Türk tiyatrosu 2026-2027 sezonuna yine yepyeni oyunlarla perde açmaya hazırlanırken bu yıl bir ilke de sahne olacak. Ödüllü yazar Martin McDonagh’ın yine ödüllü oyunu olan dünyaca ünlü Inishmorelu Yüzbaşı, tiyatro sahnesinde ilk kez siyah beyaz dekor, kostüm ve makyajla sergilenecek. 2 Ekim tarihinde DasDas’ta gerçekleşecek olan prömiyer gecesinde tiyatroseverlerle buluşacak oyun Besa Yapım, Panda Drama ve VAG yapım ortaklığıyla sahnelenecek. Kara komedi türündeki oyunun yönetmenliğini ödüllü yönetmen Volkan Ateş Gündüz üstlenirken oyuncu kadrosunda da yine ödüllü isimler var.
Her karede film etkisi: Şiddete siyah beyaz eleştiri
Inishmorelu Yüzbaşı sahnelenme tarzıyla izleyiciye siyah beyaz bir film izliyormuş hissini sahnede ilk kez yaşatacak. Gerilim kadar komedi, komedi kadar şiddet, şiddet kadar yalnızlık temalarını her anında etkili bir biçimde sunacak olan oyun, izleyiciye zaman içinde solmuş, monokrom bir film izliyormuş duygusu vermeyi hedefliyor.
Ödüllü yazar Martin McDonagh’ın usta kaleminden çıkan karakterlerin iki kutuplu düşünme biçimi dost ya da düşman, kahraman ya da hain, bizden olan ya da ortadan kaldırılması gereken bir ikirciklik yaratırken, sahnelemede kurgulanan siyah beyaz dünyayla dünyanın rengini kaybettiğinin altı çiziliyor.
Ödüllü oyuncular yine aynı sahnede
Inishmorelu Yüzbaşı oyununun oyuncu kadrosunda Ermişler ya da Günahkar adlı oyunda aynı sahneyi paylaşan ödüllü oyuncular Burak Demir (23. Direkler Arası Seyirci En iyi Erkek Ödülü / 9. Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri 2023 Yılın Erkek Oyuncusu), Aziz Çoban (Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri 2023 Yardımcı Rolde En İyi Erkek); Volkan Ateş Gündüz, Yeşim Çelebi, Çağla Acar, Metin Kurt ve Cihan Bektaş yer alıyor.
Kedidir kedi…
İrlanda’nın Inishmore Adasında geçen oyun, radikal bir örgüt üyesi olan Padraic’in, her şeyden çok sevdiği kedisinin ölüm haberini almasıyla başlayan dönüşünü anlatıyor. Ancak küçük görülen bu kayıp kısa sürede şiddet, sadakat, fanatizm ve intikamın birbirine karıştığı bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Oyun boyunca yüksek tempo ve beklenmedik kırılmalar sahneye taşınırken, seyirci sinematik monokrom bir sahneleme tasarımıyla çağdaş ve bir o kadar da keskin bir kara-komedi deneyimi yaşıyor.
Oyunun mizahı, şiddetin önemsizleştirilmesinden değil, karakterlerin korkunç olaylara şaşırtıcı bir doğallıkla yaklaşmasından doğuyor. Aynı zamanda oyun günümüz dünyasında hemen her gün yaşadığımız şiddet olaylarının sıradanlaşmasına da zamansız bir eleştiri niteliği taşıyor. Şiddetin komedi olmaktan çıktığı nokta ve bütün büyük sözlerin altında kalan fiziksel sonuç izleyiciye bir kedi üzerinden güçlü diyaloglarla aktarılıyor.

