<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ağrı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/agri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/agri</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 11:28:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Ağrı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/agri</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yenilikçi teknolojilerle bel ve boyun fıtıklarında ameliyatsız tedavi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenilikci-teknolojilerle-bel-ve-boyun-fitiklarinda-ameliyatsiz-tedavi-644929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Akı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[fıtıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hareketsiz yaşam, uzun süre masa başında çalışmak ve yanlış duruş alışkanlıkları, omurga rahatsızlıklarını yaygınlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenilikci-teknolojilerle-bel-ve-boyun-fitiklarinda-ameliyatsiz-tedavi-644929">Yenilikçi teknolojilerle bel ve boyun fıtıklarında ameliyatsız tedavi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hareketsiz yaşam, uzun süre masa başında çalışmak ve yanlış duruş alışkanlıkları, omurga rahatsızlıklarını yaygınlaştırıyor. Ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olabilen bu sorunlarda cerrahi dışı tedaviler giderek daha fazla önem kazanıyor. Omurga hastalıklarının tedavisinde kullanılan teknolojik yöntemlere dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Omurga kaynaklı ağrıların tedavisinde bilgisayar destekli ve robotik sistemlerden yararlanabiliyoruz. Bu yenilikçi teknolojilerden biri olan Robospine sisteminde, tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre planlanıyor ve diskler ile sinirlerdeki baskının azaltılması sağlanıyor” dedi.</strong></p>
<p>Bu sistemdeki robotik destekli uygulamaların tedavi sürecini desteklediğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Günlük yaşamına kısa sürede dönmek isteyenler için öne çıkan bir tedavi seçeneği. Omurgaya özel olarak uygulanan hareketlerle omurlar arasındaki baskının azaltılmasına yardımcı olan sistem, sinirler üzerindeki yükün hafiflemesini ve ağrının azalmasını hedefliyor. Diskler üzerindeki basıncın azalması, sıvı ve besin alışverişini destekleyerek doğal iyileşme sürecine katkı sağlayabiliyor. İşlem herhangi bir kesi veya girişim gerektirmediğinden anesteziye ihtiyaç duyulmuyor. Bu sayede kanama ve enfeksiyon gibi riskler de en aza iniyor” dedi.</p>
<p><strong>Kişiselleştirilmiş tedavi imkânı </strong></p>
<p>Tedavi sırasında hastanın rahat bir sırtüstü pozisyonda bulunmasının konforu artırdığını belirten Akı, “Bu teknoloji; robotik destekli programlar ve objektif analiz sistemleri sayesinde hastanın tanısına, şikâyetlerinin bulunduğu bölgeye ve ağrı şiddetine göre kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmasını mümkün kılıyor. Cerrahi dışı bir seçenek olarak öne çıkan sistem, bel ve boyun fıtıkları başta olmak üzere sırt ağrısına neden olan çeşitli omurga rahatsızlıklarında da kullanılabiliyor. İlk seanstan itibaren olumlu sonuçlar vadeden bu yöntem, gelişmiş güvenlik özellikleri sayesinde güvenli bir tedavi süreci sunuyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyaz yakalılardan bedenen çalışanlara geniş bir gruba hitap ediyor </strong></p>
<p>Uzun süre aynı pozisyonda çalışan ofis çalışanları, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanlar, yoğun trafik nedeniyle uzun süre hareketsiz kalanlar veya yanlış duruş alışkanlıklarıyla omurgasını zorlayan kişilerde sıklıkla tercih edilen bir tedavi seçeneği olduğunu açıklayan Akı, “Bel ve boyun fıtıkları, fıtığa bağlı bacak ve kol ağrıları, omurilik daralması, skolyoz ve kifoz gibi postür bozuklukları, dejeneratif disk hastalıkları, faset eklem ağrıları ve kas spazmlarında önemli faydalar sağlıyor. Ayrıca kas güçsüzlüğü ve omurga dengesizliği yaşayan, fizik tedaviden yeterli fayda göremeyen hastalar için de önemli bir alternatif” dedi.</p>
<p>Her hastanın bu tedavi için uygun bir aday olmadığını da sözlerine ekleyen Akı, “İleri düzey kemik erimesi, omurga romatizması ve enfeksiyonları, kötü huylu kemik tümörleri, metastatik kemik kanseri, omurga veremi, hamilelik ile omurgaya yönelik metal implant ya da cerrahi uygulama öyküsü bulunan kişilerde tercih edilmez” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Seanslar 20-30 dakika civarında</strong></p>
<p>İşlem öncesinde fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğinin altını çizen Akı, “Robotik sistemler yardımıyla omurganın hareket açıklığı, kas dengesi ve ağrı düzeyi tespit edilerek hastaya bir yol haritası oluşturulur. Uygulama, ihtiyaç doğrultusunda boyun, sırt ve bel bölgelerinin tamamına ya da yalnızca sorunlu bölgeye yönelik olarak gerçekleştirilebilir. Seanslar genellikle 20-30 dakika sürerken, tedavi programı hastanın durumuna göre 5 ila 10 seans arasında planlanır. Ofis çalışanları ise çoğu zaman birkaç gün içinde günlük yaşamlarına ve işlerine dönebilir. Ancak tedavi sonrasında elde edilen kazanımların korunabilmesi için hastaların önerilen egzersiz programına uyması çok önemli” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenilikci-teknolojilerle-bel-ve-boyun-fitiklarinda-ameliyatsiz-tedavi-644929">Yenilikçi teknolojilerle bel ve boyun fıtıklarında ameliyatsız tedavi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 Yaş Üstü Her 2 Kişiden 1&#8217;inin Ortak Sorunu Bel Fıtığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-643833</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[inin]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalar, ağrının var olup olmadığına bakılmaksızın toplumun genel popülasyonunda yapılan MR görüntülemelerin sonucunda 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1’inin bel fıtığı hastası olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-643833">40 Yaş Üstü Her 2 Kişiden 1&#8217;inin Ortak Sorunu Bel Fıtığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmalar, ağrının var olup olmadığına bakılmaksızın toplumun genel popülasyonunda yapılan MR görüntülemelerin sonucunda 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1’inin bel fıtığı hastası olduğunu ortaya koyuyor. Omurlar arasındaki disklerin bozulmasıyla oluşan bel fıtığı genellikle bel ve bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğüyle kendini gösteriyor. Hastalığın en fazla görülen belirtilerinden biri ise “siyatik” olarak nitelendirilen, belden bacağa doğru yayılan ağrılar.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın oluşumunda birçok farklı nedenin olduğunu söylüyor: “Ağır eşyaların kaldırılması, bilinçsiz yapılan sporlar, bilgisayar başındaki kişilerde uzun süre aynı pozisyonda oturma veya yanlış oturma pozisyonu, obezite, yaşlılık ve sigara tüketimi gibi etkenler hastalığın oluşumunda en sık karşılaştığımız nedenler. Özellikle bahar ve yaz aylarında kişilerin kilo verme istekleriyle bilinçsiz bir şekilde spora yönelmeleri de bel fıtığına davetiye çıkarıyor.”</p>
<p>Belirtileri Göz Ardı Etmeyin!</p>
<p>Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın en yaygın görülen belirtileriyle ilgili bazı önemli noktaları vurguluyor: “En fazla görülen belirtiler, bel ağrısı ve belden bacağa doğru uyuşma ve ağrıdır. Kaslarda güçsüzlük, eğilme veya dikilme gibi bel hareketlerinde zorlanma veya ağrı, uzun süre oturduktan veya ayakta kaldıktan sonra yaşanan ağrılar da sık sık karşımıza çıkıyor. Bu tip belirtileri gösteren hastaların en kısa zamanda, bu alanda uzman bir doktora muayene olması gerekir. Bel fıtığı teşhisi için ilk adımda nörolojik muayene çok önemli. Nörolojik muayenenin ardından doktor gerekli görürse, röntgen, bilgisayarlı tomografi, MR, miyelogram ve elektromiyogram (EMG) gibi ileri tetkikler isteyebilir.”</p>
<p>Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir? Cerrahi Seçenek Hangi Hastalar İçin Uygun?</p>
<p>Bel fıtığı teşhisi konulan hastaların istirahat, ağrı kesiciler ve fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetlerinin azaldığı görülmektedir. Bu tedavilere rağmen düzelme gerçekleşmeyen, yaşam kalitesi düşen, iş ve güç kaybı riskiyle karşı karşıya kalan, mesane ve bağırsak kontrolünde sorun yaşayan, bacaklarında veya ayaklarında güç kaybı olan hastaların tedavisinde cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi tedavi sonrasında hastalık tamamen geçer. Ancak tedavi edilen kişi ağır yük kaldırırsa hastalığın tekrarlama oranı yüzde 25’tir. Pilates, düz yolda yürüyüş ve yüzme bel sağlığını destekleyen sporlardır.</p>
<p>Tedavi Edilmezse Kaslarda Felce Neden Olabilir</p>
<p>Bel fıtığı, tedavi edilmediğinde felce dahi neden olabilen bir hastalık. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, tedavi edilmemesi durumunda hastalığın ilerleyen süreçleri hakkında şunları söyledi; “Bel fıtığı tedavi edilmediğinde kronik ve şiddetli ağrılara nede olur ki, bu durum hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler, kalıcı uyuşma ve hissizlik ile sinirlerin kontrol ettiği kaslarda felç ihtimali doğabilir. Dolayısıyla bu belirtileri gösteren kişilerin en kısa sürede doktora başvurmaları ve doktorun talimatlarına harfiyen uymaları gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-ustu-her-2-kisiden-1inin-ortak-sorunu-bel-fitigi-643833">40 Yaş Üstü Her 2 Kişiden 1&#8217;inin Ortak Sorunu Bel Fıtığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrı Kesiciler Mide Ülserine Kadar Varabilen Sorunlara Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-643626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:02:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Alınması]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gastrit]]></category>
		<category><![CDATA[kesiciler]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[Reflü]]></category>
		<category><![CDATA[semptomlar]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[ülserine]]></category>
		<category><![CDATA[varabilen]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağrı kesicilerin gereğinden fazla kullanılmasının mide ülserine yol açabileceğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Ağrı kesiciler zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-643626">Ağrı Kesiciler Mide Ülserine Kadar Varabilen Sorunlara Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı kesicilerin gereğinden fazla kullanılmasının mide ülserine yol açabileceğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Ağrı kesiciler zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor. Her ağrı hissedildiğinde ağrı kesici alınması, mide tahrişine ve hatta mide ülserine kadar varabilen sorunlara yol açabiliyor” dedi.</p>
<p>Gastrit ve reflüde beslenme düzeninin önemine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Az sayıda öğünle mideyi aşırı doldurmak yerine daha sık ve daha küçük porsiyonlarla beslenmek semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Toplumda sık yapılan hatalardan biri de geç saatlerde yemek yemektir. Yatmadan en az 3-4 saat önce yemek yemeyi bırakmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>‘İKİ HASTALIKTA BELİRTİLER FARKLIDIR’</p>
<p>Gastrit ve reflünün birbirinden farklı hastalıklar olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, “Gastrit ve reflü birbirinden farklı hastalıklardır. Reflünün asıl adı gastroözofageal reflüdür. Gastrit, mide mukozasının iltihaplanmasına verdiğimiz isimdir. Yani mide mukozası patolojik olarak iltihaplanır ve bunun teşhisini endoskopik olarak koyarız. Reflü ise mide içeriğinin, asidin ya da yiyeceklerin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan şikayetlere verilen isimdir” dedi.</p>
<p>‘BESLENME VE YAŞAM TARZI ÖNEMLİ ROL OYNUYOR’</p>
<p>Gastrit ve reflünün genellikle yaşam tarzı ve beslenme hatalarıyla ilişkili olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, “İkisi arasındaki farklara baktığımızda; gastritte daha çok mide yanması ve mide ağrısı gibi şikayetler görürüz. Reflüde ise hasta, daha üst bölgede, yemek borusunda ve göğüs bölgesinde yanma hisseder. Gastrit ve reflü genellikle beslenme alışkanlıklarındaki yanlışlıklar ve yaşam tarzına bağlı nedenlerle ortaya çıkar. Gastritte mide yanması, mide ağrısı, bulantı ve kusma gibi semptomlar görülebilir. Reflüde ise yemek borusunda ve göğüs bölgesinde yanma hissi ön plandadır. Bunun yanı sıra öksürük ve boğazda gıcık hissi gibi belirtiler de görülebilir” diye konuştu.</p>
<p>‘ALARM SEMPTOMLARINA DİKKAT EDİLMELİ’</p>
<p>Alarm semptomlarının önemine değinen Uzm. Dr. Coşun, “Bazı durumlarda hastaların mutlaka doktora başvurması gerekir. Bunlara alarm semptomları diyoruz. Disfaji olarak adlandırdığımız yutma güçlüğü, yemek yerken direnç hissedilmesi, kilo kaybı, gece terlemesi, demir eksikliği anemisi ve bu şikayetlerin özellikle 45 yaşından sonra ortaya çıkması alarm semptomları arasında yer alır. Bu durumlarda mutlaka bir uzmanın değerlendirmesi gerekir” dedi.<br />‘DOĞRU BESLENME ŞİKAYETLERİ AZALTABİLİR’</p>
<p>Beslenme düzeninin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun, “Beslenme konusunda da dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Az sayıda öğünle mideyi aşırı doldurmak yerine, daha sık ve daha küçük porsiyonlarla beslenmek semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Toplumda sık yapılan hatalardan biri de geç saatlerde yemek yemektir. Yatmadan en az 3-4 saat önce yemek yemeyi bırakmak gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>‘YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ ŞİKAYETLERİN KONTROL ALTINA ALINMASINA KATKI SAĞLAR’</p>
<p>Reflü hastalarında yaşam tarzı düzenlemelerinin etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Coşkun, “Reflü semptomları olan hastalarda yatak başının yükseltilmesi veya çift yastıkla uyunması gibi önlemler faydalı olabilir. Ayrıca stresten uzak durmak, düzenli bir yaşam sürmek, egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek de şikayetlerin kontrol altına alınmasına katkı sağlar” dedi.</p>
<p>‘GASTRİT HASTALARINDA KULLANILAN BAZI İLAÇLARA DİKKAT EDİLMELİ’</p>
<p>Ağrı kesici kullanımına dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun, “Gastrit hastalarında kullanılan bazı ilaçlara da dikkat edilmelidir. Özellikle ağrı kesiciler zaman zaman gereğinden fazla kullanılabiliyor. Her ağrı hissedildiğinde ağrı kesici alınması, mide tahrişine ve hatta mide ülserine kadar varabilen sorunlara yol açabiliyor” diye konuştu.</p>
<p>‘45 YAŞ SONRASI ŞİKAYETLER CİDDİYE ALINMALI’</p>
<p>Gastrit ve reflünün her yaşta görülebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, “Reflü ve gastrit her yaşta görülebilen hastalıklardır. Ancak özellikle 45 yaşından sonra aniden başlayan reflü, mide ağrısı veya mide yanması gibi şikayetlerin daha ciddiye alınması ve mutlaka değerlendirilmesi gerekir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agri-kesiciler-mide-ulserine-kadar-varabilen-sorunlara-yol-acabiliyor-643626">Ağrı Kesiciler Mide Ülserine Kadar Varabilen Sorunlara Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatil Keyfinizi Bozabilecek Fıtıklara Karşı 8 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatil-keyfinizi-bozabilecek-fitiklara-karsi-8-onlem-642111</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:15:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağır]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[bozabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[fıtıklara]]></category>
		<category><![CDATA[Göbek]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kasık]]></category>
		<category><![CDATA[keyfinizi]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642111</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoğun geçen bir çalışma, eğitim ve uzun bir kış mevsiminin ardından hepimizin hayali dinlenmek, yenilenmek ve keyifli bir yaz tatilinde denizin, güneşin keyfini çıkarmak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-keyfinizi-bozabilecek-fitiklara-karsi-8-onlem-642111">Tatil Keyfinizi Bozabilecek Fıtıklara Karşı 8 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun geçen bir çalışma, eğitim ve uzun bir kış mevsiminin ardından hepimizin hayali dinlenmek, yenilenmek ve keyifli bir yaz tatilinde denizin, güneşin keyfini çıkarmak. Ancak bazı sağlık sorunları, tatil planlarını ve tatil günlerini beklenmedik şekilde zorlaştırabiliyor. Kasık, göbek ve karın duvarı fıtıkları da bunların başında geliyor. Günlük yaşamda çoğu zaman hafif bir şişlik ya da ara sıra hissedilen rahatsızlık şeklinde kendini gösteren fıtıklar, özellikle yaz aylarında artan fiziksel aktiviteler, uzun yolculuklar, ağır valiz taşıma ve yüzme sonrası kendisini belli ederek tatil konforunuzu olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle yaz tatiline çıkmadan önce kasık, göbek ve karın duvarı fıtıklarının tedavilerinin mutlaka planlanması gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Mert Tanal, fıtıkların nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>1. Ağır valizler fıtığı büyütebilir: </strong>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil planları hız kazanırken, kasık fıtığı, göbek fıtığı veya karın duvarı fıtığı bulunan kişilerin seyahat öncesinde bazı noktalara dikkat etmesi gerekir. Çünkü tatile giderken veya tatilde yapılan yanlış bir hareket fıtık şikâyetlerini artırarak acil cerrahi müdahale gerektirebilecek komplikasyonlara yol açabilirler. Tatil hazırlıklarının vazgeçilmezi olan valizler, fıtık hastaları için önemli bir risk oluşturmaktadır. Özellikle ağır yük kaldırmak karın içi basıncını artırarak fıtığın büyümesine ve ağrıların şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Valizlerin mümkün olduğunca hafif hazırlanması, kaldırılması gerektiğinde ise yardım alınması gerekir.</p>
<p><strong>2. Kabızlık ve ıkınmadan kaçının: </strong>Seyahatlerde değişen beslenme düzeni ve yetersiz sıvı tüketimi kabızlığa yol açabilir. Kabızlık nedeniyle oluşan ıkınma ise kasık ve karın duvarı fıtıklarının oluşabileceği zayıf noktalarda ek basınç oluşturur. Bu nedenle tatil boyunca bol su içmek, lifli gıdalar tüketmek ve bağırsak düzenini korumak fıtıktan korunmak için oldukça önemlidir. </p>
<p><strong>3. Uzun süre öksürük ve zorlanmalar risk oluşturabilir: </strong>Kronik öksürük, ağır egzersizler veya ani zorlanmalar fıtık bölgesindeki basıncı artırabilir. Özellikle yaz aylarında yapılan yoğun spor aktiviteleri veya ağır eşyaların taşınması mevcut fıtığın ilerlemesine neden olabilir. Tatilde fiziksel aktiviteler planlanırken kişinin sağlık durumu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<p><strong>4.</strong> <strong>Denizde ve havuzda ölçülü hareket edin: </strong>Yüzme genel olarak güvenli bir aktivite olsa da ani hareketler, yüksekten suya atlama veya karın bölgesini zorlayacak aktiviteler fıtık hastalarında rahatsızlık oluşturabilir. Ağrı hissedildiğinde aktiviteye ara verilmesi ve vücudun zorlanmaması gerekir. </p>
<p><strong>5. Fıtıkta ani ağrı acil durum habercisi olabilir: </strong>Kasık veya göbek bölgesindeki şişliğin aniden sertleşmesi, şiddetli ağrı gelişmesi, bulantı-kusma görülmesi ya da şişliğin içeri itilememesi fıtık boğulmasının habercisi olabilir. Bu durum acil cerrahi müdahale gerektirebileceğinden vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.</p>
<p><strong>6. Kapalı cerrahi ile tatili ertelemeye gerek kalmıyor: </strong>Özellikle kasık ve karın duvarı fıtıklarında uygulanan laparoskopik ve robotik cerrahi teknikleri, daha küçük kesilerle ameliyat yapılmasına olanak sağlayarak ameliyat sonrası ağrının azalmasına, günlük yaşama ve iş hayatına daha hızlı dönüşe katkı sağlar.<strong> </strong></p>
<p><strong>7. </strong><strong>Seyahatten önce doktor kontrolünü ihmal etmeyin: </strong>Ameliyat önerilmiş ancak henüz operasyon geçirmemiş fıtık hastalarının uzun yolculuklardan önce doktorlarına danışmaları önem taşır. Muayene sırasında fıtığın durumu değerlendirilerek seyahate engel oluşturabilecek riskler belirlenir. Tatilinizi doktorunuzun önerileri doğrultusunda planlamanız gerekir. </p>
<p><strong>8. Doğru önlemlerle güvenli bir tatil mümkün: </strong>Fıtık hastalarının tatilden vazgeçmesine gerek yok. Kasık fıtığı, göbek fıtığı ve diğer karın duvarı fıtıkları olan kişiler için tatil yapmak çoğu zaman bir engel oluşturmaz. Ancak ağır yüklerden kaçınmak, karın içi basıncını artıran davranışlardan uzak durmak ve olası uyarı işaretlerini bilmek, tatilin sağlık sorunlarıyla gölgelenmesini önlemeye yardımcı olur. Risk içeren fıtık varlığında ameliyatı olup sonrasında tatile gitmek, tatilin yarıda kesilmesinin önüne geçer.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-keyfinizi-bozabilecek-fitiklara-karsi-8-onlem-642111">Tatil Keyfinizi Bozabilecek Fıtıklara Karşı 8 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmeyen Boyun Ağrılarınızı Görmezden Gelmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin-641074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:47:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarınızı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gelmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[Görmezden]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun fıtığı yetişkinlerde boyun ağrısının yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Hastalığın şiddeti hafiften şiddetliye ve hatta yaşamı tehdit edici düzeye kadar değişebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin-641074">Geçmeyen Boyun Ağrılarınızı Görmezden Gelmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Boyun fıtığı yetişkinlerde boyun ağrısının yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Hastalığın şiddeti hafiften şiddetliye ve hatta yaşamı tehdit edici düzeye kadar değişebiliyor. Boyun fıtığı özellikle, uzun süre masa başında, bilgisayar ekranı karşısında uzun zaman geçiren banka devlet daireleri gibi yerlerde çalışanlarda; diş hekimi, santral görevlisi gibi bazı meslek gruplarında yaptığı iş gereği sık görülüyor. Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan kişilerle, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında boyun fıtığı ile daha fazla karşılanıyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> Kol ve ellerde kuvvet kaybına neden olabilir</strong></p>
<p>Boyun fıtığı aynı bel fıtığı gibi omur kemikleri arasında amortisör görevi gören jel kıvamındaki disklerin yırtılarak, çevrelerindeki omurilik ve sinir köklerine bası yapmasıyla ortaya çıkar. Fıtık hangi seviyede ise bu seviye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda zedelenmeler ve ağrı olur. </p>
<p>Fıtık hangi seviyede ise bu seviyeye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda ağrı gelişir. Eğer sadece tek bir sinir etkilenmiş ise, kolda, el ve parmaklara kadar vuran ağrı, sızlama, karıncalanma, eğer ciddi bası varsa kol ve ellerde kuvvet kaybı izlenir. Bundan bir aşama daha ileri gider ve omurilik sıkışırsa bu bulgulara ek olarak ayaklarda da karıncalanma yanma, uyuşma, yürüme zorluğu idrar ve büyük abdesti kaçırma gibi şikayetler ortaya çıkar. Burada oluşan hasar nadir de olsa zamanla vücut tarafından onarılabilir. </p>
<p><strong>Tedavi kişinin şikayetlerine göre şekillenir</strong></p>
<p>Boyun fıtığında şikayetlerin oluş şekli ve hikayesinin tam olarak öğrenilmesi, ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki (EMG) ile tanı konur. Boyun fıtığında tedavinin kişinin ağrıdan etkilenme derecesi, muayene ve radyolojik bulgular ve beklentilerine göre ayarlanması gerekir. Ufak ve sinir basısı oluşturmayan fıtıklarda yaşam konforunu artırmaya ve ağrıyı azaltmaya yönelik fizik tedavi, egzersiz, kaplıca ve medikal masaj tedavileri uygulanabilir. Bunların tedavi edici özelliğinden çok rahatlatıcı ve zaman kazandırıcı fonksiyonları vardır. Kimi zaman yıllar içinde küçülme ihtimali ortaya çıkar. Bunların dışındaki alternatif tedaviler çekme, lazer ve ozon tedavisi gibi yöntemlerin riskleri olabilir ancak etkinliği yoktur.</p>
<p><strong>Ameliyatı son çare olarak görmek doğru değil</strong></p>
<p>İlaç, istirahat ve diğer tedavi yöntemleri ile rahatlamayan ya da nörolojik belirtileri olan hastalara cerrahi tedavi yöntemleri önerilir. Uygun hastaya, uygun zamanda ve doğru girişimin yapılması önemlidir. Son çare olarak cerrahi tedaviye gitmek veya son aşamaya gelinceye kadar beklemek doğru değildir ve mikrocerrahinin etkinliğini düşürür. Boyun fıtığında mikrocerrahi güvenilir ve başarılı bir tedavi yöntemidir. Ameliyat 2 cm’lik kesilerden, özel ameliyat mikroskobu ile yapılır ve ortalama 2 saat sürer. Ameliyatın 2. haftasındaki kişiler normal yaşantılarına rahatlıkla dönebilirler. </p>
<p><strong>Ameliyattan sonra düzenli egzersiz önemli</strong></p>
<p>Hastalar, başarılı bir operasyondan sonra yaşantılarındaki risk faktörlerinden olabildiğince uzaklaşmalı, düzenli ve istikrarlı egzersiz programlarına mutlaka uymalıdır. Ameliyat sonrası yapılan egzersizler sonucu destekler. Ayrıca kilo azaltılması, düzenli egzersiz programları, fizik tedavi gibi yardımcı tedbirlere başvurulması önemlidir. Bu operasyonlardan sonra haftada 3 gün 1’er saatlik egzersiz programları, elde edilen başarılı sonucu destekleyecektir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmeyen-boyun-agrilarinizi-gormezden-gelmeyin-641074">Geçmeyen Boyun Ağrılarınızı Görmezden Gelmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adet Ağrısının Gerçek Sebebini Üç Yıl Sonra Öğrendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adet-agrisinin-gercek-sebebini-uc-yil-sonra-ogrendi-640484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrılar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısının]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendi]]></category>
		<category><![CDATA[sebebini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karın bölgesinde şiddetli ağrılar yaşayan, 42 yaşındaki G.Ç.’nin hikayesi üç yıl öncesine uzanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adet-agrisinin-gercek-sebebini-uc-yil-sonra-ogrendi-640484">Adet Ağrısının Gerçek Sebebini Üç Yıl Sonra Öğrendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın bölgesinde şiddetli ağrılar yaşayan, 42 yaşındaki G.Ç.’nin hikayesi üç yıl öncesine uzanıyor. Bu süre içinde fizik tedaviden genel cerrahiye, ürolojiden kadın hastalıkları ve doğuma, algolojiden romatolojiye kadar pek çok bölüme başvuran genç kadın, hastalığının teşhisi konamadığı için ağrılarından da kurtulamadı. Karın ağrısının yanı sıra halsizlik ve yorgunluk gibi şikayetler de yaşayan G.Ç., son olarak farklı bir uzman görüşü almak için gittiği <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi</strong>’nde, <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı </strong><strong>Prof. Dr. Yılmaz Güzel</strong>’in yaptığı muayene sonrasında hastalığının “Adenomyozis” olduğunu öğrendi. Cerrahi tedavinin ardından şikayetleri son bulan G.Ç. yeniden sağlıklı günlerine döndü. </p>
<p><strong>“Adet Ağrısı Deyip Geçmeyin”</strong></p>
<p>Yaşadığı ağrının daha önce geçirdiği batın ameliyatlarından kaynaklandığını düşünerek ilk olarak genel cerrahiye başvurduğunu söyleyen G.Ç., MR&#8217;dan ilaçlı tomografiye, endoskopiden kolonoskopiye kadar tüm tetkiklerinin yapıldığını ancak hepsinin temiz çıktığını anlattı. Durumunun psikolojik ya da İBS (İrritabl Bağırsak Sendromu) olabileceği düşünülerek özel bir diyetle tedavi edilse de, 2025 yılı eylül ayında ağrıları giderek arttı. Yaşadığı sürecin ağırlığıyla 44 kiloya kadar düşen genç kadın o süreci şu sözlerle anlatıyor: “<em>Ağrılarım</em><em> artık ağrı özelliğini de aşarak adeta bir acıya dönüşmüştü. Tekrar bir eğitim araştırma hastanesinin gastroenteroloji bölümüne başvurdum. Yine pek çok inceleme yapıldı. Hatta o dönem kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerindeki rutin smear testleri ile ultrason görüntülemelerime de bakıldı. Hepsi temiz çıktı. Bu kez ‘Nutcracker Sendromu’ olasılığı göz önünde bulundurularak kalp ve damar cerrahisine yönlendirildim.”</em></p>
<p>Kalp ve damar cerrahisi bölümü, FMF (Ailesel Akdeniz Ateşi) hastalığından şüphelendiği için romatoloji bölümüne de başvuran G.Ç. son olarak, farklı bir uzmana danışmak amacıyla ziyaret ettiği Prof. Dr. Yılmaz Güzel’in yaptığı muayene sonucunda hastalığının ne olduğunu öğrendi. Rahim iç tabakasındaki dokunun, rahim kas duvarı içinde anormal büyümesi sonucu oluşan bir hastalık olan adenomyozisin nedeni tam olarak bilinmese de kaynağının hormonal ve doğum öyküleriyle ilişkili olduğu tahmin ediliyor. Regl dönemlerinde şiddetli ağrılara ve kanamalara yol açabilen bu hastalıkta, cerrahi tedavi seçeneğinin yanı sıra erken dönemde ilaç ve hormon tedavileri de kullanılıyor. </p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Güzel</strong>, yaşanan süreç ve uyguladıkları tedavi hakkında şu bilgileri paylaştı: <em>“Adenomyozis, toplumda her 100 kadının 15’inde gördüğümüz bir sorun. İki önemli bulgusu var; birincisi ağrı, diğeri ise fazla miktarda kanamalı regl sancısı. Hastamızda sadece ağrı vardı. Geç kalınması nedeniyle cerrahi tedavi uyguladık ve tüm adenomyozis odaklarını temizledik. Hastamızın ağrıları geçti ve günlük hayatına yeniden döndü.” </em></p>
<p>Prof. Dr. Yılmaz Güzel, erken tanıya dikkat çekerek şunları söyledi: <em>“Eğer ağrı şikâyetinin başladığı ilk zamanlarda hastalığın teşhisi konsaydı, hastamız belki de çok basit bir ilaç ya da iğne tedavisiyle bu sorundan kurtulabilecek, bu kadar zaman sıkıntı çekmeyecekti. Kadın hastalarımıza regl sancısı konusunda dikkatli olmalarını tavsiye ediyoruz. Ağrının altında yatan neden çok önemli. Bazen çok basit bir neden olur ve onu çok rahat tedavi edebiliriz. Ancak bazen de bu ağrı ileride size çok büyük sorunlar çıkaracak bir nedenin küçük bir sinyali olabilir. O sinyali alıyorsanız mutlaka bir hekime danışarak kontrollerinizi ihmal etmeyin. Çünkü dediğim gibi ağrı tek başına çok ufak ya da çok büyük bir hastalığın bulgusu olabilir.”</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adet-agrisinin-gercek-sebebini-uc-yil-sonra-ogrendi-640484">Adet Ağrısının Gerçek Sebebini Üç Yıl Sonra Öğrendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Migrene karşı klima uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/migrene-karsi-klima-uyarisi-638657</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:24:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Ataklar]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migrene]]></category>
		<category><![CDATA[Şal]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Migren ve Şiddetli Baş Ağrısı Farkındalık Ayı kapsamında, yaz aylarında klima kullanımının migren ve şiddetli baş ağrılarını nasıl tetiklediği ve bu riskleri azaltmak için alınması gereken yaşam tarzı ve çevresel önlemler hakkında açıklamalarda bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migrene-karsi-klima-uyarisi-638657">Migrene karşı klima uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, Migren ve Şiddetli Baş Ağrısı Farkındalık Ayı kapsamında, yaz aylarında klima kullanımının migren ve şiddetli baş ağrılarını nasıl tetiklediği ve bu riskleri azaltmak için alınması gereken yaşam tarzı ve çevresel önlemler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Klima kullanımı, yaz aylarında migren hastaları için gizli bir tehdit oluşturuyor!</strong></p>
<p>Haziran ayının, dünya genelinde Migren ve Şiddetli Baş Ağrısı Farkındalık Ayı olarak kabul edildiğini hatırlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte klima kullanımı migren hastaları için gizli bir tehdit haline geliyor.” dedi.</p>
<p>Klimaların yarattığı ani sıcaklık değişimleri, ortamdaki nem oranının hızla düşmesi ve cihazın üflediği doğrudan soğuk hava akımının, beyindeki kan damarlarını ve sinir uçlarını uyararak migren ataklarını doğrudan tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Şalçini, “Özellikle dışarıdaki aşırı sıcaktan klimalı buz gibi bir odaya geçiş yapmak, hassas bir sinir sistemine sahip olan migren hastalarında koruyucu mekanizmaları çökerterek şiddetli baş ağrılarına zemin hazırlıyor. Cihaz filtrelerinde biriken toz ve alerjenlerin ortama salınması da bu süreci hızlandıran bir diğer önemli faktör olarak öne çıkıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Klima kaynaklı migren atakları, ağrı kesicilere daha dirençli ve daha uzun süreli olabilir!</strong></p>
<p>Klima kullanımına bağlı olarak gelişen migren ataklarının, klinik olarak diğer tetikleyicilerle başlayan ataklardan temel bir belirti farkı göstermediğini ifade eden Dr. Şalçini, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak ağrının şiddeti ve eşlik eden bazı konfor kayıpları açısından ayrışabiliyor. Soğuk hava akımına doğrudan maruz kalmak, baş ağrısının yanı sıra boyun ve omuz kaslarında ani kasılmalara (miyofasiyal ağrı) yol açtığı için hastalar ağrıyı çok daha yoğun ve yıpratıcı hissedebiliyor. Ayrıca kuru havanın etkisiyle sinüs kanallarının tıkanması veya kuruması, migren ağrısına sinüzit benzeri baskılayıcı bir yüz ağrısını da ekleyebiliyor. Bu ek kas ve sinüs yükü nedeniyle, klima kaynaklı ataklar bazen standart ağrı kesicilere daha dirençli olabiliyor ve hastanın normal atak süresini aşarak daha uzun süre yaşam kalitesini düşürebiliyor.”</p>
<p><strong>Migren hastaları için en kritik kural, sıcaklık farkının 6-7 dereceyi aşmaması!</strong></p>
<p>Yaz aylarında klimadan tamamen uzak durmanı zor olabileceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Migren hastalarının atakları önlemek için cihaz yönetimine azami dikkat göstermesi hayati önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>En kritik kuralın, iç mekan ile dış mekan arasındaki sıcaklık farkının 6-7 dereceden fazla olmaması ve oda sıcaklığının ideal olarak 22 ila 24 derece arasında sabit tutulması olduğunu vurgulayan Dr. Şalçini, “Klimanın kanatları, soğuk havayı doğrudan kişinin üzerine değil, tavana veya boş duvara üfleyecek şekilde ayarlanmalı. Nem seviyesinin aşırı düşmesini engellemek için ise ortamdaki bağıl nem oranının yüzde 40 ila 50 arasında kalmasına dikkat edilmeli. Ayrıca, dışarıdan eve gelindiğinde klima hemen en soğuk dereceye getirilmemeli, vücudun ısı değişimine uyum sağlaması için kademeli bir geçiş yapılmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klima rüzgârını doğrudan üzerinize almayın!</strong></p>
<p>Klimaların ortamdaki havayı kurutucu etkisini dengelemek amacıyla, migren hastalarının odada hava nemlendirici (soğuk buhar) cihazı bulundurmasını öneren Dr. Şalçini, “Havada uçuşan toz ve alerjenlerin tetikleyici etkisini en aza indirmek için ise klimalarla birlikte yüksek verimli partikül filtreli (HEPA) hava temizleyiciler kullanılmalı.” dedi.</p>
<p>Alınabilecek diğer önlemlere de değinen Dr. Şalçini, “Fiziksel bir önlem olarak, klimaların önüne takılan ve hava akımının doğrudan kişiye gelmesini engelleyen şeffaf klima rüzgar yönlendirici aparatlar oldukça etkili bir çözüm sunuyor. Cihazsal çözümlerin yanı sıra, klima çalışırken odada bir bardak su bulundurmak veya hafifçe aralanmış bir pencereyle doğal hava sirkülasyonu sağlamak da havanın kalitesini korumaya yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yaz aylarında migrene karşı en etkili yöntem yeterli su tüketimi!</strong></p>
<p>Migren ve şiddetli baş ağrısı için yaz aylarında sadece klimalara odaklanmanın yeterli olmadığını dile getiren Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Genel bir yaşam tarzı yönetimi gerekiyor. Sıcak havalarda vücudun susuz kalması (dehidrasyon) en büyük migren düşmanı olduğundan, gün içinde klima altında oturulsa bile en az 2,5-3 litre su tüketilmesi şarttır. Klimalı alanlardan çıkarken doğrudan güneş ışığına maruz kalmamak adına mutlaka kaliteli bir güneş gözlüğü ve şapka kullanılmalı, ani ısı şoklarına karşı çantada hafif bir şal veya hırka bulundurulmalıdır. Son olarak, yaz aylarında değişen uyku düzeni ve parlak güneş ışığı da atağı tetikleyebileceğinden, uyku saatlerini sabit tutmak ve tetikleyici gıdalardan uzak durmak bu dönemi konforlu atlatmanın anahtarıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migrene-karsi-klima-uyarisi-638657">Migrene karşı klima uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern yöntemlerle kanser ağrılarını hafifletmek mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-yontemlerle-kanser-agrilarini-hafifletmek-mumkun-635217</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 09:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarını]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hafifletmek]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemlerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635217</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağrı, vücudun bir uyarı mekanizması olsa da bazen uzun sürerek günlük yaşamı sekteye uğratabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-yontemlerle-kanser-agrilarini-hafifletmek-mumkun-635217">Modern yöntemlerle kanser ağrılarını hafifletmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağrı, vücudun bir uyarı mekanizması olsa da bazen uzun sürerek günlük yaşamı sekteye uğratabiliyor. Özellikle kronikleşen ağrılar, sadece fiziksel değil psikolojik açıdan da yıpratıcı olabiliyor. Bu noktada hele ki kanser ağrılarının, etki alanı ve şiddeti nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Algoloji Uzmanı Dr. Vildan Kılıç Yılmaz, “Günümüzde gelişen tedavi yöntemleri sayesinde zorlayıcı olan kanser ağrılarının bile büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini bilmek önemli. Doğru yaklaşımlarla bu süreçten korkmanıza gerek yok” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>Kanser ağrısının ortaya çıkmasında; tümörün bulunduğu bölgede yarattığı hasar, organların etkilenmesi veya sinir dokularına yayılması gibi pek çok nedenin rol oynadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Algoloji Uzmanı Dr. Vildan Kılıç Yılmaz, “Özellikle kemiklere yayılan kanserlerde ağrı daha belirgin hissedilebiliyor. Bu noktada ağrıyı sürecin kaçınılmaz bir parçası olarak görmek yerine şikâyetleri hekime açıkça iletmek ve gerekirse ağrı yönetimi için ek destek talep etmek büyük önem taşıyor. Kişiye özel planlanan tedaviler ve destekleyici uygulamalar sayesinde ağrı kontrol altına alınarak hastanın yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bazı hastalarda girişimsel yöntemler gerekebilir </strong></p>
<p>Kanser tedavisinde uygulanan yöntemlerin de ağrı üzerinde etkili olabildiğine dikkat çeken Yılmaz, “Kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler bazı hastalarda ek ağrılara neden olarak süreci zorlaştırabiliyor. Ağrı yönetiminde ilaç tedavileri genellikle ilk basamakta yer alıyor ve önemli bir rol üstleniyor. Ancak bazı durumlarda yeterli olmadığında; sinir blokajları, epidüral ve spinal port kateter yoluyla ilaç uygulamaları gibi girişimsel yöntemlere başvurabiliyoruz. Daha ileri aşamalarda ise omurilik düzeyinde ağrı iletim yollarına yönelik uygulamalarla hastanın konforunu artırmak mümkün” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ağrının şiddetinde psikolojik faktörler de etkili </strong></p>
<p>Kanser ağrısında yalnızca hastalığın değil, psikolojik faktörlerin de etkili olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Ağrının şiddeti ve süresi sadece hastalık yüküne bağlı değildir; kaygı, anksiyete ve depresyon gibi etkenler de ağrının daha yoğun hissedilmesine neden olabilir. Bu nedenle multidisipliner yaklaşımla hem fiziksel hem de psikolojik boyutun birlikte ele alınması, ağrı kontrolünde daha etkili sonuçlar sağlar” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-yontemlerle-kanser-agrilarini-hafifletmek-mumkun-635217">Modern yöntemlerle kanser ağrılarını hafifletmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Ülkeden 200&#8217;den Fazla Hekim Single Port Teknolojisini İstanbul&#8217;da Tartıştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/30-ulkeden-200den-fazla-hekim-single-port-teknolojisini-istanbulda-tartisti-634566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[200]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[Santimetrelik]]></category>
		<category><![CDATA[single]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[ülkeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634566</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen uluslararası Single Port Robotik Cerrahi toplantısında 30 ülkeden 200’ü aşkın hekim bir araya geldi. Tek kesiden yapılan robotik ameliyatlar, uzaktan cerrahi (telesurgery) ve yapay zekâ destekli yeni sistemler tüm yönleriyle ele alındı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-ulkeden-200den-fazla-hekim-single-port-teknolojisini-istanbulda-tartisti-634566">30 Ülkeden 200&#8217;den Fazla Hekim Single Port Teknolojisini İstanbul&#8217;da Tartıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen uluslararası Single Port Robotik Cerrahi toplantısında 30 ülkeden 200’ü aşkın hekim bir araya geldi. Tek kesiden yapılan robotik ameliyatlar, uzaktan cerrahi (telesurgery) ve yapay zekâ destekli yeni sistemler tüm yönleriyle ele alındı. </p>
<p>Robotik cerrahinin geleceğini şekillendiren önemli buluşmalardan biri İstanbul’da gerçekleştirildi. “Memorial Reshapes: Robotic Surgery with Single Port” başlıklı bilimsel toplantıda, 30’dan fazla ülkeden gelen 200’ü aşkın uzman hekim, tek port robotik cerrahinin farklı branşlardaki kullanım alanlarını ve klinik sonuçlarını değerlendirdi.</p>
<p>Ürolojiden jinekolojiye, genel cerrahiden göğüs cerrahisine kadar geniş bir yelpazede ele alınan oturumlarda; tek kesiden yapılan ameliyatların hasta konforu, iyileşme süresi ve cerrahi başarıya etkileri detaylı şekilde tartışıldı. Toplantıda ayrıca uzaktan cerrahi, görüntüleme entegrasyonu ve yapay zekâ destekli sistemlerin geleceği de gündeme geldi.</p>
<p><strong>“30 ülkeden katılım var, Türkiye’de ilk sistemi kurduk” </strong></p>
<p>Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, “Bugün çok güzel bir etkinlik için bir aradayız. Single Port Robotik Cerrahi Toplantısı kapsamında buradayız. Yaklaşık 30 ülkeden, 200 katılımcı etkinliğimizde bizimle olacak” dedi.</p>
<p>Uludüz, “Farklı ülkelerden gelen doktorlarla Türkiye’de ilk kez kurduğumuz Single Port Robotik Cerrahi sistemini ve bu teknolojiyle gerçekleştirdiğimiz ameliyatları paylaşacağız. Tek bir koldan, tek bir kesiyle ameliyat yapılmasını sağlayan bir sistemden bahsediyoruz. Bu da hastalar için daha az ağrı, daha konforlu bir süreç ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor” açıklaması yaptı. </p>
<p>Uludüz ayrıca, “Üroloji, kadın doğum ve göğüs cerrahisi gibi branşlarda pek çok ilke imza attık. Hatta göğüs cerrahisinde yaptığımız bir ameliyat Avrupa’da kıta Avrupasında ilk uygulama oldu” diye konuştu.</p>
<p><strong> “3 santimetrelik kesiden akciğer cerrahisi” </strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Çağatay Saim Tezel, göğüs cerrahisinde yeni teknolojilerle büyük bir gelişim yaşandığını belirterek “Artık çok daha küçük kesilerden tümör ameliyatları yapabiliyoruz. Amacımız hastanın ağrısını azaltmak ve hastanede kalış süresini kısaltmak. Eskiden hastalar bir aya kadar hastanede yatarken şimdi 3–4 gün içinde taburcu olabiliyorlar” açıklaması yaptı. </p>
<p>Robotik cerrahinin önemine değinen Tezel, “3–3,5 santimetrelik bir kesiden akciğer ve tümör cerrahisi yapmak mümkün hale geldi. Hatta hastalar ‘hiç ağrım yok’ diyebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“Prostat ve böbrek kanserinde aynı gün taburcu dönemi” </strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Murat Binbay ise robotik cerrahinin ürolojide son 25 yılda etkinliğini ve güvenilirliğini kanıtladığını söyleyerek “Artık robotik cerrahi altın standart haline geldi. Tek kollu yani single port robotik cerrahi, bu gelişimin en son ürünüdür. Hastaların daha kısa sürede iyileşmesini ve daha az ağrı çekmesini sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>“Artık prostat ve böbrek kanseri gibi büyük ameliyatları sabah yapıp hastayı akşam taburcu edebiliyoruz” diyen Binbay, “Amerika’daki çalışmalarda hastanede kalış süresinin ortalama 8 saate kadar düştüğü gösterildi. “Bu teknolojiyi bir ‘game changer’ olarak tanımlayabiliriz. Yakın gelecekte uzaktan cerrahi ve görüntüleme entegrasyonları rutin hale gelecek” dedi.</p>
<p><strong>“Tek kesiden büyük kanser ameliyatları yapılabiliyor”</strong></p>
<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Erman Aytaç, single port robotik cerrahinin minimal invaziv cerrahinin avantajlarını artıran bir yaklaşım olduğunu belirterek “Artık çok büyük kanser ameliyatlarını bile tek bir 2–2,5 santimetrelik kesiden yapabiliyoruz” dedi. Single port cerrahinin en önemli özelliğinin tek giriş olduğunu belirten Aytaç, “tüm enstrümanlarla tek bir girişten, yaklaşık 2–2,5 santimetrelik bir kesiden karın içine giriliyor ve robotik sistem sayesinde ameliyat içeride gerçekleştiriliyor” diye konuştu. Bu yöntemin de hastanın yaşam konforunu önemli ölçüde artırdığına değinen Aytaç sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların ağrı süreci azalıyor, komplikasyonlar düşüyor ve tekrar ameliyat ihtiyacı ortadan kalkıyor. Bu nedenle hem tıbbi hem ekonomik açıdan hastaya önemli avantajlar sağlıyor” dedi.  </p>
<p><strong>“Jinekolojide kesisiz cerrahiye yakın dönem” </strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü&#8217;nden Dr. Gökhan Demirayak, bunun Türkiye’de düzenlenen ilk Single Port Robotik Cerrahi toplantısı olduğunu belirterek “Jinekoloji bölümünde ben ve İtalya’dan çok deneyimli bir konuşmacı yer alacağız. Single port cerrahi ile 2–2,5 santimetrelik tek kesiden birçok ameliyatı gerçekleştirebiliyoruz. Hatta jinekolojide, vajinal yoldan, karında hiçbir kesi olmadan birçok ameliyat yapılabilmesine de imkan sağlıyor..” diye konuştu.</p>
<p>Robotik cerrahinin avantajlarını anlatan Demirayak, “Görüntü kalitesi üç boyutlu, derinlik hissi çok daha iyi ve aletler eklem hareketine sahip. Hastalar ertesi gün taburcu olabiliyor ve günlük yaşamlarına çok daha hızlı dönebiliyorlar” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/30-ulkeden-200den-fazla-hekim-single-port-teknolojisini-istanbulda-tartisti-634566">30 Ülkeden 200&#8217;den Fazla Hekim Single Port Teknolojisini İstanbul&#8217;da Tartıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mükemmeliyetçi kadınlarda fibromiyalji riski daha yüksek!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetci-kadinlarda-fibromiyalji-riski-daha-yuksek-634332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 14:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Asiye Gülsüm Kakı]]></category>
		<category><![CDATA[fibromiyalji]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmeliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, 12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü kapsamında fibromiyaljinin nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetci-kadinlarda-fibromiyalji-riski-daha-yuksek-634332">Mükemmeliyetçi kadınlarda fibromiyalji riski daha yüksek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, 12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü kapsamında fibromiyaljinin nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Fibromiyalji, yalnızca fiziksel değil psikolojik ve sosyal yönleriyle de ele alınmalı!</strong></p>
<p>Modern yaşamın giderek daha sık karşımıza çıkardığı önemli sağlık sorunlarından birinin fibromiyalji olduğunu ifade eden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Özellikle kadınlarda daha sık görülen fibromiyalji yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal yönleriyle de ele alınması gereken kronik bir ağrı sendromudur.” dedi.</p>
<p>Fibromiyaljinin yaygın kas ve iskelet sistemi ağrılarıyla birlikte yorgunluk, uyku bozukluğu, bilişsel fonksiyonlarda azalma ve merkezi ağrı duyarlılığında artışla karakterize kronik bir rahatsızlık olduğunu kaydeden Dr. Kakı, “Halk arasında ‘kas romatizması’ olarak da bilinir. Hastalık, kişinin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir ve çoğu zaman uzun süre fark edilmeden ilerleyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçilik ve yoğun yaşam stresi, özellikle kadınlarda fibromiyalji riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Fibromiyaljinin en sık 30-55 yaş aralığındaki aktif kadınlarda görüldüğünü vurgulayan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Kesin bir genetik geçiş kanıtlanmamış olsa da ailede fibromiyalji öyküsünün bulunması kişide yatkınlığı artırabiliyor. Bunun yanında klinik gözlemler ve psikososyal incelemeler, mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip bireylerde fibromiyalji görülme sıklığının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin kişinin kendisi için çok yüksek standartlar belirlemesi, kontrol ihtiyacının yoğun olması ve hata yapmaya tahammül edememesiyle karakterize bir kişilik yapısı olduğunu hatırlatan Dr. Kakı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Belirli düzeyde olduğunda kişiye motivasyon sağlayabilen bu özellik, aşırıya kaçtığında kronik stres yüküne dönüşerek hem psikolojik hem de biyolojik açıdan yıpratıcı olabiliyor. Özellikle kadınların iş hayatı, ev yaşamı ve toplumsal roller nedeniyle yoğun sorumluluk altında olması, sınır koymakta zorlanmaları ve sürekli ‘yetişme’ baskısı hissetmeleri fibromiyalji riskini artıran önemli faktörler arasında yer alır.”</p>
<p><strong>Fibromiyalji ağrıyla birlikte yorgunluk ve bilişsel sorunlarla da seyreder! </strong></p>
<p>Fibromiyalji belirtilerinin başında yaygın kas-iskelet sistemi ağrıları geldiğine işaret eden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Hastalar sıklıkla baş, boyun ve sırt ağrılarıyla başvururken bazı durumlarda daha lokalize ağrılar da görülebiliyor.” dedi.</p>
<p>Uyku problemleri, kronik yorgunluk, halk arasında ‘beyin sisi’ olarak ifade edilen dikkat ve konsantrasyon güçlüğünün de yaygın semptomlar arasında olduğunu aktaran Dr. Kakı, “Migren, irritabl bağırsak sendromu, karın ağrısı gibi ek somatik yakınmalar da tabloya eşlik edebiliyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Fibromiyalji tedavisinde tek tip bir yaklaşım yeterli değil!</strong></p>
<p>Fibromiyalji tedavisinde tek tip bir yaklaşımın yeterli olmadığına dikkat çeken Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Hastalığın ortaya çıkışında birçok biyolojik, psikolojik ve sosyal etken rol oynadığı için tedavinin de multidisipliner ve kişiye özel planlanması gerekir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde kişinin psikososyal durumu, uyku düzeni, egzersiz alışkanlıkları, beslenme şekli ve vitamin düzeylerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Dr. Kakı, “Özellikle uyku düzeninin sağlanması tedavinin temel basamaklarından biridir. Kaliteli uyku uyuyamayan bir kişinin gün içerisinde enerjik ve sağlıklı hissetmesi mümkün değildir. Bu nedenle hastaların uyku hijyeni konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşır. Egzersiz planlamasında ise ağır ve kasları zorlayıcı aktiviteler yerine hafif tempolu aerobik egzersizler, gevşeme çalışmaları ve nefes egzersizleri önerilir. Egzersizin yalnızca günün belirli bir saatine sıkıştırılması yerine gün içine yayılması daha faydalı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Fibromiyalji, fiziksel olduğu kadar ruhsal ve sosyal yönleri de olan çok yönlü bir hastalık! </strong></p>
<p>Tedavi sürecinde kişinin kişilik yapısının da göz önünde bulundurulması gerektiğini aktaran Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Özellikle mükemmeliyetçi bireylerin kendilerine karşı eleştirel bakış açılarını fark etmeleri ve bunu yönetebilmeleri önemlidir. Bu noktada bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik destek yöntemleri, kişinin yaşam kalitesini artırmada önemli katkılar sağlayabilir.” dedi.</p>
<p>Beslenme düzeninin de fibromiyalji yönetiminde etkili bir diğer faktör olduğunu söyleyen Dr. Kakı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yüksek karbonhidrat ağırlıklı beslenme yerine daha dengeli ve sağlıklı bir beslenme planı önerilir. Ayrıca D vitamini, magnezyum ve omega-3 gibi desteklerin değerlendirilmesi, kişinin enerji metabolizmasının düzenlenmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>Fibromiyalji yalnızca fiziksel ağrılarla sınırlı olmayan, kişinin ruhsal ve sosyal yaşamını da etkileyen çok yönlü bir hastalıktır. Bu nedenle tedavide kişinin yalnızca ağrısına değil, yaşam biçimine, stres düzeyine ve duygusal yüklerine de bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerekir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetci-kadinlarda-fibromiyalji-riski-daha-yuksek-634332">Mükemmeliyetçi kadınlarda fibromiyalji riski daha yüksek!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günlük Alışkanlıklarınız Dirseklerinize Sessizce Zarar Verebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunluk-aliskanliklariniz-dirseklerinize-sessizce-zarar-verebilir-633228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklarınız]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Dirseği]]></category>
		<category><![CDATA[Dirsek]]></category>
		<category><![CDATA[dirseklerinize]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[sessizce]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[verebilir]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dirsek ağrısı, günlük yaşamda en sık karşılaşılan sorunlardan biri olmasına rağmen çoğu zaman basit bir zorlanma olarak görülüp ihmal ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-aliskanliklariniz-dirseklerinize-sessizce-zarar-verebilir-633228">Günlük Alışkanlıklarınız Dirseklerinize Sessizce Zarar Verebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dirsek ağrısı, günlük yaşamda en sık karşılaşılan sorunlardan biri olmasına rağmen çoğu zaman basit bir zorlanma olarak görülüp ihmal ediliyor. Oysa dirsekte oluşan ağrı; kavrama, kaldırma ve bilek hareketleri sırasında artan hassasiyet, güç kaybı ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerle kendini göstererek daha ciddi bir tablonun habercisi olabiliyor. Tekrarlayan hareketler, yanlış kullanım alışkanlıkları ve aşırı yüklenme dirsek eklemine sessizce zarar verirken, erken dönemde fark edilen problemler büyük oranda cerrahiye gerek kalmadan kontrol altına alınabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Erşen, dirsek hastalıkları ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p> <strong>Dirsek hastalıkları genellikle sinir sıkışması ile karıştırılıyor</strong></p>
<p>Dirsek ağrısının temelinde çoğunlukla aşırı kullanım ve tekrarlayan zorlanmalar yer alır. Uzun süre bilgisayar kullanımı, ağır kaldırma, spor aktiviteleri veya yanlış egzersiz teknikleri dirsek çevresindeki kas ve tendonlarda mikro hasarlara neden olur. Ağrı, istirahatte hissedilebileceği gibi; özellikle kavrama, kaldırma veya bileği kullanma sırasında belirgin hale gelir. Bazı hastalarda şişlik, hassasiyet, güç kaybı ve hareket kısıtlılığı da tabloya eşlik eder. Kas-tendon zorlanmaları, eklem kireçlenmesi ve sinir sıkışmaları dirsek ağrısının en sık karşılaşılan nedenleri arasındadır.</p>
<p> <strong>Tenisçi dirseği sadece sporcuların sorunu değil!</strong></p>
<p>Halk arasında “tenisçi dirseği” olarak bilinen lateral epikondilit, dirsek ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir. Ancak bu rahatsızlık yalnızca sporculara özgü değildir; aksine günlük işlerinde sürekli el ve bilek kullanan kişilerde çok daha sık görülür. Dirseğin dış kısmındaki tendonların tekrarlayan hareketlerle zorlanması sonucu gelişen bu durum, zamanla dokuda yıpranma ve iltihabi sürece neden olur. </p>
<p> <strong>Masum sandığınız ağrı ciddi sorunlara yol açabilir</strong></p>
<p>Hastalar genellikle dirseğin dış kısmında hassasiyet, basit hareketlerde ağrı ve elde güç kaybı tarif eder. İlerleyen durumlarda günlük yaşam aktiviteleri belirgin şekilde zorlaşabilir. Uzun saatler bilgisayar kullananlar, el işiyle uğraşan meslek grupları, sürekli kavrama hareketi yapan kişiler, raket sporlarıyla ilgilenenler bu sorunla en sık karşılaşabilen kişilerdir. Yorgunluk gibi geçici ve masum sandığınız dirsek ağrılarınız zamanla ciddi sorunlar yaratabilir.</p>
<p> <strong>Bu 5 işaret varsa doktora başvurulmalı</strong></p>
<ul>
<li>Dirsek ağrısı birkaç haftadan uzun sürüyorsa,</li>
<li>Gece uykudan uyandırıyorsa,</li>
<li>Dirsek hareketlerinde belirgin kısıtlılık yaşanıyorsa,</li>
<li>Şişlik ve kızarıklık varsa,</li>
<li>Travma sonrası şiddetli ağrı geliştiyse hemen doktora başvurulmalıdır.</li>
</ul>
<p> <strong>Tedavide önceliğimiz cerrahi dışı yöntemlerle iyileştirme</strong></p>
<p>Dirsek ağrıları erken müdahale olursa büyük çoğunluğu cerrahiye gerek kalmadan kontrol altına alınabilir. Tedavi planı hastaya özeldir ve hastanın yaşam tarzına, şikayet süresine göre şekillendirilir. İlk aşamada öncelikle dirseği zorlayan hareketlerin kısıtlanması gerekir. Daha sonra buz uygulamaları, basit ağrı kesici ve antiinflamatuar tedaviler, fizik tedavi ve hedefe yönelik egzersizler ve dirsek destek bantları önemli fayda sağlar. </p>
<p>Uzun süreli ve dirençli vakalarda ise ileri tedavi seçenekleri ya da cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Cerrahi tedavide günümüzde minimal invaziv yöntemler ve artroskopik cerrahi ön plana çıkmaktadır; bu tekniklerle hasarlı dokular küçük kesilerle müdahale edilerek çevre dokular korunur. Bu sayede hastalarda iyileşme süresi kısalır, ameliyat sonrası ağrı daha az olur ve günlük yaşama dönüş daha hızlı gerçekleşir. Erken dönemde yapılan müdahaleler, tedavi sürecini belirgin şekilde kısaltır.</p>
<p><strong>Dirsek sağlığı korunabilir mi? </strong></p>
<p>Dirsek ağrısı çoğu zaman ihmal edilen ancak ilerlediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir problemdir. Doğru zamanda müdahale edildiğinde ise kontrol altına alınması oldukça kolaydır. Günlük yaşamda yapılacak küçük düzenlemeler ve gerektiğinde profesyonel destek sağlıklı bir dirsek yapısını korumanın anahtarıdır. </p>
<p>Dirsek ağrısını önlemede en etkili yaklaşım, günlük alışkanlıkları doğru şekilde düzenlemektir. Tekrarlayıcı hareketler yapılıyorsa mutlaka düzenli mola verilmelidir. Çalışma ergonomisi doğru ayarlanmalıdır. El, bilek ve ön kol kaslarını güçlendiren egzersizler ihmal edilmemelidir. Bu basit önlemler, birçok hastalığın ortaya çıkmasını engelleyebilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-aliskanliklariniz-dirseklerinize-sessizce-zarar-verebilir-633228">Günlük Alışkanlıklarınız Dirseklerinize Sessizce Zarar Verebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
