürünleri tüketiminin giderek artması ile akciğer kanserinin toplumda görülme sıklığı da artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinde-robotik-yontem-saglikli-bir-nefes-sunuyor-419147">Akciğer Kanserinde Robotik Yöntem Sağlıklı Bir Nefes Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKCİĞER KANSERİNDE ROBOTİK YÖNTEM SAĞLIKLI BİR NEFES SUNUYOR</strong></p>
<p> </p>
<p>Akciğer kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülen bir kanser türü olarak ifade ediliyor. Tütün ürünleri tüketiminin giderek artması ile akciğer kanserinin toplumda görülme sıklığı da artış gösteriyor. Bununla beraber akciğer kanseri, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde önemli bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkıyor. Teknolojinin gelişmesi ile akciğer kanserinin tedavisinde robotik cerrahi imkanı hem hastaya hem de hekime büyük konfor sağlıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Akkuş, “ Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı”nda akciğer kanseri tedavisinde robotik cerrahinin avantajları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tedaviye hasta özelinde karar veriliyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri, akciğer hücrelerinin kontrolsüz ve anormal bir şekilde büyümesi sonucu ortaya çıkan bir kanser türüdür. Akciğerler, vücudun oksijen alışverişini sağlayan önemli bir organdır. Akciğer kanseri, bu organın işlevselliğinin ciddi şekilde bozulmasına ve solunum fonksiyonunu yerine getiremez hale gelmesine neden olmaktadır. Akciğer kanserinin tedavi seçenekleri; kanserin tipi, aşaması ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Akciğer kanserinin temel tedavi yöntemi cerrahidir. Akciğer kanseri tedavisinde robotik cerrahi yöntemi hızla yaygınlaşmaktadır. </p>
<p><strong>Cerrah ameliyatı robot kolları kumanda ederek yapıyor </strong></p>
<p>Robotik cerrahi; cerrahların robotik kollar ve hassas enstrümanlar aracılığıyla cerrahi işlemleri gerçekleştirdiği bir teknolojidir. Robotik cerrahi sistemi, cerrahın hareketlerini hassas bir şekilde büyüterek, daha minimal ve kontrol edilebilir cerrahi müdahaleler yapmasına olanak tanımaktadır. Bu teknoloji; hastanın ameliyat edilecek bölgesine göre yerleştirilen bir robot, bir konsol ve operasyon ekibinin ameliyatı izlemesini sağlayan ekranın olduğu kuleden oluşan sistemdir. Robotik cerrahide, cerrah konsolda oturmakta ve robotik kolları kullanarak cerrahi işlemleri gerçekleştirmektedir. Bu kollar, kapalı bir sistem içinde cerrahın hareketlerini hassas bir şekilde ameliyat sahasında uygulanmasını sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Robot, bazı dar ve derin alanlarda çalışma imkanı sağlıyor</strong></p>
<p>Robotik cerrahi bir kapalı ameliyat şeklidir. Robotik cerrahi, hastayı ameliyat ederken en az travmatize eden yöntem olarak kabul edilmektedir. Daha az ve küçük kesi olması, daha az kan kaybı, dar ve derin yerlerde daha kolay çalışma, solunum fonksiyonlarını daha az düşürme gibi nedenlerle daha hızlı iyileşme ve sosyal hayata dönme avantajları sunmaktadır. Ayrıca akciğer kanseri ameliyatlarında lenf bezelerini tam çıkarmak geride tümörün kalmaması için oldukça önemlidir. Bazı dar ve derin yerlerdeki bezelerin robot ile tam çıkarılabilmesi kanser cerrahisinde ve sonuçlarında büyük başarı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Lenf bezlerinin tamamının çıkarılabilmesi robotik cerrahi ile mümkün</strong></p>
<p>Akciğer kanseri yaşamsal bir sağlık sorunudur ve en etkin yöntem ile tedavi edilmelidir. Teknolojinin cerrahi ile birleşmesi sayesinde robot kullanılarak yapılan akciğer kanseri ameliyatları ile hastalar daha çabuk iyileşmekte, daha hızlı taburcu olup iş ve sosyal hayatına dönebilmektedir. Daha da önemlisi kanser ameliyatı prensiplerine uygun biçimde tam olarak lenf bezelerinin çıkarılması ile konforlu ve uzun bir ömür beklentisini en yüksek oranda karşılayabilecek yöntemdir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinde-robotik-yontem-saglikli-bir-nefes-sunuyor-419147">Akciğer Kanserinde Robotik Yöntem Sağlıklı Bir Nefes Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;den erken evre akciğer kanserinin tespitine yönelik önemli proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/euden-erken-evre-akciger-kanserinin-tespitine-yonelik-onemli-proje-416797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 00:54:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[eüden]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tespitine]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Tetik Vardarlı’nın yürütücülüğünü yaptığı “Erken Evre Akciğer Kanseri Tanılı Olguların Ekshale Soluk Havası Kondensat Örneklerinde Genomik Profilin Erken Tanı Biyobelirteçleri Olarak Değerlendirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euden-erken-evre-akciger-kanserinin-tespitine-yonelik-onemli-proje-416797">EÜ&#8217;den erken evre akciğer kanserinin tespitine yönelik önemli proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Tetik Vardarlı’nın yürütücülüğünü yaptığı “Erken Evre Akciğer Kanseri Tanılı Olguların Ekshale Soluk Havası Kondensat Örneklerinde Genomik Profilin Erken Tanı Biyobelirteçleri Olarak Değerlendirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Proje ile akciğer kanseri erken evrede daha etkili şekilde tespit edilerek, hastaların yaşam sürelerinin uzamasına ve sağlık hizmetlerindeki yükün azalmasına katkıda bulunulacak.</p>
<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Sağlık alanında Türkiye’nin referans merkezi konumunda bulunan üniversitemiz, TÜBİTAK’a en çok proje veren ve projesi en çok kabul gören üniversitelerin başında geliyor. Doç. Dr. Aslı Tetik Vardarlı hocamızın yürütücülüğünü yaptığı proje ile en sık görülen kanserler arasında yer alan akciğer kanserinin erken tanısına yönelik çalışmalar yürütülecek. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Akciğer kanseri vakalarının üçte ikisinin ileri evrelerde tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Aslı Tetik Vardarlı, “Buna bağlı olarak cerrahi tedavi şansı maalesef azalıyor. Ortalama 5 yıllık akciğer kanseri sağkalım oranı, tanı anında hastalığın evresine bağlı olarak yüzde 4  ila 17 arasında değişiyor. Bu sebeple akciğer kanserinde erken tanıya yönelik biyobelirteçlerin belirlenmesi oldukça önem taşıyor. Bizim projemizdeki amacımız, erken evre akciğer kanserinin moleküler patolojisinden sorumlu tüm somatik mutasyonları saptamak için non invaziv bir yöntem olan ekshale soluk havası kondensat  örneklerinden elde edilen cfDNA ile tüm genom dizi analizini gerçekleştirerek, erken evre akciğer kanserinin moleküler patogenezinden sorumlu değişikliklerin erken tanıda biyobelirteç olma özelliklerini ortaya koymaktır. Projemizin özgünlüğünü, daha önce tümör doku veya likit biyopsi örneklerinde yapılan genomik analizler yerine, ekshale soluk havası kondensat örneklerinden eksrakte edilen cfDNA örnekleri kullanarak tüm genom dizi analizini gerçekleştirilmesi oluşturuyor” dedi.</p>
<p><b>“Kanser hastaları ile sağlıklı bireylerin genomik profilleri karşılaştırılacak”</b></p>
<p>Projenin bir olgu-kontrol çalışması olduğunu belirten Doç. Dr. Tetik Vardarlı, “Erken evre akciğer kanseri tanısı alan olgular ile kanser tanısı almamış sağlıklı bireylerden ekshale soluk havası kondensat örnekleri toplanacak. Bu örnekler üzerinde tüm genom dizi analizi gerçekleştirilecek ve kanser hastalarında saptanan genomik değişiklikler ile sağlıklı kontrol grubu karşılaştırılarak risk skorları belirlenecek. En yüksek risk skoruna sahip genler belirlenecek ve bu genler için bir akciğer kanseri erken tanı paneli tasarlanacak. Bu panel kullanılarak şüpheli olguların ekshale soluk havası kondensat örnekleri analiz edilecek ve genomik değişikliklerin hastalığın erken tanısında kullanılabilirliği değerlendirilecek. Elde edeceğimiz bulgularla uzun vadede tasarlanması planlanan erken evre akciğer kanser panelinin, daha büyük hasta kohortunda, yeni nesil dizileme platformlarında uygulanması ve klinik rutin pratiğimize girmesi durumunda hastaların yaşam sürelerinin uzamasını ve  tıbbi harcamalarda etkili bir düşüş sağlanmasını bekliyoruz. Daha ileriki zamanlarda ise başarıya ulaşmamız durumunda tasarlanması planlanan erken evre akciğer kanseri panelini tescil ettirerek ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Tetik Vardarlı, projenin kanser araştırmalarında ve hedefe yönelik yeni tedavi stratejilerinin belirlenmesinde önemli bir adım olacağını ve bilimsel literatüre katkı sağlayarak Türkiye’nin ulusal ve uluslararası düzeyde önemli bir yer edinmesine yardımcı olacağını öngördüklerini belirtti.</p>
<p><b>Multidisipliner ekip</b></p>
<p>Proje ekibinde; EÜ Ege Üniversitesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cumhur Gündüz, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tuncay Göksel, Patoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Veral, Radyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Recep Savaş, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Tevfik İlker Akçam, Fen Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Pelit, Uzman Dr. Haydar Karakuş, Dr. Su Özgür, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Doç. Dr. Ozan Usluer, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Arş. Gör. Aycan Aşık yer alıyor. Projenin danışmanlığını ise EÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kutsal Turhan ve Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Prof. Dr. Kenan Can Ceylan yapıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euden-erken-evre-akciger-kanserinin-tespitine-yonelik-onemli-proje-416797">EÜ&#8217;den erken evre akciğer kanserinin tespitine yönelik önemli proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile Yaşam: Nasıl Yönetilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-obstruktif-akciger-hastaligi-koah-ile-yasam-nasil-yonetilir-416430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Oct 2023 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[obstrüktif]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yönetilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416430</guid>

					<description><![CDATA[<p>KOAH, solunum sistemi rahatsızları en korkulan türlerin başında geliyor. Bu hastalığa yakalananların ise bazı tedbirleri uygulaması öneriliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-obstruktif-akciger-hastaligi-koah-ile-yasam-nasil-yonetilir-416430">Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile Yaşam: Nasıl Yönetilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KOAH, solunum sistemi rahatsızları en korkulan türlerin başında geliyor. Bu hastalığa yakalananların ise bazı tedbirleri uygulaması öneriliyor. KOAH hastalığından korunmak ve hastalık sürecini daha iyi sürdürmek için yapılabilecekleri, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Denizhan Ayatan açıklıyor.</p>
<p>KOAH, yaşam kalitesini etkileyen kronik bir akciğer hastalığıdır. Ancak doğru yaklaşımlar ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu hastalığı yönetmek mümkündür. İşte KOAH&#8217;lı bireyler için daha iyi bir yaşam tarzını benimsemelerine yardımcı olabilecek yöntemleri inceleyelim.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sigarayı Bırakma</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmak, KOAH&#8217;ı etkili bir şekilde yönetmenin en önemli adımlarından biridir. Sigara içmek, KOAH&#8217;ın başlıca nedenlerinden biridir ve akciğerler üzerindeki zararlı etkilerini artırır. Sigara içenlerde hastalık daha hızlı ilerleyebilir ve semptomlar daha şiddetli olabilir. Bu nedenle sigara içmeyi bırakmak, KOAH semptomlarını hafifletmede ve hastalığın ilerlemesini durdurmada kritik bir rol oynar. Sigara bırakma süreci zor olabilir, ancak başarılı olmak için birçok destek seçeneği vardır. Nikotin replasman terapileri, sigara içme isteğini azaltabilir ve bırakma sürecini kolaylaştırabilir. Ayrıca destek grupları veya danışmanlık hizmetleri de moral ve motivasyon sağlayabilir. Sigarayı bırakmak, KOAH&#8217;lı bireyler için yaşam kalitesini artırmanın ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın önemli bir yoludur.</p>
<p> </p>
<p><strong>İlaçları Düzenli Kullanma</strong></p>
<p>KOAH&#8217;ı etkili bir şekilde yönetmenin temel adımlarından biri, doktorunuzun reçete ettiği ilaçları düzenli olarak kullanmaktır. KOAH tedavisinde kullanılan ilaçlar, semptomların kontrol altına alınmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olur. Bronkodilatörler, hava yollarını genişleterek nefes almayı kolaylaştırır ve hava akışını artırır. Kortikosteroidler ise akciğerlerdeki iltihabı azaltır. Bu ilaçları düzenli olarak kullanmak, semptomların kötüleşmesini önlemeye yardımcı olur ve acil durumların sık sık ortaya çıkmasını engeller. Ancak ilaçların doğru bir şekilde kullanılması önemlidir. Doktorunuzun önerdiği dozajı ve kullanım sıklığını takip etmek, ilaçların etkili olmasını sağlar. Ayrıca herhangi bir yan etki veya sorunla karşılaşıldığında hemen doktorunuza başvurmalısınız. İlaçları düzenli kullanmak, KOAH yönetiminde önemli bir adımdır ve semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı Beslenme</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) yönetiminde temel bir rol oynar. KOAH&#8217;lı bireyler için dengeli bir diyet benimsemek, semptomların hafifletilmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir. Bu bağlamda, beslenme planı genellikle düşük yağlı ve yüksek lifli gıdalara odaklanmalıdır. Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıllı ürünler ve protein kaynakları, KOAH hastalarının enerji seviyelerini korumasına ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmesine yardımcı olabilir. Ayrıca tuz alımının sınırlanması, sıvı tüketiminin artırılması ve sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınılması da önemlidir. Bu şekilde, vücut ideal kilosunu koruyabilir ve aşırı kilo nedeniyle artan nefes darlığını engelleyebilir. Ancak her bireyin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle beslenme planınızı bir sağlık profesyoneli ile tartışmalı ve bireysel gereksinimlerinize göre uyarlamalısınız. Sağlıklı beslenme, KOAH&#8217;ı etkili bir şekilde yönetmek için önemli bir adımdır ve genel sağlığınızı desteklerken semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli Egzersiz</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz, KOAH yönetiminde kritik bir rol oynar. Özellikle solunum sistemi ile ilgili sorunlar yaşayan KOAH&#8217;lı bireyler için kasları güçlendirmek ve solunum kapasitesini artırmak son derece önemlidir. Düzenli egzersiz, kalp-damar sağlığını iyileştirir, kilo kontrolünü destekler ve enerji seviyelerini artırabilir. Ancak KOAH&#8217;lı bireylerin egzersiz programlarını doktorlarıyla tartışmaları önemlidir, çünkü herkesin ihtiyaçları farklıdır. Genellikle aerobik egzersizler, yürüyüş, bisiklet sürme veya yüzme gibi, solunum ve dolaşım sistemini güçlendirebilir. Aynı zamanda nefes egzersizleri, KOAH semptomlarını hafifletmede yardımcı olabilir. Egzersiz sırasında nefes darlığı yaşanıyorsa, uygun bir tempo ve süre seçmek önemlidir. Düzenli egzersiz, genel sağlığı iyileştirebilir ve KOAH&#8217;lı bireylerin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Solunum Eğitimi</strong></p>
<p>Solunum eğitimi, KOAH&#8217;lı bireyler için önemli bir yaşam tarzı bileşenidir. Bu eğitim, nefes alma tekniklerini ve doğru nefes alışkanlıklarını öğrenmeyi içerir. KOAH, solunum yollarının daralmasına neden olduğu için etkilenen kişilerde nefes darlığı yaygın bir sorundur. Solunum eğitimi, bu nefes darlığını hafifletmek ve daha etkili nefes almayı öğrenmek için tasarlanmıştır. Bu eğitim, nefes alırken hangi kasların kullanılması gerektiğini ve derin ve yavaş nefes almanın nasıl başarılacağını anlatır. Ayrıca nefes darlığı atakları sırasında panik durumlarını yönetmeyi öğretir. Solunum egzersizleri, KOAH semptomlarını azaltabilir, yaşam kalitesini artırabilir ve günlük aktiviteleri daha kolay hale getirebilir. Bu eğitim, bir solunum terapisti veya doktor gözetiminde yapılmalı ve bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanmalıdır. Solunum eğitimi, KOAH&#8217;lı bireylerin yaşamını olumlu bir şekilde etkileyebilir ve semptomları daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Enfeksiyonlardan Kaçınma</strong></p>
<p>KOAH&#8217;lı bireyler, solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha hassastır. Grip aşısı ve pnömokok aşısı gibi bağışıklık sistemini güçlendiren aşıları almak önemlidir. Ayrıca enfeksiyon riskini azaltmak için kalabalık yerlerden kaçınmak ve ellerinizi sık sık yıkamak da gereklidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-obstruktif-akciger-hastaligi-koah-ile-yasam-nasil-yonetilir-416430">Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile Yaşam: Nasıl Yönetilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 11:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[geçti]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından birini etkileyen meme kanserinin görülme sıklığı akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629">Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her 8 kadından birini etkileyen meme kanserinin görülme sıklığı akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu. Meme kanseri sıklığının arttığını ancak yaşam süresinin de uzadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Hastalığın tedavisindeki gelişmeler başarı sağlıyor ama değişen şartlara bağlı meme kanseri de daha çok görülüyor. Yani ölüm oranı azaldı, yaşam süresi uzadı. Çok kanser görülmesine rağmen daha çok hasta kurtuluyor. Profilaktik yaklaşımlarla genetik risk testlerini daha çok yapıyoruz, hangi grupların meme kanserine daha çok yakalandığını belirleyebiliyoruz ve riskli olan grupta koruyucu olarak örneğin cerrahi veya hormon tedavileri gündeme geliyor” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Şeref Kömürcü Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle konuyla ilgili önemli bilgiler verdi… </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>BRCA 1 ve BRCA 2 gen mutasyonları kadınlarda meme, erkeklerde de prostat kanseri gelişimini etkileyen önemli bir kalıtsal risk faktörüdür.  Ailesinde meme veya prostat kanseri olanların düzenli doktor kontrollerinden geçmesi gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “BRCA dışında başka riskli genlere de bakılıyor ve bu anlamlı derecede riskli olan kişilere koruyucu olarak iki taraflı mastektomi önerilebiliyor veya koruyucu olarak hormon tedavisi önerilebiliyor. Meme kanseri, over kanseri, prostat kanseri, pankreas kanseri, kolon kanseri bunlar kardeş kanserler. Bunlardaki risk birbirini takip ediyor. Bu hastalıklardan da varsa yine risk fazla olabiliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her 8 kanserden 1’i meme kanseri</strong></p>
<p>Dünyada 2020 yılında 19,3 milyon yeni kanser olgusunun varlığının bilindiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bütün kanserler içinde meme kanseri sıklığı artık akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu. 2020 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası bildirildi, bu da tanı konulan her 8 kanserden 1’inin meme kanseri olduğunu gösteriyor. Yine 2020 yılında meme kanseri, 685.000 yaşam kaybına sebep oldu. Bu hastalık dünya genelinde ölüme sebep olan kanserler arasında 5. sırada yerini aldı. Kadınlarda meme kanseri her 4 kanser vakasının 1’inden ve her 6 kanser nedenli yaşam kaybının 1’inden sorumlu” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Meme kanseri tedavisinde alternatif yöntem: İmmünoterapi</strong></p>
<p>Kanser tedavisinde her geçen gün hedefe yönelik tedavi için yeni ilaçların kullanılmaya başlandığını belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “İmmünoterapi ve hedefe yönelik tedavi kullanım oranı giderek artıyor. Uzun yıllardır kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerine ek olarak son yıllarda immünoterapi adı verilen ilaçlarla kanser hastalığı artık daha uzun süreli kontrol altına alınmaya başlandı. Bu tedavi yöntemi sayesinde kişinin bağışıklık sistemi harekete geçirilerek, kişinin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinin kanser hücreleri ile daha etkili savaşması sağlanıyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong> Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında</strong></p>
<p>Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine (JHM) ile devam eden iş birliği Anadolu Sağlık Merkezi&#8217;nin sağlığın merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Kurulduğu günden buyana gerçekleştirdiği çalışmalarla ‘Sağlığın Merkezi’ konumuna ulaşan Anadolu Sağlık Merkezi; onkoloji, kalp damar sağlığı, kadın hastalıkları ve tüp bebek, nöroloji, cerrahi bilimler ve iç hastalıkları dahil olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629">Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski bina enkazlarındaki asbest lifleri akciğer kanserine neden olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eski-bina-enkazlarindaki-asbest-lifleri-akciger-kanserine-neden-olabilir-354401</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 10:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[enkazlarındaki]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[lifleri]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354401</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremden sonra akciğer hastalıkları riskinin artabileceğini belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, “Enkazlardaki astbest tehlikesi, göz ardı edilmemesi gereken önemli bir risktir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eski-bina-enkazlarindaki-asbest-lifleri-akciger-kanserine-neden-olabilir-354401">Eski bina enkazlarındaki asbest lifleri akciğer kanserine neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depremden sonra akciğer hastalıkları riskinin artabileceğini belirten</strong> <strong>VM Medical Park Bursa Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, “Enkazlardaki astbest tehlikesi, göz ardı edilmemesi gereken önemli bir risktir. </strong></p>
<p><strong>Asbest lifleri, akciğer zarı hastalıkları ile 15-20 yıl sonra akciğer zarı kanserine neden olabilir. Ülkemizde 2010 yılı ve sonrası yapılan binalarda asbest kullanımı yasaklanmıştır. Ancak daha eski binalarda asbest içeriği olabileceği düşünülerek önlem alınmalıdır” dedi.</strong></p>
<p>Depremin yaşandığı mevsim, hava koşulları, depremzedenin bakımı ile barınma koşullarının yeterliliğinin deprem sonrası akciğer sağlığını etkileyen faktörler olduğunu vurgulayan VM Medical Park Bursa Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>DEPREMZEDELERDE AKCİĞER HASTALIKLARINDA ARTIŞ İHTİMALİ YÜKSEK</strong></p>
<p>Depremde gelişen farklı akciğer sorunları ile karşılaşılabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Serap Ket Alkan, “Depremden kurtulan kişilerde enkaz altında kalmaya bağlı gelişen direkt göğüs travmaları, binaların yıkılması sonrası oluşan toz ve partiküllerin solunması ile gelişen bronş ve akciğer hasarı, yangın ve doğalgaz sızıntısı sonucu duman ve zehirli gaz solunumu ile buna bağlı gelişen havayolu hasarı meydana gelebilir. Akciğer doku hasarı ile alveol keseciklerinde kapanma, oksijenlenmede bozulma sonucu pnömoni (zatürre) riskinde artış olur. Ayrıca enkaz altında kalma ve hareketsizliğe bağlı olarak derin ven trombozu ve pulmoner emboli riski artar” şeklinde konuştu. </p>
<p>Uzm. Dr. Alkan, deprem sonrası akciğer sorunlarının klinik olarak öksürük, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, hırıltılı solunum, morarma ve şuur kaybı ile kendini gösterebileceğinin altını çizdi.          </p>
<p><strong>ENFEKSİYON HASTALIKLARI İÇİN ÖNLEM ŞART!</strong></p>
<p>Deprem sonrası enfeksiyon hastalıklarının da önemli bir tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Ket Alkan, şunları söyledi:</p>
<p>“Sağlık hizmetlerinin yeterli ve ulaşılabilir olması, su ve el dezenfektanlarına kolay erişim, barınma yerlerinin aşırı kalabalık olmayacak şekilde düzenlenmesi ve havalandırmanın sağlanması,  aşıların riskli bireyler de öncelikli olmak üzere hızla diğer bireylere de uygulanması, semptomatik hasta olan bireylerin izolasyonu önemlidir. Ayrıca deprem sonrası oluşan tsunamiler nedeniyle boğulma-  boğulayazma ile ‘Tsunami akciğeri’ gelişebilir. Bu durumda çoklu mikrop etkenli zatürrelerin sıklığında artış beklenir.”</p>
<p><strong>KOAH VE ASTIM HASTALARININ ATAK SIKLIĞI ARTAR</strong></p>
<p>Depremzede KOAH ve astım hastalarında atak sıklığında artış meydana gelebileceğini de sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Ket Alkan, dikkat edilmesi gerekenler hakkında şu önerilerde bulundu:</p>
<p>“Deprem sonrası astım hastaları stres,  yoğun toz maruziyeti, soğuk hava, düzenli ilaç kullanımına erişim güçlüğü, kalabalık barınaklarda artan enfeksiyon riski, ağrı kesici kullanım artışı nedeniyle daha sık atak yaşayabilirler. Atak riski özellikle ilk bir ay fazladır. KOAH’a bağlı akut atak başvuruları da artar. Depremzede KOAH’lılarda ciddi psikolojik travma gelişme riski yüksektir. Bu nedenle KOAH’lı hastalara iyi bir yaşam düzeni ile psikoterapi desteği sağlanmalıdır. Bakımevlerinde takip edilen KOAH hastalarında influenza gibi viral etken epidemileri artabilir. Aşılama ve hijyen bu nedenle önemlidir.”   </p>
<p><strong>ESKİ BİNA YIKINTILARINDAKİ ASBEST AKCİĞER KANSERİNİ TETİKLEYEBİLİR</strong></p>
<p>Enkazlardaki astbest tehlikesinin de göz ardı edilmemesi gereken önemli bir risk olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ket Alkan, “Asbest lifleri akciğer zarı hastalıkları ile 15-20 yıl sonra akciğer kanserine neden olabilir. Ülkemizde 2010 yılı ve sonrası yapılan binalarda asbest kullanımı yasaklanmıştır. Ancak eski binalarda asbest içeriği olabileceği düşünülerek önlem alınmalıdır. Enkazlarda asbest tespit uzmanları görev alarak enkazdan numune almalı ve asbestin türü belirlenmelidir. Asbestli atıklar, ‘tehlikeli atık’ sınıfında olup uygun koşullarda taşınmalı ve bertaraf edilmelidir” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>BARINMA ALANLARI ENKAZ ALANLARINDAN UZAKTA OLMALI!</strong></p>
<p>Depremlerden sonra hem depremzedelerin hem de kurtarma ekiplerinin risk altında olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Ket Alkan, “Kurtarma ve enkaz kaldırma faaliyetleri dikkatli sürdürülmeli, toz ve asbest maruziyet riski maske, gözlük, özel kıyafet giyilerek azaltılmalıdır. Mümkün olduğunca iyi havalandırma sağlanmalı, barınma alanları enkaz alanlarından uzak yerde olmalıdır. Sağlık sorunları için kısa ve uzun dönem takipler yapılmalıdır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eski-bina-enkazlarindaki-asbest-lifleri-akciger-kanserine-neden-olabilir-354401">Eski bina enkazlarındaki asbest lifleri akciğer kanserine neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri ilk sırada</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-akciger-kadinlarda-meme-kanseri-ilk-sirada-348507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 08:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sırada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye kanser insidansının, dünya geneline oranla daha yüksek değerde olduğunu vurgulayan Koçak, “Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden alınan son verilere göre, erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri ilk sırada” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-akciger-kadinlarda-meme-kanseri-ilk-sirada-348507">Erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri ilk sırada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kansere dikkat çekmek amacıyla her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü faaliyetleri düzenleniyor. Kanser türlerinin genetik altyapısını inceleyen nanoteknoloji yardımıyla kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri geliştirme çalışmaları yürüten İstinye Üniversitesi (İSÜ) Biyomedikal Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Polen Koçak, kanser tedavilerinde gelinen son noktayı değerlendirdi.</strong></p>
<p><strong>Türkiye kanser insidansının, dünya geneline oranla daha yüksek değerde olduğunu vurgulayan Koçak, “Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden alınan son verilere göre, erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri ilk sırada” dedi. </strong></p>
<p>Kanser hem dünyada, hem de Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. 4 Şubat, tüm dünyada kanser hastalığına dikkat çekmek ve erken teşhisin önemini vurgulamak için Dünya Kanser Günü olarak çeşitli etkinlikler ile anılıyor.</p>
<p>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Polen Koçak, 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle kanser tedavilerinde gelinen son noktayı değerlendirdi. </p>
<p><strong>Hedefe yönelik tedaviler geliştirmek için yeni yöntemler geliştiriliyor</strong></p>
<p>İSÜ laboratuvarlarında sağlık endüstrisinin herkese özel çözümleri yerine, bilimsel altyapıyla desteklenen ve kişiye özel tedavi stratejileri üzerine çalışmalar yapan, bu amaçla kanser türlerinin genetik altyapısını inceleyen nanoteknoloji yardımıyla kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri geliştirme çalışmaları yürüten İSÜ Biyomedikal Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Polen Koçak, kanser tedavileri konusunda açıklamalarda bulundu: </p>
<p>“Kanser tedavilerinde gelinen en önemli nokta, kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının kanser hastalarına uygulanması. Araştırmacılar, kişiselleştirilmiş kanser tedavi stratejileri geliştirebilmek için çok çeşitli taktikler üzerinde çalışıyorlar. Bunlar, farklı kanserlerde mümkün olduğunca çok sayıda genetik mutasyonun tanımlanmasını, tümörleri sıralamak için daha hızlı ve daha etkili teknikleri ve tedavileri, hastalarla daha doğru bir şekilde eşleştirmek ve daha hedef odaklı tedaviler geliştirmek için yeni yöntemleri içermektedir. Bu araştırmalar ve ileri teknolojiler bir araya getirilerek, tedavi edilmesi zor hastalar için potansiyel umutlar sunuyor.” </p>
<p><strong>Türkiye kanser insidansı, dünya insidansından yüksek</strong></p>
<p>Türkiye kanser insidansının, dünya insidansının üzerinde seyrettiğini belirten Koçak, kanser verileriyle ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden alınan son istatistik verilerine göre, Türkiye kanser insidansı, dünya insidansının bir miktar üzerinde seyrediyor. Ülkemizin de içinde yer aldığı Batı Asya bölgesi ortalaması kanser insidansları Türkiye ortalamasından düşük. Orta ve Doğu Avrupa ve Amerika gibi gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelerin kanser insidansları, ülkemize göre daha yüksek. Türkiye’de 2017 yılında yaşa standardize edilmiş kanser hızı erkeklerde 259,2 iken kadınlarda 187,0’dir (100.000 kişide). 2017 yılı kanser istatistiklerine göre, ülkemizde toplam 180.288 kişinin kansere yakalandığı tahmin ediliyor. Erkeklerde en sık görülen kanser akciğer kanseri. Erkeklerde tütün ve tütün ürünlerine bağlı kanserler arasında tütün kullanımına atfedilen vaka sayısı 16.781 olarak tahmin ediliyor ve tütüne bağlı kanserler erkeklerde önemini korumaya devam ediyor. Kadınlarda en sık görülen tür meme kanseri. Her dört kadın kanserinden birisi bu türde olmayı sürdürüyor ve bir yıl içinde toplam 19.211 kadına meme kanseri teşhisi konuldu.” </p>
<p><strong>Akciğer kanserinde hastaların yarısından fazlası ileri evrede teşhis ediliyor</strong></p>
<p>Akciğer kanserinde hastaların yarısından fazlasının ileri evrede teşhis edildiğine dikkat çeken Koçak, “Obeziteye atfedilen vaka sayısının toplamda 6.707 civarında olduğu tahmin ediliyor. Obezitenin etken olduğu kanserler daha çok kadınları etkiliyor. Hem erkeklerde ve hem de kadınlarda kolorektal kanserler üçüncü sırada yer alıyor. Çocukluk çağı kanserlerinde lösemi en sık görülen kanser türü. 15-24 yaş grubu gençlerde, erkeklerde testis kanseri, kadınlarda tiroit kanseri ilk sırada yer alıyor. Akciğer kanserinde ise hastaların yarısından fazlası ileri evrede teşhis ediliyor. Meme kanserinin sadece yüzde 11’i uzak evre kanser vakalarından oluşuyor. Kadın kanserleri olan uterus korpusu ve serviks kanserlerinin çoğunluğu, erken evrede yakalanıyor,” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-akciger-kadinlarda-meme-kanseri-ilk-sirada-348507">Erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri ilk sırada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
