Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

    İzmir Gediz Deltası için Tarihi Adım: Akdeniz Ölçekli 5 Yıllık Restorasyon Çalışması Kamuoyuna Tanıtıldı

    Akdeniz Havzası’nın önemli sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası , ekosistem bütünlüğünü ve biyoçeşitliliğini koruyarak geleceğe taşımak amacıyla geniş kapsamlı bir restorasyon ve canlandırma projesine ev sahipliği yapıyor.

    Akdeniz Havzası’nın önemli sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası ,

    Akdeniz Havzası’nın önemli sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası , ekosistem bütünlüğünü ve biyoçeşitliliğini koruyarak geleceğe taşımak amacıyla geniş kapsamlı bir restorasyon ve canlandırma projesine ev sahipliği yapıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ile Doğa Derneği ortaklığında, uluslararası proje ortakları BirdLife Avrupa ve Orta Asya (Dünya Kuşları Koruma Kurumu) ve Fransa merkezli Tour du Valat Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle yürütülecek olan proje, Tehlike Altındaki Kara ve Deniz Ekosistemleri Programı (ELSP) finansal desteğiyle hayata geçiriliyor. “Nehir ve Denizin Güçlerinden Yararlanarak Gediz Deltası’nı Yeniden Canlandırmak Projesi”nin açılış ve lansman toplantısı, 6 Ekim 2026 Salı günü İzmir’de gerçekleştirildi.

    İzmir Vali Yardımcısı Sayın Erkan Karahan, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir ve 4. Bölge Müdürü Kerim Gençoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yetkilileri, akademisyenler ile sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda; Gediz Deltası’nın geleceğine yönelik restorasyon yaklaşımı, hedefleri ve 2026-2031 yılları arasında yürütülecek 5 yıllık çalışma planı kamuoyuyla paylaşıldı.


    Menemen, Foça, Çiğli ve Karşıyaka ilçeleri sınırları içinde bulunan ve farklı statülerle koruma altında olan Gediz Deltası; uluslararası Ramsar Sözleşmesi listesinde yer almasının yanı sıra Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Doğal Sit Alanı ve Leukai Antik Kenti’nin varlığı sebebiyle Arkeolojik Sit Alanı unvanlarını bünyesinde barındırıyor.
    Gediz Deltası Dünya Flamingo Nüfusunun %10’una Ev Sahipliği Yapıyor.

    Dalyanları, tuzcul çayırları, sazlıkları, lagünleri, tarım arazileri ve geleneksel üretim biçimleriyle öne çıkan Gediz Deltası, dünya flamingo popülasyonunun %10’una kuluçka alanı sunarak her yıl yaklaşık 20.000 çift flamingoya ev sahipliği yapıyor. Tepeli pelikan ve sumru kuşlarının Akdeniz’deki en büyük kolonilerinden birini barındıran bölge; on binlerce su kuşu için kritik bir kışlama, mola ve üreme sığınağı işlevi görüyor. Delta, kıyı boyunca yürütülen küçük ölçekli balıkçılık, geleneksel hayvancılık ve yıllık yaklaşık yarım milyon tonluk tuz üretimiyle kent ekonomisi ve sosyal yaşamla iç içe varlığını sürdürüyor.
    Çalışma Kapsamında Gediz Deltası Güçlenecek
    Tatlı su alanlarında biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin geleceğinin güvence altına alınması amacıyla güneş enerjisi sistemleriyle desteklenen su yönetimi uygulamalarından ekolojik temelli mera ve çayır yönetimine kadar farklı çalışmalar gerçekleştirilecek. Nehirlerin doğal akışını yeniden güçlendirmek için mevcut bariyerlerin balıkların rahatlıkla göç edebildiği ekolojik bentlere dönüştürülmesi, flamingo adasının restore edilmesi ve su kuşları için yapay üreme platformlarının oluşturulması da projenin önemli uygulamaları arasında yer alıyor.

    Kuşların üreme ve beslenme alanları arasındaki hareketlerini engelleyen ve her yıl çok sayıda kuşun ölümüne veya yaralanmasına neden olan elektrik hatlarının uygun bölümlerde yer altına alınmasıyla deltadaki önemli tehditlerden birinin azaltılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra kırsal kalkınmayı destekleyecek ekonomik modeller ve uygulamalar geliştirilecek, deltayı ziyaret eden insanların doğayla daha güçlü bir ilişki kurabilmesi için ekoturizm çalışmaları desteklenecek. Deltada yer alan Ziyaretçi Merkezi’nin restorasyonu da bu kapsamda ele alınarak merkezin ziyaretçilerin ve öğrencilerin daha aktif kullanabileceği bir yapıya kavuşturulması planlanmaktadır.

    Gediz Deltası’nın ekolojik bütünlüğünü sağlamak için 2031 yılına kadar devam edecek geniş kapsamlı restorasyon çalışması, yalnızca proje ekibinin çalışmalarıyla değil; farklı disiplinlerden 15’in üzerinde uzman, akademisyen, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun da katkı vereceği çalışmalarla desteklenecektir.

    “Gediz Deltası Küresel Bir Doğa Mirasıdır.”

    Çalıştayda bir konuşma yapan ve Gediz Deltası’nın ülkemizin ve dünyanın önemli sulak alanlarından biri olduğunun altını çizen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir:

    “Gediz Deltası 1998 yılında kazandığı Ramsar Alanı statüsüyle küresel bir doğa mirasıdır. Tatlı, acı ve tuzlu su ekosistemlerini, lagünleri ve tuzlu bataklıkları bir arada barındıran bu eşsiz coğrafya, biyolojik çeşitlilik açısından dünyada kritik bir merkez konumundadır.

    Böylesine geniş ölçekli bir restorasyonun başarısı; kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin, bölge üniversitelerimizin, akademisyenlerimizin, konu uzmanlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın ortak aklına ve güçlü iş birliğine bağlıdır. Bu yaklaşım, Genel Müdürlüğümüzün ulusal ve uluslararası ölçekte güvenilir, yenilikçi ve öncü bir kurum olma hedefinin de sahadaki karşılığıdır. Bugün Gediz Deltası’nın doğal yapısını korumak ve ekolojik bütünlüğünü geleceğe taşımak adına attığımız bu adımın, yarının dünyasına da hizmet edeceğine yürekten inanıyorum” dedi.

    Tatlı ve Tuzcul Ekosistem Dengesi Yeniden Sağlanacak.

    Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuba Kılıç Karcı, proje kapsamında Gediz Deltası’nda gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarına ilişkin:

    “Günümüzde koruma altında olmasına rağmen geçmiş dönemlerde Üçtepeler bölgesinde inşa edilen ve artık kullanılmayan atıl setler ile yollar, deltanın kalbi konumundaki dalyanlarda doğal su hareketlerini, gelgit süreçlerini ve sediment akışını kısıtlıyor. Proje kapsamında, deltadaki tatlı su ve tuzcul ekosistemler arasındaki doğal dengenin yeniden güçlendirilmesini, su ve sediment akışının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasını ve doğal süreçlerin yeniden işlemesini hedefliyoruz.

    Kamu kurumları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak aklı ve iş birliği sayesinde delta biyoçeşitliliğini bütüncül bir yaklaşımla yeniden güçlendireceğiz. Nehir ve denizin doğal güçlerinden yararlanan bu restorasyon yaklaşımının, Gediz Deltası’nın iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığını artıracağına ve bölgedeki tür çeşitliliğinin uzun vadede korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu çalışma, sadece Gediz Deltası için değil tüm Akdeniz için örnek bir ekosistem restorasyonu olacak.” ifadelerini kullandı.