Çocukların ağız ve diş sağlığında beslenme alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Peynir, sade yoğurt, şekersiz kuruyemişler ve su gibi seçenekler dişlerin korunmasına destek olurken; sık tüketilen şekerli ve asitli ürünler çürük riskini artırabiliyor. Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi İpek Kınıkoğlu, dengeli beslenmenin yanı sıra düzenli diş fırçalama ve florür kullanımının da korunmanın temel unsurları olduğuna dikkat çekti.
Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi İpek Kınıkoğlu, hiçbir gıdanın tek başına dişleri çürüğe karşı korumadığını belirterek ağız ve diş sağlığında dengeli beslenme, tükürük, florür ve düzenli plak temizliğinin birlikte önem taşıdığını vurguladı.
Peynir ve sade yoğurt diş minesini destekliyor
Dr. Öğr. Üyesi İpek Kınıkoğlu, peynir ve sade yoğurdun, içerdiği kalsiyum ve fosfat nedeniyle diş sağlığı açısından olumlu seçenekler arasında yer aldığını belirterek “Kalsiyum ve fosfat, mine yüzeyindeki erken mineral kayıplarının tükürük aracılığıyla yeniden kazanılmasına katkı sağlayan temel minerallerdir. Süt ürünlerindeki kazein proteinleri de mine yüzeyinde koruyucu bir ortamın oluşmasına destek olabilir. Özellikle peynir çiğnemek tükürük akışını artırır; tükürük asitleri tamponlar, yiyecek artıklarını uzaklaştırır ve remineralizasyon için mineral taşır” diye konuştu.
“Sütlü” veya “kalsiyumlu” olması tek başına yeterli değil
Peynir ve sade yoğurdun dişler açısından birkaç nedenle olumlu bir seçenek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi İpek Kınıkoğlu, şunları söyledi:
“Süt şekeri olan laktoz, sakkaroz kadar hızlı ve güçlü bir pH düşüşüne yol açmaz. Bu nedenle sade süt ve şekersiz süt ürünleri genel olarak düşük çürük riskli kabul edilir. Ancak meyveli, ballı, aromalı veya şeker eklenmiş yoğurtlarda tablo değişir; ürünün kalsiyum içermesi, eklenen şekerin sık tüketilmesinden kaynaklanan riski tamamen ortadan kaldırmaz.
‘Kalsiyumlu’ veya ‘sütlü’ ibaresi, ürünün diş dostu olduğu anlamına gelmez. Şekerli sütler, aromalı yoğurtlar, sütlü tatlılar ve yapışkan barlar kalsiyum içerse bile sık tüketildiğinde çürük riskini artırabilir.
En iyi kullanım şekli; peynir veya sade yoğurdu dengeli bir öğünün parçası haline getirmektir. Peynirin öğün sonunda tüketilmesi ağız pH’sının toparlanmasına yardımcı olabilir; fakat bunu ‘diş fırçalama yerine geçen bir tedavi’ gibi düşünmemek gerekir. Florürlü diş macunuyla düzenli fırçalama ve ara yüz temizliği temel korunma yöntemleridir.”
Kuruyemiş: Diş dostu bir ara öğün seçeneği
Kuruyemişlerin genellikle serbest şekerden düşük, protein ve sağlıklı yağlardan zengin besinler olduğunu belirten Kınıkoğlu, “Yaşa uygun, sade ve şekersiz kuruyemişler; serbest şeker içeriği yüksek bisküvi, şekerleme ve yapışkan barlara kıyasla daha uygun bir ara öğün seçeneği olabilir. Çiğneme hareketi tükürük salgısını artırarak ağız içindeki asitlerin tamponlanmasına ve yiyecek artıklarının uzaklaştırılmasına yardımcı olabilir.
Ancak kuruyemişlerin tuzsuz, şekersiz ve kaplamasız olmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Küçük çocuklarda bütün kuruyemişler boğulma riski oluşturabileceğinden yaşa ve çiğneme becerisine uygun ezme, öğütülmüş veya ince kıyılmış seçenekler tercih edilebilir. Okul ortamında ise alerji politikalarının da dikkate alınması gerekiyor” uyarısında bulundu.
Su içmenin ağız ve diş sağlığı açısından yararlarına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi İpek Kınıkoğlu, “Su, ağızda kalan şeker ve asitlerin seyreltilmesine, gevşek yiyecek parçalarının uzaklaştırılmasına ve yeterli tükürük üretiminin sürdürülmesine destek olur. Ancak suyun asıl katkısı ‘asitleri kimyasal olarak tamamen nötralize etmek’ değil, ağız ortamının daha hızlı toparlanmasına yardım etmektir. Su içmek fırçalama ve diş ipinin yerini tutmaz” diye konuştu.
Diş fırçası yoksa ne yapılmalı?
Okulda veya dışarıda paketli bir gıda tüketilen durumlarda hemen diş fırçalama imkânı bulunamaması halinde yapılabilecekleri anlatan Kınıkoğlu, bunları şöyle sıraladı:
– Bir bardak su içilmeli ve mümkünse ağız suyla çalkalanmalı. Bu işlem gevşek artıkların uzaklaşmasına ve asitlerin seyrelmesine yardımcı olur.
– Çocuk güvenle sakız çiğneyebilecek yaştaysa, okul kuralları izin veriyorsa ve boğulma riski yoksa yaklaşık 20 dakika şekersiz sakız çiğnemek tükürük akışını artırabilir. Sakız fırçalamanın yerine geçmez.
– Tüketilen ürün asitliyse —örneğin meyve suyu, gazlı içecek veya ekşi şeker— dişler hemen sertçe fırçalanmamalıdır. Suyla çalkalayıp yaklaşık 30-60 dakika bekledikten sonra fırçalanmalıdır.
– İlk uygun zamanda yumuşak kıllı fırça ve florürlü diş macunuyla iki dakika fırçalanmalıdır. Diş aralarında parça kalmışsa ara yüz temizliği akşam tamamlanmalıdır.
– Çantada kapaklı küçük bir diş fırçası bulundurulmalıdır. Fırçanın havalanarak kuruyabileceği bir saklama biçimi tercih edilmelidir.
Diş dostu beslenmenin temelinde düzenli alışkanlıklar var
Çocuklarda diş sağlığını korumak için tek bir “mucize” besine odaklanmak yerine, bütüncül bir beslenme ve ağız bakım alışkanlığı oluşturmak gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi İpek Kınıkoğlu, “Şekerli ve asitli ürünlerin sık tüketiminin sınırlandırılması, öğünlerin düzenli olması, su tüketiminin artırılması, uygun besinlerin tercih edilmesi ve düzenli florürlü diş macunu kullanımı birlikte değerlendirilmelidir. Diş dostu beslenmenin, diş fırçalamanın alternatifi değil; sağlıklı ağız ve diş bakımını destekleyen önemli bir alışkanlık olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.

