<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Açısından | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/acisindan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/acisindan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jul 2026 07:49:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Açısından | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/acisindan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dünya Çikolata Günü&#8217;nde önemli uyarılar: Çikolatada sağlıklı tercih bitter, anahtar nokta porsiyon kontrolü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-cikolata-gununde-onemli-uyarilar-cikolatada-saglikli-tercih-bitter-anahtar-nokta-porsiyon-kontrolu-646379</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilen]]></category>
		<category><![CDATA[Bitter Çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[çikolatada]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, özellikle kakao oranı yüksek bitter çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından yararlı biyoaktif bileşenler içerdiğini, ancak sağlık yararlarının ancak ölçülü tüketimle mümkün olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-cikolata-gununde-onemli-uyarilar-cikolatada-saglikli-tercih-bitter-anahtar-nokta-porsiyon-kontrolu-646379">Dünya Çikolata Günü&#8217;nde önemli uyarılar: Çikolatada sağlıklı tercih bitter, anahtar nokta porsiyon kontrolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, özellikle kakao oranı yüksek bitter çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından yararlı biyoaktif bileşenler içerdiğini, ancak sağlık yararlarının ancak ölçülü tüketimle mümkün olduğunu vurguladı. Bilen, çikolata seçiminde kakao oranı, ilave şeker ve porsiyon miktarına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>7 Temmuz Dünya Çikolata Günü, dünyanın en sevilen lezzetlerinden biri olan çikolatayı kutlamak için önemli bir fırsat sunarken, çikolatanın sağlık üzerindeki etkileri de yeniden gündeme geliyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her çikolata aynı değil</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, 7 Temmuz Dünya Çikolata Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede çikolata tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalara değindi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, özellikle kakao oranı yüksek bitter çikolatanın içerdiği flavanoller sayesinde damar sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebildiğini, ancak çikolatanın &#8220;sağlıklı&#8221; olarak değerlendirilmesinde tüketim miktarı ve ürün içeriğinin belirleyici olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kakao oranı yüksek bitter çikolata kalp ve damar sağlığını destekleyebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, bitter çikolatanın içerdiği epikateşin ve prosiyanidin gibi flavanollerin güçlü antioksidan özelliklere sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>&#8220;Bu biyoaktif bileşikler oksidatif stresin azaltılmasına katkıda bulunurken, nitrik oksit üretimini artırarak damarların gevşemesini ve endotel fonksiyonlarının iyileşmesini destekleyebilir.&#8221;</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bilimsel çalışmaların kakao tüketiminin kardiyometabolik sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini gösterdiğini belirten Bilen, düzenli ve ölçülü kakao tüketiminin toplam kolesterol, LDL kolesterol, açlık kan şekeri ile sistolik ve diyastolik kan basıncında küçükancak anlamlı iyileşmeler sağlayabildiğini; buna karşın vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ve HbA1c üzerinde belirgin bir etki görülmediğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bitter çikolata, sütlü ve beyaz çikolatadan neden farklı?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çikolata çeşitleri arasındaki en önemli farkın kakao içeriği olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bitter çikolata</span></span></span></b><span><span><span>, yüksek kakao oranı sayesinde flavonoid ve antioksidan bakımından en zengin seçenektir. Aynı zamanda genellikle daha az şeker içerir. Bitter çikolata, yüksek flavanol içeriği nedeniyle sütlü ve beyaz çikolataya kıyasla damar fonksiyonları üzerinde daha güçlü etkilere sahiptir. Yapılan çalışmalar bitter çikolatanın kan basıncını düşürebildiğini göstermektedir. Ayrıca kısa süreli bir klinik çalışmada, bitter çikolata tüketiminin beyaz çikolataya göre insülin duyarlılığını artırdığı ve sistolik kan basıncını düşürdüğü bildirilmiştir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sütlü çikolata,</span></span></span></b><span><span><span> daha düşük kakao oranı nedeniyle antioksidan açısından daha sınırlıdır ve genellikle daha fazla şeker içerir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyaz çikolata</span></span></span></b><span><span><span> ise kakao kitlesi içermez; yalnızca kakao yağı, süt ve şekerden oluşur. Bu nedenle kakao kaynaklı antioksidanlardan büyük ölçüde yoksundur ve beslenme açısından sağlık yararları bakımından bitter çikolataya göre daha sınırlıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, sağlık açısından seçim yapılacaksa kakao oranı yüksek bitter çikolatanın tercih edilmesinin daha uygun olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ölçülü tüketim en önemli kural</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çikolatanın faydalarının sınırsız tüketim anlamına gelmediğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Sağlık üzerindeki olumlu etkiler büyük ölçüde kakao oranına, flavanol miktarına ve tüketilen porsiyona bağlıdır. Çikolata aynı zamanda enerji ve yağ açısından zengin bir besin olduğundan, dengeli beslenmenin bir parçası olarak ölçülü miktarlarda ve tercihen kakao oranı yüksek ürünlerin tüketilmesi önerilmektedir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, mevcut bilimsel çalışmaların kesin bir günlük tüketim miktarı önermediğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Araştırmalarda bir porsiyonun yaklaşık 30 gram olarak tanımlandığını belirten Bilen, haftada yaklaşık 2-3 porsiyon tüketimin sağlık açısından olası yararlarla ilişkilendirildiğini ifade ederek haftada 2-3 porsiyon çikolata tüketiminin yeterli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, <b>&#8220;</b>Çikolata enerji ve yağ açısından zengin bir besindir. Özellikle sütlü ve beyaz çikolataların yüksek şeker içeriği nedeniyle porsiyon kontrolü ihmal edilmemelidir. Çikolata, dengeli beslenme düzeni içerisinde küçük porsiyonlarda tüketilmeli ve günlük enerji alımına katkısı göz önünde bulundurulmalıdır &#8221; dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çikolata alırken etiketini okuyun</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, tüketicilerin çikolata satın alırken mutlaka etiket bilgilerini incelemesi gerektiğini belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı bir tercih için şu kriterlere dikkat edilmesini önerdi:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Tercihen yüzde 70 ve üzeri kakao oranına sahip ürünler seçilmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>İlave şeker miktarı kontrol edilmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Doymuş yağ ve toplam enerji içeriği incelenmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Porsiyon büyüklüğü dikkate alınmalı. </span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><span><span><span>Bilen, kakao oranı yükseldikçe flavanol miktarının arttığını, buna karşılık sütlü ve beyaz çikolatalarda şeker oranının daha yüksek olabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çocuklarda çikolata yasak değil ancak sınırlar önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuklarda çikolatanın tamamen yasaklanmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, aşırı tüketimin yüksek şeker içeriği nedeniyle diş çürükleri ve fazla enerji alımına yol açabileceğini ifade etti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailelere şu önerilerde bulundu:</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Çikolata ara sıra ve küçük porsiyonlarda sunulmalı. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Ödül veya ceza aracı olarak kullanılmamalı. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Günlük beslenmede meyve, süt, yoğurt ve kuruyemiş gibi besleyici alternatiflere öncelik verilmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik hastalığı olanlar bireysel planlama yapmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyabet, obezite ve kalp-damar hastalığı bulunan bireylerde çikolata tüketiminin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Bilen, özellikle diyabetli bireylerin çikolata tüketimini günlük karbonhidrat planı içerisinde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>&#8220;Çikolata tüketimine ilişkin kararlar; hastalığın tipi, kullanılan ilaçlar, kan şekeri kontrolü ve bireyin genel beslenme planı dikkate alınarak diyetisyen tarafından bireyselleştirilmelidir.&#8221; ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çikolatayı ne zaman tüketmeli?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çikolatanın günün hangi saatinde tüketilmesinin daha faydalı olduğuna ilişkin bilimsel kanıtların henüz yeterli olmadığını belirten Bilen, aynı şekilde hangi besinlerle birlikte tüketilmesi gerektiği konusunda da kesin öneriler bulunmadığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mevcut verilerin; tüketim saatinden ziyade porsiyon kontrolü, kakao oranı yüksek ürün seçimi ve genel beslenme düzeninin çok daha önemli olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çikolatadan vazgeçmek değil, doğru tercih yapmak önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, çikolatanın dengeli beslenme içerisinde tamamen yasaklanması gereken bir besin olmadığını ancak doğru ürün seçimi ve ölçülü tüketimin sağlık açısından belirleyici olduğunu vurguladı. Bilen, &#8220;Kakao oranı yüksek bitter çikolata, dengeli beslenme düzeninin küçük bir parçası olarak tüketildiğinde sağlık açısından bazı faydalar sağlayabilir. Ancak çikolatanın yüksek enerji içeren bir besin olduğu unutulmamalı; porsiyon kontrolü her zaman ön planda tutulmalıdır.&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-cikolata-gununde-onemli-uyarilar-cikolatada-saglikli-tercih-bitter-anahtar-nokta-porsiyon-kontrolu-646379">Dünya Çikolata Günü&#8217;nde önemli uyarılar: Çikolatada sağlıklı tercih bitter, anahtar nokta porsiyon kontrolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamamak]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’na sayılı günler kalırken İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, bayramda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Kurban Bayramı’na sayılı günler kalırken İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, bayramda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu. Taze et tüketiminin hazımsızlık ve şişkinlik, kabızlık, gut atakları gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Kalkan, kalp, hipertansiyon ve diyabet hastalarının porsiyon miktarına dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bayramda hafif tatlıların tercih edilmesini öneren Kalkan, ana öğünle tatlı tüketilen öğün arasında 2 saat olmasını tavsiye etti. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla doğru ve dengeli beslenme, et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban eti buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban Bayramı&#8217;nda taze et tüketimi konusunda dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kurban Bayramı&#8217;nda dikkat edilmesi gereken ilk ve en temel konu, etin doğru şekilde dinlendirilmesidir. Hayvan kesildikten sonra kas dokusunun bir dinlenme sürecine ihtiyacı vardır. Buna rigor mortis sonrası gevşeme diyoruz ve yaklaşık 24 saat sürüyor. Bu süre tamamlanmadan pişirilen et hem çok sert olmakta hem de sindirilmesi güçleşmektedir. Bu nedenle ideali, eti buzdolabında en az 12–24 saat dinlendirdikten sonra pişirmektir. Pişirme sırasında da etin iç sıcaklığının en az 70°C&#8217;ye ulaşması gerekmektedir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Önemli sindirim sorunları ortaya çıkabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Taze etin sindirilmesi ile ilgili ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kırmızı etin sindirimi, beyaz ete kıyasla daha uzun sürer çünkü bağ doku içeriği (kollajen) ve kas lifi yoğunluğu daha fazladır” diyerek sık karşılaşılan sorunları şu şekilde sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hazımsızlık ve şişkinlik</span></b><span>: Özellikle fazla miktarda ve dinlendirilmemiş et tüketildiğinde mide boşalması gecikir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kabızlık:</span></b><span> Et lif içermez; eğer diyet lif açısından yetersizse bağırsak hareketi yavaşlar.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Gut atakları:</span></b><span> Kırmızı et purin açısından zengindir; ürik asit yüksekliği olan bireylerde gut ataklarını tetikleyebilir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Böbrek yükü:</span></b><span> Yüksek protein alımı, böbrek yetmezliği riski taşıyan bireylerde azot yükünü artırır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İshal</span></b><span>: Yetersiz pişirilmiş et veya hijyen hatası durumunda Salmonella, E. coli gibi patojenler ciddi gastroenterite yol açabilir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Çiğ etle temas eden eller ve malzemeler iyi yıkanmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çiğ etle temas eden bıçak, tezgâh ve ellerin mutlaka iyi yıkanması gerektiğini söyleyen Kalkan, “Çiğ ette bulunabilecek Salmonella, E. coli gibi bakterilerin pişmiş besinlere taşınmasını önlemek açısından kritik önem taşımaktadır. Karaciğer, böbrek ve işkembe gibi sakatatların çok daha hızlı bozulduğu göz önünde bulundurularak aynı gün tüketilmesi ya da pişirilmesi gerekmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Her öğünde kırmızı et tüketimi riskli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban Bayramı&#8217;nda beslenme açısından yapılan hataların büyük çoğunluğunun aslında birbirine bağlı bir zincir oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, önerilerini şöyle sıraladı: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Bayram boyunca her öğünde kırmızı et tüketme alışkanlığı son derece yaygındır; oysa bu durum böbreklere, kalp-damar sistemine ve sindirim sistemine ciddi bir yük bindirmektedir. Et seçiminde de kuyruk yağı ve iç yağ gibi doymuş yağdan zengin kısımların fazla tüketimi LDL kolesterol düzeyini yükseltmekte, özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyan bireyler için olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sofranın genel dengesine bakıldığında ise sebze, salata ve kurubaklagilin büyük ölçüde arka plana çekildiği görülmektedir. Lif alımının azalması, sindirim sorunlarını doğrudan tetiklemektedir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Mangalda etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Son olarak mangal ve açık ateşte yapılan aşırı kızartmadan da söz etmek gerekir. Yüksek ısıda ve alevle temas eden etlerde heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kanserojen bileşikler oluşabilmektedir. Mangal tamamen dışlanması gereken bir pişirme yöntemi değildir ancak alevin ete doğrudan temas etmemesine ve etin kömürleşmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kalp hastaları için günlük tüketim 90-120 gram civarında tutulmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Özellikle kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı olan bireyler için Kurban Bayramı döneminin biraz daha dikkatli bir planlama gerektirdiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kalp hastaları açısından en önemli konu, doymuş yağ içeriği yüksek kısımlardan uzak durmaktır. Kuyruk, kaburga ve iç yağ bu dönemde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı; bunların yerine but ve tranç gibi yağsız kısımlar tercih edilmelidir. Günlük et tüketiminin 90–120 gram civarında tutulması ve yağda kızartma yerine haşlama ya da fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi önerilmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tansiyon hastaları ilave tuz yerine baharat kullanabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tansiyon hastalarının en çok işlenmiş gıda tüketimine dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Kalkan, şu önerilerde bulundu: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Tansiyon hastaları için ise asıl tehlike, taze etten çok sucuk, salam ve pastırma gibi işlenmiş ürünlerde gizlidir. Bu ürünler yüksek miktarda sodyum içerdiğinden sofrada sıkça yer bulmamalıdır. Ete ayrıca tuz eklemek yerine baharatlarla lezzet katmak hem daha sağlıklı hem de oldukça lezzetli bir alternatif sunmaktadır. Potasyumdan zengin sebze ve meyvelerin öğünlere eklenmesi de tansiyonun dengelenmesine katkı sağlamaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Diyabetliler porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, diyabet hastaları ile ilgili en sık sorulan sorunun “Et tüketimi kan şekerini yükseltir mi?” sorusu olduğunu belirterek “Protein alımı tek başına kan şekerini doğrudan etkilemez ancak yağlı etlerle birlikte gelen yüksek enerji yükü, insülin direncini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle porsiyon kontrolü şarttır. Yanına bol yeşillik ve lif kaynağı eklenmesi glisemik yanıtı olumlu yönde düzenlemektedir. Bunların ötesinde, bayram sebebiyle sosyalleşmenin artması öğün atlamalarına ya da ilaç ve insülin zamanlamasının aksatmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle diyabet hastalarının bu konuda titiz davranması büyük önem taşımaktadır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Dengeli tüketim önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kurban Bayramı&#8217;nda beslenme açısından temel ilke aslında oldukça basittir: Denge. Et tüketimini kısıtlamak değil, doğru pişirme yöntemleriyle, uygun porsiyonlarla ve yanına eklenecek sebze, yoğurt, salata gibi besinlerle dengelemek yeterlidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Ana öğün ile tatlı tüketilen öğün arasında en az 2 saat olmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bayramda şeker ve tatlı tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bayramda tatlıdan tamamen uzak durmak ne gerekli ne de gerçekçidir; önemli olan zamanlamaya ve porsiyona dikkat etmektir. Ana öğünle tatlı tüketilen öğün arasına en az 1,5–2 saat koymak, daha hafif alternatifler tercih etmek ve her ziyarette tatlı yeme alışkanlığını sorgulamak bu dönemde beslenme dengesini korumanın en pratik yollarından biridir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban etinin doğru saklanması önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban etinin doğru saklanmasının, tüm bu dikkat ve emeğin boşa gitmemesi açısından en az pişirme kadar önemli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Buzdolabında saklama söz konusu olduğunda, dinlendirilmiş etin +4°C veya altında 2–3 gün tazeliğini koruduğu bilinmektedir. Karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar ise çok daha çabuk bozulduğundan en geç 1 gün içinde tüketilmeli ya da pişirilmelidir. Etin açıkta bırakılmayıp hava almayan kaplarda veya streç filme sarılarak saklanması da bu süreçte büyük fark yaratmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Et porsiyonlara bölünerek saklanmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzun süreli saklama için derin dondurucu tercih edildiğinde ise −18°C ve altında saklanan kırmızı etin teknik olarak 6–12 ay bozulmadan kalabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Ancak besin kalitesi açısından 4–6 ay içinde tüketilmesi çok daha isabetli olacaktır. Eti büyük bloklar halinde dondurmak yerine porsiyonlara bölerek saklamak hem çözündürmeyi kolaylaştırmakta hem de ihtiyaç fazlasını tekrar dondurma riskini ortadan kaldırmaktadır. Zira çözülmüş etin tekrar dondurulmaması son derece önemlidir; çözülen et aynı gün pişirilmeli ya da buzdolabında en fazla 1–2 gün bekletilerek tüketilmelidir. Çözündürme işleminin de tezgâhta değil, buzdolabında yapılması besin güvenliği açısından en doğru yöntemdir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 10:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[E-Atık]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Karan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[piller]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Bşk. Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan,  atık pillerden eski elektronik cihazlara kadar evlerde biriken atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik risklerine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509">Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Bşk. Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan,  atık pillerden eski elektronik cihazlara kadar evlerde biriken atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik risklerine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Pil ve elektronik atıkların kontrolsüz bertarafı çevre ve insan sağlığına zararlı </strong></p>
<p>Evlerde biriken atık piller ve kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazların, içeriklerinde bulunan toksik ve tehlikeli bileşenler nedeniyle çevre ve insan sağlığı açısından önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu atıkların kontrolsüz şekilde evsel atıklarla birlikte bertaraf edilmesi, zamanla fiziksel ve kimyasal bozunma sonucu içerdikleri zararlı maddelerin çevreye salınmasına neden olmaktadır. Özellikle atık pil ve elektronik cihazların yapısında bulunan kurşun (Pb), cıva (Hg), kadmiyum (Cd), nikel (Ni) ve lityum (Li) gibi ağır metaller, çevresel açıdan ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bu metaller toprağa, yeraltı sularına ve yüzey sularına karışarak ekosistem dengesini bozabilmektedir. Ağır metallerin en önemli özelliklerinden biri doğada kolay parçalanmamaları ve biyobirikim göstermeleridir. Bu durum, besin zinciri yoluyla canlı organizmalarda birikmelerine ve biyobüyütme etkisiyle daha yüksek trofik seviyelerde daha yoğun hale gelmelerine yol açmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Kurşun ve cıva sinir sistemi üzerinde toksik etki oluşturuyor</strong></p>
<p>İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde, kurşunun özellikle sinir sistemi üzerinde toksik etki göstererek bilişsel gelişim bozuklukları ve nörolojik hasarlara neden olabildiğini kaydeden Karan, “Cıva, merkezi sinir sistemi ve böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere sahip güçlü bir nörotoksindir. Kadmiyum, böbrek hasarı, kemik mineral yoğunluğunda azalma ve kanser riski ile ilişkilendirilmektedir. Nikel ise alerjik reaksiyonlar ve solunum sistemi problemlerine yol açabilmektedir. Bunun yanında lityum içeren piller, yanlış depolama veya fiziksel hasar durumunda yangın ve patlama riski taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Atık pillerin ve elektronik atıkların ayrı toplanması halk sağlığı açısından önemli</strong></p>
<p>Ayrıca elektronik atıkların kontrolsüz yakılması durumunda dioksinler, furanlar ve diğer toksik gazların atmosfere salınarak hava kirliliğine ve dolaylı sağlık risklerine neden olabildiğine de vurgu yapan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu nedenle atık pillerin ve elektronik atıkların evsel atıklardan ayrı toplanması, lisanslı geri dönüşüm tesislerinde işlenmesi ve uygun bertaraf yöntemleriyle yönetilmesi; çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların korunması ve halk sağlığının güvence altına alınması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kullanılmayan cep telefonları da e-atık!</strong></p>
<p>“Elektronik atık ya da kısa adıyla e-atık, kullanım ömrünü tamamlamış, işlevini yitirmiş veya ekonomik olarak kullanım dışı kalmış elektrikli ve elektronik ekipmanları ifade etmektedir.” diyen Karan, “Bu kapsamda cep telefonları, bilgisayarlar, televizyonlar, küçük ev aletleri, kablolar, bataryalar ve benzeri teknolojik cihazlar e-atık kategorisinde değerlendirilmektedir. E-atıkları diğer atık türlerinden ayıran temel özellik, hem ekonomik değeri yüksek geri kazanılabilir materyaller hem de çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturan toksik bileşenler içermeleridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>E-atıklarda altın, gümüş ve nadir toprak elementleri bulunuyor</strong></p>
<p>“Elektronik atıkların yapısında bakır, altın, gümüş, alüminyum ve nadir toprak elementleri gibi geri kazanılabilir değerli materyaller bulunurken; aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum ve bromlu alev geciktiriciler gibi zararlı maddeler de yer almaktadır.” ifadesinde bulunan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, bu nedenle e-atıkların etkin yönetiminin, yalnızca çevresel koruma açısından değil, aynı zamanda kaynak verimliliği ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton e-atık oluşuyor</strong></p>
<p>Türkiye’de elektronik atık yönetiminin son yıllarda gelişim gösterdiğine işaret eden Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, genel geri kazanım oranı 2024 yılında yüzde 36,08 seviyesine ulaşmıştır ve bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 60’a çıkarılması hedeflenmektedir. Ancak elektronik atıklara özgü toplama ve geri dönüşüm oranları, genel atık geri kazanım oranlarının altında kalmaktadır. Güncel veriler, Türkiye’de yıllık oluşan elektronik atık miktarının yaklaşık 1 milyon ton seviyesinde olduğunu, ancak bunun yalnızca yaklaşık %6–7’lik kısmının kayıtlı sistemler aracılığıyla toplanabildiğini göstermektedir. Bu durum, e-atık yönetiminde toplama altyapısının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla elektronik atık yönetiminde temel amaç; bu atıkların çevreye zarar vermeden geri kazanım süreçlerine dahil edilmesi, değerli materyallerin yeniden ekonomiye kazandırılması ve toksik bileşenlerin kontrollü şekilde bertaraf edilmesidir.”</p>
<p><strong>Kullanılmış piller normal çöpe atılmamalı</strong></p>
<p>Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının ciddi çevresel riskler doğurduğunu belirten Karan, “Kullanılmış pillerin normal evsel atıklarla birlikte bertaraf edilmemesi gerekir; çünkü bu piller çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturan ağır metaller ve toksik kimyasal bileşenler içermektedir. Pil yapısında bulunan kurşun, kadmiyum, cıva, nikel ve lityum gibi maddeler, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra fiziksel bütünlüğün bozulmasıyla çevreye sızabilmektedir. Evsel atıklarla birlikte depolama sahalarına gönderildiğinde, bu toksik bileşenler zamanla toprağa ve yeraltı sularına karışarak çevresel kirlenmeye neden olmaktadır. Özellikle ağır metallerin doğada kalıcılık göstermesi ve biyobirikim özelliği taşıması, ekosistem ve besin zinciri üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratmaktadır. İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde ise bu maddeler nörolojik bozukluklar, böbrek hasarı, solunum yolu problemleri ve çeşitli toksik etkilerle ilişkilendirilmektedir. Ayrıca lityum bazlı piller, uygun olmayan koşullarda depolandığında yangın ve patlama riski de taşımaktadır. Bu nedenle kullanılmış pillerin ayrı toplanması, lisanslı geri dönüşüm ve bertaraf sistemlerine yönlendirilmesi çevresel sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve halk sağlığının korunması açısından zorunlu bir uygulamadır.” dedi.</p>
<p><strong>Şarj edilebilir pil kullanımı yaygınlaştırılmalı</strong></p>
<p>Evlerde e-atık oluşumunu azaltmak için bireysel farkındalığın önemine değinen Karan, “Evlerde elektronik atık ve atık pil birikimini azaltmak için bireylerin günlük yaşamda uygulayabileceği çeşitli pratik adımlar bulunmaktadır. Öncelikle, gereksiz elektronik ürün tüketiminin azaltılması ve ihtiyaç odaklı satın alma davranışının benimsenmesi önemlidir. Elektronik cihazların kullanım ömrünün uzatılması, e-atık oluşumunun önlenmesinde temel yaklaşımlardan biridir. Bunun yanında, kullanılabilir durumdaki elektronik cihazların bakım ve onarım yoluyla tekrar kullanıma kazandırılması ya da ikinci el değerlendirilmesi atık miktarını azaltmaktadır. Kullanım ömrünü tamamlamış cihazların ise evsel atıklarla karıştırılmadan belediyelerin, yetkili toplama noktalarının veya lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarının sistemlerine teslim edilmesi gerekmektedir. Pil kullanımında ise tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi önemli bir atık azaltım stratejisidir. Ayrıca kullanılmış pillerin evde biriktirilerek marketlerde, okullarda veya belediyelerin pil toplama kutularına bırakılması çevresel risklerin azaltılmasına katkı sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eski cihazlar lisanslı tesislere teslim edilmeli</strong></p>
<p>Eski telefon ve bilgisayarların geri dönüşüm süreçlerine ilişkin de bilgi veren Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Eski telefon, bilgisayar ve benzeri elektronik cihazların geri dönüşümü, çevresel risklerin azaltılması ve değerli kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması açısından sistemli bir şekilde yürütülmelidir. Bu cihazlar öncelikle evsel atıklardan ayrı olarak toplanmalı ve yetkili toplama merkezlerine ya da lisanslı geri dönüşüm tesislerine teslim edilmelidir. Çünkü elektronik cihazlar hem geri kazanılabilir değerli metaller hem de çevreye zarar verebilecek toksik bileşenler içermektedir. Geri dönüşüm süreci genellikle birkaç aşamada gerçekleşmektedir. İlk aşamada cihazların veri güvenliği açısından kontrol edilmesi ve kişisel verilerin tamamen silinmesi gerekmektedir. Ardından cihazlar ayrıştırma tesislerinde bileşenlerine göre sınıflandırılmaktadır. Plastik, cam, metal ve elektronik devre kartları birbirinden ayrılarak farklı geri kazanım süreçlerine yönlendirilmektedir. Özellikle devre kartlarında bulunan altın, bakır, gümüş ve palladyum gibi değerli metaller özel yöntemlerle geri kazanılabilmektedir. Bunun yanında pil, ekran ve bazı devre elemanlarında bulunan kurşun, cıva ve kadmiyum gibi tehlikeli maddeler kontrollü şekilde bertaraf edilmektedir.”</p>
<p>Bu süreçlerin lisanslı tesislerde gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Karan, “Çünkü kayıt dışı ya da kontrolsüz geri dönüşüm uygulamaları, toksik maddelerin çevreye yayılmasına ve insan sağlığı açısından ciddi risklerin oluşmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla elektronik cihazların doğru şekilde geri dönüşüm sistemine dahil edilmesi hem çevresel sürdürülebilirlik hem de kaynak verimliliği açısından temel bir gerekliliktir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gelecekte “döngüsel ekonomi” modeli öne çıkacak</strong></p>
<p>Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi yaklaşımının daha fazla önem kazanacağını ifade eden Karan, “Gelecekte e-atık yönetimi konusunda öne çıkan yenilikler ve politikalar, daha çok döngüsel ekonomi temelli yaklaşımlar etrafında şekillenmektedir. Geleneksel ‘üret-kullan-at’ modelinden uzaklaşılarak, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatmayı ve atık oluşumunu kaynağında azaltmayı hedefleyen sistemler ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda en önemli politikalardan biri Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (Extended Producer Responsibility &#8211; EPR) uygulamalarıdır. Bu yaklaşımda üreticiler, ürünün yalnızca üretim aşamasından değil, kullanım ömrü sonrasındaki toplama, geri dönüşüm ve bertaraf süreçlerinden de sorumlu tutulmaktadır. Bu sistem, üreticileri daha dayanıklı, onarılabilir ve geri dönüştürülebilir ürün tasarlamaya yönlendirmektedir. Son yıllarda bu konuda yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi ve kapsamın genişletilmesi dikkat çekmektedir. Bunun yanında, eko-tasarım (ecodesign) yaklaşımı geleceğin önemli bileşenlerinden biridir. Elektronik ürünlerin tasarım aşamasında sökülebilirlik, tamir edilebilirlik ve malzeme geri kazanımına uygunluk kriterlerinin dikkate alınması, geri dönüşüm verimliliğini artırmaktadır. Buna paralel olarak ‘onarım hakkı (right to repair)’ politikaları da yaygınlaşmaktadır. Bu politikalar, tüketicilerin ürünlerini daha uzun süre kullanabilmesini desteklemektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gelecekte e-atık yönetiminde temel hedef ne olacak?</strong></p>
<p>Teknolojik yenilikler açısından ise yapay zekâ ve dijital takip sistemlerinin ön plana çıktığına işaret eden Karan, “Yapay zekâ destekli ayrıştırma teknolojileri, elektronik atıkların daha hızlı ve doğru sınıflandırılmasını sağlamakta; dijital ürün pasaportu gibi uygulamalar ise ürün içeriğinin ve yaşam döngüsünün izlenebilirliğini artırmaktadır. Bu da geri kazanım süreçlerini daha verimli hale getirmektedir. Gelecekte e-atık yönetiminde temel hedef; yalnızca atıkları bertaraf etmek değil, ürünleri sistem içinde mümkün olduğunca uzun süre tutarak kaynak verimliliğini artırmak ve çevresel etkileri minimize etmektir. Bu doğrultuda politika, teknoloji ve tüketici davranışlarının birlikte dönüşmesi gerekmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509">Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
